Trade relations
105 theses under this subject heading
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin gelişimi ve uluslararası ticarete entegrasyonu: Türkiye ilişkileri
Azerbaycan'ın bağımsızlık yıllarının başarısı, Cumhuriyetimizin bağımsız bir politika izlemesi, herhangi bir devlet veya uluslararası kuruluştan bağımsız olarak ulusal çıkarları gözetmesidir. Azerbaycan ekonomisinin iktisadi ve sosyal tabanı, 1996 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma ve yüksek büyüme oranları ile genişlemektedir. Ülkemizde petrol ve petrol dışı sektörlerin büyümesi, ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının, bütçesinin ve döviz rezervlerinin yıldan yıla istikrarlı büyümesini göstermektedir. Bu dönemde girişimciliğin gelişimi, enerji güvenliği, yeni altyapı da gelişmiştir. Son dönemlerde Türkiye'nin dış politikasında ciddi değişiklikler yapılmış ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel olarak yeni bir aşama başlamıştır. Bugün Türkiye, Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki ve eşit ekonomik ortağıdır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyada ve bölgede barış ve huzurun tesis edilmesine de katkıda bulunuyor. Anahtar Kelimeler: Petrol sektörü, Petrol dışı sektör, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Türkiye ilişkileri
2000'li yıllarda Türkiye Mısır ekonomik ilişkileri üzerine analitik bir çalışma
Bu tezin amacı, Afrika kıtasının önemli ülkelerinden biri olan Mısır'ın iktisadi büyük imkânlarını Türkiye Devleti ve vatandaşları için ortaya çıkarıp ne kadar ikili ilişkiler her yıl çok daha geliştiğini göstermektir. Önemli antlaşmalardan başlayarak her iki ülke için ortak ticari ve iktisadi fırsatlar büyüdüğü görünmektedir. Bu çalışmanın ikinci bölümünde karşılıklı yatırımlara bakarak ister Arap Baharı öncesinde ister sonrasında ne kadar etkili ve cazibeli olduğunu bileceğiz. Ayrıca son olarak 2000 yılından beri Mısır-Türkiye ikili ilişkiler gayet sağlam ki, iki ülkenin arasındaki dış satım ve dış alım işlemleri her yıl bir önceki yıla göre çok daha çoğalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik İlişkiler, Mısır, Türkiye
Ticari liberalizm kuramı çerçevesinde Türk ticaret diplomasisi faaliyetlerinin değerlendirilmesi
Yakın dönemde ortaya konan bazı çalışmalar, ticaret ile barış ve işbirliği arasındaki ilişkiyi ülkelerin siyasi rejimleri ve yönetim tarzları ile ilişkilendirmiş, demokratik rejimlerin ticaretin getirdiği kazançları koruma noktasında otoriter rejimlere göre daha istekli olduğunu ortaya koymuştur. Bu tezde, söz konusu akademik çalışmalardan yola çıkılarak, Türkiye'nin 1999-2019 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İran, İsrail, Mısır, Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan ile siyasi ve ticari ilişkileri incelenmiş, bahse konu dönemde ortaya çıkan siyasi krizlerin ticari ilişkilere ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla sahada yapılan ticaret diplomasisi faaliyetlerine nasıl etki ettiği irdelenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar Türkiye'nin demokratik ülkeler ile yaşadığı krizlerin ticarete ve ticaret diplomasisi faaliyetlerine olumsuz bir etkide bulunmadığını, ancak otoriter ülkelerle yaşanan krizlerin hem ticareti hem de ticaret diplomasisi faaliyetlerini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışmada yer alan tespit ve değerlendirmeler dış ticaret rakamları, yatırımlar ve kişi hareketlerine bakılmak suretiyle oluşturulmuş, kriz dönemlerinde söz konusu ülkelerde görev yapan ticaret diplomatlarının aktardıkları ile doğrulanmıştır.
Challenges and prospects of bilateral trade relations between Turkey and the Philippines
The bilateral trade relations of the Philippines and Turkey are not wont to attract much attention due to the low volume of their commercial exchanges. But some questions regarding its sluggish growth beg to be asked given their long-standing relationship. This thesis looks into their bilateral trade relations specifically to know what ails and what lies ahead for it. It is an exploratory study seeking answers to these questions by probing into the nature and origins of their bilateral relations as the overarching backdrop of their specific trade relationship. It seeks to identify and describe those issues and challenges that have and continue to beleaguer the relationship in general and on both sides. Such description can provide a clearer understanding to better know what really lies ahead for both countries as it seeks to grow trade and consolidate this relationship. It examines the state of this relationship through a historically-grounded and conceptual approach as its main rudder in identifying its challenges and prospects. It incorporates a few elements of international relations perspectives to augment the overall context at that time and not as its focal analytical frame. It adopts a general environmental analysis focusing on the global, economic and political components to explore the subject with varying levels of depth. The patterns that emerge help point to the types of challenges that plague their relations. Primary and secondary sources of data were gathered and used in this thesis. Primary data include statistical trade data at various points in time and interviews of key informants from both countries whose positions, knowledge and experiences were relevant to the topic. Statistical trade data were reviewed and described for a quantitative qualification of the relationship's character. Secondary data include the scant literature on the relationship of these countries, books, journal articles, news and magazine articles, and other reference materials with specific or related information to the topic. This study shows that their bilateral trade relationship has evolved from a routine yet cordial status to one that is dynamic and more cognizant of the frailties surrounding it. Currently, it still remains underexplored and prone to the erratic tendencies that characterized it in its earlier development. The more recent declines in trade volume are temporary and can be expected to rebound as it has always done previously. There is promise but a more consistent and predictable growth rests on how and when the challenges can be resolutely addressed. More than ten challenges have been identified. Some of these challenges are general and related to common critical factors affecting international trade with their effects spilling over to these countries' trade relations. Some are specific and unique to each country. Some are inherent in weak institutions, others are systemic, others are bred by the internal and external events that unfold, and some are independent of it. Singularly or collectively, they corrode the bilateral and trade relations of these countries. They are constraints that should not be taken lightly as the enduring nature of their trade relationship is not enough of a guarantee. Both countries can't afford to be complacent and must confront these challenges that warrant thoughtful solutions for trade to truly expand and strategically cement the relationship.
COVID 19 pandemisinin Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki dış ticarete ve lojistiğe etkileri: Algan Intermodal ve Asset firmaları örneği
Lojistik, dış ticaretin önemli bir unsuru olarak kabul edilir. Dış ticaret, bir ülkenin mal ve hizmetlerini diğer ülkelerle takas etmesini ifade ederken, lojistik bu mal ve hizmetlerin taşınması, depolanması, dağıtımı ve tedarik zinciri yönetimi gibi faaliyetleri içermektedir. Dış ticaretin başarılı olması ve büyümesi için etkili bir lojistik sisteminin varlığı önemlidir. Lojistik, mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye veya üreticiden ithalatçıya ulaşmasını sağlayan bir köprü görevi görür. Dış ticaretteki tedarik zinciri, malların üretiminden başlayarak taşıma, depolama, gümrük işlemleri ve dağıtım aşamalarını içerir ve bu süreçte lojistik hizmetler büyük bir öneme sahiptir. 2019 yılının aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Covid 19 etkisi ile dış ticaret faaliyetleri hakkında analizler ve Türkiye ithalat ve ihracatı üzerindeki değişimlerin analizleri, taşıma türlerine etkileri karşılaştırılmıştır. Bu çalışma kapsamında, öncelikle COVID-19 pandemisinin lojistik sektöründeki yayılma hızını ve etkisini analiz eder. Pandemi nedeniyle dünya çapında sınırlamaların getirilmesi ve karantina önlemlerinin uygulanması, lojistik operasyonların akışını kesintiye uğratmıştır. Bu durum, mal taşımacılığı, depolama ve dağıtım gibi lojistik faaliyetlerin etkinliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Covid-19, Dış Ticaret.
Economic relations between China and Afghanistan (2001-2021)
China is one of the developed countries with a large economy, which has been able to compete economically with America. After 2001, this country (China) committed to rebuilding the country by entering Afghanistan and defining the major interests and concerns of Afghanistan. Although China pledged to restore and support the political system and stability in Afghanistan, the Afghan government could not use China's capacity sufficiently. The lack of sufficient use of China's capacities for the reconstruction of Afghanistan caused that the economic relations between China and Afghanistan did not develop as expected. According to this issue, the basic question that has been raised here is, what was the economic relations between Afghanistan and China from 2001 to 2021, and what will be the prospect of economic relations between China and Afghanistan in the future? In response to the above basic question, in this research, we tried to use new and old sources, as well as interviews and other sources that were available, to reach the conclusion that the economic relations between China and Afghanistan, although from 2001 to 2021 It has continued to increase and China's exports reached a maximum of 779 million dollars in 2018, but this amount was not enough and they are not. Because China is a large economic country that has a land border with Afghanistan, and this was a fundamental and historical opportunity for Afghanistan, which could completely change the economic and political situation in Afghanistan through the use and expansion of trade with China. Considering that according to the current research, the economic relations between China and Afghanistan did not expand and develop sufficiently during the years 2001 to 2021, now it is necessary for the rulers of Afghanistan to use the capacities and opportunities of China and by any means to expand and Use it to develop trade with China.
Türkiye Cumhuriyeti-SSCB ticari ilişkiler: 1923-1938
Bu tezin konusunu 1923-1938 döneminde Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında gerçekleşen ticari ilişkilerin detaylı çözümlemesi oluşturmaktadır. Tezin birinci bölümünde, iki devletin imparatorluk döneminden kalan iktisadi yapı ve kaynaklarına değinilmiş, dış ticaretlerinin vaziyetleri ayrıca inceleme konusu olmuştur. Böylece tezin diğer bölümlerinde hem uluslararası iktisadi sistemde hem de ikili ticari ilişkilerde, yeni kurulan iki devletin sahip oldukları devlet karakteri temelinde inşa etmeye çalıştıkları politik ve ekonomik sistemlerinin, ne kadar başarıya ulaşıp ulaşmadığının idraki sağlanmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümde ise 1923-1927 döneminde iki devlet arasında herhangi bir ticaret antlaşması imzalanmadan yürütülmeye çalışılan ticari ilişkileri değinilmiş, bu süreç içerisinde politik ilişkilerin iktisadi ilişkileri veya tersi bir durumun dış ticaretlerini nasıl etkilediği üzerine durulmuştur. Tezin bu bölümde ve diğer bölümlerde de değinilen, uluslararası ticaretteki konumlarının ne durumda olduğunun anlaşılması adına, her iki devlete ait genel dış ticaret verileri üzerinde durulduktan sonra ikili ticari ilişkilerin detaylı bir çözümlemesine geçilmiştir. Üçüncü bölümde, iki devlet arasında 11 Mart 1927 tarihli Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması imzalanmasından, 1931 yılına kadar olan dönem konu edinilmiştir. Antlaşma maddelerinin tahlili detaylı bir şekilde yapılmıştır. Ayrıca 1929 Ekonomik Krizi sonrası, uluslararası ve iki devlet arasındaki ticaretin durumu da mercek altına alınmıştır. Tezin son bölümde ise 1931-1938 yılları arasında iki devlet arasında gerçekleşen ticari ilişkilerinin denetim altına alınması ve sürekliliğinin sağlanması adına 16 Mart 1931 ve 8 Ekim 1937 tarihlerinde imzalanmış olan Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması'na değinilmiştir. Ayrıca her iki devletin ihracatını ve ithalatını etkilemiş olan, Birinci Beş Yıllık Plan (BBYSP), İkinci Beş Yıllık Plan (İBYP) ve Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (BBYSP) incelenme altına alınmıştır. Sovyetler Birliği ile Türkiye'nin 1937 ve 1938 yıllarında ikili ticaretlerine konu olan bütün ürünler tespit edilmiş ve bu ürünler içerisinde, uluslararası ve ikili ticareti en çok ilgilendirenlerin çözümlemesi ayrıca yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sovyetler Birliği, Türkiye, dış ticaret, ithalat, ihracat, seyrisefain, ekonomik kriz, Birinci Beş Yıllık Plan, İkinci Beş Yıllık Plan, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler ((KOBİ)) için uluslararası ticareti kolaylaştırmada aracıların rolü
Bu tez, aracıların uluslararası ticareti kolaylaştırmada nasıl bir rol oynadığını, aracı firmaların uluslararası ticarette ve uluslararası ihracatta role sahip olduğunu, KOBİ'ler ile aracı şirketler arasındaki ticari ilişkilerin hangi boyutlarda gerçekleştiğini aracı firmaların küçük ve orta ölçekli işletmelerin farklı açılardan büyümelerine nasıl yardımcı olduğunu incelemektir. Uluslararası ticaret teorisinde, genellikle dış pazara hizmet etmek isteyen imalat firmalarının ürünlerini doğrudan son tüketicilerine gönderdikleri varsayılmaktadır. Bununla birlikte, gerçekte gözlemlediğimiz, ticaret arabulucuları, sınırlar ötesi mal ve hizmet alış verişinde sıklıkla yer alıyor olmasıdır. Aracılar, alıcılara satış için tedarikçilerden satın alan ya da alıcılar ve satıcıların buluşmasını ve işlem yapmalarını sağlayan ekonomik ajanlardır. Alıcılar ve satıcılar farklı ülkelerde bulunuyorsa, bu aracılar ticaret aracılarıdır. Bunlar, ihracat yapan ve ithal eden ülkedeki toptancıları ve perakendecileri ve büyük ticaret şirketlerini kapsamaktadır. Kısa süre önce, araştırmacılar firmaların neden doğrudan mallarını ihraç etmek için bir ticaret aracı kullanmayı tercih ettiğini araştırmaya başladı. KOBİ'ler, kalkınmalarındaki önemli rolü nedeniyle ülkeler ekonomilerinde önemli yere sahiptir. Çok sayıda araştırmada, KOBİ'lerin ülkelerin ekonomisine ve kalkınmasına, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde önemli roller oynadığı belirtilmiştir. Siam ve Rahahleh (2010), KOBİ'lerin ülkelerindeki ekonomilerdeki rolünü, istihdam olanakları yaratma, işgücünü çalıştırma, ekonomik fazlalığı en üst düzeye çıkarma, milli gelirin katma değerini artırma, işsizlik sorunlarını sınırlama gibi büyük kapasiteye sahip olduklarını belirtmişlerdir. Al-Mahruq'a (2010) göre, KOBİ'ler tüm dünyada özel sektörün belkemiğini oluşturmaktadır ve faaliyet gösterdikleri ülkelerin sosyal hedeflerini yerine getirmek için katkıda bulunmaktadırlar. KOBİ'ler, rekabetin artması, hızla değişen piyasa talebine uyum yeteneği, teknolojik değişim ve bilgi, yenilikçilik ve yaratıcılıkla ilgili kapasite kısıtlamaları nedeniyle zorluklarla karşı karşıya. Bununla birlikte, birçok KOBİ için potansiyelleri, küçük ölçekleri ile ilgili faktörlerden dolayı genellikle tam olarak gerçekleşmemektedir. Bu faktörlerden başlıcaları şunlardır: kaynak yetersizliği (finans, teknoloji, vasıflı iş gücü, pazar erişimi ve pazar bilgisi); Ölçek ekonomisi ve kapsam eksikliği; büyük işletmelerle ilişkili olarak daha yüksek işlem maliyetleri; bilgi, bilgi birikimi ve iç ve dış piyasalardaki deneyim eksikliğine katkıda bulunabilecek şebeke eksikliği; küreselleşmenin ve ekonomik bütünleşmenin yol açtığı büyük çokuluslu işletmelerin pazar rekabeti. Genel olarak, ulaşımı daha küçük ve daha zor pazarların, ticaret aracıları aracılığıyla hizmet edilmesi daha olasıdır. Aracılar, nispeten daha küçük firmalar tarafından kullanılmaktadır ve bu şirketler kendi ihracat pazarına girmeyi zor bulmaktadır. Ayrıca, aracı ihracat payları ile daha küçük ve daha yüksek ticaret maliyeti olan pazarlar arasında güçlü bir ilişki vardır.
Alexandria (Mısır) kurtarma kazılarında ele geçen Knidos Amphora mühürleri ışığında Alexandria-Knidos ticari ilişkileri
Antik Çağda yapılan ticaretin önemli kanıtları olan amphoralar Hellenistik dönemin önde gelen şarap ve amphora üretici kentleri tarafından mühürlü olarak üretilmiştir. Hellenistik Dönem boyunca sistematik olarak amphora mührü kullanan kentlerden birisi de Knidos'dur. Akdeniz'in ve Karadeniz'in her noktasına şarap ve amphora içerisinde taşınan diğer ürünleri ihraç etmiş olan Knidos'un en önemli dış pazarlarından birisini de Alexandria oluşturmaktadır. CEAlex tarafından kent merkezinde yapılan kurtarma kazılarında ele geçen 225 adet Knidos kökenli amphora kulbu, iki kent arasındaki ticaretin değerlendirilmesi konusunda önemli bir materyal grubu oluşturmaktadır. Yapılan tez çalışması içerisinde bahsedilen mühürler ticari bir bakış açısı ile değerlendirilmiştir.
Türkiye-Benin arasında dış ticari ilişkilerine dayalı gıda ve içecek sektöründeki Türk küçük ve orta ölçekli işletmelerin satış performansının değerlendirilmesi: 2010-2016 arasında satış değerleri üzerine bir çalışma
9 Temmuz 2012 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Benin Cumhuriyeti arasında diş ticaretin daha iyi bir haline getirilmesi için ticari işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Bu çalışmanın, imzalanan ticari işbirliği anlaşmalarına dayanarak Benin'e ihracat yapan Türk KOBİ'lerin performansı irdelenmek temelli amacıdır. Başka bir ifadeyle, ticari işbirliği anlaşmasının esası olan fuar, sergi, ziyaret, seminer gibi ticari etkinliklerin düzenlenmesi, ticaret heyetleri ve işadamları ziyaretlerinin gerçekleştirilmesiyle Türk KOBİ'lerin ihracattaki performansı açısından başarı olup olmadığını ortaya koyulmaktadır. Bu amaca ulaşılmak için ilk olarak altı (6) hipotezi kapsayan bir araştırma modeli oluşturulmuştur. Araştırma gıda ve içecek ürünleri sektöründeki İstanbul ihracatçı birliklerinde Benin Cumhuriyeti'ne en az bir defa ihraç eden KOBİ'lerin tesadüf örneklem yöntemiyle seçildiği üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılarak 332 KOBİ ihracatçı seçilip adres e-mail yöntemiyle gönderilmektedir. 332 firmadan toplamda 172 (yanı % 52 ) kullanılabilir anket elde edilmiştir. Araştırmanın hipotezleri test edilmek için Ki kare, Bağımsız gruplar t- testi, histogramlar (analiz deskriptif ), Tek yönlü varyans (ANOVA) yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Türk KOBİ'lerin sahip olduğu yabancı diller (Fransızca ve İngilizce) ile Benin'de ticaret fuar ve ticaret heyetlere katılması arasında bağımlı bir anlam olmadığı bulunmuştur. Bunun ardından, Benin Cumhuriyeti'ne ticaret fuarlar ve ticaret heyetlere katılan Türk KOBİ ihracatçının olumlu (pozitif) hem finansal hem de finansal olmayan ihracat performansa sahip oldukları ortaya çıkmıştır.
Türkiye–Afrika dış ticaret ilişkileri ve büyüme etkisi: Burundi örneği
Bu çalışma Türkiye-Afrika arasındaki ticari ilişkileri Afrika ülkeleri bağlamında incelemeyi hedeflemektedir. Geçtiğimiz dönemlerde pek çok Afrika ülkesi dışa dönük ekonomi anlayışı çerçevesinde hızlı bir büyüme sürecine girmiş ve bu süreçte Türkiye-Afrika ticari ilişkileri sürekli gelişmiştir. Ampirik çalışmada, Türkiye - Burundi için 1994-2018 dönemindeki verilerle ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi araştırıldı. Birim kök testi sonuçlarına göre sonuçları ihracat, ithalat ve ekonomik büyüme arasında uzun dönem denge ilişkisinin olduğunu gösterdi. Seriler eş bütünleşik olduklarından, nedensellik testinin yapılması için vektör hata düzeltme modeli kullanılmıştır. Hata Düzeltme Modeline göre, Ekonomik büyümeden ihracata ve ithalattan ihracata doğru bir nedensellik ilişkisi olmasına rağmen ihracattan ve ithalattan büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisi söz konusu değildir.
2 numaralı Mora Ahkâm Defterine göre; Osmanlı İmparatorluğu'nda İngilizler (1717-1750)
Ticaret, tarihin en eski ve en önemli konularından biridir. Osmanlı döneminde, Avrupalı bir devletin, İmparatorluk sınırları içerisinde serbestçe ticaret yapabilmesi için söz konusu Avrupalı devlete ahidnâme-i hümâyûn veya kapitülasyon verilmesi gerekliydi. İngiltere, 1580 yılında Osmanlı Devleti'nden ahidnâme almış ve bu tarihten sonra Osmanlı topraklarında doğrudan ticaret yapmaya başlamıştır. İngilizler, Osmanlı Devleti'nden almış oldukları kapitülasyonları daha sonraki yıllarda yenileyerek genişletmişler ve özellikle 1713 yılında Cebelitarık Boğazı'nı ele geçirmeleriyle birlikte, XVIII. yüzyılda Akdeniz'deki siyasi ve ticari etkinliklerini arttırmışlardır. Bu çalışmada, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki 2 Numaralı Mora Ahkâm Defteri'nden yola çıkılarak, defterde yer alan hükümler ve diğer kaynaklar çerçevesinde, 1717-1750 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'ndaki İngilizler incelenmiş, Osmanlı- İngiltere siyasi ilişkilerinin tarihçesi hakkında bilgi verilerek, diplomasi ve ticaretin bu dönemde ne denli iç içe olduğu üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca, İngiltere elçileri ve diğer diplomatik temsilcileriyle, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında ticaret yapan İngilizlerin hukuki statüleri ele alınmıştır. Bunun yanı sıra İngilizlerin, kendilerine tanınan kapitülasyonlar aracılığıyla ne şekilde himaye edildikleri üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca İngilizlerin hangi bölgelerde ticaret yaptıkları, tüccarların ne tür sıkıntılarla karşılaştıkları, savaş, korsanlık ve eşkıyalık gibi güvenliği tehdit eden olayların ticareti ne şekilde etkilediği çeşitli örneklerle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı İmparatorluğu, İngiltere, Osmanlı-İngiliz Ticareti, Kapitülasyon, Ahidnâme, Diplomasi, Elçi, Konsolos, Ticaret, Akdeniz'de Ticaret.
Commercial translation and professional translation practitioners: A critical analysis
This thesis investigates how current technological advances affect commercial translation and the working conditions of professional translation practitioners in the era of cognitive capitalism. Based on previous research, it can be deduced that the technological transformation of the language industry to date has (i) led to indirect production networks, (ii) created one-sided intellectual property practices, (iii) devalued translator's skills and outputs. My primary conclusion is that as long as the aforementioned outcomes of previous technological developments prevail, current technological developments will not improve the role and position of professional translation practitioners. Instead, they will be rearranged and reorganized in space and time in accordance with the production methods and working conditions of cognitive capitalism. In order to provide a critical analysis, I utilized (i) Cognitive Capitalism Theory, (ii) the industry reports by TAUS (iii) research papers on digital platforms by ILO and (iv) a survey conducted with 70 professional translation practitioners residing in Turkey. Drawing on theoretical exploration, this study introduces the "uberization of translation" as one of the most recent manifestations of the cognitive capitalism era, and the field research suggests that engaging in such work exposes professional translation practitioners to risks related to employment status, adequate income, work-life balance, social protections, free agency, bargaining power, dependence on platform, fair allocation of risks and rewards, and data collection, protection and privacy.
The Byzantine perception of India in late antique literary sources
This study focuses on the Byzantine perception of India according to the descriptions found in a selected group of late antique literary sources. Belonging to diverse literary genres and describing different aspects of India in relation with their own literary contexts, these sources can to a large extent reflect the Byzantine attitude toward such a remote geographical location. By placing the Byzantine sources in question within a framework that stretches from Antiquity as far as the Middle Ages, this study aims at observing the literary depictions of India in the Byzantine era and understanding the Byzantine perception of this land. Thus, it analyzes the impact of classical (Greco-Roman) literary modalities, Christian discourse, and commercial networks between the Byzantine Empire and India on the Byzantine ethnographical and geographical perception of India.
Gravity vs conflict: What determines internatinoal trade
This research aims to examine the impact of distance and conflict and their interrelations on the dynamics of foreign trade by using Turkish bilateral trade data. We accept the presumption the distance matter in international trade. However, the gravity model of international trade works only if there is no conflict. This study, therefore, incorporates international conflicts into gravity model of foreign trade. Three main questions have motivated this study: (1) What is the determination of trade performance? (2) Does conflict impacts international trade? (3) Does conflict between trading partners affect Gravity Model? In order to explain different types of conflict on trade relations we defined and measured two types of conflict: Diplomatic, and Security. In our analysis, we also checked the impact of Arab-Spring on trade relation of Turkey. The results based dynamic panel data models, Generalized Methods of Moments (GMM), based on UN COMTRADE data for Turkey from 1990 to 2013 show that our trade model fits well with gravity approach in the case of Turkish foreign trade. The estimation results shows that Diplomatic Conflicts have negative impact on trade in specific cases but also Security Conflicts and Arab Spring effects trade relation negatively. Moreover, in the case of Security Conflicts the positive impact of geographical proximity on trade relations disappears.
Trade and economic relations between Turkey and Afghanistan in the post-war era: 2001-2013
This study investigates the trade and economic relations between Turkey and Afghanistan during 2001-2013 and analyzes the current positions of Turkish investment in Afghanistan. The study consists of three chapters. The first chapter gives information about the economic and political situation of Afghanistan before and after 2001, and analyzes main economic indicators of Afghanistan. Furthermore, the chapter briefly states the political situation and its impact on the economic and social indicators. It also describes the socio-economic development, employment situation, agriculture, education, health, women's economic empowerment and mineral resources of Afghanistan. The second chapter illustrates the economic relations between Afghanistan and Turkey. In this chapter, three most important topics are summarized, namely the history of relations between Afghanistan and Turkey, Turkey's assistance on socio- economic field and trade relations between Afghanistan and Turkey. The third chapter is the most important section of the study. It examines the Turkish investments in Afghanistan in terms of challenges and opportunities and gives useful information about the main investment opportunities in Afghanistan. The chapter finally analyzes the current position of Turkish investments and highlights the challenges to strengthen the trade cooperation in Afghanistan by SWOT analysis.
Türkmenistan'ın Çin politikası ve stratejik ilişkileri
Uzun yıllar Sovyetler Birliğine karşı bağımsızlık mücadelesi veren Orta Asya ülkeleri 1991'de bağımsızlığını kazanarak kendi kimliklerini ve devletlerini tekrardan inşa etme yoluna gitmiştir. Türkmenistan bildiğimiz gibi Orta Asya ülkeleri arasında en çok enerji kaynaklarına sahip dünya genelinde 4 sırada yer almaktadır. Türkmenistan'ın 1991 yılı öncesi ve sonrası diğer ülkeler ile olan dış politikasını ele alındı. Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti ile olan ilişkileri ele alındı. SSCB döneminde Türkmenistan'ın Çin ile olan ikili ilişkileri nasıl başladığı ve bağımsızlık sonrasından günümüze kadar ki iki devlet arasındaki birçok alandaki antlaşmalara değinilmiştir. Ayrıca tez 'in ikinci ve üçüncü bölümlerinde Türkmenistan'ın iki devlet başkanının Çin ile yaptıkları antlaşmalarda ne seviyeye geldiği ve bu antlaşmaların daha çok enerji kaynakları üzerinden devam edip kültürel, eğitim, turizm ve bunun gibi birçok alandaki gelişmelere değinilecektir. Bununla beraber Çin ile Aşkabat arasındaki yıllık ihracat ve ithalat meseleleri ve Doğu Türkistan konusundaki Türkmenistan'ın tutumu ele alınacak. Günümüzde İpek ve Demir yolu gibi projelerin yürürlüğe koyma çabaları ve iki ülke arasındaki bu ticari ilişkilerde yaşanan sorunlara değinilecektir. Çin Hükümeti'nin Orta Asya ülkelerine karşı olan politik anlayışı ve Orta Asya üzerinden oynamak isteği oyunlara karşı Türkmenistan'ın tutumu gibi konular üzerinde yoğunlaşılacaktır. Bunlara ek olarak 'ta Türkmen Gaz'ının Çin'e uzanan boru hattı ile alakalı ve Hazar Denizi havzası gibi meseleler üzerinde durulacaktır.
Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında Çin'in altyapı enerji ve üretim bağlamında Türkiye'ye yönelik yatırımlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma, Bir Kuşak Bir Yol (BKBY) projesinin muhteva, ticari hacim, ekonomik hedefler, finansman kaynakları, dizayn edilen projeler ve global ekonomik portre gibi önemli boyutlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Ayrıca Çin'in ticaret yapısı ve dünya ekonomisi içindeki konumu, dış ticaret politikası reformları, dünya ticaret örgütü üyeliği gibi konulara odaklanmaktadır. Türkiye ve Çin arasındaki ticaret ilişkileri, dış ticaretin yapısı, doğrudan dış yatırımlar ve çeşitli sektörlerdeki işbirlikleri incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Türk Akımı, Mersin Limanı, İstanbul-Kapıkule Yüksek Hızlı Tren Hattı, Kars-İstanbul Demiryolu, Akkuyu Nükleer Santral, Hunutlu Termik Santrali, Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası ve Kumport Limanı gibi önemli altyapı ve enerji projelerini içermektedir. Betimsel analiz ve tartışma bölümleri, bu projelerin detaylarını ve önemli noktalarını vurgulamaktadır. Sonuçlar ve öneriler kısmı ise bu projelerin etkileri, olası yönlendirmeler ve gelecekteki çalışmalar için önerileri içermektedir. Anahtar Kelimeler: Çin, Türkiye, BKBY, Ekonomik Büyüme, Dış Ticaret
The impact of social media on sports marketing activities: Case of sports marketing in Turkey
Following the topic, The Impact of Social Media on Sports Marketing Activities: Case of Sports Marketing in Turkey; the aim of the thesis is to find, describe and value an interrelations between social media tools and sports marketing activities. In order to reach those goals such methods as statistics and in-depth interviews were conducted. The thesis is based on two main divisions: Conceptual Structure and Research. The first part contains such a topics as sports marketing, its dimensions, relations with business and its relations with new media. It also describes the social media by itself, presenting closer few chosen tools, and what is most important, describes new type of digital- social customer. In the end conceptual structure focus on correlations between sports marketing activities and social media.
Dünya ekonomisinde Çin'in yeri ve Türkiye ile ticari ilişkileri
Dünya ekonomisinde önemli bir yere ulaşan Çin'in elde ettiği ekonomik başarının arkasındaki en önemli faktör, ihracatını çok kısa sürede hızla artırması olmuştur. Çin 1979 yılı sonrasında planlama mekanizması ikinci plana bırakarak, piyasa ekonomisine geçişe yönelik olarak önemli reformlar hayata geçirmiştir. Bu reformlarla Çin, tarım sektöründe, devlet ve özel işletmelerde, yabancı yatırımlarda, döviz kuru ve sermaye piyasası gibi alanlarda piyasa ekonomisine geçmek amacıyla önemli dönüşümler gerçekleştirmiştir. Bu reformların sonucu olarak, elde ettiği ticaret hacmiyle dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmiştir. Çin'le aynı dönemde dışa açılmaya başlayan Türkiye'nin, Çin ile ticari ilişkileri zaman içinde hızla artmış, ancak Türkiye'nin Çin ile olan dış ticaretinde büyük açıklar vermesiyle sonuçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çin ekonomisi, ekonomik reform, dış ticaret, ihracat, ithalat, dış açık
Geçiş sonrası Çin'in uluslararası ticarete entegrasyonu
Çin 1978 yılında ekonomik anlamda bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönüşüm süreci kendi dinamikleri çerçevesinde ve herhangi bir özel stratejiye dayanmadan gerçekleşmiştir. Diğer geçiş ekonomilerinden farklı olarak Çin'de ekonomik anlamda bir serbestleşme yaşanırken bu durum siyasi anlamda bir serbestleşmeye dönüşmemiştir. Bugün hala ülkeyi tek parti olan Çin Komünist Partisi yönetmektedir. 1949-1978 yılları arasında merkezi planlamacı ekonomiyi benimseyen Çin 1978 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine yönelik reformlar yapmıştır. Bu reformların sonuçları pek çok önemli makro ekonomik göstergeye olumlu olarak yansımıştır. Çin uzun yıllar boyunca yüksek büyüme oranları yakalamış buna ek olarak da ihracat, ithalat ve dış ticaret hacimlerinde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmektedir. Yapılan reformlar ile Çin dünyanın fabrikası haline gelmiş ve pek çok önemli uluslararası yatırımcı için cazip bir ülke olmuştur. Başlangıçta ucuz işgücü sayesinde ülkeye gelen şirketlerden piyasa becerileri öğrenilerek ilerleyen dönemde Çin kendi ulusal markalarını yaratmıştır. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ayrıca bir dönüm noktasıdır. Üyelikten sonra Çin'in dış ticaret hacmi hızla yükselmiş ve küresel ekonomiyle entegrasyon seviyesi artmıştır. Günümüz dünyasında ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir bütünlük arz etmektedir. Çin bu hususa dikkat ederek uluslararası aktörlerle olan karşılıklı ve çok taraflı ilişkilerine önem vermiştir. Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çin'in 1978 sonrasında uluslararası ticarette başarılı bir şekilde entegre olduğu görülmüştür.
Development of commercial diplomacy: A comparative analysis of Turkish embassy in belgrade and Serbian embassy in Ankara
The study of international relations and cooperation among countries is constantly attracting the attention of various scholars across different disciplines. Evaluation of the administrative and cooperative performance of two Embassies, Serbian in Ankara and Turkish in Belgrade seek to explain the field of commercial diplomacy used in practice. This research comprehends three different areas: administration, commercial diplomacy and international trade. All areas are closely bonded through the work of the Embassies. Having in mind that Serbia and Turkey stay on opposite level of development, this research aims to give first of all a comparison between the work of the embassies of these two countries, then through that work explain the field of commercial diplomacy and its development. As the new field has not been investigated deeply until now, the research can represent also a new reference for the area. With commercial diplomacy, questions of trade between countries, its amount and development will provide a wider picture of the current progress in the bilateral relations. The research has been done by using a qualitative method with questionnaires and expert interviews and by reviewing academic materials and using official government information regarding trade relations between countries. The aim of this research is to discover activities of the commercial diplomacy that are being executed from the diplomatic missions in the world of international trade between Serbia and Turkey. Results that this research show is a genuine disbalance between the two countries, where the developed Turkey has an important advantage in the work, in contrast to Serbia that uses all available means to improve and accelerate progress, with an obvious success. Key words: Commercial Diplomacy, Embassy, International Trade, Administration, Turkey,Serbia
Akdeniz Havzası'nda Anadolu Selçuklu Devleti ile İtalyan şehir devletleri arasındaki ticari ilişkiler
Anadolu Selçuklu Devleti 1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından kurulmuş, 1308 yılına kadar da ele geçirdiği topraklar üzerinde egemenliğini devam ettirmiştir. Anadolu topraklarında hâkimiyet kurduğu yüzyıllarda gerçekleştirdiği siyasi, sosyal, iktisadi ve kültürel faaliyetlerde de Büyük Selçuklu Devleti'nin kurumlarını ve ilişkilerini temel almıştır. Büyük Selçuklu Devleti'nin Anadolu topraklarına geldiği ilk yıllardan itibaren bu topraklarda yaşayan Rumlar ile siyasi ilişkiler kurduğu da bilinmektedir. Savaşlar ve sonrasında imzalanan antlaşmalarla geliştirilen siyasi ilişkiler zamanla diğer alanlarda kendisini göstermiştir. Önemli bir örneği, batının en büyük gücü olan Bizans İmparatorluğu ile kurulan ilişkilerdir. Anadolu topraklarında Bizans ile başlayan ilişkiler, Batı'daki topraklara ilerledikçe diğer Avrupalı devletlerle de kurulmuştur. Özellikle Akdeniz Havzası'nda gerçekleştirilen faaliyetler için İtalyan şehir devletleri ile Anadolu Selçuklu Devleti arasında kurulan ilişkiler büyük önem arz etmektedir. Çünkü İtalyan şehir devletleri, Akdeniz'de ilk olarak Bizans'ın koruması altında kendisini göstermiş olsa da zaman içerisinde güçlenerek Doğu Akdeniz'in hâkimiyetini ele geçirmiştir. Bu durumda Anadolu Selçuklu Devleti'nin tarımsal kaynaklı ekonomik yapısında önemli gelişmelerin meydana gelmesini sağlamıştır. Tarımsal faaliyetlerden elde edilen ürün fazlasının batıya ihraç edilmesi ve buna bağlı olarak batıdan ithal ürünlerin Anadolu topraklarına girişi devletlerin iktisadi gelişimde oldukça önemli olmuştur. Daha çok Akdeniz'e sınırı olan toprakların fethedilmesiyle başlayan ve zaman zaman yaşanan mücadeleler sonrası imzalanan antlaşmalarla pekiştirilen bu ilişkiler, Anadolu topraklarında yüzyıllar boyunca devam etmiştir. Gerek Selçuklular gerekse Selçuklulardan sonra Anadolu topraklarında hâkimiyet kuran İlhanlılar ve Türkmen beylikleri, iktisadi gelişim açısında büyük katkı sağlayan bu ilişkilerin zedelenmemesi için büyük çaba sarf etmişlerdir.
Göçmenlerin bulunduğu lokasyondaki ticari ilişkilere yönelme sebebi: Giyim tekstili, Gaziantep Suriyeliler örneği
Gaziantep şehri gerek sınır şehri olması gerek ise ekonomik faaliyetlerin aktif olduğu bir mekân olması sebebiyle pek çok Suriyeli göçmene ev sahipliği yapmış bulunmaktadır. Burada ev sahipliği yaparken özellikle ekonomik anlamda göçmenleri etkilemiş olurken, göçmenlerden de etkilenmiştir. Özellikle tekstil sektörünün Türkiye'deki lokomotif şehirlerinden biri olan Gaziantep şehrinde pek çok Suriyeli göçmenlerinde tekstil alanında iş yeri açmaya başladıkları tespit edilmiştir. Burada özellikle bu sektörün seçilmesinde Gaziantep'in tekstil alanında öncü olması yadsınamazdır. Fakat bunun yanında özellikle bu göçmenlerin neden tekstil alanına yöneldikleri önemli bir konu olup göçmenlerin pek çok farklı sektöre yönelme sebeplerini anlamak için de önemli bir çıktı sağlayacaktır. Burada tekstil alanında iş yeri açan Suriyeli göçmenlerin bu sektörü seçmelerinin temel sebeplerinin kendi ülkelerinde bu sektörde çalışmış oldukları işi yapmak ve kendi kültürlerine uygun olan ürünlere daha çabuk ulaşma çabası olduğu karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Zorunlu göç, Tekstli sektörü, Suriyeli göçmenler, İş yeri Açma, Entegrasyon