Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Discipline

Business Administration

Bilecik Şeyh Edebali Üniversity

7,034

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız muhasebecilerin mesleki imaj algıları üzerine bir araştırma

Bağımsız muhasebecilerin kamu ve özel sektör için ürettikleri hizmet, bu kurumların mevcudiyetinde önemli bir rol oynar. Bu nedenle muhasebeciliğin işlevlerinin verimli hale getirilmesi, işletmelerin karlılığını ve yönetiminin etkinliğini artıracaktır. Muhasebeciliğin fonksiyonlarını iyileştirecek koşullardan biri, mesleki imajın geliştirilmesidir. Mesleki imaj ile muhasebeciliği etkileyen farklı faktörler arasında bulunacak ilişkiler, muhasebeciliğin verimliliğini ve etkinliğini geliştirmekte kullanılabilir. Çalışma, imajın tanımı ve tarihsel gelişimini tartışarak muhasebecilik mesleğinin imajının boyutlarını analiz etmiştir. Muhasebecilerin sosyoekonomik bazı verilerini ve çalışma şartları bağımsız değişken, muhasebecilerin mesleki imaj algısının ölçümleri ise bağımlı değişken olarak kullanılarak ANOVA analizleri yapılmıştır. Sonuçta, cinsiyet, gelir ve öğrenim durumu gibi değişkenlerin mesleki imaj hususunda herhangi bir etkisi tespit edilememiştir. Bunun yanında olumsuz çalışma koşullarının mesleki imajın olumsuz algılanmasına yönelik bir etkisi tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, somut öneriler haline getirilerek politika uygulayıcılarının dikkatine sunulmuştur. Mesleki imajı etkileyen faktörlerinin ortaya çıkarılmasını amaçlayan araştırma, muhasebecilik mesleğinin çalışanlarının verimliliğinin artırılması için önemli sonuçlar içermektedir.

Bağımsız denetimBağımsız denetim kuruluşlarıKurum imajı+6
Özgür Karaçoban
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde çalışan muhasebecilerin mesleki imaj algısı

Muhasebecilik mesleğinin işletmecilikte önemli bir rolü olduğu ve işletmelerin ayakta kalması için önemli bir işlev gerçekleştirdiği herkesçe bilinen bir gerçektir. Mesleğin verimliliğinin devam etmesi ve gelecekte hem çalışan hem de kaynakların devamlılığının sağlanabilmesi için mesleki imaj denen olgunun, muhasebecilik mesleği ve onun mensupları tarafından bilinmesi ve uygulanması gerekmektedir. Mesleki imajı gerçekleştiren ve iyileştiren faktörler oldukça çeşitlidir. Bu faktörlerin ortaya çıkarılması, imaj geliştirme çalışmalarının verimli olmasına neden olacaktır. Çalışmada bu faktörlerden yaş, gelir, tecrübe, cinsiyet, öğrenim ve kariyer üzerinde durulmuştur. Bu değişkenlerin hangilerinin imaj konusunda daha etkili olduğuna dair istatistiksel testler özellikle cinsiyet ve öğrenimin diğerlerine göre imaj konusunda etkisiz olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma ilgili değişkenlerin hangi imaj algılamalarıyla daha fazla ilişkide olduğunu göstererek politika önerileri geliştirmiştir.

Kurum imajıMesleki benlik algısıMesleki değer+6
Mehmet Bayram
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka değeri ile kurumsal itibar ilişkisinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Marka değeri kavramı bir örgütün sahip olduğu mali değere markanın yaptığı katkı olarak ifade edilirken; kurumsal itibar insanların örgüt hakkında 'iyi' veya 'kötü' olarak yansıttıkları değerlendirmeleri içeren ve karar verme mekanizmamızda güçlü yer edinmiş olan bir olgu olarak ortaya konulmaktadır. Tanımlardan yola çıkarak örgütlerin, maddi varlıklarının yanı sıra maddi olmayan "marka değeri" ve "kurumsal itibar" gibi varlıklara da fazlasıyla önem vermesi gerektiği söylenebilir. Bu iki kavramın iyi yönetilmesinin sürdürülebilir kârlılık, büyüme ve rekabet avantajı getireceği beklenmektedir. Bu çalışma Bereket Emeklilik ve Hayat Anonim Şirketinden hizmet satın alan 354 kişi üzerinden hareketle marka değeri ile kurumsal itibar arasındaki ilişkiyi ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca marka değerinin kurumsal itibar üzerinde etkisi olup olmadığı da çalışma kapsamında incelenmiştir. Çalışmada "Kurumsal İtibar Ölçeği" ile "Marka Değeri Ölçeği" kullanılmıştır. İki kavram arasındaki ilişkinin tespiti için korelasyon analizi, marka değerinin kurumsal itibar üzerindeki etkisini incelemek için ise doğrusal regresyon analizleri kullanılmıştır. Ayrıca çalışma grubunun demografik özelliklerine bağlı olarak kurumsal itibar ve marka değerine ilişkin algı düzeylerinde, farklılaşmalar olup olmadığı, T Testi ve One Way Anova analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizler neticesinde marka değeri ile kurumsal itibar arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki olduğu, marka değeri alt boyutlarından "marka sadakati" ve "algılanan marka kalitesi" boyutlarının kurumsal itibar alt boyutlarını etkilediği; "marka farkındalığı" alt boyutunun kurumsal itibar alt boyutlarını etkilemediği tespit edilmiştir. Ayrıca sonuçlar tüketicilerin kurumsal itibara ve marka değerine ilişkin algı düzeyleri ile demografik özellikleri arasında bazı değişkenler açısından anlamlı farklılıkların olduğunu, bazı değişkenler açısından ise farklılıkların olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak, araştırmanın literatürde yer alan birçok çalışma ile benzer sonuçlar gösterdiği gözlemlenmiştir.

Kurumsal itibarMarkaMarka değeri+2
Dilvin Arpa
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arıma modeliyle hasta talep tahmini: Bingöl Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi örneği

Sağlık, insan yaşamının en temel gereksinimlerinden biri olarak hayati bir rol oynar. İyi sağlık, bireylerin yaşamlarını sürdürmelerini sağlar, verimli çalışmalarına ve ekonomiye katkıda bulunmalarına olanak tanır. Aynı zamanda eğitim, yaşam kalitesi, sosyal ilişkiler ve toplumsal istikrar gibi bir dizi alanı olumlu etkiler. Sağlık, bireylerin potansiyellerini gerçekleştirmelerini desteklerken toplumların gelişimini ve sürdürülebilirliğini sağlar. İnsanların sağlık ihtiyaçlarının zamanında karşılana bilmesi; gerekli malzemelerin zamanında temin edilmesi ve sağlık personelinin yeteri sayıda bulunmasını planlanması sağlık ihtiyaçlarının karşılana bilmesi için önemlidir. Bu nedenle, doğru analizler yapılarak ileriye dönük tahminlerin yapılması, sağlık ihtiyaçlarının geliştirilmesi, iyileştirilmesi ve taleplere cevap verebilmek için atılabilecek adımlardan bir tanesidir. Özellikle zaman serileri ile yapılan araştırmalar sayesinde, farklı yöntemler kullanılarak ileriye dönük tahminler yapılabilmektedir. Bu çalışma Box-Jenkins yöntemi yani ARIMA modeli kullanılarak, Bingöl Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne gelen 6 yıllık hasta sayılarının verilerine uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Analizler için Minitab 21 adlı Paket programı kullanılarak sonuçlar elde edilmiştir. Minitab 20 programı kullanılarak yapılan korelogram ve Q istatistik testi sonuçları, hasta verilerine uygulanan, birinci fark alma işleminden sonra serinin durağanlığı sağlandığı gözlemlenmiştir. Bu sayede, ARIMA(1,1,1) modeli en uygun model olarak belirlenmiştir. Yapılan zaman serisi analizi, malzeme tedariki, doktorların izinlerinin planlanması ve ihtiyaç duyulan personelin temini gibi işletme faaliyetleri için önemli bir kaynak olmuştur. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda hastanenin ihtiyaç duyduğu malzeme tedarikinin, doktorların izinlerinin planlanmasının ve personel temininde daha doğru ve verimli kararlar alınabilmesi mümkün olabilecektir. Bu da işletmenin daha etkili bir şekilde yönetilmesine yardımcı olacaktır. Sonuç olarak, yapılan zaman serisi analizinin hastanenin faaliyetlerini destekleyen önemli bir araç olduğu ifade edilebilir.

Mücahide Güngör Oflaz
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0'ın kavranması noktasında üniversite eğitimi faktörünün etkisi: Bir devlet üniversitesi paydaşları üzerine bir araştırma

Bu çalışma, günümüzde etkisini göstermeye başlayan ve geleceğe yön verecek olan sanayinin dördüncü (4.) devriminin bilinirliğine üniversitede alınan eğitimin etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda kuramsal olarak temeli oluşturulan çalışma, güvenirliliği ölçümlenmiş 29 anket sorudan oluşan anket formu ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi içerisinde yer alan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesine kayıtlı, örneklem büyüklüğü ölçümü ve denge yaklaşımı gözetimlerine dayandırılarak 250 öğrenciden veriler toplanmıştır. Örneklemin oluşturulmasında tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örneklemeden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ve hipotezlerin incelenmesinde GraphPad Prism 8.0 istatistik programı kullanılmıştır. Fakülte içi ve fakülteler arası analizlerin yapılmasında normal dağılım ve homojenlik kriterlerinden dolayı parametrik test uygulaması tercih edilmiştir. Verilerin analiz sonucu; derslerinde ve bölümünde endüstri 4.0'a yönelik çalışmalar gerçekleştirilen öğrencilerin diğer öğrencilere göre bu kavrama karşı farkındalığının daha pozitif seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca teknoloji kullanımı da endüstri 4.0'ın bilinirliğinde etkilidir. Bu çalışma ile birlikte öğrencilerde endüstri 4.0'a yönelik bir ilgi ve araştırma isteği oluşmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulguların teori ve uygulama alanına katkıları tartışılmış, kavramın bilinirliğine yönelik olarak önümüzdeki süreçte üniversite eğitimi alan ve katma değer niteliği taşıyan beyin gücünün yetiştirilmesinde neler yapılır ve nasıl yapılır noktalarını içeren öneriler sunulmuştur.

BilecikEndüstri 4.0Endüstri+4
Oğuzhan Acar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri çevikliğine etki eden faktörlerin kaynak temelli yaklaşım perspektifi ile incelenmesi

Tedarik zinciri çevikliğine etki eden faktörlerin kaynak temelli yaklaşım perspektifi ile incelenmesi adlı bu çalışmada kaynak temelli yaklaşım bileşenlerinin tedarik zinciri çevikliği üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Tedarik zinciri çevikliği ve kaynak temelli yaklaşım; öğrenme yönelimi, özümseme kapasitesi, teknoloji yönelimi ve tedarik zinciri çevikliği olmak üzere dört alt boyutta incelenerek çalışmaya dahil edilmiştir. Öğrenme yöneliminin özümseme kapasitesine, özümseme kapasitesinin tedarik zinciri çevikliğine, öğrenme yöneliminin tedarik zinciri çevikliğine, teknoloji yöneliminin özümseme kapasitesine ve teknoloji yöneliminin tedarik zinciri çevikliğine doğrudan etkileri incelenmiştir. Daha sonra özümseme kapasitesinin öğrenme yönelimi ve tedarik zinciri çevikliği arasındaki aracılık rolü ile özümseme kapasitesinin teknoloji yönelimi ve tedarik zinciri çevikliği arasındaki aracılık rolü ayrı ayrı incelenerek yedi ayrı hipotez oluşturulmuştur. Tezde kullanılan kavramlar arasındaki ilişkilerin incelendiği bir çalışmaya literatürde rastlanılmamıştır. Bu çalışma ile ilgili literatürdeki boşluk doldurulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de üretim alanında faaliyet gösteren işletmelerin üst düzey yöneticileri ile yapılan ankete 289 kişi katılım sağlamıştır. Anket sonuçlarından elde edilen veriler ile frekans, normallik, güvenirlik ve aracılık analizleri test edilerek; ayrışma geçerliliği, açıklayıcı faktör ve doğrulayıcı faktör analiz sonuçları sunulmuştur. Ayrıca Sobel testi ile aracılık analizi doğrulanmıştır. Çalışma sonunda elde edilen bu bilgiler, kaynak temelli yaklaşım bileşenlerinin tedarik zinciri çevikliği üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak oluşturulan hipotezler doğrultusunda özümseme kapasitesinin öğrenme yönelimi ve tedarik zinciri çevikliği arasında kısmi aracılık rolü üstlenmekte olduğu ve özümseme kapasitesinin teknoloji yönelimi ve tedarik zinciri çevikliği arasında kısmi aracılık rolü üstlenmekte olduğu sonuçlarına varılarak hipotezler doğrulanmıştır.

Tedarik zinciri
Hülya Meral
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcama sürecinde uygulanan tedarik usullerinin hile riski açısından analizi- bir kamu kurumu örneği

Kamu alımlarını düzenleyen Kamu İhale Mevzuatı ve ikincil düzenlemelerle korunmaya çalışılan saydamlık, eşit muamele, güvenirlik, rekabet, gizlilik ilkeleri ile kamu faaliyetlerinin kamu yararı adına sağlıklı bir biçimde yürütülmesini amaçlanmaktadır. Kamu kurumları ile serbest piyasa arasındaki organik bağı oluşturan tek alım usulü ise doğrudan temin kamu tedarik yöntemidir. Bu sistemi oluşturan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nda doğrudan temin alım yöntemini düzenleyen 22. maddesi hile riskini önleyici ilkeleri olan Türk kamu ihale sisteminin temel ilkelerini taşımamaktadır. Kamu alımlarında hile riskinin tamamen ortadan kaldırma çabası çok fazla mevzuat değişikliği, bürokrasinin artarak işleyişin yavaşlaması ve kırtasiyeciliğin artmasına sebebiyet vereceği düşünülmektedir. Ancak doğrudan temin alım yönteminin sağladığı bu kolaylıklar bazen kamu kurumları aleyhinde oluşabilecek hile risklerini de beraberinde getirmektedir. Çalışmada 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 22'nci maddesi kapsamında yapılan alımlar sonucunda oluşabilecek hile risklerini tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla genel bütçeli bir kamu kurumunun yaptığı doğrudan temin alımları incelenmiştir. Araştırmanın kapsamını taşrada bulunan bir kamu kurumunun 2014-2018 yılları arasında 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında aldığı mal, hizmet ve yapım işleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 1.574 adet kamu alım dosyası ihale mevzuatı hükümleri ışığında incelenmiştir. 1.574 tedarik dosyasının 1.532 tanesi 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 22 inci maddesi olan doğrudan temin yöntemi ile yapıldığından araştırmada bu yöntem kapsamında yapılmış olan alımlar dikkate alınmıştır. 4734 Sayılı Kanun'da idarelerin ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılamasını sağlamak üzere, isteklilerle teknik şartlar ve fiyat üzerinde görüşme yapması mümkündür denmektedir ve kamu idarelerinin alımlarını yüz yüze pazarlık yaparak en uygun koşul ve fiyatta satın almasını öngörmüştür. Bu bağlamda incelenen kamu kurumunda doğrudan temin alım yöntemi anılan Kanun hükümlerine uygun olarak yürütülmektedir. Bununla birlikte harcama yetkilisi/kurum amirinin sınırsız takdir yetkisi ve gerçekleştirme sürecindeki konumu doğrudan alım yöntemini ve diğer kamu alım yöntemlerini hile riski açısından bazı durumlarda riskli hale getirdiği görülmüştür. Araştırmaya konu edilen kamu kurumunun alımlarını 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu ile belirlenmiş muhasebeleştirme ve raporlama kurallarına göre gerçekleştirdiği ve 3 bulgu hariç tüm önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi içerdiği tespit edilmiştir.

HileHileli işlemlerKamu harcamaları+7
Bilal Bat
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya popüler kişilerinin (fenomen)satın alma karar süreci üzerindeki rolü

Günümüzde "ağızdan ağıza pazarlamaya yeni bir boyut getirilerek "nüfuzlu pazarlama (Influencer Marketing) yöntemleri uygulanmaya başlanmıştır. İşletmeler; marka, ürün veya hizmetlerini nüfuzlu pazarlama yöntemlerini kullanarak tüketicilerle buluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, sosyal medya popüler kişilerinin (fenomen) satın alma karar süreci üzerindeki rolünü incelemeye yönelik bir araştırmadır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sosyal medya ve sosyal medya pazarlaması, ikinci bölümde nüfuzlu (Influencer) ve nüfuz pazarlaması (Influencer Marketing), son bölümde ise "Sosyal Medya Popüler Kişilerinin (Fenomen) Satın Alma Karar Süreci Üzerindeki Rolünün" incelendiği saha çalışması yer almaktadır. Anket formunun oluşturulması için kapsamlı bir literatür taramasının yanı sıra sosyal medya popüler kişilerinden (fenomen) daha çok etkilenebileceği düşünülen yaşları 18 ile 24 arasında olan öğrencilerle farklı zamanlarda görüşülerek farklı düşünceleri gözlemlemek adına katılımcıların görüşleri alınarak anket soruları oluşturulmuştur. Böylece anket soruları oluşturulmuştur. Ankette ayrıca Puotiniemi (2018)'nin sosyal medya fenomenleri ölçeğinden ve Meriç (2010)'in satın alma karar sürecine yönelik tutumlar ölçeği uyarlanarak kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında nihai anket formunun elde edilebilmesi için öncelikle Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde 30 öğrenciyle yüz yüze anket yöntemi ile pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Alınan geri bildirimler neticesinde anket formu son haline kavuşmuştur. Çalışma kapsamında hazırlanan çevrimiçi anket formunda nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklemin oluşturulmasında tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme seçilmiştir. Araştırma analizleri SPSS 22 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

FenomenlerMüşteri davranışıPopülerlik+4
Ezgi Zengin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik kabiliyetlerin tedarik zinciri çevikliği ve inovasyonu aracılığıyla firma performansına etkisi

Bu tez çalışmasında, dinamik kabiliyetlerin tedarik zinciri inovasyonu ve çevikliği yoluyla firma performansına etkisi incelenmektedir. Dinamik kabiliyetlerin tedarik zinciri inovasyonu ve çevikliği yoluyla firma performansına etkisini değerlendiren bir çalışmaya literatürde rastlanılmamıştır. Çalışmaya konu olan kavramlar arasındaki ilişkilerin literatürde farklı çalışmalarda ayrı ayrı araştırıldığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın amacı, literatürdeki boşluğu doldurarak katkı sağlamaktır. Kavramlar arasında dokuz ayrı hipotez kurulmuştur. Kavramlar arasındaki ilişki bütüncül bir şekilde incelenerek literatüre katkı sağlayacaktır. LinkedIn sosyal iş ağı platformu üzerinden Türkiye'de bulunan imalat sektöründeki işletmelerin yöneticilerine online anket yönlendirilip, 433 anket uygulanmıştır. Anket çalışması ile elde edilen verilerle güvenilirlik analizi ve yapı geçerliliği sınanarak; açıklayıcı faktör analizi ile doğrulayıcı faktör analizi sonuçları elde edilmiştir. Sonuç olarak, dinamik kabiliyetlerin tedarik zinciri inovasyonu ve çevikliği yoluyla firma performansına etkisi arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilerek, hipotezlerin doğruluğu ispatlanmıştır.

Tedarik zinciri
Esra Açık
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe performansa dayalı prim sisteminin rolü üzerine bir araştırma

Bu tezin temel amacı bankacılık sektöründe performansa dayalı prim sisteminin çalışanlar üzerindeki rolünü incelemektir. Bu bağlamda, seçilen ölçek yardımıyla prim sisteminin genel rolünü ölçen ifadelerin, yanıtlayıcıların bağlı bulundukları bölümler düzeyinde anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlenmiş ve aralarındaki ilişki ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin örneklemini özel bir bankada sekiz farklı bölümde çalışan 253 banka çalışanı oluşturmuştur. Tezin amacı doğrultusunda Kruskal Wallis H Testi sonuçlarına göre banka çalışanlarının çalıştıkları bölümler ile "Genel olarak kurumda uygulanan prim sisteminden memnunum" ifadesi ve "Prim sistemi ile bireysel çabalarım fark edilir" ifadesi arasında anlamlı bir fark bulunmaktadır (p<0.05).

Banka çalışanlarıBankacılıkBankacılık+6
Murat Koca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Rekabet gücünün belirleyicileri olarak firma yetenekleri farklılaştırma stratejileri ve firma performansı ilişkisi

Günümüzde artan rekabet karşısında firmalar rakipler karşısında iç ve dış çevrelerini analiz ederek yeteneklerine uygun stratejiler belirlediklerinde rekabet gücü elde etmektedirler. Araştırmamızda firma yeteneklerinin, farklılaştırma stratejilerinin aracı etkisi ile firma performansına sağladığı katkının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Marmara Bölgesinde, İSO birinci 500 ve İSO ikinci 500 de bulunan firmalardan anketler toplanmış, araştırma modeli ve hipotezler oluşturulmuştur. Değişkenlerin ilişkilerini ölçmek için istatistik paket programları kullanılarak bağımlı ve bağımsız değişkenler ayrı ayrı faktör analizine tabi tutulmuştur. Faktörlere ait Cronbach Alpha değerlerinin 0,7'nin üzerinde olması sonucunda ölçeklerin güvenilir olduğu doğrulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizleri ile firma yetenekleri ve firma performansı arasında anlamlı ve olumlu ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizinde farklılaştırma stratejileri analize dahil edildiğinde firma yetenekleri ve firma performansı arasında farklılaştırma stratejilerinin etkisinin ortadan kalkmadığı ancak Beta değerlerine bakarak etkisinin azaldığı ve kısmi aracılık etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Firmalar yeteneklerini kullandıklarında, ürün ve hizmetlerde yaptıkları yeniliklerle, farklılaştırma stratejilerinin aracılık etkisi ile mali büyüme performansını arttırdıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Farklılaştırma stratejileriFirma performansıPerformans+4
Filiz Sivaslıoğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Toksik liderlik algısının örgütsel sessizlik, duygusal bağlılık ile görev performansı arasındaki ilişki

Örgütlerin etkinlik ve verimliliklerini sürdürebilmeleri için değer üreten çalışanların beceri ve yetenekleri, hiç şüphesiz örgütler için en temel kayaklardır. Örgütlerin tüm soyut değerlerinin ürün ve hizmet olarak ortaya çıkmasında liderin takipçileri üzerindeki tutum ve davranışlarının niteliği, bu sürecin etkinliğinde oldukça önemlidir. Yönetici ve takipçi arasındaki uyum ve iletişim örgütlerin performansında ve diğer kaynakların etkin kullanımında rol oynamaktadır. Günümüze kadar yapılmış tüm alan yazın çalışmaları incelendiğinde liderlerin olumlu tutum ve davranışları üzerinde yoğunlaşıldığı gözlemlenmektedir. Ancak, olumlu lider örgütü pozitif yönde desteklerken, olumsuz lider tam aksi yönde etkilemektedir. Hatta bazı çalışmaların sonuçlarına göre örgüt için olumsuz liderlik davranışının yıkıcı etkisi olumlu liderlik davranışının yapıcı etkisinden daha fazla olmaktadır. Çalışmada örgüt amaç ve hedefleri önünde engel oluşturan Toksik Liderlik Algısının, Çalışan Sessizliği, Çalışan Duygusal Bağlılığı ve Görev Performansı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bunun için İstanbul ilinde Kamu ve Özel toplam dokuz hastanede çalışanlarla yüz yüze görüşme yöntemiyle anket uygulanmış ve 507 geçerli anket üzerinden analiz edilmiştir. Çalışma sonunda modele uygun şekilde Toksik Liderlik ve Görev Performansı ilişkisinde Örgütsel Sessizliğin aracılık etkisi gözlenmemiştir. Fakat çalışma sonunda Duygusal Bağlılığın bahsi geçen ilişkide tam aracılık etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan Örgütsel Sessizliğin ve Performans ilişkisinde Duygusal Bağlılığın kısmi aracılık etkisi ortaya konmuştur.

Duygusal bağlılıkGörev performansıLiderler+4
Birgül Demir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marmara bölgesinde kentsel dönüşümün birey üzerindeki sosyo-ekonomik etkileri

Bu çalışmanın amacı Marmara bölgesinde kentsel dönüşümün birey üzerindeki sosyo-ekonomik etkilerinin ortaya konmasıdır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ili Esenler, Bağcılar ve Güngören ilçelerinde yaşayan 375 kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların meslek durumları "Sizce kentsel dönüşüm projesinin bölgedeki olumsuz etkilerini azaltmak için neler yapılmalıdır? sorusu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın katılımcıların yaş grupları ve eğitim durumlarına göre bu sorunun cevabı pozitif ve düşük düzeyde ilişkilidir. Ayrıca katılımcıların meslek durumları, yaş grupları ve eğitim durumları ile "Sizce kentsel dönüşüm projesi bölgedeki kira bedellerini nasıl etkileyecek?" sorusu arasında pozitif ve düşük düzeyde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak Katılımcıların "Sizce kentsel dönüşüm projesinin bölgedeki olumsuz etkileri nelerdir?" sorusuna verdiği cevaplar incelendiğinde; katılımcıların %41,9'u kentsel dönüşüm projesinin "yoksul bölge halkının bölgeden konut alma gücünün olmayışı" durumunun ortaya çıkacağını belirtmişlerdir. Katılımcıların "Sizce kentsel dönüşüm projesinin bölgedeki olumsuz etkilerini azaltmak için neler yapılmalıdır?" sorusuna verdiği cevaplar incelendiğinde; katılımcıların %31,7'si "Yoksul bölge halkına aynı bölgede gelir düzeyine göre farklı konutlar üretilmeli" ile kentsel dönüşüm projesinin olumsuz etkisinin azalacağını belirtmişlerdir.

Kentsel dönüşümMarmara bölgesiProjeler+2
Emre Mısırlı
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Satış temsilcisinden memnuniyetin müşteri bağlılığına etkisi: İlaç sektöründe hekim-tıbbi tanıtım temsilcisi ilişkisi temelinde bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, hekimin tıbbi tanıtım temsilcisinden duyduğu memnuniyetin ilaç firmasına sadakati üzerindeki etkisini araştırmaktır. Tıbbi tanıtım temsilcisinin hekim-müşteri ile ilişkisi, işletmeler arası ilişkilerin önemli bir türüdür. Türkiye genelindeki 1.129 hekime, ilaçlarını en çok reçeteledikleri ilaç firmasının kendileriyle ilişkiyi yürütmekten birinci derecede sorumlu tıbbi tanıtım temsilcisini değerlendirmelerinin istendiği bir anket uygulanmıştır. Araştırmaya sadece uzman hekimler katılmıştır. Anketler, yüz yüze ve elektronik posta aracılığıyla toplanmıştır. Model, çoklu regresyon ile sınanmıştır. Ayrıca, aracılık etkileri de regresyon ile sınanmıştır. Bulgular, satış temsilcisinin özellikleri (satış temsilcisinin uzmanlığı ve hekimce algılanan gücü) ile hekimle kurduğu ilişkinin özelliklerinin (yakınlık ve benzerlik) satış temsilcisinden memnuniyet üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir. Aynı şekilde, satış temsilcisinin özellikleri ile hekim-satış temsilcisi ilişkisinin nitelikleri, hekimin satış temsilcisine güveni üzerinde anlamlı etkiye sahiptir. Tıbbi tanıtım temsilcisinin uzmanlığı ve gücü, hekimin reçeteleme davranışıyla ölçülen firma sadakati üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Ancak, hekimin ilaç firmasına duyduğu güven, firma sadakati üzerinde daha büyük bir etkiye sahiptir. Tıbbi tanıtım temsilcisinin hekimle yakınlığı veya benzerliği, hekimin firma sadakati üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. Hekimin firmaya duyduğu güven ile firmanın tıbbi tanıtım temsilcisine duyduğu güven birbirini etkilemektedir. Ancak, hekimin tıbbi tanıtım temsilcisine duyduğu güvenin ve tıbbi tanıtım temsilcisinden memnuniyetinin firma sadakati üzerinde aracılık etkisi bulunamamıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde kısıtlara, gelecekteki araştırmalara ilişkin önerilere ve iki grupta incelenen yönetsel önerilere yer verilmiştir.

Müşteri bağlılığıMüşteri tatminiSatış elemanları+3
Olkan Budak
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan sağlıkta kalite standartları hastane versiyon 5 (SKS-hastane V5)'in EFQM mükemmellik modeli (EFQM MM) ile karşılaştırılmasına yönelik durum çalışması

Tezin amacı SKS Hastane Versiyon 5 (SKS Hv5) değerlendirmesine göre 85 ve üzeri puan alarak iyi seviyede performans sergileyen ve Kalite Yönetim Birimi bulunan üç Kamu Hastanesi'nin EFQM Mükemmellik Modeli (EFQM MM) değerlendirmesi kriterlerine göre kaç puan alacağının belirlenmesini sağlamak ve iki modelin karşılaştırmasını yapabilmektir. Böylece iki model arasında benzerlik ve farklılıkların olup olmadığı görülebilecektir. Bu karşılaştırma ile aynı zamanda hastanelerde kalite odaklı bütünsel performans değerlendirme ölçüm araçlarının kullanım alanı bulmasına da dikkat çekmek istenmiştir. Araştırma Nitel Araştırma Yaklaşımı çerçevesinde "Durum Çalışması" araştırma deseni kullanılarak üç kamu hastanesi incelendiği için çoklu durum çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 3 kamu hastanesi'nin üst düzey yöneticileri olmak üzere (Başhekim, Kalite Direktörü, Sağlık Hizmetleri Müdürü, İdari ve Mali İşler Müdürü ) toplamda 9 yönetici oluşturmaktadır. Görüşme tekniği uygulanırken EFQM MM'nin 9 ana kriteri ve alt kriterlerinden oluşan yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış olup prob (sonda) sorular da görüşme sırasında kullanılmıştır. Görüşmeler ses kayıt cihazına kaydedilmiştir. Her bir yönetici ile ses kayıt cihazı eşliğinde yapılan görüşmeler ortalama 45dk kadar sürmüştür ve görüşmeleri tamamlayabilmek adına her bir hastane için ortalama üç gün ayrılmıştır. Veri analizi yapılırken betimsel analiz benimsenmiştir. Geçerlilik ve güvenilirlik sağlamak için ise Guba ve Lincoln'ün (1982) alan yazına kazandırdığı altın standart olarak ifade edilen kriterler olan; inanılırlık, güvenilebilirlik, onaylanabilirlik ve aktarılabilirlik unsurları kullanılıp olumlu geribildirimler alınmıştır ve sonuçlarla alakalı konunun uzmanları ile mutabakat sağlanmıştır. Araştırmanın sonucunda SKS Hastane V5 değerlendirmesine göre 100 üzerinden 94-97 puan aralığına sahip üç hastane, EFQM Mükemmellik Modeli puanlandırmasına göre 301-304 aralığında puanlar almıştır. Üç hastanenin puan ortalaması ise 301 olmuştur. Bu sonuç dört aşamalı bir puanlandırmaya sahip olan RADAR'ın Mükemmellikte yetkinlik seviyesi (300Anahtar Kelime: EFQM modeli = EFQM model ; Hastaneler = Hospitals ; Kalite standartları = Quality standards ; Sağlık Bakanlığı = Ministry of Health ; Sağlık hizmetleri = Health services ; Sağlık hizmetleri kalitesi = Quality of health care ; Sağlık kuruluşları = Health institutions ; Standartlar = Standards

EFQM modeliHastanelerKalite standartları+5
Fatma Meltem Yurtseven
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de lojistik faaliyetler ve soğuk zincir lojistiği üzerine bir kümelenme modeli önerisi

Çalışmanın temel amacı, soğuk zincir lojistiği çerçevesince kümelenme faaliyetleri ve işlevlerini inceleyerek Türkiye'de soğuk zincir lojistiği kapsamında gıda ve yaş meyve-sebze ürünleri için bir kümelenme modeli oluşturulmaya dair öneri de bulunmaktır. Araştırma kapsamında söz konusu olan öneri, Türkiye'nin mevcut süreçte soğuk zincir lojistiğindeki durumunu, soğuk zincire konu olan ürünler özelinde, dünyada bu alanda başarılı olan ülkeler ile karşılaştırmaktadır. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin soğuk zincir sektörü göz önünde bulundurulması sureti ile ülkenin aslında nasıl bir kümelenme modeline ve bu kümelenme modelinin içerisindeki unsurların, Türkiye'nin kendi şartlarına göre nasıl olması gerektiğinin belirlenmesi ve bir öneri olarak sunulmasıdır. Çalışmanın bu amacının gerçekleştirilmesi adına, Michael Porter'ın geliştirmiş olduğu kümelenme modelinden yola çıkılmış ve bu model üzerinden, Türkiye'nin mevcut şartları ve potansiyeli değerlendirilerek özgün bir model önerisi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Model içinde Türkiye'nin sahip olduğu kurumsal ve üretimsel yapının şartlar ve kısıtları dikkate alınmış, özellikle de çalışmanın "Soğuk Zincir Lojistik Yönetimi" adını taşıyan ikinci bölümünde yer verilen dünyadaki soğuk zincir lojistiği faaliyetleri ile Türkiye'nin faaliyetlerini bir SWOT analizi ile karşılaştıran değerlendirmeden yararlanılmıştır. Bununla birlikte yine dünya genelinde fark yaratan ve özellikle de ülke ekonomilerine ciddi ölçekli katkılar sağlayan soğuk zincir kümelenme faaliyetleri detaylı olarak incelenmiştir.

KümelemeKümeleme yöntemiLojistik+3
Sabire Yazıcı
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlama alanında yapılan dürtme konulu çalışmaların bibliyometrik analizi

Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 1996 – 2020 yılları arası pazarlama alanında hazırlanmış "dürtme" konulu çalışmalarının içeriği çeşitli değişkenlere göre analiz edilip incelenmiştir. Araştırmada, "Nudging to the Marketing" anahtar kelimesi Web of Science veri tabanında aratılarak 2020 yılına kadar olan veriler elde edilmiştir. Anahtar kelime aratıldıktan sonra ortaya çıkan indekste, 219 farklı dergide yayınlanan 208 makale; yazarların yayın sayısı, yazarların ülkeleri, yazarların aldığı atıf, yayınların yayım yılı, yayım kaynakları ve kullanılan anahtar kelime bulutu gibi başlıklarda incelenmiştir. Elde edilen verileri inceledikten sonra anlamlı bir hale getirmek için açık kaynak kodlu, RStudio Version 1.3.1093 programı ve programın biblioshiny yardımcı paketi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda dürtmenin gelişmiş ülkelerde pazarlama çalışmalarına ve pazarlama ile ilgili toplumsal yapılara yardımcı olacağı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler iki ana alanı birbirine bağlamak için geniş seçilse bile, çalışma alanının genç olması bu alana yönelik bilimsel yayımlara ihtiyaç olduğunu da göstermektedir. Bu çalışma kronolojik olarak incelendiğinde dürtme kavramının, pazarlama alanıyla birlikte ne kadar süredir çalışıldığı ve bu çalışmaların pazarlama ile ilişkisi araştırılmıştır.

Bibliyometrik çözümlemeDürtmeDürtme kuramı+1
Murat Eryaşar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İyi kurumsal yönetimin başarılmasında muhasebe bilgi sistemi kapsamında entegre raporlamanın rolü

İşletmelerin paydaşlarını bilgilendirme sorumluluğunun standart hale geldiği günümüzde kurumsal raporlama küresel ölçekte önemli kavramlardan biri haline gelmiştir. Geçmiş dönemlerde ve günümüzde işletmeler çeşitli başlıklar altında farklı raporlar yayınlamaktadırlar. Son dönemlerde kurumsal raporlamada yeni ve geniş kapsamlı tümleşik raporlama yöntemi olarak entegre raporlama dünya genelinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Entegre raporlama, finansal, sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim raporlarının tek bir rapor halinde sunulmasına imkan tanıyan, işletmelerin finansal ve sürdürülebilirlik performansını entegre olarak bütüncül biçimde ortaya koyan bir raporlama sistemidir. İşletmelerin finansal olan ve olmayan bilgilerinin entegre düşünce yapısıyla entegre edilip işletmenin ilgili dönemde nasıl değer yarattığını, gelecekte işletmeyi bekleyen risk ve fırsatları belirtmektedir. Entegre raporlama paydaşların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlama hususunda bilhassa geleceğe dair karar verme sürecinde öz ve değer yaratmaya yönelik bilgi akışını sağlama noktasında oldukça önemlidir. Böylelikle yatırımcılar işletmenin stratejisi ve yaratmış olduğu katma değeri göz önünde bulundurup, işletmelerin gelecekte nasıl bir yol izleyeceğine dair bilgi sahibi olacaklardır. İyi bir kurumsal yönetime sahip olan işletmelerin tüm pay sahiplerine yarattığı değer ile entegre raporlama ve bilgi kullanıcılarına aktarması daha olasıdır. Etkili kurumsal yönetime sahip olan işletmeler yeniliklerin benimsenmesinde çok daha başarılı olabilmektedir. Entegre raporlamanın iyi kurumsal yönetimin başarılmasına ve işletmelere birçok açıdan olumlu etki edeceği düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı; kurumsal yönetim kavramının öneminin artması ve etkili yönetim için raporlamanın işletmeler için büyük öneme sahip olması, iyi kurumsal yönetimin başarılmasında muhasebe bilgi sisteminin yeri ve önemine değinilerek entegre raporlamanın geleceğe dair menfaat sahiplerine bilgiler sunması açısından yaygınlaşması nedeniyle işletmelerin başarılı bir yönetim sergilemesinde bu alanların önemine değinme amacıyla araştırma yapılmıştır.

Entegre raporlamaKurumsal yönetimKurumsal yönetim endeksi+2
Melek Kaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe etiği eğitimi: Meslek etiği ve vergi açısından değerlendirilmesi

Doksanlardan itibaren iletişim imkanlarının artmasıyla birlikte hayatın diğer pek çok alanında olduğu gibi iş dünyasında da birçok sır ifşa olmuş ve şirketlerin itibar ve para kaybetmemek uğruna yaptıkları finansal rapor manipülasyonları ortaya saçılmıştır. Bu durum yatırımcıların, diğer paydaşların ve genel olarak toplumların etik konusunda hassasiyetlerinin artmasına sebep olmuştur. Toplumda artan bu hassasiyetlerin sonucunda gerek IFAC (Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu) gibi küresel çapta faaliyet gösteren meslek örgütleri gerekse de TÜRMOB (Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) gibi ulusal bazda faaliyet gösteren kuruluşlar ve devletler tarafından etikle ilgili kanun, yönetmelik vb. düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Bu örgütler yaptıkları düzenlemelerde bahsi geçen manipülasyonları engellemek için muhasebe etiği eğitimi verilmesinin gerekli olduğu sonucuna varmışlardır. Vergi beyannamelerini hazırlayan kişiler olmaları sebebiyle muhasebe meslek mensuplarının etik hassasiyetlere sahip olmaları vergi kaçakçılığını önlemede alınması gereken önlemlerden biri olması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada öncelikle; vergi kavramı tanımlanmış, vergi toplamanın amaçlarına, vergi ahlakını etkileyen etmenlere, vergi kaçırma - vergiden kaçınma kavramları ve aralarındaki farklara değinilerek vergi kaçırma ve vergiden kaçınma davranışlarının sebepleri incelenmiştir. Sonra; ahlak - etik kavramlarının tanımı yapılmış, etik teorilerine yer verilmiş, muhasebe etik kuralları, muhasebe meslek etiği eğitiminin öneminden bahsedilerek meslek etiğine ilişkin eğitim yöntemlerine değinilmiştir. Daha sonra ise; muhasebe etik eğitimi ile meslek mensubu - vergi kaçırma - vergiden kaçınma davranışlarının birbirleriyle ilişkisi incelenmiştir. Konuyla ilgili yapılan çalışmaların çok büyük bir çoğunluğunda etik eğitiminin bireylerin etik muhakemelerini güçlendirip, etik hassasiyetlerini geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan literatür incelemelerinin ışığında, muhasebe etiği eğitiminin vergi kaçırma ve vergiden kaçınma davranışlarını engelleme hususunda etkili olacağı çıkarımında bulunulmuştur.

EtikMuhasebeMuhasebe eğitimi+3
Emre Tatlıyer
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilik özelliklerinin içsel ve dışsal whistleblowing niyeti üzerindeki etkisinde X ve Y kuşaklarının düzenleyici etkisi

Örgütlerde ortaya çıkabilecek yasal ya da etik olmayan faaliyetler bütün taraflar için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Whistleblowing örgütün karşı karşıya kalabileceği muhtemel sonuçların engellenebilmesi veya daha fazla zarar vermemesi için önemli bir araçtır. Farklı kuşaklardan çalışanların kişilik özelliklerinin içsel ve dışsal whistleblowing niyeti üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma, kişilik özelliklerinin içsel ve dışsal bilgi uçurma niyeti üzerindeki etkisi üzerinde kuşakların düzenleyici etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, kişilik envanteri olarak HEXACO-60'ın kullanılmış ve veriler 316 hemşireden çevrimiçi bir anket aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız t testi, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testleri ile ANOVA, korelasyon analizi, regresyon analizi, Process Macro ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre dürüstlük-alçak gönüllülük ve uyumluluk faktörleri ile dışsal whistleblowing niyeti arasında negatif yönlü ve anlamlı; dışa dönüklük ve sorumluluk faktörleri ile içsel whistleblowing niyeti arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki vardır. X ve Y kuşakları arasında dışsal whistleblowing niyeti açısından istatistiki olarak anlamlı bir fark vardır. Yapılan doğrusal regresyon analizleri sonucunda dışadönüklük ile sorumluluk boyutlarının içsel whistleblowing niyeti üzerinde ve dürüstlük-alçak gönüllülük faktörünün ise dışsal whistleblowing üzerindeki negatif yönlü bir etkisi bulunmuştur. X ve Y kuşaklarının yalnızca uyumluluk faktörünün hem içsel hem de dışsal bilgi uçurma niyeti üzerindeki etkisinde düzenleyici bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur.

KişilikKişilik özellikleriKuşaklar+3
Bülent Turan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde psikolojik sermayenin rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma

Çalışma yaşamı her geçen gün daha yoğun ve stresli hale gelmektedir. Bu yoğun çalışma koşulları altında uzun süre kalan çalışanlar psikolojik ve fizyolojik bazı sorunlar yaşamaktadır. Psikolojik açıdan huzursuzluk, gerginlik, tükenmişlik ve mutsuzluk gibi hususlar deneyimlenmektedir. İşin birçok kişi için hayatın merkezinde olması bu olumsuzlukların daha da fazla yaşanmasını tetiklemektedir. Bunlardan biri de iş-aile çatışmasıdır. İş-aile çatışması iş sorumluluklarının ve aile sorumluluklarının yeterince yerine getirilmemesi, ailenin ihmal edilmesi ve aileye yeterince zaman ayrılamamasından kaynaklanmaktadır. İş-aile çatışmasına zamanında müdahale edilmezse bireyin iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilecek bir konudur. Bu sebeple iş-aile çatışmasının sonuçlarının ve iş-aile çatışmasının azaltılmasında etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici rolü incelenmiştir. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için nicel bir araştırma tasarlanmıştır. Araştırmaya toplamda 277 özel sektör çalışanı katılmıştır. Araştırma bulgularına göre iş-aile çatışması işten ayrılma niyetini pozitif, psikolojik sermaye işten ayrılma niyetini negatif etkilemiştir. Psikolojik sermaye iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde düzenleyici rol oynamıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise şu şekildedir. Cinsiyet ve eğitim düzeyine göre iş-aile çatışması, işten ayrılma niyeti ve psikolojik sermaye farklılaşmamıştır. Evlilerin psikolojik sermaye düzeyleri bekârlardan daha yüksek çıkmıştır. Çocuk sayısı arttıkça işten ayrılma niyeti azalmıştır. Yaş ve iş yaşamında çalışma tecrübesi arttıkça, psikolojik sermayenin de arttığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmış, bundan sonraki araştırmalar, örgütler ve çalışanlar için bazı önerilerde bulunulmuştur.

Psikolojik sermayeÇalışanlarÖzel sektör+2
Hatice Ecem Gezer
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Volatilite endekslerinden finansal yatırım araçlarına doğru getiri ve volatilite yayılımı: COVID-19 öncesi ve sonrasının VAR-EGARCH ile analizi

Bu çalışmada, Çok Değişkenli VAR-EGARCH yöntemi kullanılarak; VIX, OVX, GVZ ve MOVE endekslerinden uluslararası yatırım araçlarına doğru getiri ve volatilite yayılımları, farklı piyasa koşulları ile karakterize edilen Covid-19 öncesi ve sonrası dönemler için karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Analizler sonucunda, altın piyasasına doğru pandemi öncesi sadece MOVE endeksinden getiri yayılımı bulunmasına rağmen pandemi sonrası herhangi bir getiri aktarımına ulaşılamamıştır. Volatilite bağlantılarının ise, pandemi sonrasında nispeten zayıfladığı görülmüştür. Yine Brent tipi ham petrol piyasasına doğru getiri etkileşimlerinin küresel salgın sonrasında işlevselliğini bütünüyle yitirdiği buna karşılık volatilite yayılımlarının yoğunlaştığı belirlenmiştir. Öte yandan ABD Dolar endeksinin Covid-19 öncesinde yalnızca GVZ endeksinden, Covid-19 sonrasında yalnızca VIX endeksinden getiri aktarımlarına maruz kaldığı gözlemlenmiştir. Volatilite bağlantılarının ise, Covid-19 ile birlikte arttığı tespit edilmiştir. ABD 10 yıllık gösterge tahvil faiz oranına doğru, salgın sonrası daha az getiri ve volatilite etkileşimlerinin yaşandığı da anlaşılmıştır. Ancak, S&P 500 endeksinin, her iki dönemde de, zımni volatilite endekslerinin getirilerinden yoğun olarak etkilendiği saptanmıştır. Ayrıca, bu endekse doğru hem kriz öncesi hem de sonrası, VIX endeksinden volatilite yayılımları elde edilirken; kriz sonrası, GVZ endeksinden de volatilite aktarımları bulgulanmıştır. Son olarak, Brent tipi ham petrol ve S&P 500 endeksine gelen şoklarının her iki dönemde de asimetrik bir etki meydana getirdiği, ABD Dolar endeksi ve ABD 10 yıllık gösterge tahvil faiz oranına yönelik asimetrik etkinin Covid-19 sonrasında ortadan kalktığı, altın piyasasına gelen şoklarının ise asimetrik bir etki doğurmadığı görülmüştür.

Enes Yıldız
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Personel güçlendirme, personel güçlendirmeyi etkileyen faktörler ve bu faktörlerin DEMATEL yöntemi ile analiz edilmesi

Bu çalışmada personel güçlendirmeyi etkileyen faktörlerin önem seviyeleri ve faktörler arası ilişkiler, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden biri olan DEMATEL yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu faktörler üç ana ve bu ana faktörlere ait on altı alt faktör olarak literatürden derlenmiştir. Ana faktörler mesleki faktörler, örgütsel faktörler ve bireysel faktörler olarak üçe ayrılmıştır. Mesleki faktörler; "mesleki tecrübe", "mesleki bezginlik", "rol çatışmaları" ve "rol belirsizliği" olarak dört alt faktör olarak incelenmiştir. Bireysel faktörler; "iş birliği ve ekip çalışması", "tanınma ve takdir edilme", "mesleki bilgi ve beceri", "örgütsel aidiyet" ve "bireysel motivasyon" olarak beş alt faktör olarak ele alınmıştır. Örgütsel faktörler ise "istihdam eksikliği ve çalışanların işlerinin iyileştirilmemesi", "iş ortamı", "yoğun denetim", "iş yeri eğitimleri", "örgütteki amaç, sorumluluklar ve yetkiler", "formal algı" ve "iletişim zayıflığı" olarak yedi alt faktör olarak belirlenmiştir. DEMATEL yöntemi uzman görüşü ile faktörler arası ilişkileri açık bir şekilde tanımlayarak, söz konusu faktörün etkilenen mi yoksa etkileyen mi faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada da özel sektör çalışanı ve insan kaynakları alanında tecrübesi olan yetmiş iki uzmanın görüşleri alınarak, faktörlerin önem seviyeleri ve ilişkileri ortaya konmuştur. Sonuçta; üç ana faktörün de önem ağırlıkları hemen hemen birbirine eşit olmakla birlikte önem sırasına göre ilk sırada "mesleki faktörler", ikinci sırada "bireysel faktörler" ve son sırada ise "örgütsel faktörler" yer almaktadır. "Örgütsel faktörler, hem "mesleki faktörleri" hem de "bireysel faktörleri; "mesleki faktörler" de "bireysel faktörleri" etkilemektedir. Alt faktörlere bakıldığında en önemli dört faktörün de "mesleki faktörler" içerisinde kaldığı görülmektedir. Bunlar sırasıyla "rol çatışması", "rol belirsizliği, "mesleki tecrübe" ve "mesleki bezginlik" olarak belirlenmiştir. Diğer faktörlere göre kıyaslandığında önem ağırlığı olarak son dördün içerisinde bulunan faktörler ise sırasıyla; "yoğun denetim", "iş yeri eğitimleri", "iletişim zayıflığı" ve "formal algı" olarak belirlenmiştir.

DEMATELPersonel güçlendirmeVerimlilik+1
Serkan Aslan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yöneticilerde cam tavan sendromuna neden olan faktörlerin DEMATEL yöntemi ile incelenmesi: Sağlık kurumları örneği

Cam tavan sendromu, kurumlarda veya kuruluşlarda görünmeyen bir üst sınırı ifade etmektedir. Cam tavan sendromuna erkek çalışanların da maruz kaldığı belirtilse de kadın çalışanların cam tavan engelleriyle daha sık karşılaştıkları bilinmektedir. Bu araştırmada belirlenen faktörlerin ağırlıkları ve birbirleriyle ilişkileri Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden biri olan DEMATEL yöntemi uygulanarak yorumlanmıştır. Bu amaçla cam tavan sendromuna neden olan üç ana faktör ve bu ana faktörlere bağlı on iki alt faktör literatürden faydalanarak oluşturulmuştur. Ana faktörler bireysel faktörler, örgütsel faktörler, toplumsal faktörler olarak üçe ayrılmıştır. Bireysel faktörler; "çoklu rol üstlenme", "kişisel tercih ve algı", "öğrenilmiş çaresizlik", "informal iletişim ağlarına katılamama" olarak dört alt faktör olarak değerlendirilmiştir. Örgütsel faktörler; "örgüt kültürü", "örgüt politikaları", "mentor eksikliği", "erkek yöneticiler tarafından koyulan engeller", "kadın yöneticiler tarafından koyulan engeller" olarak beş alt faktör olarak ele alınmıştır. Toplumsal faktörler ise; "stereotipler", "mesleki ayrım", "cinsiyet ayrımcılığı" olarak üç alt faktör olarak belirlenmiştir. Çalışmada sağlık kurumlarında il sağlık müdürü, başkan, başkan yardımcı, başhekim, hastane müdürü, saha koordinatörü gibi üst ve orta düzey yönetim alanlarında görev yapan 47 uzman görüşü alınarak, faktörlerin önem dereceleri ve ilişkileri ortaya koyulmuştur. DEMATEL yöntemi sonuçlarına göre, cam tavan sendromuna neden olan ana faktörlerin en önemlisi "Bireysel Faktörler" en önemsizi "Örgütsel Faktörler" olarak saptanmıştır. Bireysel faktörler kendi içinde analize tabi tutulduğunda ise, en önemli kriterin "Öğrenilmiş Çaresizlik" en önemsiz kriterin "İnformal İletişim Ağlarına Katılamama" olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel faktörler değerlendirildiğinde en önemli kriter "Örgüt Kültürü" en önemsiz kriter "Kadın Yöneticiler Tarafından Koyulan Engeller" sonucuna ulaşılmıştır. Toplumsal faktörlerin alt kriterleri incelendiğinde en önemli kriterin "Cinsiyet Ayrımcılığı" en önemsiz kriterin ise "Stereotipler" olduğu tespit edilmiştir. Yapılan araştırmalar incelendiğinde cam tavan sendromu ile ilgili çalışmalar bulunurken, cam tavan sendromuna neden olan faktörler arasında ilişki kurmaya yoğunlaşan bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma ile cam tavan sendromuna neden olan en önemli ve etkili faktörlerin tespiti yapılarak, hem bireysel, hem örgütsel hem de toplum olarak kişilerin cam tavan sendromu yaşamamaları için çeşitli önlemler alınması beklenmektedir.

Cam tavan sendromuDEMATELKadın yöneticiler+3
Yeşim Atak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aile işletmelerinde kuşak çatışması ve yönetim sorunlarının incelenmesi: Nitel bir araştırma

Bu araştırmanın amacı aile işletmelerinde kuşak çatışması ve yönetsel sorunları incelemektir. Türkiye için ortalama 25 yıl olarak kabul edilen aile işletmelerinin yaşam ömründe çıkan çatışmalar işletme ömrünü kısaltan en temel faktördür. Her 100 işletmeden sadece 13'ünün 3.kuşağı görebildiği aile işletmelerine kuşak çatışmasının üzerinde durulduğu bu araştırmayla ışık tutulması amaçlanmıştır. Araştırma da olgu bilimi (fenomenoloji) yaklaşımı benimsenmiş ve Samsun ilinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren 10 mikro aile işletmesi baz alınmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde aile işletmeleri ve kuşak çatışması kavramları literatürdeki farklı tanımlar ve araştırmalarla derinlemesine incelenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise çalışmanın konusuna, amacına, yöntemine ve elde edilen bulgulara değinilerek önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda yönetimde hangi kuşağın olduğuna bakılmaksızın birinci kuşağın kararlara müdahale ettiği ve müdahalelerin yoğun olduğu bu işletmelerde çatışmaların fazla olduğu görülmüştür. Farklı görüşlerin fikir çeşitliliğinden ziyade kafa karıştırarak çatışmalara yol açtığı saptanmıştır. Aile konseyi bulunan işletmelerde çatışmalar azalmadığı ve aile anayasası olmadan tek başına aile konseyinin çatışmaları bastırmakta yeterli olmadığı saptanmıştır. Çatışmaların çalışanların moral ve verimliliklerini düşürdüğü tespit edilirken çatışmaların işletmeye olumlu etki yapabilmesinin işletmenin elinde olduğu tespit edilmiştir.

Anıl Taflan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havacılık savunma sanayiinde endüstri 4.0 entegrasyonunun değerlendirilmesi

İlk defa Almanya'da 2011 yılında dile getirilen Endüstri 4.0 ile sanayi ve üretim teknolojileri değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir. Sanayi ve üretim teknolojilerindeki bu değişim diğer sanayi devrimlerinden farklı olarak daha hızlı gerçekleşmekte ve etkisi daha çok alanda hissedilmektedir. Endüstri 4.0 ile başta üretim teknolojilerinde olmak üzere yaşanan gelişmeler, çoğunlukla imalat sanayiyi etkilemiştir. Dijital dönüşüm ve gelişim ile savunma ürünlerine olan ihtiyaç şekli ve miktarı da artmıştır. Dolayısı ile dijital dönüşümden savunma sanayi de oldukça etkilenmektedir. İşletmelerin Endüstri 4.0'ı ne ölçüde benimsedikleri, kullandıkları, hangi alanda iyi seviyede, hangi alanda kötü seviyede olduklarını belirlemek için olgunluk modelleri kullanılır. Her sektör için Endüstri 4.0 ana boyutları ve alt boyutları farklı öneme sahiptir. Bu boyutların zaman içinde değişmesi mümkündür. Bundan dolayı hangi olgunluk boyutu kulanılacaksa sektöre uygun olan boyut ağırlıkları ile birlikte değerlendirilmelidir. Bu çalışmada, Türk Savunma Sanayisi için endüstri 4.0 olgunluk değerlendirilmesi yapılmıştır. Bunun için iki aşamalı bir yöntem uygulanmıştır. Birinci aşamada, savunma sanayi için daha önce yapılmış çalışmalar ışığında endüstri 4.0 olgunluk ana boyut ve alt boyutları belirlenmiştir. Belirlenen ana boyut ve alt boyutlar sektörel olarak farklı önem derecesine sahip olduğundan dolayı 8 farklı uzmandan ana boyut ve alt boyutların önemine göre karşılaştırılması istenmiştir. Bu karşılaştırma yapılırken Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılmıştır. İkinci aşamada ise 9 adet savunma sanayii firmasına endüstri 4.0 olgunluğu ile ilgili sorular sorulmuştur. Verilen cevaplara göre puan hesaplaması yapılmıştır. Sonuç olarak Türk Savunma sanayiinde Endüstri 4.0 olgunlukları konusundaki durum sektörel olarak ortaya konmuştur. İşletmelere ait verilerde strateji yönetim ve organizasyon ile risk ve güvenlik ana boyutları diğer ana boyutlara göre daha olgun olduğu görülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda havacılık savunma sanayiinde endüstri 4.0 entegrasyonunun başlangıç seviyesinde olduğu görülmüştür.

Analitik hiyerarşi süreciAskeri havacılıkAskeri işletmeler+7
Halil İbrahim Gökcan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto paraların yatırım aracı olarak kullanılması niyetini etkileyen değişkenlerin incelenmesi: Türkiye örneği

Kripto para teknolojisinin kullanım oranlarıyla ilgili istatistikler toplumların yeni bir olguyu kabullenme süresiyle orantılı olarak ülkeler arasında değişkenlik göstermektedir. Birbirinden farklı yatırım alternatiflerini benimsemiş olan bireysel yatırımcıların kripto para teknolojisini benimsemesi ve kripto para türevlerini bir yatırım aracı olarak değerlendirmesi çeşitli faktörlere bağlıdır. İşte bu çalışma da ise Türkiye'deki bireysel yatırımcıların kripto para teknolojisine yönelik sahip olduğu bakış açısının incelenmesi ve kripto para çeşitlerini bir yatırım aracı olarak kullanılması niyetini etkileyen faktörlerin tespit edilmesine yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanan ankete 618 katılımcı yanıt vermiş ve elde edilen veriler Teknoloji Kabul Modeli, Planlı Davranış Teorisi ve Yeniliklerin Yayılması Teorisi ışığında SPSS programı kullanılarak incelenmiştir. Güven, faydacılık, öznel normlar, kullanım kolaylığı, kolaylaştırıcı durumlar, farkındalık ve uyum faktörlerinin yatırım niyet faktörünü hangi ölçüde etkilediğinin tespit edilmesi için faktör analizleri, güvenilirlik testleri ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Türkiye'deki bireysel yatırımcılar için kripto paraların bir yatırım aracı olarak görülmesi niyetini etkileyen faktörlerin güven, faydacılık, kullanım kolaylığı ve öznel normlardan oluştuğu ulaşılan sonuçlar arasındadır. Türkiye özelinde yapılan bu çalışmanın kripto para yatırımı ile ilgilenen araştırmacılara, yatırımcılara ve politika yapıcılara rehberlik etmesi beklenmektedir.

Bireysel yatırımcılarBitcoinDavranışsal finans+4
Ali Adıgözel
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan çalışma sisteminde liderlik uygulamaları: Bilişim sektörü örneği

Bu araştırmanın amacı; Uzaktan çalışma sisteminde liderlik uygulamaları ile liderin uzaktan çalışma sistemindeki rolünü incelemektir. Araştırmanın çalışma gurubunu 2022 yılında faaliyette bulunan bir bilişim firmasının çalışanları oluşturmuştur. Araştırmaya toplamda 10 personel katılım sağlamıştır. Bu araştırmada, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanmış, yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun 7 sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış, katılımcıların kendilerine sorulmuş olan sorulara verdikleri yanıtlar kodlanmış ve temalar çıkarılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre: lider, çalışanların motivasyonu üzerinde önemli rol oynamaktadır. Uzaktan çalışma sisteminde gerek çalışanlar gerekse firma tarafından baskıcı liderlik türlerinin benimsenmediği tespit edilmiş olup bu nedenle en fazla çevik ve iletişimci liderlik türlerinin tercih edildiği dikkat çekmiştir. Çevik ve iletişimci liderlik, kısa süreli işlerde hızlı karar alınabilmesi ve herkesin düşüncesini özgür bir biçimde ifade edebilmesi açısından büyük avantajlar sağlarken kimi zaman çalışanlar tarafından suistimal edilebilmektedir. Uzaktan çalışma sisteminde liderin destekleyici olması empati yapabilmesi, çalışma düzeninin suitimal edilmesini engellemesi, çalışanları ve işleri denetlemesi, firmanın devamlılığı açısından büyük öneme sahiptir. Uzaktan çalışmada lider, ekibindeki motivasyonu sürekli canlı tutmalı, grup içi iletişime önem vermeli ve personellerine duyduğu güveni onlara hissettirerek, kurumsal bağlılığını arttırmalıdır.

Bilişim sektörüEv eksenli çalışmaEvde çalışanlar+5
Mesut Kenar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing algısının bağlamsal performansa etkisi: Kamu kurumu çalışanları üzerine bir araştırma

Mobbing kelimesini etimolojik olarak araştırdığımızda kalabalık, güruh halinde saldırmak, birinin üzerine varma, gruplaşan insanların bir kişiye veya diğer bir gruba karşı sosyal saldırganlığı, hakaret, aşağılama ve bezdirme anlamına gelir. Psikolojik şiddet ve bezdiri olarakda ifade edilen mobbing, bir kişiyi ya da bir grubu sistematik olarak uzun süre taciz etmek için de kullanılır. Hangi amaçla yapılırsa yapılsın insanlara verdiği zararlar açısından kabul edilebilir bir olgu değildir. Günümüzde maalesef çoğu araştırma fiziksel şiddetin sonuçları hakkında olsa da, psikolojik yıldırmanın kişilerde yol açtığı zararlarda onun kadar araştırmaya ve konuşulmaya değmektedir. Genellikle iş hayatında gerçekleşen ve işgörenlerin çalışma hayatına olumsuz tesir eden mobbing işletmelerde yöneticiler açısından önemli bir yönetim sorunudur. Bu araştırma, mobbing algısının bağlamsal performansa etkisini incelemek, mobbing algısısnın ve bağlamsal performansın demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada Bilecik ilindeki 399 kamu çalışanın mobbing olgusuna yönelik algıları, bu olgunun bağlamsal performansa etkisi ele alınmış ve ilgili alanda çalışmalar incelenerek, anket uygulamasıyla sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre bekar bireylerin, güvenlik alanında çalışanların (polis, asker) ve aylık gelir düzeyi fazla olanların mobbing algısının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamamda bu araştırmada bireylerin eğitim seviyelerinin arttıça bağlamsal performansalarının arttığı ve sağlık alanında çalışanların diğer alanlarda çalışanlara göre bağlamsal performanslarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna bakıldığında mobbingin genel değişkenlerinin bağlamsal performans üzerinde etkisinin olduğu görülmüş, mobbing ve bağlamsal performans arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Bağlamsal Performans, Mobbingin Bağlamsal Performansa Etkisi.

Bağlamsal performansKamu kuruluşlarıKamu personeli+2
Gülşen Karaca
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel destek ve işe adanma üzerine nitel bir araştırma: Bankacılık sektörü örneği

Bankacılık sektörü çalışanları üzerinde gerçekleştirilen bu çalışma, Türkiye İstanbul ilinde bulunan bir bankanın çalışanları arasından seçilen 10 kişiyle yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden uygun tasarlanan bu çalışmada yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilerek araştırma bulguları elde edilmiştir. Bulgular değerlendirilerek araştırma sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre incelenen kurumda çalışanların örgütsel destek algılarının yüksek olduğu, kurumun destekleyici örgüt niteliklerine uygun politikalar izlediği, çalışanların büyük çoğunluğunun desteklendiklerini algıladıkları, yaratılan bu ortamdan işe adanmanın olumlu etkilendiği ve çalışanların işe adanmış oldukları belirlenmiştir. Kurumun; sosyal destek, etkili liderlik, işin niteliğine uygun kişi belirleme, personel güçlendirme ve kişisel gelişim fırsatları aracılığıyla çalışanlarda güven, değer, kalıcılık, önem ve gönüllülük hissi yaratarak örgütsel destek algısı sağladığı görülmüştür. Kurum tarafından yaratılan destekleyici örgütün ise işe adanmayı belirleyen öncülleri ortaya çıkardığı anlaşılmıştır. Kurum, çalışanlarına destekleyici bir örgüt sunarken aynı zamanda işe adanmayı sağlayacak temel belirleyenleri de iş ortamına katmaktadır. Böylece algılanan örgütsel destek, işe adanmayı sağlayan faktörleri meydana getiren bir işlev görmektedir. Aynı zamanda işe adanmanın örgütsel faktörlerini olumlu hale getirmek örgütsel destek algısı sağlamaktadır. Katılımcıların verdikleri örneklerde sıklıkla; pandemi zamanında alınan maddi ve manevi desteklere, ödül-terfi sisteminin cömert, adil ve etkin olduğuna, kişisel gelişim fırsatlarının yoğunluğuna, iş dışı etkinliklere yönelik uygulamaların çokluğuna, kişi niteliklerinin işin gerekleriyle uyumuna ve liderlerin sorun çözücü, destekleyici niteliklerine rastlanmaktadır. Elde edilen bu sonuçlar önemli olmakla birlikte bankacılık sektörü açısından da yol göstericidir.

Algılanan örgütsel destekBanka çalışanlarıBankacılık+6
Pelin Bayram
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kariyer gelişiminin kariyer hedef ve beklentiler bağlamında incelenmesi

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin kariyer gelişiminin kariyer hedef ve beklentiler bağlamında incelenmesidir. Bu amaçla Bilecik İli devlet okullarında çalışan okul müdürü ve müdür yardımları ile nitel bir yaklaşım benimsenerek yarı yapılandırılmış mülakat ile veri toplanmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde kariyer kavramı tanımları ve kariyer kuramlarından bahsedilmiş olup, ikinci bölümde ise meslek olarak öğretmenlik ve öğretmenlik kariyer basamakları tanımlanmıştır. Son bölümde ise çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve elde edilen bulgularına değinilerek önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin, görevini en iyi şekilde yapmak ve bulunduğu ortama katkı sağlamak ile üst kademelere yükselme hedef ve beklentilerinde oldukları ancak iş yoğunluğu, zaman ve imkansızlıkların bu hedef ve beklentilerini gerçekleştirmelerine olanak bulamadıkları saptanmıştır. Bazı okul yöneticilerinin üniversite döneminde kariyer planlaması olmadan öğretmenlik mesleğinin içine girdiklerini ve şuan ki kariyerlerinden memnun olmayıp tekrar öğretmenliğe dönmek istedikleri sonuçlarına varılmıştır. Genel olarak okul yöneticilerinin kariyeri bir süreç ve geliştirilebilir bir olgu olarak anladıkları ve kariyer sürecinde hedef ve beklentilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin kariyer gelişimi konusunda yeterince eğitilmediği ve çalışma koşullarında kariyer gelişimi gerçekleştirebilecek imkanları bulamadıkları sonucuna da varılmıştır.

KariyerKariyer beklentileriKariyer gelişimi planlaması+4
Mehmet Yılmaz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal pazarlama kampanyalarının dar gelirli vatandaşların tercihleri üzerine etkileri

Siyasi pazarlama kavramı, Türkiye'de ve dünyada yaşanan çevresel faktörlerin değişmesi, teknolojinin ilerlemesi ve kullanımının yaygınlaşması, eğitim seviyesinin artması ile birlikte kavramsal olarak genişlemiş ve kullanımı siyasi aktörler açısından kritik bir öneme sahip olmuştur. Seçmenin kararını etkileyen sayısız etken varken siyasi pazarlamanın kullanılması elzem hale gelmiştir. Siyasi partiler, liderler ve adaylar tarafından doğru yerde ve zamanda uygulanan siyasi pazarlama kampanyaları seçmenlerin tercihlerini etkileyebilmektedir. Araştırmanın genel bilgilendirici özellik taşıyan giriş bölümü vardır. İkinci bölümünde pazarlama, pazarlama ve siyaset arasındaki ilişki incelenmiştir. Üçüncü bölümde siyasi kampanyalar, siyasi kampanya çeşitleri, siyasi kampanya süreçleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Araştırma kapsamında Bingöl İli Genç İlçesinde dar gelirli seçmenlere yönelik 410 anket uygulanmış, gözle kontrol ile 30 anket elenmiş, kalan 380 anket analiz çalışmasında kullanılmıştır. Öncelikle güvenirlik ve geçerlilik analizi, sonrasında katılımcıların demografik bilgileri frekans analizi yapılmıştır. Ankete katılanların ölçek maddelerine vermiş olduğu cevapların frekans analizi ve ortalamaları sunulmuştur. Hipotezlerin test edilmesi amacıyla t Testi ve Anova analizi gerçekleştirilmiştir. Dar gelirli seçmelerin siyasal pazarlama kampanyaları araçlarından olan televizyondan etkilendikleri, yazılı medyadan (gazete, dergi vb.) etkilenme oranlarının az olduğu tespit edilmiştir. Ankete katılanların demografik özelliklerine (yaş, cinsiyet, mesleki durum, eğitim durumu, mesleki durum) göre vermiş olduğu cevaplar arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Siyasi pazarlama kampanyalarının dar gelirli seçmenlerin tercihleri üzerine etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Osman Ağar
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zeka ile acil hasta sayılarının tahmini edilmesi: Bingöl Devlet Hastanesi örneği

Çalışma, sağlık sektöründe acil servis hizmetlerinde ortaya çıkabilecek hasta sayılarının daha etkili bir şekilde tahmin edilmesi amacıyla yapay zeka tabanlı talep tahmini modellerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bingöl Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirilecek örnek uygulama ile bu teknolojinin uygulanabilirliği ve etkinliği üzerine odaklanılarak, sağlık sektöründe daha akılcı ve hızlı bir planlama ve kaynak yönetimi sağlama potansiyeli incelenmiştir. Çalışmada, on üç bağımsız değişken seçilmiş ve acil servise başvuran toplam hasta sayıları bağımlı değişken olarak belirlenmiştir. Bingöl Devlet Hastanesi'ne 2013-2023 yılları arasında yapılan acil servis başvurularını tahmin etmek amacıyla çeşitli tahmin modelleri kullanılmıştır. Zaman serisi modelleri arasında SARIMA(1,1,1) modeli en yüksek performansı göstermiştir. Doğrusal regresyon ile tahmin sonuçlarına göre düşük MSE (0.017211) ve düşük RMSE (0.13119) değerleri elde edilmiştir. YSA modeli ise en düşük MSE (0.012172) ve RMSE (0.11040) değerleri ile en doğru tahminleri yapmıştır. Bağımsız değişkenler arasında toplam nüfus, erkek nüfusu, kadın nüfusu ve okuma yazma bilen oranı gibi faktörlerin acil servis başvuruları üzerinde belirgin etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Yerel demografik ve sosyoekonomik faktörlerin dikkate alınarak yapıldığı tahminlerle, sağlık hizmetlerinin kalitesinin arttırılması amaçlanmıştır. YSA ve diğer makine öğrenimi algoritmalarının kullanımıyla elde edilen sonuçlar, sağlık yöneticilerine gelecekteki hasta akışını tahmin etme ve kaynak yönetimini daha etkin bir şekilde planlama konusunda önemli rehberlik sağlayabilecektir. 2024-2025 yılı için yapılan hasta sayısı tahminleri YSA modeli kullanılarak hesaplanmış ve acil sağlık hizmetleri planlaması, kaynak tahsisi gibi stratejik kararların alınmasında önemli bir rol oynayabilecektir. Tahmin edilen hasta sayıları, hastane kapasitesinin planlanması ve yönetilmesi için kritik bir bilgi kaynağı oluşturmaktadır. Sonuçlar, sağlık sektöründe yapay zeka ve veri analitiği tekniklerinin kullanımının önemini vurgulamakta ve acil sağlık hizmetlerini daha etkili ve verimli hale getirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Muhammet Naif Barut
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır kahve sektöründe müşteri deneyiminin müşteri sadakatine etkisi

Bu çalışmada, hazır kahve mağazalarında müşteri deneyimi ile müşteri sadakati arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ek olarak tanımlayıcı özelliklerine göre müşterilerin algıladıkları deneyimler ile hazır kahve mağazalarına yönelik sadakat düzeylerinin farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi de çalışmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 05.10.2020 – 20.10.2020 tarihleri arasında 407 hazır kahve mağazası müşterisinin katılımı ile bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Deneyimsel Pazarlama Ölçeği ve Müşteri Sadakati Ölçeği olmak üzere üç kısımdan oluşan bir anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 24.0 istatistik programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre duyusal, duygusal, ilişkisel ve davranışsal deneyimlerin hazır kahve mağazası müşterilerinin sadakat düzeyleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisi bulunmaktadır. Hazır kahve mağazası müşterilerinde medeni durum, yaş, eğitim durumu ve hazır kahve mağazalarına gitme sıklığına göre müşteri deneyimi istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Buna göre istatistiksel olarak bekâr, 18-29 yaş arasında ve lisans mezunu olan müşterilerin hazır kahve mağazalarına yönelik müşteri deneyimi algısı daha yüksek, bu mağazalara ayda 3 defa veya daha az giden müşterilerde ise daha düşüktür. Müşteri sadakat düzeyi ise sadece cinsiyete göre farklılık göstermekte olup, erkek müşterilerin sadakat düzeyi kadınlardan istatistiksel olarak daha yüksektir. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında, uygulayıcılar ve araştırmacılar için önerilerde bulunulmuştur.

Hazır kahveKahveMüşteri deneyimi+2
Fatih Usta
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya pazarlama uygulamalarının tüketicilerin marka imajına etkisi

Bu çalışmada, internetin doğuşuyla birlikte ortaya çıkan sosyal medya kavramı ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte uygulanmaya başlayan sosyal medya pazarlama faaliyetlerinin marka imajına etkileri incelenmiştir. İşletmelerin son yıllarda pazarlama faaliyetleri için sosyal medyayı tercih etmeleri ve marka imajının bu alanda da önem kazanması, söz konusu iki değişkenin ilişkisi üzerine bir araştırmaya yöneltmiştir. Çalışma kapsamındaki araştırmada, sosyal medya pazarlamasının marka imajına olan etkisi, bileşenler bazında çoklu regresyon analizi uygulanarak test edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, sosyal medya pazarlaması ile marka imajı arasında orta düzeyde güçlü bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, sosyal medya pazarlamasının marka imajına etkisi, markalar düzeyinde oransal olarak farklılıklar göstermiştir. Sosyal medya pazarlamasının marka imajına etkisi markalar arasında oransal farklılıklar gösterse de sonuç olarak sosyal medya pazarlamasının marka imajına olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür.

MarkaMarka imajıPazarlama+1
Güray Haliloğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Şirket satın alma ve birleşmelerinin çalışanlar üzerindeki etkisi

Şirketlerin satın alma ve birleşme süreçleri, şirketlerin genel yapıları için önemli değişiklikleri beraberinde getirmektedir. Bu değişimler, şirketlerin işleyişini önemli ölçüde etkilemektedir ve bu etkiler olumlu ya da olumsuz olarak ortaya çıkabilmektedir. Fakat sürecin en fazla etkilediği kesim çalışanlar olmaktadır. Çalışanların görüşleri ve adaptasyon konusundaki durumları, şirket satın alma ve birleşme süreçlerini asıl şekillendiren unsurlar olmaktadır. Bu tez çalışmasında, literatürde ve uygulamada, satın alma ve birleşme kavramlarının genel çerçevesi ile birlikte bu faaliyetlerin, çalışanlar üzerinde yaratmış olduğu etkiler araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde, tamamı İstanbul'da ikamet eden, farklı şirket ve sektörlerde yer alan, geçmişte, çalıştıkları şirketlerde birleşme ya da satın alma süreçleri yaşamış 30 katılımcı ile gerçekleştirilmiş, mülakatlara dayalı bir araştırma söz konusudur. Bu araştırmada, katılımcıların, birleşme ve satın alma süreçlerindeki deneyimlerine dayanarak, süreçten nasıl etkilendikleri ve nihai olarak bu sürecin kendilerine neler getirdiği konusunda bilgi toplanmıştır. Bu bilgiler ışığında, birleşme ve satın alma süreçlerinin, çalışanlar üzerindeki etkilerine dair bir değerlendirmede bulunulmuştur.

BirleşmelerSatınalmaSüreç+2
Kaan Emre Kırıkyapan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

EFQM modeli ile stratejik İKY uygulamaları ve işletme performansı (inovasyon, pazar, finansal) arasındaki ilişki

Günümüzde işletmelerin üssel olarak büyüme ve küçülme yaşadıkları hızlanan iş ekosisteminde, işletmeler rekabet güçlerini ve sürdürülebilirliklerini sağlamak, performanslarını artırmak ve bütünsel yönetimi sağlamak amacıyla stratejik yönetim modellerinden yararlanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı işletmelerde EFQM modeli ile Stratejik İKY Uygulamaları ve İşletme Performansı (İnovasyon, Pazar, Finansal) arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye Kalite Derneği üyelerinden 260 işletmenin orta, üst düzey yönetici ve genel müdürlerine bir anket yapılmıştır. Anketin cevapları doğrultusunda, NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı ile korelasyon, regresyon ve diğer analizler yapılmış, EFQM modelinin kullanılmasının işletmelerin Stratejik İKY uygulamaları, inovasyon, pazar ve finansal performansına pozitif etki ettiği ve anlamlı bir ilişki olduğu, modelin kullanma süresi ile işletmelerin Stratejik İKY uygulamaları ve inovasyon performansı arasında pozitif bir ilişki olduğu, model kullanma süresi ile pazar performansı ve finansal performans arasında ise anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

EFQM modeliFinansal performansPazar+7
Mehmet Çoban
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi uygulamalarında insan kaynakları yönetiminin yeri ve önemi

Bu çalışmanın amacı, Toplam Kalite Yönetimi ve İnsan Kaynakları Yönetimi sistemlerinin önemini ortaya çıkarmak ve toplam kalite yönetiminin insan kaynakları yönetiminde çalışanlardaki algısını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın birinci bölümünde Toplam Kalite Yönetimi felsefesi ve ikinci bölümde ise İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamaları detaylıca aktarılmıştır. Ayrıca bu iki kavramın birbirini nasıl etkilediği ve insan kaynakları çalışanlarının algılarının ne yönde olduğu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, insan kaynakları alanında çalışan 100 katılımcı ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte elde edilen veriler, IBM SPSS 25 programı ile değerlendirilmiştir. Veri ve bilgilerin analizi kısmında frekans analizi, güvenilirlik testi, Anova ve T-testi analizleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, TKY felsefesinin hayata geçirilmesinde İKY uygulamalarının ve insan faktörünün önemi ortaya çıkmıştır.

Kalite yönetim sistemiToplam kalite yönetimiİnsan kaynakları yönetimi
Özlem Kaya
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Çalışanların sosyal zeka düzeylerinin performansları üzerindeki etkisinde tükenmişlik algılarının aracı rolü: İstanbul ili sağlık çalışanları üzerinde bir uygulama

Sosyal zeka kavramı işletmelerin insan kaynağı açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu önemli etki ışığında yola çıkılan bu çalışmanın amacı sağlık sektöründe çalışanların sosyal zeka düzeylerinin performanslarına ve tükenmişlik algılarına etkisinin, tükenmişlik algılarının da performanslarına etkisinin ölçümlenerek, çalışanların sosyal zeka düzeylerinin performanslarına etkisinde tükenmişlik algılarının aracılık rolünün olup olmadığını irdelemektir. Bu amaçla, İstanbul ilinde üç büyük kamu sağlık kuruluşunda sağlık hizmeti sunan 999 sağlık çalışanına kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılmış, anket yolu ile veri toplanmış, aracılık etki analizi SPSS 25'e entegre olarak kullanılabilen Hayes'in Macro Process 3.5 versiyonu ile test edilmiş ve Bootstrap yöntemi dikkate alınarak veriler analiz edilmiştir. Çalışmada sosyal zeka, tükenmişlik ve çalışan performansı kavramları Kaynakların Korunması Teorisi kapsamında ele alınmıştır. Yapılan uygulama sonucunda çalışanların sosyal zeka düzeylerinin performansları üzerindeki etkisinde tükenmişlik algılarının aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal zeka ölçeğinin alt boyutlarından biri olan sosyal becerinin ve tükenmişlik ölçeğinin alt boyutlarından biri olan duygusal tükenmenin çalışan performansı üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir etkisinin olmadığı saptanmıştır.

Kaynakların Korunması KuramıPerformansPerformans değerlendirme+6
Neşe Tosun
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil kaytarmanın iş performansına etkisi; havacılık sektöründe bir araştırma

Gerçekleştirilen bu araştırmanın amacı havacılık sektöründe çalışan kişilerin mobil kaytarma/mobil ortamda zaman geçirme ile iş performansları aralarındaki ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulmuş olan hipotezler test edilecek olup havacılık sektöründe mobil kaytarma/mobil ortamda zaman geçirme ve iş performansı üzerine yorumlar üretilecektir. Bunların yanı sıra kişisel bilgilere göre mobil kaytarma/mobil ortamda zaman geçirme ve iş performansı arasındaki ilişkilerde farklılıkların olup olmadığının incelenmesi de çalışmanın bir diğer amacıdır. Literatür incelendiğinde mobil kaytarma ve iş performansı arasında yapılmış olan farklı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Mobil kaytarma/mobil ortamda zaman geçirme ve iş performansı konuları tek başlarına incelenmiş ancak havacılık sektöründe hiçbir uygulama örneğine rastlanmamıştır. Bu açıdan havacılık sektöründe mobil kaytarmanın/mobil ortamda zaman geçirmenin iş performansına olan etkilerinin inceleneceği bu çalışmanın önemi ortaya çıkmaktadır. Araştırmada istatistiksel yöntem olarak anket tekniğinin kullanılmasına karar verilmiştir. Anket formu iletilen katılımcıların 568'inden dönüş alınmıştır. Ancak formlar incelendiğinde araştırmaya dahil edilebilecek 512 formun olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda araştırma 512 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda mobil kaytarmanın/mobil ortamda zaman geçirmenin iş performansı üzerinde negatif yönlü etkiler yarattığı tespit edilmiştir.

Havacılık sektörüMobil teknolojiMobil uygulama+3
Hasan Tuna
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenen örgütlerde oyunlaştırma teorisinin firma performansı üzerindeki etkisi

Oyunlaştırma, günümüzde oldukça popülerleşen bir kavram olup oyun tekniklerini kullanarak gerçek hayattaki problemleri çözmeye yarar sağlar. Oyunlaştırma eğlenceli, izleyicinin dikkatini çeken, odaklanmasını sağlayan ve merak uyandıran bir uygulamadır. Kişilerin dikkat ve ilgisini çekmek herşeyin hızla değiştiği yaşantımızda oldukça zorlaştığı için oyunlaştırma uygulaması ile sorunu oyun gibi görerek bir iş bir davranış yaptırma amaçlanır. Çalışmanın temel amacı öğrenen örgütlerde oyunlaştırma uygulamalarının kurumsal hafıza aracılığıyla iş ve firma performansını ne yönde ve ne derecede etkilediğini araştırmaktır. Araştırmada tüm Türkiye'de oyunlaştırma uygulaması kullanan firmalar hedef kitle olarak belirlenmiş ve 143 anket değerlendirmeye alınmıştır. Anketi tamamlayan kişilerin oyunlaştırma uygulaması kullanarak, bu uygulamanın iş ve firma performansını değerlendirebilecek kadar zaman geçmiş kişiler olmasına özen gösterilmiştir. Toplanan veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda oyunlaştırma uygulamalarının iş performansını yüksek derecede etkilerken, firma performansını kısmen etkilediği görülmüştür. Ayrıca öğrenen örgütler ve kurumsal hafızanın iş performansı üzerinden firma performansını pozitif yönde kısmen etkilediği ortaya koyulmuştur. Ortaya çıkan bulgular ışığında araştırma sonuçları tartışılmış, akademisyenlere ve yöneticilere çeşitli tavsiyelerde bulunulmuştur.

Firma performansıKurumsal hafızaOyunlaştırma+3
Özgür Hitay
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı ilişkisinde kendini işletmeden hissetmenin ve iş aile çatışmasının rolü

Araştırmada algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (örgüte ve bireye yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışmasının aracılık rolleri sorgulanmaktadır. Sorgulanan ilişkilere yönelik araştırma, Turizm Sektöründe İstanbul da faaliyet gösteren Turizm ve Otel İşletmeciliği belgesine sahip dört yıldızlı otellerde istihdam edilen 545 çalışan örneklem çapı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, SPSS 22.0 ve LISREL 8.7 istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Öncelikle araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenirliliği sağlanmıştır. Değişkenler arasındaki korelasyon ilişkileri incelenmiş ve aracı değişken analizi uygulanmıştır. Son olarak Yapısal eşitlik modeli (YEM) ile belirlenen model önerilerinin hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (örgüte yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışması kısmı aracılık etkisine sahipken, algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (bireye yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışması tam aracılık etkisine sahip olduğu bulunmuştur.

Algılanan örgütsel destekKendini işletmeden hissetmeOtel personeli+5
Gözde Morgül
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kokpit ekibi ve kabin ekibinin duygusal zekâ yetilerinin örgütsel iletişime etkisi

Örgütsel iletişim unsuru, işletmelerin son yıllarda en fazla önem verdikleri ve işletmelerin çalışmalarının niteliği hususunda en fazla belirleyiciliği olan unsurlardandır. İşletmeler, ürün ve hizmetlerinin sunumunun dışında yönetim, iletişim ve etkileşim hususlarında, örgütsel iletişim kalitesine odaklı olarak hareket etmektedirler. Sivil havacılık sektörü de örgütsel iletişimin son derece önem arz ettiği iş kollarından biridir. Özellikle havayolu şirketlerindeki çalışan bireylerin niteliği, kapasitesi ve iletişim şekli, işletmelerin çalışma ortamı açısından büyük önem taşımaktadır. Havayolu şirketleri içerisinde olduğu gibi çalışanlar arasında yoğun etkileşimin bulunduğu sektörlerdeki firmalar açısından, örgütsel iletişim açısından fark yaratan hususlardan birisi de duygusal zeka unsuru olmaktadır. Bu tez çalışmasında, literatürde ve uygulamada, duygusal zeka ve örgütsel iletişim kavramlarının genel çerçevesi ile birlikte bu kavramların, çalışanlar arasındaki ilişkide yaratmış olduğu etkiler araştırılmıştır. Çalışmanın son bölümünde, araştırma bağlamında havacılık sektöründe faaliyet gösteren firmalarda yer alan kokpit ve kabin ekibinin duygusal zeka yetilerinin örgütsel iletişime olan etkisinin ortaya konması amaçlanmaktadır. Buna bağlı olarak araştırma, İstanbul ilinde bulunan havacılık sektöründeki firmalarda çalışan 353 kişiye uygulanmıştır. Uygulama kolayda örnekleme yöntemine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan değişkenler duygusal zekâ ve örgütsel iletişim ölçeklerinden meydana gelmektedir. Araştırmanın sonuçları ışığında kendi duygularını değerlendirme, kendi duygularını kontrol ve başkalarının duygularını kontrol boyutlarının örgütsel işbirliği ve iletişim değişkenini yüksek düzeyde etkilediğini söylemek mümkündür.

Duygusal zekaHava yolu işletmeleriHavacılık sektörü+4
Gamze Yılmaz Kırıkyapan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet hastanesi ve özel hastanelerde çalışan radyoloji teknisyenlerinde tükenmişlik sendromunun nedenleri ve teknisyen üzerine yarattığı etkileri

Radyoloji çalışanlarının tükenmişlik düzeyini belirlemek amacı ile yapılan çalışmaya 419 sağlık çalışanı katılmıştır. Katılımcılara uygulanan Maslach Tükenmişlik Ölçeğinde yer alan üç boyut katılımcıların demografik özellikleri doğrultusunda analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucuna göre tükenmişliğin alt boyutlarından olan duygusal tükenme ile sağlık çalışanlarının demografik özellikleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Duyarsızlaşma alt boyutu ile cinsiyet, çalışma şekilleri, çalıştıkları kurum, çocuk sayısı, mesleki kıdem ve yaşları arasında anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Kişisel başarı alt boyutu ile cinsiyet, çalıştıkları bölüm, çalıştıkları kurum, çocuk sayısı, haftalık çalışma süresi, mesleki kıdem ve yaşları arasında farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların tükenmişlik alt boyutları ile eğitim durumu ve medeni durumları arasında herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.

HastanelerRadyolojiRadyoloji teknisyenleri+3
Aydan Çil
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetenek yönetimi uygulamalarının çalışan motivasyonu ve performansı ile işletme performansına etkisi: Banka ve sigorta çalışanları uygulaması

Bu araştırmada bankacılık ve sigortacılık sektöründe yetenek yönetimi uygulamalarının çalışan motivasyonu ve performansı ile işletme performansına etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren bankacılık ve sigortacılık sektöründe çalışan 1.000 kişinin katılımıyla elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, yetenek yönetimi alt boyutlarından işe çekme ve yeteneğin geliştirilmesinin içsel ve dışsal motivasyonu etkilemediği tespit edilmiştir. Yeteneğin elde tutulması ve işe seçme boyutlarının ise hem içsel hem de dışsal motivasyonu olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Dışsal motivasyon, çalışan performansı üzerinde negatif bir etkiye sahipken, içsel motivasyon ise çalışan performansına olumlu yönde etki ettiği gözlenmiştir. Çalışan performansının örgütsel performansı olumlu yönde etkilediği gözlenmiştir. Örgütsel iklim boyutlarından işin iddialı olması ile yönetimin desteği, otonomi ve özgürlüğün, çalışan performansını olumlu yönde etkilediği, rol belirsizliğinin ise çalışan performansını olumsuz yönde etkilemediği tespit edilmiştir. Örgütsel iklim boyutlarından işin iddialı olması ile yönetimin desteği, otonomi ve özgürlüğün örgütsel performansı olumlu, rol belirsizliğinin ise olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Örgütsel iklim boyutlarından işin iddialı olması ve yönetimin desteği, otonomi ve özgürlüğün çalışan performansı ve örgütsel performans arasındaki ilişkiye olumlu yönde kısmi olarak aracılık ettiği görülmüştür. Rol belirsizliğinin çalışan performansı ve örgütsel performans arasındaki ilişkiye etki etmediği gözlenmiştir.

Banka çalışanlarıBankacılıkMotivasyon+6
Barış Fesliyen
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstri 4.0 teknolojilerinin muhasebe mesleğine etkileri: Covid-19 sürecinin verimlilik algısı üzerine bir araştırma

Endüstri 4.0, dijitalleşme ve otomasyon teknolojilerinin iş dünyasında köklü değişimlere yol açtığı bir dönüşüm sürecidir. Bu süreç, muhasebe mesleğinde de önemli değişimlere neden olarak, muhasebe sistemlerinin tasarımını ve işleyişini daha verimli ve etkili hale getirmiştir. Bu bağlamda, Endüstri 4.0'ın muhasebe mesleği üzerindeki etkileri ve bu etkilerin meslek mensuplarının verimlilik algısı üzerindeki yansımalarını incelemek, günümüz iş dünyasında büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, muhasebe meslek mensuplarının Teknoloji Kabul Modeli (TKM) çerçevesinde Endüstri 4.0'a yönelik algılarının davranışları üzerindeki etkilerini incelemek ve COVID-19 sürecinde bu teknolojilere adaptasyonlarının verimlilik üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu kapsamda, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde aktif olarak çalışan muhasebe meslek mensuplarından 404 katılımcıya çevrimiçi ve yüz yüze anket uygulanmıştır. Anket, TKM çerçevesinde oluşturulmuş ve katılımcıların Endüstri 4.0 teknolojilerine yönelik algı, tutum ve COVID-19'un verimlilik üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Uygulamaya ilişkin veriler, Aracılık Analizi, Regresyon Analizi ve Mann-Whitney U Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, muhasebe meslek mensuplarının Endüstri 4.0'a yönelik algıları ile verimlilik algıları arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu ve COVID-19 pandemisinin bu ilişkide aracı değişken olarak rol oynadığı tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonucunda, TKM çerçevesinde Algılanan Fayda (AF), Niyet ve Tutum değişkenlerinin davranış üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu, ancak Engel ve Algılanan Kullanım Kolaylığı (AKK) değişkenlerinin anlamlı bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, demografik analizler, muhasebe meslek mensuplarının Endüstri 4.0 teknolojilerine yönelik algı ve tutumlarında genel bir bütünlük olduğunu ve bu teknolojilere karşı demografik farklılıklardan bağımsız bir direnç gösterdiklerini ortaya koymuştur. Bununla birlikte, COVID-19 salgınının neden olduğu krizlerin ve verimlilikle ilgili unsurların demografik değişkenler açısından anlamlı bir farklılık yaratmadığı tespit edilmiştir.

Yunus Doğan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici sadakati yaratmada çalışanların özdeşleşme düzeylerinin rolü: Havalimanı çalışanları ile bir uygulama

Bu çalışmada havalimanı çalışanlarının özdeşleşme düzeyinin tüketici sadakati üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Bu anlamda araştırmaya katılan tüketiciler ve çalışanların demografik özellikleri ile markaya sadakat derecesi ve çalışanların örgütle özdeşleme dereceleri kendi içinde demografik özellikleri ile karşılaştırılmış ve ilişki aranmıştır. Bireylerin cinsiyetlerine göre tüketici sadakati ölçeği ve alt boyutlarının karşılaştırma testleri sonucunda tüketici sadakati ölçeği ortalamasının kadınlarla erkekler arasında değişmediği gözlenmiştir. Bununla birlikte alt boyutlar içerisinde sadece ilişkiyi sürdürme kararlılığı alt boyutu ortanca puanı anlamlı düzeyde kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. Yaş değişkeni için yapılan karşılaştırma testi sonucunda tüketici sadakati ölçeği ve tüm alt boyutlarının tamamında yaş gruplarına göre anlamlı farklılık gözlenmemektedir. Katılımcıların eğitim durumları, uçuş hattı ve uçuş amacı için yapılan karşılaştırmada da tıpkı yaş gibi tüketici sadakati ölçeği değerinin değişmediği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan çalışanların örgütsel özdeşleşme derecelerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğine dair yapılan analizde demografik değişkenler ile özdeşleşme düzeyi arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre tüketicilerin sadakat derecesi ile çalışanların özdeşleşme derecelerinin demografik özelliklere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca örgütsel özdeşleşme ile tüketici sadakati arasında yapılan analiz sonucuna göre ise doğrudan herhangi bir anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır.

Hava alanlarıHava yolu işletmeleriHavacılık sektörü+3
Nezaket Dereli
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ve diğer bazı ülkelerdeki makroekonomik değişkenler ve döviz kuru arasındaki ilişki

Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için önemli bir makroekonomik değişken olan döviz kurunun belirlenmesinde hangi makroekonomik değişkenlerin etkili olduğu ve bu değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkisi araştırılarak, döviz kuru öngörüsü oluşturulmaya çalışılmıştır. Türkiye, Brezilya, Meksika ve Güney Afrika ülkelerinin 2003 Ocak- 2018 Aralık dönemini kapsayan aylık verilerle yapılan çalışmada bağımlı değişken nominal USD/EUR Döviz Sepet Kuru, bağımsız değişkenler ise Bütçe Açığı, Cari Açık, Dış Ticaret Açığı, Faiz Oranı, Petrol Fiyatları, Sanayi Üretim Endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi ve Üretici Fiyat Endeksidir. Belirli bir dönem aralığını kapsayan çalışmada VAR model ve Granger Nedensellik analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve Yapay Sinir Ağı analizi olmak üzere üç farklı model uygulanmış ve en iyi model performansı belirlenmeye çalışılmıştır. İlk iki modelimizde EViews 11 ekonometrik yazılım programı, Yapay Sinir Ağı analizimizde ise MATLAB R2019a istatistik paket programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda cari açık, dış ticaret açığı, tüketici fiyat endeksi, üretici fiyat endeksi ve petrol fiyatları değişkenlerinin döviz kuru üzerinde anlamlı ve etkili olduğu bulunmuştur. Üretici fiyat endeksi, tüketici fiyat endeksi, sanayi üretim endeksi, petrol fiyatları, bütçe açığı, cari açık ve dış ticaret açığı ile döviz kurları arasında tek yönlü ve çift yönlü olmak üzere Granger Nedensellik ilişkileri tespit edilmiştir. Yapay Sinir Ağı analizimiz sonucunda elde ettiğimiz yüksek performans değerleri literatüre paralel olarak, geleneksel yöntemler ile karşılaştırıldığında Yapay Sinir Ağları analizinin daha başarılı sonuçlar verdiğini bize göstermiştir.

Deniz İşler
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurum kimliğinin marka meşruiyeti üzerindeki rolü: Otomotiv şirketi örneği

Bu araştırmanın amacı, bir markanın pazara ilk sunuluşundan itibaren marka meşruiyetini sağlamak amacıyla kurum tarafından oluşturulan kurum kimliği çalışmalarının üstlendiği rolü incelemektir. Çalışmada, markaların meşruiyet stratejilerinin hedef kitlelere ulaştırılmasını sağlayan en etkin araçlardan birisi olan kurum ve dolayısıyla marka kimliği söylemlerinin meşruiyetin hangi alt bileşenlerine vurgu yaptığı analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, Türkiye'nin ileri gelen otomotiv gruplarından birisi tarafından temsil edilen yeni bir otomobil markasının ilk pazara sunuluşundan itibaren, pazardan çekilişine kadar geçen 10 yıllık süreçte (2009-2019) kamuoyu ve kendi hedef kitlesi nezdinde marka bilinirliği ve meşruiyetini sağlamak amacıyla iletişimde kullandığı söylemler, ilgili marka tarafından servis edilmiş olan basın bülteni metinlerinin söylem stratejileri ve meşruiyet kategorileri üzerinden nitel analize tabi tutulması ile incelenmiştir. Analizler sonucunda, "geçerlilik" üzerine olan söylem stratejilerinin, "uygunluk" üzerine olanlara göre daha fazla öne çıktığı, geçerlilik üzerine olan söylemler arasından ise, "doğal bir varlık veya gelişmeye ya da otoriteye vurgu yapanların" daha ağırlıklı kullanıldığı görülmüştür. Uygunluk üzerine olan söylem stratejilerinde ise "duyguları yönlendiren söylemler" ile "toplum ahlakı üzerine" olan ve "başarıyı vurgulayan" söylemlerin öne çıktığı görülmüştür. Meşruiyet tiplerine göre bir değerlendirme yapıldığında ise, kullanılan söylemlerin daha büyük bir çoğunluğunun pragmatik ve normatif bazlı olduğu, bilişsel bazlı olanların ağırlığının ise daha düşük olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Kurumsal kimlikMarkaMarka kimliği+2
Selin Şahiniz
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalın yönetim kapsamında 2. basamak hizmet hastanelerinde kısa dönem yatan ve sık rastlanan hastalıklarda maliyet yönetimi: Tuzla Devlet Hastanesi örneği

Bu çalışmanın amacı, kamuya ait ikinci basamak bir hastanenin, yatan hasta kayıtlarından en çok yatış yapılan bir cerrahi ve bir dâhili servis belirlenerek, yatan hasta toplam ve birim işlem maliyetinin hesaplanması, bulunan maliyetlerin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) paket fiyatları ve SGK' ya (Sosyal Güvenlik Kurumu) gönderilen fatura dökümleri ile karşılaştırılarak, hizmet kapasitesi yüksek olan kliniklerin yatan hasta birim maliyetinin hastaneye yükünün tespit edilmesidir. Araştırmanın yürütüldüğü Dahiliye Kliniğinde, toplam maliyetler içerisinde % 77.09 ile en yüksek oran personel maliyeti bulunmuştur. İlk madde ve malzeme olarak adlandırılan ilaç ve tıbbi malzemenin oranı % 7.05, genel üretim maliyetlerinin oranı ise % 15.86 olarak hesaplanmıştır. Genel Cerrahi Kliniğinde ise; toplam maliyetler içerisinde % 75.37 oran ile yine en yüksek personel giderleri, ilaç ve tıbbi malzeme oranı % 8.62, genel üretim maliyetlerinin oranının da % 16.01 olduğu görülmüştür. Sağlık yöneticilerinin çalışmayı baz alarak, maliyet muhasebesi, performans, planlama ve kalite geliştirme, tespit edilen israfların ortadan kaldırılması ve hastane gelirlerinin arttırılması çalışmalarına katkı sağlayabileceği, ayrıca araştırma sonuçlarının, Sağlık Bakanlığı ve SGK tarafından değerlendirilmesi ile sağlık kurumları açısından, iyileştirme çalışmalarında etkili olacağı ve finansal getiriler sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırmanın sonuç kısmında, çalışmanın bulguları baz alınarak sağlık yöneticilerine önerilerde bulunulmuştur.

Aktiviteye dayalı muhasebeBirim maliyetleriDevlet hastaneleri+6
Servet Cebe Sengir
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies
2021
00