Educational history
246 theses under this subject heading
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
Türkiye'de fen bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesi, gelişimi ve eğilimler (1923-2023)
Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki 1923-2023 yılları arasında uygulamaya koyulan ilkokul Fen Bilimleri dersi öğretim programlarının tarihçesini, gelişimini, değişimini ve eğilimlerini; programın bileşenleri açısından incelemektir. Çalışmanın yöntemi nitel araştırma yöntemi, deseni doküman analizi desenidir. Çalışmanın verilerini Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçte uygulanan ve uygulanmakta olan ilkokul fen bilimleri dersi öğretim programlarının yazılı metinleri oluşturmuştur. İlgili dokümanlardan elde edilen nitel veriler betimsel analiz tekniği ile incelenmiştir. Alan yazında öğretim programlarının bileşenleri temele alınarak programda ilgili bileşenlerle bağlantılı olan kategoriler oluşturulmuştur. Program bileşenleri açısından; (1) dersin adı, (2) program geliştirme sıklığı, (3) program geliştirme ilkeleri, (4) program geliştirmeyi gerekli kılan nedenler, (5) program geliştirme ekibi, (6) temel eğitim felsefeleri, (7) program tasarımı yaklaşımları, (8) program geliştirme modelleri, (9) hedef yazma yaklaşımları, (10) içerik düzenleme yaklaşımları, (11) öğrenme-öğretme yaklaşımları, (12) ölçme-değerlendirme yaklaşımları olmak üzere 12 kategori belirlenmiş ve belirlenen kategorilere göre analiz yapılmıştır. Programlarda ders isimlerinin yıllara göre değişiklik gösterdiği, programların geliştirilmesi ve güncellenmesinde belirli bir sistem izlenmediği, program geliştirme ilkelerinin çoğunlukla gözetilmediği ancak en fazla 1926 Programında program geliştirme ilkelerine yer verildiği, programlarda program geliştirme ekibinde görev alan kişilere 2004 Programı dışında yer verilmediği, program geliştirme modellerinin bu programlarda uygulanmadığı ancak Millî Eğitim Bakanlığı'nın geliştirdiği program geliştirme modelinin uygulandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: program geliştirme, eğitim programları, program tarihçesi, fen bilimleri dersi öğretim programı
Türkiye'de iktidar değişimlerinin eğitim programlarına yansımaları üzerine bir inceleme (1936-1986)
Bu çalışmada Türkiye'de tek parti dönemi, çok partili hayata geçiş ve sonrasındaki iktidar değişimleri, 1960 darbesi ve 1986 yılına kadar olan koalisyon dönemleri ile değişen ilkokul programları arasındaki ilişkinin siyaset, iktidar ve öğretim programları kavramları çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman analizi olarak tasarlanmıştır. İktidar değişimleri, koalisyon dönemleri ve 1960 darbesinin, ilkokul programları ile ilişkisi doküman analiziyle incelenmiştir. Bu kapsamda 1936, 1948, 1962 ve 1968 yılları ilkokul programları üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra siyasi parti programlarından elde edilen veriler betimsel analiz ile irdelenmiştir. Araştırmanın veri setini oluşturan birincil dokümanlar ilkokul programları, siyasi partilerin seçim beyannameleri, bu partilerin parti programları ve hükümet programlarıdır. Türkiye siyasi tarihini anlatan belgeseller, kitaplar, gazeteler vb. belgeler ise ikincil dokümanlar olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de ilkokul programlarının değişmesi ile ülkenin siyasi dokusunda yaşanan değişiklikler arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Tek partili hayattan, çok partili hayata geçilmesi gibi önemli siyasi değişiklikler ile birlikte, ilkokul programda değişikliğe gidilmiştir. Türkiye'de koalisyon dönemlerinde, 1962 Programı hariç (bu dönemde neden programın değiştiği 1960 darbesi ile açıklanmaya çalışılacaktır), ilkokul programlarının değiştirilmediği gözlemlenmiştir. Son olarak bir siyasi parti, meclise ciddi bir çoğunlukla geldiğinde yine ilkokul programlarının değiştiği görülmüştür. Bu değişikliklerin tamamı, seçimden ya da darbeden, aslında kısaca belirtmek gerekirse iktidarın el değiştirdiği andan itibaren yaklaşık 2-3 yıl içinde yapılmıştır.
Erken Cumhuriyet Dönemi ilk mektep hesap ders kitaplarının matematik eğitimi tarihi perspektifinden incelenmesi
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde ilköğretim matematik öğretiminin temellerini anlamak için modern eğitim ve modern eğitim araçlarının Osmanlı İmparatorluğu'na girişini, bu süreçte yönetimin eğitime bakış açısının nasıl değiştiğini ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu dönem şartları ile kurucuların eğitime bakış açısını iyi analiz etmek gerekir. Elinizdeki nitel araştırmada, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ilk yıllarında kullanılmış matematik ders kitaplarından Güzel Hesab, İlm-i Hesab ve Yeni Usul Resimli Hesab Dersleri, içerik ve matematik eğitimi ilkelerince analiz edilmiş, bulgularımız İlk Mektep Kitaplarını Tedkik Komisyonunun Hesab Kitapları Hakkındaki Raporu ile karşılaştırılmıştır. Elimizdeki bulgular sonucunda farklı müelliflerce yazılan ders kitaplarının öğretim metotlarının benzerlik taşıdığı, geleneksel eğitim yöntemlerinin modern yöntemlere tercih edilmeye başlandığı ancak ezberden hâlâ vaz geçilmediği, uygulamalı etkinliklerin teşvik edildiği, ders kitaplarında kullanılan görsellerin bazı konular özelinde yetersiz, matematik ilkeleri açısından başarılı olduğu, en basit konular ve örneklerin her sınıf kademesinde uzun uzadıya ele alınması, kullanım amacı açılarından ise yetersiz kaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Matematik Eğitimi Tarihi, Erken Cumhuriyet Dönemi Matematik Eğitimi, Matematik Ders Kitapları
Osmanlı Belgeleri ışığında Aşiret Mektebi
Aşiret Mektebi, II. Abdülhamid döneminde öncellikle Arap aşiret çocukları için açılmış, daha sonra da Kürt ve Arnavut aşiret çocuklarının mektebe dâhil edildiği özel bir okuldur. Mektebin açılma sebebi, aşiret çocuklarının devlet bünyesinde eğitim almaları ve onların devlete bağlı birer birey olarak yetişmelerini sağlamaktı. Bunun içinde 1892 yılında İstanbul'da Aşiret Mektebi kurulmuştur. Mekteb on beş yıl boyunca devamlılığını sürdürmüştür. Mekteb başlangıçta İstanbul'da bir örnek olarak açılıp daha sonra devlet içinde bulunan diğer vilayetlerde de açılması hedeflenmiş fakat İşler planlandığı gibi gitmemiş, mektep İstanbulla sınırlı kalmıştır. Bu çalışmada, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde yapılan araştırmalar neticesinde bulunan belgelerin şu ana kadar mekteb ile ilgili öne sürülen bulguların doğruluğu ve mekteb hakkında eksik olduğu fark edilen bilgilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Tezde çoğunlukla arşivde bulunan belgeler doğrultusunda hareket edilmeye çalışılmıştır.
