Metaphysical

69 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Kelâm-metafizik ilişkisi (Fârâbî eksenli bir inceleme)

Kelâm-Metafizik İlişkisi (Fârâbî Eksenli Bir İnceleme) başlıklı tezimiz, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, kavramsal çerçevesi, kapsamı ve sınırlılıkları hakkında bilgi verdik. "Kelâm ilminin metafizik bir disiplin olma imkânı nedir?" sorusu tezimizin temel sorusudur. Varsayımımız ise bu imkânı destekleyen ve zayıflatan gerekçelerin bulunabileceği yönündedir. Tezdeki temel amacımız her iki varsayımı, temellendirebilmektir. Konu, varsayım ve amacı Fârâbî eksenli olmak ile sınırlandırdık. Dolayısıyla Fârâbî'nin kelâm hakkındaki açıklamaları üzerinden tezimizi şekillendirmiş bulunmaktayız. Bunu gerçekleştirmek için karşılaştırmalı analiz yöntemini izledik. Fârâbî ve kelâm hakkındaki çalışmalar arasında karşılaştırmalı analiz yöntemini kullanması, Fârâbî'nin kelâma nispet ettiklerinin tutarlılığını tartışması ve kelâm geleneği ile II. Analitikler arasında bağ kurması açısından ulaştığımız sonuçlar, bilimsel bilgi evrenimize katkı sağlayacak niteliktedir. Bu tez birkaç sonuç ortaya koymaktadır. İlk olarak, hicri ilk üç asırda fıkıh ve kelâmın nazarî ve amelî konuları kapsayan kullanımlarının, Fârâbî'nin el-ârâ ve el-ef'âl ayrımında belirleyici olduğunu saptadık. İkinci olarak, Fârâbî'nin meşhûr nitelemesinin, kelamcılar hakkında mutlak olmadığı sonucuna ulaştık. Kelâmcıların ahlâkî eylemlerdeki akıl kullanımının tecrübî akıl olduğunu belirledik. Buna ek olarak Larry Benjamin Miller'in kelamcılarla Aristoteles arasında kurduğu bağı, daha incelikli kıldık. Üçüncüsü, kelâmdaki haber-i resul kategorisinin, Fârâbî'nin makbûl tanımının kapsamında yer aldığının altınız çizdik. Son olarak kelâmcıların haber-i resulün doğruluk değerini kurma çabalarının, Fârâbî'nin makbûl tanımının dışına çıkmada yeterli olmadığı sonuçlarına ulaştık. Varsayımlarımız açısından ulaştığımız iki sonuç bulunmaktadır. Fârâbî'nin akıl ve meşhûr üzerinden kelâma nispet ettikleri ile kelamcılar arasındaki mukayesemiz neticesinde, kelâmın metafizik bir disiplin olma imkânını artıracak bulgulara ulaştık. Diğer taraftan Fârâbî'nin makbûl nitelemesi etrafında yaptığımız araştırma ise bu imkânı zayıflatan yön olarak tespit edilmiştir.

FarabiKelamMetafizik+1
Yunus Öztürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'de semâvî cisimler

Semâvî cisimler konusu, evrenin yapısına dair yapılan incelemeler içerisinde ortaya çıkan bir meseledir. Nitekim evren, fiziksel ve matematiksel anlamda incelenerek astronomiye ve kozmolojiye konu olurken evrenin Tanrı ile ilişkisi, metafizik bir meseleyi oluşturmaktadır. Bu bağlamda ünlü Türk-İslam filozofu Fârâbî de evrenin yapısını incelemektedir. Bu çalışma, Fârâbî özelinde semâvî cisimler konusunu ele almaktadır. Çalışma, giriş bölümünün dışında iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, tez boyunca sıklıkla kullanılacak olan ve konunun temelini oluşturan birtakım kavramlara dair bilgiler verilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde semâvî cisimler ve evrenin yapısı hakkında Fârâbî öncesi ortaya konulan öğretiler ve sistemler aktarılmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümü ise tezin temelini oluşturmaktadır. Zira tez, Fârâbî' de semâvî cisimler konusunu tabiat bilimine ve metafizik bilimine konu olması açısından incelemeye çalışmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın ikinci bölümü kendi içinde iki kısma ayrılmaktadır. Buna göre ilk kısım, semâvî cisimleri, tabiat bilimi çerçevesinde açıklamaya çalışırken ikinci kısımda özellikle sudur teorisi çerçevesinde semâvî cisimler, metafizik bilimine konu olması yönünden ele alınmaktadır. Çalışmada Fârâbî'nin pek çok eserinden istifade edilmekle birlikte el-Medînetü'l-Fâzıla ve es-Siyâsetü'l-Medeniyye başucu kaynaklar olarak kullanılmaktadır. Son olarak çalışmanın sonuç bölümünde Fârâbî'nin semâvî cisimler ve evrenin yapısına dair tevarüs ettiği sistemlere ek olarak ortaya koymuş olduğu özgün görüşlerine vurgu yapılmaktadır.

FarabiFelsefeFelsefe tarihi+3
Kübra Serbest
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Theodor W. Adorno'da metafizik problemi

Bu tezin amacı, Adorno'nun düşünme biçimi ile oluşan metafiziği ortaya koymaktır. Tezin birinci bölümü metafizik kavramı hakkında bir fikir edinebilmek adına hazırlanmıştır. İkinci bölüm, Adorno'nun düşünme biçiminin oluştuğu dönem ve buna etki eden çevre hakkında bilgi edinmek için oluşturulmuştur. Üçüncü bölüm Adorno'nun eleştirileri doğrultusunda başlıca metafizik problemleri incelenmiştir. Aristoteles, Descartes, Locke, Bacon, Kant, Hegel, Husserl ve Heidegger gibi metafizik konusunda başlıca filozofların görüşleri incelenmiştir. Düşünme tarihinde, metafizik ile düşünme biçimi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gerçeklik ile metafizik arasındaki ilişki ortaya koyulmuştur. Dördüncü bölümde Adorno'nun düşünme biçiminin nasıl olduğu ortaya koyulmuştur. Eleştiri ile eleştirel düşünme arasındaki farkın önemi ele alınmıştır. Negatif diyalektik kavramının, eleştirel düşünme ile ilişkisi incelenmiştir. Adorno'nun düşünme biçiminde yeniden anlamlandırılan kavramlar üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde, Adorno'nun düşünme biçimin ile oluşan metafizik ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Adorno, TheodorDüşünmeDüşünme biçimi+2
Özgür Cihan Çepik
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern felsefede Platon eleştirisi

Platon, Batı felsefi düşünce geleneğinin en önemli kurucu simasıdır. Zira metafizik karakterdeki felsefi düşünce geleneğinin önemli temel kavram, kabul ve ayrımları büyük ölçüde Platon (ve ondan ayrı düşünülemeyecek olan Sokrates) tarafından belirlenmiştir. Platon'un felsefe için belirlediği çerçeve günümüze dek felsefi düşüncenin güzergâhını belirlemiştir. Bu nedenle modern felsefe dahil olmak üzere tüm felsefi düşünce, kavram ve kategorilerin ardında Platon'un hayaletini görmek mümkündür. İşte özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında yaygınlık kazanan postmodern düşünsel yaklaşım bu egemen felsefi düşünce geleneğiyle hesaplaşmaya, düşünce için yeni yollar bulmaya, yeni bir düşünüş biçimi vücuda getirmeye giriştiğinde bir şekilde Platon'la hesaplaşmak ve onun üstesinden gelmek zorunda kalmıştır. Zira postmodern düşünürlerin nazarında Platon'un alt edilmesi ve onun felsefesinin çözülmesi, yapısökümüne uğratılması hakikat temelli metafiziksel, rasyonel felsefi geleneğin üstesinden gelmek olacaktır. Bu gerçekleştiğinde felsefi düşüncenin önüne yeni mecralar açılacak ve felsefe çoğulcu bir karakter kazanacaktır. Bu amaçla Lyotard, Derrida, Deleuze, Foucault, Baudrillard vb. düşünürler Platoncu felsefi geleneğin tamamını ya da bir kısmını yeniden değerlendirmeye ve eleştiriye tabi tutarak bu düşünce evreninin dışına çıkmaya çalışırlar. Çünkü onlara göre modern çağda yaşanan tüm düşünsel, toplumsal ve politik krizlerin kökeninde söz konusu metafizikçi felsefi düşünce geleneği yer almaktadır. Postmodern düşünürler Platon eleştirisinde büyük ölçüde Nietzsche ve onun takiben Heidegger'e yaslanırlar. 19. yüzyılda Nietzsche, Platon'un merkezinde yer aldığı felsefi düşünce ve kabullere çok şiddetli bir şekilde saldırarak onları yıkmaya, yeniden değerlendirmeye ve inşa etmeye girişir. Bu nedenle Nietzsche, postmodern yaklaşımın erken bir öncüsü olarak görülebilir. Nietzsche'yi takiple postmodern düşünürler Platon'un üstesinden gelmenin felsefi düşünme biçiminin üstesinden gelinmesi olduğunu düşünmüşler ve eleştiri oklarını büyük ölçüde felsefeyi temsilen Platon'a yöneltmişlerdir. Anahtar sözcükler: Platon, Postmodernizm, Metafizik, Hakikat, Nesnellik, Perspektif.

HakikatMetafizikNesnellik+2
İsmail Açıkgöz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dânişnâme-i 'Alâî'de İbn Sînâ metafiziği

İbn Sînâ, hiç şüphesiz İslam düşünce tarihinde yetişmiş olan en önemli simalardan birisidir. O, başta metafizik olmak üzere tıp, fizik, matematik, müzik gibi çağının neredeyse bütün bilimleriyle meşgul olmuş ve bu alanlarda birçok önemli eser kaleme almıştır. Bu eserlerden birisi de Dânişnâme-i 'alâî'dir. Bu eser onun külliyat niteliğindeki eş-Şifâ'nın bir özeti niteliğinde olsa da onu özgün kılan bazı yönleri de mevcuttur. Bunlardan birisi İbn Sînâ'nın, bu eserde Meşşâî felsefesi eksenindeki görüşlerini herhangi bir tartışmaya girmeden kendine has bir üslupla özet bir şekilde ortaya koymasıdır. İkincisi de onun Farsça kaleme alınmış ansiklopedik niteliğindeki ilk felsefe eseri olmasıdır. Dânişnâme-i, 'alâî Mantık, Metafizik, Fizik ve Riyâziyyât olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Şüphesiz bu bölümler içerisinde en önemlisi Metafizik'tir. İbn Sînâ bu eserinde buna muadil eserlerinden farklı olarak dinî konulara minimum düzeyde yer vererek saf Meşşâî metafizik düşüncelerini ortaya koymuştur. Ele alınan bu konular bilimler tasnifi, metafiziğin konusu, varlık, varlığın cevher ve araz olarak ayırımı, metafiziğin temel kavramları, Zorunlu Varlık'ın zatı ve sıfatları, mevcûdâtın Zorunlu Varlık'tan tezâhürü, gökler metafiziği ve kötülük problemidir. Biz mantığı da ekleyerek bu konuları metafiziğin konu, ilke ve meseleleri çerçevesinde ele aldık. Bunun yanında onun Fizik bölümünde ele aldığı nefs ve akıl teorisini de metafizik ile bağlantılı olarak ortaya koyduk.

Danişname-i'AlaiMetafizikİbn Sina
Haci Sağlık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Şemsüddin Muhammed b. Eşref es-Semerkandî'nin İlmü'l-Âfâk ve'l-Enfüs adlı eserinin tahkiki, tercümesi ve değerlendirmesi

Bu çalışma içerik olarak Şemsüddin Muhammed B. Eşref Es-Semerkandî'nin İlmü'l-Ȃfȃk ve'l-Enfüs adlı eserinin tahkik, tercüme ve değerlendirmesini kapsamaktadır. Eser, mantık, felsefe, kelâm, astronomi, klimatoloji, zooloji, botanik, mineroloji, coğrafya, geometri, anatomi ve tasavvuf konularını içermektedir. Bilindiği üzere Aristo metafiziği, tercüme hareketlerinin de etkisiyle erken dönemlerden itibaren İslâm filozofları tarafından erken dönemlerde Müslümanların düşünce dünyasına taşınmıştır. Daha sonra bu fikirler kelâmcılar tarafından işlenmek sûretiyle İslâmî bir perspektife dönüştürülmüş ve bu durum felsefî kelâm döneminin başlamasına zemin hazırlamıştır. İlmü'l-Ȃfȃk ve'l-Enfüs adlı eser de bu dönemin veciz örneklerinden biridir. Eserin diğer önemli bir özelliği ise yazıldığı dönemin bilimsel bilgi birikimini ve teolojik yapısını özetlemesidir. Eserde mesail ve vesail konuları sistematik bir tarzda incelenmiştir. Konunun anlaşılması ve izah edilmesi için kullanılan ayetler, hadisler ve sahabe sözleri dönemin hâkim olan felsefî ve fikri yapıyı yansıtmıştır. Eser, âfâkta (dış âlemde) ve enfüste (insanın iç âleminde) var olan yaratılmışların yapısını hikmet ve sanat yönüyle gözler önüne koymayı hedef almaktadır. Müellif, eseri yazmaktaki amacını tam ve şüphesiz bir imana ulaşmak olarak izah etmektedir. Ona göre bu ancak, aklî melekeleri azami derecede kullanmak, Kur'anî bir terbiyeye sahip olmak ve nefsi arındırmakla mümkün olabilecektir. Böylece birey, ruhen ve bedenen olgun bir şahsiyet haline gelerek marifetullahın sırrına ulaşabilecektir. Anahtar Sözcükler: Felsefî-kelâm geleneği, mesail, mebâdi, Aristo metafiziği, ruh, mantık, felsefe, kelâm, astronomi, tasavvuf, zühd ve takva.

AstronomiFelsefeKelam+6
Yusuf Okşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Giorgio de Chirico'nun hayatı ve sanatındaki metafizik yolculuk (1909-1919)

Bu çalışma, 20. yüzyıl İtalyan sanatçısı Giorgio de Chirico'nun hayatı, sanatı ve onun 1909-1919 yılları arasındaki metafizik dönemi üzerine odaklanmaktadır. "Giorgio de Chirico'nun Hayatı ve Sanatındaki Metafizik Yolculuk (1909-1919)" başlıklı bu çalışma, sanatçının yaşamı ve sanatı arasındaki derin ve karmaşık etkileşimleri detaylı bir şekilde ele alarak, de Chirico'nun çocukluğu, aile bağlantıları ve mitolojik unsurlarla şekillenmiş sanatındaki metaforik ve simgesel öğeler üzerindeki etkisi vurgulamaktadır. Çalışmamız, de Chirico'nun Friedrich Nietzsche ve Arnold Böcklin gibi figürlere olan ilgisinin, onun sanatsal gelişimi ve metafizik resim anlayışı üzerindeki belirleyici rolünü incelemektedir. Sanatçının eserlerindeki metafizik unsurların, çocukluk anılarından günlük yaşantısına, gözlemlediği şehir ve mimarilerden edindiği etkilerle nasıl şekillendiği analiz edilmektedir. Bu etkiler, tren imgeleri, Argonotlar metaforu ve mitolojik figürler gibi eserlerinde sıkça karşılaşılan ögelerle somutlaşmaktadır. Ayrıca de Chirico'nun Ferrara ve Paris gibi şehirlerdeki deneyimlerinin, sanatındaki iç mekan ve dış mekan kurgulamalarını nasıl etkilediği değerlendirilmektedir. Bu dönemlerde sanatçının, çevresindeki nesneleri ve manzaraları metafizik bir bakış açısıyla yeniden yorumlaması ve eserlerine yansıyan metafizik ve enigmatik yaklaşımı derinleştirme süreci de ayrıca incelenmektedir. Çalışmamız içerisinde, de Chirico'nun sanatındaki metafizik yolculuğun sadece dışsal etkileşimlerle değil, aynı zamanda kişisel deneyimler ve anlık vahiylerle de şekillendiği öne sürülmektedir. Bu bağlamda, sanatçının yaşamı boyunca süregelen içsel ve dışsal etkileşimlerin, eserlerinde metafizik bir dil ile ifade edilmesi, de Chirico'nun sanatını anlamak için kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, de Chirico'nun sanatsal evrimini ve metafizik resmin oluşum sürecini detaylı bir şekilde ele alarak, sanat tarihindeki yerini daha anlaşılır bir çerçevede sunmayı amaçlamaktadır.

MetafizikYunan mitolojisi
Günseli Tufan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İbn Sînâ'nın varlık düşüncesini fizik felsefesiyle yeniden okumak sistem ve referans sistemi bağlamlı bir çözümleme

İbn Sînâ (ö. 428/1037), hiç şüphesiz İslam düşünce tarihinde yetişmiş olan en önemli simalardan birisidir. O, başta metafizik olmak üzere tıp, fizik, matematik, müzik gibi çağının neredeyse bütün bilimleriyle meşgul olmuş ve bu alanlarda birçok önemli eser yazmıştır. Girişte tezin amacı, önemi, sınırlılıkları ve kullanılan yöntem kısaca anlatıldı. İkinci bölümde, İbn Sînâ'nın varlık düşüncesinin ortaya çıkmasında rol alan bileşenlerin neler olduğu ayrıntılarına girmeden sunuldu. Üçüncü bölümde ise İbn Sînâ'nın ürünleri çerçevesinde ele alınan konuları, günümüzde doğrudan ve dolaylı etkileyen fizik, fizik felsefesi, ilmî metodoloji, gereçleri, sistem, referans sistemi kavramları ve tüm bunlar ile az veya çok ilgili olan bilgi, akılsal fonksiyonlar, beyin gibi başlıklar üzerinde kısaca durarak bunların günümüzde geçirdiği değişim ve içerikleri ana hatları ile incelenmiştir. Dördüncü bölümde de İbn Sînâ'nın varlık düşüncesinde etkisi olan bazı bileşenlerin analizi yapılarak genel olarak günümüzün ilgili kazanımlarının üstleneceği rollerin neler olabileceği sorunu ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İbn Sînâ, Metafizik, Varlık, Sistem, Referans Sistemi

MetafizikSistemlerVarlık felsefesi+1
Ömer Yavuz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fârâbî'nin bilgi anlayışında metafizik etki

Fârâbî'nin bilgi anlayışının temelleri tasavvur ve tasdik ayrımına dayanmaktadır. Birbiri ile ilişki olmakla beraber aynı zamanda salt müfred ve bileşik maʾkûl ayrımından fazlasını ifade eden bu nüansın anlaşılması Fârâbî felsefesi içerisinde bilginin konumunu belirginleştirmeyi sağlamaktadır. Fârâbî'ye göre bilginin oluşumu için duyu, iç güçler, akıl, Faal Akıl ve rasyonel şartların bir arada uyumuna ihtiyaç vardır. Bu etkenler birer aşama olarak kabul edildiği zaman insan nefsinde önce kavramın ardından önermenin son olarak da gerekli koşulların temin edilmesiyle bilginin meydana gelmesi sağlanmaktadır. Bu çalışma, sınırları Fârâbî tarafından çizilen bilginin, elde edilişi sırasında gerçekleşen Faal Aklın metafizik etkisinin belirlenmesine yoğunlaşmaktadır. Bu doğrultuda duyulardan başlayan ve akılda sona eren süreç içerisinde her bir etkenin Faal Akılla ilişkisi incelenerek meselenin teorik çerçevesi ortaya konulmuştur. Bunun yanı sıra kavramların oluşumu, zihinde belirmeleri ve doğruluklarının nasıl sağlandığı incelenmiştir. Önerme boyutunda ise inanç, doğruluk, gerekçelendirme ve kesinlik üzerinden bilginin meydana gelmesinde metafizik etkinin yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Böylece Fârâbî'nin bilgi için belirlediği sınırlar göz önünde bulundurularak bir tanım elde edilmeye ve bunun üzerinden de bilginin, inanç noktasında birleşen bütün önermelerden hangi hususlarda ayrıştığı gösterilmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak Fârâbî'nin bilgi anlayışında metafizik etkinin, kavramın akılda tümellik kazanması sırasında ortaya çıktığı ve bu anlamda etkinin kavramsal boyutta kalıp önermede herhangi bir tesirinin olmadığı vurgulanmıştır. Böylelikle zihinde kesin bilgi olarak bulunan burhanî kıyasın ilkeleri irdelenerek epistemolojik açıdan Faal Aklın, insan aklı ile ittisali sırasında gerçekleşen feyzin episteme anlamında bir bilgi olmadığı ortaya konulmuştur.

AkledilirlikBilgi felsefesiDin felsefesi+5
Muhammed Abdullah Haksever
Ankara Social Science University · İslami Araştırmalar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gönülsüz bir dostluk: Sokrates ve Nietzsche

Sokrates'in ve Nietzsche'nin isimleri felsefe tarihi içerisindeki iki önemli dönüm noktasını temsil eder. Onların her ikisi de öncellerinin problemlerini, metodolojisini ve çözüm önerilerini tümüyle reddetmiş ve böylece felsefi ilginin yönelimini yeniden tanımlamıştır. Bu yeniden tanımlama, Sokrates'te, öncellerinin doğaya ve maddeye yönelik ilgileri ile belirlenen felsefe imgesini, bizlerin bugün uzun felsefe tarihi boyunca aşina olduğumuz varlığa ve akla yönelik felsefe imgesiyle değiştirir. Nietzsche ise Sokrates'in en önemli yaratıcılarından biri olduğu bu felsefe imgesinin yaşam ve insan için kullanışsız ve daha da önemlisi sahte ve zararlı olduğunu öne sürerek onu bütünüyle parçalamaya ve yok etmeye girişir. Dolayısıyla, bu iki isimle ilgilenmeye başladığımızda, kendimizi sanki felsefenin doğumu ve ölümü hakkında bir tablo karşısındaymış gibi hissederiz. Öte yandan, bu doğum anı ve ölüm anı arasında gerçekleşen olaylar, Nietzsche'nin Platonculuğun çeşitlemeleri olarak gördüğü metafizik ve Hristiyanlık tarafından şekillendirildiği için, Platon'un ustası ve felsefi esini onun zihnine üfleyen isim olarak Sokrates, Nietzsche'nin daima kendisiyle saldırgan bir içgüdü ile ilgilenmek zorunda olduğu bir figür olarak kendini gösterir. Fakat yapıtının satır aralarında Nietzsche, Sokrates'ten şüphelenir; onu bir yandan suçlu geleneğin bir parçası olarak görürken bir diğer yandan ise onu bu suça alet edilmiş masum bir kişi olarak görür. Sokrates masum mudur? Kendi ismi ile birlikte o suçlu gelenekte yer aldığı kadarıyla Sokrates, elbette ki suçludur. Fakat hiçbir şey yazmayan bu bilge adam, bir figür ya da bir kişi olarak, ne suçlu ne de masumdur; o, hem suçluluk hem de masumiyet karşısında sessiz ve kayıtsızdır. Bu tez, Nietzsche'nin Sokrates'i kabullendiği, onu bir dost olarak gördüğü o masumiyet anlarını esas alıyor ve bunu gerçekleştirebilmek için Sokrates'i Platonculuktan arındırmaya çalışıyor. Hem Nietzsche'nin yazıları hem de onun geliştirdiği felsefi aletler vasıtasıyla Sokrates ile Nietzsche arasındaki dostluk kurulmaya ve bu dostluğu zorunlu olarak gönülsüz kılan geleneksel felsefe tarihi anlayışı zayıflatılmaya çalışılıyor. Nihayetinde, Platon'un diyalogları ile Nietzscheci aletler yan yana getirildiğinde, ortaya Sokrates'in felsefesi olarak adlandırılabilecek yeni bir felsefenin çıkıp çıkamayacağı tartışmaya açılıyor. Böylece, eğer bu mümkünse, Sokrates'in en büyük mirasçısının Platon değil, Nietzsche olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Hem söz konusu tartışma hem de ondan çıkan sonuç kabullenildiğinde, felsefenin başlangıcındaki ve sonundaki bu iki özel figürün olanaklı kıldığı yeni yorumlar vasıtasıyla, felsefe tarihi olarak adlandırılan bu katı, sabit ve durağan yapı, onunla ilgili yeni tasarımlar oluşturabilmek ve onun yeni imgelerini yaratabilmek üzere hafif, esnek ve akışkan bir sürece dönüşüyor. Eğer bu doğruysa, bu sürecin yeni imgeler ve yeni tasarımlar yaratmayı denemek amacıyla nasıl kullanılabileceği, böylesi bir süreci öne süren bu çalışmanın kendisinin sunduğu ve kendisinin savunmaya çalışacağı bir tez olarak, aşağıdaki satırlarda gösterilmeye çalışılıyor.

