Syria

366 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Competitive jihadism : A new theorethical approach to jihadi de-facto states

World politics is introduced to a new type of entity with great differences within, namely jihadi de facto states. Due to its rather un-celebrated characteristics and lack of legal basis it was hard to encircle it with definitions and understand with theories. This thesis is concerned with state-building phase of jihadi de facto states and especially it's consolidation of sovereignty and jihadi competition with their parent states. This thesis accepts " Competitive Democratization" of Nina Caspersen as main frame and customizes it for jihadi de- facto states. Moreover it accepts each fact comprises three-level reality and grand theories may not properly function as Rosenau forecasts and names it as " Turbulence Approach". In this study , it is acclaimed that there is a positive correlation between consolidation level of sovereignty of a jihadi de facto state and it's competition on jihadi policies with it's parent state(s). Consolidation requirements are adjusted accordingly League of Nations parameters. I especially confirmed that adopted a more jihadist policy by de facto jihadi state comparing to it's parent state will have positive contribution to its sovereignty level by helping it to gain more repercussion from target audiences and create its own legitimate basis. I applied this hypothesis on "Islamic State-Iraq-Syria" example throughout the thesis, as it is the richest by offering data to study and the most contemporary one. Although it is a recent fact, this case proved to be fully supportive. Keywords: Competitive Jihadism, jihadi de facto state, de facto state, Islamic State,consolidation of sovereignty, ISIS, Republic of Iraq, Arab Republic of Syria, content analysis

JihadDe Facto stateDe Facto regimes+4
Mehmet Yavuz Yağış
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

The (non-)territorialization of "Kurdistan" in the Middle East between 1919 and 1990: A critical geopolitical approach

This thesis analyses the reasons of why a certain "Kurdistan" could not be established as a geopolitical entity within the Middle East between the years 1919 and 1990. By using critical geopolitics as the theoretical framework, the thesis focuses on the effects of continuous deterritorialization and reterritorialization of the Kurdistan as a geopolitical entity as well as civilizational and ideological geopolitical discourses developed by four states in the region, being Turkey, Iran, Iraq and Syria. A threefold argument is proposed to explain why an independent or an autonomous Kurdistan could not be formed at the chosen time frame. The internal factors underline the traditional tribal and more recent territorial divisions among the Kurdish tribes preventing the Kurds to establish a common geopolitical discourse describing a particular and territorially-defined "Kurdistan". The external factors emphasize the policies and geopolitical discourses developed by states to preserve their territorial integrity and to prevent any separatist tendency within their own states. Finally, the third set of factors cross-linked internal and external factors. It focuses on the cooperative and conflictual transversal connections between sovereign states and Kurdish political movements. Accordingly, some sovereign states tended to cooperate with the Kurdish groups of rival states in a way to undermine the power of the Kurdish groups within itself and some Kurdish political movements tended to cooperate with the neighboring state to undermine the power of the home state. All in all, the period between 1919 and 1990 witnessed the failure of the projects to establish an autonomous if not an independent Kurdistan. Anahtar Kelimeler: Kürdistan, Türkiye, İran, Irak, Suriye

Critical geopoliticsIraqIraq Kurdistan Regional Government+3
Naz Duygu Akyol-gözen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı savaşçıların evrimi: Suriye iç savaşında Kafkasya kökenli yabancı savaşçılar örneği

"Yabancı Savaşçıların Evrimi: Suriye Savaşında Kafkasya Kökenli Yabancı Savaşçılar Örneği" başlıklı tezde, tarihsel süreç içinde en fazla yabancı savaşçı akınlarından birine neden olan Suriye iç savaşında, yabancı savaşçı grupları içinden Kafkasya Kökenli Yabancı Savaşçılar (KKYS) ele alınmıştır. Tezde araştırma sorusu olarak "Kafkasya kökenli yabancı savaşçıların (KKYS) neden Suriye iç savaşına katıldıklarının" cevabı aranmaktadır. Bu cevaba ulaşmak için Suriye iç savaşına katılan 125 Kafkasya kökenli yabancı savaşçı ile nicel araştırma yöntemleri kullanılarak anket çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda KKYS'ın Suriye iç savaşına katılmasında beş ana sebebin etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu etkenler şunladır: Devlet kontrolünden dolayı Kuzey Kafkasya'da savaşma imkânının azalması, Selefi ideolojinin etkisi, Kafkasya Emirliğinin dağılması, cihat anlayışı ve Suriye'de Rusya'ya karşı savaşmak. Bu etkenlerin içinde en önemlisinin ise Suriye'de Rusya'ya karşı savaşma arzusu olduğu tespit edilmiştir.

KafkasyaSuriyeYabancı savaşçılar+1
Halit Gülşen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi otoritenin zayıfladığı ortamlarda kimlik gruplarının ortaya çıkması, birbirleri ve merkezi otoriteyle ilişkileri

Bu tezin amacı, ulus devlet sistemi içerisinde yaşanan problemler neticesinde bölünmüş toplumlarda aktörlerin davranışlarını uluslararası ilişkilerdeki denge kavramıyla incelemektir.Vestfalya Barış anlaşması sonrası ulus devlet düzeni tüm dünyada benimsenerek insanların bir arada yaşaması ve devletin meşruiyeti homojen bir yapıda olduğu varsayımına dayandırılmıştır. Bu çalışmada ulus devlet sistemi içersinde etnik dini ya da mezhepsel olarak homojen olmayan devletlerde çıkması muhtemel halk hareketliliklerinin sebebi incelenecek, çatışmasızlığın sağlanması adına izlenmesi gereken yollar tartışılacaktır. Halk hareketliliklerinin bir iç savaşa evrildiği toplumlarda iç savaşın her bir aktörünün tıpkı uluslararası sistemde devletlerin hareket ettiği gibi bağımsız hareket edeceği ve kendi çıkarı için ilişkiler tesis edeceği yapısal denge teorisine göre ele alıncaktır. Aktörlerin söz konusu bağımsızlığı iç savaşın dengelenerek çatışmasızlık ortamına alan yaratabileceği bir durum oluşturabileceği gibi çatışmayı daha da şiddetlendirebilir. Çalışmamızda tüm bu durumları inceleyerek bölünmüş toplumlarda aktörler arası ilişkilerin ne şekilde gelişeceğini 2012 sonrası halk hareketliliği olarak başlayan ve iç savaşa dönüşen Suriye örneği özelinde incelenecektir.

