Power

106 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

From ethics oriented politics to power oriented politics in 21st century: A discussion on introducing Dyadic Power Theory approach to political thought

Politics has been moralized since modern societies took place in the relations of power. Thus, it has become impossible to think politics without ethics or moral that limit our perspective towards it. However, the power is the missing point in the most of social science analysis. Its nature is so different that the will to power helps people to overpass material conditions. The willingness to power can be classified a kind of materialism as much as spiritualism. The point is that Foucauldian relations of power or Nietzschean will to power cannot be reduced to regular philosophical school. Indeed, they are the base of an alternative school in philosophy that we named it power first approach in politics. Ethics is a power technic that castrates people will to power by re-producing them as moral subject. Thus, ethics is tasked to fix fluidity of power here. How the process of subjectivation of people is going on also an important part of this research. Dyadic Power Theory is also studied because of its originality to re-think of power outside of social and ethical norms. Furthermore, the intensification of relations of power made us see the psychological character of power that reduce ethics role in politics. Thus, it is necessary to re- think of every social form from the power perspective and to initiate a debate over a post-society concept. This thesis consists of review of western political philosophy, it is a theoretical study at the basis of descriptive analysis. KEY WORDS: Politics, Ethics, Power, Subject, Self, Post-Society, Dyadic Power Theory, Psychopower, Psycho-politics

Dyadic Power TheoryPowerModern idea+5
Muhammet Ali Yunus
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnsansız hava araçlarının Türkiye'nin güvenlik konseptinin belirlenmesindeki etkileri

Bu çalışma, yeni yüzyılın gelişen askeri teknoloji ürünlerinden birisi olan silahlı ve silahsız insansız hava araçlarının (SİHA ve İHA), zaman içerisinde konvansiyonel silahların yerini almaya başlamasıyla birlikte gelinen noktada önemini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Bu amacın belirlenmesinde Türkiye'nin ve üçüncü taraf ülkelerin gerçekleştirdiği operasyonlar kapsamında S/İHA'ların terörle mücadelede, Suriye Operasyonlarında (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekatları), Akdeniz ve Ege Denizi'nde, Libya İç Savaşı'nda, II. Karabağ Savaşı'nda ve Ukrayna Savaşı'ndaki kullanımları ile birlikte genel kabule göre elde ettikleri başarılı sonuçlar etkili olmuştur. Bu bağlamda tezin araştırma konusu, Türkiye'nin güvenlik konseptinin Neorealizmin güç ve güvenliğe bakış açısıyla incelenmesidir. Belirlenen ihtiyacın giderilmesi adına nasıl bir süreç izlenildiği ve bu sürecin sonunda geliştirilen S/İHA'ların, yeni güvenlik konsepti kapsamında hangi amaçlarla ve nasıl kullanıldığı ofansif neorealist bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Buna göre, Türkiye'nin yeni yüzyıl ile birlikte güvenliğini sağlamak adına geliştirdiği askeri teknolojinin dış politikasına da etki ettiği iddia edilmektedir. Türkiye'nin coğrafi olarak çok sayıda çatışma noktasında bulunması nedeniyle güç ve güvenlik temelinde askeri kapasitesini üst düzeyde tutma zorunluluğu bulunmaktadır. Çalışma kapsamında yapılan inceleme neticesinde Türkiye'nin öncelikle askeri kapasite artırımı için S/İHA gibi teknolojik askeri araçları, müttefikleri aracılığıyla temin etmek istediği tespit edilmiştir. Ancak bu ihtiyaç Türkiye'nin müttefikleri tarafından çeşitli askeri, politik ve ekonomik nedenlerden dolayı giderilememiştir. Bu nedenle kendi iç kaynakları ile bu ihtiyacı karşılamak zorunda kalmış ve başarılı sonuçlar elde etmiştir. Nihayetinde, Türkiye'nin kendi imkanları ile başta S/İHA tekonolojisi olmak üzere askeri kapasite artırımını sağlaması, güvenlik konseptinde anlamlı bir değişime yol açmış ve yeni konseptin ofansif neorealist bakış açısıyla değerlendirilebileceği bu çalışma kapsamında elde edilen temel bulgu olmuştur.

GüvenlikGüçKonsept belirleme+4
Fatih Alper Turan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sahra altı Afrika'da politik ve ekonomik bir güç olarak Güney Afrika Cumhuriyeti

Uluslararası İlişkiler anlamında güç, tanımlaması zor olduğu kadar da önemli bir kavramdır. Gücün tanımı, unsurları ve yöntemi değişkenlik gösterse de küresel olarak güce sahip olmak daima hedef durumunda olmuştur. Zaman içinde ülkelerin güç mücadelesinin şekil değiştirmesiyle birlikte yumuşak güç kavramı ortaya çıkmış ve ülkelerin güç yarışı kültürel, bilimsel, sosyal ve teknolojik alanlara doğru yönelmeye başlamıştır. Ekonomik ve askeri güçleriyle doğrudan bir sert güç uygulaması yerine bu kaynaklarının da desteğini alarak yumuşak güç unsurlarıyla bölgesel ya da küresel güç elde etmeye çalışan ülkelerin sayısı artış göstermektedir. Afrika kıtasında, özellikle Sahra altı Afrika'da kayda değer gelişmeler gösteren Güney Afrika Cumhuriyeti bölgesel güç olma hedefinde ilerlemektedir. Apartheid rejiminden sonra ekonomik, politik ve askeri açılardan gelişim göstermeye başlayan ülke, bölgesel olarak bakıldığında oldukça iyi bir ilerleme sergilemiştir. Ayrıca Güney Afrika Cumhuriyeti'nin bölgesel ve küresel örgütlerde etkin roller üstlenmesi de bölgesel güç olma yolunda ilerleyişinin bir göstergesi olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle tezin içeriği, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Sahra altı Afrika'da bölgesel güç olma hedefi özellikle politik, ekonomik ve askeri gücü temel alınarak oluşturulmuştur.

AfrikaApartheidAskeri+7
Melis Ağarı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Thomas Hobbes'un siyaset felsefesinde hak ve kudret problemi

Bu çalışmanın amacı, Thomas Hobbes'un ontolojik ve epistemolojik temeller üzerinden siyaset felsefesini, kudret ve hak bağlamında nasıl inşa ettiğini incelemektedir. Hobbes'un insan doğasına atfettiği nitelikler ile doğal hakların neler olduğu ve bu nitelikler doğrultusunda neler olması gerektiği tartışılacaktır. Olması gereken üzerinden yapılacak izahatlar ile hak kavramının Hobbes'un zaviyesinde meşru kaynakları sorgulanacaktır. Bu hedef doğrultusunda birinci bölümde, Hobbes'un ontolojik ve epistemolojik iddiaları değerlendirilecek olup; ikinci bölümde ele alınacak hak ve kudret ilişkisindeki yansımaları tartışılacaktır. Bu vesile ile önce doğal hakkın ne olduğu, daha sonra tayin edilmiş kudret olarak egemenin karşısında ne ifade ettiği ortaya konacaktır. Bu düzlemde yapılacak tartışmaların doğal sonucu olarak birey – kudret ilişkisi içerisinde bireyin siyasal konumu sorgulanırken, Hobbes'un devlet tasavvurunun totaliter ya da liberal olduğu tartışması açılacak olup her ikisine de gerekçe olarak öne sürülen iddiaların kuvvet ve çoğunluk temelli olduğu ortaya konacaktır. Dinin, siyasallığa bölücü etkisini bertaraf etmek için din ile siyasetin sınırlarını, siyasetten yana çizen Hobbes, bilimsel ya da ölçülebilir değerler ile felsefesini inşa etmektedir. Bu amaca mekanik materyalizm aracılığı ile yönelen Hobbes'un ön kabullerinden yola çıkarak kuvvetin ve çoğunluğun meşruiyet sebebi olduğu önyargısıyla; ölçülebilir değerler ile hak kavramını yeniden tanımladığı ortaya çıkarılmış olacaktır.

FelsefeHakHobbes, Thomas+7
Muhammed İrşad Yüzbaşıoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik özellikleri ile kullanılan güç kaynakları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir sağlık kurumu örneği

Güç önemli bir liderlik vasfı olarak kabul edilmektedir. Liderlik ise kısa bir tanımla; kişinin, başkalarını etkisi altına alıp kendi istediği davranışa yönlendirme sürecidir. Yönlendirmenin gerçekleştirilmesi esnasında lider bazı güç kaynaklarından faydalanmaktadır. Liderlik tarzları ve liderin kullanmış olduğu güç kaynakları her lidere göre değişiklik arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; bir sağlık kurumunda çalışan klinik yönetici hemşirelerin sergilemiş oldukları liderlik özellikleri ve güç kaynakları arasındaki ilişkiyi, kurumdaki diğer sağlık çalışanları tarafından değerlendirilmesi ile ölçmektir. Bu amaçla Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği (ÇYLYÖ) ve Yönetici Hemşirelerde Algılanan Güç Ölçeği (YHAGÖ) kullanılarak oluşturulan veri toplama formları vasıtasıyla 250 çalışandan veri toplanmıştır. Toplanan verinin değerlendirilmesinde SPSS (ver:23.0) programı kullanılarak ANOVA varyans analizi ve lineer korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; yönetici hemşirelerin güç kaynakları ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

GüçGüç kaynaklarıHemşireler+4
Ramazan Açıkgöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki ekonomik aktörlerin yapı, süreç ve uygulamalarında güç faktörü ve güce bağımlılık

Bu tez çalışması, Türkiye'deki geleneksel ekonomik aktörler ile (TÜSİAD'a üye olan büyük holdingler), özellikle 1980 sonrası kurulan yeni ekonomik aktörlerin (MÜSİAD'a üye olan dinci sermaye) yapı, yönetim ve girişimci davranışı (örneğin holding yapısı, sahiplerin yönetimdeki etkisi, profesyonelleşme düzeyi, siyasilerle ilişkiler, sermayenin kaynağı, farklı sektörlere yayılma gibi) açısından ne ölçüde benzerlik gösterdiği ve/veya farklılaştığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Faaliyetlerini sürdürmek için çevredeki kaynakları kullanan bu örgütlerin TÜSİAD ve MÜSİAD gibi birliklere neden ihtiyaç duydukları, kaynak bağımlılığı sorunlarını yönetmede nasıl bir yol izledikleri incelenmiştir. Bu tez çalışmasında literatür taramasına da geniş yer verilerek, bazı kavramların daha net anlaşılması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada nicel yöntemler kullanılmış ve TÜSİAD ile MÜSİAD'a üye olan firma bilgileri, bu firmaların kendi web sayfalarından ve TÜSİAD ile MÜSİAD'ın web sayfalarından elde edilmiştir. Çalışmada TÜSİAD ve MÜSİAD, örgütsel ve politik güç kullanmaları açısından da ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: TÜSİAD, MÜSİAD, Örgütsel Güç, Politik Güç, Kaynak Bağımlılığı

GüçGüç faktörleriKaynak bağımlılığı+4
Oktay Yazıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çin'in yükselişi ve güç dönüşümü tartışmaları: 21. yüzyılın başında değişen güç dinamikleri ve Türkiye

Bu çalışma, "Doğu" ile "Batı" arasındaki güç mücadelesini; güç geçişi, Çin'in yükselişi ve Soğuk Savaş sonrasının mevcut hegemonyası ABD nezdinde "Batı" ile verilen güç dönüşümü temelli "Doğu"nun mücadelesini incelemektedir. Uluslararası İlişkilerin iki ana akım teorisi, idealizm ve realizm çerçevesinde Çin'in yükselişi ve güç geçişine ilişkin özellikle hegemonik tartışmalara değinilmektedir. Çin'in yükselişiyle birlikte Uluslararası İlişkiler alanı Neorealizm, Neoliberalizm, Neomarksist ve hatta ilerisine giderek Asya Merkezli hegemonya ve hegemonik mücadele ile açıklamaktadır. Amacımız teorik tartışmanın çerçevesini sınırlamak için özellikle kötümser ve iyimser argümanlarla konuyu açıklamaktır. Çalışmanın ikinci bölümü; Çin'in Uluslararası İlişkilerdeki rolünü genel hatlarıyla özetlemekte, özellikle büyük güç politikalarına ve Çin'in yakın bölgesel komşularıyla ilişkilerine odaklanmaktadır. Bölgesel yaklaşımlardan Ortadoğu ve özellikle Arap olmayan ülkelerle ilişkisinde Çin ve Ortadoğu ile ilgili literatürün bir incelemesini sunmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümü, Çin'in Arap olmayan Ortadoğu ülkelerinden tarihi ve diplomatik ilişkileri olan Türkiye özeline odaklanmaktadır. Çin'in Ortadoğu politikalarının tarihsel arka planını dört farklı döneme ayırdığımızda karşımıza çıkan; (i)ideolojik dış politika, (ii)bağımsız dış politika arayışı, (iii)pragmatist dış politika ve (iv)aktif pragmatist dış politika, yapısı ile Çin'in aktivizmine odaklanarak konu aktarılmaktadır. Bu bağlamda, 21.yüzyılın şu ana kadar ki en büyük ve başarılı birliktelik vurgulu projesi Kuşak ve Yol ile orta koridor üzerindeki kilit ülke konumu, jeo-ekonomik ve jeo-stratejik önemi günümüzde daha fazla artan Türkiye ile ilişkiler incelenmektedir. Bu kapsamda, örneğin; yükselen hegemonik güç Çin'in, Kuşak ve Yol ile Türkiye'ye bölgesel güç / bölgesel hegemonik güç olma fırsatını sunup sunmadığı soruları araştırılmaktadır.

Bir Kuşak Bir Yol ProjesiGüçGüç faktörleri+7
Erdal Ayık
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Planet mekanizmalarında güç ve moment analizi ve örnekler

Bu çalışmada sikloidlerin kinematiği ve buna bağlı problemler incelenmiştir. İlk bölümde sikloid eğrileri tanıtıcı bilgeler verilmiştir. Sonraki bölümde Sikloid dişlemede mümkün olan diş formları ve dişlemenin özel formları tartışılmıştır. Burada Sikloid dişlilerin pratikte anlamının çok az olduğu vurgulanmıştır. Gerçekten yararlı tek kullaımı olarak; eğri levhalarının bir pim kovanı için de hareket ettiği Cyclo mekanizması adlandırılmıştır. Cyclo mekânizması dişleme örneğinde mekanizmanın çeşitli parametrelerinin değişimiyle oluşan çeşitli varyasyonlar gösterilmiştir, ayrıca mekanizmada oluşan kuvvetlerin hesaplanması gösterilerek, kuvvet planı oluşturulmuştur. En son bölümde örnek bir uygulama üzerinde pratik olarak gösterilmiştir. Çalışmanın tamamına mümkün olduğu kadar, resim kullanılmaya çalışılmıştır. Bunda amacım Sikloidlerin anlaşılmasının kolaylaştırılmasıdır.

GüçMoment analiziPlanet+1
Bedriye Ermantaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
DoctorateOpen AccessEN

Detection and mitigation methods of power quality disturbances

The voltage sags and harmonic currents are the most common disturbances in the power system. These disturbances are mainly caused by the power electronic-based devices and nonlinear loads used commonly in the industrial plants, commercial and residential areas. The term ?power quality? has emerged with the increasing of the disturbances in the power systems recently. This term is used to express the quality of the electricity service by the electricity authorized and end-users.The power electronic based devices are proposed to mitigate the negative effects of the power quality disturbances and used in the power system applications. The utilization of these devices has increased for the improvement of power quality in recent years. Many methods based on time and frequency domains are proposed by the researchers to control these devices. The control algorithms of these devices perform the analysis of the voltage and current signals simultaneously. The analysis of these signals can be divided into two main topics. The first topic is the detection of the disturbances and the second topic is the generation of the compensation signal for mitigating the disturbances. The fast detection of the disturbances and accurate calculation of the compensation signal are the important issues for the control algorithms of these devices.In this thesis, the control algorithms of conventional methods such as Fourier Transform, Wavelet Transform, Reference-Frame Transformation Methods, Fuzzy Logic and Artificial Neural Networks are examined for the disturbances detection and compensation and illustrated graphically. The advantages and disadvantages of these methods are also analyzed and given in details. In additions, new methods for the harmonic currents extraction, voltage sag detection and compensation for the negative effects of these disturbances are proposed. The performance comparisons of the conventional and proposed methods are realized by using the power quality mitigation devices such as Active Power Filter (APF) and Dynamic Voltage Restorer (DVR) in PSCAD simulation program.

PowerPower electronicsPower systems+1
Lütfü Sarıbulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Liderliğin öteki yüzü: Karanlık liderlik

Günümüzde karanlık liderlik davranışlarının çalışanlar tarafından nasıl algılandığını gösteren çalışmalar örgütsel yazındaki diğer konulara kıyasla istenilen seviyede değildir. Bu çalışmanın temel amacı; çalışanların liderliğin karanlık yüzüne bakış açılarını, liderlerinde algıladıkları karanlık kişilik özelliklerini değerlendirmektir. Bu tez çalışmasında liderliğe farklı bir bakış açısı ile yaklaşılıp liderin karanlık yönleri çalışan algısı üzerinden incelenmiştir. Çalışanların liderliğin karanlık tarafı ile ilgili algıları değerlendirilmiş ve karanlık liderlik davranışlarına maruz kalan çalışanların bu tarz davranış özelliklerinden nasıl etkilendikleri ve vermiş oldukları tepkiler incelenmiştir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen ve problemi daha iyi ifade edebileceği düşünüldüğü için bir kamu üniversitesindeki idari personeller arasından seçilen kişiler çalışma gurubunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama yöntemi olarak görüşme metodu tercih edilmiştir. Çalışanların liderliğin karanlık tarafı ile ilgili algılarının değerlendirildiği ve karanlık liderlik davranışlarına maruz kalan çalışanların bu tarz davranış özelliklerinden nasıl etkilendiklerinin belirlenmeye çalışıldığı bu araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler neticesinde karanlık liderliği oluşturan davranış özellikleri davranışsal özellikler ve fizyolojik özellikler olmak üzere iki tema altında toplanmıştır. Ayrıca bu davranış özelliklerine maruz kalan çalışanların karşılığında verdiği tepkiler ve fizyolojik ve psikolojik anlamda nasıl etkilendikleri de değerlendirilmiştir. Bulgular, ilgili literatür temelinde tartışılmış araştırma sonunda uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

GüçGüç kaynaklarıKaranlık liderlik+1
Seniye Kılıç
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın ve erkek yöneticilerin güç algılamalarında demografik faktörlerin rolü: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın amacı bankacılık sektöründe çalışan kadın ve erkek yöneticiler tarafından algılanan güç kaynaklarının (ödüllendirme, cezalandırma, yetki, uzmanlık, karizmatik, politik ve başarı gücü) neler olduğunu belirlemek ve demografik faktörlerin (cinsiyet, statü, eğitim ve yaş) bu kaynaklar üzerine etkisini ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın amacını gerçekleştirebilmek için, Abdullah Karaman (1999) ve Çiğdem Kırel'in (1998) geliştirmiş olduğu anketler Adana genelinde faaliyet gösteren 200 özel banka yöneticisine uygulanmıştır. Araştırma sorularını cevaplarını bilmeye yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak demografik özelliklerin farklılaşmaları araştırılmıştır. Tespit edilen farklılıkların hangi gruptan kaynaklandğını bulmak amacıyla Tukey testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, cinsiyet, yaş, eğitim, hizmet süresi, farklı departmanlar, medeni hal faktörlerinin kadın ve erkek yöneticilerin güç kaynaklarının tercihine yönelik algısı üzerine bir etkisi bulunmuştur. Ayrıca cinsiyet değişkeni ile cezalandırma gücü, yaş değişkeni ile uzmanlık, karizmatik ve cezalandırma gücü, eğitim değişkeni ile uzmanlık, hizmet süresi, ödüllendirme ve cezalandırma gücü, farklı departmanlar arasında yasal, uzman ve karizmatik güç ile, örgütsel pozisyon değişkeni ile uzmanlık ve karizmatik güç ile, medeni hal değişkeni ile karizmatik güç arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. 1-4 yıl hizmet süresine sahip yöneticilerin ödüllendirme ve karizmatik güç algıları, 25-30 yaşındaki yöneticilerin uzmanlık ve karizmatik güç algıları, 40 yaş üstü yöneticilerin cezalandırma gücü algıları diğer yönetici gruplarından farklıdır. Bekar yöneticilerin karizmatik güç algısı diğer yönetici gruplarından farklıdır. Araştırma sonuçlarına göre kadın yöneticilerin en fazla ödüllendirme gücünü, daha sonra sırasıyla, başarı, karizmatik, uzmanlık, yetki, politik ve en az da cezalandırma gücünü kullanırken; erkek yöneticilerin ise en fazla ödüllendirme gücünü, daha sonra sırasıyla başarı, karizmatik, uzmanlık, yetki, politik ve en az da cezalandırma gücünü kullanmakta oldukları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Güç kaynakları, demografik faktörler, özel bankalar, yöneticiler

Bankacılık sektörüDemografik yapıDemografik özellikler+7
Kamuran Örüklü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Güç geçiş kuramı çerçevesinde yükselen devletlerin incelenmesi

İnsanlık tarihi kadar eski ve köklü bir geçmişe sahip olan güç kavramı, uluslararası ilişkiler literatüründe sıklıkla karşılaşılan bir kavramdır. Kimi düşünürler kavramı hedefe ulaşma noktasında bir amaç, kimisi hedeflenilen amacı gerçekleştirme konusunda kullanılacak bir araç, kimileri ise mevcut varlıkların tümünü kapsayan kapasite olarak ifade ederler. Tüm bu birbirinden farklı şekillerde yapılan açıklamalara karşın, kavrama ilişkin net bir tanımlama halen yapılabilmiş değildir. Bu doğrultuda gücün sistem içerisindeki rolüne ilişkin bir uzlaşının da sağlanabilmiş olduğu söylenemez. Güce dair var olan tüm bu belirsizliklere karşın kavram, uluslararası politika çözümlemelerinde sıklıkla kullanılan bir unsur niteliği taşımaktadır. Uluslararası ilişkiler sistemi içerisindeki tüm politik eylemlerin doğası hem gücü hem de güç politikalarını temel almaktadır. Buradan hareketle de güce dair yapılabilecek tanımlama, herhangi bir devletin kendi ulusal menfaatlerini koruma ve sürdürme noktasında elinde var olan tüm potansiyel unsurları şeklinde yapılabilir. Bu unsurlar maddi olabileceği gibi manevi unsurları da içerebilmektedir. Örneğin, bir devletin sahip olduğu coğrafyası, kültürü, nüfus yapısı o devletin gücünün belirleyicisi olabilme özelliğindedir. Gücün potansiyel unsurları olarak da, bir devletin ekonomik gelişmişliği, askeri yapılanması, teknolojik kapasitesi gibi faktörler öne çıkmaktadır. Tüm bu veriler ışığında bu tez çalışması ile amaçlanan, dünya tarihinde insanlığın var olduğu ilk günden bugüne değin varlığını koruyup sürdürmüş olan güç kavramının henüz net bir şekilde yapılamamış tanımına dair açıklamalar getirmek, ardından uluslararası ilişkiler teorilerinin güç kavramı üzerine geliştirmiş oldukları yaklaşımları analiz etmek, devamında ise gücün bileşenlerini tek tek açıklayarak güce ilişkin teorik kısmı sonlandırmak olacaktır. Ardından dünya siyasi tarihinde etkin olmuş başat ve hegemon güçlerin tanımlamalarına değinilecektir. Bu şekilde genel tanımlamaların verileceği birinci bölümün ardından, Organski'nin, anarşik uluslararası sistem tanımlamasına karşı çıkarak sistem içerisindeki güçler arasında hiyerarşik bir ilişkinin bulunduğunu iddia ettiği savı 'Güç Geçiş Kuramı' ve Lemke'nin bu kuramdan yola çıkarak oluşturduğu 'Çoklu Hiyerarşi Modeli' üzerine açıklamalar getirilecektir. Devamında ise uluslararası sistem içerisinde yükselen güçler kavramı ele alınıp, bu doğrultuda sistem içinde yükselen güç ve bu kapsamda yükselen ekonomi olarak ifade edilen yapılanmalar açıklanmaya çalışılacaktır. Son bölümde ise, yapılan tüm bu tanımlamalar, açıklamalar ve analizler doğrultusunda vaka incelemesi başlığı altında son dönemlerin hem ekonomik hem de politik anlamda yükseliş trendinde olan iki ülkesi Çin ve Hindistan inceleme altına alınacaktır. Uluslararası sistemin değişen ve dönüşen yapısı içerisinde yakalamış oldukları bu büyüme ivmesi ile tüm dünyanın dikkatini çeken her iki devlet, bilhassa Çin, günümüz dünyası ABD hegemonyasının karşısında 'yükselen güç' olarak durmakta ve şu an ki görüntü itibariyle bu güçlerini artırarak yükselişlerine devam edeceğe benzemektedirler. Anahtar Kelimeler: Çin, Güç, Güç Geçiş Kuramı, Hindistan, Yükselen Güçler

GüçGüç geçişkenleri kuramıHindistan+2
Dilek Dulkadir
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suudi Arabistan ve İran güç mücadelesinde Yemen faktörü

Arabistan Yarımadası'nın stratejik noktalarının birinde yer alan ve kırılgan bir yapıya sahip Yemen halen Suudi Arabistan ve İran arasındaki güç mücadelesine sahne olmaktadır. Yemen topraklarında devam eden jeopolitik ve ideolojik mücadele 2011 yıllında Ortadoğu ve Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde başlayan halk hareketleriyle birlikte derinleşmiştir. Statükocu bir dış politika izleyen Riyad'ın aksine dış politikada revizyonist bir politika izleyen Tahran, Arap Baharı'ndan sonra Riyad'la arasındaki bu güç mücadelesini hat safhaya taşımıştır. Riyad ve Tahran arasındaki rekabet ve karşılıklı düşmanlık Yemen'in iç savaşa sürüklenmesine yol açmıştır. İki bölgesel gücün müdahalesi nedeniyle BM ve diğer küresel güçlerin tüm diyalog girişimlerine ve barış görüşmelerine rağmen siyasi açmaz sürmeye devam etmiştir. Elbette Riyad ve Tahran'ın güç mücadelesine ek olarak Yemen'deki iç dinamikler de çatışmanın fay hatlarını derinleştirmiştir. Hatta iç dinamikler bölgesel güçlerin müdahalesine davetiye çıkarmıştır. Bu minvalde İran yumuşak güç unsurlarını kullanarak Şiilerin ağabeyi rolüyle Husiler aracılığıyla müdahalede bulunurken, Suudi Arabistan ise sert güç unsurları çerçevesinde müdahaleci bir politika izleyerek meşru hükümet aracılığıyla çatışmaya müdahil olmuştur. Böylece Riyad ve Tahran vekil gruplar aracılığıyla birbirini dengelemeye çalışmıştır. Kriz basit bir iktidar kavgası ve iç savaştan evrilerek vekâlet savaşına dönüşmüştür. Bazen de Riyad ve Tahran menfaatleri uğruna mezhepçi politikalar izleyerek Şii-Sünni arasındaki gerilimin de tırmandırmasına neden olmuştur. Son olarak İran ve Suudi Arabistan arasındaki güç mücadelesinin ne kadar süreceğini ve ne tür kazanımlar elde edeceği, Yemen'in geleceğinin ne yöne evriliceğine dair net bir tablodan bahsetmek doğru olmaz. Anahtar Kelimeler: Güç Mücadelesi, İran, Suudi Arabistan, Yemen

Bölgesel güçGüçSuudi Arabistan+3
Besra Toktaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâmî ahlâk bağlamında iyi ve kötünün tabiatı ve insan fiilleri

Duyulur âlemde iyilik ve kötülüğün reel varlığından hareketle kaynağının tespiti ve insan fiilleri ile irtibatlandırılması kelâmî ahlâkın temel problemidir. İnsanın ahlâkî eylemlerinin sorumluluğunu üstlenebilmesi açısından Tanrı-insan ilişkisinin açıklanması gerekir. Kelâm'da önemli bir yere sahip olan hüsün ve kubuh anlayışlarının incelenmeye tabi tutulması, kelâmî ahlâkın sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine zemin oluşturmaktadır. Yükümlülük, sorumluluğun dayanağı; sorumluluk da ahlâkî fiillerin meydana gelmesinde ve adaletin gerçekleşmesinde önemli bir katkı sağlamaktadır. Yükümlülüklerin kaynağı olarak sadece akıl bir öncül olarak ele alınamaz. İnsanı yükümlüklerini yerine getirmekten alı koyan bazı hususlar bulunmaktadır. Herbir sorumluluk, ortam ve duruma göre farklılık arz eder. Aklı olan herkes sorumluluğu oranında değerlendirilir. Allah'ın varlığına ve birliğine inananlar, onun Kur'an'da kendisine atfettiği vasıflara sahip olmanın yanında adaletli olduğu ve adaleti tesis ettiği hususunda hemfikirdirler. Ancak kelâm ekolleri fiillerin insanî boyutu söz konusu olduğunda özellikle hem Allah'ı acz içeren fiillerden uzak tutabilmek hem de insanı yaptıklarından sorumlu kılabilmek amacıyla fiillerin kime nispet edileceği konusunda farklı düşüncelere sahiptirler. Bu itibarla ahlâkın üç önemli boyutu olan iyilik ve kötülüğün tabiatı, ilâhî kudret ve adalet, ahlâkî özgürlük ve sorumluluk çalışmamızın iskeletini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kelami Ahlâk, Hüsün ve Kubuh, Ef'al-i İbad, Kaza ve Kader, Hikmet, Kudret ve Adalet

AdaletAhlakAhlaki eylemlilik+7
Elif Ağalday
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sekiz haftalık tabata egzerizlerinin futbol kalecilerinde çeviklik,anaerobik güç ve reaksiyon zamanına olan etkisinin incelenmesi

Amaç: ÇalıĢmanın amacı futbol kalecilerine uygulanacak olan 8 haftalık tabata egzersizlerinin çeviklik, anaerobik güç ve reaksiyon zamanına olan etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: ÇalıĢma Aydın ve Ġzmir ilinde bulunan, Bölgesel Amatör Lig takımlarındaki kalecilerden oluĢmuĢtur. Deney grubu (n=10) ve kontrol grubu (n=10) toplam (n=20) gönüllü kaleci katılmıĢtır. Her iki gruba da sekiz hafta arayla vücut ağırlık ve boy ölçümleri, vücut yağ yüzdesi, T testi, dikey sıçrama, Nelson reaksiyon testleri uygulanmıĢtır. Haftada iki gün 45 dakika boyunca kontrol grubu rutin futbol antrenmanlarına devam ederken, Tabata egzersiz grubu ise rutin futbol antrenmanlarına ek olarak Tabata egzersizleri uygulamıĢlardır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile yapılmıĢtır. Ġstatistiksel açıdan, Deney ve kontrol grubunun ön test ve son test arasındaki ölçümlerde Independent Sample T Testi (Bağımsız Örneklem t testi), ön test ve son test arasında yapılan analizde ise Paired Sample T testi (Bağımlı Örneklem t testi) uygulanmıĢtır. Bulgular ve Sonuç: AraĢtırma bulgularına baktığımızda, deney grubunda dikey sıçrama, çeviklik, sol el reaksiyon kuvveti ve sağ el reaksiyon kuvveti testlerinde, kontrol grubununda ise Vücut Ağırlığı ölçümü, Vücut Yağ Oranı ölçümü ve Dikey Sıçrama test sonuçlarına göre yapılan bağımlı örneklem t testi sonucuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05). Deney ve kontrol grubunun ön test sonuçlarına göre yapılan bağımsız örneklem t testi sonucunda yaĢ ve çeviklik değiĢkenlerinde, son test sonuçlarına göre yapılan bağımsız örneklem t testi sonucunda ise yaĢ, vücut yağ yüzdesi, çeviklik, sağ ve sol el pençe kuvveti hareketleri değiĢkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.05). Anahtar kelimeler: Çeviklik, Güç, Reaksiyon ,Tabata Egzersizi

Anaerobik güçEgzersizFutbol+5
Alper Yüksel Akçadağ
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda cinsel mitler, evlilikte güç algısı ve evlilik doyumu

Bu araştırmada evli kadınlarda cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün evlilik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün evlilik doyumu üzerindeki etkisini incelemek amacıyla faktöriyel ANOVA kullanılmıştır. Katılımcılara Cinsel Mitler Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği ve Çift Güç Ölçeği uygulanmıştır. Ölçekler çevrimiçi olarak kartopu tekniğiyle 410 evli kadına uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre evli kadınların evlilik doyumu yalnızca evlilikte algılanan güç düzeyine göre farklılaşmaktadır. Evli kadınlarda cinsel mit düzeyleri ve cinsel mit ve evlilikte algılanan gücün ortak ilişkisi evlilik doyumunda bir farklılaşma yaratmamaktadır. Bu çalışmada evlilik doyumu, cinsel mitler ve evlilikte algılanan güç bazı demografik değişkenler açısından incelendiğinde; evlilik süresi yalnızca evlilik doyumu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki gösterirken evlilik doyumu ve cinsel mitler çocuk sayısına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Son olarak, evlilik doyumu ve evlilikte algılanan güç cinsel ilişki sıklığına göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda uygulayıcılara ve gelecekteki araştırmalara önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan güçCinsel mitEvli kadınlar+4
Melike Uslu Taş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zootekni verilerinde normallik testlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Normal dağılım istatistikte büyük öneme sahiptir. Verilere parametrik testlerin uygulanabilmesi için verilerin normal dağılan bir popülasyondan alınması ön koşuldur. Literatürde çok sayıda normallik testi mevcuttur. Bu tez çalışmasında Lilliefors, Jargue-Bera, Anderson-Darling, Shapiro-Wilk, çarpıklık ve basıklık testleri analiz edilmiş, testlerin olasılık (p) değerlerinin kıyaslanması, I. tip hata ve güç bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Olasılık (p) değerleri R 4.2.1 sürümü (R Core Team, 2021) paket programında yapılan analiz sonucunda Jargue-Bera, Anderson-Darling ve Shapiro-Wilk testleri 0.05 önem seviyesinde olasılık (p) değerlerinin hesaplanması neticesinde uygulama sonucunu destekler nitelikte sonuç verirken, Lilliefors testi uygulamada verilerin normal dağılan bir verisetinden alındığını belirten H_0 hipotezini reddederken paket programında yapılan analizde olasılık (p) değeri, 0.05 önem seviyesinde incelendiğinde H_0 hipotezini kabul etmiştir. Normal dağılım için çeşitli simülasyon denemelerinde ve farklı örnek hacimlerinde Jargue-Bera testi en küçük I. tip hataya sahip olmuştur. Shapiro-Wilk testi ve Anderson-Darling testlerinin I. tip hataları başlangıçtaki I. tip hata oranı %5 'e çok yakın sonuçlar almışlardır. Güç bakımından normal olmayan Gamma dağılımı için çeşitli simülasyon denemelerinde ve farklı örnek hacimlerinde Shapiro-Wilk testi en yüksek güç değerine sahip olurken bunu Jargue-Bera ve Anderson-Darling testi takip etmiştir. Lilliefors testi ortalama bir güç değerine sahip olan test olmuştur. Anahtar Kelimeler: Normallik testleri, normal dağılım, jargue-bera, liliefors, shapiro-wilk, anderson darling, basıklık, güç, I. tip hata

Grafiksel modellerGüçNormal dağılım+1
Burcu Mete
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

1990 sonrası Çin-ABD ilişkilerinin "Güç geçişleri yaklaşımı" bağlamında incelenmesi

Bu tez çalışmasında, Soğuk Savaş sonrası Çin-ABD ilişkileri güç geçişi teorisi çerçevesinde ele alınmıştır. Çin-ABD ilişkisi iki büyük gücün ilişkisi olarak görülmektedir. Hegemon güç olarak kabul edilen ABD ve onun en önemli rakibi olarak kabul edilen Çin ilişkilerinin analizi için Organski'nin güç geçişi teorisi kullanışlı bir teori olarak görülmektedir. Çin yükselişi endüstriyel gelişimiyle ilgilidir. ABD ve Batı bloğu ülkeleriyle Çin'in uluslararası sistemde yükselmesi sebebiyle ilişkilerde sorunlar yaşanmıştır. Uluslararası sistemde gelişmekte olan ülkeler arasında açık ara farkla ekonomik bazında en önemli ülke Çin'dir. Çin bu nedenle uluslararası sistemde yeni dünyanın taşıyıcısı ve yönlendiricisi konumuna gelmiştir. Küresel ve bölgesel ticarette Çin'in rekabet yeteneklerini sürekli olarak arttırması, eğitimli insan gücü, teknolojik ve alt yapı yatırımları ile dünya ticaretinden aldığı pay gibi avantajlar sayesinde hızla yükselmektedir. Çin'in yükselişi, uluslararası sistemde hegemon olan ABD tarafından tehdit olarak algılanması ve bunun sonucunda çeşitli yaptırımlar uyguladığı tarihsel verilerden anlaşılmaktadır. Bu çalışmada ABD'den Çin'e bir güç geçişinin olup olmayacağı ve bu geçişinin savaş ya da barış yoluyla mı olacağı konusu ele alınmıştır. Sonuç olarak, ilerleyen yıllarda Çin'in bu yükselişinin devam etmesi durumunda ABD'den Çin'e bir güç geçişinin gerçekleşeceği düşünülmektedir.

Amerika Birleşik DevletleriGüçGüç geçişkenleri kuramı+4
Duygu Çalışır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da orta sınıfların yükselişi: Refahın güce dönüşmesi

Bu tezin amacı, Mısır Devriminin itici gücünün orta sınıflar olduğu ve devrim sonrası düzenin yine orta sınıflar lehine bir atmosfer oluşturduğunun vurgulanmasıdır. Mısır?ın yaşadığı sosyal dönüşüm Eisenstadt?ın modernleşme kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Neo-patrimonyal toplumların modern döneme geçiş sürecinde tatbik etmesi gereken sistemsel değişimler Mısır siyasi ve ekonomik tarihi irdelenerek anlatılmaya çalışılmaktadır. Siyasi otoritenin devrilmesi ile başlayan devrimci sürecin devam edebilmesi ve saf devrime ulaşabilmek için eski rejimin kalıntılarının tasfiye edilmesi gerektiği çalışmanın ulaştığı sonuçlardan biridir. Müslüman Kardeşler ile başlayan İslami yükselişin ideolojik değil, gelir düzeyine göre değişen sınıfsal yapılanmanın bir parçası olduğu ise çalışmanın sonuçlarından bir diğeridir. Anahtar Sözcükler: 1. 2011 Mısır Devrimi 2. Orta Sınıf 3. Çoğul Moderniteler 4. Neo-patrimonyal Toplum 5. Saf Devrim

DevrimlerGüçModernite+5
Nilgün Eliküçük
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif kamusal alan üretiminde sosyal medyanın gücü: İşçi sendikaları üzerine bir inceleme

Son yıllarda internet ve internet aktivizminin gücü tartışılmakla beraber toplumsal hareketler bazında işçi sendikaları ve sınıf temelli eylemlerin internet kullanımları online aktivizm açısından tartışılabilir niteliktedir. İnternetin beraberinde gelişen sosyal medya, aynı zamanda sanal bir kamusal alan niteliği de oluşturduğu tartışmalar arasındadır. Sanal bir kamusal alanın oluşması toplumsal hareketlerin de sanal alandan reel alana taşınması anlamına gelmektedir. Sosyal medyanın kitle iletişimi gibi geniş bir iletişim ağı oluşturma potansiyeli de olduğundan sanal tartışma ve uzlaşma alanı niteliği taşımaktadır. Sosyal medyanın toplumsal hareketler ve aktivizme nasıl yer açtığı bu sendikaların paylaşımları üzerinden belirlenmiştir. Sosyal medyanın toplumsal hareketlerde ve alternatif kamusal alan üretimindeki potansiyelini ortaya çıkarmak için Türkiye'deki dört önemli sendikalardan DİSK, KESK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ konfederasyonları incelemeye alınmıştır. Bu çalışma, alternatif medyanın, sınıf temelli ve demokratik bir platform sağlamasında bu dört sendikanın twitter sitelerinin rollerini ve sendikal hareketlerin güçlendirilmesi açısından potansiyelleri incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, sosyal medya aktivizminin alternatif bir kamusal alan yaratmadaki potansiyelini tartışmaktadır. İşçi sendikalarının twitter hesapları üzerinden yürütülen çalışmada; sosyal medya kullanımı, hangi durumlarda yoğun kullanıldığı, hangi konularda paylaşımlar yapıldığı ve paylaşımların yoğunlukları kategoriler şeklinde içerik çözümlemesi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, İnternet, Sosyal Medya, Aktivizm, İşçi Sendikaları

AktivizmGüçKamusal alan+3
Halime Kök
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hoşgörünün felsefi temelleri

İnsan tabiatı gereği ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bir arada yaşamak zorundadır. Bir arada yaşama zorunluluğunun beraberinde getirdiği zorlukların nasıl aşılabileceği, önemlidir. Bu zorlukları aşma ve bir arada yaşama imkânı olan hoşgörünün felsefi temellerini, imkânını, sınırını ve amacını ortaya koymak hoşgörü bilincini oluşturmak bakımından önemlidir. İlk bölümde, bir arada yaşama problemine çözüm olarak sunulan hoşgörü kavramı ve aynı anlamda kullanılan, tolerans ve müsamaha kavramlarının, kelime ve terim anlamları açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çalışmayla hoşgörünün tarihsel seyri, felsefi bir problem olarak gelişim aşamaları kaydedilmiştir. İkinci bölümde; evrensel ve mutlak hakikatin varlığı üzerinde durulmuştur. İnsanın hakikat arayışında dogmatik ve empirik anlayışın, hoşgörü açısından etkisi değerlendirilmiştir. Hoşgörünün; hakikat, özgürlük, toplumsal sözleşme, güç teorisi, demokratik toplum ve laiklik açısından imkânı, sınırlılıkları ve önemi ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde hoşgörünün felsefi temelleri üzerinde durulmuştur. Bir arada yaşamaya engel olan farklılıkların sebepleri üzerinde durulmuş, güç istenci ve toplumsal sözleşmenin hoşgörülü olmaya katkısı incelenmiştir. Demokrasi ve laiklik hoşgörü bakımından değerlendirilmiştir. Ayrıca Batı, Doğu, İslam Dünyası ve günümüz hoşgörü bakımından kısaca gözden geçirilmiştir. Bilinmelidir ki bütün toplumlar açısından hoşgörünün toplumsal barışı sağlamada çok önemli olduğu sonucu yadsınamayacak bir gerçektir.

Demokratik toplumDinGüç+6
Öznur Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İran ve ABD/İsrail güç mücadelesi: İran'ın nükleer silah elde etme çabaları ve muhtemel senaryolar

Son dönemde İran'ın nükleer çalışmaları dünya gündemini meşgul eden konuların başında gelmektedir ve açık kaynakta taraflar arasında devam eden gerginliğe ilişkin olarak sayısız savaş senaryoları üretilmektedir.Taraflar arasında devam eden gerginlikte, ABD ve İsrailli üst düzey yetkililer İran nükleer faaliyetlerinin nükleer silah üretimine yönelik olduğunu ve İran Nükleer Programının durdurulamaması halinde askeri harekat dahil her türlü seçeneğin masada olduğunu ifade ederken; nükleer çalışmalarını kesintiye uğratmadan sürdüren İran, bundan geri adım atmayacağını, nükleer çalışmalarının barışçıl olduğunu ileri sürmektedir.BM çatısı altında devam eden müzakerelerden bir sonuç alınamaması halinde; tarafların küresel güç mücadelesi kapsamında çatışan menfaatleri neticesinde bir savaşa girebileceğine dair kuvvetli belirtiler görülmektedir. Söz konusu olası savaşın sonuçları sadece Orta Doğu'yu değil, tüm dünyayı etkileyecektir.Anahtar Sözcükler:1.İran Nükleer Programı2.Orta Doğu Güç Mücadelesi3.İran-ABD Gerginliği4.İran Savaş Senaryoları5.Hedef İran6.Orta Doğu

Amerika Birleşik DevletleriGüçGüç dengesi+7
Mehtap Pınar Işık Ergül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Güçlü yön temelli yaklaşımın yükseköğretimde ingilizce dersinde devam, akademik başarı ve motivasyon üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Güçlü Yön Temelli Yaklaşımın (GYTY) İngilizce dersinde devam, akademik başarı ve motivasyon üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla 2011- 2012 akademik yılı Bahar yarıyılında Bartın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümlerinde öğrenim gören birinci sınıf öğrencilerinin katıldığı deneysel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın örnekleminde, deney grubu olarak Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden 33 öğrenci ve kontrol grubu olarak da Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden 33 öğrenci olmak üzere toplam 66 öğrenci yer almıştır. Uygulama haftada iki saat olarak okutulan İngilizce dersinde yapılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Devam ve akademik başarı değişkenlerine ait öntest verileri aynı akademik yılın güz döneminde, motivasyona ait veriler ise uygulamanın yapıldığı bahar yarıyılı başında elde edilmiştir. Bütün bağımlı değişkenlere ait sontest verileri ise uygulamanın yapıldığı bahar yarıyılı sonunda elde edilmiştir. Çalışma kapsamında öğrencilerin yetenek temalarını belirlemek için Donald O. Clifton tarafından geliştirilen internet tabanlı Clifton güç bulucu ölçeğinden (Gallup, 1998) yararlanılmıştır. Öğrencilerin motivasyon düzeylerine ilişkin veriler ise Robert C. Gardner (1985b) tarafından geliştirilen Tutum / Motivasyon Test Havuzundan alınan motivasyon ölçeği ile elde edilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin İngilizce dersine devam oranlarını gösteren veriler ise araştırmacı tarafından hem güz döneminde hem de bahar döneminde haftalık olarak alınan ders yoklama belgelerinden alınmıştır. Öğrencilerin akademik başarı düzeyleri hakkında bilgi edinmek için araştırmacı tarafından güz ve bahar yarıyılında uygulanan yıl içi ve yıl sonu sınavlarından alınan puanlar esas alınmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin en baskın beş yetenek temasını belirlemek için kullanılan Clifton güç bulucu ölçeğinin ortalama güvenirlik katsayısı 0.79 olarak gerçekleşmiştir. Bir diğer veri toplama aracı olan motivasyon ölçeğinin öntest uygulamasındaki güvenirlik katsayısı 0.88, sontest uygulamasındaki güvenirlik katsayısı ise 0.91 olarak bulunmuştur. Araştırma sonucunda, öğrencilerin yetenek temaları içinde en sık rastlanan yetenek temalarının 16 öğrencinin sahip olduğu düzelten, 11 öğrencinin sahip olduğu sorumlu ve 9'ar öğrencinin sahip olduğu tedbirli, fikir ve öğrenici olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin motivasyon puanlarının öntest ve sontest ortalamalarının deney grubu için 100 puan üzerinden 69, kontrol grubu için 64 olduğu belirlenmiştir. GYTY'nin öğrencilerin derse devam oranını deney grubu lehine olmak üzere artırdığı, ancak akademik başarıları ve motivasyon düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı araştırmada ulaşılan diğer sonuçlardır. Hem dünya hem de ülkemiz için çok yeni bir çalışma alanı olan GYTY'nin farklı çalışmalara konu edilerek ayrıntılı olarak araştırılması, eğitim sürecinin daha verimli olmasını isteyen karar vericiler için yeni bir alternatif bulunması açısından önemli görülmektedir.

Akademik başarıDevamlılıkGüç+7
Emrullah Yılmaz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

İktisat ve güç

Bu tezin amacı iktisatta güç meselesini incelemekti. Bu nedenle, İktisat ve İktidar tezi, iktisat, endüstri ilişkileri, kamu maliyesi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler disiplinlerini içeren disiplinler arası bir çalışmadır. İktidar kavramı ve sorunsalı bu disiplinlerde merkezi önemde olduğu için, tez zorunlu olarak neredeyse bütün sosyal disiplinleri kapsamıştır.Tez tarihsel ve sosyal olmadığı ve gerçekte güç sorununu dışladığı için, anaakım iktisat perspektifi olan Walrasian iktisadı eleştirmiştir.Tezde güç ilişkilerini, firma, piyasa, ulus devlet ve küresel düzeylerde ele almıştır. Bu bakımdan, sınıflar arası mücadele ve sınıf içi rekabet anahtar açıklayıcı değişkenler olarak kabul edildi. Anahtar Sözcükler1.İktisat 2.Güç 3.Sınıf 4.Rekabet 5. Mücadele

DevletEkonomiGüç+4
M.kemal Doğru
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects