Smoking

216 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Relapsing remitting multiple skleroz formundan sekonder progresif multiple skleroz formuna dönüşümde risk faktöleri

Amaç: Multiple skleroz hastalarında relapsing remitting multiple sklerozdan sekonder progresif multple skleroz forma dönüşümde, sigara, alkol kullanımı, trigeminal nevralji varlığı, otonomik semptomların birlikteliği, geçirilen atak sayısı, akraba öyküsünün, optik atak öyküsünün, EDSS skorlarının, herhangi bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programına dahil olup olmadığının, epilepsi birlikteliğinin, ilk atak semptomu ile tedaviye başlangıcı arasında geçen sürenin, manyetik rezonans görüntülemelerde servikal spinal kord lezyonu varlığının araştırılarak, klinik risk faktörlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif bir araştırma olup, çalışma verileri hastanemiz poliklinik veritabanına kayıtlı Multipl Skleroz hastalarının sistemde mevcut olan bilgilerinden elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 145 hasta dahil edildi.145 hastanın 71'i RRMS, 74'ü SPMS'ti. RRMS grubunun %1,4'i (n=1), SPMS grubunun ise %9,5'i (n=7) alkol kullanıyordu. (p=0,034). RRMS grubunda otonomik semptomu olan hastaların sayısı 6 (%8,5) iken, SPMS grubunda 38 (%51,4) idi. (p=0,001). RRMS grubunda trigeminal nevraljisi olan hastaların sayısı 2 (%2,8) iken, SPMS grubunda 9 (%12,2) idi(p=0,034). RRMS grubunda servikal lezyonu olan hastaların sayısı 31 (%43,7) iken, SPMS grubunda 61 (%82,4) idi(p=0,001). Tedaviye başlama süresi RRMS grubunda 6,14 ± 6,53, SMPS grubunda 10,74 ± 10,86 idi(p=0,001). Sonuç: Çalışmamızda ilk semptom ile tedaviye başlama arasında geçen sürenin uzun olması, ilk yapılan MR görüntülemelerde T2 lezyon sayısının fazla olması, ilk görüntülemelerde servikal spinal kordda plak varlığı, hastanın alkol tüketicisi olması, trigeminal nevralji ve otonomik semptomların varlığının RRMS'ten SPMS'e dönüşümde risk faktörü olarak kabul edilebilecek parametreler olarak kullanılabileceğine dair sonuçlar elde ettik. Anahtar Kelimeler: progresif, remitting, risk, prognoz,, epilepsi, trigeminal nevralji, optik nörit, alkol, sigara, progresif,

EpilepsiMultipl sklerozNevralji+3
Hakan Can
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hatay'da Üniversite öğrencilerinin tütün ürünleri ve elektronik sigara hakkında bilgi, tutum ve davranışları ile karbonmonoksit düzeyleri

Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını ortaya koymak ve karbonmonoksit düzeyini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki araştırma Hatay'da 2019-2020 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde yapılmıştır. Çalışmanın evreni Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 13021 öğrenci olup, çalışmanın örneklemi çok aşamalı örneklem yöntemi ile seçilen 905 öğrenciydi. Ölçüm aracı olarak tarafımızca oluşturulan anket formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten alınan puan arttıkça nikotin bağımlılık düzeyi artmaktadır (0-10 puan). Ayrıca karbonmonoksit ölçüm cihazı ile katılımcıların nefeste karbonmonoksit ölçümü yapılmıştır. Ki-Kare, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanıldı, p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Tütün ürünü deneme sıklığı %69,7 ve kullanma sıklığı %54,8 idi. Elektronik sigara deneme sıklığı %18,5 ve son bir ayda kullanma sıklığı %6,6 idi. Ölçek puan ortalaması 3,14±2,86 olup çok düşük-düşük bağımlılık sıklığı %73,7 idi. Karbonmonoksit düzeyi ortalaması 7,55±7,39 ppm idi. Tütün ürünü ve sigara kullananlarda karbonmonoksit düzeyi daha yüksekti (p<0,001). Ölçeğe göre bağımlılık düzeyi artıkça karbonmonoksit düzeyi artmaktaydı (p<0,001). Ölçek puanları ile karbonmonoksit düzeyleri arasında yüksek korelasyon görüldü (p<0,001). Sonuçlar: Öğrencilerin yaklaşık dörtte üçünün tütün ürünü denediği ve yarısından fazlasının kullandığı görülmüştür. Yaklaşık her beş öğrenciden biri elektronik sigarayı denediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tütün, elektronik sigara, nikotin bağımlılığı, karbonmonoksit

BilgiElektronik sigaraHatay+5
Cansu Karabiber
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma, erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel türdeki bu araştırma Haziran-Ağustos 2021 tarihleri arasında Amasya iline bağlı Merzifon, Suluova ve Gümüşhacıköy ilçelerindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kurumlarında görev yapan, 18 yaş ve üzeri, 250 erkek sağlık çalışanı ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı aracılığı ile yüzdelik, ortalama, ki-kare testi, Fisher's exact testi, Anowa ve normal dağılım göstermeyen verilerde Kruskal Wallis H test ve Mann Whitney U Test ile binary lojistik regresyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma grubunun sağlık okuryazarlığı genel indeks puan ortalaması 41,1±5,1'dir. Sağlık okuryazarlığı düzeyinin %50,8 oranı ile yeterli olduğu, yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyinin sigara içenlerde %48,9, sigara içmeyenlerde %53,5 olduğu belirlenmiştir. Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının sağlık okuryazarlığı düzeyi; lisansüstü eğitim alanlarda en fazla olup (p<0.000), hekim/diş hekimi grubunda diğer ünvanlara göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.000). Sigara içen katılımcıların Fagerström nikotin bağımlılık puan ortalaması 3,2±2,7 olarak bulunmuştur. Nikotin bağımlılık puanları ile sigaraya ilk başlama yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde ilişki belirlenmiştir (p<0,000). Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının %55'i düşük, %25,5'i orta, %19,5'i yüksek derecede nikotin bağımlısı olduğu tespit edilmiştir. Sağlık algısını orta olarak belirtenlerin %44,4'ünün yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu görülmüştür (p<0,05). Yalnızlık, stres, öfke nedeniyle sigara içme nedenleri ile nikotin bağımlılığı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlılık belirlenmiştir (p<0,05). Erkek sağlık çalışanlarının tütün politikalarını caydırıcı bulmadığı görülmüştür (p<0,05). Sigarayı bırakma öz-yeterliliği düşük olanların %39,5'nin yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık okuryazarlığı düzeyi mükemmel olan katılımcıların %51,4'ünün, yeterli olanların %42,9'unun iki ay içerisinde sigarayı bırakamayacağı saptanmıştır (p<0,000). Sonuç olarak, erkek sağlık çalışanlarında sigara içmenin ve sigarayı bırakmann risklerine karşı düşük farkındalığın sağlık okuryazarlığı düzeylerinden etkilendiği belirlenmiştir.

ErkeklerSağlık okuryazarlığıSağlık personeli+1
Pelin Uyar
Hitit University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara bağımlılığı mücadelesinde mali uygulamalar ve etkileri

Türkiye'de her yıl sigara kullanımı sonucu 100.000 civarı vatandaş hayatını kaybetmektedir. 2025 yılına kadar sigara içenlerin sayısının 1.6 milyona ulaşması beklenmektedir. Sigara dumanında ise hangi sigarada ne kadar olduğu bilinmemekle birlikte yaklaşık 1400 katkı maddesi bulunmaktadır. Tütün kullanımının önlenebilir bir ölüm nedeni olması ve sigara bağımlığının vazgeçilebilir bir alışkanlık olması devletlerin düzenleyici rolünü arttırmaktadır. Sigara ile mücadele kapsamında alınan önlemler, yapılan çalışmalar ve verilen eğitimlerle, sigara bağımlılığından kurtulan pek çok insan bulunmaktadır. Türkiye'de tütün kontrolü, Sağlık Bakanlığı'nın temel önceliklerinden biri olmuştur. Dolayısıyla tütünle mücadelede çeşitli kanunlar çıkarılmış ve uluslararası sözleşmelere imza atılmıştır. Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı (2015-2018) ile 2018 yılına kadar sigara kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli amaçlar belirlenmiştir. Sigara vergileri yıllar itibariyle genel olarak arttırılmıştır. Bu çalışmada odaklanılan temel soru, artan vergilerin sigara kullanımını azaltıp azaltmadığıdır. Elde edilen verilerde görülmektedir ki tütün ürünlerinden alınan toplam vergilerin miktarı önemli miktarda artmaktadır. Diğer taraftan tüketicilerin kaçak sigara kullanımı ve kayıt dışı ekonominin arttığı görülmektedir. Artan vergi oranlarının sigara kullanımını önemli derecede azaltmadığı ve devletin gelirlerini artırdığı ifade edilebilir. Bu nedenle devletin bu alanda elde ettiği vergileri sigara kullanımını azaltmaya yönelik eğitim ve uygulamaya dönük yaptırımlarda kullanması gerekliliği ortaya çıkmakta ve gerçek amacına daha da yaklaştıracağı düşünülmektedir.

BağımlılıkSigaraSigara içme
Hatice Aşkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sigara bırakma polikliniğinin bir yıllık takip sonuçları: Sigara bırakmayı etkileyen faktörler

Sigara tüm dünyada önlenebilir morbidite ve mortalitenin en önemli sebeplerinden biridir. Sigara bırakma sürecindeki hastalara yardımcı olmak amacıyla birçok yöntem geliştirilmiştir. Çalışmamızda, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran hastaların bir yıllık takip sonuçları bağlamında sigara bırakma durumları ve sigara bırakmayı etkileyen faktörleri araştırmayı amaçladık. Çalışma tek merkezli, kesitsel ve telefon ile aranarak uygulanan anket yöntemi ile yürütülmüş olup, 10 Ağustos 2020-9 Ağustos 2021 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma Polikliniği'ne sigara bırakma amacıyla başvuran 18 yaş ve üzeri gönüllüler dahil edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik bilgi formu, özgeçmiş ve sigara içme özellikleri detaylı sorgulanarak, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT), Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD Ölçeği) kullanılmıştır. Çalışma grubunun yaşları 19 ile 76 arasında değişmekte olup, 288'i (%63,9) erkek, 163'ü (%36,1) kadın olmak üzere toplam 451 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya katılanlardan üçüncü ay sonunda 209 kişi (%46,3) bırakmışken, 242 kişi (%53,7) bırakamamış; altıncı ay sonunda 160 kişi (%35,5) bırakmışken, 291 kişi (%64,5) bırakamamıştır. Katılımcıların sigara bırakma durumları ile işte çalışması, düzenli fiziksel aktivitesinin (spor) olması, psikiyatrik hastalık tanılı olmak, alkolle birlikte tüketmekten keyif almak, daha önce ki sigara bırakma süresi, yaşadığı evde sigara içenlerin sayısı, farmakoterapi, tedavi süresi, sigara bırakma polikliniğinde kontrol muayeneleri, sigarayı ilk kez deneme yaşı arasında ilişki bulunmuştur. FNBT, HAD anksiyete ve depresyon skorları ile üçüncü ay bırakma durumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Sigara bırakma tedavisinde hastayı bütüncül değerlendirmek, kişiye özel motivasyonel görüşme ve tedavi yöntemi seçmek bırakma başarısını arttırmak için çok önemlidir. Sigaraya başlama nedenlerini ve sigarayı en çok niçin tükettiğini detaylandırmak, gelecek nesillerin sigaraya başlamasının önüne geçebilmeye; sigara bırakma nedenleri, bırakmayı düşünmeyenlere farklı bakış açıları sunarak bırakmaya teşvik etmeye; bırakma sürecinde olumlu-olumsuz etkenleri tespit etmek; kişiye yönelik davranışsal destek ve tedavileri vererek bırakma başarısı şansını artırmamızı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sigara bırakma, motivasyonel görüşme, risk faktörü

Motivasyonel görüşmeRisk faktörleriSigara içme+1
Sergen Aygüneş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara paketlerindeki yazılı mesajların üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları üzerine etkileri

Bu çalışmada sigara kullanımının üniversite gençliği arasındaki yaygınlığı, nedenleri ve sosyal pazarlamanın gençliğin sigaraya bakışını değiştirip değiştiremediği konuları incelenmeye çalışılmıştır. Üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları ile ilgili bilgiler, öğrencilerin demografik özellikleri, dini inanışları ve aile yapıları ile ilişkilendirilmiştir. Bu bilgiler yardımı ile de sigara kullanma davranışını paketler üzerindeki uyarı yazılarının etkileyip etkilemediği analiz edilmiştir.Çalışma için araştırma ve verilerle analiz yöntemi takip edilmiştir. Verilerin elde edilmesi aşamasında yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. İstatistiksel ve ekonometrik temel teknikler kullanılmıştır.Sigaraya karşı yürütülen savaşta tekniklere bakış anlamında sigara paketi üzerindeki uyarıların erkekler ve kadınlar tarafından çok iyi bir strateji olarak kabul edilmediği görülürken, en çok kapalı yerlerde sigara yasağının kabul gördüğü izlenmiştir.Anne ve baba eğitiminden dini inancın sigaraya karşı durabilmekte daha önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Dini inanç arttıkça sigaraya bağımlılık oranı azalırken, ailenin aylık geliri arttıkça gençlerin sigaraya bağımlılığı artmaktadır.Üniversiteli genç için kardeşlerinin ve arkadaşlarının sigara kullanma alışkanlıklarının anne ve babanın alışkanlıklarından daha önemli olduğu tespit edilmiştir.

