Religious values
53 theses under this subject heading
Religious values in The Arabic novel -1990-2015-
This study has highlighted the religious values in the contemporary Arabic novel. So, it shed light upon its unique capabilities in the novelist art in carrying contents and delivering messages. Also, it sought to search for religious values in narrative models and studied it as an objective and analytical study. Moreover, it showed its importance and how to enrich the novelist art and its impact on the role of fiction characters taking in consideration the composition, characterization and dimensions of them psychologically, socially and physically. Also, the study took inconsideration descriptive analytical approach, historical approach and psychological approach. However, it didn't resort to extrapolate novels based on a certain religious, political or social principle but it expanded its horizons to include different topics. Again, it took into account while selecting the 30 novels which it studied the "Geographical Distribution". It was careful to include most of the countries of the Arab world and set a period of time from 1990 to 2015. Furthermore, the study was required to have an introduction, preface, three chapters and a conclusion. Besides, the researcher in the introduction clarified the study objective, its importance, the questions he asked and the approach followed. Also, he recalled the previous studies showing the difference between them. In addition, he has shortened the preface to show a summary of the concept of modern Arabic novel and its features. He stopped in the middle (middle of the preface) when he wanted to define the general values linguistically. Then he went deep into the religious values showing its importance, comprehensiveness, characteristics, objectives, sources and the classification of Western and Arab researchers to it. Besides, he clarified the classification of this study saying that this classification comes as a result of wide view to Western and Arab classifications. Hence, he presented a list of religious values to specialists in the fields of literature, novel, Islamic and political education from the Arab world and Turkey. He ended the preface by talking about the relation among Literature, religion and values. Stressing that it is based on Solid base and reciprocal roles.
Modern değerler eğitimi ile İslâmî değerler eğitiminin mukayesesi
Değer, insanın varlığa ve olaylara bakışını ve algılayışını etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Değerleri algılama biçimlerindeki farklılıklar, olguların, olayların ve davranışların farklı yorumlanmasının temel nedenidir. Her Eğitim sistemi kendi değerlerini benimsemiş bireyleri yetiştirmeyi hedeflediğinden değerler, eğitilenlerin eğitimlerindeki temel dinamikleridir. Modern değerler Eğitiminin fikri altyapısı ilgili düşünürlerin görüşlerine ve siyasi ortama bağlı olmaktadır. Bu bağlamdaki düşünürlerin görüşleri ile siyasi ortamı bilmek önem arz etmektedir. İslami değerlerin fikri alt-yapısı, vahye ve Hz Muhammed'e dayanmaktadır. Her iki eğitim sisteminin değer kaynaklarına ve fikri alt yapılarına bağlı, iki eğitim sistemi arasındaki temel farklar ve bu farkların sonuçları ile benzer yönleri ortaya çıkmaktadır. Bu durumun ortaya konulması, İslami değerler eğitimi ve din eğitimi bilim dalı için önem arz ettiğinden konumuz gereği çalışmamızda İslami değerler eğitimi ile Batı değerler eğitiminin üze-rinde durulmaktadır. Ayrıca her iki eğitim sisteminin değerler fikir alt yapılarının dayandığı kaynaklar ve kişiler dile getirilmektedir.
Kazak dinî destanları üzerine inceleme
Destanlar, toplumun yaşam tarzını içinde barındıran kültürün en önemli taşıyıcılarından biridir. Destanlar milletlerin ideal millet yaratma anlayışının bir ürünü olması yanında dinî algılama biçimlerini de yansıtan edebî metinlerdir. Dinî destanlar, İslamiyet'in yayılma sürecinde halka İslam dinini benimsetme, anlatma ve yayma amacıyla yazılan ve bu amacı gerçekleştirmek için yaratılan ideal kahraman tipini gazi tipine dönüştüren dinî-ahlaki sosyal normların nesillere aktarıldığı, halka gaza ruhunu aşılayan metinlerdir. Türk Dünyası geniş bir coğrafi alanı kapsasa da bu mekân içinde yaşayan Türk toplulukları gerçek manada aynı duyguyu, yaşam tarzını, bakış açısını benzer edebî metinleri üreten aynı kültür kodlarını kullanan birlikteliğin adıdır. Anadolu sahasında Battalnâme, Cenknâme gibi türlerle isimlendirilen halk hikayeleri Kazak folklorunda dinî destan olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmayla Kazak dinî destan anlatıcılarına verilen isimler, akınların repertuvarları, ait oldukları destan mektepleri, anlatma teknikleri, epizot ve motif yapıları, anlatılardaki tipler hakkında bilgiler verilmiş, Kazak sahası Battalnâme ve Cenknâmeleri Anadolu sahası ürünleriyle kıyaslanmış ayrıca Türk destancılık geleneği içinde Kazak dinî destan çalışmalarının yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Babalar Sözi (Atalar Sözü) kitap serisinin 12. cildinde yer alan "Zarkum" 16. cildinde yer alan "Kıssa Seyitbattal" ve 10. cildinde yer alan "Muhammed Hanefi Hazreti Ali Oğlunun Tabut Padişahı ile Savaşı" adlı dinî destanlar Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır.
Basamaklama tekniği kullanılarak dinî hassasiyet farkının anlam-değer (zincir) modeli ile çözümlenmesi
"Mantık kullanarak ikna edersin, ama motive etmek istiyorsan bunu duygular aracılığıyla yapmalısın. Bunu, insanların değerlerine dokunarak yaparsınız." sözüyle Richard Wirthlin'in ifade ettiği gibi ürünler de tüketiciler için birer anlam ifade eder. Bilişsel bir yaklaşım olarak Anlam-Değer (Zincir) Modeli de tüketicilerin karar verme süreçlerine ışık tutarak onların mal, hizmet ve/veya deneyim gibi pazarlama sunumları ile olan etkileşimini keşfetmeye çalışmaktadır. Burdan yola çkarak yapılan bu çalışma ile dinî değerleri yaşam şekillerine farklı şekillerde yansıtan bireylere ait ürün özellikleri, elde edilen sonuçlar ve ulaşılan nihai değerler arasındaki kapsayıcı ilişkilerin karşılaştırılması ve aralarındaki benzerlikler ile farklılıklarn belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için giderek önemi artan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Basamaklama Tekniği'nden yararlanılmış ve iki grup katılımcıyla üç çeşit ürün üzerine yapılan görüşmelerden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Böylece kutuplaşmış olarak nitelendirilen toplumumuzda tüketim söz konusu olduğunda bireyin hayatında oynadığı role göre dinî değerlerin nasıl bir etkiye sahip olduğu farklı bir model üzerinden gözlemlenmiştir.
Çizgi filmlerde din ve değerler eğitimi: Diyanet TV çizgi film örnekleri
Bu araştırma din içerikli çizgi filmlerin din ve değerler eğitimde kullanılmasını inceleyen bir çalışmadır. Özellikle Diyanet TV yapımı olan çizgi filmlerin din ve değerler eğitiminde kullanılabilirliği ve örgün eğitimde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla Diyanet TV yapımı olan din içerikli üç çizgi film; Dedemin Öyküleri, Yusuf'un Dünyası, Şeker Hoca olarak seçilmiştir. Bu üç çizgi filmin belirli bölümleri çeşitli açılardan incelemeye tabi tutulmuştur. Araştırmanın birinci bölümü kuramsal bir çalışmayı kapsamaktadır. Bu noktada kitlesel iletişim araçları, çizgi filmlerin ne olduğu ve özellikleri, çocuk- çizgi film ilişkisi, çizgi filmlerin tarihsel gelişim süreçleri, din ve değer kavramları, din eğitimi ve değerler eğitimi yaklaşımları hakkında kısaca bilgiler verilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümü ise söz konusu çizgi filmlerin belirli bölümlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Çizgi filmlerin genel özellikleri, karakter tahlilleri, bölüm içerikleri incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Değerlendirilen bu çizgi filmlerin örgün eğitimde kullanılabilirlikleri de ayrıca incelenmiştir.
Cumhuriyet Dönemi milli eğitim şuralarında din ve değer eğitimi (2010-2021)
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren Milli Eğitim Şuraları toplumun çeşitli çevrelerinden aydınları bir araya toplayarak birçok konuda fikir alışverişi yapılmasını sağlamış ve Türk Eğitim Tarihini değiştirebilecek nitelikte kararlar almıştır. Tavsiye niteliğinde olan bu kararlar ise çoğu zaman hayata geçirilmiştir. Bu yönüyle MEŞ'ler Türk Eğitimi için çok önemli bir görev gerçekleştirmektedir. Din eğitimi Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren ülke gündeminde olan bir alandır. Dönem dönem öğretim programındaki yeri ve niteliği değişse de şuan için örgün eğitimde Türkiye'de din eğitiminin göz ardı edilmesi mümkün görünmemektedir. Değer eğitimi ise eğitim var olduğundan beri gerçekleştirilen bir eylem olarak düşünüldüğünde Türkiye Cumhuriyeti'nde değer eğitimi onun tarihiyle başlar, denilebilir. Bu tezde Cumhuriyet Dönemi'nde gerçekleştirilen MEŞ'ler din eğitimi ve değer eğitimi ile ilgili verilen kararlar açısından incelenmiştir.
Reşat Nuri Güntekin'in romanlarının eğitim değerleri açısından incelenmesi
Bu araştırmada Reşat Nuri Güntekin'in romanlarının eğitim değerleri açısından incelenmesi konu edilmektedir. Çalışmada, Reşat Nuri Güntekin'in incelenen romanlarında ?Fertlerde Gerçekleşmesi İstenilen Davranışlar?, ?Sosyal Hayatla İlgili Telkinler?, ?Yurt ve Millet Sevgisi? ve ?Din Duygusu? ile ilgili telkinlerin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada betimsel tarama modeli ve doküman incelemesi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Reşat Nuri Güntekin'in romanlarıdır. Reşat Nuri Güntekin'in 19 romanının eğitim değerleri açısından incelenmesi çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır.Çalışmanın bulgular kısmında Güntekin'in romanları yapı olarak incelenmiştir. Bu kısımda Güntekin'in romanları basım tarihlerine göre sıralanmıştır. Çalışmanın yorum kısmında, eserlerdeki değerler tespit edilerek sıklık derecelerine göre sıralanmıştır.Güntekin'in romanlarında ?Sosyal Hayatla İlgili Telkinler?in daha çok işlendiği görülmüştür. İncelenen romanlarda ?Yardımseverlik?, ?Sevgi ve Acıma?, ?Okuma Sevgisi? en çok işlenen değerler olarak tespit edilmiştir.Sonuç olarak hayatının büyük bir kısmını eğitim-öğretim hizmetlerinde geçirmiş, görevi gereği Anadolu'yu baştanbaşa dolaşmış bir edebiyatçı olan Güntekin'in Anadolu insanının yaşam tarzını, değerlerini, gelenek ve göreneklerini yakından tanıması onun eserlerine de yansımıştır. Bu bakımdan Güntekin'in çalışmanın konusunu teşkil eden romanları eğitim açısından önemli bir yere sahiptir.Anahtar Sözcükler: Reşat Nuri Güntekin, Eğitim, Edebiyat, Değer.
Fârâbî'nin Kur'an kavramlarına yüklediği anlamlar bağlamında ve din tasavvuru,
İslam'ın altın çağında; 9. yüzyılda yaşayan Ebu Nasr Muhammed bin Tarhan bin Uzluğ bin Turhan Al-Farabî et Turkî el Muallimus's-Sani (258/870-339/950) İslam Felsefesinde en sistemli ve kapsamlı felsefî çalışmaları gerçekleştiren kurucu filozof olarak kabul edilmektedir. Fârâbî'nin varoluşa dair düşüncelerinde Aristoteles'in; topluma dair düşüncelerinde Eflatun'un yaklaşımı ağır bassa da o, her iki düşünürün aynı hakikati farklı yöntemlerle ele aldıklarından hareketle Kur'an kavramları ve İslam düşüncesi ile felsefesini şekillendirmiştir. Çalışmamızda Fârâbî'nin düşünce dünyasını anlama üzere öncelikle Fârâbî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde felsefe ve din kavramlarının anlam dairesi ortaya konularak, İslam felsefe geleneğinde meselenin nasıl ele alındığına dair tartışmaları müzakere ettik. Felsefe geleneğinde ve Kur'an'da kullanılan bazı kavramların her iki sahadaki anlamlandırmalarını ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'nin sisteminde Felsefe ve Din ilişkisinin mahiyetini analiz ettik. Bu bağlamda Tanrı tasavvurunu, Âlem Tasavvurunu ve Din Tasavvurunu Fârâbî'nin eserlerinde meselenin ele alış şekline göre inceleyerek Felsefe ve Din kurgusunu nasıl netleştirdiğini analiz etmeye çalıştık. Sayfa altı dipnotlarda eserin tercüme edilmiş Türkçe ismiyle birlikte Arapça isimlerini de koymayı uygun bulduk. Biz bu çalışmamızda ağırlıklı olarak Fârâbî'nin el-Medinetü'l Fadıla, es-Siyasetü'l-Medeniyye, Kitâbu'l-Huruf, İhsâu'l-Ulûm ve Tahsilu's-Saade adlı eserlerini merkeze almakla birlikte ulaşabildiğimiz tüm eserlerini incelemeye çalıştık. Felsefesi ile İslam düşünce tarihine yön veren ve İslam felsefesinin çerçeve planını çizen Fârâbî'nin, dînî kavramlara yüklediği anlamlarla teşekkül ettirdiği felsefesini anlamaya çalışacağız.
İskilip ilçe merkezi ve çevresindeki dini ziyaret yerleri
Birçok uygarlığa ev sahipliği yapan ve zengin bir tarihi kültüre sahip olan İskilip, geleneksel kültürüne olan bağlılığı ve halk inanışlarının devamlılığını sürdürdüğü kadim bir ilçedir. Din sosyolojisinin araştırma konularından olan ve günümüzde etkisini sürdürmeye devam eden ziyaret fenomeninde, İslam öncesi Türk inanç kültürünün yanı sıra İslami motiflerle birleşmiş halk dindarlığının etkileri ve bu etkiler sonucunda yapılan uygulamaların yansımaları görülmeye devam etmektedir. İskilip merkezi ve köyleri ile sınırlandırılan çalışmamız İskilip yöresinde bulunan dini ziyaret yerlerini, halk tarafından ziyaret edilen bu yerlerin kutsalla olan bağlantısını ve ziyaret edilme nedenlerini bunun sonucunda ise İskilip yöresinde bulunan bireylerin sahip olduğu inanç yapısını konu almaktadır. Bu çalışmada, İskilip merkezi ve köylerinde kutsal olduğu düşüncesi ile ziyaret edilen türbe, mezar, ağaç, su, tepe vb. kutsal mekânlar tespit edilmiştir. Kutsal kabul edilen bu yerlerdeki mekânların bazılarının kutsallığı devam etmekte olup ziyaretlerle birlikte çeşitli ritüeller yapılırken bazılarının ise zamanla önemini kaybettiği ve unutulmaya yüz tuttuğu görülmektedir. Çalışmamız giriş kısmıyla devam eden iki bölümden ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Araştırmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı, önemi ve metodolojisinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde ziyaret konusunun kutsallığı sebebiyle dinî bir kavram olarak kutsal anlayışı, ziyaret fenomeni ve ziyaret fenomeninde teorik yaklaşımlar ele alınmıştır. İkinci bölümde İskilip'in tarihi ve coğrafi durumundan bahsedilerek İskilip merkezi ve köylerinde bulunan dini ziyaret yerleri tespit edilmiş, saha çalışmasının gereği olarak bu ziyaret yerlerine gidilerek bizzat incelenmiş, fotoğraflanmış ve kaynak kişilerle görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler objektif bir şekilde yorumlanmıştır. Türbe, mezar, su, ağaç vb. ziyaret yerlerinin özellikleri ziyaret edilme nedenleriyle anlatılmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmalarımız neticesinde ulaşılan bilgilerin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Din sosyolojisi yöntem ve teknikleri esas alınarak yapılan çalışmamız hem kaynaklara dayalı teorik kısımdan hem de saha da incelemeye dayalı alan araştırmasından oluşmaktadır. Çalışmamızın teorik kısmı ile ilgili, kitaplar makaleler, ansiklopediler, yüksek lisans ve doktora tezleri gibi çeşitli kaynaklar incelenmiş olup kütüphaneler ve internetten de yararlanılmıştır. Saha çalışmasına dayalı alan araştırmada yerinde gözlem ve tespit, kaynak kişilerle mülakat, dolaysız gözlem gibi teknikler kullanılmıştır. Son olarak elde edilen bilgiler nesnel bir tutumla değerlendirilmiştir.
Okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının uygulanabilirliği ve veli görüşleri (Çorum örneği)
Bu araştırma okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori eğitim yaklaşımının uygulanabilirliği probleminden hareketle okul öncesi din ve değerler eğitiminde Montessori yaklaşımının kuramsal çerçevesini ve Montessori materyallerinin okul öncesi din ve değerler eğitimine uyarlanmasını ele almıştır. Çalışmamız Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında gerçekleştirilen uygulama etkinliklerinin sonucunda çocukların kazanımlarına ilişkin veli gözlemlerine dayalı, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen verilerle Montessori yaklaşımı ile üretilen din ve değerler alanına ait materyallerin 4-6 Yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde ne derece etkin olduğu ve Montessori modelinin 4-6 yaş Kur'an Kurslarında din ve değerler eğitiminde uygulanabilirliğinin tespitini amaçlamıştır. Araştırmamızın çalışma grubu Çorum ili Hz. İbrahim Camii 4-6 Yaş Kur'an Kursu Din ve Değerler Eğitimi Montessori Sınıfında eğitim gören öğrencilerin velilerinden oluşmaktadır. İlgili kursta 2021-2022 eğitim-öğretim döneminde eğitim gören 90 öğrenciden oluşan Montessori sınıfında eğitim almış 35 öğrencinin velisi ile mülakat yöntemi kullanarak araştırma yapılmıştır. Her bir katılımcıya K1 (Kadın Katılımcı Bir), K2 (Kadın Katılımcı İki)… (E1 (Erkek Katılımcı Bir) E2 (Erkek Katılımcı İki)… şeklinde kodlar verilmiştir. Bu kodlarla amaçlanan katılımcı görüşlerinin araştırma metnine aktarılması sağlanmasıdır. Katılımcılarla görüşmeler sözlü iletişim şeklinde yapılmıştır. Bu teknik ile hedeflenen amaç için sistematik bilgi toplanılmış aynı zamanda görüşmeci tarafından ihtiyaç duyulduğu anda ek sorularla istenilen bilgilerin eksiksiz toplanması sağlanmıştır.
Batı ve Türk çocuk edebiyatında seçilen eserler ışığında kutsal ve kutsalla ilişkilere bakış
Bu çalışmada, Türk Çocuk Edebiyatı'nda kutsal ve kutsala ait değerlerin yer alma biçimi açıklanmaya çalışılarak Batı Çocuk Edebiyatından seçilen klasiklerle karşılaştırmalı bir metin ortaya kondu. Örneklem olarak Türk Çocuk Edebiyatı yazarlarından Cahit Zarifoğlu'ndan "Yürekdede ile Padişah", Ahmet Efe'den "Anadolu Masalları", Figen Yaman Coşar'dan "Evrendeki Son Hazine" adlı kitaplar incelendi. Batı Çocuk Edebiyatı klasiklerinden de "Heidi", "Polyanna" ve "Küçük Kadınlar" adlı kitaplar değerlendirildi. Bu eserlerde dini hassasiyetler, doğrudan inançla ilgili kavram ve özellikler alt başlıklar halinde gözden geçirildi. Allah, Kuran, İslamiyet, peygamber, hoşgörü, din adamı, ibadet yeri, şükür, tevekkül, doğruluk- dürüstlük, cennet-cehennem gibi inanca dair kavramların Türk Çocuk Edebiyatına dair incelenen eserlerde nasıl işlendiği alt başlıklar halinde verildi. Batı Çocuk Edebiyatına dair incelenen eserlerde de Tanrı inancı ve dua, Hristiyanlık ve Hristiyanlığa dair kutsal olan unsurlar, kutsal kitap, din adamı, kilise gibi kavramlar alt başlıklar halinde sıralandı. Sonuç bölümünde de Türk Çocuk Edebiyatında yer alan Batı Çocuk Edebiyatı klasiklerinin ideolojik bir arka planla hangi mesajları çocuk zihninde temellendirdiği ve ne kadar başarılı-başarısız olduğu üzerinde durulup çocuk yazını açısından olumlu olumsuz neticeler ihtiva eden durumlar açıklanmaya çalışıldı. Batı ve Türk Çocuk Edebiyatına ait eserlerde kutsala dair oluşturulan alt başlıklardan hareketle Türk Çocuk Edebiyatının kutsalla olan ilişkisinin geçmişten bugüne hangi evrelerden geçtiği, günümüz çocuk edebiyatının sayısal artışına rağmen ne ölçüde başarılı ve nitelikli olduğu değerlendirilmeye çalışıldı. Bütün bu veriler ışığında Türk Çocuk edebiyatında kutsalın, geleneğin, değerlerin dönüştürülerek ve yeniden yorumlanarak bugün nasıl yazılması yeniden gerektiği teze konu eserlerden hareketle anlatıldı. Anahtar kelimeler: Çocuk Edebiyatı, Kutsal, Dini Değerler
Türk halk dindarlığının medyada dini sorular üzerinden değerlendirilmesi
Araştırmanın konusu, medyaya yöneltilen dini sorular üzerinden Türk halk dindarlığının ele alınmasıdır. Araştırmada Türkiye ve yurtdışında yaşayan Müslümanların Diyanet Televizyonunda yayınlanan Diyanete Soralım programına yönelttikleri sorulardan yola çıkarak katılımcıların din anlayışlarını, dine dair zihinlerindeki problem alanlarını ve dindarlık tutumlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, programa iletilen sorular 1) İbadet 2) Ekonomik Alan 3) Aile 4) Toplumsal Yaşam 5) İlim, 6) Akait (İnanç), 7) Halk İnançları, 8) Sağlık, 9) Ahlak boyutlarıyla incelenerek katılımcıların yaşantılarında dinin yeri ve dinle kurdukları ilişki doğrultusunda Türk halk dindarlığının ortaya konulmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleriyle yürütülmüş ve nitel içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma, Diyanete Soralım programının 2017 - 2018 yılı iki yayın döneminden seçilen elli programlık örneklemi kapsamaktadır. Sonuçta sorular üzerinden dinin toplumsal alanda nasıl yaşandığı, katılımcıların dindarlık profilleri, tutumları ve Türk halk dindarlığı ele alınmıştır.
Muhafazakârlık ve sosyal değişme: Muhafazakâr Düşünce dergisi örneği
Muhafazakârlık ve sosyal değişme olgularını ele alan bu çalışma, Muhafazakâr Düşünce dergisi kapsamında modernleşme sürecini ve karşısında gelişen muhafazakâr refleksi soyo-kültürel temalar zemininde incelemeyi, Türk toplumunda ve özellikle Cumhuriyet döneminde belirginleşen muhafazakâr-modern tartışmaların felsefi arka planını ortaya koymayı, bu süreçte ortaya çıkan sorunların anlaşılmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı, önemi, problemi, araştırmanın soruları, kapsam ve sınırlıkları, yöntem ve teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, muhafazakârlık ve sosyal değişme kavramlarının literatürde ifade ettikleri anlamlardan söz edilmiştir. Bölümün ilk kısmında sosyal değişmenin ilerlemesi, çözülmesi ve bütünleşmesi gibi farklı anlamlarından bahsedilmiş, onu etkileyen faktörlerden ve onu tanımlayan sosyal değişme kuramları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci kısmında ise muhafazakârlık kavramı ele alınmış, genel bir tanıma sahip olmadığı zamana, mekâna, topluma göre şekillenen farklı anlamları taşıdığı belirtilmiştir. İkinci bölümde ilk başta genel olarak süreli yayınlardan bahsedilmiş ve bu kapsamda Muhafazakâr Düşünce dergisinin niteliklerine, yazar kadrosuna ve barındırdığı çalışma türlerine değinilmiştir. Daha sonra ise dergide yayınlanan çalışmalar çerçevesinde sosyal değişmeye olumlu tepki veren değişim, akıl, birey, mülkiyet ve otorite gibi sosyo-kültürel temalar analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde bünyesinde değişime uğrayan yönü barındırmakla birlikte statik ve değişmeyen tarafı içeren temalar ele alınmıştır. Bu bölümde dergi kapsamında din, gelenek, aile, toplum ve ahlak gibi temalar tahlil edilmiştir. Mezkûr temalara baktığımızda strüktürlerinde geçmişten gelen ve günümüzde de değişmeyen bir öz barındırdıkları anlaşılmaktadır. Aynı zamanda bu temaların diğer bir özelliği de değişmeyen özden farklı modern yorumlarının bulunmasıdır. Dolayısıyla statik temaların değişmeyen ve değişebilen iki yöne sahip olduklarına dikkat çekilmiştir. Sonuç kısmında ise, araştırma evrenini oluşturan Muhafazakâr Düşünce dergisi kapsamında muhafazakârlık ve sosyal değişme olgularının belirginleştiği ve sönük kaldığı sosyo-kültürel temalar bağlamında, zıt gibi görünen bu iki düşünce ekolünün düşünce tarihinde bir madalyonun iki yüzü olarak geliştikleri, ikisinin de Aydınlanma düşüncesinin ürünü oldukları dikkat çekilmiştir. Birbirine karşıt gibi görünen bu iki düşünce sisteminin mülkiyet teması konusunda uzlaşmacı, akıl ve değişim temaları konusunda kısmen uzlaşmacı tavır sergiledikleri, analiz edilen diğer temalarda ters düştükleri tespit edilmiştir. Türk toplumunda sosyal değişmenin modernleşme yanlısı ulusçu bir ideoloji olarak yansıdığı, muhafazakarlığın ise dini değerlere sahip çıkma ve devam ettirme eğilimi olarak anlaşıldığı belirtilmiştir. Devletin resmî ideolojisi haline gelen modernleşme zihniyetinin geçmişte muhafazakarlığa jakoben bir tutumla yaklaştığı, günümüzde ise muhafazakarlığa karşı uzlaşmacı bir eğilim sergilendiği, muhafazakarlığın ise Türk toplumunda ilk başta değişime karşı katı ve yenilikleri reddeden bir tavır sergilediği ancak zamanla bu tavrının yerini, özellikle teknoloji ve bilim alanlarında değişimi kabul eden, ahlak konusunda temkinli olunması gerektiği savunan yeni bir tutuma bıraktığı saptanmıştır. Bu doğrultuda Muhafazakâr Düşünce dergisinin değişim konusunda niçin, nasıl ve nereye sorularını sorduktan sonra değişimin kontrollü olması gerektiğini belirttiği ifade edilmiştir.
Bulgaristan göçmenlerinin dini inanç ve uygulamaları üzerine sosyolojik bir alan araştırması: Hatay-Erzin'de yaşayan göçmenler örneği
Bu çalışmanın amacı göçmenlerin dini tutumlarında belirleyici olan etnik kalıtsallığın halk dindarlığı üzerindeki tezahürlerini dini inanç ve tutumlar üzerinden ele almaktır. Çalışmada örneklem olarak daha önce üzerine yapılmış sosyolojik bir çalışma bulunmayan, Hatay'ın Erzin ilçesindeki iki muhacir köy seçilmiştir. Birinci bölümde Erzin ilçesinin tarihi, coğrafi konumu ve demografik yapısıyla ilgili bilgiler verilmiştir. Bununla birlikte muhacir köylerindeki dini yapı ve örgütlenme, köylerdeki dini hayatın görünürlüğü, dinî inanç ve uygulamalar ele alınmıştır. Çalışma nitel bir alan araştırmasına dayanmaktadır. Veriler katılımcı gözlem yapılarak toplanmıştır. İkinci bölümde bir toplumun dini ve kültürel bağlarını en açık şekilde görebileceğimiz, bireylerin ait olduğu muhacir alt kültürünü benimseyen topluluk ile bütünleşmesini sağlayan geçiş dönemi ritüelleri üzerinde durulmuştur. Ardından geçiş dönemi ritüellerinde görülen halk inanç ve uygulamalarına geniş bir biçimde yer verilmiş ve bu uygulamaların yeni nesil üzerinde etkilerinin niçin devam ettiği veya etmediği konusu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin Türkiye'nin diğer bölgelerinde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine göre daha dindar tutumlar sergiledikleri görülmüştür. Bu durumun en temel nedeni milli ve dini kimliklerine yapılan baskı sonucunda göç etmiş olmalarıdır. Yapılan baskılara karşı muhacirlerin verdiği tepki göçmenlerin Muhacir- Müslüman- Türk sentezinde bir kimlik benimsemelerinde etkili olmuştur. İkinci bölümde yer alan geçiş dönemi ritüelleriyle ilgili bulgular bazı ritüellerin yeni nesilde uygulamadan kalktığını göstermektedir. Geçiş dönemi ritüellerindeki bazı halk inanç ve uygulamaları ortadan kalkmıştır. Bu durumda yeni neslin kitabi din konusunda daha çok bilinçlenmesiyle birlikte toplumda yaşanan sosyal değişimlerin etkili olduğu tespit edilmiştir.
15 Temmuz'da meydanlara inen kadınların sosyo-ekonomik ve dini profilleri
Bu tez; kadın, darbe, toplumsal direniş gibi olguları ve bu olgular arasındaki ilişkiyi 15 Temmuz bağlamında sistematik bir şekilde anlaşılır kılmayı amaçlayan bir çalışmadır. Bunun için öncelikle Türk siyasal hayatındaki darbeler literatürü incelenmiş ve araştırmaya en uygun olduğu düşünülen kuramsal ve emprik yaklaşım benimsenmiştir. Sosyal bir olay olan 15 Temmuz darbe girişiminin ele alındığı bu çalışmada katılımcıların darbeye karşı eylemleri din sosyolojisi perspektifi ile ele alınmıştır. Bu çalışmadaki amacımız 15 Temmuz gecesi sokağa çıkan kadınların darbeye karşı gelme eylemlerine neden olan motivasyonlarının incelenmesidir. Araştırmanın sonucu kadınların dini ve milli değerlerden motive edici olarak etkilendiklerini ortaya koymaktadır. Karşı tepki gösteren kadınların hangi tip roller üstlendiklerini alan araştırması çerçevesinde sosyolojik bakış açısıyla anlama ve açıklama hedeflenmiştir.
Başa çıkma davranışına kaynak oluşturan dini inanç ve değerler üzerine bir değerlendirme
Bireyin iç ve dış dünyasının yarattığı gereksinim ve zorlukları gidermek, onları kontrol altına almak, gerginlikleri azaltmak için gösterdiği bilişsel ve davranışsal çabalar başa çıkma olarak tanımlanmaktadır. Başa çıkma davranışına kaynak sağlayan en önemli sistemlerden biri dindir. Bir diğeri de değerlerdir. Değer toplumun kendi varlık, birlik, işleyiş ve devamını sağlamak için doğru ve gerekli oldukları üyeleri tarafından kabul edilen ortak düşünce, amaç, ahlaki ilke ve inançlardır. Değerler en mükemmel haliyle dinde yer alır. Çalışmamızda teorik araştırma olarak birinci bölümde başa çıkma, Allah, ahiret, kader inancı ve ibadetler ile değerler ele alınmış; ikinci bölümde söz konusu inanç ve değerlerin başa çıkma davranışı ile ilişkisi tespit edilmeye çalışılmıştır.
İslam'ın engelliye bakışı ve engelli aileleri Ankara, Çubuk örneği
Bu araştırmanın temel amacı engelli çocukları olan ebeveynlerin dindarlık düzeyleriyle çocuklarının engellilik durumlarına yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Ankara'nın Çubuk ilçesinde ikamet eden engelli aileleri örneklem olarak seçilmiş ve 160 ebeveyne anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların dindarlık düzeylerini ve engelliliğe yönelik tutumlarını ölçmek için "temel dini inanç ölçeği", "dini davranış ölçeği" ve engelliliğe yönelik tutum soruları sorulmuştur. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda tutumların iki faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "imtihan" ikinci faktöre ise "emanet" olarak adlandırılmıştır. Ebeveynlerin temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin ölçülmesi için betimsel analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin oldukça yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Guruplar arasında fark olup olmadığını görmek için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü anova varyans analizleri yapılmıştır. Engelliğe yönelik tutumlar üzerindeki etkiyi ölçmek için yapılan çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonucunda temel dini inanç ve dini davranışların "imtihan" ve "emanet" tutumlarında etkili olduğu, demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı sonucu çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelli, İslam, Engelli Ailesi, Dini Düşünce
Korku filmlerinde kullanılan Hıristiyanlıkla ilgili dini ögeler
Bu çalışma, özellikle yaşadığımız yüzyılda insanlar için en önemli eğlence araçlarından biri olan korku sinemasının izleyicileri korkutmak amacıyla Hıristiyanlıkta bulunan bazı dini ögeleri kullandığı tezini konu almaktadır. İnsanlığın başlangıcından itibaren var olan din, bazı ögeleriyle bilinmeyenle ilgili merakımızı giderdiği kadar, bazı ögeleriyle de korkmamıza neden olmuştur. Yine insanlığın başlangıcından itibaren bizlerle birlikte olan korku da sinemanın gelişimiyle birlikte beyazperdeye aktarılmıştır. İnsanlar yapıları itibariyle var olduğuna inandığı şeylerden daha fazla korkmaktadır. Şeytan, şeytan işgali, cadı, büyü, günah gibi insanların varlığına inandığı kavramlar "din" içerisinde, Kutsal Kitaplarda, peygamberlerin sözlerinde ya da otorite sayılan kişilerin söylencelerinde yer aldığı ölçüde daha da korkutucu olmuştur. Korku sineması ilk örneklerini vermeye başladığından itibaren bu durumun farkında olmuş ve bu ögeleri teknolojinin de getirdiği imkânlarla en korkutucu şekilde izleyicilerine sunmuştur. Bu çalışma korku kavramı ve korku sinemasının tanımlanması ile başlamış, korku ve korku sinemasının din ile arasındaki ilişkilerin açıklanması ile devam etmiştir. Bu bağlamda Hıristiyanlık içerisinde yer alan, gerek geçmişte gerekse günümüzde korku unsuru olarak kabul edilen şeytan, şeytan çıkarma, cadı, büyü ve günah kavramları incelenmiş, her bölümün sonunda o konu ile ilgili örnek olarak seçilen filmler Hıristiyanlık açısından değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Korku Sineması, Hıristiyanlık, Şeytan, Cadı, Günah.
1923-1938 yılları arasında Azerbaycan'da ve Türkiye'de din uygulamaları karşılaştırması
1923 ile 1938 yılları arasında Türkiye'de ve Azerbaycan'da uygulanan din politikaları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye'de gerçekleşen din alanındaki reformlara değinilmiştir. Dini reformların zaman zaman siyasetle iç içe geçtiği görülmektedir. 1923 yılından itibaren başlayan süreçte, egemenliğin tamamen millete bırakılması, saltanatın ve hilafetin kaldırılması Türkiye'de büyük değişimler yaratmıştır. Halk, dini anlamda özgür kılınmaya çalışılmıştır. 1932 yılından itibaren ise halkın, kendini dinini yine kendi dilinde anlamasını sağlanmak amaçlanmıştır. Bu amaçla çok büyük reformlar gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde ise Azerbaycan'ın üzerindeki hâkimiyet kurma mücadeleleri ve bu mücadelelerin dini hayata yansıması anlatılmak istenmiştir. Siyasi olay ve olgular, halk içinde yaygınlaşan dini belirlemiştir. Sonunda çoğunluğu İslam dinini benimseyen Azerbaycan halkı için gerek Çarlık Rusya'sı gerekse Sovyet Rusya döneminde ibadetlerini yerine getirmek oldukça zor olmuştur. Halk, özellikle Sovyet hükümeti tarafından pek çok işkence ve zulme maruz kalmıştır. Her iki dönemde de ibadetleri konusunda kısıtlama getirilen Azerbaycan halkı İslam dininden asla tamamen kopmamıştır. Üçüncü bölümde ise karşılaştırmaya yer verilmiştir.
Türkiye'de muhafazakâr düşünce ve din: Hareket dergisi örneği (1939-1953)
Türkiye'nin modernleşme sürecinde geleneği ve eski sistemi savunma biçimi olarak ortaya çıkan muhafazakârlık, birçok ideoloji ve yapıda etkili görülmektedir. Muhafazakârlığı hem Batı'daki konjonktürel bağlamıyla kullanmak hem de Türkiye'deki şartlarıyla bütüncül açıdan irdelememek konunun tüm boyutlarının değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Ancak muhafazakârlığı kronolojik olarak işlemek de bir o kadar güçtür. Bu anlamda muhafazakârlık, Batı'da ortaya çıkış serüveni, Türkiye'deki serüveninde ise erken Cumhuriyet döneminde dönüm noktalarının sosyolojik ve tarihsel bağlamı odağında eklemlendiği temel ideolojilerle birlikte ele alınmaktadır. Sosyo-politik tartışmalarda muhafazakârlığın esnek yapısı sayesinde istenilen yöne çekilebilmesi kavramın pragmatik olarak da kullanılabildiğini göstermektedir. Cumhuriyet döneminde etkin yayın organı olan dergiler, toplumsal ve siyasi meselelerde topluma ışık tutan bir duruş sergilemektedir. Bu tezde muhafazakârlık, muhafazakâr bir milliyetçi olarak anılan Nurettin Topçu'nun öncüsü olduğu Hareket dergisinde betimsel analiz yöntemiyle tartışılmıştır. Derginin 1939-1953 yılları arasında çıkarılan 47 sayısı muhafazakârlığın ana temaları ve din, dini gelenek ve dinin toplumsal yansımaları çerçevesinde incelenmiştir. Klasik muhafazakârlık kadar diğer muhafazakârlık biçimlerinin de dinle ilişkili olduğu ortadadır. Ayrıca derginin ister istemez milliyetçi-muhafazakâr bir kimliğe büründüğü söylenebilir. Buna göre muhafazakârlığın tarihsel serüveni, Türkiye'de erken Cumhuriyet dönemindeki yansımalarının Hareket Dergisi odağında ve din ile ilişkisi bağlamında incelenmesi çalışmanın özgünlüğünü ortaya koymaktadır.
Tarihten günümüze hac kavramı: Benzerlikler ve farklılıklar
İnsanlık tarihinden günümüze kadar inanç kavramı farklılıklar göstererek ilerlemiştir. Bu çalışmada inan sistemleri çok tanrılı inanç sistemleri, tek tanrılı inanç sistemleri ve diğer inanç sistemleri olarak üçe ayrılmıştır. Çok tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Sümerler, Akadlar, Asurlar, Babiller, Eski Mısır, Hititler, Frigyalılar, Urartular, Harraniler, Eski Yunanlılar, Eski Romalılar, Keltler, İskandinavlılar, Aztekler, Mayalar, İnkalar ve Kızılderililer. Tek tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Yahudilik, Hrıstiyanlık ve Müslümanlık. Son olarak diğer inanç sistemleri başlığı altında Hinduizm, Budizm, Caynizm, Shizm, Konfüçyanizm, Taoizm, Şintoizm, Tibet Budizm'i (Lamanizm), Zerdüştlük ve Sabiilik dinleri incelenmiştir. Toplamda 30 farklı toplumun dini ritüelleri ve hac kavramı araştırılmıştır. Bu çalışma iki amaçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci amacı, inanç sistemlerinde yer alan hac kavramının benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. İkinci amacı ise inanç sistemleri alanında ulusal yazında yapılan çalışmaları sistematik bir literatür taramasıyla incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda öncelikle ulusal alan yazın taranarak özetinde ve anahtar kelimelerinde dini ritüeller, hac, adak ve kurban kavramları geçen 75 çalışmanın içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Ardından bu çalışmalar araştırmaya dâhil edilerek bibliyometrik analize tabi tutulmuştur. Elde edilen tam metinler MAXQDA analiz programına aktarılarak kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda inanç sistemlerindeki hac kavramında adak ve kurbanda en çok benzerlik görülürken, en farklı kavramın oruç olduğu görülmüştür. Ayrıca bibliyometrik bulgular sonucunda çalışma türünün en fazla tez, yayın yılının en çok 2020 yılı en fazla yayıncı kuruluşun Ankara Üniversitesi, en fazla yayın yapan dergilerin "Archivum Anatolicum- Anadolu Arşivleri" ve "Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergi"leri ve en fazla kitap yayını yapan yayın evinin "Kabalcı Yayınevi" olduğu tespit edilmiştir.
Dini temelleri açısından eşitlik
İnsanlık tarihi boyunca çeşitli din ve milletlere mensup insanlar içerisinde ırkçılık halkçılık gibi ayrımcılığa dayalı eğilimler olagelmiştir. Bunların bazıları Yahudilik ve Hristiyanlıkta olduğu gibi dine, bazıları ise Hint ve Mecusilerde olduğu gibi yaratılışın aslına dayandırılmıştır. İslam'ın sosyo-kültürel tarihi incelendiğinde buna benzer eğilimler hemen her dönem vuku bulmuştur. Buna bağlı olarak başta Araplar olmak üzere çeşitli milletler bu savlarını desteklemek amacıyla naslar oluşturmuş ve dini, bu amaçlarına referans olarak kullanmak istemişlerdir.Anahtar Kelimeler: Eşitlik, İnsan, Asabiyet, Mevâli, Şuûbiye, İslam, Nass, Kelam
Türklerdeki hoşgörünün dini temelleri
"Türklerdeki Hoşgörünün Dini Temelleri adlı çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Türk adı, Türk soyu, Türklerin anayurdu, göçleri, Türklerin kültürel ve idari yapıları ile ahlâki özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde İslamiyet'ten önce Türklerdeki dini yapı ele alınmış ve İslamiyet'ten önce kurulan Türk devletlerindeki hoşgörü anlayışının dini temelleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise, Türklerin İslamiyet'i kabul etmeleri ve İslamiyet'ten sonra kurulan Türk devletlerindeki hoşgörü anlayışının dini temelleri incelenmiştir. Bu çalışma bibliyografya kısmıyla sona ermektedir.
Sosyal hayata katkısı açısından din eğitimi
Dinlerin birçoğu toplumsal yaşamı düzenleme amacı taşır. Fertlerin uyması gereken sosyal kurallar dinin bir parçası kabul edilirken, bu kuralların bireylere aktarılması da din eğitiminin görevi olarak kabul edilmektedir. Çünkü din eğitiminin görevi yalnızca dinin teolojik ve metafizik yönlerinin değil, ahlaki ve sosyal davranışlarla ilgili kuralların da öğretilmesidir. Bireyin sağlıklı bir sosyal hayatının olması, milli birlik ve beraberlik bilincinin oluşması, sosyal barışa katkı sağlaması, toplumsal ahlak ve değerleri öğrenmesi çoğunlukla aldığı din eğitimine bağlıdır. Bu noktada bireyin doğru tutum ve davranışları kazanmasında en etkili kurum olan yaygın ve örgün din eğitimi kurumları daha bir önemli hale gelmektedir. Bu nedenle din eğitiminin sosyal yaşama katkısını ve etkisini bilimsel olarak incelemek önemlidir. Bu çalışmada disiplinler arası anlayış gereği ilgili bilimlerin verileri ve önerileri göz önünde bulundurularak din eğitiminin sosyal hayata katkısı ele alınmıştır. Genelde eğitim, özelde ise din eğitimi sosyalleşme sürecinde bireylerin yaşamına katkı sağlar mı? Sağlar ise hangi açılardan katkı sağlar? Toplumsal birlikteliğin oluşumunda dine, eğitime, din eğitimine ne tür görevler düşmektedir? Gibi sorulara cevap aranarak özellikle günümüz din eğitimine sosyal hayata katkısı açısından bir açılım sağlamaya çalışılmıştır.