Activities of daily living

100 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnme sonrası omuz ağrısı olan ve olmayan hastaların uyku kalitesinin, günlük yaşam aktivitesi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

İnme, önemli nörolojik kayıplara sebep olmaktadır. Buna ek olarak; gelişebilecek komplikasyonlar nedeniyle de hastalarda önemli morbiditeye yol açar. İnmeli hastalarda sık görülen komplikasyonlardan birisi de omuz ağrısıdır. Çalışmamızda, inme geçirmiş omuz ağrısı olan ve olmayan hastaların uyku kalitesi değerlendirildi ve uyku kalitesinin bu hastaların günlük yaşam aktivitesine ve yaşam kalitesine olan etkisi incelenmiştir. Çalışmamıza; son 18 ay içinde inme geçirmiş, omuz ağrısı olan ve olmayan toplam 32 hasta dahil edilmiştir. Tüm inmeli hastalar omuz ağrısı olan ve olmayan olarak iki gruba ayrılmıştır. Çalışmaya dahil edilen hastalara; omuz ağrı varlığının ve şiddetinin değerlendirilmesi için The ShoulderQ Anketi, uyku kalitesi değerlendirmesi için Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, günlük yaşam aktivitesi değerlendirmesi için KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, yaşam kalitesi değerlendirmesi için İnmeye Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği, el ve el bileği sorunlarının değerlendirilmesi ve üst ekstremite motor fonksiyonlarının değerlendirilmesi için Michigan Hand Outcomes Questionnaire Türkçe Versiyonu uygulanmıştır. Sonuç olarak; omuz ağrısı olan inmeli hastalarda uyku kalitesi zayıf olarak bulunmuştur. Ayrıca; uyku kalitesinin, inmeli hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığını ve yaşam kalitelerini önemli oranda etkilediği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnme, Günlük Yaşam Aktivitesi Anketi, Omuz Ağrısı, Uyku Kalitesi

AnketlerGünlük yaşam aktiviteleriOmuz ağrısı+4
Sena Varinlioğlu
Haliç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İleri evre diz osteoartritli hastaların günlük yaşam aktivite düzeyinin bakım yükü ve uyku kalitesine etkisinin değerlendirilmesi

Diz osteoartriti ileri yaş popülasyonda sıklıkla görülen kronik ve ilerleyici kemik eklem hastalığıdır. Etkilenen bireylerde şiddetli ağrı, kronik morbitide ve iş gücü ve bakım yükü oluşturmaktadır. Kronik hastalıkların beraberinde getirdiği bakım verenin algıladığı bakım yükü sıklıkla araştırılan güncel konulardandır. Hastaların günlük yaşam aktiviteleri ve uyku kaliteleri hastanın bakım yükünü etkileyen faktörlerdendir. Çalışmanın amacı osteoartritin neden olduğu fonksiyonel kısıtlılığın hastanın uyku kalitesine ve bakım yüküne etkisi olduğunu düşünerek, osteoartritli bireylerin günlük yaşam aktivitelerini bağımsız olarak gerçekleştirmelerinin uyku kalitesi ve bakım veren hasta yakınları için bakım verme yüküne etkisini incelemektir. Çalışmamızı gözlemsel tasarımla tanımlayıcı kesitsel olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evreni ortopedi ve travmatoloji polikliniğine başvuran ileri evre diz osteoartrit hastalarından oluşturuldu. Hastaların sosyo-demografik özelliklerini belirleyen Hasta Tanıtıcı Anket Formu, KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (GYA), Uyku Kalitesi Ölçeği ve hastaya bakım veren yakınları için Bakım Verme Yükü Ölçeği' nden, yararlanıldı. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri yapıldı. Çalışma örneklemi 160 kişiden oluşmakta ve ortalama yaşı 68.6±5.8 yıl olduğu görüldü. Hastaların %69.4(n=111) kadınlardan oluşmaktaydı. Olguların ortalama(minimum-maksimum) bakım verme yükü ölçeği değerleri 58.9±12(30-80), KATZ GYA ortalama(minimum-maksimum) ölçeği değeri 4.3±1(2-6), Pittsburgh uyku kalitesi ortalama(minimum-maksimum) ölçek değeri 9.6±4(2-18) olduğu gözlendi. Hastaların KATZ GYA ölçek değerleri ile bakım verme yükü arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. (P=0.000) Pittsburgh uyku kalitesi uyku ölçeği değerleri ile bakım yükü arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P=0.002). Ancak, KATZ GYA ölçek değerleri ile Pittsburgh uyku kalitesi uyku ölçeği değerleri arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P=0.006)

Bakım verenlerBakım verme yüküGünlük yaşam aktiviteleri+4
Dilan Ergün
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde kinezyofobinin denge, günlük yaşam aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Kinezyofobinin artması yaşam kalitesini, günlük yaşam aktivitelerini ve dengeyi olumsuz etkileyebilmektedir. Kinezyofobi yaşam kalitesini ve dengeyi etkileyen en önemli faktörlerdendir.Buna bağlı olarak çalışmadaki amacımız, geriatrik bireylerde kinezyofobinin denge, günlük yaşam aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini incelemektir. Buna yönelik yapılan çalışma Aralık 2021- Mayıs 2022 tarihleri arasında Acar Kliniğe gelen ve dahil edilme kriterlerine uygun 65 yaş üstü (Yaş ortalaması 73,48) 50 bireyden oluşmuştur. Veriler SPSS istatiksel analiz ile değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmaya katılanlara Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, SF-36 (Kısa Form 36) ve Sosyo-Demografik Form ile değerlendirme yapılarak aralarındaki ilişki analiz edilmiştir. İncelemenin Sonucunda; • Yaş ile Kinezyofobi arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0,05). Dolayısıyla Yaş arttıkça Kinezyofobi düzeyide artmaktadır. Ayrıca çalışmamızda Geriatrik bireyin yaşıyla Denge Ölçeği, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Yaşam kalitesi arasında negatif ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0,01). Bu nedenle yaş arttıkça Denge, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve yaşam kalitesi ölçeğinin ortalamaları azalmaktadır. Çalışmamızdan çıkan bir başka önemli sonuç ise Kinezyofobinin Denge Ölçeği, Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Yaşam Kalitesi ölçeğiyle negatif ve anlamlı bir ilişkisi olduğudur (p<0,01). Bu sonuç ile Kinezyofobi düzeyi arttıkça Denge Ölçeği, Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Yaşam kalitesi ölçeğinin ortalamalarının azaldığı ve Kinezyofobinin olumsuz etkisi olduğu görülmüştür. Çalışmamızdaki bir başka önemli tespit ise Denge düzeyi arttıkça Tek Ayak Üzerinde Durma Testi, Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Yaşam kalitesi ölçeğinin ortalamalarının arttığı ve olumlu yönde etki ettiğidir. Dolayısıyla bunların arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır (p<0,01). Sonuç olarak bu çalışmadaki verilerden çıkan sonuçların birbirleriyle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Geriatrik bireylerde kinezyofobinin denge, günlük yaşam aktivite düzeyi ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkisi olduğunu göstermiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda elde edilen veriler hipotezlerimizi desteklemiştir. Anahtar Kelimeler : Denge, Yaşam Kalitesi, Yaşlılarda Kinezyofobi.

