Coping with stress
216 theses under this subject heading
The relationship between stress level and personality and stress management techniques
This study aims to specify the relationship between personality, perceived stress level and stress management success on the independent accountants in Kırıkkale. In addition, whether there is a relationship between perceived stress levels of the independent accountants and some demographic variable such as income, vocational experience, age, gender, marital status and education level were tried to be specified. In order to collect data, questionnaire was applied and face to face meeting was made with 87 independent accountants in Kırıkkale. Eysenck Personality Inventory was used to identify the personality characteristics of the independent accountants and the Stress Level Scale to determine the sources of stress and stress management success scale to specify behavior types in stressful events. Correlation, regression, variance analyses, Tukey Post Hoc and t-test were used in the data analysis. As a result of the datas and analysises, it was become real that there is a significant difference between personality type and perceived stress level. According to this model, personality type of the independent accountants explains twelve percent of the perceived stress level variance and in terms of demographic changes there is a relationship between income, vocational experience, age and perceived stress level but there is not a relationship between gender, marital status and perceived stress level. In addition, there is a positive relationship between extraverted personality attribute and stress management success and there is a negative relationship between intraverted personality attribute and stress management success. On the other hand, there is a negative relationship between extraverted personality attribute and perceived stress level and there is a positive relationship between intraverted personality attribute and perceived stress level. Keywords: Personality, Personality Theories, Personality Types, Stress, Stress Sources, Stress Management Techniques, Independent Accountants
Duygusal zekâ ve örgütsel stres: Osmaniye'de sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Duygusal zekâ bireyin hayatının her alanında karşısında çıkmaktadır. İnsan aklını yönlendirmede etkili olan bu zekâ tipi, iş hayatında da son derece önemlidir. Bunun yanında birey iş hayatında ve yaşamında stres baskısı altındadır. İş hayatında örgütsel stres olarak da adlandırılan bu sorun çalışanlar ve işletmeler açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Hizmet sektörü içerisinde önemli bir yere sahip olan hastanelerde ise yapılan çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı hastane çalışanlarında duygusal zekâ ve örgütsel stres arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bu amaçla hazırlanan çalışmada öncelikle duygusal zekâ ve örgütsel stres kavramları üzerinde durulmuş, daha sonra bu kavramlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Hastane çalışanlarının (n=147) duygusal zekâ düzeylerinin ölçülmesinde Petrides ve Furnham (2001) tarafından geliştirilen ve Deniz ve arkadaşlar (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan ''Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Çalışanların örgütsel streslerinin ölçülmesi için Şahin ve Durak (1995) tarafından hazırlanan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda örgütsel stres ve duygusal zekâ arasında, pozitif ancak zayıf (r=0,455) bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Süreğen ve kitlesel bir travma olarak Covid-19: Üniversite öğrencilerinde Covid-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracı rolü
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde COVID-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aracılık etkisinin farklı örneklemlerde incelenmesi için iki ayrı veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmanın örneklemi Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde, örgün veya yaygın eğitimde, 2020-2021 bahar yarıyılında öğrenim gören, yaşları 18-29 arasında değişen lisans ve ön lisans öğrencilerinden oluşmuştur. Veri toplama işlemi 22 Şubat-15 Mart 2021 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilmiş, -3.29Anahtar Kelime: Başa çıkma = Coping ; COVID 19 = COVID 19 ; Eğitim psikolojisi = Education psychology ; Pandemiler = Pandemics ; Stres = Stress ; Stresle başetme = Coping with stress ; Travma = Trauma ; Yaşantısal kaçınma = Experiential avoidance ; Üniversite öğrencileri = University students
Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarının doğasını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu temel amaç çerçevesinde ilk önce üniversite öğrencilerinin tutum düzeyleri ve görüşleri betimlenmiştir. Sonrasında üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri, otomatik düşünceleri, kültürel özellikleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin, onların profesyonel psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarını nasıl yordadığı incelenmiştir. Ayrıca bu değişkenlerin yordayıcılıkları daha önce psikolojik yardım alan ve almayan gruplar açısından da incelenmiştir. Araştırma, Anadolu Üniversitesinde öğrenim gören 739 (%61.4) kadın, 493 (%38.4) erkek ve cinsiyetini belirtmeyen 2 kişi olmak üzere toplam 1284 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ölçme aracı olarak; Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Formu, Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği, Otomatik Düşünceler Ölçeği, IND-COL Ölçeği ve Başa çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerin elde edildiği çalışmada nicel veriler için Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizleri yapılmıştır. Nitel verilerin analizi ise tümevarımsal analiz ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, nitel veriler öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik görüşlerinin ekonomik etkenler, algı hataları, danışmanların yetkinliği, kendini açma, yardım alma deneyimi, alternatif çözüm yolları ve danışmanın faydasına ilişkin inanç olmak üzere yedi ana tema altında olduğunu ortaya koymuştur. Öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarında, onların kişilik özelliklerinden negatif değerlilik, uyumluluk, yeniliğe açıklık ve sorumluluk; toplulukçu kültür özelliği, stresle başa çıkma yöntemlerinden kendini saklama, sosyal destek ve kaçınma ile cinsiyet anlamlı birer yordayıcı olarak bulunmuştur. Bu değişkenlerin yordayıcılıkları daha önce psikolojik yardım almış grupta incelendiğinde negatif değerlilik, yeniliğe açıklık ve kendini saklamanın anlamlı birer yordaycıı olduğu bulunmuştur. Son olarak daha önce psikolojik yardım almamış grupta ise kişilik özelliklerinden negatif değerlilik, uyumluluk, yeniliğe açıklık ve sorumluluk; toplulukçu kültür özelliği, başa çıkma yöntemlerinden kendini saklama, sosyal destek ve kaçınma ile cinsiyet önemli birer yordayıcı olarak bulunmuştur. Sonuç olarak öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarında onların kişlik özelliklerinin, kültürel özelliklerinin, başa çıkma yöntemlerinin ve cinsiyetlerinin önemli rol oynadığı söylenebilir.
Travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide stresle başa çıkmanın aracılık rolü
Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlki travma yaşamış üniversite öğrencilerinin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem, sosyal destek ve kaçınma odaklı başa çıkmanın aracılık rolünü test etmektir. İkinci amacı ise travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkma yollarını ve travma sonrası büyümeyi yaşamlarının hangi alanlarında deneyimlediklerini ortaya koymaktır. Karma modelde desenlenen bu araştırmada açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Travma Sonrası Büyüme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla travma sonrası büyüme düzeyi yüksek öğrencilerden toplanmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda 763, nitel boyutunda ise 12 öğrenciden veri toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri IBM SPSS ve AMOS Graphics programları aracılığıyla ve yapısal eşitlik modeliyle analiz edilmiştir. Ayrıca dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Nitel veriler ise NVIVO 11 programı aracılığıyla içerik analiziyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkide problem ve kaçınma odaklı başa çıkmanın kısmi aracılık ettiği sonucu elde edilmiştir. Sosyal destek odaklı başa çıkmanın ise benlik saygıları ve travma sonrası büyüme düzeyleri arasındaki ilişkiye aracılık etmediği gözlenmiştir. Bootstrapping işlemi sonrasında ise dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucu gözlenmiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma ile başa çıkmada kullandıkları yollar problem, sosyal destek, kaçınma odaklı ve dine sığınarak başa çıkma olarak ortaya çıkmıştır. Travma sonrası büyüme düzeyi yüksek üniversite öğrencilerinin travma sonrası büyüme yaşadıkları alanlar inanç sistemi, insan ilişkileri ve kendilik algısında değişim olarak ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Travma sonrası büyüme, Stresle başa çıkma yolları, Benlik saygısı, Karma Yöntem, Yapısal Eşitlik, Bootsrapping, Üniversite Öğrencileri
Kişilik ve dini başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi – Çorum örneği
Hayatta karşılaştığımız tehlikeler bizi strese sokmakta ve stresten kurtulmak için Başa Çıkma Yöntemleri kullanmaktayız. Stresten kurtulmak için gösterdiğimiz bu çabanın Dini yönelimi ise bizim Dini Başa Çıkma Metodumuzu oluşturmaktadır. Kimi insanlar Allah'dan yardım isterken, kimi insanlar ise dinden uzaklaşmaktadır. Bizde bu çalışmamız ile Kişilik Özellikleri ve Dini Başa Çıkma arasındaki ilişkiyi bazı Demografik Özellikler ile birlikte incelemeyi hedeflemiş bulunmaktayız. Bu kapsamda 2019 yılı Eylül, Ekim aylarında Çorum ilinde ikamet eden 20 yaş üzeri toplam 400 kişiye ulaşılarak veri toplama araçları uygulanmıştır. Katılımcılara Kişilik Özelliklerini belirlemek için Somer, Korkmaz ve Tatar tarafından geliştirilen ve sonrasında Tatar tarafından kısaltılan Beş Faktör Kişilik Envanteri'nin kısa versiyonu (5FKE-KF) ile Dini Başa Çıkma çeşitlerini öğrenebilmek için Prof. Dr. Ali Ayten tarafından geliştirilen Dini Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim ve medeni durumları arasındaki fark değerlendirilmiştir. Anket sonuçları SPSS for Windows 23.0 kullanılarak; t testi, One Way Anova ve Korelasyon İstatistik analizlerine tabi tutulmuş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmamız sonucuna göre örneklemimizin Olumlu Dini Başa Çıkma ortalaması daha yüksek bulunmuştur. Sorumluluk, Yumuşak Başlılık ve Gelişime Açıklık Kişilik Özelliği ile Olumlu Dini Başa Çıkma arasında zıt ve zayıf ilişki bulunmuştur. Olumsuz Dini Başa Çıkma ile Sorumluluk ve Gelişime Açıklık Kişilik Özelliği arasında doğrusal ve zayıf, Yumuşak Başlılık Kişilik Özelliği ile doğrusal ve orta düzey bir ilişki bulunduğu ancak Duygusal Tutarsızlık Kişilik Özelliği ile zıt ve zayıf bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Kişilik Özelliği ile Dini Başa Çıkma arasında ilişkinin olduğunu iddia eden hipotezimiz desteklenmiştir. Ancak; Duygusal Tutarsızlık Kişilik Özelliği ile Olumlu Dini Başa Çıkma, Dışa Dönüklük Kişilik Özelliği ile hem Olumlu hem Olumsuz Dini Başa Çıkma oranları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış hipotezimiz reddedilmiştir. Anahtar Kavramlar: Dini Başa Çıkma, Kişilik, Beş Faktör Kişilik Envanteri.
İstanbul amatör kümede görev yapan antrenörlerde stres belirtileri ve kullandıkları başa çıkma yöntemleri
Bu araştırmanın amacı, İstanbul amatör kümede görev yapan antrenörlerin yaşanılan strese karşı nasıl stres belirtisi gösterdiği ve kullanılan başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini İstanbul amatör spor kulüplerinde görev yapan antrenörler oluşturmaktadır. Araştırma için uygun örnekleme yöntemiyle 120 antrenör araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak algılanan stres düzeyi ölçeği ve stresle başa çıkma tarzları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 16.0 paket programında değerlendirmeye alınmış ve verilerin analizi için, tanımlayıcı istatistikler yapılmış, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış, değişkenlerin parametrik olup olmadıklarını öğrenmek için Kolmogrov-Smirnov testi uygulanmış, çalışmada yer alan hipotezlerin testinde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Gruplar arasındaki farklılığın belirlenmesi için bağımsız t-testi, one way anova ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda antrenörlerin stres belirtileri arttıkça stresle başa çıkma yöntemlerinin arttığı, yaş ve cinsiyetin stres kaynakları konusunda etkili olduğu, stresle başa çıkma yönteminin, üniversite mezunlarının daha yüksek stres belirtilerine sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarımız göstermektedir ki antrenörlerin algıladıkları stres düzeyi yükseldikçe stresle baş etme de kullandıkları sağlıklı başa çıkma stillerini kullanımları da artmaktadır.
Emniyet mensuplarının stresle baş etme tutumlarının değerlendirilmesi
Araştırmada, emniyet güçlerinin stresle başa çıkma tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri; emniyet güçlerinin yaş durumları, cinsiyetleri, mesleklerindeki görev süreleri, ekonomik durumları, medeni halleri ve eğitim durumlarıdır. Bağımlı değişkeni ise stresle başa çıkma tutum ölçeği kullanılmıştır.Bu araştırma İstanbul il merkezinde görev yapan emniyet mensupları üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu emniyet mensuplarıdır. Araştırmanın örneklemi ise, çalışma grubunu oluşturan polis memurları arasından tesadüfî küme örnekleme yolu ile seçilmiş ve araştırmaya katılmayı kabul eden 46'sı bayan ve 251'i erkek toplam 297 emniyet mensupları ile birebir görüşülmüş ve Stresle Başa çıkma Tutumları Envanteriyle birlikte kişisel bilgi formunun doldurulması istenmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde spss paket programı kullanılarak t testi ve tekyönlü varyans analizi, farklılıkların tespiti için ise Tukey testi kullanılmıştır.Çalışmanın bulgularına göre, emniyet mensupların stresle başa çıkma tutumları ölçeği alt boyutlarında yaş, cinsiyet, ekonomik durum, eğitim düzeyi, medeni durum ve hizmet sürelerine göre anlamlı farklılıklar oluştuğu tespit edilmiştir (p<0.05; P<0,01). Sonuç olarak, emniyet mensuplarının özellikle yaş ile birlikte tecrübenin de artmasıyla stresle başa çıkmada olumsuz baş etme tarzı kullanımının azaldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Emniyet mensubu, Stres, Stresle Başa Çıkma.
Psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın bazı kişisel değişkenler ve birbirleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde çeşitli kurumlarda görev yapan 470 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Mesleki Doyum Ölçeği", "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışmanların mesleki doyum düzeyinin eğitim durumları, yaş ve çalıştıkları grup değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları, yaş ve mesleki deneyim değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Bilişsel esneklik düzeylerinin ise mesleki deneyim değişkenine göre farklılaştığı, stresle başa çıkma toplam puanlarının ise cinsiyete göre farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Mesleki doyum ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasında orta düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile bilişsel esneklik arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile stresle başa çıkma arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın birlikte mesleki doyum ile ilişkisine bakıldığında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.
Sınıf öğretmenlerinde değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma ilişkisi
Çalışma Aydın ilinde ki resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları üzerinde sosyo-demografik değişkenlerin etkisini değerler, dindarlık ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi bilimsel bir şekilde anlamayı hedeflemektedir. Çalışmaya 367 sınıf öğretmeni katılmış, katılan öğretmenlere "Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Değerler Ölçeği, Ok-Dini Tutum Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Fütüvvet değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım biliş, duygu, davranış, Tanrı ve dindarlık boyutları arasında ve özgürlük değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Romantik değerler ile çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım, davranış boyutu arasında ve insan onuru değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Materyalist değerler ile boyun eğici yaklaşım, duygu, davranış, dindarlık boyutları ve maneviyat değerleri ile iyimser, çaresiz/kendini suçlayıcı yaklaşım arasında pozitif yönde zayıf ilişki, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde orta şiddette ilişki bulunmaktadır. Entelektüel değerler ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları ve kariyer değerleri ile iyimser, kendine güvenli yaklaşım, biliş, duygu, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır. Toplumsal değerler ile biliş, davranış, Tanrı, dindarlık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki bulunmaktadır.
Afet çalışanlarında psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma düzeyi
Bu araştırma afetlerde görev alan afet çalışanlarının psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma yollarını incelemek ve dikkat çekmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla nüfus ve bölge açısından yoğun olan acil ve afet durumlarına sık sık müdahale etmek zorunda kalan özellikle İstanbul'da görev yapan medikal ve arama-kurtarma ekipleri tercih edilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel araştırma Şubat 2019 - Mayıs 2019 tarihlerinde İstanbul Avrupa yakasında görev alan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, 112 İl Ambulans Servisi, ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri çalışanları ile yapıldı. Veriler uzman görüşleri ve literatür ışığında Tanıtıcı Bilgi Formu, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Ölçeği formları ile toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların analizinde IBM SPSS Statistics 22 (IBM SPSS, Türkiye) programı kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0,05 alınmıştır. Araştırmada kullanılan Stresle Başa Çıkma değişkeni ile Psikolojik Dayanıklılık arasındaki korelasyon katsayısı 0,584 olarak hesaplanmış 0,05 olan anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı olduğuna karar verilmiştir. Bu iki değişken arasında aynı yönde orta derecede ilişki tespit edildi. İstanbul ilinde iki farklı kurumda yapılan çalışmaya 228 kişi katılım sağlamış olup 114 kadın ve 114 erkek personelden oluşmaktadır. Demografik özelliklere göre psikolojik dayanıklılık düzeylerine bakıldığında cinsiyet olarak 114'ü kadın oranı % 81,11 bulunurken, 114 erkek ise % 81,63 bulundu. Medeni durumları 113 kişi bekar oranı % 81,08 olarak 115 kişi evli oranı ise % 81,66 olarak bulundu. Yaş değişkeninde % 82,64 ile 28-36 yaş arası personel oluşturduğu saptandı. Eğitim durumuna göre ise en yüksek değer %84,12 ile lisansüstü personel oluşturdu. Stresle başa çıkma düzeyleri ile cinsiyet değişkenine baktığımızda 114 erkek oranı % 89,29, 114 kadın oranı %87,77 olarak çıktı. Oranlar yakın olsa da erkek çalışanların düzeyi yüksek çıktı. Yaş değişkenine göre en fazla değer % 92 oranla 37-45 yaş arası personelde bulundu. Medeni durumlarında ise evli 115 kişinin oranı % 90,20 çıkarak bekarlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir değer çıkmadı. Eğitim durumlarında, lisans mezunu 51 kişi % 90,86 ile yüksek çıktı.Yapılan psikolojik dayanıklılık ölçeğine göre afet çalışanları en yüksek puanı meydan okuma alt boyutundan, en düşük puanı ise kontrol alt boyutundan almıştır. Stresle başa çıkma ölçeğine göre en etkili yöntem sorun odaklı yaklaşımlardan oluşmaktadır. Yanıtlar değerlendirildiğinde problem çözme boyutu en yüksek puanı almış ve çalışanların bireysel davranışsal girişimlerde bulunduğu ve destek arama puanlarının da bununla uyumlu olarak düşük çıktığı tespit edilmiştir. Bu da sosyal desteğin önemini ortaya çıkarmaktadır.Afet çalışanlarının psikolojik dayanıklılık ve stresle başa çıkma düzeyleri yüksek olmakla beraber genel olarak bireysel çözüm yöntemleri kullandıkları, personelin sosyalleşmesi ve çevresinin de sosyal desteğini görebilmesi için grup çalışmaları yapılmalıdır.
KOBİ yöneticilerinin stres düzeyi performans ve iş tatmini arasındaki ilişki: Adana'daki KOBİ'lerde bir araştırma
Yönetici olsun ya da olmasın tüm insanlar günlük yaşamın artık vazgeçilmezi olan stresle karşı karşıyadır. Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan kızgınlık, sıkıntı, endişe, üzüntü, gerilim gibi nitelendirilebilen bir tepkidir. îş hayatından yansıyan stresler ve bunların sonuçlan doğrudan veya dolaylı olarak gerçekte tüm insanları ilgilendirmektedir. Çünkü, stresin işletmelerde çalışanları uzun veya kısa dönemde etkileyerek bir işletmenin verimliliğini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle yönetim bilimcileri de stres konusuyla yakından ilgilenmekte ve bu konuda pek çok araştırma yapmaktadırlar. Bir işletmenin başarısında yöneticinin payının çok büyük olduğu bilinmektedir. Çünkü, kaynaklan yöneten ve onların etkin, verimli şekilde kullanılmasını sağlayan yöneticidir. KOBİ'lerin de ülke ekonomisine olan faydalan düşünüldüğünde, KOBÎ yöneticilerinin performansları ve iş tatminlerinin önemi anlaşılabilmektedir. Bundan hareketle, bu çalışmada ülke açısından önem taşıyan KOBİ yöneticilerinin stres düzeyi, performansı ve iş tatmini arasındaki ilişki araştırılmıştır. Konu ile ilgili teorik çalışmalardan sonra, anket metodu kullanılarak 100 KOBİ yöneticisinin stres düzeyi, performansı ve iş tatmini ile ilgili bilgiler toplanmıştır. SPSS programı kullanılarak anket sonuçlan sınıflandırılmış, kodlanmış ve ANOVA yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen verilerden yararlanarak yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan yöneticilerin stres düzeyi ile performansı arasında, stres düzeyi ile iş tatmini arasında ve iş tatmini ile performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Stres, KOBİ, performans, iş tatmini
Ergenlerin stres yaşantılarında kullandıkları başaçıkma stratejilerinin benlik imajı ile ilişkisi
Bu araştırma, ergenlerin stres yaşantılarında kullandıkları başaçıkma sratejileri ve benlik imgelerinin, cinsiyet, doğum sırası, sosyo-ekonomik düzey ile sınıf düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, 2000-2001 öğretim yılında, Adana il merkezindeki genel liselerin I. ve II. sınıflarından seçilen 145'i kız 137'si erkek olmak üzere toplam 282 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin genel olarak stres yaşantılarında kullandıkları başaçıkma stratejilerini ölçmek üzere "Başaçıkma Stratejisi Ölçeği" (BSÖ), benlik imgesini ölçmek için ise "Offer Benlik İmgesi Ölçeği" (OBİÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, korelasyon katsayısı, 't' testi ve varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, benlik imgesi ile stresle başaçıkma stratejilerinden kaçınma stratejisi arasında ilişki bulunmuştur. Ayrıca tüm örneklemde erkeklere göre kızlar, alt sosyo-ekonomik düzeyde olanlara göre de orta sosyo-ekonomik düzeyde olanlar dahaolumlu benlik imgesi sergilemektedirler. Ergenlerin doğum sırası ve sınıf düzeyi, benlik imgelerinde farklılık yaratmamaktadır. Ergenlerin doğum sırası ile sosyo-ekonomik düzey, stresle başaçıkma stratejilerinde farklılık yaratmamaktadır. Kızlar, erkeklere göre sosyal destek ve kaçınma stratejilerini, II. sınıfta olanlar ise I. sınıfta olanlara göre Problem çözme ve Kaçınma stratejisini daha fazla kullanmaktadırlar. Anahtar Sözcükler: Stres, Başaçıkma Stratejisi, Benlik İmgesi
Üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolü
Bu araştırma üniversite öğrencilerinde psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin aracı rolünün araştırılması amacıyla tanımlayıcı ve ilişkisel tipte araştırma deseni kullanılarak yapılmıştır. Çalışma 711 (%72,4)'i kadın, 271 (%27,6)'i erkek olmak üzere 982 üniversite öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri, "Tanıtıcı bilgiler formu", "Risk Faktörlerini Belirleme Listesi", "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Bilişsel Farkındalık Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılarak 15-30 Ekim 2021 tarihinde araştırmacı tarafından yüz yüze veri toplama tekniği ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Pearson Korelasyon analizi için IBM SPSS v22 programı, yapısal eşitlik modeli için ise AMOS programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilişsel farkındalık ile probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif, duygulara yönelik stresle başa çıkma tarzları üzerinde ise negatif yönde etkisi bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık stresle başa çıkma tarzlarından olan probleme yönelik başa çıkma üzerinde pozitif yönde, duygulara yönelik başa çıkma üzerinde ise negatif yönde doğrudan bir etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca psikolojik sağlamlık ile bilişsel farkındalık arasındaki ilişkide stresle baş etmenin rolü ile ilgili kurulmuş olan hipotezin geçerli olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda üniversite öğrencilerine yönelik psikolojik sağlamlığı ve bilişsel farkındalığı artırmaya yönelik içeriğin eğitim müfredatlarına eklenmesi önem taşımaktadır.
Duygusal zeka, stresle başa çıkma yöntemleri, liderlik davranışları ve işletme performansı arasındaki ilişkinin analizi: Kadın girişimciler üzerine bir çalışma
Çalışma kadın girişimcilerin sahip oldukları duygusal zeka ve stresle başa çıkma yöntemlerini belirlemekte ve bunların etkili liderlik davranışına etkisi ile etkili liderlik davranışlarının, işletme performansına etkisini incelemektedir. Çalışma kapsamında Çukurova Bölgesi'nde faaliyet gösteren kadın girişimcilere anket uygulanmış ve 535 anketten elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışmada veri toplamak amacıyla Kouzes ve Posner (2002)'ın liderlik davranışları ölçeği, Chan (2003)'in duygusal zeka ölçeği, Moos (1993)'un başa çıkma ölçeği ve Zerenler (2005)'in işletme performansı ölçeğinden yararlanılmıştır. Çalışmada verilerin analizini gerçekleştirmek için; keşfedici faktör analizi, varyans analizleri ile korelasyon ve regresyon analizleri, tamamlayıcı istatistiki testlerle birlikte uygulanmıştır. Analiz sonuçları, hipotezlere ve araştırma sorularına ilişkin beklentileri destekler niteliktedir. Analiz sonuçlarına göre duygusal zekanın etkili liderlik davranışlarına, stresle başa çıkma yöntemlerini kullanma düzeyinin etkili liderlik davranışlarına ve etkili liderlik davranışlarının işletme performansına pozitif etkisi bulgulanmıştır. Bununla birlikte işletmenin faaliyet süresi, kadın girişimcinin eğitim durumu ve yaşı arttıkça duygusal zekanın, stresle başa çıkma yöntemlerini kullanma düzeyinin, etkili liderlik davranışlarının ve işletme performansının genel olarak artma eğiliminde oldukları görülmüştür.
Çiftlerin bağlanma stilleriyle stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, çiftlerin bağlanma stilleri ile stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri arasında fark olup olmadığının incelenmesidir. Betimsel tarama modelinde ilişkisel tarama yöntemiyle yapılan çalışmanın araştırma grubunu, Hatay ili Mustafa Kemal Üniversitesi ve Adana ili Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerine devam eden ve mezun olup pedagojik formasyon eğitimi gören 216 kadın ve 206 erkek olmak üzere toplam 422 kişi oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2016-2017 akademik yılı güz yarıyılında toplanmıştır. Araştırmada çiftlerin bağlanma stillerini belirlemek için Çolakkadıoğlu, Akbaş ve Yıldızeli (2016) tarafından uyarlaması yapılan "Çiftlerde Bağlanma Ölçeği", stresle başa çıkma tarzlarını belirlemek için Şahin ve Durak (1995) tarafından uyarlaması yapılan "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği", benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Turan ve Tufan (1987) tarafından uyarlanmış olan "Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizi tekniği kullanılmıştır. Ayrıca stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyi bakımından güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) bağlanmış çiftler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Tek Yönlü MANOVA analiz tekniği kullanılmıştır. Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analiz tekniği sonucunda Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin, kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımı alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı; çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım alt ölçekleri ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Yapılan Tek Yönlü MANOVA analizi sonucunda, güvenli ve güvensiz (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin stresle başa çıkma tarzları ve benlik saygısı düzeyleri bakımından farklılaştığı görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkma tarzları alt ölçeklerinden kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımını kullandıkları ve yüksek benlik saygısı düzeylerine sahip oldukları, güvensiz bağlanan (kaygılı, kaçınan, kaygılı-kaçınan) çiftlerin ise çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım tarzını kullandıkları ve düşük benlik saygısı düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Sonuç olarak güvenli bağlanan çiftlerin stresle başa çıkmada problem odaklı (etkili) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin yüksek olduğu, güvensiz bağlanan çiftlerin ise stresle başetmede duygu odaklı (etkisiz) başa çıkma tarzlarını kullandığı ve benlik saygısı düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bağlanma stilleri, çiftlerde bağlanma, stresle başa çıkma ve benlik saygısı
Bilişsel esneklik eğitim programının lise öğrencilerinin bilişsel esneklik ile algılanan stres düzeylerine ve stresle başa çıkma tarzlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, Bilişsel Davranışçı Kuramlar çerçevesinde geliştirilen Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı'nın lise öğrencilerinin bilişsel esneklik ve algılanan stres düzeylerine ve stresle başa çıkma tarzlarına etkisini ve bu etkinin uzun süreli kalıcılığını incelemektir. Araştırmanın deney grubunda bulunan öğrencilere, Bilişsel Davranışçı Terapi kuramlarına dayalı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, bilişsel esnekliği arttırmaya yönelik, 12 oturumluk Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Deney grubu öğrencileri ile 12 hafta boyunca haftada bir olmak üzere ortalama 50 dakika bir araya gelinmiştir. Araştırmanın nicel verileri Martin ve Rubin (1995) tarafından geliştirilen 'Bilişsel Esneklik Ölçeği', Cohen, Kamarck ve Mermelstein (1983) tarafından geliştirilen 'Algılanan Stres Ölçeği' ve Folkman ve Lazarus (1980) tarafından geliştirilen Başa Çıkma Yolları Envanterini (Ways of Coping Inventory) esas alarak, Şahin ve Durak (1995) tarafından geliştirilen 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği' aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma kapsamında, Bilişsel Esneklik Ölçeğinin lise formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Söz konusu ölçekler deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Deneysel programa katılan 15 öğrenci (7 erkek 8 kız) bu ölçeklerden alınan puanlara (M= 48.00; Q= 5) göre belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra sontest, 2.5 ay sonra ise izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizinde Mann Whitney-U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış Genel Değerlendirme Formu ile elde edilmiştir. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nitel veriler oturumlar bittikten iki hafta sonra toplanmıştır. Yapılan nitel ve nicel analizler sonucunda deney grubunda yer alan öğrencilerin, bilişsel esneklik düzeylerinin ve Kendine Güvenli Yaklaşım, İyimser Yaklaşım gibi daha olumlu stresle başa çıkma stratejilerinin kullanımlarının kontrol grubundakilere göre arttığı; algılanan stres düzeylerinin ve Çaresiz Yaklaşım kullanımlarının da kontrol grubundakilere göre azaldığı bulunmuştur. Yapılan izleme çalışmaları sonucunda, bu etkinin bilişsel esneklik düzeyinde, kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım stratejilerinde kalıcı olduğunu gösterirken, algılanan stres düzeyi ve çaresiz yaklaşım stratejilerinde uzun süreli olmadığını göstermiştir. Bunun yanı sıra uygulanan programın Sosyal Destek Arama ve Boyun Eğici Yaklaşım stratejileri üzerinde etkili olmadığı da elde edilen bulgular arasındadır. Elde edilen bulgular, araştırmacı tarafından geliştirilen Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı'nın öğrencilerin bilişsel esneklik düzeylerinin ve olumlu başa çıkma stratejilerini kullanımlarının artmasında, algılanan stres düzeylerinin ve bazı olumsuz başa çıkma stratejilerini kullanımlarının azalmasında kısmen etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, algılanan stres, başa çıkma tarzları
Dermatoloji polikliniklerine başvuran kronik kaşıntılı hastalarda stres düzeyi ve stresle baş etme yöntemleri
DERMATOLOJİ POLİKLİNİKLERİNE BAŞVURAN KRONİK KAŞINTILI HASTALARDA STRES DÜZEYİ VE STRESLE BAŞ ETME YÖNTEMLERİ Bu araştırma, kronik kaşıntısı olan bireylerin yaşadıkları stres düzeyi ve stresle baş etme yöntemlerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, 22.02.2016-15.07.2016 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Yozgat Devlet Hastanesi ve Sorgun Devlet Hastanesi'nde yer alan dermatoloji polikliniklerine kaşıntı şikayeti ile başvuran hastalarla gerçekleştirilmiştir (n:125). Veriler hasta tanıtım formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği (GKÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, One-way Anova Analizi, Kruskall-Wallis Analizi ve Pearson Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada, hastaların ASÖ puan ortalaması 29.71±7.22 olup orta derecede stres yaşadıkları, kadınların erkeklere göre ASÖ puanlarının yüksek olduğu ve ASÖ puanı arttıkça boyun eğici yaklaşım puanı da artmaktadır (p<0.05). Ayrıca, ASÖ puanı şiddetli (7 ve üzeri) kaşıntı yaşayanlarda daha yüksek olduğu bulunmuştur (p˂0.05). SBÇTÖ alt boyutlarında; erkeklerin kendine güvenli yaklaşım puanlarının kadınlara göre yüksek olduğu, kadınların ise boyun eğici yaklaşım puanlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sürekli kaşıntı yaşayan bireylerin iyimser yaklaşım puanı anlamlı olarak daha yüksektir (p˂0.05). Akşam saatlerinde kaşıntı yaşayan hastaların sosyal destek arama puanı diğer gruplara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır (p˂0.05) Hastalık süresi arttıkça sosyal destek arama puanı azalmaktadır (p<0.05). Sonuç olarak; kaşıntı şikayeti ile dermatoloji polikliniklerine başvuran hastaların algılan stres düzeyinin "orta derece" ve stresle baş etmede pasif baş etme yöntemlerini kullandıkları belirlenmiştir. Kadın hastaların algıladıkları stresin erkeklere göre daha yüksek olduğu, stresle başa çıkma tarzı olarak duygulara yönelik/pasif tarzı kullandıkları, erkeklerin ise probleme yönelik/aktif tarzı kullandıkları görülmüştür. Kaşıntının süresi, şiddeti ve şekli, kaşıntının yoğun yaşandığı zaman ve kaşıntı için kullanılan ilaç ile stres algısı ve stresle başa çıkma tarzları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmış olup, risk grubunda olan hastalara stresle baş etmede aktif tarzların benimsenmesi için eğitimlerin vedanışmanlıkların verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Kaşıntı, Stres, Stresle Başa Çıkma, Hemşirelik
Practicum stress and coping strategies of pre-service language teachers
As the leading position of English as the world's primary language for international communication has evidently been continuing for several decades, English language teacher education is getting more and more important. One of the most major components of teacher education programs is the practicum that requires senior pre-service language teachers to observe classes and do practice teaching before actual teaching profession. Recently, there has been increasing research focusing on identifying practicum-related stress sources and their coping strategies in order to maximize the efficiency of practicum. Based on a mixed-method research design with pragmatism research paradigm, this study constitutes an example of a multiple case study which aimed to investigate the pre-service language teachers' stresses and their coping strategies throughout the second term of the practicum. This study was conducted with the participation of fifteen senior pre-service language teachers who were selected by convenience sampling. The data for the study were collected through questionnaires, reflective journals, focused group and one-to-one interviews, observation visits, video-taping of formal micro-teaching performances, and field notes. The quantitative data of the study was analyzed by SPSS 18 and the qualitative data was analyzed through content analysis. The sources of practicum-related stresses were discussed under seven categories: classroom management, social factors, school mentors' attitude, affective factors, ELT methods and techniques, textbook, and professional factors. The highest source of stress was associated with classroom management. In coping with practicum-related stresses, the most frequently used strategies by pre-service language teachers (from high to low) during the second term of practicum were maintaining discipline, following interesting activities, ignoring, and negotiating with university supervisor. Also, the most effective stress coping strategy was negotiating with university supervisor. It is suggested that stress generating factors and the strategies that pre-service language teachers employ should be discussed and reflected upon in pre-service language teacher education programs.
Akış kuramına dayalı stresle başa çıkma grup programının pandemi döneminde ergenlerin stresle başa çıkma stratejilerine etkisi
Tüm dünyayı ve ülkemizi hızla etkisi altına alan COVID-19 pandemisi sonucunda yürürlüğe konulan sosyal mesafe ve hijyen kuralları, sokağa çıkma kısıtlamaları ve uzaktan eğitim uygulamaları gibi bir dizi tedbirler, insanların normal yaşam koşullarında pek çok değişime yol açmıştır. Pandemi sürecine bağlı bu değişimlerin özellikle de lisede öğrenim gören ergenlerin stres düzeylerinde artışlar meydana getirdiğine yönelik açıklamaların zaman zaman uzmanlar tarafından ifade edildiği görülmüştür. Bu araştırmanın amacı "Pandemi Stresi İçin Uyarlanmış Akış Kuramına Dayalı Stresle Başa Çıkma Grup Programı"nın lise öğrencilerinin COVID-19 pandemi stresi ve stresle başa çıkma stratejileri düzeylerine olan etkisini incelemektir. Araştırma deneysel model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili, Talas ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 6 devlet lisesinde öğrenim gören 10'u deney 10'u da kontrol grubu olmak üzere toplam 20 öğrenciden oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında deney grubuna hazırlanan 13 oturumluk çevrim içi grupla psiko-eğitim programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmanın verileri, "Gözden Geçirilmiş Stresle Başa Çıkma Stratejileri Ölçeği", "Koronavirüs Anksiyete Ölçeği" ve "Yaşantıyı Örnekleme Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde tekrarlı ölçümler için iki yönlü varyans analizinde "Mann-Whitney U" testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, elde edilen bulgulara göre "Pandemi Stresi İçin Uyarlanmış Akış Kuramına Dayalı Stresle Başa Çıkma Grup Programı" ile ergenlerin "COVID-19 pandemi stresi", "Stresle Başa Çıkma Stratejileri" toplam puanı, "Kişisel Kontrol Stratejisi", "Çevre İle Etkin Temas Stratejisi" ve "Mücadele Stratejisi" düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle "Pandemi Stresi için Uyarlanmış Akış Kuramına Dayalı Stresle Başa Çıkma Grup Programı" ergenlerin COVID-19 pandemi stresini azaltmada, "Stresle Başa Çıkma Stratejileri Genel Puanı"nı yükseltmekte, "Mücadele Stratejisi"nin, "Kişisel Kontrol Stratejisi"nin ve "Çevre ile Etkin Temas Stratejisi"nin etkililiğini artırmakta etkili bir program olduğu görülmüştür.
Ebeveynlik stresi ve evlilik kalitesi arasındaki ilişkide stresle çift olarak baş etmenin aracı rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı ebeveynlik stresi ve evlilik kalitesi arasındaki ilişkide stresle çift olarak baş etmenin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu çocuk sahibi, evli bireyler oluşturmuş, analizlere 803 (%59 kadın, %41 erkek) birey dâhil edilmiştir. Araştırmanın dışsal değişkeni ebeveynlik stresi; aracı değişkenleri stresle çift olarak baş etmenin alt boyutları olan duygu odaklı-problem odaklı destekleme, negatif baş etme ve duygu odaklı-problem odaklı ortak baş etmedir. İçsel değişken ise evlilik kalitesidir. Araştırmada belirlenen amaç doğrultusunda üç model oluşturulmuş, birinci modelde ebeveynlik stresi ve evlilik kalitesi arasındaki ilişkide stresle çift olarak baş etmeye yönelik bireylerin kendilerine yönelik algısı, ikinci modelde eş'e yönelik algısı, üçüncü modelde ise ortak baş etmelerine yönelik algısı test edilmiştir. Araştırmada ebeveynlik stres düzeyini belirlemek için Anne Baba Stres Ölçeği, stresle çift olarak baş etme düzeyini belirlemek için araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan Stresle Çift Olarak Baş Etme Envanteri ve evlilik kalitesini ölçmek için araştırma kapsamında Türkçe'ye uyarlanan Evlilik Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerinin analizinde SPSS 20 ve AMOS 23 paket programlarından yararlanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde ebeveynlik stresi, duygu ve problem odaklı destekleme, duygu ve problem odaklı ortak baş etme ve evlilik kalitesini negatif yönde, negatif baş etmeyi ise pozitif yönde doğrudan etkilemektedir. Stresle çift olarak baş etmenin alt boyutları ve evlilik kalitesi arasındaki doğrudan ilişkilere bakıldığında, bireyin kendine dair algısı ve eş'e dair algısı modellerinde, duygu odaklı destekleme, problem odaklı destekleme ve negatif baş etmenin evlilik kalitesi üzerinde doğrudan etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Modeldeki bazı yolların modele anlamlı katkısı olmayabileceği düşünülerek doğrudan etkisi olmayan yolların etkileri tek tek sıfıra eşitlenerek göz ardı edilmiş, her bir işlemden sonra analiz tekrarlanmıştır. Sonuç olarak bireyin kendine dair algısı ve eş'e dair algısı modelinde duygu odaklı desteklemenin evlilik kalitesini doğrudan etkilediği görülmüştür. Ortak modelde ise duygu ve problem odaklı ortak baş etme evlilik kalitesini doğrudan etkilemektedir. Dolaylı etkilere dair bulgular incelendiğinde ise, ebeveynlik stresi ve evlilik kalitesi arasındaki ilişkide kendine dair algı ve eş'e dair algı modellerinde, duygu odaklı desteklemenin kısmi aracılık ettiği; ortak modelde ise ebeveynlik stresi ve evlilik kalitesi arasındaki ilişkide duygu odaklı ve problem odaklı ortak baş etmenin kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış, araştırmacı ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur.
Depresyon ve anksiyete belirtileri olan psikiyatri hastalarında üstbilişsel inançların stres ve başa çıkma çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışmada, üstbilişsel inançlar, anksiyete ve depresyon belirtileri arasındaki ilişkiler hem kesitsel hem de ileriye yönelik olarak klinik bir örneklemde incelenmiştir. Çalışmanın kesitsel tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtileri üzerindeki yordayıcılığının olumsuz yaşam olayları ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkileri göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, çalışmanın ileriye yönelik tarafında, üstbilişsel inançların anksiyete ve depresyon belirtilerini yordayıp yordamadığının sınanması amaçlanmıştır. Son olarak, anksiyete ve depresyon belirtileri ile üstbilişsel inançlar arasındaki karşılıklı ilişkilerin mercek altına alınması amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvuru yapmış anksiyete ve depresyon belirtileri olan kişiler araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın ilk ölçümüne 183 kişi katılırken, üç ay sonrasında alınan takip ölçümünde 71 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Üstbilişler-30 Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumlu İnanışlar Ölçeği, Ruminasyonla İlgili Olumsuz İnanışlar Ölçeği, Yaşam Olayları Listesi ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanmıştır. Sonuçlar, öncelikle üstbilişsel inançların kontrol edilemezlik ve tehlikeyle ilgili olumsuz inançlar ve bilişsel güvensizlik alt boyutlarının anksiyete belirtilerini kesitsel olarak yordadığını göstermiştir. Anksiyete belirtilerinin yordanmasında olumsuz yaşam olaylarının ve stresle başa çıkma yaklaşımlarının etkisi bulunmamıştır. Depresyon belirtilerinin kesitsel olarak yordanmasında ise, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla ilgili olumsuz inanışların etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, olumsuz yaşam olaylarının ve başa çıkma yaklaşımlarının da depresyon belirtilerinin yordanmasında rol oynadığı dikkat çekmiştir. Aracılık analizi sonuçlarına göre, ruminasyonun kişiler arası ve sosyal sonuçlarıyla depresif belirtiler arasındaki ilişkiye stresle başa çıkma yaklaşımlarının aracılık ettiği bulunmuştur. Çalışmanın ileriye yönelik olarak elde edilen bulguları gözden geçirildiğinde, temel ölçüm düzeyleri kontrol edildiğinde hem anksiyete hem de depresyon belirtileri üzerinde sadece üstbilişsel inançların bilişsel güvensizlik alt boyutunun bağımsız yordayıcılığının olduğu tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın temel alınarak tartışılmış, çalışmanın sınırlılıklarından ve sağladığı klinik doğurgulardan bahsedilmiş ve gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.
Bilinçli farkındalığın kişilerarası iletişim çatışması eğilimi ve stresle başa çıkma ile ilişkisi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyinin kişilerarası iletişim çatışması eğilimi ve stresle başa çıkma ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada nicel bir yaklaşım benimsenmiştir. Araştırma Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı bölümlerinde öğrenim gören 455 üniversite öğrencisi ile yapılmıştır (321= kadın, 134=erkek). Araştırmada verilerin toplanmasında katılımcıların sosyo-demografik özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak için "Kişisel Bilgi Formu", bilinçli farkındalık düzeyleri hakkında bilgi sahibi olmak için Brown ve Ryan (2003) tarafından geliştirilen "Bilinçli Farkındalık Ölçeği", kişilerarası iletişim çatışması eğilimi hakkında bilgi sahibi olmak için Dökmen (1986) tarafından geliştirilen "Çatışma Eğilimi Ölçeği", Türküm (2002) tarafından geliştirilen kişinin stresle başa çıkabilme gücü hakkında bilgi sahibi olmak için "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analiz edilmesinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın betimsel istatistiklerinde minimum, maksimum, frekans, ortalama, yüzde ve standart sapma gibi değerlerler kullanılmıştır. Çıkarımsal istatistiklerde ise stresle başa çıkma, bilinçli farkındalık ve kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler bağlamında incelenmesinde iki grup karşılaştırmalarında "bağımsız örneklem t testi", üç ve üzeri grup karşılaştırmalarında "ANOVA" kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise Pearson Korelasyon katsayısı yönteminden yararlanılmıştır. Bulgular, cinsiyete göre çatışma eğilimi değişkeninde anlamlı bir farklılık olduğunu göstermektedir. Buna göre kadınların ortalama puanları erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksektir. Anne eğitim durumuna göre ise lise ve üzeri eğitim alanların bilinçli farkındalık düzeyleri ilköğretim ve altı eğitim alanlara göre daha yüksektir. Alana, sınıfa ve baba eğitim durumuna göre değişkenler açısından anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Öğrencilerin kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyleri ile stresle başa çıkma (r=-0,169; p<0,01) ve bilinçli farkındalık (r=-0,416; p<0,01) düzeyleri arasında negatif yönlü düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu; bilinçli farkındalık ile stresle başa çıkma (r=0,166; p<0,01) düzeyleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyleri ve stresle başa çıkma düzeylerinin bilinçli farkındalık düzeylerini yordayıp yordamadığı çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Kişilerarası iletişim çatışma eğilimi ve stresle başa çıkmanın bilinçli farkındalığı % 18 düzeyinde yordadığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda ise kişinin bilinçli farkındalık düzeyinin arttıkça kişilerarası iletişim çatışma eğilimi düzeyinin azaldığı, stresle başa çıkabilme gücünün ise arttığı tespit edilmiştir.
Konaklama işletmelerinde çalışanların işlerinde algıladıkları stres faktörleri, stres durumundaki tavırları ve stresle baş etme stratejileri: Kuşadası'ndaki 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerine yönelik bir uygulama
Günümüzün en önemli sorunlarından biri olan stres, hem çalışma hayatında hem de sosyal yaşantıda insanların sıklıkla karşılaştığı ve bireylerde derin izler bırakabilen bir durumdur. Stres bugün ortaya çıkan bir kavram olmayıp geçmişten günümüze kadar süre gelen, kişinin sosyal ilişkilerini, iş performansını, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Gelişim ve değişim çağında olduğumuzu düşünecek olursak da bugünün insanının eski dönemlere nazaran daha fazla stres altında kaldığını söylemek mümkündür. Stres, kritik noktaların aşılması durumunda olumsuz sonuçlar doğururken öte yandan da belli bir düzeyde yaşanması stresin olumlu yanını da gösterebilmektedir. Fakat stresin her insanda farklı şekillerde görülebileceği ve farklı sonuçlar ortaya çıkarabileceği göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Bu bağlamda örgütlerde yöneticilerin çalışanlar üzerinde neyin stres yarattığını, nasıl tepkiler verdiklerini ve stresle başa çıkma yollarının neler olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip olmaları gerekmektedir. Bu çalışmada, Kuşadası'ndaki 4 ve 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde çalışanlar üzerinde stres yaratan etmenlerin neler olduğu, stresle baş etmek için hangi yöntemlere başvurdukları ve stres durumunda hangi tavırları sergiledikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca stres yaratan faktörlerin, stresle baş etme stratejilerinin ve stres durumundaki tavırların demografik özeliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, otel çalışanları üzerinde stres yaratan en önemli etkenin "iş yükü/kariyer" faktörü olduğu tespit edilmiştir. Stresle baş etme stratejilerinde çalışanların en fazla tercih ettikleri yöntem ise pozitiflik boyutunda yer alan " Elinden gelenin en iyisini yaptığına inanmak" olarak tespit edilmiştir. Çalışanların stres durumunda gösterdikleri tavırlara ilişkin sonuçlar ise işe yönelik tepki faktörünün olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte çalışanların iş performansının ve verimliliğinin olumsuz yönde etkilendiği sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer bir sonucu ise, otel çalışanlarının demografik özellikleri ile stres yaratan faktörler, stresle baş etme stratejileri ve stres durumundaki tavırları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Stres, Stres Yaratan Faktörler, Stresle Baş Etme, Stres Durumundaki Tavır, Konaklama İşletmeleri