Bir eğitim kurumu olarak Ohin medresesi
Mensubu olduğumuz İslam dini, mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bütün ibadetlerden önce, bize okumayı emir buyurmuştur (Alak, 96/1). Bizleri yokluk karanlığından varlık âlemine çıkaran Rabbimiz, Peygamberler göndererek yaratılışımızın sırrını bizlere bildirmiştir. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) vahyin ilk gelişiyle beraber, insanların cehaletten kurtulması için mescitlerde, camilerde ve sahabe evlerinde, İslami eğitim ve öğretim faaliyetlerini başlatmıştır. Müslümanların sayılarının artmasıyla beraber, İslami eğitim ve öğretim faaliyetleri için mescitler, camiler ve evler yetersiz kalmıştır. Ancak süreç içerisinde daha düzenli eğitim kurumu olarak medreseler ortaya çıkmıştır. Medreselere dair genel bilgiler birçok çalışmada bulunmaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı ise, medereselerin önemli bir parçası olan, ilgili ciddi akademik çalışmaların yapılmadığı ve yüz elli yıldan beri faaliyet gösteren Ohin Medresesi'ni gün yüzüne çıkarmak, özellikle toplumun ve din eğitimcilerinin istifadesine sunmaktır. Bu çalışmada Ohin Medresesini ele almadan önce medreselerin ortaya çıkış sebepleri, tarihsel süreç içerisindeki genel seyri kısaca ele alınmıştır. Daha sonra Ohin Medresesinin kurucuları, müderrisleri, yetiştirdiği âlimler, ürettiği eserler ve burada okutulan ilimler, ele alınmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme ile literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Ohin Medresesi ziyaret edilip, Ohin kütüphanesi hakkında inceleme yapılmıştır. Medresesinin müderrisleriyle görüşülmüştür. Ohin Medresesi ziyaret edildiğinde, Alaiyye Medresesinde iki yüz öğrencinin medresedeki sıralı kitapları okudukları, ayrıca hafızlık eğitiminin yapıldığı, Mısır'dan getirilen birikimli bir âlim olan Mustafa İbrahim tarafından pratik Arapça ve İngilizce konuşma eğitiminin de verildiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ohin, medrese, müderris, tasavvuf, din eğitimi, eğitim, öğretim, âlim
Osmanlı eğitiminde enderun örneği
Bu çalışmada öncelikle Osmanlı Devleti'nde örgün eğitim sisteminde bulunan bazı kurumlar tek tek incelenmiş, kurumlar ile alakalı kısa ve öz bir şekilde bilgi verilmiştir. İlk olarak Osmanlı Devleti'nin ana yapısını ifade eden saray içinde bulunan eğitim kurumlarından bahsedilmiştir; Bunlardan birincisi, ileride padişah olacak şehzadelere eğitim verildiği şehzadegan mektebidir. İkincisi saray işlerini yürütecek ve ileriki zamanlarda devlet adamı olacak kişileri yetiştiren iç oğlan ocağıdır. İç oğlanları İslam kültürünü görerek ve yaşayarak öğrenmeleri amacıyla Müslüman ailelerin yanına verilirdi. Sonra hazırlık sarayları olan Edirne, Galatasaray, İbrahim Paşa saraylarında ön eğitimlerini alırlar daha sonra ise asıl eğitimlerini Enderun mektebinde tamamlamaktadırlar. Üçüncüsü ise kısmen de olsa Enderun mektebinin bayan izdüşümü olarak öngörülen, bayanlara eğitim verilen yer haremdir. Bir diğer bakımdan ise padişahın ailesinin yaşadığı bölümü ifade etmektedir. Bir sonraki bölümde ise Osmanlıda halka hitap eden eğitim kurumlarından da bahsedilmiştir. Bunlardan birincisi 4 yaş 4 ay 4 günlük iken çocukların başladığı ilkokula karşılık gelen Sıbyan mektepleridir. İkincisi Osmanlı devletinin temelini ifade eden medreselerdir. Medrese ilkokuldan sonra yüksek eğitim olarak adlandırılan belirli bölümlere ve kademelere göre ayrılmış eğitim kurumudur. Genel itibariyle bölümümüz ve alanımız gereği bu kurumların tamamını din eğitim açısından değerlendirmiş bulunmaktayız. Özellikle seçtiğimiz konu gereği aktarmak istediğimiz Osmanlı eğitim sisteminde bir örnek olan Enderun mektebinin genel eğitim durumunu anlatmanın yanı sıra din eğitimi açısından nasıl bir yol izlendiğini ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Din Eğitimi, Enderun
Erzurum mülkî idâdîsi
İdâdî, ortaöğretim veren okullar hakkında kullanılan bir terimdir. Arapça "idâd" kelimesinden türemiş olup hazırlama ve yetiştirme anlamlarına gelmektedir. İbtidâîye ve rüşdiye okullarından sonra gelen idâdîler, idâdîye olarak da adlandırılırdı. İdâdîler, ortaöğretimin bir kademesi olarak 1869 Maârif-i Umûmiye Nizamnâmesi ile ele alınacak ve gerçek kimliğine bu tarihten itibaren kavuşacaktır. 1873 yılında Dâr'ül-maârif binası ilk mülkî idâdîye dönüştürülmüştür. 1884 yılında alınan bir kararla vergilere zam yapılma kararı alınmış ve sonuçta bu vergiler sayesinde taşrada birçok idâdî açılmıştır. Açılan bu idâdîlerden biri de Erzurum Mülkî İdâdîsidir.1885 yılında açılmasına karar verilen Erzurum Mülkî İdâdîsinde, 1889 yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başlanmıştır.1891 yılında beş sınıflı olan Erzurum Mülkî İdâdîsine, Mülkî Rüşdiyenin son iki sınıfı da ilave edilerek yedi sınıflı leylî bir idâdî oluşturulmuştur. 1913 yılında Erzurum Mülkî İdâdîsi, alınan karar gereği sultânîye dönüştürülmüştür. Bu çalışmada, Klasik ve Yenileşme Dönemi eğitim kurumları ile Erzurum Mülkî İdâdîsi hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler : Osmanlı Eğitim Sistemi, Ortaöğretim, İdâdî, Erzurum Mülkî İdâdîsi, Eğitim Kurumları
1970'li yıllarda görev yapan öğretmenlerin dilinden öğretmenlik mesleği: Sözlü tarih araştırması
Eğitim sistemleri, ülkelerin geleceklerini inşa etmek için vatandaşlarını eğitmek ve onları iyi birer vatandaş yapmak amacıyla kendi bünyelerinde oluşturdukları yetiştirme programlarıdır. Bu programların amacı, o ülkede yaşayan bireylerin eğitimini, gelişimini sağlamak ve onları nitelikli birer insan gücü olarak topluma ve ülkeye kazandırmaktır. Yapılan bu çalışmanın amacı1970'li yıllarda görev almış öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerini, okudukları bölüme ve mesleğe giriş koşullarını, mezun oldukları okul türlerini, karşılaştıkları sorunları, halkın mesleğe bakışını ve yaşam koşullarını; onların kendi ifadelerine dayanarak değerlendirmeyive bu değerlendirme sonucunda yetişen yeni nesil öğretmen adaylarına mesleğin geçmişiyle ilgili bilgi ve deneyimleri aktarmaktır. Bu sayede şimdiki ve gelecek nesillere ışık tutacak olan öğretmen adaylarının geçmişte yaşanılanlardan dersler çıkarmalarını, bu çıkarımlarla mesleklerinde gelişme göstermeyi ve ideal öğretmen olma yolunda ilerlemelerini sağlayarak tarih bilimini bir eğitici olarak görmeleri hedeflenmektedir. Araştırmanın verileri sözlü anlatılardan oluşmaktadır. Araştırmada toplamda 20 öğretmenle görüşülmüştür. Yapılan çalışmada 1970'li yıllarda öğretmenlik mesleği ve bu mesleği icra eden kişilere ait verilerin elde edilebilmesi için sözlü tarih yöntemine başvurulmuştur. Görüşmecilere veri toplama aracı olarak açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme soruları yöneltilmiş olup; çalışma sonunda alınan cevaplar daha önce konu üzerinde edinilen bilgiler ışığında betimsel olarak yorumlanmış ve görüşmecilere ait fotoğraflar gibi bazı görsel materyallerden yararlanılmıştır. Mülakatlar sırasında öğretmenlerden izin alınarak ses kaydı yapılmıştır. Mülakat esnasında araştırmaya katılan öğretmenlerin mülakat sorularına verdikleri cevaplar ses kaydına alınarak Word dosyasına aktarılmıştır. Daha sonra görüşme yapılan öğretmenlerin verdikleri cevaplara kodlamalar yapılmıştır ve veriler analiz edilmiştir. Gizlilikesası gereği çalışmaya katılan öğretmenlerin gerçek isimleri kullanılmamıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar şöyle ifade edilebilir: 1970'li yıllarda üç farklı okuldan (Öğretmen Okulları-Eğitim Enstitüleri-Yüksek Öğretmen Okulları) mezun olan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine ilişkin önemli deneyimleri aktarılmıştır. Bu deneyimler yetişen öğretmen ve öğrenci kalitesi, mesleki sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik bilgiler içermektedir. Bu sebeple 1970'li yıllarda öğretmenlik mesleğinin gelişmesi yolunda aktarılan bu deneyimlerden öğretmen yetiştirme, mesleki sorunlar, mesleki gelişim konularına yönelik çalışmalarda faydalanılabilir.
II.Abdülhamit Dönemi'nde öğretmen maaşları (1880-1910)
Osmanlı Devleti'nde maarif alanında yapılan köklü reformlar II. Mahmut Dönemi'ne kadar geri gitmektedir. Osmanlı Devleti'nde eğitim sisteminin temelini sıbyan mektepleri ve medreseler oluşturmaktaydı. II. Abdülhamit Dönemi'nde eğitimde reformların devam ettiği görülmektedir. Sultan II. Abdülhamit, eğitim alanında merkezi bir sistem ortaya çıkarmıştır. Eğitimin yaygınlaştırılması için ülke genelinde maarif teşkilatları kurmuştur. II. Abdülhamit, devletin kalkınmasının eğitimli gençlerle mümkün olduğunu fark etmiştir. Bu nedenle ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim alanlarında çok sayıda okullar açmıştır. Açılan yeni okullar öğretmene olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyaç sonucunda, kız ve erkek öğretmen okulları açılarak eğitimin kalitesi yükseltilmeye çalışılmıştır. Öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Dârülmuallimîn-i Rüşdi, Dâruülmuallimîn-i Sıbyan ve Dârülmuallimat gibi yeni öğretmen okulları açılmıştır. Okullarda yetiştirilen öğretmenler, memleketin çeşitli yerlerine tayin edilip, hizmet vermeye başlamışlardır. Öğretmenler, hizmetlerinin karşılığı olan maaşlarını farklı kaynaklardan almaktaydılar. Bu sebeple mekteplerde istihdam edilen öğretmenlerin maaşlarında farklılıklar olduğu görülmektedir. Bu farklılık, öğretmen maaşlarının devlet bütçesinden yada mahalli maarif komisyonlarından ödenmesinden kaynaklanmıştır. II. Abdülhamit Dönemi'nde mali imkânsızlıklardan dolayı öğretmen maaşlarının düşük olduğu, maaşların düzenli olarak verilemediği görülmektedir. Çalışmada, arşiv belgelerinden elde edilen verilere göre, öğretmenlerin ekonomik durumları ortaya koyulmaya ve maaş miktarlarındaki değişiklikler tespit edilmeye çalışılmıştır.
Kula'da eğitim (19. yüzyıl sonu- 20. yüzyıl başı)
Çalışmada, II. Abdülhamid Dönemi'nde Kula'da geleneksel ve modern eğitim kurumları incelenmiştir. 1852 yılına kadar Kütahya Sancağı'na bağlı kalan Kula Kazası, aynı yıl Manisa'ya yakın olması nedeniyle Saruhan Sancağı'na bağlanmıştır. Kula Kazası'nın önemli üretim sektörleri tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Ayrıca halı ve seccade imalinde de önemli bir kazaydı. Kazada ayrıca sünger taşları ve mermer madenleri bulunmaktaydı. Kula'da geleneksel eğitim kurumlarından birini oluşturan sıbyan mektepleri, 19. yüzyılda faaliyetlerine devam etti. Kula Kasabası'nda 1880'li yıllarda usûl-ı cedîde göre ibtidai mektepleri açılmış, bu mekteplerin açılmasında Kaymakam Abdi Bey önemli bir rol oynamıştır. Kula'nın eğitim bakımından ilerlemesinde önemli hizmetleri olmuştur. Bu dönemde Kula Kasabası'nda dört erkek ve bir kız ibtidai mektebi açılmıştır. Diğer bir geleneksel eğitim kurumu olan medreseler de ele alınan dönemde faaliyetlerini sürdürmüştür. Ele alınan dönemde Kula Kazası'nda dört tane medrese bulunmaktaydı. Bu medreseler genelde ahalinin yardımlarıyla kurulmuştur. Kula'da modern eğitim kurumlarından olan erkek rüşdiye mektebi geç bir tarihte açılmıştır. 1870 yılında açılması gündeme gelmiş, ancak 1884 yılında açılabilmiştir. Bu gecikmede maddi imkânsızlıklar başlıca sebeplerinden birini oluşturmuştur. Mektepte uzun yıllar muallim-i evvel olarak Ahmed Nuri Efendi görev yapmıştır. Kendisi yirmi yıla yakın mektepte görev yapmış, ahalinin takdirini kazanmış, hatta başarılarından dolayı rütbesi yükseltilmişti. Kula Kasabası'nda diğer bir eğitim kurumu olan Çırak Mektebi 1900 yılında açılmıştır. Mektebe yaklaşık 70 esnaf çırağı devam etmiştir. Mektebe atanan ilk muallim Halil Efendi olmuştur. Kula Kasabası'nda Rumlar önemli bir nüfusa sahipti. Rumlar Kuzguncuk ile Hızırilyas mahallelerinde ikamet etmekteydi. Kula Kasabası'nda bir ibtidâî Rum mektebi, ibtidâî ve rüşdî derecede bir erkek Rum mektebi ile ibtidâî ve rüşdî derecede bir kız Rum mektebi bulunmaktaydı. Ayrıca Kula Kasabası'nda Fransız mektebi de vardı. Anahtar Kelimeler: II. Abdülhamid, Eğitim, Kula, İbtidai, Sıbyan, Medrese, Rüşdiye, Rum Mektebi, Çırak Mektebi
Osmanlı modernleşme sürecinde eğitim yapısında değişim ve dönüşüm: Sultâniler
Eğitim kavramı, tarih boyunca toplumların ideolojik, sosyolojik ve kültürel bakımdan inşasında oldukça önemli bir rolü üstlenmiştir. Bu kavram her dönemde farklı politikalar çerçevesinde şekillenmiş, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli değişim ve dönüşüm süreçleri yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda XVIII. yüzyılın sonlarında başlayan modernleşme faaliyetleri, 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile yeni bir ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesi yalnızca bir dönemi adlandırmak için kullanılmayacak kadar mühim bir hadisedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi, askerî, iktisadî ve kültürel alanlarda gerçekleştirilecek olan köklü değişimlerin resmi bir başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Tanzimat Dönemi, Türk eğitim sisteminin mevcut politikalarının hem kurumsal hem de kuramsal açıdan değiştiği bir dönem olarak incelenmektedir. XIX. yüzyıl modern eğitim fikrinin meydana geldiği ve geleceğe aktarıldığı bir dönem olmasının yanı sıra günümüz toplumunun çekirdeğini oluşturan üretken neslin tohumlarının atıldığı bir dönem olarak Türk eğitim tarihinde önemli bir basamağı meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu eğitim politikalarının Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra yaşadığı dönüşüm, 1869 senesinde yürürlüğe giren Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi ile birlikte çeşitli hiyerarşik düzenlemeler vasıtasıyla belirli bir plan çerçevesinde yürütülmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda ilk kez eğitim-siyaset ilişkisinin bir bütün olarak denetim altına alınması dikkat çekmektedir. Bu dönemde eğitim-siyaset ilişkisinin yanı sıra eğitim basamaklarının hiyerarşik açıdan yeniden düzenlenmesi de önemli bir hadisedir. Osmanlı eğitim sistemi içerisinde ilköğretim kurumlarının üzerinde bir eğitim kademesinin bulunmaması ve yükseköğretime geçiş sürecinde eğitim bakımından yetersiz kalınması, çeşitli hiyerarşik düzenlemelere duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda tezin odak noktasını meydana getiren sultanîlerin açılışı ile birlikte imparatorluk nezdinde yalnızca ortaöğretim kademesinin kurulması sağlanmamıştır. Sultanîlerin açılışı ihtiyaç duyulan bir eğitim kademesine yanıt verirken modern eğitim ilke ve yöntemlerinin kullanıldığı ilk eğitim kurumu olma özelliğini bünyesinde barındırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun maarif modernizasyon çabalarının mühim bir göstergesi olarak kurulan sultanîler, Osmanlı topraklarında yaşayan farklı din ve cemaat mensubu vatandaşların yararlanabileceği modern bir ortaöğretim kurumu olarak Tanzimat devri eğitim politikalarının ışığında fiiliyata geçmiştir. XIX. yüzyılın sonunda ilk örneklerine rastlanan sultanîler, II. Abdülhamid devrinde nicelik, II. Meşrutiyet devrine gelindiğinde de nitelik bakımından büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu çalışmada, Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonraki süreçte eğitim politikalarının yapısal ve düşünsel bakımdan yaşadığı değişim ve bu değişimin Osmanlı toplum yapısına yansımaları incelenmiştir. Bu çalışma ile, günümüzde hâlen lise düzeyinde eğitim faaliyetlerine devam etmekte olan sultanîlerin ve bu kurumlarda eğitim alan kesimin, modernleşmedeki rolünün yanı sıra çağdaş politikaların uygulanmasında nasıl bir rol üstlendikleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Milli Mücadele Döneminde Anadolu'da eğitim faaliyetleri
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu toprakları, galip devletler tarafından işgal edilmeye başlanılmıştır. İşgalin getirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik buhran ortamı Anadolu insanını, hayatın her anında derinden etkilemiştir. Eğitim sistemi de bu buhrandan etkilenenler arasında yer almıştır. Sistemin içerisindeki öğretmen, öğrenci, okul ve idareci unsurlarının her biri farklı yönlerden etkilense de genelde eğitim sisteminin kısmen ortadan kalkması söz konusu olmuştur. Bu süreçte öğretmenler maaşlarını düzenli olarak alamamışlar ve bu nedenle öğretmenlik mesleğini terk etmeye başlamışlardır. Meslekte kalan öğretmenler ise ek işler yaparak geçimlerini sağlamaya çalışırken öğretmenlik mesleğine olan rağbet azalmıştır. Okullar, söz konusu dönemde, öğrenci sayısına oranla yetersizdir. Sınıflar, fiziki olarak eğitim-öğretim faaliyetleri için uygun değildir ve yeterli eğitim-öğretim materyali yoktur. Ders araç gereçlerinin yetersizliği ve fiziki şartların elverişsizliği, eğitimin kalitesinin düşmesine neden olmuştur. Tüm bunlara ek olarak okulların, işgal güçlerinin doğal hedefi haline gelmesiyle bu mekanlar; basılmış, içerisindeki öğrenciler dışarı atılmış ve askerlerin konaklama alanı ve hastane olarak kullanılmaya başlanılmıştır. İlgili dönemde ilkokul zorunlu olmasına rağmen işgal şartlarının getirdiği yokluk, yoksunluk ve diğer sebeplerle öğrencilerin sayısı zamanla azalmıştır. Okul çağındaki çocukların çok büyük bir kısmı eğitim sistemi dışında kalmıştır. Bu çocukların sistem içerisine çekilmesi, işgal süresince mümkün olmamıştır. Türk/Müslüman eğitim sistemine en büyük zararı Batı Anadolu bölgesini işgal eden Yunan kuvvetleri vermiştir. Bu zarar hem İzmir yerelinde kurulan Yunan Yerel İdaresi eliyle hem de işgal güçleri komutanları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Türk/Müslüman eğitim sistemine zarar verilmesinin yanı sıra Rum eğitim sistemi desteklenmeye ve geliştirilmeye çalışılmıştır.
Sanayi-i Nefise Mektebi (1882-1928)
Bu çalışmanın konusu, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan süreçte tek resmî güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulduğu 1882'den Güzel Sanatlar Akademisi adını aldığı 1928 yılına kadar sürdürdüğü faaliyetler ve kurduğu ilişkiler ağıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi sarsıntılar, güç ve toprak kayıpları yaşadığı ve bunları telafi etmek için pek çok alanda reformların yapıldığı 19. yüzyılda kurulan Sanayi-i Nefise Mektebi, İmparatorluğun ilk ve tek resmî güzel sanatlar okuludur. Bu araştırma kapsamında öncelikle söz konusu süreçte, İstanbul merkezli yerel sanat ortamının gelişimi ve uluslararası sergilerde kurulan diyaloglar incelenerek İmparatorlukta bir güzel sanatlar okulunun kurulması sürecini tetikleyen unsurlar irdelenmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kuruluşuyla Avrupa akademileri tarzında verilecek sistematik bir güzel sanatlar eğitimi İmparatorluğun teşkilatlanmasına ilk kez eklenir. Bu durum, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurumsallaşma sürecindeki idari yapısı ve konumu, eğitim kadrosu, programına dair tercihler, üretilmesi hedeflenen "milli sanat", Osmanlı toplumunun okulun öğrencileri ve mezunlarıyla kurduğu ilişki gibi çeşitli soru ve sorunsalları beraberinde getirir. II. Meşrutiyet'in İmparatorluğa getirdiği açılımlar ve I. Dünya Savaşı'nın etkileri, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurduğu ilişkiler ve benimsediği yaklaşımlar üzerinde de etkili olur. Özellikle Sanayi-i Nefise Mektebi'nde yetişip eğitimlerine Paris'te devam eden ve 1914'te İstanbul'a dönen kuşak, okulun ve sanat ortamının dönüşümünün aktörleri olurlar. Dönüşlerinde Sanayi-i Nefise Mektebi'nde göreve başlayan İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi isimlerle birlikte Sanayi-i Nefise Mektebi'nde verilen eğitimin benimsediği sanatsal tercihler de farklılaşır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanıysa Sanayi-i Nefise Mektebi'nde yeni bir sürecin başlangıcı olur. Sanayi-i Nefise Mektebi bu dönemde binasından eğitim programına kadar pek çok alanda güncellenerek Cumhuriyetin kültür politikalarıyla uyumlu bir hâle getirilir. Bu araştırmada, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan bu süreçte, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin geçirdiği dönüşüm ve sanat ortamına etkileri çeşitli yönleriyle incelenmeye çalışılmıştır.
Students sent abroad for the aim of education (1908-1922): An example of prospographical study
In this study, students who were sent abroad for education have been investigated with group biography method. The investigation is based on the archive documents of the Presidential State Archives in the funds of Ottoman and Republic Period, biographical encyclopedias about students, memoirs and various internet searches. The study was prepared based on the military and political events that took place in the Second Constitutional (II. Meşrutiyet) Period and it was predicated upon the historical periods of 1908-1913, 1914-1918, 1919-1922. The features of the students who were sent in these periods have been discussed in four sections. In the first section, the relation between education and modernization has been discussed. Examples from various countries applying for education abroad in order to educate qualified people by the increase of the power of education in state policies have been given and the historical process of foreign education policies have been emphasized. Also in this section, the phases of foreign educational practices from Tanzimat Period to Second Constitutional Period have been explained. After that, students' birth dates and birth places, the grades and schools that they graduated from, profession categories of their fathers, their genders, their purpose of education and the institutions they were in have been examined via tables and graphics in order to put forth the sociocultural level of the students who were sent abroad between 1908 and 1922. In the second section, the distribution of students abroad according to the years and countries they were sent to, their distribution according to the foundations and countries they recieved scholarship from, the schools where students were educated at have been examined via tables and graphics. Beside that, the funds, investigations and general problems of students abroad have been commentated based on reports of investigators of the period. In the third section, the results of foreign education have been examined. Accordingly, the success / failure status of those who were sent for education were presented and the success status of those, who returned to the country, according to the branches of science they studied and their contributions to Ottoman and Turkish modernization have been discussed. As a result of the investigations made above, we have determined that Ottoman valued education abroad despite human loss and financial difficulties which it faced due to wars took palce during the Second Constitutional Period. Among these difficulties, it was determined that students were sent for education abroad, albeit limited, during the War of Independence, which was initiated under the leadership of Mustafa Kemal Atatürk and resulted in full independence, and with the establishment of the TBMM government, those students undertook important duties in government cadres. It has been determined that the vast majority of these students, whose number was very little compared to the population of the country, were appointed at universities in the Republic of Turkey's first period and were brought to the state's senior civil service and they spent great efforts for the problems of the community. Finally, it was determined that the success-failure status of foreign educational practices varies according to institutions and branches of science, and the success rate is high, although not at the targeted rate. Key Words: Second Constitutional Period, Study abroad, Modernization, Republic of Turkey.
Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarının, örgütsel yapılarının, yönetim ve denetim alt sistemlerinin işleyişlerinin nasıl, benzer ve farklı yönlerinin neler olduğunu karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, bilimsel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemine dayalı olarak yürütülmüştür. Taranan kaynaklardan, iki ülkenin eğitim sistemleriyle ilgili yürürlükteki mevzuattan, resmi internet sayfalarında kayıtlı bilgi, belge ve dokümanlardan, uluslararası kuruluşların ilgili raporlarından, karşılaştırmalı eğitim alanına ait kitaplar, tezler ve yayımlanan makalelerden yararlanılmıştır. Paris'te Türkiye Cumhuriyeti ve Güney Kore UNESCO Daimi Temsilcilikleri, Ankara'da Güney Kore Ankara Büyükelçiliği ve Ankara Kore Kültür Merkezi, Doha'da Güney Kore Doha Büyükelçiliği'nden uzmanlarla irtibat kurulmuş, yardımlarıyla birincil kaynaklara ulaşılmıştır. T.C. Kültür Bakanlığı Milli Kütüphane Kore Kitaplığı ile çeşitli üniversite ve devlet kütüphanelerinin kaynakları taranmıştır. Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemleri bazı alt problemler çerçevesinde ele alınmıştır. Öncelikle iki ülke eğitim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarına ilişkin bulgu ve yorumlara yer verilmiştir. Ardından eğitim sistemlerinin örgütsel yapıları incelenmiş, yasal mevzuata değinilmiş ve teşkilat yapılarına yer verilmiştir. Son olarak, Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin yönetim ve denetim alt sistemleri ile finansmanları hakkında araştırma bulguları paylaşılmıştır. Çalışmada, her iki ülkenin de tarihsel süreçte ülke eğitimine etki eden zorluklarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Örgütsel yapılanmalarında yasal mevzuat çerçevesinde merkeziyetçi yapıları olduğu gözlenmiştir. Ancak uygulamada, Güney Kore'nin yerel yönetimlere çeşitli yetkiler verdiği öğrenilmiştir. Ayrıca, sık değişen yasal düzenlemelerin düzensizliklere yol açtığı, eğitime ayrılan finansman miktarlarının yüksekliğinin eğitimi olumlu etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ortaya çıkan bir diğer sonuç ise, merkeziyetçiliğin ve bürokrasinin azaldığı kurumlarda sorun çözme, denetleme ve gelişim çalışmalarının daha kolay yapılabildiğidir.
2006-2018 yılları arasında Türkiye'de öğretmen yetiştirme politikalarına ilişkin bir değerlendirme
Bu araştırmanın amacı 2006-2018 yılları arasında Türkiye'nin öğretmen yetiştirme politikalarını tarihsel gelişim süreci çerçevesinde ele alarak bugünkü durumunu ortaya koymak, sorunları inceleyerek öğretmen yetiştirme sistemini analiz etmek ve değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmen yetiştirme sistemi öğretmen eğitimi süreci, öğretmenlik hizmet süreci ve öğretmen yeterlikleri boyutlarıyla ele alınmıştır. Verilerin elde edilmesinde literatür taraması yapılarak, mevcut yasa ve yönetmelikler, kalkınma planları, Milli Eğitim Şuraları, politika belgeleri, MEB ve YÖK tarafından sağlanan istatistiksel bilgiler içeren belgeler ve ilgili alanda yapılan çalışmaların doküman analizi yapılmıştır. Araştırmanın kuramsal temelinde araştırmanın konusu olan 2006-2018 yılları öncesinde öğretmen yetiştirme politikalarında yapılan düzenlemeler ve kaynaklık eden belgeler tarihsel gelişim süreci içinde verilerek, öğretmen yetiştirme politikalarına bütüncül bir bakış sağlanması amaçlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular öğretmen eğitimi süreci, öğretmenlik hizmet süreci ve öğretmen yeterlikleri boyutlarıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen yetiştirme politikalarında; öğretmen eğitimi sürecinde öğretmen adayları merkezi sınavla öğretmenlik alan programlarına yerleşmektedir ve üniversitelerde öğretmenlik alan programlarında ve pedagojik formasyon programlarında çeşitli gerekçelerle düzenlemeler yapılmaktadır. Öğretmenlik hizmet sürecinde öğretmen adaylarının KPSS ve sözlü sınav ile ataması yapılmaktadır ve öğretmenler kadrolu, ücretli ve sözleşmeli olmak üzere farklı statülerde istihdam edilmektedir. Öğretmen yeterlikleri ise yapılan son düzenlemelerle Mesleki Bilgi, Mesleki Beceri ve Tutum ve Değerler ana yeterlikleri olarak literatürde yer almaktadır. Araştırma sonucunda öğretmen yetiştirme politikalarının mevcut durumu değerlendirilerek araştırmacılar ve uygulayıcılar için öneriler sunulmuştur.
The foundation of a professional group: Physicians in the Nineteenth Century modernizing Ottoman empire (1839-1908)
Physicians in the Nineteenth Century Modernizing Ottoman Empire (1839-1908)This dissertation studies the foundation of the modern professional group of physicians in the nineteenth century Ottoman Empire between the Tanzimat period, during which the first School of Medicine was introduced, and the Second Constitutional Period, after which new medical institutions and political atmosphere were born. The aim of the research is to find out the process in which the modern state formation overlapped with the appearance of this specific profession by considering new ideas of progressivism and modernism.The research first describes the general atmosphere created by the new medical technologies and understanding of the nineteenth century. Then, the new system regulating medical activities is explained and the ways to deal with irregular practitioners is analyzed. After that, within this new system, the formation of a medical student is described by focusing on an ordinary life within the school with political and medical activities. The final focus is given to their civilian activities and the different reactions to them in the Ottoman provinces through the study of provincial physicians and the quarantine doctors.The appearance of the physician is analyzed through the consideration of the shift in the eyes of the state, the self-perception of the physicians, and the perception of the physicians by the common people by primarily the use of the Prime Ministry Ottoman Archives in addition to the memoirs and biographies of the physicians. The study targets the introduction of everydayness of these professional elite in relation to the people, the state and the profession itself, and to look behind the legislations introduced under the progressivist and centralizing administrative mentality of the modern state.
Mirât-ı Târîh-i Osmânî
Rüştiye mekteplerine tarih dersleri konulmasının ardından sistemli bir tarih ders kitabı lüzumu görüldü. Bu ihtiyaç üzerine Aziz, Sami ve Şevki Beyler, Osman Gazi'den başlayıp II. Abdülhamid devrine kadar yaşamış olan bütün padişahları konu alan Mirât-ı Târîh-i Osmânî adlı ders kitabını kaleme almışlardır. Bu çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde esere kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde Mirât-ı Târîh-i Osmânî'nin transkripsiyonu, ikinci bölümde eserin değerlendirilmesi ve bazı konuların mukayesesi yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma
Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.
Üsküp medreseleri
Balkanlar, konum itibarıyla tarihte pek çok devletin hakimiyet kurmak için mücadele ettiği bir coğrafyadır. Üsküp, Osmanlı döneminde Kosova Vilayetinin merkezi olması hasebiyle Türk kültürünün Bursa gibi önde gelen şehirlerinden biridir. 1392'de Paşa Yiğit Bey'in fethiyle Osmanlı birliğine katılan Üsküp, 1913 Bükreş Antlaşması'yla Osmanlının elinden çıkmıştır. Üsküp'ün fethinden sonra Türk yurdu haline getirilmesi için Anadolu'dan Türkler göç ettirilmiş ve şehri geliştirmek için vakıflar aracılığıyla cami, mescit, han, hamam, mektep, medrese, tekke, zaviye, hankâh gibi birçok yapı inşa ettirilmiştir. Medreselerin burada kurulmasıyla birlikte devlete ve topluma gerekli din hizmetlerinin yanı sıra aynı zamanda adlî ve idarî görevleri alacak kişileri yetiştirmek, toplumun refah ve kültür seviyesini yükseltmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda kimi zaman padişah veyahut devlet adamları kimi zaman da hayırseverler eliyle Gazi İshak Bey, Gazi İsa Bey, Yahya Paşa, Mustafa Paşa, Lonca, Tütünsüz, Sultan Murad ve Meddah medreseleri gibi eğitim yapıları inşa ettirilmiştir. Burada Osmanlı devrinin ünlü âlimlerinden, aynı zamanda Tevârîh-i Âl-i Osmân adlı eserin de yazarı olan Kemalpaşazâde ve Taşköprülüzâde Ahmed Efendi gibi ilim adamları görev yapmış; hatta bazı eserlerini burada yazmışlardır. Ayrıca Mustafa Efendi, Şücâüddin İlyas Efendi ve Hasan Fehmi Efendi gibi Üsküp'te kendini yetiştirmiş âlimler burada görev yapmışlardır. Pek çok ilmiye mensubu Üsküp medreselerinden icazet alıp İstanbul, Edirne ve Bursa gibi köklü şehirlerin medreselerinde hocalık yapmışlardır. Bu nedenle Üsküp ve diğer şehirler arasında organik bir bağ vardır. Bu çalışmada Osmanlı döneminde Üsküp şehir merkezinde kurulmuş olan medreseler incelenmiştir. Araştırma neticesinde 21 adet medresenin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu eğitim yapılarının hiçbiri günümüzde mevcut değildir. Fakat, Osmanlı dönemine ait vakıf eserlerinin bir kısmı ayakta ve kullanılabilir bir haldedir. Anahtar Kelimeler: Üsküp, Medrese, Osmanlı Devleti, Balkanlar, Makedonya.
Osmaniye eğitim tarihi (1923-1970)
Bu araştırmanın amacı 1923-1970 yılları arasında Osmaniye ilinde eğitim alanında yapılan çalışmaları incelemek; bu çalışmaların Osmaniye iline ve Türk eğitim tarihine katkısını değerlendirmektir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi ve görüşmenin kullanıldığı bu araştırmada eğitim tarihi ile ilgili yazılı eserler incelenmiştir. Bununla birlikte araştırma konusuyla ilgili bireysel görüşmeler de yapılmıştır. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ülkemizde çağdaş eğitimin temelleri atılmış, 1923-1950 yılları arasında Osmaniye merkezde üç ilkokul ve bir ortaokul bünyesinde kız ve erkek öğrencilerin eğitim gördüğü tespit edilmiştir. Özellikle 1950'den itibaren ortaöğretim kurumlarının açıldığı; kız öğrenci sayısının arttığı; okullarda çok çeşitli derslere yer verildiği görülmüştür. Okullar, öğrencileri hem akademik alanda hem de sosyal hayata hazırlamada önemli bir rol üstlenmiştir. 1970 yılına gelindiğinde Osmaniye merkezde 11 ilkokul, 1 ortaokul ve 4 lise bulunmaktadır. Ayrıca öğretmen ihtiyacını karşılamak için açılan Düziçi Köy Enstitüsü de Osmaniye eğitim tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Yaygın eğitim kapsamında halkevleri ve halk eğitim merkezinde açılan kurslar da yöre halkının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Osmaniye ili eğitim tarihini ele alan bu araştırmanın eğitim tarihi konusunda yapılacak çalışmalara ışık tutacağı; Osmaniye tarihinin doğru yorumlanması ve değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Cumhuriyet döneminde Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda gerçekleştirilen eğitim faaliyetlerinin araştırılıp aktarılması gelecek kuşaklara yol gösterecek ve eğitim alanında yapılacak yeniliklere kaynaklık edecektir.
The Ottoman Tribal School: Surveillance and the students` lives in the school
This thesis, on the Ottoman tribal school, investigates the surveillance and the students' lives in the school. It shows how Abdulhamid II and his officers established mechanisms in order to control the students. The work focuses on which strategies and tools were used by the sultan and his governors to supervise the sons of tribes in the Ottoman tribal school. This thesis also shows how the students' lives were in the school. It considers on the students' experiences, problems, and their reactions against the school administration through sample events. Most of the primary sources used in this work are documents of the Ottoman Archives. This thesis aimed to develop an anthropological perspective to the Ottoman tribal school.
Poor enlighteners: Pedagogy, politics and elementary school teachers in the early Republican era
This study examines the relationships between elementary school teachers and the early republican regime in Turkey between 1923 and 1940. Unlike the educational history literature in which the teachers are figures in the shadows, this study seeks to answer the question of how elementary school teachers made sense of the partnership be-tween the teachers and the new regime and how they appropriated and recreated the republican ideology in their local contexts. In this study, the relationship between elementary school teachers and the republican regime is examined on three levels. First, the economic and institutional aspects of the relationship between the teachers and the republican regime are investigated. Second, the pedagogy of the early republican period and the transformations in pedagogical litera-ture are explored as factors that shaped the relationship between teachers and the republican regime. Finally, the concrete manifesta-tions of this relationship, as recalled by the teachers themselves, are examined. This study demonstrates that the state did not present a homogeneous unity in the field of education during the early republican era, and that the relationship between the teachers and the regime was more com-plicated than the teachers' being merely obedient servants of a unified ruling cadre. They were social and political actors who adopted the regime's principles and educational policies in their local contexts, and their relationship with the new regime was characterized not only by compromises but also by conflicts and tensions.