Stock valuation
109 theses under this subject heading
Hirose yöntemiyle marka değerinin belirlenmesi: BİST Turizm endeksinde yer alan firmalar üzerine bir uygulama
Marka olgusu ve marka değeri kavramının değeri şirketler açısından son yıllarda çok önemli bir yer tutmaktadır. Artan teknoloji ve pazar rekabeti, şirketlerin yeni stratejik yönelimlere sürüklemiştir. Bunun bir sonucu olarak markalaşma süreci ortaya çıkmıştır. Bu süreç pazarda etkin olarak var olmak isteyen şirketler açısından zorunlu bir hal almış ve rekabet üstünlüğü elde etmek için gereken temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu sürecin ortaya çıkmasıyla beraber marka değerini ölçmek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Birçok araştırmacı ve akademisyen tarafından marka değerini farklı yönlerden inceleyen yöntemler ortaya atılmıştır. Bu yöntemler Davranışsal, Finansal ve Karma yöntemler olarak bilinmektedir. Araştırmada marka değerini parasal olarak değerlendirmeyen yöntemlerde ana hatlarıyla yer almakta ancak asıl yöntem olarak Finansal bir model seçilerek marka değerinin finansal boyutu ile ilgilenilmiştir. Araştırmamızın son bölümünde BİST Turizm Endeksi'nde faaliyet gösteren firmaların marka değerleri ikinci ve üçüncü bölümde açıklanan ve Finansal Marka Değerleme Yöntemlerinden biri olan Hirose yöntemi ile tespit edilmeye çalışılmıştır.
Kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi: BİST 100 endeksinde bir uygulama
Bu çalışmada, 2014-2019 yıllarında BİST 100 endeksinde işlem gören kamu ve özel bankaların karlılık duyurularının piyasa üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde bankacılıkla ilgili temel bilgilere değinilmiş, ikinci bölümde ise etkin piyasalar hipotezi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise karlılık duyurularının hisse senetleri üzerine etkisi olay çalışması yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma boyunca konuyla ilgili önceden yapılan teorik ve ampirik çalışmalardan yararlanılmıştır.
Kurumsal yönetim kapasitesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine etkisi
Etkin Piyasalar Hipotezi, sürü davranışı ve kurumsal yönetim çerçevesinde çalışmanın temel amacı, farklı bakış açısıyla kurumsal yönetim derecelendirmesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine olası etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç dahilinde ise araştırma çerçevesinde üç alt amaç belirlenmiştir. İlk alt amaç, Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan şirketlerin yıllar itibarıyla almış oldukları kurumsal yönetim derecelendirme puanının sabit (değişmeyen), yukarı (artan) ve aşağı (azalan) yönlü hareketlerinin hisse fiyatı üzerindeki olası etkisini Olay Çalışması ile ortaya koymaktır. Araştırmanın ikinci alt amacı; Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde ve Borsa İstanbul'da öne çıkan 16 endekste olası sürü davranışı varlığını tespit ederek, tahmin edilebilir piyasa hareketlerinin yaygınlaşıp yaygınlaşmadığını belirlemektir. Son olarak üçüncü alt amaç ise; sürü davranışı perspektifinde ve belirlenen kriter dahilinde kurumsal yönetim puanı yüksek veya düşük olarak kategorize edilen şirketlerde olası sürü davranışı varlığını tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmada öncelikle sürü davranışı ölçme yöntemlerinden Christie ve Huang (1995) Modeli sonrasında Chang, Cheng ve Khorana (2000) Modeli kullanılmıştır. Olay Çalışması yöntemi kullanılarak kurumsal yönetim derecelendirme puanındaki farklılaşmanın hisse fiyatına etkisini ortaya koyan analiz sonuçlarına göre, kurumsal yönetim puanı yıllar itibarıyla sabit/yukarı/aşağı paylardan oluşan piyasanın, katılımcılara ortalama üzerinde getiri elde etme fırsatı sunduğu tespit edilmiştir. Sürü davranışı perspektifinde, Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde Borsa İstanbul'da öne çıkan diğer 16 endekste Christie ve Huang (CH) (1995) Modeli sonuçlarına göre herhangi bir sürü davranışı varlığına rastlanmazken, Chang, Cheng ve Khorana (CCK) (2000) Modeli sonuçları neticesinde ise bazı endekslerde sürü davranışı görülmüştür. Ayrıca sürü davranışı kapsamında Kurumsal Yönetim Endeksi'ne dahil olan ve belirlenen kriter çerçevesinde kurumsal yönetim puanı yüksek/düşük olarak gruplandırılan şirketlerde hem CH Modeli hem de CCK Modeli'ne göre sürü oluşumu lehine herhangi bir kanıt bulunamamıştır.
Finansal krizlerin bankacılık sektörü hisse senetleri üzerindeki etkileri
Araştırmada finansal krizlerin bankacılık sektörü üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olamadığının ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla 2001-2002 ve 2008 krizlerinin etkili olduğu tarihlerin kukla değişken olarak incelendiği çoklu regresyon analizi modellerinde BİST Banka Endeksinin krizlerden etkilenip etkilenmediğine yönelik incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın değişkenleri BİST Banka Endeksi, Bankaların ay sonu hisse senedi kapanış fiyatları (örneklem olarak seçilen altı özel banka), Sanayi Üretim Endeksi, İhracatın İthalatı karşılama oranı, Enflasyon ve USD/TL değeridir. Değişkenlerin veri seti için 1997-2016 yılları arasındaki ayın son günkü kapanış değerleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde İlişkili Örnekler T-Testi ve Kukla Değişkenli Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda BİST Banka Endeksinin 2000 yılından 2001 yılına ve 2007 yılından 2008 yılına geçerken anlamlı düzeyde azalış gösterdiği belirlenmiştir. Bulgulara göre 2001 ve 2008 krizlerinin BİST Banka Endeksi üzerine negatif yönde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.
Enflasyon ortamında stok değerleme yöntemlerinin özellikle LİFO yönteminin faaliyet sonuçları üzerindeki etkileri
Bu çalışmanın anacı, enflasyon ortamında her bir stok değerleme yöntemlerinin etkilerinin ve yeterliliklerinin tespit edilmesidir. Bu çalışmayla özellikle, enflasyon ortamında çeşitli avantajlar sağlayan LZFO yönteminin isletme sonuçları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Enflasyon işletmeleri ve muhasebe verilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışmada bu etkilerin neler olduğu ve işletmelerin bu etkileri gidermek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, enflasyonun işletme stokları ve stok politikaları üzerindeki etkileri belirlenmiş ve her bir stok değerleme yöntemi enflasyonun etkileri de gözönünde bulundurularak incelenmiştir, enflasyonun etkilerini azaltıcı özelliği olan LIFO yöntemi daha ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu yöntem bir işletme stoklarına uygulanarak işletme sonuçları üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, enflasyon dönemlerinde LIFO yönteminin uygulanmasına ve yöntemin etkilerinin tespitine ilişkin ankete dayalı bir araştırmaya yer verilmiştir. ix
Enerji fiyatlarındaki değişimin hisse senedi fiyatlarına etkisi: BİST Elektrik Endeksi üzerine bir uygulama
Bu çalışmada Borsa İstanbul'da işlem gören elektrik endeksi ile enerji fiyatları arasındaki etkileşim asimetrik ilişkileri de modele dâhil edebilen "Doğrusal Olmayan Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Model (Nonlinear Autoregressive Distributed Lag – NARDL)" ile ilişkinin yönü ve katsayısı incelenmiştir. Veri seti Mart 2010-Mart 2019 arası üçer aylık elektrik endeksi ve enerji fiyatlarından oluşmaktadır. Bağımlı değişken olarak BİST Elektrik Endeksi (XELKT), bağımsız değişken olarak elektrik fiyatları (EL), gaz fiyatları (GAS) ve brent petrol fiyatları (BR) alınmıştır. NARDL sınır testi sonuçlarına göre uzun dönemde BIST Elektrik Endeksi ile gaz fiyatları arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. BIST Elektrik Endeksi ile elektrik fiyatları ve brent petrol fiyatları arasında ise uzun dönemde anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Hata düzeltme modeli sonuçlarına göre ise uzun dönemli sonuçların aksine neredeyse tüm bağımsız değişkenler ile BİST Elektrik Endeksi arasında ilişki bulunmuştur. Kısa dönemde BİST Elektrik Endeksi (XELKT) ile elektrik fiyatlarının pozitif bileşenleri (EL+) ve BR arasındaki ilişki pozitif yöndedir. Kısa dönemde BİST Elektrik Endeksi (XELKT) ile elektrik fiyatlarının negatif bileşenleri (EL-) ve GAS değişkenlerinin ilişkisi ise gecikmelere bağlı olarak pozitif veya negatif yönde olabilmektedir.
Trabzonspor'un sportif başarılarının hisse senedi ve fan token üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı Trabzonspor'un sportif başarıları ile Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senedi ve fan token fiyatları arasındaki ilişkiyi yapısal kırılmalı modeller aracılığı ile incelemektir. Bunun için ilk olarak Zivot-Andrews yapısal kırılmalı birim kök testi uygulanmış olup serilerin bazı koşullarda yapısal kırılma altında durağan bazı koşullarda ise durağan olmadığı tespit edilmiştir. Zivot-Andrews birim kök testinden sonra Gregory-Hansen eşbütünleşme analizi yapılmış ve serilerin yapısal kırılma altında eşbütünleşik olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan eşbütünleşme seriler arasında en az bir nedensellik ilişkisinin olabileceğini göstermektedir. Granger nedensellik analizi sonucunda, mağlubiyet değişkeninden Trabzonspor Futbol Kulübü hisse senedi değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Mağlubiyet ve galibiyet değişkenlerinden Trabzonspor Futbol Kulübü fan token değişkenine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Trabzonspor, Hisse Senedi, Fan Token, Sportif Başarı, Yapısal Kırılma
Hisse senedi getirilerinde değer primi etkisi: BİST'de bir uygulama
Bu çalışmada değer ve büyüme hisse senetlerinin getirileri arasındaki pozitif farkı ifade eden değer priminin, Borsa İstanbul'da (BİST) Temmuz 2006 – Haziran 2015 döneminde varlığı incelenmiştir. Değer ve büyüme hisse senetlerini belirlemek amacıyla Defter Değeri/Piyasa Değeri, Kazanç/Fiyat, Nakit Akımı/Fiyat ve Temettü Verimi oranları ölçüt olarak kullanılmıştır. Değer ve büyüme portföylerinin getirilerini açıklamak için ise iki faktör modeli kullanılmıştır. Analizler sonucunda, değer priminin Borsa İstanbul'da süreklilik arz etmediği tespit edilmiştir. Yapılan zaman serisi analizlerinde portföy getirilerini açıklamada pazar risk primi değişkeninin değer primi değişkenine göre daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışmada kullanılan iki faktör modelinin değer ve büyüme portföylerin getirilerini açıklamada yetersiz olduğu ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Değer primi, değer yatırım stratejisi, büyüme yatırım stratejisi,değer hisse senetleri, büyüme hisse senetleri
Derin öğrenme teknikleri kullanılarak hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi: BIST'te bir uygulama
Borsa yatırımcıları, kâr edebilmek amacıyla geleceği tutarlı bir şekilde öngörerek yerinde hamleler yapabilmelidir. Bu amaçla yatırımcılar sahip oldukları bilgileri doğru analiz edip başarılı tahminlerde bulunmalıdırlar. Gün geçtikçe daha da globalleşen finansal piyasalara yönelik gelecek fiyat tahminlerinde bulunmak gittikçe zorlaşmaktadır. Örneğin bazı zamanlarda Türkiye' deki bir hisse senedinin fiyat tahmini için sadece Türkiye' deki faktörler değil aynı zamanda dünyadaki diğer faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla bu durumda basit istatistiksel hesaplamalar yetersiz kalmaktadır. Bu yetersiz kalmaya çözüm olarak bilgisayar programları ve bu programlar içerisindeki algoritmalar ile tekniklerden faydalanılmaktadır. Derin öğrenme, yaklaşık 80 yıl önce ilk kez temelleri atılan yapay zekânın en gelişmiş araçlarındandır ve son 10 senedir popülerliği artarak finans alanındaki çalışmalarda kendine çokça yer bulmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye' de borsa ve enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde derin öğrenmenin tanımı, tarihçesi, teknikleri ve kullanım alanları tanıtılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise veri seti ve değişkenlerin tanıtılması, daha önce yapılmış benzer çalışmalar, yapılan uygulamanın adımları ve görselleri bulunmaktadır. Bu çalışmada bir hisse senedi tahmini için son gelişmiş teknolojilerden olan derin öğrenmenin LSTM (Long-Short Term Memory) ve GRU (Gated Recurrent Unit) teknikleri Google Colab programı ortamında uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti Yahoo Finance' tan alınmış ve 02.01.2013 ile 30.12.2022 tarihleri arasını kapsamaktadır. BIST (Borsa İstanbul)' in bünyesinde yer alan XELKT (Borsa İstanbul Elektrik Endeksi) endeksine ait 5 şirket ele alınarak tahmin modelleri oluşturulmuştur. Ardından oluşturulan bu tahmin modellerinin başarıları hesaplanan model performans kriterleri ile test edilmiş ve kullanılan tekniklerin hisse senedi fiyat tahmini konusunda başarılı olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Buna ek olarak hesaplanan model performans kriterleri arasından MSE (Mean Squared Error) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error)' nin sonuçları baz alınarak kullanılan teknikler birbiriyle kıyaslanmış ve bu tekniklerden hangisinin daha az hata ile tahmin yaptığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Son olarak, 4 farklı gün sayısı alınarak yapılan analizlerden hangi gün ile daha başarılı tahminlerin yapıldığı kestirilmeye çalışılmıştır. Bu analizlerin sonucunda elde edilen model performans kriteri çıktıları, MSE için 1' in altında ve MAPE için de %5' in altında olduğundan dolayı iki tekniğin de başarılı fiyatı tahminleri gösterdiği söylenebilir. Sonuç olarak bu iki tekniğin birbiriyle karşılaştırılması neticesinde çok az bir farkla LSTM tekniğinin, GRU tekniğinden daha başarılı olduğu görülmektedir.
Kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirisi üzerine etkisi: BIST'de bir araştırma
Kurumsal yönetim kavramı, dünyada yetkiyi kötüye kullanımlar sonucu oluşan şirket skandalları ve yaşanan ekonomik krizlerden sonra önemini arttıran bir olgudur. Bu yaklaşım tartışılmaya başlandıktan sonra dünyada birtakım standartlar, kanunlar ve ilkeler çerçevesinde şekillendirilmiştir. Şirketlerin şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması, şirketle ilişkili olan bütün taraflar arasında eşit mesafede olma kurumsal yönetimin en önemli amaçlarından olmaktadır. Kurumsal yönetimi etkili bir biçimde uygulayan şirketlerin yatırımcı nezdinde de daha çok tercih edilmesi ve hisse senetlerinin performanslarının olumlu yönde etkilenmesi beklenmektedir. Bu çalışmada da Türkiye'de kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedine olan etkisi Panel VAR modeliyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda 2009-2016 yılları arasında kurumsal yönetim endeksinde yer alan ve en az beş yıllık kurumsal yönetim notu olan 19 adet firmanın kurumsal yönetim notları ile hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, kurumsal yönetim uygulamalarının hisse senedi getirileri üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Çalışmada, kurumsal yönetim endeksinin performansı da BIST100 ve BIST30 endeksi ile karşılaştırılarak analize dahil edilmiştir. Performans değerlendirmesine göre, kurumsal yönetim endeksi performansı Sharpe, Treynor ve Jensen ölçütlerine göre karşılaştırılan diğer iki endeksin gerisinde kalmaktadır.
Türkiye'yi etkileyen yurt içi ve yurt dışı politik risk faktörlerinin hisse senedi piyasası üzerine etkisi: BIST 30 endeksindeki şirketler üzerine bir uygulama
Etkin piyasalar hipotezine göre firmaların kamuya duyurdukları ve ilgili firmalara ait hisse senetlerinin fiyatlarının doğrudan ya da dolaylı açıdan etkilendiği haberlerden kaynaklanan anormal getiriler oluşmaktadır. Portföy yöneticisinin görevi ise bu oluşan olağandışı durumlardan portföylerinin en az etkilenebilmesini sağlamak için doğru adımlar atması olacaktır. Bu çalışmanın amacı hisse senedi yatırımcılarının yatırım kararlarında kamuya duyurulan haberlerin ilgili firmaların hisse senedi getirileri üzerinde herhangi bir etkiye sahip olup olmadığını, olay etüdü yöntemiyle ölçülmesidir. Çalışmanın amacı ülkemizi birçok açıdan etkileyen yurt içi ve yurt dışı politik risk faktörlerinin Türkiye hisse senedi piyasası üzerindeki etkilerinin ortaya konulmasıdır. Bunun için BIST30 endeksinde yer alan firmalar üzerinde olay etüdü kullanılarak bir uygulama yapılmıştır. Bulgular sonucunda politik riskin finansal piyasalar üzerinde oldukça önemli ve çoğu zaman olumsuz etkilere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Borsa İstanbul, Endeks, Olay Etüdü, Risk.
Bankaların finansal yapısı çerçevesinde bağımsız denetçi görüşünün hisse senedi performansı üzerine etkisi
Günümüz koşullarında, bankaların finansal yapılarının güçlendirilmesi giderek önem kazanan bir konudur. Finansal yapılarının güçlü ya da zayıf olması banka performansını etkilemektedir. Ayrıca, bankaların denetlenmesi ve bağımsız denetçiler tarafından görüşlerin rapor olarak sunulması bankanın performansını etkileyen başka bir etkendir. Hisse senedi, sermaye şirketlerinin ortaklarına sermaye paylarını belgelendirmek amacıyla verdiği bir çeşit kıymetli evrak türüdür. Yatırımcıların ilk aklına gelen yatırım enstrümanlarından biri olan hisse senetleri, gün içerisinde piyasa koşullarından etkilenerek farklı fiyat değişiklikleri gösterebilmektedir. Genel olarak arz ve talepte meydana gelen hacimsel değişikliklere duyarlılık gösteren fiyatlar mikro ve makro faktörler olmak üzere başka değişkenlerden de etkilenebilirler. Mikro faktörler içerisinde yatırımcının takip ettiği şirket üzerinde karlılık ve borçluluk durumları, bilançoları, sektörel performansı bulunmaktadır. Makro faktörler ise ekonomik konjonktür, uluslararası piyasalar, yapılan uluslararası anlaşmalar, krizler, dünya ekonomilerinin değişkenlik gösteren yapısıdır. Finansal piyasalarda anonim şirket olarak faaliyet gösteren bankaların yıl içerisinde dört dönem olarak Kamuyu Aydınlatma Platformu'na sunduğu bağımsız denetim raporları borsada işlem gören hisse senedi yatırımcıları için mikro boyutta şirket bilanço, karlılık ve borçluluk durumu, sermaye yapısı, mevduat kredi dengesi açısından kaynak teşkil etmektedir. Ayrıca denetçi görüşünün bildirilmesi yatırım kararı açısından banka güncel finansal performansının yorumlanabilmesi için kurumsal bir karne niteliğindedir. Literatüre bakıldığında, denetçi görüşlerinin hisse senedi performansıyla ilişkisini inceleyen çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Borsa İstanbul'a kayıtlı çeşitli sektörlerde işlem gören şirketler üzerinde çalışmalar yapılmış fakat bankacılık sektöründe işlem gören halka arz edilmiş şirketlerle ilgili denetim görüşünün hisse senedi getirisiyle bağlantılı çalışmaya rastlanmamıştır. Bu bağlamda, sunulan tez çalışmasının amacı, TBB nezdinde üç farklı grup içerisinden seçilen yabancı sermayeli katılım bankası, kamusal sermayeli mevduat bankası ve özel sermayeli mevduat bankası hakkındaki 2011-2020 yıllarına ait bağımsız denetçi görüşlerinin ilgili bankaların Borsa İstanbul'daki işlem gören hisse senedi performansları üzerindeki etkisinin ampirik olarak ortaya koyulmasıdır. Araştırmada öncelikle bankacılık sektörünün tarihsel gelişimi ve finansal yapısı teorik olarak incelenmiştir. Banka finansal performansı analizinde kullanılan rasyolar açıklanmış temel finansal tablolar hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, ilk bölümde geleneksel ve katılım bankalarının farklılıkları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde bankalardaki denetim ve denetim komitesinin yapısı irdelenmektedir. Bağımsız denetim sonucunda düzenlenen denetim raporları, görüş çeşitleri, kilit denetim konuları, bankaların bağımsız dış denetimi ile ilgili yasal düzenlemeler, Basel düzenlemeleri teorik olarak incelenmiş, Türk bankacılık sistemine etkileri üzerinde durulmuştur. Metodolojik olarak son bölümde, denetçi görüşünün seçilen bankaların borsadaki hisse senedi kapanış fiyatları ve endeks değerleri üzerindeki etkilerinin ortaya konulması amacıyla, denetçi görüşü sonuçları için kukla değişken kullanılarak, 2011-2020 yılları için denetimden önce ve sonra 2 farklı hisse senedi veri seti Bağımsız T Testi analizine tabi tutularak, analizler %95 güven aralığında uygulanmıştır. Ayrıca, bankaların hisse senedi getirilerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı tespiti için Event Study (olay) analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada denetçi görüşü yayınlanmadan 10 gün öncesi ve 10 gün sonrası kapanış fiyatları T testi ile analiz edilerek fiyat hareketliliğinin değişkenliği yorumlanmıştır. Event Study yöntemiyle de endeks değerleri ve hisse senedi kapanış fiyatlarının ortalaması hesaplanarak ani bir değişim grafiğinin olup olmadığı izlenmiştir. Analizden elde edilen bulgulara göre, denetçi görüşünün, hisse senedi performansı ve getirisinde etkisinin olduğu görülmüştür. Denetçi görüşünün farklılığına göre bulgularda ani sıçrama ya da düşük boyutta değişim gözlemlenmesi, ilerleyen zamanlarda Türkiye bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bağımsız denetim mekanizmasının kurumsal işlevini tam olarak yerine getirmesi açısından önemlidir. Bağımsız denetçi, finansal raporlama standartları çerçevesinde, finansal tabloların tüm önemli yönleriyle gerçeğe uygun bir biçimde sunulduğuna kanaat getirdiğinde olumlu görüş ifade eder. Hesaplı risk alabilen yatırımcı olumlu görüş dışında denetçinin sunduğu rapordan işletmeyle ilgili daha somut veriler almak isteyebilir. Çalışma bulgularından; denetim raporu ve buna bağlı olarak denetçi görüşünün yatırımcılara benzer analizler yerine daha detaycı, yatırım kararlarını etkileyebilen gerçekçi, bilanço ve mali tablo makyajlamasından uzak bilgiler sunması gerektiği görüşüne varılabilmektedir.
Kurumsal sosyal sorumluluğun portföy performansına etkisi: Borsa İstanbul'da bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) performansının, portföy performansı üzerindeki etkisini incelemek ve yüksek KSS puanlı hisse senetlerinin alınması ve düşük KSS puanlı hisse senetlerinin satılması yoluyla oluşturulacak bir al-sat stratejisinin performansını değerlendirmektir. Bu amaçla 2009-2018 yılları arasında Borsa İstanbul'da (BİST) işlem gören ve farklı KSS performansına sahip hisse senetlerinden yüksek ve düşük KSS puanlı iki portföy oluşturulmuştur. Daha sonra Temmuz 2010-Haziran 2020 dönemlerinde portföyler arasında herhangi bir performans farklılığının olup olmadığını ve bu farkın KSS özelliklerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını test etmek için Sermaye Varlıkları Fiyatlama Modeli (Capital Asset Pricing Model [CAPM]), Üç Faktör Modeli (3FM), Dört Faktör Modeli (4FM) ve Beş Faktör Modeli (5FM) olmak üzere dört farklı performans modeli uygulanmıştır. Bulgular, yüksek ve düşük KSS puanlı portföylerin alfa katsayılarının genellikle pozitif ve anlamlı olduğunu göstermektedir. Bu sonuç, yatırımcıların KSS portföylerine yatırım yaparak pazara göre daha üstün bir performans elde edebileceklerini göstermektedir. Bunula birlikte iki portföyün performansı arasındaki farkı gösteren fark portföyünün alfası, çoğu durumda negatif ve anlamsız çıkmaktadır. Bu sonuç ise yüksek ve düşük KSS puanlı portföylerin performansları arasında anlamlı bir farkın olmadığını ifade etmektedir.
Koronavirüs (COVID-19) pandemisinin OECD ülkeleri hisse senedi piyasaları üzerine etkisi
COVID-19 salgını 2019 yılının Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkmıştır. Kısa süre içerisinde dünyaya yayılmasıyla birlikte Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalık pandemi ilan edilmiştir. Salgının yayılımını engellemek için politik regülatörler kısıtlama kararları almışlardır. Bu kararlar neticesinde sosyal ve ekonomik yaşam, eğitim, finansal piyasalar ve birçok sektör büyük oranda etkilenmiştir. Bu kapsamda bu tez çalışmasında COVID-19'un hisse senedi piyasaları üzerindeki etkileri GARCH modeli yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada örneklem olarak tamamı OECD üyesi olan Almanya, Fransa, ABD, Türkiye, Polonya, Çekya, Meksika, İspanya, Birleşik Krallık ve İtalya ülkeleri alınmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre tüm ülkelerde pandemi ilanı sonrası ilk 5 günlük kısa vadede eş zamanlı bir şekilde anlamlı ve olumsuz getiri elde edilmiştir. Ancak uzun vadede COVID-19'un getiriler üzerinde anlamlı etkisine rastlanmamıştır. Öte yandan COVID-19 uzun vadede Türkiye ve Birleşik Krallık piyasasında volatilitenin artmasına sebep olmuştur. Türkiye, Almanya ve Fransa'da ise volatiliteyi kısa vadede artırmıştır.
Hisse senedi piyasasında muhasebe bilgilerinin firma değeri ile ilişkisi: İMKB üzerine bir inceleme
Bu araştırmada muhasebe bilgilerinin firma değeri ile ilişkilerinin analizinde Ohlson Modeli kullanılarak, 2005-2011 döneminde İMKB?de sürekli işlem gören ve imalat sanayinde yer alan firmalarda söz konusu ilişki düzeylerinin sektör ve yıl bazında ölçümü amaçlanmıştır.Çalışmada örneklem, 2005-2011 döneminde verilerine sağlıklı bir şekilde ulaşılabilmiş imalat sanayinde yer alan firmalardan oluşturulmuştur. İmalat sanayinde yer alan alt sektörler dikkate alınarak sektörel analiz, alt sektör ayrımı yapılmaksızın toplulaştırılmış (imalat sanayi) bazda analiz ve birer yıllık dönemler itibariyle de yıllık analiz yapılmıştır. Dolayısıyla yıllar itibariyle ilişki düzeylerindeki değişim ve 2008 krizinin olası etkileri de incelenmeye çalışılmıştır. Verilerin elde edilmesinde ?www.imkb.gov.tr? ve ?www.kap.gov.tr? ile Finnet Mali Analist programı ve www.finnet.com.tr veri tabanları kullanılmıştır.Araştırma bulguları genel olarak değerlendirildiğinde firma piyasa değerinin belirlenmesinde muhasebe bilgi sisteminin üretmiş olduğu bilgilerin önemli ve etkili olduğu ifade edilebilir. Bilanço ve gelir tablosu bilgilerinin ikisinin birden piyasa değerini açıklama güçlerinin %70?ler seviyesine kadar çıkabildiği görülmüştür. İşletmeye özgü faktörlerin değer ilişkisi düzeyine olumlu-olumsuz katkılarının olduğu gözlemlenen bulgular arasındadır. Bununla birlikte bilanço bilgisi defter değerinin piyasa değerini genel olarak daha iyi açıkladığı ve defter değeri modelinin istatistiksel açıdan daha anlamlı ve güvenilir bilgiler sağladığı belirtilebilir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe Bilgileri, Firma Değeri, Değer İlişkisi, Ohlson Modeli, İMKB.
Finansal performansın firma değeri üzerine etkisi BİST'te gıda sektörü üzerine amprik bir çalışma
Bu çalışma, finansal performansın ve firma değerinin 2008-2018 arasındaki zaman içinde İstanbul Borsasında gıda sektöründe bulunan firmaların piyasa katma değerine etkisini incelemektedir. Bağımsız değişkenler borçluluk oranları, kârlılık oranları, likidite oranları, verimlilik oranları ve q-tobin oranı olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada GMM yöntem ile yapıldığı için araç değişkenler kullanılmıştır. Çalışmada finansal performans ve firma değerlerinin ölçümlerinin literatürünü inceledikten sonra GMM yöntem ile analiz yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre kârlılık oranları, verimlilik oranları ve likidite oranları ve tobin q oranı firma değerini etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Finansal Performans, Firma değeri, GMM, Dinamik Panel Veri, Finansal oranlar
Hisse senedi piyasalarında anomaliler: BİST 30 üzerine ekonometrik bir uygulama
Etkin Piyasa Hipotezi, menkul kıymet pazarlarında yer alan tüm bilgilerin piyasaya eksiksiz yansıdığını ve fiyatların rastgele meydana geldiğini bundan dolayı da beklenenin üzerinde gelir elde edilemeyeceğini ifade etmektedir. Ancak literatürü incelediğimiz zaman belirli faktörler göz önüne alındığında anormal getiriler elde etmenin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın amacı, menkul kıymet piyasasında işlem yapmak isteyen yatırımcılara oluşabilecek anomaliler hakkında bilgi aktarıp daha doğru şekilde karar vermelerine yardımcı olmaktır. Bu anlamda ilk olarak etkin piyasa hipotezi hakkında bilgi aktarıp daha sonra anomaliler açıklanmıştır. GARCH modelinden faydalanarak BIST 30 endeksi kapsamında 2003-2018 yılları günlük fiyat endeksinden yararlanılarak haftanın günü anomalisi, ay içi anomalisi, ay dönümü anomalisi, yıl dönümü anomalisi, ocak ayı anomalisi ve tatil etkisi anomalisi analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, haftanın günü etkisinde pazartesi hesaplanan değerin pozitif olduğu ve volatiliteyi arttırdığı, salı ve cuma günü değerin negatif ve volatilitenin azaldığı gözlemlenmiştir. Ocak ayı etkisinde BIST 30 endeks kapsamında Ocak ayında getirilerin yükseldiği ve volatilitenin arttığı sonucuna varılmıştır. Yıl dönümü etkisinin ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirilerin yükseldiği gözlemlenmiştir. Ay dönümü etkisinde volatilitenin arttığı gözlemlenmiştir. Ay içi etkisinde, ayın ilk yarısında getirilerin düştüğü ve volatilitenin azalış gösterdiği tespit edilmiş ve tatil etkisinin de ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirileri arttırdığına rastlanılmıştır.
Seçilmiş makro ekonomik değişkenlerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkisi
Hisse senedi fiyatları genel ekonomik durum açısından önemli bir gösterge niteliğinde olduğundan, hisse senedi fiyatlarını etkileyen makro ekonomik değişkenler önemli bir araştırma konusu olmuştur. Bununla beraber, araştırma bulguları ülkeler arasında ve aynı ülke için farklı dönemleri kapsayan dönemlerde farklılık göstermektedir. Bu çalışmada, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören hisse senedi fiyatları ile dolar kuru, Tüketici Fiyat Endeksi, Tüketici Güven Endeksi ve faiz oranları arasındaki ilişki Çoklu Doğrusal Regresyon Modeli, Granger Nedensellik Testi ve Johansen Eşbütünleşim Analizi yöntemi ile incelenmiştir. Veri seti olarak 2004 yılının Ocak ayından 2009 yılının Aralık ayına kadar olan aylık veriler kullanılmıştır. Çoklu Doğrusal Regresyon Modeli sonuçlarına göre dolar kuru ve faiz oranları İMKB hisse senedi endeksini negatif, TÜFE ve Tüketici Güven Endeksi ise pozitif yönde etkilemektedir. Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre, dolar kurundan İMKB hisse senedi endeksine ve İMKB hisse senedi endeksinden Tüketici Güven Endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik görülmüştür. Çalışmanın son bölümünde ise değişkenler arasındaki ilişki Johansen Eşbütünleşim Analizi yöntemi ile ele alınmış ve analiz sonuçlarına göre TÜFE ve Tüketici Güven Endeksi ile İMKB hisse senedi endeksi arasında bir ilişki tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: İMKB 100 endeksi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi,Granger Nedensellik Testi, Johansen Eşbütünleşim
Makroekonomik faktörlerin firma değeri tespitine etkisi: BİST'te bir uygulama
Bu çalışmanın amacı makroekonomik faktörlerin, firma değeri tespitine olan etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda değerleme kavramı, firma değeri tespit süreci ve değerlemede kullanılan genel kabul görmüş değerleme yöntemleri açıklandıktan sonra makroekonomik faktörlerin firma hisse senetleri ile olan ilişkisi incelenerek firma değer tespiti için örnek bir uygulama yapılmıştır. Borsa İstanbul 'da işlem gören bir firma seçilerek 2006: 01- 2016: 06 dönemini içeren verileri ile makroekonomik faktörler olan milli gelir, enflasyon, faiz oranı, para arzı, döviz kuru, istihdam düzeyi ve petrol fiyatlarının öncelikle firmanın hisse senetleri fiyatlarına olan etkisi Basit Korelasyon ve Çoklu Regresyon Analizi ile incelenmiştir. İkinci olarak firma değerleme yöntemlerinden Piyasa Değeri Yaklaşımı kapsamında yer alan Fiyat/Kazanç Oranı yöntemi kullanılarak yıllara göre firma değerleri tespit edilmiştir. Piyasa Değeri Yaklaşımı Borsa'da yer alan firmalar için fiyat karşılaştırma imkânı yaratmasından dolayı bu yaklaşımdaki yöntemler sektör ya da aynı sektör kolundaki firmaların karşılaştırılmasını sağlamaktadır. Yatırımcılar açısından verilerin kolay analiz edilebilir olması ve sonuçların daha kısa sürede elde edilebilir olması nedeniyle Fiyat/Kazanç Oranı Yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma sonucunda firmanın hisse senedi fiyatları ile milli gelir, döviz kuru, para arzı ve istihdam arasında pozitif bir korelasyonun olduğu; enflasyon, faiz oranı ve petrol fiyatları arasında ise negatif korelasyon olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Faktörlerin göreli önem sırası; döviz kuru, para arzı, istihdam, milli gelir, petrol fiyatları, faiz oranı ve son olarak da enflasyondur. Milli gelir ve para arzının; döviz kuru, faiz oranı, petrol fiyatları, istihdam ve enflasyonun hisse senetleri fiyatları üzerindeki etkisinden daha fazla ve anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Fiyat/Kazanç oranı yöntemine göre makroekonomik faktörlerin yanında firmanın finansal tabloları incelerek yıllar itibariyle 2008 yılının diğer yıllara göre olumsuz bir gelişim gösterdiği görülmüştür. Dolayısıyla yatırım yapmak isteyen yatırımcıya yönelik yapılan çalışmada ülkenin genel durumu ve makroekonomisine bakarak gelecekteki yatırımlarının daha kazançlı olması için yapacağı firma değer tespitinde bu makro faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Firmanın bilanço ve gelir tablosu verileri ile geçmiş dönem finansal verileri değerlemede yardımcı olurken, gelecek yılın tahmini firma değerlemesi de yapılabilir, dolayısıyla firma değer yönteminin iyi seçilmesi gerekmektedir
Fama-french üç faktörlü varlık fiyatlama modeli'nin geçerliliği: Borsa İstanbul üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, hisse senedi getirileri üzerinde; pazar risk priminin, firmalara ait defter değeri / piyasa değeri oranlarının ve firma büyüklük ölçülerinin etkilerini ortaya koymaktır. Fama ve French (1993) çok faktörlü modeller üzerine yaptıkları çalışmalarda hisse senedi getirilerinin Finansal Varlık Fiyatlama Modelinde belirtildiği gibi tek bir faktöre bağlı olmadığını, portföyün getirisinin aynı zamanda firma büyüklük ölçüsü ve defter değeri / piyasa değeri oranı faktörlerinden de etkilendiğini tespit etmişlerdir. Bu çalışmada Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin Borsa İstanbul'da geçerliliği araştırılmıştır. Çalışmada 2010-2017 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi'nde faaliyet gösteren 49 firmaya ait hisse senetlerinin aylık verileri regresyon analizi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışma sonuçları Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin Borsa İstanbul'da ilgili dönemde uygulanabilir olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak Fama ve French (1993)'in yaptıkları çalışmaların aksine Borsa İstanbul'da değer primi varlığına ve ölçek etkisine rastlanmamıştır. Bulgular incelendiğinde firma büyüklüğü açısından büyük, DD/PD oranı açısından ise düşük orana sahip olan BL portföyü en yüksek getiriyi (%2.06) elde eden portföy olarak gözlemlenmiştir. Fama ve French Üç Faktörlü Varlık Fiyatlama Modeli'nin, SL, SH ve BM portföyleri için geçerli olmadığı tespit edilmiştir.
Hisse senetleri fiyatlarının tahmininde yayınlanan finansal raporlardaki bilgilerin analizinin rolü
Bu çalışma, finansal analizin boyutlarını ve özelliklerini belirlemeyi, bir dizi finansal oranı test etme yoluyla hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede finansal analizden nasıl faydalanacağını göstermeyi, Filistin Menkul Kıymetler Borsası'ndaki her bir sektöre ait hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede ve piyasada yatırım yaparken yatırımcıların doğru kararlar vermesine yardımcı olmada kullanılabilecek nicel bir model oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu oranlar, piyasanın her kesimi için en iyi modele ulaşmak için çoklu regresyon olarak bilinen istatistiksel teknik kullanılarak analiz edildi. Bu model şirketler ve Filistin Menkul Kıymetler Borsası kuruluşları için hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek için kullanılan bir dizi finansal oranları kapsamaktadır. Sigorta sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili olan oranlar piyasa değerinin defter değerine olan oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS) ve hisse başına defter değeri oranı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacılık sektöründe ise, Sonuçlar sektördeki hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranın defter değeri oranı, hisse başına defter değeri oranı ve cari oran olduğunu göstermiştir. Yatırım sektörü için, hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS), özsermaye oranı getirisi ve hisse başına defter değeri oranlarıdır. Ayrıca, piyasa değerinin defter değerine oranı, fiyat kazanç oranı (P/E), mevcut borçların hisse senedi ve kar marjına oranı hizmet sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar olarak kabul edilmektedir.İmalat sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine olan oranı ve hisse başı defter değeri oranlarıdır. Bu çalışma, bir dizi finansal oranın hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek amacıyla her bir sektör için kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışma ayrıca finansal listeler hazırlanırken daha dikkatli olunması gerektiğini, listelerin uluslararası muhasebe standartlarına göre hazırlanmasının zorunlu olduğunu ve yatırımcıların finansal yatırım kararları verirken finansal analiz listelerine güvenmelerini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal analiz, hisse senedi fiyatları, finansal oranlar. 2018, 82 Sayfa Bilim Kodu: 112203
Ocak ayı anomalisinin davranışsal finans üzerindeki yeri: BİST'te bir uygulama
Yatırım kararlarında rasyonel davrandıkları kabul edilen yatırımcıların, gerçekte piyasa değerleme yöntemlerinden bütünüyle yararlanmadıkları, ampirik çalışmalar sonucunda piyasalarda gözlemlenen, etkin piyasa hipotezi ile örtüşmeyen anomalileri açıklamada geleneksel ve modern yöntemlerin eksik kaldığı gözlemlenmiştir. Bu noktada psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerin yardımıyla yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularla, yatırımcıların kararlarında rasyonel olmadıkları tespit edilmiş, gerçekte nasıl davrandıkları incelenmiştir. Yatırım kararlarını etkileyen içsel ve dışsal durumlar; iyimserlik, aşırı güven, temsilcilik, demirleme, ayarlama, zihinsel muhasebe, sürü davranışı, muhafazakârlık gibi faktörler incelenmiştir. Bu çalışmalar doğrultusunda yeni bir alanın ortaya çıkması sağlanmıştır. Bunun sonucunda davranışsal finans akademik çevrelerce kabul edilerek, literatürde yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı, finansal piyasalarda hisse senetlerinde zaman zaman görülen normalden fazla fiyat hareketlerinin nedenlerini, anomali türleri bakımından inceleyerek açıklamaya çalışmaktır. Borsa İstanbul'da yer alan BİST 100 endeksinin 2006-2016 dönemini kapsayan hisse senedi verilerinden yararlanılarak yapılan çalışmada dönemsel anomali türlerinden Ocak ayı anomalisinin varlığı sınanmıştır. Elde edilen sonuçlar BİST 100 endeksinde Ocak ayı anomalisinin varlığını destekler nitelikte olmuştur. BİST 100 endeksinin etkin olmadığı ve yatırımcıların Ocak aylarında normalden fazla kazanç sağlamalarının mümkün olduğu görülmektedir.
Firma değeri tesbiti ve yönetimi: Örnek bir halka arz uygulaması
Bir şirket için kamu kesimiyle olan finansal irtibat başlangıçta halka arz yoluyla elde edilecek bir iş avantajı, sermayeye erişimdir. Ayrıca, halka arz da sermayenin geri ödenmesi gerekmez ve ani iniş ve çıkışların haricindeki kyıp ya da kazançlar bir tarafa dividant ödemeleri dışında bir faiz ücreti içermez. Halka arzda, şirkete yatırımda bulunanların aradığı tek ödül, şirkete olan yatırımlarının temettüler ve şirket değerinin yüksek olması ile takdir edilmesidir. Bir halka arz ile sağlanan sermaye derhal yatırıma yönlenmesinin yanı sıra, halka arz edilen bir işletme, yeni hisse senedi teklifleri veya kamu borcu teklifleri yoluyla gelecekteki ihtiyaçlar için sermaye elde etmeyi daha kolaylaştırabilir. Bir halka arzın bir avantajı, işletmenin kurucularına ve girişim sermayesi yatırımcılarına erken yatırımları için para kazanma fırsatı vermesidir. Özkaynak hisseleri halka arzın bir parçası olarak, özel bir teklifte veya halka arzdan bir süre sonra açık pazarda satılabilir. Bununla birlikte halka arzın başarıılı olması isteniyorsa doğru bir hisse başı halka arz fiyatı tesbit etmek önem arzetmektedir. Bu çalışmada halka arz fiyatının tesbitinde mali tablolar kullanılarak bir halka arz uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal yönetim, ilk halka arz, firma değeri. 2018, 68 Sayfa Bilim Kodu:
İslami üç faktör varlık fiyatlama modeli; Katılım endeksi üzerine bir uygulama
Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeline göre hisse senedi getirisindeki değişim; piyasanın risksiz faiz oranı üzerindeki fazla getirisi, ölçek ve DD/PD oranları tarafından açıklanmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uyarlanmasıdır. Çalışmada Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarına da ulaşılarak İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modeli sonuçlarıyla karşılaştırılması da amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda KATLM 30 endeksinde yer alan 2011-2017 yılları arasındaki her yıl Aralık ayının sonunda özsermayesi pozitif olan ve kesintisiz verisine ulaşılabilen 25 adet hisse senedi baz alınmıştır. Çalışmada iki ayrı pazar portföyü BİST 100 ve KATLM 30 kullanılmıştır. İslami Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin oluşturulması için faiz oranı yerine enflasyon alınmıştır. Elde edilen hisse senetlerinin aylık verileri regresyon analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinin İslami finansa uygulanabilir olduğu ama ilgili dönem için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Geleneksel Fama French Üç Faktör Varlık Fiyatlama Modelinde pazar portföyünün BİST100 alındığı modelde SH, BL, BM ve BH portföylerinde geçerli olduğu tespit edilmiştir.