Logic
81 theses under this subject heading
Hans Reichenbach'ta bilgi ve mantık
Bu çalışma, Reichenbach'ın bilgi felsefesi, olasılık kuramı ve mantık alanındaki katkıla-rını disiplinler arası bir perspektifle ele almaktadır. Çalışmanın temel amacı, Reichenbach'ın bilimsel bilginin kesinlik iddiasına yönelik eleştirilerini; tümevarım, nedensellik ve kuantum mekaniğinin felsefi sonuçları bağlamında açıklamak ve onun üç değerli mantık önerisinin mantıksal ve epistemik gerekçelerini sistematik biçimde ortaya koymaktır. Çalışma üç ana bölümden oluşur: Reichenbach'ın epistemolojik duruşu ve olasılık te-melli bilgi anlayışı, mantık teorisi bağlamında klasik iki değerli mantığın eleştirisi ve üç değerli mantığın formülasyonu, kuantum mekaniğinin felsefi etkileri ile Türkiye'deki akademik katkı-larının değerlendirilmesi. Her bölümde birincil kaynaklara (Reichenbach'ın eserleri) ve ikincil literatüre dayanan karşılaştırmalı analizler sunulmuştur. Yöntem olarak tarihsel-analitik ince-leme, metin çözümlemesi ve felsefi argümantasyon bir arada kullanılmış; özellikle orijinal metinlerin dilsel nüanslarını korumak için mümkün olduğunca özgün dildeki pasajlara atıf yapılmıştır. Ayrıca Reichenbach'ın 1930-1938 yılları arasında İstanbul üniversitesinde yaptığı ça-lışmalar Türkiye'de modern mantığın ve bilimsel felsefenin gelişiminde önemli bir katkı sağ-lamıştır. Reichenbach'ın Türkiye'deki akademik çalışmalarının mantık ve bilim felsefesine katkıları da tarihsel bağlam içinde ele alınmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları açıkça belirtilmiştir: Reichenbach'ın mantıksal çıkarımlarının tamamı tek bir çalışmada eksiksiz ele alınamamış; özellikle Almanca ve İngilizce kaynakların bazılarına erişim kısıtları nedeniyle belirli tartışmalar özet düzeyinde aktarılmıştır. Bu sınırlı-lıklar, ileri araştırmalar için kaynak gösterimleri ve öneriler bölümünde ayrıntılı olarak tartı-şılmıştır. Sonuç olarak tez, Reichenbach'ın olasılık merkezli epistemolojisinin ve üç değerli mantık yaklaşımının, modern bilimsel düşüncenin mantıksal altyapısını yeniden şekillendir-mede belirleyici bir rol oynadığını savunur. Anahtar Kelimeler: Mantık, Hans Reichenbach, Mantıksal Ampirizm, Üç Değerli Man-tık, Bilgi Felsefesi, Bilimsel Felsefe, Olasılık, Kuantum Mekaniği.
Kitâbu'l- Hurûf'dan hareketle Fârâbî'de dil düşünce ve mantık ilişkisi
Bu çalışmada Fârâbî'nin Kitabu'l-Huruf adlı eseri baz alınarak; dil, düşünce ve mantık konuları ve bunların birbirleriyle olan ilişkisi incelenmektedir. Bu çalışma giriş bölümü, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. İlk bölümde İslam Felsefesinin kurucu metni olarak Fârâbî'nin İlimlerin Sayımı adlı eserin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde Fârâbî'nin Hayatı, Eserleri, İlmi Kişiliği ve İlimleri Tasniflemesi hakkında bilgi verilmiş-tir. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'de Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi alt başlıklar halinde; Kavramsal Temellendirme, Fârâbî'de Dil Kavramı, Fârâbî'de Akıl ve Düşünce Kavramı, Fârâbî'de Mantık Kavramı, Mantık İlminin Tarihi, Mantık – Gramer İlişkisi, Fârâbî'nin Felsefe Kurgusunda Dil, Düşünce ve Mantık İlişkisi,Fârâbî'de Dil ve Gelişimi, Fârâbî'de Düşünce ve Gelişimi ve son olarak Fârâbî'de Mantık ve Felsefe İrtibatının Kurgulanışı98 şeklinde incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise bireyin akıl ve ruh sağlığının korunması ve gelişmesi bağlamında, dil, düşünce mantık ilimlerinin ifade ettikleri 1anlama dikkat çe-kilmiştir.
Modern Türkiye'de felsefe-mantık ilişkisi-matematik tarihçisi Yavuz Aksoy merkezli bir inceleme-
Modern Türkiye'de Felsefe ve Mantık İlişkisini ülkemizin yetiştirdiği önde gelen bilim insanlarından birisi olan Yavuz Aksoy merkezli incelemeyi hedefleyen tez; önsöz, giriş, üç bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde, Felsefeyi Anadolu'da Yeninden Yurtlandırmak projesinin çalışmamızla olan bağlantısı kurularak Aksoy'un önemli katkılar yaptığı mantık, matematik ve müzik alanlarının önemi ortaya konulmuştur. Birinci bölümde Yavuz Aksoy'un hayatı hakkında detaylı bilgiler verilerek, akademik hayata geçiş süreci değerlendirilerek "sosyal felsefe"ye giriş yapılmaktadır. İkinci bölümde akademik kişiliğine yoğunlaşarak, Cumhuriyet Dönemi akademik hayatına yaptığı katkılar detaylı olarak incelenmektedir. Üçüncü ve son bölüm ise bilgi, bilim ve bilim felsefesi kavramlarına Aksoy'un verdiği anlamlar müzakere edilerek, ilimler tasnifine dair yaptığı ayrım incelenmiştir. Bu bölümde özellikle Yavuz Aksoy'un mantık matematik ilişkisine dair görüşleri tahlil edildi. Ayrıca bu bölüm Yavuz Aksoy'un müzik ve matematik ilişkisi ile ilgili görüşlerine ayrılmıştır. Sonuç kısmında mantık, matematik ve müzik alanlarında Yavuz Aksoy'un ülkemiz akademik birikimine olan katkıları değerlendirilmiş, bunun felsefe ve bilim tarihindeki yerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Yavuz Aksoy, Felsefe, Bilim Tarihi, Modern/Sembolik Mantık, Matematik
Frege'nin Gönderge Teorisi ile Gelenbevi'nin Delâlet Teorisi arasında bir karşılaştırma
Bu çalışmamızda Friedrich Ludwig Gottlob Frege'nin (1848-1925) gönderge teorisi ile İsmail Gelenbevi'nin (Gelenbeli İsmail) (1730/31-1790/91) delâlet teorisini inceleyerek karşılaştırma yaptık. Buradaki karşılaştırmadan kastımız, iki mantıkçıdan birinin diğerine göre görüşlerine bir değer biçmek değil; konu edindiğimiz akademik ve felsefi bilginin netleştirilmesi için bir görüşün ötekine göre farklı, benzer ve aynı yönlerini belirlemektir. Böylece söz konusu akademik-felsefi bilginin, daha arı duru bir şekilde ortaya konmuş olabileceğini düşündük. Frege'nin özdeşlik teorisi, yine kendi gönderge anlayışının doğmasına neden olmuştur. O, ifadelerin özdeşliği meselesini kendine sorun edinmiştir. Onun özdeşlik hakkındaki görüşü evrilerek dönüşmüş ve bu dönüşüm de "gönderge" ile "duyum" kavramlarının karşılıklı olarak yorumlanmasına neden olmuşken, ifadelerin özdeşliği konusunda Gelenbevi'nin doğrudan doğruya bir görüşünden söz edemeyiz. Ancak lafzın manaya delâleti, mutabakat (tam örtüşme) yoluyla gerçekleştiğinde özcü yaklaşımından dolayı ona göre delâlet, her iki ifadeyi eşit kılmaktadır. Frege'ye göre sözcükler olağan tarzda kullanıldıklarında, kişinin söylemek istediği şey onların göndergesidir. Gelenbevi'ye göre ise delâlet, bir şeyin öyle bir halde bulunmasıdır ki, o şeyi anlamak, başka bir şeyin anlaşılmasını sağlar (husûle getirir). Frege'nin tanımı yalnızca dil felsefesi içerisinde değerlendirilirken Gelenbevi'nin tanımı hem epistemeloji hem de dil felsefesi içerisinde değerlendirilebilecektir.
Mantık ve kodlama eğitimi alan öğrencilerin başarılarının belirlenmesi
Bilimsel ve teknolojik gelişmeler toplumsal ihtiyaçların değişmesine ve yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Gelişme ve değişimler eğitim sürecini de etkilemekte eğitimi gelişmeye ve değişmeye zorlamaktadır. Bilgisayar ve internet teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte eğitim kurumlarında kodlama derslerine yer verilmeye başlanmış olup, eğitim kurumlarının rekabet gücünü artıran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Kodlama eğitiminin temelini oluşturan mantık olmakla birlikte, sadece ortaöğretim 9.sınıf matematik dersi öğretim programında yer verilmektedir. Bu araştırmanın amacı, mantık ve kodlama eğitimi alan öğrencilerin başarılarının belirlenmesidir. Bu kapsamda Matematik öğretim programında yer alan kazanımlara uygun Mantık Başarı Testi geliştirilmiştir. Araştırma tarama modelinde tasarlanmış ve örneklemi amaçlı örnekleme desenine göre seçilmiştir. Araştırma sonucunda, kodlama eğitimi alan 9. Sınıf öğrencilerinin Mantık Başarı testinden daha yüksek puan aldıkları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mantık, Kodlama, Bilimsel kodlama, Robotik kodlama
Said Paşa'nın Hulâsa-i Mantık adlı eserinin değerlendirilmesi ve Türkiye Türkçesine çevrilmesi
Diyarbakırlı bir aileye mensup olan Said Paşa (1832-1891) devlet adamlığı yanında birçok ilimle meşgul olmuştur. Bu ilimlerden biri de mantık olmuştur. Hulâsa-i Mantık isimli eserinde mantığa dair görüşlerini kaleme almıştır. Hulâsa-i Mantık hacim olarak küçük olmasına rağmen içerik bakımından oldukça kapsamlı bir eserdir. Bu çalışmanın konusu, Hulâsa-i Mantık çerçevesinde Said Paşa'nın mantık görüşlerinin incelenmesi ve eserin Türkiye Türkçesine çevrilmesidir. Çalışmanın amacı, Said Paşa'nın mantık anlayışı, onun mantık alanında Türk düşünce tarihine katkılarının neler olduğunun Hulâsa-i Mantık adlı eser çerçevesinde incelenmesi, eserin Türkiye Türkçesine çevrilmesidir. Çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde mantığın ne olduğu, tarihçesi, Said Paşa'nın hayatı, mantık tanımı ve onun Türk düşünce tarihine katkıları ele alınmıştır. İkinci bölümde Hulâsa-i Mantık adlı eserin değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kudret Büyükçoşkun tarafından latinize edilmiş olan Hulâsa-i Mantık' ın Türkiye Türkçesine çevirisi yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Said Paşa, Hulâsa-i Mantık, Said Paşa ve Mantık, Hulâsa-i Mantık ve Türkiye Türkçesi, çağdaş Türk düşüncesi
Gazzâlî'de mantık ve fıkıh usûlü ilişkisi
İslam ilim ve düşünce geleneğinde erken ile geç dönem ayırımının merkezindeki isim olan Gazzâlî, İslâmî ilimlerin metodolojik tekâmülü hususunda büyük bir önemi haizdir. Zira tahsil ettiği fıkıh usulünden sonra mantık ilimini de öğrenerek hem dinî ilimlerin hem de aklî ilimlerin bilgi üretme metodolojilerini kendi ilmî müktesabatında cem etmiştir. Bu çalışma hem fıkıh usûlü hem de mantık geleneğini tevarüs etmiş olan Gazzâlî'nin mezkur iki metodolojiye dair tevarüs ve inşa ettiği tsavvurların ve onlar arasında kurduğu ilişkinin mahiyetini onun eserleri çerçevesinde ele alıp açıklığa kavuşturmayı hedeflemektedir. Gazzâlî'nin fıkıh usûlü ilmi ile mantığı mezcetme faaliyeti üzerine yoğunlaşacak olan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Gazzâlî'nin mantık tasavvuruna yer verilmiş ve tevarüs ettiği mantık düşüncelerinden etkilenme keyfiyeti açığa çıkartılmıştır. İkinci bölümde Gazzâlî'nin fıkıh usûlü tasavvuru incelenmiş ve mütekellim usûl yöntemine aidiyeti ve katkıları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Gazzâlî'nin mantık ile fıkıh usûlü arasında kurduğu ilişkinin mahiyetine yönelik düşünsel inşalar yapılarak onun bu iki ilmi mezcederken kullandığı yöntemsel ve icraî araçlar vuzuha kavuşturulmuştur. Ayrıca bu ilişki hususunda etkilendiği alimler tespit edilmiştir.
Geleneksel mantıktan puslu mantığa doğruluk değeri
"Doğruluk Değeri" mantık ilkeleri üzerine açılan tartışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bununla beraber ortaya mantık ilkelerini dışlayan mantık sistemleri gelişme göstermiştir. Bu tez çalışmasının mantığın ana ilkelerinden biri olan "Üçüncü Halin İmkansızlığı" ilkesine getirilen eleştiriler sonucunda ortaya çıkan mantık sistemlerinin doğruluk değerlerini; mantığın başlangıcında, gelişiminde ve bugününde nasıl ele alınıp inceleneceği ve mantık sistemleri arasındaki benzerliği ve farklılığı olabildiğince açık, anlaşılır kılma hedeflenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde geleneksel mantığın ve mantık ilkelerinin neliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm modern mantığa ayrılmıştır. Bu bölümde geleneksel mantığın sembolleştirilmesiyle oluşan modern mantığın temelleri, iki değerli ve çok değerli mantıkta doğruluk değeri ve denetleme yöntemi ele alınmıştır. Son bölüm de ise, 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış puslu mantığın gelişimi, doğruluk değerleri ve günümüzde kullanım alanları ele alınmıştır.
Şemsüddin Muhammed b. Eşref es-Semerkandî'nin İlmü'l-Âfâk ve'l-Enfüs adlı eserinin tahkiki, tercümesi ve değerlendirmesi
Bu çalışma içerik olarak Şemsüddin Muhammed B. Eşref Es-Semerkandî'nin İlmü'l-Ȃfȃk ve'l-Enfüs adlı eserinin tahkik, tercüme ve değerlendirmesini kapsamaktadır. Eser, mantık, felsefe, kelâm, astronomi, klimatoloji, zooloji, botanik, mineroloji, coğrafya, geometri, anatomi ve tasavvuf konularını içermektedir. Bilindiği üzere Aristo metafiziği, tercüme hareketlerinin de etkisiyle erken dönemlerden itibaren İslâm filozofları tarafından erken dönemlerde Müslümanların düşünce dünyasına taşınmıştır. Daha sonra bu fikirler kelâmcılar tarafından işlenmek sûretiyle İslâmî bir perspektife dönüştürülmüş ve bu durum felsefî kelâm döneminin başlamasına zemin hazırlamıştır. İlmü'l-Ȃfȃk ve'l-Enfüs adlı eser de bu dönemin veciz örneklerinden biridir. Eserin diğer önemli bir özelliği ise yazıldığı dönemin bilimsel bilgi birikimini ve teolojik yapısını özetlemesidir. Eserde mesail ve vesail konuları sistematik bir tarzda incelenmiştir. Konunun anlaşılması ve izah edilmesi için kullanılan ayetler, hadisler ve sahabe sözleri dönemin hâkim olan felsefî ve fikri yapıyı yansıtmıştır. Eser, âfâkta (dış âlemde) ve enfüste (insanın iç âleminde) var olan yaratılmışların yapısını hikmet ve sanat yönüyle gözler önüne koymayı hedef almaktadır. Müellif, eseri yazmaktaki amacını tam ve şüphesiz bir imana ulaşmak olarak izah etmektedir. Ona göre bu ancak, aklî melekeleri azami derecede kullanmak, Kur'anî bir terbiyeye sahip olmak ve nefsi arındırmakla mümkün olabilecektir. Böylece birey, ruhen ve bedenen olgun bir şahsiyet haline gelerek marifetullahın sırrına ulaşabilecektir. Anahtar Sözcükler: Felsefî-kelâm geleneği, mesail, mebâdi, Aristo metafiziği, ruh, mantık, felsefe, kelâm, astronomi, tasavvuf, zühd ve takva.
Klasik mantıkta ve İslam Hukuk metodolojisinde kıyas
El-Mustasfâ'sı bağlamında Gazzali'nin mantıkî kıyas ve fıkhî kıyas anlayışını tahlil ettiğimiz bu çalışma giriş ve sonuç hariç üç bölümden ibarettir. Giriş kısmında araştırmanın önemi, amacı, kapsamı, yöntemi ve kaynakların tanıtımını yaptık. Gazzali'nin mantıki kıyası ile fıkhi kıyası arasında etkileşim olup olmadığını ve fıkhi kıyasın yerine mantıki kıyası koyup koymadığını araştırdık. İlk bölümde müellifin mantıkî kıyası, ikinci bölümde fıkhî kıyası nasıl ele aldığını inceledik. Üçüncü bölümde ise Gazzali'nin bu iki kıyas arasında ifade veya işaret ettiği benzerlik ve farklılıkları tespit ettik. Gazzâlî'nin mantıki kıyasta yeni kavramlaştırmalara gittiğini, mantıki kıyası fıkhi kıyası iptal etmeden bir çıkarım yöntemi olarak önerdiğini tespit ettik. Anahtar Kelimeler: Mantıkî kıyas, Fıkhî kıyas, Gazzâlî, El-Mustasfâ.
Giritli Sırrı Paşa'nın Türk düşüncesine katkıları Mi'yârü'l-Makâl adlı eserinin tercümesi ve mantık anlayışı
Bu çalışmanın konusu, asıl adı Selim Sırrı Paşa (1844-1895) veya Muhammed Sırrı Paşa olan Giritli (Giridî) Sırrı Paşa'nın Mi'yâr'ül-Makâl adlı eserini tercüme etmek ve bu eserin bir değerlendirmesini yapmaktır. Giritli Sırrı Paşa Mi'yâr'ül-Makâl adlı eserini, önce Arapça paragrafı yazarak sonra da o paragrafı Osmanlı Türkçesi'ne tercüme ederek kaleme almıştır. Amacımız Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan paragraflara fazla müdahalede bulunmadan Türkiye Türkçesine çevirerek eseri akademik hayata kazandırmak ve bu eseri klasik mantık disiplini bakımından incelemektir. Eser, Sırrı Paşa'nın dönemini dikkate aldığımızda, kendi çağdaşlarıyla oldukça benzer konuları işlemiştir. Onun çağdaşlarından bir farkı, bazı püf noktaları diğerlerine göre daha net bir şekilde anlatmasıdır. Eserin günümüz Türk Düşüncesine katkısı şu bakımdandır: Bu metin, Türk öğrencilere yönelik olarak, geleneksel Arapça mantık metinlerini okumaya başlamak isteyenler için iyi bir giriştir. Çünkü Arapça temel teknik terimler, hem Osmanlıcasında verilmiş hem de o terimler üzerinde Türkçe düşünme imkânını sağlamıştır. Yazarın eserde, özellikle pedagojik bir amaç güttüğü görülmektedir. Bu yönüyle hem Türkçe Mantık öğretim kitaplarının yazımı bakımından hem de yoğun bir dil kullanılan Arapça mantık eserlerini çözümleme bakımından oldukça faydalıdır. Sırrı Paşa, Farabi ve İbn Sina geleneğinde bir mantık yazarıdır. Döneminin bir başka mantık yazarı olan Ahmet Cevdet Paşa kadar mantık disiplinine hâkimiyeti vardır. İkisinin gündemlerine aldıkları mantık konuları önemli derecede benzerlik göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Giritli Sırrı Paşa, Mantık, Türk Düşüncesi, Felsefe, Osmanlı.
The power of logic and the logic of power in the holy Quran
The study of the subject, the power of logic and the logic of power has great significance in the perspective of the Holy Qur'an. The importance of this study in the Holy Qur'an is clear as it is frequently mentioned and referred to in Suras. They great attachment to reality of humans and their lives. These two different aspects are well-covered and examined, based on which human pleasures in this life and sufferings of the hereafter relies upon. Yet, such topics have not been given much attention if compared with other topics in the Holy Quran and Qur'anic studies. If you have a closer look at the verses of the Qur'an especially the stories of the prophets we find they have been armed with logic and the argument from which they ask and pray to God without resorting to oppression and force. This is due to the fact that what is supported by reason and common sense. This is to an extent to which these claims and arguments encouraged people to believe. In their arguments they used logic and miracles, as a result, without leading or using force or power, some did believe and others did not. But those who were against prophets, they used and use force in embodying belief in people. But this neither was everlasting nor it will last long and everything will turn back to how it was like. Key Words: Logic, Power, Mind, Dialogue.
Matematik öğretiminde mantığın önemi ve ders kitaplarındaki uygulanma düzeyi
Modern dünyada tüm gelişmelerin bilgi merkezli olduğu bir gerçektir. Bu gerçeği görüp, bilgiyi mantıklı bir şekilde kullanabilen bir eğitim anlayışını ön plana çıkaran toplumların başarılı olduğu görülmektedir. Matematik bilgi merkezli dünyanın temel alanlarından biridir. Çünkü matematiğin amacı mukayese gücü gelişmiş, olaylara belirli bir mantık silsilesi içerisinde bakabilen bireyler yetiştirmektir. Bu anlamda matematik ile mantığın amacının ortak olduğu söylenebilir. Matematik ve mantık ilimlerinin tarihine bakıldığında bu belirgin bir şekilde görülmektedir. Araştırmada matematik- mantık ilişkisi incelenmiştir. Daha sonra bu ilişkinin 6. sınıf matematik ders kitaplarında uygulanma düzeyi tespit edilmeye çalışılmıştır. 2012-2013 ders yılında Doğu Anadolu Bölgesinde okutulan matematik ders kitabı incelenmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla ilköğretim matematik öğretmenlerine uygulanmak üzere 6. sınıf ders kitabı merkeze alınarak hazırlanan 25 maddelik ?Matematik öğretiminde mantığın önemi ve 6. sınıf ders kitaplarındaki uygulanma düzeyi? ölçeği uygulanmıştır. Uygulanan ölçeğin analizi için istatistik paket programı kullanılmıştır. Hazırlanan ölçek araştırmanın alt problemleri doğrultusunda üç alt boyutta değerlendirilmiştir. Bu boyutlar, ?matematik öğretiminde mantığın önemi, 6. sınıf matematik ders kitabındaki bazı konularla öğrencilerin mantık seviyelerinin karşılaştırılması, 6. sınıf matematik ders kitabının öğrencinin mantığını geliştirmesi açısından eksik yönleri? şeklindedir. Araştırma sonucunda matematik eğitiminde matematik-mantık ilişkisine daha fazla önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca 6. sınıfta matematiksel mantığı güçlendirmek amacıyla bazı konuların sıralamasının değişmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bunlarla beraber 6. sınıf ders kitabındaki bazı konuların öğrencilerin mantık düzeyinin üzerinde olduğu ve ders kitabının öğrenci mantığını geliştirme noktasında eksik yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Matematik, Mantık, Matematik - Mantık İlişkisi, 6.sınıf Ders Kitabı, Öğrencinin Mantık Düzeyi, Eğitim, Öğretim
Kilisli Abdullah Enverî'nin Usûl-i Cedîde Zübdesi Türkî Risâlesi üzerine bir inceleme
Tanzimat döneminde Kilis'te yetişen başta mantık olmak üzere, diğer alanlarda da eserler veren medrese âlimlerinden Abdullah Enverî'nin (1825-1887) Usûl-i Cedîde Zübdesi Türkî Risâlesi adlı eseri incelenmiştir. Adı geçen eser ilk Türkçe mantık kitaplarından biri olması bakımından oldukça önemlidir.Abdullah Enverî, mantık ilminde zamanının meşhur âlimlerinden biri olmasına rağmen, gerek kendi döneminde gerekse sonrasında kendisinden fazla bahsedilmemiştir. Dolayısıyla mevcut literatürde hakkında neredeyse bilgi yoktur. Kilis, XIX. yüzyılda merkezî ilim şehirlerine uzak bir taşra şehri olmasına karşın, mantık alanında hatırı sayılır bir üne kavuşmuştur. Kilis'te mantık ilminin ileri düzeyde öğretilmeye başlanması Abdullah Enverî'den yaklaşık yüz yıl önce başlamıştır. Enverî gerek yazdığı eserler, gerekse yetiştirdiği öğrencilerle bu geleneği daha ileri noktalara taşımıştır.Bu araştırmada Abdullah Enverî'nin hayatı, eserleri ve ilmî şahsiyeti temin edilebilen yazılı ve şifahi kaynaklarla ortaya konulmuştur. Yurt içi ve yurtdışından bulunabilen eserleri tanıtılmıştır. Bunun yanında Kilis'in mantık ilminde önemli bir yer olmasını sağlayan ilmiye ailelerine ve bu aileler arasındaki sosyo-kültürel ilişkilere değinilmiştir.Araştırmanın esasını Abdullah Enverî tarafından kaleme alınan ve ilk Türkçe mantık kitaplarından biri olan Usûl-i Cedîde Zübdesi Türkî Risâlesi oluşturmaktadır. Bu eser önce biçim, sonra da içerik açıdan derinlemesine incelenmiştir. Kitabın incelenmesinde, aynı yazara ait olan diğer bir mantık eseri Kitabü'l-Mantık Fi Tertibi'l Akyise' den de yararlanılmıştır.Yazar, Usûl-i Cedîde Zübdesi Türkî Risâlesi adlı eserinde öncelikle, mantık ilminin önemi ve ilimler arasındaki yeri üzerinde durmuştur. Yine önemle üzerinde durduğu konulardan biri mantık eğitim ve öğretimiyle ilgili hususlardır. Enverî, mantığın öneminden hareketle, bu dersin devlet tarafından bütün mekteplerde okutulmasını salık vermiştir. İncelenen eserin diğer mantık eserlerinden önemli bir farkı da, mantık tasavvuf ilişkisine yer verilmesidir. Eser bu yönü ile diğer bütün benzerlerinden ayrılmaktadır. Aşırı teorik, teknik ve soyut bir şekilde işlenen konulardan biri de kıyastır. Yazar eserinde kıyasın nasıl yapılabileceğini farklı pratik yöntemler ve örnekler vererek açıklamıştır.Anahtar Kelimeler : Abdullah Enverî, Mantık, Kilisli Mantıkçılar, Usûl-i cedîd, Tasavvur, Tasdik.
Necati Öner'in mantık bilimine katkıları
Bu araştırma Necati Öner'in mantık bilimine yaptığı katkıları incelemek üzere hazırlanmış ve ortaya koyduğu kavramlara değinilerek mantık anlayışı derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, bu amaçlar doğrultusunda Öner'in mantık anlayışını bir bütün olarak ele almıştır.Birinci bölümde; araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ve konuyla ilgili diğer çalışmalar ele alınmıştır.İkinci bölümde; Necati Öner'in yaşamı ayrıntılı biçimde incelenmiş, eserleri, ilmi şahsiyeti, felsefi-mantıki çizgisinin temellerini oluşturan düşünsel ilgileri kapsamlı olarak açıklanmıştır.Üçüncü bölümde; Öner'in doktora tezi ''Tanzimattan Sonra Türkiye'de İlim ve Mantık Anlayışı'' doğrultusunda Türkiye'de mantığın tarihsel süreç içindeki seyri ele alınmıştır. Mantık üzerine tanımlar, belli dönemlerde görüşleriyle etkin olan düşünürlerden örnekler verilmiş ve İslam dünyasındaki mantık, Osmanlı medreselerindeki mantık, Tanzimat öncesi ve Tanzimat sonrası mantık anlayışları derinlemesine incelenmiştir.Araştırmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Öner'in doçentlik tezi ?Fransız Sosyoloji Okuluna Göre Mantığın Menşei Problemi? temelinde Öner'in Fransız Sosyoloji Okulu'nu eleştirisi ve mantığın kaynağı problemi üzerinde durulmuştur. Sınıflama, zihniyet, ilkel düşünce, iştirak, kategori ele alınan başlıca konulardır. Temel zihniyetlere üçüncü bir zihniyet olarak eklenen eleştirel zihniyet kavramı, Öner'in ikinci dereceden zihniyetlere neden tutum adını verdiği incelenen diğer konulardır.Dördüncü bölüm ise Öner'in mantık anlayışında oldukça önemli bir yere sahip olan aklın ilkelerini içermektedir. ?Mantığın Ana İlkeleri? başlığı altında Öner'in profesörlük tezi ?Mantığın Ana İlkeleri ve Bu İlkelerin Varlıkla Olan İlişkileri? ele alınacaktır.Araştırmanın sonunda ise Öner'in mantık anlayışı ile ilgili genel bilgilere ulaşılmış; bu bilgiler tartışılmış ve yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler: Eleştirel zihniyet, Tutum, Akıl ilkeleri, Zihniyet.
Wittgenstein felsefesinin iki dönemindeki fikri farklılıklar
Bu tez içerisinde Wittgenstein'ın iki farklı dönemini araştırdık. Wittgenstein'ın dil ve anlam ilişkisi açısından, ilk ve sonraki dönemi arasındaki düşüncelerini inceledik. Tez içerisinde ilk dönemini, Tractatus-Logico Philosophicus isimli eserinden, ikinci dönemini ise Felsefi Soruşturmalar isimli eserinden takip ettik. Dolayısıyla, Wittgenstein'ın nadiren incelendiği bir konuyu yani, ikinci dönemini, çeşitli yönleri ile işledik, böylece konuyu açmış olduk. Ayrıca tez içerisinde Wittgenstein'ın etkilendiği filozoflar ve dönemler kısmen dile getirilmiş, kendi dönemi ile ilişkileri de incelenmiştir.
Galen'in mantık anlayışı ve mantık-tıp ilişkisi
Bu çalışmada, Galen'in mantık anlayışı ve mantık ile tıp sanatı arasında kurmuş olduğu ilişki incelenmektedir. Galen, mantık ilmini ele alırken kendisinden önceki mantık geleneklerinden faydalanmış ve onları objektif bir tavırla değerlendirmiştir. Aynı şekilde tıp sanatında da kendisinden önceki tıp ekollerini eleştirel bir tavırla ele almıştır. Bu değerlendirmeler ve incelemeler sonucunda tıp sanatının ancak mantıkî temeller üzerine inşa edildiğinde tam manasıyla başarılı olabileceği sonucuna varmıştır. Bu açıdan Galen, tıp sanatını bir beden, mantık ilmini ise bu bedenin her tarafına dağılmış ve onu diri tutan sinirler gibi düşünmektedir. Dolayısıyla çalışmamızda Galen'in tıp sanatıyla ilgili eserleri bu bakış açısıyla incelenmektedir. Galen'in mantığı pratik amaçlar doğrultusunda ele alması ve mantık ilmini kullanarak tıp sanatına rasyonel bir boyut kazandırmasını göz önünde bulundurarak çalışmamızı giriş, üç bölüm ve bir sonuç halinde oluşturduk. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, amacı, önemi, sınırları, yöntemi ve çalışmada başvurulan birincil ve ikincil kaynaklar özel olarak ele alınmaktadır. Özellikle yöntem kısmında çalışma boyunca karşılaşılan ve çalışmanın içeriği ve formuyla ilgili hususlar tartışılmaktadır. Birinci bölümde, öncelikle mantık ve tıp sanatı ilişkisinin arka planı daha sonra ise Galen'le birlikte oluşan farklılıklara değinilmektedir. Bu farklılıklara değinildikten sonra Galen'in bilgi ve yöntem anlayışına ışık tutulmakta ve ilim elde etme noktasında yanlış yöntemlere başvuran filozof ve hekimlere yönelik eleştirilerine yer verilmektedir. Ayrıca Türkçede Galen ile ilgili yapılacak akademik çalışmalara zemin hazırlamak amacıyla başta felsefe, mantık, ahlak ve tıp olmak üzere bütün eserleri içerikleriyle birlikte ele alınmaktadır. İkinci bölümde, Galen'in mantık anlayışının daha iyi anlaşılabilmesi için Aristoteles ve Stoa mantığına değinilmekte, Galen'in mantık anlayışının bu iki mantık geleneğiyle benzer ve farklı yönlerine dikkat çekilmekte ve Galen'in mantık ilmine olan katkıları vurgulanmaktadır. Ayrıca dördüncü şeklin aidiyeti problemi açıklığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde, öncelikle Galen'le birlikte bir bütün halinde ele alınmaya başlanan mantık ve tıp sanatı ilişkisi ile Galen'in tedavi noktasında mantıktan faydalanma yöntemine ve şekline değinilmektedir. Daha sonra ise Galen'in tıp sanatıyla ilgili eserlerinden yola çıkılarak bu eserlerde mevcut olan mantık konularıyla ilgili örnekler sistemli bir şekilde sunulmaktadır. Sonuç bölümünde ise Galen'in mantık anlayışı ve mantık-tıp ilişkisi hususunda elde edilen bulgular zikredilmektedir.
Nötrosofik kümelerin kafesleri üzerine
Bu tez nötrosofik kümelerden elde edilen nötrosofik kafesleri inceler ve yeni tanımlar sunar. Sunulan çalışmada önce klasik kümeler ve kafesler verilmiştir. Daha sonra nötrosofik küme kavramı ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir. İncelemeler esnasında klasik kümelerden elde edilmiş kafes yapıları ve bu kafesler üzerinden nötrosofik kümelerin kafeslerinin filtre ve idealleri üzerinde çalışıldı. Nötrosofik kümelerin kafeslerinin filtreleri ve idealleri üzerinde durulmuştur. Bu tipte yapılar, kafes tanımı gereği, nötrosofik kafeslerin birer alt kafesi olması nedeniyle, bu alt kafeslerin birer nötrosofik kafes özelliğine sahip olmaları gerekmektedir. Yapılan değerlendirmelerde bu yapının korunmadığı gözlenmiştir. Bu anlamda yapı korunacak şekilde yeni tanımlar önerilmiştir.
Hz. Muhammed'in hitabetinin mantık bilimi açısından tahlili (Vedâ Hutbesi örneği)
Çalışmamız giriş hariç toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Girişte çalışmamızın konusu, amacı ve önemi ele alınmaktadır. Birinci bölümde öncelikle hitabet sanatının mantık ilmindeki yeri ve önemi incelenmekte ve daha sonra hitabet sanatının tanımı, tarihçesi, konusu ve amacı ele alınmaktadır. Ayrıca hitabet sanatının yapısı, hitabet sanatında kullanılan önerme türlerine ve hitabet sanatının çeşitlerine de değinilmektedir. İkinci bölümde ise Hz. Muhammed'in hitabeti ve hitabetinin kaynağı detaylı olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca bu bölümde Hz. Muhammed'in de muhataplarına hitap ederken kullandığı beden dili ve takınmış olduğu tavır üzerinde durulmakta ve hitabette neleri gözettiği, hitabetin hangi inceliklerini kullandığı ele alınmaktadır. Son bölümde ise öncelikle Vedâ hutbesinin tarihi, yeri ve katılımcılarıyla ilgili bilgiler verilmekte daha sonra da Hz. Muhammed'in Vedâ hutbesi mantiki açıdan tahlil edilmektedir. Çalışmamızın asıl uygulama alanı olan bu bölümde Vedâ hutbesi metni mantiki açıdan tahlil edilirken kullanılan önerme türleri ve akıl yürütmeler tek tek tespit edilmeye çalışılmaktadır.
Günümüz Bitlis medreselerinde mantık eğitimi (Norşin Medreseleri örneği)
İslâm düşünce kültüründe köklü bir geleneğe sahip olan medreselerin, Selçuklu veziri Nizâmülmülk'e dayandığı bu dönemden sonra da düzenli ve sistemli bir yapıya kavuştukları görülmektedir. Osmanlı döneminde en üst seviyede eğitim ve öğretimin verildiği kurumlar haline gelen medreselerin Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde ise Doğu'da gayr-ı resmi bir şekilde varlığı sürdürülmeye çalışılmaktadır. Bitlis coğrafyasında bulunan medreseler de bu durumun en önemli bir örneğini teşkil etmektedir. Çalışmamızın konusu, medreselerin teşekkülünden bu yana Osmanlı dönemi medreselerinde ve bilhassa Bitlis bölgesinde bulunan Norşin medreselerinde okutulan mantık eserlerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca Norşin medreselerinde bulunan hocaların ve öğrencilerin mantık ilmi hakkındaki görüşleri ve mantık öğretiminin niteliği de çalışmamızın sınırları dahilindedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, mantığın İslâm dünyasına giriş süreci, medrese kavramı ve medreselerin tarihsel gelişimi üzerinde durulmakta olup Osmanlı medreselerinde mantık eğitimi ve okutulan mantık eserleri tespit edilmeye çalışılmaktadır. İkinci bölümde, Bitlis medreselerinin genel yapısı ve eğitim-öğretim müfredatı hakkında bilgiler verilmekte, Bitlis yöresinde kurulmuş olan ve günümüzde varlığını sürdüren medreselere değinilmektedir. Ayrıca Bitlis medreselerinde okutulan mantık eserleri tespit edilmeye çalışılmaktadır. Üçüncü bölümde ise ilk olarak Norşin medreselerinin genel bir tanıtımı yapılmaktadır. İkinci olarak bu medresedeki eğitim-öğretim faaliyetleri, mantık eğitimi, mantık ilmine karşı hocaların ve öğrencilerin ilgileri ve burada okutulan mantık eserleri hakkında açıklamalar yapılmaktadır. Anahtar Sözcükler Medrese, Eğitim, Öğretim, Mantık, Doğu, Anadolu, Bitlis, Norşin
İşârât geleneği bağlamında tanım; Fahreddin er-Râzî ve Sirâceddin el-Urmevî örneği
Mantığın en önemli konularından biri olan tanım, bilginin aktarımı hususunda kilit bir role sahiptir. Bunun en önemli sebebi, hiç kuşkusuz belirli bir konu üzerinde uzlaşmayı sağlıyor olmasından dolayıdır. Bu uzlaşma sayesinde tanımı, zihindeki mananın ifadesi olan lafızlar oluşturur. Ayrıca tanım, bilginin aktarımı noktasında epistemolojiyle, nesnelerin ortak bir lafızla isimlendirilmesiyle ontolojiyle, bunların mantık kurallarıyla işlenip gerçekleştirilmesi de metodolojiyle ilişkili olduğunu gösterir. Zihindeki mahiyetin dil ile ifadesi olan tanım, düşüncenin kavramsal izahı ve bilginin aktarımı noktasında önemli bir yere sahiptir. Tanım, düşünce sisteminin inşa edilmesinde, teorilerin gelişimi ve aktarımı noktasında bir mihenk taşı olarak kabul edilebilir. Çalışmamızın kapsamını teşkil eden şahıslar da konunun önemine binaen tanımı detaylı bir şekilde incelemişlerdir. Ancak tanımı ele alan düşünürlerin entelektüel birikimleri ve farklı düşünce sistemlerine sahip olmalarının, konu hakkındaki görüşlerini de etkilediği görülmektedir. Meşşai geleneğinin en büyük temsilcisi konumunda olan İbn Sînâ, Eş'ariyye kelamının temsilcilerinden olan Fahreddin er-Râzî ve Sirâceddin el-Urmevî'de de görülmektedir. Çalışmamızdaki temel amaç, farklı düşünce sistemlerinden hareketle işârât geleneği bağlamında tanımın ne olduğu ve nasıl ele alındığıdır. Bu farklılığı ortaya koyarken de çalışmamıza konu olan şahısların benimsedikleri düşünce sistemlerinin tanım konusuna olan bakış açılarını nasıl etkilediğini göstermeye çalıştık. Tanım konusuyla beraber şarihlerin bir esere nasıl açıklama ve eleştiri getirdiklerini, getirilen eleştirilerin kendi düşünce sistemi içerisinde hangi problemleri doğurduğuna da kısaca değindik.
Ebü'l-Ferec Abdullah İbnü't-Tayyib'in Eisagoge ve Categorias şerhi
Tezimiz, Ebü'l-Ferec'in günümüze ulaşan Tefsirü Kitâbi Îsâgûcî li Furfûryûs ile Şerhu'l-Kebîr li Makûlât'ı Aristûtâlîs adlı şerhlerinin incelenmesidir. Ebü'l-Ferec'in zikredilen iki şerhinden ziyade onun yaşadığı dönem ile kendinden önceki dönemde bu iki şerhi besleyen ve ondan beslenen kaynakları tespit ederek tümünü mukayeseli bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Bu sayede Ebü'l-Ferec'in iki şerhinden hareketle mantığa dair görüşlerini tespit ederek mantık tarihindeki değerini belirlemeye gayret ettik. Dolayısıyla tezimizi, iki şerhin genel anlamda bu alanda yazılmış şerhlerini de kuşatacak şekilde ortaya koymaya çalıştık. Ayrıca Antikçağdan İslâm dünyasına kadar ki süreçte zikredilen iki kitaba yazılan şerhlerdeki değişim ve dönüşümün ve bu alanda tartışılan konuların nasıl çözüme kavuşturulabileceğine dair hususları çalışmamızda tespit ettik. Tezimiz giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynaklarını inceledik. Özellikle araştırmanın kaynakları kısmında tezimizde sıklıkla bahsettiğimiz Helenistik şarihlerin hayatlarını ve eserlerini kısaca tanıtmaya gayret ettik. Birinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in ülkemizde çok az tanınmasından dolayı hayatını, hocalarını, öğrencilerini ve felsefe, mantık, tıp ve Hıristiyan öğretisine yönelik yazmış olduğu, şerh ve telif düzeyindeki bütün eserlerini tespit etmeye çalıştık. İkinci bölümde, Ebü'l-Ferec'in Porphyrios'un Eisagoge (Îsâgûcî) adlı eserine yazmış olduğu şerhini inceledik. Porphyrios'un metni sadece beş tümeli inceleme konusu yaparken Ebü'l-Ferec'in şerhi ve diğer şerhler, felsefeye giriş tarzında bir bölümle başlar. Biz de söz konusu şerhin, giriş dahil bütün konularını inceledik, diğer şerhlerle aralarındaki farklılıkları ve benzerlikleri ortaya koymaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise Ebü'l-Ferec'in, Aristoteles'in Kategoriler adlı eserine yazmış olduğu şerhi ele aldık. Şerh, bütün kategorilerin konularını kapsayacak şekilde yazılmış hacimli bir çalışmadır. Şerhte ele alınan konuları ayrıntılı bir şekilde inceleyerek çalışmamızı tamamladık. Son olarak elde ettiğimiz bulguları sonuç bölümünde zikrettik.
Yahya İbn 'Adî'nin mantık anlayışı
Çalışmamızda V. asırdan itibaren Süryani filozof ve mütercimlerin İslam dünyasındaki mantık ilmine katkılarını Yahya İbn 'Adî örneğinde ele aldık. Tezimizi giriş hariç üç bölümden oluşturduk. Girişte araştırmamızın konusu, önemi ve amacını açıkladık. Birinci bölümde Yahya İbn 'Adî'ye kadar Süryanilerde ve İslam dünyasındaki mantık çalışmalarını ana hatlarıyla inceledik. İkinci bölümde Reisu'l-Mantıkıyyın olarak şöhret bulan Yahya İbn 'Adî'nin hayatı, sosyal, entelektüel, dini kişiliğini ve eserlerini ortaya koymaya ve değerlendirmeye gayret ettik. Buna bağlı olarak Bağdat Okulu adıyla da anılan Yahya İbn 'Adî Okulunun kuruluşu, önemi ve İslam düşünce dünyasındaki yerini belirlemeye çalıştık. Üçüncü bölümde ise Yahya İbn 'Adî'nin mantık hakkında yazdığı risaleler başta olmak üzere diğer eserlerinde yer alan mantık görüşlerini inceledik. Bu bağlamda onun kavram, kategoriler, tanım, kıyas ve kıyas yanlışları hakkındaki mantığa katkılarını ortaya koyduk. Tezimizin sonunda da ulaştığımız sonuçları zikrettik. Anahtar Sözcükler Yahya İbn 'Adî, el-Mantıkî, Reisu'l-Mantıkıyyın, Süryaniler, Bağdat Okulu, Mantık.
Teftâzânî'nin tasavvurât anlayışı
İlim, bir şeyin sûretinin zihinde hâsıl olmasıdır. Hâsıl olan sûret, ya tasavvur ya da tasdik şeklinde olur. Tasavvur, bir şeyi zihinde canlandırmak, tasarlamak anlamındadır ve ilmin ilk kısmını oluşturur. Zihinde hâsıl olan bu kısımdan hareketle hâsıl olmayan kısımlara ulaşılır. İlmin, tasavvur ve tasdik kısımlarından hareketle müteahhirûn mantıkçıları mantık eserlerini tasavvur ve tasdik şeklinde iki kısımda incelemişlerdir. XIV. yüzyılın önemli kelamcı ve mantıkçılarından biri olan Teftâzânî de mantık ilminde ortaya koyduğu eserlerle Müteahhirûn mantık geleneğini sürdürür. Bununla birlikte Teftâzânî, mantık ilminin tartışmalı konuları arasında yer alan tasavvur, lafız, beş tümel ve tanım konularına getirdiği açıklamalar ile bu alanda önemli bir yer edinir. Bu çalışma, mantık külliyatının ilk kısmı olan tasavvuru, bu güne kadar hiç çalışılmamış olan Teftâzânî'nin tasavvur anlayışı merkezinde giriş ve üç bölüm halinde ele almakta ve bu bölümler çerçevesinde oluşan problem ve çözüm önerilerini incelemektedir. Giriş bölümünde, çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve yönteminden bahsedilmektedir. Birinci bölümde genel anlamda ilim, düşünce ve mantık konuları ele alınmaktadır. İkinci bölümde konunun dilsel boyutlarıyla beş tümel kavram ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise beş tümel kavram bağlamında ele alınan konular açık, doğru ve tam bir şekilde tanımlanmaya çalışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: İlim, Tasavvur, Tasdik, Teftâzânî, Lafız, Beş Tümel, Tanım