Educational history

224 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İki darbe arası dönemde Türk eğitim tarihi (1960-1980)

Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Eğitim Öğretimin Birleştirilmesi Kanunu) üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti'nin eğitim sistemi birçok yeniliği de beraberinde getirmiştir. Bu yeni eğitim sistemi 1924 yılından 1960 yılına kadar geçen sürede birçok yasa ve yönetmeliklerle geliştirilmeye ve benimsetilmeye çalışılmıştır. 1960-1980 yılları arasında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik, siyasi, sosyal ve eğitim alanlarında bazı değişiklikler yaşanmıştır. Bu çalışmayla 1960-1980 yılları arasında, adeta siyasi çekişmelerin ve hesaplaşmaların alanı haline getirilen eğitim kurumlarının, bu durumlar karşısında gerilemesinin nedenleri ve sonuçlarının ortaya konması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, eğitimcilerin, kurum ve kuruluşlarıyla siyaset-ekonomi çalkantısı esnasında yaşanan git-gellerdeki tavır ve davranışlarının açıklanması hedeflenmiştir. Siyasetten en çok etkilenen kesim ve yükseköğretim bazında siyaseti en çok etkileyen eğitim kurumları ile eğitim elemanları bu çalışmanın ana unsurlarını teşkil etmektedirler. 27 Mayıs 1960 askeri darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası ve 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardında oluşturulan anayasa ve kanunlarla eğitime yeniden getirilen düzenlemelerin içerikleri bu araştırmanın odak noktasını teşkil etmektedir. Askeri darbelerle kesintiye uğrayan demokratik sistem karşısında eğitim kurumlarının nasıl etkilendiği, öğretim elemanlarının uğradıkları kovuşturma, sürgün ve tasfiye hareketlerinin neden, niçin, kime ve ne şekilde yapıldığı gibi sorulara cevaplar aranmıştır. Türk eğitim sistemine köklü değişiklikler getiren, 1961 yılında kabul edilen "İlköğretim ve Eğitim Kanunu" ve 1973 yılında kabul edilen "Milli Eğitim Temel Kanunu" ile yapılan düzenlemeler ve elde edilen sonuçlar bu çalışmanın merkezine oturtulmuştur. Bu tarihten önceki düzenlemelerde olduğu gibi 1961 ve 1973 yıllarındaki eğitim hamlelerinde de baştan sona siyasi kaygılar ve politik sürtüşmelerin izlerini görmek mümkündür. Durum böyle olunca da bütün kurum ve kuruluşlarıyla eğitimin sanki bir yaz-boz tahtasıymış gibi kullanılmasından kaynaklanan bir gerilemenin olduğu söylenebilir. Araştırılan yirmi yıllık dönem içerisinde; okul öncesi eğitimin gelişimi, ilköğretimdeki yapısal reformlar ve müfredat programları, ortaöğretimdeki politik sürtüşmeler, nitelik sorunu ve çözüm arayışları ile ideolojik çalkantılarla siyasetin ve askeri vesayetin boy hedefi haline gelmiş yükseköğretimin tarihsel gelişimi ayrıntılı bir şekilde belgelerle araştırılıp incelenmiştir. Yaklaşık altmış temel kaynaktan araştırma ve inceleme yapılarak elde edilen bu çalışma neticesinde, 1960-1980 yılları arasındaki eğitimin politik hesaplaşmalar uğruna heba edildiği, farklı yapı ve söylemlerle aynı durumun hala devam ettiği sonucuna varılmıştır.

Askeri müdahaleEğitim tarihiOkul öncesi eğitim+5
Turan Kılın
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyetten Cumhuriyete (1908-1961) vatandaşlık dersi öğretim programlarının değişimi ve ders kitaplarına yansımaları

Vatandaşlık eğitimi bir toplumun haklarını, sorumluluklarını, bireyin toplum içerisindeki rolünü ve devletlerin yetiştirmek istediği vatandaş modeli açısından son derece önemlidir. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçiş sürecinde toplumsal bir mühendislik aracı olarak öğretim programları ve ders kitapları kullanılmıştır. Bu dönemde Türk toplumu kul statüsünden hakları anayasa ile teminat altına alınan vatandaşlar topluluğuna dönüşmüştür. Hem Osmanlı muktedirleri hem de Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa eden kurucu kadrolar vatandaşlık eğitimi programları ve ders kitapları aracılığı ile hem ideal/iyi vatandaşlar hem de kendi ideolojileri doğrultusunda itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirmek istemişlerdir. Bu araştırmada temel amacı vatandaşlık yeterlilikleri kazandırmak olan vatandaşlık eğitimi dersinin, öğretim programları ve ders kitapları aracılığı ile Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan süreçte nasıl bir yurttaş profilinin yetiştirilmek istendiğini mercek altına almaktır. Araştırma tarihsel araştırma deseni ile ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde II. Meşrutiyet dönemindeki vatandaşlık algısı haklar temelinde itaatkâr/pasif vatandaşlıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal bir çizgide itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirilmek istense de eğitimdeki asıl ulusallaşma 1930'lu yıllardan sonra tam anlamıyla kendini göstermiştir. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçen süreçte vatandaşlık eğitimi programlarında ve ders kitaplarındaki temel gaye evrensel ve ulusal ahlaki değerler ile bezenmiş, devlet yönetimi, çevre, sağlık ve ekonomik farkındalıklar kazanmış yurttaşlar yetiştirmektir. Anahtar Sözcükler: Cumhuriyet, ders kitapları, eğitim, iyi vatandaş, Meşrutiyet, öğretim programları, vatandaşlık

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıEğitim programları+7
Mehmet Melik Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Atatürk Dönemi eğitim dergilerindeki sosyal bilimlerle ilgili konuların incelenmesi (1923-1938)

Atatürk Dönemi Eğitim Dergilerindeki Sosyal Bilimler Konularının İncelenmesi (1923 - 1938) Atatürk Dönemi hem siyasi değişimler, hem de kültürel değişimler açısından pek çok araştırmaya konu edilmiştir. Bu çalışmada, Cumhuriyet tarihinin eğitim ve kültür alanında köklü yeniliklerin ve reformların yapıldığı bir dönemi olan Atatürk Dönemi'nde yayınlanan eğitim dergilerinin incelenmesi ve bu dergilerde yer alan Sosyal Bilimler konularının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Dönemin özelliklerinin eğitim dergilerine yansımaları ve Sosyal Bilimler konularının ele alınış şekilleri ortaya konulmuştur. Çalışmada, Atatürk Dönemi eğitim dergilerinde yer alan Sosyal Bilimlerle ilgili makaleler incelenmiştir. Tarama yöntemiyle yapmış olduğumuz çalışmada, veriler doküman incelemesi yöntemiyle elde edilmiştir. İncelenen 18 eğitim dergisinden elde edilen veriler nitel veri analizi programları yardımıyla konularına göre sınıflanmıştır. Sosyal Bilimleri oluşturan Tarih, Coğrafya, Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe, Ekonomi, Siyaset Bilimi, Hukuk, Eğitim, Sanat Tarihi ve Sanat Eğitimiyle ilgili makaleler kendi içlerinde alt başlıklara ayrılmıştır. Bulgular kısmında ilk olarak çalışmada kullanılan dergilerin Sosyal Bilimlerle ilgili makale dağılımları verilmiştir. Ardından her bir bilim dalıyla ilgili makaleler tablolar halinde gösterilmiş ve makalelerin isimleri, yayınlandıkları dergiler, yayın yılları ve içerikleriyle ilgili bilgiler verilmiştir. Sonuç olarak incelenen 18 eğitim dergisinde yer alan 4223 makaleden 773'ünün Sosyal Bilimlerle ilgili olduğu görülmüştür. Bu makalelerde dikkat çeken en önemli nokta Sosyal Bilimler konularının eğitimine verilen önemdir. İlaveten Sosyal Bilimlere yardımcı bilim dallarının da öneminin vurgulandığı anlaşılmaktadır. İncelenen makalelerin ele alınan konuların çoğu günümüzde de güncelliğini koruduğu yapılan araştırmalarla kıyaslanarak ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Türk Eğitim Tarihi, Atatürk Dönemi, Sosyal Bilimler, Süreli Yayınlar, Eğitim Dergileri.

Atatürk DönemiDergilerEğitim dergileri+4
Gönül Türkan Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Halep vilâyeti'ndeki azınlık okullarında eğitim ve öğretim faaliyetlerinin incelenmesi (1898-1908)

Bu araştırma, Osmanlı döneminde Halep Vilâyeti'nde açılan azınlık okullarındaki eğitim-öğretim faaliyetlerinin genel özelliklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tarama modeline göre yürütülen çalışma kapsamında, alan araştırması modeli ve verilerin toplanmasında doküman incelenmesi tekniği kullanılmıştır. Araştırma problemine uygun olarak Maârif ve Halep Vilâyet Salnâmelerinden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra konuyla ilgili yerli ve yabancı kaynaklar incelenmiştir. Ayrıca Halep'i ziyaret eden, bölgede belli süre yaşayan, seyyah ve doktorların anılarından faydalanılmıştır. Belgeler ve dokümanlardan elde edilen veriler tek tek okunarak değerlendirilmiş ve ilgili olduğu konuya göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma yapılırken araştırmanın problemini, amacını ve çalışılan konunun tüm yönlerini içermesine dikkat edilmiştir. Ulaşılan bilgiler, araştırmanın amaçları doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Halep'te bulunan azınlıklara ait özel okulların Ermeni, Rum, Yahudi, Latin gibi gruplar ile Protestan, Katolik, Ortodoks, Marûni ve Süryani mezhebine mensup topluluklar tarafından açıldığı görülmektedir. Kilise ve hahamhanelerin bitişiğinde açılan bu okullar devletten bağımsız olarak ilkokul, ortaokul ve lise seviyesinde kız ve erkek öğrencilere yönelik eğitim vermiştir. 1839, 1856 ve 1908'den sonra ülke genelinde azınlık okullarının sayıları artmıştır. Ruhani liderler, kendi açtıkları okulların idarecisi ve denetleyicisi olmuşlardır. Devletin bu okulları denetleme teşebbüsleri sonuçsuz kalmıştır. Bu okullar, öğretmenlerini, müfredatlarını kendileri belirlemişlerdir. Ana dilde eğitim vermekle beraber özellikle Yahudiler Türkçe dersi eğitimine önem vermişlerdir. Azınlık grupları içerisinde en fazla karma eğitim yapan Protestanlar, lise ve kızlara yönelik eğitime de en çok önem veren grup olmuştur. Halep'te en fazla Ermeni ve Protestanlara ait okullar bulunmaktadır. Bu kurumların mali giderleri, cemaatler ve varlıklı insanlar tarafından karşılanmıştır. Anahtar kelimeler: Azınlık, azınlıkların eğitimi, eğitim, Halep, okul.

Azınlık okullarıErmenilerEğitim+7
Büşra Elçiçeği
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi ortaokul tarih ders kitaplarında (1931-1960) Osmanlı tarihinin yeri

Bu çalışmada 1930'lu, 1940'lı ve 1950'li yıllarda ortaokullarda okutulan tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine ne şekilde yer verildiği, belirlenen dönem içinde tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine yaklaşımlarda değişim gözlenip gözlenmediği değişiklikler varsa değişimin niceliği ve niteliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarih ders kitaplarında Osmanlı tarihine dair yaklaşımlarda zaman içerisinde değişim olduğu görülmüştür. 1950 sonrası ortaokul tarih ders kitaplarında önceki dönemlere kıyasla Osmanlı tarihine daha genişçe yer verildiği, padişahları merkeze alan bir anlatımın tercih edildiği, gerek başarıların değerlendirilmesinde gerekse özellikle XVII. yüzyıl sonrası süreçlerle ilgili değerlendirmelerde, oldukça güçlü ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıEğitim+6
Ahmet Tuna
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sahn-ı Semân Medreseleri ve eğitim sistemi

Sahn-ı Semân Medreseleri, Osmanlı eğitim-öğretim sistemi içerisinde önemli bir yere sahip olmuştur. Bu önem, İslâmiyet'in doğuşundan itibaren ortaya konulan eğitim-öğretim ve kültür faaliyetlerinin özümsenmesinden ve bunların üzerine bina edilmesinden kaynaklanmıştır. Çalışmamızda ilk medreselerin doğuşundan Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar olan gelişim süreci ve uygulamalarından kısaca bahsedilmiştir. Bununla beraber hem Fatih Sultan Mehmed dönemine hem de sonraki dönemlere olan tesirleri üzerinde de durulmuştur. Ayrıca araştırmamız açısından büyük öneme sahip olan Fatih Sultan Mehmed'in hayatına, eğitim-öğretimine, hocalarına ve Fatih külliyesinin diğer birimlerine değinilmiştir. Daha sonra, asıl üzerinde durmak istediğimiz Sahn-ı Semân Medreseleri'nin kuruluşu, fiziki yapısı, sosyal yapısı, idari yapısı, işleyişi, müderrisleri, talebeleri, okutulan dersler, eğitim-öğretimin programları, metodu, dili, zihniyeti ve toplumsal hayata olan katkıları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sahn-ı Semân, Medrese, Eğitim sistemi, Fatih, Külliye

EğitimEğitim kurumlarıEğitim programları+7
Kamran Süleymanov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan günümüze Türk bürokratlarının eğitimi ve bürokrasi teorileri çerçevesinde değerlendirilmesi

