Propaganda
130 theses under this subject heading
1950 seçimlerinde Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısının, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'nin seçim kampanyalarına etkisi
Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nde çok partili siyasal sisteme geçiş denemesi yapılmış ancak bu denemeler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında tüm dünyada zihinsel ve toplumsal açıdan yaşanan değişimler Türkiye'yi de etkilemiş ve çok partili siyasal sistem nihayetinde başarılı olmuştur. Milli Kalkınma Partisi 1945 yılında, Demokrat Parti ise 1946'da kurulmuştur. Çok partili siyasi sistem büyük bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Küresel çapta yaşanan ekonomik krizler ve toplumsal yapıdaki sorunlar iktidar değişimine zemin hazırlamıştır. Türkiye'de çok partili siyasi sistemin başlaması ile birlikte sosyoekonomik yapısındaki değişimler, 1950 yılında Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçim kampanyalarını etkilemiştir.
The Cold War period, propaganda war: "The movie front"
This thesis aims to analyze the ideological and cultural conflict that took place between the United States of America and the Union of Soviet Socialist Republics by focusing on the propaganda activities executed through film and cinema. In a bipolar international system, establishing a cultural and ideological hegemony is a critical element for both survival and winning the hearts and minds of the people. Main categories such as the role of intelligence services, and relationship between propaganda, culture, identity, and decision-making are analyzed with the aim of understanding the initial effect and aim of the political propaganda messages. In each category, definitions, and perspective attached to the respective concepts, and fields are analyzed to establish the connection between them and the cinema.
II. Urban'ın I. haçlı seferi propagandası
Doğuyla Batının çatışmasındaki en büyük savaşlardan biri din adına yapılan I. Haçlı Seferidir. Papa II. Urban tarafından başlatılmış, Katolik din adamları, Keşiş Peter ve diğer gezgin keşişlerin etkileyici vaazlarıyla büyümüş, düşler ve mucizelerle olgunlaşmıştır. İlahi adalet ve kutsal toprakları özgürleştirmek adına binlerce insan, kadın, çocuk, Musevi, Müslüman, Hristiyan katledilmiştir. Vahşet bu kutsanmış aşkınlık halinin bir diğer yüzü şeklinde ortaya çıkmıştır. Dini, psikolojik ve sosyopolitik bir olgu olarak tarihin akışını değiştirmiş ve etkileri aradan geçen uzun asırlara rağmen devam etmiştir. I. Haçlı Seferi'nde ortaçağ dünyasının en büyük propaganda hareketlerinden biri Papa II. Urban tarafından gerçekleştirilmiştir. II. Urban, propagandasında 'Mesih'in askerliği', 'Tanrının seçilmiş halkı' ve 'kutsal toprakları özgürleştirmek' söylemiyle genç, yaşlı, fakir, zengin, köylü, soylu, şövalye, prens toplumun her tabakasından yüz bine yakın insanı binlerce kilometrelik, vahşet ve ölüm dolu uzun bir yolculuğa çıkmaya ikna etmiştir. Bizans İmparatoru I. Aleksios'un Müslüman Türkler'e karşı yardım çağrısı sadece, seferi başlatan kıvılcımdır. II. Urban'ın önderliğinde Doğuya düzenlenecek bu sefer vesilesiyle hem Hristiyan Birliği yeniden sağlanacak, hem de Roma Kilisesi dini ve politik güç kazanacaktır. Papa II. Urban'ın I. Haçlı Seferi fikri kıyametin yaklaştığı, Mesihin gelişinden evvel Hristiyanların savaşla özgürleştirilerek, yeryüzünde Hristiyan egemenliğinin kurulması gerektiği fikrine dayanır. Bu propaganda, Hristiyan eskatolojisi ekseninde yapılmıştır. Bir yanda Eski Ahit peygamberi Musa'ya öykünen Papa, diğer yanda Haçı kuşanarak İsa'ya öykünen Haçlılar, barış adına, Hristiyanların selameti adına şiddeti meşrulaştırmışlardır. Doğu topraklarını elinde tutan Müslüman Arap ve Türkler 'deccal', 'İsa'nın düşmanları' ve 'dinsizler' olarak nitelendirilmişlerdir. I. Haçlı Seferi propagandasında kullanılan temel slogan: Doğudaki Hristiyan kardeşleri dinsizlerin zulmünden kurtarmak; kafirlerin elindeki Kudüs'ü ve kutsal toprakları özgürleştirmektir. Bu ideal uğruna yapılan katliamlar, işkenceler, zulümler, Tanrı adınadır ve hatta Tanrının emridir. Bu çalışmada I. Haçlı Seferi fikrinin oluşumu; Papa II. Urban'ın bu kapsamda yaptığı propaganda çalışmaları ve bu progandanın 15 Temmuz 1099 tarihinde Kudüs'ün Haçlılar tarafından alınışına kadar olan süreçteki etkileri tarihsel bağlamda incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Barış, Haçlı, Mesih, Kudüs, dinsizler.
Siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının seçim afişlerine yansıması: 2002 Türkiye genel seçimlerinde DSP, ANAP, MHP ve AK Parti örnekleri üzerinden bir inceleme
Ortaya çıkışı Antik Yunan'a dek dayanan seçimler, demokratik rejimlerde yöneticileri belirleme ve ülke yönetiminde karar alma bağlamında önemli bir araçtır. Günümüzde artan nüfus ve genişleyen ülke sınırları nedeniyle doğrudan demokrasi uygulaması neredeyse imkânsız bir hal almıştır. Bunun sonucunda temsili demokrasi modeli uygulamasına geçilmesiyle birlikte, halkı temsil görevini üstlenmek amacıyla siyasi partiler ortaya çıkmıştır. Bu siyasi partiler halkın oylarını alarak yönetimde söz sahibi olabilmek adına seçim dönemlerinde bazı propaganda ve seçim çalışmaları yürütmektedirler. Yürütülen bu çalışmalarda çeşitli propaganda ve reklam araçları kullanmaktadırlar. Afiş de bu araçlardan bir tanesidir. Afişler kitle iletişimin bu kadar gelişmediği zamanlardan bu yana kullanılan ve günümüzde de hala en sık tercih edilen araçlar arasındadır. Afişler verilmek istenen mesajın en kısa yoldan sunulmasına katkı sağlamaktadır. Afişlerde kullanılan ifadelerde ya da sembollerde bulundukları dönemin izlerini görmek mümkündür. Tezde bu yaklaşımdan hareketle siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim dönemlerinde siyasi partiler tarafından kullanılan seçim afişlerine yansıması üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ana amacı, siyasi partilerin seçimlerde propaganda aracı olarak kullandığı reklam afişlerinin göstergebilim metodu çerçevesinde incelenmesi suretiyle; Türkiye'de oluşan siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, seçim afişleri hazırlanırken ne derece dikkate alındığı ve afişlerde yer alan sloganlara, görsellere, metinlere ne derece yansıtıldığının analiz edilmesidir. Çalışmada Türkiye örneklemi içerisinde, 2002 Genel Seçimlerine katılan siyasi partilerden Demokratik Sol Parti, Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi olmak üzere üç parti; 2002 Genel Seçimleri öncesindeki koalisyon hükümetini oluşturan siyasi partiler olmaları sebebiyle çalışmada yer alırken; Adalet ve Kalkınma Partisi ise 2002 Genel Seçimlerini kazanan siyasi parti olması sebebiyle çalışmada yer almıştır. Çalışma neticesinde, siyasal, ekonomik ve toplumsal yapının, siyasi partiler tarafından seçim afişleri hazırlanırken dikkate alındığı ve afişlerde kullanılan sloganlarla, görsellerle ve metinlerle önemli derecede bağlantılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Türk siyasal hayatında sosyal medya ve dijital platformların kullanımı: 2002- 2020 dönemi
Sosyal medya ve dijital platformlar bugün hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Basit iletişim, haber alma gibi faaliyetlerden, eğlence amaçlı içeriklerin takibine kadar pek çok amaçla kullanılmakta, gündelik hayatımızın önemli bir kısmını kaplamaktadır. Öyle ki, pandemi ile hemen hemen her alanda hızlanan dijitalleşme neticesinde, sosyal medya ve dijital platformlardan da ziyade, pek çok sosyal, toplumsal aktivite için Metaverse'de buluşacağız. Durum böyle iken, bahse konu araçların ulusal ve uluslararası aktörler tarafından araçsallaştırılması kaçınılmazdır. Özellikle Cambridge Analytica Skandalı ya da son dönemde Rusya-Ukrayna Savaşı gibi örnekler bu yöndeki ihtimallerin ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Bu çerçevede, hem Türk dış politikasında hem de iç siyasette, sosyal medya ve dijital platformların, temel hak ve özgürlükler muhafaza edilerek, toplumun nabzını ölçmek, simetrik iletişim ile toplumun sivil ve siyasi kanadı arasında bağ kurmak, algı yönetimi faaliyetlerine girişmek için kullanılabilir. Bu minvalde, yaklaşık 10 yıldır ülkemizdeki siyasi aktörlerin sosyal medya ve dijital platformlara yönelik ilgisi artmıştır. Örneğin, en son 2019 Yerel Seçimlerinde bahse konu platformların, yeni adayların imaj inşa süreçlerinde olumlu rol oynadığı savunulmaktadır. Ayrıca, teknolojinin neredeyse içine doğan genç kuşakların, kısa vadede siyasi karar alma süreçlerinde etkin hale geleceği de düşünülürse, ilgili platformların Türk siyasetindeki ehemmiyeti artacaktır.
Millî Mücadele Dönemi'nde Amerikan Wilson propagandası
Millî Mücadele, sadece yurdun işgaline karşı Türk Milleti'nin bir araya geldiği silahlı bir direniş hareketi değildir. Çok yönlü bir ulusal ve ulusçu mücadeledir. Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecinden itibaren toprakları üzerinde siyasî, iktisadî ve dinî alanda nüfuzu giderek artan Avrupa devletleri, nitekim I. Dünya Savaşı sonrasında yine bir Yeni Dünya Düzeni'nin sağlanmasında (19. Yüzyılın kongreleriyle beraber anılan Viyana, Paris ve Berlin olarak bilinen üç düzeni) belirleyici olma mücadelesi vermişlerdir. Bu mücadeleyi verirken kendi iç ulusal ve dış uluslararası kamuoyuna uygun politikalar da izlemişlerdir. İç ve dış kamuoyunu kendi tezleri üzerinden yönlendirmek üzere politik propaganda makinesini çalıştırmışlardır. Bu çalışmada I. Dünya Savaşı'nın bloklaşması içinde Müttefik Kuvvetleri'nin safında yerini almış olan ABD'nin Savaş sonrası Osmanlı Topraklarının ve Devleti'nin geleceği konusunda karar verilirken kendi çıkarları, müttefikleri uyuşarak ve uyuşmayarak bu doğrultuda biçimlendirdiği Amerikan propagandasının Türk Millî Mücadele Hareketi'nde nasıl yer bulduğu, Millî Mücadele'nin aklının ve politik, askerî heyetinin, başta önderi olarak Atatürk'ün Amerikan propagandasına karşı izlediği politikalar ve seçilen yöntemler, Türk ve Amerikan tarafındaki aktörler dönemin kitle iletişim araçları tahlil edilerek incelenmiştir. Bu tahlil, Türk ve Amerikan taraflarının hafızalarında karşılıklı olarak toplumların hakkında yerleşik ve eski ile yeni çelişkileri çerçevesinde toplumsal ve kültürel imgenin oluşumu ve varlığında tarihsel süreç üzerine inşa edilmiştir.
Hollywood film örnekleri üzerinden halkla ilişkilerde propaganda ve manipülasyon
Bu çalışma halkla ilişkilerin bir manipülasyon olduğu ve propaganda şeklinde de sinemada sıkça kullanıldığının incelenmesidir. Bu çalışma da ortaya konulmak istenen asıl olarak sinema ve halkla ilişkilerin bağıdır. Sinema da dünya endüstrisinin çoğunu elinde bulunduran, her ülkeye pazarlanarak her ülke seyircisine ulaşan Hollywood sineması temel alınmaktadır. Araştırmada halkla ilişkiler, sinema ve göstergebilim olarak üç farklı disiplinin araştırması yapılmaktadır. Bu çalışmada, incelenen üç filmin temel ortak noktaları; Hollywood yapımı olmaları, konularının dünyanın sonunu işlemesi, felaket filmi olarak adlandırdığımız türde olmalarıdır. Her filmin farklı manipülasyon etkileri olduğu belirlenmiştir. Bu filmler Derin Darbe, Armageddon, Yarından Sonra adlı filmlerdir. Belirlenen filmler gösterge bilimsel çözümleme yöntemine göre çözümlenirken, belirlenen halkla ilişkiler kriterleri göstergelerimizi oluşturmuş ve bu doğrultuda ve düz anlam ve yan anlam boyutlarıyla incelenmiştir.
Political propaganda in Shakespeare's history plays
This dissertation has attempted to understand the political propaganda in the history plays of William Shakespeare and draw connection between the Shakespearean Stage and the mass media of our age in terms of the loss of the real concept of Jean Baudrillard and social psychology techniques such as primacy effect, cognitive dissonance theory and classical conditioning of the modern age. Analysing Macbeth, King John, Richard II and Richard III in the light of new historicism and deconstruction theories has given the chance of crosschecking the findings about the loss of the real through two different methods. Both the outcomes of the new historicist analysis, which demonstrated the distortions of the historical events from the windows of the Renaissance authors like Raphael Holinshed, Edward Hall, Richard Grafton and George Buchanan, and the outcomes of the deconstruction which revealed the binary oppositions causing violent hierarchies for the favour of the monarchy have indicated the fact that Shakespeare distorted historical realities in his history plays. Both the loss of the real as the outcome of the new historicist and deconstructive analyses, and Shakespeare's quality in using social psychology techniques such as classical conditioning, primacy effect or cognitive dissonance theory have enabled this dissertation to reinterpret Shakespeare from a different perspective. William Shakespeare, probably the greatest playwright of all times, always allows us to restudy and reinterpret his plays in the light different methods and techniques. As long as human being advances in time, science and technology, his plays allow us to reinterpret them from different perspectives. Therefore, it is possible to maintain that Shakespeare is never out of date and will always attract the attention of the researchers. Keywords: Elizabeth theatre, William Shakespeare, Jean Baudrillard, Jacques Derrida, deconstruction, new historicism, social psychology, simulacra and simulation
Türkiye'de genel ve yerel seçimler arasındaki ilişki (2002-2015 dönemi)
Bu çalışmada ilk olarak Türkiye'deki idari teşkilatın nasıl örgütlendiği üzerinde durulmuş sonrasında, merkezi ve yerel idare yapıları kısaca açıklanmaya çalışılmış ve bu idari yapıların seçimle oluşturulan organları, tarihsel bir süreç izlenerek anlatılmıştır. Ayrıca bu idari teşkilat içinde kamu hizmetini sunacak kişilerin ve yönetim organlarının belirlenmesinde son derece etkili olan seçimlerin dünyadaki ve ülkemizdeki, tarihi arka planına değinilmiş ve seçimlerin demokrasi ile olan ilişkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de 2002-2015 yılları arasında yapılan genel ve yerel seçimler, siyasal partilerin propaganda faaliyetleri, 2002, 2007, 2011, 2015 milletvekili genel seçimleri ile 2004, 2009, 2014 yerel seçimleri incelenerek araştırılmıştır. Bu araştırmada 2002-2015 döneminde yaşanan gelişmeler özetlenmiş; ve bu dönemde yapılan genel ve yerel seçimler, sırasıyla seçim öncesi ve sonrası siyasal durum, partilerin kampanya dönemlerinde yapılan propaganda çalışmaları ve seçim sonuçları incelenerek ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada genel ve yerel seçimler arasındaki etkileşim, seçmenin oy tercihi üzerinden belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Genel Seçimler, Yerel Seçimler, Seçmenler, Siyasal Partiler
İkinci Dünya Savaşı Rus propagandası
Sovyetler Birliği 1922'de birçok ülkenin işgalinden sonra kurulduğu zamanlarda kendisini işçi partisi gibi göstermeye çalışmış ve bunun sürekli propagandasını yürütmüştür.100 bin pamuk toplandığı halde 400 bin gibi bilançolar yazılmış ve insanlara farklı bilgi verilmiştir. Kendi ülkelerinin bağımsızlığının yeniden kazanılmasına çalışan ve sözde sosyalist devleti kurduğunu belirten rejime karşı çıkanlar ya idam edilmiş ya da Sibirya'ya sürgüne gönderilmişlerdir. 1922'de Genova Konferansı ile kendisine büyük miktarda para tazminatı isteyen SSCB dış politikasında da kendi tavrını ortaya koymuştur. Savaş zamanı tüm Sovyet halkına işgalci hareketlerine siyah propaganda ile hak kazandırmıştır. 1939'da imzalanan Ribentrov Molotov paktına güvenen SSCB 22 Haziran 1941 tarihinde Büyük Vatan Savaşına hiç beklenmedik halde yakalandı. SSCB'nin nerdeyse her köşesinde işçilik propagandası herkesi çalışmaya ve bununla da vatana hizmet etmesi için yönlendiriyordu. İşçileri müdür ve memurlardan üstün tutmağa çalışıyordu. 1922'de Qlavlit devlet teşkilatı kuruluyor ve tüm medya dâhil her şeye kendi çıkarlarına uygun sansür koyma yetkisini alıyor. SSCB'de devlet politikası olarak 1933-1939 yıllarında faşizme karşı propaganda yapılmış,1939-1941 yıllarında ise faşizme karşı hiçbir propaganda yürütülmemiş ve 1941 yılında ise yeniden faşizme karşı propagandaya başlamıştır. Propaganda teknikleri özellikle gazeteler ve afişler aracılığı ile yürütülmekte, radyo ve televizyon araçları ile bu süreç devam etmiştir. Anahtar Kelimeler: Propaganda, SSCB-Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı, Afişler
Medyanın siyaset üzerindeki rolü: 12 Eylül ve 15 Temmuz karşılaştırması
Egemen güçler, siyasi yapılar ve liderler çok sayıda insana aynı anda ulaşabilmek adına radyo, televizyon ve gazeteler gibi kitle iletişim araçlarını kullanmaktadır. Medya bu anlamda kitlelerin algılarının şekillenmesinde en önemli rolü oynamaktadır. Egemen güçler gelişen imkanlarla birlikte insanlara daha kolay ulaşabilir, fikirlerini insanlara daha kolay iletebilir ve medyayı kendi amaçları doğrultusunda yönlendirebilir hale getirmiştir. Kitle iletişim araçları geçmişten bugüne reklam, propaganda ve siyasal iletişim aracı olarak işlev görmüştür. Türkiye'de 12 Eylül Askeri Darbesi ve 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında ve onu takip eden diğer günlerde gazeteler dahil tüm iletişim araçları ile bir algı yönetim süreci yaşanmıştır. Toplumsal psikolojiyi derinden etkileyen olaylarda medya araçlarının yüklendiği rol çok ağırdır ve insanların olaylara bakış açısını şekillendirmektedir. Bu çalışmada, "Hürriyet gazetesinin farklı dönemlerde ortak bir toplumsal olay olan darbe girişimi karşısında yaklaşım ve söylem farklılıkları var mı?'' sorusu, ilgili dönemlere dair incelenen vitrin sayfa haberleri ile cevaplanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda iki ayrı dönemde Hürriyet gazetesinin olayları takip eden 15 gün içerisindeki vitrin sayfa haberleri biçimsel ve içeriksel olarak incelenmiş, analiz edilen toplam 188 haber, aradaki farklılık ve aynılıklara göre sayma ve tanımlama yöntemiyle tablolaştırılmıştır.
Savaş propaganda afişlerinde renk ve slogan kullanımı
Bir haberi veya olayı sosyal, siyasal, ekonomik, sanatsal ve kültürel açıdan topluma duyurmak amacıyla hazırlanan afişler I.Dünya Savaşı ile beraber tarihi etkileyebilen bir unsur haline gelmiştir.Savaş dönemlerinde savaşın nedenleri, halkın durumu, düşman stratejileri gibi konularda hedef kitleye ışık tutmuştur. Afişin akıcılığını sağlayan renkler aracılığıyla çok eski çağlardan itibaren simgesel iletişim kurulmuştur. İlk insanlardan bu yana çeşitlilik kazanan renklere farklı coğrafyalar ve farklı kültürler değişik anlamlar vermişlerdir. Propagandalar kimi zaman reklam kimi zaman siyaset olgusuyla ilişkilendirilmiştir. Afişler propaganda sürecinde çok önemli bir etkiye sahiptir. I. ve II.Dünya Savaşları'nda da bu yöntem sıkça kullanılmıştır. Propagandanın afiş yönetimi ile tesirli bir silaha dönüşmesi ve bunun farklı dil, ırk ve farklı kültürel geçmişi olan kişilere sunulması afişin aynı zamanda farklı kültürlere seslenebilme yeteneğini gösterir. Bundan dolayı da afişlerde esas sembolik öğeler tercih edilmiştir. Yapmış olduğumuz çalışmada bir propaganda aracı olan afişlerin kurgulanması esnasında kullanılan renk ve sloganlar incelenmeye çalışılmıştır. Bu süreçte kaynak olarak savaş propagandası üzerine yazılan kitaplar ve süreli yayınlar incelenmiş farklı internet kaynaklarından o döneme ait savaş propagandası afişlerine ulaşılmış ve afişler renk ve sloganları açısından analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Afiş, Afişte Renk, Afişte Slogan, Propaganda
Birinci Dünya Savaşı propaganda afişlerinin grafik tasarım öğe ve ilkeleri bakımından incelenmesi
Bir iletişim yöntemi olarak afiş, geçmişten günümüze grafik tasarımın en dinamik ve etkili ürünlerinden biri olmuştur. Özellikle de Birinci Dünya Savaşı'nda sesli ve görüntülü yayın araçlarının henüz yaygınlaşmamasından ötürü, kitlelere çağrıda bulunmak ve harekete geçirmek amacıyla bir propaganda malzemesi olarak afişin oldukça yaygın kullanımı görülmüştür. Bir sanat dalı olarak grafik tasarımınım bu dönemdeki gayesi sanat olmamasına rağmen, etkileyici bir iletişim kurmak amacıyla sanatsal ifade biçimlerinden yararlanılmıştır. Böylelikle afiş, devletlerin propaganda gereksinimini karşılamış ve insanlar üzerindeki etkiye araç olmuştur. Bu araştırmada Birinci Dünya Savaşı'ndaki afişlerin grafik sanatları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde iletişim kavramı incelenmiş, devamındaki ikinci bölümde grafik tasarımının kavramsal ifadesine yer verilerek grafik tasarımın iletişimdeki yerini anlamamız amaçlanmıştır. Üçüncü bölümde bir grafik tasarım ürünü olarak afiş kavramı, dördüncü bölümde ise propaganda kavramları ve propagandanın tarihin gidişatındaki etkilerinden bahsedilerek, buradan hareketle beşinci bölümde afişin bir iletişim ve akabinde bir propaganda ürünü olarak grafik tasarımdan nasıl beslendiğine yer verilerek propaganda afişlerinin kitleleri etkileme yöntemlerine değinilmiştir. Bu incelemeler ışığında, araştırmada Birinci Dünya Savaşı Propagandalarında yaygın olarak kullanılan afişler, grafik tasarım yönüyle ele alınarak savaşın gidişatındaki rolüne ve sonucuna olan etkileri ortaya konmuştur. Böylelikle araştırmanın kavramsal sonucunda, grafik tasarımının ve tasarımcının propagandayı iletmede ne denli güçlü bir yöntem olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Birinci Dünya Savaşı, grafik tasarımı, propaganda, afiş.
Görsel iletişimde grafik tasarımcının hedef kitle üzerindeki etkisi
Görsel iletişimde hedef kitle ile ilgili; kültürel bilgi, pazar analizi, hedef kitlenin bilgi seviyesi gibi her tür veri, tasarımcı için önem taşır. Tasarımcı hedef kitlesini ne kadar iyi tanırsa, kitle üzerindeki etkiside o denli artar. Reklamverenlerin, ürettiklerini satmak ve hedef kitleye daha çok tükettirmek amacıyla ayırdıkları yıllık reklam bütçeleri milyar dolarları geçmektedir. Küresel sermaye, amaçları doğrultusunda ulus devletlerini zayıflatarak ülkelerde kültür yozlaşmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda gelişmiş ülkeleri listesinde geriye atıp, önceliğine az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri almaktadır. Bu ülkeleri borçlandırıp kendine bağımlı hale getirdikten sonra istediklerini dikte ettirerek yeni pazarlar elde etmektedir. Elde ettikleri pazarlara girdiklerinde, hedef kitlenin farkındalığını en aza indirmek için önce o ülkenin yazılı ve görsel medyasını yerli işbirlikçileri vasıtasıyla satın alır. Satın alınmayanlar ise gelirlerinin büyük bir kısmını küresel sermaye yoluyla sağlamaktadır. Burada bir kısır döngü ortaya çıkar. Medya hedef kitleye iletmesi gereken gerçekleri görmezden gelmezse, gelir kaynağından olacaktır. Sağlıksız bir ürünün sağlıksız olduğunu söyleyecek medyanın, reklamvereni yine o sağlıksız ürünün sahibi olan firmadır. Bu kısır döngüden en büyük zararı hedef kitle görmektedir. Hayvanlar, bitkiler kısacası doğa bununla birlikte kültür ve birçok kavram da bu zararın etkisi altındadır. Medyada bilinçli bir şekilde bir kanalda fazla kilolardan kurtulmanın yolları aranırken diğer taraftan bir yağ firmasının sponsor olduğu kilo aldıran yemeklerin yapıldığı yemek programları karşımıza çıkabilmektedir. Grafik tasarımın buradaki görevi hedef kitlenin bunları fark etmemesi için tasarımlar yapmaktır; doğaya zarar veren bir şirkete yapılan çevre dostu logo ve kurumsal kimlik ile dikkat çekmeden ve sempati uyandırarak, çevreye zarar vermesini devam ettirebilir.
Stratejik politik pazarlama, Y kuşağına yönelik politik pazarlama stratejlerinin geliştirilmesi
Demokratik yönetim ve devlet yaşam tarzının ayrılmaz unsuru olan siyasal partilerin programlarının seçimler öncesi hedef seçmen kitlesine belli strateji ve politikalarla anlatımı ve desteğinin alınması giderek önem kazanmaktadır. Kitle partilerinin genelde kemikleşmiş ideolojik seçmen kitlesi dışında kararsız ve partilerin seçim öncesi uyguladığı seçim propagandası ve çevresel faktörlerin (ekonomik, milli vb.) etkisi ile oy verecek olan seçmen kitlesinin oyunu kazanma aşamasında politik pazarlama araç ve stratejileri belirleyici olmaktadır. Bu seçmen kitlesi gün geçtikçe artmakta ve partilerin hedef seçmen kitlesi olarak gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Dışa açılmış ve çevresel etkilerin giderek arttığı seksenli yıllar ve sonrasında Türkiye'de de siyasi partiler kamuoyu araştırmaları ile seçmen özellikleri ve grupları ile ilgili anketler ile güçlü ve eksik taraflarının tespiti ve uygulanacak seçmen davranışlarını yönlendirebilecek etkileyici propaganda araçları ile desteklenmiş bir seçim stratejisi ile başarıya ulaşma konusunda uzman şirketler ile çalışmaya başlamışlardır. Bu başarının seçim sonrası da bir sonraki seçimlerde kitlenin konsolide edilerek güçlü bir şekilde desteğinin alınması içinde devamı gerekmektedir. Seçmenin öncelik ve ağırlıkları değişeceğinden bu tür araştırma ve uygulamaların düzenlilik arz etmesi başarının lider dışındaki en önemli aracı olduğu kanaatindeyim. Bu tezin amacı politik çerçevenin tanımlanması ve hangi tür araçlar ile seçmen kararını parti lehine çevirme ve kazanma yollarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda kitle iletişim yolları ve teknikleri önem arz etmektedir.
Bauhaus ekolünün ikinci dünya savaşında, savaş propaganda afişlerine etkisi
19. yüzyılın sonları 20. yüzyılın başlarında, sanayi devriminin getirdiği köklü yenilikler sonucunda; kültür, sanat, eğitim alanlarında birtakım hareketlenmeler meydana gelmiştir. Üretim sistemlerinin hiyerarşik bir yapı göstermesiyle, geleneksel üretim biçiminden kapitalist üretim biçimine geçişte el sanatları değerini yitirmiştir. Kapitalist üretim araçları mümkün olduğu kadar işçinin emeğini emebilecek faktör haline gelmektedir. Aynı zamanda kapitalist sistem toplumun parçalanmasına ve kolektif yapının bozulmasına sebebiyet vermiştir. Bu nedenler sonucunda birtakım tartışmalar meydana gelmiştir. Tartışmaların başlandığı ülke İngiltere olup daha sonrasında Almanya odaklı çözümler aranmıştır.
Oltos'un vazolarında propaganda kavramı ve çağdaş uygulamalar
"Oltos'un Vazolarında Propaganda Kavramı ve Çağdaş Uygulamalar" başlıklı tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde propagandanın tanımı, tarihçesi, taktik ve strateji teknikleri, çeşitleri ve reklam, sanat, seramik, politika ve sosyal psikoloji ile ilişkisi irdelenmiştir. İkinci bölümde Antik Yunan, Yunan Mitolojisi, Antik Yunan Sanatı ve Antik Yunan seramik sanatı genel olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Oltos'a atfedilen 10 vazo belirlenmiş ve vazo üzerindeki betimler incelenmiştir. Tezin son bölümde araştırmalar kapsamında elde edilen veriler yapılan gözlemler ve incelemeler doğrultusunda Yunan kap tiplerinden ve Oltos'un vazo betimlemelerinden esinlenilerek özgün form ve dekorlar tasarlanmıştır. Elle şekillendirme ve kalıp ile şekillendirme teknikleri kullanılarak bu tasarımlar üretilmiştir. Üretilen özgün formların üzerine serigrafi baskı tekniği ve sır altı dekor tekniği uygulanmıştır. Tezin sonuç kısmında, araştırma kapsamında elde edilen bilgiler değerlendirilerek sonuçları irdelenmiştir. Anahtar kelimeler: Antik Yunan, Arkaik Dönem, Oltos, Propaganda, Seramik
Ortaokul öğrencilerine propaganda teknikleri öğretimi
Bir kavram olarak ortaya çıkışı 1622 yılına dayandırılsa da propagandanın toplumsal yaşamla birlikte ortaya çıktığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalara göre İlk Çağ devletlerinde bile propaganda unsurlarına rastlamak mümkündür. Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren bilimsel bir anlam kazanan propaganda çok çeşitli amaçlarla günümüze kadar kullanılagelmiştir. Geçirmiş olduğu tarihî serüven içinde hep kötü anlamlarda kullanılmış olan propaganda günümüzde daha çok tek yönlü bir iletişim anlamında kullanılmaktadır. Siyasetten ekonomiye, askerî alandan eğitime, sinemadan ticarete çoğu alanda kullanılan propagandanın iyi veya kötü olmasından ziyade sorgulanması, fark edilmesi hatta zeki insanlarca olumlu amaçlarla kullanılması önemli bir husustur. Bunun için Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda (2019) vurgulandığı gibi bilgiyi araştıran, keşfeden, yorumlayabilen, zihinde yapılandırabilen, bilgiye erişebilen, bilgiyi düzenleyebilen, sorgulayabilen, kullanabilen ve bilgi üretebilen, eleştirel bakış açısına sahip bireylerin yetiştirilmesi gereklidir. Bu özelliklere sahip bireylerin, bilginin farklı amaçlarla kullanımının farkında olması önemlidir. Bu amaçla bu çalışmada propaganda teknikleri öğretimi aracılığıyla ortaokul öğrencilerinin propaganda farkındalığını artırmaya yönelik etkinlikler uygulanmıştır. Çalışmada öncelikle ikna edici iletişimin alana ve amaca göre farklı özellikler göstermesine yönelik öğretim etkinlikleri uygulanmış daha sonra Propaganda Analiz Enstitüsü tarafından bilinmesi önerilen olumsuz niteleme, parlak genellemeler, transfer, referans, halk adamı, kart yığma ve tren tekniği adı verilen yedi temel propaganda tekniğinin öğretimi yapılmıştır. Çalışmanın yöntemi en az bir nitel, bir nicel araştırmanın kullanılabildiği karma araştırma modelidir. Örneklemi, belirli özellikleri ve ölçütleri karşılayan amaçlı örneklem yönteminin sıra dışı özellikler içermeyen ortalama bir durumun seçilmesini gerektiren tipik durum örneklemesidir. Çalışma Türkiye'de bir il merkezindeki devlet okulunda 2020-2021 yılında 7. sınıfta eğitim-öğretim gören çalışmalara gönüllü olarak katılmış on dört öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ön test, son test olarak uzman görüşleri doğrultusunda NPEC'nin eleştirel düşünme ölçütleri ile propaganda teknikleri ilişkilendirmesi sonucu tespit edilen kazanımlara uygun olarak hazırlanan Propaganda Teknikleri Öğretimi Kazanım Sınavı uygulanmıştır. Propaganda Teknikleri Öğretimi Kazanım Sınavı uygulamasından bir hafta sonra uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan propaganda teknikleri öğretim etkinlikleri uygulanmaya başlanmıştır. Etkinliklerde kapalı uçlu çalışmalar araştırmacı tarafından, açık uçlu çalışmalar araştırmacı dışında iki öğretmen tarafından puanlanarak öğrencilerin her bir etkinlikteki puanları iki öğretmenin puanlamalarının ortalaması alınarak hesaplanmıştır. Puanlayıcılar arası uyum güvenilirliği Kripperdoff Alfa testi ile hesaplanmıştır. Öğrencilerin propaganda teknikleri öğretimi öncesi hazırbulunuşluk düzeyleri, öğretim sürecindeki öğrenme düzeyleri ve öğretim süreci sonundaki öğrenim düzeyleri karşılaştırılarak nicel veriler oluşturulmuştur. Nicel verilerin analizi ile elde edilen sonuçların öğrenci, öğretmen ve veli görüşmelerince desteklenip desteklenmediği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak propaganda tekniklerinin öğretimi ile öğrencilerin NPEC eleştirel düşünme ölçütlerinin ilişkili kazanımlarını edinebildikleri, propaganda konusunda farkındalık edindikleri söylenebilir.
Erken cumhuriyet dönemi ulus inşa sürecinde kullanılan propaganda yöntem ve uygulamaları
Fransız devrimi ve Sanayi devrimi sonrasında yaşanan gelişmeler Batılı ülkelerin modernleşmesi ve ulus olmaları gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de ulus devlet inşa sürecini çok geçmeden başlatmıştır. Bu çalışma, ulus inşa sürecinin başarılı olabilmesi adına erken Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde kullanılan propaganda uygulamalarını ve bu uygulamaların sonuçlarını ele almaktadır. Türkiye, yeni kurulmuş bir devlet olarak ulus-inşa sürecinin başarılı olması adına önemli politikalar geliştirmiş ve bu politikaları ciddi bir şekilde uygulamıştır. Bunun temel sebebi ise kabul edilen yeni rejimin, çok uluslu bir yapı olan İmparatorluktan doğması ve özellikle "Türk Ulusu" kavramı çerçevesinde tek-ulus yaratma amacında olmasıdır. Bu nedenle ulus devletin inşa sürecinin başarılı bir şekilde amacına ulaşması adına birçok yöntem ve teknik kullanılmıştır. Bunların başında ise propaganda faaliyetleri gelmektedir. Dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarının yanında tiyatro, sinema ve ders kitapları, sloganlar, marşlar vb. araçlar da kullanılarak güçlü bir ulus inşa edilme amacı güdülmüştür. Bu araştırmanın temel sorusu, bu dönem içerisinde kullanılan propagandaların ne şekilde ve hangi araçlarla gerçekleştirilmiş olduğunu tespit etmektir. Neslin bir kısmının, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıkları devam ederken bir kısmının da yeni devrimlere tepki duyan kişiler olması söz konusu olmuştur. Dolayısıyla hangi tür propaganda araçlarının nasıl kullanılmış oldukları bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.
Güvenlikleştirme teorisinde propaganda: ABD'nin 2003 Irak savaşı örneği
Bu çalışma, güvenlikleştirme teorisinde propagandanın rolünü, Amerika Birleşik Devletleri'nin 11 Eylül 2001 Saldırıları sonrasında Irak'ı güvenlikleştirme işlemi üzerinden incelemektedir. Literatürde Amerika'nın Irak'ı güvenlikleştirmesi ve 2003 Irak Savaşı'na giden süreçteki propaganda kullanımına dair çalışmalar bulunmasına karşın, propaganda kullanımının güvenlikleştirme üzerindeki etkisine odaklanan çalışmalar konusunda eksiklik mevcuttur. Bu çalışmanın amacı, propagandanın; güvenlikleştirme işleminin başarısına olan etkisini analiz etmektir. Araştırma kalitatif modelde gerçekleştirilecektir. Güvenlikleştirme işleminin en önemli adımlarından birisi, kitlelerin varoluşsal bir tehdidin mevcudiyetine ve acil bir istisnai müdahalenin gerekliliğine ikna edilmesidir. Bu bağlamda propaganda, hedef kitlelerin duygu, tutum ve davranışlarının şekillendirilmesini içeren bir kavram olarak güvenlikleştirme işleminin kritik bir değişkenidir. Araştırmanın bulgularına göre Irak'ı güvenlikleştirme işlemi genel anlamda başarıyla sonuçlansa da farklı kitleler bağlamında analiz edildiğinde sonucun değiştiği görülmektedir. Bu çalışma; propagandanın, güvenlikleştirme işleminin başarısında belirleyici bir rol oynadığını iddia etmektedir.
Depiction of the enemy: Ottoman propaganda books in the Balkan Wars of 1912-1913
The loss of the Rumelia in the Balkan Wars was perceived as a catastrophe by the Ottomans. Thousands of people lost their homelands and immigrated to Anatolia after overwhelming military defeat. Various actions such as public meetings, demonstrations and publications were taken in order to mobilize society and recruit volunteers against the Balkan states. In this thesis, my aim is to focus on the books which were published during the Balkan Wars. During and just after the Balkan Wars, numerous books were published in different categories, such as books writtenby Ottoman and German officers in the Ottoman army and by observers including free-lance writers, about the reasons of military defeats. Another category of published books was composed of the impressions of journalists from various countries about the home front. The third category, with which I deal in this thesis, was the so-called propaganda books that showed the "cruelties" and "atrocities" of the Balkan states, particularly Bulgaria. Three of these books are titled as follows: Âlâm-i İslâm: Bulgar Vahşetleri (Sorrows of Islam: Bulgarian Cruelties), edited and published in 1912; Âlâm-i İslam: Rumeli Mezalimi ve Bulgar Vahşetleri (Sorrows of Islam: Atrocities in Rumelia and Bulgarian Cruelties), edited and published in 1913; and Kırmızı Siyah Kitâb, 1328 Fecâyii (The Red Black Book, the Disasters of 1328), edited and published in 1913 by Ahmed Cevad (later on Ahmed Cevad Emre). These books emphasized the theme of "revenge" in order to mobilize the Muslim Ottomans. Through the photographs and drawings in the books, it was possible to reach illiterates as well. Moreover, these pictures depicted an image of the "savage enemy",or example, Bulgarians who burned down mosques or Serbs and Montenegrins who harassed innocent women and children. The fact that these books were printed only once and were never published again after the Balkan Wars shows that they were used as tools of propaganda.
Atatürk şiirleri ve Atatürk şiirleri antolojileri: Tür, içerik, imgelem
Mehmet Emin Yurdakul'un 1915'te kaleme aldığı "Ordunun Destanı"ndan günümüze, tam olarak 100 yıldır, Atatürk şiirleri yazılmaktadır. Bu süre boyunca binlerce şiir yazılmış, onlarca antoloji derlenmiştir. Bu tez, Atatürk şiirleri antolojileri aracılığıyla Atatürk şiirlerini tür, içerik ve imgelem özelliklerine odaklanarak inceler. Bu şiirler ve bu alan hakkında akla gelebilecek ilk soruları cevaplamaya çalışır. Atatürk şiirlerinin nasıl ortaya çıktığını, neyi anlattığını, ne zaman yayımlandığını, zamanla neden değiştiğini ve nasıl alımlandığını açıklamak amacıyla şiirlerin tarihsel gelişiminin izini sürer. Bunlarla beraber, Atatürk şiirlerinin belirli konular etrafında ve yaygın türsel özelliklerle yazıldıklarını ileri sürerek bu alanda daha önce yapılmış çalışmalardan farklı bir şiir dönemselleştirmesi ve içerik tasnifi önerir. Bu tez ayrıca, Atatürk şiirlerinin, Kemalist ideolojiyle yazıldığını ya da yazılması için teşvik edildiğini, şiirler ve şiirler hakkında yazılmış ikincil metinler üzerinde düşünerek sorgular. Atatürk şiirlerinin, resmî ideolojinin izleksel sınırlarında üretildiğini, propaganda amacı yüklendiğini ve zamanla yerleşen kalıplarla bir alt tür haline gelerek yazıldığını iddia eder.
Tek parti döneminde siyasi propaganda (1931- 1946)
This dissertation is about the political propaganda activities of the Turkish state during the Single-Party Regime. The purpose of this study is to draw the wide picture of the perception and organization of propa-ganda during early Republican period, including all elements that could be researched under the title of "the single party" and "propaganda". This dissertation categorizes propaganda conducted by the single party between 1931 and 1946 in two, as "Revolution Propaganda" and "War Era Propaganda" and examines the content of domestic and foreign propaganda, its reference points, its mediums and channels in both periods. In 1931 after all opposition was quieted and with the concentrated activities in organization a new era had started; institutions and me-diums of propaganda were further established in this period. However, the Second World War has been a game changer, thus the discourse of propaganda changed as well. While "Revolution Propaganda" was mainly based on Six Arrows, "War Era Propaganda" exploited features of patriotism and nationalism. In both periods, Matbuat Umum Müdürlüğü (Directorate General of the Press), one of the first institutions of the history of Republic was the official state institution responsible of prop-aganda. Propaganda through cinema, one of the most important medi-ums of propaganda of the period, has been evaluated as a microcosmos where colorful examples of the relation between the state and its partners and state's discourse can be seen.
İngiliz Ermenistan komitesi ve savaş-istihabarat-propaganda kıskacında Ermeni meselesi (1913-1913)
Büyük Avrupalı devletler 1878 Berlin Kongresi'nde Ermeni meselesinin uluslararası bir sorun olarak gündeme taşınmasını sağlamışlardır. Bu konuda öncülük eden İngiltere, Osmanlı Devleti'ni koruma ve denge politikasını terk ederek ilgisini Osmanlı'nın Hristiyan unsurlarına yöneltmiştir. İngiltere'nin söz konusu tavrının değişmesinde çeşitli iç ve dış nedenler olmakla birlikte, Liberal Parti milletvekili İngiltere eski başbakanlarından William Ewart Gladstone' un politikalarının etkisi büyüktür. Siyasi kariyerinin bir aracı olarak başlattığı Hristiyan birliği çerçevesindeki Türk karşıtı politika, süreç içerisinde İngilltere'nin yerleşik politikası haline gelmiştir. Söz konusu politika gereği barbar ve kıyımcı gibi sıfatlarla nitelendirilen Türklerin Avrupa'dan tasfiyesi için gerekli çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmaların bir parçası olarak 1903'de Noel Buxton, James Bryce, Aneurin Williams ve Aubrey Herbert gibi Gladstone ekolünden gelme Liberal Parti Milletvekilleri Balkanlarda oluşan karışıklıkları gerekçe göstererek Balkan Komitesi'ni kurmuşlardır. 1903'den 1913' e kadar aktif olarak çalışan komite, Balkanların Osmanlı Devleti'nden tamamen kopuşunu simgeleyen Balkan Savaşları'nın akabinde misyonunu tamamlamıştır. Balkanlar'daki vazifesini tamamlamasının ardından dönüşüme uğrayan komite, bu kez dikkatini Osmanlı Devleti'nin bir başka Hristiyan unsuru olan Ermenilere çevirerek, aynı kadro ve hedeflerle 1913'de teşekkülü sağlanan İngiliz Ermenistan Komitesi bünyesinde çalışmıştır. 1923'e kadar aktif faaliyetler yürüten komite özellikle Ermeni meselesinin üst noktaya ulaştığı I. Dünya Savaşı sürecinde İngiliz istihbarat servisinin bir alt organizasyonu olarak çalışmış ve İngiltere'nin Ermeni siyaseti üzerinde belirleyici rol oynamıştır. İngiliz Hükümeti'nin desteği ve bilgisi dahlinde kurulan İngiliz Ermenistan Komitesi, on yıllık süreç içerisindeki faaliyetleri kapsamında genel olarak İngiliz Devlet politikaları ile uyumlu hareket etmiştir. I. Dünya Savaşı'nda ve Milli Mücadele döneminde Ermenileri en üst perdeden savunan komite, Milli Mücadele'nin Türklerin galibiyetiyle tamamlanması, Lozan Anlaşması ve yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulması gibi gelişmelerle etkisini yitirerek 1924'de kendi kendini feshetmek durumunda kalmıştır.