Student attitude
910 theses under this subject heading
Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumları ve ilişkili faktörler
Bu araştırma, Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarının ve bu tutumları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanarak kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma evrenini birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı sınıf tıp fakültesi öğrencileri olmak üzere toplam 623 kişi oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçilmeyerek tıp fakültesi öğrencilerinin %80'ine ulaşmak hedeflenmiş ve toplam 492 öğrenci (kız:259, erkek:229) araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri olarak öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri, yaşlı bireylere karşı duyulan duygu, düşünce ve davranışlarının oluşturduğu kişisel veri formu kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olarak ise "Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği "(YATÖ) toplam ve alt boyut puanları kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, t testi, One-way Anova, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma grubunun YATÖ toplam puan ortancası 83.00 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını etkileyen YATÖ toplam puan ortalama ve ortancaları ile; sınıf düzeyi, şimdiye kadar yaşlı bireyler ile yaşama, mezun olduktan sonra yaşlı bireyler ile çalışmak isteme durumları arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Araştırmada tıp fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını etkileyen faktörlere yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı birey, yaşlanma, yaşlı ayrımcılığı, tıp fakültesi öğrencileri, yaşlı ayrımcılığı ve tutumlar.
Satranc-ı Urefa'nın eğitsel bir oyun olarak uyarlanmasının 6. sınıf öğrencilerinin kelime öğretimine ve Türkçe dersi tutumlarına etkisinin incelenmesi (Siirt ili örneği)
Bu çalışmada, Satranc-ı Urefa'nın eğitsel bir oyun olarak uyarlanmasının 6. sınıf öğrencilerinin kelime öğretimine ve Türkçe dersi tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde Siirt il merkezinde MEB'e bağlı bulunan Şehit Öğretmen İsmail Çelik Ortaokulu'nun 6. sınıfının iki farklı şubesinde eğitimine devam eden toplam 48 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma, nicel ve nitel tekniklerin birlikte kullanıldığı karma araştırma yönteminin iç içe gömülü deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu, gerçek deneysel modellerden biri olan ön test ve son test kontrol gruplu seçkisiz desene göre tasarlanmıştır. Araştırmada seçkisiz olarak atanan deney ve kontrol grubu bulunmaktadır. Deney grubunda (n=24) eğitsel oyun uygulamaları doğrultusunda kelime öğretimi gerçekleştirilirken kontrol grubunda (n=24) geleneksel öğretim ekseninde ders işlenmiştir. Her iki grupta, bütün işlemler araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, nicel veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", katılımcıların kelime bilgisi düzeylerinin ölçümü için Wesche ve Paribakht (1996) tarafından geliştirilmiş ve Ateş & Sis (2016) tarafından Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış olan "Kelime Bilgisi Ölçeği", Türkçe dersine yönelik tutumların belirlenmesi için Ünal & Köse (2014) tarafından geliştirilen "Türkçe Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda veri toplama aracı olarak "Öğrenci Görüşme Formu" kullanılmıştır. Satranc-ı Urefâ oyununun tespiti ve kelime öğretiminde kullanılabilecek modern uyarlama çalışması sürecinde doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Nicel verilerin analizi için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı; nitel verilerin analizi için betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada, eğitsel oyun yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve öğrenilen bilgilerin kalıcılığının artması ve Türkçe dersine yönelik tutumlarının olumlu anlamda değişmesi noktasında geleneksel öğretime göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca eğitsel oyuna dayalı kelime öğretimi ve Satranc-ı Urefa oyunundan uyarlanarak kelime öğretiminde eğitsel bir araç olarak kullanılabilirliğini incelemek amacı doğrultusunda geliştirilen Kelime Safarisi oyunu ve oyun araçlarına ilişkin deney grubu öğrencilerinin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla uygulanan görüşme formundan elde dilen bulgulara göre Kelime Safarisi'nin eğitsel bir oyun aracı olarak uygulanabilir olduğu, kelime öğretiminin eğitsel oyunla zenginleştirilmiş öğrenme ortamında eğlenceli, yapıcı, kalıcı ve eğitici bir şekilde gerçekleştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda uygulama ve ilgili konuda çalışma yapacak araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dil, kelime, kelime öğretimi, Satranc-ı Urefa, eğitsel oyun
Ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan toplam 97 ortaokulda görev yapan 3645 öğretmen ve yine bu okullarda öğrenim gören 85518 ortaokul öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit seçkisiz random (rastgele) yöntemiyle seçilen Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki 27 ortaokulda görev yapan 814 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 1218 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenler için "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve öğrenciler için ise "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinde betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "iyi düzeyde" olduğu saptanmıştır. Buna ilaveten, öğretmenlerin mülteci öğrencilere iyimser yaklaştıkları, anlayışlı oldukları, kendilerini onların yerine koyarak onları anlamaya çalıştıkları ve yaşadıklarından dolayı onlara önyargısız yaklaşarak adil davrandıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mülteci öğrencilerin dil farklılığı öğretmenler için sorun oluşturduğu, bu durum mülteci öğrencilerin sınıfa uyumlarını zorlaştırdığı ve öğretmenlerin mülteci öğrencilerin eğitiminde kendilerini yeterli görmedikleri belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin, sınıfındaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "orta düzeyde" oldukları ancak "iyi düzeyde" olmadıkları tespit edilmiştir. Ortaokulda öğrenim gören öğrenciler, mülteci öğrencilerin Türkçe'yi öğrenmelerinden mutlu oldukları, onlara bir yabancı gibi davranmadıkları, aynı dine mensup olmanın gereği olarak onlara yardımcı oldukları, mülteci öğrencilerin derslerinde başarılı olmaları kendilerini mutlu ettiği ve onlara Türkiye'yi tanıtmaktan da memnun oldukları saptanmıştır. Buna karşın, ortaokul öğrencilerinin ileriki eğitim-öğretim hayatlarında, okulda ve okul dışı günlük hayatlarında mülteci öğrencilerle arkadaşlık etmeye çok istekli olmadıkları ve benzer şekilde sınıf içinde yapılan eğitsel etkinliklerde mülteci öğrencilerle aynı grupta yer almak istemedikleri ortaya çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutumları, araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerinde; cinsiyete göre anlamlı farklılıkların olduğu, sınıf düzeyine göre anlamlı farklılıkların olmadığı, sınıfında mülteci olma veya olmama durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.
Ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin matematik çalışma stratejileri, matematik tutumları ve başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Öğrencilerin matematik çalışmayı ve öğrenmeyi bilmeleri ile birlikte bu konuda istekli olmaları matematik başarısına ulaşmalarında kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematik çalışma stratejileri, matematik tutumları ve başarıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama yönteminde tasarlanmıştır. Araştırma Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan bir ilde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda öğrenim görmekte olan 6742 sekizinci sınıf öğrencileri arasından basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 630 (318 kız, 312 erkek) öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, öğrencilerin matematik çalışma stratejilerini kullanma durumlarını belirlemek amacıyla Matematik Çalışma Stratejileri Ölçeği, matematik dersine yönelik tutumlarını ortaya koymak için Matematik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerinin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi ve Basit-Çoklu Regresyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin matematik çalışma stratejileri kullanımlarının yüksek ve matematik tutumlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Kız öğrencilerin matematik çalışma stratejileri kullanımları erkeklere göre daha yüksek düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ek kaynak kitap kullanan ile haftalık matematik çalışma saati daha fazla olan öğrencilerin matematik çalışma stratejileri kullanımı, matematik tutumu ve başarısı anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Matematik çalışma stratejileri, matematik tutumları ve matematik başarıları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Matematik çalışma stratejileri kullanımlarının ve matematik tutumunun birlikte öğrencilerin matematik başarısını %10,9 düzeyinde yordadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda öğrencilerin matematik başarılarını arttırmak için matematik çalışma stratejileri kullanımları ve matematik tutumunun yükseltilmesi adına desteklenmesi önerilmektedir.
Artırılmış gerçeklik temelli uygulamaların 3. sınıf hayat bilgisi dersindeki akademik başarı, tutum ve eğlenme düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, artırılmış gerçeklik temelli uygulamalarının öğrencilerin Hayat Bilgisi dersindeki akademik başarı, derse yönelik tutum ve eğlenme düzeyi deneyimlerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, Siirt il merkezinde öğrenim gören ilkokul üçüncü sınıf öğrencileri arasından, iki farklı okulda yer alan dört üçüncü sınıf şubesi örneklem olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulama süreci 10 hafta sürmüştür. Araştırmada öntest - sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bu desen, öğrencilerin başarı, tutum ve eğlenme düzeylerinin kontrol edilebilmesini sağlamıştır. Araştırmada, Hayat Bilgisi Dersi Başarı Testi, Hayat Bilgisi Dersi Tutum Ölçeği ve Hayat Bilgisi Dersinde Eğlenme Düzeyini Belirleme Ölçeği adlı ölçekler kullanılmıştır. Bu ölçekler, öğrencilerin başarılarını, tutumlarını ve eğlenme düzeylerini ölçerek araştırmanın temel sorularını yanıtlamaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 (Sosyal Bilimler için İstatistik Programı) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, artırılmış gerçeklik uygulamalarının öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Ancak, artırılmış gerçeklik uygulamalarının öğrencilerin eğlenme düzeylerine deney grubu lehine anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar, artırılmış gerçeklik teknolojisinin eğitimdeki rolünün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır. Araştırma sonuçlarına göre, artırılmış gerçeklik teknolojisinin öğretim materyallerinin daha etkili bir şekilde sunulmasına yardımcı olabileceği ve öğrencilerin hayat bilgisi dersine yönelik verimliliğini artırabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, artırılmış gerçeklik teknolojisinin öğrencilerin derslere olan ilgisini artırabileceği ve öğrenme sürecini daha eğlenceli hale getirebileceği görülmektedir. Bu araştırmanın sonuçları, artırılmış gerçeklik teknolojisinin eğitimdeki rolünün daha iyi anlaşılmasına yapacağı katkı açısından önemlidir.
Dijital öyküleme yönteminin öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve iş birlikli öğrenme becerilerine etkisi
Bu çalışmada, 7. Sınıf fen bilimleri dersi "Hücre ve Bölünmeler" ünitesinde dijital öyküleme yöntemi kullanımının öğrencilerin Fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve işbirlikli öğrenme becerilerine etkisi incelenmiştir. Çalışmada hem nitel hem de nicel veriler toplanarak karma araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma karma yöntem araştırma desenlerinden olan açıklayıcı sıralı desene göre yapılmıştır. Siirt ili Merkez ilçesinde bulunan Sancaklar Ortaokulu'nun 7. sınıf öğrencilerinden 106 öğrenciden oluşturulmuştur. Okulda bulunan 7. sınıflara ön test uygulanıp, analiz bulgularına göre aralarında birbirine yakın 3 sınıf çalışma için belirlenmiştir. Bu 2 sınıf arasından rastgele 2 sınıf deney, 1 sınıf ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Nitel verilerin toplanmasında öğrenci görüşleri kullanılırken nicel veriler için "Fen Bilimleri Dersine Yönelik Tutum Ölçeği", "İşbirlikli Öğrenme Becerisi Ölçeği" ve "Akademik Başarı Testi" uygulanmıştır. Ön test ve son test yöntemin uygulandığı deney ve kontrol gruplarına dijital öyküleme tekniği öğretilmiştir. Deney 1 grubu iş birlikli, Deney 2 grubu bireysel şekilde dijital öyküleme uygulaması yapmıştır. Kontrol grubuna ise geleneksel düz anlatım yöntemi ile konu anlatılmıştır. Ölçme araçlarından nicel verileler için, olarak fen bilimleri akademik başarı testi, fen tutum ölçeği ve işbirlikli öğrenme beceri ölçeği kullanılmıştır. Nitel veriler için ise öğrenci görüş formu kullanılmıştır. SPSS 22 paket programı ile yapılan analizlerde dijital öyküleme yönteminin akademik başarı, iş birlikli öğrenme ve fen bilimleri dersine yönelik tutumları olumlu yönde ve istatistiksel olarak anlamlı etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci görüşleri de, genel olarak kalıcı, eğlenceli, başarı, fayda gibi temalar ortaya çıkarak elde edilen verileri destekler niteliktedir.
Algodoo destekli 5e modelinin ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarı ve tutumlarına etkisi ve görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Algodoo uygulaması ile desteklenen 5E öğrenme modeli etkinliklerinin ortaokul 5. Sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri Dersine yönelik tutumları ve akademik başarıları üzerindeki etkisi ve ve Algodoo uygulamasına yönelik görüşleri incelenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Siirt'te bulunan bir devlet ortaokulu 5. sınıfta öğrenim gören 48 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Deney grubu (n=28) ve kontrol grubu (n=20) olarak ikiye ayrılan öğrencilerle hem nicel hem de nitel veriler toplanarak açıklayıcı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek için "Akademik Başarı Testi", Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarını belirlemek için ise "Fen Bilimleri Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel boyutunda ise deney grubu öğrencilerinin Algodoo uygulamasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi için SPSS 27 programı kullanılmıştır. Nitel veriler üzerine ise içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, Algodoo uygulaması ile desteklenen 5E modelinin akademik başarı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamakla birlikte, Fen Bilimleri dersine yönelik tutumlarda istatistiksel olarak anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Ayrıca öğrenciler, Algodoo uygulamasının öğretici, yararlı, bilgilendirici ve eğlenceli olduğunu belirtmiş; soyut kavramları somutlaştırdığı, görselleştirdiği ve yaparak yaşayarak öğrenme süreçlerine katkı sağladığını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, dil problemi, kullanım zorluğu ve bağımlılık gibi olumsuz yönler de dile getirilmiştir. Sonuç olarak, Algodoo uygulamasının Fen Bilimleri öğretiminde öğrencilerin tutumlarını olumlu yönde etkilediği ve öğrenme süreçlerini desteklediği söylenebilir.
Reading comprehension in EFL education: Multimodal semiotic approach, attitudes and metacognitive awareness
Reading comprehension is one of the ultimate aims of English language teaching. To achieve this aim, traditional text-bound reading instruction practices such as translation and making detailed grammatical explanations are still being used today. However, thanks to the technological advancements, today's reading tasks have gained a new semiotic environment conveying meaning to readers through various modes such as visuals and sounds alongside words. Therefore, it can be concluded that traditional reading instruction practices do not reflect authentic reading tasks. Also, previous studies conducted in various EFL contexts showed that the application of multimodal teaching approach and employing semiotic signs were effective in improving students' reading comprehension. By combining the multimodal and semiotic approaches, this study aimed to explore their combined effect on English reading comprehension through the multimodal semiotic approach (MSA), students' attitudes towards MSA, and the relationships of MSA's effect on reading comprehension levels with attitudes towards MSA and with metacognitive awareness levels of reading strategies (MARS) in Turkish EFL context, so far uninvestigated in the literature. Post-test only with nonequivalent comparison groups design was employed with two groups of students studying ELT at a state university in Turkey to explore the effect of MSA. Then, a Likert-type survey was administered to experimental group to discover their MARS and attitudes towards MSA. The findings indicated that MSA was helpful in increasing students' reading comprehension levels, attitudes towards MSA were positive, and there were positive relationships of reading comprehension levels by MSA with the attitudes and with the MARS levels. Keywords: multimodality, semiotics, reading comprehension, attitude, metacognitive awareness, english language teaching
Akran mentörlüğü temelli mesleki beceri eğitiminde tartışma destekli video dönütlerin etkililiği
Bu çalışmanın amacı mesleki beceri eğitiminde video dönüt uygulamasının atölye öğrencilerinin beceri edinme düzeyi, dönüt düzeltme düzeyi, motivasyon, öğrenmeye yönelik tutum ve yansıtıcı düşünme becerisine etkisinin incelenmesidir. Çalışma 2023-2024 eğitim öğretim yılında bir mesleki ve teknik anadolu lisesinin moda tasarım teknolojileri alanında öğrenim görmekte olan 94 örgün ve çırak öğrenciyle birlikte ilgili alan dersleri kapsamında 10 hafta boyunca yürütülmüştür. Karma araştırma yöntemi ile tasarlanan çalışmada iki farklı çalışma grubuna başvurulmuştur. Araştırmanın nicel boyutu yakınsayan paralel modelde ön test son test kontrol gruplu seçkisiz desende gerçekleştirilmiştir. Süreç boyunca öğrenciler atölye derslerinde yaptıkları uygulama faaliyetleri neticesinde video dönütler almışlardır. Ön test ve son test olarak Başarı Odaklı Motivasyon, Öğrenmeye Yönelik Tutum ve Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi ölçekleri uygulanmıştır. Her video dönütten sonra Dönüt Düzeltme Formu doldurulmuştur. Süreç sonunda ise nihai uygulama faaliyeti için Beceri Edinme Düzeyi Formu uygulanmıştır. Nicel uygulama sürecinin akabinde ise gönüllü öğrencilerle yapılan görüşmeler neticesinde video dönüt uygulaması hakkında görüşler toplanmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, video dönüt uygulamasının beceri edinme düzeyi ve dönüt düzeltme düzeyi üzerinde anlamlı etki gözlenmiş ancak diğer değişkenler düzeyinde bu farklılıkların birçoğunun anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen nitel bulgular da nicel bulguları destekleyici şekilde ortaya çıkmıştır. Nitel bulgular video dönüt uygulamasının mesleki beceri performansını artırdığı, mesleki iletişimi güçlendirdiği, performans iyileştirmeyi sürdürülebilir hale getirdiğini göstermektedir.
Öğretmen adaylarının küresel ısınmaya yönelik bilinçleri
Küresel ısınma günümüzün önemli bir sorunudur. Bu sorunun önlenebilmesinin bir yolu gelecek nesilleri yetiştirecek öğretmen ve öğretmen adaylarının küresel ısınma konusunda bilinçli olmalarıdır. Bundan dolayı bu araştırmada öğretmen adaylarının küresel ısınma bilinç düzeyleri araştırılmıştır. Araştırma nicel araştırmalardan tarama yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmanın ulaşılabilir evreni Ankara'da öğrenim görmekte olan fen bilgisi ve sınıf öğretmenliği bölümlerindeki öğretmen adayları olarak belirlenmiştir. Ulaşılabilir evrenden araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile 2022-2023 öğretim yılında Hacettepe ve Gazi Üniversitelerinde tüm sınıf düzeylerinde öğrenim görmekte olan fen bilgisi ve sınıf öğretmeni adayları olarak seçilmiştir. Araştırmaya katılan 813 öğretmen adaylarına küresel ısınma bilgi düzeyi, tutum ve davranış ölçekleri uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Lineer regresyon analizi, tek yönlü Anova, Pearson korelasyon ve bağımsız t testi analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinin yeterli olduğu, olumlu tutumlara sahip oldukları fakat davranışlarının yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca bilgi düzeyi ile tutum, bilgi düzeyi ile davranış ve tutum ile davranış arasında anlamlı ve olumlu ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Bilgi düzeyinin, tutumun ve davranışın bilinci etkilediği tespit edilmiştir. Sınıf düzeyi farklılığının bilgi düzeyini ve tutumu etkilemediği fakat davranışı ve bilinci etkilediği bulunmuştur. Fen bilgisi öğretmenliği ile sınıf öğretmenliği bilgi düzeyi, tutum, davranış ve bilinç düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Matematik eğitimde etkileşimli artırılmış gerçeklik uygulamalarının ilkokul öğrencilerinin kavram yanılgıları ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmada, matematik eğitiminde etkileşimli artırılmış gerçeklik uygulamaları kullanılmasının 4. sınıf öğrencilerinin kavram yanılgılarının giderilmesine ve matematik dersine yönelik tutumlarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Etimesgut ilçesinde bulunan bir devlet okulunun 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 56 öğrenci (27'si deney grubu, 29'u kontrol grubu) katılmıştır. Araştırmada yarı deneysel araştırma desenlerinden ön test - son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Ölçme Öğrenme Alanındaki Kavram Yanılgıları Testi" ile toplanmıştır. Nicel verileri desteklemek için nitel verilerden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri deney grubundaki 10 öğrenci ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri karışık desenler için iki faktörlü ANOVA testi ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, etkileşimli artırılmış gerçeklik uygulamalarının deney grubundaki öğrencilerin ölçme öğrenme alanındaki kavram yanılgılarının giderilmesinde ve matematik dersine yönelik tutumlarında olumlu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Nicel verilerin desteklenmesi için toplanan nitel verilerin bulguları ise artırılmış gerçeklik uygulamalarının yanlış bilinen bilgilerin düzeltilmesinde ve derse yönelik olumlu tutum geliştirilmesinde fayda sağladığı ortaya çıkmıştır.
Almanya'daki Türk çocuklarına Türkçe öğretiminde motivasyon kaynaklarının öğrenciler üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, ana dili Türkçe olan Türk çocuklarının Almanya'daki Türkçe öğretimine yönelik tutumlarının ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ''Almanya'da yaşayan Türk öğrencilerin Türkçe öğretimine yönelik tutumları nasıldır?'' sorusuna cevap aramıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Köln şehrindeki 11- 18 yaş grubunda ve 5.- 12. sınıflar arasındaki 147 öğrenci oluşturmaktadır. Ayrıca 9 Türkçe öğretmeni ile çalışılmıştır. Nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanılacağı araştırmada kullanılan veriler, öğrencilere uygulanan Türkçenin öğrenimi ve öğretimiyle ilgili düşünceler anketi ve sonrasında öğretmenlerle gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilmiştir. Anketler SPSS istatistik programında işlenmiş ve ağırlıklı unsurların saptanması için açıklayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Öğretmenlerle yüz yüze yapılan görüşmeler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler tablolar hâlinde sunulmuş ve sonuç bölümünde, çalışmadan elde edilen bulgular alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışmanın, Türkçe öğrenimi ve öğretimine yönelik öğrenci tutumlarını ortaya koyması, ayrıca öğretim sürecinde öğrencileri etkileyen motivasyon kaynaklarını sorgulaması açısından önemli olduğu düşünülmektedir. Zira motivasyonun tutum üzerinde etkisi olduğundan dolayı yurt dışındaki Türk çocuklarını Türkçe öğrenmeye motive eden kaynakların belirlenmesi ve bu kaynakların güçlendirilmesi çalışmaları ana dili öğretimine dair tutumu olumlu etkileyecektir. Anahtar sözcükler: Almanya'da Türkçe öğretimi, tutum, Türkçe öğretimine dair tutum, motivasyon.
İşbirlikli öğrenme modelinde kullanılan kavram haritalarının öğrencilerin asitler-bazlar konusundaki başarı ve tutumlarına etkisi
Kimya dersi öğretim programı, öğrencilerin kavramları ezberlemelerinin aksine, kavramlar arasındaki anlamsal ilişkileri belirleyerek kalıcı öğrenmelerini hedeflemektedir. Bu araştırma, İşbirlikli öğrenme yönteminin Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri(ÖTBB) tekniğinde bir öğrenme aracı olarak kullanılan kavram haritalarının kimya dersinde kullanılmasının 10. sınıf öğrencilerinin "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır.2021-2022 eğitim-öğretim yılında Amasya'da bir lisede 80 öğrenci ile gerçekleştirilen çalışma eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel desen (nonequivalent control group design) ile yürütülmüştür. Deney grubunda (N=40) dersler "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda ÖTBB'de kavram haritaları ile desteklenerek, kontrol grubunda (N=40) ise, mevcut kimya öğretim programına göre geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Veriler; Asitler- Bazlar Başarı Testi (ABBT), Kimya Dersi Tutum Ölçeği (KDTÖ) ve Kavram Haritasına Yönelik Tutum Ölçeği (KHTÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca sürece ilişkin öğrenci görüşleri ve gözlemci görüşleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, başarı açısından İşbirlikli öğrenme modelinde kavram haritası desteğiyle yürütülen dersler lehinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Kimya dersine yönelik tutum ölçeği(KDTÖ) puanları incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kavram haritalarına yönelik tutum ölçeği(KHTÖ) puanları incelendiğinde de deney grubu ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Mühendislik tasarım temelli matematik etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin akademik başarı ve tutumlarına etkisi
Sınıfta matematik öğretimi, çocukların matematiği öğrenmesi için destekleyici bir öğrenme ortamı ile öğrenmeyi teşvik eden besleyici süreç ve stratejiler sağlayan fırsatlar yaratılmasını gerektirmektedir. Bu fırsatlardan birisi de mühendislik tasarım döngüsü ile sağlanabilmektedir. Mühendisliğin fen, teknoloji ve matematik disiplinlerinin birbirine bağlanmasında nasıl rol oynayabileceğini gösteren araştırmaların artışına rağmen matematik, diğer disiplinlere göre bu konuda daha arka planda kalmıştır. Bu noktadan hareketle bu çalışmada Mühendislik Tasarım Temelli Matematik Etkinliklerinin, ortaokul öğrencilerin akademik başarısı, matematik dersine yönelik tutumları ve Mühendislik Tasarım Temelli Matematik Etkinlikleri uygulamasına yönelik görüşlerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın nicel verileri nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırmanın katılımcıları Tokat ilinde bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 21 deney ve 17 kontrol olmak üzere 38 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Akademik Başarı Testi, Görüş Formu, Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği, gözlem ve görüntü kaydı ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında üç adet Mühendislik Tasarım Temelli Matematik Etkinliği tasarlanmış ve deney grubuna uygulanmıştır. Araştırma sonuçları Mühendislik Tasarım Temelli Matematik Etkinliği uygulamasının, öğrencilerin akademik başarılarına olumlu etkisinin olduğunu göstermiştir. Ancak araştırma sonucunda öğrencilerin matematiğe yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca öğrencilerin çoğunlukla, uygulamanın Matematik dersine yönelik görüşlerini olumlu yönde etkilediğini ve uygulamayı çoğunlukla eğlenceli, ilgi çekici, merak uyandırıcı buldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Teknik lise öğrencilerinin biyoloji dersine karşı tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ortaöğretimdeki birçok lise türünden biri olan Teknik liselerde öğrenim gören öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarının cinsiyet ve alan değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Teknik lise öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek için, Koçakoğlu ve Türkmen (2010) tarafından geliştirilen "Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve 3 maddeden oluşan "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Tutum ölçeğinin Cronbach-Alfa güvenirlik katsayısı 0,94'tür. Ölçek, İstanbul ilinin Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı tüm Teknik Liselerine 2013-2014 eğitim öğretim yılının II. Döneminde öğrenim gören 945 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulama sonuçları SSPS programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Teknik lise öğrencilerinin tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kız ve erkek öğrencilerin tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin okuduğu alanlara göre tutumlarına bakıldığında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. RTV alanında okuyan öğrencilerin hem Bilgisayar alanı öğrencileri hem de Diğer (Harita, Mobilya, Kimya Elektrik-Elektronik ve Makine Teknolojisi) alanları öğrencilerinin puanları arasında RTV lehine, Elektronik ve Diğer kategorisindeki alanlarda okuyan öğrencilerin puanları arasında ise Elektronik lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bunların dışındaki alanlarda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Biyoloji dersine karşı tutum, Teknik Lise, cinsiyet, alan
Sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarının bazı sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma, bir vakıf üniversitesinin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) öğrencilerinin ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlarını incelemek ve etkileyen faktörleri araştırmak üzere; tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Nisan-Haziran 2016 tarihleri arasında SHMYO'da öğrenim görmekte olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 400 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Ruhsal hastalığa yönelik inançlar ölçeği-RHİÖ" ve "Ruhsal sorunları olan bireylere yönelik toplum tutumları ölçeği-RSTTÖ" kullanılmıştır. Veriler, öncesinde katılımcılara sözel açıklamalar yapılarak dağıtılan formlar aracılığıyla toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 10.0 istatistik paket programı ile bağımsız gruplarda t testi, nonparametric bağımsız grupların karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Korelasyon analizleri Pearson yöntemi ile yapıldı. p<0,05 anlamlı kabul edildi. Araştırmada katılımcıların çoğunluğunu (%53,8) 20 ile 22 yaş grubu, %67,3'ünü kadın, %85'ini 1. Sınıf, %96,8'ini ise bekar öğrenciler oluşturmuştur. Öğrencilerin RHİÖ toplam puanından 51,90±18,59, tehlikelilik alt ölçeğinden 22,88±6,95, çaresizlik alt ölçeğinden 27,74±12,35 ve utanma alt ölçeğinden 1,28±2,37 puan aldığı belirlenmiştir. RHİÖ ve alt ölçek puanları açısından "tehlikelilik" boyutu ile "çaresizlik" boyutu arasında istatistik olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0,85 ve r=0,96, Çizelge 4.6). Öğrencilerin RSTTÖ ölçeğinde "korku/dışlama" boyutundan düşük, "toplum ruh sağlığı" ve "iyi niyet" boyutundan yüksek puanlar almış oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin cinsiyetleri, ruhsal hastalığı olan bireyle yakınlık durumu, anne-baba eğitim durumları, aylık gelirleri, ruhsal hastalık hakkında bilgi sahibi olma durumları, ruhsal hastalığı olan bireyle karşılaşma durumları ile RHİÖ ve RSTTÖ toplam ve alt ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Ruhsal hastalıklara yönelik inanç ve tutumlar açısından, kendisi ya da yakını psikolojik destek ve/veya psikiyatrik tedavi alan öğrenciler ile almayan öğrenciler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda; ruhsal hastalığı olan hastalara yönelik olumlu tutum ve davranışların geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'deki Arapça dil politikalarının aile ve öğrenci düzeyinde incelenmesi: İmam Hatip okulu örneği
Bu araştırma, proje okulu olan İmam Hatip lisesinde Arapça eğitimi almakta olan erkek öğrencilerin ve ailelerinin Arapçaya yönelik tutumlarını ve bu tutumların temelinde yatan sebepleri toplum dilbilimsel bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamıştır. Dilin ve kültürün karmaşık etkileşimlerini anlama ve dil eğitimi süreçlerini zenginleştirme amacıyla yapılan bu araştırma, dil tutumlarına yönelik derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Araştırma, 67 katılımcı üzerinde uygulanan Arapçaya yönelik tutum ölçeği ile başlamış ve en düşük tutuma sahip olan 5 öğrenci ve ailelerini içeren bir alt grup üzerinde detaylı bir analiz gerçekleştirmiştir. Bu alt grup üzerinden elde edilen nitel veriler, bir yıl boyunca yapılan röportajlar, sınıf gözlemleri, bireysel görüşmeler ve odak grup çalışmaları yoluyla toplanmıştır. Söylem analizi yöntemiyle değerlendirilen bu veriler, öğrenci ve ailelerinin Arapçaya yönelik tutumlarına dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Nitel veri analizi sonuçları, genel olarak öğrencilerin Arapçaya yönelik tutumlarının ortalamadan düşük olduğunu göstermektedir. Özellikle en düşük tutuma sahip olan 5 öğrenci ve aileleri üzerinde yapılan araştırma, dilin genellikle aileler tarafından tek düze bir bakış açısıyla ele alındığını; özellikle dini açıdan yüceltildiğini ancak öğrencilerin bu durumu benimsemediklerini ve aksine Arapçaya karşı olumsuz bir tutum geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Öğrencilerin bu tutumları ile ailelerin dile dair yaptıkları vurgu arasında bir kopukluk olduğunu ortaya çıkarmıştır. Araştırmanın sonuçları, dil tutumlarının sadece dilbilimsel unsurlara değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel algılara bağlı olarak şekillendiğini vurgulamaktadır. Dil eğitim politikalarının, dilin ötesinde kültürel ve sosyal anlayışı etkileme potansiyeline sahip olduğunu gösteren bu bulgular, dil ve kültürü bütünleştiren kapsamlı bir yaklaşıma olan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Satisfaction of high education students with Blackboard Learning System during COVID-19
With the advent of the novel COVID-19 disease, the world has become facing an extraordinary situation that has changed the course of normal human life upside down and pushed them towards compulsory, recent technology-based alternative solutions, educational life is an integral part of that. The higher education institutions in Turkey rushed from the first moments to avoid the disruption of education process, and transformed into the full-fledged online learning system. Therefore, the current study addressed aims to investigate 'How satisfied with the transformation to Blackboard Learning System BLS for high education students, Istanbul-Turkey, during COVID-19 disease period 2020 are' through a comparison of undergraduate and postgraduate students' perceptions via thirty items divided into six axes, which are included in a single model. An online questionnaire survey sent through BLS itself and WhatsApp was filled out by a total of 294 student respondents, wherein afterwards an inferential and descriptive study with quantitative approach has been employed for analyzing their perceptions. The findings are indicative that the Usefulness, Engagement, Communication and Ease of Use, Self-efficacy, and Challenges axes respectively have a statistically significant effect on students' perceptions concerning satisfaction with the BLS. As the Usefulness and Engagement axes have the highest contribution to students' satisfaction with the BLS, unlike, the Challenges axis has the least contribution. It can be reported that the transformation into BLS during COVID-19 disease period is satisfactory for higher education students. With superiority of postgraduate students' perceptions, in terms of Self-efficacy, Communication and Ease of Use and Challenges axes, along with a clear supremacy of the postgraduate students' perceptions over the Overall axes level. Moreover, all demographic dimensions except gender, place of the living, the kind of device preferred and the willingness in using BLS in the future, influence the undergraduate and postgraduate students' perceptions. An ease of use and communication, increased self-efficacy, flexibility, availability, accessibility, transferability, affordability, interactivity, saving-time moderately and positive changes of students' life are shown to be the most traits the BLS has. Unlike, BLS, while effective, gives rise to a sense of isolation, lack of concentration, the reluctance of attendance, plus fairly vulnerability of participation, which are demonstrated to be the most drawbacks in The BLS. Some recommendations might contribute to successful implementation and satisfying use of BLS have been suggested.
Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısı ve çelişik duygulu cinsiyetçiliğin flört şiddeti ve flört şiddetine yönelik tutumlara etkisi
Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları ve çelişik duygulu cinsiyetçilik düzeylerinin flört şiddeti ve flört şiddetine yönelik tutumlarına olan etkisini araştırmak ve ilgili değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını saptamaktır. Araştırma örneklemeni 2019-2020 öğretim yılında Haliç Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde eğitimine devam etmekte olan 365 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; ''Flört Şiddeti Tutum Ölçeği (FŞTÖ)'', ''Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TCAÖ)'', ''Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği (ÇDCÖ)'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Araştırmaya göre flört şiddetinin üniversite öğrencileri arasında oldukça yaygın olduğu ve erkeklerin kadın öğrencilere kıyasla flört şiddetini anlamlı düzeyde daha fazla desteklediği bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda flört şiddeti tutumları ile çelişik duygulu cinsiyetçilik (düşmanca cinsiyetçilik ve korumacı cinsiyetçilik) düzeylerinin tüm alt boyutlarının negatif yönlü ve flört şiddeti tutumları ile toplumsal cinsiyet algısının pozitif yönlü anlamlı ilişkili olduğu saptanmıştır. Toplumsal cinsiyet algısının pozitif yönlü ve korumacı cinsiyetçilik alt boyutundan olan heteroseksüel yakınlık puanlarının negatif yönlü olmak üzere flört şiddeti tutum puanlarını yordadığı görülmüştür. Bununla birlikte toplumsal cinsiyet algısı ve çelişik duygulu cinsiyetçiliğin flört şiddeti üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: flört şiddeti, flört şiddetine yönelik tutum, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet algısı, çelişik duygulu cinsiyetçilik
Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet tutumları ve cinsel işlev düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile cinsel işlev düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından incelemesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, yaşları 18-27 arasında değişen 368 üniversite öğrencisine Sosyo-demografik Bilgi Formu, Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum puanların ortalamasının 162,37±19,59 olduğu görülmüştür. Bu sonuç, üniversite öğrencilerinin, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumlara sahip olduklarını göstermektedir. Araştırmada öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının; cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, yaşamın çoğunun geçtiği yer, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmektedir. Katılımcıların cinsel işlev düzeylerinin; cinsiyet, yaş ve eğitim düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür. Araştırmada üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve cinsel işlev düzeyleri arasında düşük düzeyde anlamlı bir korelasyonel ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumlar arttıkça cinsel işlev düzeylerinin yükseldiği görülmektedir. Araştırmanın, bundan sonraki toplumsal cinsiyet ve cinsel işlev üzerine yapılacak çalışmalara kaynak oluşturması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Cinsiyet Rolleri, Cinsellik, Cinsel İşlev
Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları, başa çıkma tutumları, depresyon ve alkol kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları, başa çıkma tutumları, depresyon ve alkol kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ilinde yer alan Haliç Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'nde farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan 18- 28 yaş arası 299 öğrenciden oluşmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyodemografik bilgilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulmuş olan Sosyodemografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Öğrencilerin, fiziksel, cinsel ve duygusal istismar ve ihmal yaşantılarını taramak için Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), stresli durumlara karşı gösterdikleri başa çıkma tutumlarını ölçmek için Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (BÇTDÖ), depresyon düzeylerini belirlemek için Beck Depresyon Ölçeği (BDE) ve alkol kullanımını ve bunun düzeyini saptamak amacıyla Michigan Alkolizm Tarama Testi (MATT) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet değişkeni açısından Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Başa Tutumları Değerlendirme Ölçeği'nden alınan puanlar anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Beck Depresyon Ölçeği ve Michigan Alkolizm Tarama Testi'nden alınan puanlar ise cinsiyet değişkeni açısından anlamlı farklılık göstermektedir. Çocukluk çağı travmalarının, başa çıkma tutumları, depresyon ve alkolizmi anlamlı derecede yordadığı görülmüştür.
Üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisi
Yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin eş seçim tutumları ile kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik ilişkisinin incelenmesi, eş seçimi ile ilişkili değişkenler ortaya konarak çift ilişkilerine dair literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerin eş seçim tutumları, kendilik algısı ve mükemmeliyetçilik düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi de amaçlardan bir diğeridir. Yapılan araştırma ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre ülkemizde 4.538.926 lisans öğrencisi bulunmaktadır. %95 güven seviyesine göre örneklem 385 kişi olarak belirlenmiştir. Verilerin analizi için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Oluşan verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiş, verilerin normal dağıldığı belirlenmiştir. Parametrik Testlerden, Pearson Korelasyon testi, karşılaştırma analizleri için t-testi ve One Way ANOVA testi kullanılmıştır. Ayrıca romantizm ve eş seçimini yordayan değişkenlerin incelenmesinde çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Bu araştırmada cinsiyet, yaş, akademik yıl, gelir durumu, anne-baba tutumu, anne-baba eğitim düzeyi, romantik ilişki durumu ve en uzun ilişki süresine göre ölçek puanlarında farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Beraber Yaşama ve zıt kutuplar ile kendilik algısı arasında negatif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı arasında pozitif yönde; tam güven ve kendilik algısı ile kendine yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; idealleştirme ve kendilik algısı ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde; zıt kutuplar ile başkalarına yönelik mükemmeliyetçilik arasında negatif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Beraber yaşama, yalnız ve tek doğru, aşk yeterli, zıt kutuplar, tam güven ve rest toplam ile başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçilik arasında pozitif yönde düşük şiddette korelasyon vardır. Başkalarınca belirlenen mükemmeliyetçiliğin, romantizm ve eş seçimi üzerinde pozitif yönlü anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.
Cebir öğretiminde model oluşturma etkinliklerinin 8. sınıf öğrencilerinin matematik başarısı ve tutumuna etkisi
Matematik eğitimi programında yer alan "öğrencilerin modelleme yaparak problem çözme, iletişim kurma, akıl yürütme gibi becerilerinin geliştirilmesine yönelik ortamlar hazırlanmalıdır" maddesi dikkate alınarak öğrencilerin günlük hayatla ilişkilendirmesini ve gerçek problem durumları için modellerini oluşturmalarını sağlayan model oluşturma etkinliklerinin kullanılması önem taşımaktadır (Sandalcı, 2013). Bu nedenle araştırma model oluşturma etkinliklerinin 8. sınıf cebir öğretiminde öğrenci başarısına ve tutumuna etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Van ilinin Tuşba ilçesinde bir ortaokulda sekizinci sınıfta öğrenim gören 40 öğrenci oluşturmaktadır ve bu öğrencilerin 20'si deney grubunda 20'si kontrol grubundadır. Deney grubunda matematiksel model oluşturma etkinlikleri kontrol grubunda öğretim programındaki müfredata göre öğrenim yapılmıştır. Bu araştırma, nicel araştırma yaklaşımı benimsenmiş olup ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desene göre düzenlenmiştir. Uygulama öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına uygulanan 20 çoktan seçmeli Matematik Başarı Testi, Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ile ayrıca deney grubu ile yapılan modelleme etkinliklerinden elde edilen rapor ve işlem kağıtlarından veriler toplanmıştır. Verilerin analizinde başarı testi ve tutum ölçeğinin normallik gösterip göstermediğini incelemek için Shapiro Wilk testi uygulanmış, testlerden elde edilen puanlar içinde anlamlılık ifade eden değerlerde bağımlı t testi ve bağımsız t testi gibi parametrik ve parametrik olmayan testler kullanılmış ve SPSS paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol gruplarında Matematik Başarı ortalama puanları başarı düzeyinde artış olduğu ancak gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark çıkmadığı görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin tutumlarına olan etkisi incelendiğinde deney ve kontrol grupları son testlere göre tutumlarında artış sağlanmış gruplar arası anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
Matematik kaygısının nedenleri ve öğretmenin cinsiyetinin bu durum üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın amacı öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumları üzerinde etkili olan faktörlerin ve öğretmenin cinsiyetinin bu durum üzerindeki etkisini belirlemek, özellikle matematik kaygısının oluşum nedenlerini irdelemektir. Araştırmanın evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılı Van ili merkezindeki okullarda öğrenim görmekte olan 75'i (%58.1) kız, 54'ü (%41.9) erkek olmak üzere ilköğretim 6. sınıfa giden toplam 129 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Paket Programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket tekniği kullanılmıştır. Anketin birinci bölümü öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemeye yönelik kişisel bilgi formu iken ikinci bölüm ise matematik dersine yönelik öğrenci tutumlarının belirlenmesinde kullanılan Matematik Tutum Ölçeği'dir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi neticesinde öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarının orta düzeyde olumlu olduğu görülmüştür. Yine yapılan istatistiksel analizler neticesinde öğrencilerin, matematik dersini sevdiğini ifade edenlerin, öğretmenin matematik dersi sunumundan memnun olduğunu ifade edenlerin, matematik dersi notuyla tehdit edilmediğini ifade edenlerin, anne-babası ilçede yaşayanların, kendisi ilçede yaşayanların, anne-babası öğrenciye karşı övücü tutum sergileyen öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumlarının anlamlı şekilde daha olumlu olduğu görülmüştür. Yapmış olduğumuz çalışmada anne-baba eğitim düzeyinin, anne-baba mesleğinin, öğrencilerin kardeş sayısının öğrencilerin matematik dersine yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir farklılığa neden olmadığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenin cinsiyetinin matematik dersine yönelik tutum üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür.