Acıbadem University
Discipline

Health Management

Acıbadem University

390

Archived Theses

8

DOIs Assigned

2%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hastaların poliklinik randevularına gitmeme nedenleri ile belirleyicileri: Bir üniversite hastanesi örneği

Hastaların randevularına gitmemeleri, hastane yöneticilerinin ve klinisyenlerin karşı karşıya kaldığı yaygın sorunlardandır. Bu çalışmada bir üniversite hastanesinde poliklinik randevusu alan hastaların randevularına gitmeme nedenleri ile bunların belirleyicilerini tespit etmek ve bu soruna yönelik alınabilecek önlemlere hastaların katılım düzeyini ölçmek amaçlanmaktadır. Çalışmanın yapıldığı Çorum ilinde bulunan Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Ekim 2018-Eylül 2019 arasındaki 1 yıllık süreçte polikliniklerden randevu alan hasta sayısı örneklem büyüklüğünü belirlemek için kullanılmıştır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen soru kağıdının geçerlilik ve güvenilirlik analizi yapılarak poliklinik randevusuna gitmeyen hastalara toplam 795 anket uygulanmış ve elde edilen verilere uygun olan istatistiksel testlerin analizi için SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda, 2020 yılı Ocak-Şubat aylarında poliklinikten alınan randevulara gitmeme oranı %16,2 olarak bulunmuştur. Erkekler, 20-39 yaş aralığındakiler, bekar olanlar ile çocuk ve diş polikliniğinden randevu alanlar arasında randevuya gitmeme olasılığının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Poliklinik randevularına gitmeme nedenlerine bakıldığında; unutma, başka bir yerde olma, aileyle ilgilenme, sağlık sorununun düzeldiğinin düşünülmesi başta gelmektedir. Randevuya gitmeme nedenlerini belirlemede ise hastaların cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, gelir, iş durumu, yerleşim yeri, randevu alınan poliklinik ile randevu alma sürelerinin etkili olduğu, ayrıca bu özelliklerin randevuya katılmamayı azaltmaya yönelik önlemlerin oluşturduğu boyutlara (bilgilendirme, yaptırım, iyileştirme) katılım düzeylerini de etkilediği görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulguların, randevuya gitmeme sorununun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağı ve sağlık yöneticileri ve politika belirleyicilere yol gösterici olacağı düşünülmektedir.

Hasta randevularıHastalarHastane randevu sistemi+3
Nursel Tuncer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekim ve hemşirelerin özgeci davranışlarının tükenmişlik üzerine etkisinin değerlendirilmesi: Azerbaycan'da bir uygulama

Kesitsel bir çalışma olan bu araştırma ile hekim ve hemşirelerin özgeci davranış algılarının tükenmişlikleri üzerine olan etkisi ile özgecilik davranışı algıları ve tükenmişlik düzeylerine ilişkin değerlendirmelerinin sosyo-demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmanın evrenini Azerbaycan'da hizmet veren bir üniversite ve bir özel hastane oluşturmaktadır. Araştırmanın yapıldığı Haziran 2021 tarihi itibariyle iki hastanede toplamda 833 hekim ve hemşire görev yapmakta olup, seçilen örneklem sonucunda örnekleme dahil edilen 295 hekim ve hemşire tarafından yüzyüze görüşme yolu ile elde edilen veriler analizlere dahil edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan hekim ve hemşirelerin özgecilik davranışları algılarının; cinsiyet, hastane mülkiyeti, meslek, eğitim durumu, çalışma birimi, gelir durumu ve fedakar davranma sebeplerine göre, tükenmişlik düzeylerinin ise; hastane mülkiyeti, medeni durum, eğitim durumu, çalışma birimi, çalışma süresi, gelir durumu, başkalarına yardım etme nedenleri, fedakâr davranma sebeplerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hekim ve hemşirelerin özgecilik davranışı alt boyutlarına ilişkin değerlendirmelerinin tükenmişlik alt boyutlarından duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı eksikliği boyutları üzerinde de istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.

AzerbaycanHekimlerHemşireler+2
Fargana Omarli
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların mevcudiyeti, fiyatı ve satın alınabilirliği: Ankara'da bulunan eczaneler üzerine bir araştırma

İlaçlara adil olarak erişebilmek küresel bir öncelik olarak görülmektedir. 1970'lerden bu yana Dünya Sağlık Örgütü temel ilaçlar kavramını vurgulayarak adil erişimi desteklemektedir. Temel ilaçlar nüfusun çoğunluğunun sağlık ihtiyaçlarını karşılayan ilaçlardır. Gerekli ilaçlara adil erişim olmadan temel sağlık hakkının yerine getirilemeyeceği gerekçesiyle nüfusun öncelikli sağlık ihtiyaçlarını karşılayan ilaçlar olarak görülen, kronik hastalık tedavisinde kullanılan temel ilaçların Ankara'daki eczanelerde mevcudiyet, fiyat ve satın alınabilirliklerini değerlendirmek bu çalışmanın temel amacıdır. Araştırmanın yöntemi, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Sağlık Eylemi El Kitabı İlaç Fiyatları, Mevcudiyeti, Satın Alınabilirliği ve Fiyat Bileşenlerini Ölçme 2.Baskı'ya (Measuring Medicine Prices, Availability, Affordability and Price Components 2nd Edition) dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemini tabakalı sistematik örnekleme yoluyla seçilen Ankara'da bulunan 334 eczane oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 21. Temel İlaç Listesi'nden yararlanılarak kalp ve damar hastalıkları, diyabet, kronik solunum yolu hastalıkları ve palyatif bakımda kullanılan 24 temel ilaç araştırma kapsamına alınmıştır. Veriler yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Üç aşamalı mevcudiyet, fiyat ve satın alınabilirlik kavramları IBM SPSS Statistics 22 ve Microsoft Excel programları kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada 15 ilacın DSÖ tarafından belirlenen %80 mevcudiyet hedefini karşıladığı ancak 9 ilacın karşılamadığı saptanmıştır. Genellikle, orijinal ilaçlar jenerik ilaçlardan daha fazla mevcuttur. En fazla kalp ve damar hastalıkları ilaçları mevcut olup, sırasıyla palyatif kanser bakımı ilaçları, kronik solunum yolu ilaçları ve diyabet ilaçları gelmektedir. İlaçların %79'unun fiyatı, uluslararası referans fiyatlardan daha fazladır. Orijinal ilaçların medyan fiyat oranı, jenerik ilaçlardan yüksek ya da eşit bulunmuştur. Jenerik ilaçların, orijinal ilaçlara göre satın alınabilirlik açısından daha avantajlı olduğu bulunmuştur. Glibenclamide, Budesonide, Gliclazide ve Diazepam hem düşük düzeyde mevcuttur hem de ulusal fiyatları uluslararası referans fiyatlardan daha yüksektir. Bu araştırma, Türkiye'de temel ilaçların mevcudiyeti, fiyatı ve satın alınabilirliği konusunda Dünya Sağlık Örgütü/Uluslararası Sağlık Eylemi metodolojisini kullanan ilk araştırmadır. Sonuçlar, uygun fiyatlı ilaçlara erişimi iyileştirmek için öncelikli eylem alanlarını vurgulamaktadır.

AnkaraEczanelerEndokrin sistem hastalıkları+6
Gökçen Özler
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık profesyonellerinin entegre sağlık kampüslerine (şehir hastaneleri) yönelik tutumlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada şehir hastanelerinde görev yapmakta olan üst düzey yönetici ve uzman hekimlerin şehir hastanelerine yönelik tutumlarının değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerden elde edilen bulguların meslek grupları ve uzmanlık alanlarına göre, sağlık bakım kalitesi ve etkinliği, bakım bileşenlerinin koordinasyonu, disiplinlerarası bakım ekipleri ve sağlık hizmetlerinin entegrasyonu boyutları itibariyle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi'nde görev yapmakta olan 11 üst düzey yönetici ve 185 uzman hekime yüz yüze anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda; üst düzey yöneticiler ile uzman hekimlerin şehir hastanelerinin sağlık sektörü için uygun olup olmadığına yönelik tutumları değerlendirildiğinde, üst düzey yöneticilerin (%100) uzman hekimlere göre (%84) daha olumlu bir yaklaşım sergiledikleri görülmüştür. Üst yönetici ve uzman hekimlerin şehir hastanelerine yönelik tutumları sağlık bakım kalitesi ve etkinliği, bakım bileşenlerinin koordinasyonu, disiplinlerarası bakım ekipleri ve sağlık hizmetlerinin entegrasyonu alt boyutları açısından incelendiğinde en yüksek ortalamaya sahip olan boyutun bakım bileşenlerinin koordinasyonu (4,73±0,95) olduğu görülmüştür. Üst düzey yönetici ve uzman hekimlerin şehir hastaneleri ile ilgili disiplinlerarası bakım ekipleri konusundaki değerlendirmeleri karşılaştırıldığında, "şehir hastanelerinde disiplinlerarası bir hasta bakım planı geliştirmek aşırı derecede zaman alıcıdır" alt boyutuna ilişkin tutumların sıra ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür (U=558; p<0,01). Uzman hekimlerin uzmanlık alanlarına göre şehir hastaneleri ile ilgili genel (X2=47,76; p<0,001) ve tüm alt boyutlar (p<0,001) itibariyle değerlendirmelerine ilişkin sıra ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Üst düzey yönetici ve uzman hekimlerin şehir hastanelerine yönelik tutumları boyutlar arasındaki ilişkiler bakımından incelendiğinde tüm boyutların aralarında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir (p<0,01). Buna göre, bakım bileşenlerinin koordinasyonu ile sağlık bakım kalitesi ve etkinliği arasında çok güçlü (rs=0,81; p<0,01), bakım bileşenlerinin koordinasyonu ile disiplinlerarası bakım ekipleri arasında güçlü (rs=0,72; p<0,01) ilişkiler olduğu saptanmıştır. Çalışma bulguları şehir hastanelerinin etkin yönetimi için sağlık profesyonellerinin tutum ve beklenti farklılıklarının dikkate alınması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Anahtar Sözcükler: Şehir Hastaneleri, Entegre Sağlık Kampüsleri, Sağlık Profesyonelleri, Uzman Hekim, Üst Düzey Yönetici

DoktorlarSağlık personeliYöneticiler+1
Büşra Saylan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara ilinde dört farklı hastanede astımlı erişkin hastaların tedavisinde standart kombine tedavi ile kombine tedaviye ek omalizumab kullanımının maliyet etkililiğinin değerlendirilmesi

Astım tüm dünyada yaklaşık 358 milyon kişiyi etkilemekte olup sağlık harcamaları artışına önemli düzeyde katkıda bulunan kronik bir hastalıktır. Özellikle astımın kontrol altına alınamadığı ve ağır astım vakalarında, hastalığın getirdiği ekonomik yük sosyal, psikolojik ve sağlık bakım maliyetleri dâhil daha büyük boyutlara ulaşmaktadır. Literatürde yapılan birçok araştırma, ağır astım vakalarında, maliyet kalemi içerisinde en büyük payın ilaçlara ait olduğunu belirtmektedir. İlaç maliyetlerinde artışın nedenleri arasında ise tedavinin etkinliğinin yüksek olmasına karşın biyolojik ajan maliyetlerin fazla olması yer almaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı; ağır astım tanısı almış hastaların tedavisinde kullanılan standart tedaviye ek omalizumab'ın maliyet etkililiğin değerlendirilmesidir. Araştırma, Ankara ilinde yer alan Gazi, Hacettepe, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde ve Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi E.A.H'de ST ve ST'ye ek OML tedavisi gören ve araştırmayı kabul eden ağır astım tanısı almış, 16-80 yaş arası hastalar ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan toplam 216 hasta ile Mart 2018 ve Ocak 2020 tarihleri arasında yüzyüze görüşmeler yapılmıştır. Hastanelerin otomasyon programından elde edilen maliyet verileri, SGK perspektifi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın etkililik verileri ise EQ-5D-5L, AKT ve AQLQ ölçeklerinden elde edilmiştir. Maliyet etkililik analizi için Markov modeli kullanılmış olup araştırmanın sonuçları ilave maliyet etkililik oranı ile belirtilmiştir. Buna göre SGK perspektifinden ağır astımlı hastalarda ST maliyeti ₺23.607,08, ST'ye ek omalizumab maliyeti ise ₺425.329,81 olarak saptanmıştır. Bu sonuca göre OML+ST kullanımının İMEO değeri ₺122.675,57 olarak saptanmıştır. İlave QALY değeri ise 3,27 olarak belirlenmiştir. Sadece standart tedavi alan ağır astımlı hastalarla, OML+ST alan hastalar karşılaştırıldığında elde edilen sonuç, Türkiye için ödeme gönüllülüğü eşiği olarak kabul edilen ve DSÖ tarafından refere edilen ₺156.948,00'nin altında kalarak, OML+ST'nin maliyet etkili olduğunu göstermiştir. PSA analiz sonucunda ise İMEO değeri ₺122.675,30, ilave QALY değeri ise 3,27 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç parametrelerin belirsizlik altında bile ST+OML'nin maliyet etkili olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak ağır astımlı hastalarda ST'ye ek OML+ST'nin kullanımı SGK perspektifinden maliyet etkili bulunmuş olup bu hastalarda kullanılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler Ağır Astım, Omalizumab, Standart Tedavi, Maliyet Etkililik, Ekonomik Değerlendirme

Ekonomik değerlendirmeFiyat-maliyet marjlarıHastaneler+6
Deniz Tugay Yangı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastanelerin tüketici ve finansal temelli marka değerleri ile kurumsal ve finansal performans göstergeleri arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; hastanelerin tüketici temelli ve finansal temelli marka değerlerini belirlemek, hastanelere göre farklılığını araştırmak ve hastanelerin marka değerleri ile kurumsal ve finansal performansları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu kapsamda Ankara metropolitan sınırları içerisinde faaliyet gösteren 100 yatak ve üzeri kamu hastanelerinden izin alınabilen 8 hastanenin kurumsal ve finansal performans verileri ile bu hastanenin tüketicileri olan 663 hastadan elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Kurumsal (yatak devir hızı, yatan hasta oranı, ortalama kalış günü, yatak işgal oranı, yatak devir aralığı, hekim başına poliklinik ve yatan hasta sayısı) ve finansal (cari oran, asit-test oranı, KVYK/ Kaynak, aktif devir hızı, net kar marjı ve varlıkların karlılığı) performans göstergeleri ile finansal marka değeri hesaplanabilmesi için gerekli olan veriler Sağlık Bakanlığı'ndan temin edilmiş; tüketici temelli marka değerine ilişkin veriler ise bir anket formu aracılığıyla araştırmacı tarafından hastalarla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Anket formunun geçerlik ve güvenirlik analizleri için faktör analizleri ile Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmış olup hipotez testleri için uygun parametrik ve non-parametrik testlerin yanı sıra korrelasyon analizinden faydalanılmıştır Araştırmada finansal marka değeri tespiti için Hirose metodu kullanılmıştır. Analizler sonucunda; tüketicilerin tüketici temelli marka değeri ve boyutları ile ilgili değerlendirmeleri ve finansal marka değerlerinin hastane türlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği; hastanelerin tüketici temelli marka değeri ve boyutları, finansal marka değeri ve boyutları, kurumsal performans göstergeleri ve finansal performans göstergeleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlardan hareketle hastane yöneticilerinin mevcut rekabet ortamında hizmet maliyetlerini yükseltmeden marka değerlerini artıracak konularda çalışmalar yapmaları önerilmektedir.

Sevilay Karaman
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğunun tıbbi hata yapma eğilimine olan etkisinde iş yükünün aracı rolü

Amaç: Yoğun bakım ünitelerinde kritik hasta bakımı ve izlemi nedeniyle disiplinler arası çalışmanın tıbbi hata eğilimi oluşturabilecek tüm nedenlerinin araştırılması güvenilir sağlık hizmet sunumu için önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı, yoğun bakım hemşirelerinin alarm yorgunluğu düzeylerini tespit etmek, bu yorgunluğun tıbbi hata yapma eğilimi üzerine etkisini incelemek ve iki kavram arasındaki ilişkide iş yükünün aracı rolünü belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı Ordu İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki hastanelerin 1., 2.ve 3. seviye yoğun bakımda görev yapan 250 hemşire üzerinde gerçekleştirimiştir. Araştırmada kişisel bilgi formuna ek olarak 'Hemşirelerde Alarm Yorgunluğu Ölçeği', 'Hemşirelerde Tıbbi Hata Eğilimi Ölçeği' ve 'İş Yükü Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin geçerlik ve güvenilirlikleri doğrulandıktan sonra, analizler için SPSS programı ve AMOS paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek adına ise SPSS Macro model 4 kullanılmıştır. Analizler %95 güven aralığında test edilmiştir. Bulgular: Yoğun bakım hemşirelerinde alarm yorgunluğu seviyesindeki artış iş yükünü %33 oranında, tıbbi hata eğilimini ise %9 etki ile artırmasına neden olmuştur. İş yükündeki artışın ise hemşirelerin tıbbi hata eğiliminde %9 oranında artmasına neden olmuştur. Buna ek olarak birbirlerine toplam etkisinin %11 oranında gerçekleştiği ortaya konmuştur. İş yükü, alarm yorgunluğu ve tıbbi hata eğilimi değişkenleri arasında pozitif bir korelasyon olup bu ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Sonuç: Bu araştırma kritik hasta bakımından sorumlu yoğun bakım hemşirelerinin tıbbi hata eğilimlerine yol açabilecek faktörleri daha iyi anlamamızı sağlayarak etkili stratejiler geliştirilmesine yardımcı olacaktır.

Esra Sarıoğlu
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında kişilik tipleri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: Ordu ili örneği

Amaç: Farklı kişilik özellikleri çalışanların işten ayrılma niyetine etki edebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının kişilik tiplerinin belirlenmesi ve işten ayrılma niyetiyle ilişkisini incelemektir. Ayrıca kişilik türleri ve işten ayrılma niyetinin demografik değişkenlere göre farklılıklarını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Ordu İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı kamu ve özel hastanelerinde görev yapan (doktor, hemşire, tıbbi sekreter-hasta kabul, hasta bakıcı, sağlık teknikeri-teknisyeni) 467 sağlık çalışanı üzerinde yapılmıştır. Araştırma verileri SPSS ve AMOS programından yararlanılarak analiz edilmiş ve güvenilirlik, geçerlilik, korelasyon, t testi ve tek yönlü varyans analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmada kişilik boyutlarından dışadönüklük, sorumluluk ve nevrotiklik boyutlarının işten ayrılma niyetiyle anlamlı bir ilişkisi olduğu ve bu boyutların işten ayrılma niyetini negatif yönde etkilediği, uyumluluk ve gelişime açıklık boyutları ile işten ayrılma niyeti arasında anlamlı ilişki bulunmadığı ve etkisinin olmadığı görülmüştür. Kişilik tiplerinin yaş ve cinsiyete göre farklılaşmadığı medeni duruma göre işten ayrılma niyetinin farklılaştığı yapılan analizler ile tespit edilmiştir. Sonuçlar: Kişilik boyutlarından dışadönüklük, sorumluluk ve nevrotiklik boyutlarının işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve negatif yönde etkilediği, uyumluluk ve gelişime açıklık boyutlarının işten ayrılma niyetiyle anlamlı bir ilişki/ etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşten ayrılma niyeti, kişilik tipleri, sağlık çalışanları

Ceyhun Aksoy
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında duygusal zeka ile sürekli öfke arasındaki ilişkinin incelenmesi: Bir kamu özel dal hastanesi örneği

Amaç: Bu araştırmanın amacı, bir kamu özel dal hastanesinde çalışan sağlık çalışanları üzerinde duygusal zekâ ile sürekli öfke arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Nicel araştırma niteliğinde olan bu çalışma, Aralık 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde yapılmıştır. Çalışmanın yapıldığı hastanede 506 sağlık çalışanı araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Ancak gönüllülük esasına dayalı olan bu çalışmaya, aktif çalışan sayısı 486 olan hastanede 319 kişi çalışmaya katılmayı kabul etmiştir. Araştırmada sosyo-demografik özellikleri içeren sorular ile beraber 'Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği' ve 'Sürekli Öfke-Öfke Tarz Ölçeği' kullanılarak veriler elde edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS-27 programı kullanılmıştır. Araştırma verileri sayı (n), yüzdelik dağılım (%), ortalamalar (±standart sapma) ve tablolar ile ifade edilmiştir. Araştırma verilerini, duygusal zekâ ve diğer sosyodemografik değişkenlerin öfke ve ifade tarzları ile ilişkisini incelemek amacı ile, Bağımsız Örnek T Testi ve tek Yönlü Varyans Analizi ANOVA (Post Hoc Tukey ve Games Howell) testleri, Korelasyon ve Regresyon Analizleri kullanılarak istatiksel analizi yapılmıştır. Ölçeklerin Cronbach alfa değerleri için uluslararası standartlara göre kabul edilen iç tutarlılık değerlerinin (.70) üzerinde olduğu bulunmuştur. Bulgular: Araştırmaya toplam 319 sağlık çalışanı katılmıştır. Çalışmaya katılan 319 kişinin %79' u (n=252) kadın, %21'i (n=67) erkektir. Araştırma sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının duygusal zekâ toplam ile sürekli öfke arasında (=-.230; p<0.05) negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Katılımcılarda duygusal zekâ arttıkça sürekli öfke azaldığı tespit edilmiştir. Duygusal zekâ, sürekli öfke üzerinde etki oluşturur sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca cinsiyet, mesleki durum ile duygusal zekâ ölçeği ile sürekli öfke arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Sonuç: Duygusal zekâ seviyesi yüksek bireylerin sürekli öfke seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Duygusal zekâ geliştirilebilir özellikte olduğu için sağlık kurumlarının bu konuda çalışanlarını geliştirmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Öfke, Sağlık Çalışanı, Sağlık Yönetimi

Zuhal Yılmaz Kırbaş
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin 112 acil sağlık hizmetleri üzerinde etkilerinin sağlık yönetimi açısından incelenmesi: Ordu ili örneği

Amaç: Bu çalışma, son sekiz yılda ambulansla taşınan vakaların sosyodemografik özelliklerini, ambulans talebi sebeplerini, ön tanılarını ve vaka sayılarının yıllara ve olaylara göre değişimlerini inceleyerek, pandemi döneminde 112 acil yardım sisteminin nasıl etkilendiği ortaya koymak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma retrospektif tanımlayıcı bir araştırmadır. Veriler Ordu ili 112 komuta kontrol merkezine (KKM) 2015-2022 yılları arasında başvuran 748.912 vakanın kayıtlarından oluşmaktadır. Veriler analiz edilirken 2015 yılı başı itibari ile Covid- 19 salgınının başladığı 2019 Aralık ayı sonuna kadar geçen süre pandemi öncesi dönem olarak belirlenmiş ve 2020 Ocak ayı ile 2022 Aralık ayı sonuna kadar olan dönem, pandemi süreci olarak değerlendirilmiştir. Karşılaştırılan bu iki dönem arasında belirlenen hizmet değişkenleri ortalamaları Excel Programında frekans ve yüzde dağılım tablolarına dönüştürülmüştür ve bu iki dönem arasındaki hizmet farklılıklarını incelemek amacıyla belirlenen değişkenlere SPSS 26.0 Programı aracılığıyla One-Sample t- Testi analizi uygulanmıştır. Bulgular: Acil sağlık hizmetlerine pandemi dönemindeki başvurularında en fazla artış 65+ yaş grubunda olduğu, 2015-2020 yılları arasında vaka sayısının, her yıl yaklaşık %5 oranında arttığı, ancak pandeminin başlamasıyla birlikte vaka sayısının bir önceki yıla göre %23.2 oranında arttığı tespit edilmiştir. Pandemi öncesi en yüksek aylık vaka sayısı ortalaması Ağustos aylarında yapılırken, pandemi sürecinde en yüksek artışın Nisan (% 38.87) ve Aralık (% 39.11) aylarında olduğu tespit edilmiştir. En yüksek çağrı nedeninin, medikal nedenler olduğu, pandemi sürecinde nakil nedenlerinde %1357, sağlık tedbirlerinde %53.14 ve diğer nedenlerde % 41.89, trafik kazaları nedeninde % 8.32 azalma ve medikal nedenlerde % 6.9, intihar nedeninde %22.38 artış olduğu tespit edilmiştir. Ortalama vaka ulaşım sürelerinde, pandemi süreci kırsal bölgede % 10.2 artış, kentsel bölgede % 18.3 artış olduğu tespit edilmiştir. Pandemi sürecinde görev iptali %107.4, nakil red %73.2, asılsız ihbar %75.6 arttığı ve diğer sonucu %18, olay yerinde bekleme %50.5, nakil diğer %24.1, nakil tıbbi tetkik için sonucu %17.4, başka araçla nakil %9.4 azaldığı tespit edilmiştir. Tanı grupları incelendiğinde, pandemi öncesine göre pandemi süreci, kardiyovasküler hastalıklar %8.7 ve travmalar %6.7 azaldığı ve nörolojik hastalıklarda %30.7'lik artış olduğu tespit edilmiştir. Pandemi süreci yıllık ortalama vaka sayısı %37.8 artış gösterirken, yıllık ortalama ambulans sayısı da %10.2 arttığı ve ambulans başına düşen vaka sayısı pandemi öncesi 2.203 vaka iken, bu sayı pandemi sürecinde 2.756 vakaya çıktığı ve pandemi sürecinde % 25.10 oranda arttığı tespit edilmiştir. Pandemi döneminde ambulans talebinde bulunan Covid-19 vakalarının, toplam vakalara oranının 2020 yılında % 21.8, 2021 yılında % 23.9 ve 2022 yılında % 8.3 olduğu saptanmıştır. Sonuç: Pandemi dönemi çağrı sayıları artmış ve pandemi öncesi ambulans talebi Ağustos ayları daha fazla iken, bu durum pandemi sürecinde Aralık ayı olmuştur. Pandemi sürecinde yıllık ortalama vaka sayısı %37.8 ve ambulans başına düşen vaka sayısı %25.10 oranında artmıştır. En çok ambulans talebinde bulunan grup, 65 yaş üstü bireyler olmuştur. Vakaların, başvuru nedenleri ağırlıklı olarak medikal nedenlerdir. Pandemi sürecinde kırsal bölgedeki ambulans talepleri, pandemi öncesine göre artış göstermiş ve vakaya ulaşma süresi hem kırsal hem de kentsel bölgede uzamıştır. Ambulans talebi olan vakalara yönlendirilen ambulansların yönlendirildikten sonra görevi iptal edilmiş ve bu durum pandemi öncesine göre ciddi seviyede artmıştır. Trafik kazaları ve diğer kazalarda da azalma olduğu görülmüştür. Trafik kazaları ve diğer kaza vakalarında azalmaya bağlı olarak travma hastalarının sayısı da pandemi döneminde azalmıştır. Tanı grupları içerisinde semptomatik şikayetleri ve nörolojik şikayetleri olan vakaların ambulans talepleri artmıştır. İncelenen yıllar içerisinde pandemi sürecindeki üç yıl boyunca, Covid-19 vakaları (Olası-Kesin), toplam vakaların %25.6'lık kısmını oluşturmaktadır.

112 Acil Çağrı MerkeziAcil çağrı sistemiAfet yönetimi+1
Ayşegül Akçay
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanlarının örgütsel körlük düzeyleri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini Ordu Devlet Hastanesi ve Ordu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan sağlık personelleri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise her iki kurumda çalışan doktor, diğer sağlık personeli, idari ve destek personeli olarak çalışan 352 çalışan oluşturmaktadır. Bunun yanında katılımcılara Örgütsel Körlük Ölçeği ile Beş Faktörlü Kişilik Ölçeği online olarak uygulanmıştır. Sağlık çalışanlarından elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve karşılaştırmalarda parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Yaş değişkeninde gruplar arasındaki birim farklılıklarının fazla olması nedeniyle analizinde nonparametrik testlerden Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Örgütsel Körlük, Kişilik ilişkisine dair bulgular yapılan analizlere göre bu araştırmada; bekar sağlık çalışanlarının örgüt yapısı düzeyinde örgütsel körlüklerinin,evli sağlık çalışanlarından yüksek olduğu, yaş ve kıdem arttıkça sorumluluk düzeyinin arttığı, eğitim ve gelir düzeyi azaldıkça bireylerin sorumluluk düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Sonuç: Sağlık çalışanları ile yapılan bu çalışmada örgütsel körlük ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının dışadönüklük özellikleri arttığında işin rutinlik düzeyine ilişkin örgütsel körlüklerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma, dışadönük bireylerin işlerinin rutinleşmesiyle birlikte, iş ortamındaki değişiklikleri veya gelişmeleri daha az fark etme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Sektör yapısı, bireysel etmenler ve örgüt yapısı boyutunun kişilik özelliklerinden etkilenmediği bulgulanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikSağlık yönetimi+1
Duygu Temel Akbulut
Ordu University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yalın yönetim bakış açısıyla bir ilin temel sağlık istatistiklerinin analizi

Amaç: Ordu iline ait temel sağlık istatistikleri verileri ile Türkiye geneli istatistiki verilerinin kıyaslamasını yapmak ve yalın yönetim çerçevesinde Ordu ili temel sağlık istatistiklerini analiz etmektir. Gereç ve Yöntem: Ordu İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birimlerinde yer alan temel sağlık istatistiki verileri ile Türkiye İstatistik Kurumu resmi internet sitesinden alınan veriler analiz edilerek eğilimler yıl bazlı yorumlanmıştır. Bulgular: Ordu ili demografik verileri, mortalite oranları, sağlık hizmetleri kullanım oran ve sayıları, aşı oranları ve kanser tarama oranları verileri doğrultusunda tablo ve grafikler oluşturularak analiz yapılmıştır. Çalışma, Ordu iline ait temel sağlık göstergelerinin genel olarak iyi düzeyde olduğunu ortaya koymakla birlikte, bu olumlu tabloya rağmen bazı göstergelerin daha da iyileştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Sonuçlar: Ordu iline ait temel sağlık istatistiklerinin yalın yönetim bakış açısıyla yapılan analizi sonucunda, ilin sağlık göstergelerinin Türkiye ortalamasına kıyasla sayısal olarak olumlu bir düzeyde olduğu görülmektedir. Evde sağlık hizmetlerinin daha kapsamlı ve etkin biçimde sunulması, hizmet sunumu sürecinde oluşabilecek israf unsurlarının ortadan kaldırılması önem arz etmektedir. Ayrıca koruyucu sağlık hizmetlerine daha fazla öncelik verilmesi ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Aile hekimliği birimi başına düşen nüfusun azaltılması, birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimin iyileştiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artması ve ikinci basamak sağlık hizmetlerine olan başvuruların azalması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ordu, Sağlık İstatistikleri, Sağlık Hizmeti, Sağlık Yönetimi, Yalın Yönetim

İdris Gündoğdu
Ordu University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da işlem gören sağlık şirketlerinin katılım finans ilkelerine uyum düzeyinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul'da işlem gören sağlık şirketlerin katılım finans ilkelerine uyum düzeylerini ve borçlanma araçları kullanımını analiz ederek, sağlık sektörünün katılım finans sistemiyle olan uyumunu ve faizsiz borçlanma araçlarından yararlanma durumunu ortaya koymaktır. Sağlık sektörünün etik, sosyal sorumluluk ve toplumsal fayda temelli yapısı ile katılım finans ilkeleri arasında doğal bir uyum olduğu varsayımından hareketle, bu ilişkinin şirket düzeyinde finansal veriler ve Kamuyu Aydınlatma Bildirimleri temelinde incelenmesi hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntem: In this study, a qualitative research method was adopted, and a case study design was employed. The data collection tool used was the document analysis technique, and the dataset was based on the electronic disclosures published on the Public Disclosure Platform (KAP) for the periods of 2023/12, 2024/6, and 2024/12. The study group consisted of 15 different healthcare companies listed on Borsa Istanbul, and their level of compliance with participation finance principles was evaluated within the framework of the Participation Finance Principles Information Form (KAFİF). In addition, the companies' debt instrument issuance disclosures were examined to determine the extent to which they utilized interest-free financing instruments. Bulgular: Şirketler arasında katılım finans ilkelerine uyum düzeylerinin farklılık gösterdiği belirlenmiştir. 15 farklı sağlık şirketinin %20'sinin sözleşmelerinde katılım finansa uygun olmayan imtiyaz yer aldığı, yaklaşık %46'sının (7 şirket) katılım finans ilkelerine uyumlu olduğu, geri kalanların ise faizli gelir, varlık ve borç oranlarının bu uyuma engel oluşturduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma grubunu oluşturan şirketlerin yaklaşık %33'ünün (5 şirket) borçlanma aracı ihraç ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç: Sağlık sektörünün yapısal olarak katılım finans ilkeleriyle uyumlu olduğu, incelenen şirketlerin önemli bir kısmının katılım finans yatırımcıları için uygun olabileceği görülmüştür. Bu durumun sağlık şirketlerinin yatırımlarının finansmanı için ihraç edeceği ortaklığa dayalı ve borçlanma ilişkisine dayalı sermaye piyasası araçları açısından yatırımcı profilini genişletmek/çeşitlendirmek suretiyle bir avantaj oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Ancak çalışma grubunu oluşturan ve Borsa İstanbul'da işlem gören sağlık şirketlerinin faizsiz borçlanma araçları ihraçlarının toplam ihraç içindeki payının oldukça düşük tutarlarda olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Katılım Finans, Katılım Finans İlkeleri, Borsa İstanbul Sağlık Şirketleri, Sağlık Sektörü

Aslıhan Gün
Ordu University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili hastane öncesi acil sağlık hizmetleri kayıtlarının sağlık yönetimi bakış açısıyla analizi ve yıllara göre karşılaştırılması

Amaç: Bu çalışmanın temel amacı Ordu İli'ne ait hastane öncesi acil sağlık hizmetlerine ilişkin kayıtların sağlık yönetimi bakış açısıyla analiz edilmesi ve ardından bu kayıtların son 10 yıl ile karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırma sonucunda son 10 yıl içerindeki değişim ortaya konulmuştur. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmada, veri kaynağı olarak ikincil verilerden yararlanılmıştır. Araştırma çerçevesinde kullanılan veriler Ordu İl Ambulans Servisi Başhekimliğinden ham olarak alınmış, ardından gruplandırılarak araştırma amaçlarına uygun hale getirilmiştir. Verilerin analizi için Excel ve SPSS programlarından yararlanılmıştır. Bulgular: Bu çalışma Ordu ili hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde 2014-2023 yılları arasındaki 850 544 vakadan oluşmaktadır. Çalışmada tüm yıllar incelendiğinde şu bulgular tespit edildi: Bir önceki yıla göre en fazla vaka artış oranının 2020 yılı olduğu; istasyon başı vaka ortalaması 2014 yılında 1 805 iken, 2023 yılında1 956'ya yükseldiği;0-16 yaş çocuk vaka oranı 2014 yılında %9.87 iken, 2023 yılında %8.06'ya; 17-44 yaş genç vaka oranı aynı yıllar arasında %27.64'ten %21.71'e düştüğü; 45-64 orta yaş vaka oranı aynı yıllar arasında %20.34'ten %22.27'ye;65 ve üzeri yaşlı vaka oranının aynı yıllar arasında%35.44'ten %39.54'e yükseldiği; medikal çağrı nedeni 2014 yılında %81.41 iken, 2023 yılında%67.05'e;diğer kazaların aynı yıllar arasında %9.17'den %6.69'a gerilediği; trafik kazalarının aynı yıllar arasında %4.63'ten %5.07'ye yükseldiği; hastaneye nakil oranı 2014 yılında %65.71 iken, 2023 yılında %67.30'a; hastaneler arası nakil oranının aynı yıllar arasında %9.06'dan %13.21'e; görev iptali olan hastaların oranının aynı yıllar arasında %2.16'dan %5.96'ya yükseldiği; nakil red oranının aynı yıllar arasında %8.36'dan %6.30'a gerilediği; il dışı nakil nedenlerinin büyük bir oranına sahip ileri özelleşmiş hekim ihtiyacı nedeninin 2018 yılında %29.33 iken, 2023 yılında %34.39'a; uzman hekim ihtiyacı oranının aynı yıllar arasında %13.78'den %32.43'e yükseldiği; yoğun bakım ihtiyacı oranı aynı yıllar arasında %28.57'den %14.77'ye gerilemiştir. Sonuçlar: Acil sağlık hizmetleri istasyonu başı vaka ortalaması yıllara göre farklılıklar göstermektedir. 0-16 yaş çocuk vaka oranı ve 17-44 orta yaş vaka oranı yıllara göre azalırken, 45-64 orta yaş ve 65 yaş ve üzeri yaşlı vaka oranı yıllara göre artmıştır. İl dışı nakil nedenleri yıllara göre farklılık göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Acil sağlık hizmetleri, hastane öncesi acil sağlık hizmetleri, il ambulans servisi başhekimliği, sağlık yönetimi

Sağlık tesisleriİl sağlık müdürlükleri
Özcan Atiklik
Ordu University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık hizmet sunumunda rol alan sağlık çalışanlarının insandışılaştırma kavramı ile tıbbi hata tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Samsun Gazi Devlet Hastanesi ve Samsun İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde sağlık hizmet sunumunda rol alan sağlık çalışanlarının hasta ve yaralıların müdahale işlemlerinin yerine getirilmesi aşamalarında hasta ve yaralıya karşı insandışılaştırma algılarının ve tıbbi hata tutumları arasındaki ilişkinin incelenip, incelenen kavramların düzey ve boyutlarının belirlenmesi ve kurulan hipotez sonuçların ortaya konulması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Samsun Gazi Devlet Hastanesi ve Samsun İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde görev yapmakta olan 606 sağlık personeli üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcılara demografik özelliklerine ilişkin 'Demografik Değişkenler', 'İnsandışılaştırma Ölçeği' ve 'Tıbbi Hata Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin geçerlik ve güvenilirlikleri doğrulandıktan sonra, analizler için Excell, SPSS programı ve AMOS paket programından yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırma için oluşturulan modelde İnsandışılaştırma kavramının Tıbbi Hata Tutumu üzerinde %0,34 etkisi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Araştırmanın diğer hipotezleri incelendiğinde ise İnsandışılaştırma kavramının Tıbbi Hata Tutumu üzerinde cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu ve yaş durumları arasında anlamlı fark olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın diğer bulguları incelendiğinde ise sağlık personelinin branş farklılığının ve çalışma süresinin İnsandışılaştırma Kavramı için bir fark oluşturmadığını lakin Tıbbi Hata Tutumları açısından anlamlı farklar oluşturduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sağlık personelinin çalışma alanı incelendiğinde ise Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetleri (112) personellerinin ve Hastane personellerinin İnsandışılaştırma ve Tıbbi Hata Tutumları açısından anlamlı fark olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuçlar: Bu araştırmanın İnsandışılaştırma kavramının Tıbbi Hata Tutumu ile ilişkisinin incelenmesini ve İnsandışılaştırma algısına yol açabilecek faktörler ile Tıbbi Hata Tutumuna yol açabilecek faktörlerin daha iyi anlamamızı sağlayarak çözüm önerileri geliştirilmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlık Çalışanı, Hasta, İnsandışılaştırma, Tıbbi Hata Tutumu

Oğulcan Çebi
Ordu University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde yalın yönetim: Ordu ili örneği

Amaç: Bu araştırmanın temel amacı, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde yalın yönetim uygulamalarının mevcut durumunu analiz etmek ve yalın yönetimin etkinliğini artırmaya yönelik öneriler geliştirmektir. Böylece hem hizmet kalitesinin hem de hasta memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlanması hedeflenmektedir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, ikincil verilere dayalı retrospektif ve tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma evrenini, Ordu ilinde 2018 ve 2024 yılları arasında gerçekleşen toplam 519 607 acil vakaya ait acil sağlık hizmeti verileri oluşturmaktadır. Veriler kapsamında; acil çağrıların yanıt süresi, komuta kontrol merkezinin müdahale süresi, ambulans ekiplerinin vakaya çıkışı ve olay yerine ulaşım süreleri gibi süreçler incelenmiş ve bu göstergeler yalın yönetim bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Araştırma verileri Microsoft Excel programına aktarılmış, hastane öncesine ait verilerin frekans ve yüzde dağılımları hesaplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler ve istatistiksel anlamlılık düzeyleri SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: 112 Acil Çağrı Merkezi (AÇM) sistemine geçiş öncesi ve sonrası dönemler karşılaştırıldığında; acil çağrıların ambulans ekiplerine iletilme süresi, AÇM sistemine geçişin ardından ortalama 39.48 saniye azaldığı ve önceki döneme göre %36.87 oranında hızlandığı tespit edilmiştir. Ambulans ekiplerinin vakaya çıkış süresi, AÇM sonrasında %23.71 oranında azalarak ekiplerin vakaya ortalama 10.75 saniye daha hızlı çıkış yaptığı tespit edilmiştir. Birim vaka başına düşen çağrı sayısı, Komuta Kontrol Merkezi (KKM) döneminde 5.03 iken, Sağlık Komuta Kontrol Merkezi (SKKM) döneminde %53.63 oranında azalarak 2.33'e indiği tespit edilmiştir. Acil çağrıların cevaplanma oranı, 2018 yılında %89.10 iken, 2024 yılına gelindiğinde %98.53 seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir. Vaka başına kat edilen mesafe, KKM döneminde 27.61 km iken, SKKM döneminde 4.16 km azalarak %15.07 oranında bir mesafe verimliliği sağlanmıştır. Kentsel vakalara zamanında ulaşım oranı %93.94'ten %98.43'e yükseldiği ve kırsal vakalarda zamanında ulaşım oranının %82.15'ten %89.21'e yükseldiği tespit edilmiştir. Personel başına düşen ortalama hasta yükü katsayısı, KKM döneminde aylık 12.03 iken, SKKM döneminde küçük bir artışla 12.14 olduğu tespit edilmiştir. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamış, artan vaka sayısına rağmen iş yükünün sabit kaldığı tespit edilmiştir. Sonuçlar: Bulgular doğrultusunda, SKKM döneminde 112 AÇM sistemine geçişin yalın yönetim bakış açısıyla çağrı ve vaka yoğunluğunun etkin bir biçimde yönetilmesini sağladığı, zaman ve kaynak kullanımında istatistiksel olarak anlamlı düzeylerde verimli olduğu tespit edilmiştir. 2018-2024 yılları karşılaştırıldığında, vaka sayısındaki artışa rağmen insan kaynağında anlamlı bir artış olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Acil, Sağlık, 112, Yalın Yönetim, Ambulans, Ordu

Erdem Gündemir
Ordu University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının yapay zekâ uygulamalarına ilişkin tutum analizi

Günümüzde teknolojiyle beraber sağlık alanında tanı, tedavi ve bakımda önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Yapay zekâ ve robot teknolojileri sağlık çalışanları için destek sağlamakta ve kolaylaştırıcı çözümler sunmaktadır. Bu çözümler sayesinde sağlık hizmetlerinde bakım kalitesinin artması sağlanmaktadır. Sağlık alanında verinin karmaşıklığının ve miktarının artması, yapay zekânın bu alanda daha yaygın bir şekilde kullanılacağını işaret etmektedir. Yapay zekâ, sağlık sektöründe tıbbi karar verme süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, sağlık çalışanlarının yapay zekâ teknolojilerine yönelik tutumları, bu teknolojilerin etkili bir şekilde benimsenmesini etkileyebilmektedir. Yapılan araştırmayla birlikte sağlık çalışanlarının yapay zekâ uygulamalarına yönelik tutumlarının değerlendirilerek, YZ'ye ilişkin tutumlarının demografik özelliklere ve bilişim teknolojileri kullanımına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi uygulanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış ve 386 değerlendirilebilir anket formu elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21 programı aracılığıyla yapılmıştır. Araştırmada ölçeklere ilişkin değerler ortalama ve standart sapma değerleri ile demografik değişkenlere ilişkin veriler ise frekans dağılımları aracılığıyla sunulmuştur. Ölçeğin güvenirliğini ölçmek için alpha katsayısı (Cronbach's Alpha)'ndan faydalanılmıştır. Ölçeğin geçerliliğini test etmek ve ölçekte yer alan değişkenleri belirlemek için faktör analizi yapılmış, değişkenlerin ortalamasını almak için faktör ortalamasından; değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu için normallik testinden ve elde edilen faktörler arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını ölçmek için bağımsız gruplar t ve tek yönlü varyans testinden yararlanılmıştır.

Derin öğrenmeMakine öğrenmesiSağlık personeli+1
Handan Şirin
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The role of digital health platforms in healthcare tourism: Comparative review

The total number of medical tourists has been rising, especially over the last few years, so the healthcare tourism industry has been expanding quickly. Accordingly, it is essential to periodically assess the variables influencing the decision to travel. Thus, the aim of this research is to investigate the role of digital healthcare platforms in healthcare tourism from the point of view of healthcare providers and users. In this study, patients who were traveling for medical treatment completed a survey that examined the perspectives of users. Moreover, by analyzing 148 features and functionalities across 33 platforms, the perspectives of healthcare providers were investigated. The overall results revealed that the functioning of digital healthcare platforms play an important role in the growth of healthcare tourism due to the fact that they engage with abroad patients and create relationships with them. In consequence of their numerous benefits for both patients and healthcare professionals these platforms were observed to have a major role in promoting the growth of healthcare tourism by enhancing accessibility, communication, transparency, and the overall patient experience. These platforms make it easier for patients to seek medical care overseas rather than their home nation, contributing to the globalization of healthcare services. Accordingly, the study recommends ways for developing such types of platforms implementing suitable communication strategies to boost the growth of healthcare tourism.

Alzahraa Aly
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hekimlerin fonksiyonel iş tanım ve kodlama sistemlerinin geliştirilmesi

Çalışmanın ana amacı, sağlık meslek profesyonellerine yönelik iş analizi yöntemi sunmaktır. İş analizi uygulaması için, karmaşık görev çeşitlilikleri olduğu ve sağlık hizmetinde tüm sağlık profesyonelleri ve hizmet alan gruplarla ortak çalışma alanı olduğu için nöroloji hekimleri seçilmiştir. İş analizinin ilk aşamasında, nitel araştırma yapılmıştır. 30 hekimle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar, nitel araştırma değerlendirme programı olan Maxqda ile kodlanarak analiz edilmiştir. Hekimlerin görevleri ile ilgili başlıca 5 rol kategorisi tespit edilmiştir. Rol kategorilerinden biri mevcut çalışma çizelgelerinde bulunan alanları içeren ''Sağlık Hizmeti Verme Kategorisi''dir. Diğerleri, ''İdari Roller Kategorisi'', ''Araştırma ve Geliştirme Roller Kategorisi'', ''Eğitmen Roller Kategorisi'', ''Kişisel Roller Kategorisi''dir. Hazırlanan 5'li Likert anket formu ile rol kategorilerinde tespit edilen 100 rol tanımı ve aktivite türü 66 hekime değerlendirmek üzere gönderilmiştir. 57 hekimden cevap gelmiştir. Likert anket formunda ''az önemli'' ve ''çok az önemli'' tespit edilen 7 aktivite türü çıkartılmıştır. 93 rol tanımı ve aktivite türü birbiriyle ilişkilendirilmiş olup; 30 rol tanımı ve 63 aktivite türü tespit edilmiştir. Sonuç olarak hekimlerin çalışma çizelgelerinde yer almayan 4 rol kategorisi, 82 rol tanımı ve aktivite türü tespit edilmiştir. Kadro, görev ve rol kategorileri karar ağacı ve hastane hizmet süreçleri karar ağacı olmak üzere iki karar ağacı oluşturularak kodlamalar ile hekimlerin çalışma süreçlerinin takip edilmesi temin edilebilecektir. Çalışma, ülkemizde sağlık hizmetleri alanında yapılmış ilk iş analizi olup; planlamalarda yol gösterici olacak ve ileri araştırmalara ışık tutacaktır

İş analizi
Özlem Eskil Çiçek
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Program geliştirme aracı olarak akıllı müfredat model önerisi ve sağlık yönetimi eğitimi uygulama örneği

Sağlık yönetimi eğitiminin kalitesi ülkenin sağlık ekonomisini sağlık hizmetlerinin kalitesini belirleyen önemli bir unsurdur. Bu çalışmanın amacı, sağlık yönetimi eğitiminin içeriği ve eğitim çıktılarının sahadaki yansımalarının karşılaştırılması ile müfredat geliştirme modeli sunulmasıdır. Çalışmada yöntem olarak içerik analizi ve odak grup görüşmesi çalışmalarına yer verilmiştir. 2022 yılında öğrenci kabul eden tüm sağlık yönetimi bölümlerinin müfredatları, izlenceleri, kaynak kitapları, üniversitelerin web sayfaları üzerinden derlenerek incelenmiştir. Sağlık yönetimi eğitiminin tüm tarafları ile iki farklı oturumda odak grup görüşmesi yapılmış ve sağlık yönetimi eğitimi tüm yönleri ile ele alınmıştır. Hastanelerdeki görev alanları belirlenerek semantik yönetim modeli oluşturulmuş ve hangi derslerin hangi görev basamakları için gerekli olduğu ortaya konmuştur. Çalışmada fakülteler arası ders müfredatlarının çeşitliliği dikkat çekici düzeyde bulunmuş, izlencelerde farklılıklar eğitimin standart zeminde olmadığını gözler önüne sermiştir. Odak grup görüşmelerinde tarafların ortak noktası eğitim müfredatlarının güncellenmesi ve uygulamaya ağırlık verilmesi olarak tespit edilmiştir. Çalışmanın özgünlüğü, sağlık yönetimi eğitimi ile ilgili böyle kapsamlı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Eğitim çıktıları ile hastanedeki görev alanlarının eşleşmesi yapılarak güncelleme yapılması gereken alanlara dikkat çekilmek istenmiştir. Araştırma Türkiye'deki 2022 yılında öğrenci kabul eden sağlık yönetimi bölümleri ile sınırlandırılmıştır ve sağlık yönetimi görev alanlarından hastanelerdeki roller dikkate alınmıştır. Her yönü ile ele alınan sağlık yönetimi eğitiminde yapılacak iyileştirme önerileri ile sağlık yönetimi bölümlerine sağlık kuruluşlarına katkı sağlayacak sonuçlar elde edilmiştir. Sağlık yönetimi eğitiminde yapılacak olan güncellemenin; toplum sağlığına, sağlık kurumlarının verimliliğine, sağlık ekonomisine hastane yönetimine olumlu katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Sağlık kuruluşlarıSağlık yönetimiSağlık yönetimi eğitimi
Seyhan Bulan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital dönüşüm çağında sağlıkta siber güvenlik: Türkiye'deki özel hastaneler üzerine bir araştırma

Dijital dönüşüm, sağlık hizmetlerinin sunum ve yönetim süreçlerini köklü biçimde değiştirmekte, hasta bakımının verimliliğini ve hizmet kalitesini arttırmaktadır. Bununla birlikte kişisel sağlık verilerinin güvenliği açısından yeni tehditleri beraberinde getirmektedir. Hastaların kişisel sağlık verilerini korumaktan sorumlu olan hastanelerde, verilere ve sistemlere yönelik siber saldırılar önemli bir endişe kaynağıdır. Siber saldırıların asıl kurbanı olan hastaların verilerinin ve yaşamlarının korunması, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından hastanelerde siber güvenliğin sağlanması kritik öneme sahiptir. Bu doğrultuda çalışmanın ilk amacı, özel hastanelerin siber güvenlik seviyelerini belirlemek, siber güvenlik seviyelerinin çalışanların ve hastanelerin özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. İkinci amacı ise özel hastanelerin mevcut siber güvenlik durumlarını analiz ederek yapılması gerekenleri ortaya koymaktır. Bu amaçlarla, nicel ve nitel yöntemin bir arada kullanıldığı karma yöntem araştırması yapılmıştır. Araştırma deseni olarak, nitel ve nicel verilerin eşit derecede vurgulandığı yakınsayan paralel karma yöntem deseni kullanılmıştır. Nicel veriler, Türkiye'deki özel hastanelerde çalışanlar arasından amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilen 632 katılımcıya uygulanan anketlerle elde edilmiş ve SPSS 24.0 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Nitel veriler, nicel araştırmaya katılanlar arasından amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilen siber güvenlikten sorumlu 10 katılımcıyla yapılan görüşmelerle elde edilmiş ve MAXQDA 2024 Pro programı kullanılarak içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Nicel bulgulara göre sağlık çalışanları, hastanelerin siber güvenliğini yüksek seviyede değerlendirirken kendi siber güvenlik farkındalıklarını ise yetersiz olarak değerlendirmiştir. Nitel bulgular ise hastanelerde siber güvenlik birimlerinin eksikliği, sağlık çalışanlarının farkındalık düzeylerinin düşüklüğü ve eğitime olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, hastanelerde siber güvenliğin teknolojik altyapı, süreç yönetimi ve insan faktörüne dayalı bütüncül bir yaklaşımla sağlanması gerekmektedir. Hastanelerde siber güvenliğin sürdürülebilir bir şekilde sağlanması için özellikle insan faktörüne yönelik eğitimlerin arttırılması yoluyla çalışanların davranışsal alışkanlıklarının olumlu yönde değiştirilmesi ve bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır.

Ülkü Melike Alptekin
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu hastanelerindeki sağlık çalışanlarında örgütsel iklim, örgütsel ses-sessizlik ve örgütsel sinizm arasındaki ilişkilerinin değerlendirilmesi

Örgütsel iklim, çalışanların algıladığı çalışma ortamının özelliklerini yansıtan psikolojik bir atmosfer olarak tanımlanmaktadır. İletişim, destek, güven ve adalet gibi unsurlar örgütsel iklimin temel bileşenleridir. Örgütsel ses, çalışanların örgüte yönelik fikir, öneri veya endişelerini ifade etme istekliliği olarak açıklanırken, örgütsel sessizlik ise bireylerin bu ifadeleri bilinçli olarak bastırma ve geri çekilme durumudur. Çalışanların sessizliği çoğunlukla korku, çaresizlik ya da yönetim tarafından duyulmama algısıyla ilişkilidir. Öte yandan, örgütsel sinizm, çalışanların örgüte karşı olumsuz tutum geliştirmesi ve güvensizlik, alaycılık, umutsuzluk gibi duygularla kendini gösterir. Sinizm, genellikle tutarsız yönetim uygulamaları, etik dışı davranışlar ve adalet eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu üç kavram, birbirini etkileyen dinamiklerdir; olumsuz bir örgütsel iklim çalışanların örgütsel sesini azaltırken, sessizliği ve sinizm düzeyini artırabilir. Buna karşın olumlu bir örgütsel iklim, çalışanların katılımını ve bağlılığını teşvik ederek sinizmi azaltabilir. Araştırma, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 10 kamu hastanesinde görev yapan 624 sağlık çalışanı üzerinde yürütülmüş ve örgütsel iklim, örgütsel ses-sessizlik ve örgütsel sinizm arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Verilerin analizinde korelasyon ve fark testleri kullanılmış; geçerlilik analizlerinde madde analizi, açıklayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yöntemlerine başvurulmuştur. Güvenilirlik analizlerinde Cronbach Alfa, CR ve AVE katsayıları hesaplanmıştır. Örgütsel iklim ölçeği için Cronbach Alfa katsayıları Faktör 1: 0,869; Faktör 2: 0,812 ve Faktör 3: 0,931 olarak tespit edilmiş; toplam ölçek güvenilirliği ise 0,852 bulunmuştur. Örgütsel ses-sessizlik ölçeğinde ise Faktör 1: 0,942; Faktör 2: 0,915 ve Faktör 3: 0,837 olarak hesaplanmış, toplam güvenilirlik 0,899 olarak belirlenmiştir. Sinizm ölçeği için yapılan güvenilirlik analizinde Cronbach Alfa katsayısı 0,939 olarak hesaplanmış ve yüksek güvenilirlik düzeyi tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların sosyodemografik özellikleri örgütsel iklim, örgütsel ses-sessizlik ve sinizm düzeyleri üzerinde anlamlı farklılıklara yol açmaktadır. Cinsiyet açısından erkeklerin "Kalite ve Dış Odaklılık" boyutunda kadınlardan daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. Yaş grupları incelendiğinde, 40-60 yaş aralığındaki katılımcılar örgütsel iklim genel puanında ve "İlgi ve Denetim" boyutunda daha yüksek puanlara sahiptir. Eğitim durumu açısından, lisans, tıpta uzmanlık ve doktora mezunlarının örgütsel iklim alt boyutlarında ve genel puanlarında ön lisans mezunlarına göre anlamlı üstünlük sağladığı görülmüştür. Çalışma durumu açısından Tıp Hizmetleri çalışanlarının İdari Hizmetlerde çalışanlara kıyasla daha yüksek örgütsel iklim puanlarına sahip oldukları, nöbet usulü çalışanların gündüz çalışanlara göre tüm alt boyutlarda daha yüksek değerlere sahip olduğu saptanmıştır. Göreve göre ise hekimler ve hemşire-ebeler, diğer meslek gruplarına kıyasla anlamlı derecede yüksek örgütsel iklim puanlarına sahiptir. Örgütsel ses-sessizlik ve sinizm puanları açısından da yaş, eğitim, çalışma durumu ve mesleki deneyim önemli farklılıklar göstermektedir. Yaş grupları açısından, 19-24 yaş grubundaki çalışanların savunmacı ses-sessizlik ve sinizm puanlarının diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aynı yaş grubu, 40-60 yaş grubuna kıyasla pro-sosyal ses boyutunda daha yüksek puanlara sahiptir. Eğitim durumuna göre ise ön lisans mezunlarının pro-sosyal ses boyutunda diğer eğitim gruplarına göre daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. Çalışma durumu açısından idari hizmetlerde çalışanların sinizm puanları daha yüksek çıkarken, sadece gündüz çalışanların nöbet usulü çalışanlara göre daha yüksek sinizm puanlarına sahip olduğu görülmüştür. Çalışma süresi açısından 1 yıldan az süreyle çalışanların savunmacı ses-sessizlik puanlarının daha yüksek olduğu; 1-5 yıl çalışanların pro-sosyal sessizlik ve sinizm puanlarında anlamlı farklar oluşturduğu belirlenmiştir. Katılımcıların işten memnuniyet düzeyleri ve mesleği isteyerek seçme durumları da araştırma sonuçlarında belirleyici olmuştur. İşten memnun olanların, örgütsel ses-sessizlik alt boyutlarında ve sinizm ölçeğinde daha yüksek puanlara sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı şekilde, mesleğini isteyerek seçen çalışanlar, savunmacı sessizlik, pro-sosyal sessizlik, pro-sosyal ses ve sinizm puanlarında anlamlı derecede yüksek değerlere sahiptir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, örgütsel iklimi iyileştirmek ve sinizm seviyelerini azaltmak amacıyla çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Eğitim düzeyine uygun mesleki gelişim programları düzenlenmeli; yaş gruplarına yönelik iletişim kanalları geliştirilerek pro-sosyal ses teşvik edilmelidir. Çalışan memnuniyetini artırmak adına iş yükü dengelenmeli ve esnek çalışma modelleri uygulanmalıdır. Ayrıca, nöbet usulü çalışanlar için motivasyonu artıracak destek programları geliştirilerek örgütsel bağlılık güçlendirilmelidir.

Ozan Kefeli
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık alanında yapay zeka: Bibliyometrik bir analiz

Teknolojinin hızla gelişmesiyle sağlık hizmetlerindeki büyük verilerin doğru ve hızlı bir şekilde analiz edilebilmesi için sağlıkta yapay zeka kavramı gündeme gelmiştir. Yapay zeka çeşitli alanlarda sağlık hizmetlerine entegre edilmiştir. Yapay zekanın sağlık hizmetlerine entegrasyonu verimliliği artırmaktadır, maliyetleri düşürmektedir ve iş akışlarını optimize etmektedir. Ayrıca büyük verileri analiz ederek hastalıkların sürecini öngörme ve tedavi yöntemleri çalışmalarına da yardımcı olmaktadır. Bu çalışma, yapay zeka teknolojilerinin sağlık alanındaki yapılan çalışmalar aracılığıyla nasıl dönüştüğünü ve şekillendiğini görmek amacıyla bibliyometrik bir analiz sunmaktadır. Web of Science veri tabanından 1987–2025 yılları arasında yayımlanan 752 akademik yayın incelenmiş; çalışma yılı, yazar, dergi, kurum, ülke ve anahtar kelime gibi bibliyometrik sonuçlar üzerinden analiz gerçekleştirilmiştir. Bulgular sonucunda, yapay zekanın 2018 yılından sonra sağlık hizmetlerinde hızla yükselen bir araştırma teması haline geldiğini görülmektedir. En çok yayın yapan ülkeler ABD ve Çin olarak belirlenmiştir. Anahtar kelime analizi, yapay zeka xiii çalışmalarının son yıllarda sağlık, ChatGPT ve eğitim gibi alanlara yöneldiğini göstermektedir. Sağlıkta yapay zeka araştırmalarının küresel boyutunu, iş birliği ağlarını ve tematik yönelimlerini göstererek, alandaki eğilimlere ve gelecek araştırma fırsatlarına yön vermektedir. Bulgular, araştırmacılar için bir rehber niteliğindedir

Şahselen Tekelioğlu
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de katastrofik ve toplam sağlık harcamalarının belirleyicileri: Robust regresyon ve rastgele orman tabanlı modelleme yaklaşımı

Bu çalışma, Türkiye'de hanehalkı düzeyinde gerçekleşen sağlık harcamalarının belirleyicilerini ve bu harcamaların hangi koşullarda finansal açıdan "katastrofik" boyuta ulaştığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun Hanehalkı Bütçe İstatistikleri Mikro Veri Seti kullanılarak yürütülen analizlerde, sosyo-demografik ve ekonomik faktörlerin sağlık harcamalarına etkisi kapsamlı bir biçimde incelenmiştir. Analiz sürecinde klasik lojistik regresyon, robust regresyon, robust lojistik regresyon ve rastgele orman algoritması gibi farklı modelleme yaklaşımlarından yararlanılarak sağlık harcamalarının öngörülmesine yönelik bütüncül bir yöntemsel çerçeve oluşturulmuştur. Toplam sağlık harcamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde robust regresyon yöntemi kullanılırken, katastrofik sağlık harcamalarının tahmini ve modellenmesinde klasik lojistik regresyon, robust lojistik regresyon yöntemi ve rastgele orman algoritması tercih edilmiştir. Analiz sonuçlarında katastrofik sağlık harcamasının tahmininde rastgele orman algoritması en güçlü performans gösteren yöntem olurken klasik lojistik regresyon ve robust lojistik regresyon sonuçları ise düşük gelirli, işsiz, düşük eğitim düzeyine sahip ve yalnız yaşayan bireylerin bulunduğu hanelerin katastrofik sağlık harcaması yapma riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra, sigara kullanımı ve yaşlı bireylerin varlığı gibi bireysel ve yapısal faktörlerin de sağlık harcamaları üzerinde önemli bir etkisi olduğu bulunmuştur.

Sağlık harcamaları
Anı Hande Mete
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe dijitalleşmenin bilimsel haritalama analizi

Sağlık sektöründe dijitalleşme, şahısların kendi sağlığını istediği şekilde takip edebilmesi, randevu alma işleminden, teşhis, tedavi, tanı gibi birçok alanda akıllı sistemlerin kullanılması, fiziki sağlık ortamları yerine sanal sağlık sistemleri kullanılmasını ifade eder. Sağlıkta dijitalleşme fiziki hastane ortamından ziyade sanal hastane ortamından hizmet almayı kapsamaktadır. 21. Yüzyılda sağlık alanında atılan adımlardan en önemlisi sağlığı sanal ortama uyarlamak olmuştur. Değişen ve gelişen teknoloji sayesinde insanlar fiziki sıra beklemeden işlemlerini tek tuşla yapabilmektedir. Zaman tasarrufu sağlamasının yanı sıra hizmet alıcıların beklentilerini istenilen ölçüde karşıladığı için daha fazla tercih edilmektedir. Hizmet alıcılarının yanı sıra hizmet sağlayıcılarının da çok fazla işini kolaylaştıran dijitalleşme, istenilen belgeyi anında ekrana getirmesi çok fazla bilgiyi hafızasında saklayabilmesi açısından sağlık çalışanlarının tercih sebebidir. Dijitalleşme başlamadan önce tek tek defter tutma, kayıt açma saklama, istenilen belgeyi arşivde fiziki olarak arama gibi çok fazla zaman kaybı yaşanırken gelişen teknoloji sayesinde bu işlemlerin tamamı saniyeler içerisinde yapılabilmektedir. Sağlıkta dijitalleşme, işlemleri kolaylaştırmasının yanı sıra bazı etik konuları da gündeme getirmiştir. Hastaneden akıllı telefon vasıtasıyla randevu alınırken verilen kimlik bilgilerinin güvenliğinin korunması sağlanırken kullanılan sitemler, kimlik bilgilerinin kötü niyetli insanlardan korunması için geliştirilen son teknolojiler, kimlik bilgilerinin ve şahsi bilgilerinin başkalarının eline geçmesinin hukuki boyutları ve bu konuda yapılan yargısal düzenlemeler bunlardan birkaçıdır. Bu tez çalışmasında sağlıkta dijitalleşmenin gelişimi ile ilgili çalışmalar sunulurken, dijitalleşmeyle birlikte gündeme gelen hem olumlu hem de olumsuz etkilerin de üzerinde durulacaktır.

Dijital
Tuğba Ceylan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık inovasyonu çalışmaları üzerine bibliyometrik bir analiz

Sağlık ve sağlık hizmetlerinin sunumu, insan yaşamının sürdürülmesinde, yaşam kalitesinin artırılmasında ve korunmasında kritik bir öneme sahiptir. Günümüzde sağlık sektörü; artan maliyetler, yaşlanan nüfus yapısı ve kronik hastalıkların yaygınlaşması gibi çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, mevcut sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmekte ve yenilikçi çözümleri geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, inovasyon sadece teknolojik ilerlemeleri değil; aynı zamanda hizmet sunum modellerini, yönetim yapılarını ve hasta odaklı yaklaşımları da kapsamaktadır. Sağlık sektöründe inovasyonun önemi giderek artmaktadır; yeni teknolojiler ve yaklaşımlar, hastalıkların teşhis, tedavi ve önlenmesinde önemli ilerlemeler sağlamaktadır. Bu araştırmada, sağlık inovasyonu çalışmaları üzerine bibliyometrik bir analiz yöntemi ile incelenmiştir. Bibliyometrik analiz, belirli bir alan ve zaman diliminde üretilmiş ya da belirli bir yayın kuruluşunun belirli bir zaman aralığında sunduğu bilgilerin sayısal olarak analiz edilmesidir. Araştırmada Web of Science (WoS) veri tabanı tercih edilmiştir. Bu bağlamda, 2004-2025 döneminde yayımlanan çalışmalar R programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Yayınların yıllara göre dağılımı, en üretken yazarlar, kurumlar, ülkeler ve dergiler belirlenmiş, ayrıca en çok atıf alan makaleler değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, son yıllarda sağlık inovasyonuna olan ilginin arttığını, multidisipliner iş birliklerinin önem kazandığını ve özellikle dijital sağlık, yapay zeka ve blok zinciri gibi alt alanların yükselişte olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırma, sağlık inovasyonu alanında çalışan araştırmacılar için mevcut durumu özetleyici bir kaynak sunmakta ve gelecekteki araştırmalar için yol gösterici bilgiler sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Sağlık inovasyonu, Teknoloji, bibliyometrik analiz, Web of Science, R programı.

Fatımah Arjuman Alı Saffar
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri kullanımında hakkaniyet: Türkiye sağlık sisteminin değerlendirilmesi

Sağlık hizmetlerine erişim temel insan hakkı olarak ele alınmasına ve uluslararası düzeyde sağlıkta adaletin sağlanmasının önemi üzerinde fikir birliğine varılmasına rağmen dünyada sağlık sistemlerinde mevcut olan adaletsizlikler nedeniyle çok sayıda insan sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar yaşamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini kullanarak, 2008, 2010, 2012, 2014 ve 2016 yıllarında Türkiye Sağlık Araştırmasına katılan 15 yaş ve üzerinde yer alan bireylerin Andersen'in geliştirdiği ve literatürde sıklıkla kullanılan Davranışsal Modeli (Behavioral Model of Health Services Utilization) çerçevesinde eğilim faktörleri (yaş, cinsiyet, medeni durum vb.), kolaylaştırıcı faktörler (sosyal güvence durumu, eğitim, aylık gelir vb.) ve ihtiyaç faktörlerinin (genel sağlık durumu, hastalık sayısı vb.) sağlık hizmetleri kullanımı (Aile Hekimi Hizmetini Kullanma Durumu, Uzman Hekim Hizmetini Kullanma Durumu, Günübirlik/Ayaktan Tedavi Hizmetini Kullanma Durumu ve Hastanede Yatarak Tedavi Hizmetlerini Kullanma Durumu/Hastanede Geçirilen Toplam Gün Sayısı) üzerindeki etkisini incelemek ve Türkiye Sağlık Sisteminin yıllara göre Türkiye'de sağlık hizmetleri kullanımında hakkaniyet seviyesinde iyileşme olup olmadığını değerlendirmektir. Verilerin analizi Statistical Package for The Social Science (SPSS-23) kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada Ki-kare Analizi, Konsantrasyon endeksi ve Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz bulgularında gelir, eğitim ve hastalık sayısı gibi faktörler sağlık statüsü ve sağlık hizmetleri kullanımını etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Türkiye Sağlık Sistemine bu üç değişken açısından bakıldığı zaman sağlık hizmetlerine erişimde hakkaniyetin sağlandığı ve yıllar içerisinde hakkaniyet seviyesinde iyileşme olduğu görülmektedir. Dezavantajlı grupların (boşanmış, eşi ölmüş, eğitim düzeyi düşük ve gelir düzeyi düşük grupların) sağlık hizmetini daha fazla kullandığı görülmektedir. Bu durum dezavantajlı grupların sağlık hizmetine erişimde herhangi bir engelle karşılaşmadığını göstermektedir. Ayrıca yaş, cinsiyet, medeni durum, sağlık güvencesi ve çalışma durumununda sağlık hizmetleri kullanımını etkilediği görülmektedir. Sağlık politikaları oluşturulurken bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminde hakkaniyetin sağlanması açısından sağlık hizmetleri kullanımında eşitliği araştıran bu tür çalışmaların sürekli ve programlı bir şekilde yapılması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Davranışsal Model, Hakkaniyet, Konsantrasyon Endeksi, Sağlık Hizmetleri Kullanımı.

Davranışsal modellemeHakçalık duyarlılığıSağlık hizmetleri+1
Abide Aksungur
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının hastanelerde bilişim teknolojilerine yönelik tutumları ve hazırbulunuşluk seviyelerinin bireysel performansına etkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarının hastanelerde bilişim teknolojilerine yönelik hazırbulunuşluk ve bilişim teknolojileri tutum seviyelerinin bireysel performanslarına etkisinin değerlendirilmesidir. Hastane bilişim sistem alt yapısı ve yazılım değişimi gerçekleştiğinde; yöneticiler, öğretim üyeleri, uzman doktorlar, uzmanlık öğrencileri, hemşireler, laborantlar, teknisyenler, sağlık memurları ve veri hazırlama kontrol işletmenlerinin tutum ve hazırbulunuşluğunun performansına etkisini ortaya koymaya çalışmak amaçlanmıştır. Araştırma, 01 Nisan - 01 Temmuz 2018 tarihleri arasında Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan hekim, hemşire, diğer sağlık personeli ve veri hazırlama ve kontrol işletmeni meslek grupları üzerinde uygulanmıştır. Çalışanların bilişim teknolojileri hakkında algılarını ölçmeye yönelik, demografik özellikler (8 madde), iletişim teknolojileri (4 madde), Bilişim Teknolojileri Hazırbulunuşluk Seviyesi anketi (13 madde), Bilişim Teknolojileri Tutum anketi (30 madde) ve bireysel performans ölçeği (9 madde) olmak üzere toplam 5 bölüm ve 64 maddeden oluşan ölçüm araçları kullanılmıştır. Araştırmada örneklem kullanılmamış olup 590 (%30,5) Doktor, 644 (%33,29) Hemşire, 512 (%26,47) diğer sağlık personeli ve 188 (%9,72) veri hazırlama ve kontrol işletmeni şeklinde 1934 kişiden oluşan tüm evren örneklem olarak kullanılmıştır. 1934 kişiden 752 kişi (%38,88) çalışmaya katılmayı kabul etmiş ve anket uygulamasına katılmıştır. Katılımcılardan alınan 752 anketin 32'si (%4,26) çeşitli nedenlerle güvenilir bulunmadığı için 720 anket değerlendirmeye alınmıştır. Tamamlanan anketlerin evrene oranı %37,22 olmuştur. İstatistiksel analiz ve hesaplamalar için Ms-Excel 2010, IBM SPSS Statistics 22.0 ve AMOS 21.0 programları kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney testi, Kruskal-Wallis testi, Spearman Sıra Korelasyon Katsayısı ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) uygulanmıştır. Sosyo-demografik değişkenlerin bazıları için BTHS, BTT ve İşgören Performansı ile anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. BTHS toplam puanı ile İşgören Performansı toplam ve tüm alt boyutları arasında anlamlı, doğrusal yönde ancak zayıf bir ilişki olduğu görülmüştür. BTT puanı ile İşgören Performansı toplam ve tüm alt boyutları arasında anlamlı, doğrusal yönde ancak zayıf bir ilişki olduğu saptanmıştır. YEM analizi sonucunda BTHS'nin BTT'yi anlamlı düzeyde etkilediği, BTT'nin bireysel performansı artırdığı, BTHS'nin ise azalttığı belirlenmiştir. BTHS ve BTT alt boyutlarının Performans alt boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir. Anahtar Sözcükler: Sağlık, Bilişim Teknolojileri, Tutum, Hazırbulunuşluk, Bireysel Performans.

Bilişim teknolojisiHastanelerHazırbulunuşluk+3
Süleyman Mertoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı üzerine kadınların görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada kadının statüsünün ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı ve çocuk sağlığı üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırmada, 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması veri setinden son beş yıl içinde doğum yapmış 1349 kadın ve bebeklerine ait veriler kullanılmıştır Araştırma kapsamındaki katılımcıların toplumsal cinsiyete yönelik görüşleri kadın statüsünü değerlendirmede birinci boyut, kadını kontrol etmeye yönelik davranışlara ilişkin görüşler kadın statüsünü değerlendirmede ikinci boyut, kadına yönelik fiziksel şiddete dair görüşler ise kadın statüsünü değerlendirmede üçüncü boyut olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu üç boyutun ortalamasının toplamı ise genel kadın statüsünü değerlendirmek amacıyla hesaplanmıştır. Kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı, çocuk sağlığı göstergeleri ile kadının içinde yaşadığı sosyo demografik özellikler arasındaki ilişki araştırma kapsamında incelenmiştir. Çocukların yaşayıp yaşamadıkları ve ilk doğduklarında ölçülen doğum ağırlıkları çocuk sağlığı göstergeleri olarak ölçülmüştür. Ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımını ölçmek için ise doğum öncesi bakım hizmetleri ve doğum sırasında sağlık personellerinden yardım alma ve modern aile planlaması yöntemlerini kullanma göstergeleri seçilmiştir. Yapılan analizlerde bağımsız gruplar arasındaki farkın önem testi (t-testi) ve varyans analizi (F testi) kullanılmıştır. İki ortalama arasındaki farkın önemlilik testinde uygun t değerini belirlemek için Levene's varyansların homojenlik testi kullanılmış ve varyansların homojen olmadığı durumlarda kullanılması gereken t ve p değerleri dikkate alınmıştır. Karşılaştırılan grupların ikiden fazla olduğu durumlarda varyansların homojenlik testi yine Levene's testi kullanılarak yapılmış ve varyansların homojen olmadığı durumlarda Kruskal Wallis Testi sonuçlarına göre gruplar arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı tartışılmıştır. Toplumsal cinsiyete, kadını kontrol etmeye, fiziksel şiddete yönelik kadınların görüşlerinin ve genel kadın statüsünün; sosyo demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği sonucu bulunmuştur. Hanehalkı refahının, kadının ve kocasının eğitim düzeylerinin yüksek olduğu hanelerde, kentlerde ve batı bölgelerinde kadının statüsünün yüksek olduğu görülmüştür. Toplumsal cinsiyete dair kadınların görüşlerinin yüksek olduğu, fiziksel şiddete maruz kalma oranlarının az olduğu ve genel kadın statüsünün yüksek olduğu kadınlar arasında aile planlama yöntemlerini kullanma oranları yüksek bulunmuştur. Kadının statüsünü değerlendirmede kullanılan boyutlar ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı arasında bir ilişkinin olduğu, kadının statüsünün yüksek olmasına bağlı olarak daha fazla kullanıldığı fakat çocuk sağlığı göstergeleri ile arasında bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Çalışmada, kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı ve çocuk sağlığı göstergeleri arasındaki ilişki ortaya konularak bu konuda çeşitli öneriler sunulmaktadır. Yapılacak politikalar ve sağlık politikaları için faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-çocuk sağlığıKadın statüsüKadınlar+3
Yunus Başboğa
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında hizmet hatası telafi stratejilerinin müşteri memnuniyeti ve yeniden satın alma niyeti üzerine etkisi

Sağlık hizmetlerinin kendine has özelliklerinden dolayı hizmet sunum sürecinde hizmet hatalarının oluşması kaçınılmaz olmaktadır. Hizmet hataları, sağlık kurumlarından hizmet alan müşterilerin memnuniyetsizliğine ve şikâyette bulunmalarına yol açmakta, sonrasında da kurumdan tekrar hizmet alma konusundaki davranışsal niyetlerini etkilemektedir. Bu noktada hizmet telafisi, karşılaşılan hizmet hatalarının yarattığı memnuniyetsizliği gidermede ve yeniden hizmet almanın devamlılığı için önemli bir stratejik yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti sağlamak için şikâyetlere yönelik kurumsal bir cevap olarak hizmet telafi stratejileri uygulanmaktadır. Bu stratejiler; Davidow (2000) tarafından dakiklik, kolaylaştırma, nezaket, özür, düzeltme, güvenilirlik olarak altı boyutta değerlendirilmektedir. Buradan hareketle, altı boyuttan oluşan hizmet telafi stratejilerinin uygulanmasının sağlık kurumlarında şikâyette bulunan müşterilerin memnuniyeti ve telafi sonrası davranışları üzerindeki etkisini belirlemek bu çalışmanın temel amacı olmaktadır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, İzmir ili sınırları içerisinde özel bir sağlık kuruluşundaki 244 şikâyetçi katılımcıya, Davidow (2000) tarafından geliştirilen altı hizmet telafi boyutuna yönelik on sekiz madde, memnuniyet ve yeniden satın alma niyetine yönelik altı madde içeren anket yüz yüze uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli ile analiz edilerek araştırma hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları ile hizmet telafi stratejilerinden güvenilirlik, nezaket ve düzeltme/onarım boyutlarının, hizmet telafisi sonrası memnuniyet ve yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya koyulmuştur. Özür boyutunun da telafi sonrası memnuniyete etkisinin anlamlı olduğu, yeniden satın alma niyeti ile anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı ispatlanmıştır. Dakiklik ve kolaylaştırma boyutlarının ise hem telafi sonrası memnuniyeti hem de yeniden satın alma niyetini etkilemediği görülmüştür. Ayrıca telafi stratejileriyle sağlanan memnuniyetin, yeniden satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak sağlık kurumlarının farklı kombinasyonlarla hizmet telafilerini bir arada sunmasının, müşteri memnuniyetini ve yeniden satın alma niyetini olumlu etkilemede daha etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kurumları, Hizmet Hatası, Telafi Stratejileri, Memnuniyet, Yeniden Satın Alma

Hasta memnuniyetiHizmet hatasıHizmet telafisi+7
Buse Mete
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Uygun olmayan cerrahi antibiyotik profilaksi kullanımını ve maliyetini etkileyen faktörler

Bu çalışma, rehberi olan ve olmayan iki kamu hastanesinde kullanılan cerrahi antibiyotik profilaksisinin (CAP) hastane CAP rehberlerine göre uygun ve uygun olmayan CAP kullanım miktarı, nedenleri ve maliyetini belirlemek ve bu kullanımlarda etkili olan faktörleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Retrospektif, kesitsel bir araştırma tasarımının kullanıldığı çalışmanın evrenini, 1 Ocak 2017 – 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Yozgat Şehir Hastanesi (YŞH) ve Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi'nde (GMKDH) sürveyansı yapılan 5023 cerrahi işleme ilişkin veriler ve bu hastanelerde görev yapan 61 cerrah oluşturmaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, hipotez testleri, lojistik ve çoklu doğrusal regresyon analizlerinden faydalanılmıştır. İki hastanede rehbere göre profilaktik amaçlı cerrahi öncesi antibiyotik kullanımında genel uygunluk oranı %67,1 olarak bulunmuştur. CAP uygulama süresinin fazla olması ve antibiyotik seçiminin hatalı olması en sık karşılan uygunsuzluk nedenleridir. İki hastanedeki toplam CAP tüketim miktarı tanımlanmış günlük doz (TGD) olarak 60,3 TGD/100 hasta günü iken bunun 17,7 TGD/100 hasta günü kadarı uygun olmayan kullanımlardan kaynaklanmaktadır. Toplam CAP maliyetinin %34,1'i uygun olmayan kullanımlardan oluşmaktadır. CAP rehberine sahip olan GMKDH'de uygun olmayan CAP kullanım oranı %19,5 iken YŞH'nin CAP rehberine sahip olmadığı dönemde bu oran %64,3 olarak bulunmuştur. YŞH'de bir önceki yıla göre uygun CAP kullanım oranının %35,7'den %45,2'ye artmış olması rehberin olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir. Cerrahi teknik kullanılmaması, genel cerrahi tarafından yapılan bir işlem ve A3 ve B grubu bir işlem olması genel CAP uygunsuzluğunu ve CAP seçimi ve süresinin uygunsuzluğunu etkileyen ve hastanın yaşı ise anlamlı bulunmayan ortak faktörler olarak bulunmuştur (p<0,05). Operasyon süresi, cerrahi teknik kullanılmaması, antibiyotik türü, servis türü, A3 ve B grubu bir işlem olması, acil bir işlem olması, cerrahın cinsiyeti ve 10 yıldan uzun süre deneyime sahip olması ve uygun olmayan CAP süresi de toplam CAP maliyetini ve postoperatif yatış süresini etkileyen anlamlı ortak yordayıcılardır (p<0,05).

Akılcı ilaç kullanımıAntibiyotiklerCerrahi+7
Aysun Kandemir Türe
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Değer bazlı ödeme yönteminin Türkiye sağlık sisteminde uygulanabilirliği üzerine nitel bir araştırma

Sağlık sistemlerinde, uygun şekilde tasarlanmış olan ödeme yöntemleri, hastaların sağlık durumunu ve genel olarak sağlık hizmetlerini iyileştirme potansiyeline sahiptir. Bu sebeple dünya çapında hâlâ doğru ödeme mekanizmasının belirlenmesi tartışılmaktadır. Üretkenliği, ekonomik verimliliği ve bakım kalitesini iyileştirmeyi hedefleyen, hasta merkezli olan geri ödeme mekanizmalarının geliştirilmesi gerekmektedir. Değer bazlı ödeme reformları sağlık hizmeti harcamalarını azaltmak, yüksek kaliteli bakımı teşvik etmek ve sağlık hizmetlerinin niceliğinden ziyade kalitesine göre ödeme yapılmasını sağlamak üzere tasarlanmıştır. Çalışmanın amacı, bu yöntem hakkında katılımcıların görüşleri alınarak; değerin ne ifade ettiğini, hangi parametrelerle ölçülebileceğini, geri ödemede kullanılırken artılarının ve eksilerinin neler olabileceğini ve Türkiye sağlık sisteminin bu geri ödeme yöntemine uygun olup olmadığını belirlemektir. Çalışmada nitel çalışma yöntemlerinden gömülü teori yaklaşımı ve delphi tekniği kullanılmıştır. Tezin amacı doğrultusunda sağlık sistemi paydaşları arasında yer alan 28 katılımcı amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiştir. Delphi çalışmasında ise konuyla ilgili olan 10 katılımcı seçilmiştir. Verilerin analizi Maxquda 2020 programı aracılığı ile yapılmıştır. Çalışmada önerilen değer bazlı ödeme yöntemini kimlerin destekleyip kimlerin karşı çıkacağı, ne gibi faydalar getireceği, nasıl uygulanabileceği ve modelde hangi parametrelerin olması gerektiği belirlenmiştir. Nitel analiz sonucu elde edilen değer parametreleri delphi çalışması ile katılımcılar tarafından önem derecelerine göre puanlandırılmıştır. Çalışma 2. turda fikir birliği sağlanarak tamamlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, değerin sağlıkta karşılığı "kaliteli bir hizmet" olarak tanımlanmıştır. Katılımcılar birtakım yetersizlikler olsa da değer bazlı geri ödeme yöntemine geçilmesi gerektiğini düşünmektedir. Türkiye sağlık sistemi bu değişime en fazla bilgi sistemi ve altyapı olarak hazır bulunmuştur. Çalışmada değerin hesaplanmasında kullanılabilecek 15 parametre belirlenmiştir. Geçişe direnç göstereceklere ve karşı çıkacağı düşünülen yenilik istemeyen gruplara karşı önlemler alınması önerilmektedir. Sağlık verilerinde şeffaflık ön planda olmalı ve toplumun sağlık okuryazarlığına katkıda bulunacak adımlar atılmalıdır. Sonuç olarak, Türkiye'nin değer bazlı ödeme yönteminde gerekli revizyonların yapılmasıyla başarılı olabileceği düşünülmektedir.

Değer bazlı geri ödemeDeğer bazlı ödemeGeri ödeme+5
Merve Karaer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk sağlık sisteminde bir kamu özel işbirliği uygulaması olan şehir hastanelerine yönelik sağlık personelinin görüş ve önerilerinin değerlendirilmesi

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda yaşanan gelişmeler ve reform süreçleri, sağlık sistemlerini etkilemektedir. Türkiye'de Kamu Özel İşbirlikleri ile hayata geçirilmiş olan şehir hastaneleri, bu kapsamda gündeme gelmiş olan güncel bir modeldir. Bu çalışmada, şehir hastanelerinin, sağlık personelinin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi, objektif veri ve bilgi sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada kalitatif ve kantitatif araştırma yaklaşımları kullanılmış olup ilk aşamada 40 katılımcı ile kalitatif görüşmeler yapılarak, geçmiş dönem ile kıyasladığında şehir hastanelerini nasıl değerlendirdikleri, güçlü ve zayıf yönleri, sorunlar ve çözüm önerilerine dair görüşleri alınmıştır. Bu görüşlerden ve literatürden yararlanılarak hazırlanan anket Adana, Isparta ve Yozgat şehir hastanelerinde 557 sağlık personeline uygulanmıştır. Anketin yapı geçerliliği açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile değerlendirilerek şehir hastaneleri uygulamasının çeşitli konulara ilişkin etkilerini sorgulayan 58 maddenin kalite ve verimlilik, sağlık hizmetlerine erişim, fırsatlar, riskler, çalışanlar, şeffaflık ve yönetim süreçleri olmak üzere 7; şehir hastaneleri uygulamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesine yönelik 13 önerinin ise denetim ve işbirliği ile çalışanlar olmak üzere 2 boyutta toplandığı görülmüştür. Anketin güvenirliği ise Cronbach alfa katsayısı ile değerlendirilmiş ve kabul edilebilir değerler içinde yer aldığı bulunmuştur. Araştırma verilerinin analizinde, tanımlayıcı istatistikler ve hipotezleri test etmek için çok değişkenli regresyon analizleri kullanılmıştır. Kalite ve verimlilik, sağlık hizmetlerine erişim ve fırsatlar boyutları katılımcıların genel olarak olumlu yönde; riskler, çalışanlar, şeffaflık ve yönetim süreçleri üzerindeki etkileri ile ilgili boyutlar ise olumsuz yönde görüş bildirdikleri boyutlardır. Denetim ve işbirliği ile çalışanlar boyutları hakkında ise katılımcılar, yaşanan sorunların giderilmesine yönelik önerilere ortalamanın üzerinde katılım göstererek, bu alanlarda şehir hastaneleri uygulamasının geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır. Katılımcıların şehir hastanelerinin kalite ve verimliliği ile ilgili görüşlerinin daha önce çalışılan kurumun mülkiyetine, yönetsel pozisyonda olmalarına, toplam hizmet sürelerine ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine; çalışanlar üzerindeki etkiler ile ilgili görüşlerinin halen çalışılan kurum, meslek ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine; çalışanlar boyutunda yaşanan sorunların giderilmesine yönelik öneriler ile ilgili görüşlerinin öğrenim durumu ve mesleklerine; şeffaflık boyutuna ilişkin görüşlerinin ise yönetsel pozisyonda olmalarına ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçların, şehir hastaneleri uygulaması nedeniyle ortaya çıkan sorunların giderilmesinde ve uygulamanın geliştirilmesinde şehir hastanelerinin yöneticilerine ve politika yapıcılara önemli ipuçları sağlayacağı düşünülmektedir.

HastanelerKamu-özel iş birliğiSağlık hizmetleri+5
Hakan Oğuz Arı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hekim ve hemşirelerin çalışma koşulları ile ilgili tercihlerinin kesikli seçim yöntemi ile incelenmesi

Sağlık hizmetlerinin etkin sunulabilmesi ve sağlık sistemlerinin amacına ulaşabilmesi için sağlık insan gücü kritik bir öneme sahiptir. Buna karşın sağlık insan gücünün adaletli bir şekilde dağılımı gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkelerin ortak sorunudur. Bu nedenle politika yapıcılar sağlık insan gücünün kırsal ve kentsel bölgelerde adaletli dağıtımı için çeşitli yasal düzenlemeler, uygulamalar ve teşvik paketleri geliştirirler. Çalışmada hekim ve hemşirelerin çalışma koşullarına (bölge, ücret, kreş, lojman, kariyer fırsatı, altyapı, eğitim fırsatı ve iş yükü gibi) ilişkin tercihlerini belirlemek, bazı koşullara sahip olmak için maaşlarından ne kadar fedakârlık yapmaya istekli olduklarını ortaya koymak ve katılımcıların özelliklerine göre belirlenen teşvik paketlerini kabul etme olasılıklarını tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında gelişmişlik düzeyi açısından 1. bölgede yer alan bir il (Ankara) ile 6. bölgede yer alan bir ilde (Ağrı) benzer özelliklere sahip birer devlet hastanesi seçilmiş ve 126 hekim ve 218 hemşire ile görüşülmüştür. Katılımcıların tercihleri üzerinde çalışma koşullarının göreceli etkisini belirlemek için katılımcılara 1. bölge ve 6. bölge için 18 farklı çalışma koşulu senaryosu sunulmuş ve birini tercih etmeleri istenmiştir. Verilerin analizinde mixlogit yöntemi kullanılmış ve çalışma koşullarına yönelik tercihleri etkileyen en önemli özellikler sırasıyla hekimlerde bölge, ücret, eğitim fırsatı, altyapı, kreş, kariyer ve iş yükü iken hemşirelerde ücret, bölge, altyapı, iş yükü, eğitim fırsatı, lojman, kariyer fırsatı ve kreş olarak bulunmuştur. Özelliklerin katsayıları kullanılarak ödeme istekliliği ve belirli özelliklere sahip bir işi kabul etme olasılıkları hesaplanmıştır. Sonuç olarak hekim ve hemşirelerin belirli bir bölgedeki işi kabul etmelerinde farklı çalışma koşullarının farklı düzeylerde etkisinin olduğunu kesikli seçim yöntemine dayalı olarak ortaya koyan bu çalışmanın politika yapıcılar için kanıta dayalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler; Sağlık İnsan gücü, Kesikli Seçim Yöntemi, Hekim ve Hemşire, Çalışma Koşulları, Bireysel Tercih, Sağlık Politikası, Ödeme İstekliliği

DoktorlarHemşirelerKesikli seçim modelleri+6
Elif İşlek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel ve tamamlayıcı tıbba yönelik görüşlerin değerlendirilmesi: Aile sağlığı merkezi örneği

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) geçmişten günümüze kullanılmakta olup, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sağlık sisteminde önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, bireylerin GETAT'a yönelik görüşlerinin, GETAT yönetmeliğinde geçen fitoterapi, kupa uygulaması, sülük uygulaması, akupunktur ve ozon uygulamasına yönelik kullanım durumları ve faydalı bulma durumlarının saptanması ve değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Kırklareli'de bir Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 400 erişkin dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılan ankette, sosyodemografik bilgileri içeren soruların yanı sıra GETAT kullanımına ve GETAT'a yönelik görüşlerin değerlendirmesine ilişkin sorular yer almaktadır. Ayrıca Araz ve Harlak (2006) tarafından geliştirilen Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbba Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Toplam puanın 8-40 arasında değiştiği ölçekte toplam puanın artış göstermesi GETAT'a yönelik olumlu tutumda artış olduğu anlamına gelmektedir. Çalışmada GETAT'a yönelik tutumun ve seçilen tedavi yöntemlerine yönelik kullanım ve faydalı bulma durumunun sosyodemografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışma sonucunda bireylerin GETAT'a yönelik ortalamanın üzerinde olumlu tutum sergiledikleri, GETAT yöntemlerinden herhangi birini kullanma oranlarının ve seçilen tedavi yöntemlerine yönelik faydalı bulma düzeylerinin yüksek, fakat bilgi düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. GETAT kullanım oranının yüksek fakat GETAT yöntemlerine yönelik bilgi düzeyinin düşük olduğu göz önünde bulundurulduğunda; GETAT alanından eğitim almış sağlık çalışanları tarafından GETAT yöntemleri hakkında toplum bilgilendirilmesi ve özellikle bilinçsiz kullanımın önüne geçmek için önlemler alınması önerilebilir

Aile sağlığı merkeziTamamlayıcı bakımTamamlayıcı tedaviler+4
Fatma Yükselir Alasırt
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalarının yaşam kalitesinin ve ilaç inançlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmada Parkinson hastalarının yaşam kalitesinin ve ilaç inançlarının belirlenmesi, yaşam kalitesi ve ilaç inançları üzerinde fark oluşturan bireysel özelliklerin tespit edilmesi ve ilaç inancı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırmaya, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesinde Parkinson hastalığı tanısı konmuş ve tedavi alan 160 hasta dâhil edilmiştir. Veriler, Modifiye Hoehn Yahr Skorlaması ölçeği ve sosyodemografik özellikleri içeren sorular, Parkinson hastalığı yaşam kalitesi ölçeği olan PDQ-39 ile ilaçlara yönelik inançları ölçmek için kullanılan Parkinson hastalığı ilaç inançları ölçeği (PD-Rx) kullanılarak oluşturulan anket formunun katılımcılara uygulanması ile toplanmıştır. Çalışmada Parkinson hastalığı yaşam kalitesi ve ilaç inançlarının bireysel özelliklere göre fark gösterip göstermediği ve ilaç inançları ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Spearman korelasyon analizi, ilaç inançlarının yaşam kalitesi üzerindeki etkisini belirlemek için ise doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda yaşam kalitesinin yaşa, eğitime, medeni duruma, hastalık evresi ve yaşama ortamına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği, cinsiyete göre sadece emosyonel durum alt boyutunun; sigara kullanımına göre ise sosyal destek ve bedensel rahatsızlık alt boyutlarının farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca, ilaç inancının sadece hastalık evresine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İlaç inançları ile yaşam kalitesi arasında ilişki incelendiğinde ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir.

Parkinson hastalığıYaşam kalitesiÖlçekler+4
Vildan Özbayrak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri performanslarının çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesi

Eğitim ve araştırma hastaneleri teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin yanında bilimsel araştırma ve eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü sağlık kuruluşlarıdır. Kamu hastanelerinin kuruluş amacı karlılık olmasa da belirli bir bütçe içerisinde hizmetlerini sunmaktadır ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılabilmesi amacıyla performanslarının değerlendirlmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ülke çapında faaliyet gösteren Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri (EAH)'nin performanslarının çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmesidir. Performans değerlendirmesi yapabilmek için EAH'nin sağlık hizmeti sunarken kullandıkları temel girdiler ve ürettikleri temel çıktılar belirlenmiş ve bu girdi ve çıktılar baz alınarak hastanelerin kendi aralarındaki performans etkinlikleri çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın evrenini; Sağlık Bakanlığı'na bağlı EAH oluşmaktadır. Maliyet değişkeni olarak; hastanelerin yoğun bakım dahil tescilli yatak sayısı, sağlık personeli sayısı, yatırım gideri, tıbbi malzeme ve ilaç gideri, hizmet alım gideri, personel gideri, işletme gideri kullanılmışken, fayda değişkeni olarak; diş ve acil dahil muayene sayısı, yatan hasta sayısı, yatılan gün sayısı, yoğun bakım dahil yatak doluluk oranı ve tahakkuk geliri kullanmıştır. Parametrelerin ağırlıklarının belirlenebilmesi amacıyla delfi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada Sağlık Bakanlığı'na bağlı EAH'nin 2013-2018 yılları verileri kullanılmıştır. Veriler; BTA, AÇ, VIKOR, TOPSIS, MOORA, COPRAS, EATWOS, GİA ve ARAS yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve hastanelerin sıralamalarının çalışmanın yapıldığı yıla ve yönteme göre değişiklik gösterdiği görülmektedir.

Eğitim ve araştırma hastaneleriHastanelerPerformans+2
Ferhat Baş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetleri kullanımını etkileyen faktörler

Dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden olan ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen hastalıklar incelendiğinde, kalp ve akciğer hastalıkları, kanser türleri, diyabet, felç gibi hastalıkların aslında koruyucu sağlık hizmetleri kullanımı yoluyla önlenebilir hastalıklar olduğu görülmektedir. Koruyucu sağlık hizmetleri, mevcut sağlığı korumaya, daha sağlıklı bir toplum oluşturmaya ve ortaya çıkabilecek risklerin erken teşhis ve tedavi edilmesine olanak sağlayan hizmetlerdir. Bu bağlamda hem toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi hem de sağlık hizmetleri maliyetlerinin azaltılması noktasında önem arz eden koruyucu sağlık hizmetlerinin mevcut durumda kullanım düzeyinin belirlenmesi ve kullanımında etkili olan faktörlerin tespit edilmesi önem arz etmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetlerinin (grip aşısı, tansiyon ölçtürme, kolesterol ölçtürme, kan şekeri ölçtürme, gaita ile gizli kan testi, kolonoskopi yaptırma, kendi kendine meme muayenesi, mamografi, pap smear testi) kullanım düzeyini ortaya koymak ve bireylerin bu hizmetleri kullanma kararında etkili olan faktörleri tespit etmektir. Bu doğrultuda Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan Türkiye Sağlık Araştırması 2019 yılı verilerinden yararlanarak ve Wilber tarafından geliştirilen Bütünleyici Model kullanılarak çalışmanın modeli oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, içsel bireysel faktörler (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, medeni durum), dışsal bireysel faktörler (sağlık statüsü, fiziksel aktivite), içsel toplumsal faktörler (sosyal destek) ve dışsal toplumsal faktörlerin (sosyal güvence) katılımcıların koruyucu sağlık hizmetleri kullanma davranışlarını etkilediği belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların bu hizmetlere yönelik yapılacak politikalarda ve bireylerde farkındalığın artırılması noktasında faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Koruyucu Sağlık Hizmetleri, Sağlık Hizmetleri Kullanımı, Bütünleyici Model, Türkiye

Bütünleşme modeliKoruyucu sağlık hizmetleriSağlık hizmetleri
Leyla Demir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevlerinin ve yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin finansal sürdürülebilirliğine yönelik görüşlerin değerlendirilmesi

Toplumlar geliştikçe doğum hızları, yaşam süreleri ile ters orantılı bir şekilde değişmektedir. Bu durum sağlık imkânlarının da gelişmesiyle birlikte dünyada yaşlı nüfus artışını beraberinde getirmiştir. Küreselleşen yeni dünya düzeninde nüfusun yaşlanması, sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkeler açısından da önemle incelenmesi gereken bir konu hâline gelmiştir. Yaşlanma olgusu, süreci ve doğurduğu sonuçlar; sağlıktan sosyal güvenliğe, finansman ile ilgili konulardan eğitime, iş olanaklarından sosyokültürel faaliyetlere ve aile hayatına kadar toplumun tüm katmanları üzerinde etkilidir. Bu gibi etkilerden dolayı yaşlılara sağlanan hizmetlerin finansman modelleri ve bu modellerin sürdürülebilirliği son yüzyılda tüm toplumların ve özellikle konuyla ilgili tüm sektörlerin en önemli ve öncelikli konusu olmaktadır. Dünyada bazı ülkeler konunun öneminden dolayı farklı finansal sürdürülebilirlik tedbirleri (yaşlı bakım sigortası gibi) almış bulunmaktadır. Bu önem ve öncelikten dolayı araştırmanın konusu, Türkiye'de huzurevi ve yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki finansman yapısının irdelenmesi, uzun vadede sürdürülebilirliklerin analiz edilmesi olarak planlanmıştır. Araştırmada, amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen 17 katılımcının konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek için nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Amaçlı örneklemle seçilen katılımcıların 15 tanesi Türkiye'den, 2 tanesi de yurtdışındandır. Hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) ile Sosyal Güvenlik Kurumundaki (SGK) görüşmelerde Türkiye'de bakımın kurgulanmasında özellikle Almanya modelini örnek aldıklarını vurguladıklarından dolayı hem de Dünyadaki büyük resmi görmek için yurtdışındaki iki görüşme Almanya'da, Almanca gerçekleşmiştir. Katılımcıların verdiği bilgiler doğrultusunda görüşmeler, içerik analiz yöntemi ile irdelenerek açık kodlara ulaşılmış, açık kodlar kategorilerin oluşmasına zemin hazırlamış ve kategoriler kendi içinde sınıflandırılarak temalara ulaşılmıştır. Ulaşılan bilgiler üç tema altında toplanmıştır. "Mevcut durum" ve "Engeller Riskler" temaları Türkiye'deki var olan durumu anlatırken, "Bakım Güvence Sisteminin Modellenmesi" teması var olması gereken durumu açıklamıştır. Mevcut durum teması, kamu harcamaları, özel harcamalar, adil bakım güvence sisteminin eksikliği, yanlış huzurevi algısı, yönetsel ayrılık, sosyal devlet anlayışı alt başlıklarında irdelenmiştir. Engeller riskler teması ise, demografik değişim, bakım yükü, yanlış kurgulama ve mevzuat başlıkları ile tanımlanabilir. Bakım güvence sisteminin modellenmesi temasında yer alan alt başlıklar ise; bakım seviye kriterlerinin dizaynı, hizmet modellerinin sunumu, çok ayaklı finansal dağıtım, aktörler ve modelin etkileri olarak sıralanabilir. Araştırma sonucunda paydaşların tamamı, Türkiye'de yaşlı bakım hizmetleri alanında finansal açıdan sürdürülebilirliğin uzun vadede mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Finansal sürdürülebilirliği sağlayabilmek için bakım hizmetlerinin planlanmasının yapılması gerekmektedir. Bu konuda yapılacak ilk adım dünyada uygulanan ama ülkemizde daha hayata geçmemiş olan günlük yaşam aktivitelerine (ADL)göre yaşlıların bakım seviyelerinin belirlenmesidir. Bakım seviye kriterlerine göre belirlenmiş yaşlının nerede, kim tarafından bakılacağı, finansal sürdürülebilirlikte gerekli olan ikinci kritik noktadır. Bakım seviye kriterlerine göre nerede bakılacağı belli olan yaşlının, temelde bakım sigortasının olduğu, vergiler, cepten ödemeler, tamamlayıcı ve özel sigortalarla desteklenen, çok ayaklı bir finansal dağıtımla bakımının yapılması gerekmektedir. Kurgulanacak yeni modelde devletin, özel kurumların, ailelerin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yer aldığı aktörlerin varlığı önem teşkil etmektedir. Yukarıda tanımlanan basamaklar doğrultusunda kurgulanan sistemle finansal sürdürülebilirlik sağlanacak, tüm halka adil şekilde dağıtılan, erişilebilir, adil, kaliteli bir bakım sistemden ihtiyacı olan tüm yaşlılar yararlanacaktır.

Finansal sürdürülebilirlikHuzurevleriRehabilitasyon merkezleri+3
Neslihan Kandemir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel zekâ düzeyinin, hastane yöneticilerinin stratejik düşünme becerileri üzerindeki etkisi

Bütün sektörlerde olduğu gibi sağlık kurumları da çevrelerinde yaşanan hızlı değişimlere uyum sağlayabilmek için profesyonel yönetim yaklaşımlarına ihtiyaç duymaktadır. Çevresel bilgilerin doğru şekilde derlenerek iyi analiz edilebilmesi ve bu doğrultuda doğru stratejiler geliştirilebilmesi; örgütün örgütsel zekâ düzeyinin yüksek olması ve yöneticilerin stratejik düşünme becerilerinin örgütsel zekâ aracılığıyla elde edilen bilgileri amaçları doğrultusunda etkili stratejilere dönüştürecek düzeyde olmasıyla desteklenebilmektedir. Bu doğrultuda, örgütsel zekâ profilinin stratejik düşünme becerisini artırması beklenmektedir. Bu araştırmanın amacı özel hastane yöneticilerinin örgütsel zekâ profiline ilişkin algılarının stratejik düşünme becerilerine ve aynı zamanda bireysel ve örgütsel özelliklerin de bu değişkenlere etkisinin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda anket formu kullanılarak Türkiye'deki özel hastanelerin 312 üst düzey yöneticisinden elektronik posta ve yüz yüze görüşme yoluyla elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda araştırmaya katılan hastane yöneticilerinin hastanelerinin örgütsel zekâ düzeyine ilişkin algılarının ve stratejik düşünme becerilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre genel olarak örgütsel zekânın hastanelerin örgütsel özelliklerinden, stratejik düşünme becerilerinin ise yöneticilerin bireysel özelliklerinden etkilendiği ortaya koyulmuştur. Yöneticilerin stratejik yönetim eğitimi almış olmasının ise hem örgütsel zekâ algılarını hem de stratejik düşünme becerilerini artırdığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte örgütsel zekânın stratejik düşünme becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışma özel hastane yöneticileri için örgütsel zekâ ve stratejik düşünme becerilerinin önemini vurgulamasının yanı sıra, geliştirilebilmesi için de öneriler sunmaktadır.

Düşünme becerileriHastane yönetimiHastaneler+5
İpek Bilgin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzun süreli bakım hizmetleri sunumunda kalite algısı: Alzheimer hastalığı özelinde nitel bir çalışma

Uzun süreli bakım (USB) hizmetlerinde kalite, hizmet alan için yaşamsal önem arz etmektedir. Bakım hizmeti alan yaşlıların sayısı, dünyadaki demografik değişime uygun olarak artmaktadır. Bakım ihtiyacı olan yaşlılardan Alzheimer hastaları gibi mental bozukluğa, geriliğe ya da hastalığa sahip bireylerin, nüfustaki oranları artmaktadır. Bu grupların, özel yaklaşımlarla bakım ihtiyacının giderilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Alzheimer hastaları istek, ihtiyaç ve memnuniyetlerini aktarmada güçlük çekmektedir. Dolayısıyla bu kişilere bakım verenlerin inisiyatifinde bakım kalitesi gelişmektedir. Bu araştırmada, bakım verenlerin ve bakım hizmetleri kalite standartları belirleyenlerin algısına dayalı olarak "iyi bakım" tanımlamak istenmiştir. Bakım hizmetlerine ait literatürde evde veya kurumda, yakınların (enformel) ya da profesyonellerin (formel) sürdürülebilir finansman ile kaliteli bakım hizmetlerini vermesinin, USB sistemini oluşturan ana unsurlar olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca USB hizmetleri, kaliteyi sağlık hizmetlerinde tanımlayan kavramlardan (bireye özgü hizmet, sunum, etkililik, güvenirlik, sağlık ve bakım hizmetlerinin koordinasyonu gibi) ödünç alındığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmada, USB hizmetlerinin kendine ait bir iç dinamiği olduğu, bu nedenle de bakım hizmetlerinde kapasitenin geliştirilmesi için bu alana ait kalite kavramlarının oluşturulması gerekliliği üzerinde durulmuştur. Alzheimer hastalarının yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla adımlar atılması için "iyi bakım"ın nasıl algılandığı öğrenilmek istenmiştir. Bu nedenle tezde katılımcıların algılarını öğrenmek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır, Araştırmada, amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Katılımcıların, kodlanarak, iyi bakım algısına ilişkin duygu ve düşüncelerinden veriler derlenmiştir. Sonuç olarak, Alzheimer hastaları için "iyi bakım"ı tanımlayan; hasta değerlerine saygı, etkililik, güvenlik, koordinasyon, mahremiyet, bakım verenin tutumu, değerler, iletişim, inisiyatif kullanma, sorumluluk alma, özveride bulunma, sakinleştirme, ikna etme, empati kurma gibi özgün kalite kavramları ve ögeleri bulunmuştur. Ayrıca Alzheimer hastalarına bakım verenler, bakımda bilgi iletişim teknolojileri kullanımı ve tükenmişlik / çaresizlik konularına dikkat çekmişlerdir. Araştırmada, Donabedian'ın sağlık hizmetlerinde kaliteyi tanımlayan kavramlarının, bakım hizmetlerinde geçerli olduğu lakin faklı algılandığı görülmüştür. Bu kavramlardan; güvenlik kadar güven hissinin oluşturulması, kurumlar ve hizmetler arasındaki koordinasyonun dışında bakım hizmeti verenler arasında hizmetin devamlılığının sağlanması, bireye özel bakım yaklaşımının yaşanmışlığa özgün tasarlanması gibi farklı anlam yüklendiği anlaşılmıştır. Tezde, Alzheimer hastalarının yaşam kalitelerinin artırılması için USB hizmetlerinin bir sistem olarak kabul edilmesi ve iyi bakım için özgün kavram / yaklaşımların olması gerekliliği sonucuna varılmıştır.

Alzheimer hastalığıBakımBakım verenler+7
Hatice Reyhan Özgöbek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulanık kalite fonksiyon göçerimi ile bir üniversite hastanesinde hizmet kalitesinin geliştirilmesi

Sağlık sektöründeki büyümeye paralel olarak, dünyada ve ülkemizde hastane sayıları, bu hastanelere giden hasta sayıları her geçen gün artmaktadır. Bu durum sağlık sektöründe hizmet sunan sağlık kurumları arasında yoğun bir rekabete neden olmaktadır. Böyle bir ortamda sağlık kurumları yöneticileri başarılı olmak için kendilerine hasta tatminini sağlayacak hasta odaklı stratejileri daha çok tercih etmektedirler. Hasta odaklı Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarından biri olan Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) yöntemi ile sağlık kurumları yöneticileri istek, ihtiyaç ve beklentilerini tespit ettikleri hastalarına bu istek, ihtiyaç ve beklentileri karşılayan hatta aşan yüksek kaliteli bir hizmet sunabilirler. Bu çalışmanın amacı, hastaların sesini dinleyerek, hastaların istek ve ihtiyaçlarına uygun hizmet tasarlayabilmek için bulanık mantık ve modifiye SERVQUAL ölçeği ile bütünleşik bir KFG uygulaması gerçekleştirmektir. Bu kapsamda Denizli ilinde faaliyet gösteren bir üniversite hastanesinde yatmakta olan 417 hastanın katılımı ile bir KFG uygulaması gerçekleştirilmiştir. Hastaların sesi dinlendikten sonra, hastaların istek, ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak teknik gereksinimler belirlenmiştir. Çalışmanın sonunda 37 ifade ve 8 boyuttan oluşan bir modifiye SERVQUAL ölçeği geliştirilmiş ve bu ölçekten elde edilen verilerden bir kalite evi oluşturulmuştur. Buna göre araştırmanın yapıldığı hastane için en önemli yatan hasta istekleri sırasıyla refakatçilerin rahatlığıyla yatış koşullarına özen gösterilmesi, hastalara sunulan yemeklerin lezzetli olması ve hasta odalarının havalandırmasının yeterli olması olarak tespit edilmiştir. Bu hasta isteklerinden en önemlisi geliştirilen ölçeğin mahremiyet ve rahatlık boyutuna aittir. KFG takımı tarafından belirlenen teknik gereksinimlerden en önemlileri ise hastanede çalışmakta olan personel sayısının arttırılması, teknik servisin periyodik olarak bakım ve kontrol yapması ve hastanede çalışmakta olan personele iletişimle ilgili eğitimler verilmesi olarak tespit edilmiştir.

Algılanan kaliteBulanık mantıkHastaneler+4
Ayça Karahan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Gereksiz sağlık harcamaları: Kolesistektomi işleminde tekrarlayan tanı testlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın iki temel amacı bulunmaktadır. İlk amaç; kolesistektomi işlemi yapılan hastalarda, en sık kullanılan sağlık teknolojilerinden olan, beş adet karaciğer fonksiyon testi ve üç adet abdominal ultrason testlerine ait gereksiz tekrarlayan test sayıları ve maliyet oranlarını hesaplamaktır. İkinci amaç ise; gereksiz tekrarlayan test maliyetlerinin toplam test harcamaları ve toplam hasta harcamaları içindeki payını hesaplamaktır. Araştırma 2016 yılında, ANEAH'ta (Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi) kolesistektomi işlemi yapılan tüm hastaları ve bu hastalarda kolesistektomi işlemi yapılabilmesi için kullanılan tanı testlerinden; alkalen fosfataz (ALP), alanin aminotransferaz (ALT), spartat transaminaz (AST), gamma glutamil transferaz (GGT), bilirubin (total ve direkt) ve ultrasonu kapsamaktadır. Hastaların kolesistektomi işlem tarihinden doksan gün öncesi ile doksan gün sonrasını içine alan toplam yüz seksen günlük süre içerisindeki, ANEAH'daki tüm kayıtları incelenmiştir. Literatür bilgiler ve uzman görüşleri de alınarak ASA skorlarına göre her test için gereklilik şeması oluşturulmuştur. Her hastaya ait test kayıtları bu çizelgeye göre işlem öncesi ve sonrası olarak belirlenmiştir. Test maliyetleri ve hastaya ait diğer harcamaların hesaplanmasında, 18.06.2016 tarihli güncel SUT fiyatları kullanılmıştır. Çalışmada gereksiz tekrarlayan test sayı ve maliyet oranları, bunların toplam test ve hasta harcamaları içindeki payları hesaplanmıştır. Tekrarlayan test maliyetlerinin cinsiyet, ameliyat tekniği, yaş ve ASA skorlarına göre değişkenlik gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucunda, laboratuvar tanı testlerinin yaklaşık %80'inin ve ultrasondan testlerinin yaklaşık %20'sinin gereksiz tekrarlandığı bulunmuştur. Gereksiz tekrarlayan test harcamaları toplam test harcamalarının %8,48'ini, toplam hasta harcamalarının %0,93'ünü oluşturmaktadır. Gereksiz tekrarlayan testlerin cinsiyet, ameliyat tekniği, yaş ve ASA skorlarına göre değişkenlik gösterdiği incelenmiştir. Gereksiz tekrarlayan test oranlarının düşürlmesi amacıyla getirilebilecek öneriler arasında hekimlere; geri bildirimlerin sağlanması, test maliyetleri konusunda, tıbbi ve hukuki kaygılara yönelik eğitimler düzenlenerek, kullanılan bilgisayar programlarında hekimlerin hastaya ait test sonuçlarına kolayca ulaşımı ve kullanım kolaylığı sağlanarak, kullanılan bilgisayar programı test istem modüllerinde uyarı ve bilgilendirme ekranları koyarak ve bu programlar üzerinde test sipariş panelleri oluşturulması engellenerek düşürülebileceği düşünülmektedir.

KolesistektomiMaliyetMaliyet analizi+3
Hüseyin Aslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hekimlerin kişilik özellikleri bağlamında klinik rehberlere yönelik tutumları ve kullanım engelleri

Bu araştırmanın amacı hekimlerin kişilik özellikleri, klinik rehberlere yönelik tutumları, rehber kullanım engelleri bağlamında rehber kullanım sıklıklarını etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Veri toplama aracı olarak Beş Faktör Kişilik Ölçeği ile literatür taraması sonrasında hazırlanan klinik rehberlere yönelik tutum ve rehber kullanım engel ifadelerini içeren anket kullanılmıştır. Bir kamu hastanesinde görev yapan 245 hekimden veriler elde edilmiştir. Verilerin analizi SPSS (23) ve AMOS (24) istatistik programları kullanılarak yapılmıştır. Analizlerde Açıklayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Kruskal Wallis H Analizi, Mann Whitney U Analizi, Pearson Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi ve Yapısal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz bulgularında; hekimlerin kişilik özellikleri ile rehberlere yönelik tutum, rehber kullanım engelleri ve rehber kullanımı arasında anlamlı ilişkiler olduğu; kişilik özellikleri, rehberlere yönelik tutum ve rehber kullanım engellerinin rehber kullanımın belirleyicileri olduğu; hekimlerin kişilik özellikleri ile rehber kullanımı arasındaki ilişkide rehberlere yönelik tutumun aracılık rolünün olduğu belirlenmiştir. Tüm bulgular ışığında hekimlerin kişilik özelliklerinin rehberlere yönelik tutum, rehber kullanım engelleri ve rehber kullanımı üzerinde etkili olduğunu söylemek mümkündür. Rehber kullanımını artırmak için hekimlere rehberler hakkında eğitimler verilmesinin, farkındalıklarının artırılmasının, gerekli organizasyonel düzenlemelerin yapılmasının faydalı olabileceği değerlendirilmiştir.

DoktorlarHastanelerKişilik özellikleri+5
Selahattin Akyüz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Paf modeli ile bir devlet hastanesinde kalite maliyetlerinin incelenmesi

Hastanelerde kalite kapsamında yürütülen faaliyetlerin maliyetlerinin tespiti, ölçümü, takibi ve raporlandırılması hastane yönetimine belirlenen kalite hedeflerine yönelik yürütülen çalışmaların etkinliğinin değerlendirmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması açısından yol gösterici olmaktadır. Bu araştırmanın amacı; bir devlet hastanesinde kalite maliyetlerinin PAF modeline göre önleme, ölçme – değerlendirme, iç ve dış başarısızlık grupları bazında ortaya çıkarılarak her bir kalite maliyet kaleminin bağlı bulunduğu ilgili ana kalite maliyet grubuna oranı, toplam kalite maliyetine oranı ve toplam maliyete oranını belirlemektir. Veriler araştırmanın yürütüldüğü hastaneye ait tıbbi, idari, mali ve teknik kayıtların incelenmesi ve ilgili birim çalışanları, kalite birimi ve hastane yönetimi ile görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Araştırma Sakarya' da bir devlet hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öncelikle genel bilgiler başlığı altında temel kavramlar hakkında bilgi verilmiş, araştırmanın gereç ve yöntem kısmı açıklanmış ve sonrasında bulgular ve tartışma kısmında hastanenin kalite maliyetleri PAF (Prevention-Appraisal-Failure) modeline göre önleme, ölçme – değerlendirme, iç başarısızlık ve dış başarısızlık maliyetleri olarak gruplandırılmıştır. Elde edilen maliyet değerleri, yüzdesel olarak grafik ve tablolar yardımı ile değerlendirilmiştir. Önleyici, ölçme-değerlendirme ve başarısızlık ile ilgili kalite maliyet kalemleri; toplam maliyete, toplam kalite maliyetlerine ve bağlı olduğu ana kalite maliyet toplamına göre oranlanarak değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde oran analizi ve pareto analizinden faydalanılmıştır. Toplam maliyet içerisinde toplam kalite maliyetinin %20,69 orana sahip olduğu tespit edilmiştir. Toplam kalite maliyetleri içerisinde önleyici maliyetlerin en fazla paya (%95,59) sahip olduğu saptanmıştır. Önleyici maliyetleri ölçme – değerlendirme (%2,99), dış başarısızlık (%1,20) ve iç başarısızlık (%0,23) maliyetleri takip etmektedir. Araştırmanın son kısımında ise hastanelerde kalite maliyetlerinin takip edilmesinin önemi, belirlenen maliyet kalemlerinin içeriğinin geliştirilmesi ve hangi bölümlere yönelik çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiği hakkında önerilerde bulunulmuştur.

Devlet hastaneleriHastanelerKalite maliyeti+3
Buket Oğuz Alramazanoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hastaların Hacettepe Üniversitesi hastanelerini tercih nedenleri, hizmet ile ilgili değerlendirmeleri ve yaşadıkları sorunlar

Sağlık turizmi son yıllarda tüm dünyada gelişme göstermiş ve gidilen şehir veya ülkeye katma değer sağladığından ötürü alternatif bir turizm türü olarak birçok alan ve sektör tarafından önemsenmeye başlanmıştır. Yaşadığı yerde istediği sağlık hizmetini edinemeyen insanların daha iyi hizmet alacağı yerlere gitmeleri sağlık sektöründe hizmet kalitesinde ve rekabette artışı da beraberinde getirmiştir. Sağlık turizmi konusunda Türkiye'nin sağlık turizmindeki mevcut durumunun tespit edilmesi ve gelecekte atılması gereken stratejik adımlara ilişkin çeşitli çalışmalar yapılmış olmasına rağmen uluslararası hastaların tercihleri, aldıkları hizmetle ilgili değerlendirme ve karşılaştıkları sorunlar konusunda bir çalışmaya ulaşılmamıştır Bu çalışmada 2015 yılında yaklaşık 3249 uluslararası hastanın hizmet aldığı ve Türkiye'nin önemli bir referans sağlık merkezi olan Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinin uluslararası hastalar tarafından tercih edilme nedenlerini, aldıkları hizmet ile ilgili değerlendirmelerini ve karşılaştıkları sorunları tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırma Hacettepe Üniversitesi Hastanelerine Temmuz 2016 - Aralık 2017 tarihleri arasında yurt dışından sağlık hizmeti almak için başvuran, Türkçe ya da İngilizce bilen ve 18 yaş üzeri 344 ayakta ve yatan hastayı kapsamıştır. Araştırma sonucunda, uluslararası hastaların Hacettepe Üniversitesi hastanelerini tercih etmelerinin en önemli nedeninin "doktorların uluslararası arenada ünlü olması" olduğu, hizmet alım sürecinde en fazla destek hizmetler konusunda en az ise randevu konusunda sorunlar yaşadıkları, aldıkları hizmetle ilgili olarak en çok hekimlerden en az ise proseslerden memnun kaldıkları tespit edilmiştir. Katılımcıların hizmet alım sürecinde yaşadıkları sorunların; geldikleri ülke, yaş, gelir, eğitim, daha önce başka bir ülkede ya da Hacettepe Hastanelerinden hizmet alma durumu, hastaneye başvuru şekli ve hastane hakkında bilgi kaynağına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Uluslararası hastaların aldıkları hizmetle ilgili memnuniyetlerinin ise hizmet alım sırasında karşılaştıkları sorunlardan, geldikleri ülkeden, yaşlarından, Hacettepe Hastanelerinden daha önce hizmet alıp almamalarından ve hastane hakkındaki bilgi kaynaklarından etkilendiği bulunmuştur. Araştırmaya katılan hastaların %87,4'ünün başkalarına bu hastaneyi tavsiye edebilecekleri, %91'inin ise ihtiyaç olması halinde tekrar bu hastaneyi tercih edeceğini ifade ettiği görülmüştür. Hastaların Hacettepe Üniversitesi Hastanelerini başkalarına tavsiye etme düzeyinin proseslerden (işlemlerden) duyulan memnuniyet ile gelir düzeylerinden anlamlı şekilde etkilendiği, ihtiyaç olması halinde Hacettepe Üniversitesi Hastanelerini tekrar tercih etme düzeyinin ise yine proseslerden duyulan memnuniyet, cinsiyet ve eğitim düzeylerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırma bulgularının sağlık turizmi alanında hizmet veren hastane yöneticilerine uluslararası hasta potansiyelinin artırılabilmesi yönünde yapılacaklar konusunda veri ve bilgi sağlaması ve sağlık turizmi literatürüne katkıda bulunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık turizmi, sağlık turisti, uluslararası hasta, hastane tercih nedenleri, sağlık hizmetleri, hasta memnuniyeti, Türkiye

Hacettepe Üniversitesi Tıp FakültesiHasta memnuniyetiHastalar+6
Yagut Hasanova
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastanelerin performansı ve kaynak yönetimi ile hastane yöneticilerinin örgütsel özdeşleşme ve bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Hastanelerde performans ve kaynak yönetimi kavramları sağlık harcamalarının sürekli artması sebebiyle son yıllarda daha fazla önem kazanarak hem örgüt hem de yönetici özellikleri ile ilişkileri konusunda yapılan çalışmalara gereksinim duyulmuştur. Bu çalışmada; hastane ve yönetici özellikleri, yönetici örgütsel özdeşleşme ve bağlılık düzeyleri ile hastane performans ve kaynak yönetimi kapasitesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ve Ankara illerindeki Sağlık Bakanlığı'na bağlı 41 hastane ve 232 hastane yöneticisi üzerinde yapılmıştır. Çalışmada birincil ve ikincil veri kaynakları kullanılmıştır. Birincil veri kaynağı olarak anket yöntemi kullanılarak yöneticilerin demografik özellikleri, örgütsel ve mesleki bağlılıkları, özdeşleşme düzeyleri ile çalıştıkları hastanenin kaynak yönetimi kapasitesi ve algılanan performans düzeyine ilişkin görüşleri belirlenmiş, ikincil veri kaynağı olarak ise araştırma kapsamındaki hastane istatistiklerine başvurularak hastanelerin özelliklerine ve objektif performanslarına ilişkin veriler elde edilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda; hastanelerin faaliyet süresinin ve yöneticilerin örgütsel özdeşleşme düzeylerinin hastanelerin algılanan performans düzeyleri üzerinde, hastanelerin türü ve hizmet sunduğu tıp uzmanlığı sayısının objektif performans düzeyleri üzerinde anlamlı etkileri olduğu bulunmuştur (P<0,05). Buna karşın yöneticilerin görevi, cinsiyeti, toplam yöneticilik süresi, çalışmış olduğu hastanedeki yöneticilik süresi, formal yönetim eğitimi alma durumunun ve yöneticilerin örgütsel ve mesleki bağlılık düzeylerinin hastanelerin performansı üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı sonucuna varılmıştır (P>0,05). Hastanelerin kaynak yönetimi kapasitesi üzerinde ise hastane yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin güçlü bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır (P<0,05). Buna karşın yöneticilerin cinsiyeti, görevi, toplam yöneticilik süresi, bu hastanedeki yöneticilik süresi, mesleki bağlılık ve örgütsel özdeşleşme düzeyleri ile hastanelerin türü, hizmet sunduğu tıp uzmanlığı sayısı ve faaliyet süresinin hastane kaynak yönetimi kapasitesi üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığı belirlenmiştir (P>0,05). Ayrıca hastanelerin kaynak yönetim kapasitesinin algılanan ve objektif performans üzerinde aracı bir etkisi olup olmadığı incelendiğinde; objektif performans üzerinde aracı bir etkiye sahip olmadığı buna karşın algılanan performans üzerinde aracı etkiye sahip olduğu görülmüştür (P<0,05). Bu sonuçların hastanelerin performans ve kaynak yönetimi kapasitesi ile ilgili iyileştirmeler için önemli ipuçları sağlayacağı düşünülmektedir.

HastanelerKaynakKaynak yönetimi+5
Tolga Aktan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ilinde serbest eczacıların finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Mersin il merkezinde serbest eczacıların finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni Mersin il merkezinde faal olarak çalışmakta olan 334 sayıda serbest eczacıdan oluşmaktadır. Araştırmaya 179 serbest eczacı katılmıştır. Çalışmada serbest eczacıların finansal okuryazarlık tutum ve davranışını değerlendirmek amacıyla Sarıgül (2015) tarafından hazırlanan Finansal Okuryazarlık Tutum ve Davranış Ölçeği anketi kullanılmıştır. Finansal yönetim davranışını değerlendirmek amacıyla Dew ve Xiao (2011) tarafından geliştirilmiş, Türkçe güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Erişen ve Yılmaz (2021) tarafından yapılan finansal yönetim davranışı ölçeği anketinden yararlanılmıştır. Bununla birlikte kişisel bilgilerin sorgulandığı anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel olarak bağımsız örneklem sayısı iki değişkenli grup analizleri için Student T testi kullanılmıştır. Değişken sayısı 2'den fazla gruplarda anlamlı farklılığın belirlenmesi için Tek Yönlü ANOVA testi ve hangi grupların birbirinden farklı olduğuna bakmak için ise Post-Hoc testlerini kullanılmıştır. Finansal okuryazarlık ile finansal yönetim davranışı ve alt boyutları arasındaki ilişkileri test etmek için ise Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Serbest eczacıların finansal yönetim davranışı ölçeği toplam puanı ile eğitim alma talebi, aylık ortalama gelir düzeyi ve yatırım yapma durumu değişkenleri arasında finansal yönetim davranışı ölçeğinin alt boyutlarından kredi yönetimi ile medeni durum ve çalışma bölgesi değişkenleri arasında, tasarruf-yatırım yönetimi ile çalışma bölgesi, gelir düzeyi ve yatırım yapma değişkenleri arasında sigorta yönetimi ile eğitim alma talebi, gelir düzeyi ve yatırım yapma değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Katılımcıların finansal okuryazarlık tutum ve davranış ölçeği ortalama puanı ile finans alanında eğitim alma talebi ve yatırım yapma değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Yapılan analize göre finansal okuryazarlık ile finansal yönetim arasında orta düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Finansal okuryazarlık ile kredi yönetimi ve tasarruf-yatırım yönetimi arasında orta düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Finansal okuryazarlık ile nakit yönetimi ve sigorta yönetimi arasında düşük düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal Okuryazarlık, Finansal Yönetim, Serbest Eczacılar, Mersin İl Merkezi

EczacılarEczacılıkFinansal davranış+4
Tuba Şakar
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde yönetici iletişiminin hemşirelerin iş tatmini üzerindeki etkisi: Hastanelerde kritik bakım birimleri örneği

Kesitsel tipte tasarlanan bu araştırmanın amacı: COVID-19 sürecinde hastanelerde kritik bakım birimlerinde yönetici iletişiminin iş tatmini üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, bir ilin il merkezinde faaliyet gösteren bir üniversitesi hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 2 kamu hastanesi ve 3 tane özel hastanenin kritik bakım birimlerinde 01.01.2022-01.04.2022 tarihleri arasında görev yapan 1.312 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaya gönüllülük esasına dayalı olarak hastanelerin kritik bakım birimlerinde görev yapan 359 hemşire katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kritik bakım birimi hemşirelerinden kişisel verilerini ve iş özelliklerini öğrenmek amacıyla; "Kişisel Bilgi Formu", "Yönetici İletişim Ölçeği" ve "Minnesota İş Tatmini Ölçeğinin" yer aldığı anket formu kullanılmıştır. Araştırmada istatistik analiz olarak Mann-Whitney U testi, Student-t testi, Varyans Analizi, Korelasyon ve Çok Değişkenli Regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan korelasyon analizine göre kritik bakım birimlerinde görev yapan hemşirelerde yönetici iletişimi ile iş tatmini arasında pozitif anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Regresyon analizine göre de yönetici iletişiminin iş tatminini güçlü bir biçimde etkilediği saptanmıştır. Kritik bakım birimi hemşirelerinin yönetici ile kurdukları iletişim düzeyi arttıkça iş tatmin düzeyleri de artmaktadır. COVID-19 sürecinde hastalarla aynı ortamda 24 saat aynı havayı soluyan, sürekli temas halinde olan ve yaşamsal bulgularını ve genel durumunu takip eden, bakım veren kritik bakım birimi hemşireleri bu süreçte çok önemli bir rol üstlenmiştir. Böylesi olağanüstü durumlarda kritik birimlerde görev yapan hemşirelerin verimli ve etkili hizmet sunmaları, onların iş tatmini için oldukça önemlidir. Yöneticiler ve yöneticilerin iletişim kurma becerileri de iş tatmin düzeyini arttırarak daha güvenli sağlık hizmet ortamlarının yaratılmasına katkı sağlayacağı ileri sürülebilir.

COVID 19HastanelerHemşireler+6
Esra Yavuz
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Salgın hastalıklar bağlamında küresel kamusal mal olarak sağlık hizmetleri

Bu tez, salgın hastalıkların küresel düzeyde etkisini ve sağlık hizmetlerinin küresel kamusal mal olarak değerlendirilmesinin önemini incelemektedir. Salgın hastalıklar, hızlı bir şekilde yayılabilen ve toplumları tehdit eden bulaşıcı hastalıklardır. Son yaşanan COVİD-19 salgını, salgın hastalıkların küresel kamu sağlığına olan etkisini bir kez daha ortaya koymuştur. Sağlık hizmetleri, salgın hastalıkların önlenmesi, kontrolü ve tedavisi için temel bir bileşendir. Sağlık hizmetlerinin küresel kamusal mal niteliğine sahip olması ile uluslararası iş birliğinin ve politika geliştirmenin önemi ortaya çıkmaktadır. Uluslararası bilgi paylaşımı, kaynakların adil dağılımı, sağlık alt yapısının güçlendirilmesi, araştırma ve geliştirme çalışmalarına yapılan destekler, küresel sağlık hizmetlerinin etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tez, salgın hastalıkların küresel kamu sağlığına olan etkisini ve sağlık hizmetlerinin küresel kamusal mal olarak değerlendirilmesinin önemi konusunda bilinci arttırmayı amaçlamaktadır.

Hatice Koçhan Kula
Mersin University · Institute of Health Sciences
2023
00