Arabian literature
244 theses under this subject heading
دراسة صوتية مقارنة بين لهجتي بغداد والموصل
A single language may be divided into several linguistic environments, each of which has its own dialect. This dialect has certain linguistic and phonetic characteristics. A language is distinguished from a dialect in that the language is general. As for the dialect, it is specific and is part of the language. For example, standard Arabic is a spoken language by all Arabs. They perform its skills: reading, writing, speaking, and listening. As for the dialect, it is a group of linguistic characteristics that belong to a specific environment, and it is performed by the members of this environment. We can say that the dialect environment is wide and multiple. It is possible for the dialect environment to include several diverse dialects. It is worth mentioning that in the dialects of Baghdad and Mosul there is a distinct phonetic and lexical diversity, which makes them two different dialects. These differences are due to social and other geographical factors. We find that the social factor is represented by human mixing and the movement of individuals from one region to another, in addition to people's origins and ethnic affiliation. As for the geographical factor, the geographical area can be considered as one of the most influential factors in dialects and their diversity. This is in terms of the breadth of the geographical environment and the multiplicity of its regions, so we find that both the Baghdad and Mosul dialects converge in some characteristics while diverging in others, in terms of features and phonetic phenomena such as emphasis, softening, inversion, assimilation, and others.
Kalkaşandî'nin Subhu'l-Aʿşâ adlı eserinde üslûbu ve Arap diline yaklaşımı
Memlûkler, (648/1250) tarihinde Mısır'da kurulmuş bir devlettir. Bu dönemde, başta tarih olmak üzere hadis, fıkıh, tefsir, lügat, tabakât, terâcim gibi pek çok alanda eserler telif eden âlimler yetişmiştir. el-Kalkaşendî (ö. 821/1418) bu dönemin önde gelen âlimlerinden biridir. Bu çalışmada el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı ve Arap dili ve edebiyatına yaklaşımı incelenmiştir. el-Kalkaşendî, ilgili konuları divan katipliği yaptığı, alanında "Subhu'l-Aʿşâ" adlı eseriyle meşhur olduğu, divan katiplerinin bilmesi gerektiği bilgileri bu kitabında ele almış, bunların her birini detaylıca incelemiştir. Arap dilini bilmenin gerekliliği, fazileti, diğer dillere olan üstünlüğü, nahiv, sarf, şiir, belagat ilimleri ve atasözleri gibi birçok konuyu ele alması açısından Arap dili ve edebiyatına önemli ölçüde katkısının olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. "Birinci Bölüm" Memlûkler Döneminde yaşamış olan ansiklopedik özellikteki Subhu'l-Aʿşâisimli eserin sahibi el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı, eserleri, ilmi kişiliği, dönemin siyasi ve kültürel yapısı ile ilgilidir. "İkinci Bölümde" üslûba dair bilgiler, tanımı, önemi, mahiyeti ve üslûp çeşitleri; "Üçüncü Bölüm" Subhu'l-Aʿşâ'nın muhteviyatı ve çalışmanın esasını teşkil eden edebî üslûp açısından tahlili yapılmıştır.
Abdurrahmân Şükrî ve Arap edebiyatındaki yeri
ÖZET Bu çalışmada Abdurrahmân Şükrî'nin (1886-1958) hayatı ve modern Arap edebiyatındaki yeri konu edilmiştir. Abdurrahmân Şükrî, Arap edebiyatında yenilikçi bir şair olarak öne çıkmaktadır. Klasik anlayışa sahip şairleri eleştirerek taklitçi geleneğin yıkılmasına ve Romantizm akımının Arap edebiyatında yayılmasına öncülük etmiştir. Abdurrahmân Şükrî, Arap edebiyatı ile İngiliz Romantik ekolün anlayışını birleştirerek yeni bir edebî anlayış ortaya koymaya çalışmıştır. Batı edebiyatından öğrendiği yenilikleri şiirlerinde uygulamaya ve Klasik edebiyatın aşırı şekilciliğine karşı, şiirin içeriğine ve şairin duygularına odaklanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde, Arap edebiyatındaki yenilik hareketlerine, akımlara ve ekollere kısaca değinilmiştir. İlk bölümde Abdurrahmân Şükrî'nin hayatı, eserleri ve edebî anlayışı ele alınmıştır. İkinci bölümde ise şiir anlayışı, edebiyata getirdiği yenilikler, Abbasî Dönemi şairlerine yaptığı eleştiriler, onun Dîvân ekolündeki yeri, İbrâhîm Abdülkâdir el-Mâzinî ile aralarındaki edebî tartışmaları, modern Arap edebiyatındaki yeri ve yenilik hareketlerini savunması ele alınmıştır.
Necîb el-Kîlânî'nin et-Tarîku't-Tavîl adlı romanının tahlili
Bu çalışmamızda Necîb el Kîlânî'nin et-Tarîku't-Tavîl adlı romanı tahlil edilmiştir. Çalışmamız daha önce çalışılmadığından bizce önem arz etmektedir. et-Tarîku't-Tavîl romanı, yazarın hapishanede iken 3 hafta içerisinde yazdığı ilk romanı olmasına rağmen büyük ustalıkla kaleme alınmıştır. el-Kîlânî, Mısır'da doğmuş ve hayatını çeşitli ülkelerde geçirmiş İslamî edebiyatın öncülerinden olan büyük bir edebiyatçıdır. Mısır'da yaşadığı süre içinde İhvani Müslimin teşkilatına yakınlık göstermiş ve neticesinde hapishane süreci yaşamıştır. Onun bu süreci yaşaması kalemini durdurmamış aksine orada iken bile birçok eser yazmasına vesile olmuştur. Onun hapishanede yazdığı eserlerden biri olan et-Tarîku't-Tavîl adlı roman ise Mısır'ın bir köyünde yaşayan iki aileyi anlatmaktadır. İki aile anlatılırken Mısır'daki mevcut siyasi olaylar da romanı şekillendirmiştir. Eserin dili son derece sade, akıcı ve anlaşılırdır. Eserini, edebî sanatlara boğmayarak her türlü okuyucuya açık hale getirmiştir. Bu eseri 1957 yılında Mısır Eğitim ve Öğretim Bakanlığı tarafından birincilik ödülü kazanmıştır. 1959 yılında da aynı eseri Bakan Fethi Rıdvan'dan ödül almıştır. Günümüz yazarları bir eser yazdıklarında eserini aylarca bekletirken el-Kîlânî'nin kısa sürede eserini bitirip ödüller kazanması elbette takdire şayandır. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Belagâtı, Necîb el-Kîlânî, Roman, Tahlil, Edebiyat
الواقعية الإسلامية في روايات خولة حمدي
The study considered the Islamic Realism in four of Khawla Hamdi's novels which are ( Fi Kalbi Ontha Ibryya, Ghorbat Alyasamin, An Tabki, Ayna Almafar) . The study started talking about Realism in general, and its main branches such as critic Realism and socialistic Realism. Then it shifted to Islamic realism in particular. After that I studied the history of Islamic Realism independently in the 9th century and appearance as a reaction against the Romantic doctrine. The study mentioned the sections that resulted from Realism like spiritual, formal, superior, ideal and subjective Realism. After that I studied the reasons for appearing the Islamic Realism against the western doctrine that spread in the Islamic society while the Arabic, Islamic and cultural identity was almost absent from Arabic criticism due to cultural and traditional diversity. The study mentioned the main characteristics of Islamic Realism such as mastership, commitment, stability, humanity and positivity. Then I shifted to study the importance of Islamic Realism which linked Reality on earth with that in heaven, and God, and the benefit that resulted for the humans. The first section of the study was ended by considering the pioneers and critics of Islamic Realism such as Sayied Kotob, Mohummad Kotob and Najeeb Al-Kilani. In the second part of the study I considered Khowla Hamdi's four presenting a summary of each and a brief summary of the writer's life due to the shortage of resources about each and the impossibility to get any more. In the third part of the study, the researcher studied the setting of the novels and the relation with reality where most of the action took place, in Lebanon, France and Tunis. Some actions took place in mosques, churches, houses or farms. The time chosen by the writer made the novel more beneficial and active. After that I studied the subject matter of the novels such as religious tolerance, changing one's religion, marriage between couples of different religions, western nativity towards Muslims and Muslims getting consolidating in western societies. The study made clear how much attached are the subject matters of these novels to people's lives in the contemporary Islamic society where many Eastern Muslims live in European countries. Some of them got consolidated while others got indisposed. Then the researcher studied the main characters of these novels such as an exile, an adversary, God campaigner, a mother and a student. It also made clear the Islamic Realism fulfilled in the actions played by each character. The study was ended by spotlighting the writer's proficiency choosing her main characters as a religious or lingual concept. Finally, the study pointed out the writer excluding any extreme words in the negative or violent scenes.
Religious values in The Arabic novel -1990-2015-
This study has highlighted the religious values in the contemporary Arabic novel. So, it shed light upon its unique capabilities in the novelist art in carrying contents and delivering messages. Also, it sought to search for religious values in narrative models and studied it as an objective and analytical study. Moreover, it showed its importance and how to enrich the novelist art and its impact on the role of fiction characters taking in consideration the composition, characterization and dimensions of them psychologically, socially and physically. Also, the study took inconsideration descriptive analytical approach, historical approach and psychological approach. However, it didn't resort to extrapolate novels based on a certain religious, political or social principle but it expanded its horizons to include different topics. Again, it took into account while selecting the 30 novels which it studied the "Geographical Distribution". It was careful to include most of the countries of the Arab world and set a period of time from 1990 to 2015. Furthermore, the study was required to have an introduction, preface, three chapters and a conclusion. Besides, the researcher in the introduction clarified the study objective, its importance, the questions he asked and the approach followed. Also, he recalled the previous studies showing the difference between them. In addition, he has shortened the preface to show a summary of the concept of modern Arabic novel and its features. He stopped in the middle (middle of the preface) when he wanted to define the general values linguistically. Then he went deep into the religious values showing its importance, comprehensiveness, characteristics, objectives, sources and the classification of Western and Arab researchers to it. Besides, he clarified the classification of this study saying that this classification comes as a result of wide view to Western and Arab classifications. Hence, he presented a list of religious values to specialists in the fields of literature, novel, Islamic and political education from the Arab world and Turkey. He ended the preface by talking about the relation among Literature, religion and values. Stressing that it is based on Solid base and reciprocal roles.
Arap şiirinde dilencilik edebiyatı - Ebu'ş-Şamakmak örneği –
İnsanlık tarihi boyunca her memlekette zenginler ile birlikte fakirler ve yoksullar da varolmuştur. Dolayısıyla dilenciliğin de insanlık tarihiyle paraler olduğunu söylemek mümkündür. Arap toplumunun Cahiliye döneminde dilencilik olgusuna bir bütün olarak rastlanmasa da Nabığa ez-Zübyânî ve A'şâ b. Meymun gibi bazı şairlerin şiirleriyle kazanç elde ettikleri görülmüştür. İslamiyetin ilk yıllarında kısmen de olsa kaynaklarda dilencilik örnekleriyle karşılaşmaktayız. Emevi döneminde ise su'luk şairler diye tabir edilen ve eşkıyalığı meslek edinen şairlerin tarih sahnesine çıktığına müşahede etmekteyiz. Abbasi devletin ikinci döneminde gelirlerin halk arasında adil dağıtılmaması ve devleti yönetenlerin zevku sefaya dalmalarından kaynaklı ekonomik yapının bozulmasıda halkı farklı geçim yollarına itmiştir ki bir kısım insanlar en kolay geçim yolu olan dilenciliği tercihetmiştir. Abbasi döneminde tasavvuf, edebiyat vb. disiplinlere mensup kişilerin sahip oldukları meziyetleri dilenmek için kullandıkları görülmektedir. Bu çalışmada özelde Abbasi döneminde yaşamış ve dilenerek geçimlerini sağlamaya çalışan şairler araştırılmıştır. Dilenci edebiyatının ortaya çıkışı, nedenleri, dilenme yöntemleri ve bu amaçla inşad edilen örnek beyitler incelenmiştir.
Postcolonial issues and literature: Najib Al-Kilani as an example
ABSTRACT What is post-colonialism theory? What is the basis, and methodology of this theory? Who are the important pioneers? What values does this have theoretically and in the application? Moreover, what are the main points of argumentation? Colonialism has been argued to be further beneficial to highlight the politics of disparity and differences among human beings and their widespread cultures, but how? A considerable number of studies on colonial readings in the past years mention to one of the most controversial literary theories and criticisms which carry a comprehensive concept from politics to economy to all other aspects of life, and is a critical approach aims to dismantle the colonial discourse and trying to review the history of colonized countries literature, by different methodologies, in the views of the colonized. There is a bit odd coincidence on the timing: academic attention in colonialism ascended when great powers had already missed their worldwide validity and trust. Previously when colonialism was a purpose of mobilization, researchers and the elite were most fascinated by the freedom activities and the likelihood of modernization and advancement of the societies, but nowadays they are not so optimistic about that. That is seen in the novels and writings of some important authors. Najib Al-Kilani as an effective Arab-African writer, in respect of presenting the subject of colonialism in the studies depending on literary art, but not based on the Western world views, was one of the pioneers in Arab African literature medium, and he could reveal the great effects for western colonialism movement in the societies that have been colonized. This study sheds light on his contributions in the pathways of contemporary Arabic literature, focusing on two of his famous novels Turkistan Nights and Napoleon in Al-Azhar which represent his prominent writing style and reflect post-colonial literature in the Arab world. Keywords: Post-colonialism, Colonialism, Orientalism, Novel, Najib Al-Kilani, Oppression, Freedom, Culture.
Ahmed Ziyad Muhabbık'ın kısa öykülerinde mekân olgusu
Mekân olgusu edebi metinlerde önemli bir yere sahiptir. Mekân olgusu incelenirken bu olguya sadece konum açısından bakmak doğru değildir. Zira mekân, anlatının bütün unsurlarıyla sıkı bir bağlantısı içindedir. Bu yüzden araştırma esnasında bu olgu, sadece fiziki özelliklere haiz bir unsur olarak değil, insanla kuvvetli bir etkileşimi bulunan ve kişisel analizlerde işlevsel rol üstlenen bir etken şeklinde incelenmeye tâbî tutulmuştur. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ahmed Ziyâd Muhabbık'ın hayatı ve eserleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde müellifin kaleme aldığı Yevmun li Raculin Vahid يوم لرجل واحد)), Hicârat-u Erdina حجارة أرضنا) ), Hilmu'l-Ecfani'l-Mutbeka حلم) الأجفان المطبقة) ), Arîşetu'l-Yasemin عريشة الياسمين) ), li Enneki Maiye لانك معي ) ), Ta'mu'l-Asâfîr طعم العصافير ) ), el - Avdetu ile'l-Bahr العودة إلى البحر) ), er-Rahîl min Ecli Meha (الرحيل من أجل مها)), Verdâtun fî'l-Leyli'l-Ahîr وردات في الليل الأخير) ), Rîşü Neam ريش نعام)), et'Tuffahu'l- Ahîra fî'l-Hakl التفاحة الأخيرة في الحقل)) , Fevka Sathi'l-'İmârat فوق سطح العمارة ) ), mâ Ezâlü Enteziru ما ازال أنتظر)) ve Ebu Mu'tez ve'l-Kenâriyât ابو معتز والكناريات) ) adlı hikâyelerinin her biri ayrı ayrı değerlendirilmiş ve söz konusu hikâyelerde yer alan mekânlara farklı bakış açılarıyla dikkat çekilmiştir. Üçüncü bölümde ise daha çok mekân çeşitleri üzerinde durulmuş ve mekânın, soyut, somut, açık, kapalı, ütopik/hayalî, fantastik, metafizik, duygusal, kapalı -dar ve açık-geniş şeklinde ondan fazla çeşidi üzerinde durulmuş ve her biri ayrı ayrı örneklendirilmeye çalışılmıştır.
Nizâr Kabbânî'nin kasidelerinde siyasal realite bilinci
In this research, the "Poetic Awareness of Political Reality in Nizar Qabbani's Poems," I attempted to explore the aesthetics of the political poems of the poet, As well as the deep poetic awareness of the poet towards social, political and historical issues, The fact that these poems embody the rebellion and mockery of the aggravating social and political situation of modern and contemporary Arab societies, Nizar Qabbani used poetry as a source of energy to burn all the fake decorations and slogans in Arab countries. His poetic texts in this field were varied, rich and deeply connoting. Since consciousness is a state in which a person realizes himself and his ability to understand and analyze, or in other words, awareness of the individual's awareness of the reality of his society and its regional and international surroundings, and knowledge of the various problems of the times and the effective and influential force in decision-making nationally and globally in knowing reality. There is no doubt that the Arab countries, including their poets, were prepared for a liberating tendency in order to get rid of the burden of the ruling state in the region where corruption and injustice were spread, During this period, a group of Arab poets entered the world of political poetry and became a political vision for them. These poets generated a kind of poetry in the form of political satire; Nizar Qabbani was one of these poets. His poems contained many words and political expressions that exposed the dire social and political reality. This study included an introduction, a preface, two chapters, and a conclusion. In the preamble I focused on defining awareness and literary awareness and the broad implications of the term, according to what came in dictionaries and linguistic translations, and also on the great role that literature plays in social, political and historical issues, according to the different literary schools, and i clarified the most important literary schools and their difference about the concept of literature and the role it plays in order to address social and political issues, after that i showcased the most important artistic and political stations that the poet went through during his artistic career, especially the stage in which the poet lived after the June setback, and what led to his transformation from a poet who writes the poetry of yarn and women to writing the poetry of a politician in a striking way. In the first chapter, I touched on the topics of presenting real and social events, starting by defining the problems of society represented by Arab oil, the individual, women, intellectuals, and many issues related to the life of the Arab person. What happened to the people from the calamities and calamities due to the wrong policy by the rulers and rulers over the rule and administration of the Arab countries, which led to disastrous results for the people and the Arab community in that era. In the second chapter, I reviewed the ancient Arab civilization, the relationship between ancient and modern Arab history and what the Arab states have achieved at the present time, by linking ancient historical and political events with current real and political events, by invoking a number of figures, historical, political, literary, and Islamic symbols, in order to create artistic images in which the recipient does not refrain from reading the texts of the research. Here it must be noted that the political poems of the poet Nizar Qabbani on social and national issues are very many, If the poet assigns two sets of his collections of poetry, But we have had enough to complete this humble search, And if we dig deeper, we may need hundreds of pages to be able to display and clarify his many poems related to this topic of our research. Keywords: Nizar Qabbani, Poetic awareness, Political poems, Living reality, Characters, Heritage.
المرجعيات في شعر آمال الزهاوي
This study revolves around "references in the poetry of Ammal Alzahawy" as it included a study on the introduction and preface and two chapters and a conclusion, dealing with the boot on the definition of reference and highlighted the concepts that have been said it will be the life of the poet and its culture. At the first chapter on the mechanisms employ a reference of where the personal and time and location and ensures all of them from the texts dealt with the poet reference. The third chapter has included the types of references terms of references to the religious, historical, literary and mythological definition of every one of them how to recruit, screen control this species in her hair and its impact on the product by people in the religious authorities had adopted a streetcar on the texts of the Koran and employ them in her poet, in the terms of reference of the literary have been adopted on the experiences of poets who have preceded her in the poet and the impact of these in shaping the experience of the poet Ammal Zahawy popular, and excelled also in the employment of prose "as the demand Proverbs". In references to historical thought, the poet on the events and historical issues have not had an impact on the poet. In the references the mythical lost I thought the poet on the events and ancient legends that had a huge impact on her. The study found that the poet may have varied in their references set to the inherited religious and literary tradition of all kinds for what fits with her ideas and made reference to its historical and mythological influence on her, summoning of historical events and mythological as to through them on the issues of its age. Keywords: Amal Al-Zahawi, References, Iraqi Poetry, Reference Types, Literature. Number of Page: 113 Supervisor: Doç. Dr. Abdulhadi TİMURTAŞ
Subhî Fahmâvî'nin romanlarında üslûp
Üslûba dair bilgiler, eski Yunan ve Arap edebiyatında hitabet, belâgat, ve edebî eleştiri alanlarına dair eserlerde dağınık bir şekilde yer almıştır. Ancak eleştiri yöntemlerinin gelişmesi sonucunda, edebi metinlerin çeşitli yönlerden incelenebilmesi, bununla beraber belâgat ilminin dil alanında yaşanan gelişmelerden geri kalması, üslûbun müstakil bir bilim olma yolunda ilerlemesine katkı sunmuştur. Her ne kadar terimsel ve teorik alt yapısı oluşmamış ve uygulama yöntemi kesin sınırlarla çizilmemiş olsa da üslûp ve üslûpbilim, dilbilimin bir kolu olarak gelişimini sürdürmeye devam etmiştir. Şahsiyetin kendisi olarak tarif edilen üslûp, bireyin kendisine özgü dil kullanımının yanında edebî metni oluşturan dilsel öğelerin kullanılma biçimlerini, söz dizimsel özelliklerini ve bu özelliklerin anlama katkısını konu edinir. Üslûpbilim ise söyleyişin sahip olduğu ayırıcı özellikleri belirlemeye çalışan ve bu özellikleri belli ölçütlere göre değerlendiren alandır. Hikâye türünde yazdığı pek çok eserinin yanında, kaleme aldığı ondan fazla romanıyla çağdaş Ürdün romancılığının tanınmış simalarından biri olan Filistin asıllı Ürdün vatandaşı Subhî Fahmâvî (صبحي فحماوي), gerek yazdığı konularla gerekse de kullandığı dil ve dilsel öğelerle dikkat çekmektedir. Genellikle Filistin halkının 1948 ve 1967 yıllarında peş peşe yaşadığı felaketler ve sonrasında yaşanan üzücü olaylar, Fahmâvî'nin romanlarında işlenen başlıca konulardır. Bununla beraber Arapların toplumsal hayatlarına dair problem olarak gördüğü birçok konuyu ele alan yazar, anlatımda trajedi ile mizahı yoğurarak kendisine özgü "kahbuka" olarak nitelendirilen bir tarz benimsemektedir. Fahmâvî, anlatımını Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere diğer kutsal kitapların metinleri, hadis-i şerifler, şiir, şarkı, atasözü, deyim, fıkra ve hikayelerle zenginleştirip sunmaktadır. Temel amacı düşüncelerini muhataba en doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarmak olan Fahmâvî'nin eserleri sözel ve söz dizimsel açıdan da son derece özgündür. Genel olarak kolay, anlaşılır bir seviyede fasih Arapçayı tercih eden yazar, ihtiyaca binaen gerekli gördüğü yerlerde Mısır ve Filistin mahalli dilinden de istifade etmektedir. Sahip olduğu kültürel birikimi, romanlarına başarılı bir şekilde yansıtan Fahmâvî, kurduğu metinler arası bağlantılarla okuyucuyu farklı alemlerde dolaştırmaktadır. Özellikle anlatıcıya anlattırdığı fıkra ve hikayeler, genel olarak romanın ana konusuyla üzülen muhataba tebessüm ettirmektedir. Çalışmada, yazarı dil ve anlatım açılarından farklılaştıran bu ve buna benzer özellikleri belirlemeye çalıştık. Yazarın romanlarında kullandığı dili, belağat ilmi ve gramer başta olmak üzere farklı açılardan değerlendirmeye tabi tuttuk. Düşüncelerini okuyucuya aktarırken yazarın yararlandığı dilsel ve anlatımsal her malzemeyi tespit etmeye çalıştık.
Cemîl Sıdkî Ez-Zehâvî'nin şiirlerinde kadın
Kadın meselesi, edebiyat tarihinde her dönemde yazar ve şairlerin ilgisini çeken temel temalardan biri olmuştur. Hem nesir hem de nazım türü eserlerde yer bulan bu tema, modern dönemde de önemini sürdürmüştür. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren 20. yüzyılla birlikte kadın hakları üzerine yürütülen tartışmalar, dönemin entelektüel çevrelerini derinden etkilemiştir. 1863-1936 yılları arasında yaşamış ve Osmanlı bürokrasisinde görev almış Iraklı düşünür ve şair Cemil Sıdkî ez-Zehâvî de bu tartışmalara kadınları savunma amacıyla dâhil olmuştur. Kadın taraftarları ile karşıtları arasında süregelen bu münakaşalar, kadınların mahrum bırakıldığı haklar, bu hakların nasıl elde edileceği ve kadının toplumsal konumunu belirleyen ölçütler etrafında şekillenmiştir. Zehâvî, bu çerçevede kadının ailevi, toplumsal ve dinî konumunu da şiirlerinde işlemiştir. Kadını bir eş ve anne olarak değerlendiren şair, onun aile içindeki yerine vurgu yapmış; toplumsal bağlamda ise kadının çalışma hayatına katılımı, eğitim alma hakkı ve toplumsal kalkınmadaki rolü üzerinde durmuştur. Şair, kız çocuklarının erken yaşta yaşlı erkeklerle evlendirilmesi, çok eşlilik ve boşanma gibi dönemin kronikleşmiş sorunlarını da eleştirel bir bakışla gündeme getirmiştir. Din adamlarının kadınlara bakışını ve din adına savunulan bazı yanlış inanç ve gelenekleri de şiirsel dille sorgulamıştır. Kadın meselesini Doğu-Batı ekseninde ele alan Zehâvî, Doğulu kadının Batılı hemcinsine kıyasla değersizleştirilmesini sert bir dille tenkit etmiştir. Zehâvî'nin şiirlerinde dikkat çeken bir diğer mesele ise kadına yönelik şiddettir. Ataerkil Irak toplumunda erkek egemen zihniyetin kadını ötekileştirmesi ve bir meta gibi görmesi, şairin şiirlerinde ele aldığı başlıca sorunlardan biridir. Ancak Zehâvî kadını yalnızca mağdur yönüyle değil, yaratılışın bir parçası olarak fiziksel güzelliğiyle de tasvir etmiştir. Nitekim yüz, yanak, göz, boy ve saç gibi unsurlar onun kendine has üslubuyla betimlenmiştir. Bu çalışma, Zehâvî'nin kadın konusuna dair şiirlerini esas alarak, metin analizi ve tahlil yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.
شعراء قبيلة بني تغلب في العصرين الأموي والعباسيشخصياتهم الأدبية ودراسة أشعارهم
The aim of the current study was to examine and track the poetry and poets of one of the important Arab tribes in the both Umayyad and Abbasid eras, namely Bani Taghlib tribe. Moreover, the poets of this tribe had an important and prominent role in the Umayyad and Abbasid literature. It is well known that Arabic poetry had great importance in Arabic literature in its various eras, and the Taghlib tribe is one of the famous Arab tribes with a long history and has men who had a great role in the wars of ignorance, and it has poets no less important than the men who defend it in wars. Here, this is what drew our attention to the research and investigation of the poets of this tribe and the knowledge of their poems, lives, the features and topics of their poetry and what is related to their own tribe, especially in the Umayyad and Abbasid eras, which were not addressed independently. Therefore, we discussed the poets of the Taghlib tribe and presented its most prominent poets and poetic themes of praise, irony, pride, lament, spinning and description regarding the most important of them like Al-Akhtal, Abu Firas Al-Hamdani, Aasha Bani Taghlib, Kaab Ibn Juayl and others whom we will mention and review in this study.
Ka'b b. Züheyr'in Kasîde-i Bürde'sinin şarihi meçhul Türkçe şerhleri (İnceleme–metin)
Arap edebiyatında "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki şiir bulunmaktadır. İlki Kaʿb b. Züheyr'in Hz. Peygamber'i hicvettiği bir şiirin ardından affına vesile olması için yazdığı "Bânet Suʿâd" cümlesiyle başlayan kaside; ikincisi ise ondan yaklaşık altı asır sonra yaşamış olan Busîrî'nin felçli bedeninin şifa bulması ümidiyle kaleme aldığı kasidedir. Ka'b bin Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"'sine yapılan şarihi meçhul Türkçe şerhleri tespit ve incelemeyi amaçladığımız bu çalışmada; Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi, numara 2132/2 ve Süleymaniye Kütüphanesi Mehmed Sefayihi, numara 15'te kayıtlı iki şerhin transkripsiyonu yapılmıştır. Giriş ve iki ana bölümden oluşan çalışmada öncelikle "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın 1. Bölümünde Ç ve S nüshalarının imla, şekil, dil ve üslup özellikleri ile şerh usulü incelenmiş, şerhlerdeki kelime ve kavramların mukayeseli sözlüğü hazırlanmıştır. Çalışmanın 2. Bölümünde ise metinlerin hazırlanmasında takip edilen yol açıklanarak Ç ve S nüshalarının transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın sonucunda "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside arasındaki farklar ortaya konulmuş ve Ka'b b. Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"sine yapılan şarihi meçhul iki Türkçe şerh bilim dünyasına kazandırılmıştır.
Mustafa Behcet'in telhîs şerhi: Behcetü'l-Erîb (İnceleme-çeviri yazılı metin)
Siraceddin es-Sekkâkî'nin, Miftâhu'l-'Ulûm adlı Arapça eserinin meânî ve beyân bilimlerini ele aldığı üçüncü bölümü daha sonra yazılacak eserler için temel oluşturmuştur. Eserin bu üçüncü bölümünü açıklamak üzere birçok şerh yazılmış, bunlardan Hatîb el-Kazvînî tarafından yazılan Telhisu'l-Miftâh adlı çalışma en çok dikkat çekeni olmuş, farklı dillere tercüme ve şerh edilmiş, bunun yanı sıra başka bağımsız çalışmalar da yapılmıştır. Osmanlı dönemi 20. yüzyıl âlimlerinden Mustafa Behcet b. Muhammed Sâlim tarafından yazılan Behcetü'l-Erîb fì Şerh-i Telhisi'l-Hatîb adlı eser Telhîs'in Osmanlı Türkçesi ile yazılmış mensûr bir şerhidir. Eserin el yazması tek nüshası Milli Kütüphane Yz A 4449 numarada kayıtlıdır. Eser, verdiği farklı örnekler ve şârihin yaptığı yorumlarla dönemin belâgat çalışmalarına ışık tutar niteliktedir. Tezin giriş bölümünde, Arap edebiyatında belâgat eserlerinin tarihsel süreçteki görünümleri, Arap belâgat ilmine yön yeren belli başlı belâgat âlimleri ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Miftâhu'l-'Ulûm'un yazarı es-Sekkâkî ve Telhîsu'l-Miftâh'ın yazarı elKazvînî, hayatları, edebî kişilikleri ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölüm Telhîsu'l-Miftâh üzerine yapılan Arapça ve Türkçe çalışmaların incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü bölümde incelenen el yazması şerhin yazarı Mustafa Behcet ve eserleri ele alınmış, yazma eserin teknik, dil ve imla özellikleri, içeriği, şârihin eserde izlediği şerh metodu gibi alt başlıklarla eser daha detaylı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Tezin dördüncü bölümünde çeviri yazılı metnin okunmasında takip edilen yol ve çeviri yazılı metin verilmiş, metindeki Arapça bölümler sayfa altı dipnotlarda Türkçeye çevrilmiştir. Ayrıca metinde bahsi geçen kişi ve eser adları tezin sonunda yer alan açıklamalı sözlük içinde alfabetik olarak verilmiştir. Tez, Türkçe belâgat çalışmaları içinde Telhîsu'l-Miftâh adlı eserin hiç bilinmeyen yeni bir Türkçe şerhini araştırmacılara sunmaktadır. Anahtar Sözcükler es-Sekkâkî, Miftâhu'l-'Ulûm, el-Kazvînî, Telhîsu'l-Miftâh, Mustafa Behcet, Behcetü'lErib, şerh
Kuzey Afrika Libya Trablus garb Müziği: "Muvaşşah"
Bu çalışmada, Endülüs halkının en önemli kültür miraslarından biri olan muvaşşah sanatı ele alınacaktır. Coğrafi olarak Libya'nın Trablus ve Endülüs bölgesinde edebiyat alanında ve hicri takvime göre üçüncü asırda, Endülüs halkı arasında doğmuş ve yayılmış bir şiir sanatıdır. Arap edebiyatındaki en önemli türlerinden biri olan muvaşşah tür, Endülüs halkının müziğe olan eğilimi ile bölgesel halk ağzıyla terennüm edilen şarkıların kaynaşması sonucu doğmuştur. Beş yüzyıl boyunca geçerliliğini koruyan bu tür, göçler yayılmıştır. X. yüzyılda doruk noktasına ulaşan muvaşşaha, matla, devr, sımt, kufl, gusn, beyt ve harce gibi kendine ait terminolojisi ile özelliğini belli etmektedir. Diğer taraftan Arapça olmayan kelimeleri içermesi sebebiyle Doğulu ve Batılı birçok araştırmacının da ilgisini çekmiştir. Muvaşşah sanatının doğduğu ve yayılmaya başladığı coğrafi konum, mavaşşah tanımı ve tarihi, bu sanatın içeriğindeki konuları, edebi alanda özelliklerinden yola çıkarak muvaşşah şiirlerini kullanan besteciler, bestecilerin belirgin özellikleri çalışmada yapılan analizlerle ortaya çıkarılacaktır. Muvaşşah sanatına işaret eden eski veya yeni tarihli araştırmaların içerisinde değişik görüş ve teoriler bulunmaktadır. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği alanında aldığım yüksek lisans eğitimim sırasında, Arap kültürüne ait olan, aynı adla yazılmış şiirlerin müziksel kısımlarına dair bir çalışmanın yapılmamış olması, beni Muvaşşah sanatıyla ilgili araştırma yapmaya teşvik etti. Bu araştırmada hedefim, Muvaşşah okuma sanatında kullanılmış ritimsel, makamsal olguları ortaya koyarak, Muvaşşah bestelerinin Türk Müziği icra edenler tarafından da ulaşılabilir ve anlaşılarak icra edilebilir olmasını sağlamak amacıyla analizlerini yapmak olacaktır. Anahtar Kelimeler: Muvaşşah, Şiir, Endülüs.
Abdullah el-Fâkihî'nin Mücîbü'n-Nidâ ilâ Şerhi Katri'n-Nedâ adlı eserinde şiirle istişhad
Bu çalışmada, Abdullah el-Fâkihî'nin (d. 899-1493/ö. 972-1564) Mucîbu'n-nidâ ilâ şerḥi Ḳaṭri'n-nedâ adlı eserinde istişhâd ettiği beyitler tahlil edilmiştir. Bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, problemi, amacı, metodu, önemi ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde İbn Hişâm el-Ensârî ile el-Fâkihî'nin hayatları, ilmî şahsiyetleri ve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümde el-Fâkihî'nin Mucîbu'n-nidâ ilâ şerḥi Ḳaṭri'n-nedâ adlı eserin genel özellikleri, muhtevası ve eserinde kullandığı metoda değinilmiş ve İbn Hişâm el-Ensârî ile el-Fâkihî'nin şerhleri mukayese edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Mucîbu'n-nidâ adlı eserde yer alan iki yüz yirmi yedi beyit tercüme edilerek istişhâdları tahlil edilmiştir. Anahtar kelimeler: el-Fâkihî, Mucîbu'n-nidâ, Ḳaṭru'n-nedâ, istişhâd, şiirler.
Cezayir millî şairi Mufdî Zekeriyyâ ve İlyâzetu'l-Cezâir adlı eseri
Cezayir edebiyatının önemli bir figürü olan Mufdî Zekeriyyâ, millî şair olmasının yanı sıra modern dönemde klasik Arap şiirini temsil etmesiyle öne çıkmaktadır. Şiirlerinde geleneğe bağlı kalarak, yaşadığı dönemin fikir ve düşüncelerini yansıtmıştır. Eserleri yalnızca Cezayir ile sınırlı kalmamış, Kuzey Afrika başta olmak üzere tüm İslam dünyasını etkilemiştir. Mufdî Zekeriyyâ'nın hayatı ve millî şair kimliği üzerine çalışmalar bulunsa da bugüne kadar herhangi bir eseri derinlemesine incelenerek edebî tarzının özellikleri ve estetik anlayışı hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Mufdî Zekeriyyâ'nın edebî kişiliğinin yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel şartlarının etkisiyle nasıl şekillendiğini ve onun düşünce ve sanat anlayışını en belirgin şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin muhtevası ile şekil ve üslup özelliklerini incelemektir. Bu doğrultuda şairin edebî kişiliğini yansıtan temel bir eser olarak İlyâẕetu'l-Cezâir ve ulaşılabilir diğer tüm eserleri doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma kapsamında, şairin İlyâẕetu'l-Cezâir'i kendi sesinden okuduğu kayıtların çözümlemeleri ile muhteva tablosu ve grafiği, nitel verilerin nicelleştirilmesi ve sayısal analizlerinin yapılmasıyla oluşturulmuştur. İlyâẕetu'l-Cezâir'de sonunda "lâzime" (nakarat) adı verilen tekrarların yer aldığı 100 kıtanın vezinli ve kâfiyeli olması, klasik Arap şiiri formlarından esinlenilerek yenilikçi bir yaklaşım sergilendiğini gösteren bulgulardandır. Eserin nazım biçiminin Mufdî Zekeriyyâ tarafından oluşturulmuş yeni bir tür olarak kabul edilebileceği çalışmanın sonuçlarından biridir. Mufdî Zekeriyyâ'nın sanat anlayışını en iyi şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin incelenmesiyle şairin edebî tarzı ve estetik anlayışı üzerine yapılacak bir değerlendirme, Cezayir edebiyatının daha iyi tanınmasını sağlayacağı gibi modern dönemde klasik Arap şiirine dair yenilikçi yaklaşımların keşfedilmesine de olanak sağlayacaktır.
Arap şairlerden Ebu'l-Bahr el-Hattî ve şiirleri
Bu çalışmada Ḳatîf'de doğmuş, hayat serüvenini Bahreyn'de sürdürmüş, daha sonra günümüzdeki adıyla İran'a göç edip orada vefat etmiş olan Ebu'l-Baḥr el-Hattî'nin hayatı ve şiirleri incelenmiştir. Çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, problemi, yöntemi ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan kaynaklara yer verilmiştir. Şairin yaşadığı dönem de bu bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde Ebu'l-Baḥr'ın hayatı ve edebî kişiliği incelenmiş ve Divân'ına dair genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde muhtevâ tahlili yapılmış ve medih, mersiye, ihvâniyyât, özlem, mektuba giriş, gazel, vasf, hamriyat, hezliyât ve dînî içerikli şiir muhtevâlarında kaleme aldığı şiirler örneklendirilmiştir. Şiirlerin ilgili yerlerinin metinleri ve tercümeleri aktarılmış ve bu şiirlerle ilgili yorumlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirleri kasîde yapısı, vezin ve kâfiye, anlatım yöntemleri ve kullanılan sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç olarak Ebu'l-Bahr'ın, şiirlerinde Arap şiirinin ana muhtevâlarını ve diğer tâlî konularını başarılı şekilde şiirlerine yansıttığı tespit edilmiştir. Söz konusu şiirlerini, dil ve üslup özelliklerini başarılı şekilde kullanarak yazdığı belirlenmiştir.
18. asır Arap şairlerinden el-Emir es-San'ani ve divanı
Bu çalışmada 12/18. asır Arap şair ve âlimlerinden el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve Dîvân'ı incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve eserleriyle ilgili yapılan çalışmalar ve Yemen'in 12/18. asırdaki siyasî, ilmî ve ictimâ'î durumuyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin hayatı, ailesi, ilmî ve edebî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin söylediği şiirler muhteva açısından incelenmiştir. Bu çerçevede şairin şiirleri konularına göre tanzim edilmiş ve bu konular edebiyat tenkitçilerinin eserlerinde belirlemiş oldukları kıstaslar bağlamında tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şiirler üslup ve şekil açısından incelenmiştir. Kasidenin yapısı, nazım biçimleri, vezin ve kafiye yapısı ve me'ânî, beyân ve bedî' ilimleri açısından incelenmeye tabi tutulmuştur.
Arap dili ve Kur'an'da te'kid üslubu
İletişim, dilin sözlü ve yazılı vasıtaları ile gerçekleşir. Kelimeler de sözlü ve yazılı iletişimi sağlayan dilin sesli ve yazılı vasıtalardır. Akleden ve düşünen insan bu vasıtalardan gelen veriler sayesinde hayatı anlamlandırmaktadır. Diğer semâvî kitapların vazifesi gibi Rab'le kul arasındaki bu iletişimi sağlayan ilâhî vasıta Kur'ân'dır. Bu vasıta geniş anlamda dil, dar anlamda da Arap dilini kullanmaktadır. Çünkü ilk muhatapların dili Arapçadır. Bu sebeple Kur'ân Arapçanın dilsel formlarıyla muhataplarına seslenir. Bu formlar kelime düzeyinde olduğu gibi, kelâm (Söz) düzeyinde de gerçekleşmektedir. Bu bakımdan bir yönüyle gramer kurallarıyla diğer yönüyle de nazmındaki anlam derinlikleriyle de ilişkilidir. Dil hayatın her evresinde kullandığımız bir varlık ve araçtır. Bu yönüyle her doğal dilin kendisinde evrensel gramatik bir temel yapı bulunmaktadır. Bu tüm dillerin insanî boyutuyla ilgilidir. Ancak dil, sosyal bir olgu olması nedeniyle de bir doğal dilin milli bir formu bulunur. Bu form Arap diline irca edildiğinde Arap dilinin özeliyle ilgili olur. Bu iki durumun dışında bir toplum tarafından kullanılan dilin daha özel boyutu bulunmaktadır. Bu ise bir şahsı diğerinden ayıran ferdî özellikleridir. Bu ferdî özellikler konuşulan dilde ortaya çıkarsa bu üslup olur. Zira bir şahsın diğer şahıstan konuştuğu kelâm vasıtasıyla farklı olduğunu biliriz. Bu aidiyetle ilgili bir durumdur. Bu durum konuşulan tüm sözler için geçerlidir. Kur'ân, doğal ve milli bir dil olan Arapça'ya rağmen ferdî üslup ve muhtevayı birleştirerek naziri bulunmayan kalıcı bir hitaptır. Bununla Kur'ân evrensel gramere bağlı kalarak, Arapçanın milli formuyla diğer dillerin doğal formlardan ayrıştığı gibi, üslubundaki ferdiyet özellikleriyle de diğer eserlerden ayrışarak mucizevî ilahî kitap olduğu anlaşılmış olur. Kur'ân muhataplarına hitap ederken birden fazla üslup türünü kullanmaktadır. Ancak göze çarpan üsluplarından biri te'kid üslubudur. Te'kid üslubu ise temelde evrensel gramere ve milli dil olan Arapça'nın kendine ait özellikleriyle sıkı ilişki içerisindedir. Zira bilginin kalıcı olması için tekrârlanması ve vurgulanması gereklidir. Neredeyse tüm dillerde mananın kesin bir şekilde anlaşılması için hitap esnasında te'kid unsurları kullanılır. Arap dili özelinde ise farklı parametreler kullanılır. Bunların tespiti Arap dil çalışmalarıyla bilinir. Arap diliyle ilgili çalışmalar, temelde sarf, nahiv ve belagat alanında gelişme göstermiştir. Bu sebeple Kur'ân hakkında yapılan dille ilgili çalışmalarda bu ilmi disiplinler üzerinden gerçekleştiğini görmekteyiz. Te'kid üslubu bu ilmi disiplinlere bağlı yollarla gerçekleşir. Zira te'kid muhatabın zihnindeki şüpheyi izale etmek, kelâmdaki ibahayı ortadan kaldırmaktadır. Çalışmamızda, 'lafzın fazlalığı mananın fazlalığına delalet eder' kaidesince kelimede fazlalık sarf ilmine, kelâmda fazlalık ise nahiv ilmine dâhil edilir. Ancak bu iki ilmin dışında kelâmdaki terkibin nazmından ortaya çıkan özel fazladan bir anlam vurgusu bulunur. Bu da te'kid manaları içerir ve belagat ilmiyle ilişkilidir. Kur'ân'daki te'kid üsluplarının gayesi, muhataplarını iknâ etmek ve hidayete sevk etmektir. Zira te'kid üsluplarının bilinmesi Kur'ân'ın anlaşılması ve vicdanlardaki şüphelerin izalesi için gereklidir.
Ümeyye b. Ebü's-Salt ve şiirindeki dini motifler
"O; Sakîf kabilesinin dâhi şahsiyetlerinden biriydi. Nitekim Sakîf kabilesi Arap kabileleri arasında yetiştirdiği dâhilerle tanınmış bir kabiledir. Ümeyye kendine olan güveni sebebiyle işi nübüvvet iddiasında bulunmayı aklından geçirecek kadar ilerletmişti. Üstelik bir kişinin peygamber olması için kendisinde bulunması gereken hasletleri bilirdi, hatta bunun için birçok kitabı okuyup inceleyerek kendini geliştirmiştir. Araplar arasında ilmî kişiliği ile tebarüz etmiş, şehirler arasında yaptığı seyahatleriyle tanınmış bir şahsiyet ve çok rivayetleri bulunan biriydi.'' Cahız'ın Ümeyye b. Ebi's-Salt için sarf ettiği bu sözlerden hareketle, bu çalışmada Câhiliye dönemi ve Sadru'l- İslâm dönemine şahit olan önemli şairlerden Ümeyye b. Ebi's-Salt; dönemin dinî anlamlarına ışık tutmak adına ele alınacaktır. Câhiliye edebiyatı için olağanüstü bir şahsiyet olarak addedilen Sakîf kabilesinin ileri gelen şairlerinden Ümeyye b. Ebi's-Salt'ın yaşamış olduğu dönemde Arap Yarımadası'nda meydana gelen iç savaşlar, istikrarsız yaşamlar, çeşitli dinî yönelimler gibi siyasî ve toplumsal olaylar; onu insanlığın kaderi üzerinde düşünmeye yönelterek gerçek inanç arayışında olanlardan eylemiştir. Şairin kişiliğini ve biyografisini ele alarak, sahip olduğu dinî ve kültürel birikim sebepleri ve şekilleri irdelenmiştir. Daha sonra konuya bağlı olarak çok arzuladığı peygamberlik beklentisi ele alınmıştır. Zira Araplardan bir peygamber geleceğini biliyor ve onun kendisi olacağını arzulayarak dindâr ruhanî bir atmosferde yaşamıştır. Entelektüel bir kişiliğe sahip, Hanîf dinini benimsemiş, semavî kitaplara vakıf, din adamlarıyla bir arada bulunmuş, büyük tüccarlarla yolculuklar yaparak çeşitli kültürlerle temas sağlamıştır. Sadru'l-İslâm döneminde de yaşamış olan şair Hz. Peygamberin Bi'setine şahit olmuştur ve arzuladığı peygamberlik iddiasından ötürü İslam'a karşı cephe alarak durumu kabullenmemiş ve iman etmeden irtihal etmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Ümeyyen'nin divanı incelenerek dinî motifler barındıran şiirler ayıklanmıştır. Ve bunlar üzerinden şairin tasavvurumuza sunduğu dünya çerçevesi çizilmiştir. Allah tasavvuru, tevhîd inancı, Kur'ân ile örtüşen fikirler, cennet cehennem gibi kavramlar, peygamber kıssaları gibi detaylar üzerinden Câhiliye dönemin yaşamış olduğu büyük dinî dönüşüm noktasına ışık tutmak adına araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hanîf, Ümeyye b. Ebi's-Salt, İnanç, Dinî Motifler, Tevhîd, Câhiliye, Sakîf, Arap.
Büyük Selçuklular için söylenmiş Arapça şiirler
Tez konusu, büyük Selçuklu döneminin devlet adamları için söylenmiş Arap şiirine odaklanıyor. Araştırma, konunun özüne girmeden önce, büyük Selçuklular dönemindeki siyasi ve kültürel durumları gözden geçirip Abbasi dönemiyle karşılaştırır, ardından Cahili dönemden Selçuklu dönemi, özellikle büyük Selçuklu süresine kadar Arap şiirinin gelişimi ele almaktaadır. Selçuklu döneminde Arap şiiri bazı kitaplarda gördüğümüz gibi bir gerilemeye tanık olmadı. bu dönemin Arap edebiyatın gelişmesinin önemli bir parçası olduğu sonuçlanmaktadaır.