Work-life balance
102 theses under this subject heading
Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme
Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.
Halk eğitim merkezi müdürlerinin tükenmişlikleri ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin tükenmişlikleri ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Türkiye genelinde Halk Eğitimi Merkezlerinde görev yapan 992 müdür oluşturmaktadır. Araştırmanın analizlerinde ölçeklere gönüllü yanıt veren 335 Halk Eğitimi Merkezi müdüründen elde edilen veriler kullanılmıştır. "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve Apaydın (2011) tarafından geliştirilen "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Araştırma verilerinin analizinde; karşılaştırma istatistikleri (t testi, tek yönlü Varyans analizi [Anova], Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi), Pearson Momentler Korelasyonu ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin; tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenme boyutunda orta düzeyde, diğer alt boyutlar olan duyarsızlaşma ve kişisel başarı boyutları ile tükenmişliğin genelinde düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıkları belirlenmiştir. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin genel tükenmişlik düzeyleri; cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, mesleki kıdem, kurumundaki görev süresi ve kurumun bulunduğu bölge değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermezken; yaş, kurumun bulunduğu yerleşim birimi ve işbirliği yapılan kurum değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin İş yaşam dengesinin alt boyutları olan iş yaşam uyumu ve kendine zaman ayırma boyutlarındaki ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu görülürken; diğer alt boyutlar olan yaşamı ihmal etme ve yaşamın işten ibaret olması ile iş yaşam dengesinin genel ortalamalarının ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin genel iş yaşam dengesi düzeyleri; medeni durum, öğrenim durumu, yaş, mesleki kıdem ve kurumundaki görev süresi değişkenlerine göre farklılık göstermezken; cinsiyet, kurumun bulunduğu yerleşim birimi, işbirliği yapılan kurum ve kurumun bulunduğu bölge değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Halk Eğitimi Merkezi müdürlerinin tükenmişlik düzeyleri ile iş yaşam dengesi düzeyleri arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre tükenmişliğin genelinin iş yaşam dengesi düzeyinin genelini anlamlı düzeyde ve negatif yönde yordadığı bulunmuştur.
Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi bazı değişkenlere göre incelemektir. Nicel ilişkisel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırma Ankara ili Keçiören, Çankaya, Altındağ ilçelerinde kamu kurumlarında 2021-2022 eğitim öğretim yılında yöneticilik yapmakta olan 207 kadın okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma da kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarını yordamak amacıyla Zimet ve ark. (1998) tarafından geliştirilen, faktör yapısı, geçerliliği ve güvenirliliği Eker, Arkar ve Yaldız (1995) tarafından incelenen "Çok Boyutlu Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kadın okul yöneticilerinin iş-yaşam dengelerini incelemek için ise, Apaydın (2011) tarafından geliştirilen "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlik sonuçları kabul edilebilir düzeyde bulunmuş ve veriler SPSS 22 kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Tek Yönlü Varyans analizi, Pearson Korelasyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarının yüksek olduğu, sosyal destek algıları ile medeni durumları, eğitim durumları, mesleki kıdemleri, sahip oldukları çocuk sayısı ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde, aile sosyal destek algısı arttıkça iş yaşam dengesinin de artacağı söylenebilmektedir. Arkadaş sosyal destek algısının artması iş yaşam dengesini kurmayı kolaylaştırmaktadır. Özel biri alt boyutu da sosyal destek algısını pozitif yönde etkilemektedir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi arasında anlamlı ve pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algısının iş yaşam dengelerinin anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Örgütsel dışlanma, olumlu sosyal davranış, saldırgan davranış, iş-yaşam dengesi, öz-kontrol ve zaman yönelimini ilişkisinin incelenmesi
Sosyal bir varlık olarak insan gruba ait olma ihtiyacı duymaktadır. Bu ihtiyacının karşılanmaması, reddedilmesi ya da görmezden gelinmesi kendisi ya da grup için olumsuz sonuçlara neden olabilmektir. İş yaşamında da çalışanların sıkça karşılaştıkları (Fox ve Stallworth, 2005) bir durum olarak örgütsel dışlanma özellikle incelenmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız, örgütsel dışlanma temelinde İstanbul ilinde yaşayan beyaz yakalı çalışanların iş-yaşam dengeleri, öz-kontrol düzeyleri, zaman yönelimleri, pro-sosyal ve saldırgan davranışlarının ilişkisi incelenmeye çalışılacaktır. Bu amaçlar, veri toplama yöntemi olarak; kişisel bilgi formu "İş Yerinde Dışlanma Ölçeği" (Ferris ve ark., 2008), "İş-Yaşam Dengesi" (Apaydın, 2011), "Öz-Kontrol Ölçeği" (Tangley ve ark., 2012), "Zimbardo Zaman Yönelimi Envanteri" (Zimardo ve Boyd, 1999), "Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği" (Buss ve Perry, 1992) ve son olarak da "Yetişkin Pro-Sosyallik Ölçeği" (Caprara ve ark., 2005) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerde iş yerinde yaşanan dışlanma deneyiminin iş-yaşam dengesi ve saldırganlık üzerinde, neden sonuç ilişkisi açısından anlamlı bir etkiye sahip olarak görünmektedir. Zaman yönelimi açısından iş yerinde dışlanma deneyimine baktığımızdaysa, gelecek yönelimli olan bireylerin dışlanma deneyiminden etkilendikleri görülmektedir.
Online çalışma uygulamasının medya sektörü çalışanlarının motivasyon ve performansları üzerindeki etkileri
Covid–19 salgın sürecinde işin devamlılığını sağlamak için uygulamaya başlayan uzaktan çalışma şeklinin, işletmeler için kolay hayata geçirilen bir uygulama olmadığı, şirketlerin kültüründen, teknolojik ve fizyolojik alt yapısına, organizasyon yapılarından, iş yapış şekillerine kadar her alanda değişimin kaçınılmaz olduğu görülmüştür. Sürdürülebilir rekabet ortamında şirketleri farklı kılacak, verimliliklerini sağlayacak en önemli kaynağın insan kaynağı olduğu, yetenekli çalışanların şirkete kazandırılması, eğitilmesi ve motive edilerek uzun dönemli istihdam edilmesi önem taşımaktadır. Günümüzde işverenlerin çalışanları sadece ücret, yan haklar, kariyer, eğitim gibi faktörlerle motive edemediği, çalışanların farklı iş modelleri, farklı çalışma şekillerini tercih ettiği, mobiliteye, kişisel sağlıklarına, psikolojilerine daha çok önem verdiği görülmektedir. Değişimin sonucu olarak hem şirketler hem de çalışanlar için uzaktan çalışma şekli bir tercih nedeni olabilmektedir. Uzun vadede işletmenin hayatta kalabilmesi ve gelişimini sağlaması için bu değişimi farkına vararak, köklü değişikliklere gitmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle araştırmamızda medya sektöründe yeni uygulamaya başlayan uzaktan çalışma şekli ele alınmış, medya çalışanlarının motivasyon ve performansları üzerindeki etkisi incelenerek, sektöre ışık tutması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilinde faaliyet gösteren medya grubu çalışanlarında oluşmaktadır. Araştırma Mayıs–Haziran 2022 tarihlerinde gazete, dergi, dijital mecralarda görev yapan 113 çalışan ile anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre, araştırmanın yapıldığı medya sektöründe çalışanların yaş, cinsiyet, eğitim vb. demografik özelliklerinin uzaktan çalışma algılarını sadece bazı alt boyutlarda etkilediği görülmüştür. Uzaktan çalışma algısı üzerinde anlamlı etki yaratan demografik özellikler daha çok toplam iş tecrübesi ve kurum içi kıdem olmuştur. Uzaktan çalışma algısı alt boyutlarından iş-yaşam dengesi, etkinlik ve verimlilik, en çok da motivasyon ve performans üzerinde anlamlı etki göstermiştir. Ayrıca gazete çalışanlarının uzaktan çalışma algılarının diğer gruplardan anlamlı bir biçimde daha düşük olduğu tespit edilmiştir.
COVID-19 sürecinde uzaktan çalışma, iş-yaşam dengesi ve örgüte bağlılık arasındaki ilişki: Medya sektörü örneği
2019'un sonunda başlayıp kısa sürede tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını, teknolojik imkânlardaki gelişmelerle giderek yaygınlaşan uzaktan çalışmayı, şirketler ve çalışanlar açısından tercihten öte bir zorunluluk haline getirmiştir. Çalışma yaşamında bu zorlayıcı ve ani değişimin getirdiği yeni koşullar, şirketlerin başarısında belirleyici olan iş-yaşam dengesi ve örgüte bağlılık kavramlarının önemini artırmıştır. Bu araştırmanın amacı, Covid-19 süreci özelinde uzaktan çalışma, iş-yaşam dengesi ve örgüte bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da faaliyet gösteren bir medya grubunun çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma, Mayıs-Haziran 2021 tarihlerinde televizyon, gazete, dergi ve dijital yayınlarda çalışan 258 medya çalışanı ile anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici ve karşılaştırmalı istatistikler ile korelasyon ve regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada, katılımcıların iş-yaşam dengesi ile örgüte bağlılık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Uzaktan çalışmanın iş-yaşam dengesine kısmen olumlu etki yaptığı tespit edilmiştir. Covid-19 sürecinde "sürekli evden çalışan" bireylerin, "hiç evden çalışmayan" bireylere göre iş-yaşam dengesini daha iyi sağlayabildiği görülmüştür. İş-yaşam uyumunun ise örgüte bağlılığı artırdığı belirlenmiştir.
Work-life balance study between generations and gender
Recent research has shown that work-life balance is a common phenomenon. Many people do studies to examine topics related to work-life balance in Turkey and around the world. Work-life balance is categorized in this study in terms of generations and gender dimensions. It compares the 280 survey participants' gender and generational differences. Results change throughout generations as well as between genders. In this study, gender and generational comparisons of working longer hours are examined, as well as comparisons of working arrangements to Generation Z and Generation X, satisfaction with work-life balance and its relationships between generations, the availability of working arrangements in terms of work-life balance compared to gender, and the relationship between working and studying at the same time. By comparing survey responses using Chi-square analysis, five hypotheses are accepted and determined to be statistically correlated, while three are rejected as being non-correlated. The data shows that men are working longer hours than the standard office hours. The comparison of the current working arrangement between different generations was analyzed and the test result shows it is significant. When it comes to satisfaction with work-life balance the result indicates a significant relationship. When comparing the two generations Generation X's satisfaction was found higher than the satisfaction of Generation Z. Also, a comparison between working more than standard office hours and generations was analyzed and it is indicated there was no significant relationship. Examining the relationship between personal life and family responsibilities and appropriateness of work arrangements by gender revealed that there was no significant relationship. The analysis of the relationship between working while studying and gender shows there is no significant relationship. The analysis comparing the impact of Covid 19 on work-life balance between the generations found a significant relationship. Finally, a significant relationship exists between working while studying in the last 2 years and generations.
Örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: E-ticaret şirketi üzerinde bir uygulama
Günümüzde teknoloji alanında yaşanan hızlı gelişim ve değişim örgütlere de yansımaktadır. Örgütler değişim ile beraber şekillenmektedir. Bu değişim karşısında çalışanlarının iş-yaşam dengesi kurabilmesi için gerekli ortamları yaratması gerekmektedir. Örgüt çalışanlarının örgüte bağlılıklarının da değişim karşısında bağlayıcı olması örgüt için önemlidir. Bu tezin amacı örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmektir. Bu amaçla örgütsel değişimin iş-aile yaşam dengesi ve örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi regresyon analizi ile ölçümlemektir. Araştırmanın bir diğer amacı olan örgütsel değişimin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinde iş aile yaşam dengesinin düzenleyici etkisi yapısal eşitlik modeliyle ölçümlenmektir. Bu doğrultuda bir e-ticaret şirketi çalışanları üzerinde soru formları vasıtasıyla araştırma yapılmıştır. Örgütsel değişim, iş-aile yaş dengesi ve örgütsel bağlılık değişkenleriyle kurulan modelde değişkenler arasındaki ilişkinin ve düzenleyici değişkenin etkisi incelenmiştir. Araştırmanın bulguları tanımlayıcı istatistikler, fark analizleri, korelasyon analizleri, regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi vasıtasıyla elde edilmiştir. Örgütsel değişimle beraber iş-aile yaşam dengesinin değiştiği gözlemlenmiştir. Bu değişimle beraber örgütlerin bağlılığını arttırması gerekmektedir. Örgütsel değişimin Covid-19 süreci ile birlikte örgütlerin değişime uğraması, çalışanların iş-aile yaşam dengesini sağlaması ve örgütlerin çalışanlarının bağlığını arttırması gerekecek uygulamalar geliştirmesi gerekmektedir.
Öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki
Bu araştırma İzmir ili Ödemiş ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı devlet anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma ile öğretmenlerin demografik özellikleri bakımından örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri ile iş yaşam dengeleri düzeylerinde cinsiyet, görev, öğrenim durumu, kıdem, bulunduğu okulda çalışma süresi, branş, okul türü ve yaş değişkenleri bakımından farklılaşma olup olmadığının ve bu iki kavram arasındaki ilişki düzeyinin saptanması planlanmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ili Ödemiş ilçesi sınırlarında faaliyet gösteren kamuya ait anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise okullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma tüm evrene uygulanmıştır. Örneklem araştırmaya gönüllü katılan 535 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılan öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeylerinin tespit edilmesinde "Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği", iş-yaşam dengesi düzeylerinin tespit edilmesinde ise "İş-Yaşam Dengesi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 18 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatistik metotları (frekans, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Örneklem katılımcılarının seçiminde, eğitim kademeleri köy ve şehir merkezi bazında tabakalı örnekleme metodu kullanılarak sınıflandırılmıştır. Araştırma seçilen okullardaki 535 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda hipotez testlerinin analiz edilmesinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi(Anova), tukey testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili olumlu görüşe sahip oldukları ancak ÖVD düzeylerinin çok yüksek olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri cinsiyet, görev durumu, öğrenim durumu, kıdem, bulunduğu okulda çalışma süresi, branşı, okul türü ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Buna karşın öğretmenlerin iş yaşam dengesi düzeyleri orta seviyededir. İş yaşam dengesi ve alt boyutlarında kıdem ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma görülmezken iş yaşam uyumu alt boyutunda görev ve yaş değişkenlerine göre yaşamı ihmal etme alt boyutunda cinsiyet, okulda çalışma süresi ve okul türü değişkenlerine göre, yaşamın işten ibaret olması alt boyutunda öğrenim durumu değişkenine göre, iş yaşam dengesi genelinde ise görev ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş yaşam dengeleri geneli arasında anlamlı bir ilişki görülmezken iş yaşam dengesinin alt boyutları olan yaşamı ihmal etme ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Buna karşın örgütsel vatandaşlık davranışı ile kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması alt boyutları arasında negatif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu düşük düzeyli ilişkilerin saptanması dolayısıyla bu değişkenlerin birbirini yordama durumuna da bakılmıştır. Yapılan regresyon analizinde iş yaşam dengesinin kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık davranışını negatif yönde düşük düzeyde yordarken yaşamı ihmal etme alt boyutunun ise örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde düşük düzeyde yordadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı demografik değişkenler bakımından anlamlı farklılıklar göstermezken iş yaşam dengesi geneli ve alt boyutlarının bazı değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği ifade edilebilir. Bunun yanında öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş yaşam dengesi geneli arasında ilişki tespit edilmezken iş yaşam dengesinin bazı alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık davranışını düşük düzeyde yordadığı söylenebilir.
Öğretmenlerin iş yaşam dengesi algılarının psikolojik sözleşmeye uyma düzeylerindeki rolü
Bu araştırma, öğretmenlerin iş yaşam dengesi algılarının psikolojik sözleşmeye uyma düzeyleri üzerindeki rolünün incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada "İş Yaşam Dengesi Ölçeği ve "Psikolojik Sözleşmeye Uyma Düzeyi Ölçeği" ile veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Uşak il merkezindeki ilk, orta ve lise düzeyindeki kamu okullarda görev yapan 2900 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla ulaşılabilen 418 öğretmenden araştırma verileri toplanmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin iş yaşam dengesine ilişkin algılarının iş yaşam uyumu, kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması boyutlarında "yüksek", yaşamı ihmal etme boyutunda ise "orta" düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin psikolojik sözleşmeye uyma düzeylerinin tüm boyutlarda ve toplamda yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin iş yaşam dengesi algıları ile psikolojik sözleşme uyum düzeyleri arasında anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyde ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin iş yaşam dengesi algılarının psikolojik sözleşmeye uyma düzeylerini yordadığı saptanmıştır. Öğretmenlerin iş yaşam dengelerini daha iyi sağlayabilecekleri koşulların yaratılmasının, psikolojik sözleşmeye uyma düzeylerine olumlu yansıyacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İş Yaşam uyumu, Psikolojik Sözleşme, Örgütsel Sadakat
Covid 19 pandemi sürecinde uzaktan çalışmada iş-yaşam dengesi ve iş doyumu: Bir kamu bankasında uygulama
Çalışma hayatı, sanayi devriminden günümüze kadar sürekli değişim göstermektedir. Sosyo -ekonomik nedenler, değişen teknoloji çalışma biçimlerini de etkilemektedir. Günümüzde ise beklenmeyen bir şekilde yayılan Covid 19 bulaşıcı hastalığı nedeniyle çalışma hayatı köklü bir değişime uğramak zorunda kalmıştır. Salgın süreci, uzaktan çalışma ya da tele çalışma olarak adlandırılan çalışma şeklinin artmasına neden olmaktadır. Türkiye'de belli sektörler haricinde neredeyse hiç kullanılmayan bu çalışma şekli hızla yaygınlaşmaktadır. Kurumlar ve firmalar için maliyeti minimize etmek amacıyla bu çalışma şeklini kalıcı hale getirmek istemektedir. Özellikle bankacılık sektöründe kalıcı olarak uzaktan çalışma süreçlerine geçiş yaşanmaktadır. Fakat bu süreç çalışanlar açısından iş yaşam dengesi sorunu da getirmektedir. Bu değişim nedeniyle bireylerin kişisel ve çalışma hayatları arasında bir denge kurma sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun çözümünde farklı arayışlara gidilmektedir. Bu çalışma içerisinde uzaktan çalışma sürecinde çalışanların iş yaşam dengesi iş doyum ele alınacaktır. Covid 19 pandemisinden itibaren uzaktan çalışma deneyimi yaşayan personellerin iş yaşam dengesini nasıl sağladığı ve iş doyumu ele alınacaktır. Bu çalışmanın birinci bölümünde çalışma kavramı, çalışma kavramının geçirdiği değişim ve uzaktan çalışma kavramı üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise iş- yaşam dengesi kavramı anlatılacaktır. İş-yaşam dengesi tanımlanmış, iş-yaşam dengesine etki eden faktörler ve bireyin iş yaşam dengesini sağlamaya yönelik çabaları, iş yaşam dengesi sağlanamadığında ortaya çıkan çatışma incelenecektir. Üçüncü bölümde ise iş doyumu ele alınacaktır. Uzaktan çalışma sürecinde iş doyumunun nasıl sağlandığı, iş yaşam çatışması ve iş doyumu ele alınacaktır. Bu çalışmada uzaktan çalışma sürecinde personellerin iş yaşam dengesi ve iş doyumu incelenektir. Uygulama alanı olarak bir kamu bankası seçilmiştir. Daha önce yapılan çalışmaların özel sektörde yapılması nedeniyle kamu bankası seçilmiştir. Litaretüre katkı sağlamak amacıyla çalışma kamu sektöründe yapılacaktır. Anahtar kelimeler: Uzaktan çalışma, iş-yaşam dengesi, evden çalışma, kamu bankası
Öğretmenlerin iş yükü ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Eğitim, toplumun gelişmesini ve ilerlemesini sağlayan, ülkenin geleceğini inşa eden en önemli sistemdir. Eğitim sisteminin vazgeçilmez parçası ve bu sistemde en önemli görevi olan kişi ise şüphesiz öğretmendir. Bu nedenle, okullarda öğretmenlerin performansları ve mutluluğu oldukça önemlidir. Çalışanların performansıyla ilişkili olan iş yükü konusu ile bireylerin refahını ifade eden iş yaşam dengesi konusu önemli bir kavramlar haline gelmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin iş yükü ile iş yaşam dengesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Yenimahalle ilçesinde kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 30 öğretmenden, örneklemi ise merkez dokuz ilçesinde kamu ilkokul ve ortaokullarında görev yapan 436 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem grup için merkez dokuz ilçe birer tabaka olarak kabul edilmiş ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veriler anket ve ölçek kullanılarak toplanmış olup nicel araştırma deseni benimsenmiştir. Verilerin analizinde excel ve SPSS kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda, kamu ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin belirtilen görevler için ayırdığı haftalık toplam ortalama süre 38 saat, kamu ortaokullarında görev yapan branş öğretmenlerinin ise 30,9 saat olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin iş yükü algısı ile iş yaşam dengesi puanları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki elde edilmiştir. Elde edilen ilişki negatif yönde olup orta düzeydedir. Yani, öğretmenlerin iş yükü arttıkça iş yaşam dengesi düzeyleri de azalmakta ya da iş yükleri azaldıkça iş yaşam dengesi düzeyleri de artmaktadır.
Spor örgütlerinde çalışan bireylerin zaman yönetimi becerileri ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmada spor örgütlerinde çalışanların zaman yönetimi becerileri ve iş-yaşam dengesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinin, genel tarama modellerinden nedensel tarama modeli ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul Avrupa bölgesi görev yapan antrenör ve spor yöneticileri oluştururken, örneklem grubunda ise Beyoğlu ve Kağıthane ilçelerinde çalışan 258 yönetici ve antrenör oluşturmaktadır. Spor eğitmenlerinin zaman yönetimi ve iş-yaşam dengesi düzeylerinin tespiti ve kavramlar arasındaki ilişkinin incelenmesi için 2 ayrı ölçek; Zaman Yönetimi Ölçeği ve İş-Yaşam dengesi Ölçeği faydalanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler açık kaynak kodlu istatistik programı olan Jamovi programıyla analize tabi tutulmuştur. Anket çalışmamıza katılan çalışanların ölçek sorularına verdiği cevaplara bakıldığında zaman yönetimi ölçeğine verilen cevaplarda, yaş, cinsiyet, çalışma pozisyonu ve iş tecrübesi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0,05). Buna karşın medeni durum, eğitim düzeyi, haftalık çalışma saatleri ve aylık gelir düzeyinde anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). İş-yaşam dengesi ölçeğine verilen cevaplarda, medeni durum, yaş, iş tecrübesi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir (p>0,05). Buna karşın cinsiyet, çalışma pozisyonları, eğitim düzeyi, haftalık çalışma saatleri ve aylık gelir düzeyinde anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır (p<0,05). Araştırma katılanların ölçek sorularına verdiği cevaplarda ise Zaman Yönetimi ve İş-yaşam Dengesi ölçekleri arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0,05; r=0,647) Zaman Yönetimi ile İş-Yaşam dengesi arasında yapılan regresyon analizinde orta düzeyde, pozitif yönde ilişki bulunmuştur. (p<0,05; r=-0,642). Araştırma sonucundaki bulgular sadece spor örgütleriyle ile sınırlı olduğu için Zaman Yönetimi ile İş-Yaşam dengesi başka meslekler dallarında da araştırılması ve ölçekler arasındaki ilişki düzeyleri ve karşılaştırmalar yapılması önerilmektedir.
Toplumsal cinsiyet rolleri ile iş ve iş dışı yaşam dengesi arasındaki ilişki: Bir kamu kurumu örneği
Cinsiyet kavramı, biyolojik bir kavram olup, kadın ve erkek türlerini biyolojik olarak tarif etmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı ise, söz konusu kadın ve erkek türlerine, içinde bulunulan toplum ve kültür tarafından belirli özelliklerin addedilmesiyle meydana gelmiş bir terimi ifade etmektedir. Toplumların kadın ve erkeği, kültürleri doğrultusunda belli kalıp yargılarının içine sokması ve onlardan belirli rolleri üstlenmesini beklemesi toplumsal cinsiyetin en basit tanımı olarak nitelendirilebilir. Söz konusu roller "geçmişten bu yana kadına hep evde kalmasını, iyi bir eş ve iyi bir anne olması gerektiğini dayatırken; erkeklere kamusal alanda yer almasını, dışarıdaki zor ve çetin hayatla mücadele ederek para kazanmasını ve ailesini geçindirmesini" dayatmıştır. Fakat bu durum Sanayi Devrimi ile birlikte değişime uğramaya başlamıştır. Kadınların özel alandan (evden) çıkarak kamusal hayata katılması, iş hayatında daha çok yer alması ve para kazanmaya başlamasıyla toplumsal hayattaki klasik aile yapısı da dönüşüme uğramıştır. Çift gelirli evlerin oluşmaya başlaması ile birlikte evdeki işlerin ve sorumlulukların da kadın ve erkek türleri arasında paylaşılması gereği hasıl olmuştur. Yaşanan bu değişim ve dönüşüm beraberinde hem kadınlar hem de erkekler için iş ve iş dışı yaşam dengesi sorunsalını doğurmuş ve toplumsal cinsiyet rolleri ile söz konusu dengenin tartışılmasını da beraberinde getirmiştir. Bu tez kapsamında, yukarıdaki kısa giriş doğrultusunda öncelikle toplumsal cinsiyet konusu ele alınarak toplumsal cinsiyet rollerinin iş ve iş dışı yaşam dengesine olan etkisi incelenmiştir. Daha sonra bu kapsamda bir kamu kurumunda gerçekleştirilen alan araştırmasına yer verilmiş ve bu araştırma doğrultusunda çıkarımlarda bulunulmuştur. Tezin sonucuna göre, kadınlar daha fazla sosyal alanda yer almasına ve kendilerini kabul ettirmesine rağmen, hala özel alanda daha fazla sorumluluk sahibi olduğunu ve bunun iş ve iş dışı yaşam dengelerini etkilediklerini düşünmektedir. Anahtar Sözcükler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, İş ve İş Dışı Yaşam Dengesi, Kamu Yönetimi
The methodological contributions of time use survey to measure the work-life balance
The aim of this study is to understand the methodological contributions of Time Use Survey diary data for measuring work-life balance in Turkey. For comparison, other data sources were selected according to the criteria of having national estimates, conducted by official institutions that use scientific methods for collecting data, conducted in similar time with Time Use Survey (2014-2015) and that include questions about social life, sports, family life, unpaid work, paid work and time intensity which are the components of work-life balance. Methodological comparisons of time use survey diaries and other data sources were made for every stage of quantitative researches. All indicators on work-life balance including recommended ones by UNECE and OECD were produced by the data sources and the results were compared in a methodological manner under the headings of paid work, unpaid work, leisure time and time intensity. The disadvantages of Time Use Survey are that it's a costly survey, respondent load and workload is very high, it's conducted infrequently. An irregular or infrequent activity may not seem in the diaries and there is the possibility of respondent not to record all activities in diaries. But its advantages are suppressing disadvantages. Time use survey produces data of higher quality and reveals better the gender inequality than the other data sources due to its different survey methodology. Furthermore, by time use survey data it's possible to obtain large number of work-life balance indicators by the matrix structure of the diaries with contextual variables. Total workload was one of the key indicator that only from time use survey data it could be produced and employed women were found to have the most workload due to much time is spent on unpaid work in addition to their paid work durations opposite of the situation in men. Thus, it's recommended for the decision makers to benefit from time use survey data for developing new policies on work-life balance in Turkey.
COVİD-19 pandemisinde aktif görev alan sağlık hizmeti çalışanlarının okupasyonel performans, kaygı düzeyi ve iş-yaşam dengesinin incelenmesi
COVID-19 pandemisinde tüm toplum ile birlikte sağlık hizmeti çalışanları da oldukça etkilenmiştir. Bu araştırmanın amacı COVID-19 pandemisinde aktif görev alan sağlık hizmeti çalışanlarının okupasyonel performansları, kaygı düzeyi ve iş-yaşam dengesini incelemektir. Araştırmamıza Rize Devlet Hastanesinde çalışan ve pandemi birimlerinde aktif görev alan 122 sağlık hizmeti çalışanı dahil edildi. Tüm katılımcıların onamları ve demografik bilgileri alındı. Kişilerin iş-yaşam dengesini ölçmek için İş-Yaşam Dengesi anketi, kaygı düzeylerini belirlemek için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve okupasyonel performanslarını ölçmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) uygulandı. Katılımcıların cinsiyet ve meslek gruplarına göre iş-yaşam dengesi, kaygı düzeyi ve okupasyonel performansları karşılaştırıldı. Katılımcıların iş-yaşam dengesi ile kaygı düzeyi ve okupasyonel performansları arasındaki ilişki analiz edildi. Erkek katılımcıların durumluk kaygı düzeylerinin kadın katılımcılara göre daha yüksek olduğu bulundu (p<0,05). Kadın katılımcıların sürekli kaygı düzeylerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Tıbbi sekreterlerin durumluk kaygı düzeylerinin diğer meslek gruplarına göre daha yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Tıbbi sekreterlerin KAPÖ memnuniyet düzeylerinin diğer mesleklere göre daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). İş-yaşam dengesi ile sürekli kaygı arasında negatif yönlü düşük orta düzeyde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Erkek katılımcıların iş-yaşam denge düzeyleri ile okupasyonel performansları arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişkili olduğu görüldü (p<0,05). Bu bulgular ışığında sağlık hizmeti çalışanlarının iş-yaşam dengesi ve okupasyonel performanslarının pandemiden oldukça etkilendiği ve kaygılı oldukları belirlendi. Sağlık hizmeti çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve kaygı ile ilgili eğitimler verilmesi ile bu kişilerin iş-yaşam dengelerini iyileştirebileceğini düşünmekteyiz.
İşle bütünleşmenin çalışanların sosyal yaşamı üzerindeki etkisi: Avukatlar üzerine bir inceleme
İlk kez Kahn tarafından bireyin rol performansı sırasında fiziksel, bilişsel ve duygusal olarak işe katılımı olarak tanımlanan işle bütünleşme, Kahn'a göre bulaşıcı yani örgüt üyeleri arasında yayılabilen ve bireyin iş yaşamından aile veya sosyal yaşamına ya da aile veya sosyal yaşamından iş yaşamına yansıyarak olumlu ya da olumsuz şekillerde etki edebilen bir kavramdır. Buna göre bireyin iş ve aile yaşamı sosyal yaşam ile sürekli etkileşim içerisindedir ve sosyal sistem içerisinde her bireyin bir diğeriyle bağlantılı olması nedeniyle birinde yaşanan değişikliğin diğerini de etkileyeceği düşünülmektedir. Bu nedenle, bireyin sosyal yaşamı ile bütünleşmesi her iki alanda da denge sağlayabilmesi ile gerçekleşecektir, çünkü bir alanda yaşanan dengesizlik diğer bir alana etki ettiğinde bireyin dengeyi sağlamak ya da talepleri karşılamak adına ilk feragat edeceği alan sosyal yaşamı olacaktır. Bu tez çalışması ile Avukatların işle bütünleşme kavramına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin ölçülmesi ve işle bütünleşmenin avukatların sosyal yaşamı üzerindeki etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında işle bütünleşme kavramı detaylı biçimde incelenmiş olup, uygulama kısmında ise Adana, Antalya, Mersin ve Hatay Barosuna kayıtlı Avukatlıklar ile anket çalışması yapılmıştır. Bu anketler Avukatlara bağlı oldukları Barolar ve araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Anketlere 312 Avukat gönüllü olarak katılmış olup 15 Avukat anketi eksik doldurulduğu için bu anketler değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu bağlamda 297 anket analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda avukatların birçoğunun işinden ve işine karşı gösterdikleri çabadan memnun oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca Avukatlar işlerine fazla odaklandıklarının farkında olduklarından iş dışındaki zamanlarda aile ve sosyal yaşamlarına zaman ayırmaya özen gösterdiklerini ifade etmişlerdir.
The relationship between corporate sustainability and organizational citizenship: The moderating effect of work-life balance and personal traits
Sustainability is an indispensable need for the continuation of the next generations. In addition, sustainability practices have now become a principle on an organizational basis (Wang & Lin, 2007), therefore, ensuring corporate sustainability is a strategic goal. With the awareness of corporate sustainability, institutions aim to maintain and develop economic growth, corporate reputation and relations with all their stakeholders. Corporate sustainability; businesses that take their social, environmental and economic dimensions as a whole and adopt this approach as a management strategy have the chance to keep their competitive power in their hands. On the other hand, when the literature is reviewed, it is seen that the number of studies examining the relationship between corporate sustainability practices and organizational behavior outputs is relatively few. In this context, the aim of the thesis study is to examine the relationship between corporate sustainability practices and organizational citizenship behavior and the moderator effect of work-life balance and personality traits on this relationship. Four scales were used in the study, and the population of the research is academic and administrative staff working in higher education institutions operating in Turkey. According to the results of the research, it has been determined that there is a relationship between corporate sustainability and organizational citizenship behavior. In addition, it was found that work-life balance had a regulatory role in this relationship, while personality traits did not have a moderator role.
İş aile yaşam dengesinin performansa etkisi
Bu araştırmanın amacı, çalışanların iş-aile yaşam dengesinin iş performans algısına etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi Trabzon ilinin Akçabat Belediye'sinde görev yapan 250 kamu çalışanından oluşmuştur. Araştırma kapsamında veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, İş-Aile Yaşam Dengesi Ölçeği ve İş Performans Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistikler, Bağımsız Grup t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Korelasyon Analizi ve Regresyon Analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıları iş-aile yaşam dengeleri ile iş performans algıları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. İş-aile yaşam dengesi, iş performans algısı üzerinde etkili bir faktördür. Katılımcıların iş-aile yaşam dengelerinin yaş, eğitim durumu ve mesleki kıdem değişkenlerine göre; iş performans algılarının ise medeni durum, yaş, eğitim durumu, mesleki kıdem ve aynı yerde çalışma sürelerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Yaşam Dengesi, Performans, Performans Algısı, İş Performansı
Çağrı merkezi çalışanlarının motivasyon, performans ve iş-yaşam dengesi ilişkileri üzerine bir araştırma
İnsan diğer canlılardan farklı olarak duyguları ve hisleri olan bir varlıktır. İnsanların örgüt içerisinde bir makine gibi görülmesi durumu günümüz dünyasında pek mümkün değildir. Çalışan personelden daha fazla verimlilik elde edilmek isteniyorsa personelin duygu, düşünce, istek ve hislerinin olduğunu kabul edilmelidir. Örgüt içerisinde çalışan yüksek ücrete sahip bir personelin kötü çalışma koşullarına sahip olması onun yeterince motive olmamasına neden olacaktır. Herkesi aynı derece motive eden bir faktör yoktur. Bir çalışan için ücret en önemli motivasyon kavramı iken başka bir çalışan uygun çalışma koşullarına önem vermektedir. Motivasyon, herhangi bir iç etken ile birlikte dış etkenin de önemli olduğu bir kavramdır. İnsanların zamanlarının çoğunu iş yerinde geçirmeleri, iş ile özel hayatın teknolojik gelişmelerle birlikte iç içe geçmesi çalışanların iş dengesi ile özel hayat dengesini kurmalarını zorlaştırmaktadır. Bu durum çalışanların performansları ile birlikte motivasyon, etkililik ve verimlilik, işten kaytarma, işe devamsızlık gibi önemli faktörleri etkilemekte ve bu nedenle örgüt içerisinde üzerinde durulması gereken önemli bir konu olmaktadır. Bu çalışmada çalışanların performans, motivasyon ve iş yaşam dengesi arasındaki ilişki araştırılmıştır. İş-yaşam dengesi çalışanların iş yerinde yoğun çalışması ve iş ile özel hayatın dengesini kuramaması sonucu üzerinde oldukça çalışılan bir konu olmaya ve sadece çalışanlar için değil örgütler için de giderek önemli bir hale gelmektedir. Çalışanların başarılı olması ise çalışmış oldukları iş yerinden memnun olmalarına ve işte yeterince motive olmalarına bağlıdır. Çalışmanın sonuçlarına göre motivasyon, performans ve iş-yaşam dengesi ilişkileri incelendiğinde erkek çalışanların kadın çalışanlara göre motivasyonları daha yüksektir. Ayrıca medeni durumun motivasyon üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Araştırma sonuçlarına göre evli çalışanlar işlerine daha motivedir. İş-yaşam dengesi incelendiğinde ise; kadınların erkeklere göre daha olumsuz iş-yaşam dengesine sahip olduğu görülmektedir. Performans ilişkileri incelendiğinde ise gelir düzeyi ile performans arasında anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre gelir düzeyi arttıkça performans ve motivasyon artmaktadır. Motivasyon ve iş-yaşam dengesi arasında, negatif anlamlı, motivasyon ve yaşamın işe olumsuz etkisi arasında negatif anlamlı, motivasyon ve işin yaşama olumsuz etkisi arasında negatif anlamlı ilişki vardır. Motivasyonu ile işin yaşama olumlu etkisi arasında pozitif, motivasyon ve yaşamın işe olumlu etkisi arasında pozitif, anlamlı bir ilişki vardır.
Masa başı çalışanlarda reformer pilates egzersizlerine eklenen iş ve uğraşı tedavisi müdahalelerinin etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, masa başı çalışan sedanter bireylerde uygulanan reformer pilates egzersiz programına eklenen iş ve uğraşı tedavisi temelli müdahalelerin; ağrı, fiziksel kapasite, tükenmişlik, yorgunluk, yaşam kalitesi, postür, aktivite performansı ve memnuniyet düzeyleri üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya, masa başı işte çalışan ve sedanter yaşam tarzına sahip 20 birey dahil edilmiştir. Katılımcılar randomize şekilde iki gruba ayrılmıştır: Grup 1 (n=10) reformer pilates egzersizlerine ek olarak iş ve uğraşı tedavisi temelli müdahaleler alırken; Grup 2 (n=10) sadece reformer pilates egzersiz programı almıştır. Müdahaleler sekiz seans boyunca uygulanmıştır. Değerlendirmelerde; araştırmacı tarafından hazırlanan değerlendirme formuna ek olarak Fonksiyonel Öne Uzanma Testi, 30 Saniye Sandalyeye Otur-Kalk Testi ve Yarı Squat (Çömelme) Testi, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Yorgunluğu Çok Boyutlu Değerlendirme Ölçeği, Cornell Kas İskelet Sistemi Rahatsızlığı Anketi, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu (WHOQOL-BREF), APECS: Body Posture Evaluation Mobile uygulaması, Kanada Aktivite Performans Ölçeği (KAPÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Grup 1 katılımcılarının ortalama yaşı 36,20±8,48 yıl, Grup 2'nin ise 39,70±5,96 yıldır. Müdahale sonrası, her iki grupta da uygulanan performans testlerinde grup içi anlamlı gelişmeler gözlemlenmiştir (p<0,005). Ancak yalnızca iş ve uğraşı tedavisi müdahalesi eklenen Grup 1'de, Maslach Tükenmişlik Envanteri'nin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutlarında, Çok Boyutlu Yorgunluk Ölçeği ve WHOQOL-BREF'in tüm alt boyutlarında, postür analizinin omuz hizalaması ve lateral görünüm parametrelerinde, ayrıca KAPÖ ile değerlendirilen tüm aktivitelerdeki performans ve memnuniyet düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler saptanmıştır (p<0,005). Sonuç: Masa başı çalışan sedanter bireylerde yalnızca reformer pilates egzersizleri fiziksel kapasiteyi geliştirmede etkili olurken, iş ve uğraşı tedavisi ile bütünleştirilen müdahalelerin çok boyutlu kazanımlar sağladığı görülmüştür. Bu bağlamda, reformer pilates gibi fiziksel aktiviteyi teşvik eden programlara birey merkezli iş ve uğraşı tedavisi müdahalelerinin entegre edilmesi; ağrı yönetimi, postürel iyileşme, yorgunluğun azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması ve aktivite memnuniyetinin desteklenmesi açısından daha bütüncül ve etkili bir yaklaşım sunmaktadır. Ofis ortamında çalışan bireylerin sağlığını ve iş verimliliğini artırmak amacıyla kişiselleştirilmiş ve multidisipliner müdahalelere daha fazla kaynak ayrılması gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Aktivite Performansı; İş ve Uğraşı Tedavisi; Masa Başı Çalışan, Reformer Pilates; Yaşam Kalitesi
Working from home and work-life balance: Relationship and links to job satisfaction and organizational commitment
Balancing between professional and personal life became a challenge with social isolation and the lockdowns of the Covid-19 pandemic. An almost overnight shift to working from home eliminated the physical boundaries between work and private life and altered the work-life balance of many. With the withdrawal of pandemic waves, companies have started adapting to the pandemic-free world. The person-environment fit theory emphasizes the fit between person and environment by indicating that ensuring a match between those is required for desirable outcomes, furthers that disruptions to the fit end up with a change in intention and necessity for parties. This study aimed to explore the relationship between work-life balance and working from home and how it influences job satisfaction and organizational commitment. The pragmatic paradigm framework combines survey and in-depth interview data to understand the participants' working from home experiences, work-life balance, and relationships. The results demonstrate that working from home improves work-life balance, job satisfaction, and organizational commitment. Moreover, the positive influence of work-life balance on job satisfaction and organizational commitment is shown. The study also indicated that remote work causes more damaged work-life for women than men. While the centuries-old workplace habits are reshaping with the recovery from the pandemic, more research about remote work and work-life balance is needed to sustain fit in business life.
Thriving at work: The role of work-life balance and psychological capital
The growing dynamism of the change in social, economic, and political conditions, influences work environments and thus, employees' work-life balance. In order to have a sustainable organizational performance, the need for a workforce constantly developing and feeling vital, namely thriving, is gaining importance. One of the purposes of organizational scholarship is to examine the impact of individual and collective outcomes on overall organizational performance, and for this purpose, it is emphasized that thriving is a critical stimulus to increase employee well-being and provides an understanding of organizational capabilities to achieve long-term adaptability. Therefore, organizational scholarship which focus on the understanding of the positive functioning' components in normal and adverse conditions can be enhanced in conjunction with further examination in thriving at work. The main purpose of this study is to investigate the relationship between thriving at work and work-life balance with the mediator role of psychological capital. For this aim, data were collected from 240 employees from various industries and occupational groups, using a one-phase questionnaire. According to the results of the study, it was evidenced that work-life balance and psychological capital have significant effects on thriving at work. Moreover, it was also observed that psychological capital has partially mediated the relationship between work-life balance and thriving at work. The results support the significance of questioning the relationship between thriving at work, work-life balance and further individual or organizational variables for future research by considering uncertain and changing working condition.
Otel çalışanlarında dönüşümcü liderliğin presenteeism üzerindeki etkisi: İş yaşam dengesinin aracılık rolü
Teknolojinin hızla gelişmesi bazı sektörlerde insan kaynağına olan ihtiyacı azaltmasına rağmen otel işletmelerinde insan kaynağına olan ihtiyaç hala önemini korumaktadır. Fakat otel işletmelerin emek yoğun özelliği, çalışma saatlerinin uzun ve vardiyalı olması, müşteri ile çalışan arasındaki yüz yüze ilişkinin yoğun olması ve yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışları çalışanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilmektedir. Nitekim çalışma ortamındaki olumsuzluklar çalışanların iş yaşam dengesizliği yaşamasına ve iş yerinde olmalarına rağmen görevlerini tam olarak yerine getirememesi (presenteeism) sorununa zemin hazırlayabilmektedir. Bu tez çalışmasında, otel işletmelerinde dönüşümcü liderliğin çalışanların presenteeism davranışı üzerindeki etkisinde iş yaşam dengesinin aracılık rolünü incelenmesi amaçlanmaktadır. Karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın, nicel kısımda İstanbul İli'nde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarından nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile 442 adet veri toplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 24 aktarılmış ve araştırmanın kavramsal modeli AMOS 23 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise, nicel araştırmaya katılan katılımcılardan gönüllü olan 25 otel çalışanı ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve MAXQDA 12 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel analiz kısmında, araştırmada kullanılan ölçeklerin yapı geçerliliklerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiş ve kavramsal modeli test etmek için de yol analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, dönüşümcü liderliğin presenteeismi ve iş yaşam dengesi pozitif, iş yaşam dengesinin presenteeismi pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Buna ilaveten, dönüşümcü liderliğin presenteeism üzerinde etkisinde iş yaşam dengesinin kısmı aracılık etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Nitel araştırma kısmında ise dönüşümcü liderliğin presenteeismi pozitif etkilemesinde, yöneticilerin çalışanlar ile iş odaklı ilişki kurması, çalışanlara değer vermemesi ve güvenmemesi en önemli unsurlar olarak gösterilebilir. Son olarak, araştırmanın sonuçları doğrultusunda da otel yöneticilerine ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Dönüşümcü liderlik, İş Yaşam Dengesi, Presenteeism, Otel Çalışanları