DemokrasiGüç dengesiKimlik+7
Cihad Özdemiroğlu
TOBB Economics and Technology University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İsrail ve Suriye'nin Golan Tepeleri üzerine geliştirdikleri söylemin eleştirel jeopolitik analizi

Bu tez İsrail ve Suriye arasında 1967'den bu yana çözülememiş bir soruna, Golan Tepeleri meselesine eleştirel jeopolitik kuram aracılığıyla odaklanmaktadır. Eleştirel jeopolitiğin jeopolitik bilgiyi bir söylem olarak ele almasına paralel olarak bu tez İsrail ve Suriye'li karar alıcıların 1967'den günümüze Golan Tepeleri için geliştirdikleri söylemleri analiz etmektedir. Tezin üç temel argümanı vardır. İlk olarak coğrafi bir mekân salt sahip olduğu fiziksel altyapı ile değil, aynı zamanda kendisine atfedilen söylemsel üstyapı ile tanımlanır. Diğer bir deyişle, Golan Tepeleri sadece iki devlet arasında bir sınır çatışmasının geçtiği coğrafi bir alan değil, bu devletlerin idarecilerinin ona atfettiği niteliklerle devletlerin iç ve dış politikalarını etkileyen söylemsel bir inşadır. İkincisi, Golan Tepeleri için geliştirilen jeopolitik söylem zamansal ve mekânsal farklılıklar içermektedir; kronolojik olarak zaman içinde evrildiği gibi, krizin aktörleri tarafından da kimi zaman benzer, kimi zaman farklı anlayışlarla ele alınmaktadır. Üçüncüsü, İsrail ve Suriye'nin Golan Tepeleri'ni algılayışı küresel, bölgesel ve ulusal gelişmeler çerçevesinde değişmiştir; yani iki devlet arasında bir sınır anlaşmazlığı bölgesi olarak tanımlanan Golan Tepeleri aslında devletlerin iç politikaları, komşuları ile olan ilişkileri ve küresel sistemdeki değişikliklere cevapları çerçevesinde sürekli olarak yeniden tanımlanmıştır. Bu tez özellikle İsrail ve Suriyeli karar alıcıların söylemlerini analiz ederek, Golan Tepeleri için geliştirilen söylemlerin evrimini incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikSuriyeSuriye-Golan+1
Selim Yıldırım
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İttifak perspektifinden "Direniş Ekseni" söylemi: Tehdit Dengesi Kuramı ve Suriye iç savaşı

Bu çalışma, 2000'li yıllarda bir söylem ve eylem olarak ortaya çıkan Direniş Ekseni'ne odaklanmaktadır. Amerika ve İsrail karşıtlığında birleşen İran ve bölgesel müttefikleri Suriye, Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad arasındaki ilişkiler her ne kadar 2000'li yıllarda Direniş Ekseni olarak tanımlansa da ilişkilerin kökeni 1979 İslam Devrimi ile İran'da yaşanan köklü değişime uzanmaktadır. Bu bağlam literatürde Direniş Ekseni'nin ağırlıklı olarak ideoloji ve kimlik gibi unsurların bir ürünü olarak tarif edilmesine neden olmaktadır. Oysa Ortadoğu'da yükselen bir dizi tehdidin eksenin kuruluşuna eşlik etmesi, bu oluşumun söylem düzleminde incelenmesi ve ideolojik olarak okunmasının ötesinde ittifak olarak değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı sorusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda tez 2000'li yıllarda söylem olarak ortaya çıkan ancak temelleri 1979'dan itibaren atılan Direniş Ekseni olgusunun ittifak olup olmadığını sorgulamaktadır. Tez, Direniş Ekseni'nin kuruluşunda ve güç kazanmasında Stephen Walt'un tehdit dengesi kuramından hareketle toplam güç, coğrafi yakınlık, saldırgan kapasiteler ve saldırgan niyetler gibi unsurların rolünü hem 1979-2010 arası dönemde, hem de 2010'dan günümüze Arap Baharı döneminde Suriye iç savaşı bağlamında irdelemektedir. Tez ayrıca 1979 İslam Devrimi ile devlet kimliğinde yaşanan büyük dönüşümün Devrim öncesi ve sonrasında İran'ın ittifak davranışını nasıl şekillendirdiğini, ideolojik dönüşümün ittifak davranışına nasıl etki ettiğini de sorgulamaktadır. Bu bağlamda tez kalitatif araştırma yöntemlerinden vaka analizi ve söylem analizi yöntemlerini kullanmaktadır.

Direniş EkseniSuriyeTehdit Dengesi Kuramı+3
Kerem Türk
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği askeri operasyonlar ve Türk medyasının operasyonları kavramsallaştırması: Popüler jeopolitik bir bakış açısı

Bu tez Türkiye'nin 2016-2019 yılları arasında Kuzey Suriye'de düzenlediği üç sınır ötesi harekâtta (Fırat Kalkanı Harekâtı, Zeytin Dalı Harekâtı ve Barış Pınarı Harekâtı) terör örgütleri ile mücadele yürütülen ya da kontrol altına alınan bölgelerin kendilerini iktidara göre farklı şekilde konumlandıran (muhalif, merkez, iktidara yakın) üç gazete (Cumhuriyet, Habertürk, Sabah) tarafından nasıl alansallaştırıldıklarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken eleştirel jeopolitik kuramsal çerçeve olarak ele alınmış ve medyanın coğrafi bilgiyi nasıl üretip yaydığını sorgulayan popüler jeopolitik söylem ile bu gazetelerin bu harekâtlar için geliştirdikleri söylemler mukayese edilmiştir. Tez üç farklı gazetenin aynı harekâtı alansallaştırırken farklı söylemler ürettiği gibi aynı gazetenin farklı harekâtlar için farklı söylemler üretebildiğini de göstermiş, eleştirel jeopolitiğin bilgi-iktidar ilişkisinin söylemi etkilediği varsayımından hareketle harekât bölgeleri için geliştirilen farklı söylemlerin gazetelerin iktidara göre konumlanışlarından etkilendiklerinin altını çizmiştir.

Askeri harekatlarBarış Pınarı HarekatıEleştirel jeopolitik+7
Selin Yanık Koç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşındaki göçlerde tetikleyici bir unsur olarak çevresel faktörler: Yeşil jeopolitik bir analiz

Bu tez, günümüzde yaşanan bilhassa çevresel kaynaklı göçlere, bugüne kadar siyasal pratiği yapılandırılmış coğrafi politik varsayımların ötesinde eleştirel jeopolitik bir okuma sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda tez öncelikle klasik jeopolitik ve göç kavramı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Klasik jeopolitiğin hâkim jeopolitik söylem olduğu dönemler boyunca göç kavramı literatürde yeterli görünürlüğe sahip olamamıştır. Klasik jeopolitik söylemler doğası gereği göçe de tıpkı ele aldığı diğer jeopolitik kavramlar gibi devlet merkezli bir çerçeveden yaklaşmış, dolayısıyla bu dönemde bireysel motivasyonlu göçler görmezden gelinmiştir. Tezin bir diğer odak noktası ise eleştirel dönüşümün etkisiyle gelişen eleştirel jeopolitik söylem ve göç kavramı arasındaki ilişki üzerinedir. Bu dönemde birey tecrübeleri doğrudan jeopolitik söyleme dâhil edilerek özellikle sonuçları itibariyle gelişmiş bir göç kavramsallaştırması yaratılırken göçün nedenleri yeterince görünür kılınmamıştır. En nihayetinde tezin temel savı, çevresel kaynaklı göçleri analiz etmek üzere, iklim değişikliği ve çevresel güvenliği temel alan yeşil jeopolitik kuramın en uygun jeopolitik söylemlerden biri olduğu yönündedir. Bu kabul ile yeşil jeopolitik kuramın prensiplerinden faydalanarak yürütülen vaka analizi sonucunda bu tez Suriye'de iç savaş öncesi yaşanan kuraklığın ve bu kuraklığa bağlı gerçekleşen ülke içi yerinden edilmelerin savaşa giden süreçte etkin birer unsur olduğunun altını çizmektedir. Bu tez jeopolitiğin akademik bir disiplin olmaya başladığı dönemlerden itibaren kaleme alınan kaynaklardan günümüze dek değişen hâkim jeopolitik söylemler içinde göç kavramının uğradığı dönüşümü incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikEleştirel kuramGöçler+4
Aylin Salman
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rusya'nın güvenlik algısı ve Suriye krizi sonrası Doğu Akdeniz stratejileri

Geçmişte ve günümüzde güvenlik kavramı her ülke ve devlet için gerek içte gerekse de dış politika da en önemli konuların başında gelmiştir. Güvenlik, sadece askeri güvenlik olarak değil, siyasi, kültürel, ekonomik ve benzeri pek çok boyutu bulunan bir kavram olarak günümüzde ön plana çıkmaktadır. Bu doğrultuda Rusya Federasyonu da gerek geçmiş gerekse de günümüz ve gelecek öngörülerinde güvenlik ve güvenlik stratejilerine oldukça önem vermiştir. Rusya Federasyonu'nun güvenlik algısı kuruluş döneminden günümüze değin çeşitli evreler geçirmiştir. Moskova Knezliği döneminden itibaren Rusya'nın kurulmuş olduğu coğrafya ve tarihi süreç ulusal ve uluslararası güvenlik stratejilerinin oluşmasında ve oluşturulmasında ve bugünkü hale gelmesinde etkili olmuştur. Özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra yükselen Sovyetler Birliği ile güvenlik kavramının çehresi daha da derinleşmiş ve genişlemiştir. Rusya Federasyonu ile de güvenlik kavramı, özellikle Arap Baharı adı ile başlayan sürecin, Rusya'nın bölgedeki en önemli müttefiki Suriye'de krize dönüşmesi ve hem bölgesel hem de Doğu Akdeniz'deki stratejilerini tehlikeye atması ile boyut değiştirmiştir. Rusya, Sovyetler sonrası Orta Doğu ile ilişkilerinin geliştirmek adına adımlar atmış ve bu süreç Arap Baharı ile önemli bir darbe almıştır. Bölgeye yönelik başta Amerika olmak üzere NATO ve diğer batılı güçlerin ilgi ve etkilileri özellikle Doğu Akdeniz stratejileri ve Akdeniz'i de özellikle son dönemlerde keşfedilen enerji kaynakları ile daha artmıştır. Rusya, bölgedeki en önemli ortağı Suriye ile Akdeniz'deki Tartus Limanını ve bölgedeki etkisini kaybetmek istememiş ve Rusya'nın, Suriye'ye yönelik askeri, ekonomik ve uluslararası arenadaki destekleri artarak devam etmiştir. Bu çalışmada Moskova Knezliği Döneminden başlayarak Rusya Federasyonu Dönemine kadar olan ve devamındaki ulusal ve uluslararası güvenlik algıları hakkında bilgi verilecektir. Aynı zamanda Rusya Suriye ilişkilerinin arka planı ve Suriye krizi ve sonrasındaki ilişkiler ve başta Amerika olmak üzere diğer batılı güçler ve örgütler ile olan ilişkileri ve Rusya'nın, kriz ve sonrasındaki Doğu Akdeniz stratejileri incelenecektir.

Doğu AkdenizDoğu Akdeniz bölgesiGüvenlik+5
Cihan Kazancıoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The responsibility to protect: The case of Syria and Libya

Human rights violations occur across the globe, whether caused by racial injustice, gender inequality, poverty, genocide, or even war crimes. The effort to protect human rights extends the term just war to humanitarian intervention, in the 20th century, with the concept of Responsibility to Protect. The Arab Spring, which started in Tunisia, spread to many countries over time. In Syria and Libya, anti-government movements and uprisings turned into a civil war. While there was a humanitarian intervention in Libya, that's not the case for Syria. In the thesis, these two crises will be briefly explained and the Responsibility to Protect and its implementation will be evaluated with these two different decisions. In the thesis, documents published by the United Nations were used both while explaining the development of Responsibility to Protect and examining case studies. In cases where human rights violations occur, whether or not to intervene, and in what situations to intervene, is an ongoing debate. In international relations theories, The English School is one of the theories that discussed humanitarian intervention thoroughly. The humanitarian intervention debate in English School is between pluralists who argue that there should be no intervention in order not to disrupt the international order and solidarists who argue that intervention should be made to ensure justice, in cases where human rights are violated. English School writers argue that today's international society has a pluralist structure, however, over time it has become solidarist. Accepting English School's assumption that the international society is solidarist, in the thesis, can the concept of the Responsibility to Protect be considered as a solidarist institution of the international society? Focused on the question. While evaluating the responsibility to protect as a primary institution, used the methods of identifying primary institutions of Buzan and Holsti, who are the pioneers of both the theory and the concept of primary institutions, and used the founding texts of the Responsibility to Protect.

ConservationResponsibility to protectLibya+5
Ayşen Belkıs Özsarı Seven
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye de bölgesel kalkınma perspektifinden göç ve entegrasyon bağlamında Suriye göçü

Türkiye yaşam tarzı olarak benimsediği ve derin geçmişi ile kök saldığı Anadolu topraklarına gelmeden önce atlı göçebe kültürün bir parçası ve bu kültüre dayalı olarak geldiği Anadolu da Avrupa ve Asya arasında bir geçiş yolu güzergahı olmuştur. Hammaddenin, bilginin, kültürün bu topraklar arasında geçişine tanıklık ederken kimi zaman kaynak ve alıcı değişiklik gösterse de kanal olarak Türkiye'nin bu iletişim ağındaki rolü değişmemiştir. Göç tarihinin getirdiği tecrübeyle Türkiye 2011 de Suriye kitlesel hareketine karşı Açık kapı politikası uygulamış ve misafir, muhacir olarak nitelendirdiği Suriyelilerle bir bağ ve yakınlık ilişkisini din birliği üzerinden kurarak göçü sindirmeye ve ayrıştırmaları en aza indirerek etkileri hafifletmeye çalışmıştır. Ancak misafir olarak nitelendirilen bu hareket düzenli bir şekilde olmamakla birlikte şehirlere orantısız bir şekilde dağılım göstermiştir özellikle gelişmemiş şehirlere olan bu yoğun göç hareketi bölgesel kalkınma açısından şehirleri sosyoekonomik alanlarda daha zor bir durum içerisine sokmuştur. Bu durum entegrasyonu zorlaştırmıştır. Bu çalışmanın amacı savulan bu tezi verilerle ortaya koymak ve öneriler sunmaktır. Yöntem olarak teorik verilerin, bilimsel makalelerin incelenmesi benimsenmiştir.

Bölgesel kalkınmaBütünleşmeGöçler+4
Gözde Aydın
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılığı

Bu araştırmada savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırma nitel desendedir. Araştırmanın çalışma grubunu zorunlu göç sonrası Ankara iline yerleşen tek ebeveynli ailelerdeki anneler oluşturmaktadır. Suriye'den göç eden 10 anneye ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri ile ulaşılmıştır. Çalışma grubuna dahil edilme ölçütleri savaş nedeniyle Ankara'ya göç etmek ve tek ebeveyn olmak olarak belirlenmiştir. Katılımcıların yaşları 23 ile 60 arasında değişmekte ve ortalama katılımcı yaşı 41'dir. Araştırma kapsamında gerçekleşen görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve toplam iki ana tema ile yirmi iki alt temaya ulaşılmıştır. Ana temalar "Dayanıklılığı Artıran Faktörler" ve "Dayanıklılığı Azaltan Faktörler" olarak isimlendirilmiştir. Araştırma bulguları annelerin dayanıklılığını etkileyen koruyucu faktörleri ve risk faktörlerini ortaya koymuştur. Anneler ekonomik zorluklar, sosyal destek eksikliği, kadınlara yönelik tacizkar tutumlar, geçmiş travmatik yaşantılar, dil engeli, ebeveynlik stresi gibi faktörleri dayanıklılık için risk faktörü olarak değerlendirmişlerdir. Annelerin içsel ve dışsal kaynaklarla kendilerine baş etme biçimleri geliştirmeleri, sosyal desteğe sahip olmaları, toplumsal cinsiyet eşitliğini deneyimlemeleri, temel ihtiyaçlarının karşılanması, kültürel değerlerin korunabilmesi, çocukların varlığı gibi faktörler ise annelerin dayanıklılıkları için koruyucu faktör olarak ifade ettikleri faktörlerdir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular alan yazın ışığında tartışılmıştır.

GöçlerMültecilerSavaş+2
Ebrar Üstün Gümüşsoy
Hacettepe University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyeli göçmen adölesan kız öğrencilerin göç deneyimleri: Yorumlayıcı fenomenolojik analiz araştırması

Bu çalışma, Suriye'den Türkiye'ye zorunlu göçle gelen Suriyeli göçmen adölesan kız öğrencilerin göç deneyimlerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımıyla ele alınan bu çalışmanın yönteminde yorumlayıcı fenomenolojik analiz kullanılmıştır. Bu çalışmada Ankara'da lisede öğrenimine devam eden Suriyeli adölesan kız öğrenciler ele alınmıştır. Suriyeli adölesan kızların göçle ilgili deneyimlerini derinlemesine keşfedilmesi ve deneyime verilen anlamın derinlemesine incelenmesi amacıyla annelerle de görüşmeler yapılmıştır. Bu şekilde, Suriyeli adölesan kızların göç deneyimlerine ilişkin sahip oldukları algılamanın incelenen fenomen olarak daha kapsamlı bir biçimde keşfedilmesi sağlanmıştır. Bu amaçla, adölesan göçmen kızlar ve anneleri ile yarı- yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler Eylül 2020- Aralık 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler hem adölesanlar hem de anneleri için aynı başlıkları ele alan sorulardan oluşmuştur. Görüşmelerde göç öncesi, göç sırası ve göç sonrası bağlamında göç sürecindeki deneyimler ele alınmıştır. Görüşme içeriklerinin analizi sonucunda çalışmada altı üst tema tanımlanmıştır. Bu temalar; 1) Tehdit altında yaşam, 2) Tehlikeden güvenliğe geçiş, 3) Geride bırakılan ülkeye yönelik karmaşık duygular, 4) Yeni ülkeye yerleşmenin sancıları 5) Değişim, 6) Geleceğe yönelik beklenti ve planlar olarak betimlenmiştir. Bu çalışma sonucunda göçmen adölesan kızların göçün tüm süreçlerinde pek çok zorlu deneyimler yaşadıkları belirlenmiştir. Bu çalışmada göçmen adölesan kızların göç sürecindeki deneyimleri göz önünde bulundurularak adölesanların topluma yerleşim sürecini kolaylaştırmak ve okul yaşamına entegrasyonu sağlamak amacıyla, gerilim, ayrımcılık, marjinalleşme ve sosyo-ekonomik yoksunlukla mücadele edebilecek programların hazırlanması önerilmektedir.