Her ne kadar olumsuz etkileri en aza indirilmeye çalışılsa da, günümüz dünyasının en etkin yapılarından biri olan bürokrasi, devlet kavramıyla birlikte ortaya çıkmıştır denilebilir. Çalışmamızda bürokrasi ile ilgili birçok tanıma yer verilmiş, tarihî süreç içerisindeki gelişimi ele alınırken, Türk bürokrasisi ve Türk bürokratlarının eğitimi ve yetiştirilmesi konusunun, Osmanlı'dan başlayarak günümüze kadarki seyrinin incelenmesi amaçlanmıştır.Bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bürokrasi kuramı; tarihçesi, sınıflandırılması ve bürokrasiye dönük yaklaşımlar ele alınmış, ikinci bölümde; Osmanlı Devleti'nde Bürokrasi başlığı altında, Osmanlı devlet yapısındaki bürokratik oluşumlar ve bu dönemin bürokratlarını eğitme işini üstlenen Enderun Mektebi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Tanzimat dönemi ve sonrası Türk bürokrasisi çerçevesinde; Tanzimat dönemi, II. Abdülhamid dönemi, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi bürokrasileri ve bürokratik eğitimleri irdelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bürokrasi, Osmanlı Bürokrasisi, Türk Bürokrasisi, Bürokrat, Bürokratların Eğitimi, Enderun, Mülkiye

BürokrasiCumhuriyet DönemiEnderun mektebi+6
Ayşe Güven
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

TBMM'deki yansımalarına göre köy enstitüleri

Eğitim, bir ülkenin kalkınmasında önemli bir yere sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitim alanında gerçekleştirilen devrimlerin öncüsü olmuştur. Ülke nüfusunun büyük bir bölümünün köylerde olması ve köylerdeki eğitim seviyesinin düşük olmasından dolayı köyde eğitimin geliştirilmesine çalışılmıştır. Köy öğretmeni yetiştirme yolunda Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Bey döneminde önemli adımlar atılmış ve 1930'lu yılların sonuna gelindiğinde ise daha sistemli bir yola gidilmiştir. 17 Nisan 1940 tarihinde Köy Enstitüleri Kanunu ile Köy Enstitüleri kurulmuştur. 1940?1954 yılları arası Köy Enstitüleri'nin TBMM'deki durumu ele alınmıştır. Siyasal gelişmelerin eğitim sistemine nasıl etki ettiği üzerinde durulmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Köy, Öğretmen, Köy Enstitüsü.

Eğitim tarihiKöy enstitüleriTBMM+1
Kurtuluş Ertuğrul
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir halk evi

Halkevleri, 1932- 1951 yılları arasında kurulan kültür evleridir. 19 Şubat 1932 tarihinde Halkevleri 14 ilde (Ankara, İstanbul, Eskişehir,, Çanakkale, Aydın, Bolu, Malatya, Diyarbakır, Konya, Samsun, Bursa, İznik, ve Denizli) açılmıştır. Halkevlerinin 9 şubesi vardır: Dil-Edebiyat Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri Şubesi, Kütüphane ve Yayın Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesidir. Halkevlerini " Halkın evi" olarak tanımlayabiliriz. Halkevlerinde vatandaşların bir araya gelip, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, halkın sosyal ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunmuştur. Çalışmamızda Eskişehir Halkevi dergisi hakkında bilgi verilerek, bu derginin çeşitli nüshalarından da yararlanılarak Eskişehir ve çevresinde yer alan halkevlerinin faaliyetlerinden söz edilmiştir. Halkevlerinin çalışmaları, çok partili hayata geçişle birlikte faaliyetleri muhalefet açısından sorun olmaya başlamış ve Demokrat partisinin iktidar olmasıyla birlikte 2 Mayıs 1951'de Halkevlerinin bütün mal varlığına el konularak kapatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Cumhuriyet Halk Partisi, Eskişehir Halkevi, Eskişehir Halkevi Faaliyetleri.

Cumhuriyet Halk PartisiEskişehirEğitim+3
Esma Taşcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesi

Eğitim, bireylere özgü özelliklere göre planlanmalıdır. Devamlılık gerektiren bir dönem olan eğitim, bireylerin hal ve hareketlerinde gözle görülür gelişmeler sağlamasına yönelik yapılan çalışmayı tanımlayan süreçtir. Sosyal devlet ilkesiyle aynı paralellikte hareket eden devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması ve gelişen teknoloji seviyesine ulaşılamaması gibi durumların ortaya çıkması sonucunda veliler çocuklarını özel eğitim kurumlarına gönderme kararı almıştır. Türkiye'deki özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesiyle ilgili araştırmam üç bölümden oluşmaktadır. Yapılan araştırmanın ilk bölümünde Türk eğitim tarihiyle özel eğitimin tanımlaması, amacı, önemi ve temel ilkelerinde söz edilmiştir. Bununla beraber özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sınıflandırılması ve özel eğitimde engelli bireylerin nüfusu konusu incelenmiştir. İkinci bölümde ise özel eğitim kurumlarının tarihçesiyle, fiziksel koşulları ve özel eğitim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmeni yetiştirme politikaları araştırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise özel eğitim kurumlarının etkinliğinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında özel eğitim kurumlarının sayısının geçmişten günümüze arttığı görülmektedir. Özel eğitim kurumlarının sayısının artmasıyla özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimci ve personel sayısının arttığı gözlemlenmektedir.

EtkinlikEğitim hizmetleriEğitim kurumları+7
Derya Evyapan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) eğitim sistemi, eğitim yapıları ve askeri rüşdiyeler

XVII. yüzyılla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitimde başlayan modernleşme hareketi, II. Abdülhamid Dönemi'nde de sürmüş, mali sıkıntılara rağmen, siyasi erk tarafından eğitim devletin üstlenmek zorunda olduğu bir kamu hizmeti olarak algılanmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde, Osmanlı eğitim sisteminin sağlam bir zemine oturtulması 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin tüm maddeleri ile hayata geçirilmesi sağlanmış, dolayısıyla da alt yapının kurulması ile eğitimin yaygınlaştırılması ve devletin eğitim sistemi üzerindeki denetimi kısmen de olsa sağlanmıştır.Eğitimin işlevsel bir araç olduğunu anlayan II. Abdülhamid, eğitim kavramını iktidarını tekrar üretecek ve sağlam bir zemine oturtacak bir kurum olarak görmüştür. Bu nedenle de eğitim, resmi ideolojinin aktarımında sıklıkla başvurulan araçlardan biri haline getirilmiştir.II. Abdülhamid'in tahta çıkışında Osmanlı İmparatorluğu'nda, 4 yüksekokul, 4 darülmuallimin, 253 rüşdiye, 18.490 sıbyan mektebi ve 1 özel okul bulunmaktaydı. II. Abdülhamid Dönemi'nin sonlarına doğru ülkedeki okul sayısı; 619 rüşdiye, 109 idadi, 32 darülmuallimin, 5000 civarında ibtidai mektebine ulaşmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde diğer eğitim kurumları gibi askeri rüşdiyelere de önem verilmiş, İstanbul'dan Manastır ve Suriye'ye kadar uzanan bir coğrafyada, toplam yirmi sekiz adet askeri rüşdiye eğitim sistemi içerisine dahil edilmiştir. Bu okullarda dönemi için çağdaş ve modern sayılabilecek eğitim sistemi ve eğitim materyalleri uygulanmıştır. Ancak iddialı bir eğitimde modernleşme hamlesine imza atan Abdülhamid'in, idadi mimarisinin aksine bir askeri rüşdiye mimarisi tipolojisini, XIX. yüzyıl okul mimarisi repertuarında içerisinde kurgulayamadığı, eğitim tarihçemizde askeri rüşdiyelerin mimarileri ile değil de uyguladıkları eğitim modelleri ile varlık gösterdikleri burada gözden kaçırılmamalıdır.

Abdülhamid IIEğitim tarihiMeşruiyet+4
Esma Parmaksız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`deki Alman okulları

Haçlı seferleriyle 12. yüzyılda başlayan Türk- Alman ilişkileri uzun süre elçiler vasıtasıyla sağlanmış, 1761' de bir ticari anlaşma yapılmasıyla resmiyet kazanmıştır. Osmanlı Devleti yapılan bu ticari anlaşmayla, diğer ülkelere sağladığı kapitülasyonları Almanya'ya da vermiştir. Bu tarihten itibaren sıklaşan Osmanlı-Alman ilişkileri daha çok ticari yönü ağır basan ilişkilerdi. 19. yüzyıldan itibaren Alman misyonerlerin, kutsal topraklarda ve Anadolu'nun doğusunda kendi mezheplerini yaymak amacıyla kilise ve okul açmaya başlamasıyla iki ülke ilişkileri farklı bir nitelik kazandı. Alman misyonerlerinin açmış olduğu bu okullar, resmi nitelik taşımayan ve Alman birliğinden önce açılmaya başlanmış okullardı. Ancak Almanya'nın 1871'de Fransa'yı yenerek oluşturduğu birlikle beraber hızlıca gelişen sanayisinin yeni ham madde ve pazar ihtiyacı Bismarck'm 1862'den beri yürüttüğü, içe kapalı denge siyasetini zorlamaya başladı. Almanya artık kendi topraklarından çıkan ham madde ile yetinemeyecek kadar sanayileşmiş ve gelişmişti. Almanya, pazar arayışına girdiği Avrupa'da, pazarların zaten çoktan paylaşılmış olduğunu ve kendisine bu pazarda yer olmadığını anlayınca, "güneşte kendine yer edinebilmek için" diğer emperyalist ülkeler gibi sömürge arayışına girmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine 1880'li yıllardan itibaren Afrika ve Asya'da sömürge edinmeye yönelik bir mücadeleye girişen Almanya, bu uğurda çok para ve asker yitirmesine rağmen istediği nitelikte verimli sömürgeler edinememiştir. Çünkü sömürgeler diğer Avrupalı devletler tarafından çoktan paylaşılmış, Almanya'ya ise sadece verimsiz topraklar kalmıştı. Bu noktada Almanya kendine çok daha yakın bir ülke keşfetti: Osmanlı Devleti. II. Wilhelm'in 1888'de Almanya'da iktidara gelmesiyle birlikte Almanya, Basra Körfezine kadar uzanan bir bölgeyi kendi çıkar alanı olarak ilan etti ve bu amacı gerçekleştirmek için de Bağdat Demiryollarının yapımına karar verdi. Bu tarihten sonra Almanya, ekonomisi, askeri, misyoneri, siyasetçisi ve eğitimcisiyle Osmanlı topraklarındaydı. VIIOsmanlı topraklarında Alman elçilik mensuplarının, demiryolları çalışanlarının ve tüccarlarının çocukları için resmi nitelikte olan Alman okulları açıldı. Almanlar tarafından Osmanlı topraklarında açılan bu okulların çoğu, Osmanlı Devleti 'nin yabancı okulların ruhsatlarım resmiyete kavuşturmayı zorladığı 1902 tarihine kadar ruhsatsız olarak faaliyetlerde bulundu. Almanlar, resmi politikalarının gereği olarak, bir yandan, Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler içinde bulunup başta demiryolu ve silah siparişleri olmak üzere her türlü kolaylığı ve imtiyazı Osmanlı devlet kademesinden sağlıyor, ülkedeki azınlıklara yönelik bir faaliyet içinde olmadığını göstermeye çalışıyordu. Hatta Alman hükümeti, Osmanlı topraklarında kolonyal yayılmayı savunan Pangermenleri ve misyonerleri Alman dış politikasının düşmanı dahi ilan edebilecek kadar ileriye giderken, diğer yandan da gizliden gizliye misyoner okullarıyla ve diğer resmi nitelikli Alman okullarıyla ülkedeki Gayri-Müslimlerin hem dinini değiştirmeyi hem de onları Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtmayı da ihmal etmedi. Almanlar bunun dışında, kendi ülkesinden atmak istediği Yahudilerin, kutsal topraklara yerleşmelerini sağlamak için teşvik etti ve onlara her türlü kolaylığı sağladı. Alman okullarını diğer ülke okullarından ayıran özellik, onların ülkedeki azınlıklara yönelik çalışmalarda bulunmuyor gözükmeleriydi, her ne kadar onlar da diğer yabancı okullar gibi azınlıklarla ilgili faaliyetlerde bulunsalar da, Alman okulları diğer bir deyişle, Osmanlıya dost gözüken bir ülkenin okullarıydı. Ancak Almanların Dünya Politikasının bir aracı olarak I. Dünya Savaşına giren Osmanlı İmparatorluğu, Alman devletiyle birlikte yenilmiş ve ülkedeki her türlü Alman faaliyeti de böylece son bulmuştur. I. Dünya Savaşından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti' nde bütün Alman okulları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmayan Elçilik Okulu dışında tek bir Alman okulunda birleştirilmiştir. Cumhuriyet rejimi süresince tüm yabancı okullar sıkı denetim ve kontrol altına alınabildiği için Alman okulunun da en ufak zararlı bir faaliyet içine girmesine izin verilmemiştir. VIII

AlmanyaEğitimEğitim kurumları+7
Sezen Kılıç
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti Dönemi'nde yabancı dil öğretimi: Robert Koleji örneği

Bu tez çalışması 1863 yılında Amerikalılar tarafından Osmanlı topraklarında açılan ve Türkiye Cumhuriyeti'nde de eğitim-öğretim faaliyetlerine devam eden Robert Kolej'in uyguladığı yabancı dil öğretim yöntem ve metotları üzerine yapılmıştır. Kolejin hem Osmanlı döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti döneminde Türk eğitim-öğretim hayatında önemli bir yere sahip olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak kolejin kuruluş amacı ve benimsediği eğitim yöntemleri tarihsel süreç içerisinde incelenmeye çalışılmıştır. Robert Kolej kuruluş tarihi Osmanlı Dönemine rastlamaktadır. Dolayısıyla çalışmamızda Osmanlı Dönemi yabancı dil öğretimi ile ilgili yapılan uygulamalar, devlet yöneticilerinin yabancı dil ve öğretimine ilişkin düşünceleri ve yabancı dil öğretimi ile ilgili ihtiyaçların anlaşılması için Osmanlı düşünce dünyasında önemli yere sahip olan Tanzimat'ın ilanı temel alınarak Tanzimat'ın ilanının öncesi ve sonrası olarak iki dönem şeklinde incelenmiştir. Ayrıca tezimizde, Milli Mücadele Dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki durum da genel hatları ile değerlendirilmiştir. Robert Kolej ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde genel olarak kolejin misyonerlik faaliyetleri üzerine olduğu görülmüş ve tezin hazırlanması sırasında bu durum da göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmamızda Robert Kolej Arşivi, Cumhurbaşkanlığı Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivleri, Columbia Üniversitesi nadir kitaplar ve el yazması eserler bölümünde bulunan Robert Kolej ile ilgili arşivler dikkatle taranmıştır. Kolej kurucuları ve ABCFM örgütünün yayınlamış olduğu belgeler, hatıralar, kolej ile ilgili rapor ve diğer eserler dikkatle incelenmiş ve kolej eğitimi ve kolejin yabancı dil öğretiminde uyguladığı metot ve yaklaşımlar hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.

Dil öğretimiEğitim tarihiOsmanlı tarihi+3
Salih Potukoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve Atatürk Dönemi uygulamaları

Bu çalışmada Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılması ve Atatürk dönemi uygulamaları üzerinde durulmuştur. Osmanlı Devleti'nde bilinen en eski eğitim kurumları medreselerdir. Kuruluş ve yükselme dönemlerinde toplumun eğitim ihtiyacını karşılayan bu kurumlar, zamanla Avrupa'nın gerisinde kalmıştır. Osmanlı devlet adamları, eğitimde yaşanan bu geri kalmanın önüne geçmek için medreselere dokunmamış, ancak bu kurumların yanına batılı tarzda eğitim veren modern kurumlar açmıştır. Azınlık ve yabancı okulların da açılmasıyla, medrese ? mektep ikililiğinin yanına üçüncü bir zihniyet daha eklenmiştir.Atatürk, Osmanlı Devleti'ndeki eğitimin, kurumsal ve amaçsal açıdan parçalandığını, ulusallıktan uzak olduğunu görmüştü. Osmanlı eğitim sisteminde üç değişik insan tipi yetiştiriliyordu. Bu durum ulusal, laik ve bağımsız bir devlet olmanın en büyük engeliydi.Bu nedenle, 3 Mart 1924'te, Tevhid-i Tedrisat Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Kanunun uygulanması sırasında en tartışmalı geçen konular, medreselerin kapatılarak yerine İmam-Hatip okullarının açılması ve yabancı okulların denetim altına alınması olmuştur. Bu araştırmada özellikle Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun neden çıkarıldığı, bu kanunun din eğitimi ile yabancı okullar üzerindeki etkisi üzerinde durulacaktır.Literatür taramasıyla, yapılan araştırmada; Osmanlı Devleti'nin eğitim sistemi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılması, Atatürk'ün eğitim anlayışı, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun yabancı ve azınlık okulları üzerine etkileri, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun çıkarılmasından önceki eğitim sistemi ile kanun çıktıktan sonra yaşanan değişimler hakkında da bilgi verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Medrese, Azınlık ve Yabancı Okulları.

Atatürk DönemiAzınlık okullarıEğitim tarihi+4
Rukiye Demirel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okulları'na ilişkin Cumhuriyet Dönemi eğitim politikaları (1923-2000)

Bu çalışmada Cumhuriyet döneminde 1923 ve 2000 yılları arası Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na ilişkin eğitim politikaları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma, ilköğretim ve yatılı ilköğretim bölge okulları ile ilgili giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve geçmiş araştırmaların içerik ve sonuçlarıyla başlamaktadır. Çalışmanın devamında ise, yatılı ilköğretim bölge okullarının kuruluş amaçları, önem ve hedefleri açıklanmış, tarihsel gelişimleri ve faaliyetleri incelenmiş; Cumhuriyet dönemi eğitim politikalarında bu okullara ilişkin politikalar ve uygulamalar yansıtılmaya çalışılmıştır.Cumhuriyetimizin kurulduğu ilk yıllardan itibaren başlatılan yenileşme ve modernleşme hareketleri içerisinde eğitim önemli bir unsur olarak yerini almıştır. Atatürk'ün önderliğinde başlatılan bu hareketlerin beraberinde eğitim sisteminde düzenlemeler ve yeniliklerin gerekliliği vurgulanmıştır. Nitekim, eğitim sistemimizin yenileştirilebilmesi için yoğun çabalar gösterilmiştir. Bu çabalar, eğitim sisteminin kapsamında olan ilköğretim üzerinde daha da fazla yoğunlaşmıştır. Cumhuriyet'in ilanından sonra uygulanan eğitim politikalarında bütün çocukların ilköğretimden yararlanabilmesi amacıyla fırsat eşitliği oluşturularak eğitimi her kademede parasız ve zorunlu hale getirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilköğretimi yurdun her yöresine ulaştırabilmek için Yatılı İlköğretim Bölge Okulları çeşitli aşamalarla kurulmuştur. Bu okullar, eğitimde fırsat eşitliğini sağlayarak bütün yurda zorunlu ilköğretimin yaygınlaştırılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Bu araştırmada, Cumhuriyet Dönemi (1923'ten 2000'e) eğitim politikalarının Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na yansıması ortaya konmaya çalışılacaktır.Literatür taramasıyla, çalışmada 1923-2000 yılları arasında Yatılı İlköğretim Bölge Okulları ile ilgili Hükümet, Milli Eğitim Şurası ve Kalkınma Planları'nda kararlaştırılan ve uygulanan eğitim politikaları, bu okullarla ilgili alınan kararlar, ilköğretim ile ilgili yasa ve yönetmelikler hakkında bilgi verilmiştir. Taramanın genel amacı, 1923-2000 yılları arasında yatılı ilköğretim bölge okullarına ilişkin eğitim politikaları konusuna zemin hazırlamaktır. Bu yıllar arasında iktidarda bulunan hükümetlerin, milli eğitim ve kalkınma planlarında yer alan ilköğretim politikaları incelenmiş. M.E.B tarafından bu yıllar arasında Tebliğler Dergisi taranmış ve yatılı ilköğretim bölge okullarına yönelik yönerge ve kararnameler, bu alanda yapılan çalışmalar kullanılarak Yatılı İlköğretim Bölge Okulları'na ilişkin cumhuriyet dönemi eğitim politikaları ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet DönemiEğitimEğitim politikaları+2
Huriye Pınar Yördem
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde Amerikan etkisi (1945-1960)

Osmanlı-Türk modernleşmesi yalnızca son üç yüzyılı kapsayan ve süreklilik gösteren büyük bir süreci ifade etmekle kalmaz aynı zamanda siyasal, ekonomik ve sosyal olarak Türkiye Cumhuriyeti'ne doğru evrilen bir dönüşümü de içinde barındırır. 18. yüzyılla birlikte eğitim alanında başlayan yenilikler farklı hız ve yoğunluklarla cumhuriyet dönemine kadar ulaşmış, imparatorluğun sonu ve Türk Devrimi ile birlikte batı tipi eğitim kurumları yaygınlaşmıştır. Batılılaşma (Westernization) hareketlerinin görüldüğü bütün toplumlar gibi Türk toplumu da batı tekniğinin alınmasında yabancı uzmanlardan faydalanmıştır. Avrupa merkezli eğitim anlayışının hâkim olduğu Atatürk döneminde hemen hemen her ülkeden ihtiyaç duyulan eğitim alanları için uzmanlar getirilmişken, sonuçları itibariyle yalnızca siyasi sınırlarda değişiklik yapmayan İkinci Dünya Savaşı, her alanda olduğu gibi eğitim alanındaki gelişmelerin de ABD merkezli olmasına yol açmıştır. 1950'de 27 yıllık CHP iktidarını demokratik yoldan devirerek iktidara gelen DP, ekonomik ve siyasi olarak yakınlaştığı ABD ile eğitim alanında da önemli ilişkiler kurmuştur. Yapılan ikili anlaşmalar yoluyla resmi kanaldan, vakıf yardımları ile gayri resmi yollardan kurulan ve bol miktarda maddi yardım içeren yeni model eğitim anlayışı ABD'den çağırılan kırkı aşkın uzmanın yurt genelinde yaptığı çalışmalarla birleşmiş ve Amerikan nüfuzu eğitim alanında da kendisini göstermiştir. Sonuçta kurtarıcı gözüyle bakılan ABD modelinin, sürekli gelişmekte olan Türkiye'nin değişen eğitim ihtiyaçlarını çözmek bir yana bunları çoğu zaman daha da karmaşık bir hale getirdiği söylenebilir.

Amerika Birleşik DevletleriEğitimEğitim sistemi+3
Volkan Soran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartları ile usûllerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi (Nizamnâme ve talimatnâmelere göre)

Bu araştırmanın amacı, "Osmanlı Devleti'nin Tanzimat Dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar geçen süre içinde öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartları ile usûllerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi" dir. Nitel araştırma yöntem ve teknikleri ile oluşturulan bu araştırma durum çalışması deseni ile yürü-tülmüştür. Araştırmada veri olarak Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı Devletinde ilgili birimler tarafından hazırlanarak yayımlanan Osmanlıca tarihi dokümanlar ve bunların yanı sıra literatürde yer alan konuya ilişkin yayımlanmış bazı bilgi ve belgeler kullanılmıştır. Söz konusu Osmanlıca belgelerin öncelikle günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılmış, sonraki aşamada bunlar tasnif edilerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda Osmanlı Devleti'nde 1839-1923 yılları arasında faâliyet gösteren öğretmen yetiştiren kurumlara giriş şartlarının ne olduğu ve öğrenci seçiminde nasıl bir usül izlendiği net olarak tespit edilerek detaylı bulgulara ulaşılmıştır. Bu bağlamda Osmanlıda yüksek öğretim düzeyindeki öğretmen yetiştiren kurumlara öğrenci alımında; adaylarda Osmanlı Devleti vatandaşı olmak, mevcut eğitim sistemi içerisinde orta öğretim düzeyindeki mekteplerden mezun olmak, sağlıklı olmak, adli sicili temiz olmak, yapılan giriş sınavları sonucunda başarılı olmak, Arapça-Farsça-Türkçe gibi bazı dil alanlarında çeşitli açılardan bilgi sahibi olmak, temel matematik bilgisine sahip olmak gibi kriterlerin arandığı belirlenmiştir. Bu şartların uygulanma aşamasında izlenen prosedüre göre ise adayların yerine getirmiş oldukları şartları ilgili makamlardan alınan resmî belgelerle ispatlamaları gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın nihayetinde, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat'tan Cumhuriyet'e kadarki süreçte öğretmen yetiştiren kurumlar arasından özellikle Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimâtlara nitelikli öğrenci alımı için önemli dü-zenlemelerin yapıldığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca nitelikli öğretmen yetiştirebilmek için öğrenci alımında kendine has bir sistem kurulurak belirli ölçülerde seçici davranıldığı anlaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgu ve sonuçlar dahilinde bazı önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Öğretmen Yetiştiren Kurumlar, Dârülmuallimîn, Dârülmuallimât, Giriş Şartları, Giriş Usûlleri.

Eğitim tarihiNizamnamelerSeçme sınavı+7
Eyüp Cücük
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde kız sanayi mektepleri

Osmanlı İmparatorluğu'nda XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlayan sanayide modernleşme ve makineleşme süreci, sanayi sektörüne teknik eleman yetiştirme bi-çimlerinde değişikliğe yol açmıştır. Eski dönemlerde usta-çırak ilişkisine dayalı ele-man yetiştirme modeli yerine yeni gelişen sanayi sektörlerine adapte olacak personelin yetiştirilmesine gayret edilmiştir. Öncelikli amacı kimsesiz ve yetim çocukları koruma olan ve temeli 1863 yılında Niş'te Mithat Paşa tarafından atılan Islahhâneler, yapılan düzenlemelerle Sanayi Mektepleri olarak Osmanlı Devleti'nin teknik elemanlarını yetiştirmeye başlamıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nde eğitim sürecine kız çocuklarının da dâhil edilmesiyle tesis edilen Kız Sanayi Mekteplerini ele almaktadır. Bu mektepler sanayide modernleşme sürecine kız çocuklarını dâhil ederek, hem aile hayatında kendine yetebilen hem de topluma katkı sağlayan özgüveni olan ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadınları yetiştiren bir eğitim kurumu olmuştur. Bu araştırma ile günümüzde Kız Meslek Liselerinin selefi durumunda olan Kız Sanayi Mekteplerinin Türk Eğitim Tarihindeki yeri ve önemi tespit edilmiş öte yanda Yakın Çağ Türk Tarihinde kızların mesleki eğitim alanındaki rollerine yer verilmiştir.

Eğitim tarihiKız meslek liseleriKız sanayi mektepleri+4
Fatma Çerikan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan cumhuriyet'e eğitimde millileşmeye yönelik politika ve uygulamaların incelenmesi (1839-1938)

Bu araştırmanın amacı, "Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar eğitimde millileşme adına yapılmış resmi düzenleme ve politikaların incelenmesi" dir. Nitel araştırma modeli kullanılarak yapılan bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi ile literatürde konuya yönelik var olan dokümanların analizi yapılmış, tarihi ve resmi metinler incelenmiştir. İncelemeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında eğitimde millileşme adına büyük yeniliklerin yapıldığına ulaşılmıştır. Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalan ve her anlamda bozulmuş eğitim sistemini kurtarmak için milli bir eğitim anlayışına ulaşmak hedeflenmiştir. Bu bağlamda bir dizi resmi düzenlemeler yapılmıştır. Araştırmada bu resmi düzenlemeler ve politikalar incelenmiş ve sonuçları araştırmanın sonuç bölümünde verilmiştir.

Cumhuriyet DönemiEğitimEğitim sistemi+6
Aslıhan Ertuğrul
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de "Eğitim tarihi" alanında elektronik ortamda yayınlanmış makalelerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de "Eğitim Tarihi" alanında yayınlanmış makalelerin bazı değişkenler bakımından nasıl bir dağılım gösterdiğini analiz etmektir. Çalışmanın eğitim tarihi alanında yayınlanmış olan makaleleri çeşitli açılardan inceleyerek, bu alanda yayınlanan makalelerin genel çerçevesini görmek ve ilgili literatürdeki mevcut birikimi ortaya koymak bakımından yararlı olacağı düşünülmektedir. Literatür değerlendirmesi yapmayı amaçlayan bu araştırmada veriler, veri toplama yöntemi olarak kullanılan doküman incelemesi ile toplanmış ve içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. "Google Akademik" veri tabanından taranarak ulaşılan makaleler çalışmanın kaynağı olarak kullanılmıştır. Anahtar kelime olarak "Eğitim Tarihi" kullanılmış ve tarama sonucu Türkiye'de çeşitli dergilerde 1987-2017 yılları arasında yayınlanmış 439 makale elde edilmiştir. Microsoft Office Excel 2016 programında "makale inceleme formu" kullanılarak verilerin yüzde ve frekans analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda eğitim tarihi alanında yayınlanmış makalelerin temalarına, araştırma yöntemine, yayınlanma yıllarına, veri toplama araçlarına, geçerlik ve güvenirlik önlemlerine dair çeşitli sonuçlara ulaşılmış ve bu sonuçlar başlıklar altında değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçların, araştırmacılara eğitim tarihi alanında yeni araştırma konusu seçiminde yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu araştırma ile elde edilen bulgu ve sonuçlardan hareketle eğitim tarihi alanında araştırmacıların daha özgün konulara yönlendirilmesinin gerekliliği ve benzer çalışmalar ile oluşacak yığılmaların önlenebilmesi oldukça önemlidir. Elde edilen sonuçlar şunu göstermektedir ki farklı bakış açıları ve araştırma konuları eğitim tarihi çalışmalarını zenginleştirebilir ve akademik kriterlerin yeni çalışmalarda ön planda tutulması Türk eğitim tarihi literatürüne katkı sağlayacaktır.

Elektronik dergilerEğitim tarihiMakale
Şehmuz Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Harf inkılâbı'nın yaygınlaştırılmasında halk odalarının rolü ve önemi

Cumhuriyet'in ilanından sonra halkı çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak amacıyla birçok yenilik yapılmıştır. Osmanlı döneminde birçok değişiklik yapılmaya çalışılmış fakat çeşitli sebeplerden dolayı ya başarılamamış ya da yetersiz kalmıştır. Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen inkılapların içinde en önemli olanlarından biri harf inkılabı olmuştur. Harf inkılabının yapıldığı yıllarda Millet Mektepleri açılmıştır. Millet Mektepleri Ulus okulları aracılığıyla yeni harflerin yaygınlaştırılması görevini üstlenmiştir. Dönemin iktidar partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yapılan yeniliklerin halkın tabanına yayılması için 19 Şubat 1932 yılında halkevlerini kurmuştur. Halkevleri aynı zamanda Halk Dershaneleri ve kursları şubeleri ile harflerin öğretimi hususunda önemli görevler üstlenmiştir. Fakat o dönem halkın çoğu kırsalda yaşıyordu. Halkevleri açılamayacak düzeyde olan kırsal bölgelerde 1940 yılında halkodaları teşkilatı kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde ülkemizde eğitim-öğretimi geliştirmek amacıyla yeni eğitim kurumları açılmış ve düzenlemeler yapılmıştır. Yönetici kadro örgün eğitime çok önem vermiş aynı zamanda örgün eğitim dışında kalan vatandaşların okur-yazar hale gelmesi için Millet Mektepleri, Halkevleri ve Halkodaları kurularak vatandaşların ihtiyaçları karşılanmıştır. Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 1940-1950 yılları arasında Türkiye'de halk eğitimi alanında özellikle kırsal kesimde büyük görevler üstlenen halkodalarının Türkçe okuma-yazma faaliyetleri vasıtasıyla yeni harflerin öğretilmesi ve Türk milletinin okur-yazar hale getirilmesi ile ilgili yürüttüğü çalışmalar ele alınmıştır. Bu faaliyetler kapsamında Türkiye'de tüm bölgelerde halkodaları tarafından Türkçe okuma-yazma kursları açılmıştır. Türkçe okuma-yazma kurslarının en fazla açıldığı bölgeler Doğu, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz Bölgesi'nin bazı yerleri ve Akdeniz Bölgesi'nin doğu bölgeleri olmuştur. Kurslar genelde okuma-yazma oranı düşük yerlerde açılmıştır. Yanı sıra etnik çeşitliliğin fazla ve çok dilli olan bölgelerde yoğun faaliyetler yürütülmüştür. Bu çalışma ile ilgili dönemde halkodalarının Türkçe okuma-yazma kursları yoluyla yeni harflerin öğretilmesi ve yaygınlaştırılması faaliyetleri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Harf inkılabı, halkevleri, halkodaları, Türkçe okuma-yazma faaliyetleri, Eğitim tarihi, Halk Eğitimi.

EğitimEğitim tarihiHalk odaları+4
Abdullah Kara
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis-Mutki Ohin medresesinde Arapça eğitimi (Müderrisler - muidler - eğitim ilkeleri - okutulan kitaplar)

Çalışmada Bitlis İli Mutki ilçesi Ohin Medresesi'nde Arapça eğitimi, medrese hocaları, eğitim ilke ve metotları ile ilgili bilgiler ortaya konulmuştur. Medrese ile ilgili yazılı bir araştırma olmadığından dolayı çalışma; Medrese hocaları ve talebeleriyle mülâkat yöntemi ile yapılmıştır. Görüşme esnasında sorulan sorular ve verilen cevaplar kayıt altına alınmış daha sonra da bu kayıtlar yazılı metin haline getirilmiştir. Buradaki amaç; medresede uygulanan sistemi ve ulaşılan seviyeyi özellikle Arapça eğitimi açısından tespit etmektir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinden itibaren bu medreseler birbirinden bağımsız ve denetimsiz faaliyet gösterdikleri için eğitim sistemlerinin gün yüzüne çıkarılması önem arz etmektedir. Sonuç olarak amacın gerçekleştiği düşünülmektedir. Zira çalışmada medresenin günlük faaliyetleri, okutulan kitaplar, ilke ve metotları yerinde tespit edilmiştir.

ArapçaBitlis-MutkiDin eğitimi+7
Mikayil Tayşan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Terbiye ve Oyun mecmuasından hareketle son dönem Osmanlı tarihinde beden eğitimi düşüncesi

II. Meşrutiyet'in ilanının ardından basın hayatında bir canlanma meydana gelmiş ve çeşitli alanlarda birçok gazete ve dergi yayın hayatına başlamıştır. Terbiye ve Oyun Mecmuası da bu canlanma sonucunda 14 Ağustos 1911 tarihinde yayına başlayan dergilerden birisidir. Selim Sırrı Tarcan yönetiminde 1911-1912 yılları arasında birinci, 1922-1923 yılları arasında ise ikinci yayın dönemini tamamlamış bir mecmuadır. Beden eğitimi ve jimnastiğin ağırlıklı yer tuttuğu mecmuada çeşitli sosyal ve kültürel konulara da yer verilmiştir. İki dönem halinde toplam otuz altı sayı yayınlanmıştır. Mecmuanın amacının gençleri zihinsel, bedensel ve ruhsal açıdan eğitmek olduğu ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra mecmuada, toplumda beden sağlığı bilincinin arttırılmasına yönelik çeşitli makalelere de yer verildiği tespit edilmiştir. Bu araştırmada sadece beden eğitimi alanında değil çeşitli spor dallarına dair bilgilere de yer verilmiştir. Bu spor dalları içerisinde başta jimnastik olmak üzere o dönemde yaygın olmayan futbol, tenis, basketbol gibi diğer spor dalları detaylı bir şekilde anlatılarak, çocuklar için onların sağlığına yönelik oyunların nasıl oynanması gerektiğine dair bilgilere yer verildiği bulgular arasında gösterilmiştir. Bunun yanında mecmuada birçok önemli yabancı eser çevirisi de yapılmıştır. Kadın ve çocuk eğitimi konularında zihinsel ve bedensel eğitimi amaçlayan birçok makale yer alır. Bu çalışma hazırlanırken 36 sayılık mecmuanın 588 sayfa tutarında çevirisi yapılmıştır. Başlıklandırmalar elde edilen veriler kapsamında hazırlanmıştır. Başlıklandırma çerçevesinde ele alınan çeviriler günümüz Türkçesine uygun hale getirilerek değerlendirilmiştir. Böylece tarih metodolojisine uygun bilimsel araştırma yöntemlerine dayalı özgün bir çalışma meydana getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, Jimnastik, Selim Sırrı, Spor, Terbiye ve Oyun Mecmuası.

Beden eğitimiEğitim tarihiJimnastik+5
Aysel Çakan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1968'den günümüze sosyal bilgiler öğretim programlarında kimlik inşası

Kimlik, geçmişten günümüze bireylerin birçok alanda kendisini ifade etmesini sağlayan kavramdır. Bu kavram modern dönem öncesinde gelenek ve din etrafında şekillenirken; modern dönemde liberal ideolojinin ekseninde inşa edilmiştir. Fransız devrimi ile kimlik kavramı belirli kalıplar dâhilin de ulus devletlerin ortaya çıkışını hızlandırmıştır. Kimlik ediminin temelinde iyi bir yurttaş olma ve bu yurttaşlığın görevlerini yerini getirme amacı yatmaktadır. Bu amacı sağlayan en önemli derslerden birisi de Sosyal Bilgilerdir. Sosyal bilgiler dersinin kapsamı kimlik oluşumunu desteklemektedir. Bu durumun en iyi örneğini Sosyal Bilgiler Öğretim Programları oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze kadar oluşturulmak istenilen kimlik profilleri Sosyal Bilgiler Öğretim Programları çerçevesinde siyasal iktidar tarafından bir araç olarak kullanılmaktadır. Araştırmanın amacı 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda inşa edilmek istenilen kimliği ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra geçen bu süreç içerisindeki ideolojilerden hareketle kimlik inşasında meydana gelen değişim ve sürekliliği ifade etmek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarını 1968 (İlkokul 4,5.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1973 (Ortaokul 1,2,3.Sınıf) Sosyal Bilgiler Öğretim Programı, 1985 (İlkokul) Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Milli Vatandaşlık (Ortaokul 8.Sınıf) Öğretim Programları,1998 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2005 (İlköğretim 4,5,7.Sınıf) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2010 (İlköğretim 8.Sınıf) Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2015 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf ve Ortaokul 5,6,7.Sınıf ) Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı, 2018 (İlkokul 4.Sınıf) İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Öğretim Programı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri kodlanarak temalar oluşturulmuştur. Çalışmanın temel çerçevesi "Milli Kimlik", "Toplumsal Kimlik", "Bireysel Kimlik", "Politik Kimlik", "Küresel Kimlik", "Çevreci Kimlik", "Dini Kimlik" ve "Dijital Kimlik" temaları olarak belirlenmiştir. İlkokul ve ortaokul Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları verileri ana temalar altında içerik analizi yöntemi ile düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programlarından elde edilen veriler ışığında oluşturulan sekiz farklı kimlik türünün programlarda yer aldığı tespit edilmiştir. Bu kimlikler arasında ağırlıklı olarak milli, toplumsal ve bireysel kimliklere yer verildiği görülmüştür. 1968'den günümüze Sosyal Bilgiler Öğretim Programları'nda milli kimlik inşası tarih, coğrafya ve milli değerler aracılığıyla ideolojik temelde oluşturulmak istenildiği, toplumsal kimlik için birlikte yaşam vurgusu yapıldığı ve bireysel kimliğin ise 2005 ve sonrası dönemde artış göstererek bireyin hak ve sorumluluklarının bilincinde olması temelinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca 2005 ve sonrası dönemde; Sosyal Bilgiler Öğretim programlarının küresel ve dijital kimlik oluşumunu desteklediği tespit edilmiştir. Küresel kimlik inşası iktidar ideolojisi kapsamında uluslararası ilişkileri destekleyici olarak şekillendiği; dijital kimlik inşası ise Sosyal Bilgiler eğitiminde dijital okuryazarlık becerisi temelinde şekillenerek dijital çağa uyum sağlama amacı güdüldüğü görülmüştür. İçerisinde yaşadığımız çağın gerekleri ve iktidar ideolojisinin kimlik inşasında Sosyal Bilgiler öğretim programlarında etkin olarak yer aldığı ve dönüşüme açık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kimlik, Kimlik İnşası, Sosyal Bilgiler, Sosyal Bilgiler ve Vatandaşlık Öğretim Programları

Eğitim tarihiKimlik inşasıKimlik oluşumu+5
Büşra Doğu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects