Smoking
275 theses under this subject heading
The effects of relative deprivation on smoking status
This research study examines the association between relative deprivation and smoking habits. Dividing individuals into different reference groups, this study measures relative deprivation in terms of different levels of income and education inequality within those reference groups. The reference groups are based on gender, region, age group and the combinations of the three. Data for this research study are taken from the 'Health Research Survey' conducted by the Turkish Statistical Institute (TurkStat) in 2012. The sample consists of people aged between 25 and 64. Separate logistic regressions are used to undermine the relationship between the smoking status of individuals and the two relative deprivation variables. The regressions control for marital status and job status of individuals. Results of this research study show that the probability of smoking increases with rising income relative deprivation and education relative deprivation. Among men, the probability of smoking increases with relative deprivation; among women, on the other hand, the probability of smoking decreases with relative deprivation. Another result is that in urban areas the probability of smoking is higher for relatively deprived individuals, whereas in rural areas smoking probability and relative deprivation are not significantly related. In addition, in urban areas the probability of smoking is higher in individuals with high relative education-deprivation, although in rural areas the probability of smoking is higher in individuals with low relative education-deprivation. Key Words: Smoking, income inequality, education inequality, relative deprivation
Tıp fakültesi öğrencilerinde COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığı üzerine etkisi
Sigara bağımlılığı dünya genelinde önlenebilir ölümlerin en önde gelen sebeplerden olup ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada Tıp fakültesi öğrencilerinin sigara kullanım durumları, sigara kullanım durumlarını etkileyen faktörler ve COVİD-19 pandemi döneminin sigara içme alışkanlıkları üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Üniversitemizde öğrenim görmekte olan 808 tıp fakültesi öğrencisi araştırmaya dahil edildi. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sigara kullanım durumları, sigara kullanımını etkileyen faktörler, sigara bağımlılık düzeyleri, sigara bırakma düşüncesi, COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığına etkisinin sorgulandığı bir anket uygulandı. Katılımcıların 444'ü kadın (%55), 364'ü (%45) erkek olup yaş ortalamaları 21,27±2,22 yıldı (min:17-maks:30). Öğrencilerin sigara içme oranı %25,2 bulundu. Katılımcıların sigara içicisi olma durumu; 4.,5.,6. sınıf öğrencilerinde 1.,2.,3. Sınıf öğrencilerine göre, erkeklerde öğrenci evinde kalanlarda, annesi üniversite ve üstü eğitime sahip olanlarda, babası sigara kullanan veya sigarayı bırakanlarda, sigara içen kardeşi olanlarda, en yakın 3 arkadaşından sigara kullanan sayısı artıkça istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Pandemi dönemindeki ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulundu. Öğrencilerde COVİD-19 pandemi dönemindeki durumunun sigara kullanımına etkileri incelendiğinde bu dönemde karantinada kalma durumu ve öğrencilere ait gelirin değişimi ile öğrencilerin sigara kullanımının değişimi arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Öğrencilerden %51,5'i COVİD-19 pandemi döneminde sigarayı bırakmayı denediği belirlendi. Araştırmamızda tıp fakültesin öğrencilerinin COVİD-19 pandemi döneminde ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulunmuştur. Tıp fakültesi öğrencilerinin pandemi sürecinde yaşadıkları zorluklar dikkate alındığında çalışma koşullarının daha güvenli ve destekleyici hale getirilmesi ve ruh sağlığı hizmetleri konusunda iyileştirilmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca sağlık sorunlarına olan farkındalığın arttığı pandemi döneminde sigara bırakma hizmetlerini küresel olarak güçlendirmek gerekir.
Sigara bırakma davranışlarını değerlendirmek için sağlık inanç modeli'ne dayalı ölçek geliştirme
Metadolojik türdeki bu çalışma, sigara bırakmaya yönelik davranışları açıklayabilmek ama-cıyla Sağlık İnanç Modeli temelli bir ölçek geliştirilmek için yapılmıştır. Veriler online anket yöntemi ile Eylül 2020 – Şubat 2021 tarihleri aralığında araştırmaya katılmayı kabul eden 720 birey ile tamamlanmıştır. Araştırmanın evrenini sigara içtiğini belirten 18 yaş üzeri ye-tişkin bireyler oluşturmaktadır. Veri toplanmasında Tanıtıcı Bilgi Formu ve Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) kullanılmıştır. İstatiksel analizi SPSS 26.0 ve AMOS istatistik paket programında yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışması için ilk aşamada kapsam geçerliliği için 10 uzman görüşüne başvurulmuştur. Değerlendirme-ler sonucunda ölçekte yer alan 1 ifade (madde 73) .62'nin altında değer aldığı için ölçekten çıkarılmıştır. Modelin güvenirliğini test etmek için Cronbach Alpha iç tutarlılık analizi, Madde-Toplam Korelasyonu ve Test-Tekrar Test, yapı geçerliğini ve faktör yapısını test etmek için Açımlayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinde maddelerin faktör yüklerinin birinci faktörde .535 ile .783 arasında, ikinci faktörde .715 ile .804 arasın-da, üçüncü faktörde .593 ile .797 arasında, dördüncü faktörde ise .590 ile .690 arasında değer aldığı izlenmiştir. Ölçekteki maddelerin Kapsam Geçerlik İndeksi (KGİ) değeri 0.988, Kapsam Geçerlik Ölçütü (KGÖ) değeri ise 0.800 olarak tespit edilmiştir. KMO de-ğeri 0.926 ve Bartlett's testi değeri 16489,65 (p<0.001) olarak belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin, ki-kare istatistiğinin serbestlik derecelerine oranı CMIN/DF: 3,68; (RMSEA) 0.06; (GFI) 0,85; (RMR) 0,10; (AGFI) 0,82 ve (CFI) değeri ise 0,95 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerliği için yapılan doğrulayıcı faktör analizi uyum değerleri istenilen düzeyde yeterli bulunmuştur. Ölçeğin güvenilirliği için yapılan iç tutarlılık analizi cronbach alfa değerlerinin birinci faktör (Algılanan Duyarlılık ve Ciddiyet) için 0.93, ikinci faktör (Algılanan Engel) için 0,91, üçüncü faktör (Öz Yeterlilik) için 0,85 ve dördüncü faktör (Algılanan Yarar) için 0,86 olduğu belirlendi. Ölçekten, model gereği toplam puan hesaplanmadığı için sadece alt boyutları için Cronbach alfa değeri hesaplan-mıştır. Ölçeğin test-tekrar test puan ortalamaları arasındaki uyumluluğu gösteren Pearson korelasyon analizinde, Algılanan Duyarlılık-Ciddiyet ve Öz Yeterlilik boyutlarında iki öl-çüm arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,507 p<0,002, r=0,477 p<0,004). Ancak Algılanan Engel ve Algılanan Yarar boyutlarında iki ölçüm arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (r=0,171 p>0,05, r=0,117 p>0,05). Analiz-ler sonrasında 37 maddeye inen Sigara Bırakma Davranışı Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SBD-SİM ölçeği) duyarlılık ve ciddiyet algısı, engel algısı, öz yeterlilik ve yarar algısı ol-mak üzere dört alt boyut içermektedir. Ölçeğin değerlendirilmesi alt boyutlar üzerinden gerçekleştirilir. Bu çalışmada geliştirilen ölçüm aracının farklı dil ve kültürlere adaptasyonu yapılarak geniş bir kullanım alanı bulacağını ve sigara ile mücadele eden birey ve kurumlara önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinde sigarayı bırakma eğiliminin, denetim odağı ve öznel iyi oluş düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi
Sigara kullanımının insan sağlığına olan olumsuz etkisi ve bağımlılık yapıcı özelliği bilinmesine rağmen, kullanımının halen yoğun bir şekilde devam ediyor olması, sigara kullanımıyla bağlantılı olabilecek unsurların araştırılmasını önemli hale getirmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, üniversite öğrencilerinin sigara kullanımı ve sigarayı bırakma eğilimleri ile denetim odağı ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, etik kurul onayı alındıktan sonra, sigarayı bırakmayı hiç denememiş aktif içiciler, sigarayı bırakmayı denemiş fakat bırakamamış aktif içiciler, sigarayı bırakmış eski kullanıcılar ve hiç sigara içmemiş kişiler olmak üzere 4 grupta toplam 232 üniversite öğrencisi araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara Öznel İyi Oluş Ölçeği, Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmış olup, elde edilen veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ve Korelasyon Analizine tabi tutulmuştur. Hiç sigara kullanmamış katılımcıların öznel iyi oluş puanları anlamlı ölçüde yüksek, depresyon puanları ise anlamlı ölçüde düşüktür. Sigara kullanım durumuna göre denetim odağı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Depresyon puanları ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatististiksel olarak anlamlı ve ters yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Ergenlerde sigara bağımlılığı ile ayrılma bireyleşme özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sigara bağımlısı olan ergenlerin ayrılma bireyleşme düzeyleriyle psikolojik belirtilerin karşılaştırılarak incelenmesidir. Bu araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Avrupa yakasındaki Güngören ilçesindeki bir özel ortaöğretim kurumundaki öğrencileri kapsamaktadır. 125 kız öğrenci ve 105 erkek öğrenciden oluşmaktadır. Denekler sigara bağımlısı ergenler ve sigara bağımlısı olmayan ergenler olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. 84 sigara bağımlısı ve 146 sigara bağımlısı olmayan, iki gruptan oluşan toplam 230 katılımcı araştırmanın veri tabanını oluşturmuştur. Bireysel Bilgi Formu, Fagerstrom Nikotin Bağımlılık Testi, Adolesan Ayrılma Bireyleşme Testi ve SCL 90-R Psikolojik Belirti Tarama Testi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Shapiro-Wilk testi ve Mann Whitney U Testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda erkek öğrencilerin kız öğrencilere oranla daha fazla sigara içtiği, 17 yaş grubundaki ergen bireylerin sigara içme oranı istatiksel olarak diğer gruplardan daha yüksek olduğu, anne babası boşanmış bireylerin sigara içme oranı istatiksel olarak yüksek olduğu, sınıf tekrarı yapan ergenlerin sigara içme oranı istatiksel olarak yüksek olduğu, sigara içen arkadaşa sahip olan ergenlerin diğer gruplara göre istatiksel olarak daha fazla sigara içtiği saptanmıştır. Sigara bağımlısı olan katılımcıların SCL-90R toplam ölçek puanı sigara bağımlısı olmayan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Sigara bağımlısı olmayan katılımcıların yutulma anksiyetesi ile ihtiyacı inkâr etme alt ölçek skorları, sigara bağımlısı olan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonunda yer alan sonuç, tartışma ve öneriler kısmında bulgulara dayalı olarak araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik Dönemi, Ayrılma Bireyleşme Kuramı, Sigara Bağımlılığı
Sigara kullanan bireyler ile kullanmayan bireylerin stresle başa çıkma becerileri ve anksiyete düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sigara kullanan bireyler ile kullanmayan bireylerin stresle başa çıkma becerileri ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya konulmasıdır. Ek olarak, araştırmada bireylerin cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, sigara kullanma durumları gibi değişkenlerin stresle başa çıkma becerileri ile anksiyete düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinde yaşayan sigara içen ve sigara içmeyen bireyler arasından rastlantısal olarak seçilen 225 birey alınmıştır. Aynı zamanda bireylerin demografik özelliklerini öğrenmek adına Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Stresle Baş Etme ve Beck Anksiyete ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spearman Koreslasyon Testleri kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; sigara içmeyen bireylerin iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama puanları sigara içen bireylerin iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama puanlarına oranla daha yüksek olduğu, sigara içen erkeklerin kendine güvenli yaklaşım puanları sigara içen kadınların kendine güvenli yaklaşım puanlarına oranla daha yüksek olduğu, sigara içen ve gelir düzeyi orta ve alt olan bireylerin anksiyete puanları sigara içen ve gelir düzeyi iyi olan bireylerin anksiyete puanlarına oranla daha yüksek olduğu gibi sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan bireylerin yaş, medeni durum, meslek gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Ayrıca; sigara içen bireylerin sigara içme süreleri arttıkça bireylerin sosyal destek arama yaklaşım düzeylerinin düşmekte olduğu ve sigara içen bireylerin günde içtikleri sigara miktarları arttıkça bireylerin çaresiz yaklaşım düzeylerinin artmakta olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Stres, Stresle Başa Çıkma Becerileri, Anksiyete
Laparoskopik batın cerrahisi geçiren, sigara içen veya içmeyen hastalarda gelişen solunum sistemi komplikasyonlarının karşılaştırılması
Giriş ve Amaç: Bu araştırma laporaskopik batın cerrahisi geçiren hastalarda, ameliyat sonrası gelişen solunum sistemi komplikasyonlarında sigara içme faktörünün etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Ocak 2018- Aralık 2019 tarihleri arasında İstanbul Acıbadem International Hastanesi'nin genel cerrahi servisine yatışı yapılan ve laparoskopik batın cerrahisi uygulanan 299 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir. İstatiksel analiz için "SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı". Sigara içme durumuna göre tanımlayıcı özelliklerin dağılımı ki-kare analizi ile test edildi. Sigara içme durumuna göre sürekli değişkenlerin farklılaşma durumu bağımsız grup t-testi ile karşılaştırılarak değerlendirildi. Bulgular: Retrospektif tipteki araştırmada çalışmamıza katılan hasta grubunda sigara içenlerin %22,4'ünde post-operatif solunum sistemi komplikasyonları geliştiği ve sigara içmeyenlerin ise sadece %7,3'ünde solunum sistemi komplikasyonları geliştiği saptanmıştır. Çalışmaya katılan olgularımızda, sigara içmeyenlerin post-operatif oksijen satürasyon yüzdesi ortalama değeri, sigara içenlerin post-operatif oksijen satürasyon yüzdesi ortalama değerinden yüksek bulunmuştur. Sonuç: Laparoskopik batın cerrahisi sonrası, hem ameliyatın, hem de karın içi sabit basınçlı havanın oluşturduğu etkiler neticesinde, hastalarda post-operatif solunum sistemi komplikasyonu oluşma riski mevcuttur. Sigara içen hastalardan komplikasyon gelişme riski daha fazladır. Hastalara ameliyat öncesi hemşirelik hizmeti çerçevesinde gerekli eğitim verilmeli ve en iyi koşullarda ameliyata girmesi sağlanmalıdır.
An examination of risk factors that predict adolescent smoking in Turkey
Most adult smokers started smoking during adolescence and those who started at that age are more prone to have trouble quitting. Smoking during childhood and teenage years is associated with serious health problems, such as respiratory and lung issues, as well as a loss of physical fitness. Globally, 1.3 billion aged 15 and above are smokers, and the global and local expenditure associated with smoking-related illness amount to $467 billion and $25 billion respectively. Against this background, the thesis is concerned with investigating family, personal and social risk factors that predict adolescent smoking behaviors in Turkey. Specifically, to investigated child-parent relationships, educational level of parents, perception of academic success, peer relationships pressures, teacher-student relationships, gender, and their association with adolescent smoking using an archive that was collected in 2019 among 751 high school students from Anadolu high school, Imam Hatip high school and Vocational high school in Bağcılar. The Spearman correlation coefficient and the chi-square test of independence were conducted to analyze the variables of interest. Of all the variables of interest, the results found an association between child-parent relationships, academic success, teacher-student relationships, peer relationships, gender, and adolescent smoking. More specifically, child-mother relationships and perception of academic success were found to be associated with adolescent smoking in vocational high school, whereas teacher-student relationships, and gender were found to be associated with adolescent smoking in Imam Hatip high school. In Anadolu high school, the only variable that was found to be associated with adolescent smoking was peer relationships pressures. Keywords: Academic Factors; Adolescent Smoking; Bağcılar; Family Factors; Personal Factors; Social Factors.
Üniversite öğrencilerinde sigara kullanımının otomatik düşünceler üzerine etkisi ve bunun depresyon ve anksiyete ile ilişkisi
Araştırmada, sigara içen ve içmeyen kişilerde negatif otomatik düşünceler kavramı ele alınmış ve sigara kullanımı olan ve olmayan üniversite öğrencilerinde negatif otomatik düşünce düzeyleri ve bunun depresyon ve kaygı ile ilişkisi incelenmiştir. Katılımcılar, İstanbul'da okuyan bir grup üniversite öğrencisinden oluşmaktadır ve 100 kişiyi içermektedir. Veriler, sosyodemografik bilgi formu, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (Heatherton ve ark., 1991), Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği (Hamilton, 1960), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (Spielberger ve ark., 1970) ve Otomatik Düşünceler Ölçeği (Hollon & Kendall, 1980) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular, yüksek nikotin bağımlılarında; negatif otomatik düşünceler, depresyon ve sürekli kaygı seviyelerinin sigara içmeyen kişilere göre daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Otomatik düşüncelerin etkisi kontrol edildiğinde, sigara kullanımının depresyon üzerindeki etkisi devam ederken, sürekli kaygı ve durumluk kaygı üzerindeki etkisi ortadan kalkmıştır. Sigara kullanımı ve otomatik düşüncelerin depresyon ve kaygı üzerindeki ortak etkisine bakıldığında, düşük ve yüksek otomatik düşüncelere sahip kişilerin nikotin kullanımının depresyon üzerinde fark yarattığı bulunmuştur. Ancak, yüksek otomatik düşüncelere sahip kişilerin, sigara kullanımı sürekli ve durumluk kaygı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmamıştır. Bu sonuçlar, depresyon ve anksiyetesi yüksek olan ve aynı zamanda nikotin kullanımı olan kişilerin BDT'den daha etkili yararlanması için kullanılabilir. Anahtar sözcükler: Sigara, otomatik düşünceler, depresyon, kaygı.
Üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve ilişkili faktörler
Giriş ve Amaç: Sigara önlenebilir ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almasına rağmen hem ülkemizde hem de dünyada sigara kullanımı çok yaygındır. Sigara kullanımını etkileyen demografik ve psikososyal faktörlerin araştırılmasına ihtiyaç vardır. Evden ve aileden ayrılmak, yeni bir çevreye uyum, meslek adayı olmak gibi birçok soruna bağlı gelişen aşırı kaygı ve stresin, üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımını artırdığı düşünülmektedir. Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bazı çalışmalarda; spor yapma alışkanlığı olan öğrencilerin, daha az sigara içme alışkanlığı olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı; üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımını ve ilişkili faktörleri araştırmak, tütün ve tütün ürünleri kullanan ve kullanmayan kişilerde spora yönelik tutumları belirlemektir. Yöntem: Araştırmanın yöntemi tanımlayıcı ve kesitsel niteliktedir. Araştırma online anket yöntemi ile yürütülmüş olup Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü'nde 2022 yılında öğrenim gören öğrenciler dahil edilmiştir. Örnekleme yöntemi olarak 4 ayrı fakülteden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin elde edilmesinde sosyodemografik özellikleri sorgulamaya yönelik veri değerlendirme formu, Üniversite Öğrencilerinin Spora Yönelik Tutumları Ölçeği (SYTÖ) ile Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği (FNBÖ) kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin analizi IBM SPSS İstatistik 22 (SPSS Inc., Chicago, IL) programında uygun istatistiksel yöntemler ile değerlendirilmiştir. İki bağımsız grup ortalamasının karşılaştırılması için Independent Sample T Test, ikiden fazla grup ortalamasının karşılaştırılması için One Way ANOVA testi kullanılmıştır. Nicel değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Ayrıca tüm sonuçlar için anlamlılık değeri p<0.05 baz alınmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan toplam 643 kişiden %56,6'sı (n=364) kadın, %43,4'ü (n:279) erkekti. Katılımcıların %29,4'ü (n=189) Tıp Fakültesi öğrencisi, %23,6'sı (n=152) Eğitim Fakültesi öğrencisi, %20,5'i (n=132) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi, %26,4'ü (n=170) Mühendislik Fakültesi öğrencisi idi. Öğrencilerin %25,8'i (n=166) tütün ve tütün ürünleri kullandığını belirtirken, %74,3'ü (n=477) ise tütün ve tütün ürünlerini kullanmadığını belirtmiştir. Şu an aktif olarak tütün ve tütün ürünleri kullananlar ile kullanmayanların SYTÖ puanları arasında anlamlı bir farklılık olup (p=0,030), tütün ürünleri kullanmayanların spora yönelik tutumları, kullananlardan daha olumlu bulunmuştur. FNBÖ puanı ile SYTÖ puanı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir (p=0,602), nikotin bağımlılığı derecesi ile spora yönelik tutumun arasında farklılık gözlenmemiştir. Tütün ürünlerini kullanan öğrencilerin %12,05'si (n=20) 7-12 yaş arasında, %45,78'i (n=76) 13-17 yaş arasında, %42,17'si (n=70) 18-24 yaş arasında ilk olarak denediği saptanmıştır. Öğrencilerin ütün ürünlerine başlama nedeni incelendiğinde %15,66'sı (n=26) merak/özenti nedeniyle, %13,86'sı (n=23) aile veya arkadaşlarının tütün kullanımı nedeniyle, %12,65'i (n=21) ailevi sorunlar nedeniyle, %25,30'u (n=42) arkadaş ortamı nedeniyle, %22,29'u (n=37) gelecek kaygısı nedeniyle, %10,24'ü (n=17) boş vakitte yapacak bir aktivite bulamadığı için başladıklarını ifade etmişlerdir. Kaygı ve stres faktörlerinin öğrencilerin tütün kullanımı üzerindeki etkileri incelendiğinde %18,02'si (n=20) etkisi olmadığını, %12,6'i (n=14) biraz etkisi olduğunu, %30,63'ü (n=34) fazla etkisi olduğunu, %38,74'ü (n=43) çok fazla etkisi olduğunu belirtmiştir. Tütün kullanan öğrencilere uygulanan Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puan ortalaması 2.57 (min=0, max=6) olup, tütün kullanan öğrencilerde nikotin bağımlılığının düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların tümüne uygulanan Spora Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanının ortalaması 86,12 (min=22, max=110) olarak tespit edilmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinde tütün ve tütün ürünleri kullanımı ve spora yönelik tutumlarını araştırdığımız bu çalışmada spora yönelik tutumları olumlu olanların tütün ürünleri kullanma oranının anlamlı şekilde düşük olduğu bulunmuştur. Tütün kullanan katılımcıların çoğunluğunda kaygı/stres nedeniyle kullanım olduğu dikkat çekmektedir. Spora karşı olumlu tutumların, sigaraya karşı olumsuz tutumlarla ilişkili olduğu ancak spora karşı olan tutumun bağımlık seviyesi ile ilişkili olmadığı görülmüştür. Bu çalışma verileri ışığında pek çok sebeple kaygının arttığı üniversite döneminde bireylerin tütün ve tütün ürünleri ile henüz tanışmadan önce gerekli eğitimlerin müfredatlara entegre edilmesi, stresle baş etmede önemli rolü olduğu bilinen spor faaliyetlerinin arttırılması ve öğrencilerin teşvik edilmesi, birinci basamak başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarında konuya dair danışmanlık hizmetlerinin etkin şekilde verilmesi sağlığın korunmasının ve geliştirilmesine dair olumlu etkileri olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Sigara, Spor, Spora yönelik tutum, Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği, Nikotin Bağımlılığı
Sigara içen bireylerin semen parametrelerinin ışık mikroskobu düzeyinde incelenmesi
. Bu çalışma sigara içen 35, sigara içmeyen 35 birey olmak üzere toplamda 70 birey üzerinde yapıldı. SB. SBÜ. Van Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji kliniğine gelen infertilite kriterlerimize uyan ve onay veren bireylerden alınan semen numuneleri mikroskobik ve makroskobik açıdan değerlendirilmek üzere çalışmaya alındı. Bu çalışmanın amacı sigaranın semen parametreleri üzerinde etkili olup olmadığını ve etkiliyorsa ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. 3-5 günlük cinsel perhizden sonra alınan örnekler öncelikli olarak likefiye olmaları için yaklaşık olarak 20 dk. bekletildi. Ardından semen hacmi ölçülüp not edildi. Renk, görünüm, pH, likefaksiyon süresi, viskozitesi kaydedilerek makroskobik inceleme için hazırlıklara başlandı. Alt üst edilen sperm örneğinden lam üzerine 10µl damlatılarak lamelle yayılıp havada kurutulmuştur. Mikroskobik değerlendirme için elde edilen preparatlar 100'lük objektif ile ışık mikroskobunda incelendi ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO 2010) kriterlerine uygun olarak analizleri yapıldı. Çalışmamızda sigara kullanan grup ile kullanmayan grubun yaşa bağlı olarak semen parametreleri hareketli, hareketsiz, yavaş, toplam sperm konsantrasyonu, sayı ve kruger açısından değerlendirilip karşılaştırıldı. İstatistiksel olarak belirgin bir fark kaydedilmedi. Bu çalışma ile semen parametreleri üzerinde sigaranın etkisinin olmadığı gözlemlendi. Sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.
Pandemi döneminin sigara içme alışkanlığı üzerindeki etkisinin Yapısal Eşitlik Modeli ile incelenmesi
İnsan ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan sigara tüketimi her geçen gün artmaktadır. Sigara tüketimi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin giderek artan sigara tüketimi sigara bağımlılığı kavramını da ortaya çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak sigara bağımlılığı küresel ölçekli bir toplumsal sağlık problemi olarak değerlendirilmektedir. Her yaş için önemli bir problem haline gelen sigara tüketiminde, özellikle gençlik dönemi sigaraya başlama ve bağımlılık bakımından riskli bir dönem olarak görülmektedir. Türkiye'de son yıllarda yapılan çalışmalara bakıldığında, üniversite öğrencilerinde sigara tüketim oranının %30'un üzerinde olduğu görülmektedir. Sigara tüketiminin özellikle bireylerin, sıkıntı, kaygı ve belirsizlik içinde oldukları dönemlerde arttığı gözlemlenmektedir. 2019 yılında Çin'de başlayan ve tüm dünyayı etkileyen COVID-19 pandemisi sağlık, sosyal ve ekonomi alanlarını çok ciddi derecede etkilemiş ve bu alanlarda değişimlere neden olmuştur. Özellikle yasak ve kısıtlamaların bireylerin tüketim ve alışkanlıkları üzerinde önemli derecede etki ettiği gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin COVID-19 pandemi döneminde, sigara tüketim alışkanlıkları ve sigarayı azaltan faktörleri belirleyerek pandemi ve sigara arasındaki ilişkiyi Yapısal Eşitlik Modeli ile ortaya koymaktır. Bu amaçla iki ölçek oluşturulmuştur. Sigara Tüketimini Azaltan Faktörler(STAF) ve Pandemi Döneminde Sigara Tüketimi (PDST) ölçekleri oluşturularak Uşak Üniversitesi'nde öğrenim gören 467 öğrenciye uygulanmıştır. Açıklayıcı faktör analizi kullanılarak STAF ölçeğinde fiyat artışı, yasaklar, bilinçlendirme ve bağımlılık olmak üzere 4 boyut, PDST'de ise kaygı, belirsizlik, ekonomik unsur ve kısıtlamalar adı altında 4 boyut elde edilmiştir. Her iki ölçekten elde edilen boyutlar ile belirlenen demografik özellikler arasında istatistiksel karşılaştırmalar incelenmiştir. Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak PDST ölçeğinin STAF ölçeği üzerine etkisi, aynı zamanda PDST boyutlarının STAF ölçeğine ve boyutlarına olan etkisi incelenmiştir. Analiz sonucunda PDST ölçeğinin STAF ölçeğini yüksek katsayıyla anlamlı bir şekilde açıkladığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte PDST ölçeğinin boyutlarından üç tanesinin STAF ölçeğini pozitif ve anlamlı bir şekilde açıklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar boyutları STAF üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiye sahip iken ekonomi boyutu anlamlı etki göstermemiştir. Bu analizler ışığında, pandemi döneminin hem kendisi hem de kaygı, belirsizlik ve kısıtlamalar gibi süreçleri göz önüne alındığında bireylerin sigara tüketiminde bir artışa sebebiyet verdiği sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrulayıcı Faktör Analizi, Pandemi Süreci, Sigara Tüketimi, Yapısal Eşitlik Modeli
Sigaranın bireylerin periodontal hastalık ve diş eti oluğu sıvısı pentraxin 3, IL-1β ve VEGF seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Sigara, periodontal hastalıkların derecesinde, şiddetinde ve prevalansında rol oynayan önemli bir risk faktörüdür. Çalışmamızın amacı; sigaranın, periodontal sağlıklı ve periodontitis hastalarının DOS PTX3, IL-1β ve VEGF seviyeleri üzerine etkilerinin değerlendirilmesi ve periodontal sağlık ve periodontitis durumunda markır düzeylerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışmamıza; periodontal sağlıklı 40 hasta (20 sigara kullanan (P-,S+) ve 20 sigara kullanmayan (P-,S-)) ve periodontitisli 40 hasta (20 sigara kullanan (P+,S+) ve 20 sigara kullanmayan (P+,S-)) olmak üzere toplam 80 hasta dahil edildi. Her grubun demografik verileri alınarak, klinik periodontal değerlendirilmeleri yapıldı. Son olarak bireylerden diş eti oluğu sıvısı toplanıp biyokimyasal ve istatistiksel analizleri yapıldı. Çalışmamızın bulgularına göre; sigara içen ve içmeyen gruplar arasında klinik periodontal parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemiştir. Sigara içen periodontal sağlıklı gruptaki PTX3 ortalama değeri, sigara içmeyen periodontal sağlıklı ve sigara içen periodontitis gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulunmuştur. Sigara içen periodontitisli bireylerde IL-1β seviyesi, periodontal sağlıklı gruplara ve sigara içmeyen periodontitis grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sigara içen ve içmeyen periodontal sağlıklı bireylerde VEGF seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır.
Hacettepe üniversitesi ağrı kliniğinde sigara içen ve içmeyen hastaların kronik bel ağrısı tedavisi için faset eklem enjeksiyonundan fayda görme oranının kıyaslanması
Hacettepe Üniversitesi Ağrı Kliniğinde Sigara İçen ve İçmeyen Hastaların Kronik Bel Ağrısı Tedavisi İçin Faset Eklem Enjeksiyonundan Fayda Görme Oranının Kıyaslanması Giriş ve amaç: Faset eklem kaynaklı kronik bel ağrısı tüm toplumlarda sık rastlanan yaygın klinik durum olarak ortaya çıkmaktadır. Sigara içenler içmeyenlerle kıyaslandığında bel ağrısı ve spinal hastalıklar açısından daha büyük risk altındadır. Sigara içen hastalarla içmeyen hastalar arasında faset eklem sendromu olan ve aynı şekilde tedavi edilen hastalarda işlemden fayda görme açısından karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre sigaranın hastalarımızın girişimsel ağrı tedavisi üzerinde etkilerini inceleyip, bu etkiler üzerine daha farklı çalışmalar için fikir sahibi olmak ve benzer çalışmalara faydalı olmak amacı taşıyoruz. Gereç ve Yöntem: 1 Ocak 2019 – 31 Aralık 2019 tarihleri arasında Kronik Bel ağrısı tedavisi için faset eklem enjeksiyonu yapılan 18 yaşından büyük hastalar dahil edildi. Hastaların onamı alınarak demografik verileri ve ağrı skorlamalarının dosya taraması yapıldıktan sonra hastalarla irtibata geçilerek işlem öncesi ve işlem sonrası 6. ay NRS skorları, sigara içme öyküleri alınıp veri toplama formlarına kaydedildi (Ek 2). Hastalara NRS ağrı skorlamasına göre işlem öncesi ve sonrası ağrı değerlerini 0-10 arası 5 kategoride değerlendirmeleri istendi, "0 – 2 arası (1) - ağrım yok veya (bazen) çok hafif, 2-4 arası (2) - hafif –orta şiddetli ağrım var, 4-6 arası (3) – orta şiddetli ağrım var, 6 –8 arası (4) çok şiddetli ağrım var, 8-10 arası (5) – çok şiddetli ve bazen dayanılmaz ağrım var" şeklinde değerlendirmeler veri tabanına eklendi. Telefonda katılımcılara onam metni okunarak, sözlü onam için ses kayıtları alınacağı bildirildi. Çalışmaya katılım tamamıyla gönüllük esasına dayalıydı. Sözlü onam vermeyi reddeden, dosyası kaybolan, kontrol muayeneye gelmeyen, ex olan ve ulaşılamayan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Bulgular ve Tartışma: Çalışmamızda 1 Ocak 2019 -31 Aralık 2019 tarihleri arasında 18 yaşından büyük, faset eklemden kaynaklanan kronik bel ağrısı MRG görüntüleme ve fizik muayene ile doğrulanarak işlem yapılmış hastalar gözlendi. Hastaların demografik verileri ve ağrı skorlarının dosya taraması yapılarak hastalarla telefonla irtibata geçildi. İşlem öncesi ve işlem sonrası 6. ay NRS skorları, sigara içme öyküleri alınıp veri toplama formlarına kaydedildi. Telefonda katılımcılara onam metni okunarak, sözlü onam için ses kayıtları alınacağı bildirildi, reddedenler çalışma dışı bırakıldı. Toplam 234 hasta istatiksel analize dahil edildi. Hastaların yaş dağılımına baktığımızda işlem yapılmış en genç hastamız 20 yaşında, en yaşlı 90 yaşında olmakla, median yaş grubu 60.6 olarak gözlendi. Hastalardan işlem öncesi ve sonrası NRS ağrı skorlarını 5 kategoride belirtmeleri istendi. İkiden fazla kategorik bağımlı iki grubun istatistiksel analizi için marjinal homojenlik testi kullanarak faset eklem enjeksiyonu öncesi ve sonrası uyguladığımız işlemin etkiliğini değerlendirdik. Hipotez test sonuçlarımız p‹0.01, anlamlı kabul edilerek, istatistiksel olarak işlemden sonra ağrı skorlarında ciddi düşüş gözlendiği sonucuna varıldı. Sigaranın işlem öncesi ağrı skorlarına etkisini değerlendirmek için yaptığımız istatistiksel analiz sonuçlarına göre, sigaranın işlem öncesi ağrıyla ilişkisi gözlenmedi. (p=0,976) Faset eklemlerden kaynaklanan kronik bel ağrısının tedavisi için uyguladığımız faset eklem enjeksiyonun sonrasında işlemden fayda görme oranlarını kıyasladığımızda, sigara içme öyküsüyle işlem sonrası NRS skorları arasında ilişki bulunmadı. (p=0.649) Ancak , işlem öncesi istatistiksel analiz sonuçlarımızdan farklı olarak, işlem sonrası p değeri 1'e değil, alfaya yakın olduğundan örneklem büyüklüğü artarsa, sigara ve işlem sonrası ağrı skorları arasındakı ilişki anlamlı olabilir. Yaş ve işlem öncesi ağrı skorlarının istatistiksel analizinde, işlem öncesi NRS skor grupları arasında yaş değişkeni ortancaları bakımından istatistiksel açıdan anlamlı fark bulunamadı. (p=0.605) Yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda işlem sonrası NRS skor gruplarında yaş değişkeni ortalamaları bakımından farklılık gözlenmedi. (p=0,709) Sonuç: Faset eklem enjeksiyonları sonrası ağrı skorlarında anlamlı düşüş gözlenen hastalarda, işlem öncesi ve sonrası ağrı skorlarıyla sigara içme öyküleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bizim çalışmamızda çalışmaya başlamadan önce yaptığımız güç analizi çalışma sırasında NRS skorlarının kategorik değerler şeklinde sistematize etmemiz nedeniyle anlamlı olmadığı için, bulgularımızın istatistiksel analizi sonrası post-hoc güç analizi yaptık. Bulunan değerin Power=0.601 olması çalışmanın gücünün 234 hastayla %61 olmasını ortaya koydu. Güç analizinin %80'nin üzerinde olacağı ileri dönemde yapılacak çalışmalarda örneklem sayısının artırılmasıyla sigara içme ile NRS skorları arasında ilişki bulunabilir. Çalışmamızın sonuçlarına göre faset eklem enjeksiyonları etkin bir tedavi yöntemi olarak hastaların bel ağrılarını belirgin azaltmaktadır. Hastaların yaş, cinsiyet ve sigara içme öyküsünün işlem öncesi ve sonrası ağrı skorları üzerine anlamlı etkisi olmamakla birlikte örneklem genişliği daha büyük olan hasta popülasyonlarında anlamlı sonuçlar ortaya çıkabileceği öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Faset eklem osteoartriti, Sigara ve kronik bel ağrısı, Faset Eklem Enjeksiyonu
Sigara içen yetişkinlerde stresle başa çıkma yöntemleri ile sigara bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı sigara içen yetişkinlerde stresle başa çıkma yöntemleri ile sigara bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu ölçeklerin demografik özellikler açısından nasıl farklılaştığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde ikamet eden ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 18- 65 yaş aralığındaki sigara içen kişilerden oluşmaktadır. Katılımcılar seçilirken olasılıksız örnekleme yöntemlerinden olan uygun örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Envanteri ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi kullanılmıştır. Veriler, SPSS 25.0 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılımını değerlendirmek için çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmıştır. Çarpıklık ve basıklık değerleri -2 -+2 değerleri arasında bir değer alması nedeniyle parametrik analizler uygulanmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları envanteri ve alt boyut puanlarına göre, cinsiyet, yaş, eğitim ve gelir değişkeni açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi alınan puanların cinsiyet, gelir, eğitim ve yaş değişkeni açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Stresle Başa Çıkma Tarzları Envanteri ve alt boyutları Kendine Güvenli Yaklaşım, İyimser Yaklaşım ve Çaresiz Yaklaşım ile Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi puanları arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Sosyodemografik özelliklere göre katılımcıların stresle başa çıkma yöntemleri ve sigara bağımlılığı puanlarının farklılaştığı bulunmuştur. Bekar katılımcıların evli katılımcılardan Stresle Başa Çıkma Tarzları puanları daha yüksek olduğu, Stresle Başa Çıkma Tarzları ölçeği ve kendine güvenli yaklaşım yüksek lisans/doktora mezunu katılımcıların lise ve ilköğretim mezunu katılımcılardan Stresle Başa Çıkma Tarzları daha yüksek puanda olup ve erkeklerin Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi toplam puanları kadınlara kıyasla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Genel sonuçlar doğrultusunda stresle başa çıkma tarzları envanteri ve alt boyutları kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve çaresiz yaklaşım özellikleri ile stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesine yönelik bilgilendirme ve eğitim düzenlenmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Stres, Stresle Başa Çıkma Tarzları, Sigara, Nikotin
İş aile çatışma düzeylerinin sigara ve alkol kullanım sıklığı üzerindeki etkisi: Olumlu olumsuz duygulanım aracı rolü
Araştırma katılan 237 katılmcı demografik özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmanın tüm verileri SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini ölçmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler normal dağılım göstermediği için non-parametrik testler uygulanmıştır. Çalışmada ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Spearman testi uygulanmıştır. Ölçeklerin bir biri üzerindeki etkisinin ve aracı değişken etkisinin incelenmesi için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre , katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanların cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öte yandan katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanlar yaş değişkeni açısından incelendiğinde nikotin bağımlılığı, alkolizm, olumlu ve olumsuz duygu puanları anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım ,nikotin bağımlılık , alkolizm puanları medeni hal değişkenine göre bakıldığında anlamlı bir farklılık vardır. Katılımcıların alkolizm , nikotin bağımlılık , olumsuz duygulanım puanları arasında anlamlı bir farklılık gösterdiği , ancak olumlu duygu puanına anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım , nikotin bağımlılıktan aldıkları puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak alkol ölçeğinden alınan puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Katılımcıların nikotin bağımlılığı puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Katılımcıların sigara kullanım puanlarına baktığımızda, ailelerinde sigara kullanan kişi olanların puanları ailelerinde sigara kullanan kişi olmayanlardan daha yüksek olarak belirlenmiştir. Katılımcıların alkolizm puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Olumlu duygu, olumsuz duygu, alkol kullanımı arttıkça iş aile çatışma düzeyleri de artmaktadır. İş aile çatışması ile nikotin bağımlılığı arasında ise negatif yönlü bir ilişki vardır. Sigara kullanımı arttıkça iş aile çatışması düzeyi azaldığı, alkol kullanımı % 26 oranında iş aile çatışmasına bağlı olarak ortaya çıktığı ve olumlu olumsuz duygulanımın bu ilişkide aracı olduğu çıkan sonuçlar arasındadır.
Sigara kullanan ve kullanmayan bireylerde aleksitimi ve depresyon düzeylerinin incelenmesi
Sigara bağımlılığı ülkemiz ve dünyada önemli bir halk sağlığı sorunudur. Fizyolojik ve psikolojik birçok rahatsızlığa doğrudan ve dolaylı olarak neden olmaktadır. Depresyon en basit anlamıyla duygusal çökkünlük halini ifade etmektedir. Yaşam boyu görülme oranı yüksek olması ve en fazla tanı alan psikiyatrik bozukluk olması sebebiyle araştırmaya dahil edilmiştir.Aleksitimi, en yalın ifade ile duygusal körlük anlamına gelmektedir. Aleksitimi psikosomatik rahatsızlıkların bir belirtisi olurken ilk yıllarında şimdi sağlıklı bireylerde de görülmektedir. Sigara kullanan ve kullanmayan bireylerin depresyon düzeylerini incelenmesi hedeflenmiştir.404 katılımcılının verileri bulgular kısmında belirtilmiştir.Sigara kullanan bireylerin depresyon ve aleksitimi düzeyleri sigara kullanmayan bireylerden yüksek çıkmıştır.
Pandemi sürecinde sigara bağımlılığı ve yeme bozukluğu ilişkisi
Bu araştırma pandemi sürecinde çalışanların sigara bağımlılığı ile yeme bozukluğu arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ayrıca katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine (yaş, cinsiyet, vb.) göre pandemi sürecinde; sigara kullanım ve yeme bozukluk düzeylerinde farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Amaç doğrultusunda kişisel bilgi formu, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi ve Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeğinden oluşan veri toplama aracı; 2021 yılında İstanbul'da çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden 444 kişiye uygulanmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda sigara bağımlılığı ile yeme bozukluğunun tüm boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanırken, sigara bağımlılığının yeme bozukluğunu artırdığı saptanmıştır. Araştırmada ayrıca katılımcıların; algılanan aylık gelir düzeyine, pandemi döneminde sigara kullanım değişimine, sigaraya başlama yaşına, cinsiyetlerine, medeni duruma, sigarayı bırakmayı deneme ve alkol kullanımına göre sigara bağımlılık düzeyleri farklılık göstermezken, aylık gelir durumuna, günlük tüketilen sigara miktarına, sigara kullanma süresine, yaşlarına ve öğrenim durumlarına ve aynı evde yaşayan çocuk varlığına, evde başka sigara içen kişi olma durumuna göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir Yeme bozukluk düzeylerinin ise; algılanan gelir düzeyi, günlük tüketilen sigara miktarına, pandemi sürecindeki sigara kullanım düzeyine, sigara kullanım süresine, sigaraya başlama yaşına, yaşlarına, öğrenim düzeylerine, alkol kullanımlarına, evde yaşayan çocuk varlığına, cinsiyetlerine, evde sigara içen başka birinin varlığına, sigarayı bırakmayı deneme durumu, sürekli ilaç kullanma durumuna göre farklılık gösterdiği, medeni duruma göre ise farklılık göstermediği saptanmıştır.
Obezite cerrahisi için başvuran hastalarda alkol ve sigara kullanımı ile depresyon ilişkisi
Giriş: Obezite, günümüz çağının her geçen gün artmakta olan en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Fazla kilonun alınmasıyla vücudun rutin fonksiyonlarını yerine getirememesine neden olan obezitenin oluşumunda birçok faktör etkili olmaktadır. Bu faktörlerin başında kalıtsal, ruhsal, sosyal ve biyolojik faktörler gelmektedir. Obez kişiler psikolojik olarak da etkilenmektedir. Obezite yüzünden sosyal yaşamı da olumsuz etkilenen bu kişiler zaman zaman toplum tarafından dışlanmaktadırlar. Bu dışlanma sonucu kişide olumsuz benlik algısı, karamsarlık, umutsuzluk gibi olumsuz tutum ve düşünceler gelişmektedir. Zamanla yalnızlaşan birey, alkol ve sigara gibi sağlıksız başa çıkma yöntemlerine başvurabilmektedir. Obez bireyler tüm bu olumsuz durumlardan kurtulmak için çeşitli tedavi yöntemlerini denemektedirler. Bu yöntemlerin en etkilisi olarak, son günlerde daha çok artış gösteren bir tedavi yöntemi olan obezite cerrahisi dikkat çekmektedir. Amaç: Bu araştırmanın amacı, obezite cerrahisi için başvuran hastaların alkol ve sigara kullanımı ile depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemi 18 yaş üstü, Vücut Kitle İndeksi 30 kg/m2 üstü, obezite cerrahisi düşünen 207 obez bireyden oluşmaktadır. Çalışma 01/10/2021– 01/11/2021 tarihleri arasında, internet üzerindeki obezite siteleri ve gruplarındaki katılımcılar ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler; Yazılı Onam Formu, Sosyodemografik Veri Formu, Beck Depresyon Envanteri (BDE), Alkol Kullanım Bozukluklarını Tanıma Testi (AUDIT) ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FBNT) kullanılarak yapılmıştır. Ölçekler katılımcılara Google Form linki üzerinden gönderilmiştir. Araştırmanın istatistiksel analizleri bilgisayar ortamında SPSS 22. 0 (Statistical package for the Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel önemlilik için (p<0,05) değeri kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %53,6'sı kadın, %46,4'ü ise erkektir. Çalışmaya katılan bireylerin %37,7'si obez %62,3'ü ise ileri derecede obezdir. Erkek katılımcıların AUDIT puan ortalamaları, kadın katılımcılarınkinden istatistiksel açıdan anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte; kadın katılımcıların BDE puan ortalamaları erkek katılımcılarınkinden istatistiksel açıdan anlamlı ve daha yüksek bulunmuştur. İleri derecede obez grubunda yer alan katılımcıların AUDIT puan ortalamaları, obez grubunda yer alan katılımcıların test puan ortalamalarından daha yüksek bulunmuştur. Ailesinde obezite bulgusu olan katılımcıların BDE puan ortalamaları, ailesinde obezite bulgusu olmayan katılımcılarınkinden daha yüksektir. Korelasyon sonuçlarına göre AUDIT puan ortalamaları ile BDE puan ortalamaları arasında istatiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca erkek katılımcıların, ayrı yaşayan katılımcıların, üniversite mezunlarının, gelir düzeyi çok iyi olan katılımcıların, yalnız yaşayan katılımcıların AUDIT puan ortalamaları diğer katılımcılara göre istatistiksel olarak daha yüksek ve anlamlıdır. Çalışan katılımcıların, çalışmayan katılımcılara göre FBNT puan ortalamaları istatistiksel olarak daha yüksek ve anlamlıdır. Kadın katılımcıların, evli katılımcıların, üniversite mezunlarının, gelir düzeyi çok yetersiz olan katılımcıların, ailesi ile yaşayan katılımcıların BDE puan ortalamaları diğer katılımcılara göre istatistiksel olarak daha yüksek ve anlamlıdır. Bireylerin yaşı ile AUDIT toplam puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin yaşı ile FBNT toplam puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Obezitenin nedenleri ve sonuçlarında farklı faktörlerin etkili olabileceği belirtilmektedir. Sigara kullanımı, alkol kullanımı ve depresyon bu faktörlerden bazılarıdır. Obez hastalarda depresif bozukluk yüksek oranda görülmektedir. Alkol kullanımı ve depresyondan herhangi birinin varlığı diğeri için tetikleyici olabilmektedir. Alkol kullanan bireylerin depresyon puan ortalamaları, kullanmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. İleri derecede obez olan bireylerin alkol kullanımları, obez olan bireylere kıyasla daha fazladır. Obezitenin önemli bir halk sağlığı problemi olması ve genel popülasyonda depresif bozuklukların ve alkol, sigara tüketiminin yüksek oranda olması göz önünde bulundurulduğunda daha büyük gruplarla çalışılması psikoloji alanına katkı sağlayacaktır.
Sigara kullanan bireylerin strese yatkınlıkları ile öfke durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Tunceli Çemişgezek ilçesi örneği
Araştırmanın amacı Tunceli Çemişgezek İlçesinde yaşayan bireylerin sigara bağımlılıklarının strese yatkınlık seviyeleri ile hissettikleri öfke düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir.
Sigara kullanan ve kullanmayan yetişkin bireylerde stresle başa çıkma ve öz güven düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada; Sigara kullanan ve kullanmayan yetişkin bireylerin (İstanbul'da okuyan üniversite öğrencilerine yönelik) demografik özellikleri ile Stresle Başa Çıkma ve Öz güven düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırma 2019-2022 eğitim öğretim yılı içerisinde İstanbul'da eğitim gören üniversite öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmaya katılmaya gönüllü olan 398 üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Araştırma da üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma ve öz güven düzeylerini belirleme adına iki farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından online olarak toplanan veriler SPSS programına aktarılmış olup, çalışmanın veri analizinde SPSS 25.0 kullanılmıştır. Verilerin analizinde ikili grup analizlerinde bağımsız student t-testi, ikiden fazla grup analizlerinde Oneway ANOVA testleri kullanılmıştır. İkiden fazla grup analizlerinde gruplar arasındaki farklılığın kaynağını belirlemede Post Hoc testlerinden Tukey testine başvurulmuştur. Öğrencilerin sigara kullanımına etki eden faktörlerin belirlenmesinde çoklu lojistik regresyon modeli kullanılmıştır. Stresle Başa Çıkma Tarzları ölçeğinde erkek olanların kadın olanlara göre (p<0,001); Sigara kullananların kullanmayanlara göre (p<0,001); 2001-3000 TL geliri, 3001 TL ve üstü geliri olanların, 1000 TL ve altında gelire olanlara göre (p=0,001) daha stresle başa çıkma da daha üstün oldukları saptanmıştır. Özgüven ölçeğinde bekar olanların evli olanlara (p=0,003); Sigara kullananların kullanmayanlara göre (p<0,001); 22-25 yaş aralığında olanların 26-29 yaş aralığında olanlara göre (p=0,044) daha yüksek özgüvene sahip oldukları tespit edilmiştir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları arttıkça özgüvenlerinde de artış olduğu saptanmıştır (p<0,001). Öğrencilerin sigara içmesine SBÇT ölçeği puanlarının yüksek olanların düşük olanlara 0,5 kat; Özgüvenin ölçeğinin yüksek olanların düşük olanlara göre 0,3 kat; Lisansüstü mezunu olanların 2,5 kat etkisi olduğu saptanmıştır.
Kişilerin elektronik sigara ve geleneksel sigara kullanma durumlarına göre kaygı, depresyon ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada sadece geleneksel sigara kullanan, sadece elektronik sigara kullanan, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigarayı kullanan, geleneksel sigara ve elektronik sigara maddelerinin hiçbirini kullanmayan katılımcıların kaygı, depresyon ve psikolojik sağlamlık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Literatür incelendiğinde geleneksel sigara ile ilgili fazla sayıda çalışma olmasına rağmen elektronik sigaraya yönelik olarak yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle geleneksel sigaranın psikolojik etkileri ile elektronik sigaranın psikolojik etkileri arasındaki farkı daha iyi anlayabilmek için karşılaştırmalı bir araştırma yaparak literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Türkiye'de yaşayan, 18-65 yaş aralığında bulunan, 284'ü erkek, 254'ü kadın olmak üzere toplamda 538 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler anket yöntemiyle, çevrimiçi şekilde, toplanmıştır. Katılımcılar öncelikle "Katılımcılar İçin Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu"nu okuyarak araştırmaya katılım konusunda gönüllü olduklarını beyan etmişlerdir. Katılımcıların kişisel özelliklerine ek olarak geleneksel sigara, elektronik sigara kullanım özellikleri, geleneksel sigara ve elektronik sigara dışında kalan diğer tütün ürünlerini (nargile, puro, pipo, sarma tütün, maraş otu vb.) ve diğer maddeleri (esrar, bonzai, LSD vb.) kullanım özelliklerine yönelik bilgi edinmek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Katılımcıların kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla "Beck Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcıların depresyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Beck Depresyon Envanteri" ve katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek amacıyla da "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma verileri çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Pack age for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Son 30 gün içerisindeki elektronik sigara-geleneksel sigara kullanım durumu ile "Kişisel Bilgi Formu"na verdikleri cevaplar arasındaki ilişki ve dağılımı belirlemede Ki-kare testi kullanılmıştır. Ölçekler arası ilişkiyi belirlemede ise Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Sadece elektronik sigara kullanım durumuyla diğer geleneksel sigara ve elektronik sigara kullanım durumları ikili gruplar haline ayrıldıktan sonra ölçek toplam puanları analize tek tek dahil edilmiştir. Sadece elektronik sigara kullanan gruptaki katılımcıların diğer gruplardaki katılımcılardan ayırt edilip edilemediğini incelemek için lojistik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre; sadece elektronik sigara kullanmayı tercih eden kişilerin kaygı ve depresyon düzeyi daha düşük, psikolojik sağlamlık düzeyi ise daha yüksektir. Buna ek olarak hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullandığını ifade eden katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyinin daha düşük olduğu görülmüştür. Diğer yandan psikolojik sağlamlık düzeyi, sadece elektronik sigara kullanmayı tercih eden grupta yer alan katılımcıları, geleneksel sigara ve elektronik sigara maddelerinin hiçbirini kullanmamayı tercih eden katılımcılardan ayırt etmemektedir. Ayrıca psikolojik sağlamlık düzeyi, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullanmayı tercih eden grupta yer alan katılımcıları, geleneksel sigara ve elektronik sigara maddelerinin hiçbirini kullanmamayı tercih eden gruptaki katılımcılardan ayırt etmektedir. Bunun tersine psikolojik sağlamlık düzeyi, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullanmayı tercih eden grupta yer alan katılımcıları, sadece geleneksel sigara kullanmayı tercih eden katılımcılardan ayırt etmemektedir.
Bağlanma stilleri ve sigara kullanımı arasındaki ilişki
Bu tezin amacı, bağlanma stilleri ile sigara kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bağlanma stilleri, bireylerin sosyal ilişkilerindeki deneyimlerini etkileyen ve kişisel gelişimlerinde önemli bir rol oynayan psikolojik süreçlerdir. Sigara kullanımı ise dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Sigara kullanımının bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz etkilediği, aynı zamanda toplumda da ekonomik ve sosyal sorunlara neden olduğu bilinmektedir. Bu çalışma, bağlanma stilleri ile sigara kullanımı arasındaki ilişkiyi anlamak ve bu ilişkiyi daha iyi açıklamak için yapılan araştırmalardan yola çıkmaktadır. Bağlanma stilleri, genellikle "güvenli bağlanma, kaygılı-kaçınan bağlanma ve kaygılı-dirençli" bağlanma olmak üzere üç ana kategori altında incelenmektedir. "Güvenli bağlanma" stilinde bireyler, başkalarına güven duyar, sağlıklı ilişkiler kurma becerilerine sahiptir ve bağımlılık ihtiyaçlarını etkili bir şekilde ifade edebilirler. Kaygılı-kaçınan bağlanma stilinde ise bireyler, yakınlık ilişkilerinden kaçınma eğilimi gösterirler, bağlanma ihtiyaçlarını bastırırlar ve başkalarına güvenmekten kaçınırlar. Kaygılı-dirençli bağlanma stilinde ise bireyler, ilişkilerde sürekli bir endişe yaşarlar, başkalarına güvenmek ve yakınlık kurmak konusunda güçlükler yaşarlar. Çeşitli araştırmalar, bağlanma stilleri ile sigara kullanımı arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Özellikle, "kaygılı-kaçınan ve kaygılı-dirençli bağlanma stillerine" sahip bireylerin sigara kullanımının daha yaygın olduğu görülmektedir. Bu bireyler, stresle başa çıkmak ve duygusal boşluklarını doldurmak amacıyla sigaraya yönelebilirler. Sigara, onlara geçici bir rahatlama sağlamak ve duygusal düzenlemeye katkıda bulunmak gibi yanılsama bir etki yaratabilir. Bu çalışmanın sonucunda sigara kullanımının bağlanma stilleri ile arasında pozitif ilişki bulunmuştur ve buna etki eden faktörlerin, kişilerin sosyo-demografik özelliklerden kaynaklandığı tespit edilmiştir
Balıkesir ilinde yaşayan bireylerin öfke ifade tarzları ile sigara içiciliği arasındaki ilişki
Tütün kullanımı, dünyada ve ülkemizde önlenebilir ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Tütün kullanımının en sık rastlanan çeşidi sigaradır. Sigaranın yapısında nikotin maddesi bulunmaktadır. Nikotin maddesi, beyindeki dopamin seviyesini yükselterek haz duygusu oluşumunu sağlar. Sigara içenlerin büyük bir çoğunluğu sigara içme davranışı ile ilgili pozitif cümleler kullanmaktadır. Bu sonuçlardan yola çıkarak sigara içimi ile duygu kontrolü arasında bir korelasyon olabileceği düşünülmüştür. Sigara içen bireyler, sigara içimi sırasında kaygı ve öfke düzeylerinin azaldığını belirtmişlerdir. Bu çalışmada sigara içen bireylerin öfke ve öfke ifade tarzları incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı Balıkesir ilinde yaşayan sigara içen bireylerin öfke düzeylerini belirlemek yaşadıkları öfkenin ve öfke ifade tarzları arasında sigara içmenin ve sigara içiciliğinin bir etkisinin belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmada sigara içicilik düzeyleri ile öfke ve öfke ifade tarzı arasında istatistiksel olarak herhangi bir anlamlılık bulunamamıştır. Sonuçlar literatür kapsamında tartışılmıştır.