Çukurova University
Discipline

Plant Protection

Çukurova University

498

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik ve kimyasal bazı uygulamaların asma fidanlarında Neofusicoccum parvum'un latent enfeksiyonlarına ve endofitik fungal mikrobiyoma etkisinin araştırılması

Neofusicoccum parvum, asma fidanları ve yetişkin omcalarda kuruma ve geriye doğru ölüme neden olan fungal patojenlerden biridir. Fidanlarda latenthalde bulunabilen bu patojenin fungisitlerle eradikasyonu henüz mümkün değildir. Bu çalışmanın amacı, Biyolojik ve KimyasalBazı Uygulamaların (BKBU)N. parvum'un latent infeksiyonlarını azaltıcı ve endofitik fungal florayı değiştirici etkilerini ortayakoymaktır. Standart mikolojik izolasyon prosedürü, morfolojik ve moleküler yöntemler takip edilerek dormant haldeki 1103 Paulsen asma çeliklerindeki başlangıç florası belirlenmiştir. Çeliklere matkapla N. parvum inokule edilip saksılara dikilmiş, 4 ay açık alanda yetiştirilmiştir. Köklenme başlangıcında sıvı solucan gübresi, Reynoutria ekstraktı, mikrobiyal gübre ve çeşitli fungisitler üç kez sulama, üç kez yaprak püskürtmesi şeklinde, mikorizal preparat rizosfere 2 kez uygulanmıştır. Dört ay sonra fidanlar sökülerek içsel nekroz uzunlukları ve kök kuru ağırlıkları ölçülmüş, gövde dokularından re-izolasyon yapılarak ilk ve son flora karşılaştırılmıştır. BKBU'lar kontrolle kıyaslandığında nekroz oluşumunu belirgin şekilde azaltmış, en yüksek etki mikorizal preparatta görülmüştür. N. parvum, mikoriza veya prothioconazole + proquinazid uygulanan fidanlarda inokulasyon noktasının 10 cm uzağından izole edilememiştir. Endofitik Trichoderma sp. veClonostachys rosea oranları mikoriza, vermikompost ve Reynoutria ekstraktı uygulamalarıyla artmış; tüm BKBU'lar Penicillium türlerinin izolasyonunu %70-100 oranında azaltmıştır. Bu çalışma, BKBU'ların fidanlıklarda latent patojenlerin kontrolünde ve endofitik floranın şekillenmesinde önemli katkılar sağlayabileceğini göstermektedir.

Shokrullah Tahery
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ili fındık bahçelerinde Aamerikan beyazkelebeği Hyphantria cunea (Drury) (Lepidoptera:Arctiidae)'nın bulaşma oranı, popülasyon takibi ile biyolojik mücadelesinde doğal düşmanlarının belirlenmesi

Bu çalışmada Düzce ili fındık bahçelerinde Amerikan beyazkelebeği, Hyphantria cunea (Drury) (Lepidoptera:Arctiidae)'nın bulaşma oranı, popülasyon takibi ile biyolojik mücadelesine yönelik doğal düşmanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmalar 2019 yılında yürütülmüştür. Hyphantria cunea'nın ergin popülasyon takibi için iki farklı lokasyonda belirlenen bahçelere birer adet Robinson tipi ışık tuzağı kurulmuş ve hasada kadar haftada bir kontrol edilerek tuzakta yakalanan kelebeklerin sayımı yapılmıştır. Zararlının Haziran ve Ağustos aylarında olmak üzere yılda iki tepe noktası oluşturduğu ve iki döl verdiği saptanmıştır. Zararlının bulaşma oranının belirlenmesi için yapılan gözlemlerde Düzce ilinin iki ilçesi hariç tüm ilçelerde fındık bahçelerinin zararlı ile bulaşık olduğu ve bulaşma oranının % 66,6 oranında olduğu tespit edilmiştir. Hyphantria cunea'nın biyolojik mücadelesine yönelik doğal düşmanlarının belirlenmesi için sahadan toplanan zararlı ile bulaşık örnekler laboratuvarda kültüre alınmış ve çıkış yapan bireyler kaydedilerek teşhisleri yapılmıştır. Hyphantria cunea'nın parazitoidleri olarak Trichogramma brassicae Bezdenko (Hymenoptera: Trichogrammatidae), Chouioia cunea Yang (Hymenoptera: Eulophidae), Baryscapus sp. (Hymenoptera:Eulophidae), Apanteles hyphantriae Riley (Hymenoptera: Braconidae), Hyposoter sp. (Hymenoptera: Ichneumonidae), Pales pavida Meigen (Diptera: Tachinidae), Exorista larvarum (L.) (Diptera: Tachinidae); preadatörleri olarak Chrysoperla carnea (Steph.) (Neuroptera: Chrysopidae) ve örümcekler tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Amerikan Beyazkelebeği, Biyolojik mücadele, Düzce, Fındık, Hyphantria cunea (Drury)

Amerikan beyaz kelebeği
Osman Avcı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili ekolojik koşulları altında bazı ıspanak çeşitlerinin mildiyö hastalığına karşı reaksiyonlarının belirlenmesi

Ispanak mildiyösü (Peronospora farinosa f.sp. spinaciae Byford) ıspanak yetiştiriciliğinde karşılaşılan en önemli hastalıklardan birisidir. Son yıllarda ıspanak ile ilgili ıslah çalışmalarında Peronospora farinosa f.sp. spinaciae etmeninin ırklarına karşı dayanıklı çeşitlerin geliştirilerek bu çeşitlerin geniş alanlarda yetiştiriciliğinin yapılması etmenin yeni ırklar oluşturmasına neden olmuştur. Peronospora farinosa f.sp. spinaciae etmeninin 1990'lı yıllardan önce sadece 3 ırkı tanımlıyken günümüzde 17 farklı ırkı bulunmaktadır. Bu çalışma ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı, Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü tarafından tescil edilmiş ve piyasada satılan bazı ıspanak çeşitlerinin Sakarya ili ekolojik koşulları altında mildiyö hastalığına karşı reaksiyonlarının belirlenmesi amacıyla 2018-2019 üretim sezonunda 34 ıspanak çeşidi ile yürütülmüştür. Ayrıca denemede kullanılan tohumların oospor bulaşıklığı yıkama testi yöntemine göre belirlenmiştir. Değerlendirmeler hastalığın bulunma oranı ve hastalık şiddeti dikkate alınarak yapılmıştır. Deneme Sakarya ili Bayat köyünde 2018 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuştur. Deneme alanında ilk çıkışlar ekim tarihinden 15 gün sonran başlamış ve çeşitlere bağlı olarak 21 günde tamamlanmıştır. Mildiyö hastalığına ait ilk belirtiler 16.12.2018 tarihinde tespit edilmiştir. Denemede hastalık değerlendirmesi 27.01.2019 ve 10.02.2019 olmak üzere iki kez yapılmıştır. Deneme süresince Volans ve Amador çeşitlerinde hiç hastalık görülmemiştir. Diğer çeşitlerde ise hastalık şiddeti %0.17 ile %41.50 arasında, hastalığın bulunma oranı ise %1 ile %72.75 arasında değişmiştir. Yıkama testi protokolüne göre işlem yapılan tohumlar incelenmiş ve 34 adet ıspanak çeşidinden 6 çeşidin oospor (%17.65) ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Etmenin sporongiofor yapısı ise 2 çeşitte (%5.88) tespit edilmiştir. Bulaşık bulunan çeşitlerde oospor sayısının 120-1360 adet arasında değiştiği belirlenmiştir.

IrkMildiyö
Ufuk Demirkol
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ili fındık bahçelerinde görülen fındık yaprak biti türlerinin tanımlanması, yaygınlığı ve popülasyon yoğunluğunun belirlenmesi

Bu çalışma, Düzce ili fındık üretim alanlarında zarara sebep fındık yaprakbiti, Myzocallis coryli ve fındık yeşil afidi, Corylobium avellanae türlerinin mevcut durumunun belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Düzce ili merkez ve ilçelerinin farklı lokasyonlarında ve yükseltilerinde bulunan 29 adet fındık bahçesinde yürütülmüştür. Fındık yaprak bitlerinin yaygınlık durumları, bulunma oranları ve popülasyon yoğunluklarının belirlenmesi amacıyla fındık bahçelerinde Mayıs-Ekim ayları arasında her ay gözlem, inceleme ve sayım yapılmıştır. Myzocallis coryli ve C. avellanae türlerinin Düzce ilindeki yaygınlık oranları sırasıyla %100 ve % 96,55 olarak belirlenmiştir. Yükselti faktörünün zararlıların yaygınlığı üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Myzocallis coryli türünün fındık ocaklarında ve sürgünlerdeki bulunma oranları Mayıs ayı için sırasıyla %96,70 ve 94,37, Haziran-Eylül dönemi için %100 ve Ekim ayı için ise %76,55 ve 68,28 olarak bulunmuştur. Corylobium avellanae türünde ise ocak ve sürgünlerdeki en yüksek bulunma oranları Haziran ayında %38,97 ve %31,38 olarak, en düşük bulunma oranları ise Mayıs ayında %25,86 ve 19,77 olarak belirlenmiştir. Bu iki türün birlikte aynı ocak ve sürgünde bulunma oranları Haziran ayında %38,97 ve 31,38 ile en yüksek seviyeye, Ekim ayında ise %17,59 ve 9,66 ile en düşük seviyeye ulaşmıştır. Her iki zararlının da popülasyon yoğunluğunun Haziran ayında en yüksek seviyeye ulaştığı, Temmuz ayından itibaren de sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte düşmeye başladığı tespit edilmiştir. Myzocallis coryli ve C. avellanae türleri için sürgün başına düşen en yüksek zararlı sayıları sırasıyla 49,22 ve 8,92 olarak, yaprak başına düşen en yüksek zararlı sayıları ise 10,84 ve 1,96 olarak kaydedilmiştir. Zararlı yoğunluğu açısından yükselti faktörünün önemli olmadığı belirlenmiştir. Yükselti faktörünün yalnızca çıkış zamanları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Fındık yaprak bitlerinin Düzce ilindeki popülasyon seviyesinin genel olarak ekonomik zarar eşiğinin altında olduğu görülmüştür. Ancak ilerleyen yıllarda popülasyon yoğunluğunun takip edilmesi fındık bahçelerindeki olası ekonomik zararların önüne geçilmesi açısından faydalı olacaktır. Anahtar sözcükler: Bulunma oranı, Corylobium avellanae, Myzocallis coryli, Popülasyon yoğunluğu, Yaygınlık.

Ahmet Şen
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel entomopatojen fungusların Amerikan beyaz kelebeği (Hyphantria cunea Drury)'ne karşı etkinliklerinin araştırılması

Hyphantria cunea birçok bitki türünde hasar oluşturan en önemli zararlılardan birisidir. Beauveria bassiana ve Metarhizium anisopliae en önemli entomopatojenik funguslar arasında yer almaktadır. Bu çalışma, B. bassiana ve M. anisopliae izolatlarının H. cunea üzerindeki insektisidal aktivitesi laboratuvar koşullarında test edilmiştir. B. bassiana YK11, YK14, YK16, YK23 ve YK26 izolatları ile M. anisopliae YK38, YK41, YK43, YK44 ve YK45 izolatları 1, 2, 3, 4 ve 5. dönem H. cunea larvalarına 105 , 106 ve 107 spor/mL dozlarda uygulanmış ve 10 gün boyunca ölüm oranları takip edilmiştir. B. bassiana izolatları uygulanan bütün dozlarda 1. dönem larvaların %100'ünün ölüme neden olmuştur. M. anisopliae izolatları 1. dönem larvalarda 105 spor/mL dozda %93.33-79.63 arasında, diğer dozlarda ise %100 oranında öldürücü etki göstermiştir. B. bassiana izolatları 2. dönem larvalarda 105 spor/mL dozda %100-86.30 arasında, diğer dozlarda ise %100 oranında öldürücü etki göstermiştir. M. anisopliae izolatları ise 2. dönem larvalarda en yüksek dozda %100-89.63 arasında öldürücü etki göstermiştir. B. bassiana izolatları 3. dönem larvalarda en yüksek dozda %100 öldürücü etki göstermişken bu etki 4. ve 5. dönem larvalar için sırasıyla %100-89.63 ve %90-70 arasında değişmiştir. M. anisopliae izolatları ise 3, 4 ve 5. dönem larvalarda sırasıyla %100-81.75, 96.67-75.19 ve 76.67-60.00 arasında öldürücü etki göstermiştir. Sonuçlar H. cunea ile mücadelede B. bassiana ve M. anisopliae izolatlarının değerlendirilebileceğini göstermiştir. Mücadelede erken larva dönemlerinin seçilmesi uygun olacaktır.

Aleyna Bahadır
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerfıstığı üretiminde kurutma ve depolama koşullarının tohumların fungal florasına ve biyolojik mücadele ile Aspergillus flavus'un aflatoksin oluşturmasına etkileri

Bu doktora çalışmasında, yerfıstığı üretiminde hasat sonrası kurutma ve depolama koşullarının tohumların nem içeriği, fungal flora yapısı ve aflatoksin kontaminasyonu üzerindeki etkileri ile antagonist funguslar ve biyolojik preparatların tarla koşullarında Aspergillus flavus kaynaklı aflatoksin oluşumunu azaltmadaki etkinliği araştırılmıştır. Hasat, sergen ve depo örneklerinde sırasıyla ortalama %15.96, %13.85 ve %5.87 nem içerikleri belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca hasat, kurutma (sergen) ve depolama süreçlerindeki fungal flora detaylı olarak incelenmiş; mikolojik analizlerde en çok izole edilen türler hasat döneminde Aspergillus spp. (%44.5), Fusarium spp. (%30.1); sergen döneminde Aspergillus spp. (%47.3), Fusarium spp. (%10.4); depo döneminde ise Rhizoctonia spp (%32.4), Penicillium spp. (%29.6) olmuştur. Saha örneklerinin HPLC analizi sonucunda toplam aflatoksin miktarları, sergen örneklerinde 0.039–2.209 µg/kg, depo örneklerinde ise 0.015–14.456 µg/kg aralığında bulunmuştur. Laboratuvar koşullarında yapılan ikili kültür çalışmalarında, Trichoderma gamsii ve T. afroharzianum izolatları %90'a varan engelleme oranlarıyla toksijenik A. flavus ve A. parasiticus ırklarına karşı en yüksek antagonistik etkiyi göstermiştir. Verim değerlerine ilişkin varyans analizleri her iki lokasyonda da uygulamalar arasında istatistiksel olarak çok anlamlı farklılıklar olduğunu ortaya koymuştur (p<0.001). Kesik lokasyonunda, en yüksek ortalama verim Talaromyces verruculosus uygulamasından (506.25 kg/da) elde edilmiştir. Camuzcu lokasyonunda ise Trichoderma gamsii, Bacillus subtilis (Serenade®) ve atoksijenik A. flavus içeren AFX1 (sorgum) en yüksek verim grubunda (a) yer almıştır. Aflatoksin analizlerinde, her iki lokasyonda da en düşük toksin düzeyleri AFX1 sorgum ve buğday inokulumlarıyla sağlanmıştır. Bacillus subtilis Kesik'te etkili olurken, Camuzcu'da etkinliği azalmıştır. Bulgular, biyolojik mücadele etmenlerinin çevresel koşullara duyarlılığını ve lokal adaptasyonun önemini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yerfıstığı, aflatoksin, Aspergillus flavus, biyolojik mücadele, mikotoksin

Serhan Emin Avcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova bölgesi tarla bitkilerindeki ekim nöbeti sistemleri,yabancı ot türleri, zarar durumları ve tohumlarınınürünlere karışma oranları

Bu çalışma, Çukurova Bölgesi'nde sürdürülebilir yabancı ot mücadelesi için bölgenin ekim nöbeti desenini belirlemek, bu desen içeririsinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan kültür bitkilerindeki yabancı ot türlerinin zarar-yarar durumunu ortaya koymak ve hasat sırasında ürünlere karışan yabancı ot tohumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, 2021-2023 yılları arasında Çukurova Bölgesi'nde dokuz farklı rotada, ekim nöbeti surveyi ve yabancı ot surveyi yapılmıştır. Bölgede ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soya olmak üzere beş farklı kültür bitkisinde yapılan yabancı ot surveylerinde yoğunlukları (adet/m2) saptanan yabancı ot türlerinin zarar-yarar durumu, "Yabancı Ot Zarar-Yarar Algoritması"na göre belirlenmiştir. Ayrıca, bölgede yabancı ot mücadelesindeki başarının ortaya konması ve tohumluk yabancı ot türlerine gereken önemin verilmesi için hasat edilen ayçiçeği, buğday, mısır ve soya ürünlerinden örnekler alınmıştır. Alınan örnekler laboratuvar ortamında incelenmiş, tanıları koleksiyon karşılaştırılmalı ve uzman yardımları ile yapılmıştır. Çalışma sonunda, ekim nöbeti surveylerinde, bölgede 15 farklı tarla bitkisi yetiştirilmesine rağmen, ekim nöbetinin zayıf olduğu, sulama sistemi olan ve güney bölgelerde ekim nöbeti deseninin daha zengin olduğu tespit edilmiştir. Çukurova Bölgesi'nde, "Yabancı Ot Zarar-Yarar Algoritması"na göre ayçiçeği ekim alanlarında 12 adet ana zararlı ve dokuz adet potansiyel ana zararlı; buğday ekim alanlarında 13 adet ana zararlı ve dokuz adet potansiyel ana zararlı; mısır ekim alanlarında 20 adet ana zararlı ve beş adet potansiyel ana zararlı; pamuk ekim alanlarında 17 adet ana zararlı ve altı adet potansiyel ana zararlı; soya ekim alanlarında 17 adet ana zararlı ve sekiz adet potansiyel ana zararlı yabancı ot türü belirlenmiştir. Bölgede, ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk ve soya ekim alanlarında toplamda 193 adet yabancı ot türü bulunmasına rağmen bu türlerden 58 türün zararlı (ana zararlı ve potansiyel ana zararlı) olduğu, diğer türlerin ise yararı zararından fazla olduğu için agroekosistem için yararlı olduğu ortaya konulmuştur. Hasat sırasında ise ayçiçeği ürününe 63, buğday ürününe 106, mısır ürününe 22 ve soya ürününe 36 adet yabancı ot türüne ait tohumların karıştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bölgede tarımsal üretimde ve verimde sürdürülebilirliğin sağlanması için, ekim nöbeti deseni zenginleştirilerek herbisit rotasyonu ile entegre edilmeli, ana zararlı/potansiyel ana zararlı yabancı ot türleri bazında mücadele stratejileri oluşturulmalı, ürün içerisine karışan yabancı ot tohumları takip edilerek yapılan mücadelenin etkinliği araştırılmalıdır.

Selin Tünk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili mısır tarlalarında yabancı otlar ile ilgili sorunların belirlenmesi

Marmara Bölgesinin verimli topraklarına sahip olan Sakarya ili, mısır üretimi bakımından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada Sakarya ilindeki mısır tarlalarında sorun olan yabancı ot türlerini tespit etmek, bu yabancı otlara karşı uygulanan yabancı ot mücadele yöntemlerini belirlemek, ayrıca yabancı otlar ve mücadelesini etkileyeceği düşünülen faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla 2019 yılında üreticilerle görüşülerek anket çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamında Sakarya ilinin Adapazarı, Erenler, Akyazı, Hendek, Serdivan, Söğütlü ilçelerindeki 50 mısır üreticisine yöneltilen 22 anket sorusunun cevapları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; yapılan anket çalışmalarına göre mısır üreticilerinin %70'i yabancı otların tarlalarda orta derecede sorun olduğunu, %40'ı Sorghum halepence (L.) Pers. (Kanyaş)'in ve %32'si Echionochloa crus-galli (L.) P.B. (Darıcan)'nin tarlada en çok karşılaştıkları yabancı otlar olduğunu, bu türlerin verim kaybına ve hasat sırasında zorluklara neden olduklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin %80'i yabancı otlara karşı kimyasal mücadeleyi tercih ettiklerini, bu amaçla herbisitleri daha çok çıkış sonrası dönemde uyguladıklarını, %66'sı nicosulfuron ve dicamba+tritosulfuron etkili maddeli herbisitleri tercih ettiklerini, %70'i tavsiye dozuna uymadıklarını ve %32'si ise tavsiye dönemine uymadıklarını belirtmişlerdir.

HerbisitlerMısırSakarya+1
Saliha Gözde Ağdacı
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da sivrisinek türlerinin belirlenmesi, dağılımı ve vektör yetkinliğinin araştırılması

Çalışmada önemli vektör böceklerden olan sivrisineklerin İstanbul'da bulunan türlerinin ve üreme alanlarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma İstanbul'un 27 ilçesinde Haziran 2019 ve Aralık 2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Larva ve pupa örnekleri 22 farklı habitat tipine ait 247 üreme kaynağından toplanmıştır. Sivrisinek üreme kaynaklarından dipper aracılığıyla toplanan larva ve pupalardan elde edilen dişiler ile ışık tuzaklarından elde edilen dişilerin tespiti ile türler belirlenmiştir. Çalışmada 4 cinse ait 13 sivrisinek türü belirlenmiştir. Toplam 247 üreme kaynağında bulunan sivrisinek türleri ve bulunma oranları, Culex pipiens L. %45.4, Aedes albopictus (Skuse) %20, Aedes cretinus (Edwards) %9, Anopheles maculipennis kompleks (Anopheles sacharovi hariç) %5.2 Culex territians %4, Anopheles claviger (Meigen) %2.8 Aedes vexans (Meigen) %2.4, Culex theileri Theobald %2.4, Culiseta annulata (Schrank) %2, Culex hortensis Ficalbi %1.6, Culex modestus Ficalbi %1.6, Culex torrentium Martini %2.4, Culiseta longiareolata (Macquart) %1.2, Culex sp. (Diptera: Culicidae) olarak tespit edilmiştir. İstilacı tür olarak, Aedes albopictus (Skuse) ve Aedes cretinus (Edwards) saptanmıştır. Tüm ilçelerde en yaygın bulunan türler C. pipiens (%28), A. albopictus (%25) ve A. cretinus (%21) olarak saptanmıştır. Vektörlük potansiyelleri dikkate alındığında Ülkemizde yaygın hale gelen Aedes türleri ile mücadele programı oluşturulmalıdır.

SivrisineklerVektörlerİstanbul
Ali Rıza Ede
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çeltik üreticilerinin yabancı ot sorunları: Gönen Balıkesir'den bir vaka çalışması

İnsan beslenmesinde en önemli tahıllar arasında yer alan çeltik bitkisinin üretim süreci, verim ve kalitesini etkileyen temel problemlerden biri yabancı otlardır. Tarımsal üretim alanlarında yabancı otlardan kaynaklanan doğrudan veya dolaylı sorunların giderilebilmesi ve yönetim programlarının oluşturulabilmesine yönelik ilk adım ise üreticilerin sorunlarının bilinmesidir. Bu durum dikkate alınarak ele alınan çalışmada, çeltik üreticilerinin yabancı otlardan dolayı karşılaştıkları sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç için Marmara Bölgesi'nde bulunan Balıkesir iline bağlı Gönen ilçesindeki 100 çeltik üreticisi ile bir anket çalışması yürütülmüştür. Çeltik üreticilerinin demografik yapıları, en fazla karşılaştıkları yabancı ot taksonları, bu taksonların çevresel ve sosyoekonomik etkileri, mücadele yöntemleri, kimyasal mücadelenin uygulama esasları kapsamında hazırlanan anket ile üreticilere toplam 41 soru yöneltilmiştir. Sonuçlara göre, tüm katılımcılar tarım alanlarındaki ana zorluğun yabancı ot soruları olduğunu konusunda hemfikirdir. Ancak katılımcıların çoğunluğu (%82) Entegre Mücadele IPM kavramının ve uygulamasının ne olduğunu bilmemektedir. Ayrıca Diğer dikkat çeken cevaplar arasında yabancı otlar ile mücadelede sadece herbisit kullanması (%100), üreticilerin tek yıllık ekim nöbeti uygulaması yapmaması (%69) ve herbisit nöbetinin ise sadece %17 oranında yapılmasıdır. Bunların yanında, üreticilerin kullandığı herbisiti başkasına da tavsiye ettiği (%83) ve herbisit kullanım sıklığının (%88) etikette belirtilen dönemler dışında da uygulanmasına yönelik bulgular da dikkat çekicidir. Üreticilerin ilaçlama aletlerinin kalibrasyon uygulamasını bilmeleri (%100), büyük bir çoğunluğun herbisitlerin bekleme süresine uymaları (%63), herbisit uygulamasında dikkat edilecek hususları bilmeleri (%59) ve bilinmeyen bir herbisiti sadece tavsiye üzerine kullanmamaları (%57) olumlu bulgular olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma Balıkesir ili Gönen ilçesinde çeltik üretim alanlarında üreticilerinin yabancı otlar konusunda yaşadığı problemleri bir anket ile değerlendiren ilk çalışma niteliğindedir. Dolayısıyla burada elde edilen tüm veriler, öncelikle herbisitlerin etkisizliğinden yakınan bölge üreticileri olmak üzere tüm çeltik üreticilerine yönelik değerli katkılar sağlar. Ayrıca çeltik üretim alanlarında yabancı ot yönetim programlarının oluşturulması ve bu programların uygulamaya aktarılmasına yönelik veri boşluklarının kapatılmasına yön verebileceği düşünülmektedir. Son olarak, sonuçların çeltik üretiminin sürdürülebilirliği, üretim süreçlerindeki çevresel ve sosyoekonomik sorunların değerlendirilmesi ve herbisit dayanıklılığı gibi olumsuz etkilerin önlenmesi konularında farkındalık faaliyetlerinin yürütülmesi de dâhil yapılacak çalışmalara yönelik bir kaynak sağlaması beklenmektedir.

AnketlerHerbisit dayanıklılığıYabancı otlar+1
Ali Rıza Bör
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış mekân süs bitkileri üretiminde sorun olan yabancı otlara karşı bazı malç uygulamalarının etkisi

Yabancı otlar, süs bitkileri üretim alanlarında bitki gelişmesini ve kalitesini azaltma, üretim maliyetini artırma gibi sorunlara neden olmaktadır. Bu çalışma, Sakarya ilinde yoğun olarak üretimi yapılan dış mekân süs bitkileri üretim alanlarında sorun olan yabancı otlara karşı etkili ve ekonomik mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla, Sakarya ilinde 2021-2022 yıllarında yürütülmüştür. Çalışma kapsamında bölgedeki en önemli bitkisel atıklardan fındık zürufu, fındık kabuğu, mısır sapı, ağaç cipsi ve buğday samanının ayrıca siyah polietilen örtünün 3 yaşındaki Altuni Taflan (Euonymus japonicus Aurea) ve 4 yaşındaki Leylandi (Cupressocyparis leylandii Spiralle) saksılarındaki yabancı otlara ve bitki gelişmesine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 8 karakterli ve 6 tekerrürlü bir saksı denemesi yürütülmüştür. Uygulamaların etkileri genel yabancı ot sayısı (adet/saksı), baskın yabancı ot türlerinin sayısı (adet/saksı), gözlemsel etkiler (%), bitki genişliği (cm), bitki boy uzunluğu (cm) ve gövde çapı (cm) ile değerlendirilmiştir. Denemedeki en yoğun yabancı otlar Altuni Taflan saksılarında Cyperus rotundus L. (Topalak), Euphorbia peplus L. (Bahçe sütleğeni), Poa annua L. (Salkım otu) iken, Leylandi saksılarında Setaria viridis (L.) P. Beauv. (Yeşil kirpi darı) ve Poa annua L. (Salkım otu) türleridir. Çalışma sonucunda siyah polietilen örtü her iki süs bitkisinde de yabancı otlara ve bitki gelişmesine etki bakımından en etkili uygulama olmuştur. Uygulamaların yabancı otlara etkisi sırasıyla Altuni Taflan bitkisinde %75-97, Leylandi bitkisinde ise %70-97 arasında değişmiştir ve her iki bitkide de en etkili uygulamalar siyah polietilen örtü (%97), elle yolma (%95) ve buğday samanı (%85) olarak sıralanmıştır. Sonuç olarak süs bitkilerinde etkili olduğu belirlenen sentetik veya bitkisel malçların uygulanması önerilmektedir.

Bitkisel atıklarMalçlamaSüs bitkileri+1
Salih İnan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu marmara bölgesinde marulda kurşuni küf hastalığı etmeni (Botrytis cinerea Pers. Ex. Fr.)'nin bazı fungisitlere karşı duyarlılık düzeylerinin belirlenmesi

Marul üretiminde sorun olan önemli hastalıklardan birisi de Botrytis cinerea etmeninin neden olduğu kurşuni küf hastalığıdır. Bu etmen fungisitlere karşı en hızlı dayanıklılık kazanan mikroorganizmaların başında gelmektedir. Bu tez çalışması marulda kurşuni küf hastalığına neden olan Botrytis cinerea etmeninin bazı fungisitlere karşı duyarlılık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Örtüaltı marul üretiminin yapıldığı Bilecik ili Söğüt ilçesinden alınan örneklerden izolatlar elde edilmiştir. İzolatlar koloni morfolojileri yönüyle misel gelişimleri, sporulasyon ve sklerot üretimleri dikkate alınarak değerlendirilmiştir. İzolatların 125 g/L fluopyram+375 g/L pyrimethanil, % 26.7 boscalid+% 6.7 pyraclostrobin ve 75 g/L fluxapyroxad+50 g/L difenoconazole aktif maddelerini içeren fungisitlere karşı olan duyarlılığındaki azalmalar in vitro koşullarda belirlenmiştir. Çalışmalar sonucunda 20 adet izolat elde edilmiştir. Koloni morfolojisine göre 4 adet izolat miseyal grupta yer alırken 16 adet izolat sklerot grubunda yer almıştır. İn vitro çalışmalar sonucunda fluopyram+pyrimethanil ve boscalid+pyraclostrobin aktif maddelerini içeren fungisitlere karşı en yüksek EC50 değeri M2 nolu izolatta tespit edilmiştir. M2 izolatı için hesaplanan EC50 değeri sırasıyla 37.657 µg/ml ve 51.025 µg/ml olarak belirlenmiştir. Fluxapyroxad+difenoconazole aktif maddelerini içeren fungiside karşı ise en yüksek EC50 değeri 11.154 µg/ml ile M8 nolu izolatta belirlenmiştir. Koparılmış yaprak demelerinde her bir fungiside karşı en yüksek EC50 değerine sahip olan 2 adet ve en düşük EC50 değerine sahip olan bir adet izolat seçilmiş ve denenmiştir. Denemeler sonucunda EC50 değeri yüksek olan izolatlar marul yapraklarında lezyon oluşturmuştur. Fungisitler bu izolatları engellemede başarısız olmuştur. Buna karşı EC50 değeri düşük olan izolatlar ise marul yapraklarında lezyon oluşturamamıştır. Bu durum bu izolatların fungisitlere karşı duyarlı olduğunu ortaya koymaktadır. Hem in vitro koşullarda hem de koparılmış yaprak denemelerinde bazı Botrytis cinerea izolatlarının kullanılan fungisitlere karşı duyarlılık düzeylerinde azalmalar olduğu belirlenmiştir.

Botrytis cinereaDayanıklılıkDoğu Marmara bölgesi+2
Mehmet Kavak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of biological control opportunities against Fusarium oxysporum f. sp. lactucae in lettuce

Lettuce is one of the important vegetables. One of the important diseases that cause yield losses in lettuce production is lettuce wilt, which is caused by Fusarium oxysporum f. sp. lactucae. This study was carried out to investigate the possibilities of biological control against F. oxysporum f. sp. lactucae. In this context, entomopathogenic fungus M. anisopliae, which is used successfully in general applications, especially in biological control of insects, and also contributes to plant growth and resistance, was investigated against this pathogen. The dual culture method and culture filtrate of M. anisopliae were used in in vitro experiments. In the pot trials, spore suspension and culture filtrate of M. anisopliae were tested separately. As a result of the trials, M. anisopliae YK33 with 60.44% was the most effective isolate inhibiting of mycelial growth of F. oxysporum f.sp. lactucae in the daul culture method. In the culture filtrate experiment, the isolate YK34 showed an effect of 72.13%. On the other hand, in the pot trials, spor suspensions of YK33 and YK43 isolates showed an effect of 65% . In the culture filtrate experiments, the isolate YK43 had an effect of 67.62%. When these results are evaluated, it is thought that M. anisopliae has the potential to be used in integrated pest management against Fusarium oxysporum f.sp. lactucae by combining it with other control methods.

Biological controlEntomopathogensFusarium oxysporum+1
Remzi Sağlık
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ili armut bahçelerinde cacopsylla pyri (L.) (Hemiptera:Psyllidae)'nin yayılış alanı ile doğal düşmanlarının belirlenmesi

Türkiye'de yetiştiriciliği en çok yapılan yumuşak çekirdekli meyve türlerinden birisi olan armut (Pyrus communis L.) önemli bir ihracat ürünüdür. Marmara Bölgesi'nde armut üretimi en fazla Bursa İlinde yapılmaktadır. Armut yetiştiriciliğinde verimi etkileyen en önemli bitki koruma sorunlarının başında Armut yaprak pireleri olarak bilinen zararlı Armut psillidi, Cacopsylla pyri (L.) (Hemiptera: Psyllidae) gelmektedir. Zararlının nimf ve erginleri armut ağaçlarında doğrudan ve dolaylı zarar yapar. Esas zararı yapan nimfler çiçek, yaprak, tomurcuk ve sürgünlerde emgi yaparak beslenir ve balımsı madde salgılarlar. Salgıladıkları tatlımsı maddeler ile solunum ve fotosentezi engeller ve meyvelerin pazar değerini düşüren bir isli yapı (fumajin) oluşturur. Yoğun bulaşmalarda ağaçların gelişmesi durur; yaprak, çiçek ve meyve dökülmeleri, meyve şekil bozuklukları meydana gelir. Birkaç yıl tekrarlayan yoğun bulaşmalarda ağaçların dallarında ve tümünde ölüm meydana gelir. Ayrıca bazı hastalık etmenlerinin (özellikle ateş yanıklığı hastalığı) vektörlüğünü yaptıkları da bilinmektedir. Bu sebeple zararlının kontrolünde gerekli önlemlerin alınması önemlidir. Bu amaca yönelik ele alınan çalışmada zararlının yayılış alanı ile doğal düşmanlarının belirlenmesi hedeflenmiş olup, çalışma Bursa ilinin en çok armut yetiştirilen 9 ilçesinde (Osmangazi, Kestel, Gürsu, Yıldırım, Kemalpaşa, Karacabey, İznik, Nilüfer ve Orhangazi) 2020-2021 yıllarında yürütülmüştür. Zararlının ve doğal düşmanlarının varlığı sarı yapışkan tuzak, japon şemsiyesi ve gözle kontrol yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmada Bursa ilinin armut yetiştiriciliği yapılan tüm ilçelerinde bahçelerin zararlı ile bulaşık olduğu (%100), 13 bahçede az, 12 bahçede orta, 9 bahçede ise yoğun bulunduğu ve zararlının tüm ilçelerde yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle mayıs ve temmuz aylarında zararlının yoğun olarak bulunduğu gözlemlenmiştir. Zararlının doğal düşmanları arasında farklı beş familyaya ait sekiz predatör tür bulunmuştur. Tespit edilen türler; Anthocoris nemoralis (F.) ve Orius minutus (Linnaeus, 1758) (Heteroptera: Anthocoridae), Deraeocoris rutilus (Herrich-Schäffer, 1839) (Hemiptera:Miridae), Nabis punctatus Costa, 1843 (Hemiptera: Nabidae), Adalia bipunctata (Linnaeus, 1758), Coccinella septempunctata (L.) (Coleoptera:Coccinellidae) ve Propylaea quatuordecimpunctata (Linnaeus, 1758), Chrysoperla carnea (Stephens)(Neuroptera :Chrysopidae)'dır. En fazla gözlemlenen avcı böcek türü A. nemoralis olmuştur.

Nida Külcüoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ili fındık bahçelerinde fındık kozalak akar türleri ve bulaşma oranının belirlenmesi

Bu çalışma, Düzce ilinde fındık yetiştiriciliğinin en fazla yapıldığı üç ilçede (Akçakoca, Merkez ve Cumayeri) fındık bahçelerinde bulunan zararlı fındık kozalak akar türlerini ve bulaşma oranını tespit etmek amacıyla toplam 40 bahçede Kasım 2021-Haziran 2022 vejetasyon döneminde yürütülmüştür. Fındık bahçelerinin büyüklüğü dikkate alınarak örneklemelerde her bir bahçede rastgele belirlenen en az onar ocakta gözle kontrol yöntemi ile ağacın yaprak, sürgün, tomurcuk, çiçek ve meyve gibi organları incelenmiş, toplanan örnekler polietilen torbalar ile laboratuvara getirilmiş ve kaydedilmiştir. Elde edilen bireylerin preparatları hazırlanarak tür teşhisi yapılmıştır. Ayrıca, örneklemelerde her bir bahçede en az onar ocakta ve her ocaktan seçilen birer daldaki kozalakların sayımı yapılmıştır. Örnekleme yapılan bahçelerde, zararlının bir tek bireyi veya zararı tespit edildiğinde o bahçe bulaşık olarak kaydedilmiş ve bulaşma oranı belirlenmiştir. Çalışmada, Phytoptus avellanae Nal. (Trombidiformes: Phytoptidae) ve Cecidophyopsis vermiformis (Nal.) (Trombidiformes: Eriophyidae) olmak üzere iki tür tespit edilmiştir. Phytoptus avellanae türü iki kriptik türden oluşan bir kompleksi temsil etmektedir. Her üç ilçedeki fındık bahçelerinde zararlı ile bulaşma oranının %100 olduğu ve kozalak yoğunluğunun ekonomik zarar eşiğinin üzerinde olduğu saptanmıştır. Bahçelerde dal başına kozalak ortalaması en yüksek Cumayeri ilçesinde (16,4 kozalak sayısı/dal) tespit edilmiş, bunu sırası ile Akçakoca ilçesi (6,5-9,25 kozalak sayısı/dal) ve Merkez ilçe (7,16-8,85 kozalak sayısı/dal) takip etmiştir. Fındık kozalak akar popülasyonunun mücadeleyi gerektirecek düzeyde olduğu ve son yıllarda fındıkta verimi etkileyen önemli faktörler arasında yer aldığı görülmüştür.

Acari
Dicle Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce'nin yaprak pireleri (Hemiptera: Auchenorrhyncha: Cicadellidae) üzerine faunistik çalışmalar

Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Düzce ili bu tezin çalışma sahası olarak seçilmiştir. Sahada 2023 yılında nisan-ekim aylarında arazi çalışmaları yapılarak Cicadellidae (Hemiptera: Auchenorrhyncha) familyasına ait 679 örnek toplanmıştır. Standart müze materyali olarak hazırlanan örnekler, bilinen laboratuvar yöntemleri ve mevcut literatür kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. 6 altfamilyanın 32 cinsine ait 36 türün 25'inin tür teşhisi yapılmış olup diğerleri geçici teşhisleri ile sp. olarak verilmiştir. Tespit edilen türlerin Türkiye'deki dağılımları ve toplama kayıtları cins ve altfamilyalara göre düzenlenerek listelenmiştir. Sonuç olarak, bu türlerden 22'si Düzce ili için yeni kayıt olup bunlardan 5'i Batı Karadeniz Bölgesi için, 3'ü Karadeniz Bölgesi için yeni kayıtlar olarak belirlenmiştir. Türkiye'den sadece Yozgat (İçanadolu Bölgesi)'tan bilinmekte olan Anoscopus flavostriatus (Donovan, 1799) türü bu çalışma ile Karadeniz Bölgesinde tespit edilmiştir.

Mehmet Yarba
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ili şeftali bahçelerindeki uzun pireotunun (Erigeron sumatrensis Retz.) herbisitlere dayanıklılığı

Uzun pireotu, Erigeron sumatrensis Retz. Avrupa'da ve Akdeniz ikliminin hâkim olduğu birçok ülkede mücadelesinin güç olduğu istilâcı bir bitki olarak tanımlanmaktadır. Glifosat, pireotu türleri (Erigeron spp.) de dâhil olmak üzere tek ve çok yıllık yabancıotların mücadelesinde başarıyla kullanılan bir etkili maddedir ve Türkiye'de de en çok kullanılan yabancıot ilâcıdır. Bundan dolayı yabancıotlarda glifosata dayanıklılık oluştuğuna dair tespitler ve şikâyetler devamlı artmaktadır. Çanakkale ilinde uzun pireotunun glifosata dayanıklılık oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla şikâyet alınan bazı şeftali bahçelerinden ve boş alanlardan alınan uzun pireotu tohumları uygun koşullar altında yetiştirilerek doztepki denemeleri yapılmıştır. Hektara tavsiye edilen uygulama dozu olan 1.080 g ae ha-1 olan glifosatın, 0, ¼, ½, 1, 2, 4 ve 8 kat dozları isopropyl-amin ve potasyum tuzları ayrı ayrı kullanılarak erken (BBCH 15-16) ve geç (20-22 cm) vejetatif dönemde dört farklı popülasyondan uzun pireotlarına uygulanmış ve uygulamalardan sonraki 21. günde denemeler sonlandırılarak gözle hasar değerlendirmeleri ve kuru madde ağırlıkları hesap edilmiştir. Glifosatın iki farklı formülasyonu arasında istatistik açıdan önemli bir fark bulunmadığından veriler birleştirilmiştir. Gözle hasar değerlendirmelerine göre popülasyonlar; erken dönem için 3,8'ten 6,6'ya, geç dönem için ise 5,3'ten 7,8 kata kadar dayanıklı bulunmuştur. Kuru madde ağırlıklarına göre ise; erken dönem için 1,3'ten 1,6'ya, geç dönem için 2,9'dan 4,7 kata kadar dayanıklı bulunmuşlardır. Ayrıca glifosata dayanıklı popülasyonlar aynı herbisit katları kullanılarak klorsülfürona (7,5 g e.m. ha-1) ve metribuzine (350 g e.m. ha-1) karşı dayanıklılık testlerine tâbi tutulmuştur. Popülasyonlar klorsülfüron için gözle hasar değerlendirmelerine göre; 2,4'den 3,8'e, kuru madde ağırlıklarına göre ise, 2,6'dan 12,7 kata kadar dayanıklılık göstermiş, fakat metribuzine karşı bir dayanıklılık göstermemişlerdir.

Glifosat
Deniz İnci
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili buğday tarlalarında sorun olan dilkanatanın(Galium aparine l.) çimlenme biyolojisinin ve bazı herbisitlere tepkilerinin belirlenmesi

Çok sayıda türü olan Galium cinsinden dilkanatan (Galium aparine) birçok ülkede ve kültür bitkisinde yabancıot olarak önem arz etmektedir. Özellikle Türkiye'de son yirmi yılda herbisitlere dayanıklılık vakalarının kaydedilmeye başlaması, bu rekabetçi yabancıotu daha fazla gündeme getirmektedir. Sakarya ilinde de çiftçiler herbisitlerin bu yabancıotu kontrol etmede yetersiz kalmaya başladığını bildirmektedirler. Bu bağlamda dilkanatanın çimlenme biyolojisini ve herbisitlere tepkisini belirlemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Sakarya ilinden dayanıklılık şüphesiyle alınan tohumlarla yapılan çimlendirme denemesinde 20ºC'de hiç çimlenme olmazken, 10ºC'de %93,5 çimlenme kaydedilmiştir. Yavaş seyretmesine ve geç çimlenmeye başlamasına rağmen 4ºC'de çimlenme 21nci günde %71,5'e ulaşmıştır ve bu değer 15ºC'deki çimlenme oranının iki katından fazladır. Sakarya popülasyonu ile tarla dışından toplanan Düzce popülasyonu petri denemelerinde herbisit formülasyonlarına (mezosülfüron + iyodosülfüron + mefenpir, klorsülfüron, propoksikarbazon + mezosülfüron + mefenpir, tribenuron + tifensülfüron ve 2,4-D amin) karşı denenmiş ve Sakarya popülasyonunda özellikle düşük dozlarda daha fazla kökçük uzaması tespit edilmiştir. Bu durum Sakarya popülasyonunda etki düşüklüğü şüphesini doğrulayan bir veridir. Mezosülfüron + iyodosülfüron + mefenpir ile saksıda yapılan dozatepki denemesi sonucunda Sakarya tarla popülasyonu, Düzce tarla dışı alan popülasyonuna göre ED50 seviyesinde 1,36 kat ve ED90 seviyesinde 2,53 kat daha dayanıklı bulunmuştur. Bu sonuçlar tam bir dayanıklılık olduğunu göstermese de herbisitin etkisindeki azalmanın bir ifadesidir. Çimlenme özellikleri ve herbisitlerin etkilerindeki azalma itibariyle dilkanatanın daha fazla mesele olabileceği bu sebeple daha fazla ve ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır.

KlorsülfüronKışlık buğdayÇimlenme
Nurcan Büyükkurt
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilinde arsız zaylan (Ambrosia artemisiifolia L.) popülasyonlarının belirlenmesi

Dünya üzerinde yaklaşık 20 bin tür ile temsil edilen ve en fazla üyeye sahip familyalardan biri olan Compositae (Asteraceae) familyasına bağlı arsız zaylan (Ambrosia artemisiifolia L.) Avrupa'nın en tehlikeli istilâcı türleri arasında yer almaktadır. Birçok ülkede mesele olan bu bitki Türkiye'de ilk kez 1995 yılında Trabzon'da yol kenarlarında tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Batı Karadeniz Bölgesinde yer alan Düzce İlinde arsız zaylan popülasyonlarının takibinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 10 km aralıklarla durularak popülasyonların varlığına incelenmiş, popülasyonlarla ilgili parametreler kaydedilmiş, arsız zaylanın bulunduğu alanlardan toprak örnekleri alınmış ve komunitede birlikte bulunduğu bitkiler tespit edilmiştir. Düzce Üniversitesi yerleşke sınırları içerisinde arsız zaylan bulunan bir alanda ise, 2015 yılında sabit parseller oluşturularak üç yıl süre ile bitkinin biyolojisi takip edilmiştir. Çalışmalar sonucunda il genelinde 41 popülasyon belirlenmiş ve bu popülasyonların %82,6'sı kumlu topraklarda %17,4'ünün ise killi topraklarda bulunduğu tespit edilmiştir. Arsız zaylan ile bir arada bulunan bitkilerden en çok rastlanan türler arasında yer alan pireotu (Erigeron spp.) (18 popülasyon), köpek üzümü (Solanum nigrum) (9) ile yalancı akasya (Robinia pseudoacacia) (9) ve sirken (Chenopodium album) (8) takip etmiştir. Düzce İli tarım alanlarında tespit edilmemiş olan arsız zaylanın il içerisinde daha da yayılarak tarım alanlarına da geçmesinin mümkün olacağı düşünülmektedir.

Şadiye Zambak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı buğday çeşitlerinin başak yanıklık hastalığı etmeni fusarium graminearum ve fusarium culmorum'a duyarlılıklarının belirlenmesi

Buğday Başak Yanıklığı hastalığının dünya genelinde en sık rastlanan etmenleri Fusarium graminearum ve Fusarium culmorum' dur. Bu çalışmada Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü, Tareks A.Ş. ve Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından tescil edilmiş buğday çeşitlerinin tarla koşullarda F. graminearum ve F. culmorum etmenlerine karşı reaksiyonlarının tip II ve V dayanıklılık kriterlerine göre test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü deneme arazisinde gerçekleştirilmiştir. Denemelerde izole edilip teşhisi yapılmış ve virülensliği yüksek olan F. graminearum ve F. culmorum etmenleri ile bu iki etmenin 1:1 oranında karıştırılarak hazırlanan süspansiyonun kullanıldığı 3 ayrı deneme şeklinde, 3 tekerrürlü ve her tekerrürde 15 parsel olacak şeklinde kurulmuştur. Her parselde çiçeklenme aşamasındaki rastgele seçilen 8 başağın ortasındaki 2 başakçığa SNA besi ortamında geliştirilen F. graminearum ve F. culmorum izolatlarından elde edilen 1x106 konidi/ml spor süspansiyonundan yaklaşık 10'ar μl enjekte edilmiştir. İnokule edilmiş başaklarda değerlendirmeler inokulasyondan 7, 14 ve 21 gün sonra yapılmıştır. Başaktaki hastalıklı alan ve tüm başak boyu ayrı ayrı not edilmiş ve hastalıklı alanın başak boyuna oranı alınarak hastalık gelişimi % olarak değerlendirilmiştir. Üç ayrı zamanda elde edilen veriler Hastalık Gelişimi Eğrisi Altındaki Bölge (Area Under Disease Progress Curve; AUDPC) hesaplanmasında kullanılmıştır. AUDPC hesaplamasına göre F. culmorum, F. graminearum ve karışım süspansiyonun kullanıldığı 3 denemede de en yüksek hastalık şiddeti değerini Altay-2000 çeşidi vermiştir. F. culmorum'un kullanıldığı denemede en düşük hastalık şiddeti değerini Kaynarca çeşidi verirken F. graminearum ve karışım süspansiyonunda en düşük hastalık şiddetini Acar çeşidi vermiştir. Hasat esnasında uygulama yapılan başaklardan elde edilen taneler değerlendirilerek hastalıklı tane oranı bulunmuştur. Değerlendirme sonucunda hastalıklı tane oranına göre en yüksek değeri F. culmorum ve F. graminearum etmeninin uygulandığı denemede Harmankaya-99 çeşidi verirken, karışımın uygulandığı denemede Atay-85 çeşidi vermiştir. En düşük değeri ise F. culmorum ve karışımın verildiği denemelerde Acar çeşidi verirken F. graminearum etmeninin uygulandığı denemede Halis çeşidi vermiştir.

Muhammet Erkut Özkeskin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ili fındık bahçelerinde görülen mayıs böceğinin (Melolontha melolontha) popülasyon yoğunluğunun araştırılması

Bu çalışma, Düzce ili fındık üretim alanlarında zarara sebep olan böceklerden Mayıs böceği, Melolontha melolontha L. (Coleoptera: Scarabaeidae) popülasyon yoğunluğu ve yayılışının araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Düzce ilinin farklı lokasyonlarında yer alan ve farklı yükseltilere sahip 32 adet fındık bahçesinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen bahçelerin %78.12'sinde M. melolontha larvasına rastlanmıştır. Zararlının dağılışında yükselti ve arazi özelliklerinin etkisinin olmadığı belirlenmiştir. M. melolontha'nın popülasyon yoğunluğu açısından sahil, orta ve yüksek kuşak yetiştirme bölgeleri arasında ciddi bir farklılık bulunmamıştır. Çalışma yapılan 32 bahçeden elde edilen veriler ışığında; Düzce ilindeki fındık bahçelerinde M. melolontha yoğunluğunun ortalama 1.44 adet/m2 olduğu belirlenmiştir. İncelen bahçelerin bazılarında zararlıya rastlanmazken, bazılarında ise m2'de 10 adet larva tespit edilmiştir. Zararlı yoğunluğunun, lokasyonlara (ilçelere) göre değişmekle birlikte m2'de 3.00 ile 0.22 larva arasında olduğu tespit edilmiştir. Çalışma yapılan bahçelerin %9.35'inde zararlı sayısının ekonomik zarar eşiği (m2'de 3 larva) veya üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Örneklemeler sonucu elde edilen larvaların ortalama boy uzunluklarının 1. 2. ve 3. dönem larvalar için sırasıyla 16.14, 25.05 ve 37.68 mm; larvaların ortalama baş kapsül genişliklerinin ise 2.65, 4.22 ve 8.54 mm olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu araştırma sonucunda Düzce ilinde Mayıs böceği popülasyon yoğunluğunun bazı lokal alanlarda ekonomik zarar eşiğinin üstünde olduğu belirlenmiştir.

Hatice Yıldırım Aydınlı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Marmara Bölgesinde ayva bahçelerinde görülen külleme hastalık etmeninin tanılanması ve yaygınlığının belirlenmesi

DOĞU MARMARA BÖLGESİNDE AYVA BAHÇELERİNDE GÖRÜLEN KÜLLEME HASTALIK ETMENİNİN TANILANMASI VE YAYGINLIĞININ BELİRLENMESİ Hakan ERDOĞDU Düzce Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Bitki Koruma Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Doç. Dr. Nedim ALTIN Temmuz 2019, 38 sayfa Ayva Doğu Marmara Bölgesinin önemli ürünlerinden birisidir. Son yıllarda Ayvada Külleme hastalığı sorun oluşturmaya başlamıştır. Bu çalışma 2017 yılında Sakarya, Bursa, Bilecik ve Kocaeli illerinin ayva bahçelerinde görülen külleme hastalığının bulunma oranının, hastalık şiddetinin ve yaygınlığının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Survey çalışmaları esnasında 1057 da ayva bahçesinde 119 adet örnekleme yapılmıştır. Survey çalışmalarında bölgedeki ayva bahçelerinin yaklaşık olarak %3'ü incelenmiştir. Örneklemeler Ağustos ayında gerçekleştirilmiştir. Örnekleme bahçenin köşegenleri boyunca tesadüfü olarak belirlenmiş ağaçların dört yönünden ve boy hizasından rastgele seçilen 20 adet 1 yıllık sürgünde her sürgünden 5'er adet yaprak olmak üzere toplam 100 yaprakta 0–5 skalasına göre yapılmıştır. Morfolojik ve moleküler olarak yapılan tanılama çalışmaları sonucunda ayva bahçelerinde külleme hastalığına neden olan etmenin Podosphaera clandestina olduğu belirlenmiştir. Değerlendirmeler sonucunda ayvada külleme hastalığının yaygınlık oranı, bulunma oranı ve hastalık şiddeti sırasıyla Sakarya ilinde %100, %83.07 ve %36.91, Bursa ilinde %93.58, %55.99 ve %25.70, Bilecik ilinde %100, %41.47 ve %10.66, Kocaeli ilinde %100, %84.10 ve %28.56 olarak belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Ayva, külleme, yaygınlık, bulunma oranı, hastalık şiddeti.

Hakan Erdoğdu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili ve çevresinde elma üreticilerinin pestisit kullanımları ve pestisitin zararlı etkileri üzerind algıları

Bu çalışmada Sakarya ilindeki elma üreticilerinin bitki koruma sorunları ve bu sorunların çözümüne ilişkin bilinç düzeyleri ve algılarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada Erenler, Hendek, Serdivan, Söğütlü, Sapanca, Pamukova, Adapazarı ve Geyve ilçelerinden rastgele seçilen 96 çiftçi ile anket çalışması yapılmıştır. Anket sonuçlarına göre elma bahçelerinde sırasıyla en fazla karaleke %93.8, elma iç kurdu %77.3, yaprak biti %64.9 kırmızı örümcek %58.8 ve diğer hastalık-zararlılar %26.8 görülmektedir. Üreticilerin bu ankete verdiği yanıtlar çoklu yanıt olarak analiz edildiği için değerler toplamı %100'ü geçmektedir. Anket sonucunda üreticilerin %33'ü ürüne yönelik kullanacakları ilaçlara karar vermede ilaç bayilerinin önerilerini dikkate aldıklarını, %20.6'sı ise kendi bilgi ve tecrübelerine göre hareket ettiklerini ifade etmişlerdir. Elma üreticilerinin %55.7'si ilaç reçetelerini bayilere, %29.9'u ise yetkili kişi ve kuruluşlara yazdırdıklarını belirtmişlerdir. Üreticilerin %78.4'ü ilaç etiketlerini okuduğunu, %20.6'sı ise okumadığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte %94.6'sı ilaç reçetelerinde tavsiye ve dozların yanında son ilaçlama ile hasat dönemi arasındaki süreninde yazdığını belirtmiştir. Üreticilerden %88.7'si bahçelerinde kullandıkları ilaçların üründe bıraktığı kalıntıya yönelik önlem aldıklarını belirtirken, %11.3 ise hiçbir önlem almadıklarını bildirmişlerdir. Üründe pestisit kalıntısı konusunda ankete katılan üreticilerin %51.5'i 'uygun olmayan ilaçlar kalıntı bırakır' cevabını vermişlerdir. Elma üreticilerinin %50.5'i ilaç kalıntılarını azaltmak için önerilen doz ve hasat süresine dikkat ettiklerini, %40.1'i ise bayilerin önerisine göre hareket ettiklerini ifade etmişlerdir.

Nurhayat Ediboğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı domates çeşitlerinin yabancı otlar ile rekabet yeteneği

Yabancı otlar hem doğrudan domates verimini düşürdüğünden hem de hastalık ve zararlı etmenlere konukçuluğa sebebiyet verdiğinden üretimi kısıtlayan en önemli faktörlerden biridir. Yabancı otlara toleranslı çeşitlerin yetiştirilmesiyle, yabancı otları doğal olarak bastırmak önemli yöntemler arasındadır. Bu durum dikkate alınarak yapılan bu çalışmada altı adet domates çeşidi (Rio Grande F1, Spartacus F1, Babur F1, Bumin F1, Kamenta F1 ve Standart Yerli Sofralık) yabancı ot toleransları açısından değerlendirilmiştir. Bu çeşitler yabancı otlu ve yabancı otsuz koşulları da içerecek şekilde üç tekerrürlü yetiştirilerek değerlendirilmiştir. Çalışma alanında belirlenen en önemli yabancı ot türleri; Amaranthus retroflexus (Kırmızı köklü tilki kuyruğu), ve Portulaca oleracea (Semizotu)'dur. Elde edilen veriler genel olarak değerlendirildiğinde, domates çeşitlerinin yabancı ot toleransları açısından farklılık göstermediği belirlenmiştir. Genel olarak bütün çeşitler için benzer bir yabancı ot yayılımı tespit edilmiştir. Ancak domates çeşitlerinin yabancı otlu koşullarda yetiştirildiğinde büyüme ve veriminde azalma olduğu belirlenmiştir. Gelecekte bu konuda yapılacak çalışmaların çok sayıda domates genotipi ile ve farklı ortamlarda yapılması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Domates çeşitleri, Yabancı ot, Rekabet, Tolerans

Herboloji
Gönül Dursun
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili dış mekan süs bitkileri üretim alanlarında sorun olan yabancı ot türlerinin belirlenmesi

Yabancı otlar, süs bitkileri üretim alanlarında bitki gelişmesini ve kalitesini azaltma, maliyeti artırma gibi sorunlara neden olmaktadır. Bu çalışma, Sakarya İlinde yoğun olarak üretimi yapılan dış mekan süs bitkileri üretim alanlarında bulunan yabancı ot türlerini, bu türlerin yaygınlık ve yoğunluklarını ve ayrıca mevcut sorunları belirlemek amacıyla 2017-2018 yılları arasında yürütülmüştür. Sürvey çalışmalarında, dış mekan süs bitkisi üretim bahçelerinde 92 adet, saksılı üretim alanlarında ise 122 adet yabancı ot türü belirlenmiştir. Söz konusu yabancı ot türlerinden, üretim bahçelerinde 21, saksılı üretim alanlarında ise 13 tür yaygın ve yoğun olmaları nedeniyle baskın tür olarak kabul edilmiştir. Hem üretim bahçelerinde ve saksılı üretim alanlarında baskın olan yabancı ot türleri ve yoğunluk değerleri sırasıyla; Echinochloa crus-galli (L.) P. B. (Darıcan, %104,00-%93,00), Cynodon dactylon (L.) Pers. (Köpekdişi Ayrığı, %70,62-%69,41), Euphorbia sp. L. (Sütleğen, %54,08-%60,41), Equisetum arvense L. (Atkuyruğu, %53,15-%54,03), Anagallis foemina Miller (Mavi Çiçekli Farekulağı, %52,15-%59,00) ve Conyza canadensis L. (Şifa Otu,%50,69-%52,45) türleri olmuştur. Yapılan anket çalışmalarında ise üreticilerin yabancı ot ile mücadelede herbisitlerin yanı sıra çapalama, sürme ve elle yolma yöntemlerini kullandığı anlaşılmış olup, literatürde yer alan uygulamalar dikkate alındığında yabancı ot yönetiminde geleneksel yöntemlerin yanı sıra sanitasyon, malçlama ve kapak ürünlerin kullanılması gibi birden fazla yöntemin aynı anda kullanılmasının gerek etkinlik gerekse de maliyet kontrolü açısından gerekli olacağı düşünülmektedir.

Dış mekanSakarya deltasıYabancı otlar
Özlem Çevik Küçük
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili dış mekân süs bitkilerinde coccoidea (Hemiptera) türleri ve doğal düşmanlarının belirlenmesi

Çalışmada Türkiye'nin süs bitkileri üretiminde ikinci sırada yer alan Sakarya İlinin Arifiye, Sapanca ve Serdivan İlçelerinde dış mekân süs bitkilerinde Coccoidea üst familyasına ait türlerin ve doğal düşmanlarının tespiti amaçlanmış olup, 2018 yılında yürütülmüştür. Örneklemeler Nisan-Eylül ayları arasında yapılmıştır. Örneklemelerde farklı dış mekân süs bitkilerinde bulunan Coccoidea üst familyasına bağlı türler dikkatlice incelenmiş ve üzerinde bulunduğu yaprak, dal, gövde kesiti ile birlikte alınarak teşhis amacıyla laboratuvara getirilmiştir. Laboratuvarda stereoskobik mikroskop altında incelenen örnekler 25±1°C sıcaklık, %65±10 nem, 16 saat aydınlık ve 8 saat karanlık iklim odasında kültüre alınmıştır. Zararlılar üzerinde beslenen doğal düşmanlar kaydedilmiştir. Günlük kontroller yapılarak çıkışlar takip edilmiş ve türler belirlenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen türler ve bulunduğu konukçular, Planococcus vovae (Nasonov) [konukçu bitki: Cupressocyparis leylandii (Jacks & Dallim) (Cupressaceae)], Unaspis euonymi (Comstock) [konukçu bitki: Euonymus japonicus Thunb. (Celastraceae)], Icerya purchasi (Maskell) [konukçu bitki: Pittosporum sp. (Pittosporaceae)], Parthenolecanium corni (Bouché) [konukçu bitki: Acer negundo L. (Aceraceae)], Pseudaulacaspis pentagona (Targioni-Tozzetti) [konukçu bitki: Morus platanifolia (Moraceae)], Diaspidiotus prunorum (Laing, 1931) [konukçu bitki: Hedera helix L. (Araliaceae)], Ceroplastes sinensis Del, Guercio, 1900 [konukçu bitki: Acer saccharum Marsh. (Aceraceae), Euonymus alatus (Thunb.) Siebold (Celastraceae)], Lepidosaphes ulmi (Linnaeus) [konukçu bitki: Euonymus japonicus Thunb. (Celastraceae)] olarak tespit edilmiştir. Doğal düşmanları olarak Adalia bipunctata (L.), Chilocorus bipustulatus (L.), Coccinella septempunctata (L.), Exochomus quadripustulatus (L.) (Coleoptera: Coccinellidae); Chrysoperla carnea (Neuroptera: Chrysopidae) ve Cybocephalus sp. (Coleoptera: Nitidulidae) saptanmıştır. Predatörler zararlı popülasyonunu baskı altında tutacak popülasyonda bulunmamıştır. Anahtar sözcükler: Coccoidea, Dış mekan süs bitkileri, Doğal düşman, Fauna, Sakarya.

Coccoidea
Caner Keskin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili mısır alanlarında mısır kurdu (Ostrinia nubilalis hübner lepidoptera: Crambidae)'nun biyolojik mücadelesinde yumurta parazitoitlerinin belirlenmesi ve doğal parazitlenme oranının saptanması

Çalışma Sakarya ili Adapazarı, Akyazı, Erenler, Söğütlü, Serdivan, Ferizli, Hendek, Karasu, Kocaali ilçelerinde Mısırkurdu, Ostrinia nubilalis Hbn. (Lepidoptera: Crambidae)'in yumurta parazitoidleri ile doğal parazitleme oranını belirlemek amacıyla mısır ekim alanlarında 2018 ve 2019 yıllarında yürütülmüştür. Örneklemeler haziran- eylül ayları arasında haftalık yapılmıştır. Örneklemelerde her tarladan 100 bitki kontrol edilerek tüm yaprak ve özellikle yaprak altları dikkatlice incelenmiştir. Parazitlenmiş ve parazitlenmemiş Mısırkurdu yumurta paketleri bulunduğu yaprak parçası ile birlikte laboratuvara getirilmiştir. Laboratuvarda stereoskobik mikroskop yardımı ile yumurta paketleri incelenmiş, her paket için yumurta sayısı ayrı ayrı kaydedilmiştir. Sayımı yapılan yumurta paketleri sıcaklığı 25±1°C, orantılı nemi %65±10 ve 16 saat aydınlık 8 saat karanlık iklim odasında cam tüplerde kültüre alınmıştır. Günlük kontroller yapılarak parazitli O. nubilalis yumurtaları ile parazitli olmayan yumurtalar kaydedilmiştir. Elde edilen parazitoid türü, Trichogramma brassicae Bezdenko (Hymenoptera: Trichogrammatidae) olarak tespit edilmiştir. Sakarya'da T. brassicae'nin doğal parazitleme oranı 2018 ve 2019 yıllarında ortalama %94.82 ve %40.58 olarak saptanmıştır. En yüksek doğal parazitleme 2018 yılında gerçekleşmiştir. İlçeler karşılaştırıldığında, 2018 ve 2019 yıllarında en yüksek parazitlenme 2018 yılında Ferizli ilçesinde (%100) meydana gelirken, en düşük parazitlenme ise Kocaali ilçesinde (%21.43) saptanmıştır.

Gamze Gülser
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mera alanlarında bulunan bitki türleri ve etkileri: Düzce merkez örneği

Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde en önemli doğal kaynaklar arasında yer alan mera alanları iklim değişikliği başta olmak üzere doğal ve antropojenik etkenlere bağlı olarak değişmektedir. Karşılaşılan doğal değişimler karşısında alınabilecek önlemler çok sınırlı olsa da antropojenik değişimleri yönetim altında tutmak mümkündür. Mera alanlarında antropojenik olumsuz etkenler içerisinde yer alan kaybının engellenmesi ve ayrıca istila potansiyeli yüksek bitkilerin mera bitki kompozisyonunu değiştirmesi en yüksek riskler arasında sayılabilir. Bu risklere karşı ilgili alanlarının korunması ve bitkisel çeşitliliğin gözetim alında tutulması gereklidir. Bunun için ilk önceliklerden biri mera alanlarındaki bitki kompozisyonunun bölgesel ve alt bölgesel çapta belirlenmesidir. Bu çalışmada; Düzce'de sürdürülebilir mera alanları için yapılabilecek mera ıslahı ve yönetimi çalışmalarına kaynak sağlayacak veriler elde etmek amaçlanmıştır. Bu amaç için Düzce ili merkez ilçe sınırları içerisinde yer alan mera alanlarında bitki türlerinin tespiti, tespit edilen türlerin potansiyel etkileri incelenmiş ve ayrıca mera kullanımında karşılaşılan olumsuz durumlar belirlenmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; Düzce ili merkez ilçe sınırlarında olan mera alanlarında 31 familyaya bağlı 133 taksonun varlığı tespit edilmiştir. Bu taksonlara ait familyalar dikkate alındığında Asteraceae 25 takson ile ilk sırada yer alırken bunu sırasıyla Poaceae (15) ve Fabaceae (11) familyaları takip etmiştir. Taksonların yaşam formları incelendiğinde; çok yıllık 56 takson ilk sırada yer alırken, tek yıllık 45, iki yıllık yedi ve çoklu yaşam formu sergileyen 25 takson belirlenmiştir. Tespit edilen 133 taksonun etki durumları toksik ve yaralanma + yün kalitesine etki yönü ile incelenmiş ve 72 taksonun ilgili etki durumlarını taşıdığı belirlenmiştir. Bu etki durumlarına göre; 29 takson yem değeri olmasına rağmen toksik, 25 takson toksik, 10 takson yaralanma + yün kalitesi ve 8 takson'da ise yaralanma + toksik etkilere sahiptir. Düzce merkez ilçe mera alanlarına yönelik veriler ilk kez bu çalışma ile belirlenmiştir. Dolayısıyla bu veriler hem bölgesel hem de Türkiye mera alan çalışmaları bakımından bilime ilk katkıyı sağlar. Anahtar sözcükler: Asteraceae, Etki, Mera, Poaceae, Sürdürülebilir.

Ufuk Akgün Aksan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Elma ağaçlarında zararlı akdiken kırmızı örümceği, Tetranychus viennensis zacher (Acarina: Tetranychidae) ile avcısı Stethorus punctillum weise (Cole optera: Coccinellidae) arasındaki ilişkiler üzerinde araştırmalar

58 ÖZET Elma yetiştiriciliğinde karşılaşılan sorunlardan birisi, bu kültür bitkisine zarar veren böcek ve kırmızı örümcekler ile savaş tır. Akdiken kırmızı örümceği (T. viennensis) de, meyvelerin normal büyüklük ve renk almalarına ve olgunlaşmalarına engel olan, ayrıca gelecek yılların meyve tutumunda azalmalara yol açan önemli bir zararlı dır. Bu çalışma ile T viennensis ' in önemli bir avcısı olan S.punctillum 'un laboratuvar koşullarında biyolojisi, larvalarının açlığa da yanma süreleri, cinsiyet oranı, değişik larva dönemlerinin T. viennensis1. i tüketim güçleri, larva ve erginlerinin işlevsel ve sayısal tepki tipleri, elma bahçelerinde kullanılan bazı tarımsal savaş ilaçlarının S. ' punctillum'a toksisiteleri ile arazide av ve avcının populasyon değişimleri, incelenmiştir. Materyal olarak T. viennensis ve S.punctillum kullanılmış olup, çalışma süresince üretimlerinde önemli bir sorunla karşılaşılmamıştır. S.punctillum' un 20,25 ve 30 C'de ergin öncesi gelişme süreleri sırasıyla ortalama 29.64, 16. 96 -ve 12.29 gün olarak saptanmış ve böylece sıcaklık artışı ile bu dönemlere ait sürelerin önemli ölçü de kısaldığı, buna karşılık doğal ölüm oranının düştüğü belirlenmiş tir. Aynı sıcaklıklarda erginlere ait ömür süreleri ise erkeklerde sırasıyla ortalama 158.15, 90.09 ve 73-95 gün ve dişilerde 172.81, 105.37 ve 76.O6 gün olarak bulunmuştur.Yine bu sıcaklıklarda dişilerin bırakabileceği yumurta sayıları incelenmiş ve sırasıyla ortalama 457.78,414.71 ve 362.86 adet olarak ortaya çıkarılmıştır. Bırakılan yumurtaların ovipozisyon süresince günlük dağılımı 20 C'de mütecanis bir şekilde seyrettiği halde, 25 ve 3Ö°C'de yaklaşık ilk 25 gün içerisinde oldukça yüksek olup, daha sonra tedricen azal maktadır. Farklı sıcaklıklarda yapılan denemelerde ilk önce S.punctillum' un bir döl için geçen süreleri sap t anmış, bur adan elde edilen yeriler yardımıyla da Pozantı ilçesinde (Adana) 1980-1981 yıllarında bu avcı böceğin yılda 5.4l-5.30 döl verebileceği teorik olarak hesaplanmıştır.59 Çalışmada S.punctillum1 un değişik larva dönemlerinin açlığa dayanma süreleri incelenmiş ve L 'in-0.70, Lp'nin 1.64, L,'ün 2.82 ve L'ün 3.51 gün açlığa dayanabildiği ortaya çıkarılmıştır. S.punctillum1 un cinsiyet oranı üzerinde yapılan denemede, erkeğin dişiye oranının 1.00:1.19 olduğu bulunmuştur. Larva dönemleri süresince S.punctillum' un toplam 601.03 T.vien- nensis yumurtasını veya 277.13 nimfini veya 59.86 ergin dişisini tüketebildiği;yine av yoğunluğuna karşı gösterdiği işlevsel tepkinin HOLLING'in II. tipine, sayısal tepkinin ise doğrudan tepki tipine uyduğu ortaya çıkarılmış olup, bu avcı böceğin bu özellikleri nedeniyle de iyi bir avcı tipini oluşturduğu belirlenmiştir. Elma bahçelerinde kullanılan tarımsal savaş ilaçlarından bazıları S.punctillum' un larva ve erginlerine daldırma ve kalıntı olmak üzere iki ayrı metodla denenmiş ve deltamethrin'in %100;azinphos -methyl, fenthion,pirimicarb ve propargite'in %75 ve üzerinde ;methi- dathion'un %51-75 arasında ;diflubenzuron' un yüksek dozu,phosalone ve tetradifon'un %25-50 arasında ve diflubenzuron'un düşük dozu,bromop- ropylate ve B. thur ingiensis ' in %25 'den daha düşük düzeyde etki gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. Arazi çalışmalarının yürütüldüğü bahçelerde, özellikle Stethorus spp.'yi etkileyebilecek ilaç uygulamalarının kesilmesinden sonra ar tan T.viennensis populasy onunu Stethorus spp. populasyonu takip etmiş ve avını baskı altında tutabilecek bir düzeye ulaşmıştır. Aynı zamanda bu bahçelerde yapılan sayımlarda yine Stethorus türlerinin, diğer tetranychid avcılarına göre çok daha yüksek düzeylerde saptanmış olması, yukarıda elde edilen sonuçları doğrulamaktadır.

Abdurrahman Yiğit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1984
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı ekim zamanı, ekim şekli, sulama, gübreleme ve değişik zamanlarda yapılan iki ilaçlamanın pamukta beyaz sinek (Bemisia tabaci Genn.) populasyon gelişmesine, bitki gelişmesine ve pamuk verimine etkisi üzerinde araştırmalar

Ekim zamaniı pamuk bitkisinin büyüme ve gelişmesinde, generatlf organ oluşturmasında ve Beyaz sinek populasyonunun gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Erken ekimlerde başlangıçta biraz daha yüksek seviyede gelişen Beyaz sinek populasyonu bitkiyi fazla etkilememiş, dana sonra erken ekimden geç ekime doğru gidildikçe bitkide beyaz sinek gelişmesi dana yüksek bir seviyede oluşmuş, geç ekilen pamuk bitkisi yüksek Beyaz sinek populasyonu ile dana duyarlı bir dönemde karşılaşmış ve sonuçta da daha fazla zarar görmüştür. Ekim zamanı gerek doğrudan gerekse Beyaz sinek populasyonunu etkileyerek dolaylı yaldan kütlü pamuk verimine de etki etmiştir; erken ekimden geç ekime doğru gidildikçe kütlü pamuk verimi düşmüştür. Değişik sıra aralıklarına göre yapılan ekimler de Beyaz sinek populasyon gelişmesini ve bitki gelişmesini farklı etkilemişlerdir. 80, 100 ve 120 cm sıra aralıklarında yapılan ekimlerde, dar sıra aralıklarından geniş sıra aralıklarına doğru gidildikçe Beyaz sinek populasyon gelişmesinde önemli düşüşler olmuştur. Dar sıralarda vegetatif gelişme sonucu sıra araları daha çabuk kapanarak, tarlada Beyaz sinek gelişmesi için uygun şartlar daha çabuk oluşmaktadır. Sıra araları kütlü pamuk verimini de önemli şekilde etkilemektedir; Beyaz sinek baskısının oldukça belirgin olduğu deneme yıllarında 80 cm sıra aralığında 120 cm sıra aralığına doğru gittikçe kütlü pamuk verimi de artmıştır. Aşırı sulama ve gübreleme, bitki vegetatif gelişmesini hızlandırarak kısa sürede sıra aralarını kapatıp, tarlada nesin yükselmesine, diğer yandan vegetasyon mevseminln uzamasına neden olmuştur. Bu yüzden de Beyaz sinek için uzun süre uygun ortam oluşturmuştur. Sulama sayısı ve gübre dozu arttıkça Beyaz sinek popu lay onu da artmıştır. Yalnızca yüksek azot dozlarında ve fazla sulama sayılarında pamuk veriminde artış önemsiz seviyede kalırken, Beyaz sinek populasyonunda artış önemli seviyede olmuştur.93 ikinci va üçüncü sulamalara göre daglflk zamanlarda yapılan İki İlaçlamanın Beyaz sinek popu laay onu üzerine etkisi de farklı olmuştur. Sulama sonrası Beyaz sinek popu lasy onu nun artış gösterdiği dönemde 2. su ve 3. su sonrası yapılan iki ilaçlama Beyaz sinek popu lasy onu üzerinde en fazla etkili olmuştur.

Nuri İşler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1987
00
DoctorateOpen AccessTR

Pamuk beyazsineği (Bemisia tabaci (Genn.)(Homoptera: Aleyrodidae)'nin konukçu değişimi ve populasyon gelişmesinin tesbiti

Bu çalışmada Adana çevresinde Pamuk beyazsineği £ Besisi® isîaaci (Gennadius) 3 * nin bütün yıl boyunca çeşitli konukç ulardaki popuiasyon gelişısssij bu konekçularda ortaya.çıkan populasyonun diğer 'konukçu bitkilere göçü ve bunları etkileyen baza faktörler araştırılmıştır, araştırmada Pamuk beyazsineğinin en önemli kıs konukçusu olarak Cistus spp. «daraban çalası) tesbit edilmiştir. Sonbahar başlarında pamuk alanlarından göç eden Pamuk beyazsinekleri Cîstus spp, üzerine bol miktarda yumurta bırakacaktadırlar. Gelişmeye başlayan Pamuk beyazsineğinin ergin öncesi dönemleri kışı bu bitki ürerinde geçirmektedir. Sarı yapışkan tuzakla yapılan örneklemelere göre, iklim şartlarına bağla. olarak ilk erginler şubat ayı sonu ile nisan8 in ilk yarısı arasında görülmektedirler. Kültür alanlarında ise ilk erginlere bu çıkıştan 2-4 hafta sonra rastlanmaktadır, Pamuk beyazsineği'nin diğer bir kıs konukçusu Rubus fructicosus L. üzerinde oldukça düşük bir düzeyde populasyoaa rastlanmıştır.« Kültür alanlarına göç eden Pamuk beyazsinekleri ilk olarak daha önce ekilen patates Solanum tuberosun L, hıyar Cucumiss sitarus I, > ve karpuzu Citrullus vulgaris Schrad, enfekte etmektedirler. ilkbahar kültürlerinden patates diğerlerine göre daha fazla önem taşımakta ise de çoğu zaman Pamuk beyazsineği bir dölünü temizleyemeden hasat edilmektedir. Erken mevsimde hasat edilen patates tarlalarından pamuk tarlasına bir beyazsinek göçü de tesbit edilmiştir., İlkbahar kültürlerinde Pamuk beyazsineğinin populasyonu çok düşük düzeyde kalmakta ve çoğunlukla bu bitkilerde bir dölünü tamamlamadan, pamukta beyazsinek bulanıklığı başlamaktadır. Yakınında erken ilkbahar kültürleri bulunan tarlalarla bulunmayan tarlalar ve pamuk tarlalarının bu kültürlere yakın kenarları ile uzak72 kenarları. arasında da beyazsinek bulaşıklığı açısından bir farklılık görülmemiştir.. Pamuk tarlalarıma yazımda erken ilkbahar kültürlerinim. (patates, karpuz, salatalık) olup olmamsı. ile pamukta zarar yapan Pamuk beyazsineği populasyonu arasında bir ilişki tesbit edilmiştir. İlkbaharda kültürü yapılsa sebzelerden fasulye >} biber , pat 11 can (Solanum Melongema L. >, domates pamuğa (Gossypium hirsutum L. > enfeksiyon kaynağı olma açısından dikkati çekmemiş, bu bitkilerde pamuktaki beyazsinek populasyonuna benzer bir populasyoa gelişmesi görülmüştür. Sebzeler içerisinde patlıcan yüksek Pamuk beyazsineği populasyonu göstermesi açısından dikkat çekmiştir. İlkbaharda çıkan yabanca otlarda da Pamuk beyazsineği populasyonu mevsim başında dikkati çekmemiş yaz ortasına doğru sadece kantium pensyivanicum L, 'pıtrak) diğerlerine göre daha fazla Pamuk beyazsineği populasyonu göstermiştir.

Beyaz sinekKonukçularPamuk+1
Hüseyin Göçmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1988
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova buğday ekiliş alanlarında görülen yabani yulaf (avena SPP.) türleri, gelişme biyolojileri buğday ile karşılıklı etkileşimleri ve kontrol olanakları üzerinde araştırmalar

Buğday verimini önemli ölçüde azaltan dar yapraklı yabancı otlardan biri olan ve bugün dünyanın hemen hemen tüm buğday ekim alanlarında bulunan yabani yulaf {Avena spp.) türleri, çok değişik yollarla bu bölgelere yayılmış olup oldukça önemli ekonomik zararlara neden olmaktadır. Çukurova bölgesi içinde sorun büyüktür. Bu çalışmada Çukurova bölgesinde yaygın yabani yulaf {A ve/ta spp.) türlerinin saptanması, Arena sterilfs L.'in farklı yoğunluklarının tarla ve saksı koşullarında oluşturdukları zarar miktarının bulunması ile yabani yulaf {Avena spp. ) türlerine karşı bölgemizde en etkin kontrol yöntemlerinin kombinasyon olanakları ve yabani yulaf türlerinin bölgedeki gelişme biyolojilerinin gözlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlara bağlı olarak yapılan çalışmada bölgede A.sterilisV. ve alt türlerinin A.fatua L. ve A.barbata Pott. türlerine göre çok daha fazla yaygın olduğu, yoğunluklarının ise yine A.steriiisX.. türünde diğer türlere oranla çok daha yüksek olduğu bulunmuştur. A.sieriiîs L türüne yabani yulaf ile bulaşık olan tüm tarlalarda rastlanırken, A.fatua L. ve A.barbata Pott'ya sadece üçer tarlada rastlanmıştır. Çimlendirme denemelerinde bölgeden toplanan A.st&rf/fs L. tohumlarının minimum çimlenme sıcaklığı 2 °C, optimum çimlenme sıcaklığı 10°C, maksimum çimlenme sıcaklığı 30°C, A.fatua L. tohumlarının minimum çimlenme sıcaklığı 5°C, optimum çimlenme sıcaklığı 10°C, maksimum çimlenme sıcaklığı 30°C olarak bulunmuştur. Her iki yabam" yulaf türünün de dormansiye sahip olduğu, birinci tohumların ikinci tohumlara göre dormansiden daha önce çıkarak çimlendiklerisaptanmıştır. Ayrıca kavuzsuz tohumlar kavuzlu tohumlara göre çimlenme yeteneğine daha önce kavuşmuşlardır. Çukurova'da farklı yörelerden toplanan A.sterfffsL. tohumlarının yapay eşdeğer koşullarda yetiştirildiğinde biyolojik gelişmelerinde bir farklılık bulunmamış olup bölgenin iklim koşullarında farklı ekotipl et ol uşturrnadı ki arı sonucuna varılmıştır. Tarla koşullarında rn2'de 3 adet A.sterilisl. yoğunluğunun buğday gelişimi ve verimini ekonomiklik düzeyinde etkilediği saptanmış, ayrıca A.sterilis L üç buğday gelişme döneminde, örneğin 2-4 yapraklı, kardeşlenme, sapa kalkma gibi, yok edilmiş en yüksek verim buğday 2-4 yapraklı dönemde iken yabani yulafın yok edilmesinden elde edilmiştir. Çalışmanın diğer amaçlarından birini de yabani yulaf kontrol yöntemlerinin kombinasyonları oluşturmuştur. Kimyasal savaş çalışmalarında en iyi sonucu 2-4 yapraklı dönemde kullanılan dichlofop-rnethyl etkili rnaddeli herbisit vermiştir. Bu herbisit ile yabani yulafa karşı % 91.8'lik bir etki görülmüştür. Mekanik kontrol uygulamalarında ise en iyi sonuç buğday haşatından hemen sonra derin sürüm ile buğday ekiminden önce yüzeysel sürümün beraberce uygulandığı kombinasyonlardan alınmıştır. Ancak tek başına mekanik kontrol yöntemleri, yabani yulafı yeterince kontrol altında tutamamıştır. Bu nedenle yukarıda söz konusu ettiğimiz hasattan hemen sonra derin sürüm, ekimden önce yüzeysel sürüm ve buğday ile yabani yulaf 2-4 yapraklı dönemde iken dichlofop-rnethyl ile kimyasal savaşın kombinasyonu en iyi yöntem olarak bulunmuştur.

İzzet Kadıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1989
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul ve çevresinde bazı kesme çiçek türlerinde görülen fusarium türlerinin tesbiti, dağılışları, morfolojik özellikleri ve patojeniteleri üzerinde bir araştırma

XIII ÖZ Bu çalışmanın amacı, yoğun kesme çiçek üretimi ya pılan İstanbul ve çevresinde önemli bazı kesme çiçek türle rinde görülen Pusarium türlerini tesbit etmek, bölgelere göre dağılışlarını, morfolojik özelliklerini ve patojen ol ma durumlarını belirlemektir. Yapılan araştırmalar sonucunda, tesbit edilen Pusa rium türleri içinde karanfilde P. oxysporum, P. equiseti, P. acuminatum, P. culmorum; glayölde F, oxy sporum, F_. equi- setiı lalede F. oxysporum, P. equiseti ve P. acuminatum frezya ve sümbülde P. oxysporum patojen bulunmuşlardır.

FusariumKesme çiçeklerMorfolojik özellikler+1
Nuray Özmen Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı insektisitlerin ergin öncesi dönemlerindeki yumurta parazitoiti Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'in bazı biyolojik özelliklerine etkileri

Yumurta parazitoiti, Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) farklı tarımsal ekosistemlerde zararlılarla mücadele kullanılan önemli bir biyolojik mücadele etmenidir. Bu çalışmada üç farklı insektisitin (Lambda-cyhalothrin (pozitif kontrol), Chlorantraniliprole ve Indoxacarb) beş farklı dozuna (Tarla dozu, T, T/2, T/4, T/8, T/16) üç farklı ergin öncesi yaşta (biyolojik dönem-larva-2 günlük, prepupa-4 günlük ve pupa 6 günlük) maruz kalan yumurta parazitoiti Trichogramma evanescens'in çıkış oranı (%) ve çıkış yapan parazitoitlerin biyolojik özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan tüm insektisitler, kullanım dozları, insektisit doz uygulamalarına maruz bırakılan ergin öncesi biyolojik dönemleri ve bu faktörlerin etkileşimlerinin parazitoitin çıkış oranı (%) üzerine etkilerinin istatistiki olarak önemli olduğu saptanmıştır. Çalışmada insektisitler arasında en olumsuz etkiye sahip insektisitin Lambda-cyhalothrin olduğu, bunu sırasıyla Chlorantraniliprole ve Indoxacarb olarak tespit edilmiştir. Lambda-cyhalothrin etken maddeli insektisitin T/16 dozunun parazitoit ergin çıkış oranını olumsuz etkilediği ve parazitoitin larva döneminin (2 günlük) en hassas olduğu saptanmıştır. Chlorantraniliprole etken maddeli insektisitin T (Tarla) dozunun parazitoitin ergin çıkış oranına en yüksek olumsuz etkiye sahip tespit edilmiş olup, bu insektisitin dozlarının parazitoitin larva döneminin (2 gün) en olumsuz etkilenen biyolojik dönem olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde Indoxacarb etken maddeli insektisitin T ve T/16 dozlarının paraztioitin ergin çıkış oranına en yüksek olumsuz etkilere sahip olduğu ve parazitoitin larva döneminin bu insektisitten en olumsuz etkilenen biyolojik dönem olduğu tespit edilmiştir. Lambda-cyhalothrin, Chlorantraniliprole ve Indoxacarb etken maddeli insektisitlerin en yüksek (T) ve en düşük (T/16) dozlarına larva, prepupa ve pupa döneminde maruz kalıp hayatta kalan Trichogramma evanescens'in yaşam tablosu (26±1 ̊C sıcaklık, % 65±5 orantılı nem ve 16:8 A:K fotoperiyot) laboratuvar koşullarında araştırılmıştır. Parazitoitin kalıtsal artış (üreme) kapasitesi (r), sonlu artış oranı" ()" , net üreme oranı (R0), ortalama doğurganlık (F) oranı, ömür uzunluğu ve ovipozisyon süreleri gibi biyolojik özellikleri üzerine insektisitlerin ve test edilen dozlarının yan etkileri tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar çok yaygın üç insektisitin parazitoitin çıkış oranı ve biyolojik özellikleridir.

Azize Türk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik kökenli insektisitlerin ergin öncesi dönemlerdeki yumurta parazitoiti trichogramma evanescens westwood (Hymenoptera: trichogrammatidae)'in bazı biyolojik özellikleri ve işlevsel tepkisi üzerine etkileri

Bu çalışmada biyolojik kökenli insektisitlerden Spinosad, Emamectin benzoate ve pozitif kontrol Lambda cyhalothrin'in farklı dozlarına larva (2 günlük), prepupa (4 günlük) ve pupa (6 günlük) dönemlerinde maruz kalan Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'in çıkış yüzdesi üzerine etkileri (26±1 ̊C sıcaklık, % 65±5 orantılı nem ve 16:8 A:K fotoperiyot) laboratuvar koşulları altında araştırılmıştır. T. evanescens tarafından parazitlenmiş Anagasta kuehniella Zeller (Lepidoptera: Pyralidae) yumurtalarında farklı biyolojik dönemlerde (larva, prepupa, pupa dönemi) olan parazitli yumurtalar (~100) insektisitlerin beş farklı dozu (T (Tarla dozu), T/2, T/4, T/8 ve T/16) ve distile su (negatif kontrol) çözeltilerine 5 saniye süre ile daldırılmıştır. Spinosad dozlarına bağlı olarak T. evanescens ergin çıkış yüzdesinin kontrol uygulamalarına göre önemli ölçüde azaldığı tespit edilmiştir. En yüksek parazitoit çıkışı (%) prepupa döneminde maruz kaldığında Spinosad'ın T/16 dozunda % 10.76 olarak kaydedilmiştir. Ayrıca T. evanescens'in larva döneminde maruz kaldığında Spinosad'ın T, T/2 ve T/4 dozlarında parazitoit çıkışı gerçekleşmemiştir. T. evanescens larva döneminde Emamectin benzoate'ın T dozu uygulamasında en düşük parazitoit çıkışı % 3.19 gerçekleşmiştir. Bununla birlikte en yüksek parazitoit çıkış yüzdesi pupa döneminde Emamectin benzoate'ın T/16 dozuna maruz bırakıldığında % 64.26 olarak belirlenmiştir. Parazitoitin çıkış yüzdesi üzerine uygulanan Lambda cyhalothrin dozlarının diğer insektisit dozlarına oranla daha düşük yan etki gösterdiği tespit edilmiştir. T. evanescens üzerine Spinosad ve Emamectin benzoate'ın yüksek düzeyde toksik olduğu, Lambda cyhalothrin ise biyolojik kökenli insektisitlere kıyasla daha güvenli ve Lepidoptera takımına bağlı zararlılarla Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) programlarında güvenle kullanabileceği düşünülmektedir. Trichogramma evanescens'in işlevsel tepkisi, laboratuvar koşullarında (26±1 ̊C sıcaklık, % 65±5 orantılı nem ve 16:8 A:K fotoperiyot) Lambda cyhalothrin ve Emamectin benzoate'ın T/16 dozlarına prepupa döneminde (4 günlük) maruz kalan T. evanescens dişileri üzerinde incelenmiştir. Denemeler 24 saatlik (T) bir sürede beş farklı yoğunluktaki (No=5, 10, 20, 40, 80) konukçu Anagasta kuehniella yumurtaları ile yapılmıştır. Emamectin benzoate etken maddeli insektisite maruz kalan T. evanescens dişileri uygulamaya alınan farklı yoğunluklarında tepkisi nötr olup aynı sayıda parazitleme göstermiştir. Lambda cyhalothrin ve kontrol uygulamasında ise T. evanescens dişileri artan konukçu yoğunluğuna bağlı olarak parazitleme etkinliğinde önemli farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. T. evanescens hem insektisit uygulamasında hem de kontrol uygulamasında Tip II doğrusal işlevsel tepki tipini gösterdikleri belirlenmiştir. Kontrol uygulamasında T. evanescens dişilerinin anlık arama hızı (a) Emamectin benzoate ve Lambda cyhalothrin uygulamasından daha yüksek tespit edilmiştir. T. evanescens'in konukçu parazitleme hızı (Th) tüm uygulamalarda farklılık göstermemiştir. T. evanescens'in parazitleyebileceği maksimum yumurta sayısı (T/Th)'nın en düşük olarak Emamectin benzoate uygulamasında gerçekleşmiştir.

Devran Özaydın
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Adıyaman, Diyarbakır ve Mardin illerinde sert çekirdekli meyve ağaçlarındaki bakteriyel hastalık etmenlerinin tespiti

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin sert çekirdekli meyve yetiştiriciliğinde öne çıkan illeri Adıyaman, Diyarbakır ve Mardin'de 2019-2021 yıllarında bakteriyel etmenlerin tespiti amacıyla sörvey çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sörvey çalışmalarında kloroz, nekroz, bakteriyel akıntı, kanser, yaprak lekesi, bitki organlarının atılması (çiçek ve tomurcuk dökümü), doku anormallikleri (ur) gibi bakteriyel hastalık belirtileri gözlenen bitkilerden örnekleme yapılmıştır. Şansa bağlı olarak yürütülen sörvey çalışmalarında 174 enfekteli bitki örneğinden 218 bakteri izolatı elde edilmiştir. Badem ve mahlep hastalıklı örneklerinden elde edilen izolatlar biyokimyasal, MALDI-TOF MS ve 16s rDNA dizi analizleri ile teşhis edilmiştir. Tanı çalışmaları neticesinde badem ve mahlepten izole edilen ve patojen bulunan 10 izolatın Stenotrophomonas spp. olduğu saptanmıştır. Ayrıca söz konusu etmenin kanser ve zamk hastalığına neden olabileceği belirlenmiştir. Çalışmada Adıyaman, Diyarbakır ve Mardin illerindeki bademlerde kanser belirtisinin yaygınlık oranının % 35-100 arasında değiştiği, hastalık oranının ise % 0,127-0,67 aralığında seyrettiği saptanmıştır. Mardin ili Derik ilçesinden izole edilen 4 zeytin izolatı biyokimyasal, havuç disklerinde patojenisite testleri ve IAALF-IAALR spesifik primerleriyle yapılan dizi analiz sonuçlarına göre Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi (Psv) olarak teşhis edilmiştir. İlaveten Adıyaman ve Mardin illerindeki zeytinlerde Psv'nin yaygınlık oranının % 50-75 arasında değiştiği buna karşın hastalık oranının Adıyaman ilinde % 0,017 iken, Mardin ilinde % 33 olduğu saptanmıştır. Konukçu dizisi çalışması ile bademden izole edilen Stenotrophomonas spp.'nin, iğde ve kızılcık hariç 8 farklı sert çekirdekli bitkide yapay inokulasyonlarda hastalık oluşturduğu dolayısıyla konukçuları olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak; Psv'nin konukçuları arasında yer alan zakkumda ve özellikle pembe zakkumda şiddetli reaksiyon oluşturduğu belirlenmiştir. Stenotrophomonas rhizophila'nın bakır sülfat toleransının ve nutrient agar besi ortamındaki standardının belirlenmesi amacıyla çalışma yapılmış ve etmenin Minimum İnhibisyon Konsantrasyonunun (MIC) 1 mM olduğu belirlenmiştir. Patojen olmayan bakterilerin genel profillerinin çıkarılması amacıyla temsilen seçilen 70 izolat MALDI-TOF MS analizi ile teşhis edilmiştir. Patojen olmayan bakterilerin teşhis sonuçlarına göre; izolatların büyük çoğunluğunun Bacillus cinsine dahil olduğu belirlenmiştir. Çalışmada; Stenotrophomonas spp.'nin sert çekirdekli bitkilerde patojen olabileceği ve kanser belirtisine neden olabileceği ancak güven aralığı daha geniş ilave çalışmalarla desteklenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Serkan Bayman
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Bemisia tabaci (genn.) (Hemiptera: Aleyrodidae)'ye bazı bitki ekstraktlarının etkisinin belirlenmesi

Bemisia tabaci pamuk alanlarında, meyve bitkilerinde, sebzelerde ve çeşitli tarla bitkilerinde ekonomik açıdan önemli bir zarar meydana getirdiği bilinen polifag bir zararlıdır. Beyazsinek ergin ve larvaları bitki özsuyunu emerek bitkinin zayıflamasına neden olur. Zararlı yoğun olduğunda gelişme durur. Zayıf bitkinin ürüne esas olan tutma kapasitesi düşer, tutulan kozaların gelişmesi tam olmadığından kozanın ağırlığı düşer. Bu da verimin düşmesine neden olur. B. tabaci'nin verdiği zararlar sonucunda üreticilerin bu entomolojik sorunlara karşı mücadelede ilk başvurdukları yöntem kimyasal mücadele yöntemidir. Ancak kimyasal mücadele yönteminin insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı son yıllarda bu kimyasallara alternatif olabilecek mücadele metotları geliştirilmeye başlanmıĢtır. Bu çalışmada, B. tabaci'nin mücadelesinde sentetik kimyasal maddelerin kullanımına alternatif olabilecek ve bu zararlının mücadelesinde kullanılması muhtemel olan bazı bitkisel kökenli ekstraktları (Nerium oleander L. Melia azadirachta L. ve Euphorbia peplis L.) ve Azadirachtin'in etkilerini araştırmak amacıyla püskürtme ve daldırma metodu uygulamaları yürütülmüştür. Yapılan tüm çalışmalar kontrollü koşullar altında (ortam nispi nem oranı % 65 ± 5, ortam sıcaklığı 25 ± 1 °C ve ışıklandırma 16:8 saat A:K) gerçekleştirilmiştir. Püskürtme ve Daldırma metodu uygulanmış B.tabaci yumurtalarının en yüksek ölüm oranlarının sırasıyla Azadirachtin, M. azadirachta, E. peplis ve N. oleander olduğu bulunmuştur.

Remziye Gülipek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa illeri pamuk üretim alanlarında nabis (Hemiptera: Nabidae) türlerinin tespiti, önemli türün laboratuvar koşullarında biyolojik özellikleri ve bazı pestisitlerin toksik etkilerinin belirlenmesi

Dünya genelinde ekonomik bir değere sahip olan pamuk, tekstil ve yağ sanayisi ile hayvancılık alanında kullanılan önemli bir endüstri kültür bitkisidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Şanlıurfa, Diyarbakır ve Mardin illerinde pamuk üretim alanlarında 2021 ve 2022 yıllarında 2 haftalık periyotlarla yapılan surveylerle Nabis türleri saptanmıştır. Bu türler içerisinde yaygın tür olarak Nabis pseudoferus orientarius (Hemiptera: Nabidae) belirlenmiştir. Arazi koşullarında Diyarbakır ilinde iki deneme alanında (Gencan ve Belenli köyleri) biyolojik etkinlik çalışmaları yürütülmüştür. Denemenin yapıldığı her iki alanda da 3. ve 7. günde acetamiprid, 10. günde ise emamectin benzoate en yüksek yüzde etki değerini göstermiştir. Laboratuvar koşullarında yapılan çalışmalarda; N. pseudoferus orientarius'un ortalama yumurta açılıma süresinin 9,83 gün, ortalama ergin öncesi gelişme süresi 15,72 gün ve ergin ömrünün ise ortalama 62,6 gün olarak tespit edilmiştir. N. pseudoferus orientarius'un ortalama preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri sırasıyla 9, 58,3 ve 4,8 gün olarak belirlenmiştir. Bir dişi ömrü boyunca ortalama 446,1 adet (267-576) yumurta bırakmıştır. Çalışmada kalıtsal üreme yeteneği (r) 9.15, artış oranı sınırı (λ) 1.10, net üreme oranı (R0) 193.13, ve ortalama döl süresi (T) 57.50 olarak belirlenmiştir. Yaşa özgü canlılık oranı (lx) 4.35, yaş ve döneme özgü canlılık oranı (S_xj) 80.30 ve yaşa özgü üreme oranı (mx) değeri ise 14 olarak hesaplanmıştır. Laboratuvar ortamında yürütülen Pestisitlerin toksik etki çalışmalarında ergin ve nimflere Doğrudan uygulamada dimethoate, emamectin benzoate ve acetamiprid'in uygulama dozları %100 etki göstermiştir. Besine ve film kalıntı yöntemine göre ise dimethoate %100, emamectin benzoate ve acetamiprid'in ise yüzde30-90 etki gösterdiği saptanmıştır. N. pseudoferus orientarius'un nimf ve erginleri üzerine uygulamadan 72 saat sonra yüzde etki, ergin sayısı ve ömrü ile verimliliğe etkisi yönünden chlorantraniliprole, sulfoxaflor ve hextyhiazox'un uygulama dozları, film kalıntı, besine ve böceğe uygulamalarında düşük etki göstererek zararsız veya az zararlı olduğu tespit edilmiştir.

Muhlis Sezgin
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi pamuk alanlarındaki yaprakpiresi türleri, doğal düşmanları, popülasyon gelişimi ve alternatif mücadele olanaklarının araştırılması

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde pamuk yetiştirilen alanlarda yaprakpiresi son yıllarda popülasyon yoğunluğu ile önemli bir zararlı olarak görülmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne bağlı Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin illerinde pamuk ekim alanlarında bulunan yaprakpiresi türleri ve avcı böcek türleri, 2021 ve 2022 yılında pamukların ekiminden hasadına kadar olan sürede haftalık yapılan sürveyler ile belirlenmiştir. Bu illerde yaprakpirelerinin popülasyon takibi her iki yıl da gözle kontrol, sarı yapışkan tuzak ve atrap sallama metotları haftalık sayımlarda kullanılmıştır. Ayrıca, alternatif mücadele olanaklarının araştırılması için Diyarbakır'ın Sur ve Çınar ilçelerindeki belirlenen pamuk üretim alanında söz konusu zararlıya karşı kimyasal mücadele dışında alternatif olabilecek bazı bitkisel kökenli (Melia azedarach L., azadirachtin ve soğan ekstraktı) ekstraktların etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda; Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin illerinde survey yapılan pamuk alanlarında Cicadellidae familyasına ait 6 tür teşhisi yapılmıştır. Bunlar; Asymmetrasca decedens (Paoli, 1932), Empoasca decipiens Paoli, 1930, Recilia schimidtgeni (Wagner 1939), Neoaliturus fenestratus (Herrich-Schaffer, 1834), Zyginidia scutellaris (Herrich-Schaffer,1838) ve Psammotettix striatus (Linnaeus, 1758) türleridir. Avcı türlerden ise 5 familyaya ait olan 14 faklı tür teşhisi yapılmıştır. Bunlardan Coccinellidae familyasına bağlı; Stethorus gilvifrons (Mulsant, 1850), Oenopia conglobata (Linnaeus, 1758), Propylaea quatuordecimpunctata (Linnaeus, 1758), Hippodamia variegata (Goeze, 1777), Coccinella septempunctata (Linnaeus, 1758), Scymnus rubromaculatus (Goeze, 1778) türleri, Miradae familyasına ait Deraeocoris serenus (Douglas and Scott, 1868), Lygidae familyasından Geocoris erythrocephalus (Lepeletier and Serville,1825), Geocoris megacephalus (Rossi, 1970), Geocoris punctipes (Say, 1831), Geocoris pallidipennis (Costa, 1843), Geocoris putonianus (Bergroth, 1892) türleri ile birlikte Nabidae familyasından Nabis pseudoferus orientarius Remane, 1963, Nabis punctatus Costa, 1843 türleri belirlenmiştir. Neuroptera takımı Chrysopidae familyasından Chrysoperla carnea (Stephens, 1836) türü teşhis edilmiştir. Popülasyon takibinin pamuk ekiminden itibaren yapıldığı 2021 ve 2022 yıllarında Diyarbakır ili Sur, Bismil ve Ergani ilçelerindeki pamuk yetiştirilen alanlarda yaprakpirelerine ait popülasyonun temmuz ayında artmaya başlayarak ağustos ve eylül aylarında en yüksek seviyelere ulaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, alternatif mücadele olanaklarının belirlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda azadirachtin ekstraktının %39-45 oranında yaprakpiresine karşı en iyi sonucu gösterdiği ve acetamiprid aktifli preparatın azadirachtinin etkisinden sonraki etkili sonucu vererek ikinci sırada yer almıştır. Uygulanan diğer Melia azedarach ve soğan ekstraktı (Allium cepa L.)'nın birbirine benzer etki gösterdiği gözlemlenirken, tüylü BA 400 çeşidinin yaprakpirelerine karşı alternatif olabilecek en az etki değerine sahip uygulama olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cicadellidae, Predatör böcekler, Popülasyon gelişimi, Bitki ekstraktı, Pamuk

Tahir Uğur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi pamuk üretim alanlarında Geocoris spp. (Hemiptera: Geocoridae) türlerinin tespiti ile önemli türün laboratuvar koşullarında biyolojik parametreleri ve yaygın kullanılan insektisitlerin yan etkilerinin belirlenmesi

Pamuk, yaygın kullanımı ve yetiştirildiği ülkelerde iş olanağı sağlaması nedeniyle küresel ekonomide oldukça önemli bir üründür. Bu çalışmada, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin illeri pamuk tarlalarında Geocoris türlerinin tespiti, popülasyon değişimi, önemli türün biyolojik parametreleri ve yaygın kullanılan insektisitlerin yan etkilerinin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada aynı illerde 2021 ve 2022 yılları arasında iki haftalık aralıklarla gerçekleştirilen arazi sürveylerinde Geocoris türleri ve bu türlerin kontrollü alanlarda popülasyon değişimi belirlenmiştir. Laboratuvar koşullarında tesadüf parselleri deneme desenine göre, tarla koşullarında ise tesadüf blokları deneme desenine dört tekerrürlü olarak yan etki çalışmaları yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, Geocoris spp. pamuk üretim sezonu boyunca görülmekle beraber Şanlıurfa ve Mardin illerinde genel olarak Geocoris spp. popülasyonu yüksek düzeyde seyretmiştir. Bu türler arasında Geocoris megacephalus (Hemiptera: Geocoridae) yaygın tür olarak belirlenmiştir. Yaygın kullanılan insektisitlerin yan etkileri konusunda yürütülen tarla denemelerinin 3., 7. ve 10. gün sayımlarında acetamiprid ve dimethoate en yüksek yüzde etki değerini göstermiştir. Laboratuvar koşullarında yapılan çalışmalarda; G. megacephalus'un ortalama yumurta açılma süresi 6.85 gün, ortalama ergin öncesi gelişme süresi 26.98 gün ve ergin ömrü ise ortalama 32.5 gün olarak tespit edilmiştir. G. megacephalus'un ortalama preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri sırasıyla 4.6, 17.9 ve 4.3 gün olarak belirlenmiştir. Bir dişi ömrü boyunca ortalama 71.25 adet yumurta bırakırken kalıtsal üreme yeteneği (rm) 0.06, artış oranı sınırı (λ) 1.06, net üreme oranı (R0) 14.25 ve ortalama döl süresi (To) 39.55 olarak belirlenmiştir. Laboratuvar ortamında nimf ve erginlere yönelik yürütülen yan etki çalışmalarında; besine insektisit uygulama, doğrudan insektisit uygulama ve kuru film kalıntı yöntemlerinde dimethoate'ın uygulama dozu % 100, etki göstermiştir. Doğrudan insektisit uygulama yönteminde ise emamectin benzoate ve sulfoxaflor % 30-90 arasında etki göstermiştir. Yüzde etki ve ölü nimf oranına göre doğrudan insektisit uygulama ve kuru film kalıntı yöntemlerinde dimethoate yüksek etki göstererek zararlı, besine insektisit uygulama yönteminde ise emamectin benzoate ve chlorantraniliprole yüksek etki göstererek orta derecede zararlı olarak tespit edilmiştir. G. megacephalus'un erginleri üzerine yüzde etki ve ölü ergin oranına göre besine insektisit uygulama, doğrudan insektisit uygulama ve kuru film kalıntı yöntemlerinde sulfoxaflor ve dimethoate'ın yüksek etki göstererek orta derecede zararlı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Geocoris megacephalus, Yan etki, Yaşam tablosu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye

Merve Akyıldız
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır ili tarla koşullarında üretimi yapılan farklı domates çeşitlerinde Tuta absoluta (meyrick) (Lepıdoptera:gelecehııdae)'nın popülasyon değişimi zarar oranı predatör ve parazitoitlerinin belirlenmesi

Bu çalışma Diyarbakır İlinde açık alanda domates üretimi yapılan alanlarda zarar yapan Domates güvesi [Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)]'nin popülasyon değişimi, zarar oranı, predatör ve parazitoitlerini belirlemek amacıyla 2021-2022 yıllarında yürütülmüştür. 2022 yılında en fazla ergin sayısı; Yenişehir ilçesinde 280 birey, Çınar İlçesinde 428 birey olarak belirlenmiştir. 2023 yılında ise en fazla ergin sayısı; Yenişehir ilçesinde 268 birey, Çınar İlçesinde 435 birey olarak belirlenmiştir. 2022 yılında, Diyarbakır'da ticari olarak yetiştirilen domates çeşitlerinin meyvelerinde; Falcon çeşidinde %29.09, H-2274 çeşidinde %32.55 ve Alaturka F1 çeşidinde %27.14 zarar oranı belirlenmiştir. Genotipler arasında; Lice domatesinde %34.83 ve Karacadağ domatesinde %33.33 zarar oranı belirlenmiştir. 2023 yılında ise zarar oranları; Falcon çeşidinde %39,55, H-2274 çeşidinde %58,68, Alaturka çeşidinde %38,65 olarak gerçekleşmiştir. Genotiplerden; Lice domatesinde %52,43, Karacadağ domatesinde %51,02 olarak saptanmıştır. Ayrıca 2022 yılında Diyarbakır İlinde ticari olarak yetiştirilen domates çeşitlerinin yapraklarında; Falcon çeşidinde %49.26, H-2274 çeşidinde %58.68 ve Alaturka F1 çeşidinde %45.45 zarar oranı tespit edilmiştir. Genotipler arasında; Lice domateslerinde %47.52 ve Karacadağ domateslerinde %54.06 zarar oranı belirlenmiştir. 2023 yılında zarar oranları; Falcon çeşidinde %62,30, H-2274 çeşidinde %66,90 ve Alaturka F1 çeşidinde %59.48 olarak tespit edilmiştir. Genotipler arasında; Lice domatesinde %56,43 ve Karacadağ domatesinde %64,80 zarar oranı belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada 6 parazitoit ve 11 predatör tür saptanmıştır. Belirlenen parazitoit türler; Bracon didemie Beyarslan, Bracon intercessor Nees, Bracon hebetor (Say, 1836), Apanteles gelechiidivoris Marsh, Campoplex haywardi Blanchard Bracon (Habrobracon) viktorovi Fischer, predatör türler de Nysius graminicola (Kolenati,1845), Nabis punctatus punctatus, , Macrolophus costalis, Macrolophus pygmaeus (Rambur), Campylomma diversicornis Reut., Chrysoperla carnea (Stephens) Orius spp., Orius niger (Wolff), Coccinella septempunctata (L.), Geocoris megacephalus (Rossi, 1790), Hippodamia variegata (G.) olmuştur.

Ozan Akat
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili Tatvan ilçesinde yaprakbiti türlerinin saptanması

Bu çalışma; 2023-2024 yılları Mart-Kasım ayları arasında Bitlis ili Tatvan ilçesinde tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan bitkiler üzerindeki Aphidoidea üst familyasına ait yaprakbiti türlerinin tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada toplanılan yaprakbitleri bitki bazında tasnif edilerek, morfolojik özelliklerine göre teşhis edilmiştir. Teşhisler sonucunda, Aphidoidea üst familyasına bağlı Aphidinae, Callaphidinae, Chaitophorinae, Eriosomatinae, Lachninae olmak üzere 5 alt familyaya ait 24 cins ve bu cinslere bağlı 45 yaprakbiti türü tespit edilmiştir. Bu türlerin ait olduğu cinsler; Acyrthosiphon spp., Aphis spp., Brachycaudus spp., Chaitophorus spp., Chromaphis sp., Diurophis sp., Dysaphis spp., Hyalopterus sp., Lipaphis sp., Macrosiphum spp., Metopolophium sp., Myzaphis sp., Myzus spp., Neomyzus sp., Ovatus sp., Panaphis sp., Pemphigus sp., Pterochloroides sp., Rhapalosiphum sp., Schizaphis sp., Sitobion spp., Therioaphis sp., Tuberolachnus sp. ve Uroleucon spp. olarak belirlenmiştir. Bu cinslere ait türler ise; Acyrthosiphon lactucae (Passerini, 1860), A. pisum (Harris, 1776), Aphis cirsiphila (Pashtshenko, 1992), A. craccivora (Koch, 1854), A. fabae (Scopoli, 1763), A. gossypii (Glover, 1877), A. nasturtii (Kaltenbach, 1843), A. pomi (De Geer, 1773), A. spiraecola (Patch, 1914), A. tirucallis (Hille Ris Lambers, 1954), A. vallei (Hille Ris Lambers&Stroyan, 1959), Brachycaudus almatinus (Nevsky, 1951), B. (Thuleaphis) amygdalinus (Schoutedan, 1905), B. cardui (Linnaeus, 1758), B. helichrysi (Kaltenbach, 1843), B. persicae (Passerini, 1860), Chaitophorus leucomelas (Koch, 1854), C. niger (Mordvilko, 1929), Chromaphis juglandicola (Kaltenbach, 1843), Diurophis noxia (Mordvilko, 1913), D. plantaginea (Passerini, 1860), D. pyri (Boyer de Fonscolombe, 1841), Hyalopterus pruni (Geoffroy, 1762), Lipaphis erysimi (Kaltenbach, 1843), Macrosiphum euphorbiae (Thomas, 1878), M. mordvilkoi (Miyazaki, 1968), M. rosae (Linnaeus, 1758), Metopolophium dirhodum (Walker, 1849), Myzaphis rosarum (Kaltenbach, 1843), Myzus cerasi (Fabricus, 1775), M. ornatus (Laing, 1932), M. persicae (Sulzer, 1776), Neomyzus circumflexum (Buckton, 1876), Ovatus insitus (Walker,1849), Panaphis juglandis (Goeze, 1778), Pemphigus (Pemphigus) immunis (Buckton, 1896), Pterochloroides persicae (Cholodkovky, 1899), Rhopalosiphum nymphaeae (Linnaeus, 1761), Schizaphis graminum (Rondani, 1852), Sitobion africanum (Hille Ris Lambers, 1954), S. avenae (Fabricius, 1775), Therioaphis trifolii (Monell, 1882), Tuberolachnus salignus (Gmelin, 1790), Uroleucon cichorii (Koch, 1855) ve Uroleucon compositiae (Theobald, 1915)'dir. Bu çalışmada Aphididae familyasına ait Aphis cinsinden Aphis gossypii (Glover, 1877), Brachycaudus cinsinden Brachycaudus persicae (Passerini, 1860), Macrosiphum cinsinden Macrosiphum rosae (Linnaeus, 1758), Myzus cinsinden Myzus persicae ( Sulzer, 1776) ve Panaphis cinsinden Panaphis juglandis (Goeze, 1778) türleri yaygın olarak görülen türler olmuştur.

Endüstriyel bitkilerOrman entomolojisiZararlı böcekler
Ezgi Akdamar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
10
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır ili ikinci ürün mısır tarımında sorun olan yabancı otlar ve farklı toprak işleme yöntemlerinde sürdürülebilir yabancı ot mücadele olanaklarının araştırılması

Çalışmanın amacı, ikinci ürün mısır tarımında sürdürülebilir toprak işleme ve yabancı ot kontrol yöntemlerini araştırmaktır. Çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci aşamasında, arpa hasadı sonrası ikinci ürün mısır (Zea mays L.) tarımında farklı toprak işleme sistemleri ve herbisit uygulamalarının yabancı ot yoğunluğu ve tane verimini nasıl etkilediği belirlenmiştir. Bu amaçla, 2022-23 yetiştirme sezonunda Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanlarında iki yıllık bir tarla denemesi yürütülerek, farklı toprak işleme yöntemleri [geleneksel toprak işleme (kulaklı pulluk+kültivatör), azaltılmış toprak işleme (diskli tırmık) ve sıfır toprak işleme] ve herbisit uygulamaları [çıkış öncesi, çıkış sonrası, çıkış öncesi + çıkış sonrası, yabancı otsuz kontrol, yabancı otlu kontrol] karşılaştırılmıştır. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülen denemelerde, ana parselleri toprak işleme yöntemleri, alt parselleri ise herbisit uygulamaları oluşturmuştur. Çalışma sonucunda farklı toprak işleme yöntemlerinin yabancı ot yoğunluğu ve tane verimi üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Buna karşın, herbisit uygulamalarının yabancı ot kontrolü ve ürün verimi üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Özellikle herbisitlerin çıkış öncesi ve çıkış sonrası birlikte uygulanmasının, yabancı ot yoğunluğunu ve biyomas ağırlığını önemli ölçüde azaltarak tane veriminde artış sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, Diyarbakır il ve ilçelerinde ikinci ürün mısır ekili alanlardaki yabancı ot türlerinin, yoğunluk ve rastlanma sıklıklarını belirlemek amacıyla sürvey çalışmaları yapılmıştır. Diyarbakır il geneli 5 ilçe 45 arazide toplam 367 örnekleme yapılmıştır. İl geneli ikinci ürün mısır tarlalarında rastlanma sıklığı % 9'un üzerinde olan yabancı ot türleri; Xanthium strumarium (L.), Sorghum halepense (L.) Pers., Portulaca oleracea (L.), Triticum aestivum (L.), Convolvulus arvensis (L.), Physalis angulata (L.) Pers. ve Amaranthus retroflexus (L.) olarak belirlenmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise, Diyarbakır İl genelinde ikinci ürün mısır yetiştiriciliği yapan çiftçilerle üreticilerin mısır tarımında kullandıkları yöntem ve ekipmanlar, karşılaştıkları yabancı otlar, onlarla mücadele etme yolları ve herbisit kullanımı konusundaki bilgi düzeylerine bakmak amacıyla 156 ikinci ürün mısır üreticisi ile anket çalışmaları yapılmıştır. Çalışma sonucunda, üretim alanlarında yabancı ot yoğunluğunun orta seviyede olduğu ve mısırda sorun olan yabancı otların başında kanyaş (Sorghum halepense (L.) Pers.) ve domuz pıtrağının (Xanthium strumarium L.) geldiği belirtilmiştir. Üreticilerin önemli bir kısmının yabancı ot mücadelesinde çıkış sonrası herbisitlerden yararlandıkları ve ikinci ürün mısır üretim alanlarında en fazla mesotrione + nicosulfuron (% 66.04) aktif maddeli herbisitleri tercih ettikleri belirlenmiştir. Toprak işleme aletlerinden pulluğun yabancı otla mücadele etkisinin daha fazla olduğu ve yabancı otlarla mücadele de hem toprak işleme hem de kimyasal kullanımının daha iyi sonuçlar verdiğini belirtmişlerdir. Anket çalışması sonucunda, Diyarbakır ili ikinci ürün mısır üretiminde karşılaşılan sorunların eğitim, demonstrasyon ve teşvikler yoluyla giderilmesinin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine ve ikinci ürün mısır üretiminin artmasına önemli katkı sunabileceği kanaatine varılmıştır.

Ümran Çiftçi Torun
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Nohut (Cicer arietinum L.) yetiştiriciliğinde yabancı otlarla mücadelede farklı toprak işleme yöntemleri ve bazı herbisitlerin etkisi

Bu çalışmada amaç, Diyarbakır şartlarında nohut üretiminde farklı toprak işleme yöntemlerini ve herbisit uygulamalarını kullanarak sürdürülebilir yabancı ot kontrolünü ortaya koyabilmektir. Çalışma 2020-2023 yılları arasında tarla denemesi, sürvey ve anket çalışması olarak yürütülmüştür. Tarla denemesi üç yıl süreyle Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanlarında gerçekleştirilmiştir. Denemelerde Azkan nohut çeşidi kullanılmıştır. Bu çeşit için üç farklı toprak işleme yöntemi (kulaklı pulluk+kültivatör, diskli tırmık+kültivatör, kültivatör) ve üç farklı herbisit uygulama yöntemi [çıkış öncesi (flurochloridone), çıkış sonrası (aclonifen), çıkış öncesi+çıkış sonrası (flurochloridone+ aclonifen)] ile yabancı otlu ve yabancı otsuz kontrol gruplarından oluşturulmuştur. Toprak işleme yöntemlerinden kulaklı pulluk + kültivatör hem yabancı ot yoğunluğu hem de kuru biyomas ağırlığı üzerinde etki göstermiştir. Diğer uygulamaların ise yabancı ot yoğunluğunu etkilediği, ancak yabancı ot kuru biyomas ağırlığı üzerinde bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, herbisit uygulamalarından yalnızca çıkış öncesi ve çıkış öncesi + çıkış sonrası kombinasyonlarının hem yabancı ot yoğunluğu hem de kuru biyokütle ağırlığı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Tarla denemesinde yapılan uygulamalar sonucunda 22 familyaya ait toplam 57 tür tespit edilmiştir. Deneme alanlarında tespit edilen en yaygın yabancı ot türleri Triticum spp., Avena sterilis L., Xanthium strumarium L., Galium tricornutum Dandy., Centaurea balsamita Lam., Euphorbia fistulosa M.L.S.Khan ve Hordeum vulgare L. olduğu belirlenmiştir. Dekara tane verimine toprak işleme uygulamalarının etkili olmadığı ancak herbisitlerin etkili olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca çalışmada aclonifen etken maddeli ilacın fitotoksik etkisinden dolayı verimde düşüşler olduğu tespit edilmiştir. Sürvey çalışmaları Diyarbakır'ın 7 ilçesinde (Bismil, Çınar, Eğil, Ergani, Silvan, Sur, Yenişehir) yürütülmüştür. Bu ilçelerde topşam 68 tarlada yapılan sürvey sonucunda 22 familyaya ait 58 yabancı ot türü tespit edilmiştir. Bunlar içerisinde en yaygın olan türler A. sterilis (%40,3), Sinapis arvensis L. (%32,8), ve G. tricornutum (%30,1) olduğu ortaya çıkmıştır. Anket çalışması dört yıl süreyle 336 çiftçi ile yapılmış ve sonuç olarak çiftçilerin nohut üretiminden zamanla uzaklaştıkları, yabancı otlarla mücadelede yeterli bilgiye sahip olmadıkları, tarlada en fazla A. sterilis ve S. arvensis ile karşılaştıkları ve yabancı otların önemli bir sorun olmasına rağmen yüksek verim aldıkları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, tarla denemeleri, sürvey ve anket çalışmaları sonucunda, Diyarbakır ilinde nohut üretiminde yabancı otların ve bunlarla mücadelenin verim ve kalite üzerinde önemli bir faktör olduğu belirlenmiştir. Üretimde yabancı ot kontrolü için uygun toprak işleme yöntemleri ile etkili maddelerin kombinasyonlarının birlikte kullanıldığı bir yönetim yaklaşımı önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Nohut, Cicer arietinum L., Yabancı ot, Toprak işleme, Herbisit

Leyla Bayram
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ili pamuk alanlarında chrysoperla carnea (stephens) (neuroptera: chrysopidae)'ın popülasyon dalgalanmasının saptanması

Pamuk alanlarının önemli faydalı böceklerinden biri olan Chrysoperla carnea (Stephan) (Neuroptera: Chrysopidae) özellikle pamuk bitkisinde zararlı olan yaprakbitleri, küçük larvalar, unlubitler ve kırmızı örümceklerle beslenirler. Bu çalışma C. carnea'nın pamukta popülasyon değişimini saptamak amacıyla 2023 ve 2024 yıllarında Diyarbakır ilinde Bismil, Sur ve Çınar ilçelerinde yürütülmüştür. Bismil (Ağıllı), Çınar (Yuvacık) ve Sur (Sati) ilçelerinde belirlenen üç pamuk tarlasına sezon başından 2- yapraklı döneminden başlayarak hasat dönemine kadar her hafta gidilerek C. carnea sayımları yapılmıştır. Yapılan çalışmada elde edilen veriler göz önüne alındığında C. carnea popülasyon değişimi 2023 ve 2024 yıllarında aylara ve yıllara göre farklılık göstermiştir. Popülasyon dalgalanmasının takip edildiği tarlalarda 2023 yılında atrap ve gözle kontrol yöntemi ile yapılan sayımlarda daha fazla C. carnea olduğu tespit edilmiş, 2024 yılında bir önceki yıla göre C. carnea popülasyon yoğunluğu az olduğu görülmüştür. C. carnea popülasyon dalgalanması kontrol edildiğinde ise 2023 yılı içerisinde atrap yöntemi ve gözle kontrol yöntemi ile tespit edilen ergin birey sayıları ortalama Bismil ilçesi Ağıllı mahallesi'nde 35.55 adet/ergin, Çınar ilçesi Yuvacık mahallesi'nde 36.15 adet/ergin ve Sur ilçesi Sati mahallesi'nde 36.95 adet/ergin eylül ayı ilk haftasında en yüksek ergin birey yoğunluğu tespit edilmiştir. 2024 yılı içerisinde atrap yöntemi ve gözle kontrol yöntemi ile tespit edilen ergin birey sayıları ortalama Bismil İlçesi Ağıllı Mahallesi'nde 34.5 adet/ergin, Çınar İlçesi Yuvacık Mahallesi'nde 35.97 adet/ergin ve Sur İlçesi Sati Mahallesi'nde 38.05 adet/ergin eylül ayının ikinci haftasında en yüksek ergin birey yoğunluğu tespit edilmiştir.

Mehmet Zeki Tunç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakir ili pamuk alanlarinda tetranychus urticae koch (acarina: tetranychidae)'un popülasyon dalgalanmasinin saptanmasi

Pamuk alanlarının önemli zararlılarından biri olan Kırmızıörümcek, Tetranychus urticae Koch (Acarina: Tetranychidae) özellikle yaprağın sararıp sonra kızarmasıyla zararını gösterir. Bu çalışma T. urticae'nın popülasyon değişimini saptamak amacıyla 2023 ve 2024 yıllarında Bismil, Çınar ve Sur ilçelerinde yürütülmüştür. Bismil (Ağıllı), Çınar (Yuvacık) ve Sur (Sati) ilçelerinde üç farklı pamuk tarlası belirlenmiş olup, her hafta belirlenen tarlalarda pamuğun 2-4 yapraklı döneminden hasat dönemine kadar T. urticae nimf ve ergin sayımları yapılmıştır. Çalışmalardan elde edilen verilere göre T. urticae'nın popülasyon yoğunluğu 2023 ve 2024 üretim yıllarında farklılık göstermiştir. T. urticae'nın popülasyon dalgalanmasının takip edildiği 2023 üretim yılında popülasyon yoğunluğunun 2024 üretim yılına göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. T. urticae'nın popülasyon yoğunluğu 2023 yılında Bismil – Ağıllı'da 48,0 adet birey/yaprak, Çınar-Yuvacıkta 52,0 adet birey/yaprak ile temmuz ayı sonunda en yüksek popülasyon yoğunluğuna ulaştığı görülürken aynı yıl Sur-Sati de ise 48,0 adet birey/yaprak ile haziran ayının ilk haftasında tepe noktasına ulaştığı görülmüştür. Yapılan gözlemlerde 2024 yılında Bismil – Ağıllı'da 36,0 adet birey/yaprak, Çınar-Yuvacıkta 36,0 adet birey/yaprak, temmuz ayı ortalarında en yüksek popülasyon yoğunluğuna ulaştığı görülürken, Sur-Sati'de ise 34,3 adet birey/yaprak ile temmuz ayı başında tepe noktasına ulaştığı saptanmıştır.

Mehmet Selim Türker
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Diyarbakır, Mardin ve Batman illeri meyve ve bağ yetiştiriciliği yapılan alanlarda zygaenidae (lepidoptera) türlerinin ve yayılış alanlarının belirlenmesi

Bu çalışma 2022-2024 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Diyarbakır, Batman ve Mardin İllerinde yürütülmüştür. Çalışma süresince nisan-ağustos ayları arasında haftalık arazi çıkışları yapılmıştır. Çıkışlarda feromon tuzaklar (Efetov-2 ve Theresimima ampellophaga feromonu) yardımıyla sabit tuzaklardaki (Diyarbakır' ın Hazro ve Eğil; Batman' ın Merkez ve Kozluk; Mardin' in Mazıdağı ve Savur İlçeleri) zygaenidler toplanmıştır. Ayrıca bu üç ilin tüm ilçelerinde survey çalışmaları kapsamında örnekleme yapılmış olup zygaenidler toplanmıştır. Zygaenidae familyasına dahil Jordanita Verity, 1946, Adscita Retzius, 1783, Theresimima Strand 1917 ve Zygaena Fabricius, 1775 cinslerine ait toplamda altı tür toplanmıştır. Bunlar; Jordanita (Praviela) anatolica (Naufock, 1929), J. (Jordanita) graeca (Jordan, 1907), J. (Solaniterna) subsolana (Staudinger, 1862), Theresimima ampellophaga (Bayle-Barelle, 1808), Adscita (Adscita) obscura (Zeller, 1847) ve Zygaena (Mesembrynus) graslini (Lederer, 1855) (Lepidoptera: Zygaenidae) türleridir. Sabit lokasyonlardaki tuzaklarda delta tipi tuzakların içerisinde Efetov-2 feromonu ve T.ampellophaga türüne özgü feromon kullanılmıştır. Bu tuzaklardan Efetov-2 feromonuna Procridinae alt familyasında bulunan iki tür; Jordanita (Praviela) anatolica (Naufock, 1929) ve Adscita (Adscita) obscura (Zeller, 1847) yakalanmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çalışılan bu üç ilde türlerin çeşitliliğinin ve populasyonunun en fazla olduğu ay mayıs ayı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Mardin' in Mazıdağı ilçesinde altı türün tamamının da bulunduğu tespit edilmiştir. Bölgede Bağ göz kurdu, T. ampellophaga' nın da yılda bir döl verdiği ve ergin uçuşlarının haziran ortasından temmuz ortasına kadar sürdüğü tespit edilmiştir.

Bitki koruma
Cihan Yardım
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Kavun sineği, Myiopardalis pardalina (BIGOT, 1891) (Diptera: Tephritidae)'ne karşı farklı mücadele yöntemlerinin araştırılması

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki kavun yetiştirilen alanlarda en önemli zararlıların başında Kavun sineği gelmektedir. Kavun meyveleri yaklaşık fındık büyüklüğüne ulaştığında dişi bireyler tarafından meyve kabuğuna bırakılan yumurtalardan çıkan larvalar meyve etleriyle beslenmekte ve açtıkları tüneller içinde meyve çekirdek evine doğru ilerleyerek çeşitli zararların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Böyle zarar gören kavunlar tüketiciler tarafından tercih edilmemesi ve yenilmemesi sonucunda kavunun ticari pazar değerini düşürmektedir. Bu nedenle çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesinde önemli ekonomik zararlara neden olan kavun sineğinin hem doğa, hem de laboratuvar koşullarında farklı mücadele yöntemlerine ilişkin çalışmalar yapılmıştır. Doğa çalışmaları 2018-2019 yıllarında Diyarbakır ili Çınar ilçesine bağlı Şükürlü köyünde kurulan deneme alanında yürütülmüştür. Bu çalışma sonucunda Kavun sineği mücadelesinde denenmiş olan sarı renkli yapışkan tuzağın başarılı olmadığı; Kese kağıdı, Tülbent, Soğan ekstraktı uygulamaların diğer metotlara göre daha başarılı olduğu saptanmıştır. Kavun meyvelerindeki Delik sayısı göz önüne alınarak yapılan arazi çalışmalarında Balözü, Balhan, Yerli ve VT21 kavun çeşitleri arasında kavun sineği ile beslenmeden kaynaklanan kavundaki Delik sayısı arasında bir fark olmadığını belirlenmiştir. En düşük Delik sayısı Yerli kavun çeşidinde, en yüksek Delik sayısı ise Balözü kavun çeşidinde saptanmıştır. Entomopatojen nematodlardan Heterorhabditis bacteriophora'nın Kavun sineğine karşı laboratuvar ortamında etkili olduğu belirlenmiştir.

Kavun
Abdulfatah Alabouıd
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitkisel ekstrakların aphis punicae passerini (Hemıptera: Aphıdıdae)'nin biyolojik parametrelerine etkisi

Nar yaprakbiti, çeşitli tarla bitkilerine, sebzelere ve meyve bitkilerine zarar verdiği bilinen polifag bir zararlıdır. Hem nimfler hem de yetişkinler, meyveler de dahil olmak üzere bitki kısımlarından hücre özsuyunu emerler. Böylece bu yaprakbiti bitkilerinde ekonomik açıdan önemli zarar meydana getirirler. Bu çalışmada, Aphis punicae Passerini (Hemiptera: Aphididae)'nin Melia ekstraktı, Neem 5 ml, Neem 1,5 ml, Soğan ekstraktı ve Sütleğen ekstraktının daldırma ve püskürtme metotlarıyla uygulan bireylerde bazı biyolojik parametreler laboratuvar koşullarında belirlenmiştir. Nar yaprakbiti nimflerin preadult, Prereproduction time, Reproduction time, Postrereproduction time ve ergin yaşam süreleri, bir dişi bireye ait ortalama yavru sayıları, uygulanan ekstrakların etkileri belirlenmiştir. Daldırma ve püskürtme metoduyla muamele edilmiş Aphis punicae'nin ergin öncesi gelişme süresi (the total developmental time), en uzun süre olarak 9,16 günde Soğan ekstraktı uygulamasında, en kısa süre ise 4.86 günle Neem 5 ml uygulamasında saptanmıştır. Net üreme gücü (Ro) en düşük 0,0 ve 0,00 nimf/dişi değeriyle Neem 5 ml uygulamasında, en yüksek ise 24,02 ve 22,30 nimf/dişi değeriyle Sütleğen ekstraktı uygulamasında; Ortalama döl süresi (To) en uzun 20.17 ve 18.87 gün ile Soğan ekstraktı uygulamasında, en kısa süreyi ise 0,0 ve 0,0 gün ile Neem 5 ml uygulamasında; Kalıtsal üreme yeteneği (rm) değerine bakıldığında en yüksek Sütleğen ekstraktı uygulamasında 0,204 ve 0,215 değeriyle saptanmış olup, en düşük ise 0,0 ve 0,0 olarak Neem 5 ml uygulamasında; Üreme süresi en uzun 20,76 ve 21,44 gün ile Sütleğen ekstraktı uygulamasında, en kısa ise Neem 5 ml uygulamasında 0,0 ve 5,16 gün olarak bulunmuştur. Bu çalışmada, daldırma ve püskürtme metoduyla muamele edilmiş Aphis punicae'ye Neem ekstraktan sonra en etkili olan uygulamanın Melia ekstraktı olduğu bulunmuştur.

Bitki özütüNarYaprak biti+1
Faısal Alabouıd
Dicle University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Bolu ilinde patates böceği leptınotarsa decemlıneata say (Coleoptera: Chrysomelıdae)'nın popülasyon takibi, doğal düşmanları ve kışlama özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Bolu merkezde 4 adet patates tarlasında 2020 ve 2021 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada patatesin en önemli zararlılarından biri olan Patates böceği Leptinotarsa decemlineata Say (Coleoptera: Chrysomelidae)'nın popülasyon takibi yapılmış, doğal düşmanları belirlenmiş ve kışlama özellikleri ortaya konulmuştur. Patates böceği, 2020 yılında 14 Mayıs'ta, 2021 yılında ise 18 Mayıs'ta patates tarlalarında tespit edilmiştir. Zararlı kışlama dönemine ise 2020 yılında 11 Ekim tarihinde, 2021 yılında 05 Ekim tarihinde girmiştir. Zararlının ergin ve larva döneminin en yüksek popülasyona ulaştığı dönem, pentat hava sıcaklık ortalamalarının en üst düzeye ulaştığı iki yılın temmuz-ağustos aylarına denk gelmiştir. Patates böceği'nin, gelişme eşiği ve termal konstant (günderece)'a göre Bolu ilinde yılda 2,75 döl verebildiği belirlenmiştir. Zararlının doğal düşmanları olarak Chrysoperla carnea Stephens (Neuroptera: Chrysopidae) ve Semiadalia undecimnotata Schneider (Coleoptera: Coccinellidae) türleri tespit edilmiştir. Zararlının yumurta, larva ve ergin dönemlerinden herhangi bir parazitoit tespit edilememiştir. Zararlı erginleri ilk yıl ekim ayının ikinci haftası ile mayıs ayının üçüncü haftası, ikinci yılda ise ekim ayının birinci haftası ile mayıs ayının ikinci haftası arasında toprakta kışı geçirdiği belirlenmiştir. Popülasyon takiplerinde elde edilen veriler ile haftalık hava sıcaklık ortalamaları arasındaki korelasyon analizlerinde, ilk yıl ergin sayıları ile haftalık hava sıcaklık ortalamaları arasında orta derecede korelasyon; ikinci yıl ergin sayıları ile haftalık hava sıcaklık ortalamaları arasında yüksek korelasyon, larva sayıları için ise orta korelasyon tespit edilmiştir.

Sedat Akçın
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00