FelsefeFelsefe tarihiMetafizik+2
Alican Esencik
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Tufeyl'de aklın yetkinleşmesi

İnsana bilgiyi sağlayan ve onda bu ilgiyi uyandıran şey sahip olduğu akıldır. İbn Tufeyl de felsefi sistemini oluştururken bu temel üzerine oturtmuştur. İbn Tufeyl'e göre insan hiçbir öğreticiye ihtiyaç duymadan fizik ve metafizik arasında ilişki kurabilir ve bilgiyi elde edebilir herkesten uzakta doğayı takip ederek, var oluştan yok oluşa kadar her şeyin nedenini kendi deneyimleriyle öğrenebilir. Bu yolla ilerleyen insan aklı en yetkin seviyeye gelerek, insan-ı kamil mertebesine yükselerek yakıni bilgiye ulaşabilir. Bu bilgiye vakıf olan insan için gerçek bir özgürlük ve sonsuz mutluluk söz konusudur. Onun yaptığı felsefi soruşturma ve ruhsal arınmanın götürdüğü nihai sonuç ise akıl ile vahyin çatışmadığı, aksine birbirini gerektirdiğidir. İnsanın felsefi bir çabayla öğrenmiş olduğu bilgi ile Allah'ın vahyettiği bilgi aynıdır. Bu iki bilgi arasındaki çelişki ise sadece görünürde bir çelişkidir ve dinin derinine inen insanlar felsefe ve dine aynı ölçüde kıymet verirler. Anahtar Kelimeler: İbn Tufeyl, Akıl, Fizik, Metafizik, Din

AkılDinMetafizik+3
Fatma Arslaner
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana'da epistemolojik açıdan akıl

Bilginin nasıl ve nereden elde edildiği ve bilgiyi elde edebilmenin ölçütlerinin neler olduğu gibi epistemolojik problemler, tarih boyunca değişik yönlerden ele alınıp tartışılmıştır. Tasavvuf felsefesinin önemli şahsiyetlerinden biri olan Mevlana'nın bilgi teorisi bu açıdan incelenmeye değer bir konudur. Onun akla, filozoflara ve felsefeye dair getirdiği eleştiriler, birçok açıdan araştırmalara konu olmuştur. Biz de bu çalışmamızda, Mevlana'nın akıl, aşk ve bilgi hakkındaki düşüncelerini ve bu düşüncelerinin arka planını ele almaya çalışacağız. Bu perspektiften hareketle, çalışmamızın giriş bölümünde akıl ve bilginin yerinin ne olduğu ile ilgili bazı ilkçağ düşünürlerin yaklaşımlarına, Mevlana'nın yaşadığı dönemin sosyal ve siyasi durumu, hayatı ve eserlerine çok kısa bir şekilde yer verilmiştir. Birinci bölümde akıl ve ilişkili olduğu bazı kavramların ne olduğunu ve aşkın kavramsal çerçevesi ile bu bağlamdaki bazı görüşler ele alınmıştır. İkinci bölümde, Mevlana öncesi bazı İslam düşünürlerinin bilgi teorisi ile ilgili düşünceleri; üçüncü ve son bölümde ise Mevlana'nın akıl ve aşk kavramları hakkındaki görüşleri, epistemolojik açıdan akla ve felsefeye olan eleştirisi, aşkın yerinin ve değerinin ne olduğu gibi konular ele alınmıştır. Genel olarak bakıldığında, Mevlana, epistemolojik bir yeti olarak akla olumsuz bir rol biçmektedir. Onun, bunun yerine önerdiği ve değerli gördüğü yöntem aşk yöntemi olup, bu husus çalışmamız boyunca çeşitli açılardan tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mevlana, İnsan, Felsefe, Metafizik, Aşk, Akıl, Bilgi.

AkılAşkBilgi+6
Nihat Kaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles'in metafiziği ile İbn Rüşd metafiziğinin karşılaştırılması

İbn Rüşd felsefesinin özgünlüğü problemi, birçok düşünür tarafından dile getirilmiş ve İbn Rüşd, Aristoteles'in taklitçisi olmak ve özgün bir felsefe ortaya koyamamakla itham edilmiştir. Tezimizin ana çıkış noktası, bu görüşün ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu ortaya koymaktır. Bu çalışmamızda İbn Rüşd'ün metafizik anlayışı, Aristoteles'in metafiziği ile karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Temel çıkış noktamız İbn Rüşd'tür. Ancak Aristoteles ile arasındaki etkileşimini ve bunun boyutunu incelemek noktasında ikisi arasında karşılaştırma yapılacaktır. Tezimize konu olan temel kitaplar; İbn Rüşd'ün "Telhisü ma Bade't-tabia", "Tefsirü ma Bade't-tabia" ve Aristoteles'in "Metafizik" adlı kitabıdır.

AristotelesKarşılaştırmalı analizMetafizik+1
Sibel Tekin
Fırat University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Metafizik ve psikanalizin modernizm ve sonrası sanata etkisinin değerlendirilmesi: KTÜ örneği

Bu araştırmanın amacı; Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerinin Modernizm ve sonrası sanatta metafizik ve psikanaliz ile ilgili mevcut bilgi düzeyleriyle eğitim seminerleri sonundaki bilgi düzeyleri arasındaki farkı araştırmak ve bu konuya ilişkin aldıkları eğitimin değerlendirilmesidir.Bu araştırmada, deney grubu ön test, son test deneysel deseni ile karma yöntem kullanılmıştır. Karma yöntem, nicel ve nitel araştırma tekniklerinin bir arada kullanıldığı araştırmalardır.Araştırmaya, 2011-12 Eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Karadeniz Teknik Üniversitesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Resim Eğitimi Anabilim Dalı'ndan 153 öğrenci katılmıştır. Örgün ve ikinci öğretim öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen bu araştırma, resim ve grafik atölyelerinden 2, 3 ve 4. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın nicel kısmında, öğrencilerin bilgi düzeylerinin belirlenebilmesi için modernizm ve sonrası sanatta metafizik ve psikanaliz konulu 26 sorudan oluşan ön test uygulanmış, sonrasında ise üç hafta boyunca bu konuda psikanalitik eleştiri yöntemine göre interaktif olarak eğitim seminerleri verilmiştir. Eğitim seminerlerinden iki hafta sonra ise son test uygulanmıştır. Ön ve son test sonrasında, araştırmaya katılan 3 ve 4. sınıf öğrencilerden 7'şer kişilik odak gruplar oluşturularak eğitim seminerlerinden önce almış oldukları eğitimin yeterliliğini tartışmaları ve bunu eğitim seminerleri ile karşılaştırmaları istenmiştir. Başarı testine katılan 2. sınıf öğrencileri Sanat Eleştirisi Dersini almamış oldukları için odak grup görüşmesine dâhil edilmemişlerdir.Araştırmanın nicel boyutunu oluşturan veri toplama aracı (başarı testi) ve buna ilişkin alt problemlerin analizi SPSS programı ile nitel boyutunu oluşturan veri toplama aracı (odak grup görüşmesi) ise betimsel analiz ile gerçekleştirilmiştir.Sonuçta öğrencilerin geleneksel yöntemle (pedagojik sanat eleştirisi) aldıkları sanat eleştirisi dersi ile eğitim seminerleri (psikanalitik sanat eleştirisi) karşılaştırıldığında, eğitim seminerinin geliştirilen başarı testine göre öğrencilerin bilgi düzeylerini olumlu yönde etkilediği bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenciler, Çağdaş Sanat Tarihi ve Sanat Eleştirisi derslerini kapsam, öğretim elemanı ve yöntem açısından yeterli bulmadıklarını ifade etmişlerdir.Sonuçlar doğrultusunda modernizm ve sonrası sanat eserlerinin psikanalitik sanat eleştirisi yöntemi ile incelenmesi, çağdaş sanat tarihi ve sanat eleştirisi derslerinde teknoloji kullanımının etkinleştirilmesi ve bu dersleri veren öğretim elemanlarının bilinçlendirilmesi, sanat eleştirisi dersinin devamı olabilecek çağdaş sanat eleştirisi dersinin programa dâhil edilmesi gerektiği düşünülerek önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerEğitimKaradeniz Teknik Üniversitesi+11
Seda Liman
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Molla Hâdî Sebzevârî'nin metafizik görüşleri

Molla Hâdî Sebzevârî, Aşkın Felsefe (Hikmet-i Müteâliye) ekolunün 19. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biridir. Zira Sebzevârî arif, filozof bir şahsiyet olarak Molla Sadrâ Felsefesi'nin canlanmasına ve söz konusu düşünce sisteminin doğru bir şekilde anlaşılmasına önemli katkıları olmuştur. Bu anlamda Sebzevârî, Molla Sadrâ geleneğini, hem metodolojik açıdan hem de kullanılan terminoloji bakımından içselleştiren bir filozoftur. Nitekim Sebzevârî'nin felsefi yaklaşımlarını yakından incelediğimizde onun bu geleneğin bir müntesibi olarak ilk ele aldığı metafizik problemin mahiyet ve varlıktan hangisinin ontolojik önceliğe sahip olduğu meselesidir. Sebzevârî söz konusu bu önemli tartışmada varlığın asıl, mahiyetin ise itibâri olduğunu felsefi kanıtlarla ispat etmeye çalışırken bir bütün olarak tüm metafizik görüşünü 'varlığın ontolojik önceliğe sahip' olduğu tezi üzerine bina eder. Yine ayrıca Sebzevârî metafizik düşüncelerini temellendirmede "varlığın birliği" ve "varlığın dereceli (teşkiki) bir yapıya sahip olması" şeklinde ifade edilen iki temel esastan daha istifade eder. Sebzevârî söz konusu bu üç metafizik temel hakikat üzerine başta sebep (illet)-sebepli (malûl) olmak üzere yaratma/yapma (ca'l), kip konusu, meâd düşüncesi ve nefs teorisini bina eder. Anahtar kelimeler: Molla Hadi Sebzevârî, varlık, mahiyet, vahdet, teĢkik, metafizik

FelsefeMetafizikMolla Hadi Sebzevari+3
Ahmet Pirinç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

El-Bulğa Fi'l-Hikme" adlı eseri bağlamında Muhyiddin İbn Arabi Arabî'nin felsefî görüşleri

Tasavvuf Felsefesi olarak bilinen düşünce akımının öncüsü olması sebebiyle İbn Arabî, İslam düşüncesi içinde önemli bir yere sahiptir. Her ne kadar görüşleri tarihin farklı dönemlerinde farklı isimlerce eleştirilse de önemli isimler tarafından temsil edilebilmiştir. Onun Vahdet-i Vücud görüşü yankı uyandıran görüşleri içerisindedir. İbn Arabî bu görüşü sebebiyle daha çok mutasavvıf olarak bilinir. Ancak eserleri incelendiğinde birçok felsefî mesele üzerinde de yoğun şekilde durduğu anlaşılmaktadır. Özellikle bizim de ele alacağımız el-Bulğa fi'l-Hikme isimli eseri İbn Arabî'nin felsefi görüşlerinin toplamı olma niteliğine sahiptir. Bu eseri içerisinde fizik ve metafizik konular üzerinde durmaktadır. Fizik alanı içerisinde Astronomi ve Psikoloji bilimlerine dâhil edilebilecek konulara değinirken metafizik alanına ayırdığı bölümde Allah'ın isimleri, sıfatları ve yaratması konularını inceler. Ayrıca Nübüvvet, Velayet ve Ahiret gibi İlahiyat hususları üzerinde de durur. Biz bu çalışmamızın giriş bölümünde İbn Arabî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verdikten sonra el-Bulğa Fi'l-Hikme adlı eserini değerlendirmeye çalışacağız. Bunu takip eden birinci bölümde, yine el-Bulğa fi'l-Hikme bağlamında, İbn Arabî'nin âlem hakkındaki görüşlerini; ikinci bölümde ise metafizik konulardaki görüşlerini ele alıp değerlendirmeye gayret göstereceğiz. Anahtar Kelimeler: İslam Felsefesi, Tasavvuf, din, Vahdet-i Vücud, fizik, metafizik.

FelsefeMetafizikMuhyiddin İbnü`l-Arabi+4
Nurşan Nozoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İzmirli İsmail Hakkı'da metafizik problemler

İzmirli İsmail Hakkı'nın çocukluğunda başlayan ilim ve hikmet merakı hayatı boyunca devam etmiştir. Bir taraftan medrese eğitimine devam ederken diğer taraftan özel dersler almıştır. O, kendi çabalarıyla birçok dil öğrenmiştir. İzmirli İsmail Hakkı, metafiziği en yüksek ilim, ilk ve külli sebeplerin bilgisi olarak görmüştür. Ona göre diğer bilimler ancak olaylar ve bunlar arasında ilişkilerle ilgilenirken, metafizik bunların ilk nedenleri ve birbirleri ile ilişkilerini göz önünde bulundurarak düzenli, sistematik ve bütüncül bir görüş ortaya koymaya çalışmıştır. İzmirli'nin metafizik anlayışını bilgi, varlık ve Tanrı olmak üzere üç ana başlık altında toplamak mümkündür. İzmirli, bilginin akıl ve duyuların yanısıra kalp ve vicdan ile de bilinebileceğini söyler. İzmirli, yaratıcı hakkında ortaya atılan düşüncelerin gerçekliğe uygun olup olmadığının ancak yaratıcı hakkında ortaya konacak delillerle ispat edilebileceğini söyler. O, Tanrı'nın varlığını ispatlamak için hem Müslüman filozofların hem de Batılı filozofların delillerini kullanmıştır. İzmirli'ye göre insanın hakikat araştırmalarında dini ve felsefi yol olmak üzere başlıca iki yol vardır. Ona göre dini yol felsefi yoldan daha sağlam, güvenilir ve etkilidir. İzmirli, kötülüğü üç kısma ayırır. Bunlar; metafizik kötülük, manevi kötülük ve fiziksel kötülüktür. Ona göre Allah iyiliğin olduğu kadar kötülüğün de yaratıcısıdır.

FelsefeFelsefe tarihiMetafizik+1
Sedat Ateş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dünyanın sorunu: Değerlerin değersizleşmesi siyasal felsefede nihilizm ve Nietzsche

Elinizdeki çalışma; nihilizme yazgılı Batı metafizik düşünce geleneğini çetin bir şekilde eleştiren ve söz konusu nihilizm sorununu modern zamanların en ciddi krizi olarak okuyan, aydınlanma karşıtı Wilhelm Friedrich Nietzsche'nin, dönemine ait eleştirilerini, günümüze dair ise sosyal, politik ve felsefi çıkarımlarını içermektedir. Radikal duruşuyla modernizmin rotasını keskin bir biçimde postmodernizme doğru çevirmiş olduğunu düşündüğümüz aykırı filozofun bir bütün olarak felsefesi içersinden, estet Nietzsche'nin postmodernizmi, siyasal Nietzsche'nin ise günümüz politik kavrayış ve uygulamalarına ışık tutacak görüş ve düşünceleri incelenmeye çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Nietzsche2. Nihilizm3. Modernizm4. Postmodernizm5. Metafizik

MetafizikModern felsefeModernizm+7
Yonca Gökalp
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İslam inancında cinler

Bu tezde, gaybî bir mesele olan varlığın metafizik sakinlerinden cinler ve İslam inancındaki konumu vahyin ışığında araştırılmaya çalışılmıştır.Çalışma, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte cinlerin varlığı ve mahiyetleriyle ilgili bilgilere yer verilmiştir.Birinci bölümde, Kur'an ve Sünnet ışığında cinlerin tanımı üzerinde durulmuş yeme-içme, meskenleri ve ömürleri gibi onların hususî yönleri ele alınmıştır.Son bölümde ise cinlerin sorumlu bir varlık olmaları, mükellef olmalarından dolayı kendilerine peygamber gelmesi, gaybî bir varlık olması yönüylegaybı bilip bilmemeleri gibi yönleri incelenmiştir.

CinGaybKur'an-ı Kerim+3
Veysel Olkan Yeşil
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Descartes'in etik anlayışı

Bu çalışmanın amacı Onyedinci yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Descartes?ın etik anlayışını incelemektir. Birinci bölümde, etiğin ardalanı olarak filozofun fizik ve metafizik üzerinde durduk ve filozofun yöntemini ortaya koyduk. Metafizik başlığında ruhun varlığı, ruh ve beden hakkında filozofun dualist yaklaşımı, Tanrı kavramı ve Tanrı ile duyulur dünyanın varlığının kanıtlanması konularını ele aldık. İkinci bölümde ihtirasları, bunların iki ayrı töz olarak ruh ve beden arasındaki iletişimde nasıl ortaya çıktıklarını, çeşitlerini, etkilerini ve etik manada nasıl kontrol edilebileceklerini açıklamaya gayret ettik. Üçüncü bölümde ise, düşünürün ahlak konusunda, tüm kitaplarında ve değişik zamanlarda öne sürdüğü görüşlerinin bir incelemesini yaptık. Bu başlığın ilk konusu olarak, filozofun ahlak görüşlerinde başat bir yer tutan irade kavramının inceledik. Filozofun Geçici Ahlak ve Yetkin Ahlak Kurallarını ve bunların aralarındaki benzerlik ve farklılıkların ayrıntılı bir analizi ile, ahlakın temel kavramları olan bilgelik, mutluluk ve erdem kavramlarını inceledik. Son olarak da Descartes Ahlakı?nın toplumsal boyutuna değindik. Sonuç bölümünde, Descartes?in etik anlayışıyla ilgili olarak bu çalışmada ulaşılan sonuçları ortaya koyduk. Anahtar Kelimeler: Etik, Fizik, Metafizik, Geçici Ahlak,Yetkin Ahlak, İrade, Hata

AhlakDescartesEtik+3
Nilifer Ünaldı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Heidegger'in batı metafiziğine yönelik tedirginliği ve modern özne eleştirisi

Heidegger'e göre klasik özne, Varlık'a sadece teorik bilme edimiyle yönelen, dolayısıyla kendini de eksik ve yanlış yorumlayan bir öznedir. Heidegger'in özneye yönelik eleştirisi, batı felsefesinin Platon'la başlayan, oluş sorusunun hak ettiği derinliği görmezden gelen, epistemolojik bir kesinlik arayan, bu nedenle de bağlamdan kopan bir metafizik düşüncede buluşan geleneksel programı hedef alır. Heidegger'e göre batı felsefesinin, Varlık'ı bir bütün olarak ve akış halinde kavramaktan uzak, epistemolojik kesinliklere tutturmak isteyen tavrı ve bu nedenle kaçınılmaz olarak bağlamdan kopuk bir izlekte seyretmesi temel bir hatadır. Dolayısıyla, kendimiz ve dünya hakkındaki kavrayışımızın da hatalı olarak belirlenmesine yol açar. Bu bağlamda, tüm felsefi sorunlar, esaslı bir ontolojik açılımla yeniden ele alınmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu, Heidegger'in tüm felsefesine ağırlığını koyan temel argüman (fundemental ontoloji) olup, onun modern özne değerlendirmesinin de karakteridir. Bu çalışmada, öncelikle geleneksel metafiziğin özne algılayışına yönelik Heidegger'ci eleştiri, ardından da bu eleştiriyi olanaklı kılan temel gerekçeler araştırılacaktır. Sonuç olarak, Heidegger'in modern özne eleştirisi ve Dasein kavrayışı ile, modern özneyi alt etme projesinin başarılı olduğu iddiası ve buna karşılık Heidegger'in yeni bir özne anlayışı geliştirdiği iddiası karşılaştırılarak tartışılacaktır.

Heidegger, MartinMetafizikÖzne+1
Banu Tümkaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş felsefede metafiziğin yeniden yorumlanması: R.G. Collingwood

Bu tezin amacı; çağdaş felsefede Viyana Çevresi düşünürleri ile birlikte "metafizik"in elenmesi çabalarına karşılık Collingwood'un metafiziği yeniden yorumlama çabasını gözler önüne sermektir. Collingwood da Çağdaş felsefe ve Viyana Çevresi düşünürleri gibi dogmatik metafiziği reddetmektedir. Ek olarak Collingwood, Aristoteles'e dönerek gerçek metafiziği yeniden tesis etmeye girişmiştir. Buna göre metafizik, her türlü bilimsel, entelektüel etkinliğin dayandığı mutlak ön kabulleri ele alır. Collingwood'a göre mutlak ön kabuller tarihsel olduğu için; onu sorgulayan etkinliğin de tarihsel olması gerekir. Tarihsel bir etkinlik olarak metafiziğin yöntemi de soru-yanıt mantığıdır. Bu bağlamda metafizik, soru-yanıt mantığıyla mutlak ön kabulleri irdeleyen tarihsel bir felsefi etkinliktir. Öte yandan metafizik, disiplinler arası ilişkinin kurulmasında hayati öneme sahip evrensel bir soruşturmadır. Dolayısıyla, metafizik, sadece felsefi etkinliğe ait bir soruşturma değil, her türlü etkinliği kapsayan evrensel bir bilimdir.

Collingwood, Rabin GeorgeMetafizikModern felsefe
Bahtiyar Uygun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kant`ta antinomi-metafizik ilişkisi

ÖZET İlkçağdan itibaren "duyulur" ve "düşünülür" dünya arasında yapılmış olan ayrım, beraberinde birçok farklı felsefi teoriyi getirmiştir. Teorilerin ayrıldıkları noktalar arasından bu çalışmada konu edileni ise, "düşünülür" dünya ile ilgili olarak, akim ve deneyin yeterliliği üzerindeki sorgulamalarıdır. Çalışmada spesifik olarak ele alınan konu ise Immanuel Kant'ın antinomiler tartışmasıdır. Kant, "duyulur" ve "düşünülür" dünya ayrımını kendi bilgi kuramında, sırasıyla "fenomen" ve "numen" olarak adlandırdıktan sonra, numen alanın aşkın yapısına yönelik aklın yeterliliğini sorgulamıştır. Rasyonalizm ve empirizm, tarih boyunca, kıyas ve çıkarımlarla, "koşulsuz olan" hakkında bilgi sağlama iddiasındadır. Antinomiler tartışması ise bu iki felsefi sistemin ve türevlerinin bu çabasının boşuna olduğunu gösterme iddiasını taşımaktadır. Aklın, hakiki metafizik ve bilimin sınırları dışında faaliyet göstermesi, antinomilerden çıkan sonuca göre, diyalektik bir illüzyonla son bulmaktadır. Diyalektik illüzyon ise, aklın hiçbir durumda kendisinden kaçamadığı bir fenomen olarak daima saklı kalmaktadır. Antinomiler temsil ettiği felsefi sistemin meşruiyetinin kanıtları olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Kendi içinde kritik bir sorgulamanın eseri olan antinomilerin, bilimin ve yeni metafiziğin bulgu ve teorileri ışığında değerlendirilmeleri ise bundan sonraki bir çalışmanın olası bir konusu olarak değerlendirilebilir. Sİi£Bl«*W*SV0N *T^^

AkılAntinomiKant, Immanuel+1
Yusuf Ziya Yetkiner
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Latifi'nin Risale-i Esrarname isimli eseri ve eserdeki eğitim ile İslami ilimler hakkındaki görüşleri

Bu çalışmamızda, Latifi?nin Risale-i Esrarname adlı eserini eğitim ve İslami ilimler görüşleri bağlamında incelemeye çalıştık. Çalışmamız; giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, metot ve kaynaklar hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde, Latifi?nin hayatı ve eserlerini inceledik. Ayrıca Risale-i Esrarname adlı eseri Osmanlıca aslından Latin harflerine aktardık. İkinci bölümde, eseri; metafizik, ahlak ve felsefi açıdan inceledik. Üçüncü bölümde ise eseri, Latifi?nin eğitim ve İslami ilimler görüşleri kapsamında değerlendirmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Latifi, Risale-i Esrarname, Eğitim, İslami İlimler

EsrarnameEğitimEğitim tarihi+6
Ersin Savaş
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects