Liberalism

116 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kusurlu demokrasilerde korku ve dış politika ilişkisi

Bu çalışmada kusurlu demokrasilerde korku ile dış politika tercihleri arasındaki ilişkiye odaklanılmaktadır. Çalışmadaki ana düşünce, liberal demokrasilerden farklı olarak, kusurlu demokrasilerin ülkedeki ekonomik refahın dağıtımı konusunda bir korku motivasyonuna sahip olduğudur. Bu motivasyonu anlamak ve analiz etmek için kaynakların keyfi dağıtımı, yolsuzluk ve ahbap-çavuş kapitalizmi seviyesi müdahil değişken olarak incelenmiştir. Bu değişkenlerin yüksek olduğu ülkelerdeki hükümetlerin denetimsizliği ise bağımsız değişken olarak tanımlanmıştır. Liberal ve kusurlu demokrasilerin dış politikada yaşadıkları çatışma/anlaşmazlık sayıları bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Çalışma göstermektedir ki, kaynakların keyfi dağıtılmadığı, yolsuzluğa karşı şeffaflığın yüksek olduğu ve iktisadi düzenin ahbap çavuş kapitalizmine dayanmadığı liberal demokrasiler daha barışçıl ve daha az çatışmacı dış politika tercihlerinde bulunurken; kaynakların keyfi dağıtıldığı, yüksek yolsuzluğun-düşük şeffaflığın olduğu ve ahbap-çavış kapitalizminin yüksek olduğu kusurlu demokrasiler daha çatışmacı ve daha az uzlaşmacı dış politika tercihlerinde bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Korku, Kusurlu Demokrasi, Yolsuzluk, Çatışma, Liberalizm

DemokrasiKorkuLiberalizm+3
Çağrı Pehlivanlı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Liberal feminizm bağlamında Angela Merkel'in siyasi mücadelesi ve ortaya çıkan lider profili

Feminizm, erkeğin sahip olduğu tüm haklara kadının da sahip olması gerektiğini savunan ve kadının toplum içindeki rolünü genişletmeyi amaçlayan bir yaklaşımdır. Teori, uluslararası sistemdeki olay ve olguların açıklanması için toplumsal cinsiyetin analizlere dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Liberal feminizm, kadın ile erkeğin bütün alanlarda eşit haklardan yararlanması gerektiğini savunurken özellikle, kadının siyasi kurumlarda yer alması ve temsil edilmesi gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Kadın, siyasi yaşama katılımında, cinsiyetinden dolayı ikincil konuma itilmekte, siyasette hakim olan erkek egemen yapının da etkisiyle birçok engel ile karşılaşmaktadır. Bu engellerin ortadan kaldırılmasıyla siyasi yaşamda başarılı olabilecektir. Angela Merkel, 2005 yılından 2021 yılına kadar dört dönem Almanya Şansölyeliğini yürüten dünya siyasetinin en etkili liderleri arasındadır. Merkel, 2000 yılında partisi CDU' nun ilk kadın başkanı olmuştur. CDU, toplumsal cinsiyet açısından ileride olan ve kadın problemlerini esas alan bir parti profilinde değildir. Merkel parti içinde ve siyasi yaşamında birçok engel ile karşılaşmış bu engelleri aşarak siyasi kariyerinde yükselebilmiştir. 2005 yılında şansölye seçildiğinde ülkesinde bu görevi yapan ilk kadın olurken en genç şansölye unvanına da sahiptir. Bu tez liberal feminizm varsayımlarıyla erkek egemen siyasi yaşamda kadının cinsiyetinden dolayı önüne çıkan engeller arasındaki ilişkiyi ve bu engeller ortadan kaldırıldığında kadının siyasi yaşamda başarılı olabileceğini açıklamayı amaçlamıştır. Liberal feminizm perspektifinden siyasal yaşamda kadının önüne çıkan engellerin Angela Merkel özelinde incelenmesinin sebebi şansölyenin bir kadın olarak hem Alman siyasetinde hem de dünya siyasetindeki etkin rolüdür. Anahtar Kelimeler: Angela Merkel, Kadın, Liberal Feminizm, Siyasi Yaşam

AlmanyaFeminizmKadın politikacılar+6
Sümeyya Güven
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticari liberalizm kuramı çerçevesinde Türk ticaret diplomasisi faaliyetlerinin değerlendirilmesi

Yakın dönemde ortaya konan bazı çalışmalar, ticaret ile barış ve işbirliği arasındaki ilişkiyi ülkelerin siyasi rejimleri ve yönetim tarzları ile ilişkilendirmiş, demokratik rejimlerin ticaretin getirdiği kazançları koruma noktasında otoriter rejimlere göre daha istekli olduğunu ortaya koymuştur. Bu tezde, söz konusu akademik çalışmalardan yola çıkılarak, Türkiye'nin 1999-2019 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İran, İsrail, Mısır, Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan ile siyasi ve ticari ilişkileri incelenmiş, bahse konu dönemde ortaya çıkan siyasi krizlerin ticari ilişkilere ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla sahada yapılan ticaret diplomasisi faaliyetlerine nasıl etki ettiği irdelenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar Türkiye'nin demokratik ülkeler ile yaşadığı krizlerin ticarete ve ticaret diplomasisi faaliyetlerine olumsuz bir etkide bulunmadığını, ancak otoriter ülkelerle yaşanan krizlerin hem ticareti hem de ticaret diplomasisi faaliyetlerini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışmada yer alan tespit ve değerlendirmeler dış ticaret rakamları, yatırımlar ve kişi hareketlerine bakılmak suretiyle oluşturulmuş, kriz dönemlerinde söz konusu ülkelerde görev yapan ticaret diplomatlarının aktardıkları ile doğrulanmıştır.

BarışDiplomasiLiberalizm+4
İnan Yıldırımlıdal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Feodalizmden liberalizme Avrupa'da Devrim Hakkı

Direnme hakkı günümüzde bilinen ve benimsenen şekliyle siyasal iktidar karşısında sergilenen sivil itaatsizliği değil gerekirse onu ortadan kaldırıp yerine yenisini getirmeyi içeren başkaldırıyı ifade eder. Devrim Hakkı'nın teorik gelişimi incelenirse direnme hakkı ve Devrim Hakkı'nın ayrı şeyler değil, bir ve aynı şey olduğu görülecektir. Hukuk ve siyaset filozofların direnme hakkına ilişkin ortaya koyduğu düşünsel birikim tiran kavramını yaratmak ve tiranı devirmekle başlar. Temel iddia tiranın adaletsizliği olduğu için, önce doğru adaletin tespit edilmesi, sonra yanlış adaletin yerine koyulması gerekir. Bu sebeple siyasal iktidarı devirmenin meşru sebebi olarak zaman içinde tanrısal hukuk ve doğal hukuk araç edinilmiştir. Yönetilenlerin yürürlükteki hukukun karşısına tanrısal hukuku koyabilme cüreti gösterip gösteremeyeceği konusunda temel kopuş Hippolu Augustinus ve Aquinolu Thomas felsefelerinde görülür. Bir kez cüret gösterilebildikten sonra, tartışma tanrısallık perspektifinden uzaklaşmaya ve seküler temelde gerçekleştirilmeye başlamıştır. Liberal filozoflar, yaşanan iki aşamayı sentezleyici biçimde, yürürlükteki hukuku doğal hukuk ve tanrısal hukukla birlikte sınayarak siyasal iktidara itaat ve itaatsizlik hakkında yeni bakış açıları geliştirmişlerdir. Avrupa'da bu uğrakta kökleşen toplum sözleşmesi teorisi, iktidar ve yönetileni, Tanrı huzurunda taraf olunmuş bir sözleşme etrafında eşitlemiştir. Kurucu sözleşmeyle belirlenen sorumlulukları yerine getirdiği sürece siyasal anlamda yönetilenden üstün olan iktidar, sözleşmeyi ihlal ettiği andan itibaren yönetilen tarafından eşitiymiş gibi muamele görür. Ya sözleşmenin şartlarına uymak için üzerine düşeni yerine getirir ya da sözleşmenin aslına uygun biçimde ortadan kaldırılarak değiştirilir. Tiranın bozuk adaletinin düzeltilmesinden sözleşme şartlarının tazelenmesi fikrine varan süreçte her filozof Devrim Hakkı'nın koşulsuz savunucusu değildir ancak siyasal iktidarın devrimlere yol açmaması için benimsemesi gereken tutumu ortaya koymuşlardır. Bu birikim sayesinde devrimler rafa kaldırılmış, Devrim Hakkı hak olmaktan çıkarılmıştır.

DevrimlerDirenme hakkıFeodalizm+5
Evrim Haznedaroğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Liberal theories of self-determination: Towards peaceful settlement of self-determination disputes

The right to self-determination has stood the test of the time and is still a topic of academic discussion even though the decolonization process is thought to have ended long ago. Today's debates on self-determination are largely focused on what justifies a group's right to self-determination and under what conditions such claims are regarded to be legitimate beyond the decolonization context. After scrutinizing the history of the self-determination concept and examining relevant international legal instruments promulgated during the United Nations era, this thesis evaluates the mainstream liberal theories of self-determination. Upon finding that the Remedial Right Theory does not rest upon morally acceptable philosophical foundations, this thesis suggests a revision of the remedial right paradigm in order to improve it by eliminating the requirement for a moral threshold that the group has to endure before being able to exercise its right to external self-determination.

PeaceUnited NationsSelf-determination+5
Selçuk Ruscuklu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medyanın liberalleşmesi sonrası post-truth kavramı: Afgan göçmenlerin durumlarının medyadaki yansımaları

Bu tez çalışmasında; liberalleşen medya sonrası ortaya çıkan post-truth kavramı incelenmektedir. Kavram, liberalleşmenin yaşanmasından sonra birçok alanda faaliyet gösteren iş insanlarının medya sektöründe de etkin rol almasının etkileri üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda medya patronlarının farklı sektörlerde de iş faaliyetlerini sürdürmesinin haberler üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu durum ise Afganistan'da yaşanan olayların ardından oradaki insanların Türkiye'ye göçmesi üzerinden ele alınarak Afgan göçmenlerin durumlarının nasıl işlendiği ana akım, muhalif ve alternatif medyadaki haberlerde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerin ardından Afgan göçmenlerin ana akım, muhalif ve alternatif medyada farklı ele alındığı, diğer iş kolları nedeniyle hükümet ile ikili ilişkileri olan medya patronlarının kuruluşlarındaki haberlerin de tamamen iktidarın görüşüne göre okura sunulduğu saptanmıştır. Muhalif medyadaki haberlerin, benimsenen ideolojik görüş çerçevesinde ele alındığı değerlendirilirken, alternatif medyada azınlık haklarının korunduğu ve okura doğru bilgiyi aktarmanın ön plana çıktığı saptanmıştır.

AfganistanGöçmenlerHaberler+5
Melih Kadir Yılmaz
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetçi ve liberal düşüncede özgürlük kavramı: Pettit ve Rawls üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Özgürlük kavramı, üzerindeki öznel değerlendirmelerin neden olduğu belirsizlikler bir yana bırakılırsa siyaset bilimi, felsefe, sosyoloji, sanat ve edebiyat metinlerinde tarih boyunca üzerinde durulan bir kavram olagelmiştir. Bununla birlikte özgürlük, siyaset teorisinde bazı ideolojik pozisyonların ve düşünce geleneklerinin de başat değerini oluşturmuştur. Bunlar arasında liberal teori ile cumhuriyetçi düşünce geleneği önemli yer tutmaktadır. Ancak tarihsel süreçte farklı fraksiyonlara ayrılan liberal ve cumhuriyetçi düşüncenin özgürlük yorumları da farklılaşmıştır. Liberal teoride özgürlük, müdahalesizlik bağlamından (devlet) müdahale (sine) evrilerek bir kırılma hattı oluştururken, cumhuriyetçi düşünce geleneğinde de başlarda siyasal topluluğun egemen karşısındaki konumuna ve siyasal katılıma imlenen özgürlük, keyfi müdahalenin önlenmesi ve tahakkümsüzlük bağlamında yeniden yorumlanmıştır. Bu çalışmada; liberal teori ve cumhuriyetçi düşünce geleneğinin özgürlüğü ele alış biçimleri Philip Pettit ve John Rawls'un görüşleri doğrultusunda incelenecektir. Bu bağlamda her iki düşünürün özgürlük nosyonu ve buna ilişkin metodolojik yaklaşımı ele alınacaktır. Bununla birlikte özgürlük kavramının müdahale-müdahalesizlik-tahakküm eksenindeki gelişimi değerlendirilecektir Çalışmanın amacı, özgürlük kavramının tarihselliğini ortaya koymanın yanı sıra; refah devleti tartışmalarında başat figür olarak müdahale meselesini normatif politik teoride kuramsallaştırarak müdahalesizlik-müdahale hattında önemli bir kırılma ekseni sunan Rawls ile çağdaş cumhuriyetçiliğin özgürlük kuramcısı olarak bilinen ve özgürlük tartışmalarına bir üçüncü yol öneren Philip Pettit'in tahakkümsüzlük bağlamının irtibat noktalarını soruşturmaktır. Anahtar Sözcükler Özgürlük, Müdahalesizlik, Tahakküm, Liberalizm, Cumhuriyetçilik

CumhuriyetçilikKarşılaştırmalı analizLiberalizm+5
Batıkan Aksoy
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

F. A. Hayek'te kültür kavramı ve bu kavramın düşünürün ilerleme ve uygarlık yaklaşımlarıyla ilişkisi

Bu tez, kültür kavramını klasik liberal çerçeveden ele alarak tarifini ortaya çıkarmaktadır. Klasik liberal felsefenin temel kaynakları incelendiğinde, sosyal bilimlerin ve sosyal teorinin temel kavramlarından biri olan kültüre ilişkin olarak, bu geleneğin önde gelen düşünürlerinden neredeyse hiçbirinin özel bir çalışması yoktur. Klasik liberal geleneğin düşünürlerinin genelinin bir sosyal teorisi ya da sosyal düzenin ortaya çıkışına ilişkin görüşleri olmasına rağmen, çalışmalarında kültür meselesi ya çok sınırlı işlenmekte ya da hiç işlenmemektedir. Bu durum, klasik liberallerin yalnızca ekonomi ve siyaset üzerine odaklandığı yönünde önemli bir eleştiriyi karşımıza çıkarırken, bu eleştiriye ilişkin bir yanıtın verilmesiyle siyaset felsefesi alanındaki önemli bir sorunun cevap bulmasına da katkı sağlanacağı düşünülmektedir. Tez, bu amaca bağlı olarak, Hayek'in sosyal teorisindeki kültüre ilişkin görüşlerini incelemiş ve bu görüşlerin, siyaset teorisi bakımından çerçevesini çizmeye çalışmıştır. Sosyal teorisi, insanın öğrenme kabiliyetinden toplumsal düzenin ortaya çıkmasına kadar bir bütünlük ve tutarlılık ortaya koyan, bu bakımdan klasik liberal geleneğin önemli çağdaş düşünürleri arasında yer alan Hayek'in görüşlerinin incelenmesinin, kültür kavramı bakımından klasik liberal bir tarif elde etme yönünde önemli olduğuna inanıldığı için tez boyunca Hayek'in sosyal teorisinde, bu kapsamdaki görüşleri ele alınmış ve bu görüşlerin siyaset teorisi bakımından bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Hayek, FriedrichKültürLiberalizm+2
Arda Akçiçek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Humanitarian intervention realist concerns of liberal aims: A comparative study of Somalia and Rwanda

Humanitarian intervention, which aims to carry out one of the noblest intentions, seeking to rescue populations that are getting eradicated by their compatriots, and which is conducted via internationally legitimate actions, is a highly debated topic in international politics. The driving forces behind the intervention, i.e. whether it is interest or empathy/help, combined with the question whether intervention in a sovereign state is legal or not, are the main problems of the humanitarian intervention debate. This thesis compares two humanitarian interventions – Somalia (1992) and Rwanda (1994) – conducted by the United Nations to find out realist concerns within humanitarian interventions, as a form of the ultimate liberal cause in current international politics. By doing this, this thesis discusses the prevalence of the realist international politics theory even in liberal aims in an era of increasingly globalized foreign policy.

United NationsLiberalismRealism+5
Nadire Pınar Genç
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation of the reciprocal relationship between cognitive style and political ideology

Although there are studies relating low-effort or intuitive thinking with political conservatism, there are no studies that systematically investigate the reciprocal relation between cognitive style and political ideology. In this research, we first examined the relation of analytic thinking style and political conservatism while controlling for demographic variables, need for cognitive closure, personality traits, religiosity and general cognitive ability (Study 1) and found that reduced analytic thinking predicts social conservatism and political identity but not economic or personal conservatism. In Study 2, we attempted to direct participants toward intuitive thinking by a cognitive load manipulation to see whether they would become more conservative as a result but a manipulation check indicated that the manipulation had failed. In Study 3, we gave a brief analytic thinking training and observed an increase in liberal opinions on a number of issues but no long term change in political attitudes. In Study 4, we attempted to test the reverse causal relation by directing participants toward liberalism or conservatism through passages arguing for the necessity of these political positions and seeing whether this would produce a shift in cognitive style but a manipulation check indicated that participants did not find the passages persuasive. Overall, the results indicate that social conservatives tend to think intuitively while liberals tend to think analytically and that being led to think more analytically increases social liberal (contextualized and less stable) opinions. Furthermore, the results suggest that people's long term political attitudes are resistant to experimental manipulations.

Cognitive stylesLiberalismConservatism+3
Onurcan Yılmaz
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessEN

The role of theology in the birth of classical liberal political philosophy in the West

This thesis analyses the role of theology in the birth of classical liberal political philosophy in the West. It aims to show that, like every system of ideas, liberalism is indepted to theology and metaphysics, and that Christian theology has played a major role in the birth thereof. It eventually argues that in the early modern age liberal political theory was grounded on very basic premises that were borrowed from Christian theology. Keywords: liberalism, political theology, political philosophyBu çalışma, Batı'da klasik liberal siyaset felsefesinin doğuşunda teolojinin rolünü incelemektedir. Çalışmanın amacı, her düşünce sistemi gibi liberalizmin de, teoloji ve metafiziğe borçlu olduğunu ve liberalizmin doğuşunda Hıristiyanlığın önemli bir rol oynadığını göstermektir. Nihaî olarak bu çalışma erken modern dönemde liberal siyaset teorisinin, Hıristiyan ilahiyatından alınan bazı önkabuller üzerine kurulduğunu iddia etmektedir. Anahtar Kelimeler: liberalizm, siyasî ilahiyât, siyaset felsefesi

PhilosophyLiberalismPolitical philosophy+1
İsmail Kurun
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Erken Cumhuriyet devrinde Türk liberalizminin ikilemleri: Ahmet Ağaoğlu

This thesis examines Ahmet Ağaoğlu, a nationalist intellectual, at the same time one of the important figures of Turkish liberalism during the Early Republican Period in the Turkey. The concepts in which the liberal attitude in Ağaoğlu is observed and the dilemmas which are incompatible with classical liberalism in these concepts constitute the field of examination of this thesis. In this study, by examining Ağaoğlu's liberalism in the Early Republican Period it will be presented that the liberal values he defended during this period are not based on classic liberalism and its values but based on liberal nationalism. It will be shown that Ahmet Ağaoğlu's main controversy, and his liberal contradictions at the Early Republican Period are in fact not a contradiction but a characteristic of its liberal nationalist attitude, and that contradictions can be assessed in the context of Kemalist power-intellectual relations are also based on his eclectic ideology. Keywords: liberalism, liberal nationalism, Turkish liberalism, Early Republican Period

KemalismAğaoğlu, AhmetLiberalism+4
Hüseyin Arif Kınacı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Understanding of political and moral thought of Benjamin Constant in his historical and intellectual context

Benjamin Constant (1767-1830) was a Swiss-French philosopher in the late eighteenth and early nineteenth century. As well as one of the France's leading writers, Constant was also a journalist and an active politician. The importance of Constant stems from the fact that he was the first thinker in France who used the term 'liberal' to describe his political stance. Constant constructed his ideas mainly on liberty, more specifically individual liberty, and opposition to despotism and absolute authority. Although he experienced the Age of Enlightenment, he got inspired by romanticism and therefore he did not only eulogize pure reason, but also he embraced the importance of sentiments. In this context, this thesis was a descriptive study which is mainly based on literature review and Constant's own works. It was aimed to analyze Constant's political and moral philosophy in his intellectual and historical context from a liberal perspective. It was focused on his intellectual biography and his thoughts on the concepts of liberty, sovereignty, constitutional order, commerce, romanticism and religion. It was reached the conclusion that Constant's ideas were a composition of republican, conservative and liberal values and because he modified or reconstructed his ideas in accordance with social structure and conditions of the period, he was a pragmatic liberal. Finally, there were no sufficient studies on Constant in Turkey. Therefore, it is thought that this thesis contributed to the literature of political theory by introducing Constant's philosophy in details. Keywords: Benjamin Constant, Liberalism, France, Liberty

Moral philosophyMoral valuesConstant, Benjamin+6
Pınar Gündoğdu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The republicanism of Philip Pettit in times of crisis

The literature on the long tradition of republicanism has burgeoned in the past few decades. Republicanism with its distinctive theoretical and historical features distinguishes itself from other familiar political theories such as populism and liberalism. The idiosyncratic element in Philip Pettit's idea of republicanism is its special concern for liberty as non-domination. The concept of domination simply denotes arbitrary interference of one's affairs and differs from the liberal definition of liberty as non-interference. It is the central republican concept that determines many aspects of republicanism, including its understanding of the law. In western political theory on republican ideals, there are some missing points regarding the relationship between law and republicanism. Therefore, the theoretical relationship between domination and law should be established. I argue that this conceptual relation can only be understood in terms of critical thinking that could possibly be directed against both republicanism and its hegemonic rival, liberalism. In this respect, we must have recourse to a controversial figure, Carl Schmitt in order to assess the vulnerability of republicanism to his criticisms of liberalism. Thus, the thesis question is the following: To what extent Pettit's republicanism is vulnerable to the two criticisms of liberalism addressed by Schmitt. The first one is that liberalism as a neutral worldview has no existential enemy. Second, liberalism has no ideological capacity to respond to the state of exception. From Pettit's republican perspective, I will conclude that Pettit's neo-republicanism is not as sensitive as liberalism to the Schmittian criticisms and has substantial theoretical resources to defy such criticisms via stressing its ideological and conservative character.

RepublicanismCrisisCrisis management+3
Enes Güran
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik ortaöğretim yönetici ve öğretmenlerinin mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin görüşleri

Bu araştırmada mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin mesleki ve teknik anadolu liselerinde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin nasıl olduğunun cevabı aranmıştır. Kavramsal alt yapının oluşturulmasına dönük olarak öncelikle özelleştirme kavramı ile ilgili siyasi, iktisadi ve toplumsal alanlarda alan yazın taraması yapılmıştır. Bunun ardından özelleştirme ile ilgili eğitim alanındaki algılara yönelik alan yazın taraması yapılmıştır. Tüm bunlarla beraber araştırmanın konusunu oluşturan mesleki eğitim ile ilgili alan yazın taramasının yapılmasıyla beraber özelleştirme ve mesleki eğitim konusu ele alınmıştır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği çalışma için araştırmacı tarafından mesleki eğitimde özelleştirmeye ilişkin görüşler ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek araştırma için gereken verileri toplayacak toplumsal fayda, insan kaynakları ve finansman olmak üzere üç boyutlu bir model oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde mesleki ve teknik anadolu liselerinde görev yapan tüm öğretmenler içinde 378 öğretmen oluşturmuş ve araştırmaya katılan 484 öğretmenin görüşleri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde mesleki eğitimde özelleştirmeye yönelik öğretmen görüşlerinin tüm boyutlarda olumlu olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin verdiği cevaplar göz önünde bulundurulduğunda özelleştirme ile ilgili en büyük kaygının toplumsal fayda boyutunda yaşandığı anlaşılmıştır.

Anadolu meslek liseleriEğitim yönetimiLiberalizm+7
Yalçın Sever
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Liberal siyasal ontolojinin ve epistemolojinin temelleri

Modern bilinç, Rönesans Dönemi ile başlayan klasik aşkın hakikat iddiasının sorgulanması ve yitirilmesiyle ortaya çıkan bir yabancılaşma sürecinin ürünü olarak gelişim göstermiştir. Tarihsel olarak liberal teori, modernitenin bu gelişim sürecinin siyasi ve ekonomik taşıyıcılığını üstlenmiştir. Dolayısıyla liberal teorinin moderniteye paralel olarak geliştiği söylenebilir. Bu bakımdan modernitenin determinizm-özgür irade (disiplin-özgürlük) düalizmiyle şekillenen gerilimli doğası ve modern bilincin meydana getirdiği ontolojik ve epistemolojik dönüşümler, kaçınılmaz olarak liberal teoride varlığını sürdürmüştür. Modernitenin bu yapısı karşısında liberal teorinin ideali, bireysel ve toplumsal ilişkilerin rasyonalizasyonunu mümkün kılarak, sürdürülebilir bir toplumsal uzlaşıyı sağlamaktır. Bu amaçla yeni bir siyasi ve iktisadi anlayışa sahip bir toplum tasavvuru meydana getirme çabasında olmuştur. İfade edilenler çerçevesinde bu çalışmanın amacı, liberal teorinin hakikate dair düşünsel arka planı çerçevesinde ontolojik ve epistemolojik temellerinin ortaya konmasıdır.

EpistemolojiLiberal kuramLiberalizm+4
Halil İbrahim Karatoprak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-liberalizmin kamu yönetimini dönüştürme etkisi: Türkiye'de bağımsız yönetimsel kurullar örneğinde bir inceleme

Liberalizm, her dönem devlet yapılanmasını doğrudan etkilemiştir. Özellikle 1980 sonrası dönemde uygulanmaya başlanan neo-liberal politikalar, ülkelerin ekonomik, siyasal, sosyal ve hukuki yapılanmalarına doğrudan etkide bulunarak, kamu yönetimi düzeneğini dönüştürmektedir.1990'lı yıllarla birlikte ?yönetişim? modeli ile ifadesini bulan bu süreç, yönetim dizgesinde köklü değişiklikler öngörmekte, siyasal karar alma düzeneğinde yeni aktörler tanımlamaktadır. Daha fazla demokrasi sloganları ile sunulan bu model, temelde yabancı ve yerli sermaye sahiplerini siyasal karar alma düzeneğinin yeni aktörleri olarak sürece dahil etmekte, diğer toplum kesimlerini ise devre dışı bırakmaktadır. Yönetişim modeli ile yönetim düzeneğinin içinde yer alan kurum ve kuruluşların yapısı ve işleyişi de yeniden tanımlanmakta ve bazı yeni kurumsal yapılar oluşturulmaktadır.Bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çıkan Bağımsız Yönetimsel Kurullara, yasama, yürütme ve yargı organlarına ait olması gereken bazı üst düzey yetkiler devredilmektedir. Yetki ve görevleri açısından geleneksel yönetim yapılanması içinde ayrıksı bir konuma sahip olan bu yönetimsel örgütler, 1990'lı yıllardan itibaren ülkemizde de kurulmaya başlanmıştır.Kendilerine devredilen bu üst düzey yetkilerle, iletişimden mali kesime (sektöre), tarımdan enerji kesimine (sektörüne) pek çok alanda etkinlikte bulunan ve sayıları giderek artan Bağımsız Yönetimsel Kurullar, eylem ve işlemleri ile ulusal karar alma düzeneklerini devre dışı bırakmakta ve ulusal ekonomileri, küresel güçlerin çıkarları doğrultusundan yeniden yapılandırmaktadır.Böylece küresel sömürgeci bir dünya düzeni kurulmaktadır. Bu düzende devletin yeni işlevi, toplumun küresel güçler tarafından sömürgeleştirilmesini sağlamak olmaktadır.

Bağımsız idari otoritelerKamu yönetimiLiberalizm+2
Tahir Baysal
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Liberal ekonomi ile demokrasi arasındaki ilişki

Dünyada ve ülkemizde yaygın olarak devletin küçülmesi ve ekonominin liberalleşmesi ile demokrasi arasında zorunlu ilişki olduğu ileri sürülmektedir. Devletin bireyin özgürlüğünü tehdit ettiğini kabul eden liberal öğreti, devletin ekonomik yaşamı terk edip, savunma, adalet, dış politika konuları sınırlanması gerektiğini savunmaktadır. Liberal düşünce devletin küçülmesini sivil toplumun ve demokratik kurumların gelişmesinde temel koşul olarak görmektedir.Çalışmamızın ilk bölümünde liberal değerlerin demokrasi ile ilişkisi üzerinde bazı değerlendirmeler yapıldı. Bu bölümde liberal değerlerin demokrasi ile uzlaşan, dışlayan özellikleri tarihsel olarak incelenmeye çalışıldı. Liberal düşüncenin savunduğu negatif özgürlük, bireycilik düşüncesinin geleneksel ve değer yüklü (deontolojik) demokrasi anlayışları arasında muhtemel uyumlar ve uyumsuzluklar gösterilmeye çalışıldı. Ayrıca liberal düşüncenin savunduğu prosedürel adalet anlayışının demokratik hükümetler için sürdürülebilir politika olmadığı, hükümetlerin halkın gelir düzeyini artırıcı politikalar da takip etmesi gerektiği savunuldu. Serbest piyasa ile demokratik katılım ve 1980 yılından sonra uygulanmaya başlanan neo-liberal politikaların demokratik siyaset için uygun toplumsal koşullar yaratıp yaratmadığı konusu tartışıldı.İkinci bölümde kapitalizmin farklı tanımlanması ve algılanmasının demokratik teoriler için önemi üzerinde duruldu. Liberal düşünürler tarafından kapitalizm ile özgürlük arasındaki ilişki olduğu savunulmuştur. Bu liberal iddia bağımlılık, azgelişmişlik ve dünya sistemi teorisi gibi yaklaşımlar çerçevesinde eleştirilerek demokratik siyasal yapıların ortaya çıkışı ile dünya ekonomik sistemleri arasındaki ilişki değerlendirildi. Bu bölümde kapitalizmin ana unsurlarından olan kolonyal geçmiş, modern demokratik devletin oluşumu, üretim artışı ve Sanayi Devrimi, tüketim toplumu ile demokrasi arasındaki ilişki incelenmeye çalışıldı.Üçüncü bölümde, demokrasinin geleneksel ve modern anlamları ile liberal ekonomi arasındaki ilişki tartışıldı. Halk egemenliği ile piyasaya dayalı özgürlük anlayışı arasındaki olası gerilimli alanlar tespit edilmeye çalışıldı. Ayrıca genel eşitlik tanımından siyasal eşitlik tanımına geçişte demokrasi ile liberal değerler arasındaki uyumluluk incelendi.

DemokrasiEkonomiKapitalizm+3
Orhan Keskintaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessEN

1994-2016 Liberal Demokrat Parti, Türkiye

This study underscores the conditions of the liberal doctrine, and therefore the origins and theoretical infrastructure of the party's discourses are thoroughly explained. In addition, the development and transformation of liberalism from the Ottoman Empire to the Republic of Turkey is tackled in detail. Finally, the intellectual structure, ideology and characteristics of LDP are analyzed by use of miscellaneous variables. Furthermore, LDP's party programs, ideological perspective, election results, discourses of party leaders and Turkish citizens' perspective towards the party will be examined in detail. This research is framed around the following questions: What are the basic features, principles, policies, programs and targets of LDP? Which typology demonstrates resemblance to LDP? What is the organizational structure of LDP? And finally, does LDP reflect the features of Democratic Party organizations in modern societies?

Liberal Democratic PartyLiberal democracyLiberalism+2
Gizem Özsüt
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Yükselen populizmin liberalizm üzerinde etkileri

Liberalism is a political system that can be evaluated within a moral, ideological and social framework. Individual freedom and human rights, the limitation of state rights to constitutions, the rule of law, the free market economy, are the basic principles of this system that advocates politically liberal democracy. This study draws attention to the relationship between liberal doctrines and globalization and seeks to answer the question of whether it is possible to be liberal in today's world. Globalization is interpreted as a negative or positive present situation from different perspectives. In this study, the principles of liberalism in economic, political and administrative and cultural fields and the effects of globalization in these fields will be examined using comparative methods in different countries where liberalism emerges. The study also summarizes the issue and argues that the nations that claim to be liberal are wrong, pointing out that even though countries differ in their approaches in some of these areas, they in essence advocate similar liberal doctrines and that the consequences of globalization do not make it possible to be liberal today. Keywords: Liberalism, Liberal Doctrines, Liberal Democracy, Populism, Globalization, ComparativeMethod

Comparative methodComparative analysisGlobalization+3
Ezgi Görür
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Liberal opposition in Turkish political life in the late Ottoman empire and the role of Prince Sabahattin

The milestone reforms of the Ottoman Empire are the Tanzimat, the First and Second Constitutions. The Tanzimat Charter made Ottomanism the dominant ideology, paved the way for secularisation and led to the cultivation of an illuminated youth idealizing the concepts of equal citizenship, freedom and constitution. Consequently, it both contributed to the intellectual accumulation of the Ottoman intelligentsia and formed the basis of their political opposition. The first intellectual opposition, Young Ottomans, were the pioneers of the process concluding with the declaration of Kanun-i Esasi. Young Turks' struggle for the restoration of the suspended constitution, resulted in the declaration of the Second Constitution in 1908. The main objective of Young Turks fighting against Abdülhamit's absolutism, was the reestablishment of the constitutional monarchy. Once this was achieved, former divisions reappeared within the movement. This time, other Young Turks began to oppose the vanguard of the revolution, the Committee of Union which had now become the dominant and despotic power. The most influential figure among the opponents was undoubtedly, Prince Sabahattin, the sultan's nephew and ardent opponent, who also inspired other CUP opponents. The aim of this study is to analyze Sabahattin, always a subject of political polarization in Turkish political literature, objectively, to determine the intellectual foundations of his opposition and to interrogate the scientific basis and applicability of the social reforms he defended. Other opponent parties discussed in connection with Sabahattin's views has helped us determine the liberal positioning in that period. Key Words: Liberalism, Tanzimat Period, Kanun-i Esasi, The Second Constitution, Prince Sabahattin, Committee of Union and Progress, Decentralisation, Private Enterprise

Kanun-i EsasiLiberalismConstitutional Monarcy II+7
Melis Ergenekan
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki neo-liberal devlet anlayışının yükseköğretimdeki yapısal ve işlevsel dönüşümündeki rolü: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi örneği

Kapitalizmin 1970'lerde yaşadığı yapısal krizin sonucu olarak ortaya çıkan neo-liberal devlet anlayışı, devlet yapılanmasında sosyal devlet anlayışının terk edilip ?düzenleyici-etkin-yönetişimci devlet? modeline geçilmesini ifade etmektedir. Devlet anlayışındaki bu değişim, Türkiye'de 1980 sonrasında neo-liberal politikaların uygulanmasıyla, halen devletin büyük oranda sunduğu bir hizmet olan yükseköğretimin işlevi ve yapısında da önemli dönüşümlere yol açmıştır.Neo-liberal politikalarla birlikte, temel bir kamusal hizmet alanı olan yükseköğretim işlev, yapı ve isleyiş olarak dönüştürülmüş ve üniversiteler kamusal hizmet yükümlülüklerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Bu çalışmada, neo-liberal politikalar sonucu, devletin konumu ve işlevlerinin yeniden yapılandırma süreçlerinden hareket edilerek sürecin yükseköğretim açısından ne anlama geldiği irdelenmiş ve bu irdeleme ve anlama çabası, konunun önemli muhataplarından biri olarak görülen öğretim üyelerinin de görüşleri alınarak derinleştirilmiştir. Bu amaçla Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesinde görev yapan öğretim üyelerinin, neo-liberal devlet anlayışının, Türkiye üniversitelerinde meydana getirdiği değişimi/dönüşümü, ?üniversiteye? yüklenen anlam ve işlevler ile üniversite işleyişi açısından nasıl anlamlandırdıkları belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma betimsel nitelikte olup, nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya dokuz fakülteden on beş öğretim üyesi katılmıştır. Öğretim üyeleri, neo-liberal politikalarla birlikte, üniversitelerde önemli bir değişimin olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretim üyelerinin büyük bir çoğunluğu, Türkiye'de faaliyet gösteren üniversitelerden sadece köklü ve büyük üniversitelerin, kendi tanımlamış oldukları üniversite kavramıyla uyuştuğunu belirtmişlerdir. Araştırma faaliyetini yapan üniversitelerin azınlıktaki üniversiteler olduğunu ve bu araştırmalarında piyasa beklentisi doğrultusunda kurgulandığı, diğer üniversitelerin sadece birer istihdam sağlama yeri olduğunu, kamu kaynaklarının azaltılması sonucu üniversitelerin ve öğretim elemanlarının girişimci bir kimliğe büründüğünü ifade etmişlerdir.Anahtar Sözcükler: Kapitalizm, Neo-liberalizm, Neo-liberal politikalar, Yükseköğretim, Türkiye'de Yükseköğretim, Üniversite

Devlet anlayışıDönüşümEğitim+9
Filiz Deniz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of China's approach to Liberal International Order from theoretical and empirical points of view

Liberal International Order (LIO) remains embedded in the post-war US hegemonic order. This thesis delves into China's approach towards LIO from a theoretical and empirical perspective. A descriptive analysis is conducted utilizing secondary research. International relations theoretical understanding of socialization is considered. The evolution of the LIO, the domains of the LIO and its constitutive norms and principles are discussed. Socialization of China to the norms and institutions of the elements of the order is analyzed. The findings conclude that China pursues a diversified strategy to safeguard its national interests while striving to obtain a leadership position within the international order. Neither is China working to suppress the order nor is it staying as a passive subject to it. As an increasingly influential nation, China has displayed its willingness to challenge, mold and reform the aspects of the order which do not align with its values or threaten its national interests.

World orderLiberalismNormlar+4
Ifrah Walı
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Modern demokrasilerde güvenlik sorunu ve hukuk devleti

İnsanlar tarih boyunca güvende olmak için çaba göstermişlerdir. Eskiden bu çaba sadece can ve mal güvenliğinin sağlanması adına gösterilirken günümüz modern toplumlarında temel hak ve özgürlüklerin korunması adına da gösterilmektedir. Liberal egemenin varoluş amacı bireylerin güvenliğini, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını sağlamak olarak kabul edilmektedir. Liberal anlayış özgürlük ve güvenlik kavramlarını eş değer tutarak aralarında dengenin kurulması gerektiğine inanmaktadır. Bu inanç egemene imtiyazlar ve istisna alanları tanımaktadır. İmtiyazlar, günümüzün olağanüstü hâl uygulamalarının üstünde yükseldiği zemini oluşturmaktadır. Devletin güvenliği sağlamak adına kullandığı imtiyazlar, uyguladığı olağanüstü haller bireylerin özgürlüklerini tehdit etmektedir. Bu tehdit, demokratik kurumları ve hukuk devleti ilkesini hiçe sayan güvenlik temelli bir düzen oluşturmaktadır. Bu çalışmada, güvenlik kavramının liberal demokrasi içerisindeki konumu hukuk devleti çerçevesinde incelenmiştir. Bu çalışma için sırasıyla demokrasi, özgürlük ve hukuk devleti kavramları incelenmiştir. Nihayetinde güvenlik kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak örneklerle günümüz liberal demokrasilerinde hukuk devleti ekseninde özgürlük ve güvenlik dengesi incelenmiştir. Anahtar Kavramlar: demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, güvenlik, liberalizm

DemokrasiDevlet anlayışıGüvenlik+5
Büşra Sarpkaya
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects