Mathnawi

165 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Mesnevi ve bibliyoterapi

Genel olarak Bibliyoterapi duygusal ve fiziksel problemlerin tedavisinde kitapların veya kitaplarda geçen hikayelerin birey tarafından okunarak; bireyin farkındalık kazanmasını amaçlayan ve diğer terapilere yardımcı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Yazınsal ve anlam olarak üstün niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde iyileştirici ve de kişinin var olan potansiyellerini harekete geçirici özelliklerinin bulunduğu bilinmektedir. Kitaplar, çocuklar ve gençler için yalnızca dil gelişimi ve düşünsel güçlerini geliştirmeyi amaçlamakla kalmayıp, onların kişiliklerini biçimlendirebilmelerini, daha olumlu değerler kazanabilmelerini ve içinde yaşadıkları çevreye uyumlarını kolaylaştırmaya çalışır. Ayrıca, öyküler yoluyla, toplumun ahlak kuralları, değerleri ve yaşam tarzları, genç kuşaklara aktarılabilir. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi isimli eserinde geçen hikayelerinin evrensel özellik taşıması sebebiyle de bu hikayelerin psikiyatrik hastalık tanısı almış bireyler üzerinde kullanılması amaçlanmıştır. Hikayelerin, problemleri somutlaştırarak kişinin çözüm yollarına ulaşmasında etkili olduğu düşünülmüş ve bu yolla psikoterapinin yanında yardımcı olarak Mesnevide geçen hikayelerin bibliyoterapi yöntemiyle hastaya ulaştırılması sağlanmıştır. Sonraki aşamada hastayla görüşülmüş ve birebir bu hikaye ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Çalışmamda Eskişehir Devlet Hastanesi Psikolojik Danışma Biriminde 2015 ve 2016 yıllarında bizzat yaptığım bireysel görüşmeler ve Psikiyatri Servisinde yatan hastalarla yaptığım bireysel görüşmeler baz alınmıştır. Çalışma sırasında hastaların kimlik bilgileri ve belirgin olabilecek özellikleri çıkartılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir'de psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler arasında yapmış olduğum Mesnevi ile Bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak daha çok manevi danışmanlık ve rehberlik alanına katkı sunmayı amaçladım. Psikolojik rahatsızlıkları ile başa çıkamayıp sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler ile yapmış olduğum Mesnevide geçen hikayeler ile bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak manevi danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılmasına örneklik teşkil etmesi amaçlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: mesnevide geçen hikayeler, bibliyoterapi, mevlana, kişilik gelişimi

BibliyoterapiHikayeKişilik+3
Ümmügülsüm Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 3616 numarada kayıtlı Şiir Mecmû'ası (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmûʻâlar; tarih, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, din, sosyal yaşam ve insanlık gibi pek çok alanda insanlara kaynaklık eden eserlerdir. Böyle önemli eserlerin incelenip gün yüzüne çıkarılması da alan yazını için oldukça önemlidir. İncelediğimiz Mecmûʻa, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda 06 Mil Yz A 3616 yer numarasında Mecmûʻa-i Eş'âr adı ile kayıtlıdır. Eser, dinî unsurlar ihtiva etmektedir. İçerisinde 4 mesnevi, halk şiiri nazım şekillerinden koşma biçimiyle ilâhî türünde yazılmış 9 adet koşma, divan şiiri nazım şekliyle yazılmış olan 7 gazel ve biçimi tespit edilemeyen 1 adet ilâhî bulunmaktadır. Mensur kısımlarda ise akıl baliğ olanların bilmesi gereken farzlar, vacipler ve delilleri, Allah hakkında bilinmesi gereken farz ve vacipler, peygamberler, din ve iman vd. hakkında bilinmesi gereken vacipler ve Şeyh Hasan Basrî'den rivayet olunan 54 farz risâlesi bulunmaktadır. Eserin dil özelliklerinden 17. yy.da meydana getirildiği düşünülmektedir. Çalışmamızda mecmûʻalar hakkında bilgiler verilmiş, Türk edebiyatında mecmûʻaların öneminden bahsedilmiş ve konu edilen 06 Mil Yz A 3616 numaralı yazma tanıtılarak incelenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen veriler, çeviriyazılı metin şeklinde verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmûʻa, Mecmûʻa-i Eşʻâr, İlâhî, Mesnevi.

17. yüzyılEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+6
Gülsemin Eren
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Abdî'nin Hikâyet-i Ashâb-ı Fîl mesnevisi (İnceleme-metin)

Abdî, eserlerinden elde edilen bilgiler ışığında 15. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başında yaşamış olduğu düşünülen bir şairdir. Kaynaklarda hayatı hakkında yeterli bilgiye ulaşılamayan Abdî'nin bir dönem Manisa'da bulunduğu ve II. Bayezid döneminde yaşadığı bilgisine eserleri vasıtasıyla ulaşılabilmektedir. Çalışma giriş kısmı ve onu takip eden üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde nazım biçimi ve tarihi ile çalışma konusuyla doğrudan ilgili olması sebebiyle Fîl Vak'ası hakkında genel bilgiler ele alınmaktadır. Birinci bölümde şairin hayatı ve eserlerine, ikinci bölümde eserin tanıtımı ile birlikte şekil ve muhtevâ açısından incelenmesine yer verilmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümdeyse nüsha tavsifi, metnin kurulmasında takip edilen yol ve çeviri yazı metin yer almaktadır. 799 beyitten müteşekkil eser Eski Anadolu Türkçesi imla özelliklerini yansıtan bir mesnevidir. Abdî, Ashâb-ı Fîl adlı bu mesnevisini bazı siyerleri özellikle Darîr'in Sîretü'n-nebî adlı eserinde yer verdiği rivayetleri esas alarak nazma çekmiştir. Eserde Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan Fîl sûresinde bahsi geçen Fîl Vak'ası ve evveline dair anlatımlar yer almaktadır. Ordusu ve Mahmûd adlı filiyle Kâbe'yi yıkmaya yeltenen Ebrehe'nin askerlerinin üzerine gökten kuşların sicciller (ateşte pişirilip taşlaşmış çamur) bırakması suretiyle helak olmaları ayrıntılarıyla anlatılmıştır.

Mesnevi
Firdevs Darmancı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

On Altıncı Yüzyıl ikili aşk mesnevilerinden Şâh u Gedâ (Bursalı Rahmî) Hüsn ü Dîl (Ahî) Şem ü Pervâne (Zâtî)'de tahkiye unsurları

Bugüne kadar nazım olarak ele alınıp incelenen mesnevilere bakıldığında bir taraftan da anlatma özelliği taşıdıkları görülür. Anlatma özelliği taşıyan eserler tahkiyeli eserler olarak değerlendirilir. Biz de bu düşünce doğrultusunda Osmanlı Edebiyatı için en parlak dönemlerden biri olan on altıncı yüzyıldan üç tane aşk konulu mesnevi seçerek onlarda bulunan tahkiye unsurlarını inceledik. Bu metinler Zâtî'nin Şem ü Pervâne'si, Bursalı Rahmî'nin Şâh u Gedâ'sı ve Âhi'nin Hüsn ü Dil'i adlı mesnevileridir.Çalışmamızda seçtiğimiz mesnevileri tahkiye unsurlarıyla karşılaştırdık. Bu karşılaştırmayı yaparken de seçmiş olduğumuz üç mesnevinin benzerlik ve farklılıklarını tespit edip roman ve hikâyelerle karşılaştırdık.Eserleri tahkiye unsurları olarak kabul edilen hikâye, anlatıcı, bakış açısı, şahıs kadroları, mekân, zaman ve anlatım teknikleri açısından inceledik. Ve çalışmamız sırasında hikâye ve romanlarda günümüzde kullanılan tekniklerin aslında incelediğimiz mesnevilerdeki şairler tarafındanda kullanıldığını gördük. Bu da bize mesnevilerin de tahkiyeli eserler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği düşüncesini verdi. Hatta Türk Edebiyatındaki anlatı çalışmalarının mesnevilere dayandırılması gerektiği kanaatine ulaştırdı.Anahtar kelimeler: Mesnevi, tahkiye, hikâye, anlatıcı, anlatım teknikleri.

16. yüzyılAhiAnlatı+7
Nevin Coşkun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl bazı Leylâ ve Mecnûn mesnevileri üzerine bir inceleme

?XVI. Yüzyıl Bazı Leylâ ve Mecnûn Mesnevileri Üzerine Bir İnceleme? adlı bu çalışmamızda, tahkiye unsurlarından yararlanarak dört mesneviyi inceledik. İncelediğimiz Leylâ ve Mecnûn mesnevilerini 16. yüzyıl şairlerinin dört tanesinin eserleriyle sınırlandırdık. Bu sınırlandırmayı yaparken de farklı coğrafyanın şairlerini seçtik. Bu şairler: Tebrizli Hakîrî, Fuzûlî, Lârendeli Hamdi ve Celâlzâde Sâlih Çelebi'dir.Bu çalışmamızda mesnevi, Arap, Fars ve Türk edebiyatında Leylâ ve Mecnûn mesnevileri hakkında bilgi verilmiştir. İncelenen Leylâ ve Mecnûn mesnevilerinin özeti çıkarılmıştır.Mesneviler, hikâyelerdeki metin halkaları, şahıs kadrosu, mekân, kahramanların ruhi halleri, kahramanlar arasındaki münasebetler, kahramanların diğer varlıklarla münasebeti gibi konularda mukayese edilmiş ve incelenmiştir.Sonuç bölümünde, mesneviler arasındaki farklılıklar ve mukayesenin sonuçları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna isimler sözlüğü eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Hikâye, Leylâ ve Mecnûn, Mesnevi, Psikoloji, Tahkiye Unsurları.

16. yüzyılCelalzade Salih ÇelebiFuzuli+6
İsmail Gülcü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tâhirülmevlevî ve Mesnevî şerhçiliği

Yenikapı Mevlevîhanesi son mesnevîhanlarından Tâhirülmevlevî (ö. 1951) kaleme aldığı eserler ile Mevleviyye tarikatının son yüzyılına ışık tutan önemli temsilcilerden biri olmuştur. En önemli eserlerinden biri Mesnevî Şerhî'dir. Çalışmamızda ana kaynak olarak kullandığımız bu eser, Mesnevî'ye yapılan kapsamlı şerhlerden biridir. Çalışmamızda müellifin şerh metodolojisi, tasavvufî terbiye ile ilgili görüşleri ve kullandığı tasavvufî kavramların analizine detaylıca yer verilmiştir.

MesneviMevlevilikTahirü'l-Mevlevi+3
Müberra Nur Oğuz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Behişti'nin Leyla vü Mecnun mesnevisi (İnceleme-metin)

ÖZET BEHİŞTÎ'NİN LEYLA VÜ MECNUN MESNEVİSİ (İNCELEME-METİN) Zeynel Abidin AYGÜN Doktora Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mine MENGİ Mart 1999, 4-İ7sayfa Tez, Anadolu'da ilk kez hamse yazan XV. yy divan şairlerinden Behiştî'nin elimize ulaşan Leylâ vü Mecnûn mesnevisinin bilinen tek nüshasından çevrilen transkripsiyonlu metin, bu metnin incelemesi ve eserin Nizami ile Fuzuli'nin Leyla vü Mecnun mesnevileriyle karşılaştırılmasından oluşmaktadır. Behiştî'nin Leylâ vü Mecnûn mesnevisi gerek dil ve anlatımı, gerekse divan şiirinin biçimsel özellikleriyle (aruz, kafiye vb.) imaj dünyasını başarıyla yansıtmasının yamsıra, yalın ama güçlü tahkiye tekniğiyle de dikkati çekmektedir. Behişti, ünlü İran şairleri; Nizamî (Türk kökenli), Molla Câmî ve Husrev-i Dehlevî'den etkilenmiştir. Sanatçı eserinde özellikle "ızdırap" ve "vahdet" inancım vurgulamış; bu dünyada birlikte olamayan sevgilileri öldükten sonra "ilahi aşk" içerisinde (aynı mezarda) bir araya getirmiştir. Sanatçının eseri; "ızdırab"a ve "vahdet" inancına vurgu yapması; ayrıntılı duygu, kişi ve mekân tasvirleri (yer yer alegorik), öteyandan ilgi çekici imajlanyla diğer Leylâ vü Mecnûn mesnevilerinden ayrılır. Behiştî, eserinde "yeni bir tarz" ortaya koyduğunu söyleyerek övünürse de, sonraki mesnevi şairlerini fazla etkileyememiştir. Ancak, ızdırab ve ilahi aşk'ı vurgulaması bakımından Fuzûlî'yi etkilediği düşünülebilir. Anahtar sözcükler: Divan şiiri, tahkiye, mesnevi, aşk, Mecnûn

15. yüzyılBehiştiDivan şiiri+4
Zeynel Abidin Aygün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessAR

مجالس أم سنان) للشيخ حسن بن أحمد الرومي المشهور بأُمِّي سنان زاده الإستنبولي (1088هــ) من المجلس الحادي والثلاثون إلى المجلس الستون (دراسة وتحقيقاً)

The interpretation of the Al-Majlis al-Sinaniyyah by Sheikh Hassan bin Ahmed, who is famous as Ummi Sinan Zadeh (1088 AH), is one of the well-known interpretations in the eleventh century AH. the author of Al-Majlis explained selected verses from Surat Al-Fatihah to Surat Al-Zukhruf in more than (170) sessions. This thesis was limited by the study of surahs (Al-Imran, An-Nisa', Al-Ma'idah, Al-An'am, Al-A'raf, Al-Anfal, Yunus, Hood) from session (31) to session (60) of this book. The importance of the manuscript comes from the author's unique method, as he mixed between the books of interpretation, hadith, language, and behavior in explaining the meanings of the verses, and the distinguished linguistic method that he followed in explaining strange vocabulary and the meanings. His explanation was full of advice and sermons, at every session. The study followed the historical descriptive approach when reviewing the author's life and scientific biography and the methodology of investigation and commentary in the investigated book. The most important conclusion of this study that The author quoted a lot from the interpretation of Abi Al-Saud, and the book Al-Qawl Al-Badi' by Imam Al-Sakhawi. The general character of his book was to provide sermons and instructions. The book can be considered closer to the books of Sufi interpretation, and each session was concluded with a sermon and advice to the reader. The author did not care to verify the authenticity of the hadiths he mentioned, but rather he narrated weak or abandoned hadiths because they fit the context in the session. His interpretation also included poetic verses by Imam Jalal al-Din al-Rumi at the end of each session he mentioned. Keywords: Interpretation (Tefsir), Al-Majlis Al-Sinaniyyah, Ummi Sinan, Masnavi, Abu Al-Saud.

Amar Alı Mohammed Sabaawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İsmâîl Rüsûhî-yi Ankaravî Şerh-i Mesnevî (Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif) (IV. cilt) (İnceleme-Metin-Sözlük)

Bu çalışmada, Türk edebiyatının en önemli değerlerinden biri olan Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin Farsça telif ettiği Mesnevî'ye, İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî tarafından yazılan ve Anadolu sahasında üçüncü tam şerh olan Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif (Şerh-i Mesnevî) adlı eserin dördüncü cildi tenkitli olarak incelenmeye çalışılmıştır. Mesnevî'yi şerh edenler arasında özel bir yere sahip olan ve "Hazret-i Şârih" unvanıyla ünü Osmanlı coğrafyasının dışına taşan İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî'nin hayatından bahseden kaynaklar arasında ihtilaflı bilgilerin bulunduğu görülmüş ve bu ihtilafların giderilmesi için elde edilen bilgiler ışığında değerlendirmeler yapılmıştır. Daha sonra Mecmû'atu'l-Letâyif ve Matmûratu'l-Ma'ârif'in elde edilebilen bütün nüshalar değerlendirilerek takip edilecek en kâmil nüsha/ nüshalar belirlenmiş ve metin çeviri yazı yöntemiyle Lâtin alfabesine aktarılmıştır. Bunu müteakiben eser, müellifin maksadı, şerh metodu, kaynaklar ve tasavvufî görüşler bakımından incelenmiştir. Son olarak da metne dayalı sözlük hazırlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Şerh, İsmâil Rüsûhî-yi Ankaravî, Mecmû?atu?l-Letâyif ve Matmûratu?l-Ma?ârif, tasavvuf

Mecmu'atu'l-Letayif ve Matmuratu'l-Ma'arifMesneviTasavvuf+4
Mehmet Özdemir
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
11
Master'sOpen AccessTR

Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde nesne dünyası

Mevlânã Celâlettin Rûmî'nin, şiiri ve şairlik yönü edebiyat açısından incelendiğinde onun söze ve sözcüklere kazandırdığı katkı büyüktür. Sözcüklerin yeni anlamlar kazanması, anlatımın somuttan soyuta doğru taşınması Mealânâ'nın şiir geleneğinin bir sonucudur. Mevlânâ dönemin şiir geleneğinden ciddi bir şekilde yararlanmıştır. Mevlânâ eserlerinde; halk tabirlerine, Türk geleneklerine, örflerine, inançlarına ve daha pek çok konulara yer vermiştir. Bu, Mesnevî adlı eserinde de görülmektedir. Nitekim Mevlânâ'nın Mesnevî'sine başta Türkçe ve Farsça olmak üzere pek çok şerh yapılmıştır. Bu çalışmada Ahmet Avni Konuk'un on üç cilt olarak hazırladığı Mesnevî-i Şerif Şerhi incelenerek nesneler tespit edilmiştir. Nesnelerin, bilinen ve görünen şekillerinin arka planında aslında bir içyüzü bulunmaktadır. Bu nesnelerin aslını veya içyüzünü sadece nesnenin "kendisi" itibariyle anlayamayız. Bu bakımdan bir nesnenin mahiyetinin ne olduğu sorusu bu nesnenin bulunduğu bağlamın mahiyetinin ne olduğu sorusuyla iç içedir. Bu çalışmada nesneler; metafor, metonimi, sembol ve yapısalcılık bağlamında incelenerek nesnelerin işlevselliklerinin ne olduğu sorusuna cevaplar aranacaktır. Böylece Mevlânâ'nın Mesnevî'sine farklı açıdan bakılacaktır.

MesneviMetaforMevlana Celaleddin-i Rumi+2
Zehra Bayır
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. asır şairlerinden Mîrzâ'nın Mesnevisi: Nazm-nâme (inceleme-metin)

Bu çalışmanın konusunu, 16. yüzyılda yaşamış Mirzâ'nın Nazmnâme adlı mesnevi nazım şeklinde yazılan eserinin metni ve incelemesi oluşturmaktadır. Eserde iç içe geçmiş iki hikâye bulunmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında mesnevi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız Mirzâ'nın hayatı anlatılmıştır. İkinci bölümde eserin tanıtımı, muhteva özellikleri, iç ve dış yapısı incelenmiş ve nüsha bilgileri verilmiştir. Üçüncü bölümde elimizde tek nüshası bulunan eserin metni, transkripsiyonlu olarak verilmiştir.

16. yüzyılEski Türk edebiyatıMesnevi+4
Alparslan Akın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Târîh-i Selâtîn (İnceleme-metin)

Bu çalışma müellifi bilinmeyen bir mesnevi olan Târîh-i Selâtin'i konu edinmektedir. Çalışmaya söz konusu metni Latin harflerine aktararak başladık. Bunun ardından metnimizin bölümlerini ortaya çıkardık. Eserde adı geçen kişilerin listesini oluşturduk ve bu kişiler hakkında tarihi kaynaklarda verilen bilgileri toplayarak metindekilerle örtüşüp örtüşmediğini tespit etmeye gayret ettik. Bahsi geçen kişilerin önemli bir kısmının Şehnâme kahramanları olması dikkatimizi çekti. Eser aynı zamanda bir yıldıznâme olduğu için rastladığımız burç / yıldız isimlerini ve bunlara atfedilen özellikleri de gelenekle bağdaştırmaya çalışarak inceleme kısmında verdik. Elde ettiğimiz verileri sonuç kısmında dile getirdik. Anahtar kelimeler: Manzum tarih, selâtin, mesnevi, Şehnâme.

Eski Türk edebiyatıManzumelerMesnevi+4
Selahattin Karabacak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Abdülmecid Sivasî Şerh-i Cezîre-i mesnevî(İnceleme- karşılaştırmalı metin)

Abdülmecid Sivasî, on yedinci yüzyılın önemli portrelerinden biridir. Şeyhî mahlasıyla şiirler yazan bir şair, Halvetiliğin Şemsiyye kolunu İstanbul'a taşıyan bir şeyh, dönemin padişahlarına fikirlerini sunan bir danışman, dinî ve tasavvufî bir çok konuda yazan bir yazar ve özellikle tasavvufî eserlere şerhler yazan bir şarihtir. Yaşadığı dönemde bir selefi hareketi olan Kadızadelilere karşı Sivasîler hareketine liderlik etmiştir. Tekke ile medrese arasında yaşanan bu çatışmayı yaşamı boyunca ilmî düzeyde tutarak halk içinde oluşabilecek şiddet olaylarını engellemiştir. Bu çalışmada, Yusuf-ı Sîneçâk'ın Cezîre-i Mesnevî adlı eseri üzerine Abdülmecid Sivasî'nin yapmış olduğu şerhi karşılaştırmalı metin olarak hazırlanarak eserin içeriği incelenmiştir. Yaptığımız araştırmalar sonucunda Abdülmecid Sivasî'nin Şerh-i Cezîre-i Mesnevî adlı eserinin yedi nüshasına ulaşılmıştır. Nüsha karşılaştırılması yapılarak asıl esere en yakın metin meydana getirilmesi hedeflenmiştir. Metin incelemesi ile dönemin edebî ve kültürel ortamına dair bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Yusuf-ı Sîneçâk'ın eseri üzerine bir şerh olmasına rağmen eser bu eserde olmayan beyitleri de kapsamaktadır. Abdülmecid Sivasî farklı Mesnevî ciltlerinden beyitler ekleyerek şerh etmiştir. Bu çalışmamızın bilim dünyasına hem eser üzerine karşılaştırmalı bir metin kurulması hem de içeriğinin dönemin özelliklerini yansıtması açısından katkı sağlamasını umuyoruz. Anahtar Kelimeler: Şerh, Cezîre-i Mesnevî, Abdülmecid Sivasî, karşılaştırmalı metin.

Abdulmecid-i SivasiCezire-i MesneviEski Türk edebiyatı+4
Fatıma Aydın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Divan şiirinde intihal

Sözlükteki karşılığı "aşırma" olan intihal, bir edebi terim olarak; "Bir kişinin bir başkasının sözünün, şiirinin, resminin, bestesinin vb. her türlü eserinin bir kısmını veya tamamını benimsemesi, kendine ait olmayan bir eseri, sözü, manayı kendininmiş gibi göstermesi" şeklinde tanımlanabilir. İntihal, tüm edebiyat devirlerinde görülmesi muhtemel bir durumdur. Hırsızlığın her türü gibi edebî anlamdaki hırsızlık da etik karşılanmayan bir hadisedir. Divan şiiri söz konusu olduğunda da aynı durum geçerlidir. Divan şiirinde genellikle "düzd-i ma'na", "hâyîde", "sârık", "sirka(t)", "sirkat-i şi'r", "tazmîn", "tırâş", "uğrulamak / uğurlamak" gibi terimlerle ifade edilen intihalle alakalı daha pek çok terim, kavram ve söz öbeği kullanılmıştır. Gerçek anlamı itibarıyla intihal manası taşımayan bazı sözlere benzetme ya da ima yollu intihal manası yüklendiği görülmüştür. Özellikle şuara tezkirelerinde şiir kabiliyeti yüksek olsun ya da olmasın pek çok şair intihalle suçlanır. Diğer yandan intihalin belagat ile ilgili bir yönü de vardır. Bazı belagat kitaplarında intihal diğer adı "nesh" olmak üzere "serikât-ı şi'riyye"nin bir kolu olarak yer alır. Sirkati açık ve örtülü diyebileceğimiz şekilde iki kısma ayıran bu kaynaklar "intihal" ve "nesh" dışında çalmanın diğer çeşitlerine edebî sanat nazarıyla bakmışlardır. Bu çalışmada klasik Türk şiirinin bizatihi uygulayıcısı olanların ortaya koydukları metinler -divanlar, mesneviler vb.- ile onları değerlendirenlerin, diğer bir ifadeyle konuya teorik açıdan yaklaşanların -şair tezkireleri, edebiyat tarihleri, antolojiler, belagat kitapları, sözlükler, araştırma eserleri vb.- kaleme aldıkları metinlerin bu meseleye bakışı ele alınmış, bu kaynakların intihalle alakalı olarak kullanmış oldukları terimler, kavramlar ve söz öbeklerinin tespiti ve tasnifi yapılmıştır. Sözlüklerde, terim sözlüklerinde, belagat ve edebiyat nazariyesi kitaplarında bu kavramların nasıl değerlendirildiği, edebî metinlerdeki kullanımları da örnek gösterilerek incelenmiştir. Ayrıca tezkire yazarlarının intihalle suçladıkları şairler kronolojik bir şekilde verilmiş, divanlarda ve mesnevilerde şairlerin intihale bakış açısı, bu konuda kendileri ve diğer şairler hakkındaki kanaatlerinin de değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Divan edebiyatıDivan şiiriEski Türk edebiyatı+3
Serpil Mutlu Kırlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çorlulu Zarîfî ve Mihr ü Mâh mesnevisi (Giriş-inceleme-metin-dizin-tıpkıbasım)

Kadim bir dil olan Türkçe, tarihi gelişim evrelerinde geniş bir coğrafya yayılmış ve bu süreç içerisinde Türk dilinin yazımı için farklı zamanlarda farklı alfabeler kullanılmıştır. Özellikle İslamiyetin kabulü ile kullanılmaya başlanan Arap alfabesi, Türk dilinin en çok eser verdiği ve en uzun süre kullandığı alfabe olmuştur. Bu alfabeyle oluşturulmuş çok fazla el yazması eser, yurt içinde ve yurt dışında bulunup kayıt altına alınarak incelenmiş dönemin dil ve edebiyatının daha iyi anlaşılmasına vesile olmuştur. Doktora tezi olarak çalıştığımız Çorlulu Zarîfî'nin Mihr ü Mâh mesnevisinin incelemesi de bu düşünce bağlamında oluşmuştur. 16. yüzyıl şairi olarak değerlendirilen Çorlulu Zarîfî tarafından kaleme alınan Mihr ü Mâh mesnevisi, toplamda beş nüshadan oluşmaktadır. Bu nüshalardan üçü yurt dışında (Almanya Milli Kütüphanesi Nüshası, Biblioteca Apostolica Vaticana/Vatikan Nüshası, Hollanda/Leiden Üniversitesi Kütüphanesi Nüshası) ikisi ise yurt içinde (Atatürk Üniversitesi Seyfettin Özege Kütüphanesi Nüshası, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi Nüshası) bulunmaktadır. Bu beş nüshadan hareketle eser, tenkitli metin tekniği ile incelenmiş ve esas itibarıyla da metnin dili üzerine çalışılmıştır. Bu çalışma giriş, inceleme, tenkitli metin, gramatikal dizin ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Klasik bir aşk teminin işlendiği Zarîfî'nin bu mesnevisi, toplam 1217 beyitten oluşmaktadır. Beş nüshanın karşılaştırılmasıyla sağlam bir metnin oluşturulduğu bu tez, hem dönemin dil özelliklerinin tespit edilmesine hem de Türk diline katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Mesnevi, Mihr ü Mâh, Türk dili, yazma eserler, Zarîfî.

Dil özellikleriEski Anadolu TürkçesiMesnevi+3
Ünal Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Divanlarda küçük mesneviler

Klasik Türk edebiyatı yaklaşık altı yüzyıl boyunca farklı nazım şekilleri ve türlerle varlığını sürdürmüştür. Klasik Türk edebiyatı alanında metin neşri, metnin muhteva incelemesi gibi çalışmaların yanında bir nazım şeklini merkeze alarak bu alanı her yönü ile inceleyen çalışmalar vardır. Biz de çalışmamızda divanlarda önemli bir yer tutan ve üzerinde bugüne kadar hakkıyla durulmayan "küçük mesneviler" konusu üzerinde durmayı uygun bulduk. Divan şiirinde beyitlerle yazılan nazım şekillerinden biri mesnevilerdir. Arapça "ikili, ikişer" anlamına gelen "mesnâ" kelimesinin nisbet eki almış şekli olan mesnevi, her beyti kendi aralarında kafiyeli nazım şekline denir. Mesneviyi, beyitlerle yazılan diğer nazım şekillerinden ayıran özelliği her beyitte ayrı kafiyeye yer verilmesidir. Divan şiirinde müstakil eser olan mesneviler yanında divanlarda yer alan küçük mesneviler de bulunmaktadır. Müstakil mesnevilerle divanlarda yer alan mesnevileri ayıran temel ölçüt müstakil mesnevilerin belli bir plan dâhilinde yazılıp kitaplaşmasıdır. Bu tezin amacı küçük mesnevileri şekil, muhteva, dil ve üslûp açısından incelemektir. Çalışmamızda farklı yüzyıllardan 220 divanda yer alan 1402 küçük mesnevi ele alınmıştır. Tezde ilk bölüm olarak mesnevi nazım şekli hakkında bilgi verilmiş daha sonra 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar divanlardan tespit edilen küçük mesneviler tanıtılmıştır. Sonraki bölümde küçük mesnevilerin divanlardaki yeri, başlıkları, kullanılan aruz ölçüsü, beyit sayıları ve bölümlerine göre şekil özellikleri çıkartılmıştır. Daha sonra küçük mesnevilerin muhteva özellikleri 40 başlıkta incelenmiştir. Son bölümde ise mesnevilerin dil ve üslûp özellikleri genel bir değerlendirmeye tabi tutulmuş ve ardından çalışmamızdan çıkan sonuçlar sıralanmıştır.

Divan edebiyatıDivanlarEski Türk edebiyatı+2
Enes Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fahrî'nin Hüsrev ü Şîrîn'i (giriş- inceleme- metin- dizin)

Hüsrev ü Şîrîn, Hüsrev Perviz ile Ermen hükümdarının yeğeni Şîrîn arasında geçen bir aşk hikâyesidir. Doğu edebiyatında yüzyıllar boyunca işlenmiş ve birçok şair tarafından kaleme alınmıştır. Nizamî'nin Hüsrev ü Şîrîn mesnevisi ise XIV. Yüzyıl Beylikler Dönemi sahasında Fahrî tarafından Aydınoğlu İsa Bey adına tercüme edilmiştir. H 768/ 1367 yılında tercüme edilen bu eser, Anadolu sahasında ilk Hüsrev ü Şîrîn olma özelliği ile önemli bir yere sahiptir.Döneminin dil özelliklerini yansıtan bu eser, günümüze tek nüsha olarak ulaşmıştır. Nüsha 1974 yılında Barbara Flemming tarafından ilim dünyasına tanıtılmıştır. Fahrî'nin Hüsrev ü Şîrîn'ini Barbara Flemming'in çeviri metni ışığında inceleyen bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel hatlarıyla XIV. yüzyılın siyasi, kültürel yapısı, Fahrî'nin hayatı ve Hüsrev ü Şîrîn mesnevisi incelenmiş, ikinci bölümde eserin yazı çevrimi yapılmış, üçüncü bölümde ise dönemin dil özelliklerini çalışan araştırmacılara kolaylık sağlamak amacıyla dizin-sözlük hazırlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Fahrî, Hüsrev ü Şîrîn, Eski Anadolu Türkçesi, Dizin.

Dil özellikleriEski Anadolu TürkçesiFahri+2
Berna Dağ
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Behiştî Ramazan'ın Mevlid-i şerîfi(İnceleme- metin )

Hz. Peygamber'i anmak, ona duâ etmek ve onun şefâatine nâil olmak için çeşitli eserler kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de mevliddir. Mevlid, şairlerin Hz.Peygamber'in hayatını, mucizelerini, vefatını ve özellikle doğumunu çoğunlukla manzum olarak kaleme aldıkları eserlere verilen addır. Biz bu çalışmada Behiştî Ramazân'a ait olan bu Mevlid tarafımızca incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte mevlid başlığı altında mevlid, mevlidin ortaya çıkışı, Türk edebiyatındaki yerine ve devamında Behiştî mahlaslı şairlerin hayatlarına kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde Behiştî Ramazân'ın hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde metnin şekil ve muhteva yönünden incelemesi yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, transkribe edilmiş metne yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Behiştî Ramazân, Mevlid, Mesnevî

16. yüzyılBehiştiDini edebiyat+5
Ecem İçen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk Mmesnevisi'nin roman tekniği bakımından incelenmesi

Klasik dönem Divan şiirinde bazı şairlerin şiirdeki ustalığı, onların mesnevi alanında gösterdiği başarıyla ölçülmüştür. Bunun sebebi mesnevilerin, söyleyiş yöntemi bakımından ayrı bir ustalık gerektiren metinler olmasıdır. Bazı edebiyat araştırmacıları, klasik dönem edebiyatımıza ait mesnevi metinlerini gerçek hayatla ilgisi olmayan, taklit ürünü, masal türü eserler olarak görmüşler, bu yüzden farkında olmadan şairin şiir söyleme gücünü göz ardı etmişlerdir. Tez çalışmamızda, günümüz anlatı eserlerinin incelenmesinde kullanılan eleştiri yöntemlerini klasik metinlere uygularken eseri modern edebi tür ve şekillere yakınlaştırmak iddiasında bulunmadan Hüsn ü Aşk'ın taşıdığı modern anlatım ve içerik unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Mesneviler için bir genelleme yapılarak söylenenlerin aksine bize göre Hüsn ü Aşk, bazı mesnevilerden farklı olarak sosyal hayata dair pek çok içeriği bünyesinde taşıyan bir eserdir. Eserde çoğu yerde kullanılan dil, yazıldığı dönemdeki günlük konuşma diline yakın olup anlatımda yerel söyleyiş ve deyimlere, mahalli mekân isimlerine yer verilmiş, olağanüstü kişi, olay ve yer unsurları eserin bütünü içerisinde fantastik kurguyu oluşturacak bir oranda yer almıştır. Hayata dair pek çok ayrıntının hikâye içerisinde yer aldığı Hüsn ü Aşk'ta başkahramanlar dışında toplumun farklı kesimlerini temsil eden kişilere de yer verilmiştir. Konu olarak tasavvuf ehlinin kâmil insan olma yolunda geçirdiği zorlu aşamaları anlatan Hüsn ü Aşk, alegorik yapısı dışında olay içerisinde kahramanların iç değişim ve dönüşümleri, olay örgüsünün kronolojik yapısı, yer ve mekân unsurlarının insan psikolojisi üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi ve olay kronolojisine uygun olarak tasarlanmış zaman unsurlarının ustaca kullanılışı bakımından modern romanla benzerlik gösterir. Bu sebeple Hüsn ü Aşk, modern anlatı türlerinden olan romana ait teknik yöntemler kullanılarak incelenmesi gereken bir eserdir. Anahtar kelimeler: Divan şiiri, nazım şekilleri, klasik Türk şiiri, mesnevi, Hüsn ü Aşk

Divan şiiriHüsn ü AşkMesnevi+6
Ahmet İşler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde cadı

Klasik Türk şiiri geleneğinde cadı önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmamızda 13-20. yüzyıllara ait 184 divan ve 30 mesneviden elde edilen örnekler ile cadının klasik Türk şiirindeki kullanım sıklığı ve alanları tespit edilmeye çalışılmıştır. Kültürlerarası bir unsur olan cadının kültür tarihindeki yeri belirlenmiştir. Cadının Batı kültürü ile Doğu kültüründeki yeri mukayese edilmiştir. Türk kültüründe cadı ise ayrı bir başlık olarak değerlendirilmiştir. Böylece cadının kültürlerarasındaki benzerlik ve farklılıkları belirlenmiştir. Cadı ve cadı ile anlam ilgisi olan unsurların klasik Türk şiirindeki kullanım sıklığı vb. konular hakkında divanlardan ve mesnevilerden elde edilen örneklerin tasnifi yapılmıştır. Klasik Türk şiirini ve şairlerin anlam dünyasını kavrayabilmek için cadının özellikleri ile klasik Türk şiiri teşbih (benzetme) ve mecaz dünyasındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

CadıDivan şiiriDivanlar+3
Elif Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında manzum Hz. Ali cenk-nâmeleri ve Ayân-Zâde İbrahim Şükrî'nin Kıssa-i Kan Kalesi ile Hikâye-i Hâver-zemîn adlı mesneviler

Türk edebiyatında, Hz. Ali'nin hayatı ve İslam uğruna yaptığı savaşlar etrafında teşekkül etmiş, çeşitli yönlerden dikkat çekici edebî tür, cenk-nâme yahut gazavat-nâmelerdir. Sayısı yüzleri bulan manzum ve mensur Hz. Ali cenk-nâmeleri, özellikle meddahlık geleneği içerisinde kendisine ayrı bir yer edinmiş ve bu türde ilk örneğine ulaşabildiğimiz 13. asırdan 20. asra kadar ekseriyeti anonim olan pek çok metin ortaya konulmuştur. Manzum Hz. Ali cenklerinden çok azının müellifi yahut musannifi belli olup Şeyyad İsa, Tursun Fakih, Yusuf-ı Meddâh, Nakîboğlu Taceddin, Beypazarılı Ma'âzoğlu Hasan gibi Eski Anadolu Türkçesi devri şairleri bu konuda eser veren belli-başlı şairlerdir. Bu tezimizin asıl konusunu, daha evvel edebî literatüre girmemiş bir şairin iki manzum Hz. Ali cenk-nâmesi teşkil etmektedir. Söz konusu şair, 19. asırda Diyarbakır'a bağlı Ergani'de yaşamış Ayân-zâde Molla İbrahim Şükrî'dir. Şairin, 330 sayfadan meydana gelen, silik bir rika hattıyla istinsah edilmiş 1603 beyitlik Kan Kal'ası ve 4511 beyitlik Hâver-zemîn mesnevilerinin tek yazma nüshası, Topkapı Sarayı Müzesi Türkçe Yazmaları Y. 790'da bulunmaktadır. Giriş ve dört bölümden müteşekkil tezimizin birinci bölümünde, manzum Hz. Ali cenk-nâmeleri hakkında genel bir değerlendirmenin ardından kütüphanelerde kayıtlı, ulaşabildiğimiz bütün manzum cenk-nâmelerin nüshaları tanıtılarak ilk defa toplu bir kataloğu hazırlanmıştır. Manzum cenklerin özetleri ve bu sahadaki çalışmalar hakkında da bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; Ayân-zâde İbrahim Şükrî'nin hayatı, edebî şahsiyeti ve eserleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde şairin Kıssa-i Kan Kal'ası ve Hikâye-i Hâver-zemîn adlı mesnevilerinin şekil yönünden tahlili ve Thompson'ın Motif Index esaslı muhteva tahliliyle birlikte metinlerin günümüz Türkçesine çevrimine de yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Kan Kalesi ve Hâver-zemîn mesnevilerinin transkripsiyon usulüyle Arap harflerinden Latin harflerine aktarımı yapılmıştır. Bu çalışmayla bilinmeyen bir şair ve onun konuya ait yayınlarda üzerinde durulmayan eserleri gün yüzüne çıkmıştır.

CenknamelerEdebi eserlerEski Türk edebiyatı+5
İlyas Kayaokay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Nev'î-zâde Atâyî Hamsesi sözlüğü (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

Bu çalışmada Nev'î-zâde Atâyî'nin hamsesinin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğünün hazırlanması amaçlanmıştır. Hamseyi oluşturan mesnevilerdeki dil ögeleri bağlamları, tanıkları ve sıklıkları ile tespit edilerek hamsenin 15107 madde başından oluşan sözvarlığı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hamsenin sözvarlığı içinde yer alan kalıplaşmış dil birimleri, alışılmamış bağdaştırmalar ve özel adlar tespit edilmiş, ikinci bölümde ise bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğe yer verilmiştir. Çalışmanın altyapısını oluşturan bağlamlı dizin bölümünde tanıklar alfabetik olarak dizilen madde başları altında listelenmiş ve hamsedeki kullanım sıklıkları verilmiştir. İşlevsel sözlük bölümünde ise madde başlarının kullanıldıkları bağlama göre ifade ettikleri anlamlar tespit edilmiştir. Bugüne kadar divan ve mesnevi gibi müstakil eserler üzerinde uygulanan bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışması ilk kez bir müellifin beş farklı eserini kapsayıcı biçimde bütüncül olarak bir hamseye uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın Osmanlı şiiri, 17. yüzyıl Türk edebiyatı ve Nev'î-zâde Atâyî üzerine yapılacak başkaca çalışmalara ve ayrıca tarihsel sözlük çalışmalarına katkı sağlayacağı ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük, Nev'î-zâde Atâyî, Hamse

17. yüzyılDil bilgisiDil bilim+7
Muhammet Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hızri'nin Ab-ı Hayat mesnevisi (inceleme-metin)

Âb-ı Hayât, XVI. Yüzyıl Osmanlı şairlerinden olan Amasya'lı Hızrî'nin 2318 beyitlik bir mesnevisidir. Bu tezde, nasihat-nâme olan Âb-ı Hayât, iki yazma nüshasının farkları belirtilerek transkripsiyon sistemiyle verilmiştir, bir giriş ve üç bölüm vardır. Giriş bölümünde, nasihat-nâme türü; birinci bölümde, Hızrî'nin hayatı, edebi kişiliği, eserin şekil özellikleri, dil ve üslûbu; ikinci bölümde, Âb-ı Hayât'ın bölümlerine göre özeti; üçüncü bölümde ise, transkripsiyon sistemi, metin ( Besmele, giriş, Allah'ın birliği ve O'na yalvarış, Hazret-i Peygamber, Dört Halife, Kanunî Sultan Süleyman, Şehzade Mustafa ve İbrahim Paşa'ya övgüler, dünyanın geçiciliği, mal ve mülkün ölüme çare olmayışı, gururun kötülüğü, alçakgönüllülüğün, ilmi sevmenin, nasihat dinlemenin, içkiden ve fitneden kaçınmanın gereği ve dua) bulunmaktadır. Bunlardan sonra da yazmalardan örnek sayfalar, sonuç, bibliyografya ve indeks yer almaktadır.

Ab-ı HayatHızriMesnevi
Maksut Belen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Tercüme-i Ferhengnâme-i S`adî

Hoca Mes'ud XVI. yüzyılda yaşamıştır. Bu dönem Türk edebiyatının gelişme dönemidir. Hayatına ilişkinin bilgiler sınırlıdır. Hoca Mesud'un bilinen iki eseri vardır. Süheyl ü Nev-bahar adlı eser, Türk edebiyatında, beşeri aşk alanında, yazılan ilk mesnevidir. Tercümedir. Tercüme-i Ferheng-nâme-i S`adî Tercümesi ise, İranlı ünlü şair Sadî-i Şirâzî'nin ?Bostan? adlı eserinin ilk Türkçe manzum çevirisi olması bakımından oldukça önemlidir.Tercüme-i Ferhengnâme-i S`adî, konusu bakımından çeşitlilik gösterir. Ancak, adalet, cömertlik, aşk, rıza, kanaat, şükür, terbiye, tövbe temalarının öne çıktığını görebiliriz.Tercüme-i Ferhengnâme-i S`adî'nin dili oldukça akıcı ve sadedir. Arapça ve Farsçanın tesirinden uzaktır. İçerisinde onlarca arkaik kelime barındırması, eserin kıymetini bir parça daha arttırır.Tercüme-i Ferhengnâme-i S`adî'yi, elimizde bulunan iki nüsha ile karşılaştırılarak, ilk kez tenkitli metnini ortaya koyduk. Böylece Türk edebiyatında eksik olan bir boşluk doldurduk

14. yüzyılHoca MesudMesnevi+4
Halil Gülenç
Manisa Celal Bayar University
2010
00

Related subjects