Fathers
73 theses under this subject heading
Ayfer Tunç'un öykülerinde baba figürünün etkileri
Türk edebiyatında 1980 sonrasının önemli yazarlarından Ayfer Tunç; roman, öykü ve yaşantı türlerindeki eserleriyle ön plana çıkmaktadır. Çağdaş bir yazar olarak son yıllarda yayımladığı romanlarıyla dikkat çeken Tunç, edebiyat dünyasına öyküleriyle adım atmıştır. İlk öykü kitabı Saklı ile 1989 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazanması, bu türdeki başarısını göstermektedir. Öykülerinde yenilikçi bir üslup tercih eden yazar, kişilerini özenle seçmiş ve titizlikle işlemiştir. Bu anlamda bilinçli bir şekilde baba figürlerine temel çatışmayı tetikleyecek roller yüklemiştir. Çalışmada Ayfer Tunç'un öykülerinde, yer alan baba figürü incelenmiştir. Öykülerde baba figürünün psikolojik ve toplumsal açıdan sıkça yer aldığı tespit edilmiştir. Yazarın küçük yaşta babasını kaybetmesi, babasız büyümesi ve duyduğu özlem; iki otobiyografik öyküsünde kendi babasına genişçe yer vermesini sağlamıştır. Çalışmanın girişinde Tanzimat'tan günümüze dek uzanan Türk öykücülüğünün panoraması çizilmiştir. Böylelikle Türk öykücülüğünün geçirdiği değişimlere dikkat çekilmiştir. Birinci bölümünde yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, yazarın beş öykü kitabında yer alan tüm öyküler özetlenmiştir. Yazarın tüm öykülerini topluca özetleyen bir çalışma bulunmadığından bu yola başvurulmuştur. Tüm öykülerinin özetlenmesiyle edebiyat bilimine katkı verildiği gibi kurgusunda baba figürünün bulunduğu öyküler ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde baba ve baba kimliğinin sözcük ve ıstılahı manaları açıklanmakta; babalığın toplumsal ve psikolojik temelleri sorgulanmaktadır. Aynı yerde baba kimliğinin dinî ve edebî metinlerde yer alış biçimine dikkat çekilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise Ayfer Tunç'un öykülerinde yer alan baba figürleri tasnif edilmiştir. Baba figürlerinin olay örgüsündeki otoritesi, psikolojik ve toplumsal yansımaları ve bunların öykülere etkileri ortaya çıkarılmaktadır.
Babaların doğum sonu güvenlik hislerinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışma babaların doğum sonu güvenlik hislerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma Gaziantep'te bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine başvuran lohusaların eşleri üzerinde yapılmıştır. Araştırma Eylül 2019- Ağustos 2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2019- Mart 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 330 lohusanın eşleri oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Babaların Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 23 paket programında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde değerleri ile, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan babaların yaklaşık %42.4'ünün 35 yaş ve üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Babaların %49.4'ünün üniversite ve üzerinde bir eğitime sahip olduğu görülmüştür. Babaların güvenlik hislerinin ortanın biraz üzerinde olduğu saptanmıştır. Babaların eğitim düzeyi, çalışma durumu, gelir düzeyi ve mesleklerinin doğum sonrası güvenlik hislerini etkilediği belirlenmiştir. Üniversite ve üzeri eğitim alan, çalışan, geliri giderinden fazla olan ve mesleği işçilik olan babaların doğum sonrası güvenlik hislerinin diğerlerinden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmayan, eğitim ve gelir düzeyi düşük olan ve mesleği esnaf olan babalar başta olmak üzere, tüm babalara doğum sonu güvenlik hislerinin arttırılması konusunda eğitim verilmesi önerilmiştir.
Engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Mehmet Oyal Özel Eğitim Uygulama Okulu, Halıcıoğlu İşitme Engelliler Okulu ve İstanbul ilinde bulunan diğer özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocukları eğitim alan 320 anne-baba oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, CES Depresyon Ölçeği, Stres ve Empati Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin analizinde, Cronbach Alpha ve Gutman Güvenilirlik Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, Regresyon, t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik boyutlarından özdenetim/sorumluluk ile yumuşak başlılık değişkenleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki vardır. Engelli çocuğa sahip bireylerin kişilik özelliklerinin depresyon, stres ve empati düzeylerini yordadığı görülmüştür. Duygusal tutarsızlık boyutunda cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Buna göre kadınlar duygusal tutarsızlık boyutunda erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Katılımcıların medeni durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda evli ve dul/boşanmış katılımcıların 'öz-denetim/sorumluluk' boyutunda farklılaştığı, evli katılımcıların özdenetim düzeylerinin dul ya da boşanmış olan katılımcıların özdenetim düzeylerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların depresyon ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda annelerin babalara göre depresyon ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların stres ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda babaların annelere göre stres ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyleri açısından katılımcıların dışadönüklük boyutunda farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre ortaokul, lise ve üniversite mezunu olanlar ilkokul mezunu olanlardan daha yüksek düzeyde dışadönük bulunmuştur. Öte yandan, lise mezunu olanların ilkokul mezunlarına göre, üniversite mezunlarının da ortaokul ve lise mezunlarına göre gelişime daha açık oldukları bulunmuştur. Ek olarak, eğitim düzeyine göre katılımcıların depresyon puanlarında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu, lise mezunlarının ortaokul, ilkokul ve üniversite mezunlarından anlamlı düzeyde daha yüksek depresyon puanı aldıkları görülmüştür. Engelli çocuğa sahip bireylerin ekonomik durumları ile ilgili karşılaştırmalar yapıldığında orta ve iyi ekonomik duruma sahip ebeveynlerin düşük ekonomik durumda olanlardan daha dışadönük oldukları görülmüştür. Bu bulgular ışığında engelli çocuğa sahip anne-babaların kişilik özelliklerinin yanında demografik özelliklerinin de depresyon, empati ve stres faktörleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.
Bireysel görüşme yöntemiyle babalık görev algısının incelenmesi
Bu araştırmada babaların babalığı nasıl algıladığı, çocuklarının sağlığı, kişilik eğitimi, okul başarıları gibi durumları ile ilgili görevleri ne derece üstlendikleri ve görev olarak algıladıkları tartışılmıştır. Araştırma nitel bir çalışma olup babalarla görüşmeler yapılarak veri toplanmıştır. Babaların eşleriyle rol paylaşımı, kendi babalarından etkilenme durumlarına bakılmış, onlar için kız ve erkek çocuk arasında fark olup olmadığı sorulmuştur. Araştırma sonucunda; babaların eğitim düzeyi yükseldikçe çocuklarının eğitimi ile daha fazla ilgilendikleri, çocuklarının gelişimi ve eğitimleriyle ilgili eşleriyle daha fazla paylaşımda bulundukları gözlemlenmiştir. Araştırma da babaların kendi babalarından daha demokratik davranma isteği içinde oldukları görülmüş, yine eğitim düzeyi yükseldikçe demokratik davranış düzeyi de yükselmiştir. Anahtar Kelimeler: Babalık, babalık algısı
Kişilik özellikleri bağlamında baba-çocuk benzerliği
Araştırmada baba-çocuk arasında kişilik özellikleri bağlamında farklılıklar ve benzerlikler gözden geçirildi. Kişilik özellikleri ile ilgili gerçekleştirilen değerlendirmede örneklemin demografik özelliklerinin de belirleyici rol oynadığı gözlemlendi. Veri toplama aracı olarak Beş Faktör Kişilik Envanteri kısa formu ve Demografik Bilgi Formu kullanıldı. Yürütülen çalışmada babanın çocuğun kişilik özellikleri bağlamında etken rol üstlendiği sonucuna ulaşıldı. Kişiliğin "dışadönüklük" alt boyutunda baba ile çocuk arasında anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşıldı. Kişiliğin "dışadönüklük" alt boyutunda baba ile kız ve erkek çocukları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kişiliğin "duygusal tutarsızlık" alt boyutunda baba ile çocuklar arasında anlamlı farklılık olduğu, çocukların toplam puan ortalamalarının, babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu tespit edildi. Baba ile kız çocuklarının toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edildi. Kişiliğin "duygusal tutarsızlık alt boyutunda kız çocuklarının toplam puan ortalamalarının babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu gözlemlendi. Kişiliğin "özdenetim/sorumluluk alt boyutunda, babalar ile çocuklar arasında anlamlı farklılık oluğu, babaların toplam puan ortalamalarının, çocukların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. Kişiliğin özdenetim/sorumluluk alt boyutunda baba ile kız ve erkek çocuklar arasında anlamlı farklılık elde edildi. Babanın bu boyuttaki toplam puan ortalamalarının, kız ve erkek çocuklarının toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu tespit edildi. Kişiliğin "gelişime açıklık" alt boyutunda baba ile çocuklar arasında anlamlı farklılık olduğu, çocukların toplam puan ortalamalarının babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu tespit edildi. Kişiliğin bu alt boyutunda kız ve erkek ile babalar arasında anlamlı farklılık olduğu, kız ve erkek çocukların toplam puan ortalamalarının, babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. Kişiliğin "gelişime açıklık" alt boyutunda baba ile çocuklar arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edildi. Kişiliğin bu boyutunda, çocukların toplam puan ortalamalarının babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. Kişiliğin "gelişime açıklık" alt boyutunda baba ile kız ve erkek çocukları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiş olup, kız ve erkek çocukların toplam puan ortalamalarının babaların toplam puan ortalamalarından yüksek olduğu tespit edildi. Kişiliğin "yumuşakbaşlılık/geçimlilik" alt boyutunda baba ile çocukların toplam puanları arasında anlamlı farklılık olduğu, babalar ile kız çocukları ve erkek çocuklarının toplam puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı sonucu elde edildi. Anahtar Kelimeler: baba, çocuk, beş faktör, dışadönüklük, yumuşakbaşlılık, öz-denetim, duygusal tutarsızlık, gelişime açıklık
Otistik Spektrum Bozukluğu (OSB) tanısı alan bir çocuğun babası olmanın zorlukları
Bu çalışmanın amacı; otistik bir çocuğun babası olmanın zorluklarını incelemektir. Yapılan araştırmaların çoğunlukla otistik bir çocuğun annesi ile yapıldığı ve baba ile yapılan araştırmaların yetersiz olduğu görüşü bu çalışmanın yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Otistik bir çocuğa sahip aileler içinde annenin olduğu kadar babanın da çocukla ilgilenme aşamasında psikolojik süreçlerden geçtiği düşünülmektedir. Bu süreçlerin belirlenmesi alan yazına olumlu katkı sağlayacaktır. Araştırmanın evreni İstanbul'da yaşayan otistik çocuk sahibi babalar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı % 0,5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen İstanbul'da Beylikdüzü ilçesinde Beylikdüzü Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezindeki 100 otistik çocuğun babası oluşturmaktadır. Araştırma İstanbul Beylikdüzü İlçesinde Temmuz 2019 – Eylül 2019 tarihlerinde uygulanacaktır. Veri toplamada, "Sosyo-demografik Bilgi Formu" Depresyon Anksiyete ve Stres 21 Ölçeği (DASÖ 21), Sürekli Öfke Ölçeği (SLÖÖ) ve Öfke İfade Tarzı (Öfke-Tarz) Ölçeği kullanılacaktır. Elde edilen veriler, araştırmanın problemlerine uygun olarak, betimsel istatistiklerde; ortalama, standart sapma, yüzde, ölçümler arası anlamlı fark için; hipotez testlerinden T-Testi ve Varyans Anlizi (ANOVA); veriler parametrik teknikleri kullanmakta elverişli olmadığında testlerin non-parametrik karşılıkları Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H- Testi; eğişkenler arası ilişkinin test edilmesinde, korelasyon tekniği ve değişkenler arası etkinin test edilmesinde regresyon tekniği kullanılarak IBM SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilecektir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Otizmle Yaşamak, Otizm ve Babalar
Annenin kapsayıcı işlevi ile 3-6 yaş arası çocuklarda görülen depresif belirtiler arasındaki ilişkide baba rolünün etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda görülen depresif belirtiler ile annenin kapsayıcı işlevi ve baba rolü arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma nicel olarak tasarlanmış olup çalışmanın araştırma modeli ilişkisel tarama modelidir. Çalışmanın evreni, İstanbul'da alanın uzman hekimi tarafından değerlendirilip, yönlendirilmesi ile 3-6 yaş arası depresif belirtileri olan çocukların anne/babaları oluşturmaktadır. Araştırma, 386 anne-baba çiftinden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, çocukların depresif belirtilerini değerlendirmek amacıyla Çocuk Depresif Semptom Ölçeği (ÇDSÖ) kullanılmış, annenin kapsayıcı işlevini ölçmek için Kapsayıcı İşlev Ölçeği (KİÖ) ve baba rolü ile ilgili veriler için Baba Katılım Ölçeği (BAKÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 28.0 programı ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin dağılımı kolmogorov simirnov, shapiro-wilk test ile ölçülmüştür. Dağılımı normal olmayan nicel bağımsız verilerin analizinde mann-whitney u test uygulanmıştır. Nitel bağımsız verilerin analizinde ki-kare test uygulanmıştır. Korelasyon analizinde ise spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, çocukların depresif belirtilerinin annenin kapsayıcı işlevi ve baba katılımı ile ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Çalışma sonucunda annenin kapsayıcı işlevi ile çocuklarda görülen depresif belirtiler arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu ve baba katılımının da bu ilişkiyi şekillendiren bir faktör olduğu bulunmuştur. Özellikle, annenin kapsayıcı işlevinin güçlü olduğu durumlarda çocuklarda görülen depresif belirtilerin daha düşük seviyelerde olduğu gözlemlenmiştir. Baba katılımının, annenin kapsayıcı işlevine bağlı olarak çocukların ruhsal durumlarına olumlu katkı sağladığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ile tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
Investigating the roles of adverse childhood experiences and father involvement on the transmission of early maladaptive schemas
Schema Theory (Young, 1990) assumes that early maladaptive schemas (EMSs) are formed due to unsatisfied core emotional needs in childhood. Surprisingly, there is limited research about the association between parent's EMS and child's EMS. The current study investigated the mechanisms underlying the relationship between the parent's disconnection and rejection schemas and the child's disconnection and rejection schemas. 179 mother-late adolescent dyads participated to the study. 179 late adolescents completed Young Schema Questionnaire- Short Form-3 (YSQ-SF3), Childhood Trauma Questionnaire, Father Involvement Scale, and Resilience Scale and their mothers completed only YSQ-SF3. The results demonstrated that mothers' EMSs related to disconnection and rejection schema domain significantly predicted their children's EMSs related to the same domain. Adverse childhood experiences also significantly mediated this relationship only when father involvement was low. The current study provides evidence that EMSs are passed on from one generation to the next through adverse childhood experiences especially when fathers do not provide enough support in child rearing. Keywords: Early Maladaptive Schemas (EMS), Adverse Childhood Experiences, Father Involvement, Schema Transmission
Development of an instrument to measure paternal postpartum depression
The main aim of the current thesis was to develop a reliable and valid paternal postpartum depression (PPD) scale and to investigate psychosocial factors associated with PPD. To pursue this aim, a multi-method design was performed in that a qualitative and quantitative study were conducted, sequentially. In the qualitative strand, 12 fathers with moderate to high depression were interviewed, and obtained data was analyzed through Interpretative Phenomenological Analysis (IPA). Four super-ordinate themes were conceptualized: (1) Motherhood as an Idealized yet Overburdening Phenomenon, (2) Masculinity Related Pressures on Fathers, (3) Masculine Expression of Fatherhood Related Stress, and (4) Compromisation of Couple Relationship due to Parenthood. This strand aimed to gain an in-depth understanding of paternal postpartum depression experiences to delineate items of the newly developed scale. The second quantitative strand had two aims in itself: (1) development and psychometric validation of the paternal postpartum depression scale and (2) testing a moderated mediation model. Sample of the quantitative strand for psychometric validation included 190 fathers with new babies aged between 2 and 8 months old. New fathers completed the newly developed Paternal Postpartum Depression Scale (PPDS), Beck Depression Inventory (BDI), Edinburgh Postnatal Depression Scale (EPDS), and The Satisfaction with Life Scale (SWLS). Based on the results obtained from Exploratory Factor Analysis (EFA), final version of PPDS consisted of 27 items with a 2-factor structure. Cronbach's alpha values were satisfactory. Correlation analysis revealed that PPDS was positively correlated with BDI and EPDS scores and negatively correlated with SWLS. Secondly, a moderated mediation model was tested by using PROCESS software to investigate mediating roles of parenting stress and marital adjustment on the relation between father's attachment styles and paternal depressive symptoms; and to inspect whether maternal depression moderated the proposed relationships. Accordingly, data obtained from 145 father-mother dyads were included for the subsequent analyses. The results showed that perceived parenting stress significantly mediated the relationship between paternal attachment styles and depression scores, and maternal depression significantly moderated this relationship. However, no significant impact was found for marital satisfaction in the model alone or with the involvement of maternal postpartum depression as the moderator. Findings were discussed in line with the relevant literature. Keywords: Paternal Postpartum Depression, Maternal Depression, Parenting Stress, Child Mental Health, Family Functioning, Interpretative Phenomenological Analysis
Intergenerational transmission of paternal early maladaptive schemas through intergenerational transmission of parenting styles
Early maladaptive schemas are proposed as to be shaped through frustration of core emotional needs during childhood and persist into adulthood by leading psychological and relationship problems. While early maladaptive schemas' associations with various psychopathologies and psychosocial variables are well established in the literature, intergenerational transmission of them has been studied rarely and existing studies mostly focused on mother-to-child transmission. The current study aims to examine schema transmission from fathers to children and focused on a specific schema domain, which is impaired limits and exaggerated standards. 172 families, i.e., fathers, mothers and their young adult children, participated to the study. While fathers and young adults completed Young Schema Questionnaire-Short Form 3 (YSQ-SF3) and Young Parenting Inventory, mothers completed YSQ-SF3 to be used as a control variable. The results revealed that schema domain of impaired limits and exaggertaed standards of fathers is significantly associtaed with the same schema domain and disconnection and rejection schema domain of their children, and adverse parenting styles of fathers reported by their children mediate these relationships. In addition, it was revealed that adverse parenting styles of fathers' own parents are associated with impaired limits and exaggerated standards schema domain and disconnection and rejection schema domain of their children and in these relationships, impaired limits and exaggerated standards schemas of fathers and adverse parenting styles of fathers reported by their children are the mediating variables, respectively. Embodying psychosocial variables from three generations, the current study reveals different pathways for transmission of paternal schemas.
Otizm tanılı çocuklarda etiyolojik faktörlerin incelenmesi: Bir vaka kontrol araştırması
Giriş-Amaç: Nöro-gelişimsel bir bozukluk olan otizmin yaygınlığı son yıllarda giderek artmaktadır. Her 59 çocuktan biri otizm tanısı almakta ve tanı alanların yaklaşık dörtte üçü hayat boyu eğitsel ve sosyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Otizmin genetik temelleri olduğu gibi çevresel etkenlerden etkilendiği de bilinmektedir. Türkiye'de otizm ile ilgili sağlık alanında yapılan çalışmalar kısıtlı sayıdadır. Bu çalışma, otizm için olası etkenleri incelemek, otizmin erken tanısına ve çok paydaşlı çalışmaların planlanmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışma eşleştirilmiş (1:2) vaka-kontrol tipi bir araştırmadır. Çalışmaya, Ankara İli Çankaya ve Mamak İlçelerinde eğitim alan 6-12 yaş aralığındaki otizm tanılı çocuklar dâhil edilmiştir. İncelenen farklı değişkenlere göre örnek büyüklüğü hesaplanmış, sonuçta otizm tanılı çocuğu olan 356 anne (vaka grubu), bu çocuklara benzer yaş ve cinsiyette sağlam çocuğu olan 356 akraba anne ve sağlam çocuğu olan ve akraba olmayan 356 anne olmak üzere toplam 1068 kişi ile görüşülmüştür. Olası değişkenleri belirlemek amacıyla aile özellikleri, gebelik öncesi dönem, gebelik ve doğum sürecine ait özellikler ile çocuklara ait özellikler öğrenilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve R istatistik programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi ve lojistik regresyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Sonuç olarak vaka grubunda, her iki kontrol grubuna göre babada gebelik öncesi ruhsal hastalık tanısı, annede gebelik öncesi obezite, gebelikte sigara içme/pasif içicilik, gebelikte enfeksiyon geçirme ve/veya yüksek ateş, gebelikte stres yaratan üzücü/acı olay yaşama (stres faktörü), gebelikte sağlık sorunu yaşama (HT, DM gibi) ve ilk çocuk olma durumunun istatistiksel anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç-Öneri: Otizm oluşmasında anne ve babanın sağlık durumları ve davranışları, gebelik sırasındaki sağlık durumu ve davranışlarının kuvvetle olası faktörler arasında olduğu sonucuna erişilmiştir. Otizm halk sağlığı bakımından önemli bir sağlık problemi olup, anne ve baba adaylarının sağlığı geliştiren davranışları kazanmasının, sağlıklı ve güvenli gebelik yaşamasında rolü vardır. Sağlıklı aile ve çocuklar için tüm sağlık hizmetlerinde sağlık ilkesinin uygulanması önemlidir. Anahtar kelimeler: Otizm, Otizm Spektrum Bozukluğu, Anne Sağlığı, Baba Sağlığı, Gebelik Öyküsü, Doğum Öyküsü
Okul öncesi çocuklar ve babalarının kitap okuma ile medya kullanımı alışkanlıkları
Okul öncesi dönem, çocuğun tüm vaktini ailesiyle birlikte geçirdiği ve etkilerinin yaşam boyu görüldüğü bir dönemdir. Çalışmanın amacı okul öncesi dönemde babaların okuma inancı ile babanın ve çocuğun medya alışkanlıkları ve kitap okuma durumu ilişkisini incelemektir. 2-5 yaş arası çocuğu olan 520 baba çalışmaya alındı. Veriler baba ve çocuk genel özellikleri, baba-çocuk çifti medya kullanım özellikleri ve 'Ebeveyn Okuma İnanç Ölçeği'nden oluşan babalara verilen anket formu ile elde edildi. Babaların %9,4'ü kitap okuma alışkanlığına sahip idi. %72,3'ü çalışmadığı bir günde çocuğuyla ortalama 3 saat ve üzeri vakit geçiriyordu. Babaların %74,4'ü ekranda gördüğü akıllı işaretleri biliyordu. Babaların %41,1'i çocuğun ekran kullanımına başlama yaşını bilmiyordu ya da çocuk 12 ay altında ekran kullanımına başlamıştı. Çocukların %47,7'si günlük 2 saat ve üzeri ekran kullanıyordu. Babaların %32,9'u ekranı ödül olarak, %35'i ceza olarak kullanıyordu. Çocuk yetiştirme ile ilgili babaların %50,8'i internetten, %32,9'u kitaplardan, %21,5'i aile hekiminden, %44,8'i kendi anne babasından bilgi almıştı. Ebeveyn Okuma İnanç Ölçeği puanlarına göre +1 z skorun üzerinde olan babalar Yüksek Ebeveyn Okuma Ölçek Skoru (YEOÖS) grubu olarak tanımlandı. YEOÖS oranı babanın yaşına, ekran süresine, aile hekiminden ve kendi anne babasından bilgi alma durumuna, aile tipine, çocuğun cinsiyetine, kreşe gitme durumuna, babayla birlikte ekran kullanım sıklığına göre farklılık göstermiyordu (p>0,05). Karıştırıcı faktörler analize eklendiğinde YEOÖS grubundaki babaların çocuğuyla 3 saat üzeri vakit geçirmesi 2,15 kat, ekranı ödül olarak kullanmaması 2,15 kat, ceza olarak kullanmaması 1,90 kat, akıllı işaretleri bilme durumu 2,59 kat, kitaplardan bilgi alma durumu 1,74 kat, çocuğun ekran süresinin 1 saat altı olma durumu 3,04 kat, tek başına ekran kullanmaması 3,24 kat, izin verilmediğinde başka bir etkinlik yapma durumu 2,19 kat fazlaydı. Çalışmamız babanın okuma inancının çocuğun medya kullanımı alışkanlıklarıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Anahtar Kelimeler: okul öncesi çocuklar, ebeveyn okuma inancı, medya kullanımı
Oyun davranışı ve baba tutumları arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler üzerinden incelenmesi
Ülkemizde son yıllarda babalara yönelik araştırmaların artması ile birlikte baba katılımının çocuk gelişiminde ne kadar büyük öneme sahip olduğunu görülmektedir. Çalışan anne sayısının artması, babaların eğitim düzeyindeki gelişmeler ile çocuk bakımında babaların daha çok rol alması ve çocukla geçirdikleri zamanın arttığını gözlemlemekteyiz. Bu çalışma 36-72 ay arası gelişime sahip çocuklarda oyun davranışı ve baba katılımı arasındaki ilişkiyi ve babalara ait bazı demografik biilgiler arasındaki ilişkiyi incelemek adına 36-72 ay arası gelişime sahip çocuğu olan babalarla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan 131 baba oluşturmaktadır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma örnekleminde yer alan çocuklara ait veriler Çocuklarda oyun davranışını değerlendirmek için ''Oyun Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği (Kuşçu, 2014)'' ile elde edilmiştir. Babalara ait bilgiler ise Baba Katılım Ölçeği (BAKÖ) (Sımsıkı, Şendil 2014) ve araştırmacının hazırlamış olduğu demografik bilgi formu ile elde edilmiştir. Araştırma verilerinden elde edilen sonuçlara göre, 36-72 ay arası gelişim gösteren çocuklarda baba katılımının oyun davranışlarında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 36-72 ay arası gelişim gösteren çocuklarda baba katılımından keyfi meşguliyet ve ilgi ve yakınlığın artmasıyla manipülatif oyun davranışlarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. 36-72 ay arası çocuklarda babanın eğitim düzeyine paralel olarak baba katılımının temel bakım düzeyi arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 36-72 ay arası gelişim gösteren çocuklarda babanın yaşına paralel olarak baba katılımının temel bakım düzeyinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. 36-72 ay arası gelişim gösteren çocuklarda babanın kendi babasıyla oyun oynama sıklığı baba katılımının temel bakım düzeyi paralel olarak azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Babaların çocukların gelişiminde temel bakımda daha çok rol almaları ve çocukların manipülatif oyunlarda baba katılımının önemi vurgulanarak keyfi meşguliyet ve ilgi ve yakınlık konusunda daha çok rol almaları önerilebilir.
Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma Rempel & Rempel (2011) tarafından geliştirilen "Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin" (The Partner Breastfeeding Influence Scale) Türkçeye uyarlamasının geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla metadolojik olarak planlanmıstır. Yöntem: Bu çalışmanın evrenini 01 Temmuz- 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Polikliniğine başvuran bebeklerin babaları, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırma dahil edilme kriterlerine uyan ve ölçekleri tam olarak dolduran 301 bebeğin babası oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Birey Tanılama Formu ve Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı/yüzde, korelasyon analizi, Cronbach güvenirlik katsayısı ve faktör analizi yöntemleri uygulanmıştır. Bulgular: Ölçeğin geçerlik çalışmasında dil geçerliği için ölçeğin İngilizceden Türkçeye çevirisi ve daha sonra İngilizceye çevirisi yapılmıştır. Dil geçerliği sağlandıktan sonra içerik geçerliği için ölçek farklı sağlık alanlarında uzman 10 kişinin görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri Davis tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerine göre tüm maddelerin kapsam geçerlik indeksi "0.99" olarak bulunmuştur. Kendall W Katsayısı sonucuna göre uzmanlar arasında istatistiksel olarak görüş birliği olduğu belirlenmiştir (Kendall's W değeri 0.163; p<0.05). Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin Cronbach α güvenirlik değeri .95; beş alt boyutun Cronbach α güvenirlik değerleri .82, .83, .83, .83, .75 olarak belirlenmiştir. Madde-toplam puan korelasyonları ise .240 ile .721 arasında (p <.001) dağılım göstermiştir. Açıklayıcı faktör analizi ölçeğin toplam varyansının %59.09'unu açıkladığını göstermektedir ve ölçek maddelerinin faktör yükleri .40 ile .70 arasında olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise ölçeğin faktör yükleri .28 ile .82 arasında, GFI, NNFI, NFI, CFI'nın > .90, RMSA'nın > .080 olduğu saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği ile ilgili faktör analizi sonuçları verilerin modelle uyumlu olduğunu, beş faktörlü yapıyı doğruladığını, ölçeğin madde ve alt boyutlarının ölçekle ilişkili olduğunu, her bir alt boyuttaki maddelerin kendi faktörünü yeterli olarak tanımladığını göstermiştir. Sonuç: Yapılan tüm analiz ve değerlendirmeler sonucunda Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin Türkçe formunun Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda ölçek Türkiye'de yapılacak araştırmalar için kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Anne sütü; emzirme; bebek; baba; geçerlik; güvenirlik.
Babaların emzirmeye ilişkin tutum ve katılımlarının primipar adölesan annelerin emzirme öz yeterliliği ile ilişkisi
Amaç: Araştırma, babaların emzirmeye ilişkin tutum ve katılımlarının, primipar adölesan annelerde emzirme öz yeterliliği ile ilişkisini değerlendirmek amacı ile yapılan kesitsel analitik bir çalışmadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 01 Nisan 2022-30 Haziran 2022 tarihleri arasında Türkiye'nin Güney Doğu Anadolu Bölgesinde bir kamu hastanesinin pediatri polikliniğine başvuran 128 primipar adölesan anne ve bu annelerin eşleri olmak üzere toplam 256 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; Baba Bilgi Formu, Anne Bilgi Formu, Babaların Emzirmeye İlişkin Tutumları Ölçeği, Babaların Emzirme Sürecine Katılımları Ölçeği ve Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılarak adölesan anne ve eşleri ile mahremiyetin sağlandığı bir ortamda yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA testi, post-hoc testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan adölesan annelerin %58.6'sının ortaokul mezunu olduğu, %57'sinin geniş ailede, %46.1'in köyde yaşadığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan tüm adölesan annelerin evli olduğu ve %64.1'inin resmi nikâhının olduğu belirlenmiştir. Adölesan gebelerin eşlerinin %46.9'u 23-27 yaşları arasında %50.8'i lise mezunu ve %86.7'si gelir getiren bir işte çalışmaktadır. Baba Emzirme Tutumu Ölçeği puan ortalaması 47.50(SD=10.01) olarak saptanmıştır ve babaların emzirme tutumlarının negatif olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde Baba Emzirme Katılım Ölçeği puan ortalaması 47.20( SD=11.40) olarak bulunmuştur. Bu değer babaların emzirmeye katılımının zayıf olduğunu göstermektedir. Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre babaların, emzirme tutum ve emzirmeye katılımı, primipar adölesan annelerin emzirme öz yeterliliğini arttırmaktadır. Bu nedenle emzirmeye, babanın da katılımının desteklenmesi önemlidir.
Doğum sonu anne ve babaların güvenlik hissi ile durumluk kaygı ilişkisinin incelenmesi
Doğum sonu dönem anne ve babaların fiziksel, duygusal ve sosyal değişikliklerin yaşandığı önemli bir geçiş dönemidir. Doğum sonu dönemdeki anne ve babaların değişikliklerden kaynaklı yeni yaşam koşullarına ve rollerine uyum sağlamaya çalışmaları güvenlik hissini ve durumluk kaygıyı etkilemektedir. Bu çalışma, doğum sonu anne ve babaların güvenlik hissi ile durumluk kaygı ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi Konya il merkezinde bulunan bir hastanede doğum yapmış, doğum sonu dönemdeki 88 anne ve 88 babadan oluşmuştur. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan anneler için anket formu, babalar için anket formu, Annelerin Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği, Babaların Doğum Sonu Güvenlik Hisleri Ölçeği ve Durumluk Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U, Kruskall Wallis H, Pearson Korelasyon analizi, Sperman's rho korelasyon analizi, doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Doğum sonu anne ve babaların %43,2'sinin eğitim durumu ilköğretim mezunudur. Annelerin %35,2'nin ilk gebeliği ve %64,8'inin gebeliği planlı bir gebeliktir. Annelerin Güvenlik Hisleri Ölçeği ile Durumluk Kaygı Ölçeği negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur (p< .001). Babaların Güvenlik Hisleri Ölçeği ile Durumluk Kaygı Ölçeği negatif yönde ve anlamlı düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur (p< .001). Anne ve babaların güvenlik hisleri arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki belirlenmiştir (p< .001). Anne ve babaların durumluk kaygıları arasında da pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki belirlenirken (p.<001), güvenlik hisleri ve durumluk kaygı düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkisi bulunmuştur (p< .001). Annelerin doğum sonu güvenlik hisleri düzeylerin durumluk kaygı düzeylerini negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir ( β = -,779, p < ,001). Babaların doğum sonu güvenlik hisleri düzeylerinin durumluk kaygı düzeylerini negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir ( β = -,466, p < ,005). Annelerin güvenlik hissi, durumluk kaygı düzeylerindeki varyansın %52,4'ünü açıkladığı ve babaların güvenlik hissi, durumluk kaygı düzeylerinin %24,3'ünü açıklamaktadır. Sonuç olarak, doğum sonu dönem anne ve babaların güvenlik hissi düzeyleri ile durumluk kaygı düzeyleri arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda, doğum sonu dönemde hemşirelerin bakım sürecinde ve eğitimlerinde uyguladıkları güvenlik hissi ve durumluk kaygı taramalarının arttırılması ve taramalar sonucunda durumun değerlendirilmesi ve bakımın aile merkezli planlanması önerilebilir.
The roles of parenting styles of the father, parental smoking, peer pressure and impulsivity in predicting cigarette use and addiction
In this study, the predictors of cigarette use and cigarette addiction among young adults were investigated in order to provide an empirical basis for smoking prevention and smoking cessation studies. For this aim, predictive effects of father's parenting style, parental smoking, peer pressure and impulsivity on cigarette use and cigarette addiction were explored. The study was conducted with 645 young adults aged between 18 and 25 years. Demographic Information Form, The Fagerström Test for Cigarette Dependence, Young Parenting Inventory Father Scale, Friend Pressure Scale, Short Form of Barrat Impulsiveness Scale, and The Symptom Assessment-45 Questionnaire Depression and Anxiety Subscales were employed to collect data. The hypotheses of the study were tested with Spearmen Rho, Chi-Square, Mann Whitney U and Log Linear analyses. Results indicated that while father's parenting style predicted cigarette use, mother's smoking status and impulsivity level predicted both cigarette use and level of cigarette addiction. Further analyses showed that father's parenting style was in a significant relationship with cigarette use only for those who have non-smoker mothers. The significant relationship between father's parenting style and smoking cigarette was also confirmed only for participants with low level of impulsivity. These findings were discussed within the scope of the literature, and the study's contributions to clinical applications are explained. Keywords: Smoking, Addiction, Parenting Style, Fathers, Parental Smoking, Peer Pressure, Impulsivity
Doğum eylemini gerçekleştiren annelerin ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeyleri
Anne ve babalar gebelik döneminden başlayarak doğum ve bakım süreçlerinde çeşitli nedenlerden kaygı duyabilirler. Kaygının derecesi arttıkça anne ve babalar çocuklarının bakım gereksinimini karşılamakta zorlanırlar. Amaç: Araştırma doğum yapan ve doğuma eşlik eden babaların kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma İstanbul'da bulunan özel bir klinikte 02.05.2016-02.08.2016 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Evreni kliniğe başvuran 58 anne ve 58 baba oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmedi. Bu çalışma araştırmaya katılmayı kabul eden 50 anne ve 50 baba ile yürütüldü. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ve "Cambridge Kaygı Ölçeği" ile toplandı. Veriler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Annelerin %44'ü 26-30 yaş, babaların %40'ı 31-35 yaş aralığında, anne ve babaların çoğunluğunun üniversite mezunu, annelerin %80'inin çalıştığı,%58'inin 1-5 yıllık evli olduğu,%38'inin ekonomik durumunun orta olduğu belirlendi. Annelerin %58'inin ilk gebeliği, anne ve babaların yarısının doğum öncesi eğitim aldığı, tamamına yakınının ebeveynliğe hazır hissettiği görüldü. Gelir düzeyi düşük olan ailelerin kaygı puan ortalamalarının 9,18 olduğu ve ekonomik düzeyi iyi olan ailelere göre daha fazla kaygı yaşadıkları ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü (p<0.05). Doğum öncesi eğitim alan ebeveynlerin kaygı puan ortalamalarının eğitim almayanlara göre daha düşük olduğu ve farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Sonuç: Ebeveynlerin kaygı puan ortalamaları incelendiğinde aylık geliri düştükçe kaygı puan ortalamalarının arttığı, doğum öncesi dönemde eğitim alan ailelerin almayanlara göre kaygı puan ortalamalarının azaldığı belirlendi. Annelerin en fazla kısa zamanda yeniden hamile kalma ve bebeğin gelecekteki sağlığı ile ilgili kaygı yaşadıkları, babaların en fazla ekonomik sıkıntılar ile ilgili kaygı yaşadıkları belirlendi.
Özel gereksinimli çocuğu olan annelerinin bekçilik davranışları ile baba katılımı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Özet Bu araştırmada, okul öncesi dönemde (3-6 yaş) ve ilkokul döneminde (7-11 yaş) özel gereksinimli çocuğu olan annelerin sergiledikleri annelik bekçiliği davranışları hem annelerin kendi bildirimleri hem de annelik bekçiliği davranışlarına maruz kalan babaların kendi bildirimlerinden yola çıkarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya; Ankara il merkezinde, 3-6 yaş ve 7- 11 yaş aralığında özel gereksinimli çocuğa sahip 393 anne ve baba dâhil edilmiştir. Araştırmaya katılan 3-6 (okul öncesi) yaş ve 7-11 (ilkokul dönemi) yaş özel gereksinimli çocukların anne ve babalarına ilişkin sosyo-demografik bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu" ayrıca, Fagan ve Barnett (2003) tarafından geliştirilen, Karabulut ve Şendil (2017), Karabulut (2021) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 3-6 (okul öncesi) yaş ve 7-11 (ilkokul dönemi) yaş "Annelik Bekçiliği (ABÖ)" anne ve baba formları kullanılmıştır.Araştırmamız sonucunda annelik bekçilik puanları ile babaların maruz kaldıkları bekçilik puanları arasında anlamlı ilişki elde edilmiştir. Ayrıca 3-6 ve 7-11 yaş özel gereksinimli çocuğu olan annelerin, annelik bekçiliği davranışları gösterme durumu; öğrenim düzeyi, çalışma durumu, gelir düzeyi, sosyo- ekonomik düzeyi ve çocuk sayısına göre anlamlı farklılık elde edilirken; aile yapısı, özel gereksinimli çocuğun cinsiyeti, özel gereksinimli çocuğun tanı türü ve tanı yaşına göre anlamlı farklılık belirlenmemiştir. 3-6 ve 7-11 yaş özel gereksinimli çocuğu olan babaların annelerden maruz kaldığı bekçilik davranışları ise; öğrenim düzeyi ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı farklılık elde edilirken; çalışma durumu, gelir düzeyi, çocuk sayısı, aile yapısı, özel gereksinimli çocuğun cinsiyeti, özel gereksinimli çocuğun tanı türü ve tanı yaşına göre anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Annelik bekçiliği ölçeği (ABÖ), Özel gereksinimli çocuklar, Baba katılımı.
Babaların kendi ebeveynlerine bağlanma stilleri ile babalık rolü algılarının incelenmesi
Bu çalışmada, 3-6 yaş arasında çocuğu olan babaların kendi ebeveynlerine bağlanma stilleri ile babalık rolü algılarının incelenmesi ayrıca babalık rolü algılarında etkili olabilecek etmenlerin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmaya; Ankara il merkezinde, 3-6 yaş arasında çocuğu olan babalar dahil edilmiştir. Araştırmada, katılımcılara ilişkin bazı sosyo-demografik verilerle ilgili bilgi toplayabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Genel Bilgi Formu", babaların bağlanma stillerinin belirlenmesi amacıyla "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği" ve babaların kendi babalık rolü algılarını belirlemek amacıyla "Babalık Rolü Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre babalık rolü algısının; baba olma yaşı, babanın öğrenim düzeyi, sosyoekonomik düzey, eşinin öğrenim düzeyi, annesinin öğrenim düzeyi, babasının öğrenim düzeyi, eşin çalışma durumu ve çocuk sayısına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Bağlanma stillerinin; babanın ebeveynleriyle aktif zaman geçirme, huzurlu aile ortamında büyüme, yeterli sevgi görme, ebeveynleriyle sorun yaşama, fiziksel şiddet görme, anne ve babasıyla olan ilişkisi, babasının tutumu, ebeveynlerinin anlaşma düzeyi ve eşleriyle ilişki durumlarına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmada Babalık Rolü Algı Ölçeği ile Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği güvenli bağlanma alt boyutu arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,210; p<0,01). Babalık rolü algı ölçeği toplam puanları arttıkça güvenli bağlanma puanlarının artış gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca Babalık Rolü Algı Ölçeği ile Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği kaçınan bağlanma alt boyutu arasında zayıf düzeyde negatif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=-0,209; p<0,01). Babalık rolü algı ölçeği puanları arttıkça kaçınan bağlanma puanlarının azaldığı görülmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda anne babalara ve alanda çalışan uzmanlara ve kurumlara öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Babalık Rolü, Babalık Rolü Algısı, Bağlanma, Bağlanma Stilleri
Perinatal dönemde baba olma sürecindeki erkeklerin ruhsal dünyalarının projektif testler ile değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı perinatal dönemde baba olma sürecindeki erkeklerin ruhsaldünyalarının değerlendirilmesidir. Bu çalışma partnerleri gebelik sürecinde olanerkeklerin ruhsal dünyalarındaki değişimleri, nesne tasarımları, nesne ilişkileri veduygulanımları hakkında bilgi edinebilmeyi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusundapartnerleri gebelik sürecinin 2. ve 3. Trimesterında bulunan gönüllü 8 erkek katılımcı ilegörüşülmüştür. Bu görüşmelerin içeriğini yarı yapılandırılmış klinik görüşme,Rorschach Testi ve Tematik Algı Testinin uygulanması oluşturmuştur. Klinik görüşmeve Projektif testler Psikanalitik kurama uygun değerlendirilmiş ve projektif testlerinanalizi Fransız Okuluna uygun yapılmıştır. Hem klinik görüşme hem de projektif testlerde hipotezle uyumlu ortaklıklar bulunması amaçlanmıştır. Çalışmanın bulguları incelendiğinde perinatal dönemde baba olma sürecindeki erkeklerin erken döneme dair düşlemlerinin canlandığı görülmüştür. Bu düşlemlerin içeriğinde babalarına dair rekabet tasarımları ve negatif söylemler bulgulanmıştır. Katılımcıların annelerine dair söylemlerinde ise idealizasyon dikkat çekmektedir, Projektif testlerde katılımcıların anne ile ilişki kurma, sürdürme güçlüğü ve anneye dair çatışma içeren tasarımları görülmüştür. Bununla birlikte partnerleri ile olan ilişkilerindeki ketlenme ve gizil bir rekabetin belirgin bir hale geldiği görülmüştür. Katılımcıların klinik görüşmede baba olmaya dair söylemlerinde narsisistik söylemleri görülmektedir. Bu durum projektif testlerde ise narsisistik bir kırılganlıkla görünür olmuş ve eşlik eden depresif duygulanımla dikkat çekmiştir.
Emzirme sürecinde babaların desteğinin annelerin emzirme öz-yeterliliğine ve emzirme motivasyonuna etkisi
Amaç: Çalışmanın amacı; emzirme sürecinde babaların desteğinin, annelerin emzirme öz-yeterliliğine ve emzirme motivasyonuna etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tipte olan çalışma; Ekim 2020–Ocak 2021 tarihleri arasında, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Pediatri Polikliniğine başvuran 0-24 aylık anne sütü alan bebeklerin ebeveynleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada sosyodemografik veriler ve emzirme öyküsü anketi, Postpartum Emzirme Öz-yeterlilik Ölçeği-Kısa Formu(EÖYÖ), Emzirme Motivasyon Ölçeği(EMÖ) ve Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeği(BEEÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 248 anne-baba çifti katılmıştır. Katılımcı annelerin EÖYÖ puanlarının ortancasının 54,0±8,7 olduğu bulunmuştur. Katılımcı annelerin EMÖ alt boyut puanları incelendiğinde; içsel motivasyon ve özdeşleşmiş düzenlemede primiparların 19,0±3,3, multiparların 13,0±1,9, bütünleşmiş düzenlemede primiparların 32,5±4,8, multiparların 32,0±4,5, içe yansıtılmış düzenlemede primiparların 10,0±3,2, multiparların 11,5±3,0, dışsal düzenlemede primiparların 6,0±1,5, multiparların 18,0±2,8 puan ortancaları olduğu görülmüştür. Katılımcı babaların BEEÖ puan ortancasının 119,5±29,5 olduğu saptanmıştır. BEEÖ puanları ile primiparlarda içsel motivasyon ve özdeşleşmiş düzenleme ve bütünleşmiş düzenleme alt boyut puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde pozitif korelasyon olduğu (sırasıyla r=0,353, p=0,001; r=0,456, p<0,001), multiparlarda ise bütünleşmiş düzenleme ve dışsal düzenleme alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamı düzeyde pozitif korelasyon olduğu (sırasıyla r=0,283, p<0,001; r=0,485, p<0,001) saptanmıştır. BEEÖ puanları ile EÖYÖ puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı düzeyde pozitif korelasyon (r=0,267, p<0,001) saptanmıştır. Sonuçlar: Emzirme sürecinde babaların desteğinin annelerin emzirme öz-yeterliliği ve motivasyonu üzerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Emzirme eğitimlerine babaların da dahil edilmesi ve böylece daha bilinçli detsek olmaları sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Emzirme, Emzirme öz-yeterliliği, Emzirme motivasyonu, Babaların emzirmeye etkisi
Babaların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile ilköğretim düzeyinde eğitim gören çocuklarının problem çözme becerilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada babaların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile ilköğretim düzeyinde eğitim gören çocuklarının problem çözme becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte çalışılan bu kavramlar ile bazı demografik değişkenler de karşılaştırılarakaralarındaki fark saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılında Mersin ili Yenişehir ilçesinde bulunan Toros Koleji'ne devam eden öğrenciler ve bu öğrencilerin babaları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, uygunluk örneklemesi (convenience) yöntemi ile belirlenmiştir. Bu çalışmanın verileri İlköğretim kademesi 4,5,6,7 ve 8. Sınıfa devam eden 161 öğrenci ve bu öğrencilerin babaları olmak üzere toplam 322 kişiden elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak babalara, kişisel bilgi formu ve 'Evli Kadınlar ve Erkekler İçin Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)', çocuklara 'İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE)' uygulanmıştır. Çalışmada değişkenler arasında anlamlı fark olup olmadığını tespit etmek amacı ile Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U testleri uygulanmıştır. Çalışmada babaların psikolojik iyi oluş alt boyut puanları ve çocuklarının problem çözme becerileri alt boyut puanları, bazı demografik değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Araştırma sonucunda, gelir durumu düşük olan babaların memnuniyetinin daha düşük olduğu, evlilik yılı 0-10 yıl arası olan babaların, evlilik yılı daha fazla olanlara göre daha çok negatif duyguya sahip yani daha az memnun oldukları, çalışan babaların ev dışı aktiviteleri sürdürebilme puanlarının çalışmayan babalara göre daha yüksek olduğu ve üç çocuğa sahip babaların daha az çocuğa sahip babalara göre daha memnun oldukları görülmektedir. Ayrıca çalışan babaya sahip çocukların öz denetim puanlarının çalışmayan babaya sahip olanlara göre daha yüksek olduğu ve evlilik yılı 16 yılın üzerinde olan babaların çocuklarının, evlilik yılı daha az olan babaların çocuklarına göre güven puanlarının da yüksek olduğu görülmüştür.
Prematüre veya düşük doğum ağırlıklı doğan bebeklerin anne ve babalarında çölyak hastalığı prevalansı
Giriş ve amaç: Çölyak hastalığı, genetik yatkınlığı olan bireylerde tahılların içerdiği glutenin tetiklediği T hücre aracılıklı immün mekanizmayla oluşan kronik bir ince bağırsak hastalığıdır. Görülme sıklığı 1/100- 300 arası bildirilen çölyak hastalığı, klasik olarak malabsorpsiyon ve büyüme geriliği gibi bulgularla ortaya çıksa da birçok sistemi etkilediğinde atipik bulgularla da (izole boy, kısalığı, dental bozukluklar, inatçı anemi, infertilite, prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebek sahibi olma vb.) kendini gösterebilir. Bu çalışmada risk grubu olan prematüre ve/veya düşük doğum ağırlıklı bebek sahibi olan anne ve babalarda çölyak hastalığı sıklığını ve komplikasyonlu gebelik üzerine etkisini araştırdık.Gereç ve yöntem: Çalışmaya risk grubu olarak 164 prematüre (doğum haftası <37 hafta) ve/ veya düşük doğum ağırlıklı bebek (doğum kilosu< 2500 g) ve anne- babaları ve kontrol grubu olarak 123 sağlıklı yenidoğan bebek ve anne- babaları dâhil edildi. Risk grubunda yer alan 159 anne ve 157 babanın ve kontrol grubundaki 123 anne ve 123 babanın serumlarından ttg IgA ve serum IgA çalışıldı. Seropozitif olgulara endoskopik duodenal biyopsi uygulandı. Risk grubunda yer alan bebeklerin anne, baba ve perinatal özellikleri anket metodu ile kaydedildi.Bulgular: Risk grubunda yer alan iki anne (%1,3-1/80), üç baba (%1,9-1/52) ve kontrol grubundaki bir anne (%0,8-1/123) seropozitif olarak tespit edildi. Tüm grupta seropozitiflik oranı 1/94 (%1,1) idi. Prematüre sahibi olan anne, baba ve anne veya babalardaki çölyak hastalığı sıklığı ise sırasıyla 1/57 (%1,8), 1/57 (%1,8) ve 1/29 (%3,5) idi. Düşük doğum ağırlıklı bebek sahibi bir babanın (%2-1/50) serolojisi pozitifti. Risk grubunda yer alan dört olguya endoskopik duodenal biyopsi uygulandı ve Marsh- Oberhuber patolojik değerlendirmesine göre üç olguda (%0,9-1/105) pozitif patolojik bulgular saptandı. Tüm grup ele alındığında bu oran 1/187 (%0,5) idi. Seropozitif iki anneye biyopsi yapılamadı. Tüm olgularda serum IgA çalışıldı, yaş ve cinsiyete göre düşüklük saptanmadı. Anne, baba ve anne veya babada çölyak hastalığı bulunması bebeklerin prematüre ve/veya düşük doğum ağırlıklı olmasını etkilemedi. Ancak bebeklerin doğum kilosu incelendiğinde ortalamaya göre seropozitif annelerin 214 g (p<0,05), seropozitif babaların 320 g ve seropozitif anne veya babaların bebeklerinin 259 g daha düşük olduğu tespit edildi. Risk grubundaki seropozitif iki annenin bebekleri prematüre doğmuştu. Seropozitif babaların tümünün bebekleri risk grubunda idi. Bebeklerin, anne ve babalarının bazı özellikleri sorgulandığında hikâyedeki annede infertilite ve sık doğum varlığı, preeklampsi, çoğul gebelik ve erken membran rüptürü ve bebeklerde fetal distres, solunum sıkıntısı, oligohidramnios ve hipoglisemi varlığı prematüre doğan bebeklerde daha sık saptandı (p<0,05). Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde ise çoğul gebelik multivariate test ile değerlendirildiğinde diğer olgulardan daha yüksek saptandı (p<0,05).Sonuç: Prematüre ve/veya düşük doğum ağırlıklı bebek sahibi olan anne ve babaların çölyak prevalansı sağlıklı toplum çölyak prevalansından yüksek bulunmuştur (1/63-1/240). Prematüre veya düşük doğum ağırlıklı bebekleri olan anne ve babalarda çölyak hastalığı taranabilir.Anahtar Kelimeler: çölyak hastalığı, prematüre doğum, anne ve baba, prevalans