DengeGeriatriGünlük yaşam aktiviteleri+5
Nurullah Burak Acar
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağrı İli ve İstanbul İli huzurevlerinde kalan yaşlıların uyku, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, Ağrı ili ve İstanbul ili huzurevlerinde yaşayan yaşlı bireylerin uyku kaliteleri, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Temmuz 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya Ağrı ili ve İstanbul ili huzurevinde kalan, yaşları 65 yaş üstü olan 92 gönüllü yaşlı birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen yaşlı bireylerin bilişsel durumları Mini Mental Durum Testi (MMDT) ile, yaşam kaliteleri Dünya Sağlık Örgütü yaşam kalitesi ölçeği yaşlı modeli (WHOQOL-OLD) ile, günlük yaşam aktiviteleri Barthel İndeksi testi ile, gündüz uyku durumları Epworth Uykululuk Ölçeği (EUÖ) ile ve geçmiş döneme ait bir aylık uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. Gözlemsel ve kesitsel tanımlayıcı olan bu çalışmada iki gruplu veriler karşılaştırılırken Mann Whitney-U testi kullanılıdı. İstatiksel anlamlılık değeri (p<0,05) olarak alındı. Farklı rakımlardaki Ağrı ve İstanbul illeri huzurevlerinde yaşayan yaşlılar arasındaki PUKİ ve WHOQOL-OLD ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır (p<0,05). Tüm katılımcıların PUKİ ve Barthel İndeksi arasında bir korelasyon belirlenmiştir. Bu ilişkinin ters yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İstanbul'daki katılımcıların PUKİ değerleri ile Barthel İndeksi verileri arasında ve EPWORTH Uykululuk Ölçeği ile Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) arasında bir korelasyon vardır. Bu korelasyonlar negatif ve orta düzeyde bir ilişki olarak bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak; huzurevlerinde kalan yaşlı bireylerin uyku kalitesi zayıf olarak bulunmuştur. Uyku kalitesi ve günlük yaşam aktiviteleri arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yüksek irtifanın uyku kalitesi üzerinde olumsuz etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.

AğrıGünlük yaşam aktiviteleriHuzurevleri+5
Mustafa Özkan Fırat
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlının yaşadığı yerin depresyon, günlük yaşam aktivitesi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu araştırma yaşlının yaşam ortamının depresyona, günlük yaşam aktivitesine ve yaşam kalitesine etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 65 yaş üzerinde farklı mekanlarda yaşayan (huzurevinde, evde yalnız ve evde aile ile yaşayanlar) toplam 180 yaşlı bireyden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan olgular demografik özellikleri yanında yaşlılıkla ilişkili hastalık ve özgeçmişleri yönüyle ilgili incelendi. Farklı ortamlarda yaşayan üç gruptaki geriatrik olgunun, sosyodemografik özellikleri, sağlık durumları kaydedildi. Her grubun depresyon durumu Geriatrik Depresyon Skalası ile, günlük yaşam aktiviteleri Lawton ve Brody'nin Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Skalası ve Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi ile, yaşam kalitesinin değerlendirilmesi Yaşlılar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) ile, boş zamanlarının değerlendirilmesi ise Boş Zaman Aktiviteleri Formu kullanılarak ölçüldü. Verilerin analizinde, Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows version 23.0 kullanıldı. Gruplar kendi aralarında F Testi (ANOVA) ve Independent Samples T Testi ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre gruplar arası Geriatrik Depresyon düzeyi anlamlı bulunamamıştır (p=0,219). Günlük yaşam, boş zaman aktiviteleri ve yaşam kaliteleri düzeyi gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çalışmadan elde ettiğimiz sonuçlara göre yaşlıda yaşam yerinin Geriatrik Depresyon düzeyine etkisi bulunmazken, günlük yaşam, boş zaman aktivite seviyesine ve yaşam kalitesine etki ettiği bulunmuştur.

Boş zamanları değerlendirmeDepresyonEvler+6
Nafiz Koparan
Haliç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geriatrik bireylerde kırılganlık, denge ve depresyonun günlük yaşam aktivitesine etkisi

Yaşlanan nüfusun, aktif yaşamın içinde olması ve yeti kayıplarının önlenmesi için, yaşlıda ilişkili faktörler bilinmeli ve eşlik eden hastalıklara bağlı fonksiyonel kayıplar azaltılmalıdır. Bu doğrultuda çalışmamızda; geriatrik bireylerde kırılganlık, denge ve depresyonun günlük yaşam aktivitelerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız, Amasya Merkez ilçesinde 1'nolu Sağlık Ocağı'na bağlı 85 geriatrik birey gönüllülük esasına göre dahil edilerek yürütülmüştür. Bilişsel düzey değerlendirmesi için Mini Mental Durum Testi, denge için Berg Denge Ölçeği (BDÖ), depresyon için Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ), günlük yaşam aktiviteleri için ise Lawton Brody Enstrümental Günlük Yaşam Aktivite Ölçeği kullanılmıştır. 85 geriatrik birey ile yapılan çalışmamızın yaş ortalaması 73,53 ± 6,785 olup; %56,6 (48) kadınlar, %43,5 (37) erkek katılımcılar oluşturmaktadır. Kırılganlık durumuna göre grup dağılımı yaptığımız çalışmada kırılgan grup 33 kişi (%38,8), kırılgan öncesi grup 32 kişi (%37,6), normal grup ise 20 kişi (%23,5) olarak dağılım göstermiştir. Katılımcıların BDÖ ortalaması 35,51 ± 12,29; GDÖ ortalaması 3,89 ± 3,15 ve LBEGYA ortalaması ise 6,51 ± 1,93 bulunmuştur. LBEGYA ile kırılganlık (r=-0,391) ve GDÖ (r=-0,556) arasında negatif yönlü orta düzey ilişki bulunurken; LBEGYA ile BDÖ (r=0,691) arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p˂0,05). Yapılan regresyon analizi sonucuna göre; denge depresyon ve kırılganlığın günlük yaşam aktivitesini %46,6 oranında açıkladığı belirlenmiştir. Çalışmamız sonucunda; kırılganlık, denge ve depresyonun rehabilitasyon programlarının temel amacı olan günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ile ilişkili faktörler olduğu belirlenmiştir. Bu faktörlerin dikkate alınması ile oluşturulacak rehabilitasyon stratejilerinin etkinliğinin artacağı öngörülmektedir.

DengeDepresyonGünlük yaşam aktiviteleri+1
Gökçe Baysal
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sklerodermalı bireylerde telerehabilitasyon kullanılarak gerçekleştirilen öz yönetim programının etkisi

Çalışma skleroderma tanısı almış olan bireylerde telerehabilitasyonla gerçekleştirilen öz yönetim müdahalesinin yaşam kalitesi, ağrı, aktivite performansı, yorgunluk, öz yeterlilik ve uyku üzerindeki etkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza dahil edilme kriterlerini sağlayan ve gönüllü olan 29 sklerodermalı birey katıldı. Sosyodemografik bilgileri ve klinik özellikleri sorgulandı. Hastalığın şiddeti, ağrı ve fiziksel aktivite düzeyi; Skleroderma Sağlık Değerlendirme Anketi (SHAQ), öz yönetimi; Kronik Hastalıklar Öz-Etkililik Ölçeği, uyku kalitesi; Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yorgunluk düzeyi; Yorgunluk Şiddet Ölçeği, yaşam kalitesi; Kısa Form – 12 Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF – 12) ve aktivite performansı; Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanılarak değerlendirildi. Telerehabilitasyon kullanılarak ortalama 45 dakika olmak üzere 8 haftalık öz yönetim müdahalesi uygulandı. Müdahale sonunda sklerodermalı bireyler tekrar aynı ölçeklerle değerlendirildi. Normal dağılım gösteren değişkenler için bağımlı t-testi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için Wilcoxon işaretli sıra testi kullanıldı. Çalışmamız sonucunda bireylerin öz yönetim, yorgunluk, aktivite performansı ve memnuniyeti alanlarında anlamlı fark bulundu (p<0,01). Sklerodermalı bireyleri psikososyal açıdan desteklemek amacıyla öz yönetim müdahalesinin interdisipliner ergoterapi programlarına dahil edilmesini önermekteyiz.

AğrıGünlük yaşam aktiviteleriKendini yönetme+7
Emirhan Karakuş
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin (BÇBE) ağrı, yaşam kalitesi, özür düzeyi, bireylerde başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 62 migrenli bireyle tamamlanan çalışmada, randomize olarak 31'i eğitim almazken, diğer 31'ine haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca BÇBE uygulanmıştır. Katılımcıların ağrı şiddeti Görsel Analog Skalasıyla, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profiliyle, özür düzeyleri Migren Özürlülük Değerlendirme Ölçeğiyle, başa çıkma becerileri Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formuyla, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü kullanılarak değerlendirilmiş ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak BÇBE grubunun ağrı şiddeti (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001), özür düzeyi (p=0,001), başa çıkma becerileri (p=0,001), okupasyonel performans ve memnuniyetinde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda yaşam kalitesinin emosyonel reaksiyonlar (p=0,002), uyku (p=0,005), enerji seviyesi (p=0,025), toplam (p=0,001) parametrelerinde, başa çıkma becerilerinin çevresel nedenlerden dolayı sosyal destek arama (p=0,017), planlama (p=0,026), açığa vurma (p=0,039) parametrelerinde, okupasyonel performans (p=0,032) ve memnuniyet düzeyinde (p=0,018) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunmamıştır. BÇBE sonrasında ağrı şiddeti ve özür düzeyinde azalma görülmüştür. Bu bulgulara rağmen, BÇBE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak yaşam kalitesi, başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine olumlu etkisi olan BÇBE'nin migren tedavisine dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Migren, başa çıkma becerisi, ağrı, özür, okupasyonel performans.

AğrıBaş ağrısı bozukluklarıBaş etme stratejileri+6
Etkin Bağcı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üst ekstremite amputelerinde günlük yaşam aktivitesi ve iş uğraşı anketi'nin Türkçe'ye uyarlanması, güvenirlik ve geçerliği

Bu çalışmanın amacı Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun kültürlerarası adaptasyonu, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılmasıdır. Anketin geliştiricisi ve yazarlardan Türkçe versiyon çalışması için gerekli izinler alındı. Anketin orjinal dili olan İngilizce'den Türkçe'ye çevrilmesi ve kültürlerarası adaptasyon uyarlaması, çeviri yöntemleri kurallarına uyularak gerçekleştirildi. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketi, 125 üst ekstremite amputesine test ve tekrar-test olarak uygulandı. Türkçe versiyonunun iç tutarlılığı hesaplandı. Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivitesi ve İş Uğraşı Anketinin geçerlik analizleri için Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ve Görsel Analog Skalası (GAS) kullanıldı. Anketin test ve tekrar-test uygulaması arasında pozitif yönde mükemmel bir korelasyon olduğu (r=0.93, p<0,001) bulundu. Anketin Türkçe versiyonunun iç tutarlığı genel skorlamayı içeren 9. Kısımda yer alan 17 maddelik günlük yaşam aktiviteleri için yapıldı ve ICC=0,96 olarak belirlendi. Türkçe versiyon çalışması yaptığımız anketin 9. kısmında yer alan günlük yaşam aktiviteleri ile GAS ve DASH ile ilişkisi için toplam skor oluşturuldu ve DASH toplam skoru ile pozitif yönde iyi korelasyon belirlendi (r=0,88, p<0,001). Üst Ekstremite Amputelerinde Günlük Yaşam Aktivesi ve İş Uğraşı Anketi'in Türkçe versiyonunun ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinde klinikte ve bilimsel araştırmalarda kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir anket olduğu sonucuna varıldı. Bu çalışma ile ülkemizdeki üst ekstremite amputelerinin günlük yaşam ve iş ile ilgili aktivitelerinin değerlendirilmesine yönelik bir anket elde edilmiş olup, uygun proteze karar verme ve rehabilitasyon süreçlerinin planlanmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Üst ekstremite, ampute, protez el, öz değerlendirme, anket

AmpütasyonAnketlerEl+7
Aslı Bebek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Obez ve sağlıklı adölesanlarda günlük yaşam aktiviteleri, fiziksel uygunluk ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması

Çocukluk çağı obezitesi 21. yüzyıldaki en ciddi halk sağlığı sorunlarından biri olarak ortaya çıkmıştır. Amacımız; obez adölesanlarda günlük yaşam aktiviteleri, fiziksel uygunluk, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesinin sağlıklı olgulara göre etkilenim düzeyini belirlemekti. Çalışmaya, 12-18 yaş arası 8 kız ve 8 erkek obez adölesan ve yaş ve cinsiyetleriyle uyumlu 8 kız ve 8 erkek sağlıklı adölesan alındı. Periferik kas kuvveti el dinamometresiyle, periferik kas enduransı modifiye şınav, mekik ve çömelme testleriyle değerlendirildi. Günlük yaşam aktiviteleri (GYA) Glittre GYA testi ile, maksimal egzersiz kapasitesi Modifiye Mekik Yürüme testi ile (MMYT), fiziksel uygunluk Münih Fiziksel Uygunluk Testi (MFT) ile, yaşam kalitesi ise Pediatrik Veri Toplama Ölçeği (PODCI) ile değerlendirildi. El kavrama kuvveti, cinsiyetler arası fark olmaksızın obez ve sağlıklı adölesanlarda benzer bulundu (p>0,05). Obez adölesanların modifiye şınav ve mekik tekrar sayıları sağlıklı yaşıtlarına göre anlamlı olarak düşükken (p<0,05), çömelme tekrar sayıları benzerdi ve cinsiyetin sonuçlara etkisi bulunmadı (p>0,05). Obez adölesanlar Glittre GYA testini daha uzun sürede tamamladılar ve test bitimi dispne ve bacak yorgunluğu algılamaları daha fazlaydı (p<0,05). Cinsiyetten bağımsız olarak obez adölesanlarda MMYT yürüme mesafesi, zirve oksijen tüketimi ve MFT toplam skoru anlamlı olarak daha düşük bulundu (p<0,05). Cinsiyetler arası fark olmaksızın obez adölesanların PODCI-temel mobilite, fiziksel fonksiyon ve spor, rahatlık/ağrı, mutluluk/memnuniyet ile global fonksiyon puanları anlamlı derecede daha düşüktü (p<0,05). Sonuç olarak; obez adölesanlarda periferik kas enduransı, GYA, maksimal egzersiz kapasitesi, fiziksel uygunluk düzeyleri ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Yapılacak kardiyak rehabilitasyon müdahalelerinin bu parametrelere olan etkileri araştırılmalıdır.

ErgenlerFiziksel uygunlukFiziksel uygunluk+5
Ceren İskenderoğlu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anormal glukoz toleransı olan ve olmayan kistik fibrozisli hastalarda solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktivitelerinin karşılaştırılması

Kistik fibrozis (KF)'li çocuklarda anormal glukoz toleransı (AGT), solunum fonksiyonları ve egzersiz kapasitesini olumsuz yönde etkiler. Literatürde KF'de AGT ile kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktiviteleri (GYA)'nin nasıl etkilendiğine dair bilgi bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı, AGT olan ve olmayan (NGT) KF'de solunum fonksiyonları, solunum ve periferal kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve GYA düzeyini karşılaştırmaktı. Solunum fonksiyonları kaydedildi. Solunum kas kuvveti taşınabilir ağız basınç ölçüm cihazı ile ölçüldü. Quadriceps femoris kas kuvveti ve el kavrama kuvveti değerlendirildi. Altı dakika yürüme testi (6DYT) ve artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) yapıldı. Bouchard Fiziksel Aktivite Anketi ve Münih fiziksel uygunluk testi uygulandı. GYA, Glittre GYA testi ile belirlendi. AGT ve NGT olan grupların solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fiziksel aktivite ve fiziksel uygunluk düzeyi, Glittre GYA testi süresi ve AHMYT mesafesi birbirinebenzerdi (p>0,05). AGT olan grupta quadriceps kas kuvveti, el kavrama kuvveti, 6DYT mesafesi ve aerobic güç anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İstirahat ve egzersiz kalp hızı, dispne ve yorgunluk algısı AGT grupta, NGT gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). AGT olan KF'de egzersiz kapasitesi, periferal kas kuvveti ve anaerobik güç olumsuz yönde etkilenmektedir. AGT olan KF'de egzersiz eğitiminin etkileri ileri çalışmalarda araştırılmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifAkciğer volüm ölçmeleriEgzersiz testi+6
Elif Kocaağa
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik ve radyolojik olarak diz osteoartriti tanısı almış olan hastalarda serum COMP ve MMP-3 düzeylerinin hastalık evresi ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilişkisi

Giriş: Osteoartrit en sık görülen eklem hastalığı olup, en fazla diz eklemini tutmaktadır. İnsidansı giderek artmakta ve özellikle yaşamın ikinci yarısında önemli ölçüde morbiditeye yol açarak yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Günümüzde osteoartritte düşük dereceli kronik inflamasyonla seyreden multifaktöriyel bir sürecin rol oynadığı kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı; klinik ve radyolojik olarak diz osteoartriti tanısı almış hastalarda serum COMP (Kıkırdak Oligomerik Matriks Proteini) ve MMP-3 (Matriks Metalloproteinaz-3) düzeyleri ile, hastalık evresi ve günlük yaşam aktiviteleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı polikliniğine başvuran, ACR (Amerikan Romatoloji Derneği) kriterlerine göre primer diz osteoartriti tanısı alan 85 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların yaş, cinsiyet, kilo, boy, eğitim durumları, meslekleri, ek hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar kaydedildi. Ayrıntılı fizik muayene yapılarak diz osteoartriti değerlendirildi. Ayrıca serum COMP ve MMP-3 ölçümleri için hastalardan kan örneği alındı. Ağrının şiddeti ve günlük yaşam aktivitelerindeki fonksiyonel durumları VAS (Görsel Analog Skala), WOMAC (Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi), Lequesne ve KOOS-PS (Diz yaralanması ve osteoartrit sonuç skoru-fiziksel fonksiyon kısa form) ölçekleri ile değerlendirildi. Bulgular: Hastaların 75'i (%88.2) kadın, 10'u (%11.8) erkekti. 85 hasta, Kellgren-Lewrence radyolojik evreleme sistemi (K-L) ne göre 3 gruba ayrıldı. K-L evre-I hastalar grup 1' e, K-L evre-II ve III olan hastalar grup 2' ye, K-L evre-IV olan hastalar ise; grup 3' e alındı. Yaş ortalaması grup 1' de 57.17±9.37, grup 2' de 64.73±9.48 ve grup 3' te 68.17±10.27 yıl olarak bulundu. Çalışmamızda hastaların serumda ölçülen COMP ve MMP-3 düzeyleri her üç grupta benzer saptandı. Kanda bakılan bu biyobelirteçler ile fonksiyonel test skorları karşılaştırıldığında, serum COMP düzeyi ile VAS skoru arasında orta derecede korelasyon, WOMAC ile orta derece negatif korelasyon, KOOS-PS ile düşük-orta derecede negatif korelasyon görüldü. Serum MMP-3 düzeyi ile VAS, WOMAC, KOOS-PS skorları arasında korelasyon görülmezken, Lequesne skoru ile düşük düzeyde korelasyon saptandı. Sonuç: Serum COMP ve MMP-3 ölçümlerinde farklı evrelerdeki diz OA' sı grupları arasında anlamlı fark görülmemiş olup, serumda ölçülen bu biyobelirteçler ile ilgili OA tanısı ve bu belirteçlerin prognostik değeri adına daha büyük örneklem gruplarında ileri çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

DizDiz eklemiGünlük yaşam aktiviteleri+6
Vildan Yıldız
Hacettepe University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnmeli hastaların fonksiyonel aktiviteler sırasındaki gövde ve üst ekstremite hareket yörüngelerinin belirlenmesi

Bu çalışma, subakut-kronik inmeli hastalarda fonksiyonel aktivitelerin kinematik özelliklerini analiz ederek hareket yörüngelerindeki değişimi belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya yaş ortalaması 54±11 yıl olan 15 inme hastası (7 kadın, 8 erkek) dâhil edildi. Çalışmada Modifiye Ashworth Ölçeği ile üst esktremite spastisitesi, Fugl-Meyer Ölçeği ile üst eksremite motor fonksiyonları değerlendirildi. Xsens MVN BIOMECH Awinda IMU sensörleri ile gövde ve bilateral omuz, dirsek ve el bileği eklemlerine yerleştirilerek başın orta noktasına dokunma, ceket asma, yemek yeme, pantolonun arka cebine cüzdan koyma, el yıkama, yüz yıkama ve sürahiden bardağa su doldurma aktiviteleri değerlendirildi. Kontrol grubu olarak aktiviteler hastaların etkilenmemiş taraf üst ekstremitesine yaptırıldı. İnmeli hastaların sağlam ve etkilenmiş taraf üst ekstremite ve gövde eklemlerinin fonksiyonel aktiviteler sırasındaki ortalama, maksimum ve minimum eklem açıları, el bileği ekleminin maksimum ve ortalama açısal hızları ve aktivitenin tamamlanma süresi gibi kinematik göstergeleri tanımlanarak iki taraf arasında karşılaştırma yapıldı. Başın orta noktasına dokunma aktivitesinde etkilenmiş tarafta sağlam tarafa kıyasla omuz fleksiyon açısında azalma olduğu bulundu (p<0.05). Hastaların en çok yemek yeme aktivitesinde problem yaşadığı, özellikle kaşığı ağza götürme anında artmış omuz abduksiyonu, internal rotasyonu ve fleksiyonu ile kompansasyon mekanizmaları geliştirdiği görüldü. Dirsek fleksörlerindeki tonus artışına bağlı olarak etkilenmiş tarafın aktiviteler sırasındaki dirsek fleksiyon açılarının sağlam taraftan daha fazla olduğu saptandı (p<0.05). Aktvite türüne göre değişiklik göstermekle birlikte etkilenmiş ekstremitede daha büyük pronasyon ve ulnar deviasyon açılarının meydana geldiği belirlendi. Çalışmamızın sonuçları inmeli hastalarda fonksiyonel hareketlerin kompansasyonlarını göstererek egzersiz reçetesinin ve robotik cihazların hareket yörüngelerinin belirlenmesi açısından literatüre katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: İnme, kinematik analiz, günlük yaşam aktiviteleri, gövde, üst ekstremite.

BedenFonksiyonel yetkinlikGünlük yaşam aktiviteleri+5
Ali Mert Özcan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Açık karpal tünel gevşetme cerrahisi uygulanan bireylerde aktivite temelli propriyoseptif duyu eğitiminin aktivite limitasyonu, elin fonksiyonel kullanımı ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, açık karpal tünel gevşetme cerrahisi sonrası aktivite temelli propriyoseptif eğitimin, aktivite limitasyonu, el fonksiyonları ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-65 yaş arası, 3-10 gün önce cerrahi uygulanmış 30 birey dahil edildi. Bireyler, minimizasyon yöntemine göre aktivite temelli propriyoseptif eğitim (PE) ve geleneksel rehabilitasyon (GR) olarak iki gruba ayrıldı. Değerlendirmeler müdahale öncesi ve sonrası yapıldı. Fonksiyonel düzeyin belirlenmesinde, Rosen Skoru; propriyosepsiyon duyusunun değerlendirmesinde, gonyometrik ölçüm; kinestezi duyusunun değerlendirmesinde, Ayres Kinestezi Değerlendirmesi; kaba kavrama kuvvetinin değerlendirilmesinde, el dinamometresi; çimdikleyici kavrama kuvvetinin değerlendirilmesinde, pinchmetre; el fonksiyonlarının değerlendirilmesinde, Purdue Pegboard Test; semptom şiddetinin değerlendirilmesinde, Boston Karpal Tünel Anketi; yaşam kalitesinin değerlendirilmesinde, EQ-5D ve aktivite limitasyonunun değerlendirilmesinde, Hastaya Özgü İşlev Ölçeği kullanıldı. Bireyler haftada 2 kez, her seans ortalama 45-60 dk. süren 12 haftalık müdahale programına dahil edildi. GR grubundaki bireylere, temel el rehabilitasyonu uygulandı. PE grubundaki bireyler ise, Hastaya Özgü İşlev Ölçeği'nde belirtilen aktiviteleri temel alan, yoğun propriyosepsiyon duyusu odaklı müdahale programına dahil edildi. Müdahale sonrası PE grubundaki bireylerin el fonksiyonları (p<0,01) ve duyusal fonksiyonlarındaki (p<0,05) gelişmenin ve semptom şiddetindeki (p≤0,05) azalmanın, diğer gruptaki bireylere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Cerrahi sonrası uygulanan PE; aktivite limitasyonu, ağrı ve semptom şiddetinin azaltılması; duyusal fonksiyonlar, kavrama kuvveti, el fonksiyonları ve yaşam kalitesinin geliştirilmesini sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Karpal tünel sendromu, propriyosepsiyon, oküpasyon, günlük yaşam aktiviteleri.

BilekElEl yaralanmaları+5
Halil İbrahim Ergen
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda "çocuk aktivite öz değerlendirme ölçeği'nin (COSA)" Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi

Bu çalışma, çocukların günlük yaşam okupasyonlarındaki algılanan yeterlilik ve önemlilik düzeylerini değerlendiren "Çocuk Aktivite Öz Değerlendirme Ölçeği'nin (COSA)" Türkçe'ye uyarlanması, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda geçerlilik ve güvenilirliğinin incelemesi amacıyla planlandı. Çalışmaya 7-11 yaş ara-sında 101 dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk dahil edildi. Bea-ton'ın tanımladığı çeviri prosedürü uygulanarak çevirililer yapıldı. Ölçek Türkçe'ye çevrildikten sonra, anadili İngilizce olan uzman ekip tarafından İngilizceye çevrildi. Kültürel adaptasyon için ölçekte değişiklik yapılmadı. ÇAÖDÖ'nün geçerliliği, ana bileşen analizi (principal component analysis) ve kriter geçerliliği yöntemi ile; güveni-lirliği ise iç tutarlık için kısmı kredili Rasch (partial credit Rasch) analizi, Cronbach alfa değeri ve madde analizi yöntemleri kullanılarak incelendi. ÇAÖDÖ'nün referans değerlendirmesi olan Kısa Çocuk Aktivite Performans Profili ( KÇAPP) ile ilişkisine Pearson analizi ile bakıldığında, ÇAÖDÖ ile KÇAPP arasında orta derecede pozitif bir ilişki bulundu (p=0,00, r=0,675). ÇAÖDÖ'ye ait yapı geçerliliği analizi için ana bileşen analizi yapılarak ölçek 7 boyuta indirgendi. 7 boyutun açıkladığı toplam varyans oranı, değerleri açıklama açısından yüksek bulundu (%70,175). Kısmi kredili Rasch analizi sonrasında ağırlıklı olabilirlik tahminine ilişkin güvenilirlik değeri öne-rildiği gibi 0.70'in üzerinde bulundu (0,86). Ayrıca kişi öğe haritası ve madde karakteristik eğrileri kullanarak yapılan görselleştirmelerde kişilerin becerileri ile öğe zorluklarının örtüştüğü görüldü. ÇAÖDÖ için iç tutarlılık algılanan yeterlilik düzeyi ve önemlilik düzeyi için oldukça güvenilir bulundu (Cronbach's α= 0,86 ve 0,77). Sonuç olarak, ÇAÖDÖ'nün Türkçe uyarlaması dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların günlük okupasyonları gerçekleştirme konusundaki yeterlilik algı düzeylerini ve bu okupasyonların önemlilik düzeyini ölçmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak bulundu.

Bilişsel işlevGünlük yaşam aktiviteleriGüvenilirlik ve geçerlilik+7
Damla Ece Irmak
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Meme kanseri ilişkili lenfödem hastalarında kendi kendine lenfödem yönetimi eğitim programının hasta uyumu, günlük yaşam aktiviteleri ve hasta aktiflik düzeyi üzerine etkisi

Bu tek grupta ön test son test yarı deneysel araştırmanın amacı meme kanseri ilişkili lenfödemi (MKİL) olan hastalara uygulanan kendi kendine lenfödem yönetimi (KKLY) eğitim programının hasta uyumu, günlük yaşam aktiviteleri ve hasta aktiflik düzeyine etkisinin belirlenmesidir. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Lenfödem Tanı ve Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezinde 1 Aralık 2019 – 15 Aralık 2020 tarihleri arasında MKİL olan 44 hastayla yürütülmüştür. Araştırmanın başlangıcında hastaların üst ekstremite lenfödem değerlendirmeleri yapılmış ve ardından hastalara planlı bir şekilde KKLY eğitim programı uygulanmıştır. Araştırmaya dâhil edilen hastalar 12 ay boyunca takip edilmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Üst Ekstremite Lenfödem Tanılama Formu, Kronik Hastalıklar Uyum Ölçeği, KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, Kol-Omuz ve El Sorunları Anketi ve Hasta Aktiflik Düzeyi Ölçüm Aracı kullanılmıştır. Araştırmada, ön test ile son test bulguları karşılaştırıldığında, hastaların üst ekstremite volümünde anlamlı bir azalma, hasta uyumu ve hasta aktiflik düzeyinde anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonucunda hastaların lenfödem ilişkili semptomlarında da azalma olduğu belirlenmiştir. Araştırmada KKLY eğitim programının hastaların üst ekstremite volümünde azalma sağladığı, hasta uyumunu ve hasta aktiflik düzeyini artırdığı, günlük yaşam aktivitelerini bağımsız gerçekleştirmelerine katkıda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hemşireler tarafından KKLY eğitim programının, hastanın tedaviye uyumunu ve aktif katılımını sağlamada kullanılması, hemşirelik ve lenfödem yönetimi ile ilgili literatüre güçlü kanıtlar oluşturacak randomize kontrollü araştırmaların yapılması önerilmektedir.

Fiziksel aktiviteGünlük yaşam aktiviteleriHasta eğitimi+7
Gizem Cansız
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda günlük aktivite performansına yönelik bilişsel oryantasyon (GAPBO) yaklaşımının motor performans ve yürütücü işlevler üzerine etkisi

Bu çalışma, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda "Günlük Aktivite Performansına yönelik Bilişsel Oryantasyon" (GAPBO) yaklaşımının çocukların motor performans ve yürütücü işlev becerileri üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 30 DEHB tanılı çocuk dahil edildi ve randomize olarak 15'i kontrol grubuna alınırken, 15'ine GAPBO yaklaşımı haftada 2 kez 6 hafta boyunca uygulandı. Çocuklar, Kanada Aktivite Performans Ölçeği, Hedefe Ulaşma Ölçeği, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi Kısa Form ve Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği ile değerlendirildi. Ayrıca GAPBO uygulaması sonrası ailelerin duydukları memnuniyet düzeyleri Görsel Analog Skalası ile değerlendirildi. Çalışmanın sonucunda, GAPBO grubunda ilk değerlendirmelere göre aktivite performans ve memnuniyet düzeylerinde, aktivite performans hedeflerinde, koşma hızı ve çeviklik, denge, bilateral koordinasyon, üst ekstremite koordinasyonu, görsel-motor kontrol ile üst ekstremite hız ve becerisi ve yürütücü işlev becerilerinde iyileşme görüldü (p<0,05). GAPBO grubundaki çocuklar Hedefe Ulaşma Ölçeği sonuçlarında anlamlı klinik iyileşme gösterdi (p=0,001). Son değerlendirmelerde GAPBO grubunda kontrol grubuna göre aktivite performans ve memnuniyeti ile yürütücü beceriler sosyal rutin alt parametresinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görüldü (p<0,05). Ailelerin GAPBO yaklaşımından duydukları memnuniyet düzeylerinin (9,24±0,63) yüksek olduğu tespit edildi. Sonuç olarak; GAPBO, DEHB tanılı çocukların tedavisinde aktivite performansını, bilişsel ve motor becerileri geliştirmede önemli bir yaklaşımdır. Aktivite performansına odaklanan GAPBO yaklaşımının ergoterapi müdahalelerine dahil edilmesi çocuklarda beceri kazanımını desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği ve hiperaktivite, GAPBO, motor performans, yürütücü işlev.

BilişBilişsel işlevFonksiyonel yetkinlik+3
Sedanur Gürlek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin okupasyonel dengesi ile stres, stres karşısındaki tepkileri ve başa çıkma tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışmamız üniversite öğrencilerinin okupasyonel dengesi ile stres, stres tepkileri, stres kaynakları ve stresle başa çıkma tutumları arasındaki ilişkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmaya 170 üniversite öğrencisi dahil edildi. Öğrenciler sosyodemografik bilgi formu, Okupasyonel Denge Anketi, Algılanan Stres Ölçeği, Güncellenmiş Öğrenci Yaşamı Stres Envanteri (GÖYSE) ve Başa Çıkma Tutumları Değerlendirme Ölçeği(COPE-R) ile değerlendirildi. Okupasyonel denge ile algılanan stres arasında negatif yönlü bir ilişki bulundu (r=-0,55, p=0,001). Öğrencilerin okupasyonel dengesi ile GÖYSE toplam ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde; okupasyonel denge ile GÖYSE toplam puan, hayal kırıklıkları, baskılar, değişiklikler, çatışmalar, davranışsal tepki, fizyolojik tepki, duygusal tepki, değerlendirici tepki alt grupları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Okupasyonel denge ile kendine yükleme alt grubu arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (r=-0,11, p=0,123). COPE toplam puanı ve kendine yardım, yaklaşım ve uyum sağlama alt boyutları ile okupasyonel denge arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). COPE ölçeğinin sakınma-kaçma ve kendine ceza alt grupları ile okupasyonel denge arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Çalışmamız sonucunda stres seviyesinin, stres kaynaklarının ve stres tepkilerinin azalmasının okupasyonel dengenin sağlanmasını desteklediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin kendine yardım, yaklaşım ve uyum sağlama gibi doğru başa çıkma tutumlarını kullandığı zaman okupasyonel dengelerinde artma tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerine okupasyonel dengenin sağlanmasında stres ve doğru başa çıkmaya yönelik müdahale programlarının uygulanmasının da öğrencilerin yaşamında faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Başa çıkmaGünlük yaşam aktiviteleriStres+3
Fatıma Zehra Doğan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu geçiren rekreasyonel sporcularda izokinetik diz kas kuvvetinin yaşam kalitesi, spora dönüş ve günlük yaşam aktiviteleri ile ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, hamstring tendon otogrefti ile ön çapraz bağ cerrahisi (ÖÇB-R) geçirmiş, cerrahi sonrası en az 1. yılını dolduran rekreasyonel sporcularda izokinetik diz kas kuvvetini aynı yaştaki sağlıklı kişilerle karşılaştırmak ve ÖÇB-R geçiren bireylerin izokinetik kas kuvveti ile yaşam kalitesi, spora dönüş ve günlük yaşam aktiviteleri puanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya ÖÇB-R grubu olarak; ÖÇB-R sonrası en az 1. yılı dolmuş olan, 18-40 yaşları arasında 23 erkek birey ve kontrol grubu olarak aynı yaştaki 23 sağlıklı erkek birey dahil edildi. Bireylerin kas kuvveti ISOMED 2000 izokinetik dinamometre ile, yaşam kalitesi Ön Çapraz Bağ Yaşam Kalitesi Ölçeği (ACL-QOL) ile, spora dönüşü Ön Çapraz Bağ Yaralanması Sonrası Spora Dönüş Ölçeği (ACL-RSI) ile, günlük yaşam aktiviteleri ise Unutulan Eklem Skoru Anketi (UES-12) ile değerlendirildi. ÖÇB-R grubunda hamstring kas kuvveti ve enduransı 60°/s ve 180°/s açısal hızlarında kontrol grubuna göre daha düşüktü (p=0,035; p=0,029); gruplar arasında 60°/s açısal hızda, quadriceps femoris kas kuvveti açısından fark yoktu (p=0,173); 180°/s açısal hızda ise, ÖÇB-R grubunda quadriceps femoris kas enduransı kontrol grubuna göre daha düşüktü (p=0,036). ÖÇB-R geçiren bireylerin ACL-QOL, ACL-RSI ve UES-12 ölçeklerinden aldıkları puanlar literatürdeki örneklerinden daha düşüktü. ÖÇB-R grubunda 60°/s ve 180°/s açısal hızlarda, quadriceps femoris ve hamstring kas kuvveti ile spora dönüş (ACL-RSI) puanları arasında (r=-0,269, p=0,215; r=-0,277, p=0,201; r=-0,231, p=0,288; r=-0.271, p=0,211); yaşam kalitesi (ACL-QOL) puanları arasında (r=-0,034, p=0,879; r=-0,235, p=0,280; r=-0,024, p=0,914; r=-0,259, p=0,233) ve günlük yaşam aktiviteleri (UES-12) puanları arasında (r=-0,333, p=0,121; r=-0,244, p=0,263; r=-0,083, p=0,706; r=-0,179, p=0,414) ilişki bulunmadı. Sonuç olarak, ÖÇB-R sonrası bireylerin uzun dönem sonuçları düşünüldüğünde; rehabilitasyon sürecinde, yalnızca kas kuvvetini geliştirmek yeterli değildir, bunun yanı sıra bireyleri spora dönüşe psikolojik olarak hazır olmaları için teşvik etmek, yaşam kalitelerini arttırmak ve eklem farkındalığını en aza indirerek günlük yaşama adaptasyona katkıda bulunmak gereklidir.

DizDiz eklemiGünlük yaşam+7
İrem Akıncı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Total kalça ve diz protezi yapılan osteoartritli yaşlı kadınlarda ağrı, fonksiyonel durum ve günlük yaşam aktivitelerinin belirlenmesi

Çalışma total kalça ve diz protezi yapılan osteoartritli yaşlı kadınlarda ağrı, fonksiyonel durum ve günlük yaşam aktivitelerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı şekilde yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniğine Ağustos 2017- Kasım 2018 tarihleri arasında başvuran total kalça ve diz protezi ameliyatı olan 290 osteoartritli yaşlı kadın hasta oluşturmuştur. Çalışmanın verileri Tanıtıcı Bilgi Formu, Görsel Analog Skala (VAS), Fonksiyonel Değerlendirme Formu ve Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, ortanca, minimum, maksimum) ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda total kalça ve diz protezi yapılan hastalarda artroplasti sonrası 6. haftada tüm hastaların hafif düzeyde devam eden ağrısı olduğu; ağrı, enfeksiyon, dislokasyon korkusu, artrodez, düşme korkusu gibi nedenlerden dolayı mobilizasyon kısıtlılığı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hastaların fonksiyonel düzeylerinin artroplasti öncesine göre daha iyi hale geldiği, buna bağlı olarak Fonksiyonel Değerlendirme puan ortancası ve Barthel İndeksi puan ortancasının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Çalışma sonuçlarına göre hastalar artroplasti öncesine göre daha az olmakla birlikte ağrı ve fonksiyonel kısıtlama yaşamaktadırlar. Bu nedenle işlem sonrası akut dönemde hemşirelik bakımında semptom yönetimine önem verilmesini önermekteyiz. Anahtar Kelimeler: Fonksiyonel durum, hemşirelik, mobilite, osteoartrit, total kalça ve diz artroplastisi

AğrıDiz proteziGünlük yaşam aktiviteleri+6
Merve Akıncı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda günlük aktivite performansına yönelik bilişsel oryantasyon (GAPBO) yaklaşımının etkisi

Çalışmamız Serebral Palsili (SP) çocuklarda "Günlük Aktivite Performansına yönelik Bilişsel Oryantasyon" (GAPBO) yaklaşımının çocukların aktivite performansı ve memnuniyeti, ayrıca fonksiyonel durumları üzerine etkilerini incelemek ve ailelerin bu yaklaşımdan duydukları memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. 30 SP'li çocuğun dâhil edildiği çalışmada, randomize olarak 15'i rutin nörogelişimsel tedavi alırken, diğer 15'ine ise ek olarak GAPBO yaklaşımı haftada 2 kez 5 hafta boyunca uygulanmıştır. Katılımcıların aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri Kanada Aktivite Performans Ölçümüyle, fonksiyonel durumları Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri ile değerlendirilmiş olup ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, GAPBO uygulaması sonrası ailelerin memnuniyet düzeyleri Görsel Analog Skala ile belirlenmiştir. Sonuç olarak, GAPBO grubunun aktivite performans (p=0,001) ve memnuniyet (p=0,001) düzeylerinde ve çocukların fonksiyonel becerilerinde (p=0,001) iyileşme görülürken, bakım veren yardımına duyulan ihtiyaç düzeyinde (p=0,001) ise azalma tespit edilmiştir. Son değerlendirmelere bakıldığında kontrol grubunda aktivite performansı (p=0,039) ve fonksiyonel beceriler toplam puanında (p=0,01) artış görülürken, çocukların aktivite memnuniyet düzeyi, fonksiyonel beceriler alt parametreleri ve bakım veren yardımında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, ailelerin GAPBO yaklaşımına karşı memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır (9.80 ± 0.47). Bu bulgular doğrultusunda, GAPBO'nun olumlu etkileri nedeniyle, SP'li çocukların rutin tedavisine dâhil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Buna rağmen, GAPBO yaklaşımının uzun dönem takibinin yapıldığı ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

BilişEngelli çocuklarFiziksel aktivite+2
Zeynep Kolit
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanserinde günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesinin çok boyutlu değerlendirilmesi

Akciğer kanserli hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki (GYA) bağımlılık oranı yapılan çalışmalarda % 13–49 olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda GYA'da en çok etkilenen aktiviteler, hastalar tarafından kişisel bakım, yürüme-transferler, ev işleri, alışveriş ve taşıma olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda akciğer kanserinde GYA değerlendirilmesi ve GYA'daki sorunların tespiti önem arz etmektedir. Yapılan literatür incelemelerinde akciğer kanserli hastalarda GYA ölçümüne dayalı veriler elde edilirken sadece ölçeklerin kullanıldığı görülmüştür. Çalışmanın amacı, akciğer kanserli hastaların GYA'larını performans tabanlı bir protokolle değerlendirmek, akciğer kanserli hastaların GYA ölçüm sonuçlarını benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak ve akciğer kanserli hastaların GYA'larının nasıl etkilendiğini araştırmaktı. Çalışmaya 22 akciğer kanseri tanısı konulan, kemoterapi ve radyoterapi gibi adjuvan tedavilerini 6 ay önce tamamlamış kür olmuş hastalar ile benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip 22 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Bireylerin akciğer kapasiteleri spirometre ile, fonksiyonel kapasiteleri 6 dakika yürüme testi ile, iskelet kas kuvvetleri el dinamometresi ile ölçüldü. Bireylerin GYA değerlendirmeleri Londrina Protokolü kullanılarak değerlendirildi. Yaşam kalitesi ölçümleri için EORTC-QLQ c30 anketi kullanıldı. Çalışma sonucunda akciğer kanserli hastaların akciğer kapasiteleri, 6 DYT mesafeleri, diz ekstansörleri, omuz abdüktörleri, omuz fleksörleri, dirsek fleksörleri ve el kavrama kuvvetleri anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,05). Akciğer kanserli hastaların GYA'da harcadıkları toplam süre sağlıklı kontrol gruba göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde daha fazla bulundu (p<0,05). İki grup arasında yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Bireylerin Londrina Protokolünü tamamlama süreleri ile 6DYT mesafesi arasında ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak akciğer kanserli hastaların GYA'ları etkilenmektedir. Akciğer kanserli hastalar kendileriyle benzer fiziksel özelliklere sahip bireylere göre GYA'daki aktiviteleri daha uzun sürede yapmaktadırlar. Londrina Protokolü akciğer kanserli hastalarda GYA'yı değerlendirmek için etkin ve objektif bir yöntemdir. Akciğer kanserli hastalarda GYA değerlendirilmesinin objektif olarak yapılması fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının belirlenmesinde yön gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıFizyolojik kapasite+5
Hamide Şahin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik hayatta yabancılaşmış birey - mekan ilişkisi

Gündelik hayat, bireyin boş vakit, aile yaşamı, özel yaşamı gibi yaşamını belirleyen tüm anlarından; yemek, içmek, uyumak, alışveriş yapmak gibi eylemlerin toplamından ve tüm bunların toplumsal ilişkilerinden oluşmaktadır. Gündelik hayatın bir bütün olarak nesnelliği ise somut bireyi belirler. Bu araştırmada ele alınan konular, gündelik hayat ve bu hayatın belirlediği bireyler; bireylerin yaşam ile kurduğu/kuramadığı ilişki biçimleri ve bu ilişkilerin mekânla bağlantılarının sanata yansıması kapsamındadır. Gündelik hayatın içerdiği eylemler, toplumsal bir mekânda ve zamanda meydana gelir. Dolayısıyla, bu noktada mekânlar bireylerin yabancılaşmasına neden olan nesnellikler olarak tanımlanır. Araştırma kapsamındaki resimlerde sistem ve birey, sistemde bireyin bilinci, sistemin yarattığı mekânlar ve bunlar arasındaki ilişkiler konu edilmiştir. Sanatsal uygulamalarda yabancılaşma kavramı, bireylerin gündelik hayatta yaşamla ilişkilenememesi sonucunda ortaya çıkan duygu olması bağlamında ele alınmıştır. Tarihsel süreç içerisinde yabancılaşma kavramının Hegel, Feuerbach, Fromm, Marx ve Lefebvre gibi düşünürlere göre geçirdiği değişim incelenmiştir. Toplum içinde insanın yalnızlaşması ve bunun sonucu oluşan yabancılaşma duygusu kavramsal olarak açıklanmış aynı zamanda gündelik hayat ile ilişkisi vurgulanarak bütünlüklü bir değerlendirmeye varılması amaçlanmıştır. Tez içerisinde yer alan sanatsal çalışmalarda benimsenen temel yaklaşım mekânın, toplumsal mekân olarak üretilmesi olmuştur. Mekân-zaman-para üçlemesinde kurulan hâkimiyetin toplumsal iktidarı belirler hale gelmesi, tarih boyunca mekân kavramına olan yaklaşımları da değiştirmiştir. Bu araştırmada mekân, felsefi olarak Aristoteles, Descartes, Kant, Heidegger gibi filozofların yaklaşımları doğrultusunda incelenmiştir. Kentleşme, kentsel mıntıkalar, müşterek mekân kavramları Harvey, Lefebvre, Stavrides ile birlikte güncel bir tartışma olarak ele alınmıştır. Araştırma kapsamında yer alan çalışmalar gündelik hayat izlenimlerinin otobiyografik öğelerle buluşmasından yararlanılarak oluşturulmuştur. Anahtar Sözcükler: Lefebvre, Gündelik Hayat, Yabancılaşma, Birey, Mekân, Resim.

BireyGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+3
Fide Lale Durak
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerin yerleşiminden sonra Basmane'de değişen gündelik hayat

Bu çalışmanın amacı, Suriyeli mültecilerin Basmane'ye yerleşimleriyle birlikte semtin değişen gündelik hayat deneyimini, ekonomik ve sosyal alanda meydana gelen değişimleri de göz önünde bulundurarak incelemektir. Basmane, bir kent içi çöküntü alanı olması sebebiyle kente ilişkin çeşitli olanaklardan yoksun bir bölgedir. İç göç sürecini deneyimlemiş kent yoksullarının, düzensiz göçmenlerin, mültecilerin, düşkünlerin kısacası günümüzde sosyal dışlanma süreçlerini yaşayan bir topluluğun ev sahipliğini yapan bu semt, kentin mekânsal olarak dışlanan bir alanıdır. Dolayısıyla semtin gerek ekonomik ve sosyal hayatı gerekse de kamusal alanda yaşanan gündelik hayat deneyimi, bu türden yapısal unsurlar tarafından etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: İltica, mültecilik, Suriyeli mülteciler, Eleştirel Kent Sosyolojisi, kent içi çöküntü alanı, kentsel yoksulluk, enformel sektör, kentsel gündelik hayat

GöçlerGünlük yaşam aktiviteleriKent merkezi+6
Hayriye Aşçı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects