Smoking
223 theses under this subject heading
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinde sigara bağımlığının anksiyete ve depresyon ile ilişkisi
ÖZET Giriş ve Amaç: Sigara tüm dünyada bilinen ve ispatlanmış en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sigaranın yol açtığı organik sağlık sorunları yanı sıra psikiyatrik olarak da bir çok hastalığa ön ayak olmaktadır. Gençlik dönemindeki hayatın akışındaki değişiklikler ve beraberinde getirdiği bir çok stres faktörü ile birlikte sigara kullanmaya yönelim artabilmektedir Bu çalışmamızda Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinde sigara bağımlılık düzeyinin anksiyete ve depresyon ile ilişkisini inceledik. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyan 375 öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilerin sosyodemografik bilgileri, sigara kullanım durumları sorgulanmış sigara kullananlara FNBT, ve sigara kullanan kullanmayan tüm öğrencilere HADS uygulanmıştır. Çalışmamızda elde edilen veriler SPSS for Windows 20,0 Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niteliksel verilerde gruplar arası farklılıklar incelenirken Student T, One Way Anova, Mann Withney-U, Spearman korelasyon analiz, Pearson korelasyon analizi, Kruskal -Wallis testleri kullanılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak; p< 0,05 alınmıştır. Bulgular: Çalışmamıza toplam 375 öğrenci katılmış ve katılımcıların %12'si sigara kullanmakta idi. Araştırmamızda uyguladığımız ölçekten sigara kullananlar 45 öğrenci için fagerström bağımlılık ölçeği aldıkları ortalama puan 3.07±2.37 olarak bulundu. Bu skor düşük düzey nikotin bağımlılığını göstermektedir. Sigara kullanımını etkileyen faktörleri irdelediğimizde ekonomik gelir yaşadığı ortamın sigara kullanım düzeyini etkilemediğini bulduk. Araştırmaya katılan erkek öğrencilerin anksiyete skorları ortalaması 7.46 ± 3.33 depresyon skoru 7.14 ± 2.45 Araştırmadaki kız öğrencilerin anksiyete puanları ortalaması 7.92±3.37 depresyon puanları ortalaması 7.13±2.62. Araştırmaya katılan öğrencilerin sigara kullananların anksiyete skoru ortalaması 8.96 ± 4.2 sigara kullanmayanların ise anksiyete skoru 7.55 ± 3.1 olup anksiyete puanı acısından istatiksel olarak anlamlı fark vardır. (p=0.03). Araştırmamıza katılan öğrencilerin sınıflarına göre anksiyete bakımından 2. Sınıflar ile 3. Sınıflar arasında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p=0.025). 2. Sınıflar diğer sınıflara göre anksiyete açısından daha yüksek puanı (ortalama 9.06)almışlardı. Diğer sınıflar arasında anksiyete acısından istatiksel olarak anlamlı fark gözlenmemiştir. Depresyon açısından istatiksel olarak anlamlı fark 1.ve 2. Sınıflar arasında gözlenmiştir.(p=0.048) Sonuç: Çalışmamızın sonucu olarak sigaranın anksiyete gibi cok önemli psikiyatrik sorunlara ön ayak olduğu, tıp fakültesinde okuyan öğrencilerin psikososyal stresler nedeni ile olduğunu düşündüğümüz kaygılarının arttığı ve depresyon skorlarının yüksek olduğu gözlenmiştir. sigara kullanımı sonucu oluşan organik patolojiler ile ilgili kanıta dayalı bir çok çalışma bulunmaktadır. Sigara kullanımı ile ilişkili olarak psikiyatrik hastalıkların oluşması ya da hastalıkların seyrinin ağırlaşması ile ilgili olarak yeteri kadar çalışma yoktur. Çalışmamız kesitsel bir çalışma olduğu için aldığımız sonuçlar tüm tıp fakülteleri öğrencileri için genellenemez. Üniversite öğrenim hayatının psikososyal stresleri artırdığı düşüncesini değerlendirmek için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: sigara , bağımlılık, anksiyete, depresyon, tıp fakültesi
Sigara bırakma polikliniğimizde başarı oranları ve başarıda etkili faktörler
Bu çalışma, sigarayı bırakmak için polikliniğimize başvuran hastalardan seçilen örneklem grubunda sigara kullanımını bırakan ve bırakamayan hastaların demografik ve sosyokültürel özelliklerini karşılaştırmayı ve sigara bırakmayı etkileyen faktörleri, kullanılan tedavi yöntemlerinin başarı oranlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi sigara bırakma polikliniklerine başvuran hastalarda başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi
Giriş ve Amaç: Tütün kullanımı, başarısız bırakma girişimi yani nükslerle seyreden, tedavi edilebilir kronik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Tedavinin başarısını etkilen pek çok faktör mevcuttur. Bu çalışmada sigara bırakma polikliniklerine başvuran kişilerde sigara bırakmada başarısızlığa neden olan faktörlerin belirlenmesi ve ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Ocak 2016- 15 Haziran 2016 tarihleri arasında yürütülmüş olup vakakontrol tipinde bir çalışmadır. Çalışmaya Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği bünyesindeki sigara bırakma polikliniklerine başvurmuş ve en az 6 aydır takip edilen kişiler dâhil edilmiştir. En az 3 aydır sigara içmediği belirlenen kişiler kontrol grubuna seçilmiştir. Veriler hasta dosyalarından elde edilmiş ve elektronik ortama aktarılmış, Statistical Package for Social Sciences Version 15.0 (SPSS 15) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular:Çalışmaya toplamda vaka grubunu oluşturan 82 kişi, kontrol grubunu oluşturan 116 kişi olmak üzere 198 kişi dâhil edildi. Kadın/erkek oranı 0,33 olarak saptandı. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 43,6 ± 11,6 yıl olarak bulundu. Lojistik regresyon analizinde siga-rayı bırakma deneme sayısının 2'den az olmasının, ek kronik hastalık bulunmasının, günlük içilen sigara miktarının 15'ten fazla olmasının sigara bırakmada başarısızlık riskini artırdığı saptanırken, çocuk sahibi olmanın sigarayı bırakmada başarı şansını artırdığı belirlendi. Sonuç: Sigarayı bırakma her yaş grubu için önem arz etmektedir. Gençlerin sigaraya başla-masını önlemek ve sigara içenlerin bir an önce bırakmasına yardımcı olmak tüm hekimlerin hedefi olmalıdır. Fiziksel bağımlılık skoru yüksek olanlarda farmakolojik tedavi iyi değerlen-dirilmelidir. Daha önce başarısız girişimi olan hastalara ilk denemelerden sonra başarı şansının arttığı anlatılarak motive edilmelidir.
Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuranlarda sigara içme davranışı ile ilgili algının değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Sigara bağımlılığı ülkemizde de sıklığı oldukça fazla olan dünya genelinde önlenebilir önemli bir halk sağlığı sorunudur. Sigara bağımlılığında nikotin ile oluşan fiziksel bağımlılığın yanı sıra bazı çevresel etmenler de rol oynamaktadır. Sigaraya başlamada ve sigara bağımlılığını sürdürmede etkisi olan sigara içme davranışı ile ilgili algılar veya inanışları değerlendirmek amacıyla bu çalışmayı gerçekleştirdik. Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne herhangi bir nedenle başvuran bireylerde sigara içme davranışı ile ilgili algıları değerlendirdik. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı türde tasarlanan çalışmamızda Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran 18 yaşını doldurmuş 422 gönüllü çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamında sosyodemografik veriler ve sigara içme davranışı ile ilgili algıları değerlendiren sorular içeren anket formu uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS v22.0 kullanılmıştır. Grupların karşılaştırılmasında Pearson Ki-kare testi kullanılmıştır. P değerinin 0,05'ten küçük olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Üçlü grup karşılaştırmalarında post-hoc testi uygulanmış ve düzeltilmiş artık (DA) değerleri -2, +2 aralığı dışında kalanlar anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya toplam 422 gönüllü dahil edilmiştir. Bunlardan %55,4'ü (n=234) kadın, %44,6'sı (n=188) erkektir. Yaş ortalaması 34,88 yıl olup en genç katılımcı 18, en yaşlısı ise 72 yaşındadır. Katılımcıların %41,7'si (n=176) sigara içicisi, %16,1'i (n=68) daha önceden sigara içicisi olup sigarayı bırakmış, %42,2'si (n=178) hiç sigara içmemiştir. Sigara içenler ve sigarayı bırakmış olanlar hiç sigara içmemişlere kıyasla sigara içmenin çekici olduğunu anlamlı şekilde daha fazla düşünmektedir (DA:2,0; DA:2,0; p<0,001). Sigara içenler diğer iki gruba kıyasla sigara içmenin stresi azalttığını belirgin şekilde beklenenden daha fazla olumlu yanıtlamıştır (DA:7,9; p<0,001). Kilo vermeye yardımcı olduğuna sigara içenler daha çok katılmaktayken (DA:2,5; p=0,004), cinsiyetler arasında bu algıda belirgin farklılık gösterilmemiştir (p=0,291). Sonuç ve Öneriler: Çalışmamızda sigara içenlerin sigara içme davranışı ile ilgili estetik algıları sigara içmeyenlere göre belirgin şekilde fazla bulundu. Sigara içenlerde sigara içmenin olumsuz duygulanıma iyi geldiği ve bilişsel fonksiyonları iyileştirdiği düşünceleri anlamlı şekilde daha fazla bulundu. Literatürle uyumlu olan sonuçlarımız ile birlikte sigara içme davranışı ile ilgili algıların ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini, sigara bağımlılığı ile mücadelede bu algıları değiştirmenin faydalı olabileceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Sigara bağımlılığı, Nikotin bağımlığı, estetik algılar, olumsuz duygulanım, nikotin yoksunluğu
Sağlıklı erişkinlerde sigaranın uyku kalitesi üzerine etkisinin araştırılması
GiriŞ: Sigara tüm dünyada pek çok kronik hastalığın etiyolojisinde yer alan halk sağlığı sorunudur. Toplumumuzda buna rağmen sigara kullanımı yaygındır. Sigaranın suçlandığı sağlık sorunlarından biri de uyku bozukluklarıdır. Nikotinin kendisinin uyandırma etkisine sahip olduğu bilinmektedir ve genellikle sigara içimi uyku bozukluklarıyla birliktelik göstermektedir. Bu nedenle çalışmamızda sigara içiciliğinin uyku kalitesi üzerine etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza hastanemizin aile hekimliği polikliniklerine başvuran ve dâhil etme kriterlerini karşılayan sağlıklı gönüllüler katıldı. Katılımcılara demografik bilgi anketi, Pittsburgh uyku kalitesi indeksi, Epworth uykululuk ölçeği ve Fagerström nikotin bağımlılık testi uygulandı. Bulgular: Çalışmamıza toplam 513 sağlıklı gönüllü katıldı (312 aktif ve pasif sigara içicisi, 201 kontrol grubu). Sigara maruziyeti olan grupta kötü uyku kalitesine sahip olanların oranı kontrol grubunun oranına göre anlamlı derecede yüksekti(%45,83'e karşı %32,33, p<0,001). Kötü uyku kalitesine sahip olanların oranının yüksekliği alt grup (aktif içici / pasif içici / kontrol grupları) analizlerinde de bulundu (sırasıyla oranlar %46,90, %44,06, %32,33, p=0,009). Sonuç: Sigara maruziyeti olanlarda uyku kalitesi hiç sigara içmeyenlere göre anlamlı derecede bozulmuştu. Bu bozukluk hem aktif hem de pasif sigara içicilerinde mevcuttu. Pasif sigara maruziyeti de en az aktif içiciler kadar kötü uyku kalitesi ile ilişkiliydi.
Farmakolojik ve nonfarmakolojik destek tedavisi başlanmasına rağmen sigarayı bırakamayan hastalardaki başarısızlık nedenlerinin araştırılması
Amaç: Bu çalışmada, sigara bırakmada kullanılan farmakolojik ve non-farmakolojik tedavi alanların 12. aydaki bırakmış olma durumlarının değerlendirilmesi ve bırakamayanların başarısızlık nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif çalışmamız, 01.05.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları sigara bırakma polikliniğine gelen hasta dosyalarının incelenip, kişilerin aranıp sigarayı bırakıp bırakamamaları ile ilgili 12 soruluk bir anket uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri, yaşları ve medeni durumları, sigara bırakma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı etkilememiştir (p>0,05). Ancak, eğitim düzeyleriyle sigarayı bırakma durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p:0,027). Üniversite mezunları ile ilkokul ve ortaokul-lise mezunları arasında olduğu ve bu farkın sigara bırakma durumu açısından üniversite mezunu lehine olduğu bulunmuştur (Sırasıyla p:0,003 ve p:0,007). Önerilen tedavilerin kullanım sonuçlarında vareniklin ile nikotin sakızı (p:0,013), nikotin bandı (p:0,025) ve bilişsel davranışçı terapi (p:0,029) arasında vareniklin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Başarısız olma sebeplerinden, stres (p:0,001), kahvaltıdan sonraki sigaradan vazgeçememe (p:0,0001), uyandıktan sonraki sigara isteğinden vazgeçememe (p:0,001), boş vakitlerinde sigaranın aklına gelmesi (p:0,001) ve "diğer" seçeneği (p:0,047) istatistiki açıdan diğer seçeneklere göre daha etkili bulunmuştur. Sigara, sadece içen kişiyi değil bütün toplumu etkilemektedir.
Relapsing remitting multiple skleroz formundan sekonder progresif multiple skleroz formuna dönüşümde risk faktöleri
Amaç: Multiple skleroz hastalarında relapsing remitting multiple sklerozdan sekonder progresif multple skleroz forma dönüşümde, sigara, alkol kullanımı, trigeminal nevralji varlığı, otonomik semptomların birlikteliği, geçirilen atak sayısı, akraba öyküsünün, optik atak öyküsünün, EDSS skorlarının, herhangi bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programına dahil olup olmadığının, epilepsi birlikteliğinin, ilk atak semptomu ile tedaviye başlangıcı arasında geçen sürenin, manyetik rezonans görüntülemelerde servikal spinal kord lezyonu varlığının araştırılarak, klinik risk faktörlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif bir araştırma olup, çalışma verileri hastanemiz poliklinik veritabanına kayıtlı Multipl Skleroz hastalarının sistemde mevcut olan bilgilerinden elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 145 hasta dahil edildi.145 hastanın 71'i RRMS, 74'ü SPMS'ti. RRMS grubunun %1,4'i (n=1), SPMS grubunun ise %9,5'i (n=7) alkol kullanıyordu. (p=0,034). RRMS grubunda otonomik semptomu olan hastaların sayısı 6 (%8,5) iken, SPMS grubunda 38 (%51,4) idi. (p=0,001). RRMS grubunda trigeminal nevraljisi olan hastaların sayısı 2 (%2,8) iken, SPMS grubunda 9 (%12,2) idi(p=0,034). RRMS grubunda servikal lezyonu olan hastaların sayısı 31 (%43,7) iken, SPMS grubunda 61 (%82,4) idi(p=0,001). Tedaviye başlama süresi RRMS grubunda 6,14 ± 6,53, SMPS grubunda 10,74 ± 10,86 idi(p=0,001). Sonuç: Çalışmamızda ilk semptom ile tedaviye başlama arasında geçen sürenin uzun olması, ilk yapılan MR görüntülemelerde T2 lezyon sayısının fazla olması, ilk görüntülemelerde servikal spinal kordda plak varlığı, hastanın alkol tüketicisi olması, trigeminal nevralji ve otonomik semptomların varlığının RRMS'ten SPMS'e dönüşümde risk faktörü olarak kabul edilebilecek parametreler olarak kullanılabileceğine dair sonuçlar elde ettik. Anahtar Kelimeler: progresif, remitting, risk, prognoz,, epilepsi, trigeminal nevralji, optik nörit, alkol, sigara, progresif,
Hatay'da Üniversite öğrencilerinin tütün ürünleri ve elektronik sigara hakkında bilgi, tutum ve davranışları ile karbonmonoksit düzeyleri
Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını ortaya koymak ve karbonmonoksit düzeyini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki araştırma Hatay'da 2019-2020 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde yapılmıştır. Çalışmanın evreni Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 13021 öğrenci olup, çalışmanın örneklemi çok aşamalı örneklem yöntemi ile seçilen 905 öğrenciydi. Ölçüm aracı olarak tarafımızca oluşturulan anket formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten alınan puan arttıkça nikotin bağımlılık düzeyi artmaktadır (0-10 puan). Ayrıca karbonmonoksit ölçüm cihazı ile katılımcıların nefeste karbonmonoksit ölçümü yapılmıştır. Ki-Kare, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanıldı, p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Tütün ürünü deneme sıklığı %69,7 ve kullanma sıklığı %54,8 idi. Elektronik sigara deneme sıklığı %18,5 ve son bir ayda kullanma sıklığı %6,6 idi. Ölçek puan ortalaması 3,14±2,86 olup çok düşük-düşük bağımlılık sıklığı %73,7 idi. Karbonmonoksit düzeyi ortalaması 7,55±7,39 ppm idi. Tütün ürünü ve sigara kullananlarda karbonmonoksit düzeyi daha yüksekti (p<0,001). Ölçeğe göre bağımlılık düzeyi artıkça karbonmonoksit düzeyi artmaktaydı (p<0,001). Ölçek puanları ile karbonmonoksit düzeyleri arasında yüksek korelasyon görüldü (p<0,001). Sonuçlar: Öğrencilerin yaklaşık dörtte üçünün tütün ürünü denediği ve yarısından fazlasının kullandığı görülmüştür. Yaklaşık her beş öğrenciden biri elektronik sigarayı denediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tütün, elektronik sigara, nikotin bağımlılığı, karbonmonoksit
Erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu çalışma, erkek sağlık çalışanlarında sigara içme davranışı, sigarayı bırakmanın belirleyicileri ve sağlık okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel türdeki bu araştırma Haziran-Ağustos 2021 tarihleri arasında Amasya iline bağlı Merzifon, Suluova ve Gümüşhacıköy ilçelerindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kurumlarında görev yapan, 18 yaş ve üzeri, 250 erkek sağlık çalışanı ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22.0 programı aracılığı ile yüzdelik, ortalama, ki-kare testi, Fisher's exact testi, Anowa ve normal dağılım göstermeyen verilerde Kruskal Wallis H test ve Mann Whitney U Test ile binary lojistik regresyon ve doğrusal regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma grubunun sağlık okuryazarlığı genel indeks puan ortalaması 41,1±5,1'dir. Sağlık okuryazarlığı düzeyinin %50,8 oranı ile yeterli olduğu, yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyinin sigara içenlerde %48,9, sigara içmeyenlerde %53,5 olduğu belirlenmiştir. Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının sağlık okuryazarlığı düzeyi; lisansüstü eğitim alanlarda en fazla olup (p<0.000), hekim/diş hekimi grubunda diğer ünvanlara göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.000). Sigara içen katılımcıların Fagerström nikotin bağımlılık puan ortalaması 3,2±2,7 olarak bulunmuştur. Nikotin bağımlılık puanları ile sigaraya ilk başlama yaşları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde ilişki belirlenmiştir (p<0,000). Sigara içen erkek sağlık çalışanlarının %55'i düşük, %25,5'i orta, %19,5'i yüksek derecede nikotin bağımlısı olduğu tespit edilmiştir. Sağlık algısını orta olarak belirtenlerin %44,4'ünün yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu görülmüştür (p<0,05). Yalnızlık, stres, öfke nedeniyle sigara içme nedenleri ile nikotin bağımlılığı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlılık belirlenmiştir (p<0,05). Erkek sağlık çalışanlarının tütün politikalarını caydırıcı bulmadığı görülmüştür (p<0,05). Sigarayı bırakma öz-yeterliliği düşük olanların %39,5'nin yüksek düzeyde nikotin bağımlısı olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sağlık okuryazarlığı düzeyi mükemmel olan katılımcıların %51,4'ünün, yeterli olanların %42,9'unun iki ay içerisinde sigarayı bırakamayacağı saptanmıştır (p<0,000). Sonuç olarak, erkek sağlık çalışanlarında sigara içmenin ve sigarayı bırakmann risklerine karşı düşük farkındalığın sağlık okuryazarlığı düzeylerinden etkilendiği belirlenmiştir.
Sigara bağımlılığı mücadelesinde mali uygulamalar ve etkileri
Türkiye'de her yıl sigara kullanımı sonucu 100.000 civarı vatandaş hayatını kaybetmektedir. 2025 yılına kadar sigara içenlerin sayısının 1.6 milyona ulaşması beklenmektedir. Sigara dumanında ise hangi sigarada ne kadar olduğu bilinmemekle birlikte yaklaşık 1400 katkı maddesi bulunmaktadır. Tütün kullanımının önlenebilir bir ölüm nedeni olması ve sigara bağımlığının vazgeçilebilir bir alışkanlık olması devletlerin düzenleyici rolünü arttırmaktadır. Sigara ile mücadele kapsamında alınan önlemler, yapılan çalışmalar ve verilen eğitimlerle, sigara bağımlılığından kurtulan pek çok insan bulunmaktadır. Türkiye'de tütün kontrolü, Sağlık Bakanlığı'nın temel önceliklerinden biri olmuştur. Dolayısıyla tütünle mücadelede çeşitli kanunlar çıkarılmış ve uluslararası sözleşmelere imza atılmıştır. Ulusal Tütün Kontrol Programı Eylem Planı (2015-2018) ile 2018 yılına kadar sigara kullanımını azaltmaya yönelik çeşitli amaçlar belirlenmiştir. Sigara vergileri yıllar itibariyle genel olarak arttırılmıştır. Bu çalışmada odaklanılan temel soru, artan vergilerin sigara kullanımını azaltıp azaltmadığıdır. Elde edilen verilerde görülmektedir ki tütün ürünlerinden alınan toplam vergilerin miktarı önemli miktarda artmaktadır. Diğer taraftan tüketicilerin kaçak sigara kullanımı ve kayıt dışı ekonominin arttığı görülmektedir. Artan vergi oranlarının sigara kullanımını önemli derecede azaltmadığı ve devletin gelirlerini artırdığı ifade edilebilir. Bu nedenle devletin bu alanda elde ettiği vergileri sigara kullanımını azaltmaya yönelik eğitim ve uygulamaya dönük yaptırımlarda kullanması gerekliliği ortaya çıkmakta ve gerçek amacına daha da yaklaştıracağı düşünülmektedir.
Sigara bırakma polikliniğinin bir yıllık takip sonuçları: Sigara bırakmayı etkileyen faktörler
Sigara tüm dünyada önlenebilir morbidite ve mortalitenin en önemli sebeplerinden biridir. Sigara bırakma sürecindeki hastalara yardımcı olmak amacıyla birçok yöntem geliştirilmiştir. Çalışmamızda, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma Polikliniği'ne başvuran hastaların bir yıllık takip sonuçları bağlamında sigara bırakma durumları ve sigara bırakmayı etkileyen faktörleri araştırmayı amaçladık. Çalışma tek merkezli, kesitsel ve telefon ile aranarak uygulanan anket yöntemi ile yürütülmüş olup, 10 Ağustos 2020-9 Ağustos 2021 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Sigara Bırakma Polikliniği'ne sigara bırakma amacıyla başvuran 18 yaş ve üzeri gönüllüler dahil edilmiştir. Araştırmada sosyodemografik bilgi formu, özgeçmiş ve sigara içme özellikleri detaylı sorgulanarak, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT), Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD Ölçeği) kullanılmıştır. Çalışma grubunun yaşları 19 ile 76 arasında değişmekte olup, 288'i (%63,9) erkek, 163'ü (%36,1) kadın olmak üzere toplam 451 kişiden oluşmaktadır. Çalışmaya katılanlardan üçüncü ay sonunda 209 kişi (%46,3) bırakmışken, 242 kişi (%53,7) bırakamamış; altıncı ay sonunda 160 kişi (%35,5) bırakmışken, 291 kişi (%64,5) bırakamamıştır. Katılımcıların sigara bırakma durumları ile işte çalışması, düzenli fiziksel aktivitesinin (spor) olması, psikiyatrik hastalık tanılı olmak, alkolle birlikte tüketmekten keyif almak, daha önce ki sigara bırakma süresi, yaşadığı evde sigara içenlerin sayısı, farmakoterapi, tedavi süresi, sigara bırakma polikliniğinde kontrol muayeneleri, sigarayı ilk kez deneme yaşı arasında ilişki bulunmuştur. FNBT, HAD anksiyete ve depresyon skorları ile üçüncü ay bırakma durumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Sigara bırakma tedavisinde hastayı bütüncül değerlendirmek, kişiye özel motivasyonel görüşme ve tedavi yöntemi seçmek bırakma başarısını arttırmak için çok önemlidir. Sigaraya başlama nedenlerini ve sigarayı en çok niçin tükettiğini detaylandırmak, gelecek nesillerin sigaraya başlamasının önüne geçebilmeye; sigara bırakma nedenleri, bırakmayı düşünmeyenlere farklı bakış açıları sunarak bırakmaya teşvik etmeye; bırakma sürecinde olumlu-olumsuz etkenleri tespit etmek; kişiye yönelik davranışsal destek ve tedavileri vererek bırakma başarısı şansını artırmamızı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sigara bırakma, motivasyonel görüşme, risk faktörü
Sigara paketlerindeki yazılı mesajların üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları üzerine etkileri
Bu çalışmada sigara kullanımının üniversite gençliği arasındaki yaygınlığı, nedenleri ve sosyal pazarlamanın gençliğin sigaraya bakışını değiştirip değiştiremediği konuları incelenmeye çalışılmıştır. Üniversite öğrencilerinin sigara alışkanlıkları ile ilgili bilgiler, öğrencilerin demografik özellikleri, dini inanışları ve aile yapıları ile ilişkilendirilmiştir. Bu bilgiler yardımı ile de sigara kullanma davranışını paketler üzerindeki uyarı yazılarının etkileyip etkilemediği analiz edilmiştir.Çalışma için araştırma ve verilerle analiz yöntemi takip edilmiştir. Verilerin elde edilmesi aşamasında yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. İstatistiksel ve ekonometrik temel teknikler kullanılmıştır.Sigaraya karşı yürütülen savaşta tekniklere bakış anlamında sigara paketi üzerindeki uyarıların erkekler ve kadınlar tarafından çok iyi bir strateji olarak kabul edilmediği görülürken, en çok kapalı yerlerde sigara yasağının kabul gördüğü izlenmiştir.Anne ve baba eğitiminden dini inancın sigaraya karşı durabilmekte daha önemli bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Dini inanç arttıkça sigaraya bağımlılık oranı azalırken, ailenin aylık geliri arttıkça gençlerin sigaraya bağımlılığı artmaktadır.Üniversiteli genç için kardeşlerinin ve arkadaşlarının sigara kullanma alışkanlıklarının anne ve babanın alışkanlıklarından daha önemli olduğu tespit edilmiştir.
COVID-19 geçiren ve iyileşen hastalarda sarkopeni sıklığı ve sarkopeninin COVID-19 klinik seyri üzerine etkisi
Bu çalışmada Covid-19 geçirenlerde sarkopeni sıklığı ve sarkopeninin Covid-19 un klinik seyrine etkisi araştırıldı. Çalışmaya PCR testi pozitif olup Covid-19 tanısı aldıktan sonra en az 45 gün geçmiş 50 yaş ve üzeri 92 kişi, Covid-19 geçirmemiş 92 sağlıklı gönüllü olmak üzere 184 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Hasta grubun yaş ortalaması 62,8, kontrol grubun yaş ortalaması 61,7 di. Cinsiyet dağılımı olarak hasta grubun; 43ü kadın, 49u erkek, kontrol grubunun 46 sı kadın, 46 sı erkekti. Çalışmaya katılan tüm bireylere sarkopeni için sarc-f anketi, el kavrama gücü ölçümü, kas kütle ölçümü, yürüme hızı, yorgunluk için VAS, dispne için BORG skalası, yaşam kalitesi için Sf-36 anketi, komorbidite için Charlson komorbidite indeksi, sigara alışkanlığı, vücut kompozisyon ölçümleri yapıldı ve kaydedildi. Hasta gruba Covid-19 sırasında klinik seyri, ateş ve öksürük varlığı, hastanede yatış süresi, kas ağrısı sorgulandı. Hasta grubunda sarkopeni görülen kişi 38 (41,3)'iken, sağlıklı kontrol grubunda sarkopeni görülen 3 (%3,26) kişiydi. Hasta grupta sarkopeni görülme sıklığı sağlıklı kontrollere göre anlamlı derecede yüksekti (p<0,001). 50-65 yaş grubunda hasta grubun %32,65'nde, kontrol grubunun %1,39'nda sarkopeni görülmüştür. 65 yaş üzerinde ise hasta grubunun %51,16'sında,kontrol grubunun %10'nda sarkopeni görülmüştür. VAS, BORG ve Charlson komorbidite ortalaması hasta grupta kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek, kas kuvveti, yürüme hızı, sf-36 ortalaması istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü. (p<0,05).Hasta grupta kas ağrısı semptomu, ayaktan ve yatarak tedavi şekli, hastanede yatış günü, sigara kullanımı ve sarkopeni ilişkisinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Bu çalışmanın sonuçları, Covid-19 enfeksiyonunu takiben sarkopeni sıklığının arttığını gösterdi. Komorbidite indeksi, sigara, yüksek BMI ve düşük yaşam kalitesi Covid-19 klinik seyrini olumsuz etkilediği düşünüldü. Covid-19 enfeksiyonu ile sarkopeni arasındaki nedensellik ilişkisini değerlendirmek için daha fazla popülasyon tabanlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimler: BMI, Covid-19,Kas ağrısı, Sarkopeni, Sigara
Sigara kullanan/kullanmayan hastalarda farklı beyazlatma tedavileri sonrası önerilen diş macununun etkinliği ve sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Çalışmada sigara kullanmış/kullanmayan hastalara farklı beyazlatma tedavileri uygulanarak beyazlatma tedavisinin sitokin seviyeleri üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışma beyazlatma tedavisi amacı ile kliniğimize başvuran hastalar arasından seçilen 40 gönüllü üzerinde yürütüldü. Hastalar sigara kullanma/kullanmama durumuna göre 2 gruba (n=20) ayrıldı. Her iki gruptaki hastalara (Whiteness HP Blue, FGM) beyazlatma jeli kullanılarak 14 günlük arayla 2 seans beyazlatma tedavisi uygulandı. Gruplar; Grup 1A: sigara kullanmayan kimyasal, Grup 1B: sigara kullanmayan diyot lazer aktivasyonlu, Grup 2A: sigara kullanmış kimyasal, Grup 2B: sigara kullanmış diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma yöntemleri şeklinde oluşturuldu. Beyazlatma işlemi sırasında hastalara sağ/sol ark randominizasyonu yapılarak; sağ alt ve üst çenelerde kimyasal beyazlatma, sol alt ve üst çenelerde ise diyot lazer aktivasyonlu beyazlatma uygulandı. Tedavi sonrası hastalara Colgate Optic White diş macunu kullanmaları önerildi. Renk değişim değerleri spektrofotometre (VITA Easy Shade Advance Digital Dental Instrument) ile tedavi öncesi, tedavi sonrası, tedaviden 2 hafta ve 3 ay sonra olmak üzere kayıt edildi. Hastalarda oluşan hassasiyet düzeyleri Visual Analog Skalası (VAS) aracılığıyla değerlendirildi. Ayrıca hastalarda mevcut periodontal durumun değerlendirilmesi amacıyla periodontal indeks ölçümleri yapılırken, sitokin seviyelerinin (TNF-α, IL-6) değerlendirilmesi amacıyla da tükürük ve DOS örnekleri alınarak ELISA analizleri yapıldı. Çalışma sonunda tüm gruplarda etkin beyazlatma elde edildi (p<0,05). Renk değişimi en yüksek Grup 1B'de gözlendi. Grup 1A ve Grup 2A'de hassasiyet değerleri daha düşük gözlendi. Tüm gruplarda beyazlatmaya bağlı olarak Pİ* değerleri azalırken, Gİ* ve Kİ* değerleri arttı. Beyazlatma tedavisine bağlı olarak tükürük ve DOS örneklerinde TNF-α ve IL-6 seviyelerinde tüm gruplarda geçici bir artış meydana gelmiştir. Zamansal tüm ölçümlerde sigara kullanmış gruplardaki TNF-α ve IL-6 seviyeleri daha düşük gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyazlatma, Lazer, Sitokin, Diş Macunu
Sigara bırakma polikliniği'ne başvuran ve yönlendirilen kişilerde sigara bırakma başarısı öngörü ölçeği ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi
Sigara kullanımı sebep olduğu hastalıklar ve ölümler nedeniyle önemli bir sağlık sorunudur. Bu çalışmada sigara bırakmak amacıyla sigara bırakma polikliniğine başvuran ve yönlendirilen kişilerin Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği ile sigara bırakma durumu ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı kesitsel nitelikte olarak belirlenmiş ve yüz yüze anket yöntemiyle yürütülmüştür. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Sigara Bırakma Polikliniği (SBP)'ne başvuranlar ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran sigara içen gebelerden ve İç Hastalıkları Tıbbi Onkoloji ile Kulak Burun ve Boğaz Polikliniklerine başvuran kanser tanılı sigara içen bireylerden SBP'ne yönlendirilenler olmak üzere iki grup halinde incelendi. Kendi isteği ile başvuran 95 kişi, yönlendirilen 66 kişi çalışmaya dahil edildi. Her iki gruba da sosyodemografik veri anketi, Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ve Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği (SBBÖÖ) uygulandı. Olguların sosyodemografik verileri, anket sonuçlarına ait veriler kaydedildi. İstatiksel analiz SPSS 23.0 programı kullanılarak gerçekleştirildi. Kendi isteği ile başvuran kişilerin yaş ortalaması 43, yönlendirilenlerin 49,5 olarak saptandı. Kendi isteği ile başvuran 41 kişi (%43,2), yönlendirilen 21 kişi (%31,8) üçüncü ayda sigarayı bırakmıştı. Her iki grup arasında anlamlı farklılık yoktu (p=0,146). Kişilerin kronik hastalık varlığı, daha önce sigara bırakma deneyimlerinde aldıkları destek ve tarafımızca başlanan tedavileri açısından her iki grup arasında anlamlı farklılık saptandı. Kendi isteği ile başvuranların FNBT ortalama skoru 6,67±1,86 iken yönlendirilen bireylerin ortalama FNBT skoru 5,73±2,27 idi. Aralarında anlamlı düzeyde farklılık vardı (p=0,008). İki grup arasında SBBÖÖ kararlılık ve hazır oluş alt boyutu, SBBÖÖ sağlık algısı ve uygun çevre alt boyutu ve SBBÖÖ total değeri arasında anlamlı farklılık saptandı (p<0,001). Her iki grup katılımcılarının 3. ayda sigara bırakma durumu ile FNBT ve SBBÖÖ arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p>0,05). Çalışmamızda yapılan analizlerin sonucunda kendi isteği ile SBP'ne başvuran kişilerin Fagerström nikotin bağımlılık skoru ve SBBÖÖ total ve alt boyut skorları daha yüksektir. Yönlendirilen kişilerle arasındaki fark anlamlıdır. Fakat üçüncü ayda sigara bırakma durumları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Sigara içen tüm bireylerin yanında, sigaranın önemli risk faktörü olduğu kronik hastalıklara sahip olanların ve gebelikte sigara içenlerin bırakma başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek; kişiye yönelik davranışsal destek ve tedavileri vererek bırakma başarısı şansını artırmamızı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sigara Bırakma Başarısı Öngörü Ölçeği, sigara bırakma.
Sigara bırakma sürecinin sağlık inanç modeli'ne uyarlanması
Metodolojik tasarım ile yürütülen bu çalışma, sigara bırakma sürecini Sağlık İnanç Modeli'ne uyarlamak amacıyla yapılmıştır. Veriler IBM SPSS 26 ve AMOS 24 programlarında değerlendirilmiştir. Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerliğini belirlemede; kapsam geçerliği, iç ölçüt geçerliği ve yapı geçerliği analizleri kullanılmıştır. Kapsam geçerlik indeksi tüm ölçeklerde 0.90 üzerindedir. İç ölçüt geçerliği; alt-üst grup karşılaştırması (tüm ölçeklerde t= 25.852 - 155.212 aralığında, p=0.000 anlamlılık düzeyindedir.) ve madde-toplam puan korelasyonları (Normatif İnanç Ölçeği'ndeki bir madde dışında tüm ölçeklerde 0.293 - 0.748 aralığında olup kabul edilebilir değerlere sahiptir.) ile değerlendirilmiştir. Yapı geçerliğinin değerlendirildiği açıklayıcı faktör analizinde; "Kaiser Meyer Olkin" (0.660 - 0.931) ve "Bartlett's Testi" (p<0.001), özdeğer incelemesi (1.716 - 5.626), total varyans açıklaması (%34.322 - %51.144) incelenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeklerin uyum indeksleri kabul edilebilir/mükemmel uyum aralığındadır. Ölçeklerin güvenirliğini belirlemek için ise; iç tutarlık güvenirlik katsayıları (cronbach alfa: 0.505 – 0.901), yarıya bölme yöntemi (r= 0.384 - 0.818), madde toplam puan korelasyonları (0.293 - 0.748), puanlama tutarlılığı (sınıf içi korelasyon= 0.505 - 0.901), Hotelling's T2 testi (F= 147.172 - 691.686, p=0.000), standart hata çalışılmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırmacılar tarafından geliştirilen Sağlık İnanç Modeli Temelli Sigara Bırakma Süreci Ölçekleri'nin geçerli ve güvenilir ölçüm araçları oldukları bulunmuştur.
Sigara içen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Dünya'da 21. yüzyılda, prematür ölümlerin ve morbiditenin önlenebilir en büyük sebeplerinden birisi sigara içmektir. Sigara kullanımı KOAH, inme, akciğer kanseri, amfizem, ateroskleroz, Alzheimer hastalığı ve Parkinson hastalığı gibi çok sayıda hastalığa sebebiyet vermektedir. Sigara kullanımı günümüz toplumlarında en sık karşılaşılan bağımlılık türüdür. Sigaranın genç populasyonda yaygınlaşmasında cinsiyet, yaş, ekonomik düzey, meslek problemleri, aile ortamı, eğitim durumu gibi faktörler de etkili olmaktadır. Buna bağlı olarak sigara kullanımının sağlık üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, sigara içen ve sigara içmeyen üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesinin araştırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yaş ortalaması 19,00 (17-25) yıl, vücut kütle indeksi 21,48 (15,60-40,09) kg/m2 olan 187 kız, 74 erkek öğrencinin katılımı ile tamamlandı. Katılımcılar demografik bilgileri kaydedilerek sigara içen (Grup 1) ve içmeyen (Grup 2) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Sigara içen üniversite öğrencilerinin nikotin bağımlılık düzeyleri Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ile değerlendirildi. Tüm katılımcıların uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Formu (IPAQ) ile, yaşam kaliteleri ise Yaşam Kalitesi Kısa Formu (SF-36) kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizlerin uygulanması için Windows IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanıldı. Çalışmadaki grupların kilo, boy, VKİ değerleri karşılaştırıldığında, ikinci gruptaki değerler anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İki grup arasındaki istatistiksel analizde yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve IPAQ toplam skorları birinci grupta anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p<0,05). İki grubun PUKİ ve SF-36 alt parametreleri arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Birinci gruptaki öğrencilerin nikotin bağımlılığı arttıkça uyku kalitesinin kötüleştiği, uyku süresi arttıkça VKİ değerlerinin de arttığı, paket yılı ve nikotin bağımlılığı arttıkça uykuya dalma süresini anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Birinci grubun nikotin bağımlılığı arttıkça yaşam kalitesiyle ilişkili fiziksel fonksiyon ve vitalite değerlerinin olumsuz etkilendiği, paket yılının artışının fiziksel fonksiyon skorunu anlamlı düzeyde azalttığı bulundu (p<0,05). Birinci grupta fiziksel aktivite toplam skorunun artışının sosyal fonksiyon ve genel sağlık durumuna ait değerleri anlamlı düzeyde arttırdığı saptandı (p<0,05). Orta şiddetli fiziksel aktivitenin artışı, yaşam kalitesiyle ilişkili ağrı durumunu ve genel sağlığı anlamlı düzeyde pozitif etkilediği bulundu (p<0,05). Birinci gruptaki öğrencilerde uyku süresi ve ilaç kullanımı haricindeki PUKİ alt parametreleri ile yaşam kalitesine ait skorlar arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı korelasyonlar saptandı (p<0,05). Çalışmamız sonuç olarak, birinci gruptaki öğrencilerin yüksek şiddetli fiziksel aktivite ve fiziksel aktivite toplam skorlarının ikinci gruba göre daha fazla olduğunu ve iki grup arasında uyku ve yaşam kaliteleri bakımından fark bulunmadığını göstermiştir. Öğrencilerin uyku kalitesinin kötü olduğu ve yaşam kalitelerinin Türkiye norm değerlerine göre daha düşük seviyelerde yer aldığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sigara, üniversite öğrencileri, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, yaşam kalitesi
Bir sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara içme davranışlarının değerlendirilmesi
Çalışma, toplum sağlığı açısından önlenebilir sağlık sorunlarının en büyük nedeni olan sigara kullanım davranışının toplumda azaltılması ve toplum sağlığının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde iyi bir seviyeye gelmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı özellikte olan çalışmanın örneklemini, Bezmialem Vakıf Üniversitesi öğrencisi olup, çalışmaya katılmaya gönüllü olan öğrenciler oluşturmuştur. Çalışmaya toplam 442 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra, kurum izni ve gönüllü öğrencilerin onamı alınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanan Bilgi Formu ve Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen niceliksel veriler, IBM SPSS Statistics 22 programında Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Topluma rol model olması beklenen sağlık bölümü öğrencilerinin sigara kullanım durumları incelenmiş olup, çalışmada, öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri ve bağımlılık durumları değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin %64,3'ünün 20 yaş altı, %83'ünün kadın, %44,6'sının 1. Sınıf ve %84,4'ünün ise ailesi ile ikamet ettiği belirlenmiştir. Öğrencilerin %51,4'ünün hiç sigara kullanmadığı, %20'sinin ise sigara kullandığı tespit edilmiştir. Erkeklerde %31, kadınlarda ise %18 oranında sigara kullanıldığı belirlenmiştir. Aile yanında ikamet eden öğrencilerin sigara kullanım oranının düşük olduğu bulunmuştur. Sigara kullanan öğrencilerin sigara kullanımının zararlarını ve ortaya çıkabilecek hastalıkları bilmelerine rağmen kullanmaya devam ettikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin sigaraya başlama nedenleri üzerinde durulmuş olup, çalışmada sigarayı ilk kez deneme nedenleri olarak %38'inin merak ve özenti, %29,6'sının üzüntü ve stres ile baş etmek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin sigara içme durumları arasında Fageström Nikotin Bağımlılık Ölçeği puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmiştir (p:0,001; p<0,01). Düzenli olarak sigara kullanan öğrencilerin FNBÖ puanları, bir süre içmiş şu an kullanmayan (p:0,001) ve ara sıra sigara içenlerin puanlarından (p:0,003) anlamlı şekilde yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,01). Çalışmada sigara kullanımının sağlık eğitimi alan öğrencilerde azaltılması ve ileride topluma rol model olması beklenen öğrencilerin sigara kullanımı konusunda bilinçli olması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, sağlık üniversitesi öğrencilerinin sigara kullanmasının, toplumun sigara içme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etkileri olacağı vurgulanmıştır. Öğrencilerin sigara ve diğer zararlı alışkanlıklardan uzak tutulması için eğitim seminerlerinin düzenlenmesi ve üniversitelerde sosyal ve sportif faaliyetlerin arttırılması önerilir. Anahtar kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Sigara Kullanımı, Nikotin Bağımlılığı
Tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapia (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında vakum paketlemenin raf ömrü üzerine etkileri
Bu çalışmada, vakumlu ve normal paketlenen tütsülenmiş ve tütsülenmemiş tilapya (Oreochromis niloticus, L. 1758) filetolarında buzdolabı koşullarında (+5 °C) depolamaya bağlı kimyasal ve duyusal kalite değişimleri incelenmiştir. Kimyasal değişimleri incelemek amacıyla TVB-N, TBA, pH, peroksit değeri ve serbest yağ asidi analizleri yapılmıştır. Depolama süresince kimyasal kalite parametrelerinde istatistiksel olarak önemli değişimler saptanmıştır (p<0.05). Tütsülenmiş filetolardaki kimyasal kalite parametreleri taze filetolara göre daha yüksek bulunmuştur. Duyusal değerlendirmeler sonucunda taze normal paketli filetoların 11 günde, taze vakum paketli filetoların 30 günde, tütsülenmiş normal paketli filetoların 42 günde ve tütsülenmiş vakum paketli filetoların 75 günde tüketilebilirlik sınır değerlerini aştığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Tilapya, vakum paketleme, tütsüleme
Assessment of quality of life for smoker patients with type 2 diabetes mellitus in Nasiriyah city
Objective: This study aimed to reveal the quality of life of DM2 smokers in the city of Nasiriyah and to reveal the relationship between the selected demographic data and the quality of life of type II diabetic smokers. Methods: A descriptive cross-sectional study was conducted between 01/04/2022-30/09/2022 at Nasiriyah Training Hospital in Nasiriyah. The study population consists of patients with type 2 diabetes in the hospitals that will be researched, whose ages range from 40 to 60 years. The study sample consisted of 235 male and female patients who agreed to participate in the study at the time of data collection. The Personal Information Form and the Quality of life scale for Type 2 diabetes patients (DqoL) Scale were used to collect data. Results: The mean age of the study group was 50.76 ± 6.80, 55.7% were males, 66.0% were married and 24.3% had a bachelor's degree. It was determined that the scores of the sub-dimensions of the quality of life for patients with type 2 diabetes are higher in the age group 56-60 years, who have a bachelor's degree, who have income more than expenses, who have an average health perception, and the duration of their disease is between 1-5 years, females, married women, who receive Social support, who do not suffer from additional diseases and the differences were statistically significant (p≤0.05). Conclusion: The results of the study showed that the quality of life of patients with type 2 diabetes is affected by variables such as age, gender, marital status, education, social support, and additional diseases.
The relationship between smoking and the level of anxiety among doctors working in the hospitals in the Dhi qar region in Iraq
Physicians face a heightened risk of experiencing mental disorders, including anxiety, depression, and occupational burnout. This susceptibility is often attributed to the substantial levels of occupational stress they encounter in their work. Smoking is a common coping mechanism adopted by some individuals to alleviate stress, but its association with anxiety levels among doctors remains under-researched. As a consequence, the mental well-being of healthcare practitioners may be significantly affected, leading to potential psychological challenges. Therefore, the aim of the study is to examine the relationship between smoking and anxiety levels among doctors working in the Alshatra and Al-Haboubi hospitals in the Dhi Qar region of Iraq. To investigate this relationship, a cross-sectional survey was conducted among doctors working in Dhi Qar teaching hospitals to find the relationship between smoking and anxiety levels among doctors. The Sample of this study was composed of 156 doctors (Male and Female) between 26-56 years old and above. A sociodemographic data form and The Taylor Manifest Anxiety Scale were used as data collection tools. Data were collected from doctors in hospitals of Dhi Qar province between June 2022 to September 2022. The age socio-demographic characteristics of the participants were examined, and it is seen that 35.9% are between 46 and 55 years old, 44.9% of participants were a master's degree, 38.5% of participants had 5-6 people living in the house, according to family monthly income 59% of them had equal income and expense, the participants regarding their working status was examined, it is seen that 56.4% were permanent, 55.8% of participants were in a city or metropolitan area, 87.8% of participants in health insurance answered yes. In addition, of the participants regarding their smoking status, 63.5% answered no; according to how many cigarettes are smoked per day, 63.5% of them did not smoke. According to correlation, there was a statistically significant difference between the Taylor Manifest anxiety scale scores according to the age of the participants (p<0.05), and it was a statistically significant difference between the TMA scale scores according to the educational status of the participants (p<0.05), it had high significant difference between TMA scale and the number of people in the family (p<0.05), monthly income had a significant difference with TMA scale (p<0.05), also according to the working status of the participants had a significant difference with TMA scale (p<0.05), according to the longest place of residence had significant difference with TMA scale (p<0.05), with health insurance status of the participants had significant difference(p<0.05), according to the smoking status of the participants had significant difference (p<0.05), and according to the number of cigarettes smoked by the participants per day had significant difference with TMA scale.(p<0.05). In conclusion, the relationship between smoking and the level of anxiety among doctors working in hospitals is a complex and multifaceted issue. Through the analysis of existing research and studies, it is evident that a notable association exists between smoking and increased anxiety levels among healthcare professionals, including doctors.
The effect of smoking on fertility hormones like free testostrone, LH, and FSH for a group of male smokers in Iraq
The aim of this thesis is to evaluate the effect of smoking on the functions of some organs in the body such as the liver, heart, and lung, study the effect on the function of these organs. This case-control study included 100 participants (50 patients and 50 controls). The patients were divided into two groups: 50 patients they suffer from the infertility hormone and 50 control quitting smoking for more than 5 years, who visit the chemical and hormones Center, at Samraa, Salah-Alden Iraq. The level of free testosterone, FSH , and LH not effect. The study was revealed, a significant decrease in free testosterone and increase in level of FSH in the patient's group when compared with the control. Smoking not only affects infertility hormones, but also affects other organs in the human body, such as the heart, lung and other organs. And perhaps if a person continues to smoke, it leads to heart and lung diseases, cancer, liver damage, premature aging, an increase in blood and other diseases.
Adana il merkezinde sigara kullanımı ve etkilerinin, sigaraya ve dumana maruziyetin ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların telefon surveyi ile saptanması
Tütün kullanımı dünyada ve Türkiye'de önlenebilir hastalık, sakatlık ve ölümlerin en önemli nedenidir. Sigaranın yol açtığı zararlara içmeyenlerde maruz kalmaktadır. Ülkemizde sigara tüketiminin kontrol altına alınarak, özellikle gençlerin korunması amacıyla, 2006-2010 yıllarını kapsayacak şekilde bir ?Ulusal Tütün Kontrol Programı? hazırlanmıştır. Bu program dahilinde sigara içiciliğin sorgulanması, sigara dumanına maruziyet ve tütün kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi, tutum ve davranışların saptanması konusunda verilerin toplanması için ulusal ölçekli araştırmalar yapılması gerekmektedir.Bu çalışmada Adana İl Merkezinde Sigara Kullanımı, Sigaraya ve Dumana Maruziyet ve Tütün Kontrol Yöntemleri ile İlgili Bilgi, Tutum ve Davranışlar araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak 'telefon ile anket' yöntemini kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında anket sorularını yöneltmek ve verileri toplamak için "Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi" sistemi kullanılmıştır. Görüşmeler Çukurova Üniversitesi Telefon ve İnternet İle Saha Araştırmaları Merkezi'nde (TİSAM) gerçekleştirilmiştir.Çalışmada toplam 586 kişiyle görüşme yapılmıştır. Ankete katılım oranı %79,7' dir. Araştırmaya katılan kişilerin yaş ortalaması 38,72±13,10 olarak bulundu.. Örneklemin sigara içme prevalansı %22,7 olarak bulundu. Sigara içme oranı erkeklerde %37,7 ve kadınlarda %14,8 bulundu. Görüşmecilerin % 25,1 ` i 1-10 yıl arası, % 15,3'ü 11-20 yıl arası, %10,9'u ise 20 yıldan fazla süredir sigara içtiğini bildirdi. Sigara içmeyen görüşmecilerin %39,1' i evlerinde, %52,2' si işyerlerinde sigara dumanına maruz kaldığı bulunduÇalışmamız göstermiştir ki; geniş bir coğrafyada fazla sayıda kişiye ulaşılması planlanan saha araştırmalarında telefonla görüşme yöntemini kullanmak maliyet ve zaman kazandıracak uygun bir yöntem olabilir.Anahtar kelimeler:Adana, sigara içiciliği, telefonla anket, maruziyet, prevalans.
Adana il Merkezindeki lise öğrencilerilerinde tütün ve tütün mamullerinin kullanımı
Amaç: Önemli bir toplum sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımının başlaması genellikle ergen ve gençlik döneminde olmaktadır. Bu çalışmamızda, gençlerin tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıklarını ve ilişkili faktörleri araştırmayı amaçladık.Yöntem: Evrenimiz Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki liselerdir. İlçeler ve liselerin özellikleri dikkate alınarak ve ağırlıklı küme örnekleme yöntemi kullanılarak 2640 öğrenci örnekleme alındı. Okullar rastgele sayılar tablosuna göre belirlendi. Örneğe çıkan şubelerdeki tüm öğrenciler çalışmaya alındı ve 3025 öğrenci çalışmaya katıldı. Dokuz öğrenci, anketlerindeki iç tutarsızlık nedeniyle çalışma dışı bırakıldı. Toplam 3016 öğrencinin anketleri değerlendirildi.Bulgular: Öğrencilerin 1444'ü (% 47,9) erkek, 1572'si (% 52,1) kızdır. Yaş ortalamaları 16,49±1,21 yıldır. Sigarayı deneme oranı % 34,6, halen içenlerin oranı % 14,6 bulunmuştur. Nargile içtiğini belirtenlerin oranı ise % 19'dur. Tütün ve tütün mamullerinin temin edilmesinde, ?bakkaldan satın alma? ilk sırada yer alırken bunu ?açık ve adet olarak satın alma? izlemektedir. Öğrencilerin yaşları, sınıfları, ailelerinin gelir miktarları, harçlık miktarları ve sigara kullanma süreleri arttıkça tütün ve tütün mamullerini kullanma sıklıkları ve miktarları da artmaktadır. Sigaraya başlamada en etkili etkenlerin başında % 30,3 ile arkadaş çevresi, % 21,7 ile sorunlardan uzaklaşma isteği, % 17,1 ile en yakın üç arkadaştan en az birinin sigara içiyor olması gelmektedir.Sonuç: Dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olan tütün ve tütün mamulleri kullanımı ile mücadeleye ergen-gençler henüz sigara ile karşılaşmadan önce başlanmalıdır. Sigara kadar önemli bir diğer sorun, nargile kullanımı olup bu konuda acil önlemler alınması gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Ergen-genç, nargile, sigara, tütün ve tütün mamulleri, lise, öğrenciler.