Tıp

Bu konu başlığı altında 85 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ṭalʿatî Çelebi Maġzü'ṭ-Tıbb (metin-inceleme-sözlük)

Türk dili çalışmaları için önem teşkil eden edebi eserlerin dışında verimli çalışmalar yapılabilecek en zengin kaynaklardan biri tarihî tıp metinleridir. Eski Anadolu Türkçesi dönemi tıp metinleri arı dil kullanımı ile günümüz Türkçesi için temel oluşturmaktadır. 14 ve 15. yy metinlerini takiben Osmanlı Türkçesi tıp metinleri 16. yy ve 17. yy Klasik Dönem eserleri olarak; Türkçeleşme, "Batı" kökenli kelimelerin dilimize yerleşmesi ve Farsça ve Arapçanın gramer ve üslup bakımından baskınlaştığı yeni bir tıp dili sahası ile karşı karşıya olunduğunun bir göstergesidir. Dönemin fonetik çerçevesini çıkarmak için tıp eserleri yoğun bir malzemeye sahiptir. Bu çalışmada 16. yy tıbbi malzemeler bitkiler, devalar ve 17. yy Türkçesi geçiş dönemi özelliklerini gösterebilen bir metin olan "Maġzüʿṭ-ṭıbb" adlı eser transkripsiyon ve sözlük çalışması ile ortaya koyulmuştur. Eser 16.yy meşhur hekimlerinden Yȗsufî Herevîʿye ait "Rubâʿiyyât-ı Yȗsufî" eserinin tercümesi olan "Muġziʿṭ-ṭıbb" adıyla Milli Kütüphane" 06 mil Yz A 2719/1" no ile yanlış okuma ile kaydedilmiş bir hastalıklar ve devalar kitabıdır. Eser kütüphane kaynaklarında Farsça olarak görünmektedir. Oysa eser Türk dilinde yazılmış bir tercüme metindir. Eserde Yusūfįʿye ait rubailer Farsça'dır. Eserin mütercim/müellifinin 17.yy isimlerinden Talʿatî Çelebi olduğu gerek IRCICA kataloglarında, gerek eserin bir diğer nüshasında ifade edilmiştir. Mütercim/müellif kütüphane kaynaklarında "Ṭalʿatį ʿAbd-i Şāhį" ismiyle kitabın adı gibi yanlış ve/veya eksik kaydedilmiştir. Bu çalışmada yazar, eseri ve eser içeriği detaylarıyla doğru tespit edilmeye çalışılmış, yanlış veya eksik kaydedildiği düşünülen eser ve yazar adının düzeltilmesi de amaçlanmıştır. Eserde Yȗsufî Herevîʿye ait müfred ve mürekkeb devalar rubailer aracılığı ile anlatılmıştır. Farsça rubailerin Türkçe tercüme edildiği metinde Klasik Osmanlıca döneminde görülen söz dizimi ve dış yapı göze çarpmakta, kısmi olarak yalın Türkçe ifadeler ve arkaik kullanımlar yer almaktadır. Karışık dil özellikleri yoğun olarak görülmektedir. Çalışmanın amacı içeriğin doğru tespit edilmesi, dönem fonetiğinin ortaya çıkarılması ile Türk Dili alanındaki tarihî tıp metinleri söz varlığına katkıda bulunmaktır.

17. yüzyılBitkilerOsmanlıca+3
Aslı Bazman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Görsel tasarımda pop sürrealizm etkisi ve pedodonti kliniği için örnek uygulamalar

Bu çalışmanın amacı, Pop Sürrealizm'in tarihsel kökleri, gelişimi ve güncel hali incelenerek sağlıkta sanatın önemine dayanan araştırmalar doğrultusunda Pop Sürrealist uygulama çalışmaları yapmaktır. Uygulamaların, Ankara'da yaşayan ve herhangi bir nedenle Hacettepe Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Pedodonti Bölümüne başvuran 7-11 yaş aralığındaki çocuklar için oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sayede, çocuklar için olumlu dikkat dağınıklığı kaynakları yaratılarak ve çocuklar sanat eseri ile bir araya getirilerek çocukların sanat eseri kültürlerinin oluşturulmasına da destek olunabilecektir. Tezin birinci bölümünde, illüstrasyonun ve Pop Sürrealizm'in sanat ve tasarım bağlamında anlaşılabilmesi için kavramsal bir araştırma sunulmuştur. İllüstrasyonun tanımı, grafik tasarım ve resimle ilişkisi, çocuk materyallerinde kullanımı ve bir sanat hareketi olan Pop Sürrealizm'in tarihsel kökleri (Dada, Sürrealizm, Pop Sanat) ortaya koyulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, Lowbrow Sanat'ın anlamı, ortaya çıkışı, Pop Sürrealizm ve bu sanat hareketin kullandığı popüler kültür öğeleri, anlatım yöntemleri, teknikler ve sanatçı örneklerinden bahsedilmiştir. Pop Sürrealizm hakkında geniş çaplı bir araştırma sunulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde ise sanat ve sağlık ilişkisi üzerine kurgulanmıştır. Sanatın sağlık tarihi ve görsel sanatların hasta üzerindeki etkisi ortaya koyulmuş, sanat ortamlarının yurt içi ve yurt dışı hastane örnekleri incelenmiştir. Tezin son bölümü olan dördüncü bölümünde, Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Bölümü için gerçekleştirilen uygulamaların değerlendirilmesi yapılmıştır. Araştırmanın kavramsal kısmı içerik analizleriyle gerçekleştirilmiştir. Uygulamaların değerlendirilmesi aşamasında ise görüşme ve gözlem veri toplama yöntemleri kullanılarak ulaşılan bilgilerin analizleri yapılmıştır. Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Bölümünde uygulanan ve sonraki aşamada çocukların bu tarz uygulamalar hakkındaki görüşleri üzerine veriler elde edilmiştir. Sonuç bölümünde ise uygulamaların çocukların dikkatini çekme potansiyelleri değerlendirilmiş ve sanat ve tıp alanında geliştirilmesi gerekli olan ilişkiler analiz edilmiştir.

Görsel tasarımPedodontiPop-sürrealizm+3
Eda Uzun
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Becoming a medical translator: Who are the experts?

As time goes by, more and more health tourists from different countries over the world have come to Turkey to get more affordable health care or receive better medical treatment. As the number of medical tourists has been increasing in the recent years with marketing activities by the medical tourism sector, the demand for medical translation is also gradually increasing. Meanwhile, it is the reality today that time pressure exists in every aspect of business world. Hence, in order to compete with the time needed to provide adequate translation services to the increasingly globalized business as medical tourism, translation industry demands the competent translators who can meet the needs of the translation sector. In this regard, at one side there is the increased demand for the speed in the delivery of translations and on the other side, as incompetently done medical translations can have an adverse effect on people's lives, most of the time, there is the requirement for quality in translation. Therefore, there is an issue to consider: who are the experts in writing good-quality medical translations within set time and cost: physicians? translators with/without medical background? physicians with translation background? or translators, specializing in medical translations? The aim of this thesis is to go a step further in this perspective of thinking and find out the answers of the following questions: "what does it take to become a medical translator and who are the experts?".

InterpreterMedical researchesMedical records+5
Svetlana Filatova
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Zones of uncertainty: Exploring medical interpreting in Turkey in the aftermath of the pandemic

This thesis examines the role of healthcare interpreters in Turkey and how their interpretation services inform patient outcomes and satisfaction with healthcare services. The study aims to reveal how the pre-COVID practices of healthcare interpreters informed their remote interpreting practices both during and after COVID era. To do so, semi-structured interviews were conducted with ten interpreters, revealing their challenges and sense of fulfillment from helping patients communicate with healthcare providers. The habitus of healthcare interpreters is supposed to be influenced by their experiences, education, and cultural background, which shapes and in turn is shaped by how they interpret and mediate communication between patients and healthcare providers. However, the findings suggest that since healthcare interpreting is not institutionalized in Turkey, interpreters work in a zone of uncertainty where they do not share the same habitus and norms as the patients and providers. The study also suggests that research can contribute to the improvement of healthcare services and the development of training programs for healthcare interpreters.

COVID 19PandemicsHealth+3
Mustafa Serhat Oğuz
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıp doktoru Anton Çehovun oyun metinlerindeki tıbbi öğelerin saptanması

Çehov' un oyunlarında dikkat çeken nokta, hastalıkların klinik seyirlerini diyaloglarında işlerken karakterlerinde fiziksel tanımlamaların yanında hastalıkların psikolojik yansımasını da vurgulamasıdır. Hastalıklara bütüncül yaklaşarak Çehov' un oyunlarını yönetecek rejisör ve oyuncuların sahne çalışmalarına farklı bir bakış açısı getirmesi hedeflenmektedir. Böylelikle oluşacak bu farklı bakış açısı oyuncu ve yönetmenlerin oyunlarını daha gerçekçi sahnelemelerini sağlayacaktır. Araştırmamız Anton Çehov' un tıbbi kimliğini, yaşadığı dönemdeki Rusya ve dünyadaki tıbbi gelişim aşamalarını ve oyunlarda tespit edilen teşhis ve bulguların karakterler üzerindeki yansımasını da içermektedir. Sonuç bölümünde ise Çehov' un kullanmış olduğu tıbbi öğelerin oyun metinlerinde nasıl ve ne şekilde kullandığı yorumlanmıştır.

Chekhov, AntonTiyatroTiyatro oyunları+2
İbrahim Murat Tanır
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antropolojik bakış açısıyla zoofarmakognozi, geleneksel halk tıbbı ve primitif tıp ilişkisi

Zoofarmakognozi, hayvanların kendi kendine tedavisi anlamına gelen ve tüm canlıların kendini tedavi edici yöntemlerini, diğer bilim dallarından aldığı yardımla canlının öztedavi olgusunu anlamaya yönelik çalışma yürüten bir bilim dalıdır. Zoofarmakognozi önlem amaçlı "profilaktik" ve tedavi edici "terapötik" amaçlı yapılan hayvan davranışlarını inceleyerek hayvanların kendini tedavi etmesi yönünde bilgiler toplar. Canlıların kendi kendilerini tedavi yöntemleri incelendiğinde, insanların da benzer tedavi yöntemlerini uyguladıkları görülmektedir. Bu tedavilerin başında kil veya toprak benzeri maddeleri yeme "jeofaji" gelmektedir. İnsan ve diğer canlı türlerinin tedavi yöntemleri arasında benzerlikler ve insanın bu canlılardan gözlemleme ile tedavileri öğrenip öğrenmediği araştırılmaktadır. Hayvanların ve diğer canlı türlerinin tedavi edici davranış türlerini ne şekilde öğrendikleri, bu davranış türlerinin öğrenilmiş mi yoksa içgüdüsel mi olduğu halen araştırılmaktadır. Hayvanların kendi kendine tedavi davranışlarını inceleyen çalışmalar karmaşık hayvan-bitki-parazit etkileşimlerini ortaya çıkarmayı ve nihai olarak erken hominidlerde kendi kendine tedavi, "self-medication" gelişimini anlamayı amaçlar. Antropolojik açıdan Zoofarmakognozi davranışının insana olan etkisi, insanla ne ölçüde bağlantılı olduğu, insan hayatını nasıl etkilediği araştırılmıştır. Zoofarmakognozinin primitif tıp ve halk tıbbını nasıl etkilediği değerlendirme konusudur. Zoofarmakognozinin günümüzdeki etkilerinin ne olduğu yönünde antropolojik bir bakış açısı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Zoofarmakognozi, Halk Tıbbı, Primitif Tıp, Tıbbi Antropoloji, Kendi kendine tedavi

Bitkisel ilaçlarHalk hekimliğiPrimitif tıp+3
Mehti Doğan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlm-i Tıbb/Muhammed bin Hasan et-Tabîb: Dil incelemesi-metin-dizin-tıpkıbasım

Eski Anadolu Türkçesi dönemi, Anadolu ve Rumeli bölgesinde Oğuz-Türkmen lehçesi temelinde kurulup gelişmiş olan Türk yazı dilinin 13-15. yüzyılları kaplayan ilk dönemidir. Türk dilinin bu lehçesiyle, Anadolu sahasında 13. yüzyılın ikinci yarısından itibaren birçok eser telif edilmiştir. Telif edilen eserleri incelediğimizde dinî ve edebî metinlerin ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Bunun yanında tıp ve eczacılık alanlarında, Eski Anadolu Türkçesiyle telif edilen eserler de azımsanamayacak sayıdadır. Bu dönemde tıp alanında ortaya koyulan eserlerin kaynak eser niteliğinde olup daha sonraki dönemlerde aynı alanda oluşturulan eserlere temel teşkil ettiğini söyleyebiliriz.Eski Anadolu Türkçesi metinleri arasında yer almamasına rağmen yer yer bu dönemde yazılmış olan tıp metinleri ile benzerlik gösteren eserler arasında İlm-i Tıbb adlı eseri de zikredebiliriz. Yaptığımız bu çalışmada, müellif nüshası olduğunu düşündüğümüz İlm-i Tıbb adlı eseri latinize ederek hem dil hususiyetleri yönünden hem de içerdiği kelime ve terimler yönünden inceledik. Özellikle içerdiği kelime ve terimlerin tıp ilmi açısından önem taşıdığını düşünerek bunların metin içerisinde taşıdığı anlamları vermeye çalıştık. Çalışmamızın tıp alanında yapılan çalışmalara bir nebze de olsa katkı sağlayacağını umuyoruz.Eserin müellifi kendisinin de eserinin giriş kısmında zikrettiği gibi Tabib Muhammed bin Hasan'dır. Eserde bahsedildiği üzere müellifin tıp ilmiyle meşgul olduğu; başta İbni Sînâ olmak üzere Mevlânâ Kutbü'l-Millet ve'd-Dîn eş-Şirâzî ve Alâüddin el-Karşî gibi döneminin tıp bilginlerinin şerh ve eserleriyle yakından ilgilendiği anlaşılmaktadır.Çalışmamız, sırasıyla dil incelemesi-metin-dizin-tıpkıbasım olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Metin bölümünde eserin tam transkripsiyonlu metni verilmiş; dil incelemesi bölümünde eserin dil hususiyetleri ayrıntılı olarak ele alınmış; dizin bölümünde ise eseri oluşturan kelimelerin eserde kullanıldığı yönüyle anlamları verilmiş, anlamı verilen kelimeler isim, fiil ve edat şeklinde sınıflandırılmış ve türleri kısaltmalarla belirtilmiştir. Tıpkıbasım kısmında ise eserin orijinal yazı şekliyle tıpkıbasımı sunulmuştur.Türk dilinin ses, şekil ve anlam bilgisi açısından zenginliklerinin ve içeriğinin tespit edilebilmesi için dilimizin farklı dönemlerinde verilmiş ve farklı alanlara mahsus eserlerin mukayeseli olarak ele alınması gerekmektedir. Çalışmamızın bizden önceki yapılan çalışmalara katkı sağlayacağını ve daha sonra bu alanda araştırma yapacak olanlara yol gösterip yardımcı olacağını umuyoruz.Bu Yüksek Lisans Tezi, Uşak Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi Tarafından Bilimsel Proje Olarak Desteklenmiştir.

13. yüzyılDilbilgisiDilbilim+4
Halil İbrahim Ertürk
Uşak University
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eski Mezopotamya'da tıp (Asûtu)

Eski Mezopotamya toplumunda teknolojik yetersizliklere rağmen gözlem gücü ve nesilden nesile aktarılan bilgiler sayesinde pek çok hastalık tanınmış, tanınan bu hastalıkların tedavilerinde de doğadan yararlanılmıştır. Çivi yazısı sayesinde hastalıklara ait bilgiler, tedavileri için hazırlanan ilaçların yapımında kullanılan droglar ve ilaç hazırlama yöntemleri günümüze aktarılabilmiştir. Aslında Mezopotamya dillerinin günümüzde kullanılmıyor olması, bilgilerin herkesçe anlaşılabilmesi konusunda büyük bir engel oluşturmaktadır. Ancak tabletler üzerinde yapılan çalışmalar sayesinde Eski Mezopotamya toplumunun tıp konusunda ne kadar ileride olduğu kanıtlanmıştır. Günümüze kadar yapılan tercümelerden elde edilen bilgiler sonucunda aslında Eski Mezopotamya‟dan tanınan tedavi yöntemlerinin binlerce yıldır geçerliliklerini korudukları görülmüştür. Ayrıca aynı droglar, birebir aynı ölçülerde ve aynı hastalıkların tedavilerinde olmasa da, günümüzde de hâlâ kullanılmaktadır. Hatta bazı hastalıkların tedavisinde 4 bin yıldan fazla süredir aynı drogların kullanılmaya devam edildiği görülmüştür. Aslında günümüzde hastalıkların tedavileri için büyük oranda modern tıp yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Ancak her ne kadar modern ilaçlar, teknolojik cihazlar ve hastane koşullarında tedaviler tercih edilse de geleneksel tedaviden tamamen vazgeçilmemiş ve destekleyici tedavi olarak bitkisel ilaçlardan ya da dinsel-büyüsel yöntemlerle tedaviden yararlanılmaya devam edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arkeoloji, Büyü, Cerrahi, Din, Kehanet, Mezopotamya, Tıp

ArkeolojiBüyüBüyücü+7
Nejla Alper
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hüseyin hulki bey'in eseri "Tabâbet-i hakikiye ve mesâlik-i bâtıla-i tıbbiye"nin günümüz Türkçesine kazandırılması ve günümüz tıp anlayışıyla değerlendirilmesi

Mustafa Hayırlıdağ, Hüseyin Hulki Bey'in Eseri "Tabâbet-i Hakikiye ve Mesâlik-i Bâtıla-i Tıbbiye"nin Günümüz Türkçesine Kazandırılması ve Günümüz Tıp Anlayışıyla Değerlendirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıp Tarihi ve Etik Programı Doktora Tezi, Ankara, 2019. Osmanlı Devleti'nin pek çok alanda zor zamanlar geçirdiği XIX. yüzyılın son çeyreğinde yaşamış ve eserlerini bırakmış olan Hüseyin Hulki Bey'i tanımak, tanıtmak ve "Tabâbet-i Hakikiye ve Mesâlik-i Bâtıla-i Tıbbiye" adlı eserini inceleyerek, bu eserin ve eserde dile getirdiği görüşlerin, tıp tarihindeki yerini almasını sağlamak, bu tez çalışmasının temel amacını oluşturmaktadır. Tez kapsamında önce Hüseyin Hulki Bey'in yaşadığı dönemin hekimlik ve tıp anlayışını kavrayabilmek açısından; XIX. yüzyılda Osmanlı tıp anlayışı ile Avrupa'daki tıp anlayışı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda dönemin önemli bir sorunu olarak, eğitimsiz ve diplomasız hekim sorunu ve bu sorunun çözümü için yapılan mücadeleden söz edilmiştir. Sorunun çözümü için yapılan hukuki düzenleyici metinler tez kapsamında incelenmiştir. Daha sonra Hüseyin Hulki Bey'in hayatı, eserleri ve teze konu olan "Tabâbet-i Hakikiye ve Mesâlik-i Bâtıla-i Tıbbiye" adlı eseri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Özellikle tıp alanında pek çok ilerlemenin yaşandığı XIX. yüzyıl Avrupa'sında Hüseyin Hulki Bey önemli bilim başkentlerine de giderek hem gözlemler yapmış hem de katılmış olduğu kongrelerde devrin önemli bilim insanlarıyla fikir alışverişinde bulunmuştur. Edinmiş olduğu bu izlenimleri yurda döndüğünde paylaşarak, Osmanlının aydınlanmasında rol oynamıştır. 1889 yılında katılmış olduğu Paris'teki tıp kongresinde yapmış olduğu bildiri de, tez kapsamında transkripsiyonu yapılarak incelenmiştir. Doğudaki ve Batıdaki XIX. yüzyıl tıp anlayışıyla birlikte söz konusu bu eserlerin incelenmesi, dönemin Osmanlı'sında temel sağlık sorunlarını ortaya koymada bütünlük arz etmiştir. Bilimsellikten ayrılmadan, tıbbın temel dinamiklerini bilerek ve her türlü gelişmeyi sorgulayarak yapılacak hekimlik anlayışının, tıbba katkı sunacağı fikri çok önemlidir. XIX. yüzyıla ait bir tıp eserinin incelenmesi, günümüz tıp anlayışına faydalı olacağı gibi, tıp tarihi açısından da, hekimlik anlayışının irdelenmesi bakımından faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Hüseyin Hulki Bey, 19.yüzyıl Osmanlı Tıbbı, Tıp Tarihi, Tabâbet-i Hakikiye ve Mesâlik-i Bâtıla-i Tıbbiye, Yalancı Tababet

Hüseyin Hulki BeyKitaplarTıp+2
Mustafa Hayırlıdağ
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Dahili ve cerrahi bilimler araştırma görevlilerinde tükenmişlik sendromu oranlarının karşılaştırılması ve işyeri doyumuyla olan ilişkisinin gösterilmesi

Tükenmişlik sendromu; özellikle insanlarla yüz yüze çalışılan mesleklerde görülen, iş yerinde maruz kalınan yoğun stres durumuna karşı çalışanlarda gelişen psikososyal bir fenomendir. Sağlık çalışanlarında, özellikle hemşireler-doktorlar gibi meslek gruplarında tükenmişlik sendromu gelişme oranlarının yüksek olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Tükenmişliğe karşı olumlu pekiştiricilik özelliği olan en önemli etkenlerden biri de iş doyumudur. Bu çalışmada amaç; Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde dahili ve cerrahi bilimler bölümleri altında çeşitli uzmanlık alanlarında çalışan araştırma görevlilerinin tükenmişlik düzeylerini karşılaştırarak, iş doyumu ile olan ilişkisinin gösterilmesidir. Araştırma; Hacettepe Üniversitesi Erişkin ve Onkoloji hastanesinde 11/2018- 04/2019 tarihleri arasında yapılmıştır, toplam 206 araştırma görevlisi doktor çalışmaya dahil edilmiştir. Veri toplama formları olarak; 18 sorudan oluşan "Sosyodemografik Veri Formu", tükenmişlik sendromunun alt boyutlarının ölçümü için "Maslach Tükenmişlik Ölçeği", iş doyumu değerlendirilmesi için "Minnesota İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen araştırma görevlilerinin yaş ortalaması 27,92±2,72 yıl olup, %48,50'i kadın %51,50'i erkek cinsiyetindedir. Katılımcıların %61,20'si dahili bilimler araştırma görevlisi, %38,80'i cerrahi bilimler araştırma görevlisidir. Araştırma görevlilerinde yüksek düzey duygusal tükenme, orta düzey duyarsızlaşma, yüksek düzey kişisel başarı saptanmıştır (19,35, 8,71, 13,75 sırasıyla). Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ) genel doyum puan ortalaması ise 60,80 olarak saptanmıştır. Çalışmada dahili ve cerrahi bilimler gruplarının tükenmişlik düzeyleri karşılaştırıldığında; cerrahi bilimlerde daha yüksek düzeyde duyarsızlaşma olduğu (9,48 vs. 8,22, p<0,05), diğer iki alt boyutta ve iş doyumunda anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. 9 saatin üstünde çalışanlarda (20,31 vs. 14,97 and 9,21 vs. 6,43 both p<0,05), nöbet tutmayanlara göre nöbet tutanlarda (19,94 vs. 15,60 and 9,83 vs. 6,23 both p<0,05), hekimliğe devam etmek istemeyenlerde (23,84 vs. 17,19 and 10,67 vs. 7,76 both p<0,05), sigara-alkol kullananlarda (22,00 vs. 18,50 and 10,28 vs. 8,21 both p<0,05) daha yüksek duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma düzeyleri bulunmuştur. Duygusal tükenme puanı ile genel doyum puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı orta düzey negatif bir ilişki, duyarsızlaşma puanı ile genel doyum puanları arasında orta düzey negatif bir ilişki, kişisel başarı puanı ile genel doyum puanları arasında orta düzey negatif bir ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak; çalışmamızda tükenmişlik sendromu tüm araştırma görevlilerinde yüksek düzeyde bulunmuştur, nöbet tutmanın-sigara-alkol kullanımının-uzun çalışma saatlerinin tükenmişlikle alakalı olduğu görülmüştür. İş doyumunu tükenmişlik üzerinde negatif ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Tükenmişlik için daha genel yorumlar yapılabilmesi için daha geniş bir örneklem ile çok merkezli çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Araştırma görevlileriCerrahiDoktorlar+7
Musa Topel
Hacettepe University
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tıp ve sağlık bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin yaşam boyu öğrenme tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Sağlık çalışanları, sağlık alanındaki bilginin dinamik yapısı nedeniyle meslek hayatları boyunca bilgi ve becerilerini güncel tutmak, bir başka deyişle yaşam boyu öğrenen olmak zorundadır. Bu konuyla ilgili alanyazında, Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Hemşirelik gibi sağlık mesleklerinin büyük çoğunluğunu oluşturan bir örneklemin bütüncül veya karşılaştırmalı olarak değerlendirildiği, kuramsal bir yaklaşım veya öğrencilerin mevcut yaşam boyu öğrenme tutumlarınına ilişkin tüm sağlık disiplinlerini değerlendiren kapsamlı bir analize rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Ege Üniversitesi Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Hemşirelik Fakültesi öğrencilerinin yaşam boyu öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, sağlık bilimlerinde yükseköğrenim gören öğrenciler için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmesi ve geliştirilen bu ölçek ile öğrencilerin yaşam boyu öğrenmeye yönelik tutumlarının, cinsiyet, fakülte, sınıf, yabancı dil bilgisi düzeyi, aile ekonomik durum algısı, anne ve baba eğitim durumu, mezuniyet sonrası ilk hedef ve dijital okuryazarlık durumları gibi farklı değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. İlişkisel araştırma (correlational research) modelinde tasarlanan bu çalışma dört ana aşamada gerçekleştirilmiştir. Hazırlık aşamasında derinlemesine alanyazın taraması yapılmıştır. Bu tarama doğrultusunda sağlıkta yaşam boyu öğrenmeye ilişkin kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturularak bağımsız değişkenler belirlenmiştir. Ardından ölçek geliştirme evresine geçilerek, kuramsal çerçeve zemininde nitel veri toplanmıştır. Bu nitel veriler ve alanyazın desteği ile taslak ölçek için madde havuzu hazırlanmış ve uzman görüşleri ile ölçeğe 41 soruluk ilk şekli verilmiştir. Araştırmanın örneklemine benzer özellikler taşıyan farklı bir öğrenci grubundan (n=555) elde edilen verilerle açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmış, 23 maddeli ve beş faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır. Ardından farklı bir örneklemden (n=254) toplanan veriler ile gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile AFA'da ortaya konan ölçüm modelinin benzer özellikleri taşıyan örneklemlerde de uyum gösterdiği istatistiksel olarak saptanmıştır. Ayrıca ölçeğin Cronbach alpha (α) iç tutarlılılık katsayısı 0,911 bulunmuştur. Böylelikle yaşam boyu öğrenme tutumuna ilişkin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Uygulama evresinde ölçek, bağımsız değişkenleri de ölçen bütüncül bir veri toplama formuyla, tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılara (n=2118) uygulanmıştır. Tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik öğrencilerinin yaşam boyu öğrenmeye yönelik olumlu tutum segiledikleri saptanmıştır. Bu tutum, fakülte ve ebeveyn eğitim durumlarına göre farklılaşmazken; cinsiyete, aile ekonomik durum algısı, yabancı dil bilgisi düzeyi ve mezuniyet sonrası hedeflere göre farklılaşmaktadır (p<0,05). Ayrıca öğrencilerin yaşam boyu öğrenme tutumları ile yaşları arasında bir ilişki görülmezken dijital okuryazarlık durumları arasında orta düzey bir ilişki belirlenmiştir. Bu tez çalışması ile tıp ve sağlık bilimleri alanında eğitim-öğretim faaliyeti yürüten kurumların mezunlarının yaşam boyu öğrenmeye yönelik olumlu tutum geliştirmeleri için yoğun bir mesleksel yabancı dil eğitiminin verilmesi, bilgiye daha kısıtlı finansal imkanlarla erişebilmenin desteklenmesi, mezuniyet sonrası hedeflerle ilgili olarak öğrencilere kariyer danışmanlık desteğinin verilmesi önerilmektedir. Bunlara ek olarak,dijital öğrenme kaynaklarıyla zenginleştirilmiş öğrenci merkezli bir eğitim politikası ile dolaylı olarak dijital okuryazarlık becerilerinin edindirildiği örtük müfredatlar geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Tıp; Diş Hekimliği; Eczacılık; Hemşirelik; Sağlık Bilimleri; Yaşam Boyu Öğrenme; Tutum Ölçeği; Sürekli Mesleksel Gelişim; Dijital Okuryazarlık

Dijital okuryazarlıkSağlık bilimleriTutum ölçekleri+5
Ozan Karaca
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

XII-XIV. yüzyıllarda Anadolu'da tıp kurumları

XII-XIV. Yüzyıllarda Anadolu'da inşa edilen Tıp Kurumları darüşşifa, maristan, darüssıhha, darülafiye, darürraha vb. farklı terimlerle adlandırılmıştır. Bu dönemden günümüze ulaşan Anadolu tıp kurumları, Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası (Maristan), Sivas İzzeddin I. Keykavus Darüssıhhası, Divriği Darüşşifası, Tokat Gökmedrese Darüşşifası ve Amasya Darüşşifası'dır. Günümüze ulaşamayan Anadolu tıp kurumları ise Mardin Eminüddin Maristanı, Çankırı Darüşşifası (Darülafiye), Kastamonu Pervaneoğlu Ali Darüşşifası (Maristan), Sivas Rahatoğlu Darürrahası, Konya Maristan-ı Atik, Konya Alaeddin Darüşşifası (Maristan) ve Aksaray Darüşşifası'dır. Bu çalışma günümüze ulaşan tıp kurumlarının mimari plan gelişimi özellikleri ve ortak mimari özelliklerinin tespitini amaçlamaktadır. İnceleme sonuncunda ilk tıp kurumlarının bir külliye bünyesinde yer aldığı ancak Amasya Darüşşifası'nda olduğu gibi zamanla bağımsız bir yapı olmaya doğru bir plan gelişimi sürecinin yaşandığı tespit edilmiştir. Ayrıca Anadolu tıp kurumlarının ortak mimari özelliği olarak giriş eyvanına açılan mekânların varlığı tespit edilmiştir.

AnadoluDarüşşifaKayseri+7
Mehmet Kutlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlk dönem klasiklerinde tasavvuf ve tıp

Tasavvuf ve Tıp ilmi ilk bakışta birbirinden tamamen farklı ilim dalları gibi görünseler de her iki ilim dalının da temel gayeleri insanları kendi alanlarına göre (sûrî veya rûhânî) hastalıklardan korumak (hıfzu's-sıhha) veya hastalık gelmişse, tedavi etmektir. Beden ve ruhtan oluşan insanın sûrî (fizyolojik) yönünü oluşturan bedeni hasta olmakta ve doktorlar tarafından tedavi edilmektedir. Sûfîler, bedenen sağlıklı olmanın kısmen rûhen sıhhatli olmaktan geçtiğini bilmelerinden dolayı da nefsin hastalıkları ve bunların nasıl tedavi edileceğiyle ilgili detaylı açıklamalar yapmış ve bu konuya çok önem vermişlerdir. Bundan dolayı da Tasavvuf ilmi, başlı başına et-Tıbbu'r-Rûhânî'dir. İlk dönem Sûfîleri, fizyolojik hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gerekli olan temizlik, yeme-içme, uyku düzeni gibi maddî unsurlara dair bilgi vermişlerdir. Vebâ, cüzzâm, varis gibi pek çok fizyolojik hastalıktan bahsetmişler ve bu hastalıkları tedavi etmek için bitkisel ekstreler, perhiz, hacamat, rukye gibi yöntemleri kullanmışlardır. Rûhânî tıp olan nefs tezkiyesi metodu olarak da nefsi istek ve arzularından men etme, az yeme (kıllet-i taâm), az uyuma (kıllet-i menâm) ve az konuşma (kıllet-i kelâm), kısaca ifade etmek gerekirse de riyâzet ve mücâhede ile ahlakı güzelleştirme gibi yöntemleri uygulamışlardır.

AnatomiTedaviTıp
Ümmügülsüm Çoban
Necmettin Erbakan University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Selçukluları ve beylikler döneminde tıp ilmi

1071 yılı itibariyle Anadolu'ya Türklerin yerleşmesi sonucunda ilk olarak çeşitli beylikler siyasi hâkimiyet kurmuş, akabinde 1078 yılında Türkiye Selçukluları Devleti tarih sahnesinde yerini almıştır. Anadolu'da tıp ilminin gelişimi Türk-İslâm medeniyetinin bir sentezi neticesinde oluşmuştur. Bu dönemde sultanlar ve devlet görevlileri ülkenin pek çok şehrinde dârüşşifalar ve eğitim kurumlarının kurulmasına vesile olmuştur. Türk tıp tarihinin en büyük gelişimleri Türkiye Selçukluları ve Beylikler döneminde meydana gelmiştir. Tıp fakültelerinin ilk örnekleri Anadolu'da görülmüş aynı zamanda bu alanda Türkçe eserler yazılmaya başlanmıştır. Yaklaşık üç yüzyıllık süreçte yaşanan iç çatışmalar, savaşlar ve salgın hastalıklara rağmen tıp alanındaki gelişimin sürdürüldüğü görülmektedir.

Anadolu BeylikleriAnadolu SelçuklularıBeylikler Dönemi+5
Fulya Dilşat Kaya
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumları

Amaç: Bu çalışmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen dört Aile Sağlığı Merkezine 01 Haziran 2020 – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında herhangi bir nedenle başvuran 18-65 yaş arası hastalardan katılmayı kabul eden 303 hasta ile gerçekleştirildi. Çalışma anketimiz sosyodemografik bilgileri içeren 12 soru ve GETAT ile ilgili tutum ve kullanım durumu sorularını içeren 22 sorudan oluşturuldu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,8±13,8 yıl olup, GETAT kullanan hastalar daha yaşlıydı (p=0,027). Katılımcıların %44,2'si (n=134) erkekti ve GETAT kullanımı her iki cinste de benzerdi (p=0,247). Çalışmada GETAT kullanma oranı %24,1'di (n=73). GETAT kullanımı sağlık çalışanlarında ve işsizlerde anlamlı olarak yüksek bulundu (p= 0,045). GETAT kullanımı ile öğrenim durumu, gelir seviyesi, sağlık güvencesi, medeni durum, ikamet yeri, sosyal alışkanlıklar, komorbidite ve ilaç kullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. GETAT ile ilgili bilgi kaynaklarının başında, %30,7 (n=93) ile sosyal medya ve %30,4 (n=92) ile arkadaş/komşu gelmektedir. En sık GETAT kullanma sebebinin, daha önce aynı şikayetlerle tekrarlayan doktor başvurusu (%76,6) olduğu tespit edildi (n=56). En sık kullanılan yöntemin %28,4 (n=86) ile fitoterapi ve %22,8 (n=69) ile sülük tedavisi olduğu saptandı. Olguların GETAT'a en sık kas iskelet hastalığı (%43,8) sebebiyle başvurduğu tespit edildi (n=32). Sonuç: GETAT yöntemleri modern tıbba yardımcı olarak kullanılabilecek yöntemler olup, GETAT ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar ile kullanılan yöntemlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Birinci basamak, Tutum, Aile Hekimliği

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriTamamlayıcı tedaviler+2
Eren Babacan
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tıp etiği, mesleki değerler ve sağlık politikaları üzerine bir inceleme

Dünyada neo-liberal uygulamaların etkili olması ile devletin kamusal rol ve sorumlulukları değişmiştir. Neo-liberal paradigma ile birlikte kamu hizmeti kavramı da dönüşmüştür. Bu paradigma değişiminin sağlık hizmetlerine yansıması ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Projesi (SDP) ile olmuştur. Sağlık hizmetleri, değişimin yaşandığı ve etkilerinin en güçlü hissedildiği kamusal alan olmuştur. SDP'nin sağlık hizmetlerinin örgütlenme, finansman, sunum ve emek ilişkileri üzerindeki etkileri uzun süredir analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Bu çalışma sağlığı sosyal belirleyicileri ile bir bütün olarak değerlendirmektedir. Sağlığı ekonomi politik bir yaklaşım ile sağlık politikalarının tıp etiği ilkeleri ile çatışmasını, sağlık hizmetlerinin niteliği ve tıp mesleğine etkileri hekimler ile yapılan niteliksel alan araştırması ile ortaya koymaya çalışılmıştır. Çalışmada sağlık politikaları ile tıp etiği ilkelerini bir araya getiren ve araştırmacı tarafından geliştirilen özgün hipotetik senaryolar yarı yapılandırılmış mülakat formu olarak kullanılmış, Muğla ilinin nüfusuna göre beş büyük ilçesinde, ikinci basamak hastanelerde görev yapan uzman hekimlerle gönüllük esasına göre derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

DoktorlarEtikHastaneler+7
Dilek Bulut
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akademisyenlerin çoklu mesleki rollerinin iş ve özel yaşamlarına yansımaları

Bu araştırmanın amacı akademisyenlerin çoklu mesleki rollerinin iş ve özel yaşamlarına yansımalarını tespit etmektir. Araştırma, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan farklı ünvanlara sahip 12 öğretim üyesinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre akademisyenlik mesleğinin belirli ilkelere dayalı olarak gerçekleştirilmesi gereken sorumlulukları bulunan bir meslek olarak tanımlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca, mesleğin doğası gereği rol fazlalıklarının olduğu ve zaman zaman rol çatışmalarının yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda toplumsal itibar, kariyer imkanları, seyahat imkanı, yeni insanlar tanıma, kendini geliştirme, rol model olma etkenlerinin mesleki rolleri desteklediği; bütçe yetersizliği, ekstra idari görevler, fiziki imkanların yetersizliği, hiyerarşik engeller, mesleki rollerin doğasından kaynaklı etkenlerin ise rolleri kısıtladığı tespit edilmiştir. Akademisyenlerin mesleki rollerini yerine getirirken karşılaştıkları olumsuzlukların çeşitli fiziksel ve psikolojik etkiler ortaya çıkardığı da bulgular arasındadır. İş ve yaşam dengesinin sağlanmasında zaman yönetiminin önemli olduğu vurgulanarak akademisyenlerin süreci etkili biçimde yönetmek ve olumsuzluklarla başa çıkabilmek için aile desteği, arkadaş desteği, disiplinli çalışma, özveri, hobilere zaman ayırma gibi çeşitli stratejiler geliştirdikleri tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

AkademisyenlerRolSağlık+1
Aynur Gürbüz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

3D tıbbi illüstrasyonlar ile infografik tanıtım: Karaciğer sirozu örneği

Bir hizmeti tanıtmak, gazete, dergi ve ansiklopedilerdeki makaleleri görselleştirmek gibi birçok alanda kullanılan illüstrasyon, günümüz tıp biliminde bir gereklilik haline gelmiştir. Bilimsel çalışmalar ve toplumsal bilgilendirmelerde insan vücudu ve çeşitli tedavi yöntemleri daha net ve anlaşılır şekilde hekimlere, hastalara, tıp bilimi ile ilgilen tüm okurlara aktarılabilmesi tıbbi illüstrasyonlar ile mümkün olabilmektedir. Günümüzde illüstrasyon teknikleri gelişen teknoloji ve yazılımlar ile etkili ve daha ayrıntılı bir şekilde alana ve hekimlere aktarılabilmektedir. Modern tıp süreci ile ortaya çıkan görüntüleme teknikleri hastalığa ve tedavi şekline göre iki boyutlu ve üç boyutlu illüstrasyon tenikleriyle yeniden tasarlanabilmektedir. Bu bağlamda tıbbi illüstrasyon tıp eğitimi alan, bu alanda makale ve bildiri yayınları yapan herkes için bir ihtiyaç olarak görülmektedir. Tıbbi illüstrasyonun temel konu olarak ele alındığı bu araştırma, tarih boyunca tıbbi illüstrasyonun gelişim sürecini, hastalığın gelişim evrelerini, yapılan müdahalelerini ve tedavi yöntemlerini, tanınmasına ve anlatılmasına yönelik infografik tanıtımlarının, üç boyutlu tıbbi illüstrasyon tekniği ve tasarım süreci hakkında bilgiler ile açıklamayı amaçlamaktadır. Araştırmada, illüstrasyon, tıbbi illüstrasyon, tarihsel gelişimleri ve yapılan üç boyutlu tıbbi illüstrasyonların infografik tanıtımı ve tasarım elemanları hakkında görsel-işitsel örnekler ile betimleyici araştırma yaklaşımı olarak tanımlanan, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.

3D programlarıGrafik sanatlarKaraciğer+7
Nur Dilek Temel
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Cyberspace, cyberculture and changing paradigms with -exploration of applications in medicine-

ABSTRACT The rapid development of Computer Mediated Communication systems in the late 2001 century radically changed the ways of interaction, education, organization, team working, and social formations, and brought new meanings to the sense of time and space. interaction through the technology of computers gave birth to a geography called cyberspace and created the civilisational revolution of "virtual societies". Established values such as identity, presence, knowledge, work, power are being redefined due to these new sense of space and time called cyberspace.Cyberspace platforms- the internet, virtual reality, augmented reality- has alreadybrought many innovations to many sectors already and with the increasing research in this field, decreasing costs and increasing computing power, they are in the nıidts of changing the paradigms of education, entertainment, architecture, medicine, the automotive industry, and bring invaluable benefits to these sectors. Medicine and healthcare arena is öne of the sectors that the cyber systems promise the most benefits for. This thesis involves the examination of the cyber systems from a psychological, sociological and a technological perspective, and the in depth examination of the cyber applications in the medicine and healthcare sector with specific examples. ÖZ 20. yüzyılın sonlarında hızlı bir gelişme gösteren Bilgisayar İletişim Sistemleri sistem¬ leri, beraberinde yeni bir yer ve zaman anlayışı doğurmuş ve toplumun bir takım yerleşmiş kavramlarını -etkileşim, eğitim-öğretim, organizasyon, ekip çalışması, gibi- köklü bir değişime götürmüştür. Bilgisayar teknolojilerine dayalı olan etkileşim ve iletişim sonucu ortaya çıkan "siberuzay" adı verilen bu yeni zaman ve mekan kavramı, zaman içerisinde ayrıca "sanal topluluklar" in da doğmasına sebep olup yeni bir "toplum" kavramı getirmiştir. Günümüzde, çeşitli siberuzay sistemleri- internet, sanal gerçeklik, "geliştirilmiş" gerçeklik-, bir çok sektöre şimdiden bir çok yenilikler getirmiş olup, ileride, bu alanlarda hızla süren araştırmalar sonucu teknolojinin daha gelişmesi ve ucuzlaşmasıyla eğitim-öğretim, mimari, tıp, eğlence, endüstri gibi bir çok alanda paha biçilmez avantajlar getirecektir ve bu alanlarda süregelen bazı paradigmaları devirecektir. Tıp sektörü, siber sistemlerin en çok avantaj getirdiği ve getireceği sektörlerden biridir. Bu tez çalışması, siberuzay sistemlerini önce psikolojik, sosyolojik ve teknolojik boyutu ile incelenmesini ve spesifik örnekleriyle tıp sektöründeki siber sistemlerininin araştırmasını içerir. iv

Virtual networksVirtual environmentsVirtual communities+3
Pınar Çamlıbel
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2005
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maddetü'l Hayat (İnceleme-metin-dizin)

Bu çalışma, XV. yüzyıla ait bir tıp metni olan Akşemseddin'in Maddetü'l Hayat adlı eserini konu almaktadır. Farklı kütüphanelerde dört ayrı nüshasını tespit ettiğimiz yazmanın çalışmamıza konu olan nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Hazine 552 numara ile kayıtlıdır. Eser 70 varaktır. Toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu olan sağlık konusunda yazılmış bir eser olduğundan tıp terimleri, botanik, farmakoloji ve eczacılık terimleri bakımından zengin bir kaynaktır. Dönemin söz varlığını yansıtması bakımından dil araştırmacıları için önemli bir eserdir.Çalışmamız dil özellikleri, metin ve dizin olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. İlk bölümde XV. yüzyılda tıp alanındaki gelişmelere genel bir bakış, Akşemseddin'in eserleri ve çalışmamıza konu olan Maddetü'l Hayat adlı eserin kapsamı ve nüshaları ayrıntılı olarak tanıtılmıştır.Dil incelemesi günümüz dil özelliklerine göre metinde görülen farklılıklar esas alınarak yapılmıştır. Dil özellikleri, yazım, ses bilgisi ve biçim bilgisi olmak üzere üç bölüm halinde incelenmiştir. Yazım özellikleri metinden alınan örneklerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Ses bilgisi ve biçim bilgisi özellikleri Türkiye Türkçesi'nden farklılık gösteren noktalar esas alınarak incelenmiştir.Dizin kısmında metinde geçen bütün sözcükler madde başı olarak alınmış ve metindeki bağlamları içinde anlamlandırılmıştır.

15. yüzyılDilbilgisiEski Anadolu Türkçesi+5
Ekin Aktürk
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Basit aracılık analizi ve tıpta bir uygulaması

Herhangi bir bilim dalında bir araştırmacının temel amacı değişkenler arasında bir ilişki olup olmadığını test etmek ve eğer herhangi bir ilişki varsa bu ilişkilerin yapısını incelemeye çalışmaktır. Ancak uygulamada genellikle sonuç değişkenlerini etkileyen faktörler arasındaki ilişkiler yeterince incelenmemektedir. Kurt Lewis tarafından bu durum "kara kutu modeli" olarak tanımlanmıştır. Buna göre bağımsız değişkenler bir kara kutu içinde bilinmeyen bir takım işlemlerden geçtikten sonra bir sonuç değişkeni üretmektedir. Bu model çıktının bağımsız değişkenlerle nedensel olarak ilişkili olduğunu söyleyebilse bile bunun nasıl ve neden ortaya çıktığı hakkında yeterli bilgi vermez. Elbette bu durum önemli bir kısıtlamadır. Aracılık analizi bağımsız (işlem) değişkenlerin bağımlı (sonuç) değişken üzerinde etkilerini nasıl gösterdiğini araştırır. Hayes'e göre aracılık analizinde bazı işlem değişkenleri bir veya daha fazla aracı değişken aracılığıyla sonuç değişkenini etkilemektedir. Dolayısıyla "X" ile gösterilen bir işlem değişkeninin "Y" ile gösterilen sonuç değişken üzerindeki etkisi iki ayrı yoldan incelenmektedir. Bunlardan birincisi X işlem değişkeninin "M" aracı değişken yoluyla Y üzerinde yapmış olduğu "dolaylı" etki (X --> M --> Y) ve X işlem değişkeninin Y sonuç değişkeni üzerindeki "doğrudan" etkisidir(X --> Y). Bu araştırma için son 6 aydır kronik ağrı kriterlerini karşılayan romatolojik hastalıkları olan klinik örneklemden elde edilen veriler kullanılmıştır. Veri setindeki değişkenler arasında, klinik teoriler de dikkate alınarak, çeşitli basit aracılık modelleri oluşturulmuştur. Modelleme sırasında değişken türleri arasındaki tüm olası kombinasyonlar düşünülerek basit aracılık modelleri oluşturulmuştur. Her bir model ayrı ayrı analiz edilmiş elde edilen sonuçlar ayrı ayrı yorumlanmıştır. Geleneksel yöntemlerin sınırlılıkları da düşünüldüğünde basit aracılık analizi ve daha karmaşık ya da ileri aracılık modelleri önümüzdeki yıllarda daha da önemli bir yer edinecek gibi durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Aracılık analizi, doğrudan etki, dolaylı etki, istatistiksel modeller, R programı .

AracılıkBiyoistatistikDolaylı etkiler+5
Mustafa Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısı ve eğitimin bu algı üzerindeki etkisi

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de toplumun dayattığı rollerin bireyleri yönlendirdiği, onları etkilediği ve bu rollerin yeniden üretildiği bilinmektedir. Toplumsal cinsiyet, sadece toplum tarafından belirlenmekle kalmamakta, bedeni etkilerken, beden tarafından da etkilenmektedir. Bu çalışmada, tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencilerine verilen, bir dönemlik toplumsal cinsiyet/cinsiyet dersi ile bu konularda bilgilendirilmeleri ve öğrencilerde farkındalık oluşturulması amaçlanmış, dersin sonunda toplumsal cinsiyet tutum ölçeği ile değişikliklerin ölçülüp değerlendirilmesi planlanmıştır. Bu öğrencilerden altısıyla, ayrıca hazırlanmış sorular eşliğinde, derinlemesine görüşmeler yapılarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki görüşlerine dair daha ayrıntılı tutumlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan araştırmada, bir dönemde verilen yapılandırılmış toplumsal cinsiyet eğitiminin, katılımcılarda bir bilgi birikimine neden olduğu ve yapılan interaktif tartışmalarla tutum değişikliğine yol açtığı tespit edilmiştir. Tıp fakültelerindeki toplumsal cinsiyet eğitiminin, farkındalığı arttırdığı, davranış değişikliğine yol açtığı gözlemlenmiştir. Bunun ötesinde, bu içerikteki derslerin, sadece tıp fakültesi öğrencilerine değil, bütün öğrencilere yaygınlaştırılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.

AtaerkilBedenCinsel eğitim+6
Kemal Bakır
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tıpta büyük veri kullanımının etkisi: Hasta hekim ilişkisinde yaşanan dönüşüm

Tıpta büyük veri kullanımının etkisi: Hasta hekim ilişkisinde yaşanan dönüşüm Bu çalışmada sağlık bakım hizmetine dair en kritik temasın tarafları olan hasta ve hekim arasındaki ilişki bağlamında teknolojik gelişmelere bağlı yaşanan büyük veri kullanımının neyi, nasıl dönüştürdüğü tartışılmıştır. Çalışmada büyük veri kullanımının sağlık hizmeti sunum etkinliğine yönelik olarak hasta hekim ilişkisini ne yönde değiştirdiği, bu ilişkideki yararlılığı veya verimliliği hangi yönde etkilediği, hekimlerin tutum ve görüşlerinde nasıl bir değişim yaşandığı, entelektüel yeterliliklerini nasıl etkilediği, büyük veri kullanımı ile hız, süre, etkinlik, güven, eşitlik, güvenlik, kalite, malpraktis, uzaktan takip ve tedavi, memnuniyet, odaklanmış sağlık hizmeti, kişiselleştirilmiş tedavi, modelleme, iktidar, maliyet ve sağlık hizmet modelleri gibi hususlarda nasıl bir dönüşüm yaşandığı gibi temel sorulara cevap aranmıştır. Bu amaçla nicel araştırma yöntemlerinden anket veri toplama tekniği ile 130 hekime ulaşılmıştır. Ek olarak nitel verilerin elde edilmesi için konu üzerine özel olarak birikim sahibi olduğunu bildiğimiz 12 hekim ile görüşülmüş ve derinlemesine mülakat yöntemlerinden yüz yüze görüşme tekniği uygulanmıştır. Paylaştıkları görüşleri nicel anket veri toplama tekniği uygulanarak elde edilen verilerle birlikte analiz edilerek betimsel nitelikte karma bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada hekimlerin çoğu büyük veri kullanımına yönelik olarak sağlık personelinin tümünün eğitilmesi ve dijital hastanelerin ülke çapında yaygınlaştırılması gerektiği inancına sahip olduklarını ifade ettiler. Büyük veri kullanımı ile hasta hekim ilişkisine yönelik entelektüel yeterliliğin gelişeceği, tutum ve görüşlerin olumlu yönde değişeceğine inandıklarını bildirdiler. Sağlık bakım hizmetinde yararlılığın ve verimliliğin sağlanacağını vurgulamışlardır. Sonuç olarak da hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinin etkinliğinin ve kalitesinin artacağı kanısında olduklarını ifade etmişlerdir. Büyük veri kullanımı ile hasta hekim ilişkisine yönelik olarak; hız, süre, etkinlik, güven, eşitlik, güvenlik, kalite, malpraktis, uzaktan takip ve tedavi, memnuniyet, odaklanmış sağlık hizmeti, kişiselleştirilmiş tedavi, modelleme, iktidar, maliyet ve sağlık hizmet modelindeki dönüşüm gibi kavramlara dair sağlık bakım hizmetlerini geliştirecek olumlu dönüşümlerin yaşandığı ve hasta hekim ilişkilerindeki dönüşümün sağlık bakım hizmetlerine yönelik olarak sağlık ve hastalık sosyolojisindeki tarihsel sürecin en verimli döneminin başladığı düşünülmektedir. Hekimler hasta hekim ilişkisine dair sürecin tamamen nesneleştirilmesinden kaygılı olup, geleneksel ve mesleksel yaklaşımlarla büyük veri kullanımının ortak amaca yönelik olarak sinerjik üretimini gerçekleştirmek üzere planlı çaba harcanmasının yararlı olacağına inanmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Sağlık ve hastalık sosyolojisi, büyük veri, hasta-hekim ilişkisi

Büyük veriDoktor-hasta ilişkileriHastalar+3
Başak Eryılmaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasta hakları ile çalışan hakları içerisinde hekim haklarının birbirini etkileyen faktörlerinin tıp etiği açısından analizi: Hekim görüşleri

Giriş: Sağlık hizmeti sunum sürecinde tıbbi değerlendirme/uygulamalar sırasında hasta hakları parametreleri uygulanırken karşılaşılan sorunlar nedeniyle hasta-hekim ilişkisinin nasıl şekillenerek gündeme geldiği, bu süreçte yaşanan paradokslar ve sonrasında oluşan etik sorunlar karşısındaki davranış modellerinin oluşturduğu hasta ve hekim hakkı ihlallerinin sebep-sonuç ilişkileri incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 175 akademisyen hekimin katılımıyla gerçekleşmiştir. Veriler, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin (2019) hekimin hizmet sunma yükümlülükleri ve hekim hakları ile ilgili olduğu görülen parametreleri temel alınarak hazırlanan anket formuyla toplanmıştır. Bulgular: Hasta hakları uygulamalarının hekimin hizmet sunma yükümlülükleriyle etkileşerek hasta hakkı ve hekim hakkı ihlallerine neden olduğu, hekimlerin konu üzerindeki farkındalıklarının yeterli düzeyde olmadığı görülmüştür. Hekim hakkı ve hasta hakkı ihlallerini ortaya çıkaran olumsuzlukların öncelikle makro boyutta olduğu, mevcut uygulamalardaki olumsuzlukların hasta-hekim ilişkisinin sağlıksız sürdürülerek güvensiz ortam oluşmasına, şiddet ve benzeri eğilimleri, hatalı tıbbi değerlendirme ve uygulamalarını ortaya çıkardığı görülmüştür. Bu bağlamda hekim haklarının yeteri kadar korunmadığı, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin kurumsal yönetim süreçleri içerisinde etkin ve doğru noktada uygulanamıyor olduğu görülmüştür. Tartışma ve Sonuç: Kurumsal yönetim planlamalarının Hasta Hakları Yönetmeliği'nin gerekliliklerine uygun yapılandırılması ve hekim haklarının korunarak sınırlarının belirlenmesi hasta-hekim ilişkisinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini, hasta ve hekim için ortaya çıkan ajitasyonu ortadan kaldırarak stressiz ve hızlı iş akış süreçlerinin sağlanmasını, güvenli bir ortam oluşturarak şiddeti ve hatalı tıbbi değerlendirme ve uygulamaları azaltacaktır. Hekimlerin ihtiyaçları halinde yardım alabilecekleri bir birimin olması, birimde hasta haklarıyla ilgili bilgi düzeylerini değerlendirilebilecek ve gerekli eğitimlerini sağlayabilecek nitelikte tıp etiği uzmanlarının varlığının kurumsal yönetim planlamaları içerisinde yer alması oldukça önemlidir.

DoktorlarEtikHak+6
Nuray Görür
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00

İlgili konular