Sağlık
407 theses under this subject heading
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin sağlık algıları üzerindeki etkisi
Bu çalışma Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algılarının bireysel değişkenler açısından incelenerek, mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısına etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma nicel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiş ve çalışmaya basit tesadüfi örneklem yöntemine göre seçilmiş Tayfur Ata Sökmen Kampüsü'nde yer alan fakülte ve yüksekokullarda görev yapan, 400 akademik personel katılmıştır. Çalışmada veriler kişisel bilgi formu, Mesai İçi Boş Zaman Değerlendirme Biçimi Ölçeği ve Sağlık Algısı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Windows için SPSS 23 paket program kullanılmıştır. Verilere kayıp değer analizi yapılmış ve bir veri çalışma dışı bırakılmıştır. Ölçekler için iç tutarlık katsayıları hesaplanmış ve ortalama, standart sapma, basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Çalışmada hipotez testleri olarak 95% güven aralığında bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi testi, Pearson Korelasyon analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon testi kullanılmıştır. Sonuç olarak yapılmış olan bu çalışma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik personelinin mesai içi boş zaman değerlendirme biçimlerinin cinsiyet, akademik unvan ve idari görevlerine göre farklılık gösterdiğini ve yaşları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca çalışmada yer alan akademik personelin sağlık algılarının cinsiyetleri ve akademik unvanlarına göre farklılık gösterdiğini ancak yaşları ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Katılımcıların mesai içi boş zaman değerlendirme biçimleri ve sağlık algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu ve mesai içi boş zaman değerlendirme biçiminin sağlık algısının yordayıcısı olduğu da çalışmanın diğer sonuçlarıdır.
Sağlık algısı ve COVİD-19 aşısına yönelik tutumlarının incelenmesi: Sağlık çalışanları örneği
Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının sağlık algısı ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlarını belirlemek, sağlık algısı ile aşı tutumunun ilişkisini incelemektir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan çalışma Ocak- Haziran 2022 tarihleri arasında bir şehir hastanesinde yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini 323 sağlık çalışanı oluşturmuş, veriler, sosyodemografik veri formu, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ve COVID-19 Aşısına Yönelik Tutumlar Ölçeği (ATÖ-COVID-19) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, normal dağılıma uygunluk testleri, Pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkelerde t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskall Wallis H testi ve düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının %35.3'ünün erkek, %61.9'unun evli, %53.9'unun çocuklarının olduğu, sağlık çalışanlarının %86.1'inin sağlığını iyi olarak değerlendirdiği, %19.5'inin kronik hastalığının olduğu, %74'ünün orta düzeyde sosyo ekonomik durumunun olduğu, %61.9'unun mesleğini isteyerek seçtiği, %36.5'inin 16 yıl ve üstü çalıştığı, %61'inin hemşire olduğu ve %31.0'inin cerrahi kliniklerde çalıştığı belirlenmiştir. Mesleği hekim olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, mesleği hemşire ve ebe olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu, çalıştığı birim dahili klinikler olan sağlık çalışanlarının sağlık algısı ölçeği puan ortalamalarının, çalıştığı bölüm acil, ameliyathane ve yoğun bakım olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<.05). Mesleği ebe olan sağlık çalışanlarının ATÖ-COVID-19 olumsuz tutum, ATÖ-COVID-19 olumlu tutum boyutları ve ATÖ-COVID-19 puan ortalamalarının, mesleği hemşire olan sağlık çalışanlarına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<.05). SAÖ kontrol merkezi ile ATÖ-COVID-19 arasında pozitif, SAÖ Öz-farkındalık boyutu ile ATÖ-COVID-19 arasında negatif ilişki saptanmıştır (p<.05). Sağlık çalışanlarının sağlık algılarının yüksek olduğunu ve COVID-19 aşısına yönelik tutumlarının olumlu düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın aşı uygulamaları konusunda oluşturulacak müdahale çalışmaları için rehber niteliğinde olduğu düşünülmektedir.
The role of health in economic growth
Sustainable economic growth depends heavily on human capital. It is also well-established that higher quality of health affects the quality of human capital. And health indicator can be considered as a good proxy for human capital. The purpose of this study is to shed some light on the empirical nature of the health role on the long-run economic growth. In this study, two different models are used to see health role on the long-run economic growth using panel least squares method with fixed effects by considering various control variables for the selected group of countries that are classified by income group and geographic region. In the first growth regression, life expectancy is used a health indicator over the period from 1960 to 2014 with 10-year average. In the secong growth regression, health expenditure per capita growth is used as a health indicator over the period from 1995 to 2014 with 5-year average.
Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri
Amaç: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerinin belirlenmesi. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan araştırmanın örneklemini Kasım 2021 ile Temmuz 2022 yıllarında İstanbul'da bir Vakıf hastanesinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (N=70). Örneklemi oluşturan klinisyen hemşirelere ait veriler, Sosyo- Demografik özellikler formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin (N=70) çoğunluğunun (%54,3, n=38) 22- 44 yaş aralığında olduğu, kadın olduğu (%88,6, n=62), lise-hemşirelik eğitimi olduğu (%48,6, n=34), yakın çevresinin alkol-sigara kullandığı (%92,3, n=70), hastalık öyküsünün olmadığı (%83,3, n=60), ara sıra spor yaptığı (%58, n=40), gelirinin giderinden az olduğu (%48,5, n=33), bekar olduğu (%74,3, n=52), diğer kliniklerde (%50,6, n=17) ve vardiyalı çalıştığı (%45,1, n=37) saptanmıştır. SYBDÖ'nin puan ortalaması 124,457±8,804 olarak orta düzeyde tespit edilmiştir. SYBDÖ alt boyutlarında en yüksek puan ortalaması 25.514±475 ile manevi gelişimde olup en düşük puan ortalaması ise 15.885± 4.57 ile fiziksel aktivitede saptanmıştır. Sonuç ve Öneri: Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Hemşirelerin sağlık davranış düzeyleri en yüksek ortalamanın manevi gelişim olduğu saptanmıştır. Klinisyen hemşirelerin sağlık davranış düzeylerini yükseltecek bireysel, kurumsal düzenlemeler önerilir. Anahtar Sözcükler: Klinisyen, Hemşire, Sağlık, Davranış Biçimi
Sağlık konulu yayıncılıkta etik ilkeler
Sağlık haberleri hem taşıdıkları kamusal önem hem de okuyucuların özel/mahrem alanlarına yönelik olmaları nedeniyle özel bir konuma sahiptir. Aynı zamanda kaynağını insanın "insan olma değeri"nden alan ve bireyin temel, vazgeçilemez, devredilemez haklarından biri olan sağlık hakkını doğrudan etkilemektedir. Özensiz, eksik veya yanlış yapılan bir sağlık haberi, bireyin yaşamının sonlanmasına veya yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilmektedir. Bu bağlamda ayrıcalıklı bir sorumluluk ve özen gerektiren sağlık haberciliği ile ilgili olarak, sosyal sorumluluk kuramı çerçevesinde, Türkiye'de sağlık haberciliği etik ilkelerinin ortaya konulması amaçlandığı çalışmada, verilerin doküman incelemesi ve görüşme yoluyla toplandığı nitel yaklaşım benimsenmiştir. Çalışmada ilk olarak ahlak, etik ve meslek etiği kavramları üzerinde durulmuş, tıp etiği, basın etiği açıklanmış ve sağlık haberciliğinde karşılaşılan etik sorunlar ortaya konulmuştur. İkinci olarak çalışmanın amacı doğrultusunda sağlık haberciliğinin etkin olarak gerçekleştirildiği ülkelerin basın ilkeleri, gazetecilere yönelik olarak hazırlanan medya kılavuzlarının analizi yapılmış ve uzman görüşleri alınarak sağlık habercilik etik ilkeleri belirlenmiştir. Sonuç olarak sağlık habercisinin haber üretiminde profesyonel gazetecilik davranışlarının gereğiyle, kişinin vücut bütünlüğünü bozmamak, yaşam kalitesini olumsuz etkilememek, eşit ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşma hakkını engellememek adına, kişilik haklarını da gözeterek, sorumlu davranmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede gazetecinin sağlık haberi üretim sürecinde göz önünde bulundurması gereken Sağlık Haberciliği Etik İlkeleri ise şunlardır: Zarar vermeme ilkesi, doğruluk ve objektiflik ilkesi, mahremiyet ve özel hayat ilkesi, hakkaniyet ilkesi. Anahtar Sözcükler: Sağlık haberciliği, Meslek Etiği, Etik ilke, Sağlık haberciliği etiği
Dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan çocukların sağlık öyküsü, oral-periferal özellikleri ve konuşma sorunlarının betimlenmesi
Dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan bireyler başta sesletim ve rezonans olmak üzere pek çok alanda sorunlar yaşayabilmekte ve sağlıklı bireylerden oldukça farklı özellikler gösterebilmektedir. Bu çalışmada dudak damak yarığı veya kraniyofasiyal sendromu olan bireylerin değerlendirilmesinde kullanılması amacı ile üç alt bölümden oluşan bir değerlendirme formu oluşturulmuştur. Değerlendirmeye alınan bireylerin sağlık öyküsü alınmış, oral-periferal değerlendirmesi yapılmış, konuşma ve rezonans sorunları incelenmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde, dudak damak yarığı veya karinyofasiyal sendromu olan çocukların altta yatan birçok etkenden kaynaklı sorun yaşadığı, bazı periferal özelliklere sahip olduğu, yaşları gereğince normal kabul edilebilecek sesletim hatalarına ek olarak sesletim yerini, biçimini, ötümlülük özelliklerini değiştirdiği ve çifte artikülasyon yaptığı gözlenmiştir.
Yeşil okul: Çevre, sağlık ve eğitime etkileri
Bu araştırmanın amacı yeşil okulun yapısal özelliklerini; çevreye, binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan etkilerini ve eğitim yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri gerektirecek özellikeri belirlemektir.Bu amaçla yerli ve yabancı alanyazın taranmış ve yeşil okula ilişkin veriler alt problemlere yanıt olabilecek biçimde çözümlenmiştir. Var olan durum olduğu gibi ortaya konduğundan bu çalışma betimsel bir araştırmadır.Araştırmanın sonucunda yeşil okulların kaynak kullanımı ve çevreye olan olumsuz etkilerinin çok az olduğu, doğal aydınlatmadan faydalanması, sağladığı yüksek iç ortam hava kalitesi, akustik kalitesi, çevresel düzenlemesi ve kullanılan donanımların binayı kullananların sağlığına, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yeşil okulların yapısal özellikleri nedeniyle sağladığı kullanım kolaylığı, düşük doğal kaynak kullanımı ile çevreye duyarlılığı ve sağladığı maddi tasarruf, öğrenci başarısı ve öğretmen edimine olan olumlu etkileri nedeni ile okul yöneticilerinin yeşil okula yönelmeleri önerilmektedir.Anahtar Sözcükler: Okul Binası, Yeşil Okul, Okul Çevresi, Öğrenci Başarısı, Öğretmen Edimi
Çorum il merkezinde lise son sınıf öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı düzeyi ve seçilmiş sağlık davranışları
Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki bu çalışma, Eylül 2019-Şubat 2021 tarihleri arasında, Çorum il merkezinde lise son sınıf öğrencilerinde e-sağlık okuryazarlığı düzeyini ve seçilmiş sağlık davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya il merkezindeki devlet okullarında öğrenim gören gönüllü 1349 lise son sınıf öğrencisi dahil edilmiştir. Grup anket yöntemi ile toplanan araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 21.0 programı aracılığıyla yüzdelik, ortalama, ki-kare testi kullanılarak yapılmıştır. Değerlendirilmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Katılımcıların %44,6'sı erkek %55,4'ü kadın olup yaş ortalaması 17,4±0,6 yıl olarak saptanmıştır. Öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 25,9±5,7 bulunmuştur. Katılımcıların %54,4'ünde e-sağlık okuryazarlığı yüksek (26-40 puan), %45,6'sında e-sağlık okuryazarlığı düşük (8-25 puan) düzeydedir. Öğrencilerin öğrenim gördüğü okul türü, baba eğitim düzeyi ve sağlık durum algısı e-sağlık okuryazarlığı açısından anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Sağlık kontrollerini düzenli yaptırmayanların oranı %70,6 olup bu grupta düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı %75,3'tür (p<0,01). Son bir yılda kan basıncını ölçtürenlerin oranı %48,6'dır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı daha yüksektir (%54,5) (p<0,001). Son bir yılda kan kolesterolünü ölçtürmeyenler (%78,8) arasında düşük e-sağlık okuryazarlığı oranı anlamlı ölçüde yüksektir (%81,3) (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını son bir yılda vücut ağırlığını ölçmüştür ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde yüksektir (p<0,001). Meyve-sebze tüketim sıklığı ve fast-food tüketimi öğrencilerin e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur (p<0,05). Öğrencilerin tamamına yakını (%81,2) düzenli egzersiz yapmamaktadır ve bu grupta e-sağlık okuryazarlığı anlamlı ölçüde düşüktür (%82,4) (p<0,05). e-Sağlığa ilişkin davranışlardan son bir haftada sağlıkla ilgili araştırma yapma, sağlıkla ilgili konulara yönelik algı ve sağlıkta bilgiye erişimde kaynak kullanma durumu açısında e-sağlık okuryazarlığı anlamlı farklılık göstermiştir (p<0,05). Öğrencilerin %25,2'si cep telefonuna sağlık aplikasyonları indirmiştir ve cep telefonuna sağlık aplikasyonu indirmeyenlerde düşük e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,001). Öğrencilerin yaklaşık üçte ikisi e-nabız uygulamasını duymuştur ve bu grupta yüksek e-sağlık okuryazarlığı daha yaygındır (p<0,05). Sonuç olarak adolesanların e-sağlık okuryazarlığı düzeyi düşük bulunmuştur. Seçilmiş sağlık davranışları e-sağlık okuryazarlığı düzeyi üzerinde anlamlı farklılık oluşturmuştur.