SigaraSigara içmeÜniversite öğrencileri
Nilgün Açıkalın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 geçiren ve iyileşen hastalarda sarkopeni sıklığı ve sarkopeninin COVID-19 klinik seyri üzerine etkisi

Bu çalışmada Covid-19 geçirenlerde sarkopeni sıklığı ve sarkopeninin Covid-19 un klinik seyrine etkisi araştırıldı. Çalışmaya PCR testi pozitif olup Covid-19 tanısı aldıktan sonra en az 45 gün geçmiş 50 yaş ve üzeri 92 kişi, Covid-19 geçirmemiş 92 sağlıklı gönüllü olmak üzere 184 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Hasta grubun yaş ortalaması 62,8, kontrol grubun yaş ortalaması 61,7 di. Cinsiyet dağılımı olarak hasta grubun; 43ü kadın, 49u erkek, kontrol grubunun 46 sı kadın, 46 sı erkekti. Çalışmaya katılan tüm bireylere sarkopeni için sarc-f anketi, el kavrama gücü ölçümü, kas kütle ölçümü, yürüme hızı, yorgunluk için VAS, dispne için BORG skalası, yaşam kalitesi için Sf-36 anketi, komorbidite için Charlson komorbidite indeksi, sigara alışkanlığı, vücut kompozisyon ölçümleri yapıldı ve kaydedildi. Hasta gruba Covid-19 sırasında klinik seyri, ateş ve öksürük varlığı, hastanede yatış süresi, kas ağrısı sorgulandı. Hasta grubunda sarkopeni görülen kişi 38 (41,3)'iken, sağlıklı kontrol grubunda sarkopeni görülen 3 (%3,26) kişiydi. Hasta grupta sarkopeni görülme sıklığı sağlıklı kontrollere göre anlamlı derecede yüksekti (p<0,001). 50-65 yaş grubunda hasta grubun %32,65'nde, kontrol grubunun %1,39'nda sarkopeni görülmüştür. 65 yaş üzerinde ise hasta grubunun %51,16'sında,kontrol grubunun %10'nda sarkopeni görülmüştür. VAS, BORG ve Charlson komorbidite ortalaması hasta grupta kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek, kas kuvveti, yürüme hızı, sf-36 ortalaması istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü. (p<0,05).Hasta grupta kas ağrısı semptomu, ayaktan ve yatarak tedavi şekli, hastanede yatış günü, sigara kullanımı ve sarkopeni ilişkisinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Bu çalışmanın sonuçları, Covid-19 enfeksiyonunu takiben sarkopeni sıklığının arttığını gösterdi. Komorbidite indeksi, sigara, yüksek BMI ve düşük yaşam kalitesi Covid-19 klinik seyrini olumsuz etkilediği düşünüldü. Covid-19 enfeksiyonu ile sarkopeni arasındaki nedensellik ilişkisini değerlendirmek için daha fazla popülasyon tabanlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimler: BMI, Covid-19,Kas ağrısı, Sarkopeni, Sigara

COVID 19Kas ağrısıKas distrofileri+4
Nursima İnce
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sigara kullanan/kullanmayan hastalarda farklı beyazlatma tedavileri sonrası önerilen diş macununun etkinliği ve sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Çalışmada sigara kullanmış/kullanmayan hastalara farklı beyazlatma tedavileri uygulanarak beyazlatma tedavisinin sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma beyazlatma tedavisi amacı ile kliniğimize başvuran hastalar arasından seçilen 40 gönüllü üzerinde yürütüldü. Hastalar sigara kullanma/kullanmama durumuna göre 2 gruba (n=20) ayrıldı. Her iki gruptaki hastalara (Whiteness HP Blue, FGM) beyazlatma jeli kullanılarak 14 günlük arayla 2 seans beyazlatma tedavisi uygulandı. Gruplar; Grup 1A: sigara kullanmayan kimyasal, Grup 1B: sigara kullanmayan diyot lazer aktivasyonlu, Grup 2A: sigara kullanmış kimyasal, Grup 2B: sigara kullanmış diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma yöntemleri şeklinde oluşturuldu. Beyazlatma işlemi sırasında hastalara sağ/sol ark randominizasyonu yapılarak; sağ alt ve üst çenelerde kimyasal beyazlatma, sol alt ve üst çenelerde ise diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma uygulandı. Tedavi sonrası hastalara Colgate Optic White diş macunu kullanmaları önerildi. Renk değişim değerleri spektrofotometre (VITA Easy Shade Advance Digital Dental Instrument) ile tedavi öncesi, tedavi sonrası, tedaviden 2 hafta ve 3 ay sonra olmak üzere kayıt edildi. Hastalarda oluşan hassasiyet düzeyleri Visual Analog Skalası (VAS) aracılığıyla değerlendirildi. Ayrıca hastalarda mevcut periodontal durumun değerlendirilmesi amacıyla periodontal indeks ölçümleri yapılırken, sitokin seviyelerinin (TNF-α, IL-6) değerlendirilmesi amacıyla da tükürük ve DOS örnekleri alınarak ELISA analizleri yapıldı. Çalışma sonunda tüm gruplarda etkin beyazlatma elde edildi (p<0,05). Renk değişimi en yüksek Grup 1B'de gözlendi. Grup 1A ve Grup 2A'de hassasiyet değerleri daha düşük gözlendi. Tüm gruplarda beyazlatmaya bağlı olarak Pİ* değerleri azalırken, Gİ* ve Kİ* değerleri arttı. Beyazlatma tedavisine bağlı olarak tükürük ve DOS örneklerinde TNF-α ve IL-6 seviyelerinde tüm gruplarda geçici bir artış meydana gelmiştir. Zamansal tüm ölçümlerde sigara kullanmış gruplardaki TNF-α ve IL-6 seviyeleri daha düşük gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, Lazer, Sitokin, Diş Macunu

Diş beyazlatmaDiş macunlarıDiş renk değişikliği+3
Mehmet Durdu
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sigara bırakma polikliniği'ne başvuran ve yönlendirilen kişilerde sigara bırakma başarısı öngörü ölçeği ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Sigara kullanımı sebep olduğu hastalıklar ve ölümler nedeniyle önemli bir sağlık sorunudur. Bu çalışmada sigara bırakmak amacıyla sigara bırakma polikliniğine başvuran ve yönlendirilen kişilerin Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği ile sigara bırakma durumu ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı kesitsel nitelikte olarak belirlenmiş ve yüz yüze anket yöntemiyle yürütülmüştür. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Sigara Bırakma Polikliniği (SBP)'ne başvuranlar ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran sigara içen gebelerden ve İç Hastalıkları Tıbbi Onkoloji ile Kulak Burun ve Boğaz Polikliniklerine başvuran kanser tanılı sigara içen bireylerden SBP'ne yönlendirilenler olmak üzere iki grup halinde incelendi. Kendi isteği ile başvuran 95 kişi, yönlendirilen 66 kişi çalışmaya dahil edildi. Her iki gruba da sosyodemografik veri anketi, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ve Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği (SBBÖÖ) uygulandı. Olguların sosyodemografik verileri, anket sonuçlarına ait veriler kaydedildi. İstatiksel analiz SPSS 23.0 programı kullanılarak gerçekleştirildi. Kendi isteği ile başvuran kişilerin yaş ortalaması 43, yönlendirilenlerin 49,5 olarak saptandı. Kendi isteği ile başvuran 41 kişi (%43,2), yönlendirilen 21 kişi (%31,8) üçüncü ayda sigarayı bırakmıştı. Her iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu (p=0,146). Kişilerin kronik hastalık varlığı, daha önce sigara bırakma deneyimlerinde aldıkları destek ve tarafımızca başlanan tedavileri açısından her iki grup arasında anlamlı farklılık saptandı. Kendi isteği ile başvuranların FNBT ortalama skoru 6,67±1,86 iken yönlendirilen bireylerin ortalama FNBT skoru 5,73±2,27 idi. Aralarında anlamlı düzeyde farklılık vardı (p=0,008). İki grup arasında SBBÖÖ kararlılık ve hazır oluş alt boyutu, SBBÖÖ sağlık algısı ve uygun çevre alt boyutu ve SBBÖÖ total değeri arasında anlamlı farklılık saptandı (p<0,001). Her iki grup katılımcılarının 3. ayda sigara bırakma durumu ile FNBT ve SBBÖÖ arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Çalışmamızda yapılan analizlerin sonucunda kendi isteği ile SBP'ne başvuran kişilerin Fagerström nikotin bağımlılık skoru ve SBBÖÖ total ve alt boyut skorları daha yüksektir. Yönlendirilen kişilerle arasındaki fark anlamlıdır. Fakat üçüncü ayda sigara bırakma durumları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Sigara içen tüm bireylerin yanında, sigaranın önemli risk faktörü olduğu kronik hastalıklara sahip olanların ve gebelikte sigara içenlerin bırakma başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek; kişiye yönelik davranışsal destek ve tedavileri vererek bırakma başarısı şansını artırmamızı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği, sigara bırakma.

Sigara içmeSigarayı bırakmaÖlçekler+1
Meryem Betül Erdal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigara bırakma sürecinin sağlık inanç modeli'ne uyarlanması

Metodolojik tasarım ile yürütülen bu çalışma, sigara bırakma sürecini Sağlık İnanç Modeli'ne uyarlamak amacıyla yapılmıştır. Veriler IBM SPSS 26 ve AMOS 24 programlarında değerlendirilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerliğini belirlemede; kapsam geçerliği, iç ölçüt geçerliği ve yapı geçerliği analizleri kullanılmıştır. Kapsam geçerlik indeksi tüm ölçeklerde 0.90 üzerindedir. İç ölçüt geçerliği; alt-üst grup karşılaştırması (tüm ölçeklerde t= 25.852 - 155.212 aralığında, p=0.000 anlamlılık düzeyindedir.) ve madde-toplam puan korelasyonları (Normatif İnanç Ölçeği'ndeki bir madde dışında tüm ölçeklerde 0.293 - 0.748 aralığında olup kabul edilebilir değerlere sahiptir.) ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirildiği açıklayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" (0.660 - 0.931) ve "Bartlett's Testi" (p<0.001), özdeğer incelemesi (1.716 - 5.626), total varyans açıklaması (%34.322 - %51.144) incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeklerin uyum indeksleri kabul edilebilir/mükemmel uyum aralığındadır. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemek için ise; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (cronbach alfa: 0.505 – 0.901), yarıya bölme yöntemi (r= 0.384 - 0.818), madde toplam puan korelasyonları (0.293 - 0.748), puanlama tutarlılığı (sınıf içi korelasyon= 0.505 - 0.901), Hotelling's T2 testi (F= 147.172 - 691.686, p=0.000), standart hata çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırmacılar tarafından geliştirilen Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerli ve güvenilir ölçüm araçları oldukları bulunmuştur.

Güvenilirlik ve geçerlilikSağlık inanç modeliSigara içme+2
Burcu Çakı Döner
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara içen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Dünya'da 21. yüzyılda, prematür ölümlerin ve morbiditenin önlenebilir en büyük sebeplerinden birisi sigara içmektir. Sigara kullanımı KOAH, inme, akciğer kanseri, amfizem, ateroskleroz, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı gibi çok sayıda hastalığa sebebiyet vermektedir. Sigara kullanımı günümüz toplumlarında en sık karşılaşılan bağımlılık türüdür. Sigaranın genç populasyonda yaygınlaşmasında cinsiyet, yaş, ekonomik düzey, meslek problemleri, aile ortamı, eğitim durumu gibi faktörler de etkili olmaktadır. Buna bağlı olarak sigara kullanımının sağlık üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, sigara içen ve sigara içmeyen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yaş ortalaması 19,00 (17-25) yıl, vücut kütle indeksi 21,48 (15,60-40,09) kg/m2 olan 187 kız, 74 erkek öğrencinin katılımı ile tamamlandı. Katılımcılar demografik bilgileri kaydedilerek sigara içen (Grup 1) ve içmeyen (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sigara içen üniversite öğrencilerinin nikotin bağımlılık düzeyleri Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ile değerlendirildi. Tüm katılımcıların uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Formu (IPAQ) ile, yaşam kaliteleri ise Yaşam Kalitesi Kısa Formu (SF-36) kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizlerin uygulanması için Windows IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanıldı. Çalışmadaki grupların kilo, boy, VKİ değerleri karşılaştırıldığında, ikinci gruptaki değerler anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İki grup arasındaki istatistiksel analizde yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve IPAQ toplam skorları birinci grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). İki grubun PUKİ ve SF-36 alt parametreleri arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Birinci gruptaki öğrencilerin nikotin bağımlılığı arttıkça uyku kalitesinin kötüleştiği, uyku süresi arttıkça VKİ değerlerinin de arttığı, paket yılı ve nikotin bağımlılığı arttıkça uykuya dalma süresini anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Birinci grubun nikotin bağımlılığı arttıkça yaşam kalitesiyle ilişkili fiziksel fonksiyon ve vitalite değerlerinin olumsuz etkilendiği, paket yılının artışının fiziksel fonksiyon skorunu anlamlı düzeyde azalttığı bulundu (p<0,05). Birinci grupta fiziksel aktivite toplam skorunun artışının sosyal fonksiyon ve genel sağlık durumuna ait değerleri anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Orta şiddetli fiziksel aktivitenin artışı, yaşam kalitesiyle ilişkili ağrı durumunu ve genel sağlığı anlamlı düzeyde pozitif etkilediği bulundu (p<0,05). Birinci gruptaki öğrencilerde uyku süresi ve ilaç kullanımı haricindeki PUKİ alt parametreleri ile yaşam kalitesine ait skorlar arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar saptandı (p<0,05). Çalışmamız sonuç olarak, birinci gruptaki öğrencilerin yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve fiziksel aktivite toplam skorlarının ikinci gruba göre daha fazla olduğunu ve iki grup arasında uyku ve yaşam kaliteleri bakımından fark bulunmadığını göstermiştir. Öğrencilerin uyku kalitesinin kötü olduğu ve yaşam kalitelerinin Türkiye norm değerlerine göre daha düşük seviyelerde yer aldığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sigara, üniversite öğrencileri, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, yaşam kalitesi

Fiziksel aktiviteFiziksel aktiviteSigara içme+6
Nizameddin Fatih Karamus
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara içme davranışlarının değerlendirilmesi

Çalışma, toplum sağlığı açısından önlenebilir sağlık sorunlarının en büyük nedeni olan sigara kullanım davranışının toplumda azaltılması ve toplum sağlığının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde iyi bir seviyeye gelmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı özellikte olan çalışmanın örneklemini, Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencisi olup, çalışmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmaya toplam 442 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra, kurum izni ve gönüllü öğrencilerin onamı alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu ve Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen niceliksel veriler, IBM SPSS Statistics 22 programında Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Topluma rol model olması beklenen sağlık bölümü öğrencilerinin sigara kullanım durumları incelenmiş olup, çalışmada, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri ve bağımlılık durumları değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %64,3'ünün 20 yaş altı, %83'ünün kadın, %44,6'sının 1. Sınıf ve %84,4'ünün ise ailesi ile ikamet ettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin %51,4'ünün hiç sigara kullanmadığı, %20'sinin ise sigara kullandığı tespit edilmiştir. Erkeklerde %31, kadınlarda ise %18 oranında sigara kullanıldığı belirlenmiştir. Aile yanında ikamet eden öğrencilerin sigara kullanım oranının düşük olduğu bulunmuştur. Sigara kullanan öğrencilerin sigara kullanımının zararlarını ve ortaya çıkabilecek hastalıkları bilmelerine rağmen kullanmaya devam ettikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin sigaraya başlama nedenleri üzerinde durulmuş olup, çalışmada sigarayı ilk kez deneme nedenleri olarak %38'inin merak ve özenti, %29,6'sının üzüntü ve stres ile baş etmek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sigara içme durumları arasında Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir (p:0,001; p<0,01). Düzenli olarak sigara kullanan öğrencilerin FNBÖ puanları, bir süre içmiş şu an kullanmayan (p:0,001) ve ara sıra sigara içenlerin puanlarından (p:0,003) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,01). Çalışmada sigara kullanımının sağlık eğitimi alan öğrencilerde azaltılması ve ileride topluma rol model olması beklenen öğrencilerin sigara kullanımı konusunda bilinçli olması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara kullanmasının, toplumun sigara içme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etkileri olacağı vurgulanmıştır. Öğrencilerin sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan uzak tutulması için eğitim seminerlerinin düzenlenmesi ve üniversitelerde sosyal ve sportif faaliyetlerin arttırılması önerilir. Anahtar kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Sigara Kullanımı, Nikotin Bağımlılığı

BağımlılıkDavranışNikotin+4
Sibel Çakır Kayacık
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapia (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında vakum paketlemenin raf ömrü üzerine etkileri

Bu çalışmada, vakumlu ve normal paketlenen tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapya (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında buzdolabı koşullarında (+5 °C) depolamaya bağlı kimyasal ve duyusal kalite değişimleri incelenmiştir. Kimyasal değişimleri incelemek amacıyla TVB-N, TBA, pH, peroksit değeri ve serbest yağ asidi analizleri yapılmıştır. Depolama süresince kimyasal kalite parametrelerinde istatistiksel olarak önemli değişimler saptanmıştır (p<0.05). Tütsülenmiş filetolardaki kimyasal kalite parametreleri taze filetolara göre daha yüksek bulunmuştur. Duyusal değerlendirmeler sonucunda taze normal paketli filetoların 11 günde, taze vakum paketli filetoların 30 günde, tütsülenmiş normal paketli filetoların 42 günde ve tütsülenmiş vakum paketli filetoların 75 günde tüketilebilirlik sınır değerlerini aştığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Tilapya, vakum paketleme, tütsüleme

AmbalajlamaRaf ömrüSu ürünleri+3
Ali Serhat Özkütük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of quality of life for smoker patients with type 2 diabetes mellitus in Nasiriyah city

Objective: This study aimed to reveal the quality of life of DM2 smokers in the city of Nasiriyah and to reveal the relationship between the selected demographic data and the quality of life of type II diabetic smokers. Methods: A descriptive cross-sectional study was conducted between 01/04/2022-30/09/2022 at Nasiriyah Training Hospital in Nasiriyah. The study population consists of patients with type 2 diabetes in the hospitals that will be researched, whose ages range from 40 to 60 years. The study sample consisted of 235 male and female patients who agreed to participate in the study at the time of data collection. The Personal Information Form and the Quality of life scale for Type 2 diabetes patients (DqoL) Scale were used to collect data. Results: The mean age of the study group was 50.76 ± 6.80, 55.7% were males, 66.0% were married and 24.3% had a bachelor's degree. It was determined that the scores of the sub-dimensions of the quality of life for patients with type 2 diabetes are higher in the age group 56-60 years, who have a bachelor's degree, who have income more than expenses, who have an average health perception, and the duration of their disease is between 1-5 years, females, married women, who receive Social support, who do not suffer from additional diseases and the differences were statistically significant (p≤0.05). Conclusion: The results of the study showed that the quality of life of patients with type 2 diabetes is affected by variables such as age, gender, marital status, education, social support, and additional diseases.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-type 2Iraq-Nasiriyah+3
Abbas Abdulhusseın Jebur Alzamılı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between smoking and the ‎level of anxiety among doctors working in the ‎hospitals in the Dhi qar region in Iraq ‎

Physicians face a heightened risk of experiencing mental disorders, including anxiety, depression, and occupational burnout. This susceptibility is often attributed to the substantial levels of occupational stress they encounter in their work. Smoking is a common coping mechanism adopted by some individuals to alleviate stress, but its association with anxiety levels among doctors remains under-researched. As a consequence, the mental well-being of healthcare practitioners may be significantly affected, leading to potential psychological challenges. Therefore, the aim of the study is to examine the relationship between smoking and anxiety levels among doctors working in the Alshatra and Al-Haboubi hospitals in the Dhi Qar region of Iraq. To investigate this relationship, a cross-sectional survey was conducted among doctors working in Dhi Qar teaching hospitals to find the relationship between smoking and anxiety levels among doctors. The Sample of this study was composed of 156 doctors (Male and Female) between ‎‎‎26-56 years old and above. A sociodemographic data form and The Taylor Manifest Anxiety Scale were used as data collection tools. Data were collected from doctors in hospitals of Dhi Qar province between June 2022 to September 2022. The age socio-demographic characteristics of the participants were examined, and it is seen that 35.9% are between 46 and 55 years old, 44.9% of participants were a master's degree, 38.5% of participants had 5-6 people living in the house, according to family monthly income 59% of them had equal income and expense, the participants regarding their working status was examined, it is seen that 56.4% were permanent, 55.8% of participants were in a city or metropolitan area, 87.8% of participants in health insurance answered yes. In addition, of the participants regarding their smoking status, 63.5% answered no; according to how many cigarettes are smoked per day, 63.5% of them did not smoke. According to correlation, there was a statistically significant difference between the Taylor Manifest anxiety scale scores according to the age of the participants (p<0.05), and it was a statistically significant difference between the TMA scale scores according to the educational status of the participants (p<0.05), it had high significant difference between TMA scale and the number of people in the family (p<0.05), monthly income had a significant difference with TMA scale (p<0.05), also according to the working status of the participants had a significant difference with TMA scale (p<0.05), according to the longest place of residence had significant difference with TMA scale (p<0.05), with health insurance status of the participants had significant difference(p<0.05), according to the smoking status of the participants had significant difference (p<0.05), and according to the number of cigarettes smoked by the participants per day had significant difference with TMA scale.(p<0.05). ‎ In conclusion, the relationship between smoking and the level of anxiety among doctors working in hospitals is a complex and multifaceted issue. Through the analysis of existing research and studies, it is evident that a notable association exists between smoking and increased anxiety levels among healthcare professionals, including doctors.

AnxietyDepressionPhysicians+3
Abbas Muzahem Shınjar Shınjar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of smoking on fertility hormones like free testostrone, LH, and FSH for a group of male smokers in Iraq

The aim of this thesis is to evaluate the effect of smoking on the functions of some organs in the body such as the liver, heart, and lung, study the effect on the function of these organs. This case-control study included 100 participants (50 patients and 50 controls). The patients were divided into two groups: 50 patients they suffer from the infertility hormone and 50 control quitting smoking for more than 5 years, who visit the chemical and hormones Center, at Samraa, Salah-Alden Iraq. The level of free testosterone, FSH , and LH not effect. The study was revealed, a significant decrease in free testosterone and increase in level of FSH in the patient's group when compared with the control. Smoking not only affects infertility hormones, but also affects other organs in the human body, such as the heart, lung and other organs. And perhaps if a person continues to smoke, it leads to heart and lung diseases, cancer, liver damage, premature aging, an increase in blood and other diseases.

Receptors-FSHSmokingTestosterone
Khalıd Muhyı Alwan Al-abbası
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana il merkezinde sigara kullanımı ve etkilerinin, sigaraya ve dumana maruziyetin ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların telefon surveyi ile saptanması

Tütün kullanımı dünyada ve Türkiye'de önlenebilir hastalık, sakatlık ve ölümlerin en önemli nedenidir. Sigaranın yol açtığı zararlara içmeyenlerde maruz kalmaktadır. Ülkemizde sigara tüketiminin kontrol altına alınarak, özellikle gençlerin korunması amacıyla, 2006-2010 yıllarını kapsayacak şekilde bir ?Ulusal Tütün Kontrol Programı? hazırlanmıştır. Bu program dahilinde sigara içiciliğin sorgulanması, sigara dumanına maruziyet ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların saptanması konusunda verilerin toplanması için ulusal ölçekli araştırmalar yapılması gerekmektedir.Bu çalışmada Adana İl Merkezinde Sigara Kullanımı, Sigaraya ve Dumana Maruziyet ve Tütün Kontrol Yöntemleri ile İlgili Bilgi, Tutum ve Davranışlar araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak 'telefon ile anket' yöntemini kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında anket sorularını yöneltmek ve verileri toplamak için "Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi" sistemi kullanılmıştır. Görüşmeler Çukurova Üniversitesi Telefon ve İnternet İle Saha Araştırmaları Merkezi'nde (TİSAM) gerçekleştirilmiştir.Çalışmada toplam 586 kişiyle görüşme yapılmıştır. Ankete katılım oranı %79,7' dir. Araştırmaya katılan kişilerin yaş ortalaması 38,72±13,10 olarak bulundu.. Örneklemin sigara içme prevalansı %22,7 olarak bulundu. Sigara içme oranı erkeklerde %37,7 ve kadınlarda %14,8 bulundu. Görüşmecilerin % 25,1 ` i 1-10 yıl arası, % 15,3'ü 11-20 yıl arası, %10,9'u ise 20 yıldan fazla süredir sigara içtiğini bildirdi. Sigara içmeyen görüşmecilerin %39,1' i evlerinde, %52,2' si işyerlerinde sigara dumanına maruz kaldığı bulunduÇalışmamız göstermiştir ki; geniş bir coğrafyada fazla sayıda kişiye ulaşılması planlanan saha araştırmalarında telefonla görüşme yöntemini kullanmak maliyet ve zaman kazandıracak uygun bir yöntem olabilir.Anahtar kelimeler:Adana, sigara içiciliği, telefonla anket, maruziyet, prevalans.

AdanaAnketlerBiyoistatistik+4
Evren Aslaner
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il Merkezindeki lise öğrencilerilerinde tütün ve tütün mamullerinin kullanımı

Amaç: Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımının başlaması genellikle ergen ve gençlik döneminde olmaktadır. Bu çalışmamızda, gençlerin tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıklarını ve ilişkili faktörleri araştırmayı amaçladık.Yöntem: Evrenimiz Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki liselerdir. İlçeler ve liselerin özellikleri dikkate alınarak ve ağırlıklı küme örnekleme yöntemi kullanılarak 2640 öğrenci örnekleme alındı. Okullar rastgele sayılar tablosuna göre belirlendi. Örneğe çıkan şubelerdeki tüm öğrenciler çalışmaya alındı ve 3025 öğrenci çalışmaya katıldı. Dokuz öğrenci, anketlerindeki iç tutarsızlık nedeniyle çalışma dışı bırakıldı. Toplam 3016 öğrencinin anketleri değerlendirildi.Bulgular: Öğrencilerin 1444'ü (% 47,9) erkek, 1572'si (% 52,1) kızdır. Yaş ortalamaları 16,49±1,21 yıldır. Sigarayı deneme oranı % 34,6, halen içenlerin oranı % 14,6 bulunmuştur. Nargile içtiğini belirtenlerin oranı ise % 19'dur. Tütün ve tütün mamullerinin temin edilmesinde, ?bakkaldan satın alma? ilk sırada yer alırken bunu ?açık ve adet olarak satın alma? izlemektedir. Öğrencilerin yaşları, sınıfları, ailelerinin gelir miktarları, harçlık miktarları ve sigara kullanma süreleri arttıkça tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıkları ve miktarları da artmaktadır. Sigaraya başlamada en etkili etkenlerin başında % 30,3 ile arkadaş çevresi, % 21,7 ile sorunlardan uzaklaşma isteği, % 17,1 ile en yakın üç arkadaştan en az birinin sigara içiyor olması gelmektedir.Sonuç: Dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımı ile mücadeleye ergen-gençler henüz sigara ile karşılaşmadan önce başlanmalıdır. Sigara kadar önemli bir diğer sorun, nargile kullanımı olup bu konuda acil önlemler alınması gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Ergen-genç, nargile, sigara, tütün ve tütün mamulleri, lise, öğrenciler.

AdanaErgenlerLise öğrencileri+3
Erdem Akter
Çukurova University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigara dumanı maruziyetine bağlı damar hasarının moleküler temeli ve yeni tedavi yaklaşımı: Alfa-linolenik asit

Sigara dumanı maruziyeti damar hasarına neden olmaktadır. Ve bu hasarın mekanizması moleküler düzeyde yeterince aydınlatılmamıştır. Bundan dolayı şimdiki çalışmada farelerde antiinflamatuar etkisi olduğu bilinen ve doğal olarak gıdalarda bulunan alfa-linolenik asid'in sigara dumanı maruziyeti ile oluşan damar hasarını önleyip önleyemeyeceğini araştırmayı planladık. Bu amaçla fareler çeşitli gruplara ayrıldı: Kontrol (duman varlığında ve yokluğunda), alfa-linolenik asit (duman varlığında ve yokluğunda) grupları oluşturuldu. Bu gruplara ayrı ayrı 2 ay boyunca (haftada 5 gün) sigara dumanı ve ilgili ajanlar uygulandı. 2 ay sonunda uygulama yapılan fareler servikal dislokasyon ile öldürülerek torasik aortları izole edildi. İzole edilen torasik aortların bir bölümü endotel fonksiyonlarını değerlendirmek için organ banyosuna asıldı. Daha sonra dokular fenilefrin ile kastırılıp asetilkolin ile gevşetildi. Alfa-linolenik asit uygulaması asetilkolin gevşemelerini artırdı. Duman uygulaması gevşeme yanıtlarını azaltırken duman ile birlikte Alfa-linolenik asit uygulaması bu azalmayı geri çevirdi. Düz kas fonksiyonlarını değerlerlendirmek için ise KCl ile kastırıldıktan sonra papaverine verdiği gevşeme yanıtları ölçüldü. Sigara dumanı, alfa-linolenik asit ve indometazin uygulaması papaverin ile oluşturulan gevşeme yanıtlarını değiştirmedi. Torasik aortların bir bölümü de nitrik oksid sentaz, fosfolipaz A2 ve siklooksijenaz enzimlerinin düzeyleri belirlemek için kullanıldı. Sigara dumanı siklooksijenaz-2 ve fosfolipaz A2 enziminin miktarında artışa neden oldu. Alfa-linolenik asit bu artışı azalttı. Sigara dumanı endotelyal nitrik oksit sentaz enziminin miktarında azalmaya neden oldu ancak bu azalma anlamlı bulunmadı. Çalışmamız, sigara kullanımı ve duman maruziyeti kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörü olduğu ve alfa-linolenik asit içerikli besin kullanımının bu hastalıkların riskini azaltabileceğini göstermiştir.

AortFarelerFosfolipazlar A+7
Halil Mahir Kaplan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The comparison of breathing and body composition of children with smoker family and children with non-smoker family parameters of children of smoking and nonsmoking parents

The aim of the study is to figure out the effects of passive smoking on children by comparing the parameters of body and some respiration figures of children with smoking and non-smoking parents. 200 students have taken part in this study: 100 of them are students who have not been exposed to smoke and 100 of them are students who have been exposed to smoke. Waist-thigh ratio, body mass index, hypodermic fat density and respiration functions of participants have been measured. In terms of respiration parameters, the figures of forced vital capacity (FVC), maximum voluntary ventilation (MVV) and vital capacity have been evaluated. In the analysis of data 't' test has been used. Significant variations have been found between male and female participants in terms of age, height, waist-thigh ratio, body fat ratio and respiration parameters (p<0.05).And no significant variation has been found between the passive smokers and non-passive smokers in terms of age, height, waist-thigh and body fat ratio parameters (p>0.05). Whereas no differences were found in respiration parameters of passive smokers and non-passive smokers in terms of FVC and MVV figures (p>0.05) , significant difference was found in the figures of VC (p<0.05).. As a result, it has been established that children who are exposed to smoke suffer in respiration fuction of VC. Parents' changing their smoking habits will contribute to life quality of children who are exposed to smoke.

ParentsSmokingRespiration+4
Tuncay Erçin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu bulunan hastaların optik koherens tomografi anjiografi bulgularının incelenmesi

Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu Bulunan Hastaların Optik Koherens Tomografi Anjiografi Bulgularının İncelenmesi Amaç: Sigara kullanımının kuru tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (YBMD) bulunan hastalardaki etkilerini Optik Koherens Tomografi Anjiografi (OKTA) ile değerlendirmek ve sigara kullanımının YBMD patogenezindeki rolünü aydınlatmaya çalışmak. Yöntem: Bu prospektif çalışmaya kuru tip YBMD'si olan 127 hasta ve herhangi bir retina patolojisi olmayan 60 kontrol olgusu dahil edildi. Olguların en iyi düzeltilmiş görme keskinleri (EİDGK) ve sigara kullanım miktarları kaydedildi ve OKTA çekimleri yapıldı. Bulgular: Gruplar arasında yaş, cinsiyet ve sigara kullanım miktarları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (hepsi; p>0,05). Kuru tip YBMD hastalarının yüzeyel ve derin kapiller pleksuslarındaki vasküler dansite ölçümleri ve santral koryokapillaris perfüzyon alanı ölçümleri kontrol grubundan daha düşüktü ve YBMD evresi arttıkça ölçümlerin giderek düştüğü belirlendi (p<0,05). Sigara kullanan ve sigara kullanmayan olgular arasında karşılaştırma yapıldığında yüzeyel ve derin kapiller pleksuslardaki vasküler dansite ölçümleri ve santral koryokapillaris perfüzyon alanı ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu (hepsi; p>0,05). Olguların sigara kullanım miktari ile yüzeyel ve derin kapiller pleksuslardaki vasküler dansite ölçümleri ve santral koryokapillaris perfüzyon alanı ölçümleri arasında bir korelasyon saptanmadı. Sonuç: Kuru tip YBMD'de retinal ve koroidal yapılar etkilenmektedir ve kuru tip YBMD'nin evresi arttıkça retinal ve koroidal yapılardaki etkilenme artmaktadır. Sigara kullanımı retinal ve koroidal dolaşımı etkilememektedir. Anahtar kelimeleri: Kuru tip yaşa bağlı maküla dejenerasyonu, sigara, optik koherens tomografi anjiografi.

AnjiyografiGöz hastalıklarıMakula dejenerasyonu+3
Murat Akansel
Yozgat Bozok University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sigara dumanı maruziyetinin fare uterusundaki etkisi ve kantaron ekstresinin koruyucu rolü

ÖZET Sigara Dumanı Maruziyetinin Fare Uterusundaki Etkisi ve Kantaron Ekstresinin Koruyucu Rolü Sigara dumanı maruziyeti birçok dokuda çeşitli etkilerle hasara neden olmaktadır. Ayrıca enflamatuar süreçleri arttırarak hemen hemen tüm insan dokularında patolojik durumlara yol açtığı bilinmektedir. Sigara kullanımı insan gebelikleri ve üreme fonksiyonları üzerine de olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Sigara ilişkili hasarın mekanizması yeterince aydınlatılamamıştır. Biz çalışmamızda sigara dumanının fare myometriyumu üzerindeki olası etkilerini enflamatuar süreçlerde rol oynayan enzim yolakları aracılığıyla göstermeye çalıştık. Ayrıca bu çalışma ile çeşitli dokularda antienflamatuar etkisi olduğu gösterilmiş ve doğada yetişen sarı kantaron bitkisinin sigara dumanı maruziyeti ile oluşması beklenen myometrial enflamatuar yanıtı önleyip önleyemeyeceğini araştırmayı planladık. Bu amaçla fareler üç gruba ayrıldı: Kontrol (duman yokluğunda), sigara dumanı grubu ve kantaron grubu(duman varlığında). Bu gruplara ayrı ayrı sekiz hafta boyunca (haftada 6 gün) sigara dumanı ve ilgili ajanlar uygulandı. Sekiz hafta sonunda uygulama yapılan fareler servikal dislokasyon ile öldürülerek uterusları izole edildi. İzole edilen fare uteruslarından hazırlanan homojenatlar ELISA tekniği ile enflamatuar cevaplar açısından değerlendirildi. Enflamatuar kaskadın önemli yolağı olan siklooksigenaz 2 ve sitozolik fosfolipaz A2 ve indüklenebilir nitrik oksit sentaz enzim düzeyleri ELISA yöntemi ile belirlenerek enflamatuar yanıtta oluşan değişiklikler değerlendirildi. Sonuçta sigara dumanı maruziyeti ile oluşturulan durumda adı geçen her üç enzim aktivitesinde de istatistiksel anlamlı oranda artış olduğu gözlendi. Duman uygulaması myometrial dokuda enflamatuar süreçlerin ana belirleyici yolaklarında kritik öneme sahip enzim düzeylerinde belirgin artışa yol açtığı gösterildi. Ayrıca sigara dumanı ve kantaron uygulanan grupta ise enflamatuar enzim ekspresyonlarındaki artışın istatistiksel anlamlı düzeyde inhibe edildiği gösterildi. Çalışmamız, sigara kullanımı ve duman maruziyetinin fare uterus myometriyumunda enflamatuar cevabı artırdığı ve sarı kantaron ekstresinin ise bu etkiyi geri çevirdiği göstermiştir. Sigara kullanımı ile insanlarda erken doğum ve prematür bebek doğumlarında artış olduğu bilinmektedir. Sigara dumanının bu olumsuz etkilere yol açmasında myometrial dokuda enflamatuar cevabı artırmasının rolü olması mümkündür. Bizim çalışmamızdaki bulgular insan gebeliğinde gözlenen sigara kaynaklı olumsuz sonuçların altta yatan mekanizmalarına ışık tutabilecek veriler sağlamaktadır. Kantaron bitkisinin bu süreçte koruyucu rolü olabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle sigara ilişkili üreme ve gebelik süreçlerinde myometrial dokuda gözlenen patofizyolojik mekanizmaların önemi ileri çalışmalarla tanımlanmalı ve kantaron ekstresinden ayrıştırılacak aktif bileşenlerle bu bitkinin koruyucu rolünün önemi aydınlatılmalıdır.

FarelerFosfolipazlar ANitrik oksit+6
Erhan Şimşek
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinde madde bağımlılığı ve etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Madde bağımlılığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz içinde önüne geçilmesi gereken çok tehlikeli bir halk sağlığı sorunudur. Ergenlik madde kullanmaya başlama açısından en riskli dönemi oluşturmaktadır. Ülkemizde tütün, alkol ve psikoaktif maddelerin kullanımında son yıllarda artış olduğu gözlenmektedir. Bu tez çalışmasının amacı; lise son sınıf öğrencilerinin madde kullanma durumlarını ve etkileyen faktörleri saptayıp bu doğrultuda madde kullanımıyla ilgili tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinin sigara, Maraş otu, nargile, alkol ve psikoaktif madde kullanma durumlarını saptayıp etkileyen faktörlerin neler olduğunu öğrenmek amacıyla planlanmış tanımlayıcı tipte kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş il merkezindeki 7632 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örnekleme almamız gereken öğrenci sayısını belirlemek için Türkiye'de 2005 yılında 8 ayrı üniversitenin 1.sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışma baz alındı.123 Buna göre madde bağımlılığı % 3 olmak üzere, % 99 güvenilirlik ve % 1 hata payı ile örnekleme almamız gereken 1541 öğrenci olduğu tespit edildi. Toplam 47 lisenin isimleri bir torbaya konularak basit rasgele yöntem ile öğrenci sayısı 1541'i bulana kadar torbadan lise isimleri çekildi. Örnekleme çıkan ve o gün okula gelmeyen öğrenciler için okula iki kez daha gidildi ve örneklemin tamamına ulaşılarak çalışma tamamlandı. Bu araştırmada anketler öğrencilere 2015 yılı mart ve nisan ayları içinde uygulandı. 1541 öğrenciye 59 sorudan oluşan sosyodemografik özellikler, sigara, Maraş otu, nargile, alkol ve madde ile ilgili anket formu ayrıca 6 sorudan oluşan fagerström sigara bağımlılık testi uygulandı. Fagerström bağımlılık testine göre 0-2 puan çok az bağımlı, 3-4 puan az bağımlı, 5 puan orta derece, 6-7 puan yüksek bağımlı, 8-10 puan ise çok yüksek bağımlı olarak kabul edildi. Verilerin analizi için SPSS 19.0 programı kullanıldı. Frekans, ki-kare, t-testi ve logistik regresyon analizi yapıldı. Bulgular: Kahramanmaraş il merkezindeki lise son sınıf öğrencilerinde sigara içme prevalansı % 27.3, Maraş otu kullanma prevalansı % 16.1, nargile kullanma prevalansı % 22.4, alkol kullanma prevalansı % 19.3, madde kullanma prevalansı ise % 6.1 olarak belirlendi. Her gün sigara içen öğrencilerin % 48'i sigaraya 15 yaşından önce başlamıştı. Sigara bağımlısı olan öğrencilerin fagerström skorlarının ortalaması 2.1±1.35, ortanca skor 1,00 olarak bulundu. Öğrencilerin en çok kullandığı maddelerin sırasıyla; uçucu maddeler (% 32.3), esrar (% 30.1), bonzai (% 8.6), eroin (% 6.5) ve ecstasy (% 4.3) olduğu belirlendi. Sigara, alkol ve madde kullananların aile bireylerinde ve yakın arkadaşlarında da bu maddelerin sık kullanıldığı bulundu. Sonuç: Bu çalışmanın sonucuna göre madde kullanımı liselerde eskiye göre artış trendi içerisindedir. Anne ve babası ile sorunlarını rahatlıkla konuşabildiğini ifade eden öğrencilerde madde kullanma oranı anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Bu nedenle öncelikle anne ve babaları içine alan eğitimler yaygınlaştırılmalıdır. Öğrencilerin büyük çoğunluğu kullandıkları maddelere ulaşmakta zorlanmadıklarını belirtti. Maddeye ulaşımın engellenmesi amacıyla emniyet teşkilatına bağlı narkotik şube birimlerinin daha sıkı çalışıp tedbirler alması gerekmektedir.

Alkol içmeKahramanmaraşLise öğrencileri+7
Özgür Ersoy
Çukurova University
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Sigara kullanımının kronik periodontitisli hastalarda dişeti oluğu sıvısı adropin düzeylerine etkisi

Periodontal hastalığın başlaması ve ilerlemesinde rol oynayan çevresel faktörlerden biri olan sigara, periodontal hastalık patogenezinde ve gelişiminde lokal ve sistemik yollarla etki göstermektedir. Çalışmamızın amacı; sigaranın ve periodontal hastalıkların endotel duvarında meydana getirdiği disfonksiyonla yakından ilişkili olan adropin konsantrasyonunu dişeti oluğu sıvısı (DOS) örneklerinde ölçmek ve klinik periodontal parametreler ışığında, periodontal hastalık ve sigara arasındaki ilişkinin patofizyolojisi ile ilgili yeni verilere ulaşmaktır. Çalışmaya, sistemik rahatsızlığı olmayan klinik ve radyografik olarak kronik periodontitis tanısı konulmuş 40 kronik periodontitis hastası (20 sigara içen, 20 sigara içmeyen) ile periodontal açıdan sağlıklı 40 birey (20 sigara içen, 20 sigara içmeyen) dahil edildi. Hastalardan periodontal klinik ölçümler (plak indeksi, gingival indeks, klinik ataşman seviyesi, sondlama cep derinliği) ve DOS örnekleri alındı. Örneklerin istatistiksel olarak sayısal verilerin analizinde Shaphiro Wilk testi, Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis testi ve Ki kare testi kullanılmıştır. Çalışmamızda, kronik periodontitisli bireylerin periodontal klinik indeks ortalamaları ve DOS'taki adropin miktarları periodontal olarak sağlıklı bireylerden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,001). Sigara içen kronik periodontitislilerin sigara içmeyen kronik periodontitislilere göre, sigara içen sağlıklıların ise sigara içmeyen sağlıklılara göre DOS adropin total miktarının yüksek olduğu gözlense de, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Çalışmamıza göre, sigaranın DOS adropin düzeyini etkilemediği sonucuna varılmıştır.

AdropinGingival oluk sıvıPeriodontal hastalıklar+2
Buket Özsoy
Gaziantep University
2018
00

Related subjects