Affective commitment
76 theses under this subject heading
İşveren markası uygulamalarının çalışanların işyerine cezbolmasında duygusal bağlılığın aracılık rolü: Bir uygulama
Teknolojideki ilerlemeler, üretim alanındaki gelişmeler, değişimin öngörülemez bir şekilde hızlı gerçekleşmesi, işletmelerin nitelikli ve yaratıcı insan kaynağına olan ihtiyacının her zamankinden daha fazla arttırmaktadır. Bu değişim ve gelişmeler çerçevesinde teknik, sosyal, entelektüel birikim, uygulama becerisine sahip personelle çalışmak, rekabet etmek ve varlıklarını devam ettirmek isteyen işletmeler için kaçınılmaz olmuştur. Rekabet artık sadece ürün ve hizmet alanında değil aynı zamanda nitelikli işgücü ile çalışma konusunda da yaşanmaktadır. Dolayısıyla nitelikli işgücünü işletmeye çekebilmek ve elde tutabilmek günümüz işletmelerinin önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bu nedenle bahsedilen sorunun çözümünde "işveren markası" son yıllarda işletmelerin tercih ettiği önemli bir insan kaynakları yönetimi uygulaması olarak ön plana çıkmaktadır. Bu amaçla çalışmada; insan kaynakları yönetiminin güncel bir konusu olan işveren markasının, örgütsel bağlılık ve işe cezbolma (işe adanma- işe bağlanma..vb.) kavramları ile ilgili literatür incelemeleri yapılmıştır. Yapılan incelemeler araştırmanın daha rahat anlaşılmasını sağlayacak şekilde çalışmaya dahil edilmiştir. Tezin konusuna yönelik yapılan araştırmada ise, işveren markası uygulamalarının çalışanların işyerine cezbolmasında duygusal bağlılığın etkili olup olmadığını bulmaya yöneliktir. Araştırma da İstanbul ili Avrupa yakasında faaliyet gösteren lojistik şirketlerinin 450 beyaz yakalı çalışanlarına mail yoluyla anketler dağıtılmış (birden fazla seçeneğin işaretlenmesi, bazı soruların boş bırakılması gibi nedenler olup), verilen cevaplar sonucunda 209 anket geçerli kabul edilmiş ve analize dahil edilmiştir.Araştırmanın analizinde; SPSS 17 istatistik programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda işveren markası uygulamalarının çalışanların işletmelerine cezbolmasında duygusal bağlılığının çalışanların etkisinin olduğunu hatta duygusal bağlılığın da çalışanların cezbolmasını etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cezbolma, işveren markası, duygusal bağlılık, insan kaynakları yönetimi
Özel okul öğretmenlerinin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, özel okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel ve meslekî bağlılıkları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinin farklı ilçelerindeki çeşitli özel okullarda görev yapan 159 kadın, 71 erkek toplam 230 öğretmen oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Demografik Bilgi Formu'nun yanı sıra, Eğitim Örgütlerinde Allen ve Meyer Üç Boyutlu Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Meslekî Bağlılık Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgüte duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık toplam puanlarının orta düzeyde olduğu, örgütsel bağlılığın alt bileşenlerine göre yapılan değerlendirmede en yüksek puana sahip alt bileşenin duygusal bağlılık olduğu görülmüştür. Bu sonuç literatürdeki bulguları destekler niteliktedir. Yaş, cinsiyet, kıdem, okuldaki görev süresi, medenî durum, aylık gelir, branş, sözleşme şekli, okulun imajı ve bulunduğu çevre, öğretmenlikten başka işte çalışmış olma gibi değişkenlerle örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki kurulamamıştır. Meslekî bağlılık düzeyinde en yüksek puana sahip alt boyut yine duygusal bağlılık olmuş, mesleğe normatif bağlılık ve devamlılık bağlılığı alt bileşenlerinin puanları orta düzeyde bulunmuştur. Öğretmenlerin işten ayrılma niyeti puanları orta düzeyde bulunmuş; örgütsel ve meslekî bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında yüksek düzeyde, negatif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar kavramlar: Özel Okul Öğretmeni, Örgütsel Bağlılık, Meslekî Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devamlılık Bağlılığı, Normatif Bağlılık, İşten Ayrılma Niyeti.
Öfke ruminasyonunun çalışanların duygusal bağlılığına etkisi
Her türden olumsuz düşüncenin birey tarafından sürekli bir şekilde içsel olarak tekrarlanması anlamına gelen ruminasyon kavramı, özellikle öfke ile birleştiğinde, yani birey sürekli olarak öfkeyi veya öfkeyi tetikleyici duygular içinde olduğunda, aile ilişkilerinden iş ilişkilerine kadar sosyal hayatın her anında çeşitli tepkiler geliştirmekte ve bu tepkiler genellikle olumsuz olmaktadır. Yapılan araştırmaların bazılarında, öfkenin çalışma hayatında bazen ilerletici etkileri görülse de, genellikle negatif bir duygu olan öfkenin sonuçları da negatif olmaktadır. Sürekli öfke durumu yaşayan insanlar bu durumlarını genellikle işyerinde gizlemeye çalışsalar da, bazı durumlarda öfkeye engel olunamamakta ve bu durum örgütsel yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmada çalışanların yaşadığı öfke ruminasyonunun, genelde örgütsel bağlılıklarını, özel de ise örgütsel bağlılığın duygusal yönüne olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, nicel araştırma teknikleri kullanılarak çalışan bireyler üzerinde anket çalışması yapılmış ve öfke ruminasyonunun çalışanların bağlılığına olan etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke Ruminasyonu, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık.
Duygu stilleri ve duygusal zekanın yordayıcısı olarak bağlanma stilleri
Duygu stilleri konusu son yıllarda araştırmacılar tarafından sıklıkla ele alınmaktadır ve yapılan çalışmalar duygu stillerinin sağlık üzerinde belirleyici etkilerini açıkça gözler önüne sermektedir Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin duygu stilleri ve duygusal zekalarının yordayıcısı olarak bağlanma stillerinin rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin duygu stilleri, duygusal zeka ve bağlanma stillerinin çeşitli sosyo-demografik değişkenlere (cinsiyet, okul başarısı, anne-baba eğitim) göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde bir çalışma olup, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Marmara Bölgesinde, İstanbul ilinde bir üniversitede öğrenim gören 158 kadın ve 113 erkek olmak üzere toplam 271 öğrenciden oluşan çalışma grubu ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Formu (TEIQueSF)", "Duygu Stilleri Ölçeği", "İlişki Ölçekleri Anketi (Relationship Scales Questionnaire)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Bu araştırma verileri üzerinde pearson korelasyon, regreson, t-testi ve varyans analizleri teknikleri kullanılmıştır. Yapılan regresyon analizleri sonucuna göre üniversite öğrencilerinin bağlanma stillerinin, duygu stilleri ve duygusal zekanın anlamlı bir yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Duygu, Duygu Stilleri, Duygusal Zeka, Bağlanma Stilleri
Romantik ilişkileri olan üniversite öğrencilerinin narsistik kişilik eğilimi düzeylerine göre; ilişki bağlanımı, ilişki doyumu ve benlik saygılarının incelenmesi: İstanbul ili örneği
Bu araştırmanın amacı, İstanbul ilindeki üniversite öğrencilerinin, narsistik kişilik eğilimleri ile benlik saygıları, ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasındaki ilişkileri ve farklılıkları romantik ilişkiler bağlamında incelemek; bu değişkenler arasındaki, ilişkilerin ve farklılıkların farklı cinsiyetlerde değişiklik gösterip göstermediğini belirlemek; narsizmin farklı boyutlarında bu bağımsız değişkenlerin durumunu ortaya koymaktır. Araştırma, 11 Ekim- 6 Aralık 2013 tarihleri arasında İstanbul İli'nde, üç farklı üniversitede ve farklı bölümlerde okuyan, 150 öğrenciye uygulanmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Narsistik Kişilik Envanteri, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki İstikrarı Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği olmak üzere beş farklı veri aracı uygulanmıştır. Verilerin normal dağılmasından dolayı parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak α = 0.05 alınmıştır. Bağımsız değişkenlerin narsizmin farklı boyutlarındaki durumunun incelenmesinde ise T- testi ve Oneway Anova testi kullanılmıştır. Narsistik kişilik eğilimi ile hem ilişki doyumu hem de ilişki bağlanımı arasında orta düzeyde ve olumsuz yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Narsizm üç boyuta ayrılmıştır: Normal narsizme sahip olanlar, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar. Bu üç grubun bağımsız değişkenlerle olan durumuna bakıldığında, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar ile normal narsizme sahip kişilerin ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlarla, sınırda olanların ve normal narsizme sahip olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. İkili gruplar halinde karşılaştırıldıklarında ise; normal narsizme sahip olanlar ile sınırda olanların ilişki bağlanımları ve normal narsizme sahip olanlar ile narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. Ancak, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktur. Sonuçlar, literatür ve diğer araştırmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Narsistik kişilik eğilimi, Benlik saygısı, İlişki doyumu, İlişki bağlanımı.
Algılanan örgütsel desteğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinde iş güvencesizliğinin aracı rolü: Havacılık sektöründe bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, algılanan örgütsel desteğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinde iş güvencesizliğinin aracı rolünü incelemektir. Çalışmada algılanan örgütsel destek, duygusal bağlılık ile iş güvencesizliği kavramları ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma modeli ve varsayımlar, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için oluşturulmuştur. Oluşturulan hipotezlerin test edilmesi için araştırma Türkiye'nin Ankara, İstanbul ve Erzincan illerinde havacılık sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin 294 çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışanlara çevrimiçi anket formuyla yöneltilen sorulardan veriler elde edilmiştir. Anket çalışmasında toplanan bu veriler SPSS 23 ve AMOS 23 istatistik programları kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda algılanan örgütsel desteğin duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi bulunurken; iş güvencesizliği algısı üzerinde anlamlı ve negatif bir etkisi bulunmuştur. Aynı zamanda iş güvencesizliği algısının duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif bir etkisi olduğu ve algılanan örgütsel desteğin duygusal bağlılık üzerinde iş güvencesizliği aracılığı ile aktarılan dolaylı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde ise bu bulgular ışığında yorum ve değerlendirmeler yapılarak önerilere yer verilmiştir.
Otel işletmelerinde örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu ve duygusal bağlılık arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı; örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu ve duygusal bağlılık değişkenleri arasında ilişkiyi incelemek; örgüt kültürünün duygusal bağlılığa etkisinde örgütsel sessizlik ve örgütsel dedikodu değişkenlerinin aracılık rolü olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak bir anket formu kullanılmıştır ve kolayda örnekleme yöntemi metodu tercih edilmştir. Araştırma verileri 05.02.2021 – 20.06.2022 tarihleri arasında 8 Butik, 8 Marka ve 11 Yerel olmak üzere 27 farklı otelin çalışanlarından toplam 620 anket toplanmıştır. Ancak yapılan uç değerler analizi sonrasında, 584 anketin analizlere dahil edilmesi uygun görülmüştür. Çalışmanın evrenini İstanbul'daki dört yıldızlı otellerde ve butik otellerde çalışanlar oluşturmaktadır. Yapılan analiz sonuçları incelendiğinde örgüt kültürü, örgütsel sessizlik, örgütsel dedikodu boyutları ve duygusal bağlılık arasında ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda; müsamahacı örgüt kültürünün duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve pozitif yönde etki yaptığı bulgulanırken; kısıtlayıcı örgüt kültürünün duygusal bağlılık üzerinde anlamlı ve negatif yönde bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Kısıtlayıcı örgüt kültürünün korumacı ve kabullenici sessizlik üzerindeki etkisinin anlamsız olduğu, savunmacı sessizlik üzerindeki etkisinin ise pozitif yönde ve anlamlı olduğu bulgulanmıştır. Müsamahacı örgüt kültürünün korumacı sessizlik üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu, savunmacı ve kabüllenici sessizlik üzerinde ise anlamlı ve negatif yönde bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca müsamahacı örgüt kültürünün işle ilgili olan ve işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde etkisinin anlamlı olmadığı bulgulanırken; kısıtlayıcı örgüt kültürünün işle ilgili olan ve işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde anlamlı ve negatif yönde bir etki yaptığı tespit edilmiştir. Örgütsel sessizlik boyutlarından korumacı sessizliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu, savunmacı ve kabullenici sessizliğin duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin ise negatif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel dedikodu boyutlarının ise ayrı ayrı olarak duygusal bağlılık üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Savunmacı ve kabullenici sessizliğin işle ilgili dedikodu üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulgulanırken; korumacı sessizliğin işle ilgili dedikodu üzerindeki etkisinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Korumacı ve savunmacı sessizliğin işle ilgili olmayan dedikodu üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu, kabüllenici sessizliğin ise negatif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, Hayes analizine göre örgütsel sessizliğin, örgüt kültürünün boyutları ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkide kısmi aracılık rolü olduğu ancak örgütsel dedikodunun, örgüt kültürünün boyutları ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkide aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir.
İç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık üzerine etkisi: Bankacılık sektöründe bir araşırma
Örgütsel bağlılık son yıllarda işletmeler açısından önem kazanmış bir kavramdır. İç kaynak kullanımı ise örgütte hali hazırda çalışmakta olanların, oluşabilecek pozisyonlara yerleştirilmesi olarak tanımlanmakta ve örgütsel bağlılıkla ilişkilendirilerek örgütsel bağlılığın alt boyutları üzerine etkisine bakılmaktadır. Tez kapsamında, iç kaynak kullanımının örgütsel bağlılık (duygusal bağlılık, devamlılık bağlılığı ve normatif bağlılık) üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca çalışmada, işgörenlerin yaş, cinsiyet, unvan, eğitim durumu ve hizmet süresi gibi sosyo-demografik özelliklerinin örgütsel bağlılığa etkileri de araştırılmıştır. Araştırmanın ilk bölümü iç kaynak kullanımı, ikinci bölümü örgütsel bağlılık kavramı, üçüncü bölümü ise bulgular ve tartışmadan oluşmaktadır. Son olarak sonuçlar ve ileride yapılacak araştırmalara yardımcı olabilecek/yön verebilecek bazı önerilerde bulunulmuştur. Araştırmada Allen-Meyer Örgütsel Bağlılık Ölçeğinin yer aldığı anket yöntemi kullanılarak Türkiye'de faaliyet göstermekte olan özel bir bankanın 184 çalışanına ulaşılmıştır. Oluşturulan hipotezlerin ve anket yöntemi kullanılarak temin edilmiş olan veriler SPSS 23.0 kullanılarak Cronbach Alpha Güvenilirlik Analizi, Frekans Analizi, t test ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, İç Kaynak Kullanımı, Bankacılık, İnsan Kaynakları
Hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, hibrit çalışma modelinde kişi-örgüt uyumu, örgütsel özdeşleşme, duygusal bağlılık, örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışmada, özel sektör ve kamu sektöründen toplam 400 katılımcıdan elde edilen çevrimiçi anket sonuçları analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; kişi-örgüt uyumu ve örgütsel özdeşleşme arasında (β=0,598; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve duygusal bağlılık arasında (β=0,543; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,596; p<0,001), kişi-örgüt uyumu ve işgören performansı arasında (β=0,188; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve duygusal bağlılık arasında (β=0,691; p<0,001), örgütsel özdeşleşme ve işgören performansı arasında (β=0,264; p<0,001), duygusal bağlılık ve örgütsel adanmışlık arasında (β=0,715, p<0,001), duygusal bağlılık ve işgören performansı arasında (β=0,158, p<0,001), örgütsel adanmışlık ve işgören performansı arasında (β=0,262, p<0,001) anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca gerçekleştirilen yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol katsayıları değerlendirildiğinde, kişi-örgüt uyumunun örgütsel özdeşleşme (β₁=0,700) ve duygusal bağlılık (β₁=0,259) üzerinde, örgütsel özdeşleşmenin duygusal bağlılık üzerinde (β₁= 0,466), örgütsel özdeşleşmenin işgören performansı üzerinde (β₁=0,200), duygusal bağlılığın örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=1,031), kişi-örgüt uyumunun örgütsel adanmışlık üzerinde (β₁=0,119) ve örgütsel adanmışlığın işgören performansı üzerinde (β₁=0,090) anlamlı etkileri olduğu tespit edilirken; kişi-örgüt uyumunun işgören performansı (β₁=-0,069, p>0,05) ve duygusal bağlılığın işgören performansı (β₁=-0,263, p>0,05) üzerindeki etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmadığından modelden çıkarılmıştır. Yürütülen analizlerden elde edilen bulgular ile elde edilen nihai modelin istatistiksel açıdan güçlü bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler bağlamında işletmeden işletmeye müşteri bağlılığı ve yeniden satın alma niyeti üzerine bir çalışma
Bu çalışmada Türkiye Ankara'da b2b KOBİ müşterilerin bakış açısından bilgi paylaşımı, nezaket, satıcının yeterliliği, tatmin, normatif ve duygusal bağlılık ile yeniden satın alma niyeti arasındaki ilişkiler incelemektedir. Çalışma, teorik temel olarak ilişkisel pazarlama ve sosyal değişim teorisini (SDT) kullanmaktadır. Veriler, Ankara ilinde b2b KOBİ olarak çalışan 230 kişiden uygun örnekleme teknikleri ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 ve AMOS 21 programları vasıtasıyla açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile yapısal eşitlik modellemesi (YEM) gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, bilgi paylaşımının tatmin üzerindeki görece yüksek etkisini, tatminin ise normatif ve duygusal bağlılığın önemli bir itici gücü olduğunu yansıtmıştır. Duygusal bağlılığın normatif bağlılığa kıyasla müşterinin yeniden satın alma niyeti üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olduğu da gözlenmiştir. Bağlılık, işletmeler arası ilişkilerde en sık incelenen değişkenlerden biridir ve birçok araştırmacı bunun müşteri sadakatinin ana öncülü olduğunu öne sürmektedir. Özdeşleşmeye dayalı duygusal bağlılığın olumlu etkisi pazarlama literatüründe iyi anlaşılmış olsa da, normatif bağlılığının rolü o kadar iyi anlaşılamamıştır. Bu çalışma, normatif bağlılığa dayalı bir ilişkinin de müşterileri yeniden satın almaya yönlendirdiğini bulgular ile desteklemiştir. Ayrıca satıcının yeterliliği, bilgi paylaşımı ve nezaketin yeniden satın alma niyeti üzerindeki etkisinde tatmin ve duygusal bağlılığın seri aracı rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuçların, müşterinin yeniden satın alma niyetini tahmin etmede çok boyutlu bir yapı olarak değerlendirilmesi mümkündür ve yöneticiler ile akademisyenler için çıkarımları vardır.
Örgüt kültürünün duygusal bağlılığa etkisi, dağıtım adaletinin aracılık rolü: Mersin ili lojistik sektöründe çalışanlar üzerinde yapılan bir araştırma
Bu çalışmada örgüt kültürün duygusal bağlılığa etkisi araştırılmak ve dağıtım adaletinin aracılık rolü ölçmek amaçlanmıştır. Öncelikle araştırmanın amacına bağlı olarak literatür taraması yapılmış ve kurumsal bilgiler iletilmiştir. Sonraki aşamada ise uygulama bölümüne geçilerek veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya Mersin ilinde lojistik sektöründe çalışan 500 personel katılmıştır. Bu kapsamda anketler, lojistik sektöründe çalışan dağıtım elemanı, depo elemanı, lojistik sorumlusu, ithalat ve ihracat uzmanı, operasyon yetkilisi ve şube müdüründen oluşan katılımcılara yüz yüze uygulanmıştır. Anket formu iki bölümden ve 39 ifadeden oluşmaktadır. Kullanılan ölçeklerin Cronbach alfa güvenirlik katsayıları SPSS paket programı ile doğrulayıcı faktör analizleri ise Amos programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak; örgüt kültürünün duygusal bağlılığı pozitif ve anlamlı olarak etkilediği, örgüt kültürünün dağıtım adaletini pozitif ve anlamlı olarak etkilediği ve örgüt kültürünün iş görenlerin duygusal bağlılıkları üzerinde olan etkisinde dağıtım adaletinin aracılık rolü tespit edilmiştir.
İçsel markalaşma ve duygusal bağlılık ilişkisi: Çalışan perspektifinden betimsel bir araştırma
İçsel markalaşma çalışan davranışlarıyla marka vaadinin uyumlu hale getirilme sürecidir. Bu nedenle kurumlar içsel iletişim ve insan kaynakları uygulamaları ile çalışanların marka vaadini destekleyen davranışlar geliştirmesini amaçlamaktadır. İçsel markalaşma uygulamalarının başarılı bir şekilde gerçekleşmesinde ise lider algısının önemli bir yeri bulunmaktadır. İçsel markalaşma ile çalışanların markaya karşı duygusal bağlılık geliştirmesi ve bu sayede markanın gönüllü savunucuları olmaları beklenmektedir. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkiyi çalışan perspektifinden ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı çerçevesinde Türkiye'de faaliyet gösteren bir kargo firması çalışanlarının içsel markalaşma algıları ve duygusal bağlılık ilişkisi nicel araştırma yöntemi analiz edilmiştir. Araştırmada içsel markalaşma; içsel iletişim, insan kaynakları ve lider algısı olarak ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular çalışanların içsel markaya yönelik algılarında cinsiyet, eğitim, maaş ve iş tanımı değişkenleri arasında bir farklılık olduğunu ortaya koymaktadır. Yine elde edilen bulgular içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Son olarak, içsel iletişim ve lider algısı ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir ilişki bulunurken insan kaynakları uygulamaları ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İçsel Markalaşma, İçsel İletişim, İnsan Kaynakları, Liderlik,Duygusal Bağlılık
Algılanan örgütsel adalet ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma
Küresel ve sürekli değişen rekabet koşullarında firmaların en önemli değeri; üreten, yeniliğe açık ve değişen çevre şartlarına uyum sağlayabilen çalışanlar olmakta ve bu çalışanların örgütlerine olan bağlılıkları önem arz etmektedir. Çünkü örgüte bağlılıkları yüksek olan iş görenler örgütün amaç ve değerlerini benimsemekte, işini iyi yapmak için gönüllü bir çaba içerisine girmekte ve bunun dışında iş gören devrinin azalmasını da sağlamaktadır. İşgörenin bağlılığına etki eden çeşitli faktörler bulunmakta olup, araştırmamızda birincil etkiye sahip olduğu varsayılan örgütsel adalet ile ilişkisi incelenmektedir. Bu çalışmanın amacı iş görenlerin, örgütsel adalet algılamalarının örgütsel bağlılık ve alt boyutları arasındaki ilişkiyi ve ilişkinin yönünü belirlemek veya incelemektir. Bu doğrultuda, çalışma üç bölüme ayrılmış ve ilk bölümde örgütsel adalet ile ilişkili kavramlar değerlendirilmiş ve bu kavramla ilgili geliştirilen teoriler ve alt boyutları olan dağıtımsal, prosedürel ve etkileşimsel adalet boyutları teorik perspektiften değerlendirilmiştir. ikinci bölümde örgütsel bağlılık ile ilişkili kavramlara yer verilmiştir ve bağlılık ile ilgili teoriler ve alt boyutlar olarak duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık kavramlarına yer verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü ve son bölümünde ise, örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki uygulamalı olarak incelenmiş ve devamında konu ile ilgili Hatay ili Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette bulunan tekstil sektörü çalışanlarına uygulanan anket bulgularına yer verilmiştir. Literatürde konu ile ilgili araştırmalar bulunmakla birlikte tekstil sektöründe daha önce uygulamalı bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle söz konusu alanda tekstil sektörü uygulamalı bir çalışmanın yapılması uygun görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adalet ,Bağlılık, Örgüt, Örgütsel Adalet, Örgütsel Bağlılık
Algılanan yetenek yönetiminin işten ayrılma niyetine etkisinde duygusal bağlılığın rolü: Sağlık sektöründe bir inceleme
Günümüzde rekabetin artması ve yetenekli işgörenlerin kıt olmasından dolayı, örgütlerin birinci önceliği yetenekli işgörenleri bulmak ve örgütsel bağlılıklarını artırarak elde tutmaktır. Çünkü sürdürülebilir rekabet avantajı, örgütlerdeki yetenekli insan kaynağının örgütsel bağlılık düzeyinin yüksek, işten ayrılma niyetlerinin düşük olması ile elde edilebilir. Literatür incelendiğinde bu konuya ilişkin yeterince araştırmanın yapılmadığı, varolan çalışmaların da yetenek yönetiminin farklı yönlerine odaklandığı tesbit edilmiştir. Bu nedenle tezin temel amacı, sosyal mübadele teorisi ve örgütsel destek teorisi temelinde, algılanan yetenek yönetiminin işten ayrılma niyetine etkisinde duygusal bağlılığın rolünü tespit etmektir. Araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla, yetenek yönetimi uyguladığı bilinen özel bir sağlık grubunun doktor işgörenleri arasından, anket yöntemi kullanılarak 281 veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda algılanan yetenek yönetiminin işten ayrılma niyetini negatif yönde ve anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, duygusal bağlılığın algılanan yetenek yönetimi ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiye aracılık ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
The relationship between organizational sense of humor, job stress and affective commitment: Mediating role of communication satisfaction
One of the most important factors of employee satisfaction is the quality of the level of communication in the workplace. As employees express their opinions and feel that they are understood their satisfaction level increases. One of the ways to increase communication satisfaction is by utilizing "sense of humor" in organizations. Humor is an essential component of organizational communication. If it is used correctly, it can be a functional tool to develop organizational communication, decrease job stress and improve affective commitment. The aim of this study is to explore the relationship between organizational sense of humor, communication satisfaction, job stress and affective commitment. 223 participants from various industries which were both white and blue collar workers, from different positions, took part in the research. The results indicate that there is a positive correlation between supervisory sense of humor and communication satisfaction while job stress is negatively correlated with affective commitment and communication satisfaction. Furthermore, communication satisfaction mediates the relationship between job stress and affective commitment. Additionally, organizational sense of humor explains the majority of the variance in the affective commitment. This study intends to provide further contribution to the organizational behavior literature by pointing out managerial implications of the organizational humor, communication satisfaction, job stress and affective commitment, and the relationships among them. This is one of the pioneering studies exploring the relationships between these concepts. Key Words: Humor, communication, affective commitment, stress
Organizational justice as a determinant of affective commitment and silence of employees
As we progressed in the 21st century, increasing global competition, rapid developments in the field of information technologies and the redesign of old business processes have deeply affected the way people are managed in the workplaces. Organizational structures have become more horizontal and management intervention has been reduced. Hence, employees are given more responsibilities for decision-making and managing their day-to-day activities. In addition to the increased responsibilities, individuals are expected to be more committed to the goals and values of the organizations they work for and more willing to speak up about their opinions and suggestions which are related to organizational issues. However, building affectively committed workforce and breaking silence by encouraging employees to speak up about critical issues have emerged as crucial management challenges of today's organizations. Numerous theoretical and empirical studies have revealed that attitudinal and behavioral reactions of individuals toward their organizations are mainly influenced by their fairness perceptions. The primary purpose of this study was to investigate the relationship of perceived organizational justice with employee silence and affective commitment. Study was conducted on a total of 200 white collar employees working in a private sector company. Results indicated that distributive justice has no significant contribution on employee silence and affective commitment. Also, it was revealed that procedural justice has significant positive contribution on acquiescent silence and defensive silence. Finally, it was found that interactional justice is a good determinant of employee silence and affective commitment.
Türk içecek sektörü için retro pazarlamada, duygusal bağlılığın marka sadakati üzerine etkisi : İstanbul'daki bir vakıf üniversitesi öğrencileri üzerine araştırma
The intensification of competition in every area and the increase in consumer expectations every day necessitate companies to constantly seek new search for branding strategies.Nostalgia and the concept of retro offer important opportunities for brands to attract the attention of their consumers and look for new elements that will appeal to their thoughts and feelings. The aim of this study is to determine the nostalgia tendencies of the young generation, which is defined as postmodern individuals, and to analyze the effect of retro theme on brand loyalty. The data was collected by the survey method; nostalgia tendencies of the participants were determined and the role of emotional commitment on brand loyalty was explored by focusing on the concepts of brand image, nostalgia proneness, brand inheritance and self-identification.In addition, it was found that the tendency of nostalgia did not have any effect on the brand loyalty of postmodern individuals.
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisi (Akdeniz Bölgesi örneği)
Bu çalışma Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan personelin tükenmişlik düzeyleri ve iş doyum düzeylerinin duygusal bağlılığa etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Akdeniz bölgesinde yer alan 8 ilden (Osmaniye, Adana, Kahramanmaraş, Hatay, Antalya, Isparta, Burdur, Mersin) toplam 450 kişi katılmıştır. Araştırmada veriler Maslach tükenmişlik ölçeği, Minnesota iş doyum ölçeği ve duygusal bağlılık ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin dağılımlarının belirlenmesi için sayı (n) ve yüzde (%), verilerin normal bir dağılıma sahip olup olmadığını belirlemek için Shapiro-Willk testi ve hipotezleri test etmek için Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testi, Anova testi uygulanmıştır. Katılımcıların ölçeklere verdiği yanıtların birbiriyle ilişkisini değerlendirmek amacıyla Pearson korelasyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların cinsiyet ve görev ünvanlarına göre duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma, kişisel başarı, iş doyumu, duygusal bağlılık puanları arasında arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, eğitim düzeyine göre sadece maslach toplam tükenmişlik puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Katılımcıların duygusal tükenmişlik puanları ile duyarsızlaşma ve kişisel başarı arasında olumlu bir ilişki bulunurken, duygusal tükenmişlik ve iş doyumu arasında ters yönlü bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü, Duygusal Bağlılık, Tükenmişlik, İş Doyum
Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüğünde çalışan personelin duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyon seviyeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET KOÇOĞLU, İ. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde Çalışan Personelin Duygusal Bağlılıkları ve İçsel Motivasyon Seviyeleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Programı Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2017. Bu çalışmanın amacı, bir kamu hizmet kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde çalışanların duygusal bağlılıklarıyla içsel motivasyonları aralarındaki ilişkiyi incelemek ve her iki değişkenin kurum çalışanlarının demografik özelliklerine bağlı olarak değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Örgütsel bağlılık bireylerin görev aldıkları organizasyonlara karşı kendilerini sorumlu ve ait hissetmeleri, çalıştıkları örgütlerin çıkarları doğrultusunda ve ortak amaç istikametinde tüm gayretlerini ortaya çıkaracak çalışmaları olarak tanımlanabilir. Motivasyon kavramı ise bireylerin herhangi bir dış etki olmaksızın, istek ve arzuları ile çaba sarf ederek bir şeyler yapmak istemeleridir. İçsel motivasyon ise, bireyin kendi becerilerini gösterme çabası olarak tanımlanabilir. Araştırmanın evrenini Gençli Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personel oluşturmaktadır. Bu çalışmada 2016 yılı içerisinde Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan personel değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada örneklem alma yöntemine gidilmeyerek Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il merkezlerinde faaliyet gösteren toplam 526 çalışanın tamamına ulaşılmak hedeflenmiştir. Ancak araştırmaya katılmayı kabul etmeyen ve çeşitli sebeplerle kendilerine ulaşılamayan kurum çalışanları araştırma çemberinin dışında kalmıştır. Dolayısıyla araştırmaya katılmayı kabul eden 358 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu çalışma tanımlayıcı araştırma metodu ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Ağca ve Ertan (2008) tarafından geliştirilen "duygusal bağlılık" ve "içsel motivasyon" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. İki bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında t-testi, ikiden fazla bağımsız grup arasında niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında pearsonkorelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, bir kamu kurumu olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinin Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kastamonu il müdürlüklerinde gerçekleştirilen bu araştırma ile örgütsel bağlılık ve içsel motivasyon arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu ortaya konulmuştur. Araştırma grubunun duygusal bağlılık ile içsel motivasyon kavramları arasında yüksek düzeyde, pozitif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Araştırma grubunun, içsel motivasyon düzeyi duygusal bağlılık düzeyini arttırmaktadır. Cinsiyet ve medeni durumun çalışanların duygusal bağlılıkları ve içsel motivasyonları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğunu belirlemek ile birlikte çalışanların duygusal bağlılık ve içsel motivasyonlarının yaşlarına, eğitim düzeylerine, şehirlerine, bölümlerine, unvanlarına, kıdemlerine ve iş deneyimlerine bağlı olarak değişmediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Motivasyon, İçsel Motivasyon.
Cam tavan sendromunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bir araştırma
Bu çalışmada, cam tavan sendromu ile örgütsel bağlılık konusu araştırılmış ve cam tavan kavramının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, cam tavan kavramının örgütsel bağlılığın alt boyutları ile olan ilişkisi de incelenmiştir. Ayrıca bu boyutların demografik değişkenlerle arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya?da faaliyet gösteren iki özel işletmenin 46 kadın çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler frekans analizleri, güvenilirlilik testi, T-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre cam tavan sendromuna maruz kalan çalışanın örgütsel bağlılık düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam tavan, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devam Bağlılığı, Normatif Bağlılık
Kuşaklararası farklılıkların çalışma değerleri üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma
Kuşak farklılıkları son yıllarda ilgi çeken bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, çalışanların kuşaklararası farklılıklar kapsamında çalışma değerleri ile iş tutumları arasındaki nedensel ilişkileri incelemek ve buna ilişkin oluşturulan hipotezleri doğrulamaktır. Bu kapsamda Bursa'da otomotiv, gıda, inşaat, tekstil ve diğer alanlarda faaliyet gösteren firmalarda görev alan beyaz yakalı çalışanlar araştırmanın ana kütlesini oluşturmuştur. Veriler 318 kişiden oluşan bir örneklemden anket yolu ile toplanmış olup verilerin analizinde Cronbach Alfa, güvenilirlik katsayıları, regresyon analizi ve faktör analizi yöntemleri kullanılmıştır. Farklı kuşaklardaki çalışanların çalışma değerleri ile iş tutumları arasında nedensel bir ilişki olup olmadığı analiz edilmiştir.
Karizmatik liderliğin örgütsel bağlılık ile ilişkisi: Özel sektör çalışanları üzerinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, örgütlerde karizmatik liderlik özelliğine sahip yöneticilerin bu özelliklerinin örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışma nicel araştırma tekniği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada, veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini farklı özel sektörlerde görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmaya en çok hizmet sektöründe çalışanlar katılmıştır. Bu araştırmada; çalışanların karizmatik liderlik algılarının, onların örgütsel bağlılıkları üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda çalışanların karizmatik liderlik algılarından sıra dışı davranış sergileme yetisinin, onların duygusal bağlılığı üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Çalışanların, çevresel duyarlılık gösterme ve mevcut durumu sürdürmeme yetisi ile onların devam bağlılıkları arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada, çalışanların karizmatik liderlik algılarından olan çevresel duyarlılık gösterme ve kişisel risk üstlenme yetisinin, çalışanların normatif bağlılığını etkilediği bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan çalışma, özel sektör çalışanlarında karizmatik liderlik algısı ve örgütsel bağlılık arasında bazı boyutlarda ilişki olduğunu göstermektedir.
İş-aile zenginleşmesi, yöneti desteği algısı, öz-saygı, duygusal bağlılık ve kariyer tatmini ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, iş-aile zenginleşmesi, yönetici desteği algısı, öz-saygı, duygusal bağlılık ve kariyer tatmini ilişkisi bağlamında incelemektir. Bu kapsamda ilk olarak öz-saygı ve yönetici desteği algısının iş-aile zenginleşmesi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bunun yanı sıra, iş-aile zenginleşmesinin duygusal bağlılık ve kariyer tatminini etkileyip etkilemediği de değerlendirilmiştir. İş-aile zenginleşmesi algısının cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi ve ünvan gibi demografik değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediği de çalışma kapsamında ele alınmıştır. Bu kapsamda geliştirilen hipotezler, Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde görev yapan akademik personelden toplanan verilerle test edilmiştir. Araştırmanın verileri anket yöntemi ile toplanmıştır. Çalışmanın modellerinde yer alan değişkenler arasındaki etkileri test etmek amacıyla t-testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz-saygı ve yönetici desteği algısının iş-aile zenginleşmesinin üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, iş-aile zenginleşmesinin duygusal bağlılık ve kariyer tatminini pozitif yönde etkilediği de kanıtlanmıştır. Çalışmada, iş-aile zenginleşmesi algısının demografik değişkenlere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir
Öğretmen adaylarının ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişki, "öğretim ilke ve yöntemleri dersi örneği"
Amaç : Bu çalışmanın amacı üniversitelerin öğretmen yetiştiren programlarında öğrenim gören öğretmen adaylarının, meslek bilgisi derslerinden olan seçilmiş "Öğretim İlke ve Yöntemleri" dersini alan öğrencilerin; ders temelli bağ kurma ve algılanan ders bağlılığı arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Gereç ve Yöntem : Araştırma, 2020 - 2021 akademik öğretim yılı güz döneminde, "Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi" ve "Eskişehir Teknik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi" öğrencilerinden oluşan öğretim ilke ve yöntemleri dersini almakta/almış olan 248 (% 64)'ü kadın ve 142 (% 36)'sı erkek yaş ortalamaları; x̄ = 20,58 toplamda 390 öğrenci tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında detaylı olarak incelenen Öğretim ilke ve yöntemleri dersine ilişkin derse bağlılık ile ilgili teoriler ve modeller temel alınarak ders bağlılığı kavramını açıklayan 6 temel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar; Duygusal ve Bilişsel, Derse Hazırlanma, Derse Katılım, Öğretim Elemanı, İlgi Odak ve Not Alma şeklinde belirlenmiştir. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modeli -Structural Equation Model- (SEM) uygulanmıştır. Sonuçlar : "Öğretim ilke ve yöntemleri" dersi, ders bağlılık ölçüm modeline ilişkin geçerlilik ve güvenilirlik değerlerine baktığımızda, güvenilirlik değeri (α) en yüksek 0,89 olarak duyuşsal-bilişsel faktöründe olduğu görülmüş olup, algılanan ders/öğrenme bağlılığı ise; X2/df değeri=1.335 olduğu görülmekte ve bu değer <3 olduğu için kabul edilebilen referans düzeyindedir. RMSEA değerine baktığımızda 0,029 değeriyle mükemmel bir uyum sağladığını görmekteyiz. Diğer bütün fit değerler mükemmel uyum sağlamış olup, frekans aralığında anlamlılık düzeyine ulaşmıştır. Araştırmada; ders temelli bağ kurma yaklaşımı, bazı değişkenlerin etkisi ve yükleri sonucunda, algılanan ders bağlılığını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ders bağlılığı, Derse katılım, Öğretim ilke ve yöntemleri dersi (ÖİYD), Algılanan öğrenme bağlılığı (AÖB).