Türkiye'nin yenilenebilir enerji tüketimi ile sağlık göstergelerinin STIRPAT model çerçevesinde yapay sinir ağları ile analiz edilmesi
Bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin en önemli koşulu sağlıklı bireylere sahip olmasıdır. Sağlıklı toplumların üretim gücü sürekli olarak artmaktadır. Toplumlar bu üretimi sağlamak ve devam ettirmek için yoğun bir enerjiye gereksinim duymaktadır. Günümüzde de enerji gereksinimlerini gidermek amacıyla gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektedir. Bu yüzden sağlık ile yenilenebilir enerji arasındaki ilişkinin önemi gittikçe daha da anlaşılır hale gelmektedir. Bu ilişkiyi dengelemek ve birlikte yürütmek ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada 1975-2013 yılları arasında Türkiye'nin sağlık ve aynı zamanda gelişmişlik düzeyini ölçen sağlık göstergeleri ile yenilenebilir enerji tüketimi arasındaki ilişki STIRPAT modeli çerçevesinde yapay sinir ağları kullanılarak incelenmiş ve yenilenebilir enerji tüketiminin geleceğine yönelik tahminler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda kalkınmışlık göstergesi olarak da kullanılan sağlık göstergelerinin yenilenebilir enerji tüketimini dolaylı olarak etkilediği bulunmuştur. Bu bağlamda Türkiye'nin sağlık politikalarını düzenleyerek ve geliştirerek kalkınması, yenilenebilir enerji potansiyelini daha etkin şekilde kullanarak yenilenebilir enerji tüketimini arttırması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bebek ve Çocuk Ölümleri, Doğumda Yaşam Beklentisi, Sağlık Harcamaları, STIRPAT, Yapay Sinir Ağları, Yenilenebilir Enerji
Etik, çevre ve sağlık çerçevesinde değişen tüketici tercihleri ve uluslararası pazar yapısı: Vegan pazar araştırması
Küreselleşmenin ve endüstrileşmenin etkisi ile artan rekabet, en düşük maliyetle en yüksek kazanç elde etme anlayışına yol açarak, kaynakların kendini yenilemeyeceği seviyelerde, aşırı ve kontrolsüz tüketimine yol açmıştır. Bununla beraber, çevre sorunları, uluslar ötesi bir boyuta ulaşarak gündemin önemli bir başlığı haline gelmiştir. Özellikle refah düzeyi yüksek toplumlarda ise; yaşanan sorunlara karşı yüksek düzeyde bilinçlenme ve hassasiyet görülmeye başlanmıştır. Bu durum tüketicilerin satın alma kararlarına ve etik, çevre, sağlık gibi konulardaki bilinçlenmenin etkisi ile yaşam tarzlarına ve tutumlarına yansımaktadır. Değişen tüketici tercihleri ve etik konular, sağlığa yönelik endişeler, çevresel sorunlar ve özellikle sürdürülebilirlik kaygıları, Dünya'da hızla gelişen yeni bir tüketici grubu ve yeni bir pazar yaratmıştır; Vegan pazar. Bu çalışmada; Uluslararası pazarda etik, çevre ve sağlık eksenli değişim incelenmiş, vegan pazar özelinde araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; çeşitli nedenlerle gelişen bu pazarın gelişmesindeki itici güçleri anlamak, tüketici grubunu detaylıca tanımlamak, pazardaki gelişimi ve varsa eksikleri tespit etmek olmuştur. Çalışmanın son bölümünde; Türkiye'de üretim yapan vegan üreticilere ve Türkiye'de yaşayan vegan tüketicilere yönelik iki ayrı çalışma yapılmıştır. 280 vegan tüketici ve 3 vegan üretici çalışmamızın örneklemini oluşturmuştur. Çalışmanın sonucunda pazarın sadece talep odaklı gelişmediği, büyüyen çevre sorunları ve hızla artan nüfusun etkisi ile pazarda alternatif arayışlarının oluştuğu ve bunun pazarın büyümesine katkı sağladığı, Türkiye'de yaşayan veganların büyük oranda çevreyi önemsediği ve veganlar arasında çevrecilik anlayışının gelişmiş olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Türkiye'de vegan pazara yatırım yapanların ise iklim krizi ve sürdürülebilirlik başlıklarını önemsedikleri görülmüştür.
Türkiye'de illerin sağlık endeksine göre sıralaması ve sağlık eşitsizlikleri
Bu çalışmanın amacı; sağlık çıktıları ile beraber eğitim, gelir, istihdam, demografi, hava kalitesi, fiziksel çevre, konut-altyapı, sağlık altyapısı ve sağlık iş gücü gibi sağlık belirleyicilerini de göz önünde bulundurarak geliştirilecek bileşik sağlık endeksi ile Türkiye'de illerin sağlık durumuna göre sıralanması ve iller arası mevcut sağlık eşitsizliklerinin ortaya konmasıdır. Çalışma kapsamında veri kaynağı olarak çeşitli kurumların yayınladığı rapor ve kamuya açık veri tabanları ile çeşitli araştırma raporları taranmıştır. Tarama sonrası endekse dâhil edilecek değişkenler ölçülebilirlik, geçerlilik, zamanlılık, tekrarlanabilirlik, sürdürülebilirlik, uygunluk ve önem kriterlerine göre değerlendirilmiş ve belirlenen 29 değişken hiyerarşik bir düzende alt boyut, boyut, alt endeks ve en sonunda bileşik sağlık endeksi olarak yapılandırılmıştır. Teorik çerçevenin belirlenmesi ve değişkenlerin yapılandırılmasından sonra bileşik endeksin geliştirilmesinde sırasıyla normalleştirme, ağırlıklandırma ve birleştirme işlemleri uygulanmıştır. Geliştirilen bileşik sağlık endeksinin istatistiksel tutarlılığı çapraz korelasyon analizleri ile değerlendirilmiş ve bileşik endeksin sağlamlığı, belirsizlik ve duyarlılık analizleri ile incelenmiştir. Bileşik sağlık endeksinde en yüksek puana sahip ilk beş il sırasıyla Bolu, Karabük, Ankara, Trabzon ve İstanbul iken en düşük puana sahip son beş il sırasıyla Hakkâri, Şanlıurfa, Muş, Ağrı ve Şırnak'tır. Bununla birlikte bileşik sağlık endeksinin büyük ölçüde kavramsal çerçeve ile örtüştüğü ve illerin sıralamalarına dair belirsizliğin sınırlı sayıda il haricinde düşük olduğu görülmüştür. İllerin bileşik sağlık endeksi puanına göre sınıflandırıldığı durumda en avantajlı ve dezavantajlı sınıflar arasında mutlak olarak 44 puanlık, göreli olarak 2,17 katlık fark bulunmuştur. Bileşik sağlık endeksi yaklaşımı ile illerin sıralanması, toplumun sağlık durumunu saptamada ve kanıta dayalı politikalar üretmede önemli bir araç olarak değerlendirilmeli ve ülkemizde bu alanda çalışmaların artırılması gerekmektedir.
Gecekonduda yaşayan kadınların sigara içme davranışlarına etki eden sosyo-ekonomik faktörler
Uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye pazarına girmesiyle yaygınlaşan sigara içme davranışı, günümüzde sağlık sorunlarının önlenebilir nedenlerinin başında yer almaktadır. Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye, tütün şirketleri için hedef konumundadır. Özellikle, barındırdığı genç nüfusuyla Türkiye önemli bir pazardır ve gelecek için umut vaat etmektedir.Tütün şirketlerinin ve reklamlarının hedefi kadınlar olduğundan, geçmiş yıllara oranla, günümüzde kadınlar daha çok sigara içmeye başlamışlardır. Bununla birlikte yaşanılan toplumsal değişimler de kadınların sigara içmelerine olanak vermektedir.Bu çalışmada, kentleşme ile birlikte yaşanan toplumsal değişimin, gecekondularda yaşayan kadınların, sigara içme davranışları üzerinde nasıl bir etki yarattığı incelenmektedir. Gecekondu ve kent bağlamında, kadınların sigara içme davranışını nasıl anlamlandırdıklarına bakılmaktadır. Gecekondudaki yaşam tarzı kırsal alandaki yaşam tarzından farklılıklar içerdiği için; bu farklılıklar uyum sağlama problemini de yaratmıştır. Kent ortamında ilişkilerin formelleşmesi, kadınların daha rahat hareket etmelerine olanak vermektedir. Kent yaşamında sosyal baskı ve kontrol azalmıştır. Bununla birlikte, kırsal yaşam kalıpları kısmen de olsa devam etmektedir. Böyle bir ortamda, sigara içme davranışı da yeni anlamlar kazanmaktadır.
Sağlık kurumlarında yönetim işlevleri bağlamında kurumsallaşma sürecinin incelenmesi ?Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü uygulaması?
Kurumsallaşma son yıllarda sıkça kullanılan bir terim haline gelmiştir. Yaşadığımız yüzyılda hızlı değişim ve yenileşme, bilgi teknolojileri, rekabet ve varlığını sürekli kılma işletmeleri kurumsallaşmaya yönlendiren temel etmenlerdir. Bu değişim ve yenileşmeden özel sektör kadar kamu sektörü de etkilenmiştir. Kamunun diğer alanları gibi sağlık hizmetleri de yapılan çeşitli uygulamalar ve değişiklikler ile gelişmekte ve değişmektedir. Toplumun ve bireyin sağlık düzeyini yükseltmek, gelecek nesillere daha iyi ve sağlıklı bir dünya bırakmak bütün ülkelerin önem verdiği bir konudur. Ülkelerin siyasi ve ekonomik düzeni ne olursa olsun sağlık hizmetleri nitelikli ve etkin bir biçimde sunulması gereken kamusal bir hizmettir. Gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak devlet ve özel kesimin yer aldığı karma bir sistem içinde sunulurken, gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmetlerinin sunumunda devlet daha ağırlıklı bir konumdadır. Ülkemizde gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğu için sağlık hizmetlerinde devletin doğruda veya dolaylı olarak önemli bir rol aldığı görülmektedir. Anayasamıza göre, ülke sınırları içinde yaşayan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi ve sürekli olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesinin temini devletin görevidir. Anayasa ile devlete verilen bu görevi yerine getirmekle sorumlu ve yetkili organ sağlık bakanlığıdır. Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatını İl Sağlık müdürlükleri oluşturmaktadır.Sağlık sektöründe, uygun örgüt yapı ve kültürünü geliştirmek, insanlara daha iyi hizmet vermek, personelin daha iyi ve güvenli koşullarda çalışma isteklerini artırmak, onlara daha iyi bir eğitim ve yetiştirme olanakları yaratmak, iş ve faaliyetlerin belirli kurallar çerçevesinde profesyonel bir yönetim anlayışı ile yürütülmesini sağlamak, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak için sürekli olarak değişim ve iyileştirme çalışmaları yapılmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızda, Kütahya İl Sağlık Müdürlüğünün Yönetim işlevleri bağlamında kurumsallaşma süreci incelenmiştir. Çalışmada sağlık ve sağlık hizmetleri ile kurumsallaşma kavramı ve sağlık hizmetlerinde kurumsallaşma süreci hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada yönetim fonksiyonlarının kurumsallaşma düzeyine etkisi incelenmiştir.
Aydın ilinde sağlıklı yaşam için spor yapan 30-40 yaş arası bayanlarda bazı fiziksel parametrelerin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; Düzenli egzersiz yapan ve yapmayan bayanlarda sekiz haftalık periyotta fiziksel özellikler, deri kıvrım kalınlıkları ve çevre ölçümlerinde meydana gelen değişimleri inceleyerek, egzersizin vücut kompozisyonuna etkisini araştırmaktır. Araştırmaya Aydın il merkezinde yaşları 30?40 arasında değişen, mesleki olarak aktif ve büro işleri yapan toplam 202 bayan denek olarak katılmıştır. Bayanlar; deney (n=101) ve kontrol (n=101) grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Her grup kendi içinde 51 aktif ve 50 büro çalışanından oluşturulmuştur. Aktif çalışan bayanların meslek gruplarını hemşireler, doktorlar, öğretmenler, büro çalışanı bayanları da banka memurları ve devlet dairelerinde masa başında çalışan memurlar oluşturmuştur. Çalışmaya katılan bayanlar kendi aralarında bekâr ve evli olarak ayrılmışlardır. Sağlıklı yaşam hedefleyerek çalışmaya katılan deney grubu bayanların egzersiz programına başlamadan önce ve 8 hafta sonra fiziksel uygunluk ölçümleri yapılmıştır. Belirlenen fiziksel uygunluk unsurları olarak boy, kilo, esneklik, dikey sıçrama, skinfold ölçümleri (biceps, triceps, abdomen, suprailiac, subscapular, uyluk), çevre ölçümleri yapılmıştır. Deney grubu bayanlara 8 hafta boyunca, haftada 3 gün aerobik egzersiz çalışmaları uygulanmıştır. Çalışmaya katılan kontrol grubu bayanlara da ön test ve son test olarak bu ölçümler yapılmıştır. Ancak kontrol grubu bayanlarına aerobik egzersiz çalışması uygulanmamıştır. Araştırma sonuçlarına göre egzersizin vücut ağırlığı, bel ve karın çevresi, vücut yağ oranı ve dikey sıçrama üzerinde etkileri olmasına karşın kalça çevresi ölçümlerinde farklılık görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Egzersiz, fiziksel uygunluk, vücut kompozisyonu
Refah devleti anlayışı: TR33 bölgesinde eğitim, sağlık ve sosyo ekonomik düzeylerinin incelenmesi
ÖZET REFAH DEVLETİ ANLAYIŞI: TR33 BÖLGESİNDE EĞİTİM, SAĞLIK VE SOSYO EKONOMİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ YILDIRIM, Tuba Yüksek Lisans Tezi Maliye Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ahmet KARAASLAN Temmuz, 2014, 155 sayfa Refah devleti bireylere ve ailelere, minimum düzeyde gelir garantisi sağlayan vatandaşlarına, belirli sosyal risklerin (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.) üstesinden gelmelerinde yardımcı olan ve sosyal refah hizmetleri vasıtasıyla tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sağlayan devlet biçimidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de refah devleti anlayışının bölgesel tespitini TR33 Bölgesi özelinde yapmak ve bölgede refah devleti uygulamalarının katkılarını artırmak ve bölgesel farklılıkları gidermek için temel öneriler getirerek 2014-2023 Bölge Planına katkı sağlamaktır. Türkiye'de refah devleti anlayışı kapsamında yapılan çalışmalarda bölgesel düzeyde bir inceleme yapılmamış olup bu çalışma ile refah devleti anlayışı uygulamaları bölgesel bazda incelenerek literatüre farklı bir bakış açısı kazandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Refah Devleti, TR33 Bölgesi, Sosyal Harcamalar, Sosyal Güvenlik, Eğitim, Sağlık
COVİd-19 pandemisinin öğretmenlerde mental, fiziksel sağlık ve yaşam doyum düzeylerine etkisi (Gaziantep İli)
Bu çalışmada, Covid-19 pandemisinin Gaziantep ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin fiziksel sağlık mental sağlık ve yaşam doyumlarına etkisini belirlemek amaçlanmaktadır. Mental ve fiziksel sağlık ölçeği kullanılarak anket yapılmıştır. 4'lü likert tipi ölçektir. İkiden fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında normal dağılıma sahip değişkenler için Anova ve Tukey çoklu karşılaştırma testleri ile normal dağılıma sahip olmayan değişkenlerde Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma teknikleri sonuçları değerlendirildiğinde, katılımcıların "evde spor yapma süreleri" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları ile yaşam doyum ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Farklılığın hangi bağımsız gruplardan kaynaklandığının anlaşılabilmesi için yapılan ikili karşılaştırmalarda, katılımcıların mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanlarının tüm gruplarda anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcıların yaşam doyumu ölçeği puanlarının ise "Hiç" spor yapmayan ve "Haftada 1 Gün" ayıran katılımcılar arasındaki farkın anlamlı olmadığı diğer tüm gruplar arasındaki farkın ise anlamlı olduğu saptanmıştır. Katılımcıların "günlük internet kullanım süresi" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları ile yaşam doyum ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Bağımsız gruplar arasında yapılan ikili karşılaştırmalara göre, "Covid-19 pandemi döneminde günlük internet kullanım süresi" 1-3 saat olan katılımcıların mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları 4 saat ve üzeri olan katılımcıların puanlarından anlamlı şekilde yüksektir. Katılımcıların Yaşam Doyumu Ölçeği puanlarının ise tüm gruplar arasında anlamlı farklık gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların "Covid-19 pandemi döneminde evde en sık yapılan rekreaktif aktivite" değişkeni bakımından Yaşam Doyum Ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu söylenebilir. Katılımcıların "Covid-19 pandemi döneminde evde en sık yapılan rekreaktif aktivite" değişkeni bakımından mental ve fiziksel sağlık ölçeği puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunduğu ifade edilebilir. Bireylerin ruh sağlığı ve fiziksel sağlığını koruyabilmesi ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için düzenli fiziksel aktivite yapmaları önerilmektedir.
Son dönem Osmanlı doktorlarından Dr. Ali Rıfat'ın Cihâz-ı Hazmî Hastalıkları adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
Bilinen insanlık tarihi boyunca, çeşitli sebepler aracılığıyla meydana gelen hastalıklar neticesinde sağlık alanında faaliyetlerde bulunulmuş ve bu alandaki birikim gelişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Sağlık unsuru canlıların hayatını sürdürmesi bakımından en elzem ihtiyaçların başında gelmektedir. Bu ihtiyacın karşılanması adına eski zamanlardan bu yana uygulanan tekniklerin günümüzde de aynen veyahut da geliştirilmiş biçimiyle kullanıldığını bu çalışmaya kaynak eserde de görmekteyiz. Bu çalışmada sindirim sistemi çerçevesinde bulunan organlar ile ilgili hastalıklardan, bu hastalıkların bulaşma yollarından, oluştuğu vakit kişide meydana getirdiği belirtilerden, hastalığı tanımlamak adına uygulanan tekniklerden, tedavi sırasında uygulanan yöntemlerden, eserde bahsedilen hastalıklardan korunmak adına uygulanacak kural ve alınacak önlemlerden bahsedilmektedir. Dr. Ali Rıfat'ın bu eseri sayesinde XIX. ve XX. yy. da genel olarak sağlık alanında kullanılan yöntemlerden haberdar olarak; bu alandaki literatür eksikliğinin görüldüğü tıp tarihine kazandırmak ve günümüz sağlık tarihi alanı çalışanlarına bir nebze de olsa katkı sağlaması çalışmanın asıl amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmayı icra ederken oluşturulan sözlük de yine sağlık alanında çalışma yapacak olan araştırmacılara fayda sağlaması düşüncesi ile hazırlanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Türklerin eski dönemlerinden Cumhuriyet devrine kadar olan faaliyetleri hakkında kısaca olmak üzere bilgi sunulmuş, ikinci bölümde eserin transkripsiyon yapılmış hali verilmiş olup üçüncü bölümde ise eserde işlenilen dönem ile günümüzde bahsedilen alanda kullanılan teknikler hakkında karşılaştırmada bulunulmuştur.
Suriyeli mülteci kadınlar, toplumsal cinsiyet ve sağlık: İstanbul, Ümraniye örneği
Bu çalışmada, Suriye savaşı nedeni ile Türkiye'ye zorunlu göç etmiş olan Suriye uyruklu kadın sığınmacıların göç sonrasında sağlık hizmetlerine erişim süreçleri, göç deneyimleri ve kadın olma konumları ile birlikte, toplumsal cinsiyet ve feminist yaklaşım çerçevesinde ele alınmıştır. Suriyeli kadınların sağlık koşulları bütünsel olarak değerlendirilmiş ve sağlık hizmetlerine erişimleri biyopsikososyal açıdan ele alınmıştır. Bu sebeple çalışmada kadınların göç deneyimlerinin hayatları üzerindeki etkilerine de yer verilmiş ve kadınların göç deneyimleri görünür kılınmaya çalışılmıştır. Çalışmada Suriye'den Türkiye'ye gelen ve İstanbul Ümraniye'de yaşayan, ücretsiz ev içi emek işçisi 21 kadın ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışmam, Suriyeli kadınların zorunlu göç süreçlerinin sağlık süreçlerine olumlu ve olumsuz bir takım etkileri olduğuna, bununla birlikte savaş ve göç sürecinin kadınlar için çoğunlukla zorlayıcı olduğuna işaret etmektedir. Göç deneyimlerinin kadınların sağlık ve gündelik yaşamlarında olumlu etkileri de olduğu gözlemlenmiştir.
Bir sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara içme davranışlarının değerlendirilmesi
Çalışma, toplum sağlığı açısından önlenebilir sağlık sorunlarının en büyük nedeni olan sigara kullanım davranışının toplumda azaltılması ve toplum sağlığının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde iyi bir seviyeye gelmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı özellikte olan çalışmanın örneklemini, Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencisi olup, çalışmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmaya toplam 442 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra, kurum izni ve gönüllü öğrencilerin onamı alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu ve Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen niceliksel veriler, IBM SPSS Statistics 22 programında Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Topluma rol model olması beklenen sağlık bölümü öğrencilerinin sigara kullanım durumları incelenmiş olup, çalışmada, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri ve bağımlılık durumları değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %64,3'ünün 20 yaş altı, %83'ünün kadın, %44,6'sının 1. Sınıf ve %84,4'ünün ise ailesi ile ikamet ettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin %51,4'ünün hiç sigara kullanmadığı, %20'sinin ise sigara kullandığı tespit edilmiştir. Erkeklerde %31, kadınlarda ise %18 oranında sigara kullanıldığı belirlenmiştir. Aile yanında ikamet eden öğrencilerin sigara kullanım oranının düşük olduğu bulunmuştur. Sigara kullanan öğrencilerin sigara kullanımının zararlarını ve ortaya çıkabilecek hastalıkları bilmelerine rağmen kullanmaya devam ettikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin sigaraya başlama nedenleri üzerinde durulmuş olup, çalışmada sigarayı ilk kez deneme nedenleri olarak %38'inin merak ve özenti, %29,6'sının üzüntü ve stres ile baş etmek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sigara içme durumları arasında Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir (p:0,001; p<0,01). Düzenli olarak sigara kullanan öğrencilerin FNBÖ puanları, bir süre içmiş şu an kullanmayan (p:0,001) ve ara sıra sigara içenlerin puanlarından (p:0,003) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,01). Çalışmada sigara kullanımının sağlık eğitimi alan öğrencilerde azaltılması ve ileride topluma rol model olması beklenen öğrencilerin sigara kullanımı konusunda bilinçli olması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara kullanmasının, toplumun sigara içme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etkileri olacağı vurgulanmıştır. Öğrencilerin sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan uzak tutulması için eğitim seminerlerinin düzenlenmesi ve üniversitelerde sosyal ve sportif faaliyetlerin arttırılması önerilir. Anahtar kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Sigara Kullanımı, Nikotin Bağımlılığı
Türkiye'de yayınlanan çocuk dergilerinde sağlık temasının incelenmesi
Çocuklar, tüm dünyayı etkileyen pandemi gibi olağanüstü sağlık koşullarından geçmiştir. Bu süreçte dergiler çocuklar için güncel, önemli ve ilgi çekici bilgi kaynaklarıdır. Araştırmada, Türkiye'de pandemi döneminde yayınlanan çocuk dergileri, sağlık teması kapsamında incelenmiş ve çocukların sağlığa ilişkin meraklarının nasıl giderildiği sorusuna odaklanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda pandeminin ilk yılı olan 2020 yılında 12 ay boyunca yayınlanan 15 farklı çocuk dergisinden 153 sayı araştırma grubuna alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veriler doküman analizi ile elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere bakıldığında, çocuk dergilerinde sağlık temasına genel olarak yer verildiği, sağlık içeriklerinin çocuklara teorik bilgiler yoluyla sunulduğu ve bazı dergilerde bulunan sağlık temasının çocukların ilgilerini çekecek düzeyde olmadığı bulunmuştur. Çocuk dergilerinin alanında uzman kişilerce editörlük süreçlerinden geçerek yayınlanması, çocukların ilgilerini çekecek içerikler hazırlanması önerilebilir. Çocuk dergilerinin güncel olanı çocuklara aktarma amacına uygun olarak pandemi, obezite gibi güncel sağlık temaları ile ilgili içeriklerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılabilir.
Adana ili Yüreğir ilçesi Solaklı Beldesi'nde yaşayanların sağlık, bilgi, tutum ve davranışlarına göçün etkisinin araştırılması
Giriş, AmaçGöç: İnsanların bir ülkeden diğerine ya da bir coğrafi alandan diğerine geçişi, ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işidir ve çağımızın en önemli toplumsal olgulardan biridir. Çalışmamızda; Adana İli Yüreğir İlçesi Solaklı Beldesinde yaşayan insanların sağlık ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının saptanması, göç etme durumları ve zamanlarına göre sağlık ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarına göçün etkisi olup olmadığının incelemesi ile şu andaki durumun saptanması ve daha sonra yapılacak projelere ışık tutması amaçlanmıştır.Gereç, YöntemBu araştırma Adana İl'i Solaklı Beldesi'nde ve köylerinde yaşayan kişilerde yapılan kesitsel, tanımlayıcı bir çalışmadır. Solaklı beldesi ve köylerinde toplam 1137 hane olduğu saptanmıştır. %95 güven aralığında, %5 hata payı ile örneklem büyüklüğü 287 hane olarak hesaplanmıştır. Anketler 355 hanede yaşayan hane halkı reisi olan erkek/kadın ve/veya onun evli olduğu kişiyle, toplam 684 birey ile yapılmıştır. İstatistiksel analiz Epi- info 6 ve SPSS 11.5 programı kullanılarak yapılmıştır.BulgularAraştırmamıza katılan erkeklerin ortanca yaşı 38, kadınların 34 olduğu görülmektedir. Göç eden erkeklerin evlenme yaş ortalaması 22,5±5,5, kadınlarda 18,1±3,8 olduğu saptanmıştır. Göç eden kadınların %30,3'ünün eşi ile akraba olduğu görülmektedir. Göç etmeyen kadınların evlerinde 4,8 kişinin yaşamakta olduğu görülmektedir. Göç eden kadınlarda okuryazar olmayanların oranı % 54,3, göç eden erkeklerde ilkokul mezunu oranı % 54,4olarak bulunmuştur.Araştırmamıza katılan % 76,6 erkeğin, % 89,3 kadının Solaklıya göç ederek geldikleri saptanmıştır. Erkeklerin en sık (% 44,8) göç etme nedeninin ekonomik nedenler, kadınların ise en sık (% 53,6) göç etme nedeni ailevi nedenlerle gerçekleştirdiği saptanmıştır. Erkeklerin ve kadınların en çok göç ettikleri yerlerin Adıyaman, Diyarbakır, Adana ve Şanlıurfa olduğu öğrenilmiştir.Araştırmamızda kadın başına düşen çocuk sayısı ortalama 4,01±2,5 olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan hamile olmayan kadınların % 58,3'ünün aile planlaması yöntemi kullandığı öğrenilmiştir. Doğum yapmış kadınların % 66,1'inin doğum öncesi bakım aldığı ve en sık sağlık personeline başvuruda bulunduğu öğrenilmiştir. Evde doğum yapanların % 99,1'i göç etmiştirAraştırmaya katılan evlerde 65 yaş ve üstü 69 kişi bulunmaktadır. Bu kişilerin yaş ortalaması 71,3±6,3'dür. Bu yaşlıların %82,7'si kişisel ihtiyaçlarını kendisi karşılamaktadır. % 53,6 yaşlıda en az bir kronik hastalık bulunduğu öğrenilmiştir. % 85,5 yaşlının herhangi bir yere bağımlı olmadan yaşadığı öğrenilmiştir.SonuçSağlığın iyileştirilmesi için yöneticilere, sağlık personeline ve beldede yaşayanlara büyük işler düşmektedir, sektörler arasında ve halk ile işbirliği yapılmalı, sorunları önlemek ve azaltmak için koruyucu sağlık politikaları oluşturulmalıdır.Anahtar Kelimeler: Göç, Sağlık, Koruyucu Hekimlik
Çukurova Üniversitesi sağlık bilimleri dışı fakülte öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmanın amacı sağlık bilimleri dışı fakültelerde öğrenim gören öğrencilerin sağlığı geliştirme davranışlarının değerlendirilmesi ve bu davranışları etkileyen sosyodemografik özelliklerin saptanmasıdır.Gereç ve Yöntem: Araştırma örneklemini Çukurova Üniversitesi sağlık bilimleri dışı fakültelerde (çevre müheendisliği, endüstri mühendisliği, inşaat mühendisliği, hukuk fakültesi, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği, ingilizce öğretmenliği, grafik, iç mimarlık, devlet konservatuarı yaylı çalgılar, piyano ve tiyatro bölümü) okuyan 871 öğrenci oluşturdu. Veriler, isimsiz olarak bir anket formu ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları (SYBD)-II ölçeği ile toplandı.Bulgular: Öğrencilerin % 54,8'i kadındı. Yaş ortalaması 21,30 ± 1,95 (17-32) yıl olarak bulundu. SYBD-II ölçeği puan ortalamasının orta düzeyde olduğu (126,29±16,00), en yüksek puanın ?manevi gelişim (spirituality)?, en düşük puanın ?fiziksel aktivite? alt ölçeğinden alındığı saptandı. Yaş grupları ile ?stres yönetimi? alt ölçeği puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (p=0,021). Erkekler ?stres yönetimi? alt ölçeğinden daha yüksek puan aldı ancak bu istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p=0,311). Kadınlar ise diğer bütün alt ölçeklerden daha yüksek puan aldılar ancak sadece ?kişilerarası ilişki? ve ?beslenme? alt ölçeği puanı anlamlı bulundu (sırasıyla p=0,009, p=0,002). Öğrencilerin gelir durumu ve okulda kaybettikleri yıl ile SYBD arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Öğrencilerin aileleriyle birlikte yaşama durumu, anne ve baba eğitim durumu, aile gelir düzeyi, ailede bir arada yaşayan kişi sayısı, ailede kaçıncı çocuk olduğu ile SYBD arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Kronik hastalığı olan öğrenciler ?fiziksel aktivite? ve SYBD toplam ölçek puanından, ailesinde kronik hastalığı olan öğrenciler ?manevi gelişim (spirituality)? alt ölçeğinden daha yüksek puan aldılar (sırasıyla p=0,004, p=0,048, p=0,005). Öğrencilerin sağlık durumu algısı, en son diş hekimi kontrolüne gitme durumu, alkol kullanma durumu, beden kitle indeksi (BKİ) ile SYBD arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Öğrencilerin en son rutin doktor kontrolüne gitme durumu ile ?manevi gelişim (spirituality)? alt ölçeği, sigara kullanma durumu ile ?beslenme? alt ölçeği arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur (sırasıyla p=0,002, p=0,001). Yaşam biçimi davranışları oluşumunda annesinden etkilenenler ?kişilerarası ilişkiler? alt ölçeğinden, arkadaşından etkilenmeyenler ?beslenme? alt ölçeğinden daha yüksek puan alırken (sırasıyla, p=0,042, p=0,034); babasından, kardeşinden etkilenme durumu ve etkileyen kişi sayısı ile SYBD arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05).Sonuç: Bulgularımızın, ailesi ve alışık olduğu ortamdan ayrılan üniversite öğrencilerinin sağlıklarını korumak ve geliştirmek için periyodik eğitim programlarının oluşturulmasına yol gösterici olabileceği düşünülmüştür. Bireydeki davranış değişikliğini kolaylaştırarak sağlığı korumada daha büyük bir etki elde etmek için, gelecekteki çalışmalar daha fazla destekleyici ortamlar sağlamayı amaçlamalıdır. Yönetim, sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını korumak ve devamını sağlamak için bazı çalışma ilkelerini uygulamaya veya değiştirmeye dayalı kişisel girişimleri desteklemelidir.Anahtar kelimeler: sağlığın geliştirilmesi, SYBD-II, üniversite öğrencileri
Ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin çocukluk dönemi aşılarına yönelik tutum ve davranışlarıyla ilişkisi
Bu araştırma ebeveynlerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin çocukluk dönemi aşılarına yönelik tutum ve davranışlarıyla olan ilişkisini tespit etmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma Kırıkkale ili merkez ilçesinde 0-12 aylık yaş grubunda çocuğu olan 279 ebeveynle yürütüldü. Örneklemde yer alan ebeveynleri belirlemek için lot kalite tekniği kullanıldı. Araştırmanın yapılması için Kırıkkale ili Sağlık Müdürlüğünden ve Kırıkkale Üniversitesi etik kurulundan yazılı izin alındı. Araştırmanın verileri tanımlayıcı soru formu ve Avrupa sağlık okuryazarlığı ölçeği kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama, standart sapma ve ki-kare kullanılmıştır. Ebeveynlerin ortalama yaşı 30,18±6,16, ortalama çocuk sayısı 1,74±0,83 ve ortalama çocuk yaşı 7,79±3,74 aydır. Araştırmaya katılan ebeveynlerden annelerin %41,2'si (n=115), babaların %43'ü (n=120) üniversite mezunu iken annelerin yarısından fazlasının çalışmadığı babaların ise yaklaşık 1/3'ünün memur olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin sağlık okuryazarlık puan ortalaması Avrupa sağlık okuryazarlık ölçeğine göre 30,57±8,30 olduğu tespit edilmiştir. Ebeveynlerin %62,8'inin genel sağlık okuryazarlık düzeyinin yetersiz ve sorunlu-sınırlı olduğu belirlenmiştir. Ebeveynin anne ya da baba olma durumu ile sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Babaların sorunlu-sınırlı sağlık okuryazarlık düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin en uzun yaşadıkları yer ile sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Köy/kasabada yaşayanların yetersiz sağlık okuryazarlığı oranının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin %98,6'sı çocuklarına aşı yaptırmıştır ve %96,8'inin aşı kartı bulunmaktadır. Ebeveynlerin aşı yaptırmanın gerekli olduğunu düşünme durumu ve zorunlu aşılama programları hakkındaki düşünceleri ile sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsızdır (p>0,05). Ebeveynlerin sağlık okuryazarlık düzeylerinin çocuklarını aşılatma durumuyla ilişkisinin olmadığı belirlenmiştir. Köy/kasabada yaşayanların ve babaların sağlık okuryazarlık seviyelerinin artırılması için eğitim programları düzenlenebilir. Aşılar konusunda aile sağlığı merkezinde görev alan hemşirelerin ebeveynleri bilinçlendirici eğitimler düzenlemesi önerilebilir.
Sağlıklı beslenme kavramı ve üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışları: Çukurova Üniversitesi örneği
Bu çalışma, sağlıklı beslenme kavramı ile Çukurova üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin beslenme alışkanlıklarına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Öğrencilerin besin seçimini etkileyen faktörler sağlıklı beslenme kavramlarının değerlendirilmesi, beslenme düzeyleri ile ilgili kişisel fikirleri, sağlıksız beslenme nedenleri, sağlıklı beslenmeye yönelme nedenleri, beslenme hakkındaki bilgi kaynakları doğrultusunda elde edilen bilgilerin incelenmesi bu çalışmanın amacını oluşturur.Veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan toplam 31 soruluk anket uygulanmıştır. 17 sorudan oluşan ilk bölümde; öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, boy, kilo, beden kitle indeksi, okuduğu bölüm, barınma durumu, gelir durumu, ailenin ekonomik durumu, beslenme ile ilgili haberleri takip etme durumu, hastalık durumu, sigara ve alkol kullanma durumu ve spor yapıp yapmadığı gibi sorular yer almaktadır. 9 sorudan oluşan ikinci bölümde ise, öğrencilerin beslenme bilgi ve alışkanlıkları ile ilgili sorular bulunmaktadır. Bu sorular; öğrencilerin beslenme bilgileri, sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanma durumu, günlük öğün sayıları, gerçekleştirilen öğün sayıları, öğün atlama nedenleri, öğünlerin tüketildiği mekanlar ve bazı yiyecek ve içeceklerin tüketim sıklıkları ile ilgilidir. Son kısım olan üçüncü bölümde ise öğrencilerin sağlıklı beslenme kavramından ne algıladıkları, beslenmeye yönelik tutumları ve Türkiye' de sağlıklı beslenme önerilerinin yeterli olup olmadığı ile ilgili 5 soruya yer verilmiştir. Çalışmanın elde edilen bulgularının analiz edilip yorumlanmasında; Ki-Kare Analizi, Çapraz tablolar, Bağımsız iki örnek t- testi ve ANOVA kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Beslenme Kavramı, Sağlıklı Beslenmeyi Etkileyen Faktörler, Bağımsız İki Örnek T Testi, Ki-Kare, Çoklu Karşılaştırma, ANOVA