Economic development
361 theses under this subject heading
Kurumsalcı perspektiften kurumlar, siyasal rejim tipleri ve ekonomik kalkınma ilişkisi
Bu çalışmada kurumlar, siyasal rejim tipleri ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişki incelenmektedir. Söz konusu ilişkinin varlığı, belirlenim yönü, nedensellik derecesi ve ampirik boyutları literatürde kapsamlı bir şekilde tartışılmaktadır. Bu tez uluslararası güç yapısının yükselen ülkeler lehine değiştiği, illiberal rejimlerin sayısının arttığı ve 2008 Krizi-sonrası dönemde demokrasi-merkezli kalkınma modellerinin cazibesini yitirdiği bir bağlamın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Tezin temel amacı ise küresel güç geçişleri döneminde önem kazanan siyasal rejim-ekonomik kalkınma ilişkisini tekrar ele almak ve nedensellik mekanizmalarının aydınlatılmasına katkı sağlamaktır. Bu tezde Modernleşme kuramının ekonomik kalkınmanın nihai olarak demokrasiye neden olacağı yönündeki varsayımını test etmek amacıyla Çin örneği 'en-olası vaka' analizi olarak ele alınmakta ve bu teorinin günümüzde geçerli olmadığı ortaya konmaktadır. Bu tezde ayrıca siyasal rejim tiplerinin açıklayıcı değişken olarak ekonomik kalkınmayı belirlediği savunulmaktadır. Spesifik olarak ise, ekonomik kalkınma performansı ve sürdürülebilirlik açısından liberal demokratik rejimlerin diğer kurumsal yapılara kıyasla daha elverişli bir çerçeve sunduğu hipotezi ileri sürülmektedir. Tezin bu bölümünde nedensellik mekanizmalarını aydınlatmak amacıyla karşılaştırmalı perspektiften kurumsalcı bir analiz geliştirilmektedir. Liberal demokratik rejimler demokratik, anayasal ve ekonomik kurumlar ve koruduğu sivil hak ve özgürlükler vasıtasıyla ekonomik üretkenliği artırmakta ve dolaylı olarak beşeri sermaye, sosyal sermaye, teknolojik gelişmeyi ve kalkınma-yanlısı ekonomik reformları teşvik etmesi ve toplumsal ve siyasal istikrarı sağlayan çatışma yönetimi kurumları vasıtasıyla kalkınma için gerekli olan piyasa-dışı koşulları sağlamaktadır.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme
Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim
Afganistan'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engeller ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, ilk olarak Afganistan'ın genel ekonomik durumu gösterilecek ve ardından da Afganistan'ın ekonomik kalkınmasının önünde var olan engellerden bahsedilecektir. Örneğin, 18. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, yaklaşık 150 yıl boyunca İngiltere'nin sömürge faaliyetlerine direnmiş ve her türlü yabancı etkiye kapalı kalmıştır. Son 35 yılda ise müdahale ve iç çatışmalar Afganistan'ın ekonomisini daha fazla tahrip etmiştir. 2001'den sonra ise ülkedeki istikrarsızlıktan dolayı yerli ve yabancı yatırımcılar ülkeye yatırım yapma konusunda isteksiz hale gelmiştir. Ülkenin siyasi istikrarsızlığı ve beraberinde artan Afganistan'ın güvenlik zafiyetleri neticesinde legal sektörler ekonomiden dışlanırken, uluslararası bağlamda illegal olan uyuşturucu üretimi gibi faaliyetler de yaygınlaşmıştır. Oysa ekonomik kalkınma için gerekli unsurlar olan yatırım ve üretim ancak güvenli bir çevrede gerçekleşebilir. Tüm bunların sonucunda ülke yolsuzluk içerisinde yaşamakta ve Afganistan ekonomisi zayıf kalmaya devam etmektedir. Çünkü yolsuzluk birçok yönden ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Çalışmada bu konular incelendikten sonra ülkenin ekonomik kalkınması için bazı çözüm önerileri ortaya konulacaktır.
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
Kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınmaya etkisi: Trakya Kalkınma Ajansı örneği
Gelişim eşitsizliği seviyeleri bölgeden bölgeye değişebildiği için bu sorundan muzdarip olan birçok ülke bu farklılıkları en aza indirmek için bölgesel kalkınma ajansları kurmuştur. Bölgesel kalkınma ajansları, bölgesel ekonomileri canlandırmak amacıyla kurulmakta ve bölgesel iç dinamikleri ortaya çıkarmayı ve bu dinamikleri hem ulusal hem de uluslararası alanda ekonomik ve sosyo-kültürel değerlere dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle, ajanslar yatırımları çekebilir ve işsizliğin en aza indirilmesine katkıda bulunabilir. Ayrıca, bölgesel ekonomileri canlandırabilir ve ülkenin ekonomik büyümesine karşılık olarak katkıda bulunabilirler. Kalkınma Ajansları yerel yatırımcılara fon sağlar ve kısa vadede kalkınma faaliyetlerini koordine eder. Ayrıca, Kalkınma Ajansları kalkınma politikaları oluşturmada kilit kurumlar olarak işlev görmekte ve yıllık gelişim planlarının hazırlanmasında destekleyici bir rol oynamaktadır. Tartışmasız, ulusal kalkınmaya giden yol bölgesel kalkınmadan geçiyor. Yerel sorunlar genellikle bölgesel kuruluşlar tarafından çözülür. Bu nedenle, bölgesel kalkınmanın kurulması, ulusal kalkınmanın çok önemli bir adımıdır. Kalkınma ajansları, bölgesel kalkınmanın kurulmasında önemli rol oynayan yepyeni kurumlardır. Bu çalışma ile TR21 Trakya Kalkınma Ajansı'nın yapılan faaliyet ve deneyimlerinin incelenmesi, değerlendirilmesi ve bölge için sunulanların ortaya konularak yerel ekonomiye hangi katkılar sağladığını ve sağlayacağını öğrenmek amaçlanmaktadır.
Demokrasi göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: BRICS-T ülkelerinden ampirik bulgular
Dünyadaki eşitsizliğin ve yoksulluğun kökenlerini anlamak ülkelerin geleceklerine yön vermeleri açısından önem taşımaktadır. Geçmişte ulusların zenginlik ve refahı yalnızca ekonomi politikaları ile açıklanmaktaydı. Günümüzde ise; ekonomi politikaları yanında kurumsal yapının varlığı ve işleyişi de ekonomik büyümeyi etkileyen ana unsurlar arasında sayılmaktadır. Kurumsal yapı, birey ve toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen kuralların oluşturulmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ekonomik özgürlükler ve demokrasi, kurumsal yapıyı belirleyerek ekonomik büyüme ve refah düzeyini etkilemektedir. Kurumsal yapının temel göstergeleri arasında sayılan ekonomik özgürlükler ve demokrasi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi açıklayan teorik yaklaşımlar incelendiğinde çatışma yaklaşımı, bağdaşma yaklaşımı ve şüpheci yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada demokrasi ve ekonomi kavramlarının alt bileşenlerini özümseyerek, küresel dünyada yeni bir güç odağı olan BRICS-T ülkeleri kapsamında demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanması ve yukarıda sözü geçen yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubu için geçerli olduğunun ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, demokrasi düzeyinin ve ekonomik büyümenin ölçülmesinde kullanılan çeşitli endekslerden yararlanılarak, BRICS-T grubunda yer alan ülkeler özelinde ve 2006-2019 periyodunda elde edilen verilerle ekonometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri analiz metodu olarak, panel regresyon analizi benimsenmiştir. Ekonometrik analizin ilk aşamasında panel birim kök testleri gerçekleştirilmiş ardından panel regresyon modeli, EKK ve Dinamik EKK tahmin yöntemlerinden yararlanılarak tahmin edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda elde edilen bulgular, demokrasi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin açıklanmasında ve çatışma, bağdaşma ve şüpheci yaklaşımlardan hangisinin ele alınan ülke grubunda geçerli olduğunun açıklanmasında kullanılmıştır.
The relationship between anti-corruption and economic development: The case of Banaadir Region Somalia
This study was carried out to examine the relationship between Anti-corruption practices and Economic development in the Banaadir region of Somalia. Especially, it sought to establish how Anti-corruption practices relate to economic development in the Banaadir region of Somalia. The study used the correlational research design to establish the relationship between Economic Development and Good Governance; Transparency Strategy; Social Integration variables. The methodology used was the quantitative method. Data were collected from respondents by use of a questionnaire. Census and stratified random sampling were used as sampling techniques to select 98 respondents out of the study population of 130 people. Pearson correlations analyses were used to establish the relationship among the study variables. The correlation revealed that good governance has a strong, positive, and statistically significant relationship with the Economic Development of the Banaadir region of Somalia (r. 0.614. sig value = 0.000 p-value at 0.05), the Transparency Strategy has a strong, positive, and statistically significant relationship with the economic development of the Banaadir region of Somalia (r. 0. 571. Sig value = 0.000 p-values at 0.05) and the Social Integration has a strong, positive and a statistically significant relationship with the economic development of the Banaadir region of Somalia (r= 0.685. sig value = 0.000 p-value at 0.05). All these findings are economic development perceptions of the surveyed people. The study recommends that Anti-corruption practices should be mitigated through good governance arrangements since this is what many scholars advocate for. Additionally, sustaining transparency when it comes to economic development eventually brings the smart way to develop terms of economic development of the Banaadir region of Somalia. The study recommends that Anti-corruption practices control more social integration arrangements and mutual interests in the society relating to the economic development of the Banaadir region of Somalia. Additionally, the study recommended promoting more and more social integration by building mutual contribution and demotivating all kinds of Anti-corruption practices. Key words: Anti-corruption, Economic Development, Good Governance, Transparency Strategy and Social Integration
Sürdürülebilir kalkınma için suyun ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı
Dünya ekonomisini sosyal kapsayıcılık ve çevresel duyarlılıkla birleştirerek normatif bir bakış açısı sunmayı amaçlayan sürdürülebilir kalkınmada, suyun ekonomik değeri ve sektörel paylaşımı tez konusunu oluşturmuştur. Bu anlamda, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, internet siteleri ve konu ile ilgili çeşitli kitap, makale, bildiri ve rapor gibi belgelerden toplanan bilimsel veriler analiz edilerek makro düzeyde suyun sürdürülebilir kalkınmada ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilir kalkınma çağı, dünya su varlığı ve su ayak izi, su hakkı, suyun ticarileştirilmesi, Avrupa Birliği su politikaları, sınıraşan sular ve sürdürülebilir kalkınmada suyun paylaşımı adlarıyla yedi ana başlık altında, değişen su paradigması dâhilinde analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm canlılar için ikame edilemeyen bir kaynak olan, insanlığın ortak hakkı olarak kabul edilen ve gelecek kuşaklar için korunması gereken suyun, ülkelerin kalkınmasında ki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi sektörü nedeniyle bugün alınıp satılan bir ticari meta olarak, yatırım ve kazanç unsuru olan su, artık kendi ekonomisini oluşturmuştur. Tüm canlıların ve ekonomik sektörlerin müştereği olarak görülen suyun, doğal çevrim dâhilinde insanlar tarafından gerek miktar gerekse kalite olarak en verimli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar içinde, bugünün gereksinmelerini karşılarken gelecek kuşaklarında kendi gereksinmelerini karşılama olanaklarını elinden almadan, sürdürülebilir bir kalkınma içinde kullanılması önerilmiştir.
The situation of fdi and economic growth in Iraqi Kurdistan region (During the period 2007-2012)
The Iraqi economy, in general, depends on oil, therefore, any fluctuations of the oil price in international oil market directly affect the economic situation and change of most of Iraq's economic activities. Accordingly, since Iraqi Kurdistan region is the federal region in Iraq, changes in the Iraqi economy are also affecting the regional economy, the increase of public income in the region affects the rise of national investment and foreign investment as well. Thus, a large part of the federal budget provide by the central government, and the small piece of public income comes from local sources, such as taxes and customs duties. Foreign direct investment inflows vary depending on the political developments in the region. Incoming foreign direct investment also helps increase economic growth. Also, the study found the significant relationship between FDI and economic growth in the region. Keywords: FDI, Iraqi Kurdistan region, GDP, and Economic Growth
Kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınma üzerine etkileri: Siirt örneği
Bu tezin amacı; bölgesel kalkınmanın bir hayli önem arz ettiği günümüz ekonomilerinde, etkili kullanıldığı takdirde çok önemli bir bölgesel kalkınma aracı olan kalkınma ajanslarının bölgesel kalkınma üzerindeki etkilerini, genel çerçevede ve Siirt özelinde ele almaktır. Çalışmada, önce bölge ve bölgesel kalkınmaya, daha sonra bölgesel kalkınmanın araçlarından olan kalkınma ajanslarına ve son olarak da Siirt'te faaliyet gösteren Dicle Kalkınma Ajansı'na değinilerek tümden gelim yöntemi izlenmiştir. Proje yürütücüleri anketi neticesinde elde edilen sonuçlar analiz edilerek Dicle Kalkınma Ajansı'nın Siirt İli'nde bölgesel kalkınmaya olan etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Ajansın ortalama on yıllık bir geçmişi olmasından ötürü bölgesel kalkınmaya olan etkilerini saptamak pek mümkün olmamıştır.
Tourism sector and its impact on economic development in Sulaymaniyah province: An economic study of the period 2007–2016
The purpose of the study is to examine the tourism sector and its impact on economic development in Sulaimaniyah province. For this purpose, the study collected two different types of data, first one official records, and second through questionnaire forms which distributed among 36 survey sample to the tourism authority in Sulaimaniyah province as a study population. The analytical method employed to examine the study hypotheses, the study realizes that the tourism sector has an economic potential in the region and might play a significant role in reaching the critical macroeconomic objectives of macroeconomic development. The study identified that the natural beauties in Sulaimaniyah province attracts tourists. The study found a significant correlation between the tourism sector development and potential to attract tourists in Sulaimaniyah. Tourism sector impact to contribute to economic development is 65.2% from the perspectives of tourism authorities in Sulaimaniyah.
The effeect of oil price on economic growth of Iraq for time period (1995 – 2017)
Iraq represents a good case study to examine the effect of oil price, because most of its earning dependence on exporting crude oil. Iraq is one of the major oil exporting countries. Generally, the national income depends on crude oil. Oil revenue in Iraq covers 90 percent of Iraqi government's budget and also Iraqi economy could be effect by would economic during economic problems. Thus, increasing oil crude oil price can effect on economic growth in Iraq. So it is crucial to use other resource instead of oil revenue as a new strategy to gain national revenue. The main objective of this study is to examine the effects of oil price and oil production value on economic growth. Annual growth rate, compound growth rate and correlation coefficient can be used to estimate of the data. The data is annual data which were converting a period of 21 years from 1995-2017. As a result, Economic growth is one of the most important sources of economic transformation because it reflects the community's ability to increase productive capacity and optimal investment and also sustainability requirement includes a diversified economy on the face of shocks, dynamically adopts technology and head accumulation human money, competitively can gain relative advantages compared to the other. Thus, it operates within stable, stable economic policies and economic development and there were positively statistically significance between oil price and GDP, oil production value and GDP.
Political economy of oil production in Iraq during 2006-2016
The primary purpose of this study is to examine the political economy of oil production in Iraq during 2006-2016. While, the challenges to increasing oil production in Iraq broadly remain, so, Iraq has made incredible progress over the last decade, mostly amid challenging situations should note that while contests to since 2014. However, there are still difficulties to overcome, which should play a significant role to solve for the new government and leadership in Iraq and the KRI following the recent 2018 elections. The study found that Iraq's oil production curve in recent years has remarkably specified the positions, even if not mainly at the levels estimated in earlier, more positive forecasts. Iraq has developed the world's fourth-largest oil exporter. Moreover, the second major producer in OPEC organization, with production above 4.1 million bpd for the first time in 2015, of the amount produced in this period, almost 3.5 million b/d produced in southern Iraq under the central government in Baghdad. While challenges continue to achieving the aims of increased oil production and revolving gas from probable to production, there is considerable opportunity for Iraq's resources to produce revenue and pay to broad-based economic development, if managed appropriately. As both Iraq and the KRI headed into an election year, impending new governments both in Iraq and at the helm of the KRG should seize this as an opportunity to target investment to specific projects that contribute to long-term economic development goals.
Erbil bölgesinde sürdürülebilir endüstrinin istihdam yaratma üzerine etkisi
The sustainable industry is a response to a set of crises. It aims at achieving sustainable economic development through environmentally friendly projects and using new technologies in the field of renewable and clean energies. It calls for greening existing industries, creating new sustainable industries and changing unsustainable patterns of consumption besides reducing the intensity of energy use, resource consumption, and production through waste recycling. In this context, countries pursue to envision the launching of an economy based on the transition strategy to taking into account five principal axes: energy sources whose stocks threatened with depletion. The economic crisis and the use of investments as a means of sustainable industrial development, greenhouse gas mitigation policies and job creation, and the strong conviction that a new model of sustainable development based on change consumer behavior and marketing models at present and in the future.
Türkiye'de yazılı basının kalkınma üzerindeki etkileri: 1990-2015 dönemi
Bu tezin amacı, Türkiye'de Kalkınmanın Planları kapsamında makro ekonomik hedeflerin ulusal yazılı basında sunumunu araştırmaktır. Bu araştırma yapılırken yazılı basının kalkınmaya yapmış olduğu katkıyı daha iyi anlayabilmek için öncelikle yazılı basın unsuru gazeteler, iletişim, kamusal alan, kalkınma, bölgesel kalkınma ve bu alanların kavramsal analizi ile özelliklerinin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Kalkınmanın tarihsel gelişimi ve günümüzdeki uygulamaları hakkındaki bilgiler ile ulusal yazılı basının kalkınma planları makro ekonomik hedeflerinin ulusal yazılı basında nasıl yer aldığıdır. Ulusal yazılı basın bünyesinde yer alan üç adet ulusal gazetemiz (Cumhuriyet, Hürriyet, Türkiye) 1990-2015 yılları aralık alınarak; ana sayfalarında yer alan ekonomi haber ve göstergeleri ve Kalkınma Planları hedeflerinin karşılaştırmalı analizi ve içerik analizi yapılarak; kalkınma ve yazılı basın arasındaki ilişki ortaya konmuş olup; kalkınmanın geri dönütleri noktasında ekonomi bilimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Bu araştırma sonucunda ekonomik göstergeler konusunda kalkınma planları ile yazılı basında yer alan göstergelerin haber kaynakları ve makro ekonomik değerlerinin tutarlılık göstermediği tespit edilmiştir. Enflasyon, büyüme ve işsizlik rakamları yazılı basın unsuru gazetelerin haber kaynakları olan ulusal ve uluslararası haber ajans ve derecelendirme kuruluşlarınca farklı değerlerin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kalkınma için yazılı basın ve raporların önemli oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Kalkınma Planları, Yazılı Basın, Gazeteler
Bölgesel kalkınmada yatırım teşviklerinin rolü: 6. bölge illeri üzerine bir değerlendirme
Bu çalışmada, 2014–2018 arasındaki yıllar için yatırım teşviklerinin bölgesel kalkınmada etkinliği, yeni yatırım teşvik sistemi kapsamında oluşturulan altıncı bölge illeri bağlamında incelenmektedir. Analizde çıktı odaklı Veri Zarflama Analizi (VZA) modellerinden BCC (Banker Charnes Cooper) modeli kullanılmaktadır. Her yıl ve her il için yapılan analizde, sabit yatırımlar miktarı ve belge adedi analizin girdisini, yaratılan istihdam ise analizin çıktısını oluşturmaktadır. Analiz yapılan yılda etkin olan iller referans alınarak yapılan analizde, aynı yıl etkin olmayan illerin etkin olması için alması gereken değerler ortaya konulmaktadır. Her analiz yılında etkin iller bulunurken, hiçbir yılda bütün illerin etkin olduğu tam etkinliğe ulaşılamamıştır. Elde edilen analiz sonuçlarında sabit yatırımların ve belge adedinin azaltılması veya sabit kalması sonucu istihdam artırılarak etkinliğe ulaşılabileceği tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar ve bölge (il) ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, etkin olan illere ait veriler incelenerek yapılacak politikalar, bölgede meydana gelecek ekonomik büyüme ve gelişmeyi hızlandıracaktır.
Baraj ve hidroelektrik santralleri dışsallıkları: Siirt örneği
Gelişmekte olan ülkelerin en önemli ihtiyaçlarından biri hiç kuşkusuz enerji gereksinimidir. Enerji gereksinimleri çeşitli enerji kaynaklarından karşılanabilmektedir. Ancak günümüz dünyasında ülkeler enerji ihtiyacını, daha ekonomik ve daha çevreci anlayışla elde etme politikasıyla hareket etmektedir. Yenilenebilir bir enerji kaynağı olan baraj ve hidroelektrik santralleri (HES) enerji ihtiyacını karşılamak isteyen ülkeler için ön plana çıkmaktadır. Nitekim ülkemizde de son yıllarda daha çok su enerjisi üzerine yatırımlar yapılmaktadır. Bu yatırımların bir kısmı Siirt ilinde gerçekleşmektedir. Bu çalışmanın amacı Siirt ilinde yapılmış ve yapımı devam eden baraj ve HES projelerinin ortaya çıkaracağı dışsal etkilerin incelenmesidir. Bilindiği gibi baraj ve HES projelerinin yapım ve işletme süresince ekonomik, sosyal, kültürel, çevresel vb etkiler ortaya çıkma durumu söz konusudur. Bu tez çalışmasında, Siirt ilinde yapılmış ve yapımı devam eden baraj ve HES projelerinin olası dışsal etkilerin belirlenmesi amacıyla, yüz yüze anket ve derinlemesine görüşme çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen anket analiz verileri ve derinlemesine görüşme değerlendirmesinde baraj ve HES projelerinin hem negatif hem de pozitif dışsal etkileri saptanmıştır.
Kalkınma planlarının Siirt ekonomisi üzerine etkileri
Bu tezin temel amacı, 1963'ten 2018 yılana kadar uygulanan on tane kalkınma planın Siirt ilinin gelişimine etkisini incelemektedir. Bu çalışma aynı zamanda kalkınma planlarının bir ilin ekonomisi üzerine etkisinin incelenmesi açısında bir ilki taşımaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlar ışığında ileride Siirt ili için yapılacak plan ve programlara yön vermesi için önerilerin verilmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Siirt ilinin zaman içindeki verileri kullanılarak kalkınma planları sonucu iyileştirmeler gözlemlenmiştir. Siirt ilinin Türkiye'nin gelişmişlik göstergelerine göre son sıralarda olduğu tespit edilmiş olmakla birlikte Siirt ilinin sıralamada son sıralarda yer alması 50 yıl öncesinin sosyo-ekonomik şartlarda devam ettiğini göstermemektedir. Siirt'in kalkınması Türkiye ortalamasının üstünde olmadığı için alt sıralardaki yeri değişmemiştir, fakat eskiye oranla beş yıllık kalkınma planları sayesinde bir gelişme sağlanmıştır.
Bölgesel kalkınmada tarım sektörünün önemi: Siirt ili örneği
Tarım, insanların ekosistemlerini yönetmeleri ve evcilleştirilmiş türlerin biyolojik döngülerini kontrol etmelerini ifade eden bir süreçtir. Tarım sayesinde toplumlar için yararlı yiyecekler ve diğer kaynaklar üretilebilir. Toprağın ekimi ile ilgili tüm know-how ve aktiviteleri, doğal çevre üzerindeki tüm çalışmaları belirler, canlıları (bitkiler, hayvanlar) yetiştirmeyi ve toplamayı mümkün kılar. Dünyanın dört bir yanındaki kırsal alanlarda tarım, baskın arazi kullanımını ve kırsal alanların yaşayabilirliğinin önemli bir bileşenini temsil etmektedir. Tarım ve ilgili faaliyetler kırsal yaşamın temel dokusunu oluşturur. İstihdam ve iş fırsatları, altyapının ve çevrenin kalitesi açısından kırsal bölgelerin genel durumuna önemli ölçüde katkıda bulunur. Bununla birlikte, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin çoğunda, tarım çeşitlendirilmiş bir kırsal ekonominin nispeten küçük bir kısmını oluşturmaktadır ve buna ek olarak, tarımın ulusal zenginlik ve istihdam oranı açısından önemi, çoğu bölgede azalmaktadır. Bu durum, ülkelerde kırsal kalkınmada tarımın potansiyel rolünü azaltmaz, ancak istihdam ve ekonomik ilerleme için kalıcı beklentiler sunabilecek alternatif ekonomik faaliyetlerin katkısı da dahil edilmelidir. Bu çalışma bağlamında bölgesel kalkınma sürecinde Siirt ilinde tarım sektörü inceleme konusu yapılmıştır. Siirt ilinde tarım son derece önemli bir sektör olarak değerlendirilmekle birlikte, bu önemin yeterli ölçüde kullanılamadığı anlaşılmaktadır.
Bölgesel kalkınmada arıcılık sektörünün rolü: Bitlis ili örneği
Arıcılık ürünlerinin tüm dünyada üretiminin ve ticaret hacminin artması bu sektörün gelişme potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir. FAO yayınladığı raporlarda arıcılığın ülke ekonomisi için önemli olmasından çok daha ötede çevre için önemli olduğunu belirtmekte ve arıcılığı teşvik edecek yayınlar yapmakta ve çalışmaları desteklemektedir. FAO başarılı bir yatırım politikası için 4 çeşit sermayenin (fiziksel, beşeri, doğal ve sosyal sermaye) gerekli olduğunu belirtmektedir. Bitlis'in nüfusu incelendiğinde şehrin net göç veren illerden biri olduğu ortaya çıkmaktadır. 2017 yılında yapılan sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre 76'ıncı sırada olması net göçün en önemli sebebidir. Bitlis'in topoğrafyası göz önüne alındığında ilin sadece %15,72'sinin tarıma elverişli alan statüsünde olması il için büyük bir kısıtın var olduğunu ortaya koymuştur. Bitlis'teki demografik ve coğrafik bilgiler derlenmiştir. Şehirdeki arıcılık faaliyetlerine ilişkin makro verilere ek olarak sahadaki mevcut durum ve yaşanan olumsuzlukların tespit edilmesi amacıyla 25 kişiye anket yapılmıştır. Bitlis coğrafi yapısıyla arıcılığa uygun, demografik yapısıyla da arıcılık gibi bir bölgesel kalkınma politikasına ihtiyaç duymaktadır. Bitlis'te arıcılığın geliştirilmesi belirtilen engellerin birçoğu devlet tarafından kolaylıkla ortadan kaldırılabilecek ve Bitlis halkının gelir seviyesinin artmasını sağlanabilecektir.
Bölgesel ekonomik kalkınmada sivil toplum kuruluşlarının önemi: Hakkari ili örneği
21. yüzyılda kalkınma kavramı bütün dünyanın neredeyse ortak sorunu haline gelmiştir. Günümüzde sıkça dile getirilen kalkınma kavramı 21. yüzyılda ortaya çıkan bir kavram olmayıp bireylerin varoluşundan bu yana toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletler kalkınma problemini çözmek için çeşitli politikalar üretmişlerdir. Özellikle İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkisinden sonra devletlerin kalkınmasında sivil toplum kuruluşlarının önemi göz ardı edilmeyecek kadar yüksektir. Son dönemlerde teknoloji ile birlikte globalleşen dünyada insanların daha fazla etkileşime geçtiği sivil toplum kuruluşlarının önemi günden güne artmaktadır. Bu tez çalışmasında, bölgesel kalkınmada sivil toplum kuruluşları (STK)'nın rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada uygulanan anket sonucunda; Hakkari ilinin kalkınması için Hakkari ilinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının tanıtım reklam politikalarının doğru ve etkin kullanılmadığı, bundan dolayı şehrin imaj sorununun olduğu, bazılarının halkın çıkarlarını öncelemeyen ve Hakkari ilinin temel sorunlarını göz ardı eden bir anlayışa evrildikleri dile getirilmiştir. Hakkari ilinde kalkınmanın gerçekleşebilmesi için Hakkari'de bulunan bütün sivil toplum hareketlerinin beraber hareket etmesi ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlik sahasının genişletilmesi, halkın refah seviyesini yükseltecek sosyoekonomik projeler meydana getirmesi, devletin güçlü kurumlarından daha fazla destek bekledikleri sonuçları ortaya çıkmaktadır.
Bölgesel kalkınmada turizmin rolü ve önemi; Siirt örneği
Günümüzde ulusal veya bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi, ülke ekonomileri için vazgeçilmez öneme sahiptir. Bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesi için bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi veya en aza indirilmesi, bütün ülkeler için olduğu gibi, ülkemiz için de büyük önem arz etmektedir. Türkiye'de kalkınma önündeki büyük engellerden biri, bölgesel dengesizliklerin var oluşudur. Bölgelerarası dengesizliği gidermede turizm, Türkiye'nin bu bakımından zengin bir coğrafyada olması hasebiyle, oldukça önemli bir politika aracı olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de bölgesel kalkınmada turizmin önemi ve rolü, beş yıllık kalkınma planlamasında turizm teşvikleri, Siirt ilinin turizm potansiyeli ve Siirt ilinde turizm çeşitliliği üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan saha çalışmasındaki bulgular, özellikle Siirt ilinin turizm çeşitliliği bağlamında önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bununla birlikte, Siirt ilinde turizm sektörünün potansiyelini yansıtmamasında pay sahibi olan sektörel sorunların yanı sıra şehirdeki altyapı sorunlarının giderilmesiyle, bölgede turizm sektörünün canlanacağı değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Siirt ilinin kalkınmasında kullanılabilecek turizm politika önerileri sunmaktır.
GAP ile gelişen tarımın bölgesel kalkınmadaki rolü
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile Türkiye'deki 7 bölgeden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınmasını ekonomik geri kalmışlığın giderilmesini, diğer bölgelere denk bir ekonominin oluşmasını hedeflemiştir. Bölgenin kalkınması ile ülkenin de kalkınması amaçlanmıştır. Bu sebeple GAP'ın bölgede iktisadi kalkınmayı sağlayacak en önemli unsur olan tarımsal kalkınmadaki rolü bu tezin konusu olmuştur. GAP Bölgesi'nde tarımsal kalkınmada sürdürülebilirliği sağlayacak veriler ortaya konmuştur. Ülkemiz ve GAP Bölgesi'nin tarımsal ve iktisadi değerlendirilmesi yapılmıştır. İktisadi sorunlar dile getirilmiş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Tarımsal verim artışını sağlayacak olanaklar açıklanmıştır. GAP ile gerçekleşen ekonomik dönüşüm, güncel istatistiki veriler ışığında incelenmiş ve değerlendirilmiştir. GSYİH, Sektörel oranlar, nüfusu, ithalat ve ihracat oranları tezde GAP öncesi ve sonrası karşılaştırılacak şekilde yıl bazlı yer almıştır. GAP tarımsal kalkınma politikası doğrultusunda sulama alanları genişlemiş, ürün üretim miktarları artmış, ürün deseni ve verimlilik yıllar içinde olumlu yönde değişmiştir. Bölgedeki tarım alanları genişlemiştir. Bölgede kişi başına düşen gelir artmıştır. Elde edilen sonuçlara göre GAP birçok tarımsal üründe beklentileri karşılamakta ve başarılı olduğu ürünler de bulunmaktadır. GAP'ın ekonomik hedeflerine şu an yaklaştığı ve tamamlanınca ulaşacağı söylenebilir.
TRB1 bölgesindeki üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemleri ile bölgesel kalkınma odaklı vizyonu
Bilim, teknoloji ve inovasyon sistemi, Türkiye'de bilimsel araştırma sahasına olumlu yönde katkı sağlayan kuruluşlardan oluşmaktadır. Bu sistem, vizyon (hedefe uygun görünüm) odaklı bilim ve teknoloji politikalarının ortaya çıkmasında devlete önemli katkılar sağlamaktadır. Vizyon odaklı politikaların verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için akademisyenlerin, kamunun ve özel sektörün iş birliği yapması önem arz etmektedir. Bu iş birliğini, TRB1 bölgesinde yer alan üniversitelerin teknoloji ve inovasyon sistemi içinde bölgesel kalkınma alanında uygulanan çalışmalarının etkisini yerel ve bölgesel olarak incelemek, bir ilk olarak bu tezin amacıdır. Uygulanan anket çalışması, TRB1 bölgesindeki üniversitelerde görev yapan akademik personellere uygulanmıştır. Bölgedeki üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde görev yapan akademik personele 17 sorudan oluşan anket formu uygulanmış ve toplam 250 kişiye ulaşılmıştır. Anket çalışması sonucu teknoloji, ekonomi, girişimcilik, üniversite ve sanayi iş birliği ile ilgili değişkenler ve akademisyenlerin özellikleri/görüşleri arasındaki ilişkiyi inceleyen hipotezler test edilmiştir. Üniversitelerde akademik personel ve öğrenciler için girişimcilik, marka ve patent faaliyetleri, bilime ve uygulamaya dönük projeler, teknoloji ve yenilikçi ürünlerini kendi bünyesinde değerlendirme işlemlerinin küreselleşme sürecinde önemli gelişme sağlayacaktır.