Radiometry
117 theses under this subject heading
Yoğunluk ayarlı radyoterapi ve volümetrik ayarlı ark terapi tekniği ile yapılış prostat, mide ve rektum kanseri tedavi planlarının mapcheck2 ve portal dozimetre yöntemleriyle karşılaştırılması
Çalışmada amaç, Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (IMRT) ve Volümetrik Ayarlı Ark Terapi (VMAT) tekniği kullanılarak tedavi edilen 3 farklı kanser grubu için planlanan doz dağılımlarının, MapCheck2 ve Elektronik Portal Dozimetre Cihazı (EPID) kullanılarak doğrulanması ve bu ekipmanların uygulanabilirlik açısından birbirleriyle karşılaştırılmasıdır. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği'nde tedavi edilen 40 prostat, 40 mide ve 40 rektum kanseri hastasının konturlama bilgisayarına aktarılan bilgisayarlı tomografi (BT) görüntüleri üzerinden hedef hacim ve riskli organlar belirlenmiştir. Eclipse Tedavi Planlama Sistemi'ne (TPS) aktarılarak her grup hastalık için IMRT ve VMAT planları klinik protokollere uygun olarak yapılmıştır. Yapılan planların dozimetrik doğruluğu için IMRT ve VMAT planlarının verifikasyon planların oluşturulmuştur. Verifikasyon planları Varian Trilogy cihazında EPID ve MapCheck2 dozimetrik doğrulama sistemleri kullanılarak ışınlanmıştır. Dozimetrik doğrulama işlemi Gamma Analizi yöntemi kullanılarak, doz farkı (DD) %3 ve doz mesafe uyumu (DTA) 3 mm kriterleri kabul edilerek yapılmıştır. Yapılan ölçümler sonucunda 120 IMRT planları içim yapılan TPS-MapCheck2 karşılaştırılmasında ortalama başarı değeri 98.45±1.12, TPS-EPID karşılaştırmasında 96.36±2.99 bulunmuştur. 120 VMAT planında yapılan TPS-MapCheck2 karşılaştırılmasında ortalama başarı değer 99.32±1.01, TPS-EPID için 97.21±2.92 bulunmuştur. Tedavi grupları ve tedavi yöntemleri arasında da karşılaştırmalar yapılmıştır. Sonuç olarak, MapCheck2 cihazında okunan değerlerin TPS ile uyumu EPID'e göre daha yüksek başarı ve daha düşük sapma değerleri verse de iki cihaz sonuçların TPS ile uyumlu ve kabul sınırları içerisinde olduğu saptanmıştır.
Özefagus ca., serviks ca.ve glioblastome multiforme (GBM) tanılı hastaların tedavisinde kullanılan volümetrik ayarlı arc terapi (VMAT), yoğunluk ayarlı radyoterapi (IRMT) ve 3 boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) tedavi tekniklerinin karşılaştırılmalı değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında özefagus kanseri tanısı konan 20 hastanın; pelvis kanseri tanısı konan 20 hastanın ve beyin yerleşimli tümörü olan Glioblastome Multiforme (GBM) 20 hastanın VMAT, IMRT ve üç boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) teknikleri ile planları yapılarak; elde edilen sonuçların kritik organlar açısından farklı tedavi tekniklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Hedef hacim için tanımlanan dozun %100'ü hedef hacmin %95'ini alacak şekilde planlamalar yapılmıştır. Her bir teknik için bilgisayarlı tomografi (BT) kesitleri incelenerek hedef hacimde soğuk veya sıcak alanlar oluşmamasına özen gösterilmiş ve elde edilen doz-volüm histogramları (DVH) değerlendirilmiştir. Böylece kritik organların aldığı dozlar karşılaştırılmıştır. Özefagus Ca hastalarında yakın kritik organlardan akciğer, kalp, spinal korda bakılmış ve IMRT tekniğinin düşük doz bölgelerinde üstünlüğü diğer kritik organ değerlendirilmesinde VMAT tekniğinin üstün oluğu görülmüştür. Serviks Ca tanılı hastalarda rektum, mesane ve bağırsak dozlarına bakılmış ve burada VMAT tekniğinin anlamlı fark yarattığı görülmüştür. GBM hastalarında ise beyin sapı, optik kiazma, sağ optik sinir ve sol optik sinire bakılmıştır. Burada ise aynı şekilde VMAT tekniğinin avantajlı olduğu görülmekle birlikte IMRT tekniği de 3BKRT tekniğine göre avantajlıdır. Çalışmanın sonucunda tekniklerin birbirine ve farklı bölgelere göre avantaj ve dezavantajları görülmüştür.
Monte Carlo simülasyon metodu ile erişkinlerde organların soğurduğu dozların belirlenmesi
İyonlaştırıcı radyasyon 1900'lü yıllardan beri tıbbi uygulamalarda bir tanı ve tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. İyonize radyasyonun tıbbi görüntülemelerde birçok avantaj sağlamasının yanı sıra sağlıklı doku ve organlara enerji aktararak birtakım zararlar vermektedir. Bu çalışmada Monte Carlo Simülasyon metodu kullanılarak medikal X-ışını görüntüleme muayenelerinde organların soğurduğu radyasyon dozlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Doku ve organların soğurduğu dozların belirlenmesinde MASH ve FASH vücut modellerini temel alarak hesaplamalar yapan Caldose X ve matematiksel hermafrodit vücut modeli temel alarak hesaplamalar yapan PCXMC yazılımları kullanılmıştır. Standart radyografi prosedürleri olarak cranium, toraks, abdomen, pelvis ve toraks+lumbar tetkikleri belirlenmiştir. Belirlenen prosedürler doğrultusunda 176 cm boyunda 73 kg ağırlığında yetişkin erkek ve 163 cm boyunda 60 kg ağırlığında yetişkin kadın bireyler için toplamda 148 farklı parametre üzerinden simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Simülasyonlar sonucu doku ve organlara ait soğurulan doz, etkin doz miktarları ve risk değerlendirmeleri her bir simülasyon için ayrı ayrı hesaplanmıştır. Doku ve organların soğurdukları doz miktarlarının tetkikin uygulama yönüyle dâhi azımsanamayacak kadar farklı sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir, bunun bir sonucu olarak gereksiz doz maruziyetinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Yapılan risk değerlendirmesinde, kadın bireylerde toraks sebep olduğu akciğer kanseri, abdomen sebep olduğu göğüs kanseri, erkek bireylerde toraks sebep olduğu akciğer kanseri ve pelvis sebep olduğu kolon kanseri ile en riskli muayene alanları olarak belirlenmiştir.
Yoğunluk ayarlı radyoterapi ve volumetrik ayarlı arc radyoterapi ile yapılmış akciğer kanseri tedavi planlarının dozimetrik olarak karşılaştırılması
Bu çalışmada, akciğer kanserli hasta grubu için yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) ve volümetrik ayarlı ark terapi (VMAT) tekniği kullanılarak planlanan doz dağılımlarının, uygulanabilirlik açısından birbirleriyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Onkoloji Kliniği'nde tedavi edilen 20 akciğer kanseri hastasının IMRT ve VMAT planları klinik protokollere uygun olarak yapılmıştır. Her iki tedavi yöntemi arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. VMAT ve IMRT teknikleri kullanılarak yapılan planlar için Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi yöntemleri kullanılarak analizler yapılmıştır. İstatistiksel anlamlılık derecesi olarak p≤0.05 kabul edilmiştir. Sonuç olarak, IMRT ve VMAT conformalite ve homojenite indeksi değerleri karşılaştırıldığında VMAT değerlerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Her iki tedavi yönteminin akciğer kanseri olgularında kullanılabileceği belirlenmiştir.
Radyoterapi kliniklerinde baş-boyun tümörlerinde uygulanan VMAT tekniğinde cilt dozunun MOSFET dedektör ile ölçülmesi
Kanser yaşadığımız dönemin en büyük sağlık sorunudur. Baş boyun kanserleri tüm kanserlerin yaklaşık %5-8'ini oluşturur. Kanserin etkili tedavi yollarından biri de radyoterapidir. Radyoterapide başarı oranı en yüksek seviyeyi yakalayabilmek için mutlaka çok iyi bir planlama ve tedavi tekniği gerekir. Bunun için gelişmiş teknolojiye sahip tedavi cihazları ve planlama üniteleri, en önemlisi ise bunları kullanabilecek deneyimli bir radyoterapi ekibinin olması gerekmektedir. Çalışmamızda radyoterapi kliniğine ışınlama için gelen baş boyun kanserli hastaların, cilt dozu MOSFET dozimetre sistemi ile belirlendi. Ölçüm sonuçları, ölçüm alınan noktalar için tedavi planlama sisteminde belirlenen miktarlar ile kıyaslandı. Böylece, hastanın istenilen doza maruz kalıp kalmadığı kontrol edildi.Her hasta için MOSFET ile arka arkaya ölçülen 10 cilt dozunun ortalaması alındı. Elde edilen ortalamalar, tedavi planlama sistemi dozlarıyla kıyaslandı. İstatistik analizler yapılarak, hastalarda cilt dozlarında beklenen ve ölçülen değerler için ortalama %0.481 fark olduğu belirlendi. MOSFET'i de kapsayan in vivo dozimetri sistemlerinin kullanımında genel olarak ±%5 tolerans aralığı uygulanır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar %5 tolerans değeri içinde kaldığından, hasta tedavi planlamalarının doğru olduğu sonucuna varılmıştır.
Breast dose measurement BY TLD technique in patients with thorax CT acquisition history and comparison of these dose measurement with computer based analyses
In this study, breast doses have been measured using the TLD Technique in totally sixty women patient who Thorax CT Acquisition using Siemens Somatom Definition Flash model with two tubes in Ankara Ataturk Training and Research Hospital, Department of Radiology.This measurment results have been compared to breast doses which calculated according to ICRP 103 software that uses Monte Carlo simulation technique, using the parameters that delivered by CT systems.Breast doses that measured in Thorax CT Acquisition and values that obtained using Monte Carlo simulation have been compared. The purposes of this study are researching ability of using software in reports of dose and researching the change dose that patient expose with weight or age. In given protocols,measure has been via CTDI is made of PMMA material with ion chamber and this results of the measurement have been compared to measurment values that given by system.Also in the same parameters calculation has been made via ImPACT software that uses Monte Carlo simulation. According to results of TLD and ImPACT software, average values of breast dose respectively are 8.53 mGy ve 6.32 mGy in women who Thorax CT acquisition. The significant difference is identified statistically between breast dose that measured via TLD and the values of breast dose that calculated via ImPACT software. According to this,it was observed the values of breat dose that measured via TLD are significant higher level (25%) than the values that obtains via ImPACT.
Mamografi çekimi yapılan hastalarda cranio caudal çekim protokolüne göre konvansiyonel ve dijital mamografide yüzey dozunun karşılaştırılması
Dijital mamografi cihazında 230 ve konvansiyonel mamografi cihazında 180 hastada meme üst ve iç yüzeyinden çekim alınmıştır. Konvansiyonel mamografide 50 hastadaki çekimde bunlara ilaveten meme dış ve alt yüzeyinden çekimleri eklenerek dört farklı noktadan ölçüm alınmıştır. Bunun için TLD-100 dozimetre kullanılarak dozimetrik yöntemle ölçümler yapılmıştır. Toplam 460 hastada elde edilen sonuçlar karşılaştırıldığında dijital mamografi ile yapılan çekimlerde konvansiyonel mamografiye göre meme üst ve iç yüzeyinden alınan dozların bu çalışmada daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmada aynı zamanda meme ultrasonu sırasında tespit edilen meme dansitesi değerleri, hastanın meme ölçüleri, ölçüm sırasında kullanılan kVp, mAs değerleri de çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Konvansiyonel Mamografi, Dijital Mamografi, yüzey dozu, TLD- 100 dozimetre
Medikal fizik uygulamalarında radyasyon doz dağılımı
Bu çalışmada, hedefe yönelik radyonüklid tedavide dozimetrik hesaplamalar yapılarak radyasyon doz dağılımları incelenmiştir. Bu amaçla, farklı dozimetrik yöntemler içerisinden klinik uygulamalar için uygun ve etkin bir yöntem olan, Tıbbi İç Radyasyon Dozimetrisi, MIRD yöntemi ( Medical Internal Radiation Dosimetry ) seçilmiştir. Seçilen MIRD yöntemi ile radyonüklid tedavi görmüş hastaların, tedavi sonrası planar tüm vücut sintigrafik görüntülerinden faydalanılarak, dozimetrik hesaplamalar yapılmıştır. Hesaplamalar için; kemoterapiye dirençli prostat kanseri (mCRCP - metastatic castration-resistant prostate cancer) olan ve 177Lu PSMA ile tedavi görmüş hastalar seçilmiştir. Fantom simülasyon çalışmalarında OLINDA EXM 1.1 simülasyon programından faydalanılmıştır. Radyasyona hassasiyeti olan kritik organların soğurduğu dozlar hesaplanmış ve elde edilen doz değerleri ICRP tarafından verilen limit değerler ile mukayese edilmiştir. Hesaplamalar sonucunda; 100 mCi aktivite başına, böbrek dozu 2,88 ± 1,18 Gy olarak, karaciğer dozu ise 0,39 ± 0,17 Gy olarak elde edilmiştir. Karaciğer dozunun ICRP limit değerlerinin altında kaldığı görülmüştür. Soğurulmuş böbrek dozları incelendiğinde, 4. tedaviden sonra toplam doz değerinin limit değere yaklaştığı görülmüştür. 100 mCi aktivite başına soğurulmuş dozlar, sırasıyla, kulak altı sol ve sağ tükürük bezleri için 5,27 ±2,75 Gy ve 4,71 ±2,73 Gy, dil altı sol ve sağ tükürük bezleri için 3,68 ±1,58 Gy ve 3,9 ±1,66 Gy, gözyaşı sol ve sağ bezleri için 11 ±2,6 Gy ve 8,1 ±3,18 Gy olarak hesaplanmıştır. Çalışmada, kulak altı, dil altı tükürük bezleri ve gözyaşı bezlerinde soğurulmuş doz değerlerinin böbrek doz değerlerinin çok üzerinde olduğu görülmüştür. Bu nedenle, tükürük bezleri ve gözyaşı bezlerinin de kritik organ olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı önerilmiştir. Hastaların anatomik yapıları, tedavi performansları ve klinik yanıtlarının birbirinden farklı olması nedeniyle radyonüklid tedavide kişiye özel dozimetrik çalışma gerçekleştirmenin önemi vurgulanmıştır.
Volümetrik ark tedavisi (VMAT) kullanarak tüm vücut ışınlaması ve tüm kemik iliği ışınlamasının dozimetrik karşılaştırılması
Tüm vücut ışınlaması (TVI), lösemi, lenfoma, otoimmün hastalıkları ve multipl miyelom hastalarını tedavi etmek için, kemik iliği transplantasyonunun bir parçası olan özel bir radyoterapi tekniğidir. Nakilden sonra hastanın bağışıklık sistemini baskılamak, donör kemik iliğinin reddedilmesini önlemek ve sağlıklı hücrelerin bölünmesine uygun ortam hazırlanması için kullanılmaktadır. Bu çalışmasının amacı, volümetrik ark tedavisi (VMAT) kullanarak, tüm vücut ışınlaması (TVI) ve tüm kemik iliği ışınlaması (TKI) doz dağılımını araştırmaktır. Bunun için insan doku eşdeğerine benzer malzemelerden yapılmış rando fantomu kullanılmıştır. Rando fantomun BT görüntüleri 2 mm kesitler halinde çekilmiş ve BT görüntüleri, Monte Carlo doz hesaplama algoritması kullanılarak konturlama ve tedavi planlama için, Monaco sürüm 5.1'e aktarılmıştır. TVI için, akciğer ve lensleri koruyarak tedavi planı hazırlanırken TKI için, beyin, gözler, ağız boşluğu, akciğerler, kalp, böbrekler, karaciğer, dalak, mide, mesane, rektum ve bağırsaklar korunarak plan hazırlanmış ve hazırlanan planlar dozimetrik olarak karşılaştırılmıştır. VMAT-TVI ve VMAT-TKI planları için tedavi öncesi kalite kontrolü, Octavius 4D fantom kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Planlanan ve verilen doz arasındaki doz doğruluğu, her 3 düzlemde de 3 mm ve %3 kriterleri ile gama indeksi analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. İzomerkezlerin birleşimleri arasındaki doz hesaplaması ve dağılımı doğrulanmıştır. Çalışmada, her iki plan için tedavi öncesi ölçüm sonuçları ve tedavi planlama sisteminde elde edilen sonuçlar, TKI TVI'si ile karşılaştırıldığında, risk altındaki organ (RAO) dozlarında belirgin azalma olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle sağ ile sol akciğer dozları sırasıyla yaklaşık olarak %20 ve %28 oranında azalmıştır. TVI'da ise Akciğer toksisitesi ana sınırlayıcı faktör olduğundan, bu azalmanın yaşam kalitesini daha da iyileştirebileceği ve klinik gereklilik olduğunda daha yüksek dozlara izin verebileceği görüşüne varılmıştır. İki tekniğin karşılaştırılması sonucunda %3-3 mm analiz için ortalama PTV γ indeksi %1'den az olduğu gözlenmiş, planlanan ve uygulanan dozlar arasında oldukça hassas doz dağılımları gözlenmiştir. Kritik organları korumada, TKI'nin üstünlüğü gözlemlenmiştir.
Nükleer tıp alanında çalışan personelin maruz kaldığı radyasyonun fiziksel dozimetri ile belirlenmesi ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkileri
İnsanların maruz kaldığı yapay radyasyonun büyük çoğunluğunu, gelişen teknolojiyle artan ve tıpta uygulama alanı bulan iyonize radyasyon içeren görüntüleme yöntemleri oluşturmaktadır.Bu çalışmada, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı personeli ve Medical Park Hastaneler Grubu Bursa Şubesi Nükleer Tıp Bölümü personelinin periyodik olarak TLD değerleri incelenmiştir. Çalışma esnasında nükleer tıp personeline yapmış olduğumuz anket neticesinde personelde ciddi bir rahatsızlık bulunmamasına rağmen çalışma ortamından kaynaklanan stres ve sıkıntıdan oldukça etkilendikleri görülmüştür.
A study on the dosimetric properties of polycarboxylate cement used in dental treatments
Zinc Polycarboxylate cement is one of the few dental materials that demonstrate true adhesion to tooth structure. The powder is primarily zinc oxide, and the liquid is polyacrylic acid or a copolymer of that acid. In this study, the dosimetry properties of Zinc Polycarboxylate cement using thermoluminescence (TL) were investigated and determined the effectiveness of its use as a good dosimeter. As a result, the sample shows a good TL properties with three main peaks found around 140 ℃, 220 ℃ and 330 ℃. It has a wide linear dose response between 144 𝐺𝑦 and 2.3 𝐾𝐺𝑦 and good reusability with eight cycles of measurement. Keywords: Thermoluminescence, Dosimetry Properties, Zinc Polycarboxylate
Cyberknıfe radyocerrahi sisteminde beyin metastazlarının tedavi planlamasında ırıs, sabit kolimatör ve çok yapraklı kolimatörler ile elde edilen planların dozimetrik olarak karşılaştırılması
Bu çalışmada, CyberKnife radyocerrahi sisteminde meme kanseri tanılı 10 beyin metastazlı olgunun planlama sistemi kullanılarak sanal tedavi planları üç farklı kolimatör (Sabit Kolimatör, IRIS ve MLC) için dozimetrik karşılaştırma ve değerlendirme yapıldı. Çalışmanın amacı meme kanseri tanılı beyin metastazlı olguların tedavi planlama sisteminde farklı yöntemlerle yapılan sanal tedavi planlarını dozimetrik olarak değerlendirilmesidir. Bu amaçla Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı'nda tedaviye alınmış meme kanseri tanılı beyin metastazlı 10 olguya ait arşiv bilgileri retrospektif olarak elde edildi ve planlama sisteminde sanal tedavi planları yapıldı. Yapılan planlarda reçete edilen doz 3 fraksiyonda 18 Gy ve izodoz eğrisi % 80'de tanımlandı. Çalışmanın tamamlanmasıyla elde edilen tedavi planların hedef hacim dozları, kritik organ dozları, homojenite, konformalite, gradiyent indeksi, monitör unit (MU), NOD ve tedavi süre verileri karşılaştırıldı. Elde edilen planlar için izodozun hedef hacimin %95'ini sarmasına ve kritik organların korunmasına dikkat edildi. Oluşturulan planlardaki dose volüme histogram (DVH)'lar ile doz dağılımları elde edildi. Çalışmada elde edilen verilerle statistical package for the social sciences (SPSS) programında üçlü karşılaştırmada Repeated Mesure Anova ve Friedman testleri kullanılarak istatistiksel analiz yapıldı. PTV (Dmax, Dmin, D2), Beyin-PTV (V8, V10, V12), sol göz, sol-sağ hipokampüs, beyin sapı, optik kiazma, hipofiz bezi, sol lakrimal, sol ve sağ kohlea, HI ve GI değerleri birbirlerine yakın değerler elde edilmiş ve anlamlı fark saptanmamıştır. Sol-sağ lens, sağ göz, sol optik sinir ve CI için IRIS kolimatör, sağ optik sinir, sağ lakrimal ve nCI için FIXED kolimatör, MU, NOD ve tedavi süresi için ise MLC'de iyi olduğu görülmüş ve anlamlı fark saptanmıştır.
Gaziantep ilinde bilgisayarlı tomografi görüntüleri üzerinden mandibula ramus, frontal sinüs ve kraniyofasiyal morfometrik ölçümlerin, yaş ve cinsiyet tayininde kullanılabilirliği
Giriş ve Amaç: Cinsiyet ve yaş tayini, adli bilimlerde özellikle ileri derecede çürümüş cesetlerde ve çok sayıda insanın öldüğü olaylarda kimlik tespitinin önemli adımlarındandır. İskelet kalıntılarından cinsiyet tayininde, daha önce pek çok kere üzerinde çalışılmış olan ve güvenirliliği kanıtlanmış kafatası ve pelvis kemiği kullanılır. Kemiklerden yapılacak incelemelerde metrik veya morfolojik yöntemlerden faydalanılmaktadır. Metrik ölçümlerde BT gibi radyolojik yöntemlerin kullanımı son yıllarda artmıştır. BT'ler arşivlenebilir olması nedeniyle yapılacak ölçümlerde tekrarlanabilirlik ve birden fazla gözlemcinin erişebilirliğinin yanında, analiz için gereken sürenin azalması ve maliyetin düşmesi gibi avantajlar da sunmaktadır. Bu çalışmada, kimliklendirmede sık kullanılan bazı kraniyofasiyal noktalar, frontal sinüs ve mandibula ramus ölçümlerinin değerlendirilerek, bu ölçümlerin karşılaştırılması; ayrı ayrı ve birlikte yaş ve cinsiyet tahmininde kullanılabilirliğinın araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 100 adet kadın ve 100 adet erkek olmak üzere ikiye ayrılan olgular, kendi içinde 20-29, 30-39, 40-49, 50-59 ve 60-75 olacak şekilde yaşlarına göre on yıl aralıklı 5 alt gruba ayrılmıştır. Beyin BT ve BT anjiyografi görüntüleri kullanılarak kraniyumda 7, frontal sinüste 3 adet metrik ölçüm ve mandibula ramusunda 1 adet uzunluk ölçümü yapılmış olup, bu görüntüler Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyodiognastik Anabilim Dalı'nda rastgele ve geriye dönük olarak elde edilmiştir. Elde edilen ölçümlerin analizleri SPSS 22.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Sayısal değişkenler cinsiyete ve yaş gruplarına göre karşılaştırılmıştır. Cinsiyeti tahmin etmek için Kuadratik Diskriminant Analizi yöntemi kullanılarak farklı modeller oluşturulup, modeller karşılaştırılmış ve cinsiyeti tahmin etmede en önemli parametreler belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda değerlendirilen mandibula ramus uzunluğu, frontal sinüs ve kraniyofasiyal parametre ölçümlerinin erkeklerde kadınlara göre daha yüksek olduğu, ölçümlerin tamamının cinsel dimorfizm gösterdiği saptanmıştır. İnterorbital genişlik dışında hiçbir ölçüm 20-75 arası yaş gruplarını ayırmada başarılı olamamıştır. İnterorbital ölçüm ise belirlenen yaş gruplarından 60 ve üzeri yaş grubundaki bireyler ile 20-29, 30-39, ve 40-49 yaş aralığındaki bireyleri ayırt edebilmiştir. Cinsiyet tespitinde ise, kraniyal metrik ölçümlerden bizigomatik genişliğin; frontal sinüs ölçümlerinden frontal sinüs ön-arka çapının en kıymetli değişkenler olduğu görülmüştür. Ölçülen yedi kraniyal parametrenin %86 doğrulukla, mandibula ramus uzunluğunun tek başına %75 doğrulukla, frontal sinüs yüksekliği, genişliği ve ön-arka çapının %73,5 doğrulukla cinsiyeti ayırt edebildiği, bu ölçümlerin tamamının birlikte kullanıldığında ise cinsiyeti ayırma gücünün %89'a ulaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca mandibula ramus uzunluğnun, 20 yaş üzeri bireylerin %57'sinde 6-6,9 cm aralığında olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın verileri; BT tekniğiyle yapılan mandibula ramus, frontal sinüs ve kraniyofasiyal morfometrik ölçümlerin, yüksek doğruluk oranlarıyla cinsiyet tayininde kullanılabileceğini desteklemektedir. Kafatasında yapılacak bu ölçümlerin çalışmamızda oluşturulan diskriminant formüllerine uygulanması ile cinsiyet yüksek güvenilirlikle tahmin edilebilecektir. Ancak aynı yöntemin, yaş tayininde belirgin ayırt edicilik gücüne sahip olmadığı belirlenmiştir. Çalışmamız, cezai soruşturmalar ve kitlesel felaketlerde kurbanların tanımlanmasında faydalı olabilecek Türk popülasyonuna özgü verileri ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: iskeletten yaş tespiti, iskeletten cinsiyet tespiti, frontal sinüs, kraniyometrik paramatreler, mandibula ramus uzunluğu, adli tıp, radyoloji
Baş boyun bölgesi kanseri tanısı konmuş hastalarda yoğunluk ayarlı radyoterapinin doz dağılımının araştırılması
Lokalizasyon ve cinsiyete göre baş-boyun kanserlerinin görülme oranı tüm kanserlerin %6?sını oluşturmaktadır. Yoğunluk ayarlı radyoterapi normal doku dozlarını azaltarak tümörlü dokuların daha etkin doz almasını sağlar. Çalışmamızdaki amaç Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (YART) tekniği kullanılarak tedavi edilen baş-boyun kanser tanılı hastaların doz dağılımları incelenerek uluslar arası doz tolerans tavsiyeleri ile karşılaştırmaktır. Çalışmamızda 2009-2012 yıllarında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında YART tekniği ile tedavi edilen 30 baş-boyun kanser tanılı hastanın retrospektif incelenmesi yapılmıştır. Hasta grubu yaş ortalaması 60 (20-80) ve erkek-kadın oranı 9/1 idi. Hastaların YART tedavi planları (28 tanesi 9, 1 tanesi 7 ve 1 tanesi 6 tedavi alanı ile) 1,8-2,0 Gy/Fr haftada 5 gün şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmamızda YART PTV 70, YART PTV 60 ve YART PTV 46 hedef hacimlerin ortalama dozları, homojenite indeks ve konformite indeks değerleri ICRU62?ye ve ICRU83?e göre incelendi. Tedavi alanlarına giren riskli organların doz dağılımları analiz edildi. Çalışmamızda hastaların YART PTV70 ve YART PTV60 hedef hacimlerine verilmek istenen 70 Gy ve 60 Gy dozların tamamının %100± %5?i homojen bir şekilde verilmiştir. 46 Gy verilmek istenen dozlar YART PTV46 hedeflere ortalama %102,8 oranında verilmiştir. 15 hastanın hedef hacimlere giren parotis bez dozları ve 13 hastanın hedef hacimlere giren oral kavite dozları önerilen tolerans doz seviyelerini aşmıştır. Maksimum spinal kord dozu en yüksek değeri 50 Gy altında kalmış. Göz ve lens maksimum dozları bir hasta hariç maksimum doz sınırını aşmamıştır. 4 hastanın maksimum beyin dozu 60 Gy doz sınırını aşmıştır. Diğer riskli organ dozları tolerans seviyelerinin altında kalmıştır. Sonuç olarak YART yönteminin amacı; hedef hacme tanımlanan dozu tam olarak verirken, çevre sağlam dokulardaki dozu en aza indirmektir. YART yöntemi ile tedavi edilen baş-boyun kanseri hastalarda hedef hacimlerin homojenite indeks değerleri yüksek dozlarda 1,0 (ICRU62?ye göre uygun değer) ve 0,0 (ICRU83?e göre uygun değer) değerine daha yakın olduğu tespit edilmiştir. Hedef hacimlerin ortalama konformite indeks değerleri ICRU 62?ye göre 0,98 ve ICRU 83?e göre 0,95 olduğu tespit edilmiştir. Radyoterapide öncelikli amaç tedavi etkinliğini arttırmaktır. Hasta tedavi edilirken tümör kontrolünü sağlamak için hedef hacme giren riskli organ doz sınırlarının aşılması gerekmiştir. Anahtar Sözcükler: Radyoterapi, Baş-boyun kanseri, Hedef hacim, YART PTV 70, Homojenite indeks.
Mide kanserinin tedavisinde uygulanan yoğunluk ayarlı radyoterapi planlama sistemi ile 3D konformal radyoterapi sisteminde kritik organ dozlarının karşılaştırılması
Çalışmamızda cerrahi uygulanmış mide kanseri tanılı on hastada dört alanlı üç boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) tekniği ile yedi alanlı yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) tekniği kullanılarak her iki planın birbirine üstünlüğü test edilmiştir. Bu amaçla bilgisayarlı tomografi (BT) cihazında sırtüstü pozisyonda çekilmiş hasta görüntüleri Tıpta Dijital Görüntüleme ve İletişim Sistemi (DICOM) aracılığı ile Oncentra 4.3 tedavi planlama sistemine (TPS) aktarılmıştır. 3BKRT planları dört alan tekniği kullanılarak 15 mega volt (MV) foton enerjisi ile yapılmıştır. Planlanan hedef hacime (PTV) %95'lik izodoza 1.8 Gy fraksiyon dozu ile toplam 50.4 Gray (Gy) olacak şekilde plan yapıldı. YART planları Oncentra 4.3 planlama sisteminde çizilmiş olan aynı hedef hacim değiştirilmeden Monaco 5.0 planlama sistemine aktarılarak YART planları oluşturulmuştur. Tedavi planlarında 6 MV foton enerjisi ile yedi alan tekniği kullanılmıştır. Hedef hacim ve kritik organların almış olduğu dozların analizleri yapılmıştır. Çalışmamız sonucunda 3BKRT ile YART teknikleri karşılaştırıldığında PTV hacminin %95'inin aldığı doz açısından istatistiksel olarak fark bulunamamıştır (p=0.909). 30 Gy üzeri doz alan karaciğer yüzdesi için YART tekniği istatistiksel olarak üstün bulunmuştur (p=0.001). 30 Gy ve üzeri doz alan spinal kord yüzdesi için planlama teknikleri karşılaştırıldığında YART tekniği istatistiksel olarak üstün bulunmuştur (p=0.001). Tüm kritik organların ortalamalarının yüzdesine bakıldığında yüzde doz alan hacimlerin YART tekniğinde daha düşük bulunmuştur. Abdominal radyoterapi (RT) alan hastalara kritik organları daha iyi korumak için klinik yoğunluk dikkate alınarak YART önerilebilir.
Glioblastome multiforme tedavisinde yoğunluk ayarlı radyoterapi ve üç boyutlu konformal radyoterapi tedavi teknikleri kullanılarak farklı tümör hacimlerinde doz dağılımlarının karşılaştırılması
Çalışmamızda glioblastoma multiforme (GBM) tedavisinde standart teknik olarak kullanılan üç boyutlu konformal radyoterapi (3BKRT) ile yoğunluk ayarlı radyoterapi teknikleri olan alan içinde alan (FIF) ve inverse planlama tekniklerinin farklı tümör hacimlerinde hedef sarması, kritik organ ve sağlam beyin lobunun aldığı dozlar açısından karşılaştırılmıştır. GBM tanılı 19 hastanın tomografi görüntüleri üzerinde tanımlanan PTV60 tedavi hacmine göre üç grup oluşturulmuştur. Bütün hastalar için manyetik rezonans görüntüleri kullanılarak tomografi görüntüleri üzerine hedef hacim tanımlamaları yapılmıştır. Bu hastaların PTV50 ve PTV60 hedef hacimlerine günlük fraksiyon dozu 2Gy olacak şekilde 6 MV foton enerjisi ile 3BKRT, FIF ve inverse planlama teknikleri uygulanmıştır. Hedef hacimler ve kritik organların minimum, maksimum ve ortalama dozları ile sağlam beyin lobunun V40, V50, V60 dozları incelenmiştir. 3BKRT, FIF ve Inverse planlama teknikleri farklı tümör hacimlerine göre ve hedef hacim ve kritik organların aldıkları dozlara göre karşılaştırıldığında, uygulanan teknik ve hacim arasında etkileşim olmadığı görülmüştür. Beyin sapının ortalama ve maksimum dozu üç teknik arasında karşılaştırıldığında inverse planlama tekniğinin diğer tekniklerden anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur (p=0.042, p=0.001) ve farklı hacimlerin sonucu anlamlı etkilediği görülmüştür (p=0.001). Ayrıca tüm kritik organların ortalamalarının yüzdesine bakıldığında yüzde doz alan hacimlerin inverse planlama tekniğinde daha düşük bulunmuştur. 3BKRT ile İnverse planlama teknikleri beyin sapının V40, V50, V60 dozları bakımından kıyaslandığında, İnverse planlama tekniğinde sağlam beyin lobunun daha iyi korunduğu görülmüştür. GBM tanılı hastaların tedavisinde tümör hacminin büyüklüğü arttıkça sağlam beyin lobunun dozunu arttırmaktadır. Inverse planlama tekniğinin kritik organları daha iyi koruduğu ve hedef hacmi daha iyi sardığı görülmüştür. Beyin lobunda geç radyasyon nekrozu riskini azaltmak için klinikteki imkanlar ve yoğunluk dikkate alınarak GBM tanılı hastaların radyoterapisinde yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniklerinin kullanılması önerilir.
Beyin metastazlı hastalarda tüm beyin ışınlamasında volumetrik ayarlı ark terapi ve alan içinde alan radyoterapi planlama teknikleri kullanılarak lens dozlarının dozimetrik karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, beyin metastazlı hastalarda tüm beyin ışınlamasında volumetrik ayarlı ark terapi (VMAT) ve alan içinde alan (FIF) radyoterapi planlama teknikleri kullanılarak lens dozlarının dozimetrik karşılaştırılmasıdır. Beyin metastaz tanılı 20 hastanın tomografi görüntüleri üzerinde tüm beyin, lensler, optik sinirler, orbitalar konturlanmıştır. Hedef hacimpalyatif amaçlı, 6 MV foton enerjisi kullanılarak fraksiyon dozu 3 Gray (Gy) vetoplam doz 30Gy olacak şekilde ışınlanmıştır. Palyasyon amaçlı tüm beyin radyoterapisinde, öncelik hastanın yaşam kalitesini artırmak olduğundanlens dozları büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, planlamalar yapılırken lensler mümkün olduğunca korunmaya çalışılmıştır. Tedavi planlama sisteminden(TPS) elde edilen tüm beyin, lensler ve diğer kritik organların doz değerleri, konformalite indeksi (CI), homojenite indeksi (HI) ve monitör birimi (MU) değerleri dozimetrik ve istatistiksel olarak incelenmiştir. Tüm beyin dokusunun aldığı minimum, ortalama ve maksimum dozların ortalamaları istatistiksel olarak incelendiğinde p değerleri sırasıyla 0.003, 0.024 ve 0.003 bulunmuş ve FIF tekniğinin daha üstün olduğu görülmüştür. Sağ ve sol lensin aldığı maksimum dozların ortalamaları iki teknik açısından istatistiksel olarak incelendiğinde ise p değeri 0.001 bulunmuş ve FIF tekniğiyle lenslerin daha iyi korunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki planlama tekniği klinik açıdan uygulanabilirdir. Ancak, bizim çalışmamız da gösterdi ki hastanın yaşam kalitesini etkileyen lens gibi kritik hacimler söz konusu olduğunda, FIF tekniğinin tüm beyin radyoterapi tedavisinde daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.
Prostat kanserlerinin tedavisinde YART (Yoğunluk ayarlı radyoterapi) ve 3D-CR (3 boyutlu konformal radyoterapi) planlarinin dozimetrik olarak karşılaştırılması
Prostat kanserlerinde YART, hedef volüme yüksek doz verilmesini sağlarken hedef volüm dışında keskin doz düşüş özelliği ile radyasyon onkoloğuna çevre kritik organların tolerans dozunu aşmaksızın hedef volümün aldığı RT dozlarının homojen bir şekilde arttırılmasına izin verir. Bu tez çalışmasında Çukurova Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalında 10 prostat kanseri tanılı hastanın tedavi planları 3D-CRT tekniği ve YART tekniği ile Eclipse tedavi planlama sisteminde hesaplatılarak Doz Volüm Grafiklerinin (DVH) tümör ve kritik organ dozları açısından karşılaştırılmış ve Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi planlarının kalite kontrollerinin elektronik portal görüntüleme sistemi kullanılarak değerlendirilmiştir. On prostat hastasının tedavi planları, radyasyon onkoloğu tarafından konturlanmış volümler üzerinden Varian Eclipse tedavi planlama sistemi (TPS) kullanılarak hazırlanmıştır. Üç boyutlu konformal radyoterapi (3D-CRT) planları 56 Gy üzerine prostata 20 Gy ek doz olarak, Yoğunluk ayarlı radyoterapi (YART) planları da aynı şekilde 56 Gy 'lik ana planla beraber 20 Gy ek dozlu boost planı ile toplam 76 Gy olarak yapılmıştır. 3D-CRT tekniği ile yapılan ana plan ve boost planında 7 alan kullanılmıştır, bu teknik için kullanılan enerji 18 MV foton enerjisidir. Yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniği (YART) ile yapılan ana planın tedavi sayısı 7 alanlı iken prostata ilave verilen boost planının alan sayısı 5 tir. Bu teknik için kullanılan enerji 6 MV foton enerjisidir. Çalışmanın sonucunda, YART tekniğinin 3BKRT tekniğine göre hedef hacimlerde daha homojen doz dağılımı elde edildiği, kritik organ olan rektum, mesane ve femur başlarının daha iyi korunduğu belirlenmiştir.
Küçük alan radyterapi tedavilerinde implant malzemelerin doza etkisini nanoDot OSLD kullanılarak belirlenmesi ve Monte Carlo yöntemiyle karşılaştırılması
Bu çalışmada, nanoDot optiksel uyarmalı lüminesans dozimetresinin (OSLD) küçük radyasyon tedavi alanları için homojen ve heterojen ortamlardaki doz okuma doğruluğu analiz edilmiştir. Homojen ortam için, OSLD'nin derin doz eğrileri ile Monte Carlo (MC) hesaplamaları arasındaki fark küçük alan boyutları için %3 istatistiksel belirsizlik içinde bulundu. Heterojen ortam için, paslanmaz çelik (SS), titanyum alaşım (Ti5) ve alüminyum (Al) implant malzemeleri kullanılmıştır. Fantom-implant üst arayüzündeki OSLD sonuçları, MC ile karşılaştırıldığında beklenenden daha düşük doz ölçmüştür. İmplant-fantom alt arayüzünündeki OSLD sonuçlarımız MC ölçümleri ile uyum içerisindeydi. Küçük alanlarda OSLD'ler homojen ortamda radyoterapi dozimetrisi için kullanışlı bir dozimetre olmasına rağmen, heterojen ortamlardaki arayüz doz değerlerini ölçmek için uygun olmadığı sonucu bulunmuştur.
Küçük alan radyoterapi tedavisinde kullanılan yüksek enerjili ışınların su ortamındaki doz dağılımlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, küçük alan radyoterapi uygulamalarında, tedavi planlama sistemi (TPS)' nde Monte Carlo tabanlı doz hesaplama algoritmalarının daha doğru doz tahminlemesi yapabilmelerine yönelik olarak voksel boyut etkilerinin araştırılmasıdır. Bu tez çalışmasında, cilt dokusunda ve deri altındaki yüzeye yakın bölgelerde doz dağılımları hesaplanarak voksel boyut etkileri incelendi. Tedavi alanı boyutu, ortam materyali ve foton enerjisi gibi fiziksel parametreler TPS' deki durumlar dikkate alınarak belirlendi. Doz hesaplamaları üç ayrı aşamada gerçekleştirildi. Bütün aşamalarda, EGSnrc Monte Carlo kodu tabanlı DOSXYZnrc kullanıcı kodu kullanıldı ve hasta vücudu 30x30x5 cm3 hacimli homojen bir su fantomu olarak kabul edildi. Doz dağılımları, farklı tedavi alanı boyutları, voksel boyutları ve foton enerjileri için z=1.0 cm' ye kadar farklı derinliklerde, yatayda ve X-ışını gelme doğrultusundaki düzlemde değişik senaryolarda ayrı ayrı hesaplandı. Birinci aşamada elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, 1 MeV foton enerjisinde ideal voksel kenar uzunluk değerinin, alan boyutuna ve derinliğe bağlı olarak dikkate değer ölçüde değiştiği ortaya konuldu. İkinci aşamada 0.5x0.5 cm2 ve 3x3 cm2 tedavi alanlarında ve farklı foton enerjileri (2-10 MeV) için 1.0 cm derinliğe kadar farklı noktalardaki doz değerleri hesaplandı. İdeal voksel büyüklüklerinin, alan boyutuna, gelen foton enerjisine ve derinliğe bağlı olarak önemli şekilde değiştiği bulundu. Üçüncü aşamada 4 MV' lik bir hızlandırıcı başlığından çıkan X-ışını spektrumu için 0.5x0.5 cm2 ve 3x3 cm2 tedavi alanlarında doz hesaplamaları ayrı ayrı gerçekleştirildi. Monoenerjitik ve spektrum foton kaynakları kullanılarak elde edilen doz değerlerinin farklı olmasına rağmen ideal voksel kenar uzunluk değerlerinin birbirleriyle aynı olduğu gösterildi. Monte Carlo tekniği kullanılarak yapılan tüm hesaplamalarda ve her bir tedavi alanı için seçilen enerji ve geometri koşullarında 0.1 cm derinliğe kadar 0.01 cm voksel kenar uzunluk değerinin kullanılabilecek yatay düzlemdeki ideal voksel boyutu olduğu sonucuna varıldı. Küçük alanlar için güvenle kullanılabilecek voksel kenar uzunluk değerinin, hem spektrum hem de monoenerjitik foton kaynakları için, gelen foton enerjisi, tedavi alanın büyüklüğü ve derinlik değerlerindeki artışa bağlı olarak, daha büyük uzunluklarda seçilebileceği gösterildi. Geometri koşullarına göre tedavi alanı genişliği, gelen foton enerjisi ve derinliğe bağlı ideal voksel kenar uzunluk değerleri tablolar halinde sunuldu. Bu tablolarda detaylı olarak yer alan verilerin klinik kullanımda dikkate alınmaları halinde doz değerlerinin daha kesin bir şekilde hesaplanabileceği ve buna bağlı olarak da tedavi sonrasında hastalarda ortaya çıkabilecek hayati yan etkilerin önlenmesinde önemli katkı sağlanabileceği sonucuna varıldı.
CaSO4'ün lüminesans malzemesi olarak geliştirilmesi amacıyla katkılanması ve karakteristiklerinin çalışılması
Kalsiyum sülfat (CaSO4) kimyasal ve fiziksel özellikleri iyi bilinen bir maddedir ve radyasyon dozimetrisinde bir TL dozimetresi olarak da kabul edilmiştir. Kimyasal, yapısal ve termolüminesans özellikleri dışında, CaSO4 fosforlarının OSL özellikleri ile birlikte aktivasyon enerjileri hakkında çok az araştırma yapılmıştır. Bu nedenle bu çalışmada, CaSO4`ün kristal yapısında yeni tuzaklar ve rekombinasyon merkezleri oluşturabilmek amacıyla çöktürme yöntemi ile sentezleme sırasında Eu ve Tb katkı iyonları eklenerek CaSO4:Tb, Eu üretilmiş ve OSL dozimetresine uygunluğu çalışılmıştır. Sentezlenen örneklerin planlanan malzeme ile tutarlılığını kontrol etmek ve malzemenin kristalografisi ve morfolojisi hakkında fikir sahibi olmak için XRD ve SEM yöntemleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca üretilen fazların fonksiyonel gruplarının titreşim modlarını gözlemlemek için FT-IR analizi ve sıcaklık ölçümü sırasında malzeme içindeki/üzerindeki kimyasal ve fiziksel değişimleri araştırmak için DSC ve TG analizleri kullanılmıştır. OSL sinyallerini elde etmek ve soğuk preslenmiş Eu, Tb katkılı CaSO4 pelletlerinin dozimetrik özelliklerini araştırmak için malzemelerin beta kaynağına (90Sr/90Y) maruziyetinden sonra tüm ölçümler Risø DA-20 Model TL/OSL okuyucu ile yapılmıştır. Doz-yanıt davranışı, yeniden kullanılabilirlik ve solma özellikleri gibi dozimetrik özelliklerin incelenmesinin yanı sıra, saptanabilir minimum doz, termal kararlılık ve okuma sıcaklığının etkisi de incelenmiş ve aktivasyon enerjileri belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma CaSO4:Tb, Eu pelletlerinin dozimetrik özellikleri ile bir OSL dozimetresi olarak kullanılabileceğini göstermiş ve bu malzemenin dozimetrik amaçlara yönelik çalışmalarında literatüre ışık tutmuştur.
Farklı termolüminesans malzemelerin kinetik parametrelerinin incelenmesi
Kişilerin, radyasyon üreten cihazlardan veya radyoaktif malzemelerden ne kadar radyasyona maruz kaldığının değerlendirilmesi için en etkili araçlardan biri TLD'lerdir. TL dozimetrenin performansı doğrusallığı, doz aralığı, enerji yanıtı, yeniden üretilebilirliği, saklanan bilginin kararlılığı, izotropi gibi özelikleri dikkate alınarak değerlendirilir. İyonize radyasyona maruz kalmış yumuşak biyolojik dokunun soğurduğu dozun belirlenmesi için kullanılacak dozimetrenin insan dokusuna benzer atomik bileşime sahip olması yani, dokuya eşdeğer olması gerekir (Zeff = 7.42). Borat tabanlı TLD'ler 7.3 efektif atom numarasına sahip olmaları nedeniyle personel doz ölçümleri konusunda son yıllarda en ilgi çekici dozimetrelerden biri olmuştur. Çalışmada dokuya eşdeğer özelliğe ve yüksek duyarlığa sahip Li2B4O7:Cu,Ag,P ve MgB4O7:Tm,Na dozimetrelerin ışıma piklerine ait enerji (E), frekans faktörü (s) ve kinetik mertebe (b) parametreleri Delphi programlama dili kullanılarak hazırlanmış olan bilgisayar programı ile analiz edilmiştir.
Radyoiyot tedavisi alan hastalarda kan ışınlama dozu tayini
Amaç: Tiroid kanserli hastaların tedavisinde uygulanan radyoaktif iyotun internal dozimetrisi tartışmalı bir konudur. Hematopoetik sistemin radyosensitifliği nedeniyle radyoaktif iyot tedavisinde kemik iliğinin kritik organ olduğu ve eşdeğer radyasyon dozunun 2 Gy'den küçük olduğu bilinmektedir. Çalışmamızda radyoiyot tedavisi uygulanan tiroit kanser hastalarında kemik iliğine verilen radyasyon dozunu Medical International Radiation Dose (MIRD) metodu ve MIRDOSE3 programı kullanılarak hesaplanması amaçlandı. Yöntem: 3700MBq, 5550 MBq ve 7400 MBq aktivite miktarları, tedavi amacıyla tiroid kanserli hastalara uygulandı. Tiroid kanserli 83 hastaya oral yolla 3700 MBq (14 erkek, 34 kadın yaş aralığı 22-79 yıl), 5550 MBq ( 3 erkek,15 kadın yaş aralığı 28-67 yıl) ve 7400 MBq ( 5 erkek, 12 kadın yaş aralığı 23-71 yıl ) radyoaktif iyot tedavisi uygulanacak şekilde hastalar üç gruba ayrıldı. Tedavi sonrası hastaların 51'inden 24.,48.,72.,96. ve 120. saatlerde ve 32 hastadan 6.,12.,18.ve 24.saatlerde idrar örnekleri alındı. Bu hastaların 35'inden 2, 19, 24, 48, 72, 96, 120 ve 144. saatlerde kan örnekleri alınarak kuyu tipi sayıcıda sayıldı. Kan örnekleme ile aynı zamanlarda hastalardan 1 metre mesafede doz hızı ölçümleri yapıldı. Zaman - aktivite değişimleri çıkarıldı. Radyoaktif iyotun idrar ile atılımdan, kandan temizlenme hızından ve doz hızı değişiminden yararlanarak efektif yarılanma zamanları ayrı ayrı hesaplandı. Radyoiyotun kandan ve idrardan atılım hızı bulgularından, MIRD metodu ve MIRDOSE3 programı kullanılarak hastaların kemik iliği dozları hesaplandı. Aktivite miktarı, radyoiyodun efektif yarı ömrü ve radyasyon dozu arasındaki ilişki ANOVA istatistiksel testi ile belirlendi. MIRD metodu ve MIRDOSE3 metodu arasındaki ilişki Unpaired t testi ile belirlendi. Bulgular: İdrar yoluyla atılan radyoiyodun efektif yarılanma zamanı ilk 24 saat için 18 ± 1.8 saat, 24-120 saat için 23±5.74 saat olarak tespit edildi. İlk 24 saatte radyoiyodun yaklaşık %56'sının idrardan ekskrete edildiği tespit edildi. 3700MBq, 5550MBq ve 7400MBq radyoiyot uygulanan hastalarda radyoaktif iyotun efektif yarı ömrü ortalama 20.4±7.01 saat, sırasıyla 20.57±5.4 saat, 17.8±5.8 saat ve 18.7±3.9 saat olarak hesaplandı. 3700MBq, 5550MBq ve 7400MBq radyoiyot uygulanan hastalardan, 24 saat sonra vücutta kalan aktivite miktarları sıra ile, 1608 MBq, 2503 MBq ve 3100 MBq bulundu. Doz hızları sırasıyla 33.7 µSv/sa, 85 µSv/sa ve 183 µSv/sa bulundu. Radyoiyotun idrar yolu ile atılım hızından faydalanarak mesanenin kemik iliğine verdiği radyasyon dozunun MIRD metodu ile hesaplanan değeri 3700 MBq, 5550 MBq ve 7400 MBq için sırasıyla 0.15±0.04 Gy, 0.27±0.09 Gy ve 0.26±0.05 Gy olarak tespit edildi. Kandan temizlenme hızından faydalanarak, tüm vücudun kemik iliğine verdiği radyasyon dozu, MIRD metodu ile hesaplandı. 3700 MBq, 5550 MBq ve 7400 MBq aktivite miktarları için sırasıyla 0.32±0.08 Gy, 0,42±0.14 Gy ve 0.60±0.24 Gy olarak bulundu. MIRDOSE3 programı kullanılarak yapılan hesaplamaya göre, kemik iliği dozu 0.04±0.016 mGy/MBq bulundu. MIRD metodu ve MIRDOSE3 programı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi (p=0.07). Tartışma ve Sonuç: Hastaların taburcu olmaları için tavsiye edilen 50 µSv/sa doz hızı değeri kriter alındığında, 3700 MBq uygulamadan 24 saat sonra, 5550 MBq ve 7400 MBq uygulamadan 48 saat sonra hastaların taburcu olabilecekleri belirlendi. Radyoaktif iyotun idrardaki ve kandaki biokinetiğinin uygulanan aktivite miktarı ile ilişkili olmadığı, kemik iliği dozlarının aktivite miktarı ile paralellik gösterdiği, toplam kemik iliği dozunun belirlenmesinde bulgularımızın ekstrapolasyon katsayısı olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.Anahtar sözcükler: Tiroid kanseri, internal dozimetri, MIRD metodu, I-131, kemik iliği
Investigation of spectral radiance responsivity for optical systems
The aim of this thesis is establishment and determination of radiance responsivity to be used in calibrations of polychromatic radiation sources. In realizing the radiance, Ar-Ion (457, 477,488 and 514 nm), He-Ne (543, 594, 604, 612 and 632.8 nm) and Nd:YAG (532 nm,1064 nm) lasers and an integrating sphere with 15 cm diameter are used to get radiation sources having Lambertian distributions. Then silicon photodiode based trap detector which is treaceble to the liquid helium cooled laser based cryogenic radiometer is used to measure the photocurrent corresponding to each wavelength and thereby to obtain radiance. The measurement system used to have spectral current response of this laser based radiance is a double grating monochromator with 2 x 300 mm focal length and triple gratings in its each turrets. The gratings used for these measurements have 2400 g/mm and 1200 g/mm grove densities and blazed to 250 nm and 500 nm respectively. The laser beams emerged from the integrating sphere after the radiance evaluation directed on monochromator and from its exit slit the photocurrent responses record at each laser wavelengths. From the radiance realized at laser wavelengths and the photocurrent, values recorded at the exit slit of monochromator, transfer function (radiance responsivity) of the optical system is obtained. This radiance responsivity together with monochromator system is used to derive the spectral radiance of polychromatic radiation sources with low uncertainty. Moreover, in this work the uncertainty scale is determined using both classical and Monte Carlo methods.