ErgenlerFenomenolojiGöçmenler+4
Mücahide Öner
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin deneyiminde insan-nesne ilişkisi ve duygulanım

İnsan, içinde bulunduğu çevreden ve çevresini meydana getiren her bir bileşenden izole değildir. Evinde kullandığı dekorasyon ürünlerinden, manzaralara, hava durumundan kişisel eşyalara her bir unsurun bireyin üzerinde bir etkisi vardır. Bu anlamda yaşamın bir parçası olarak eşyalar, maddi kültür ürünleri ve diğer nesneler de etkiler üretir. İnsanlar, nesnelerle çeşitli bağlamlarda ilişkilenir. Göç deneyimi, insanların nesnelerle ilişkilendiği bağlamlardan biridir. Göç, bir yoksunluk deneyimidir. Bunun bir sonucu olarak göçmenler, nesnelerle ilişkilenir ve bu bağ, duygulanımlar meydana getirir. Onlara yeni anlamlar yükler, duygusal yatırımlar yapar. Bu çalışmada Suriyeli göçmenlerin deneyiminde insan-nesne ilişkisi serimlenmeye çalışılmış ve ilişkinin hangi kültürel kategorilere karşılık geldiği bir sınıflandırma denemesiyle çözümlenmiştir. Buna göre bu çalışmada Suriyeli göçmenlerin deneyimlerini biçimlendiren duygulanımsal dinamiklerin neler olduğu ortaya konmuştur. Bu kapsamda nesneler üzerinden izlenen bir yöntemle Suriyeli göçmenlerin deneyimlerinin duygulanımsal dinamikleri, memleket, aile, ev, inanç, yakınlık ilişkileri gibi kategorilerde ele alınmıştır. Kimi zaman Suriyeli göçmenlerin memleketten ayrılırken yanlarına mutlaka bir nesne aldıkları tespit edilmiştir. Kimi durumlarda ise ani verilen göç kararı ile ilişkili olarak yanlarına her zaman bir şey alamadıkları fakat buna karşın o an üzerlerinde ne varsa, sınır geçmekle bir anlam kazandıkları görülmüştür. Kimi durumlarda ise Türkiye'de eski yaşam biçimlerini hatırlatan eşyalar kullandıkları görülmüştür. Bunun özellikle ev duygusunun inşasında yeni yerleşilen meskenin dekorasyonu yoluyla yapıldığı söylenebilir. Kimi eşyaların ise güven ile ilişkisi açısından inanç/inanış kaynaklı nesneler olduğu görülmüştür. Kimi nesneleri ise kaybedilen veya ayrı düşülen aile bireyleri, akraba ve yakın arkadaşlıkların yerine ikame edilen eşyalar oluşturmaktadır. Bunun yanında çalışmada nesnelerin hatırlamadaki rolüne ve göçmenlerin ayrı düşülen anlam ve olgulara ilişkin olarak deneyimlenen yoksunluğu nasıl yönettikleri gibi sorulara cevap aranmıştır. Akıllı telefonlar yoluyla, ilgili nesnelerin gruplar arasında dolaşımı sağlanmakta, yeni ortak deneyimler üretemeyen gruplar arasında nesnelerin paylaşımı ile iletişimin sürdürüldüğü, duygulanımların üretildiği ve bu sayede yakınlık duygusunun korunduğu, memlekete ilişkin hatıraların canlı tutulduğu söylenebilir.

Materyal kültürüOtobiyografik bellekSuriye+2
Selçuk Gündüz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The "Endless" Syrian War: An assessment

With the end of the Cold War, while non-state actors gained importance in international relations, humanitarian crises, environmental problems, and civil wars began to become important. Although civil wars have often been linked to third-world countries, the civil wars in Europe and the Balkans in the 1990s increased the interest in civil war studies within the discipline of International Relations. With third-party interventions in civil wars, the distinction between civil and interstate wars has become increasingly blurred. Since the 20th century, the Middle East has been associated with prolonged ethnic and religious conflicts, political and humanitarian crises, and military interventions. The Arab-Israeli conflict, the Lebanese civil war, and the Iran-Iraq war have made the region unstable and open to foreign interventions. Recently, the uprisings that started in Tunisia in 2010 – although commonly referred to as the "Arab Spring", have thrust the region into long, dark winter instead. The demonstrations in Syria in 2011 quickly turned into a country-wide civil conflict. Although it began as a civil war for various economic, political, social, ethnic, and religious reasons, the Syrian War has evolved into a proxy war due to the diversity of state and non-state actors involved. This study aims to understand why the Syrian war has lasted for more than ten years. To do this, initially, a conceptual framework is drawn that focuses on civil and proxy wars. How the process leading to the civil war was shaped, and the Syrian war from a historical perspective are then discussed. The reason why the war has continued for more than ten years is subsequently discussed under three headings: regional, international, and Syria itself in the context of third-party interventions in civil wars. The thesis focuses on regional factors, which are considered more important in terms of the diversity of actors and their influence on the dynamics of war.

WarSyriaProxy wars+1
Dilek Körükcü
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli göçmelerin girişimcilik deneyimleri: Gaziantep örneği

Bu araştırmada Suriye'deki iç savaş sonrasında yaşadıkları toprakları terk ederek Türkiye'ye göç eden Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimleri incelenmiş ve bu konuya ilişkin literatürde yer alan boşluğun doldurulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimleri, onların göç öncesi Suriye'deki yaşam deneyimlerini, göç süreçlerini ve Türkiye'deki girişimcilik deneyimlerini kapsayacak şekilde, göç teorileri ve girişimciliğe ilişkin yaklaşımların yardımı ile analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Gaziantep şehrinde gıda sektöründe çalışan 30 erkek Suriyeli göçmen girişimcinin (mikro ölçekli) girişimcilik deneyimlerine odaklanılmıştır. Araştırma kapsamında, Suriyelileri zorunlu göç etmeye sürükleyen siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel faktörler ele alınmış ve Suriyeli göçmenlerin göç deneyimlerine ve göç sonrası Türkiye'deki toplumsal ve ekonomik hayattaki yaşam deneyimlerine araştırma bulgularında yer verilmiştir. Suriyeli göçmenleri girişimci olmaya yönlendiren nedenlerden, sektör tercihlerine, işletmeleri açarken kullanılan sermaye kaynaklarından, işletmelerin sürdürülmesinde kullanılan ortaklık ilişkilerine kadar farklılaşan deneyimler araştırmada incelenmiştir. Ek olarak işletmelerdeki çalışan ve müşteri profilleri, işletmelerin istihdam tercihleri, pazar yapıları ve işletme başarısına etki eden hususlara ilişkin bulgulara da ulaşılmıştır. Ayrıca işletmelerde karşılaşılan güncel sorunlara ve girişimcilik deneyimi ile ilişkili olarak katılımcıların savaş sonrası geri dönme ve Türk vatandaşlığına kabul edilme düşüncelerine ilişkin özgün bulgulara da ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, 2011 yılında yaşanan iç savaşın bireylerin yaşamlarındaki kırılmalara neden olduğu ve zorunlu göçün kaynağında yer alan en belirleyici faktör olduğu görülmüştür. Farklılaşan göç deneyimleri sonrasında, Türkiye'ye göç eden Suriyelilerin yaşam deneyimlerinin ve ekonomik hayata katılım deneyimlerinin farklılaştığı araştırma bulgularına yansımıştır. Ayrıca, Suriyeli göçmenler tarafından işletilen bu mikro ölçekli girişimlerin katılımcıların sosyal refahlarını arttırma konusundaki pozitif etkilerinin yanı sıra, Türkiye'de yeni bağlar ve ağların kurulmasına katkı sağlayarak ev sahibi ülke ile olan bağları güçlendirdiği değerlendirilmiştir. Ek olarak, Suriyeli göçmenlerin girişimcilik deneyimlerinin ev sahibi ülkedeki hayatlarına yeni bir başlangıç yapmaları için imkân sunduğu, bu nedenle girişimcilik deneyimlerinin geri dönüş tercihlerinde de etkili olduğu değerlendirilmiştir. Hukuki ve idari alandaki eksiklikler ve işletmelerin ekonomik alanda yaşadıkları farklı sorunlara rağmen, Suriyeli göçmen girişimcilerin kendilerine özgü bir etnik pazar inşa ettikleri bulgusuna ulaşılmıştır.

GaziantepGirişimGirişimcilik+4
Zafer Uzun
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriye ve Filistin'de Rus mevcudiyeti ve Osmanlı Siyaseti (1847-1914)

Bu tezde I. Dünya Savaşı öncesi Rusya İmparatorluğu'nun Suriye ve Filistin'deki dinî, siyasȋ, toplumsal ve kültürel mevcudiyeti ve faaliyetleri ve bunun karşısında Osmanlı Devleti'nin izlediği siyaset ele alındı. Birinci bölümde Rusların Hristiyanlığı kabulünden sonra Suriye ve Filistin ile ilişkilerinin karakteristiği, 18. yüzyıl Osmanlı-Rus diplomatik metinlerinde Suriye ve Filistin'in yeri, bölgedeki ilk Rus Konsoloslukları ve 1847'de Kudüs Rus Ruhanî Misyonu'nun kurulması meseleleri incelendi. Rus Dışişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Filistin Komitesi'nin faaliyetleri sonucu Kudüs'te Rus hacılar için arazi satın alınarak kilise ve misafihaneler inşa edilmesi, Kudüs Rus Ruhanî Misyonu idaresinde Filistin genelinde arazi alımları, Rus kurumları arası rekabeti ve Kudüs Patrikliği yönetici Rum ruhbanlarına karşı patriklik cemaati olan Ortodoks Arapların desteklenmesi konuları ise ikinci bölümü oluşturdu. Tezin üçüncü bölümünde Suriye ve Filistin'e yönelik Rus siyasetinin yeniden yapılandırılmasının bir sonucu olarak 1882'de kurulan İmparatorluk Ortodoks Filistin Cemiyeti'nin kuruluş evresi ve idarî yapısı, Suriye ve Filistin'e yönelik Rus Şarkiyatçılığının himâyesi ve Rus hac seyahatlerinin yönetimi, sosyal ve ekonomik yapısı değerlendirildi. Dördüncü bölümde Antakya Patrikliği seçimlerinde Rusya'nın Rum ruhbanlara karşı Ortodoks Arapları desteklemesi neticesinde 1899'da Antakya Patriklik makamıına ilk Arap Patriğin seçilmesi, Suriye ve Filistin'de Rus eğitim faaliyetlerinin başlaması, gelişimi, bu faaliyetlerin ideolojik yapısı incelendi. Buna bağlı olarak, 1895'te Antakya Patriklik okullarının Filistin Cemiyeti'ne devredilmesi, Osmanlı Devleti'nin Rus okullarına karşı tutumu, 1902 ve 1905'te Rus okulları dȃhil bütün Rus mevcudiyeti'nin Osmanlı Devleti tarafından tasdik edilmesi süreci analiz edildi. Rusya açısından hem iç tebaaya yönelik hem de dış siyaset ve ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak 1905 sonrası Rus faaliyetlerinin yapısı ve Rusya'nın I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin düşman cephesinde savaşa girişiyle beraber 1914'te Rus mevcudiyeti'nin sona ermesi değerlendirilerek Filistin Cemiyeti'nin okullarından mezunların "Ortodoks Arap Rönesansı"na etkisi üzerinde duruldu.

19. yüzyılAraplarFilistin+6
Melikşah Arslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing Kurdish politics in Syria: A dependent nationalism

This thesis analyzes Kurdish politics in Syria from 1946 to 2014. It shows how the Kurdish political movement in Syria has been emerged and developed. One key finding of this study is that Syrian Kurds did not fundamentally produce their own ethnic nationalism but rather they were under great influence of other Kurdish movements in Turkey and Iraq; their nationalism was dependent and not independent. Not only ethnic dynamics, but also policies by Syrian governments alienated Syrian Kurds and made them to develop a distinctive identity. Although the thesis studies Syrian Kurdish politics after Syria's independence in 1946, it offers political and tribal histories of these politics under the French Mandate in Syria. This study dedicates a considerable part to the organizational aspect of the Kurdish political movement in Syria. Interventions of non-Syrian Kurdish actors, lack of democracy and personal agendas are among reasons behind the numerous splits among Kurdish parties and their umbrella organizations. The subject of the thesis is important as it studies a rarely-studied subject on the academic level. It is also important, because today Kurds of Syria are representing a key player in so called the Syrian civil war.

Ethnic minorityEthnic identityEthnic conflicts+5
Dılshad Muhammad
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Historical background and the present state of the Russian-Syrian relations

This thesis touches upon the Russian-Syrian relations, which have historical roots, cooperation traditions and further development prospects. The history of relations between peoples of Russia and Syria should be considered in terms of centuries, not years. In this thesis, we dealt with the relationship between Russia and Syria before and after the Soviet Union was formed, as well as since 1991 when Russia became a federal state. Relations between Russia and Syria have developed harmoniously from the first years of establishment of the USSR. In many respects, similar views and positions of Syria and the Soviet Union were determined by the existing situation in the Middle East. Therefore, resolving the conflict in that region was perhaps one of the most important areas of foreign policy of the two countries. Syria and the USSR in a coherent fashion advocated radical improvements in the international environment. Syria consistently supported a number of initiatives taken by the Soviet Union, which were focused both on removing the nuclear threat and cessation of the arms race, and on enduring solution to regional conflicts by political means. Meanwhile, the Soviet Union has always been one of the most important strategic partners for Syria, and even a primary military partner permanently supporting Syria in the Middle East. Collapse of the Soviet Union and establishing the new Russia raised a number of urgent questions of the role of the Russian Federation within the system of international relations, understanding of national domestic and foreign political interests and searching for the best ways to ensure those interests. Over the recent years, Russia has paid considerable attention to the relationship with the Syrian Arab Republic. Taking into account the major trends in the development of the political situation in and around the Middle East, Russia and Syria remain strategic partners and continue supporting each other in the international arena.

Middle EastRussiaSoviet Union+2
Elvin Aghayev
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ye gelen Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunları

2011 yılında Suriye'deki iç savaştan dolayı üç milyona yakın insan Türkiye'ye göç etmiştir. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvenlik nedeniyle ülkelerinden ayrılmışlardır. Kamplarda kalan mültecilere çeşitli imkanlar sunulurken, kayıt dışı olanlar bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Bu açıdan mülteci statüsündeki bireyleri önce acil yardım ve daha sonra ise rehabilitasyon ile desteklemek gerekmektedir. Çünkü mülteci konumunda olan bireyler suiistimale açık şartlarda yaşamaktadırlar. Suriyeli nüfusunun yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar için iltica sürecinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ülkelerinden farklı bir çevrede bulunmaları uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada Suriyeli çocukların uyum sorunları ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.

EğitimEğitim sorunlarıGöçler+7
Aylin Tanay Akalın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between Hamas and Iran after the Syrian uprising

This study examines the Iranian foreign policy towards the Islamic Resistance Movement (Hamas) during the period (2006-2013), which saw the movement's victory in the parliamentary elections in 2006, and the formation of its government, which was boycotted regionally and internationally except for some Islamic countries such as the Islamic Republic of Iran which announced from the first moment its support for the elected Palestinian government, boosting the relationship between Iran and Hamas, yet some events led to the decline in this relationship between the two parties. The year 2013 represents a crucial year in Hamas' rule of the Gaza Strip, when Mohammed Morsi, the Egyptian president was isolated as well as the Muslim Brotherhood, which is the spiritual father of the Hamas Movement. The study relied on several research approaches, including the descriptive, analytical, historical approaches and the analysis of strengths and foreign policy approaches. In addition, the researcher used interviews with specialists and officials as a research tool. This study falls in four chapters, which deals with the elements of Iran's foreign policy, which touches on the relationship between Iran and Hamas. It also addressed the impact of these changes on the Palestinian arena during that period on Iran's foreign policy towards Hamas, and the impact of the Arab revolutions on this policy. The study concluded by presenting a review of the possible future scenarios between the two parties at the regional and international levels. The study found that the Palestinian issue is of major concern to the political decision-maker in Iran, and to support the Palestinian resistance is necessary to confront Israel despite the different positions on the Syrian crisis. Keywords: Hamas, Iran, Foreign policy, Arab spring, Syria

The Arab SpringHamas organizationSyria+2
Khaled F.m. Kraızım
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Türkiye ve İran dış politikası üzerinde kamu diplomasisinin etkisi : Irak & Suriye örnekleri (2000 – 2016)

This thesis shall focus on the role of public diplomacy of the Republic of Turkey and the Islamic Republic of Iran to their foreign policy approaches since 2000; a case study largely dwells on the developments in Iraq and Syria. For Turkey, the focal starting point is since the time the Justice and Development Party won the 2002 general election. In case of Iran, this issue will be contemplated by considering the 8th - , 9th- 10th and 11th governments; that is, the government of Seyed Mohammad Khatami (2nd term in office; 2001-2005), Mahmoud Ahmadinejad (2005 - 2013) and the government of Hassan Rouhani since 2013 as the 11th government. Turkey and Iran are effective, influential and powerful countries in the region in the sense that their foreign policy approaches toward each other and with respect to other States is of crucial importance both for the regional stability and for the wider global peace. Seeing that, the aim is to find the answer that to what extent their public diplomacy determines their foreign policy approaches in Syria and Iraq, what are the parameters and the tools of their public diplomacy and what has been or would be the outcome. The objectives that might help to reach the aforementioned aim is to understand what is/are the logic and policy behind their decision and selection of their regional interests considering the developments in Syria and Iraq. I have tried to analyze the paths and approaches they adopted in the application of different tools of public diplomacy by comparison and description. To this aim, in this study, the public diplomacy and foreign policy of Turkey and Iran towards developments in Iraq and Syria illustrated in terms of effectiveness and pro-activism, considering the impacts of their political culture, political structures, historical background, geographical location, ideological intentions and geopolitical position. Among many of these factors that directly affects their stances in various fields, is the characteristic of representing two different sects of religion of Islam, which, by itself, has caused many challenges such as sectarian or religious oriented alliances and conflicts during the ages. This fundamental nature, specially, becomes more subtly evident particularly since 2011 with the start of Syrian crisis. Other global and regional incidents like 9/11, the occupation of Iraq by the U.S. in 2003 and 2010 Arab Spring, each has also distinctly had its own share of its impacts on their stances towards their foreign policy approaches in Syria and Iraq. In the same manner, factors such as their lobbying power and the status of their engagement in the region based on their memberships in regional and international organizations have also relatively affected the framework of the strategic planning for their public diplomacy and foreign policy approaches. Under such circumstances, their political stances revealed and uncovered out of the emergence of new religious based coalitions and alliances and, as a consequence, has aggravated the ongoing crisis in the region. Such a climate became a dangerous incentive for these countries to set out a serious provocative show of power, albeit, not addressing directly to each other. Even if their foreign policy approaches may not be a direct reflection of this characteristic; it has become the root and cause of, at least, many misunderstandings and, as the result, many challenges. Competitive relations made them to utilize relatively similar instruments of public diplomacy; however, they could not stay untouched by the ramifications of the regional and global developments such as 9/11, the U.S. occupation of Iraq in 2003, Arab Spring in 2010 and the start of Syria crisis in 2011. Under the effect of these developments and their ideological and strategic preferences, their public diplomacy initiatives have not been proper for directing their foreign policies for the ultimate benefits of the region. More accurately, although they felt responsible to design new structure to promote their existing norms in public diplomacy either for the sake of success of their own domestic and foreign policy or, perhaps, establishment of sustainable peace in Syria and Iraq, there has not been much " serious will for cooperation" over Syria and Iraq; moreover, Iran and Turkey have been continuously criticizing each other. However, apart from these parameters, Turkey and Iran have been historically as bridges in terms of culture and economy; a characteristics which has not only given their ties a unique status in the region but also determine how these countries relate to each other in the regional developments. On the other side of the coin, the said regional developments provided new climate and opportunity for Turkey and Iran to benefit the power vacuum or lack of domestic authority in Iraq and Syria to promote either their optimal political system, rather than appropriate policies, or in an attempt to prevent any harmful shift of the regional balance of power, which can also be evaluated as their quest for the regional hegemony. So, theories that determined to explore the nature of foreign policy and public diplomacy of Turkey and Iran in Iraq and Syria, should consider the issue of regional hegemony, too. Accordingly, in the process of power employment by these countries in Syria and Iraq, soft instruments such as norms, values and identities are applied. That is, soft power applied besides hard power since the theoretical framework should consider both the hard and soft dimensions of power. Considering the fact that the "Constructivism" regards important places for values, norms and identity and looks at the relationship between the structure and broker and/or agent with interactive manner and as mutually constituted ( Wendt 2000) , it has more potential and capacity in analyzing the foreign policy of Turkey and Iran with regard to developments in Syria and Iraq. This theory pays attention not only to both materialistic and non-materialistic dimensions but also to micro and macro in a dynamic and non- stationary process. That is, it pays attention to those matters related to norms and realities regarding regional structure. In the social science, Structure is the intermittent patterned arrangements, which influence or limit the choices and opportunities available. On the other hand, Agency is the capacity of individuals to act independently and to make their own free choices. Barker (2005, p.448). The structure versus agency debate may be understood as an issue of socialization against autonomy in determining whether an individual acts as a free agent or in a manner dictated by social structure. In such manner, in term of IR theory, this contribution considers the nature of their policies in the context of Constructivism, as it is able to explicate and analyze these two countries behavioral patterns. On the other hand, their relations has been always experiencing ups and downs but at the same time when economic factors and cooperation attain prominence vis-à-vis politics, along with cultural cooperation, it has worked as a core and motor of maintaining warm mutual relations. However, the fact is that this has not been able to help for regional peace because furthering trade and economic cooperation has only eased the path for furthering mutual political willingness. There are various aspects, such as regional and International interests, historical backgrounds, geographical and geopolitical location, memberships in regional and International organizations, which has made them pursuing different approaches in their diplomacies that inescapably affected their selection and preferences of coalition and corporation both in regional and global spheres. In this regard, there are some preliminary questions to ask in order to arrive at proper solid responses. These questions constitute the macro-level part of the present study; 1- What are the public diplomacy tools of Turkey and Iran in Syria and Iraq? 2- How their public diplomacy has managed to a contributive foreign policy for the achievement of peace and stability in Iraq and Syria? The Justice and Development Party has been on power in Turkey since 2002 .In the case of Iran, been different parties have been in power since 2002. That is, during 1997-2005 the reformists (Eslah-talaban) were in power in the 7th and 8th governments. Then Mahmoud Ahmadinejad, the candidate from conservative party (Osool-garayan) won the elections in two consecutive terms as the sixth and seventh President in 9th and 10th governments from 2005 to 2013. Dr.Hassan Rouhani mostly influenced by reformist (Eslah-talaban) and much less affected by the "Moderates" (Eetedal-garayan), won the election in 2013 as the eighth President in the 11th government. The governing political parties in these countries and their political structures have affected the paradigms of their public diplomacy since, by definition, public diplomacy acts with the help of tools such as media and communication; considering that, the application of these tools varies in these countries based on the instructions of constitution law, political culture, political system, geography and historical background; moreover, the preferences of the governing political parties. I will conclude that the foreign policies of Turkey and Iran have been seriously influenced by their public diplomacy approaches in negative manner. This has caused them to become inconsistent albeit proactive under the effect of new developments, both global, regional and the needs of their domestic policies. More accurately, the existing situation has naturally made them more curious, concerned and beware of with regard to their mutual policies and stances as a kind of direct or indirect response.

DiplomacyIraqPublic diplomacy+6
Mojtaba Barghandan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2002 sonrası Türkiye Cumhuriyeti - Rusya Federasyonu ilişkileri

Türkiye – Rusya ilişkilerinin tarihi bir derinliği vardır. Bu tarihsel süreç içerisinde ilişkilerin seyri Rusların sıcak denizlere inme ve boğazlara hâkim olma üzerine sergiledikleri bir siyasal davranış biçimine karşın Türklerin, Rusların bu politikalarına karşı çıkması, karşılıklı bir tehdit algılaması ve güven bunalımını ortaya çıkarmıştır. Son dönemde Rusların çok kutuplu dünya düzeni talebi, Arap Baharı sürecindeki gelişmeler, Suriye krizi ekseninde ortaya çıkan gelişmeler, enerji paylaşımları, Şanghay işbirliği örgütünün (ShanghaiCooperationOrganization) işlev kazanması ve 15 Temmuz darbe kalkışmasına karşı Rusya Federasyonunu yaklaşımı gibi birçok faktör ilişkilerin çok daha derinleşmesine zemin hazırlamıştır. Rusya'nın sınır komşumuz olması, jeopolitik ve jeostratejik bir noktada bölgesel ve küresel güç olması Türk - Rus ilişkilerinin seyri ve ilişkilerin ekonomik, politik açıdan ne denli iyi olması gerektiğini sonuçlarıyla beraber bu tezin kapsamında ele alınmış ve değerlendirilmiştir.

RusyaSuriyeTürk dış politikası+4
Özkan Gönül
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşı: Neorealist teori çerçevesinden analizi

Bu çalışmada, Suriye'de 2011 yılında başlayan ve uluslararası bir sorun haline gelen iç savaş sürecinin teorik analizi yapılmıştır. Çalışma hazırlanırken, iç savaşa dâhil olan aktörlerin politikaları Neorealist kuram çerçevesinde açıklanarak çalışmaya teorik bir alt yapı kazandırılmıştır. Suriye iç savaşı ile ortaya çıkan mülteci sorunu, güvenlik sorunu ve insan hakları ihlalleri sorunu sayısal veriler doğrultusunda analiz edilmiştir. Genel olarak, savaşın ortaya çıkardığı uluslararası sorunlara, savaşa dâhil olan aktörlerin politikaları gerekçe gösterilerek çalışmanın alt yapısı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Suriye, Arap Baharı, Neorealizm, İç Savaş, Mülteci Sorunu

Arap BaharıGöçmenlerMülteciler+4
İlyas Özcan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects