
1,673
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkiye'de uygulanan çok katlı yapı üretiminde kat adedi ve beton sınıfının kaba inşaat maliyetine etkisi
Türkiye'de hızla artan kent nüfusu beraberinde giderek büyüyen boyutuyla kentleşme sorunu da getirmektedir. Bu soruna çözüm olarak da, daha yüksek katlı yapılar inşa edilmektedir. Amaç sadece yapı üreterek yapı açığını azaltmak veya kapatmak olmadığı için en ideal işlev, biçim, estetik ve ekonomi sağlamalıdır. Böyle karmaşık bir süreci koordine etmek görevi doğal olarak tasarım esaslarını ve ana prensipleri belirleyen mimarın olacaktır.Günümüzde Türkiye'de çok katlı yapı üretiminde en yaygın işlev konut, konut sektöründe ise en fazla kullanılan teknoloji perde sistemlerdir. Ankara ve çevresinde kurulan Or-An, Konutkent, Yaşamkent gibi kendi başlarına küçük birer şehir sayılabilecek yerleşim alanlarında çok katlı konutların taşıyıcı sistemi olarak perdeli sistemler, yapımı için ise tünel kalıp yöntemi kullanılmıştır.Toplu konut üretiminde bu kadar yaygınlaşmış olan bu teknolojilerin olanak ve kısıtlamalarının tasarımcılar tarafından çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmada çok katlı yapılar hakkında genel bilgiler verilip, kullanılan malzemelerden ve taşıyıcı sistemlerinden bahsedilmiştir. Daha ayrıntılı olarak taşıyıcı sitemlerden biri olan betonarme perdeli sistemler ele alınmış, betonarme perdelerin sınıflandırılması, tüm taşıyıcı sistemlerin davranışı, DBYBHY 2007 yönetmeliğinde perdeler için verilen kurallar incelenmiştir. Ardından perdeli sistemlerin uygulanma metotlarından olan tünel kalıp sistemlere, sistemin yararlarına değinilmiştir.Bahsedilen sebepler doğrultusunda sayısal araştırmanın yapıldığı örnek uygulamada taşıyıcısı perde sistemden oluşan ve tünel kalıp teknolojisi kullanılan bir konut yapısı ele alınıp, farklı kat adetlerine sahip modelleri oluşturularak maliyetleri kıyaslanmıştır. Şehir planlaması sırasında ada parsel uygulamaları ve bölge bazında uygulamalar olabileceği için iki konuya da ışık tutacak maliyet hesapları düşünülmüştür. Modellerde daire başına düşen maliyetlerde, beton ve zemin sınıflarının etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak uygulanacak proje için bu doğrultuda yapılacak analizlerin tasarım kararlarında önemli bir kriter oluşturduğuna inanılmaktadır.
Bina tasarım - denetim sürecinde e-belediye olanakları ve üç boyutlu kent modelinin oluşturulması
Gelişen teknolojiyle kentler gittikçe daha kompleks alt yapı ve üst yapı sistemlerinden oluşmaktadır. Değişen sistemlerin kontrolü ve yönetiminde geleneksel yöntemler yeterli olmamaktadır. Şehre ait yönetimlerin karar verme sürecinde yapı üretimi, belediye işleri, kentsel tasarım, afet yönetimi, eğitim, taşımacılık, kent güvenliliği gibi konularla, kompleks şehir mimarisini ilişkilendirmeleri gerekmektedir. Bu ilişkilendirmede, uzman kişi ve kurumlar arası bilgi alış verişine-koordinasyona ihtiyaç vardır. Günümüz Bilişim ve internet teknolojisi, kurumların ihtiyaç duydukları bilgilere eş zamanlı olarak, mekana bağlı kalmadan erişmelerine olanak sağlayabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, farklı yönetsel birimlerin kendileri ve diğer kurumlarla ilgili veri tabanına ulaşması için üç boyutlu kent bilgi sistemlerinin oluşturulmasına yönelik bir model önermektir. Bu çalışmada; Yapı tasarım denetim sürecinde yerel yönetimler veya onay veren kamu kurumlarının, yapının farklı tasarım profesyonelleri (mimar, inşaat müh., makine müh., vb) tarafından üç boyutlu olarak hazırlanmış olan 3D dijital bilgilerinin, tek bir kent modeli veya model parçaları üzerinde bir araya getirmeleri (disiplin katmanlı kent modeli) önerilmektedir.Oluşturulacak disiplin katmanlı 3D kent modeli; yapı kontrolü, afet yönetimi, ulusal güvenlik, alt ve üst yapı bakım onarımı gibi gerekli durumlarda ilgili kişi veya kurumların kullanımına sunularak, kentsel hizmetlerin ucuz hassas kolay ve hızlı yapılmasına imkân sağlanabilecektir.
Kütahya Yeni Mahalle Rum (Gavur) hamamı restorasyon önerisi
Bu çalışma Kütahya ili merkez Lala Hüseyin Paşa Mahallesi'nde yer alan XIX. yy hamam mimarisi örneklerinden Yeni Mahalle Rum (Gavur) Hamamı'nı konu etmektedir. Çalışmanın amacı, Kütahya'da etnik kültürün şahidi kültür varlıklarından biri olan kısmen yıkılmış, metruk durumdaki Yeni Mahalle Rum (Gavur) Hamamı'nın; bugünkü durumunu analitik incelemeler ve değerlendirmelerle belgelemek, restitüsyonu ile yapının özgün durumunu ortaya koymak ve koruma ilkeleri ışığında hamamın sürdürülebilir korunmasına yönelik restorasyon önerisi getirmektir. Tez içerisinde Kütahya, Eskişehir, Afyon illerinden hamam örnekleri seçilerek tipolojik bir çalışma oluşturulmuş, Yeni Mahalle Rum Hamamı'nın bu tipoloji içerisindeki yeri belirlenmiştir. Çalışma; Rum Hamamı'nı belgeleyen rölöve ve tanımlama, özgün halini gösteren restitüsyon, çevresel analizler, karşılaştırmalı çalışma katoloğu ve yapının restorasyon uygulamasına hazır hale getirildiği restorasyon projesini içermektedir.Anahtar Kelimeler: Kütahya, Rum, Hamam, Restorasyon
Isı yalıtım malzemelerinin yaşam döngüsü değerlendirme yöntemiyle çevresel etkilerinin değerlendirilmesi
Binalar ve binalarda kullanılan yapı malzemelerinin yaşamları boyunca çevreye olumsuz etkileri olmaktadır. Çevreye duyarlı yaklaşımlar ile binaların üretilmesi için bu çevresel etkilerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yaşam döngüsü değerlendirme (YDD) bu noktada ortaya çıkan, malzemelerin veya hizmetlerin yaşam boyunca tüm evrelerindeki çevresel etkilerinin değerlendirilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, enerji korunumunda önemli bir yere sahip olan ve binalarda yaygın olarak kullanılan ısı yalıtım malzemelerinden ekspande polistren (EPS) ile buna alternatif olarak kullanılacak taş yününün beşikten kapıya (cradle to gate) olan süreçte hangisinin daha çevre dostu olduğunu ortaya koymaktır. Yalıtım malzemelerinin çevresel etkileri GaBi 4 yazılımı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, EPS'nin çevresel etkileri incelenen tüm çevresel etki sınıfları için taş yününe göre daha az bulunmuştur. Ayrıca, çevresel etkilerin en çok üretim evresinde oluştuğu görülmüştür. Çalışma yapı malzemelerinin seçiminde çevresel ölçütlerin önemini vurgulamaktadır.
Bütünleşik mimarlık sistemleri: Rüzgar türbinlerinin yüksek binalar ile bütünleşik tasarımı
Bu çalışmanın amacı; `mimarlıkta bütünleşme' ve `sistem' kavramlarının irdelenmesi, yapı sistemleri ve ekosistemlerin bütünleşme sürecinde yenilenebilir enerji kaynaklarının önem kazanması kapsamında yüksek yapılar ile rüzgar türbinlerinin bütünleşmesi, bu bağlamda son yıllarda dünya literatüründe detaylı araştırmalar başlatılan gelişmiş ülkelerde alternatif bir enerji kaynağı olarak kullanımı giderek yaygınlık kazanan rüzgar enerjisinin, yapı sistemleri ile bütünleşme stratejilerininin araştırarak; konunun mimari, yapısal ve çevresel boyutlarının irdelenip, bütünleşme tasarım ölçütlerinin oluşturulmasıdır. Mimarlık sistemlerinin bütünleşme yöntemlerinin arayışı, çalışmanın çıkış noktasıdır. Günümüzde, enerji ihtiyacında görülen artış ve mevcut enerji kaynaklarının tükenmekte olması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını zorunla duruma getirmektedir. Bu nedenle, yenilenebilir enerji kaynaklarının yapı ve ekosistem (çevre) arasında bütünleşmeyi sağlayan yapıya entegre alt sistemler olarak ele alınmasını sağlamıştır. Bu çerçevede, uygulaması gerçekleşmiş, uygulama aşamasında olan ve henüz tasarım aşamasında olan literatüre geçmiş alanının öncüleri olarak kabul görmüş rüzgar türbinlerinin bütünleşik olarak kullanıldığı yüksek bina örnekleri (10 bina örneği) belirlenerek bütünleşme düzey ve şekilleri, tasarım ve oluşum özellikleri mimari tasarım ve yapı formu kapsamında saptanmaya çalışılmıştır. Bu saptama çalışması içinde, rüzgar türbinlerinin yerleşim şekli ve yapıların mimari tasarım kriterleri PhotoshopPortable ve Autocad 2009 programları aracılığıyla irdelenerek analiz sonuçlandırılmıştır. Sonuçta, bütünleşme düzey ve şekillerinin yapı formu ile ilişkili olarak farklılaştığı ortaya konulmuştur.
Sismik taban izolatörü kullanımının mimari tasarıma etkisi
Yapı sistemlerinin deprem dayanımını arttırması bakımından inşaat teknolojisindeki en yeni gelişmelerden biri sismik izolasyon teknolojisidir. Bu tez çalışması sismik taban izolasyonu teknolojisinin dünyada yaygın olarak kullanıldığı iki yapı türü olan tarihi yığma binalar ve betonarme binaları kapsamaktadır.Bu çalışmada 2007 Deprem Yönetmeliğinde tanımlanan; düşeyde ve planda düzensizlik durumlarının tümünü içeren L şeklinde kalıp planına sahip düzensiz bir betonarme yapı üç şekilde modellenmiştir. Bunlar; ankastre tabanlı, kurşun kauçuk mesnetli ve yüksek sönümleyici kauçuk mesnetli modellerdir. Bu modellerin dışında ayrıca; L şeklinde kalıp planına sahip, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik'te bulunan A3. Planda çıkıntılar bulunması düzensizliği dışında hiçbir düzensizliğe sahip olmayan ve çalışmada düzenli bina olarak nitelendirilen yapıda modellenmiştir. Çalışmada maksimum yer ivmesi 0,52 g olan Erzincan deprem kaydı kullanılarak zaman tanım alanında dinamik analiz yapılmıştır. Bu analiz sonucu dört yapı modelinin periyot değerleri ile sismik tepkileri birbirleriyle karşılaştırılmıştır.Bu çalışmada ayrıca tarihi yığma binalar da sismik izolasyon uygulaması da incelenmiştir. Mimar Sinan'ın çıraklık eseri olarak nitelenen Şehzade Mehmet Cami SAP 2000 bilgisayar programı ile modellenmiştir. Bu yığma sistemin ankastre mesnetli, kurşun kauçuk mesnetli ve yüksek sönümleyici kauçuk mesnetli üç modelinin dinamik davranışları birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada dinamik analiz maksimum yapı tepkilerini veren Davranış Spektrum yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak sismik taban izolatörlerinin düzensiz betonarme binanın ve tarihi yığma caminin dinamik davranışlarını iyileştirdiği gözlenmiştir. Sismik taban izolasyonu tasarımda serbestlik sağlamasına rağmen bu sonuç mimarları düzensiz yapılara yönlendirmemelidir. Ayrıca tarihi yapılarda orijinal dokuyu bozmadan güçlendirme özelliği sismik izolatörlerle sağlanabilecektir.Anahtar Kelimeler: Yapı ve yapım teknolojisi, sismik izolasyon
Karabük ili, Eskipazar ilçesi, Hadrianoupolis Antik Kenti'nde bulunan Geç Antik Dönem yapılarından A Hamamı'nın koruma önerisi
Bu çalışma, Karabük ili, Eskipazar ilçesi, Hadrianoupolis Antik kentinde yapılan arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkartılan ve Geç Antik/Erken Bizans dönemine tarihlenen ?Hamam A? yapısını konu edinmektedir. Güney Paphlagonia bölgesinde yer alan Hadrianoupolis Antik kentinin, tarihsel ve kültürel yapısı ile Türkiye'nin önemli ören yerlerinden biri olacağı düşünülmektedir. Kentte tespit edilen mimari kalıntılardan biri olan ?Hamam A? yapısının gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi için; yapının bugünkü durum tespiti yapılmış, tarihi araştırma ve karşılaştırmalı çalışmalar yardımı ile özgün haline ilişkin öneriler oluşturulmuştur. Ortaya çıkan bu bilgilerden faydalanarak, restorasyon imkanları çerçevesinde, yapıya uygun yeni bir işlev belirlenmiş ve buna ilişkin koruma projeleri hazırlanmıştır.
Hastanelerde poliklinik ve tanı birimleri arası sirkülasyon ve fonksiyonel konfor analizi
Mekansal organizasyon ve hastaneyi oluşturan birimlerin birbiri ile ilişkileri hastane tasarımını etkileyen önemli faktörlerdir. Gün geçtikçe ilerleyen tıp bilimi hastane mekan tasarımlarına da yansımaktadır ve bu durum mekansal ilişkileri de etkilemektedir. Tıp bilimindeki gelişme özellikle tanı birimlerinde ilerleme kaydedilmesini sağlamıştır. Poliklinik ve tanı birimleri arasındaki ilişki, bu ilerleme sayesinde gün geçtikçe kuvvetlenmiştir ve iki birim arasındaki kullanıcı akışı artmıştır. Kullanıcı sirkülasyonunun artması sonucunda mekansal ihtiyaçlar ve fonksiyonel konfor koşulları, mekansal tasarımlar için önemli veriler haline gelmiştir. Tez kapsamında ele alınan dört hastane örneğinde poliklinik ve tanı birimleri arası sirkülasyon analizi; hastane girişleri, plan sistemi, poliklinik ve tanı birimi ilişkisi, bekleme alanları ve yoğunlaşan alanlar başlıkları altında incelenmiştir. Fonksiyonel konfor analizi ise mesafe, mekansal büyüklükler, doğal aydınlatma ve yön bulma başlıkları altında irdelenmiştir. Bu tezde ortaya konan poliklinik ve tanı birimleri arasındaki ilişki analizinin, ileriki dönemlerde yapılacak olan hastane tasarımları için bir kaynak oluşturması beklenmektedir.
Kültür ve Turizm Bakanlığınca kültür merkezine dönüştürülen tarihi yapılarda önem-başarım değerlendirmesi
Dünyada ve ülkemizde yapısal ömürlerini tamamlamamış birçok yapı, yaşam biçimleri ve ihtiyaçlarda meydana gelen değişimlere ayak uyduramayarak kullanılamaz hale gelmektedir. Bu tezin amacı, kültürel mirasımızın önemli bir bölümünü oluşturan, kamu belleğine yer etmiş tarihi binaların Kültür Merkezi olarak yeniden işlevlendirilmesi sürecinde uygulanan mekansal dönüşümün, Edirne Deveci Han Kültür Merkezi, Muğla Kültür Merkezi ve Ordu Çok Amaçlı Salon örneleri üzerinden incelenmesi ve Edirne Deveci Han Kültür Merkezinde yapılan anket ışığında kullanıcı memnuniyetinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla, ilk olarak yeniden işlevlendirme kavramı irdelenmiş, daha sonra ise Kültür Merkezi işlevinin içerdiği mekan gereklilikleri belirlenmiştir. Seçilen örneklerin yeniden işlevlendirme öncesi ve sonrası durumu incelenmiş ve Kültür Merkezleri Daire Başkanlığı tarafından bazı İl ve İlçelerde uygulanmış olan Tip A1 Kültür Merkezi ile karşılaştırılarak, hangi fonksiyonların mevcut kabuk içinde kurgulanabildiği belirlenmiştir. Son olarak Edirne Deveci Han Kültür Merkezi'ni kullanan ziyeretçiler üzerinde önem-başarım analizi yöntemiyle anket uygulanmış, anket sonuçları ve mekan kurgusu değerlendirmiş, tez sürecinin başlangıcında ortaya konulan hipotezler sınanmış ve öneriler getirilmiştir.
İmar mevzuatı kapsamında yapılaşmaya ilişkin süreçler, uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri
Bu çalışmada; mimarlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında uyulması zorunlu olan, belirli süreç ve aşamalardan oluşan yasal mekanizmaların nasıl çalıştığının analizinin yapılması, uygulamada yaşanan sorunlar da göz önünde bulundurularak mevcut sistemin temel problemlerinin tespit edilmesi ve daha sağlıklı bir sistemin oluşabilmesi için de çözüm önerilerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir.Bu kapsamda öncelikle; imar mevzuatımız gelişim süreciyle birlikte değerlendirilmiş, ardından belediyelerde planlama sonrası yürütülen proje onayı, Yapı İzni, Yapı Denetimi, Yapı Kullanma İzni, imar yaptırım mekanizmaları gibi süreçler incelenmiştir. Son olarak da yasal mevzuat çerçevesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İlçe belediyelerin imar birimlerindeki uygulamalar değerlendirilerek karşılaşılan problemlere çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmıştır.
Tasarım sürecinde proje kalite yönetimi: Çok uluslu otel yapısı örneklemi
Yapı üretim sürecinde Kalite üzerine güncel yaklaşımlar ve proje yönetim pratikleri günümüzde, özellikle yapı üretim sürecinde farklı alt süreçlerde, değişik kalite yönetim tekniklerini de beraberinde getirmiştir. Yapı üretim sürecinde yer alan kalite araştırmaları bağlamında, tasarım süreci kalite yönetiminin, üretim ve kullanım süreçlerinin kalitesini etkilediği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle söz konusu çalışmada, tasarım süreci proje kalite yönetimi ele alınarak çok uluslu otel yapıları bağlamında değerlendirilmiştir.Çok uluslu otel yapılarının alan çalışması olarak seçilmesinin temel nedeni ise, bu tür projelerin disiplinler arası bir kimlik içermesi, performans kriterlerinin belirgin sınırlarla çizilmiş olması ve bu nedenle net verilere ulaşılabilmesidir. Proje yönetimi açısından farklı disiplinlerin bir arada yer alması, kalitenin yönetimi ve sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Farklı kullanıcı grupları tarafından değişik biçimlerde algılanan yapı kalitesi, söz konusu tesislerin üretim maliyetleri açısından da büyük bir önem taşımakta ve kaynakların verimli kullanımını da içeren proje kalite yönetimi döngüsünü zorunlu hale getirmektedir.Yukarıda ele alınan bağlamlarda açıklanan gerekçeler doğrultusunda, bu tez kapsamında, yapı üretim sürecinin önemli bir bileşeni olan tasarım süreci kalite yönetimi irdelenmiştir. Bu amaçla öncelikle kalite kavramı ve içeriği kısaca özetlendikten sonra ve kalite kavramının yapı sektörü içindeki yeri irdelenmiş, yapı sektörünün süreç özellikleri ve kaliteye ön girdi teşkil eden gereklilikler ele alınmıştır. Tasarım süreci kalitesinin ürünün kullanım sürecine olan etkilerinin incelenebilmesi için öncelikle ürün kalitesi ve süreç kalitesi çerçevesi belirlenmiş ve bu çerçeve mevcut model üzerinde sınanmış, saptanan sorunlar ve çözüm önerileri ele alınmıştır.Araştırma kapsamında literatür taramasının yanı sıra, tasarım süreci ürün ve süreç kalitesinin değerlendirilmesinde örneklem alanında incelenen Holiday Inn Almaty projesinin ekibinde değişik kademelerde görev almış katılımcılarla yapılan anket çalışması ve yine aynı yapının ürün kalitesinin değerlendirilmesinde de bağımsız bir kuruluşun otel kullanıcıları ile yaptığı anket sonuçları kullanılmıştır. Ayrıca zincir otele ait marka şartnameleri, zorunlu yerel yapı kodları, yapının gerçek uygulama tasarım ve dokümanlar, yerel idare tarafından onaylanan uyarlanmış tasarım dokümanları ve diğer tasarım dokümantasyonu da destekleyici dokümanlar olarak kullanılmıştır. Ulaşılan bulguların ve literatür taramasının karşılaştırması ile varılan sonuçlar tez kapsamında incelenmiştir.Çok bileşenli ve kompleks bir niteliğe sahip bu tür yapıların sağlanması gerekli ortak performans gereklilikleri ve süreç özellikleri üzerine araştırılmış, belirlenen model üzerinden Holiday Inn Almaty projesi kullanım süreci yansımaları ile beraber tasarım süreci kalitesi açısından incelenmiştir.Araştırma sonucuna göre çok uluslu zincir otel yapıları diğer otel yapılarından farklı organizasyonlara ve süreç özelliklerine sahip yapılar olup, performans gereksinimlerinin karşılanması kadar süreç kalitesinin sonuç ürün kalitesi üzerinde büyük etkisi bulunduğu belirlenmiştir. Diğer projelerde çok belirgin olmayan kültürel ve organizasyonel faktörlerin süreç kalitesi üzerinde belirgin etkiye sahip oldukları tespit edilmiştir.
Binaların yangın güvenliğinin ulusal yangın yönetmeliğine göre analiz edilebilmesine yönelik bilgisayara dayalı bir model önerisi
Bu doktora tezinin amacı ?Tasarım aşamasındaki binalar ve mevcut binalarda yangın güvenlik önlemlerinin Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını otomatik olarak analiz edebilen ?Yangın Yönetmelik Kontrol Otomasyon (YYKO)? modelinin geliştirilmesi, bu bağlamda Ülkemizde yapılan binaların yangın güvenlik önlemlerinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma da ilk olarak tez konusu ile ilgili yapılmış olan Ulusal ve Uluslararası bilimsel araştırmalar incelenmiş, tez kapsamında geliştirilen model için bilgisayar programlama dilleri irdelenmiş bunun sonucunda Microsoft Visual Studio.Net 2008 platformu ve Visual Basic.Net programlama dili kullanılarak YYKO modeli tasarlanmıştır. YYKO modeli hem Windows hem de Web uygulaması olmak üzere iki farklı yapıda geliştirilmiştir. Her iki modelde de arayüz formlar oluşturulup, BYKHY'te yer alan mimari hükümler bu formlarda çizgisel anlatım eklenerek soru formatına dönüştürülmüş, kullanıcıların kolay yanıtlayabileceği şekle getirilmiştir. Model; formlardan alınan bilgileri, merkezi bir veri tabanında kayıt altına almaktadır. Son bölümde ise örnek olarak seçilen hastane binaları önce geleneksel kontrol tablosu yöntemiyle sonra geliştirilen model ile BYKHY hükümlerine göre yangın güvenlik seviyesi açısından analiz edilmiş, sonuçlar karşılaştırılarak, geliştirilen model sınanmıştır.
Kısmi ve tam dolgu duvarlı çelik çerçevelerin yatay yükler altındaki davranışının elastik ve plastik analiz yöntemleri ile incelenmesi
Bu çalışmada, taşıyıcı eleman olarak dikkate alınmayan dolgu duvarların yatay monotonik yükler altındaki çelik çerçeveler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri elastik ve plastik analizlerin karşılaştırılması olarak araştırılmıştır. İki katlı iki açıklıklı düzlem çerçeve tasarlanmış , dolu-boş kombinasyonları oluşturulmuştur. Kısmi dolgu duvar, bu çalışmada sadece bant pencere ile sınırlandırılmıştır. Bu amaçla, düzlem çerçevelerde yatay yükler altındaki, dolgu duvarlar için eşdeğer basınç çubuğu modeli kullanılmış, çelik çercevelerin, dolgu duvarlı ,dolgu duvarsız ve bant pencereli kombinasyonlar olmak üzere toplam 7 adet modelin elastik ve plastik analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. Ayrıca, düzlem çelik çerçevelerde yumuşak kat ve kısa kolon etkileri araştırılmıştır. Dolgu duvarların çerçeve üzerindeki rijitlik, doğal titreşim periyodu, yatay deplasman, taban kesme kuvveti , enerji tüketimi, süneklik ve göçme mekanizmaları incelenmiştir.TS 648 şartnamesinde yer alan çelik yapıların doğrusal elastik hesap yöntemi (emniyet gerilmesi) ve çelik yapıların plastik analizleri hakkında teorik bilgiler sunulmaktadır. Dolgu duvarların eşdeğer diyagonal basınç çubuğu olarak doğrusal elastik ve doğrusal olmayan elasto-plastik hesap yöntemleri ile performans analizleri yapılmıştır. Eşdeğer diyagonal basınç çubuklarının mukavemeti, dolgu duvar yapımında kullanılan gazbetonun mekanik ve geometrik özelliklerine bağlı olarak belirlenmiştir.Eşdeğer çubukların performans değerlendirilmesi yapılırken, kolon ve kiriş elemanlarının performanslarına etkileri araştırılmış, yapılan kabuller doğrultusunda, çerçevede simetrik ve asimetrik yerleştirilen dolgu duvarların çerçevenin deplasmanında ve doğal titreşim periyoddaki etkileri ve bant pencereden dolayı oluşan kısa kolon davranışları incelenmiştir. Analiz ve modellemelerin yapılmasında SAP2000 statik analiz programı kullanılmıştır.
GAP bölgesinde yaşanan göçün sürdürülebilirlilik bağlamında konut çevrelerine etkisi Diyarbakır huzurevleri örneği
Kentlerde, doğal nüfus artışının yanı sıra sanayileşme ve ekonomik gelişmeye bağlı olarak nüfus yoğunlaşmıştır. Nüfus artışı kentlerde konut gereksinimini artırmış ancak bu ihtiyaca barınma niteliğinde karşılık verilemediğinden ortaya sağlıksız ve yetersiz barınaklar çıkmıştır. Üretim ve tüketim alışkanlıklarındaki değişiklik ve fosil yakıtların kullanımı, çevresel bozulmaya, sınırlı kaynakların hızlı tüketilmesine, sebep olmuştur.Dünyada endüstri devrimiyle birlikte, Türkiye'de ise 1950'li yıllarda göç hareketlerinde artış görülmüştür. Türkiye'nin Güneydoğusu'nda yaşanan terör olayları küçük yerleşim alanlarındaki nüfusun büyük yerleşim alanlarına göç etmesine sebep olmuştur. Diyarbakır da bu göçten etkilenen illerin başında gelmektedir. Göçle gelenler kentin beş farklı yerinde yoğunlaşmışlardır. Huzurevleri Semtinde yer alan Nesrin Mahallesi göçle gelenlerin yoğun yaşadıkları yerlerden biridir. Bu durum nedeniyle Nesrin Mahallesindeki konut ve çevreleri sürdürülebilir planlama kapsamında uygun planlamaya yönelik çalışma alanı olarak seçilmiştir. Anket uygulamasıyla sürdürebilirlik örneklem alanda çözümlenmiştir. Enerji, tasarım, malzeme, peyzaj ve yerleşim ölçütleriyle değerlendirme yapılmış öneriler geliştirilmiştir.Bölgede yapılacak yeni planlamalarda çalışmadan elde edilen verilerin, yerel yönetimler tarafından kullanılması önem taşımaktadır.
Enerji performansı öncelikli mimari tasarım sürecinin ilk aşamasında kullanılabilecek tasarıma destek değerlendirme modeli
Tasarım sürecinin ilk adımlarında alınan kararların önemli bir bölümünün sonuçta elde edilen bina performansını doğrudan etkilediği bilinmektedir. Bu noktada bina performans simülasyonlarından elde edilen bilgi, tasarım sürecinin başından itibaren tasarım kararı destek sistemi olarak tasarım ekibinin alternatif çözümler içinden seçim yapabilmesine yardımcı olabilecek önemde görülmektedir. Bina performans simülasyonlarının tasarım süreci içinde dolaylı yolla kullanılabilmesinde hassasiyet analizine dayalı yeni bir yöntem aranmaktadır. Hassasiyet analizi tasarım parametrelerinin bina performansı üzerindeki etkisinin ve hangi parametrenin daha etkin rol oynadığının belirlenmesine yardımcı olmaktadır.Tezin amacı, henüz tasarım sürecinin başındaki okul binası şemalarının belirlenen parametreler ve denenen değerlerine bağlı enerji performansı hassasiyetinin sorgulanmasıdır. İklimsel farklılıklara bağlı hassasiyetlerin belirlenebilmesi için analiz, Türkiye'nin dört derece gün bölgesi için ayrı olmak üzere gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmaya veri sağlamak üzere Esp-r enerji performans simülasyon programı kullanılmıştır. Temsili bir sınıf zonları kümesi tanımlanmış ve girdi parametreleri belirlenmiştir. Analiz hem ısıtma enerjisi tüketimi hem de soğutma enerjisi tüketimi üzerinden irdelenmiştir.Tezin sonucunda okul tasarımları için ısıl açıdan dirençli tasarımlara yönelik bir modül önerisi Modulsco geliştirilmiştir. Bu modülü test edebilmek için bu modül ile elde edilen üç alternatif tasarım şeması Türkiye'nin dört iklim bölgesine uygulanmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu önerilen yöntem, iklime dayalı tasarım gerçekleştirmek isteyen tasarımcılar için hazırlanacak tasarım kılavuzun genel çerçevesini oluşturmaktadır.
2000-2008 yılları arası ulusal ve bölgesel mimarlık yarışmalarına yönelik bir profil belirleme denemesi
Bu çalışmanın amacı, son dönemde yapılan mimari yarışmalar hakkında mimarlara ve özellikle genç mimarlara katkıda bulunacak ve çalışmalarını daha doğru bir şekilde ilerletmelerine ışık tutacak yarışmalar profili hakkında bir bakış sunmak ve yarışmalar ortamının nasıl analiz edilebileceği üzerine bir metodoloji ortaya koymaktır.Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de yarışmaların proje elde etme ve uygulama aşamasında oldukça önemli bir yer tuttuğunun bilincinde olarak bu çalışma kapsamında 2000-2008 yılları arasındaki Türk kurum ve kuruluşların açtığı Ulusal Ve Bölgesel yarışmaların genel karakteristiğinin neler olduğu incelenmiştir. Bu sorunun cevabını bulabilmek için, öncelikle genel olarak yarışma olgusunun bileşenleri belirlenmiştir. Bu bileşenler kısaca 1) yarışma yönetmelikleri, 2) yarışma ortamının profili, 3) şartnameler ve 4) mimarların bu konudaki fikirleri olarak düşünülmüştür.Yarışma yönetmeliklerindeki kurallar esas alınarak ve bir alternatifle karşılaştırma yaparak incelemek amacıyla Britanya örneği ile Türkiye bir arada incelemeye alınmıştır. Sonra, bu bileşenler bağlamında Türkiye'de 2000-2008 yılları arasında durum saptanması yapılmıştır. Bunun için bu yarışmalarla ilgili dokümanlar Arkitera sitesi, Mimarlar Odası Yarışma Arşivi ve Mimarlık dergisinin 2000-2008 yılları arasındaki tüm sayıları taranıp sınıflandırılıp bu yıllar arasındaki yarışmalar ortamının dökümü yapılmıştır. Daha sonra yarışmaların kurallarını belirleyen en önemli dokümanlardan biri olan şartnameler incelenmiştir. Bu inceleme, şartnamelerde bulunan kuralların ve yarışmacılardan istenilenlerin eksik olduğu düşüncesiyle yapılmıştır. Bunun için 2000-2008 yılları arasında yapılan ?Yapı? yarışmaların şartnameleri ?İçerik Analizi? yöntemiyle incelenip eksiklikler saptanmaya malışılmıştır. Son olarak da, yarışmacılar ve jüri üyelerinin tecrübelerinden yararlanmak için yapılan çalışmalardan, yarışmalarla ilgili ortaya konulan problemler ve sorular, bu yıllar içerisinde hem yarışmacı hem jüri üyeliği yapmış olan profesyonellerle görüşülüp ?Temellendirilmiş Kuram? yöntemiyle durum analizi yapılmıştır. Tüm analizler, 2000-2008 yılları arasındaki yarışmalar ortamının başlıca sorunlarının;1.Yarışma sayısının azlığı,2.Özel sektörün yarışma yerine teklif alma yöntemini tercih etmesi,3.Yarışma şartname içeriklerinin net ve açık olmaması ve bazı eksik bilgilerinin bulunması,4.Yapılan kolokyumların asıl amacını yerine getirmemesi,5.Jüri tarafından seçim sürecinde hazırlanan raporların yeterli olmamasıolduğunu ortaya koymuştur.
Toplu konutlarda kullanım aşaması kalite değerlendirmesi -Eryaman 7. Etap Toplu Konut uygulaması-
Günümüz toplu konut uygulamaları Türkiye'deki konut sorununa çözüm bulmaya çalışırken, kalite kavramının da tartışılmasını beraberinde getirmiştir. Alt ve orta gelir grubuna yönelik yapılan toplu konut uygulamalarındaki amaç, en az sürede en az maliyetle konut üretmektir. Fakat toplu konut binalarının yapıldıktan kısa bir süre sonra yıpranmakta ya da kullanım zorlukları yaratmaktadır. Bu durum kullanıcıların konutlarında değişiklik yapmalarına neden olmaktadır. Yapılan değişiklikler de konutların kullanım maliyetini artırmaktadır. Tezde, toplu konutların kullanım aşaması kalite değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırma kapsamında Ankara Eryaman 7. Etap toplu konutlarında ortaya çıkan kalite problemlerini araştırabilmek için anket çalışması yapılmış ve üretim süreci sonunda elde edilen yapı kalitesi ile kullanım aşaması kalite değerlendirmeleri yapılmıştır. Toplu konut inşaatlarında meydana gelen düşük kaliteden dolayı hane halkının konutunda yaptığı değişikliklerin belirlenmesi ile birlikte, düşük kaliteden kaynaklanan problemler ve bunların parasal olarak ifadelendirilmesi ve hane halkı üzerinde yarattığı olumsuz etkiler değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda, kalitesizliğin maliyetinin azaltılması için toplu konutların yapımında aranacak özellikler tartışılmıştır.
Eski Ankara bağ evleri ile günümüz villalarının mekan konfigürasyonu karşılaştırması
Konut tasarımı, kullanıcısının temel ihtiyaçları karşılama gerekliliğinin yanı sıra fiziki dünyada kültürün gerçeğe dönüştürüldüğü en temel araçlardan biridir. Konut mekanlarının kullanımı ve oluşturulma biçimi hayat görüşünü yansıtır. Dolayısıyla, zamanla değişen ihtiyaçların yaşama kültürüne etkisini konut tasarımlarında da görmek mümkündür.Mekan sentaksı çalışmalarında, mekanların oluşturulma ve bir araya getirilme geleneği, kültürel etkinin izlenebileceği bir alan olarak işaret edilmiştir. Bu çalışmalarda, binaların özelliklerini sayılaştırılırken onların biçim, ölçek, doku gibi iç özellikleri yerine mekanların birbiriyle bağlantıları, bütün içindeki konumları, sistem içindeki tüm mekanlarla ilişkileri gibi özelliklere odaklanılır.Ekonomi konut kullanıcısının gerçek isteklerini sınırlayan bir faktördür. Üst gelir grubu ailelerin kullandığı konutlarda kültürel etkinin izlerinin mekan sentaksı yöntemiyle daha açık okunacağı düşüncesi ile eski Ankara bağ evleriyle bugünün villalarının mekan ilişkilerinin saptanarak, toplumu oluşturan aile yaşantısının izlerini konut özelinde incelemek araştırma konusu olarak seçilmiştir.Mekan sentaksı yöntemiyle, biçimsel olarak farklı değerlere sahip olduğu çok açık olan Ankara'daki erken cumhuriyet dönemi ile günümüzdeki konut kullanım kültüründeki farklılık ve geçmişten günümüze taşınan benzerliklerin saptanması hedeflenmiştir.Yapılan çalışma sonucunda zamanla değişen aile yapısı ve ihtiyaçlara paralel olarak mahremiyet anlayışındaki değişimin konut planlarına yansıdığı ve konuta yeni işlevlerin eklendiği görülmüştür. Villalarda geçişli mekan sayısı ve sistem derinliğinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Döngü sayısının daha yüksek olduğu villalarda, döngüyle dolaşıma izin verilen mekan sayısına artmış ve esnek planlama anlayışı geliştiği tespit edilmiştir. Bağ evlerinde nokta değeri yüksek, dağılımı sağlayan sofa yerine villalarda antre ve hollerin dağılım mekanı görevini üstlendiği, gusülhane işlevinin yatak odalarının içine eklenen banyolara dönüştüğü saptanmıştır.
Kayseri Talas Endürlük Kilisesi restorasyonu
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan ülkemizde, tarih ve kültür zenginliği, günümüze kadar ulaşabilen eserlerle kendini göstermektedir. Din ve kültür çeşitliliği; Türkiye'nin her yerinde bir tarih bırakmıştır. Kayseri ve çevresi 20. yüzyılın ortalarına kadar Rum, Ermeni ve Müslümanların birlikte yaşadığı bir şehir olmuştur. Talas Endürlük köyü mübadeleye kadar bir Rum köyü olmuştur. Lozan antlaşması gereği Endürlük'teki Rumlar Yunanistan'a gitmiş, Yunanistan'daki Türkler de buraya yerleştirilmiştir. Endürlük Kilisesi, ihmal ve bilinçsiz tahribata rağmen ayakta durmaya çalışmaktadır. Bu terkedilmişlik, bakımsızlık ve tahribatı engelleyerek, yapının sürdürülebilir korunmasını sağlayacak verilerin hazırlanması amacıyla Endürlük Kilisesi çalışma konusu olarak seçilmiştir. Tez kapsamında, bir dönemin Rum inancını ve şeklini, yapı tarzını açıklayan bir belge olan Endürlük Kilisesi'nin korunmasına yönelik belgeleme ve restitüsyon yapılmış, bu bilgi ve belgeler baz alınarak restorasyon projesi hazırlanmıştır. Tez konusu kiliseye ilişkin elde edilen özgün bulguların pek çok değişim ve bozulmaları bulunan benzer kilise yapılarının restorasyon çalışmalarına da veri teşkil etmesi beklenmektedir.
OR-AN Toplu Konut Yerleşimi'nin toplu konut gelişimi içindeki yeri
Bu çalışma kapsamında, genel olarak konut sorunu, toplu konut kavramının gelişimi ve OR-AN Toplu Konut Yerleşimi incelenmektedir. Mimari özellikleri ve konut sorununa getirdikleri farklı yaklaşımlarla dünyada ve Türkiye'de ön plana çıkmış olan toplu konut yerleşimleri incelendiğinde, hemen her dönem biçimsel, fonksiyonel, çevresel ve sosyal konularda nitelik arayışlarının gündemde olduğu gözlenmiştir. Yalnızca niceliksel eksikliği doldurmak amacıyla tasarlanmış ve inşa edilmiş yerleşimlerde ise, sosyal problemlerin yanında birçok biçimsel problemle de karşı karşıya kalınmıştır. Bu bağlamda dünyada ve Türkiye'de tasarlanmış olan nitelikli toplu konut örnekleri ışığında Türkiye'den, girişimin ölçeği, özellikleri ve elde ediliş yöntemi açısından ayrıcalıklı bir durum oluşturması nedeni ile OR-AN (Orta Anadolu) Toplu Konut Yerleşimi örnek olarak seçilmiştir. Türkiye'de gerçekleştirilen ilk özel toplu konut projesi olmasının yanı sıra, özel sektör tarafından başlatılmış ilk ve en büyük ölçekteki konut planlaması olması ve yeni bir yaşam biçimi önermesi açısından OR-AN Toplu Konut Yerleşimi'nin gelişmesi ve günümüzdeki durumu belgelenmiş, dünya ve Türkiye örnekleri ile karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Konut, toplu konut, Ankara, OR-AN
Müze olarak işlevlendirilen tarihi yapılarda aydınlatma; Diyarbakır Dağ Kapı Burcu Sergi Salonu
Bu yüksek lisans çalışmasında; müze olarak işlev değişikliği getirilen tarihi yapılara zarar vermeden tarihi yapının ve içerisinde sergilenen nesnelerin uygun aydınlatması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında müze olarak işlevlendirilen tarihi yapılarda genel koruma ilkeleri ile müze ve sergi salonlarında aydınlatma kriterleri incelenmiştir. Uygulama kısmında ise sergi mekanı olarak işlev kazandırılmış Diyarbakır Dağ Kapı Burcu Sergi Salonu aydınlatma kapsamında irdelenmiştir. Bu kapsamda Diyarbakır Surlarının, Dağ Kapı Burcu Sergi Salonu'nun tanımlanması yapılarak teorik kısımda belirtilen kriterler doğrultusunda Diyarbakır Dağ Kapı Burcu Sergi Salonu'nun mevcut aydınlatması incelenmiştir. Bilgisayar programı ile simülasyonu hazırlanmıştır. Sergi salonu aydınlatması için üç farklı öneri sunulmuş ve bu öneriler karşılaştırılmıştır.
İran'ın Zencan ili Gerveh ve Socas tarihi yapıları özelinde, bilimsel ve geleneksel koruma yaklaşımlarının karşılaştırılmaları üzerine bir deneme
Bu tezin amacı İran'da uygulanmakta olan ?Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı? ile Türkiye'de uygulanmakta olan ?Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı'nın? karşılaştırılarak iki ülkenin restorasyon uygulamaları arasındaki farklılıkların saptanması ile geliştirilecek öneriler çerçevesinde bilgi ve eleman değişimine yönelik bir temel kaynak oluşturulmasıdır. Bu amaçla Zencan'da yer alan Selçuklu Dönemi'ne ait iki mescit yapısı restorasyon kararları açısından karşılaştırılmak üzere seçilmiştir.Burada takdim edilen tez çalışması 6 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk giriş bölümünde tezin kuramsal yaklaşımı, çalışmanın amacı, hipotezi, yöntemi ve beklenen sonucu yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde Zencan İli'nin Genel Özellikleri konu edilmiştir. Tezin üçüncü bölümü Gerveh Cuma Mescidi'nin Türkiye'de uygulanmakta olan ?Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı? kuralarına uygun olarak ayrıntılı bir şekilde incelenerek projelendirilmesine dair anlatımları kapsamaktadır. Tezin dördüncü bölümü İran'da uygulanmakta olan ?Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı? kuralları ile restorasyonu tamamlanmış bulunan Socas Cuma Mescidi'nin tanıtımı, restorasyon kararları ve uygulamalarının incelenmesi ile ilgilidir.Tezin beşinci bölümü inceleme konusu olan iki yapıdan Gerveh Cuma Mescidi'nin restorasyon önerileri ile Socas Cuma Mescidi'nin restorasyon müdahalelerinin tablolar yardımı ile karşılaştırılmasını kapsamaktadır. Tezin altıncı ve son bölümünde Bilimsel Restorasyon Yaklaşımı'nın Geleneksel Restorasyon Yaklaşımı'na olan üstünlükleri maddeler halinde verilerek tez temenniler ile sonlandırılmıştır.
Ankara alışveriş merkezleri biçimlendirme yaklaşımlarının görsel etki değerlendirmesi
Endüstri devrimi öncesi gotik, rönesans, barok veya yerel geleneksel stiller gibi tüm kültürel ürünleri kapsayan üslupsal yaklaşımlar farklı dönem ve uygarlıkların belirleyici karakteristiklerini taşırken; modern mimarlık dönemi ile değişerek; farklı kültürel, ekonomik, sosyolojik ve teknolojik yapılanmaya bağlı olmayan rasyonel ve universalist olarak tanımlanan mimari biçimlenme ve kentsel doku oluşmuştur.Modernizmin bu rasyonel yaklaşımı ise; günümüz postmodern kültür ve onun toplumsal ürünlerinden biri olan mimarlıkta da değişim göstermiştir. Günümüzde mimarlık ürünü olan binalar global ekonomik anlayış içerisinde bir tüketim aracı haline gelmiştir. Bu yaklaşımda, popülerlik, biçimsel özgünlük ve kullanıcı tarafından çekici bulunmak amacı farklı bir kültür ortamı oluşturmuştur.Bu anlayış içerisinde, günümüz alışveriş merkezleri gerek işlev bağlamında tüketim sisteminin en önemli aracı haline dönüşürken, mimari kimlik arayışları da bu yapı tipinin diğer önemli tasarım ölçütü haline gelmiştir.Bu çalışmada Ankara'da son 20 yıl içerisinde gerçekleştirilen alışveriş merkezlerinin biçimlenme anlayışları ?Binanın Kentsel Dizge Ölçeğindeki Analizi? ve ?Bina Ölçeğinde Görsel Analiz? bağlamında iki ana yöntem başlığı ile analiz edilmiştir.Binanın Kentsel Dizge Ölçeğindeki Analizi bağlamında ; bu bina örnekleri, modern dönem analiz yaklaşımı olan Kevin Lynch'in hareket halinde görsel algı, post-modern çözümleme yaklaşımı olarak da R.C.Venturi'nin yapı kabuğu ile mesaj iletilmesi bağlamında güncel görsel algı yaklaşımları ile değerlendirilmiştir.Bina ölçeğinde görsel analiz grubundaki incelemeye ise, mekan örgütlenmesi konu dışında tutularak, dış kompozisyon bağlamında yaklaşılmıştır. Rob Krier, J.Joedicke, P. Carl'ın analiz yaklaşımları ile mekansal etki, çevre ölçeğinde görsel etki, geometrik kurgu, ölçek-oran, ritm, denge-simetri, algı odağı başlıkları altında değerlendirmeler yapılmıştır.Bu çalışmanın sonucunda, güncel mimari biçimlenme anlayışlara sahip bu binaların belirtilen analiz yöntemleri ile değerlendirilmesi ile nesnel veriler elde edilmiştir. Bu nesnel bulguların ilerki tasarım süreçleri için tasarım girdileri sağlaması tezin özgün amacıdır.Bilim Kodu: 802.1.099Anahtar Kelimeler: Alışveriş merkezleri,Görsel analiz,Mimari Tasarım,Sayfa Sayısı: 181Tez Yöneticisi: Yrd.Doç.Dr. Tayfun YILDIRIM
Yerli ve yabancı geleneksel stillerdeki müstakil konut cephelerinde sembolik anlam
Bu çalışma, tasarım mesleği içinde olmayan K.Maraş halkının farklı kültürlere ait konut stillerinde yan anlamları nasıl bulup çıkardığını, bu anlamların sosyo-demografik niteliklere göre nasıl farklılıklar sunduğunu görmeyi amaçlamaktadır. Çalışmadaki ana hipotez, yabancı kültürlere ait örneklerin denek grubunu etkileyerek statü göstergesi olarak tercih edileceği, kendi kültürümüze ait olan örneklerin ise sıcak bulunarak tercih edileceği yönündedir. Bu doğrultuda orta yaş üzeri (yaş ortalaması 50 olan) ve öğrencilerden (yaş ortalaması 21 olan) oluşan toplam 102 kişilik iki grup 12 konut cephesi çizimini aşinalık, etkilenme, karmaşa ve beğeni başlıkları altında gruplanan 5 basamaklı anlamsal farklılaşma ölçeğiyle değerlendirmiştir. Araştırma bulgularına göre, farklı biçim, eleman ve malzemelere sahip olan farklı stiller, gruplar tarafından farklı şekilde yorumlanmışlardır. Statü göstergesi olarak yabancı geleneksel stillerden en gösterişli ve etkileyici olan cephe tercih edilirken, en sıcak konut olarak yerli ve en aşina olunan cephe seçilmiştir. Yabancı örnekler öğrenciler tarafından sempatik bulunurken, orta yaş ve üzeri grubun tercihleri yerli geleneksel konutlardan yana olmuştur.
Cephe aydınlatma kriterleri ve Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi cephe aydınlatmasıın irdelenmesi
Bu çalışmanın amacı genel tasarım süreci içerisinde, yapı tasarım kriterlerinden biri olarak cephe aydınlatma tasarımı konusunu araştırmak, irdelemek, veri toplamak ve bu konudaki temel kriterleri ortaya koymaktır. Çalışmanın ilk dört bölümünde belirlenen kriterler doğrultusunda, Karabük İli'nin Safranbolu İlçesi'nde yer alan Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi'nin mevcut cephe aydınlatması incelenmiş, AutoCAD ve 3DMax programları ile bina modellenerek simülasyonu hazırlanmıştır. Hazırlanan simülasyonlar ile teorik bölümlerde verilen bilgiler doğrultusunda yedi farklı cephe aydınlatma uygulama örneği hazırlanmıştır. Kullanıcı ve kullanıcı olmayan kişilerin beğenilerini saptamak amacı ile oluşturulan anket çalışması, Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ve Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Son bölümde ise anket yöntemi ile elde edilen beğeniler yorumlanarak, cephe aydınlatmasındaki beğeni kriterleri saptanmaya çalışılmıştır.
Kapalı yüzme havuzlarında aydınlatma ve Gazi Üniversitesi Kapalı Yüzme Havuzu örneği
Bu tez çalışmasında; kapalı yüzme havuzlarında oluşturulması gereken aydınlatma kriterleri incelenmiştir. İzleyicinin ve yüzücülerin kullandığı yüzme havuzundaki aydınlatma aygıtlarının uygun biçimde yerleştirilmesi için gerekli olan doğal ve yapay aydınlatma niceliği ve nitelikleri araştırılmıştır. Özellikle kapalı yüzme havuzlarında yapay aydınlatmada kullanılan aydınlatma aygıtlarının izleyiciler ve yüzücüler üzerinde etkileri incelenmiştir.Uygulama bölümünde ise; Gazi Üniversitesi kapalı yüzme havuzu; örnek araştırma mekanı olarak seçilerek bu mekanın yapay aydınlatması teorik bölümde verilen bilgiler doğrultusunda eleştirilmiş ve sonuçlar değerlendirilerek, alternatif öneriler geliştirilerek tartışılmıştır.
XXI. yüzyıl mimarlığının olası yönü: Kabuk kurgularının teknoloji ve malzemeye bağlı değişiminin analizi
Bu çalışmanın amacı: tarihsel süreç içerisinde özellikle 21.yy başında yapı kabuk kurgularının yapıya kazandırdığı prestij ve teknolojik gelişmeler ile beraber konstrüksiyon, malzeme bağlamında incelenmesidir. Yapılarda prestij sağlama, enerji verimliliğinin önem kazanması ile birlikte kullanıcı konforunun yükseltilmesinin yanında medyatik olma kaygılarını minimize edebilecek bir sistem olarak ?akıllı kabuk?, ?medyatik kabuk? tasarımları gündeme gelmiştir. Yaz ve kış iklim koşullarına göre en iyi performansı verebilen, içi ve dış ortam arasında denge kurma, medyatik olma görevini üstlenen ?akıllı kabuk? yaklaşımları, bina cephelerini çevreyle dost, ilgi çekici, dinamik birer elemana dönüştürmüştür. Böylece yapı kabuklarında tasarım sürecinden itibaren birçok alandaki teknolojik gelişmelerin yapı sektöründe kullanılarak, kabuk performansı arttırılmıştır. Sonuçta yapılan araştırmalar ve analiz edilen yapı örnekleri göz önünde bulundurularak, yapı kabuk sistemleri ile ilgili varılan genel sonuçlar belirtilmiştir.
Ordu ili, Aziziye Mahallesi Harun Furtun Evi restorasyon önerisi
Bu çalışma Ordu ili Merkez'de yer alan sivil mimari örneklerden Furtun Evi'ni konu etmektedir. Çalışmanın amacı yapının rölövesinin hazırlanarak, mevcut durumunun belgelenmesi, restitüsyon çalışmasının yapılarak özgün durumununbelirlenmesi ve geçirdigi değişikliklerin tespit edilmesi, ortaya çıkan restitüsyon projesinin ışığında, yeniden konut işleviyle restorasyon projesinin yapılmasıdır. Çalışma kapsamında önce Ordu ili kentsel sit alanı, Furtun Evi'nin yakın çevresi ve bugünkü durumu incelenmekte, karşılaştırmalı çalışma ve tarihi araştırmalar ile yapının özgün durumu araştırılmaktadır. Böylece yapı, restorasyon projesine göre onarımı yapılarak, yeniden işlevlendirildikten sonra, ev sahipleri tarafından tekrar kullanılmaya başlanabilecek ve bu kültür varlığımız gelecek nesillere sağlıklı olarak bırakılabilecektir.
Tokat Erbaa Silahtar Ömer Paşa Camii restorasyon önerisi
Bu çalışmanın konusu Tokat ili Erbaa ilçesine bağlı Akça (Fidi) Köyünde inşa edilmiş olan `Silahtar Ömer Paşa Camii'nin için bir restorasyon önerisinin hazırlanmasına yöneliktir. Çalışmanın amacı hem mimari özellikleri hem de sanat tarihi açısından özgün bir konuma sahip olan Silahtar Ömer Paşa Camii'nin özgün değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılabilmesi için bir öneri geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda tarihi öneme sahip olan caminin bugünkü durumu yerinde incelenerek ve rölöve ölçüleri alınarak sayısal ortamda belgelenmiştir. Yapı ile ilgili tüm yazılı ve görsel belgelerin değerlendirilmesi ile de restitüsyon çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca restitüsyon çalışması kapsamında Anadolu'daki diğer ahşap direkli camilerin mimari özellikleri incelenmiş karşılaştırmalı çalışmalarla yapının özgün durumu araştırılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilerek tarihi yapı için çağdaş ve uygulanabilir restorasyon projesi geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Cami, Erbaa, Restorasyon, Silahtar Ömer PaşaCami, Tokat
Yerelin içerisindeki evrenseli aramak: `Eleştirel bölgeselcilik'in öne çıkan kavramları aracılığıyla Han Tümertekin'in B2 ve SM Ev'lerine bir bakış
Bu tez `Eleştirel Bölgeselcilik' yaklaşımını tartışarak, öne çıkan kavramlar aracılığıyla, Han Tümertekin'in Büyükhüsun Köyü 'nde (Çanakkale/Türkiye) tasarladığı B2 ve SM Evlerini incelemeyi amaçlar. Özünde dünyanın aynılaşmasına karşı politik bir tepki olarak ortaya çıkan `Eleştirel Bölgeselcilik', moderni red etmeden, onun potansiyelini kabul eden, ama global koşulların dayattığı üretim ve tüketim pratiklerine başkaldırı potansiyeli olan bir mimarlık önermektedir. `Eleştirel Bölgeselcilik' Frampton, Lefaivre-Tzonis gibi teorisyenler tarafından ortaya konmuş, çok katmanlı bir tutum olarak tanımlanabilir.Tezde, `Eleştirel Bölgeselcilik' in analitik incelemesi, 1980'lerde Alexander Tzonis-Liane Lefaivre ve Kenneth Frampton tarafından atılan temel üzerine, yaklaşımın geçirdiği dönüşümü ve aldığı eleştirileri de kapsayarak tartışmayı günümüze kadar getirmeyi amaçlar. `Eleştirel Bölgeselcilik' in evrensel-yerel arasında durduğu arakesitte bu çalışma için; deneyimsellik, yer-bağlam, tektonik-şiirsel ve yabancılaştırma/yadırgatma gibi direnç noktaları öne çıkmaktadır. Öne çıkan bu direnç noktaları aracılığıyla, Han Tümertekin'in verneküler mimarlığın ağırlıkta olduğu küçük bir yerleşim olan, Büyükhüsun Köyü'nde tasarladığı B2 ve SM Evleri okunmuştur. Bu okuma ile, B2 ve SM Ev'lerinin, yer ve bağlama duyarlı, mimarlığın yalnızca görsel algıya değil, aynı zamanda insanın diğer duyularına da hitap eden, strüktürün şiirsel sergilenmesi olarak da ifade edilebilecek tektonik ifadeyi kullanan, alışıldık olanı alışılmadık bir şekilde yorumlayarak şaşırtan ve aynı zamanda yeni olanı arayarak estetik algıları açmayı sağlayan, bir anlamda yabancılaştırma/yadırgatma yöntemini kullanan yapılar olduğu görülmüştür. B2 ve SM Ev'leri, yerin verilerinden yola çıkarak, temelinde insanda var olan ortak gerçeklik?hafıza vb. gibi duyular aracılığıyla, yerel'i evrensel bir noktaya taşımış yapılardır.Anahtar Kelimeler: Eleştirel Bölgeselcilik, deneyimsellik, yer, bağlam,tektonik,şiirsel, yabancılaştırma/yadırgatma, Han
Saha uygulama projesi amaç ve hedeflerinin uygulamalar üzerinden incelenmesi
Tasarım aşamasında projenin iyi incelenmesi ve bütün detayların düşünülmesi en uygun; maliyeti, zamanı ve kaliteyi elde etmek için önemlidir. İnşa edilecek yapının yapım, yönetim ve maliyet hesaplarını yaparken, kaynak olarak kullanılabilecek temel bir projeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda, saha uygulama projeleri önem kazanmaktadır. Saha uygulama projeleri inşaata başlanmadan önce uygun detay, malzeme seçimi ve doğru kararları vermede yapılan önemli bir çalışmadır. Saha uygulama projeleri, inşa edilecek olan bir yapının mimari, statik, elektrik, mekanik ve diğer tüm çalışma dallarının işlevleri bir arada düşünülerek sonuca odaklı hazırlanan detaylı bir proje dokümanıdır. Kimi durumlarda tasarım aşamasında çözülememiş olan detayların, uygulamada istenmeyen sonuçlara yol açabildiği ön görülmektedir. Ön görülen problemlere, proje çizimleri başta olmak üzere uygulama öncesinde yapılacak tüm müdahaleler ile inşa aşaması, süre ve maliyet açısından başarılı olacaktır. Bu çalışmada; Duvar uygulama projesi, duvardaki elektrik elemanları uygulama projesi, asma tavan uygulama projesi, zemin döşeme karotajı uygulama projesi, duvar kaplama lejant projesi, ıslak hacim detay ve karotaj uygulama projesi, ahşap ve mobilya uygulama projesi başlıkları altında detay projeleri hazırlanmıştır. Yapılan saha uygulama proje çalışmaları ile uygulama süreci planlanarak, karşılaşabilecek sorunlar önceden görülmekte olup, uygulama denetim ve yönlendirme aşamaları kolaylaştırılarak şantiye sürecinin güvenli bir şekilde sonuçlandırılacağı değerlendirilmiştir.
Conservation and evaluation of the Swiss missionary hospital in Şanliurfa
In this study, titled "Conservation and Evaluation of the Swiss Missionary Hospital in Şanlıurfa", the current situation of the building was evaluated in the light of the researches and collected data on the examined building, and a documentation process was carried out regarding the building from the present to the past. As a result of this documentation process, the building, which is used as a Traditional Handicrafts Center today; It has been determined that it was a traditional Şanlıurfa house before it was used as a hospital in the past, and then it was reused as a hospital with the additions made to the sections remaining from the Şanlıurfa house. In the first stage of the study, the general characteristics of Şanlıurfa were explained so that the building could be evaluated in terms of its environment and history, and in this section, the traditional architecture and belief history of Şanlıurfa were emphasized. Since the examined building was used as a hospital for a period, data on the development of health services were collected in the second stage. Since it is known that the building was used as a hospital in the axis of missionary activities, in the next stage, the Missionary activities in the Ottoman and Şanlıurfa and the health services carried out by the missionaries within this framework were explained. In the light of these data, survey drawings describing the history, location, features and current situation of the building were made and evaluated. With the collected data and documents, analysis of the building and restitution drawings were made, and restoration proposals and restoration project were developed to protect the building. In this study, it is aimed to transfer the building to future generations without losing its historical document quality and architectural features.
Diyarbakır ferit köşkü restorasyon önerisi
Diyarbakır; Mezopotamya'nın kuzeyinde, Dicle nehrinin kıyısında, bazalt alan üzerine kurulmuş tarihi bir kenttir. Kentin ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmese de Diyarbakır İç Kale Amida Höyük'te yapılan kazılarda Hurriler'e ait kalıntılar ortaya çıkmış bu da kentin tarihinin M.Ö. 3 binlere dayandığını göstermektedir. Diyarbakır coğrafi konumu sebebiyle birçok ticari ve askeri yolların yakınında yer almıştır. Geçmişten günümüze önemli idari, ticari, bilim sanat merkezlerden biri olmuştur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu kültürel birikimle kente hâkim olan devletler birçok özgün yapı inşa etmişlerdir. Yoğunlukla Suriçi bölgesinde yer alan; camii, medrese, kilise, han, hamam, konut gibi pek çok anıtsal ve sivil mimari yapı türüne sahip Diyarbakır'da Sur dışında da tarihi yapı stoğu bulunmaktadır. Kamu binaları, kışla, hastane gibi yapılar dışında, Surdışında mevsimlik kullanıma hizmet eden konutlar da / köşkler de mevcuttur. Bunlar kullanımına göre değişen mekan ve konum özellikleriyle önem arz eden bağ köşkleri ve yazlık köşklerdir. Dicle nehri kıyısında yer alan yazlık köşkler; doğaya açık bir yerleşim düzeninde ve hakim rüzgara göre yönlendirilmiş havuzlu yapılardır. Günümüze ulaşan pek çok yazlık köşk yapısından biri olan Ferit Köşkü bu tez kapsamında araştırma konusu olarak belirlenmiştir. Diyarbakır'ın özgün kültürel mimari miraslarından olan Diyarbakır Ferit Köşkü zamanla bakımsızlık, kötü kullanım, olumsuz çevre koşullarından dolayı korunamamış günden güne ağır hasarlar almıştır. Şahıs mülkiyetinde bulunan ve günümüzde âtıl durumda olan Ferit Köşkü artan tahribat ve vandalizm nedeniyle yok olma tehlikesi altındadır. Diyarbakır köşk geleneğinin önemli örneklerinden biri olan Ferit Köşkü ile ilgili daha önce detaylı bilimsel bir çalışma ve mimari belgeleme yapılmadığı görülmektedir. Bir bölümü yıkılmış durumda olan köşkün yok olmadan belgelenmesi ve koruma kararlarının alınması bu tez çalışmasının ana amacıdır. Bu tez çalışması kapsamında Diyarbakır Ferit Köşkü fotoğraflama ve ölçümler ile belgelendirilmiş ve rölöve çizimleri hazırlanmıştır. Yapıda zaman içerisinde meydana gelen hasarlar ve koruma sorunları tespit edilmiş ve detaylı analizleri yapılmıştır. Yapıya ait eski belgeler ve fotoğraflar, mevcut izler ve karşılaştırmalı çalışma sonucu restitüsyon projesi hazırlanmıştır. Koruma ilkeleri ve hukuki kabuller doğrultusunda mimari, sosyal ve çevresel öneriler geliştirilmiş; yapı ve çevresi için sürdürülebilir bütüncül bir koruma sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması hedeflenmiştir.
Geleneksel Viranşehir (Şanlıurfa) evlerinin mimari özellikleri ve koruma önerileri
Köklü bir tarihe sahip olan Viranşehir ilçesi, tarih boyunca defalarca yıkılarak yeniden kurulmuştur. Antik kalıntılar üzerine kurulan ilçe ve çevresinde korunmaya değer kültür varlıkları bulunmaktadır. Yapılan literatür araştırması sonucunda Viranşehir mimari mirası üzerinde detaylı bir bilimsel çalışma yapılmadığı görülmüştür. İlçeye ait özgün mimari özellikler, malzeme ve yapım tekniğinin belgelenmesi, tarihi kimliğin gelecek nesillere aktarılması açısından önemlidir. Geleneksel özellikleri bulunan Viranşehir evlerinin çoğu günümüze ulaşmamıştır. Değişen yaşam şartları doğrultusunda gün geçtikçe evler yok olmaya devam etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, geleneksel Viranşehir evlerinin özgün mimari özelliklerini belirlemek, koruma sorunlarını incelemek ve korunmasına yönelik öneriler sunmaktır. Böylece bu çalışma ile yok olmaya yüz tutmuş geleneksel evlerin belgelenmesi ve ileride yapılacak koruma-restorasyon çalışmalarına kaynaklık etmesi sağlanmıştır. Öncelikle Viranşehir ilçesinin tarihi, coğrafi, sosyokültürel özellikleri araştırılarak merkezinde ve çevresinde bulunan kültür varlıkları incelenmiştir. Çalışma kapsamında 25 geleneksel ev tespit edilmiştir. Bu evlerin arasından 12 geleneksel ev çizim ve analizlerle detaylı olarak belgelenmiştir. Evlerin her birinin özellikleri ayrı olarak incelenmiştir. Ayrıca evlerin mimari oluşumunu etkileyen faktörler incelenerek plan ve cephe tipleri oluşturulmuştur. Evleri oluşturan mekânlar, özgün malzeme ve yapım teknikleri üzerinde çalışılmıştır. Viranşehir evlerinin çoğunda antik dönem izlerine rastlanmıştır. Urfa taşı olarak da bilinen açık renkli kireç taşı yapıların ana malzemesidir. Viranşehir Karacadağ eteklerinde bulunduğundan, evlerde bazalt taşı da kullanılmıştır. Günümüze bir kısmı ulaşmış olan Viranşehir surlarından sökülen bazalt bloklarının da birçok evde kullanıldığı görülmüştür. Evler genellikle büyük bir avlu etrafında sıralanan odalar şeklinde yapılmıştır. Eyvan, kapı arası gibi yarı açık mekânlar ve geçiş mekânı olan sofalar bulunmaktadır. Mevsime göre yapı kanatları yazlık-kışlık olarak konumlanmıştır. Viranşehir'de sade bir mimariyle yapılmış evlerin yanında konak olarak yapılan zengin süslemeli evler de vardır. Evlerin genellikle terk ve bakımsızlık sonucunda hasara uğradığı tespit edilerek koruma sorunları belirlenmiştir. Bu evlerin bilimsel restorasyon ilkelerine uygun bir şekilde onarılıp korunmasına kaynaklık etmesi hedeflenerek öneriler sunulmuştur.
Kırsal mimarinin dönüşümü: Şükürlü Köyü, Diyarbakır
Yerel mimarlık, geçmişten günümüze aktarılan yaşam tarzının bir yansıması olarak yapı kültürünün ve zamanla onun değişimlerinin fiziksel biçimleridir. Yerel mimarinin özgünlüğünü taşıyan kırsal mimari ise hem çevresel özelliklere göre biçimlenmesi hem de mekân tipolojisi bakımından Anadolu'nun binlerce yıllık mekânsal özelliklerini bünyesinde taşıyan yapılı çevrelerdir. Yöreye özgü olan kırsal mimarinin oluşmasında kullanıcı, hem yapı malzemesinin hazırlanması hem de yapım tekniğinin uygulanması bakımından bina üretimine doğrudan katılmaktadır. Bu nedenle kültürel geleneklerin bina biçimlendirmesine etkisi oldukça fazladır. Bu çalışmada, Diyarbakır'ın kırsal mimarisinin özgün örneklerinden olan Şükürlü Köyü'nün yapılı çevresi incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, bu köydeki kırsal mimarinin hem mekânsal hem de üretim tekniği bakımından ayırt edici özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda yapılı çevredeki eski (kerpiç) ve yeni konutların planları ölçekli olarak çıkarılmıştır. Bu binalar mekânsal ve yapım tekniği bakımından incelenmiştir. Ayrıca yeni üretilen konutlar da eskinin yapılı çevreleri (mekânsal, kullanılan yapı malzemesi ve yapım tekniği) ile karşılaştırılmıştır. Yapılı çevrenin sakinleri ile yapılan görüşmelerle, eski (kerpiç) ve yeni yapılı çevreler hakkındaki kullanıcı değerlendirmeleri elde edilmiştir. Yeni binalarla karşılaştırıldığında, kerpiç binaların üretimlerinin kolay, maliyetlerinin daha düşük, içinde yaşamak için yazın serin, kışın sıcak ve daha sağlıklı yaşam alanları oldukları kullanıcı değerlendirmeleri arasında yer almaktadır. Ancak mekânsal boyutlarındaki yetersizlik ve daha da önemlisi her yıl onların bakımlarının yapılmasındaki zorunluluk, bu binalarda yaşamayı zorlaştıran nedenler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırsal Mimari, Kerpiç, Sürdürülebilir Yapı, Şükürlü Köyü, Mekân Tipolojisi
Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi koruma önerisi
Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi, erken Bizans dönemi yapısı olduğundan oldukça önemli bir yere sahiptir. Erken Bizans dönemi plan tipi olan tetrakonch planlı kiliseler grubundadır. İlk yapıldığı dönemde tetrakonch plan tipinde olan kilisenin, günümüze ancak apsis bölümü ulaşmıştır. Kilisenin ayakta kalan tek bölümü olan apsis bölümü; geçirdiği eklemeler, yenilemeler ve onarımlarla şimdiki ana kiliseye dönüştürülmüştür. İbadete ve ziyarete açık olması ve yapının aktif şekilde kullanılıyor olması sürdürülebilirliği açısından oldukça önemlidir. Diyarbakır'ın önemli kültürel miraslarından biri olan kilise, yerli ve yabancı turistlerin özellikle ziyaret ettiği mekanlardan biridir. Bugüne kadar kapsamlı bir restorasyon projesi hazırlanmamış olan Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi'nin, detaylı çizimlerle belgelenmesini sağlamak, tarihi araştırmalar yaparak özgün niteliklerini belirlemek, geçirdiği değişimleri ve koruma sorunlarını tespit etmek, özgün dokusunun korunması için restorasyon önerisi geliştirerek gelecek nesillere aktarımını ve sürekliliğini sağlamak bu çalışmanın temel amacıdır. Bu çalışmanın, toplumsal bir katkı sağlayarak bundan sonra yapılacak rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ve uygulamaları için öncülük etmesi hedeflenmiştir. Tezin ilk bölümünde araştırmanın amacı, kapsamı ve yöntemi; ikinci bölümde Diyarbakır'da erken Bizans döneminde yer alan kiliseler anlatılmış, bu dönemde yapılan kiliselerin özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Meryem Ana Kilisesi'nin günümüzdeki yerleşim durumu ile mimari özellikleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Yapının mevcut durumunu gösteren "Rölöve" çizimleri yapılmış ve kilisenin yapım tekniği ve malzeme bilgisi verilerek "Malzeme Analizi", yapıda meydana gelen hasarlar detaylı bir şekilde anlatılarak "Hasar Analizi" hazırlanmıştır. Tezin dördüncü bölümünde erken Bizans dönemindeki benzer kiliseler detaylandırılmıştır. Yapının restitüsyon metodolojisi ve restitüsyon kaynakları anlatılmıştır. Yapıdan gelen izler, yazılı ve görsel kaynaklar incelenerek restitüsyon araştırmaları yapılmıştır. Restitüsyon kapsamında Meryem Ana Kilisesi ile benzer kiliseler de araştırılmış, plan tipi açısından karşılaştırma yapılmış ve kapsamlı sanat tarihi araştırması ışığında "Restitüsyon" çizimleri yapılmıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde restorasyon önerisi sunulmuştur. Yapının çevresel, yapısal ve sosyal etkileri göz önünde bulundurularak restorasyon yaklaşımı anlatılmıştır. Kilisenin restorasyon müdahaleleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu kapsamda koruma önerilerini kapsayan restorasyon projesi hazırlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde genel değerlendirme yapılarak koruma önerileri sunulmuştur.
Geleneksel harput evlerinde değişim ve dönüşümün koruma bağlamında değerlendirilmesi
Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Harput, tarih boyunca cazibesi yüksek bir kent merkezi olarak kullanılmıştır. Harput, zamanla önemini yitirmiş ve günümüzde Elazığ'a bağlı bir mahalle konumuna gelmiştir. Bu tez çalışmasında geçmişten günümüze geleneksel Harput kent dokusu incelenmiş ve bu değişimi etkileyen etmenler araştırılmıştır. Günümüze kadar gelen evler ve eski fotoğraflar incelenerek; geleneksel Harput evlerinin plan, cephe, malzeme ve yapım teknikleri çalışılmıştır. Bu evlere ait plan, cephe, pencere ve kapı tipolojileri hazırlanmıştır. Günümüze kadar gelen Harput evlerinin koruma durumları incelenmiş ve restorasyon değerlendirilmeleri çalışılmıştır. Restorasyonu tamamlanan evlerin restorasyon değerlendirilmeleri yapılmış ve hasar tespit raporları hazırlanmıştır. Alan çalışmasında yeniden yapım tekniğiyle inşa edilen yapılar incelenmiştir. Harabe ve yıkık olan evler incelenmiş, tespit tutanakları hazırlanmıştır. Bu evlerin genel değerlendirmeleri; korunma sorunları, değişmişlik, konfor düzeyleri, yapısal sorunları çalışılmıştır. Harput'un çevre ve tek yapı ölçeğinde koruma sorunları incelenmiş ve öneriler getirilmiştir. Tek yapı ölçeğinde, yapılara fiziksel ve işlevsel öneriler getirilmiştir. Harput 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklenmiştir. Günümüze kadar gelen geleneksel Harput evleri, Harput'un UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne eklenmesinde büyük rol oynayacaktır. Bu sebeple yapılan restorasyon çalışmaları önemini korumaktadır. Anahtar Kelimeler: Harput geleneksel kent dokusu, geleneksel Harput evleri, restorasyon değerlendirilmesi
İkiz şehirlerde kentsel büyümenin karşılaştırılması: Gaziantep ve Halep örnekleri
İkiz şehirler önemlerini bölgesel bağlantı merkezleri olmalarının yanı sıra ticari geçiş noktaları, sosyal bağlantılar ve kültürel alışveriş alanları olmalarından almaktadır. Yirminci yüzyılın sonlarında, özellikle Avrupa kıtasında, ikiz şehirler arasında işbirliği (ikizleme) olgusunun ortaya çıkmasıyla ikiz şehirler arasındaki bağlar daha da güçlenmiştir. İkizleme, ikiz şehirler arasındaki karşılıklı bağımlılığı artırmayı, aralarındaki sınırların katılığını azaltmayı, serbest ticaret ve kültürel alışveriş için ortak alanlar oluşturmayı, ortak altyapı projelerini hayata geçirmeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda sınır şehirleri, bölgesel boyutu olan ve uluslararası ilişkilerin gelişimine açılan kapılar olarak ikiz şehirlere dönüştürmeyi hedeflemektedir. İkizlemenin önemi, sınırları azaltmak ve sınırları daha iyi kullanmak için stratejik bir yol olmasıdır. Araştırma, sınırın her iki yakasında birbirine komşu ya da yakın şehirler olan, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerle birbirine bağlı ve ortak bir tarihe sahip ikiz şehirleri değerlendirmektedir. Bu bağlamda,Türkiye'nin Gaziantep ve Suriye'nin Halep kentleri stratejik konumları, ekonomik ve kültürel durumlarının yanı sıra binlerce yıldır süregelen ilişki ve bağları nedeniyle çalışma alanı olarak seçilmiştir. Çalışmada, iki şehir arasındaki coğrafi yakınlık, sosyal bağlar, ticari ve ekonomik özellikler incelenerek Gaziantep ve Halep şehirleri arasındaki ikizleme durumu ortaya konmuştur. İki şehrin tarihsel gelişim süreçleri incelenmiş, özellikle Osmanlı Dönemi ve iki şehrin ayrılmasından sonraki dönemde kentsel gelişim karşılaştırılmıştır. Gaziantep ve Halep kentleri arasındaki özgün ilişkiyi ve aralarındaki işbirliğinin tamamlanmasının önündeki engelleri ortaya koyan çalışmada, her iki şehrin bölgesel rolünün geliştirilmesi amacıyla ortak kentsel plan ve projelere ihtiyaç olduğu ortaya çıkmış ve bu doğrultuda öneriler geliştirilerek ikizleme projesi modeli tasarlanmıştır. Anahtar Kelimeler: İkiz şehir, kentsel gelişim, sınır ötesi şehirler, ikizleme
Mardin'de geleneksel konutların konaklama yapılarına dönüşümünün mekânsal/çevresel/kültürel incelenmesi
Mardin; bulunduğu konum sebebiyle farklı dil, din, ırka mensup insanların egemenlik kurduğu ve yıllar içinde bu farklılıkların iç içe geçerek kültürel, sosyal, mimari doku oluşturduğu bir kenttir. Kentteki farklılıklar, türüne az rastlanır bir örnek oluşturduğundan çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapmaktadır. Yıllar içinde tarihî yapıların yeni yaşam koşulları ve ihtiyaçlara cevap verememesi, kentte yaşayan insan profilinin değişimi, yapı mâliklerinin başka kentlerde yaşamaya başlaması gibi sebeplerle yapılar atıl duruma gelmiştir. Turizm nedeniyle kenti ziyaret eden yerli-yabancı ziyaretçi sayısındaki artışla ziyaretçilere yönelik mekân ihtiyaçları oluşmuştur. Ziyaretçilerin tarihî dokuda kalma isteği ve atıl duruma gelmiş/gelecek konutların maddi getirisi olan yapılara dönüşecek olması; mevcut yapılarda bu yoğunluğa cevap verecek işlev değişikliklerini beraberinde getirmiştir. Hediyelik ürünlerin satıldığı dükkânların arttığı kentte; kafe, restoran vb. fonksiyonlara yönelik işlev değişiklikleri görülmektedir. Kentte özgün durumu konut olan yapılarda en sık görülen işlev değişikliği konuttan konaklama yapısına yönelik dönüşümlerdir. Turizme yönelik konaklama (otel, pansiyon vb.) yapılarına dönüşümdeki kontrolsüz artışın uzun yıllar farklı kültürlerin eklemlenerek oluşturduğu tarihî kent merkezinde yaşanması, yapı ve doku ölçeğinde yaratılan olumlu veya olumsuz sonuçları araştırmaya itmektedir. Bu bağlamda öncelikle konuyla bağlantılı kavramlarla ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Çalışmaya; sit alanı içinde bulunan tescilli konutlardan, konaklama yapısında dönüşmüş olanlar dâhil edilmiştir. Yapıların kent merkezindeki yerleri işaretlenerek bir harita hazırlanmış; her yapı için bina kartı oluşturulmuştur. İşlev değişikliği sonrasında farklı ölçeklerde karşılaşılan problemler irdelenmiştir. Bu amaçla yerinde gözlem ve fotoğraflama ile yapılarda incelemeler yapılmış, betimsel analiz ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Mimarlar ve yapı sahipleri/işletmeciler olmak üzere iki ayrı grupla yapılan görüşmelerde, kentsel doku ve yapıda karşılaşılan ve oluşan sorunlar saptanmıştır. Söz konusu işlev değişikliklerinin yapılarda fiziksel tahribatı önemli derecede önlediği ancak kontrolsüz ve hızla artan bu dönüşümlerin; kurumlar aracılığıyla denetimli olarak gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kentsel kimlik bağlamında toplumsal kültürel mekânsal dönüşüm: Tavukçu Mahallesi örneği
Bu araştırmanın ana konusu tarih boyunca Anadolu'da pek çok kültür ve medeniyetin odak noktası olan ve Hristiyanlık için önemli merkezlerden biri olma özelliği taşıyan Kayseri kentine bağlı Tavukçu Mahallesi'nin kentsel kimlik bağlamında toplumsal, kültürel ve mekânsal dönüşümüdür. Tavukçu Mahallesi, Kayseri tarihinde ve fiziksel yapısında özel yeri olan bir kent parçasıdır. Kayseri üst kimliği içinde özgün, tarihî veriler çerçevesinde var olan zengin kimlik elemanlarına sahip bir alt bölgedir. Çalışmada Tavukçu Mahallesi'nin geçmişten günümüze yaşadığı toplumsal, kültürel ve mekânsal değişimler incelenmiş ve Kayseri kent belleğinde edindiği kimlik unsurlarına değinilmiştir. Öncelikle ''Kent, Kentsel Kimlik'' kavramlarından bahsedilmiş, toplumsal, kültürel, mekânsal dönüşümler üzerinde durulmuştur. Daha sonra dünyadan ve Türkiye'den Tavukçu Mahallesi ile benzer özelliklere sahip alanlarda gerçekleşen ve başarılı olan çalışmalar incelenmiştir. Tavukçu Mahallesi'nin fiziki özellikleri, tarihî, kültür ve tabiat varlıkları incelenmiş ve Tavukçu Mahallesi'nin bu özellikleriyle Kayseri Kenti içinde özelleşme sebepleri irdelenmiştir. Özellikle mekânsal dönüşümü daha iyi anlayabilmek adına Tavukçu Mahallesi'nin mekânsal örgütlenmesi ve plan düzeni incelenmiştir. Yine aynı bölümde alanla ilgili geçmişte yapılmış olan veya hala devam eden çalışmalar yer almaktadır. Kent, kentsel kimlik kavramları Tavukçu Mahallesi özelinde irdelenmiş ve alanın yaşadığı toplumsal, kültürel, mekânsal değişiklikler ve gerçekleştirilen dönüşümün sonuçları ele alınmıştır. Çalışma kapsamında alanda 2003 yılından beri devam eden dönüşüm çalışmalarına aktif olarak katılmış; mimar, sanat tarihçisi ve restoratör olan 4 uzman ve alanın dış çeperinde uzun yıllardır faaliyet gösteren beş esnafla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular Tavukçu Mahallesi'nin geçirdiği süreç içinde kentsel kimliğini kaybettiğini ve mahallede gerçekleştirilen dönüşüm çalışmalarının başarısız olduğunu göstermektedir. Çalışmada dönüşümün başarısız olmasının arkasındaki etkenler sorgulanmıştır. Sonuç olarak, kentsel sit alanlarında yapılan çalışmaların başarılı olmasının, çalışmalar başlamadan önce alan analizinin yapılması, alanın çevresiyle beraber ele alınması ve kullanıcıların istek/önerilerinin dikkate alınmasına bağlı olduğu görülmektedir.
Psikososyal yaşama uygun ekolojik konut tasarımı: Siirt kurtalan örneği
Konutun oluşturulması ve konut kullanım süreci günümüzde yarattığı çevresel etkiler sebebiyle büyük bir sorumluluk olarak görülmektedir. Günümüz konut inşasında bu sorumluluğun göz ardı edilerek konutun sadece barınma amacıyla oluşturulması ve kullanılması birtakım sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Konut inşası sırasında, öncesinde ve konut kullanımında harcanan enerji, kaynak ve malzemelerin israfı, ortaya çıkan atık miktarı detaylı olarak ele alınmayı gerektiren başlıca sorunlardır. Çalışmada bu sorunlara çözüm bulmak ve doğaya zarar vermeden artan konut ihtiyacını gidermek hedeflenmektedir. Çevresel sorunlara, konut ve kullanıcı ilişkisine uygun tasarım çözümleri sunmak; konut tasarımını çevresel sorunlara karşı bir çözüm olarak değerlendirmek amaçlanmaktadır. Nüfusa paralel olarak artan konut sayıları göz önüne alındığında yapılacak tasarım modelinin çevre dostu olması ve gelecek nesillerin devamlılığı için ekolojik ilkeler doğrultusunda oluşturulması gerekmektedir. Çalışmada çevresel sorunların çözümünde etkin rol oynayabilecek konutun aynı zamanda günümüz modern yaşam koşullarını destekleyerek toplumun her kesiminin edinebileceği şekilde yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Ekolojik ve permakültür konut tasarımı ile enerjiyi etkin şekilde kullanmak, su korunumunu sağlamak, atık maddeleri geri dönüştürerek tasarım sürecinde yapıya entegre etmek çalışmanın ana konularını oluşturmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan çalışmanın amacı insanların içinde rahat yaşayabileceği aynı zamanda çevre ile uyumlu ekolojik konutlar yaratarak onların sosyal yaşantılarına uyumlu mekânlar tasarlamaktır. Bu kapsamda sosyal, psikolojik, ekonomik, ekolojik ve doğa dostu bir tasarım geliştirilmiştir. Çalışmada her dönem ihtiyaç duyulan barınma sorununu çözerken; insan sağlığına zarar vermeyen, insanların psikolojik ve sosyal yaşamlarını destekleyen bir fonksiyon oluşturulmuş ve bu prensip doğrultusunda öneri konut modeli tasarlanmıştır. Öneri konut tasarımında; konut sektöründe geri dönüşümü olmayan, insan sağlığına zararlı malzemeler kullanılarak tasarlanan yapıların önüne geçilmesi ve tasarlanan konutun dünya geneline hitap edebilmesi hedeflemiştir. Anahtar Kelimeler: Ekolojik, konut tasarımı, psikososyal yaşam
Elazığ tadem venk kilisesi (Surp Asdvadzadzin) koruma sorunları ve değerlendirilmesi
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde bulunan Elazığ tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Paleolitik Çağ'dan beri yerleşim bölgesi olan Harput Elazığ şehrinin merkezinde 5 km kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Mezopotamya ve Orta Anadolu bölgeleri arasında köprü görevi gören Elazığ stratejik öneminden dolayı paylaşılamamıştır, birçok kavmin egemenliği altına girmiştir. Bunlardan en önemlileri Urartular, Bizans, Selçuklular ve Osmanlı devletidir. Elazığ tarih süresince farklı inançlara sahip medeniyetlerin kültürlerini barındırmış bir şehirdir. Bu dönemlerde birçok yapı türü inşa edilmiştir, bunlar içerisinden dini yapılarda geniş yer kaplamaktadır. Bizans döneminde ve daha sonrasında Osmanlı döneminde gayrimüslimlere tanınan haklarla inşa edilen kiliseler de dini mimari açısından önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle bu bölgelerde yaşayan Ermeni halkı ibadet mekanları olan kiliseler kent dokusu içinde farklı mekanlarda konumlandırılmıştır. Tadem Venk (Surp Asdvadzadzin) Kilisesi Ermeni mimarisi çok önemli olan yonca plan tipli, kırsalda bulunan bir kilisedir. Bugün ki durumunda Elazığ ili Merkez ilçesi, Yalnız Köyü, Venk Mezrasında bulunan yapı korunmasız bir şekilde bulunmaktadır. Tadım Bizans İmparatorluğu'na bağlı Ermenistan'ın yönetim merkezi olan Dadima olarak bilinmektedir. Bu yüzden bölge Ermeniler için önemli bir merkezdir. Tadem Venk (Surp Asdvadzadzin) Kilisesi doğuda apsis ve naos, batıda jamatun, jamatuna açılan iki pastoforium odası ve güneyde bulunan papaz odası bölümlerinden oluşmaktadır. Yonca planlı serbest taşıyıcısız bir kare üzerinde sekizgen kasnakla kubbe örtülüdür. Bu tez çalışmasında Tadem Venk (Surp Asdvadzadzin) Kilisesi'nin yapı olarak belgelenmesi ve yapıdaki koruma sorunlarının belirlenerek çözüm önerilerinin getirilmesi amaçlanmıştır. Özgün niteliklerini kaybetmemiş yapı strüktürel durumu da iyi değildir. Olası bir doğal afette deprem, sel gibi yapı gerek strüktürel gerek çatısındaki ve duvarlarındaki tahribattan dolayı zarar görebilir. Bu çalışmada yapının önceki durumunu ve farklı dönemlerde eklenen yapı bölümlerini tespit etmek amacıyla restitüsyon çizimleri hazırlanmıştır. Koruma sorunları tespit edilip müdahale kararları belirlenmiş, restorasyon projesi oluşturulmuştur. Bu çalışmayla yapının dokümantasyonunun gerçekleştirilmesi, yapısal hasarlarının ortaya konulması ve koruma uygulama müdahale yönteminin belirlenmesi hedeflenmektedir.
Diyarbakır Suriçi bölgesinde yer alan tarihi türbe yapılarının tespiti ve koruma sorunları
Diyarbakır kenti; Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Güneydoğu Toros dağları ve yukarı Dicle Havzası arasında uzanan bölgede yer almaktadır. Ne zaman kurulduğuna ilişkin kesin bir bilgi olmamakla beraber en eski veriler M.Ö. 3000 yıllarında bu bölgeye hâkim olan Hurriler'e ait kalıntılardır. İçkale Amida Höyüğünde yapılan bu çalışmalar kent merkezinin kuruluş tarihini göstermekte ve günümüze kadar kentin merkezi konumunun korunduğunu kanıtlamaktadır. Bulunduğu konum itibarı ile ticaret yollarının kesişim noktasında olması kenti önemli bir merkez haline getirmiş ve birçok medeniyetin ev sahipliği yapmasını sağlamıştır. Kent yönetimindeki bu farklılıklar, kentin şekillenmesine ve mimari yapılarına yansıyarak zengin bir dokunun oluşmasına olanak sağlamıştır. Diyarbakır Suriçi bölgesi, geleneksel mimari dokunun günümüze kadar ulaştığı tarihi kentlerden biridir. Bu alanda farklı medeniyetlere ait birçok askeri, dini, ticari, eğitim, idari, sosyal, sivil ve anıtsal yapılar bulunmaktadır. Suriçinde bulunan dini mimari yapıları içerisinde başta cami ve kiliseler olmak üzere türbeler de önemli bir yer tutmaktadır. İslam ordusunun Diyarbakır'ı fethinden sonra bu bölgede türbe yapıları yapılmaya başlanmıştır. Kente hâkim olan; Mervanoğulları, Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlı Döneminde birçok türbe yapısı inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Diyarbakır Suriçi bölgesinde, farklı dönemlerde ve tarzlarda inşa edilen türbe yapıları; dini, tarihi, mimari ve kültürel değer taşımaktadır. Şehrin geçmişini ve kültürel zenginliğini yansıtan önemli yapılardır. Bu çalışmada, Diyarbakır Suriçi bölgesinde yer alan türbe yapıları mimari ölçekte ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türbe yapılarının, Suriçi bölgesindeki dağılımları ve yakın konumdaki yapılar ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Türbe yapılarının kronolojik olarak nasıl bir değişiklik gösterdiği ele alınarak, plan formu, üst örtü, taşıyıcı sistemi, malzeme özellikleri ve yapısal elemanları üzerinden değerlendirilmiştir. Türbelerde tek yapı ölçeğinde ve çevresel ölçekte oluşan hasarlar incelenmiş ve bu hasarların nedenleri belirlenmiştir. Bu bağlamda türbe yapılarında oluşan sorunlar için bilimsel koruma yöntemleri ile kalıcı çözüm önerileri geliştirilmiştir. Diyarbakır Suriçi'ndeki türbe yapılarının, kültürel miras özelliğini kaybetmeden sürdürülebilir bir anlayışla korunması önemlidir. Tezin ana hedefi, türbe yapılarının gelecek nesillere özgün bir şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla temel bir kaynak sunmaktır. Anahtar Kelimeler: Türbe yapıları, Anıtsal Mezarlar, Suriçi, Diyarbakır, koruma
Tarihi harput kent yerleşiminin kimlik-bellek ilişkisi bağlamında okunması
Kent kimliğinin bellek üzerinden okunduğu bu çalışma, bellek üzerinden yapılan kent okumalarıyla kent imgeleri bağlamında incelenmiştir. Kent belleği ve kolektif bellek üzerinden kent imgeleri yardımıyla kent kimliğinin sorgulandığı bu çalışmada, tarihte önemli bir yere sahip olan Harput kent kimliği sorgulanmıştır. Kentleşme geçmişten gelen ve sonu olmayan bir süreç olarak tanımlanmaktadır. İçinde yaşayan birey ve toplumların değişip dönüşmesiyle kentlerin sembol ve bilinirlik dereceleri de değişmektedir. Bu durum kentlerin zihinlerdeki görüntüsünü de değiştirmektedir. Değişen kentler bireylerin kenti algılama ve yorumlama biçimlerini etkilemektedir. Kenti değerlendirirken bireylerin zihinlerinde oluşan imgeler kent kimliğini oluşturmaktadır. Tarihi kentler, geçmişin izlerini taşırlar. Günümüzde kentler, özellikle sanayi devrimi sonrasında kentleşme şekillerinin farklılaşmasıyla değişmiştir. Tarihi kentlerin geçmişten günümüze sahip olduğu kültür farklılıkları her dönem farklılaşmış, bu durum kendini en çok mimaride göstermiştir. Kentlerin sahip olduğu farklı kültürler faklı kent kimliklerini oluşturmuş ve her kent farklı şekillenmiştir. Sanayi devrimi sonrası değişen kentleşme tek düze bir mimariyi beraberinde getirmiş sonuçta birbirine benzeyen kimliksiz kentler yükselmiştir. Aynı zamanda bu durum tarihte büyük medeniyetlere ev sahipliği yaparak şekillenen tarihi kent kimliklerini de yok etmektedir Bu kapsamda geçmişte önemli bir konuma sahip olan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Harput kenti üzerinden kent kimliği sorgulanması amaçlanmıştır. Çoğu tarihi yapısını kaybeden Harput kentinde kent kimliğini belirlemek için "zihinsel haritalama" yöntemiyle kentsel ve kolektif bellek üzerinden okumalar yapılmıştır. Bu kapsamda yapılan anket çalışmalarıyla katılımcıların zihinlerindeki kent imgeleri yardımıyla Harput kent kimliği belirlenmeye çalışılmıştır. Tezin alan çalışması kısmında kullanıcılara kente dair sorular sorulmuş ve bu sorular ışığında katılımcıların bellekleri üzerinden kentin kültür ve kimliğinin araştırılabilmesi amacıyla 'derinlemesine görüşme' tekniğinden faydalanılmıştır. Görüşmecilerin yaşları üzerinden kategorize edilerek yapılan değerlendirmelerde aynı zamanda bazı katılımcıların zihin haritaları alınarak elde edilen veriler desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: İmge, Kent İmgesi, Bellek, Kent Belleği, Kolektif Bellek, Kimlik, Kent kimliği, Harput
Kentsel gelişim sürecinde Batman ofis binalarının incelenmesi
Ofis binaları, insanların yaşamlarının önemli bir kısmını geçirdikleri mekânlardır. Bu mekânların kent içindeki konumları rastlantısal olmayıp çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu tez çalışmasında, Batman ili kent merkezinde ofis binalarının, kentsel gelişim sürecinde yer seçim kararları, bu kararlar doğrultusunda konumlanışları ve bina ölçeğinde mekânsal değişimi ile planlama/uygulama yaklaşımı incelenmektedir. Bu konu ile ilgili literatürde sınırlı araştırmanın olması çalışmanın özgün yönünü ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında ofis binaları ve Batman ili ile ilgili literatüre dayalı bilgiler verilmiştir. Çalışma alanı olarak Batman ili merkez ilçesinde yer alan 12 adet ofis binası tespit edilerek yerinde gözlem ve incelemelerle veri eldesi sağlanmıştır. Bu çalışmada ilgili kurum ve kuruluşlardan binalar ile ilgili bilgi alınmıştır. Tespit edilen ofis binaları hakkında kimlik bilgileri oluşturulmuş ve imar planlama çalışmalarına paralel gelişen kent parçaları içerisindeki yeri irdelenmiştir. Çalışmanın dayandığı kuramsal çerçeve ofis binalarının ve Batman ilinin imar çalışmalarına göre kentsel gelişim sürecidir. Bu nedenle çalışmanın başında konunun daha detaylı anlaşılabilmesi için literatüre dayalı bilgiler verilmiştir. Çalışmanın bulgular bölümünde tespit edilen 12 adet ofis binası ile ilgili detaylı bilgiler verilmiş olup kentsel bulgularla değerlendirilmiştir. Sonuç olarak imar planlama çalışmaları; makro ölçekte ticari alanlar içerisinde yer alan ofis binalarının kent içi konumunu, ada/parsel düzenini, komşuluk üniteleri ile ilişkisini etkilemiştir. Farklı dönemlerde ortaya çıkan sosyo-ekonomik ve teknolojik gelişmelerin de bina ölçeğinde ofis binalarının plan, cephe, kütle tasarımlarını, inşa yöntemini ve malzeme seçimini etkilediği görülmektedir. Bu etkileşim içerisinde dikkat çeken kısım yer seçim kararlarıdır. Ofis binalarının kent içinde genel olarak kamu kurumlarının etrafında yoğunlaşan binalar olarak geliştiği görülmektedir. Bu nedenle ofis olarak inşa edilen yapılarla beraber farklı fonksiyonlara sahip yapıların dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. İnşa teknolojilerinin gelişimiyle kat sayısı ve taşıyıcı sistemin değişime uğradığı, modern malzeme çeşitlerinin kullanıldığı gözlenmiştir. Buna karşılık atriumlu planlama biçiminden kat hollü bağımsız yapı düzenine geçilmiş olduğu görülmektedir ancak 2000 yılından bu yana inşa edilen bu yapıların tamamının alanları aynı olmasa dahi hücre tipi planlama anlayışına sahip olduğu görülmektedir.
Geleneksel ve modern konut planlarının lindenmayer sistemler ile analizine yönelik model önerisi: Diyarbakır örneği
Doğaya yönelim içeren mimari tasarımlar tasarımcıyı rastlantısallıktan uzaklaştırdığı gibi doğaya karşı olan sorumluluğun fark edilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda doğa ile uyumlu tasarımlar, doğaya yönelik kazanımlar elde edilmesini sağlamakta ve yapı sektörünün çevreye verdiği zararı azaltmaktadır. Bu doğrultuda ekoloji ile uyum içerisinde olan Diyarbakır geleneksel evlerinin; yapısal analizleri sonucunda elde edilen verilerin günümüz konutlarına örnek teşkil etmesi açısından temel ilkelerinin referans alınması gerektiği düşünülmektedir. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler birçok avantaj sağlamakla beraber doğadan kopuk yapılaşmaların artmasına da sebep olmuştur. Doğa ile uyum göstermeyen yapıların artması günümüzde çevresel anlamda birçok problemin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Bu açıdan hazırlanan çalışmada, Diyarbakır geleneksel evlerinin; yapısal analizleri sonucunda elde edilen ilkeler ile günümüz modern konut üretimi için model önerisinde bulunulması gerektiği vurgulanmıştır. Hazırlanan çalışmada; hesaplamalı bilimlerin katkısı ile oluşan üretken tasarım yaklaşımı incelenmiştir. Bu noktada, üretken bir algoritma olan Lindenmayer Sistemleri'nin mimari tasarım sürecindeki kullanımı ve sürdürülebilirlik ile ilişkisi ele alınmıştır. Doğa-insan etkileşiminin mimarlıktaki yansıma biçimleri olan binalar Lindenmayer Sistemler özelinde değerlendirilmiştir. Üretken sistemlerden Lindenmayer sistemler kullanılarak sürdürebilirlik esaslı doğa ile daha uyumlu gelişim gösteren alternatif tasarımların ortaya çıkması sağlanabilecektir. Çalışmada, geleneksel Diyarbakır evleri ve modern konutlar ile yapılacak çözümlemelere dayanarak bir model önerisi hazırlanmıştır. Bu çözümlemede; incelenen plan tipolojileri Lindenmayer programı ile yapı yönlendirme parametresi esas alınarak yeniden kodlanmıştır. Elde edilen veriler aracılığıyla Diyarbakır şehri iklimi ve geleneksel mimarisi ile uyum gösteren ideal konut tipolojileri üretilmiştir. Üretimi yapılan ideal tipolojiler kullanılarak farklı kullanıcılara hitap edebilecek kat planları hazırlanmıştır. Farklı kat planları sistematik olarak biraraya getirilerek bir yapı modeli önerilmiştir.
Mimari tasarımda biyomimikri yaklaşımının Mardin geleneksel evleri üzerinden analizi
Tarih boyunca çeşitli medeniyetler kuran insanlar bu süreçte her zaman tabiat ile iç içe olmuştur. Geçmişten günümüze kadar doğa ile insan ilişkisi hep devam etmiştir. İnsanların tasarımları ve buluşları için doğadan ilham aldığı ve çözümü doğada buldukları görülmektedir. Son yıllarda yapılardaki enerji tüketimindeki artış, sürdürülebilir bir çevre oluşturma isteği, artan çevre sorunlarına çözüm bulma nedenleri insanları doğadan ilham alarak bu yönde tasarımlar yapmaya itmiştir. İnsan doğa ilişkisinin sürdürülebilmesi için mimari tasarımda çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerden biri de biyomimikri tasarım yaklaşımıdır. Biyomimikride amaç yapay çevre ile doğa arasındaki ilişkiyi tekrar canlandırmak ve bu ilişkiyi sürdürebilmektir. Çalışmada biyomimikri tasarım yaklaşımının mimari yapılarda kullanımının sorgulanması, yapıda bunların neler olduğu, bu alanda bir rehber olması ve gelecekteki çalışmalar için bir farkındalık oluşturması amaçlanmıştır. Çalışmada biyomimikri kavramı ile var olan tasarım yaklaşımları hakkında bilgi verildikten sonra biyomimikri konulu örneklere geniş bir şekilde yer verilmiştir. Aynı zamanda biyomimikrinin mimari yapılarda kullanımı ile ilgili örnekler de incelenmiştir. Tez kapsamında elde edilen bulguların mimari yapı tasarımında sürdürülebilirliğin uygulanması noktasında katkı sağlaması hedeflenmiştir. Çalışma sahası olarak Mardin geleneksel evleri seçilmiştir. Bu bağlamda çalışma kapsamında 13 adet Mardin geleneksel evi incelenmiştir. Her bir ev için ev adı, ev adresi, evin ada parsel konumu, ev planları ve ev görselleri ile ilgili bilgileri içeren yapı kimliği tablosu yapılmış ve biyomimikri yaklaşımları, biyomimikri seviyeleri ve biyomimikri alt seviyeleri bilgileri içeren analiz tablosu oluşturulmuştur. Mardin geleneksel evleri plan ve cephe boyutunda biyomimikri yaklaşımları (tasarımdan biyolojiye ve biyolojiden tasarıma), biyomimikri seviyeleri (organizma seviyesi, davranış seviyesi ve ekosistem seviyesi) ve bu seviyelerin alt boyutları (biçim, malzeme, yapı, süreç ve işlev) üzerinden değerlendirilmiştir. Bu kriterler esas alınarak evler analiz edilmiştir. Seçilen evlerde biyomimikri temelli yaklaşım unsurlarının varlığı ve nelerin yer aldığı tespit edilmeye çalışılmıştır Elde edilen bilgiler doğrultusunda evler grafiklerle karşılaştırılmıştır. Tez kapsamında elde edilen bulgular dikkate alındığında biyomimikrinin organizma seviyesi teknolojinin gelişmesine bağlı olarak yoğun kullanıldığı ancak geleneksel dokuda deneme yanılma yoluyla biyomimikrinin davranış ve ekosistem seviyelerinin yoğun olduğu sonucu elde edilmiştir. Mimari tasarımda biyomimikri yaklaşımı analizi kapsamında yürütülen çalışmalar bu geleneksel evlerde doğadan evlere aktarma ve doğadan izler olduğu sonuçları ortaya çıkmıştır. Biyomimikri temelli tasarımların sürdürülebilir, çevreye duyarlı, çevre dostu olduğu noktalarda daha iyi sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda Mardin geleneksel evlerinde biyomimikrinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyomimikri, Doğa, Esinlenme, Mardin geleneksel evleri, Sürdürülebilirlik, Taklit etme.
Geleneksel yapıların kullanım sonrası değerlendirilmesi: Kırklareli yayla mahallesi örneği
Geleneksel yapıların kullanım süreçlerinde meydana gelen değişiklikler dönemin fiziksel, sosyo-kültürel ve ekonomik özellikleri başta olmak üzere birçok etmenin etkisiyle oluşmaktadır. Bu süreçte yapının özgün hali ve mekânsal özellikleri de büyük değişikliklere maruz kalabilmektedir. Kullanıcılar, bu yapılarda kendi ihtiyaçlarına cevap verecek niteliklere göre bazı müdahalelerde bulunmaktadırlar. Fakat bu müdahaleler, yapının özgün mimari dokusuna ve kimliğine zarar verecek şekilde yapılırsa o geleneksel yapının özgünlüğünü kaybettirerek temel niteliklerine zarar verebilmektedir. Bu durum geleneksel yapıların gelecek kuşaklara aktaracağı değerlerin giderek azalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle geleneksel yapılarda kullanıcıların isteklerine yönelik yapılan işlevsel ve mekânsal değişiklikler yapının özgünlüğüne zarar vermeden kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Ülkemizde geleneksel yapılarda özellikle ekonomik etmenlerden ötürü yapılan değişiklerin başında işlev değişikliği gelmektedir. Mesela konut olarak kullanılan bir geleneksel yapı ticari getirisinden ötürü kafe, otel vs. birçok farklı mekana dönüştürülerek eski işlevinden neredeyse tamamen farklı bir işlev kazanabilmektedir. Bu değişiklik, yapıdaki mekânsal değişiklikleri de beraberinde getirmektedir. Oda olarak kullanılan mekanların birleştirilerek yemek salonu, eğlence mekanı gibi farklı mekanlara dönüştürüldüğü birçok örneğe rastlanmaktadır. Bu örneklerden biri de çalışmada kullanılan Kırklareli Yayla Mahallesi'nde bulunan geleneksel yapılardır. Bu çalışmanın amacı Kırklareli geleneksel yapılarında yapılan işlev değişikliklerinin kullanım sonrası yaşanan sorunlarını ve yapıların özgünlüğünde medyana gelen değişimleri irdeleyerek bunları en aza indirmek için çözüm önerileri oluşturmaktır. Bu kapsamda konutlardaki eski ve yeni mekansal özellikler değerlendirilerek kullanım sonrası oluşan değişimler ve bunların yapıya kattığı olumlu ve olumsuz durumların tespit edilmesi amaçlamaktadır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında montessori ve diğer metodlara göre yapılan tasarımların karşılaştırmalı mekânsal analizi:Diyarbakır örneği
Anaokulları, çocukların eğitim hayatlarına ilk adım attıkları önemli kurumlardır ve bu eğitim kurumlarında birçok farklı eğitim anlayışı uygulanmaktadır. Geleneksel eğitim yaklaşımına alternatif olarak ortaya çıkan yöntemlerden biri de Montessori yöntemidir ve dünya genelinde en çok tercih edilen yöntemlerden biridir. Bu yönteme göre çocuklara uygun olarak tasarlanan yapılar, özgürlüklerini ve eğitimlerini destekleyerek onlara fayda sağlamaktadır. Bu da çocuğun ihtiyaçlarına ve boyutlarına uygun tasarlanmış bir ortam ile mümkün olabilmektedir. Çocuk gelişiminde en önemli yılların, okul öncesi dönemde geçtiği göz önüne alındığında, bu kurumların mimari tasarımının büyük bir önem taşıdığı görülmektedir. Çalışma, Montessori eğitim yönteminin okullarda uygulanmasında, mekânsal tasarımın önemine dair bilgi sağlayarak, gelecekteki okul tasarımlarına rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın metodolojisi, önce okul öncesi eğitim kurumları ve dünya genelindeki eğitim anlayışlarına odaklanmak, ardından Montessori yöntemini ve ilkelerini detaylı bir şekilde incelemek ve son olarak Diyarbakır'daki seçilmiş okulları Montessori mekânsal kriterleri açısından değerlendirmek üzerine kurulmuştur. Montessori eğitiminin ilkeleri detaylı bir şekilde ele alındıktan sonra, bu ilkeler içinde yer alan ve mimari açıdan vurgulanan "hazırlanmış çevre" kavramı ve Montessori mekânsal ilkeleri çalışmanın odak noktasını oluşturmuştur. Bu çalışma, Montessori yönteminin okul öncesi eğitim kurumlarında mekânsal tasarımına olan etkilerini incelemektedir. Bu kapsamda Montessori'nin çocuk merkezli eğitim anlayışının mekânsal ilkeleri doğrultusunda, Diyarbakır ilindeki beş devlet ve beş özel okul öncesi eğitim kurumu seçilip bu okulların iç ve dış mekânları analiz edilmiştir. Çalışmanın bir diğer önemli aşaması, okullarda çalışan öğretmen ve yöneticilere yönelik yapılan bilgilendirme ve görüşlerini içeren anketlerdir. Bu anketlerle elde edilen veriler, okulların mekânsal tasarım ilkeleri açısından değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Gözlemler, fotoğraflar ve anketler kullanılarak yapılan incelemeler sonucunda bulgular bölümünde okulların, mekânsal ilkeleri nasıl ve ne ölçüde yansıttığı ölçülmüş ve bunlar tablo ve grafiklerle ifade edilmiştir. Anket sonuçları ve yapılan incelemeler, Montessori yöntemi ile geleneksel yöntemlerin beraber uygulandığı okulların mekânsal ilke ortalamalarının sadece geleneksel eğitim uygulayan okullardan daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu incelemelerin değerlendirilmesi ile beraber, okulların Montessori yöntemine uygunluğunun artması için önerilerde bulunularak çalışma sonlandırılmıştır.
Hasankeyf: Tarihsel bağlamda mekânsal, kültürel ve toplumsal dönüşümler
Türkiye'nin güneydoğusunda bulunan Hasankeyf antik kentini konu alan bu yüksek lisans tez çalışması, 5 ana bölümde hazırlanmıştır. İlk bölüm olan girişte, araştırmanın problemi, amacı, önemi, hipotezi, sınırları ve yöntemi açıklanarak bir planlama oluşturulmuştur. İkinci bölümde, hazırlanan bu tezin içeriğine uygun kaynakların özetlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm içerisinde ise eski, kentsel ve kırsal yerleşimlerdeki mekânlar, yerleşim, birey ve toplum ilişkisi, kültür, aidiyet ve tarihi yerleşimlerdeki toplumsal dönüşümler açıklanmıştır. Bu konular üzerinden Hasankeyf'in kültürel miras dokusu incelenmeye çalışılmıştır. Daha sonra barajlardan dolayı sular altında kalan dünyadan ve Türkiye'den kent örneklerine yer verilip Hasankeyf'in coğrafi özellikleri, jeolojik yapısı, iklimi, adının kökeni, tarihçesi, sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı açıklanmıştır. Dördüncü bölüme, eski ve yeni Hasankeyf'in kent mimarisine ve mekânsal analizlerine yer verilerek başlanmıştır. Hasankeyf'in kalesindeki, Üçyol köyündeki ve yeni kurulan yerleşimindeki konutların rölövesi alınıp bu konutlara ait planların, fotoğrafların ve mimari bilgilerin bulunduğu kataloglar hazırlanmıştır. Yerleşimin tarihsel süreçte yaşanan mekânsal dönüşümleri açıklanmış ve yeni kurulan yerleşimde, eski Hasankeyf'teki kültürel miras dokusuna ait hangi etkilerin olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuçlar ve öneriler bölümünde ise tüm bölümlerin sonuçları değerlendirilmiş, eski ve yeni Hasankeyf'in mimari dokusu karşılaştırılmış ve çalışmadaki hipotezler desteklenmiştir. Çalışmanın önemi ortaya konmuş ve bir takım öneriler sunulmuştur.