Mitology
165 theses under this subject heading
Akira Kurosawa sinemasında mitik unsurlar
Mitoloji, insanlık tarihinin en eski disiplinlerinden biri olarak günümüz toplumunun bilinçdışında hâlâ varlığını sürdürmektedir. Mitler ve efsaneler, ait olduğu toplumun gelenek ve düzeninin temellerini yansıtan düşsel hikâyeler olduğu gibi, ideoloji, folklor, din ve sanat ile de çok yakın bir ilişki içindedir. Sinema da içinde üretildiği toplumun dini, ideolojik ve mitik bilinçdışını yansıtan toplumsal bir üründür. Japon Sineması'nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Akira Kurosawa ise hem etnik kökeni hem de dini inancı dolayısıyla filmlerinde belki de mitik öğeleri en fazla kullanan yönetmenlerden biridir. Kurosawa sinematografik olarak çok incelenen bir yönetmen olmasına rağmen, filmlerinin mitlerle ilişkisi, sinema eleştirmenleri tarafından çok fazla ele alınmamıştır. Bu araştırmanın problemi ise, Kurosawa'nın filmlerinde bu mitsel ve efsanevi izlerin nasıl dönüşüme uğrayarak sinemada yeniden üretildiğidir. Araştırmada bu sorun temelinde, Şintô inancının sahip olduğu mitik zenginliğin Kurosawa filmlerine nasıl yansıdığının analizini yapmak ve hangi doğrultuda değişim gördüğünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sinema, Mitler, Kolektif Bilinçdışı, Japon Kültürü, Japon Mitolojisi, Şintô, Japon Sineması, Akira Kurosawa.
Başlangıcından M.Ö. I. bin ortalarına kadar eski Anadolu sanatında boğa-insan ve aslan-insan karışık varlıkları ve tasvirleri
Hayvan-insan karışımı varlıklar, Üst Paleolitik Çağ'dan beri bilinmektedir. Mezopotamya, Elam, Kuzey Suriye ve Mısır sanatında ise yoğun olarak, M.Ö. 3. Bin yıldan itibaren görülür. M.Ö. 2. Bin yılbaşlarında, Anadolu ile Mezopotamya ve Kuzey Suriye arasındaki ticari, sosyal ve kültürel ilişkiler artmıştır. Bu ilişkiler sonucunda, Anadolu sanatına Suriyeli, Mısırlı ve Mezopotamyalı sanat ve üslup özellikleri etki etmiştir. Boğa-insan ve aslan-insan karışık varlıkları tasvirli sanat eserlerinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlar özellikle Assur Ticaret Kolonileri Çağı'nın bütün silindir mühür üsluplarında ve damga mühür baskılarında görülür. Çatalhöyük'ten açığa çıkartılmış olan insan ve boğa başı tasvirli kap aslında, boğa-adam karışık varlığının çok daha erken bir zamanda Anadolu'daki varlığına işaret edebilir. Tek örnek olmakla birlikte boğa-insan olgusunun insan karışık varlıkları: aslan-adam, kanatlı aslan-adam, bir başı insan diğeri aslan olan adam ve çift aslan başlı adam olmak üzere dört ana tiptedir. Tasvirli sanat eserlerinde her iki mitolojik karışık varlık tipi yüceltme, savaşçı, koruma (bekçilik), ibadet eden veya tapınılan figürler olarak ortaya çıkar. Anahtar Sözcükler: Anadolu, boğa-insan, aslan-insan, mitoloji, karışık varlık.
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nın tasvir sanatında mücadele/savaşım sahneleri
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nın mücadele/savaşım sahneleri bu dönemin mühür ve mühür baskıları üzerinde görülür. Mezopotamya'da erken dönemlerde (MÖ IV. bin) silindir mühürler üzerinde görülen tasvirlerde yer alan; ritüel, tapma, mitolojik ve mücadele/savaşım sahnelerindeki figürler ve motiflerin, üslup özellikleri ile Anadolu'da yaygın ve yoğun olarak ortaya çıkmasında, bu uluslararası ticaretin etken olduğu anlaşılmaktadır. Bu tez çalışmasında mücadelede yer alan figür sayısına göre gruplamalar yapılmıştır. Mücadele tasvirleri mühürler üzerinde; ritüel ve mitolojik sahnelerde iki, üç, dört ve çok figürlü olarak görülürken, savaşım frizlerinde sadece mücadele figürleri yer almaktadır. Savaşım frizlerinde de yukarıdaki gruplara benzer alt gruplar vardır. İkili mücadele gruplarında en çok aslanla olan mücadeleler öne çıkmaktadır. Aslan ve boğa ile yapılan mücadeleler genellikle bir gücün sembolü olarak her zaman sevilen bir tasvir olmuştur. Bu gruptaki mücadelenin önemli figürleri; demonlar, kahramanlar, tanrılar ve insanlardır. Aslan ve boğa ile yapılan mücadelelerde hayvanların baş aşağı, dik kalkmış oldukları ve silahın kullanıldığı görülmektedir. İki figürden oluşan mücadelelerin genellikle bir ya da bir kaç tanrısallığın huzurunda ritüel, tapınım ve sunum sahnelerinin içerisinde yer aldığı görülür. İkili mücadelelerde kalabalık bir grup da tanrısallık ile adam mücadelesidir. Üç figürlü mücadele gruplarında en çok aslan, ceylan ve avcıdan oluşan av sahneleri görülür. Avlanma da bir mücadele olarak değerlendirilerek bu çalışmada yer verilmiştir. Dörtten fazla sayıda figürlerin bulunduğu mücadele sahneleri ise çok figürlü mücadele olarak gruplandırılmıştır. Mücadele sahnelerinde benzer mücadele biçimlerinin farklı mühürler üzerinde ortaya çıkması bu mücadelelerin sembolik bir ifadeye işaret ettiklerini düşündürmektedir. Heraldik kuşarikkular, boğa-adamlar, çıplak kahramanlar, kahramanlar, ceylanlar ve aslanların olduğu çok figürlü mücadele ile çok figürlü savaşım sahnelerindeki tasvirlerde çoklu bir mücadele olduğu için figürler içerisinde korumacı ve saldırgan olanlar çok net anlaşılamamaktadır. Vahşi doğadaki insan kontrolünü zaman zaman ortaya koyan mücadele tasvirlerinde, özellikle silindir mühürler üzerindeki sahnelerde, doğayı çok iyi gözlemleyen mühür kazıcıların mühür alanına gerçekçi aktarımlarını yansıttıkları görülür.
Theseus in ancient Greek mythology
Theseus is one of the most ancient heroes of all of Athens and is the most famous hero in all of them. His achievements have been portrayed in countless works of art and have been narrated or sent to him by numerous authors. Homer refers to this famous founding hero of the city of Athens, Ilias and Odysseia. The ancient tradition has placed his name in Greek mythical kingdoms. Time consecutively occupied fifth place Theseus kingdom from father Aigeus, and before his father Aigeus, Pandion, Cekrops and Erekhtheus reigned. However, the widespread use of his worship is dated to the classical age, ie the second half of the 5th century. Childhood passed in the Troizen. According to Ploutarkhos, "Erekhtheus by his father-in-law" relies on the first inhabitants of Athens. There is no doubt that Atinal is. Theseus, the daughter of Pittheus, is the child of Aetra. According to Ploutarkhos, these are called Theseus because of the signs of his father leaving Aegeus. Heros for the Dolls and Theseus for the Athens. There is also a political side, since the scattered and small towns are united under the same roof (synoikismos). Theseus were justified not only because of the realization of synoikismos, but because they built democracy in the city at the same time. In subsequent periods, the ceremonies on behalf of the celebrity have become famous enough to be arranged. In the praise of the Isocrates Helene, Theseus is seen as the founder of democracy.
Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'ndaki mitolojik öğeler
Mitolojik inançlar bir milletin asli karakterini teşkil eder. Bir milletin mitolojik kültürü; o kültüre ait değer yargılarını, dini tecrübelerini, davranış modellerini, ahlaki derslerini bize gösterir. Mitoloji insan yaşamının temelinden beslenen olağanüstülüklerden oluşur. Bu bakımından mitlerin gerçek olduğuna inanılır. Sagımbay Orozbak Uulu da içinden çıktığı toplumun inanç unsurlarını destanda en iyi şekilde yansıtmıştır. Bu çalışmada Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'nda mitolojik unsurların ne ölçüde kullanıldığı incelenmiştir.Çalışmamız giriş dahil yedi bölümden oluşmuştur. Girişte destan ve Manas Destanı hakkında bilgi verilmiştir. Manas Destanı üzerinde çalışan bilim adamlarının çalışmalarına yer verilmiştir. Destancının (Sagımbay Orozbak Uulu) hayatı anlatılmıştır.Sonra mitolojik unsurlar ve kullanımları ele alınmış ve bu unsurların kapsamı açıklanmıstır. Sırasıyla göksel, yer altı ve yer ile ilgili iyelerden bahsedilmistir. Hayvanlar ile ilgili iyeler gruplandırıp açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak inanmalar adlı bölümde destanda geçen farklı mitolojik tipler tespit edilmiştir. Bu tiplerin özelliklerine temas edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Manas Destanı, Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı, Mitoloji.
The myth of Ulysses in European literature
The present thesis is a research on the archetype of Ulysses, which originated in ancient Greece and was given a literary representation by Homer. Both as a literalised and literary myth in latter stages of its development, the archetype is handled in relation to the philosophical background of its age in a diachronical way. Starting from its Greek genesis, the archetype is analyzed in Italian literature in relation to Medieval tradition with Dante Alighieri?s The Divine Comedy, in French literature, in relation to Renaissance tradition with Joachim Du Bellay?s sonnets, in English literature, in relation to Victorian tradition with Alfred Lord Tennyson?s Ulysses, and finally in modern Irish literature with James Joyce?s Ulysses. These works of art are discussed in respect to the archetype?s development in European literature and its references in the age?s philosophical background. The theoretical bases of our study is constructed on contributions of some scholars that of W. Watt, Adler, Jung, Campbell, Claude Levi-Strauss, Mircea Eliade, Vickery, Frazer, Mche, William Robertson Smith, Brunel, Ken Dowden, Propp and Raglan. In order to create a theoretical ground in our study, some methods and principles of research are to be applied, which are namely, text analysis, intertextualism, literary theory, myth-criticism, thematology, and text-analysis. The structural level of our study corresponds to the certain schemas. It consists of an introduction followed by five other chapters and each chapter includes some other subtitles. The thesis ends with a conclusion part as a final view to our study, followed by a bibliography and an index.
Kırgız Türklerinin arkaik destanlarında mitik unsurlar
Destanlar, bir ulusu derinden etkilemiş bir olayın, uzun bir müddet şifahi gelenekte anlatılmasına müteakip bir ozan tarafından estetize edilmesiyle oluşmuş edebi ürünlerdir. Muhtevalarının ilkelliği bağlamında arkaik ve klasik olmak üzere iki grupta toplanabilirler. Arkaik destanlar, toplumların mitolojilerinin çözümlenmesinde önemli kaynaklardır.Türk destancılık geleneği içerisinde Kırgız sahası son derece canlı ve güçlü bir alandır. Bu araştırmada Kırgız Türklerinin Boston, Kocacaş, Er Töştük ve Coodarbeşim adlı dört arkaik destanındaki, Türk mitolojisine ait olan unsurlar tespit, tasnif ve tahlil edildi. Bu mitolojik unsurlar, Türk dünyasının çeşitli tarihi ve coğrafi uzantıları ile bağdaştırılarak, bilgi üretilmeye çalışıldı. Bu yönü ile çalışma, keşfedici bir araştırmadır.Çalışmanın birinci kısmında destan, arkaik destan, mitoloji gibi kavramlar tartışıldı, araştırma kapsamındaki dört destanın varyantları ve olay örgüleri hakkında bilgi verildi. Destanlarda tespit edilen mitik unsurlar, Türk kozmolojik algısının bölümlerine göre ?gök, yer ve yaraltı? olmak üzere üç grupta toplandı, tanımlandı ve taşıdıkları anlamlara ulaşılmaya çalışıldı. Bu gruplar sırasıyla çalışmanın ikinci bölümünün alt başlıklarını oluşturdu. Çalışmanın sonunda ise genel bir sonuca ulaşılmaya çalışıldı.Anahtar Kelimeler: Arkaik Destan, Destan, Kırgız Destan Geleneği, Mitoloji.
Sivas türkülerinde mitolojik unsurlar
Türkü içinde yaşadığı toplumun dünya görüşünü, inançlarını, geleneklerini, sanat zevkini yansıtan ve yaşatan gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan çoğu kez bir doğa olayı, sevda, isyan, iskân, ölüm ya da kahramanlık sonucunda ortaya çıkan ve halkın içinde doğup yayılan özel bir dildir. İlk yaratıldığı şekilden ayrılarak halkın ortak yaratması şekline dönen zaman zaman değişik müzikal ve söz değişiklikleri (varyantlar) ile ayrı bir zenginlik gösteren ürünlerdir. Türkülerin tarihi çok eskilere dayanır. Türklerin; İslamiyet'ten önce yarattıkları, içinde kendi geleneklerini yaşam tarzlarını barındırdıkları kendilerine has bir edebiyat tarihi bulunmaktadır. Bu edebiyat birikiminin bir kısmı bugünkü halk şiirinin kaynağı olan sazla ve sözle söylenen şiirlerden oluşmaktadır. Türküler tek başına söz, müzik ve ritimden ayrı düşünülemez. Bu bağlamda türküler yazının henüz gelişmediği dönemlerde ozanın ve kopuzun kendi tınılarında meydana getirdiği bir aktarım biçimidir. Bu eserler ilk doğuşunda her ne kadar ferdi olarak başlamış gibi görünse de daha sonra tüm halkın yüreğinde yer bulmuş; durmaksızın her ozanın, aşığın dilinde yeniden renk, şekil ve konu bularak özgün duruma gelmiş ve topluma mal olmuştur. Sivas bölgesi türküler adına incelenecek olursa ozanlarının tavrı, üslubu, halk kültüründeki zenginlik ve âşık yoğunluğu bakımından diğer bölgelere göre bu özelliklerinden dolayı ayrı bir yer tutmaktadır. Sivas yöresine ait türkü sözleri ile mitoloji arasındaki ilişki mitolojik unsurlar bağlamında değerlendirilmiştir. Yörede yüzyıllardır varlığını sürdüren sözlü kültür birikimi ve bu kültürün yarattığı geleneğin aşıklar arasında geçerli olması, bunun genç kuşaklara aktarılmasına ve halen türkü yakma türkü söyleme geleneğinin canlı bir şekilde yaşamasına sebep olmuştur. İki ana bölümden oluşan bu çalışmada mitolojinin toplumdaki yeri, mitoloji nedir? toplumdaki yeri işlevselliği ve sembolleri nelerdir, türkü kavramı, türkü türünün tarihçesi, türkünün işlevleri ve özellikleri, türkü-mitoloji ilişkisine değinilmiştir. Çalışmada Türk Halk Müziği repertuvarı, Elektronik kaynaklar ve Sivas yöresine ait olan anonim türküler incelenip tasnifleri yapılmıştır. Mitolojik unsurları yansıttığını düşündüğümüz bu (Sivas yöresi özelinde) türkü sözlerinin incelemesi yapılmıştır. Herhangi bir mitolojik motifin Sivas türkülerinin sözlerinde yer alabileceği düşüncesinden hareketle türkü ile mitoloji arasındaki bağı ortaya çıkarma hedefi bu çalışmamızın doğuş noktası olmuştur. Anahtar kelimeler: Sivas, mitoloji, türkü, mitolojik unsurlar
Tekinsiz bir öğe olarak mitolojinin gerilim sinemasında kullanımı
Tekinsizlik Jentsch'in çalışmasında zihinsel bulanıklık, Freud'un çalışmasında ise hadım edilme kompleksinin yarattığı kaygı olarak tanımlanmaktadır. Tekinsizlik aynı zamanda eş benlik, öte dünya inancı ve ruh kavramları ile açıklanabilecek animist dünya görüşünü yansıtır. Mitoloji ise antik çağlarda yaşayan ilkel insanın doğa karşısında hissettiği varoluşsal tekinsizlik duygusunun sonucudur. Mitler insanın tekinsiz doğa karşısında ürettiği tekinsiz anlatılardır. Cennetten kovulan insan içinde bulunduğu doğayı anlamlandırmak ve olayların sebep-sonuç ilişkisini kurabilmek için mitolojik anlatılar üretmiştir. Bu anlatılar tekinsizlikte olduğu gibi düşünsel her şeye gücü yeterlik anlatısında anlam bulan animist dünya görüşünü yansıtır. Tekinsizlik aynı zamanda gerilim sinemasının başat uylaşımıdır. Konusunu doğrudan mitlerden alan gerilim türü filmlerinde de mitler tekinsiz bir unsur olarak yer almaktadır. Bu çalışmada gerilim filmlerinde tekinsiz bir öğe olarak mitolojinin nasıl kullanıldığı hermeneutik ve göstergebilimsel yöntem ile analiz edilmiş, sinematografik mitolojinin gerilim sinemasındaki yeri tespit edilmiştir.
Kültürel anlatıların etkisinde Japon manga ve anime sanatında karakter yapı incelenmesi
Japon çizim sanatı, 1970'lerde Japonya'da ortaya çıkan Japon popüler kültürünün en önemli eserlerinden biridir. Japon çizgi romanı olan mangaların tanınması daha sonra ortaya çıkan animelerin dünyaya yayılması ile olmuştur. Anime, Japonya'da geliştirilen bir animasyon türünün adıdır. Animeler, Manga adlı Japon çizgi romanlarına dayanmaktadır. Bu bağlamda manga ve animeler ortak özellikler ve benzer çizim teknikleri gerçekleştirilmektedir. Anime türünün en belirgin özelliği büyük gözler ve dikkat çekici vücut hatlarının normalden abartılı bir şekilde çizilmesidir. Japon toplumunun gelenekleri, tarihi gibi konuların manga ve anime örneklerine, karakter tasarımlarına ne şekilde yansıtıldığı, manga ve anime sanatına etkisi çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışmanın kapsamı, kültürel anlatıların etkisinde Japon manga ve anime sanatının karakter yapı incelemesi ile oluşturulmaktadır, buradan hareketle manga ve anime sanatı kültürel birer form olarak ele alınarak irdelenmiştir. Japon çizgi sanatının tarihi, gelişim süreçleri, kültürel anlatıların manga ve anime üzerindeki etkisi, manga ve anime temalarının etkileşimi bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın amacı Japon manga ve anime sanatının köklerini inceleyerek zamanla manga ve animede karakter olgusunun evrilme aşamalarını saptamaktır. Araştırmanın sonunda manga çizgi roman uygulama çalışması gerçekleştirilerek Japon çizim sanatının karakteristik özellikleri yansıtılmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak yazılı ve görsel kaynaklardan veri elde edilerek, nitel araştırma ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır.
Teogonik mitlerin çağdaş moda tasarımında yorumlanma biçimleri
Yunan dilinde "söz", "öykü" anlamında kullanılan "mit" güçlü bir dinsel hikâye olarak anılır. Tanrıların, kahramanların yaşadıkları olağanüstü maceraları, yaratılışı, evrenin izah edilemeyen düzenini anlamlandırmak için var olmuştur. Mitoloji ise bunların hepsini kapsayarak inceleyen bir disiplindir. Mitoloji sanat aracılığıyla fazlaca disiplin alanında esin kaynağı olmuştur. Moda olgusu içinde de sıklıkla başvurulan mitoloji, pek çok tasarımında kendine yer bularak bilinçli bir tavırla yeniden canlanmış ve kimi zaman örtük göndermelere karşılık bulan görünümlerle tasarımların görsel karakterini oluşturmuş, mitolojinin moda tasarımındaki esin alanları ve mitoloji çerçevesinde anlatım biçimi olarak ortaya çıkan biçimsel ifadeler, geçmiş ve günümüz moda tasarımcılarının koleksiyon örneklemiyle ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışma yedi bölümden oluşmuştur. Çalışmanın birinci bölümü giriş bölümüdür. Çalışmanın ikinci bölümde mit ve mitoloji kavramları ele alınmıştır. Mitlerin kökenleri, sınıflandırılması ve işlevlerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde mitolojinin farklı sanat disiplinleriyle ilişkileri irdelenmiştir. Bu bilgilerin sonucunda dördüncü bölümde çalışmanın ana konusu mitoloji ve moda tasarımı ilişkisi farklı moda tasarımcılarından örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde çalışmanın yöntemi açıklanmış, altıncı bölümde Antik Yunan ve Roma mitolojisinde yer alan kadın tanrıçalarından esinlenerek oluşturulan giysi tasarımlarının betimlemeleri yapılmıştır. Çalışmanın son bölümündeyse sonuç ve öneriler bulunmaktadır.
Anadolu coğrafyasından etkilenen Yunan müziğinin müzikal kimlik arayışındaki yolculuğu
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları, üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen hala geleneklere, kültürlere, müziklere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir. Uzun yıllar boyunca aynı bölgede yaşayan kültürlerin kendilerinden iz bırakmaları ve diğer toplumların bu izleri takip ederek benimsemeleri kaçınılmaz bir sonuçtur. Etkileşimlerin ortak noktalarda nasıl benimsendiği konusu ve kökenine inildiğinde karşılaşılan sonuçların netliği tam olarak doğrulanamamıştır. Kültürler arası etkileşimin, temel noktalarda nasıl birleştiğinin, yaşamlarında ayrılmaz bir parça haline nasıl geldiğinin, geleneklere ve müziklere nasıl etkisinin olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından tarihteki önemli noktaların mutlaka bilinmesi gerekmektedir. Bu araştırmada, Anadolu coğrafyasından etkilenen Yunan müziğinin müzikal kimlik arayışındaki yolculuğunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Nitel araştırma çalışması olup, araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma tür olarak betimsel tarihi bir araştırmadır. Kaynak taraması ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın konusu belirlenen amaç doğrultusunda; aynı topraklar üzerinde uzun yıllar beraber yaşamış olan Yunan topluluklarının müzikal kimliklerinin oluşumunda etkili olan dönemler; Anadolu coğrafyasında yaşamış olan Yunan ve Rum kimliklerinin Yunan müziğine etkisi; bağımsızlık ve mübadele dönemlerinin Yunanistan'ın müzikal kimliğinin farklılaşmasındaki etkisi alt problem başlıklarıyla incelenmiştir. 20. Yüzyıla gelindiğinde popüler müziklerden keyif alan iki toplumun ortak müzikleri hakkında bilgi verilmiş, yurt içinde ve yurt dışında konu ile ilgili elde edilen yazılı ve görsel kaynaklar objektif olarak geniş bir perspektifle ele alınarak betimsel olarak verilmiştir.
Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin günümüz giysi tasarımlarına uyarlanması
Mitoloji ilk insanın inandığı kutsal bildiği değerler sistemi ve bu sistemin biçimlenmiş ve metne dökülmüş şeklidir.Kısacası mitoloji kozmik bilgilerin sembolik bir üslupla takdimi, gizli bilimlerin ve dillerin ifade edilmesidir. Bütün bunlara, bir bütün hâlinde Türk mitolojik sisteminde ve sistemin yansıması olan halk edebiyatı ve folklor türlerinde rastlanmaktadır (Bayat, 2005, s.14). Türk mitolojisin de özellikle İslamiyet sonrası hayvan figürleri anlam değişikliğine uğramış ve birçoğu kullanılmamaya başlanmıştır. Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türkler, hem dini inançları hem de etkilendikleri diğer uygarlıklar doğrultusunda hayvan figürlerine kendi yorumlarını katmışlardır. Türk toplumunun tarihinde çok tanrılı dinler, şamanizm gibi inanışlar ve göçebe olmasının vermiş olduğu zengin bir kültür birikimi vardır. Bu zenginlik, değişimleri de beraberinde getirmiştir. Şamanizm'in etkili olduğu dönemde güç simgesi olarak kullanılan hayvanlar zaman içinde ve inançlar doğrultusunda değişimler gösterdiği, ya da hiç değişmediği örnekler görülmektedir. Geyik, kurt, ayı, kartal, kuş, tilki gibi gerçek hayvanlar Türklerde kült olarak kullanılmışken, ejderha, zümrüdü anka, grifon, sfenks gibi gerçek üstü hayvanlar da ifade biçimi olarak etkili olmuşlardır (Yıldırım, 2016, s.3). Araştırmanın genel amacı Türk mitolojisindeki hayvan imgelerinin genel özellikleri ile değerlendirilmesi, imge, renk ve kompozisyon özellikleri araştırma sonuçlarına göre modern giysi tasarımları üzerinde uygulanmasıdır.
Nef'i Divanı'ndaki mitolojik ve efsanevi şahıslar
Divan edebiyatında kaside önemli bir yere sahiptir. Kaside denilince ilk akla gelen 17.yy şairi Nef'i'dir. Nef'i, övgü ve yergi şairi olarak da tanınır. Nef'i, Divan'ında yer alan kasidelerinde memduhunu överken tarihi, efsanevi, mitolojik şahıslardan, İranlı şairlerden, peygamberlerden, Kur'an-ı Kerim'de adı geçen dini kişiliklerden bahsetmiştir. Çoğunluğu benzetme yoluyla olan bu şahsiyetlerde Nef'i, memduhunu tarihi, efsanevi, mitolojik şahıslarla yarıştırmıştır. Üstün gelen taraf ise her zaman memduhu olmuştur. Nef'i'nin Divan şiirindeki bir diğer önemi ise yazdığı fahriyelerdir. Bu bölümde ise Nef'i, kendini İranlı şairlerle kıyaslamıştır. Çalışmamızda bahsedilen şahıslar ve beyitler birlikte ele alınmıştır. Çalışmamızda, Nef'i Divan'ında yer alan efsanevi ve mitolojik şahısların bahsedilen özellikleriyle değerlendirilmiştir.
Çetin Yiğenoğlu'nun Haydar'ı öldürmek romanında halkbilimsel öğeler
Halk kültürü ve edebi metinleri, çağdaş edebiyatımız için esin kaynağı olmaktadır. Özellikle Çukurova; mitleri, halk hikâyeleri, masalları ve zengin yerel dili ile çağdaş edebiyatımızda yazarların anlatımlarını sağlamlaştırmada başvurdukları önemli birer kaynak olarak görülmektedir. Çukurovalı bir yazar olan Çetin Yiğenoğlu da eserlerinde, bu coğrafyanın kültürel ögelerinden bolca yararlanmıştır. Özellikle "Haydar'ı Öldürmek" romanında mitolojik kaynaklardan beslenerek kendi destansı romanını yazmıştır. Halk bilimsel ögeler yoğun bir biçimde kullanılmış, yerel dil doğal bir anlatı atmosferi yaratmıştır. Hem halk bilimini hem de çağdaş edebiyatı kapsayan bu çalışmada, halk bilimi disiplinine bağlı kalınarak inceleme yapılmıştır. Ancak çağdaş edebiyat verimlerinden de yararlanılmıştır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, Çetin Yiğenoğlu'nun yaşamı, gazeteci kimliği, roman ve öykü yazarlığı, genel anlamda maddi manevi kültür unsurlarını romanında kullanış biçimi ve amaçları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, romanın özetine yer verilerek genel bilgiler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde "Haydar'ı Öldürmek" romanındaki halk kültürü unsurları belirlenerek halk edebiyatı unsurlarından masal, halk hikâyesi, efsane, kalıp sözler, yerel ve arkaik sözcükler, mitolojik unsurlar gibi motifler örneklenmiştir. Dördüncü bölümde, romandaki halk bilimsel ögeler (inanışlar, geleneksel yaşam biçimi, geçim kaynakları, dinsel ritüeller vb.) ile ilgili bilgiler verilmiştir. v Anadolu kültürünün zengin kaynaklarının edebiyatımızı nasıl etkilediğini göstermek, Çetin Yiğenoğlu'nun unutulmaya yüz tutmuş pek çok yerel sözcüğü yeniden dilimize taşımasına dikkat çekmek çalışmanın temel hedefini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çetin Yiğenoğlu, Haydar'ı Öldürmek, Çukurova halk kültürü, mitoloji, halk hikâyeleri, masallar
Mitlerin iletişimsel gücü: Yeniden üretilen ve yaşayan mitoslar
İnsanoğlunun bilimsel bulgular ışığında tarih sahnesindeki varoluşu toplumbilimsel açıdan ele alındığında avcı toplayıcı zamandan itibaren kendini var etme mücadelesi kadar kendini ve yaşadığı topluluğu anlamlandırma mücadelesi verdiği görülmektedir. Doğadaki diğer tüm canlılardan farklı olarak ürettiği bilgiyi inşa edebilen insan elde ettiği tecrübeleri kendinden sonraki kuşaklara aktarabilmek için hikâye ve öykü kavramını yaratmış, bu şekilde yaşamı yönetilebilir ve doğayla kontrol edilebilir bir ilişki sürmeye çalışmıştır. Zaman içerisinde bu kavramlar kültür olgusunu yaratmış bu hikayeler bir kontrol mekanizması olarak mitlere ve kadim anlatılara evrilmiştir. Günümüz kitle iletişim araçlarını göz önünde bulundurduğumuzda bu anlatıların hem amaç ve hem içerik olarak medyanın ve kitle iletişiminin temelinde hala barındığı gözlemlenmiştir. Medyanın temel işlevlerinde kontrol, bilgilendirme, meşruiyet oluşturma ve belli başlı davranış kalıpları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Çalışma, Carl Gustav Jung'un Arketipler Kuramı, Temsil Kavramı ve Hikâye Anlatıcılığı gibi çalışmaları kuramsal dayanak olarak belirlemiştir. Çalışmada nitel içerik analizi metodu kullanılmış, anlatıların ve mitlerin hem kültürel hem de içerik oluşumu bakımından kadim anlatılar, mitler ve mitlerin yeniden dönüşümü kapsamında evreni temsil eden örneklemler incelenmiştir.
Joseph Campbell'ın dinler tarihine katkıları
Bu çalışma XX. yüzyılda yaşamış Amerikalı mitolog Joseph Campbell (1904-1987) ve onun başlıca çalışmaları üzerinedir. Karşılaştırmalı mitoloji ve din üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Campbell'ın geçmişten günümüze kadar olan mitler çerçevesinde üzerinde durduğu konular ön plana çıkarılmıştır. Bu yapılırken de onun dinler tarihine olan katkılarının vurgulanması amaçlanmıştır. Çalışma; Campbell'ın hayatı, eserleri, tanrı tasavvuru, din hakkındaki görüşleri ve onun mitoloji anlayışı üzerinedir. O, mitin tek bir gökyüzünün altında yaşayan insan tekinin müziği olduğunu söylemektedir. Bu müziğin sözleri farklı da olsa notaları her yerde duyulmaktadır. Çünkü mitlerde işlenen temalar hemen hemen her kültürde benzerlik göstermektedir. Bu da insanlığın paylaştığı kolektif bilincin olguları olmasındandır. Kolektif bilincin olguları olan mitler de dinlere kaynaklık etmiştir.
Türk mitolojisindeki "Kadın" konulu efsanelerin yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon ve baskı uyarlamaları
Mitler toplumların içerisinde bulunduğu duruma göre değişiklik göstermiştir. İlk çağlarda insanlar arası iletişim kısıtlıyken zamanla yeni yöntem ve tekniklerle gelişmiştir. Bu gelişim süreci birçok efsanenin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Efsanelerin nerden geldiği, nasıl oluştukları, farklı kültürlerdeki benzerlik veya farklılıklarını araştıran bilim dalına mitoloji denir. Milletlerin kendine has mitolojik anlatıları bulunmaktadır. Türk mitolojisi de anlatılarıyla zengin bir alandır. Anlatıların derinine inildiğinde kadının Türk mitolojisi için ne ifade ettiği önemli bir husus olmuştur. Türk mitolojisindeki efsanelerin içerisinde kadının karakteristik yapısının ve özelliklerinin nasıl olduğu, ailede hangi konumlarda yer aldığı ve üstlendiği görevlerin ne olduğu, erkek karakterler ile arasındaki benzerlik ve farklılıklar bize Türk tarihi ve mitolojisinin kadına bakış açısını göstermektedir. Türk mitinde kadın kutsal bir varlık olarak nitelendirilmiş ve kadınsız ne devlet ne de aile işleri yürümemiştir. Kadın karakterler de erkek karakterlerin yapabildiği işleri yapabilmiş hatta onlardan da üstün geldiği zamanlar olmuştur. Bu araştırmada Türk mitolojisi ekseninde "Kadın" konulu efsaneler araştırılarak belirlenen anlatılar için disiplinler arası bir yaklaşımla yüksek baskı tekniğine yönelik kompozisyon düzenlemeleri ve baskı uygulamaları yapılmıştır.
Nedim Divanı'nda mitolojik ve efsanevi unsurlar
Eski Türk Edebiyatı sadece kalıplaşmış birkaç söylem üzerinde muhkim kalmayıp muhteviyatında fizik, kimya, matematik, geometri, astronomi, coğrafya, tarih, felsefe gibi bilim dalları ile birlikte Doğu, Batı ve Türk mitolojilerini, efsaneleri eriterek bunları estetik bir biçimde ifade etmiştir. 19.yüzyıldaki pozitivist olgu ve modern bilim öncesi, bütün dünya toplumları gibi biz de bir takım meseleleri açıklarken mitolojik ve efsanevi unsurlardan yararlanmışızdır. Bunların beslendiği kaynaklar oldukça çeşitlidir. Gerek Doğu Mitolojisi, gerek Türk mitolojisi, gerek Fars Mitolojisi, gerek Yunan mitolojisi gerekse İslamiyet ve diğer dinler ve bu dinlerin anlatılarının etrafında oluşan efsaneler bu kaynaklardandır. 18. Yüzyıl şairi Nedim'in şiirlerinde de bu unsurları görmekteyiz. Nedim de çoğu zaman memduhunu övmek için mitolojik ve efsanevi şahısları bir kıyas malzemesi olarak kullanmıştır. Bu mukayeseden ise çoğu zaman memduh galip çıkmıştır. Mitolojik ve efsanevi unsurlardan sadece şahıslara telmihte bulunmayıp diğer bazı mitolojik ve efsanevi geçmişe, anlama sahip olan hayvan ve yaratıklardan, ağaçlardan, çiçeklerden, değerli taşlardan, ve bazı nesnelerden şiirine malzeme çıkarmıştır. Çalışmamızda biz de genel anlamıyla bu unsurların bütün rivayetlerini değil de en çok öne çıkan anlatıları verdik. Kimi zaman memduh, kimi zaman sevgili, kimi zaman âşık, kimi zaman da kendi şiiri için benzetme yoluyla kullandığı bu mitolojik ve efsanevi mazmunları, telmihleri barındıran beyitleri değerlendirdik.
Ahmet Ümit'in romanlarında tarih ve mit
Ahmet Ümit'in Romanlarında Tarih ve Mit adlı bu çalışma, Ahmet Ümit'in eserlerini, tarih ve mit bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Tezin "Giriş" kısmında tarih ve mit açıklanıp bu iki unsur ayrıntıları ile ele alınmış; mitolojinin ve tarihin edebiyatla ilişkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türk edebiyatında tarihi roman ve mitolojik roman verilmeye çalışılmış, mitolojinin Türk edebiyatındaki teşekkülü hakkında bilgi verilmiş; tarih, mit ve edebiyat ilişkisi anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Ahmet Ümit'in hayatı, mizacı, eserleri ve sanat hayatı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm çalışmanın en hacimli bölümüdür. Bu bölümde, Ahmet Ümit'in eserlerinde tarih ve mitolojiye ait unsurlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu unsurlar tespit edilirken eserlerin zaman, mekân, kişi ve olay ögeleri derinlemesine incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde incelenen bütün romanların tanıtımı da yapılmıştır. "Sonuç" kısmında ise Ahmet Ümit'in romanları hakkında bazı tespitler yapılmış, genel yargılara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmet Ümit, roman, mit, tarih.
Nazar, nazarlıkla ilgili inanışlar, uygulamalar ve bunların dini, mitolojik kökenleri (Gaziantep yöresi)
Nazar inancı ve buna bağlı olarak gerçekleştirilen uygulamalar, pek çok toplumda görülmektedir. Yüzyıllardır insanlar, nazardan korunmak ve nazarın etkisini yok etmek için çeşitli uygulamalar gerçekleştirmektedir. Gaziantep'te de toplumun farklı kesimlerinden pek çok kişi bitkiler, hayvanlar, taşlar vs. olmak üzere çeşitli unsurlara ait pek çok yöntemi kullanarak kıskançlık, haset, beğeni gibi duygulardan oluştuğuna inanılan nazarı yok etme isteği duymuştur. Toplumda hala devam eden bu uygulamaların dini-mitilojik bağlamda değerlendirilmesi araştırmamızın konusunu oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: Nazar, uygulamalar, Gaziantep
Mitolojik hikayelerde bitki metamorfozları ve çağdaş uygulamalar
Mitoloji, toplumların kültürlerinden miras olarak günümüze kadar ulaşmış bir bilim dalıdır. Mevcut toplumlar ise evrenin, tanrıların, bitkilerin ve hayvanların yaradılışını konu alan bir çok eser ortaya koymuşlardır. Öne sürülen eserlerin ise Roma ve Yunan mitolojisi ağırlıklı olduğu gözlemlenmektedir. Konular; varoluşun, yok oluşun, dönüşümün ağırlıkta olduğu hikayeleri ele almakla beraber aşk, savaş, ihanet gibi alt yapılar barındırmaktadır. Bir insandan bitkiye, bir nesneden hayvana gibi metamorfoz yanı dönüşüm hikayeleri bu konular arasında çokça söz edilmekte olup sık sık karşımıza romanlarda, filmlerde, sanat eserlerinler çıkmaktadır. Bu doğrultuda yapılan araştırmalarda Bitki dönüşüm hikayelerinin sadece yaygın anlatımları bulunan mitolojiler ile kısıtlı kalınmadan, dünya üzerindeki çoğu kültüre ait mitolojik efsaneler, incelenerek yaradılıştan bugüne, dönüşüme uğramış hikâyeler üzerinde durulmuştur. Folklor ve Dini anlatılardaki dönüşümlerde yer verilirken güncel sanatta yansımaları incelenmiş, sanatçıların mitolojik hikâyelere yaklaşımı, figürleri, yorumlanışı ve anlatım gücü ele alınmaktadır. Araştırmanın çıkış noktası olan bitki ve metamorfoz kavramının, sanatın içerisindeki kullanım yeri, biçimi ve kavramsal yaklaşımı incelenerek; bedenlerin ve nesnelerin metamorfoz olgusuna uğraması insanın tarihsel serüveni ve bitki kökenleri gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.
mitolojinin modern dönemde yeniden üretilmesi: Prometheus'tan Frankenstein'a dönüşümün izleri
Bu çalışmada, Prometheus mitinin antik dönemden günümüze uzanan dönüşüm süreci sistematik olarak incelenerek, mitlerin modern dönemde nasıl yeniden üretildiği analiz edilmektedir. Araştırmanın temel amacı, Prometheus figürünün farklı tarihsel ve kültürel bağlamlarda nasıl yorumlandığını ortaya koymak ve mitin çağdaş anlatılardaki işlevini anlamaya çalışmaktır. Çalışmanın teorik çerçevesi, dinler tarihi disiplininin metodolojik yaklaşımları üzerine kurulmuştur. Mircea Eliade'ın "kutsal zaman anlayışı", Joseph Campbell'ın "arketip teorisi", Claude Lévi-Strauss'un "yapısalcı mit analizi" ve Bronislaw Malinowski'nin "işlevselci yaklaşımı" birlikte kullanılarak mitlerin yeniden üretim süreçleri açıklanmıştır. Bu bağlamda remitolojizasyon kavramı, mitlerin çağdaş kültürel formlarda nasıl yaşamaya devam ettiğini anlamada temel bir araç olarak kullanılmıştır. Metodolojik açıdan karşılaştırmalı edebiyat ve mit çözümlemesi bir arada kullanılmış; klasik metinler ile modern metinler arasında metinlerarası çözümlemeler yapılmıştır. Ayrıca Prometheus'un çağdaş yansımalarına dair temsiller üzerinden dönüşümün geldiği son nokta ortaya konmaya çalışılmıştır. Göstergebilimsel yaklaşımla Prometheus figürünün farklı dönemlerdeki gösterge sistemleri içindeki anlamsal dönüşümleri, simgesel kodları ve mitik yapıdaki işlevsel değişimleri incelenerek figürün temsili ve simgesel yapısı çözümlenmiştir. Genel itibarıyla araştırmada, Prometheus mitinin Batı kültürel bağlamında her dönemde o çağın temel arayışlarını ifade edecek şekilde dönüştüğü ortaya konulmaktadır. Ayrıca çalışma, dinler tarihi disiplininin yaklaşımlarının karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarıyla nasıl birleştirilebileceğini göstererek interdisipliner araştırmalara katkı sunmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma mitlerin yalnızca geçmişe ait ya da durağan anlatılar olmadığını, sürekli olarak dönüşen ve yeniden anlam kazanan kültürel yapılar olduğunu kanıtlamaktadır. Çalışmamızın odağında konumlanan Prometheus'un ateşi, insanlığın bilgi arayışı, yaratıcı gücü ve etik sorumluluğu ile olan ilişkisini anlamak için günümüzde de geçerli bir metafor olmaya devam etmektedir. Anahtar Kelimeler: Mit, Modern Mitoloji, Remitolojizasyon, Prometheus, Frankenstein
Uygur harfli Oğuz Kağan Destanı ile Altay Türklerinin Ak Tayçı Destanındaki "ağaç" ve "evlilik" motifleri ile bu motiflerin Orta Doğu mitolojilerindeki benzer motiflerle karşılaştırılması
Bu çalışmada Uygur harfli Oğuz Kağan destanı ile Ak Tayçı destanlarındaki "ağaç" ve "evlilik" motifleri üzerinde durulmuş ve bu motiflerin Orta Doğu mitolojilerindeki motiflerle olan benzerliği incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Ak Tayçı ve Oğuz Kağan destanlarının özetleri verilmiştir. Ayrıca bu bölümde bahsedilen motiflerin destanlarda aynı olay örgüsü içinde yer aldığına işaret edilmiştir. İkinci bölümde Sümer krallarının gerçekleştirdiği kutsal evlilik ve bunun mitolojik kökeni aktarılmış, söz konusu evliliğin Oğuz Kağan destanındaki evlilik ile benzer yönleri üzerinde durulmuştur. Bu evlilik geleneği Sümerlerden başlayarak tüm Orta Doğu'ya yayılmıştır. Bu sebeple Orta Doğu mitolojilerinin yanı sıra Yunan, Mısır ve Anadolu mitolojileri de yeri geldikçe karşılaştırmaya dahil edilmiştir. Geleneğe göre bu evlilik baharda gerçekleşmektedir. Bu sebeple üçüncü bölümde halk inançlarındaki bahar törenleri ve ritüeller konu edilmiştir.