Expectations

123 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Güven ve beklenti endekslerinin yatırım kararları üzerindeki etkilerinin davranışsal finans perspektifinde incelenmesi

Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığına etki eden önemli faktörler olan güven ve beklenti ile ilgili makroekonomik göstergelerin yatırım kararlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmada gelişmiş ülke örneği olarak Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ülke örneği olarak ise Türkiye ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle çoklu doğrusal regresyon modelleri ile yatırım araçlarının getiri ve değişim değerleri sonrasında da genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişken varyans modelleri ile yatırım araçlarının oynaklıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Bağımlı değişkenler olarak her iki ülke için borsa endeks getirileri (BİST100 ve S&P500) ile yerel para birimi cinsinden mevduat toplamı değişimleri kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise her iki ülke için tüketici güven endeksi, ekonomik güven endeksi ve toplam güven endeksi ile VİX Korku Endeksi analizlere dâhil edilmiştir. Veri seti, aylık sıklıkta ele alınmış olup zaman aralığı olarak 2012 Aralık – 2022 Nisan tarihlerindeki verilerden oluşmaktadır. Getiri ve değişim tahmini modelleri sonucunda, her iki ülke için de, genel olarak bağımsız değişkenlerin yatırımlara etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Volatilite tahmini modellerinin neticesinde ise BİST100 endeksi yatırımlarında hiçbir bağımsız değişkenin etkisi bulunmazken beklenti ve güven ile ilgili değişkenlerinin diğer üç yatırım aracı üzerinde anlamlı etkilerine rastlanmıştır.

BeklentilerDavranışsal finansGüven+2
Tunahan Tayar
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomide beklentilerin rolü

Yunanlı heykeltraş Pygmallion'dan itibaren beklentiler ile gerçekleşen olaylar arasında yakın bir ilişkinin var olduğu düşünülmüştür. Daha sonralarda ise P.D. Cagan beklentileri geçmiş dönemde gerçekleşen ve geçmişte gerçekleşmesi muhtemel olan beklentiler olarak incelemiş bu durum literatürde Adaptif Beklentiler Teorisi olarak yerini almıştır. Bu konudaki bir diğer teori ise beklentileri sadece geçmiş döneme bakarak oluşturmanın yeterli olmadığı düşüncesiyle ve cari dönem bilgilerinin de dahil edilmesi gerektiği görüşünü dile getiren J. Muth'un geliştirmiş olduğu Rasyonel Beklentiler Teorisi'dir. G. Gigerenzer'ın öncülüğünde gelişen Ekolojik Rasyonellikte ise elde bulunan tüm bilgileri kullanmadan, rasyonel olmayan kısa yollar ile karar alımı söz konusudur fakat bu kavramda diğer beklenti kuramlarından farklı olarak çeşitli çevresel durumları karar alırken göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ekonominin son 20 yılına baktığımız zaman makro iktisattaki değişimlerin mikro temelleri oluşturulurken bireyin tercihleri ve o tercihlere sebep olabilen beklentiler, aynı zamanda politika yapıcıların başarılı olup olmaması sonucunda beklentileride etkilemesi konusu gittikçe daha çok kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Çalışmada önce beklenti kavramı ve ekonomide izlenecek olan politikaların iktisadi ajanların beklentilerine (bekleyişlerine) göre şekillendiği durumu teorik olarak daha sonra ise ampirik açıdan ele alınmış ve bu tezde detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adaptif Beklentiler, Rasyonel Beklentiler, Ekolojik Rasyonellik.

BeklentilerEkonomiEkonomik analiz+2
Yonca Alaşahan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda öğrencisi bulunan velilerin öğretmenlerden beklentileri

Bu araştırmanın amacı; ilkokullarda öğrencisi bulunan ailelerin görüşlerinden yararlanarak okul-aile, öğretmen-veli arasındaki işbirliğini güçlendirmek, velilerin sınıf öğretmenlerinden ne tür beklentileri olduğunu belirleyerek karşılaşılan aksaklıkların belirlenip daha etkili bir eğitim için çözüm önerileri geliştirebilmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemiyle 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar, Kadıköy ve Ümraniye ilçelerindeki 12 okuldan 30 katılımcıya araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu sorulmuş ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak, içerik analizi yapılarak, bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Araştırmaya katılan 30 katılımcının 15'i kadın, 15'i erkek veliden oluşmaktadır. Katılıcımların yaş ve meslekleri çeşitlilik arz etmektedir. Araştırmada elverişli örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik durum örneklemesi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi neticesinde ulaşılan sonuçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir; Veliler öğretmenlerinin; öğrencilerle iyi bir iletişimlerinin olması, öğrencileri kendi çocukları gibi görmeleri, anlayışlı, hoşgörülü ve sabırlı olmaları özelliklerini taşıması gerektiğini düşünmektedirler. Öğretmenler mesleki açıdan kendilerini geliştirmeli ve yenilikleri takip edebilmelidirler. Sınıf öğretmenleri öğrencilere her alanda uygun bir rol model olabilmelidirler. Veliler öğrencinin okuldaki başarı ve davranış durumlarının kendileriyle paylaşılması gerektiği inancında olup, eğitim öğretim faaliyetlerinin içinde olmak istemektedirler. Veliler ayrıca çocuğun akademik başarısı için kendilerine gerekli rehberlik çalışmalarının yapılmasını beklemektedirler. Veliler öğretmenle belirli bir zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde görüşme yapabilmeyi istemektedirler. Öğretmen veli iletişiminin empati kurarak, güler yüzlü, saygılı, anlayışlı olması gerektiği inancındadırlar. Ayrıca hem belirli aralıklarla hem de zamana bağlı olmaksızın gerektiğinde öğretmenleriyle sağlıklı bir iletişime geçebilmeyi beklemektedirler. Aileler çocuklarının akademik başarısından çok güzel davranışlı olmasını önemsemektedirler. Öğretmenin öğrencileri milli manevi değerler konusunda yetiştirmesini ve onlara örnek olmasını beklemektedirler. Veliler çocuklarının başarılarını geliştirmesi, davranışlarını güzelleştirmesi açısından sosyal kültürel faaliyetlere katılmalarını önemli buldukları görülmektedir. Veliler öğretmenlerin kendilerini ve çocuklarını eğitim konusunda motive etmelerini beklemektedirler. Bu amaçla öğretmenden; veli ziyareti yapmasını, veli toplantılarında ve birebir görüşmelerde gerekli rehberlik ve teşvik çalışmalarını yapmasını, eğitim konulu kitaplar tavsiye etmesini, hem kendilerinin hem de öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasına katkı sağlamasını bekledikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Veli, Veli Beklentisi, Öğretmen, Öğrenci, İlkokul

Ana-baba beklentileriBeklentilerÖğretmen beklentileri+4
Halit Dulger
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn beklentilerinin sınav kaygısı üzerindeki etkisi: Lise son sınıf öğrencilerine yönelik bir değerlendirme

Araştırmanın amacı lise son sınıf öğrencilerinin anne baba beklenti ve tutumları ile sınav kaygısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma altı ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; giriş, kavramsal temeller, ebeveyn beklentilerine ilişkin kavramsal temeller, araştırma, bulgular, sonuç, tartışma ve öneriler şeklindedir. Araştırmanın evrenini; İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan devlet ve özel okullarında eğitim almakta olan lise son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise 2015 – 2016 eğitim – öğretim yılında Bahçelievler ilçesinde öğrenim gören toplam 182 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçek ve envanterler; Kişisel Bilgi Formu, Anne Baba Tutum Envanteri ve Sınav Kaygısı Envanteridir. Anne baba beklentilerini ölçmek için Anne Baba Tutum Envanteri, sınav kaygı düzeylerini ölçmek için Sınav Kaygısı Envanteri, demografik özellikler için ise Kişisel Bilgi Formu bizzat araştırmacı tarafından öğrencilere uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, anne baba tutumlarının büyük ölçüde öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca Kişisel Bilgi Formu'nda yer alan anne baba tutumlarına öğrencilerin verdiği cevaplar doğrultusunda anne baba tutumu açısından aile yapısı olarak; demokratik, otoriter, koruyucu, reddedici, ilgisiz ve duyarsız anne baba tutumlarının öğrencilerin kaygı düzeyini etkileme noktasında önemli bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak, anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının anne ve babanın eğitim durumu değişkenine göre gruplar arasında farklılaşmadığı ve aynı şekilde anne baba tutumu açısından aile yapısı algılamasının ailenin gelir durumu değişkenine gruplar arasında farklılaşmadığı ve kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha fazla sınav kaygısı yaşadıkları da araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ulaşılan sonuçlar arasında yer almaktadır.

Ana-baba beklentileriAna-baba tutumuBeklentiler+2
Dilara Boztepe
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Velilerinin duyuşsal alanla ilgili fen bilimleri öğretmenlerinden beklentilerinin tespiti

Bu araştırma, değişim ve gelişmede topluma öncülük yapacak olan öğretmenlerden, öğrenci velilerinin Fen Bilimleri öğretmenlerinden duyuşsal alanla ilgili beklenti özelliklerinin ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Van merkezde yer alan; 15 Temmuz Şehitleri İmam Hatip Ortaokulu'ndan 60, Zeve Ortaokulu'ndan 80, Bardakçı Ortaokulu'ndan 50, Fevzi Şengüller Ortaokulu'ndan 60 ve Mustafa Kemal Ortaokulu'ndan 70 toplamda beş farklı ortaokulunda yedinci ve sekizinci sınıfta öğrenim gören 320 öğrenci velileri ile yürütülmüştür. Öğrenci velilerinin öğrencisinin dersine giren Fen Bilimleri Öğretmenlerinden duyuşsal alanla ilgili özelliklerin beklentisi konusunda 5'li Likert tipi "Duyuşsal Alan Tutum Ölçeği (DATÖ)" ve ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Veliler Fen Bilimleri öğretmenlerinden, öğrencilerine örnek olacak toplumun kadim değerleriyle barışık ve uyumlu öğretmen profiline sahip olmalarını ve bu özellikleri de akademik başarıdan daha fazla dikkate alarak öğrencilere anlatarak değil, bir fiil yaşayarak kazandırmalarını beklemektedirler. Öğretmenlerin ortaokul 7. ve 8. Sınıf öğrencilerine ne kadar rol model olduğu ile ilgili daha detaylı çalışmalar yapılabilir.

Ana-baba beklentileriBeklentilerBranş öğretmenleri+7
Mustafa Başak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gebelerde doğum beklentisi ve doğum yöntemi tercih nedenlerinin depresyon ve anksiyete ile ilişkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, gebelerin, doğum yöntemlerinden olan normal doğum veya sezeryan ile doğum tercih nedenlerinin depresyon ve anksiyete ile ilşkisini tespit etmek ve varsa bu konuda gebelerin sorunlarının giderilerek, sağlık çalışanları ve toplumda bilinç ve farkındalık yaratarak bunun sonucunda anne ve bebeğinin daha sağlıklı olmasını sağlamak, aynı zamanda gereksiz sezeryan yapılmasını önleyerek ülke ekonomisine katkıda bulunmaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız Van YYÜ Tıp Fakültesi Kadın Doğum Polikliniğine 1 Ekim 2018- 1 Ocak 2019 tarihleri arasında başvuran gebelerin, doğum beklentisi ve doğum yöntemi tercihlerinin depresyon ve anksiyete ile ilişkisini belirlemeye yönelik kesitsel tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmamızın evreni, Van YYÜ Tıp Fakültesi gebe polikliniğine başvuran 18-49 yaş aralığında olan daha önce sezeryan ile doğum yapmayan gebelerden oluşmaktadır. Görüşmeye katılmak istemeyen gebeler değerlendirilmeye alınmamıştır. Veriler, değerlendirilmeye alınan gebelerle anket formu doldurularak yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Bu anketler Sosyodemografik ölçek, Wijma Doğum Beklentisi/Deneyim Ölçeği, Beck Depresyon ve Beck Anksiyete ölçeği olmak üzere toplam 4 anketten oluşmaktadır. Veriler IBM SPSS İstatistik 18 programı kullanılarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, en küçük, en büyük şeklinde değerlendirilmiş, istatistiksel analiz yapılırken ki-kare testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan gebelerin ortalama yaşı 26.9±5.9 olup gebelerin %50.3'ü(n=100) 18-25 yaş, %42.7'si(n=85) 26-35 yaş, %7'si(n=14) 36-49 yaş aralığındadır. 18-25 yaş aralığındaki gebelerin ortalama Wijma Doğum Beklentisi ve Deneyim Ölçeği(WDBDÖ) puanı 60.4, 26-35 yaş aralığındaki gebelerin ortalama WDBDÖ puanı 57.9, 36-49 yaş aralığındaki gebelerin ortalama WDBDÖ puanı 61.7 olup tüm yaş gruplarının doğum korkuları orta düzeyde bulunmuştur. Gebelerin yaş aralığına göre ortalama Beck Depresyon Puanı: 18-25 yaş 16.8 puan ile orta düzeye III yakın depresyon, 26-35 yaş 12.7 puan ile hafif düzeyde depresyon, 36-49 yaş için ise 22.6 puan ile orta düzeyde depresyon olduğu görülmüştür. Gebelerin yaş aralığına göre ortalama Beck Anksiyete Puanı: 18-25 yaş 19.1 puan ile orta düzeyde anksiyete, 26-35 yaş 15.6 puan ile hafif düzeyde anksiyete, 36-49 yaş 20.6 puan ile orta düzeyde anksiyete bulgularına sahiptir. Araştırmaya katılan gebelerin doğum tercih yöntemlerine göre, sezeryan ile doğumu tercih edenlerin doğum korkularının(WDBDÖ puanı:77.45), depresyon durumlarının(Beck depresyon puanı:22.01) ve anksiyete durumlarının(Beck anksiyete puanı:22.5), normal doğum yapmak isteyen gebelere göre daha yüksek bulunmuştur(WDBDÖ puanı:54.9, Beck depresyon puanı:12.1, Beck anksiyete puanı:16.5). Araştırmamıza katılan gebelerin WDBDÖ düzeyi düşük olan gebelerin(n=34), %61.8(n=21)'i minimal depresyon, %20.6(n=7)'sı hafif depresyon, %17.6(n=6)'sı orta düzey depresyon bulgularına sahipken bu grupta şiddetli depresyon bulgusuna sahip gebe görülmemiştir. Araştırmamızda WDBDÖ düzeyi orta olan gebelerin(n=84), %33.3(n=28)'ü minimal depresyon, %34.5(n=29)'i hafif depresyon, %21.4(n=18)'ü orta depresyon, %10.7(n=9)'si şiddetli depresyon, WDBDÖ düzeyi ağır olan gebelerin(n=57), %24.6(n=14)'sı minimal depresyon, %33.3(n=19)'ü hafif depresyon, %26.3(n=15)'ü orta depresyon, %15.8(n=9)'i şiddetli düzey depresyon bulgularına sahip olduğu görülmüştür. Aynı zamanda araştırmaya katılan gebelerin anksiyete durumlarının WDBDÖ düzeyine göre kıyaslaması şu şekildedir: WDBDÖ düzeyi düşük olan gebelerin(n=34), %32.4(n=11)'ü minimal, %47.1(n=16)'i hafif, %17.6(n=6)'sı orta, %2.9(n=1)'u şiddetli anksiyete bulgularına sahiptir. WDBDÖ düzeyi orta olan gebelerin(n=84), %14.3(n=12)'ü minimal, %33.3(n=28)'ü hafif, %34.5(n=29)'i orta, %17.9(n=15)'u şiddetli anksiyete bulgularına sahiptir. WDBDÖ düzeyi ağır olan gebelerin(n=57), %5.3(n=3)'ü minimal, %33.3(n=19)'ü hafif, %38.6(n=22)'sı orta, %22.8(n=13)'i şiddetli anksiyete bulgusuna sahiptir. WDBDÖ düzeyi klinik derecede ağır olan gebelerin(n=24), %4.2(n=1)'si minimal, %16.7(n=4)'si hafif, %25.0(n=6)'i orta, %54.2(n=13)'si şiddetli düzeyde anksiyete bulgularına sahiptir. Bu durum, gebelerde genel olarak depresyon ve anksiyete düzeyi arttıkça, doğum korkusunun da arttığını göstermektedir. Sonuçlar: Dünyada ve ülkemizde sezeryan oranlarının olması gerekenden daha fazla olması önemli bir sorun haline gelmiştir. Kadınların sezeryan ile doğuma yönelme nedenlerini ortaya çıkarıp bunun için gerekli önlemleri almak bu problemi büyük ölçüde IV azaltacaktır. Araştırmamızda kadınların doğum tercihinde depresyon ve anksiyetenin etkili olup olmadığını inceledik ve çalışmamız gösterdi ki, gebelerde depresyon ve anksiyetenin yüksek olması, doğum korkusunu artırmaktadır. Doğum korkusu yüksek olan gebeler, sezeryan ile doğumu normal doğuma göre daha fazla tercih etmektedir. Bu nedenle her gebeye depresyon, anksiyete ve doğum korkusuna yönelik inceleme yapılmalı, buna yönelik gerekli tıbbi destek sağlanmalıdır. Bunun sonucunda doğum korkusu, depresyon ve anksiyetesi azalan gebelerin endikasyon dışı sezeryan eğilimleri azalacaktır. Ayrıca sezeryanı tercih ettiğini belirten gebelerde altta yatan bir depresyon mutlaka incelenmeli ve gerekli tıbbi bakım ve destek sağlanmalıdır.

AnksiyeteBeklentilerDepresyon+4
Muhammed Kızılkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrenci velilerinin okuldan beklentilerinin karşılanma düzeylerinin incelenmesi

Okul kavramını incelediğimizde okulun devletin kamusal amaçlarını gerçekleştiren, yerine konabilecek başka bir sistemin olmadığı önemli bir kurum olduğunu görürüz. Bu durum okulu tüm toplumlarda eğitim ve öğretim açısından vazgeçilmez yapmaktadır. Okulun politikası lokal yapıdan uzak olduğu için velilerin çocuklarının okul içi eğitimine katılımı bir yerde engellenmiştir. Bu engeli aşmanın en işlevsel yolu okulun aile ile daha fazla iletişime geçip ailenin okuldan neler beklediğini belirlenmesidir. Bu bağlamda okul, aile beklentilerini bilerek hareket edeceğinden velilerle daha fazla iletime geçecek, çocuk için ortak yapabilecekleri mantıksal kararlar alabileceklerdir. Bu çalışmada, ilköğretim birinci kademe öğrenci velilerinin okuldan ne çeşit beklentileri olduğu, ve bu beklentilerin ne kadarının karşılık bulduğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda öğrenci velilerinin okulun fiziksel özelliklerinden, öğretmenden, okul idaresinden beklentileri ve bu beklentilerin ne derece karşılandığını içeren ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Ölçek geliştirme sürecinde kaynak taraması yapılarak uzman görüşleri sonucu taslak form oluşturulmuştur. Ölçeğin son halini vermede tekrar bir uzman görüşü alınması planlanmıştır. Pilot uygulama ile geçerlik-güvenilirlik çalışmaları yapılarak ölçek son şeklini almıştır. Elde edilen veriler, ilköğretim birinci kademe öğrenci velileri ile okul arasında nasıl bir iletişim olduğu, velinin okuldan neler bekleyip beklentilerin karşılanma düzeylerini ortaya koyacağından, bundan sonraki dönemlerde okul-veli iletişimini güçlendirmek için alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler : İlköğretim okulu, veli, okul beklentisi.

Ana-baba beklentileriBeklentilerOkul-aile iletişimi+4
Fatma Akbıyıkoğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğrenci velilerinin okul yöneticilerinden beklentileri

Eğitim öğretim içerisinde birçok özellikleri barındıran bir sistemdir. Bu sistem içerisinde okul, yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve veliler gibi birçok alt unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurlar sürekli olarak birbirlerini etkilemekte ve aralarında bir beklenti oluşmaktadır.Eğitim öğretimde okul yöneticileri öğrenciler ve öğretmenler kadar etkili ve önemli diğer bir unsur da velilerdir. Bulunduğumuz yüzyıldaki eğitimde velilerin okul üzerindeki etkileri artmış bulunmaktadır. Veliler öğrenci başarısı, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik, sağlık ve fiziki şartları ile okul aile birliği faaliyetleri ile ilgili konularda okul ile ilişki içerisindedir. Velilerin okula geldiklerinde bu konuları görüşeceği ilk kişiler okul yöneticileridir (Müdür, müdür başyardımcısı, Müdür yardımcıları). Bundan dolayı öğrenci velilerinin okul yöneticilerinden bir takım beklentileri oluşabilmektedir.İlköğretim Öğrenci velilerinin Okul Yöneticilerinden Beklentileri başlıklı bu çalışmada yedi ana konu üzerinde anket soruları oluşturularak Uşak merkez ilköğretim okullarındaki öğrenci velilerine uygulanmıştır.Velilerin eğitim öğretim, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik sağlık ve fiziki şartları, okul aile birliği konularında okul yöneticilerinden beklentilerini içeren toplam 72 adet soru yöneltilerek anket çalışması yapılmıştır.Araştırmada eğitim seviyesi yüksek öğrenci velilerinin ve 30-40 yaş gurubu öğrenci velilerinin daha yüksek beklenti içerisinde oldukları gözlenmiştir. Ayrıca günümüz eğitiminde önemli kavramlar olan güvenlik, rehberlik konularında da velilere sorular yöneltilmiş ve grupların verdiği cevaplar araştırmada veri olarak kullanılmıştır.Yüksek gelirli öğrenci velilerinin alt gelirli öğrenci velilerine oranla okul yöneticilerinden daha fazla beklenti içerisinde oldukları gözlenmiştir. Öğrenci velilerinin okul yöneticileri ile görüşme sıklığının her gün görüşen veliler açısından daha olumlu olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Okul Yöneticisi, veli, eğitim öğretim, güvenlik, rehberlik, sosyal ve kültürel faaliyetler, okulun temizlik, sağlık ve fiziki şartları, okul aile birliği.

Ana-baba beklentileriBeklentilerOkul yöneticileri+4
Özkan Kuşcu
Uşak University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sermaye farkındalığı ve yönetici beklentisi

Sürekli değişim ve rekabet içindeki işletmelerin en önemli bileşenlerinden birinin de insan faktörü olduğunu söylemek mümkündür. Çalışanların başarısını ve motivasyonunu, dolayısıyla işletmenin başarısını etkileyen unsurlar ise çalışanın fiziksel ve psikolojik gücü, becerileri, yetenekleri ve bütün bunları etkileyen psikolojik sermayesidir. Bireylerin psikolojik sermayelerinin farkında olmaları hayata bakışlarını dolayısıyla işe bakışlarını etkilemektedir. Psikolojik sermayenin ve bunun farkındalığının işletme çalışan veyönetici başarısındaki önemi açıktır. Kişilerin kendi psikolojik sermayelerinin farkında olmaları hem kendilerini hem de işletmeyi etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı psikolojik sermaye farkındalığı düzeyini ve yöneticilerde aranan özellikler bakımından beklentilerini anlayabilmek ve varsa bu beklentilerin neler olduğunu kategorize ederek yorumlamaktır. Bu araştırmada örneklem olarak çalışmayan bireyler tercih edilmiştir. Araştırma Uşak Üniversitesi öğrencileri ile yapılmıştır. Araştırmaya katılım, gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmıştır. Bu çalışma çalışmayan bireyler ve kısa zamanda çalışmayı umut eden bireylerin, bu bireyleri psikolojik sermaye farkındalıklarını ve yönetici beklentilerini kapsamaktadır. Konunun çalışmayan bireyleri kapsaması nedeniyle demografik özelliklerde yaş, medeni durum, eğitim düzeyi çeşitliliğinin az olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın yönetim ve organizasyon, örgütsel davranış alanlarında çalışan akademisyenlere, yöneticilere ve yönetici adaylarına yararlı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Pozitif psikoloji, psikolojik sermaye, yönetici becerileri

Beklenti yönetimiBeklentilerFarkındalık+2
Emra Küçükgöl
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim üyelerinin lisansüstü öğrencilerden beklentilerine ilişkin nitel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, öğretim üyelerinin lisansüstü öğrencilerden beklentilerine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili sınırları içerisinde maksimum çeşitlilik ve kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile seçilen, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Eğitim Yönetimi Ana Bilim Dalında görev yapmakta olan 12 öğretim üyesinden toplanan veriler ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemi benimsenerek olgubilim deseni ile yürütülmüş olan bu araştırmada, veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılmış verilerin sunumu doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Bu çalışmada, öğretim üyeleri lisansüstü öğrencilerden ders dönemi, yeterlik dönemi ve tez dönemindeki beklentileri, lisansüstü öğrencilerden bireysel beklentileri, lisansüstü öğrenciler ile iletişim şekilleri ve görüşme sıklıkları, akademik hayata teşvik ettikleri lisansüstü öğrencilerden beklentileri, kendi akademik hayatları boyunca rol model aldıkları öğretim üyeleri, lisansüstü öğrenci tipleri, lisansüstü eğitim sürecinde yaşanan sorunlar ve lisansüstü öğrencilere akademik ve bireysel davranış bağlamında öneriler sunmuşlardır. Bu araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, ders, yeterlik ve tez döneminde bulunan öğrencilerin alana ilişkin okumalar yapılması gerektiği, öğrencilerin öğretim üyeleri ile iletişimi doğru zamanda doğru iletişim yöntemi ile gerçekleştirilmesinin önem taşıdığı, az okuma yapılması, etik ilke ihlali, zaman yönetimi, derse devam, motivasyon eksikliği, öğrenciye zaman ayırma, öğretim üyesi ve öğrenci ilişkisi, alandaki derslerin pratikten uzak olması, ders çeşitliliği, öğrenci seçimi, kontenjan, nitelik, kaynak yetersizliği gibi hususların lisansüstü eğitim sürecinde sorun oluşturması gibi sonuçlara ulaşılmıştır.

BeklentilerLisansüstü eğitimLisansüstü öğrenciler+3
Merve Kahya
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili kamu ve özel lise öğrencilerinin gelecek beklentilerive öz yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın temel amacı, Ankara ilinin dokuz merkez ilçesinde öğrenim görmekte olan kamu ve özel genel lise öğrencilerinin gelecek beklentilerinin ve öz yeterliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma, betimsel ve ilişkisel tarama modelleri ile desenlenmiştir. Öğrencilerin gelecek beklentileri ve öz yeterlik düzeyleri, betimsel tarama modeli ile bu iki değişken arasındaki ilişki ise ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılı Ankara ili merkez ilçelerindeki kamu ve özel genel liselerde öğrenim gören toplam 169792 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, kamu liselerinden 552, özel liselerden 233 öğrenci olmak üzere toplam 785 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem seçiminde tabakalı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, Tuncer (2011) tarafından geliştirilen Ergen Gelecek Beklentisi Ölçeği (EGBÖ) ve Muris (2001) tarafından geliştirilen, Telef ve Karaca (2012) tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan Çocuklar İçin Öz yeterlik Ölçeği (ÇÖYÖ) ile toplanmıştır. EGBÖ ve ÇÖYÖ ile elde edilen nicel veriler SPSS22 programıyla değerlendirilmiştir. Analizlerde parametrik testler (bağımsız örneklem t-Testi, tek yönlü varyans analizi ANOVA, Pearson Korelasyon) uygulanmıştır. Analiz sonuçları, öz yeterlik ve gelecek beklentisi boyutunda okul (özel-kamu), kardeş sayısı, anne baba çalışma durumu değişkenleri açısından anlamlı bir fark göstermemiştir. Cinsiyet değişkeni açısından ise anlamlı fark bir göstermiştir. Ölçekten alınabilecek değerler göz önünde bulundurulduğunda lise öğrencilerinin öz yeterliklerinin ve gelecek beklentilerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin gelecek beklentileriyle öz yeterlikleri arasında orta düzeyde, doğrusal, pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, öz yeterliğin gelecek beklentisini anlamlı ve olumlu olarak yordadığı saptanmıştır.

AnkaraBeklentilerGelecek beklentisi+3
Denizgün Keser
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lisans düzeyinde zorunlu İngilizce II dersinden öğrencilerin beklentileri ve erişi düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lisans düzeyinde İngilizce II dersini alan öğrencilerin başarı düzeylerinin ve İngilizce II dersine yönelik beklentileri ile beklentilerinin karşılanma düzeylerinin belirlenmesidir. Betimsel tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde Edebiyat ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri'nde İngilizce II dersini alan 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan İngilizce II Dersi düzey belirleme testi ve öğrencilerin İngilizce II dersine yönelik beklentilerini ve beklentilerinin karşılanma düzeyini ölçmeyi hedefleyen Öğrenci Beklentileri Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma, 2018 yılında Edebiyat ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri'nde İngilizce II dersini alan eş olasılıklı olarak seçilmiş, düzey belirleme testi uygulamasında 531, ölçek uygulamasında 730 öğrenci ile yürütülmüştür. Verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma), bağımlı örneklem t testi, ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U analizi, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Kruskall-Wallis analizi ve kovaryans analizi (ANCOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, İngilizce II öğretim programı sonunda öğrencilerin başarı düzeyleri arttığı ancak çoğunluğun tam öğrenme düzeyine ulaşamadığı görülmüştür. Öğrencilerin başarı düzeylerinde fakülte ve bölümlerine göre anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Öğrencilerin İngilizce II dersinden beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüş ancak beklentileri istenilen düzeyde karşılanmamıştır. Öğrencilerin konuşma ve anlama becerilerine yönelik beklentilerinin karşılanma düzeyleri arasında fakültelere göre fark saptanmazken, yazma becerisine yönelik beklentilerin karşılanması bakımından fakülteler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. İktisadi ve İdari Bilim Fakültesi öğrencilerinin beklenti ve beklentilerinin karşılanma düzeyleri bölümlerine göre farklılık göstermezken Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin beklenti ve beklentilerinin karşılanma düzeyleri arasında bölümlerine göre anlamlı farklılık gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimler: eğitim programı değerlendirme, öğrencilerin İngilizce dersinden beklentileri, yükseköğretimde zorunlu İngilizce II

BeklentilerDil eğitimiYabancı dil+5
Zeynep Maden
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin ve yöneticilerinin öğretimsel liderlik bağlamında birbirlerinden beklentiler

Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin ve okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik bağlamında birbirlerinden beklentilerini belirlemektir. Araştırma nitel bir çalışma olup fenomenolojik desene dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Niğde'de görev yapmakta olan ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 14 okul öncesi öğretmeni ve 14 okul öncesi kurumu yöneticisi oluşturmaktadır. Çalışmada veriler, araştırmacı tarafından okul yöneticisi ve öğretmenlere yönelik olarak geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Veri içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre "okulun resmi amaçlarının gerçekleştirilmesi" boyutunda yöneticilerin sıklıkla "mevzuat yükümlülüklerini yerine getirme"ye öğretmenlerin ise "yöneticilerinin alan bilgisine sahip olması gerektiği"ne vurgu yaptıkları belirlenmiştir. "Vizyon" boyutunda okul yöneticilerinin en sık dikkat çektikleri beklenti "paydaşlar ile işbirliği yapmak" iken öğretmenlerinki "vizyon oluşturma sürecine tüm paydaşların dahil edilmesi"dir. "İletişim" ile ilgili okul yöneticilerinin beklentileri "etkili iletişim becerilerine sahip olma"da öğretmenlerinki ise "objektif tutum sergileme"de odaklanmıştır. "Motivasyon" boyutunda okul yöneticilerinin en çok "etkili iletişim kurma"ya öğretmenlerin ise "ilgili olma"ya vurgu yaptıkları görülmüştür. "Kişisel ve mesleki gelişim" ile ilgili okul yöneticileri öğretmenlerden "sürekli mesleki olarak gelişme"lerini öğretmenler ise yöneticilierden "kendilerini fırsatlardan haberdar etme"lerini beklemektedirler. "Program"da okul yöneticilerinin en çok "programın gerçekleştirme"sine, öğretmenlerin ise "fiziksel düzenlemelerin yapılmasını destekleme"ye dikkat çektikleri belirlenmiştir. "Fiziksel ortam"la ilgili yöneticiler en çok "güvenlik tedbirleri alınması"na öğretmenler ise "kaynak ihtiyaçlarının karşılanması"na vurgu yapmışlardır. "Okul iklimi" ile ilgili okul yöneticileri en çok "olumlu ilişkiler kurma"ya öğretmenler ise "paydaş işbirliğini güçlendirme"ye dikkat çekmişlerdir. "Ders denetimi"nde okul yöneticilerinin beklentilerinin en çok "değerlendirme dönütlerini yerine getirme"de öğretmenlerin beklentilerinin ise "denetimleri okul öncesi ilkelerine dayalı olarak yapma"da odaklandığı belirlenmiştir. Araştırma sonucuna göre okul yöneticileri ve öğretmenlerin öğretimsel liderlik bağlamında birbirlerinden beklentilerinin çoğunlukla farklı konularda, az da olsa benzer konularda odaklandıkları ortaya konulmuştur.

BeklentilerLiderlikOkul yöneticileri+4
Gülşah Tokay
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Redefining expectations in belief revision theories

In his 2001 book Change, Choice and Inference, Hans Rott offers a theory of belief change that utilizes a version of belief base revision. An outstanding feature of Rott's theory is that it places emphasis on the concept of expectation and argues that expectations should be distinguished from beliefs in a formal process. However, the distinction between beliefs and expectations turns out to be formally trivial under Rott's formalization, since in his theory, expectations correspond to nothing but some propositions on which old beliefs are based. In this thesis, I presuppose that belief and expectation are distinct concepts, and following this presupposition, I offer two new interpretations for the concept of expectation that may draw a substantial difference from the concept of belief.

ExpectationsEpistemologyEpistemological beliefs+2
Oğuz Korkmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzme branşında aktif olan sporcuların yüzme branşını tercih etme sebepleri ve geleceğe dair beklentileri: Antalya ili örneği

Bu araştırmanın amacı yüzme branşında aktif olan sporcularının yüzmeye başlama sebepleri ve branştan beklentilerinin incelemektir. Veriler toplanırken kullanılan anket "Yüzme Sporunu Seçme Nedenleri‟, "Yüzme Sporu ile Profesyonel Olarak Uğraşma Nedenleri‟ ve "Yüzme Sporundan Beklentiler‟ olmak üzere 3 bölüm 20 sorudan oluşmaktadır. Veriler Antalya ili Gençlik Hizmetleri İl Müdürlüğü bünyesine antrenman yapan yüzücülerden 2023 yılı bahar döneminde toplanmıştır. Örneklem büyüklüğü "anket araştırmalarında soru sayısının en az 5 katı, 10 katı ya da 20 katı kadar örneklem elde edilmelidir" şeklinde en çok kabul gören yaklaşıma göre tespit edilmiş yüzme branşı ile uğraşan 133'ü kadın, 180'i erkek olmak üzere toplam 313 sporcuya ulaşılmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerin normallik testi yapılmış, verilerin normal dağıldığının anlaşılması üzerine, bağımsız iki grup ortalamalarını karşılaştırmak için t-testi, ikiden fazla grupların analizinde ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve sürekli değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; Araştırma verilerinden yüzme braşını daha çok eğitimli ve gelir düzeyi yüksek ailelerin tercih ettiği (p<.05), branşı tercih etmede, aktif olmada ve yüzmede beklenti içine girmede cinsiyetin anlamlı fark yaratmadığı (p>,05), yaş faktörünün branşı tercih etmede ve branşla uğraşma düzeylerinde etkili olduğu (p<.01) ama beklenti düzeylerini de çok etkilemediği p>.01), branşta kalınan sürenin ise tüm alt boyutlar ile düşükte olsa bir iliklisinin olduğu (p<.01), devlet okulunda eğitim alan sporcuların branşa yönelimlerini daha fazla olduğu ve bu öğrencilerin daha çok özel kulüpleri tercih ettiği anlaşılmaktadır (p<.05). Araştırma konusunun daha detaylı incelenmesi amacıyla farklı şehirlerde, farklı branşlarla, farklı bağımsız değişkenler eklenerek tekrarlanması ve bu konuların daha iyi anlaşılması ve sporculara aktarımının sağlanması için antrenör ve beden eğitimi öğretmenlerinin için hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi önerilebilir.

BeklentilerSporSporcular+3
Ahmet Erdem
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of expectation-experience congruency on the recognition and confidence judgment

Previous findings about whether expectation congruent or incongruent information has an advantage on recognition are not consistent. The main objective of the current thesis was to examine whether expectation-experience congruency has an impact on old/new judgments and confidence judgments in both short-delay and long-delay conditions. In the first session of the study, 60 participants (Mage = 26.18, SDage = 3.17) read an either positive, negative, or neutral restaurant scenario which induced expectations for later food stimuli. Then, they evaluated a total 60 food visuals on a Likert-scale ranging as 1 ("Disgusting") to 5("Very Tasty") in the encoding phase and asked to recognize them by making an old/new judgment after 10 minutes. They also evaluated their confidence about their answers with the rating chart from "0" to "100". One day later in the second session, 60 of the participants that took part in the first session (Mage = 26.42, SDage = 3.06) were asked to make another old/new and confidence judgment. The findings revealed that there was no significant effect of expectation-incongruency on the old/new recognition and confidence level in both sessions. However, there was a significant main effect of the visual types on hit rates in both the short-delay and long-delay condition. Tasty and disgusting visuals were recognized better than neutral food visuals in short-delay condition and tasty food visuals were recognized better than neutral food visuals in long-delay. Results on the confidence judgments showed that tasty food visuals were remembered with a higher confidence judgment compared to other visuals.

ExpectationsExperienceExperiential consumption+7
Eda Özbilgen
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile hekimliği'nde reçete yazma kararını etkileyen faktörler: Hastaların beklentisi ve doktorların algılaması

Giriş ve Amaç: Aile hekimliğinde klinik karar verme, başvuran hastaların beklentileri dahil sosyal faktörlerden kuvvetle etkilenmektedir. Reçete talebinin ilaç harcamalarının önemli faktörlerinden biri olduğu kabul edilmektedir. Bu araştırma; hasta ve sağlık problemiyle ilişkili faktörler, hastaların reçete beklentisi ve doktorların hastanın beklentisini algılamasının doktorun reçete yazma kararını nasıl etkilediğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Ankara ilinde aile sağlığı merkezlerinde çalışan, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 7 aile hekimi ve aile sağlığı merkezine başvuran 300 hasta dahil edilmiştir. Hastaların muayene öncesi cevaplayacağı, aile hekiminin muayene sonrasında tamamlayacağı toplam 21 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Hastaların sosyodemografik özellikleri, genel sağlık durumu, ana başvuru nedeni, reçete beklentileri ve doktorun hastanın beklentisini algılaması, baskı hissetmesi, reçete yazma davranışı değerlendirilmiştir. Araştırmamızda istatistiksel analizler ve hesaplamalar için IBM SPSS Statistics 21.0 ve MS-Excel 2007 programları kullanılmıştır. Araştırma verileri değerlendirilirken kategorik değişkenler için dağılımlar (Sayı,%) verilmiştir. Araştırmada yer alan değişkenler arasında karşılaştırmalar yapılırken Pearson ki kare, Yates düzeltmeli ki kare, Fisher exact test, McNemar testi, tek değişkenli lojistik regresyon modeli sonuçları değerlendirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya 209 (%69.7) kadın, 91 (%30.3) erkek hasta katıldı. Hastaların yaş dağılımı incelendiğinde % 35.3' lük (n=106) oranla en yüksek 40–54 yaş aralığında oldukları belirlendi. Hastaların % 85,3' ü (n=256) sağlık problemiyle ilgili reçete beklentisi olduğunu belirtmektedir. Doktorlar başvuru sonucunda hastaların % 82,7' sine (n=248) reçete yazmışlardır. Reçete yazılmasını beklediğini belirten hastaların % 66.4' ünün reçete beklentisi olduğunu doktor algılamıştır. Başvurusunda reçete beklentisi olan hastaların % 91.4' üne doktorlar reçete yazmışlardır. Doktorlar reçete beklentisi olduğunu algıladığı hastaların % 97.2' sine reçete yazmışlardır. Doktorun baskı hissetmesi reçete yazma kararında etkili olabildiği belirlenmiştir. Hastanın yaşı, öğrenim durumu, mevcut sağlık problemi, süresi, daha önceden başvuru durumu, ilişkili kaygı düzeyinin hastanın reçete beklentisini, doktorun algısını ve reçete kararını etkilediği belirlenmiştir. Sonuç: Araştırmamızda; hastanın beklentisinin, doktorun buna dair algılamasının ve baskı hissetmesinin reçete yazma kararında güçlü etkisi olabileceği gösterilmektedir. Ülkemizde aile hekimliğine başvuran hastaların reçete beklentisi yüksektir. Reçete yazma davranışını geliştirmeye yönelik önlemler, hastaların endişelerini, beklentilerini netleştirmeyi, tedavi seçeneklerinin tartışılmasını ve hasta-doktor arasındaki ilişkiyi kapsamaktadır. Aile hekimliği sisteminin daha etkin kullanabilmesi için bu konunun daha fazla araştırılmasına ve hasta-doktor beklenti ilişkisinin mekanizmasını ortaya çıkaracak çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Aile hekimliğiBeklentilerDoktor-hasta ilişkileri+4
Fatma Şen
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The role of affect-related smoking outcome expectancies in relations between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence

The aim of the present study was to examine the relations between difficulties in emotion regulation/negative urgency and smoking dependence through the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies (i.e., negative affect reduction and boredom reduction expectancies). With this purpose in mind, firstly, the Brief Smoking Consequences Questionnaire – Adult (BSCQ-A; Rash &Copeland, 2008) was adapted into Turkish to measure smoking outcome expectancies of Turkish smokers. Next, two multiple mediation models between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence with the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies were tested using multiple mediation analyses (Hayes, 2013). The results demonstrated that affect-related expectancies from smoking mediated the relationship between difficulties in emotion regulation and smoking dependence, as well as, the relationship between negative urgency and smoking dependence. In the light of the literature, findings, strengths and implications, as well as limitations and future suggestions of the present study were discussed. Keywords: Smoking Dependence, Smoking Outcome Expectancies, Negative Urgency, Emotion Dysregulation

DependencyAspiration levelExpectations+6
Yankı Süsen
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Robotics and ageing well in Japan: The challenges and prospects for a super-aged society

This thesis looks into the question of how the rapid ageing of the population in Japan is affecting the nation, and what are the main solutions the Japanese government has been developing, especially with the use of robotic technologies. In answering this question, the government reports on ageing and technology are taken into consideration. These reports are Annual report on the aging society:2018 by the Cabinet Office, New Robot Strategy. Japan's Robot Strategy - Vision, Strategy, Action Plan of 2015 and The 5th Science and Technology Basic Plan of 2016. Through an analysis of these reports and corresponding studies, it is seen that rather than solving the issues that are accelerating the population ageing in Japan, mainly decrease in fertility and challenging immigration policies, the Japanese government is planning to utilise new technologies, especially robotic technologies to mitigate the problem. The government's plans also include leading the newly emerging field of medical and nursing robots and creating a favourable environment within the global robotics market for Japanese robots and technology. Through these developments in technology, Japan intends to address the issues born out of population ageing while creating an opportunity for companies and institutions to obtain a large share of the global robotics market.

ExpectationsRobot systemsRobots+7
Güneş Sargüney
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da yapılan halka arzların yatırımcıların kısa süreli beklentilerini karşılama düzeyi üzerine bir araştırma

Şirketler açısından finansman modeli özelliği taşıyan halka arzlar, sermaye piyasalarında oldukça yaygın kullanılan ve çok önemli bir olgudur. Yatımcılar açısından halka arz uzun vade için iyi getiri potansiyeli sağlamaktadır. Ancak ülkemizde halka arzlardan kısa vadeli beklenti içinde olan bir yatırımcı kitlesi de bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2011-2021 yılları arası Borsa İstanbul perakende sektöründe gerçekleşen halka arzlarda yatırımcıların kısa vadeli beklentilerini ne ölçüde karşılayıp karşılamadıklarının olay etüdü yöntemiyle ölçülmesidir. Elde edilen bulgular neticesinde ilgili dönemde yapılan halka arzlarda yatırımcıların kısa vadeli (1-2 günlük) yüksek getiri beklentilerinin karşılama ihtimalinin bulunduğu, piyasanın henüz yarı etkin kuvvetli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Beklenti düzeyiBeklentilerBorsa İstanbul+5
Derya Turaba
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Halkın yerel yönetimlerden spor hizmetleri konusunda beklentilerinin incelenmesi (Gümüşhane örneği)

Bu araştırma, Gümüşhane ilinde yaşayan halkın yerel yönetimlerden spor hizmetleri konusunda beklentilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla ulaşılan Gümüşhane il ve ilçelerinde yaşayan 450 katılımcı araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Genel tarama niteliğinde gerçekleştirilen çalışma da veri toplama metodu olarak anket tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmada kullanılan "spor hizmetleri konusunda halkın belediyelerden beklentileri" anketi Çoban (2002) tarafından geliştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde ise betimsel istatistik kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; frekans dağılımı (n), yüzde (%), Mann-Whitney U Testi ve ki kare (χ2 ) testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; kentsel yaşamda hareket ihtiyacının bir problem olduğu; insanların boş zamanlarının az olduğu; insanların en çok dağ-doğa ortamında spor yapmayı tercih ettiği; belediyelerin spor hizmeti konusunda sorumluluğunun yüksek olduğu; en çok istenen spor hizmetlerinin çocuk oyun alanları, koşu parkı ve kapalı spor salonlarının olduğu; spor hizmetlerinde yeterince haberdar olmadıkları ve halkın bu alanların yapılmasında görüşlerinin alınması gerektiği görüşünde olduğu; spor hizmetlerindeki başarıların siyasi başarı konusunda olumlu olarak katkısı olacağı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma da demografik özelliklere göre ise cinsiyete göre spor hizmetlerinden ihtiyaç, talep ve beklentilerinde anlamlı bir farklılık olmadığı; belediyelerin semtlerine hangi spor hizmetini öncelikli olarak getirmesi gerektiği konusunda ise yaşlarına, mesleklerine, gelir durumlarına, medeni durumlarına, yaşadıkları yere göre anlamlı farklılıklar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Beklenti düzeyiBeklentilerBelediye hizmetleri+7
Olgun Koca
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.

BeklentilerDoğu Anadolu bölgesiDuyarlılık+5
Ahmet Hulusi Kömürcü
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
10
DoctorateOpen AccessTR

Öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma gereksinimlerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin, öğrenim gördükleri yükseköğrenim kurumlarında, ait olma gereksinimlerinin karşılanma düzeylerini belirlemeye yönelik ?Üniversiteye Ait Olma Ölçeği? (ÜAÖ) geliştirmek ve öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma durumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın evrenini Ordu Üniversitesi yerleşkesinde eğitim gören üniversite öğrencileri kapsamaktadır. Çalışmada 5'li Likert tipi bir ölçek oluşturulmuştur.Ölçeğin geliştirilmesi için yapılan istatistiksel analizlerde SPSS 15 ve Lisrel-8.15 programlarından yararlanılmıştır. Geçerlilik analizi için kapsam geçerliliği ve yapı geçerliliği teknikleri kullanılmıştır. Üniversiteye Ait Olma Ölçeği'nin iç tutarlılık denetimi yapılmıştır.Araştırma verileri ortalama ve yüzde olarak verilmiş, üniversiteye ait olma değerleri ile gruplar arasındaki farkların belirlenmesi amacıyla t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır.Ölçeğin iç tutarlılık Cronbach ? güvenirlik katsayı değerleri ve test-tekrar test güvenirliği sonuçları yeterli bulunmuştur. Ölçeğin yapı geçerliliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılarak üç boyuta (Motivasyon, Beklenti ve Özdeşleşme) ulaşılmıştır.Geçerliliği ve güvenirliliği test edilen ölçeğin, üniversite öğrencilerinin öğrenim gördükleri üniversiteye ait olma düzeyleri incelenmiş ve elde edilen sonuçlara bağlı olarak öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Üniversiteye Ait Olma Ölçeği, Üniversite Öğrencileri, Beklenti, Motivasyon, Özdeşleşme

Ait oluş sorunuBeklentilerMotivasyon+3
Ömer Karaman
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Beklentilerin Türkiye finansal piyasalarına yansıması

Finansal piyasaların serbestleşmesi ile artan uluslararası sermayenin hareketliliği finansal piyasalarda kırılganlığın da artmasına neden olmuştur. Özellikle dünyanın tek merkezli hale geldiği 1990'lı yıllardan itibaren daha sık aralıklarla yaşanan finansal krizler (1994 Meksika Krizi, 1997 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi gibi), ekonomiye ilişkin beklentilerdeki değişimin önemini ortaya koymuştur. Bu anlamda, iktisadi birimlerin beklentilerinin sayısal bir ifadesi olan ekonomik güven endekslerinin piyasalarla ilişkisinin belirlenmesi hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar için önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketici güven endeksi ile finansal piyasalar ve genel ekonomik göstergeler arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin ve bu ilişkinin yönünün eşzamanlı olarak incelenmesidir. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tüketici güven endeksinin, para piyasası, sermaye piyasası ve genel ekonomik durum için belirlenen değişkenlerle ilişkisi 2005:01 — 2019:04 dönemi aylık verileri kullanılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Zaman serisi analizinden yararlanılarak yapılan ampirik çalışmanın sonuçlarından elde edilen bulgular şu şekildedir: Birincisi, para piyasası göstergeleri ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönem ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, para piyasası göstergelerinden sadece dolar kurundan tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Sermaye piyasası göstergeleri ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkinin araştırıldığı diğer modelde, değişkenler arasında uzun dönem ilişki bulunamamıştır. Ancak, hisse senedi piyasası gösterge endeksinden, tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi varken; tahvil piyasası gösterge değişkeni ve tüketici güven endeksi arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, genel ekonomik göstergeler ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiş ve enflasyona ilişkin göstergelerden tüketici güven endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Tüketici Güven Endeksi, Finansal Piyasalar, Nedensellik Analizi, Davranışsal Finans

Beklenti yönetimiBeklentilerDavranışsal finans+4
Didar Kayiş Beşiktaşlı
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects