
104
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kadın çalışanların serbest zaman engelleri ve serbest zaman yönetim düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada, kadın çalışanların serbest zaman engelleri ile boş zaman yönetim düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu uygun örnekleme yöntemi ile belirlenerek Konya ili Selçuklu ilçesinde sürekli ve devamlı ikamet eden 18-51 yaş üzeri arasında çalışan 1915 kadın katılımcıdan oluşmuştur. Veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyo-demografik veri formu, Serbest Zaman Engelleri Ölçeği Kısa Formu (SZEÖ) ve Boş Zaman Yönetimi Ölçeği (BZEÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 21.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen Çarpıklık ve Basıklık test sonuçlarına göre verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği saptandıktan sonra verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra çeşitli değişkenlerin karşılaştırılması için Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi ve Korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında katılımcıların yaş değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, zaman, BZYÖ alt boyutlarından boş zaman tutumu ve programlama alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (P<0,05). Medeni durum değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, zaman, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutları arasında anlamlı ilişki tespit edilirken (P<0,05), diğer alt boyutlar arasında anlamlı farkın olmadığı belirlenmiştir (p˃0.05). Gelir durumu değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, arkadaş eksikliği, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (P<0,05). Çocuk sayısı değişkeni ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, zaman, BZYÖ alt boyutlarından boş zaman tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (P<0,05). Çocuk sayısı ile diğer alt boyutlar arasında ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (P˃0.05). Çalıştığı kurum ile SZEÖ alt boyutlarından bilgi eksikliği, tesis, arkadaş eksikliği, zaman, BZYÖ alt boyutlarından programlama alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (P<0,05). Sonuç olarak; çalışan kadınların serbest zaman engelleri önündeki kısıtlayıcının daha çok bilgi eksikliği yönünde olduğu tespit edilirken boş zaman yönetimi açısından ise programlama yönünde olduğu saptanmıştır. Serbest Zaman Engelleri ile Boş Zaman Yönetimi arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda en kuvvetli ilişkinin BZYÖ alt boyutlarından Amaç Belirleme ve Yöntem ile Değerlendirme arasında olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Boş Zaman, Rekreasyon, Rekreatif Faaliyet, Çalışan Kadın, Serbest Zaman Engelleri, Boş Zaman Yönetimi
Üniversite öğrencilerinde rekreatif faaliyetlerin yaşam doyumu ve boş zamanın anlamına etkisinin farklı değişkenler ışığında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile boş zamanın anlamı ilişkisi incelenerek; rekreasyonel faaliyetlere yönelik üniversite öğrencilerinin görüşleri araştırılarak hangi sebeplerden dolayı bu faaliyetlere yöneldikleri ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Necmettin Erbakan Üniversitesinde okuyan toplam 406 bireye boş zaman katılım ve tatminine yönelik sorulardan oluşan anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların yaşam doyumu ve boş zamanın anlamı ile ilgili görüşleri, cinsiyet, yaş, gelir düzeyi, bölüm, boş zaman faaliyet seçimi ve sıklığı gibi demografik parametrelere göre karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. 406 veri SPSS 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine yönelik gerçekleştirilen Çarpıklık ve Basıklık test sonuçlarına göre verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği saptandıktan sonra, 2 seçenekli bağımsız değişkenler için bağımsız örneklemler t-testi, ikiden fazla seçeneğe sahip değişkenler için ise tek yönlü varyans analizi (Anova) gerçekleştirilmiştir. İlgili ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit etmeye yönelik olarak ise "Pearson Korelasyon" analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak Yaşam doyumu ile Boş zamanın anlamı ilişkisinin incelendiği bu araştırmada örneklem grubunu oluşturan Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrencilerinin rekreasyonel faaliyetlerin anlamı ile yaşam doyumu ilişkisine yönelik; cinsiyet, yaş ve gelir düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılıklar, fakülte ve öğretim türü değişkenine göre anlamlı bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Boş zaman, Yaşam doyumu, Boş zaman Anlamı
Üniversite öğrencilerinin rekreasyon etkinliklerini belirlemede kullanılan kaynaklar ve sosyal medya kullanımının rolü
Bu çalışmada öğrencilerin sosyal medya kullanım amaçlarının belirlenmesi, bireylerin rekreatif etkinliklere katılımlarında sosyal medyayı güvenilir bir kaynak olarak görüp görmediğinin tespiti ve sosyal medyanın rekreatif etkinlik seçimi üzerine etkisi olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya totalde 497 üniversite öğrencisi gönüllü olarak katılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 22 ankette uç değer saptanmış olup bunlar çalışmadan çıkarılmıştır. Araştırma 286 (%60,2) kadın, 189 (39,8) erkek bireyle yürütülmüştür. Araştırmada tarama kullanılmış olup veri toplama aracı olarak "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" ve "Rekreasyon Etkinliklerine Katılırken Güvenilen Kaynaklar" ölçeği kullanılmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda SAKAÖ ve alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olmadığı ortaya çıkmış olup parametrik olmayan (non-parametric) testler kullanılırken, REKKKÖ'nin ise normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik (parametric) testler uygulanmıştır. Verilerin istatiksel analizi için betimsel istatistiklerin yanı sıra T-testi, Mann Whitney-u testi, Kruskal Wallis testi, korelasyon ve regresyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında katılımcıların cinsiyet değişkeni ile sosyal medya kullanım amaçları ve rekreatif etkinliklere katılırken güvendikleri kaynaklar arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş gruplarına göre SAKAÖ'nin alt boyutlarından iletişimi başlatma, iletişimi kurma ve eğlence alt boyutlarında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilirken, diğer alt boyutlarda anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Katılımcıların yaş grupları değişkeni ile REKKKÖ arasında herhangi bir anlamlılık tespit edilememiştir (p>.05). Bireylerin sosyal medyada paylaşılan (fotoğraf, video, yorum) içeriklerinden etkilenerek katılacağım rekreatif etkinliklerde değişiklik yaptım/yapabilirim değişkenleri ile her iki ölçek arasında (p<.05) düzeyinde anlamlılık tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen çalışma doğrultusunda sosyal medya kullanımları ile bireylerin rekreatif aktivite seçmeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.05). Bireylerin sosyal medya kullanımları ile rekreatif etkinliklere katılımları arasında pozitif yönlü kuvvetli bir ilişki vardır (r=0,582). Yaptığımız analizin sonucuna göre bireylerin sosyal medya kullanımlarının, rekreatif etkinliklere katılımını da etkiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Yerel yönetimlerde rekreasyon hizmetleri ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi: Mersin Büyükşehir Belediyesi örneği
Son yıllarda, hizmetlerin yerinden ve halka en yakın yönetim birimlerince yerine getirilmesi fikri popülerlik kazanmaktadır. Bu durum, yerel yönetimlerin önemini giderek artırmaktadır. Yerel yönetimler, kamusal mal ve hizmet sunumuyla kaynak kullanımında etkinlik sağlama, işlem maliyetlerini azaltma ve kamu sektöründe üretilen mal ve hizmetlerin yerel halkın tercihlerine uygun olması gibi nedenlerle oldukça önemli hale gelmiştir. Bu çalışma; Mersin yerel yönetimlerinin gerçekleştirmiş oluğu rekreatif hizmet/ faaliyetler ve kent halkının rekreasyonel faaliyetlere olan yaklaşımlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma toplamda 317 gönüllü katılımcıya uygulanmış olup kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri Ölçeği (RATE) kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre; katılımcıların medeni durumları ile Rekreasyon Alanı Tercih Etkenleri "RATE" ölçek alt boyutlarından , "Fiziki İmkânlar" alt boyutu puan ortalamalarının bekarların (S.O.=180,64), evlilerden(S.O.=144,35) daha fazla yüksek puana sahip oldukları ve anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bir diğer bulguya göre "Sportif Çeşitlilik", "Konum" ve "Aktivite" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, "Personel" ve "Fiziki İmkanlar" alt boyutları ile eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu söylenebilir.
Akademik personelin rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ve serbest zaman doyumu düzeylerinin incelenmesi (Necmettin Erbakan Üniversitesi örneği)
Bu çalışma; üniversitede görev yapan akademisyenlerin rekreasyonda algıladıkları sağlık çıktıları ile serbest zaman doyum düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya uygun örnekleme yöntemiyle toplamda Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 343 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veriler yüz yüze ve online anket tekniği ile toplanmıştır. Bireylere araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları Ölçeği(RASÇÖ) ve Serbest Zaman Doyum Ölçeği (SZDÖ) uygulanmıştır. Analizlerin kontrolleri sonucunda RASÇÖ ve SZDÖ alt boyutlarının çarpıklık basıklık değerleri kontrol edildiğinde normal dağılıma uygun olduğu ortaya çıkmış olup parametrik olan (parametric) testler kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizi için T-testi ve One Way Anova testi ve korelasyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları ölçeği alt boyutları ile yaş, görev yaptığı fakülte, refah seviyeleri, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin cinsiyet, medeni durum ve ünvan değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Serbest zaman doyum ölçeği alt boyutları ile cinsiyet, medeni durum, görev yaptığı fakülte, refah seviyesi, haftalık boş zaman süresi, boş zamanları değerlendirme güçlüğü, fiziksel aktivitelere katılım durumları, haftada ne sıklıkla fiziksel aktivite yaptıkları, üniversite kampüsündeki rekreatif alan yeterliliği, üniversite rekreatif alanlarından faydalanma durumu, ilin sahip olduğu rekreasyonel alan yeterliliği ve ilin sahip olduğu rekreasyonel alan kullanım sıklığı değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilirken, bireylerin yaş ve ünvan değişkenlerin göre anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Sonuç olarak akademisyenlerin yaşı arttıkça, refah düzeyi yükseldikçe, boş zaman süresi arttıkça, haftalık fiziksel aktiviteye katılım durumları düzenli hale geldikçe rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca kadın ve bekar akademisyenlerin serbest zaman faaliyetlerine katılırken estetik kaygı güttüğü bulunmuştur. Boş zaman süresi arttıkça, fiziksel aktivitelere katılma düzeyleri düzenli hale geldikçe serbest zaman doyum düzeylerinde artış tespit edilmiştir. Rekreasyonda algılanan sağlık çıktıları ölçeği ile serbest zaman doyum ölçeği alt boyutlarının birbirleri ile düşük düzeyde fakat olumlu bir ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Serbest Zaman, Rekreasyon, Rekreasyonel Aktivite, Rekreasyonda Algılanan Sağlık Çıktıları, Serbest Zaman Doyumu
Açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi
Bu çalışmada açık alan rekreatif etkinliklerinden kampçılığın kaygı üzerine etkisi incelenmektir. Çalışma grubu olarak katılımcılar uygun örnekleme yöntemi ile belirlenerek Ankara ilinde kamp etkinliğine katılmış ve katılmamış 319 katılıcıdan oluşmuştur. Veriler sosyal medya aracılığıyla online anket uygulanarak toplanmıştır. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda belirlenen sosyodemografik veri formu ve Dr. Aron T. Beck tarafından geliştirilen 21 maddelik Beck Kaygı ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizi için çeşitli değişkenlerin karşılaştırılması amacıyla ikili gruplarda T-Testi ve ikiden fazla olan gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak esas alınmıştır. Çalışmanın bulgularında katılımcıların cinsiyet, yaş gurubu ve eğitim durumları değişkenlerine uygulanan testlerin sonucunda kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır (p>0,05). Katılımcıların medeni durum, gelir durumu ve kamp etkinliğine katılım durumlarına uygulanan testlerin kaygı düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bireylerin kampçılık etkinliğine katılmalarının ve doğayla etkileşimli olarak açık alan rekreatif etkinliklerine dahil olmalarının kaygı düzeyleri üzerinde pozitif etkisinin olduğu görülmüştür.
Üniversitede çalışan akademik personelin rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inancı
Bu çalışma; üniversitede çalışan akademisyenlerin tercih ettikleri rekreasyonel aktivite türleri, katılım düzeyleri ve rekreasyonel egzersize ilişkin sağlık inançlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya kolayda örnekleme yöntemiyle totalde Necmettin Erbakan Üniversitesinde çalışan 349 gönüllü akademisyen katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sportif Rekreasyonel Aktivitelere İlişkin Sağlık İnancı (SRAİSİ) ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; sağlık inancı alt boyutlarının (algılanan ciddiyet, algılanan engeller, psikososyal yarar, fiziksel yarar ve öz etkililik) aktivite türü, aktiviteye katılım şekli, haftalık spor yapılan gün sayısı, aktivite esnasında algılanan zorluk ve aktivitelere katılım nedeni değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, rekreasyonel aktivitelerin akademisyenlerin koruyucu sağlık davranışlarını, algıları, öz etkililik düzeyleri, fiziksel ve sosyolojik ve sağlık motivasyonlarını arttırdığı, gerek fiziksel, sosyal ve gerekse psikolojik yönden olumlu fayda sağladığı düşüncesine sahip oldukları, sosyalleşmek ve farklı deneyimler kazanmak için grup olarak aktivitelere katılmayı daha çok benimsedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Rekreasyonel Fiziksel Aktivite, Egzersiz, Sağlık İnancı
Popüler kültür aracı olarak sosyal medya kullanımının serbest zaman alışkanlıkları ve yaşam doyumu üzerindeki etkisi
Popüler kültürün ulaşılabilir olması kişilerde kültürel olarak onu medyanın alanına yerleştirmektedir. Popüler kültürün oluşturulmasında ve bireyler arası aktarılmasında sosyal medya; gündelik hayatımızın önemli bir parçası haline gelmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı; popüler kültür alanı olan sosyal medyanın kullanım düzeyini ve bu kullanımın serbest zaman alışkanlıkları ve yaşam doyumu üzerindeki etkileri ve çalışmada kullanılacak bazı değişkenler arasındaki olası ilişkileri incelemektedir. Amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak online ortamda n=411 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medya kullanıcıları oluştururken, örneklemini ise ulaşılabilen 411 gönüllü sosyal medya kullanıcısı oluşturmuştur. İstatistiksel analizler çalışmamızdan elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada demografik bilgi toplama formu, sosyal medya kullanım ölçeği, serbest zaman motivasyon ölçeği ve yaşam doyum ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma ampirik sonuçları doğrultusunda; araştırmaya katılan bireylerin sosyal medya kullanım ölçeğinde en çok "Günlük tüm etkinliklerimi (konuşma, oyun, banka alışveriş vb.) sosyal medya üzerinden yönetebilirim." ifadesine katıldıkları görülmektedir. Serbest zaman motivasyon ölçeğinde ise bireylerin serbest zaman aktivitelerini genellikle neden yapıyorsunuz? Sorusunda "Bana çekici gelen konular hakkında daha fazla bilgi edinmenin beni memnun etmesi" ifadesine katıldıkları görülmektedir. Araştırmaya katılan bireylerin yaşam doyum ölçeğinde ise en çok "Yaşamımdan memnunum." ifadesine katıldıkları görülmektedir. Ayrıca korelasyon analizi doğrultusunda elde edilen sonuçlara baktığımızda; serbest zaman motivasyonu bağımlı değişkeni üzerinde sosyal medya kullanımı faktörünün 0,316 (,000 ve p<0001) seviyesinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak; sosyal medya kullanımları arttıkça bireylerin serbest zaman motivasyonları pozitif yönde geliştiği ifade edilebilir. Ayrıca yaşam doyumu üzerinde serbest zaman motivasyonun artması ya da azalmasının anlamlı bir etkisi yoktur. Son olarak sosyal medya kullanımın artması bireylerin yaşam doyumunu etkilememektedir.
Geleceğin rekreasyon yöneticilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri
Bu tez, rekreasyon yönetimi öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerini etkileyen faktörleri incelemeyi amaçlayan kapsamlı bir araştırmayı özetlemektedir. Öğrenme, bireylerin kişisel ve profesyonel gelişiminde temel bir rol oynar ve bu çalışma, rekreasyon alanında eğitim alan öğrencilerin öğrenme eğilimlerini belirleyen çok çeşitli faktörleri anlamamızı sağlamaktadır. Tezin amacı, rekreasyon yönetimi bölümünde okuyan lisans öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerini belirlemek ve demografik değişkenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerine etkisini tespit etmektir. Nicel bir araştırma olarak tasarlanan bu tez çalışmasında, betimsel tarama deseniyle birlikte örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rekreasyon Yönetimi bölümleri oluşturmaktadır. Verilerin analizi açık kaynak kod yazılımlı "Jamovi" paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için çarpıklık-basıklık testi kullanılmış ve normal dağılıma sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle iki seçeneğe sahip bağımsız değişkenler için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla seçeneğe sahip değişkenler için ise Kruskal Wallis testi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, rekreasyon yönetimi öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerindeki etkileri çeşitli faktörler aracılığıyla ortaya koymaktadır. Cinsiyet, rekreatif faaliyetlere katılım biçimi, mezun olunan lise türü ve günlük ayrılan zaman gibi değişkenlerin yaşam boyu öğrenme eğilimleri üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, kitap okuma alışkanlığı, üniversite tercihi, sınıf düzeyi, akademik başarı, aile gelir durumu, kişisel ve mesleki kurslara katılım, rekreatif faaliyet seçimi ve bu faaliyetler için ayrılan zaman gibi faktörler, rekreasyon yönetimi öğrencilerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerini önemli ölçüde etkileyen unsurlar olarak belirlenmiştir. Bu bulgular, rekreasyon yönetimi eğitimine yönelik daha özelleştirilmiş yaklaşımların gerekliliğini vurgulayarak, gelecekteki eğitim politikalarının ve programlarının bu faktörleri dikkate almasının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, yaşam boyu öğrenme, Serbest zaman eğitimi
COVID-19 sürecinin üniversite öğrencilerinin serbest zaman anlamı, internet bağımlılığı ve yaşam doyumuna olan etkisi bağlamında değerlendirilmesi
Bu tezin amacı: COVID-19 sürecinde üniversite öğrencilerinin, serbest zaman anlamı, bu sürecin getirdiği engeller ve kısıtlamalar sonucunda internete olan yönelimleri, bu doğrultuda ise üniversite öğrencilerinin, yaşam doyumu düzeyi üzerinde ki etkisini görmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, 2020-2021 döneminde Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi bünyesinde bulunan fakültelerde eğitim gören 254 kadın, 246 erkek olmak üzere 500 üniversite öğrencisinin katılımıyla COVID-19 sürecinin, cinsiyet, yaş, fakülte, öğrenim gördüğü sınıf, aile gelir durumları, COVID-19 yakalanma durumu,COVID-19 sürecinde serbest zaman süresinde artış yaşama durumu,COVID-19 sürecinde serbest zaman dilimlerinde yapılan aktivitelerden keyif alma durumu, vb. değişkenleri açısından değerlendirilmiştir. Nicel araştırma modellerinden betimsel tarama modeline göre yürütülmüştür, örneklem grubu ise uygun örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak katılımcıların demografik bilgilerini belirlemek amacıyla yazarlar tarafından oluşturulmuş kişisel bilgi formuna ek olarak "Boş Zaman Yönetimi Ölçeği", "Young İnternet Bağımlılığı Testi- Kısa Formu" ve "Yaşam Doyum Ölçeği" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizi ise SPSS 26 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik bilgilerinin dağılımlarını tespit etmek için yüzde ve frekans tanımlayıcı istatistik yöntemleri kullanılmış olup verilerin dağılım parametrelerini belirlemek için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiş ve Kolmogorov Smirnov testi yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistik modellerine ek olarak T-testi, Anova Testi ve anlamlı farklılık oluşan gruplarda Tukey HSD testi kullanılmıştır. Ayrıca bireylerin boş zaman yönetimi, internet bağımlılığı ve yaşam doyumu düzeyleri arasında ki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak cinsiyet, fakülte, sınıf, aile gelir düzeyi, haftalık serbest zaman süresi gibi değişkenlerin bireylerin, serbest zaman yönetimini, internet bağımlılığı, yaşam doyumu üzerinde etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Serbest Zaman Anlamı, İnternet Bağımlılığı, Yaşam Doyumu
Yerel yönetimde çalışanların serbest zaman ilgilenim düzeyleri ile psikolojik iyi oluş durumlarının incelenmesi (Konya Meram Belediyesi örneği)
Serbest zaman ilgilenimi, çok çeşitli faaliyetleri ve ilgi alanlarını kapsayan modern yaşamın önemli bir yönüdür. Kitap okumaktan fiziksel aktivitelere katılmaya kadar serbest zaman aktiviteleri, sağlıklı ve tatmin edici bir yaşam tarzı sürdürmenin önemli bir parçasıdır. Bu tezin amacı; yerel yönetimde çalışanların serbest zaman ilgilenim düzeyleri ile psikolojik iyi oluş durumlarını demografik değişkenler açısından değerlendirmek ve bu bağlamda ortaya çıkan sonuçların literatüre kazandırılmasıdır. Araştırma nicel bir çalışma olup betimsel tarama desenine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Konya İlinde Meram Belediyesi Merkez binasında çalışmakta olan tüm personeller oluşturmaktadır. Meram Belediyesi merkez bina idarecileri ile yapılan görüşme sonrası merkez binada çalışan 356 personel olduğu tespit edilmiştir. Bu noktada tezin evreni 356 kişiden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi %95 güven aralığı ve %5 hata payına göre en az 186 kişi olmalıdır. Çalışmada olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örneklem yöntemine göre belirlenmiş 220 kişi örneklemi oluşturmaktadır. Çalışma gönüllülük esasına göre yürütülmüş olup anketler yüz yüze doldurtulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde katılımcıların kişisel bilgilerinin dağılımlarını belirlemek için yüzde ve frekans tanımlayıcı istatistik yöntemleri, verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edilmiştir. Verilerin normal dağıldığı görülmüştür. İstatistiksel analizinde tanımlayıcı istatistiksel modellerin yanı sıra t-testi, anova, post-hoc, SZİ ve PİO arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre serbest zaman da sportif, sosyal, kültürel ve sanatsal aktivitelere katılım sağlayan bireylerin serbest zaman ilgilenim düzeyleri yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca serbest zamanlarını etkili bir şekilde kullandığını düşünen ve aktivitelere aktif olarak katılım sağlayan bireylerin psikolojik iyi oluş durumları da yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra iş deneyim süresi, görev ve rutin işler dışında sahip olunan günlük serbest zaman süresi analizinde kullanılan SZİ ve PİO ölçekleri geneli ve alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmadığı, SZİ ve PİO arasında yüksek düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bulgular serbest zamanı aktif ve çeşitli aktivitelerle değerlendiren bireylerin genel olarak daha yüksek serbest zaman ilgilenimine sahip olduğunu ve bunun da psikolojik iyi oluşlarını desteklediğini göstermektedir. Yani bireyler serbest zamanlarını etkin bir şekilde değerlendirdiklerinde, genellikle psikolojik iyi oluş düzeyleri de artma eğilimi gösteriyor. Bu da serbest zaman aktivitelerinin bireylerin psikolojik sağlığına olumlu katkıda bulunabileceğini göstermektedir.
Sosyal medya bağımlılığının serbest zaman tutumuna etkisi: Gelişmeleri kaçırma korkusunun (FoMO) aracı rolü ve ait olma ihtiyacının düzenleyici rolü
Serbest zaman dinlenme, eğlenme ve yenilenme için bir fırsattır. Çoğu zaman, serbest zamanın aktif bir şekilde değerlendirilmesi içsel tatmin için bir ön koşuldur. Serbest zamanın öneminin farkında olmak, yaşamda daha fazla denge, mutluluk ve kişisel gelişim elde etme imkânı yaratır. Bu nedenle, serbest zamanın değerini tam olarak anlamak ve serbest zamana yönelik olumlu tutumlara sahip olmak önemlidir. Bu bilgiler ışığında, serbest zaman tutumunu (SZT) olumlu veya olumsuz yönde etkileyen değişkenlerin saptanması ve elde edilen sonuçlara yönelik önerilerin geliştirilmesi doğrultusunda araştırmada şu amaçlar benimsenmiştir: (a) Sosyal medya bağımlılığı (SMB) ve SZT arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (b) SMB ve sosyal ortamlarda gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO) arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (c) SMB ve ait olma ihtiyacı (AOİ) arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (d) FoMO ve SZT arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (e) AOİ ve FoMO arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (f) AOİ ve SZT arasındaki ilişkinin belirlenmesi, (g) SMB ve SZT arasındaki ilişkide FoMO'nun aracı etkisinin belirlenmesi, (h) SMB ve FoMO arasındaki ilişkide AOİ'nin düzenleyici etkisinin belirlenmesi, (i) FoMO ve SZT arasındaki ilişkide AOİ'nin düzenleyici etkisinin belirlenmesi, (j) SMB ve SZT arasındaki ilişkide AOİ'nin düzenleyici etkisinin belirlenmesi. Araştırma evrenini Necmettin Erbakan Üniversitesi Turizm Fakültesi Rekreasyon Yönetimi programında öğrenim gören öğrenciler (270 öğrenci) oluşturmuştur. Evreni temsil edebilecek ideal örneklem büyüklüğü Sample Size Calculator isimli program kullanılarak (%95 güven aralığı ve %5 hata payı) 159 öğrenci olarak belirlenmiş, ancak bununla sınırlı kalınmayarak 220 öğrenciye ulaşılmıştır. Veriler, Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ), Serbest Zaman Tutum Ölçeği (SZTÖ), Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği (GKKÖ) ve Ait Olma İhtiyacı Ölçeği (AOİÖ) kullanılarak anket yöntemi ile elde edilmiştir. Veri analizi doğrultusunda ilk olarak ölçme araçlarının yapı geçerliliği ve güvenirliği tekrar test edilmiş; ikinci olarak ölçme araçlarının ortalama dağılımları analiz edilmiş; son olarak SPSS programı üzerinde Process Model 4 ve Process Model 59 kullanılarak hipotez testi yapılmıştır. Elde edilen bulgular şu şekildedir: a) SMB ve SZT arasında bir ilişki yoktur, (b) SMB ve FoMO arasında pozitif bir ilişki vardır, (c) SMB ve AOİ arasında pozitif bir ilişki vardır, (d) FoMO ve SZT arasında bir ilişki yoktur (ancak FoMO ve davranışsal SZT arasında pozitif bir ilişki vardır), (e) AOİ ve FoMO arasında pozitif bir ilişki vardır, (f) AOİ ve SZT arasında pozitif bir ilişki vardır, (g) SMB ve SZT arasındaki ilişkide FoMO'nun aracı bir etkisi yoktur, (h) SMB ve FoMO arasındaki ilişkide AOİ'nin düzenleyici bir etkisi yoktur, (i) FoMO ve SZT arasındaki ilişkide AOİ'nin pozitif düzenleyici bir etkisi vardır, (j) SMB ve SZT arasındaki ilişkide AOİ'nin bir etkisi yoktur. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili bölümde tartışılmış ve elde edilen sonuçlara yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Sportif Rekreasyon Faaliyeti olarak doğa ve macera sporları yapan bireylerin akış deneyimleri ve risk alma eğilimlerinin incelenmesi
Bu tez, doğa ve macera temelli rekreasyon aktivitelerine katılan bireylerin akış deneyimleri ve risk alma eğilimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Modern yaşamın getirdiği stres ve monotonluktan kaçış arayışında olan bireyler için doğa ve macera sporları önemli bir kaçış yolu sunmaktadır. Bu sporlar, katılımcıların fiziksel, zihinsel ve duygusal sınırlarını zorlamalarına olanak tanırken, aynı zamanda doğayla iç içe olma fırsatı vermektedir. Araştırmanın temel amacı, doğa ve macera sporlarına katılan bireylerin akış deneyimleri ile risk alma eğilimleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Akış deneyimi, bireylerin belirli bir etkinlik sırasında zamanın nasıl geçtiğini fark etmemesi, kendilerini tamamen etkinliğe kaptırmaları ve bu süreçten büyük bir haz almaları olarak tanımlanmaktadır. Risk alma eğilimi ise bireylerin belirli bir risk düzeyini göze alarak yeni ve zorlu deneyimlere katılma eğilimlerini ifade etmektedir. Araştırma, Türkiye'nin farklı bölgelerinde ikamet eden ve doğa sporlarına aktif olarak katılan bireylerle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi sosyal medya platformlarında doğa sporları ile ilgili gruplara dahil olan bireyler arasından seçilmiştir. Veriler, online anket yöntemiyle toplanmış ve katılımcılara kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Toplamda 269 katılımcıdan elde edilen veriler, demografik dağılım, akış deneyimi ve risk alma eğilimleri açısından analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçekler arasında Rekreasyonel Akış Deneyimi Ölçeği ve Risk Alma Ölçeği bulunmaktadır. Verilerin analizinde frekans analizi, bağımsız gruplar t-testi, ANOVA ve korelasyon analizleri gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Bulgular, akış deneyimi ile risk alma eğilimi arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, akış deneyimi yaşayan katılımcıların genel risk alma eğilimlerinin de yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Yaş grupları ve cinsiyet açısından yapılan analizler, akış deneyimi ve risk alma eğilimlerinde anlamlı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Genç katılımcıların sosyal ve etik risk alma konusunda daha eğilimli oldukları ve yaş ilerledikçe bu eğilimlerin azaldığı görülmüştür. Cinsiyet açısından ise, erkekler ve kadınlar arasında akış deneyimi ve risk alma eğilimlerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bu tez, doğa ve macera temelli rekreasyon aktivitelerine katılan bireylerin akış deneyimleri ve risk alma eğilimlerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmakta ve bu aktivitelerin planlanması ve yönetimi konusunda önemli bilgiler sunmaktadır. Ayrıca, doğa ve macera sporlarının bireylerin psikolojik ve duygusal durumları üzerindeki olumlu etkilerini vurgulayarak, bu tür aktivitelerin teşvik edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: serbest zaman; rekreasyon; doğa temelli rekreasyon; akış deneyimi; risk alma davranışı
Açık alan rekreatif etkinliği olarak doğa yürüyüşüne katılan bireylerin akış deneyimlerinin incelenmesi
Bu tezin amacı, açık alan rekreatif ekinliği olarak doğa yürüyüşüne katılan bireylerin akış deneyimlerinin, demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma nicel bir çalışma olup betimsel tarama desenine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Konya ilindeki kurum, kuruluş ve kulüpler tarafından düzenlenen doğa yürüyüşü etkinliklerine katılan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi 303 kişi olarak belirlenmiş ve bu sayıya ulaşılmıştır. Araştırmada basit rastgale örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi doğrultusunda betimsel verilerin ortaya konması amacıyla frekans analizi, güvenirlik ve normallik analizlerinin yapılması amacıyla ise basıklık-çarpıklık ve Cronbach's Alpha analizi yapılmıştır. Değişkenler arası farklılıkların tespiti doğrultusunda t-testi ve ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin akış deneyimi ortalamalarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık alan rekreatif etkinliği olarak doğa yürüyüşlerine katılan bireylerin akış deneyimi yaşama olasılıkları; cinsiyet, öğrenim düzeyi, çalıştıkları kurum, fiziksel aktivite mekân tercihi, doğa yürüyüşlerine katılım sıklığı ve doğa yürüyüşlerini ne zamandan beri yaptıkları değişkenler açısından anlamlı farklık tespit edilmiştir. Bununla birlikte bireylerin akış deneyimi yaşama olasılıkları; yaş, medeni durum, ailenin gelir durumu, haftalık serbest zaman süresi, doğa yürüyüşüne katılma tercihi, doğa yürüyüşüne katılma amacı ve doğa yürüyüşü etkinliği hakkında nereden bilgi aldıkları açısından ise anlamlı olarak farklılık görülmemiştir. Sonuç olarak bulgular, doğa yürüyüşleri etkinliğine katılmayı teşvik eden birkaç önemli faktöre işaret etmektedir. Örneğin, bireylerin fiziksel aktivite etkinliklerinde açık hava alanlarını tercih ettikleri ve bu durumun bireylerin akış deneyim puanlarını artırdığı görülmüştür. Ayrıca, doğa yürüyüşlerine daha sık katılan ve bu etkinliği daha uzun süredir yapan bireylerin, daha yüksek akış deneyimi puanlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bundan dolayı bulgular, fiziksel aktivite ve doğa yürüyüşleri gibi sağlıklı yaşam tarzı aktivitelerinin teşvik edilmesinde faydalı olabilir.
Deneyim örnekleme yöntemi kapsamında sıradan serbest zaman aktivite katılımcılarının "Akış" deneyimlerinin incelenmesi
Çalışmanın kuramsal dayanağı akış (Csikszentmihalyi, 1975) ve sıradan serbest zaman (Stebbins, 1997) kavramlarıdır. Bu çerçevede üniversite çalışanlarının sıradan serbest zaman aktivite katılımını ve akış deneyimlerini Deneyim Örnekleme Yöntemi kapsamında incelemek bu çalışmanın temel amacı olarak ortaya çıkmıştır. Çalışma kapsamında mini golf, masa tenisi, oryantring, dart, halka atma gibi fiziksel hareketlilik içeren oyunlar ve puzzle, equilibro, rubik, şut ve gol, jenga ve pin pon topu gibi aktif eğlence türündeki sıradan serbest zaman aktiviteleri akış deneyimi yaşatmaya yönelik yapılandırılmış ve bir program kapsamında sunulmuştur. Araştırma grubu bir devlet üniversitesinde çalışan ve iş yerinde sedanter davranış rutini olan 28 bireyden oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül tek durum deseni kullanılan bu çalışmada araştırma grubu amaçlı örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Deneyim Örnekleme Yöntemi (DÖY) rehberliğinde yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak görüşme ve gözlem araçlarından faydalanılmış ve verilerin analizinde SPSS ve NVivo veri analiz programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sedanter iş yaşamı süren bireyler monotonluktan uzaklaşmak, eğlence ve yeni deneyimler edinme gibi arayışlar içerisindedir. Sıradan serbest zaman aktivitelerinin katılımcılarına eğlence, sosyalleşme, mutluluk, haz ve keyif, monotonluktan kaçış gibi faydalara sağladığı ve akış deneyimi yaşatma olasılığının olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada uygulanan yöntem ve stratejiler bir sıradan serbest zaman aktivite programı (SSZAP) süreci ortaya çıkarmıştır. Sıradan serbest zaman aktivitelerinin farklı bireyler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar yapılması ve kurumların bu tür aktiviteler için iş yerinde alanlar oluşturmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Akış, Sıradan serbest zaman, Deneyim Örnekleme Yöntemi
Dans etkinliklerinin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceriye etkisi: İşitme engelli bireyler üzerine bir çalışma
Yapılan çalışmada işitme engelli bireylere uygulanan bir dans etkinliğinin, bu bireylerin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alan yazında engellilere ilişkin yapılan öz yeterlik, özgüven ve sosyal beceri araştırmaları literatür taraması yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise dans etkinliğinin etkisini ölçmek amacıyla Karşıyaka Dayanışma İşitme Engelliler Derneği'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 18 yaş ve üzerindeki 30'u deney grubu, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 işitme engelli üniversite öğrencisinden meydana gelmiştir. Örnekleme alınan katılımcılar gönüllü örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Çalışmada ön test-son test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Özevin-Tokinan ve Bilen (2008) tarafından geliştirilen Beden Dili ve Dansa İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği, Özevin (2006) tarafından geliştirilen Özgüven Ölçeği ve Riggio (1986) tarafından geliştirilen Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise Kolmogorov-Smirnov Testi, ile Paired Sample T Testi ve bağımsız örneklem T Testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre deney grubunda yer alan işitme engelli bireylerin dans etkinliği öncesi ve sonrasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Dans eğitimi sonrasında deney grubu ile kontrol grubu arasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunurken (p<0.05), çalışma sonucunda deney grubuna ilişkin sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeylerinin pozitif yönde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca engelli bireylerin yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05).
Rekreasyon faaliyetlerinin tercihinde içsel ve dışsal seyahat motivasyon faktörlerinin etkisi
Çeşitli amaçlar doğrultusunda seyahatlerini gerçekleştirecekleri destinasyonları belirlerken bireyler motivasyon faktörlerinden etkilenmektedirler. Motivasyonlar, bireyleri seyahat etmeye yönlendirirken aynı zamanda rekreasyonel aktiviteye katılım niyetlerinin belirlenmesinde de önemli rol oynamaktadırlar. Bireyler, söz konusu destinasyonun rekreasyon aktiviteleri başta olmak üzere sahip olduğu diğer çekiciliklerden etkilenerek seyahat etmektedirler. Ancak seyahat motivasyonları bireyden bireye hatta aynı birey için farklı zamanlarda ihtiyaçlar doğrultusunda değişiklikler gösterebilmektedir. Kapadokya Bölgesi'nin, diğer destinasyonlardan farkı, sahip olduğu destinasyon çekiciliklerinden ve bu çekiciliklerden olan rekreasyon aktivitesi olanaklarının çeşitliliğinden kaynaklanmaktadır. Bölgeye, çeşitli amaçlarla gelen ziyaretçilerin, aynı zamanda rekreasyon aktivitelerine de katıldıkları gözlemlenmiştir. Rekreasyon faaliyetlerine katılım niyeti, diğer tüm faaliyet türlerine katılımlarda olduğu gibi motivasyon faktörlerinin etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Bu tez çalışması, Kapadokya Bölgesi'ne seyahat eden ziyaretçilerin hangi itici ve çekici motivasyon faktörleri ile açık alan macera rekreasyonu olan sıcak hava balon aktivitesine katılım gösterdiklerinin belirlenmesi ve sıcak hava balonu aktivitesine katılım niyeti olmayan ziyaretçilerin hangi nedenlerden ötürü aktiviteyi tercih etmedikleri, sıcak hava balon aktivitesine katılan bireylerin seyahat motivasyonları ile balon aktivitesine katılma niyeti olmayan bireylerin motivasyonları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilmiş olup, Kapadokya'da bulunan yetişkin 385 yerli ve yabancı turiste gönüllülük esasına dayalı olarak 22 Ağustos 2020 - 08 Ocak 2021 tarihleri arasında yüz yüze anket tekniği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde, "yüzde", "frekans", "bağımsız örneklemler için t-testi", "korelasyon" ve "çok boyutlu ölçekleme" analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre turistlerin Kapadokya seyahatlerinde sıcak hava balon turu aktivitesine prestij kazanmak (ego yükseltmek) amacıyla katıldıkları, yenilik motivasyonu dışındaki çekici faktörlerin balon aktivitesine katılımda etkili olduğu, demografik özellikler ile balon aktivitesine katılım niyeti arasında ilişki olduğu ancak aktiviteye katılım niyeti ile kuşaklar arasında ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Boş zaman motivasyonu ve yaşam tatmini ilişkisinde boş zaman tatminin aracılık etkisi: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, boş zaman tatmininin boş zaman motivasyonu ve yaşam tatmini ilişkisindeki aracılık etkisini incelemektir. Bununla birlikte değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Veri toplama aracı olarak ilgili alan yazından elde edilen bilgiler ışığında oluşturulan anket formu kullanılmıştır. Araştırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan üniversitelerde lisans düzeyinde turizm eğitimi alan öğrencilere yönelik olarak Ocak 2021-Mart 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Yapılan anket çalışması sonucunda kullanılabilir ve analize dahil edilebilir 433 anket verisine ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında oluşturulan hipotezler ve elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli testi ve SPSS ile ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre bağımlı ve bağımsız değişkenlerin birbirleri arasında ilişkili oldukları görülmektedir. Boş zaman tatmininin, boş zaman motivasyonu ve yaşam tatmini ilişkisindeki aracılık etkisinin kısmen desteklendiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından hareketle ilgili alan yazın araştırmacılarına ve kuruluşlara çeşitli öneriler sunulmaktadır.
Boş zaman deneyimi olarak yerel mutfak: Bursa ili örneği
Bu çalışmada, Bursa ilinde yaşayan yerel halkın boş zamanlarında Bursa iline özgü yemekleri ne kadar tercih ettikleri ve bu yemekleri ne kadar bildikleri araştırılmıştır. Araştırmada verilerin toplanmasında Gök'ün (2019) kullandığı"Farklı Bölgelerden Gelen Öğretmenlerin Boş Zaman Tüketiminde Yerel Mutfağın Tercihleri Diyarbakır İli Örneği" ölçekten yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Bursa ilinde ikamet eden yerel halk oluşturmaktadır. Örneklem hesabına göre 384 kişi ile anket yapılması yeterli bulunmuştur (0,05 hata payı). Ancak, hata payını en aza indirgemek için 560 anket üzerinden çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, yerel yemekleri orijinal yerine giderek yemeyi tercih ettikleri genel olarak bilinen Bursa iline ait İskender kebap, İnegöl köfte ve pideli köfte gibi yemekleri tattıkları ve bildikleri sonucu tespit edilmiştir. Ayrıca spesifik yerel yemekleri tatma ve bilme oranlarının az olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Çalışmada katılımcıların Bursa yerel yemeklerini genel olarak lezzetli buldukları boş zamanlarında yerel yemekleri tercih ettikleri sonucu elde edilmiştir.
Rekreasyonel fayda algısı ve başarma ihtiyacı teorisi: Eylemli turist rehberleri üzerine bir uygulama
Emek yoğun sektörlerden biri olan turizmde, rakiplerden farklılaşacak stratejiler geliştirme ve turizmi sürdürülebilir kılma adına kilit unsur insan faktörüdür. Özellikle nitelikli insan kaynağı gerek işletmelerin gerekse de destinasyonların en önemli kaynaklarından birisidir. Bu bağlamda işletmelerin ve destinasyonların başarısını etkileyen önemli turizm işgörenlerinden biri de turist rehberidir. Turist rehberleri turistlerle birinci derecede etkileşim içerisinde olan, sorunlarına çözüm bulan, ülke imajına ve tanıtımına büyük katkı sağlayan turizm çalışanlarından birisidir. Turist rehberlerinin, mesleğin sorumluluklarını ve yükümlülüklerini en iyi şekilde yerine getirmelerini sağlayan, kısacası onları motive eden ihtiyaçların tespit edilmesi, boş zamanlarında katılım gösterdikleri rekreatif etkinliklerden sağladıkları faydanın belirlenmesi ve elde edilen bu faydanın başarma ihtiyaçlarına etkisinin ortaya konulması işletmelerin ve sektörün geleceği için büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı eylemli turist rehberlerinin rekreasyonel fayda algılarının başarma ihtiyacı düzeylerine yönelik etkisini belirlemektir. Araştırmanın amacı doğrultusunda yararlanılan araştırma verileri, Türkiye'de görev yapan 554 eylemli turist rehberinden anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen analizler sonucunda, eylemli turist rehberlerinin rekreasyonel fayda algıları ile başarma ihtiyacı düzeyleri arasında pozitif yönlü ve ortaya düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Eylemli turist rehberlerinin rekreasyonel fayda algılarının başarma ihtiyacı düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiş olan basit doğrusal regresyon modelinin de anlamlı olduğu ve katılımcıların başarma ihtiyacı düzeyleri üzerindeki değişimin %9'unun rekreasyonel fayda algılarından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Boş zaman katılımının yaşam kalitesine etkisi: Boş zaman tatmini ve algılanan stresin aracılık rolü
Yaşam kalitesini pek çok faktör etkilemektedir. Literatür incelendiğinde araştırmaların fizyolojik sağlık, ekonomik durum ve sosyal faktörler üzerine odaklandıkları görülmektedir. Araştırmada ise bu faktörlerin dışında kalan boş zaman katılımı, boş zaman tatmini ve algılanan stres düzeyi üzerine odaklanılmaktadır. Araştırma boş zaman katılımının yaşam kalitesini nasıl etkilediğini ortaya çıkarma amacı gütmektedir. Bu amaç bağlamında boş zaman tatmini ve algılanan stres düzeyinin aracılık rolü incelenmiştir. Araştırma 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Ankara'da okuyan ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Toplam 697 öğrenciden veri toplanmıştır. Veri toplamak için, anket formu kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri tespit etmek için Yapılsal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre boş zaman katılımı yaşam kalitesini arttırmaktadır. Boş zaman tatmini de tam aracılık rolü göstermektedir. Ancak algılanan stres düzeyinin aracılık etkisi bulunmamaktadır. Boş zaman tatmini yaşam kalitesini arttırmakta algılanan stres düzeyini düşürmektedir. Algılanan stres düzeyinin boş zaman katlımına etkisi bulunmamaktadır ancak yaşam kalitesini düşürmektedir. Araştırma memnuniyet odaklı boş zaman aktivitelerinin yaşam kalitesini daha çok arttırdığını ortaya koymuştur.
Karizmatik liderlik davranışı ile örgütsel kültür arasındaki ilişki: Kamu ve özel sektör karşılaştırması
Çalışmada ana amaç karizmatik liderlik davranışı ile örgütsel kültür arasındaki ilişkiyi kamu ve özel sektör karşılaştırması ile açıklamaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'da yer alan kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren 100 ve daha fazla iş görene sahip örgütlerin iş görenleri oluşturmaktadır. Belirlenen örneklem grubuna toplamda 450 anket formu uygulanmıştır. Uygulanan anket formlarından eksik ve hatalı olanlar veri setine dahil edilmemiştir. Veri setine dahil edilen sağlıklı anket formu sayısı 405 adettir. Araştırma kapsamındaki verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Uygulanan anket formu dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde karizmatik liderlik ölçeği, üçüncü bölümde ise örgütsel kültür ölçeği kullanılmıştır. Karizmatik Liderlik ve Örgütsel Kültür Ölçeklerine verilen cevaplar SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre karizmatik liderlik davranışı algısı ile örgütsel kültür arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca iş görenlerin karizmatik liderlik davranışı algılarında örgüt kültürünün istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve örgütsel kültür alt boyutları olan klan kültürü, adhokrasi kültürü, hiyerarşi kültürü ve pazar kültürü boyutlarında da anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu iki değişken arasında ilişki olduğu saptanırken; karizmatik liderlik davranışı algısında demografik özelliklerin farklılaşıp farklılaşmadığına dair yapılan analizlerde ise yaş, gelir, eğitim durumu, çalışma pozisyonu ve kurum türü değişkenlerinin farklılık gösterdiği belirlenmiştir.
Örgütlerde iş görenlerin sosyal kaytarma algısı ile işten ayrılma niyetinde örgüt kültürünün aracılık rolü
Çalışmanın amacı iş görenlerin sosyal kaytarma davranışlarının işten ayrılma niyetlerinde örgüt kültürünün aracı rolünü belirlemektir. Bu doğrultuda ilk olarak iş görenlerin sosyal kaytarma davranışları ile işten ayrılma niyetleri belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'da yer alan kamuda ve özel sektörde faaliyet gösteren ve 100 ve daha fazla iş görene sahip örgütlerin iş görenleri oluşturmaktadır. Belirlenen örneklem grubuna toplamda 500 anket formu gönderilmiştir. Gönderilen anket formlarının 480 adedinin geri dönüşü sağlanmıştır. Geri dönüş sağlanan formların eksik ve hatalı olarak doldurulmuş olanları veri setine dâhil edilmemiştir. Toplamda 418 sağlıklı anket formu ile veri seti oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Düzenlenen anket formu dört bölümden oluşmaktadır. Anket formunun ilk bölümünde kişisel bilgi formu, ikinci bölümünde sosyal kaytarma ölçeği, üçüncü bölümünde işten ayrılma niyeti ölçeği, dördüncü bölümde örgütsel kültür ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerine verilen cevaplar SPSS programı ile analizedilmiştir. Örgüt içerisinde yer alan bireylerin işten ayrılma niyetleri sonucunda iş görenler sosyal kaytarma davranışına yöneldikleri görülmektedir. İş görenlerin işten ayrılma niyetleri ile sosyal kaytarma davranışlarında örgüt kültürünün aracı rolünün araştırmada iki değişken arasındaki ilişkide örgüt kültürünün aracı rolü olduğu belirlenmiştir.
Bir bilgi üretim platformu olarak Türkiye'deki geleneksel akademik turizm eğitimi arama konferanslarının analizi
Turizmle ilgili ilk hareketler eski tarihlere dayansa da, akademik alandaki araştırmalara konu edinmesi 20. yüzyılda başlamıştır. Özellikle 1970'li yıllardan itibaren turizmin ayrı bir bilim dalı olarak kabul edilip edilmemesi tartışma konusu olduğu görülmektedir. Turizmle ilgili çalışmalarda, eski baskın paradigmaların yerini bilgi üretiminde daha esnek ve dönüşümlü yaklaşımlar ele alınmaya başlanmıştır. Bu bakımdan dolayı turizmde bilgi üretimi ihtiyacı giderek artan bir şekilde artması; akademi, sektör ve politika yapıcılar arasında daha fazla işbirliği yapılmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada seçilen bir konuda eylem ve politika planların oluşturulmasına yardımcı olabilecek ortak aklı ortaya koymayı amaçlayan Akademik Turizm Eğitimi Arama Konferanslarının analizi gerçekleştirilmesi amaçlamaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme ve katılımcı gözlem tekniklerinden faydalanılarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre ; konferansların düzenlenme sıklığı, gün sayısının ve yer seçimi, konu seçimi, izlenilen yöntem, katılımcı seçim kriterler, katılımcı seçiminde karşılaşılan sorunlar, üst yönetimin görevleri, ortak aklı ortaya çıkarmadaki etkenler, konferansların finansmanı, reklamı, tanıtımı, duyurularının gerçekleşme şekli ve katılımcıların ödediği ücret, konferans sonuç raporların ulaştırılması, uluslararası katılıma açılması, moderatörlerin görevleri, moderatör olarak en çok zorlanılan konular, etkili moderatörlük yapabilme yeterlilikleri, konferanslara davet edilmenin bir ayrıcalık olarak görülmesi, izlenilen yöntemin doğru ve etkili bulunması, konferanslarda düşüncelerin rahatlıkla dile getirilmesi, etkili bir arama konferansının gerçekleşmesi, sürecinin en heyecan verici aşaması, etkili sonuç alınmasında kültürel unsurların etkisi ve sektöre ve ulusal politikalara yansımalarına değinilmiştir. En sonunda ise konferans düzenleyicilerine, moderatörlere ve katılımcılara yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Bireylerin internet bağımlılık düzeylerinin rekreasyonel aktivite tercihlerine olan etkileri üzerine bir araştırma
Çalışmada amaçlanan bireylerin internet bağımlılıkları ve bağımlılıklarının rekreasyon tercihleri ile olan ilişkisini açıklamaktır. Belirlenen bu çerçeve içerisinde bireylerin internet bağımlılıkları ve rekreasyon tercihlerine yönelik düşünceleri belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara'da kamuya bağlı faaliyet gösteren üniversitelere mensup bireyler tarafından oluşturulmaktadır. Belirlenmiş olan örneklem kitlesine 500 ölçek formu uygulanmıştır. Uygulanan formların eksik olan 89 formun dönüşü gerçekleşmiştir. Saha çalışması sonucunda 401 sağlıklı ölçek formuna ulaşılmış ve araştırmanın veri seti oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada yararlanılan anket formu üç bölümden oluşmuştur. Formun birinci kısımda kişisel bilgiler yer almaktadır. İkinci kısımda internet bağımlılığı ölçeği, üçüncü kısımda internet üzerinden tercih edilen rekreasyon aktiviteleri belirlemeye yönelik sorular yer almaktadır. Katılımcıların ölçeklere vermiş oldukları cevaplar SPSS programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda bireylerin internet bağımlılıkları ile rekreasyon aktivite tercihleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu iki değişken arasındaki ilişkide bireylerin demografik durumlarının etkileri olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda bireylerin yaş, medeni durum, öğrenim durumları, günlük boş zaman süreleri, hafta sonu boş zaman süreleri, gibi değişkenlerin etkilerinin olduğu araştırma sonucunda belirlenmiştir.
Enneagram kişilik tiplerine göre bireyin sahipolduğu kişilik tipinin fonksiyonel rekreasyon tercihine etkisi
Bu çalışma bireylerin Enneagram kişilik tipleri ile fonksiyonel rekreasyon çeşitleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma 304 (68,2) kadın, 142 (31,8) erkek birey ile yürütülmüştür. Araştırmada Tarama Modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Taştan Kişilik Tipi Ölçeği", bireylerin tercih ettikleri "Fonksiyonel Rekreasyon Çeşitleri" ve demografik bilgilerden oluşan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Analizlerin kontrolü sonucunda verilerin normal bir dağılıma sahip olmadığı belirlenmiştir. Verilerin istatiksel analizinde tanımlayıcı istatiksel modellerin yanı sıra Mann Whitney - U testi, Kruskal Wallis, Korelasyon ve Regresyon analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda "Enneagram Kişilik Tipleri" ile "Fonksiyonel Rekreasyon Çeşitleri" ile "Tip 7" kişilik tipi arasında istatiksel anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Diğer kişilik tipleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Rekreasyonel faaliyetleri tercih etmede kuşakların etkisi: Turizm çalışanları üzerine bir uygulama
Benzer zaman aralıklarında dünyaya gelmeleri nedeniyle aynı tarihsel, sosyal ve kültürel olayların yaşayan ve bunlara bağlı deneyimler edinen insanlar, birbirlerine benzer davranış ve düşünce şekilleri ile benzer tutum ve algılara sahip oldukları fikrine sahip kuşak teorilerine dayanan beş kuşak bulunmaktadır. Bu kuşak sınıflandırmasının her birinin içerisinde bulunan insanların dünya görüşleri farklı olabileceği gibi rekreasyonel faaliyet tercihleri de birbirinden farklı olabilmektedir. Rekreasyon faaliyetlerinin doğası gereği insanlar ile ilişkilidir. Rekreasyon faaliyetini gerçekleştiren insanlar göz önünde bulundurulduğunda kuşak farklılıklarından kaynaklanan farklılıklar olacağı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra rekreasyon olgusunun en büyük kaynaklarından biri olan turizm kavramı ile etkileşimi fazladır. Bu etkileşimin paydaşlarından biri olan turizm çalışanları direkt olarak birçok rekreasyonel faaliyete ve bu faaliyetlerin gerçekleşmesine hizmet etmektedir. Birçok ortak noktada buluşan rekreasyon faaliyetleri ve turizm çalışanlarının gerçekleştirecekleri rekreasyonel faaliyeti belirlemede bireysel deneyimleri ile ilgilide olabileceği için kuşak farklılıklarının olması mümkündür. Buradan hareketle bu çalışmanın ana amacı turizm çalışanlarının rekreasyonel faaliyetleri tercihlerini kuşak teorileri kapsamında incelemektir. Çalışmada ilgili kuşak teorileri ve rekreasyon literatürleri dikkate alınarak hazırlanan görüşme formu ile kuşak farklılıklarının rekreasyonel faaliyet tercihinde oluşabilecek farklılıkları anlamak için X,Y ve Z kuşaklarından 15'er toplam 45 birey ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler kuşak teorileri çerçevesinde incelenerek karşılaştırılmış ve araştırmaya katılan X,Y ve Z kuşağı turizm iş görenleri ile yapılan birebir görüşmeler sonucunda rekreasyonel faaliyet tercihleri arasında farklılıklar olduğu saptanmıştır.
COVID-19 ile birlikte değişen rekreasyon algısı: Bekleme salonlarında bir araştırma
COVID-19 pandemisiyle beraber sosyal yaşamda birçok değişim yaşandığı gibi, rekreasyon algısında da değişim gerçekleşmiştir. Pandemiyle birlikte hemen her alanda yeni normallere doğru bir yönelimin olduğu gözlemlenmektedir. Değişimin yaşandığı alanlardan biri de pandemiyle artan boş zamanı değerlendirme biçimleridir. Bu çalışmanın amacı, küresel çapta etkili olan COVID-19 virüsü ile artan boş zamanla birlikte rekreasyon algısındaki değişimlerin araştırılmasıdır. Bu bağlamda, bekleme salonlarında geçen boş zamanların hangi araçlarla değerlendirildiği, pandemiyle birlikte ne tür değişikliklere eğilim gösterildiği araştırılmıştır. Çalışmada araştırma alanı olarak diş kliniği bekleme salonu incelenmiş, bekleme salonundaki hastalar gözlemlenerek bekleme sürelerini hangi araçlarla değerlendirdiği ortaya konulmuştur. Boş zamanı değerlendirme anlamında bekleme salonlarının fiziksel ortamının ve hizmet sunumunun, bireylerin rekreasyon algısı üzerindeki etkisi büyüktür. Bekleme salonlarındaki rekreasyon aktiviteleri, bireylere fizyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan önemli fayda sağlamakta, onların yaşam doyumlarını ve hizmet kalitesini olumlu yönde etkilemektedir. Çalışma, pandemi sürecinde bekleme salonunda yer alan bireylerin boş zaman aktivitelerinin neler olduğu sağlık sektöründe gözlemlemekte, hastaların bekleme süreleri boyunca hangi etkinliklere yoğunlaştığını, sunulan boş zaman değerlendirme aktivitelerini hangi süre ve çeşitlilikte kullandıklarını deneyimsel gözlem yaparak ele alması bakımından gelecek çalışmalara ışık tutmaktadır. Bu çalışma, toplumları psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve sosyolojik olarak etki altında bırakan COVID-19 pandemisi esnasında yürütülmesi ve bekleme salonlarındaki boş zaman algısını ele alan başka bir çalışmanın bulunmaması nedeniyle de diğer çalışmalardan farklılaşmaktadır. Çalışmanın bu yönüyle alan yazındaki boşluğu dolduracağı ve literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Gösterişçi tüketimin kültürel bağlamda deneyimsel satın almaya etkisi: Sosyal medyada statü ve kimlik ispatı
Günümüz toplumlarında bireylerin tüketim alışkanlıklarının değişmesi, onları maddesel tüketim ile sınırlı kalmayarak deneyimler üzerinden de tüketim davranışına yöneltmiştir. Bu durum, literatürde deneyimsel satın alma kavramı ile karşılaşılmasını sağlamaktadır. Bireylerin duygu, düşünce ve davranışlarının etkisi ile süren deneyim davranışı, bireylerin statü ve kimliklerini de sergileyebilecekleri deneyimlere yönelmelerine neden olmaktadır. Bu deneyimlerden biri de kültürel etkinliklerdir. Bireylerin kültürel etkinliklere katılımları ile statü ve kimlik ispatında bulunmaları, bunu daha geniş kitlelere ulaştırmaları da sosyal medya aracılığıyla gerçekleşmektedir. Gösterişçi tüketim kavramının da yerini aldığı bu noktada, bireylerin sosyal medya paylaşımlarında gösterişçi tüketim sergilemeleri ile statü ve kimlik ispatının sağlandığı kültürel etkinlikler belirlenerek, literatüre, devlet kurumlarına, işletmelere fikir sağlamak ve katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Kültürel etkinliklere katılan, 18 yaş üzerindeki 416 sosyal medya kullanıcısına, sosyal medya platformları ve haberleşme uygulamaları üzerinden ulaşılarak anket formları gönderilmiştir. Anketlerden elde edilen verilerin analizinde, "korelasyon", "frekans" analizleri, içsel tutarlılığı değerlendirmek için "Cronbach Alfa" katsayılarına dayalı analiz tekniği, normallik analizi için "Kolmogorov-Smirnov" ve "Shapiro-Wilk" testleri, bağımsız örneklemler için ise "Mann Whitney- U" ve "Kruskal Wallis-H" testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, gösterişçi tüketim deneyimsel satın almaya etki ederek kültürel etkinlikler kapsamında statü ve kimlik ispatında rol oynamaktadır. Eğitim düzeyi düşük olan bireylerin kültürel etkinliklere katılımı statü ispatı aracı olarak gördükleri, genç ve eğitim düzeyi yüksek olan bireylerin ise sosyal medyada deneyimsel bağlamda gösteriş tüketimine eğilimli olduklarına ulaşılmıştır.
Kamu çalışanlarının rekreasyon aktivitelerine katılımı, serbest zaman doyumu ve algılanan stres arasındaki ilişkinin tespitine yönelik bir araştırma
Çalışmada kamu çalışanlarının rekreasyon aktivitelerine katılımı, serbest zaman doyumu ve algılanan stres arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Alberta Recreation Survey" çalışmasından yararlanılarak oluşturulan Rekreasyon Aktiviteleri Katılım sıklığı formu, serbest zamandan elde edilen doyumu ölçmek için geliştirilen serbest zaman doyum ölçeği ve kamu çalışanlarının algıladıkları stres düzeyini ölçmek için algılanan stres ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde görev yapmakta olan 18.133 kamu personelleri oluşturmaktadır. Bu evrene göre örneklem büyüklüğü en az 376 olmalıdır. Ve bu çalışmada bu sayı aşılarak kamu çalışanlarıyla toplamda 400 adet anket yapılmış olup 380 anket değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonucunda, kamu personellerinin diğer aktiviteler kategorisinde yer alan video oyunları, internette vakit geçirmek, televizyon izlemek, masa, kart oyunları oynamak, seyirci olarak spor etkinliklerine katılmak gibi aktivitelere daha çok katılım gösterdikleri, grup aktivitelerini ise daha az tercih ettikleri tespit edilmiştir. Rekreasyon aktivitelerine katılım sıklığıyla serbest zaman doyumu arasındaki ilişkiye bakıldığında ise fiziksel aktivitelere katılım, kültürel aktivitelere katılım ve hobilere katılım arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Rekreasyon aktivitelerine katılım ile algılanan stres arasındaki etkinin kültürel aktivitelerin strese pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi; hobilerin pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi ve diğer aktivitelerin negatif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Kurumsal sosyal sorumluluğun kurumsal itibar üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, kurumsal sosyal sorumluluk ile kurumsal itibar arasındaki ilişkiyi ve etkilerini incelemektir. Ayrıca, kurumsal sosyal sorumluluğun alt boyutları olan ekonomik, yasal, etik ve gönüllü sorumlulukların kurumsal itibar üzerindeki etkilerini belirlemek ve sosyo-demografik özelliklerin kurumsal sosyal sorumluluk ile kurumsal itibar üzerindeki farklılıklarını değerlendirmek hedeflenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli esas alınmış olup bu doğrultuda araştırmanın modeli ile hipotezleri belirlenmiştir. Araştırmanın evreni, Ankara ilinde kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren, 50 ve üzeri çalışanı bulunan hizmet işletmelerindeki işgörenlerden oluşmaktadır. Örneklem hesaplaması sonucunda 384 kişilik bir örneklem büyüklüğünün evreni temsil ettiği doğrulanmıştır. Verilerin elde edilmesi amacıyla nicel veri toplama yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılarak saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda oluşturulan anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Anketin ilk bölümünde demografik bilgiler, ikinci bölümünde "Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ölçeği" ile işgörenlerin kurumsal sosyal sorumluluk algıları, üçüncü bölümünde ise "Kurumsal İtibar Ölçeği" ile kurumsal itibar algıları ölçülmüştür. Veriler çevrimiçi olarak Google Forms aracılığıyla toplanmış; örneklem grubuna toplamda 600 anket gönderilmiş, bunlardan 520'si geri alınmış ve 501'i geçerli kabul edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 27 programında analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, kurumsal sosyal sorumluluk algısının kurumsal itibar üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve işgörenlerde kurumsal sosyal sorumluluk algısının güçlenmesinin kurumsal itibar algısını artırdığını sonucuna varılmıştır.
Kişilik tiplerinin macera rekreasyonu davranışı arayışı üzerindeki etkisinde bireylerin doğal alan rekreasyonu öz yeterliliğin aracılık rolü
Kişilik tipleri farklı karakteristik özellikler ile ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle bireylerin hayatındaki seçimleri, zevkleri, davranışları, tepkileri vb. taşıdığı kişilik özelliklerinden etkilenmektedir. Bundan dolayı bireylerin doğal alan rekreasyon öz yeterliliği ve macera davranışı arayışı da kişilik tiplerinden etkilenmesi beklenmiştir. Doğal alan rekreasyon öz yeterliliği bireylerin doğal alandaki rekreasyon faaliyetlerindeki başarılarına olan inancıdır. İnsanların doğal alan rekreasyonu faaliyetlerine katılımını etkiler. Bu tez çalışmasında ise kişilik tiplerinin macera davranışı arayışı üzerindeki etkisinde doğal alan rekreasyonu öz yeterliliğinin aracılık rolü araştırılmıştır. Literatür incelendiğinde kişilik ve macera davranışı arayışı ayrı ayrı birçok çalışmaya konu olmuştur. Ancak doğal alan rekreasyon öz yeterliliği ile bu kavramların arasındaki ilişki incelenmemiştir. Bu nedenle çalışma literatürdeki boşluğa değindiği için ve rekreasyon hizmeti veren işletmelere bilgi vermesi açısından önemli görülmektedir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi olarak anket tekniği uygulanmıştır. 'Beş Faktör Kişilik Ölçeği', 'Doğal Alan Rekreasyon Öz Yeterliliği Ölçeği' ve 'Macera Davranışı Arayışı Ölçeği' olarak üç farklı ölçek kullanılmıştır. Veriler yüksek riskli rekreasyon faaliyetlerinden motokros, yamaç paraşütü, rafting, kayak, kaya tırmanışı, delta kanatla uçuş, su kayağı, bunge jumping, paraşütle serbest atlama, uçurtma sörfü, rüzgar sörfü, serbest dalış, tüple dalış, woke boarding faaliyetlerinden en az birine katılmış 18 yaş üzeri 500 Türk katılımcıdan toplanmıştır. Elde edilen veriler Smart (PLS-YEM) ve SPSS programı ile analiz edilmiştir. Veriler cronbach alfa, doğrulayıcı faktör, uyum geçerliliği, ayrım geçerliliği, R2, F2 , yapısal eşitlik ve path analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda kişilik tiplerinin doğal alan rekreasyon öz yeterliliği ve macera davranışı üzerinde bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında doğal alan rekreasyon öz yeterliliği hem macera davranışını etkilediği hem de kişilik tipleri ile macera davranışı arasında aracı rolü olduğu bulunmuştur. Özellikle doğal alan rekreasyon öz yeterliliği, dışa dönük kişilik tipi ile macera davranışı arayışı arasında önemli bir aracı rolü olduğu söylenebilir.
Sportif etkinlikler kapsamında lise öğrencilerinin sosyal onay ihtiyacı ile boyun eğici davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Batman ili örneği)
Bu araştırmanın amacı Batman ilinde okul sporlarına katılan lise öğrencilerinin sosyal onay ihtiyaçları ile boyun eğici davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırmada alan yazın taranmış ve konu ile ilgili bilgiler verilmiştir. Araştırmada Batman ili 2019-2020 öğretim yılı bahar döneminde Batman il merkezinde MEB'e bağlı resmi ortaöğretim (lise) okullarında öğrenim gören 653 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Katılımcılardan elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmasında SPSS 22.0 istatistik paket program kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Karaşar ve Öğülmüş (2016) tarafından geliştirilen "Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği" ve Gilbert ve Allan (1994) tarafından geliştirilen, Şahin ve Şahin (1992) tarafından Türkçeye uyarlanan "Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada lise kademesindeki öğrencilerin sportif etkinlikler kapsamında sosyal onay ihtiyacı ile boyun eğici davranışları arasındaki ilişkinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyleri, okul türü, spor etkinliklere katılım türü, anne-baba eğitimi, aile gelir düzeyi, başkalarının yargılarına duyarlılık, sosyal geri çekilme, olumlu izlenim bırakma ve boyun eğici davranışlar gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda cinsiyet, yaş, sınıf düzeyleri, okul türü, spor etkinliklere katılım türü, anne-baba eğitimi, aile gelir düzeyi değişkenleri ile sosyal onay ihtiyacının alt boyutları olan başkalarının yargılarına duyarlılık, sosyal geri çekilme, olumlu izlenim bırakma ve boyun eğici davranışlar ölçeği arasında farklılaşma olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak sportif faaliyetlere katılan lise öğrencilerinin sosyal onay ihtiyaçları ile boyun eğici davranışları arasındaki ilişkinin belirlendiği bu çalışmanın sonuçları beden eğitimi ve spor uygulamalarında dikkate alınması ve değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin rekreasyon etkinliklerine katılımlarını engelleyen faktörlerin belirlenmesi
Bu araştırmada, Batman Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğrencilerin rekreasyonel faaliyetlere katılımlarını engelleyen faktörlerin çeşitli değişkenlere göre araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın Evreni, Batman Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümünde 2020-2021 yılı güz döneminde öğrenim gören 758 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem grubunu Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu lisans programlarında (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, Antrenörlük Eğitimi ve Spor Yöneticiliği normal ve ikinci öğretim) öğrenim gören 187'si erkek ve 84'ü kadın olmak üzere toplam 271 öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Türkçe uyarlaması Gürbüz ve arkadaşları (2012), tarafından geliştirilen "Serbest Zaman Engelleri Ölçeği-18 (SZEÖ)" kullanılmıştır. Kullanılan bu ölçek 18 maddeden oluşmakta ve ölçek ile birey psikolojisi, bilgi eksikliği, tesis, arkadaş eksikliği, zaman, ilgi eksikliği gibi alt boyunlar belirlenmiştir. Kullanılan ölçekte yer alan ifadeler "Kesinlikle Önemsiz (1)", "Önemsiz (2)", "Önemli (3)" ve "Çok Önemli (4)" şeklinde 4'lü Likert tipli olarak derecelendirilmiştir. Ölçek maddelerinden elde edilen puanların yorumlanmasında; 1,00-1,75: arası kesinlikle önemsiz, 1,76, 2,50: arası önemsiz, 2,51-3,25: arası önemli ve 3,26- 4,00: arası ise çok önemli şeklinde değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeğin hesaplanan Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı alt boyutlar itibarı ile 0,62 -0,82 arasında toplamda ise 0,81 bulunup ölçeğin oldukça güvenilir olduğu söylenebilir. Araştırma sonucunda: Batman Üniversitesin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin serbest zamanlarını değerlendirme engellerini önemli gördükleri saptanmıştır. Öğrencilerin serbest zamanlarını değerlendirme engelleri tüm alt boyutlarda cinsiyet, sınıf, medeni durum, yaş ve eğitimlerinden artan Serbest zamanlarını değerlendirip değerlendirmedikleri değişkenleri açısından anlamlı olarak değişmektedir. Okuduğu bölüm değişkenine göre Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin Serbest zamanlarını değerlendirme engellerinin alt boyutlarında anlamlı olarak değişmediği tespit edilmiştir.
Liselerde gerçekleştirilen rekreatif sosyal etkinlikler: Bir meta-sentez çalışması
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'deki liselerde rekreatif sosyal etkinlikler ile ilişkili konuları ele alan tezlerin ve makalelerin meta-sentez yöntemi kullanılarak incelenmesi yoluyla rekreatif sosyal etkinlikler alanındaki eğilimleri belirlemek ve bu uygulamalara ilişkin genel değerlendirmelere ulaşmaktır. Araştırmada meta-sentez yöntemi çerçevesinde 2008-2020 yılları arasında yayınlanmış ve dahil etme kriterlerini karşılayan 19 makale, 16 tez olmak üzere toplam 35 bilimsel araştırma çalışmasının araştırma soruları doğrultusunda ele alınan içerikleri sentezlenmiştir. Çalışmaların seçiminde Google Akademik arama motoru, TÜBİTAK ULAKBİM Dergi-Park, YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarından faydalanılmıştır. Çalışmaların her biri içerik analizine tabii tutularak çalışmanın amacı, konu alanı, yöntemi, örneklemi, veri toplama araçları ve ulaşılan bulgular bağlamında incelenmiştir. Elde edilen veriler frekansa dayalı yorumlanmış ve tablolarla gösterilmiştir. Araştırmada yer alan çalışmalar yıllara göre incelendiğinde en çok 2018 yılında yapıldığı belirlenmiştir. Araştırmaya dâhil olan çalışmaların 19'u makale, 15'i yüksek lisans tezi 1'i doktora tezidir. Araştırmaların benzer ve farklı yönleri karşılaştırılarak ve bütünsel bir açıdan ele alınarak bir sentez çalışması yapılmıştır. Çalışmaların veri toplama araçları incelendiğinde en çok açık uçlu anketin, araştırma desenleri incelendiğinde en fazla nicel araştırma kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmaların veri analiz yöntemleri incelendiğinde en çok anket/ölçek analiz yöntemi kullanıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte araştırmaların meta-sentezi sonucunda; 15 amaç teması ve 21 amaç kodu ile 22 bulgu teması ve 72 bulgu kodu üretilmiştir. Çalışmaya dahil edilen araştırmalarda rekreatif sosyal etkinlikler çerçevesinde liselerde öğrenci tutumlarının, öğrenci kazanımlarının ve öğrenci davranışlarının incelenmesinin başlıca araştırma amaçlarını oluşturduğu; öte yandan sosyal etkinliklerde yaşanan sınırlılıklar, sosyal etkinliklerin öğrencilerin duyuşsal gelişimlerine ve diğer bazı beceri gelişim alanlarına sağladığı çeşitli katkılar ve yönetici, öğretmen, veli gibi paydaşların sosyal etkinlikleri ihmal etme durumlarına ilişkin bulguların öne çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu meta-sentez çalışması ile rekreatif sosyal etkinlikler konusunda uygulamacılara ve alanyazına katkı sağlayacak araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Batman ilindeki kamu ve özel spor tesislerinin erişilebilirlik standartları yönünden karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı "Batman ilindeki kamu ve özel spor tesislerinin erişilebilirlik standartları yönünden karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Araştırma kapsamına Batman ilindeki 10 kamu ve 10 özel olmak üzere toplamda 20 adet spor tesisi seçilmiştir. Bu tesisler, rastlantısal yöntem ile Batman ilindeki spor tesisleri içerisinden seçilmiştir. Araştırma, tarama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir ve araştırmada erişilebilirliği tespit etmek amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ulusal geçerliliği olan binalar için iç ve dış mekânlar erişilebilirlik tespit formundan yararlanılmıştır. Tespit formu 7 başlık ve 62 soru ile sınırlandırılmıştır. Başlıklar; otoparklar, girişler, rampalar, tuvaletler, koridorlar, asansörler ve merdivenlerden oluşmaktadır. Araştırmada Batman ilinde örnekleme alınan kamu ve özel sektör spor tesislerinin engelliler için yapılmış olan erişilebilirlik düzenlemeleri belirlenmiş ve elde edilen sonuçlara göre kamu spor tesislerinde %61,1 "Yeterli", özel spor tesislerinde %25,4 ile "Yetersiz" düzeyinde bulunmuştur. Bu analiz sonucunda erişilebilirlik düzenleme kriterlerine göre Kamu tesislerinin erişilebilirlik bakımından daha iyi durumda olduğu ortaya çıkmıştır.
Üniversite öğrencilerinin dijital rekreasyona ilişkin tehdit farkındalık düzeyinin incelenmesi
Günden güne artan dijitalleşme daha önce fiziksel ortamlara mahsus olan rekreasyon faaliyetlerinin dijital ortamlara taşınmasını da beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede, dijital ortamlarda rekreasyon etkinliklerinin bireylere yönelik olası tehditlerini de dikkate almak gerekiyor. Bu doğrultuda bu çalışma, üniversite öğrencilerinin dijital rekreasyona ilişkin tehdit farkındalık düzeylerini belirli bağımsız değişkenlere göre incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma, nicel tarama modeli ile nedensel karşılaştırma modeline göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evreni Batman Üniversitesinde lisans düzeyinde öğrenim gören öğrencilerdir. Araştırma örnekleminde Batman Üniversitesinde lisans düzeyinde öğrenim gören 278 kadın, 174 erkek toplam 444 lisans öğrencisi yer almıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "Üniversite Öğrencilerinin Dijital Rekreasyona İlişkin Tehdit Farkındalık Düzeyi Anketi" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik tekniklerinden ortalama, frekans, yüzde kullanılmıştır. Öte yandan, bağımsız değişkenlere göre farklılık analizlerinde verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle parametrik istatistik tekniklerine başvurulmuş ve bu kapsamda t-teti ve varyans analizinden yararlanılmıştır. Yapılan çalışmada üniversite öğrencilerinin dijital rekreasyona ilişkin tehdit farkındalıklarının hangi düzeyde olduğu ve cinsiyete, doğum yılına, okuduğu fakülteye, aile gelir düzeyine, dijital ortamda günlük bulunma süresine ve dijital ortamda bulunma amaçlarına göre değişip değişmediği incelenmiştir. Ölçeğin hem "Dijital Rekreasyon Tehditlerinden Korunma" boyutunda, hem "Dijital Rekreasyonun Olası Olumsuz Doğurguları" boyutunda ve hem de ölçeğin bütününde "katılıyorum" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Böylece, öğrencilerin kendilerini dijital rekreasyon tehdidine karşı yeterli bir farkındalık düzeyinde gördükleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin dijital rekreasyona ilişkin tehdit farkındalığı düzeylerinin incelenen tüm değişkenler arasında yalnızca cinsiyete göre ve erkek öğrenciler lehine farklılık gösterdiği, diğer değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa yol açmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital rekreasyon, Dijital tehdit, Rekreasyon, Tehdit farkındalığı
Çocukların oyunlarına yönelik algıları ve açık alanda oyuna yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu tez çalışması çocukların oyun algılarını ve açık alanda oyuna yönelik tutumlarının çeşitli değişkenlerle ilişkisini incelemiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemi ve nicel araştırma yönteminin deseni olan ilişkisel tarama modelini kullanmıştır. Çocukların Oyunlarına Yönelik Algıları ile Açık Alanda Oyuna Yönelik Tutumları ölçekleri belirlenmiş ve Siirt'in Kurtalan ilçesindeki 6 ilkokulda okuyan 4. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Ankete 193'ü (%51,7) erkek, 180'i (%48,3) kız öğrenci katılmıştır. Anketlerde elde edilen veriler T-Testi ve Anova ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre çocukların oyunlarına yönelik algılarının Okul Dışı Zaman Etkinliği alt boyutunda cinsiyete göre anlamlı bir fark (p=0,02) olduğu ve erkek çocukların kız çocuklarına göre daha yüksek puan ortalamasına sahip olduğu tespit edilmiştir. Çocukların oyunlarına yönelik algıları alt boyut puanlarının yaşadığı yere göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakıldığında ise Sosyallik alt boyutunda ilçede yaşayan çocukların ortalamalarının (x̄=11,36), köyde yaşayan çocukların ortalamalarından (x̄=10,55) yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer bir ölçek olan çocukların açık alanda oyun tutumları alt boyutları cinsiyete göre değerlendirildiğinde Korkular alt boyutunda kız çocukların ortalamalarının (x̄=12,29), erkek çocukların ortalamalarından (x̄=11,13) yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda kızların oyunlarına yönelik tutumları konusunda erkek çocuklara göre daha fazla korku tutumu geliştirdiği görülmektedir. Yine her iki ölçek puanı ile çocukların ebeveyn özellikleri ile konut yapıları incelenmiş ve anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Son olarak oyunlarına yönelik algıları ve açık alanda oyun tutumu alt boyutları arasındaki ilişkiye bakılmış, Sosyallik algısı alt boyutu (r=0,13; p<0,05) ile Faydalar ve Yapılandırılmamış Oyun alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır.
Antalya ilinde rekreasyon amaçlı spor yapan bireylerin yaşam tatmini ve rekreasyon fayda düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, spor alanında rekreasyonel amaçlarla faaliyet gösteren bireylerin yaşam tatminleri ile rekreasyonel fayda düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Ana amaca ek olarak rekreasyonel amaçlı spor yapan bireylerin yaşam tatminleri ve rekreasyon fayda düzeyleri cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, gelir düzeyi ve medeni durum değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmada, Antalya ilinde rekreasyonel amaçlı spor yapan toplam 410 katılımcıdan 123'ü kadın ve 287'si erkek örneklem grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Yaşam Tatmini Ölçeği" ve "Rekreasyon Fayda Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) ve Pearson Korelasyon analizi gibi yöntemler uygulanmıştır. Sonuçlar, yaşam tatmini ölçeğinden alınan puanların ve rekreasyon fayda ölçeğinden alınan puanların cinsiyet değişkenine göre, gelir düzeyi değişkenine göre ve medeni durum değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığını ortaya koymuştur. Ayrıca yaşam tatmini ile yaş arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkan bir diğer analiz sonucudur. Araştırmanın ana problemine yönelik yapılan Pearson korelasyon anali sonucu ise rekreasyonel amaçlı spor yapan bireylerin yaşam tatmini düzeyleri ile rekreasyon fayda düzeyleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.
Rekreaktif amaçlı yapılan tenis sporunun bireylerin yaşam kaliteleri ile mutluluk düzeylerine olan etkilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Diyarbakır ilinde rekreaktif amaçlı yapılan tenis sporunun bireylerin yaşam kalitesi ile mutluluk düzeyine olan etkisinin yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, meslek grubu, gelir durumu, tenis oynama durumu ve tenis oynama nedeni gibi değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklem grubunu, Diyarbakır İlinde tenis oynayan (n=325) ve tenis oynamayan (n=308) olmak üzere oluşturdu. Araştırmamıza katılan bireylerin mutluluk düzeylerini belirlemek için Hills ve Argyle tarafından geliştirilen Doğan ve Çötok tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalite Ölçeği uygulandı. Araştırmanın sonunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde Jamovi 2.4.5 istatistiksel paket programı kullanıldı. Öncelikle tüm değişkenler için tanımlayıcı istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, yüzde) hesaplandı. Verilerin parametrik test varsayımlarını sağladığı tespit edildikten sonra, araştırmanın amacına uygun olarak çeşitli karşılaştırma analizleri gerçekleştirildi. Cinsiyet, yaş grubu, medeni durum, öğrenim düzeyi, gelir düzeyi ve meslek grubu ile tenis oynama durumu arasındaki etkileşimlerin ilgili ölçek puanları üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla iki yönlü varyans analizi (Two-Way ANOVA) uygulandı. Bu analizlerde etkileşim etkileri değerlendirildi. Etkileşim etkilerinde anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak belirlendi. Yaş ve tenis oynama yılı değişkenleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık görüldü. Cinsiyet, medeni durum, öğrenim durumu, meslek grubu, gelir durumu, tenis oynadığı gün sayısı ve tenis oynama değişkenleri arasında matematiksel olarak farklılıklar tespit edildi. Sonuç olarak; Oxford Mutluluk Ölçeği açısından yaş grubu ve tenis oynama süresi arasında anlamlı bir etkileşim etkisi bulundu. Yaşam kalitesi ölçeği bedensel alt boyutunda yaş ile aktif olarak tenis oynama ve tenis oynama süresinde, ruhsal alan puanlarında tenis oynamadığında mutsuzluk hisseden bireylerin ortalama ruhsal alan puanı, mutsuzluk hissetmeyen bireylerin ortalamasına göre istatiksel olarak anlamlı fark bulundu (p>0.05). Tenis oynamanın mutluluk düzeyini yaşa bağlı olarak farklı şekilde etkilediğini, tenis oynamanın ileri yaşlardaki bireylerde daha belirgin bir psikolojik fayda sağladığına, tenis oynamanın genç ve orta yaş bireylerde bedensel iyi oluşu daha güçlü biçimde desteklediğini, uzun süreli tenis oynamanın mutluluk üzerinde belirgin bir katkı sağladığı, beden algısında iyileşmenin düzenli ve süreklilik arz eden tenis etkinliğiyle ilişkili olduğunu, tenis oynayamadığında ruhsal anlam da etkilenme eğilimin de olan bireylerin genel olarak daha yüksek ruhsal iyi oluş düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşıldı.
Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev alan idarecilerin fiziksel aktiviteye katılımını engelleyen faktörlerin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda görev alan okul idarecilerinin fiziksel aktiviteye katılımını engelleyen faktörlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışma durumu, çocuk sayısı, eğitim düzeyi, aktif fiziksel aktivite yapma durumu, haftada yapılan fiziksel aktivite gün sayısı, günde yapılan fiziksel aktivite saati, idarecilik süresi, gelir durumu, ders alanları, çalışılan kurum türü gibi değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklem grubunu Batman il merkezinde anaokul, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev alan 423 okul idarecisi oluşturmuştur. Çalışmamızda katılımcılara algıladıkları fiziksel aktivite engellerini değerlendirmek için Suraya ve arkadaşları tarafından Malezya'da geliştirilen, Türkçe geçerlilik ve güvenirliliği Yurtçiçek ve arkadaşları tarafından yapılan Fiziksel Aktivite Engelleri Ölçeğini uygulanmıştır. Ölçekten alınan puanların yüksek olması, fiziksel aktivite engellerinin fazla olması anlamına gelmektedir. Alt boyutların toplam puanına göre engel türü hakkında yorum yapılmaktadır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel olarak analiz edilmesinde SPSS programı kullanıldı. Verilerin analizi; aritmetik ortalama ve standart sapma olarak sunuldu. Normallik sınaması için Kolmogorov-Smirnov testi; homojenlik sınaması için Levene testi uygulandı. Normal dağılım göstermeyen veri setleri için çarpıklık ve basıklık değerleri kontrol edildi ve ±2 değeri içinde olan veri setlerinin normal dağılım gösterdiği kabul edildi. Gruplar arası ikili karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t testi, ikiden fazla karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (One way ANOVA) uygulandı. Farklılığın hangi değişkenden kaynaklandığının belirlenmesi için Tukey düzeltme testi kullanıldı. Ölçeğin alt boyutları arasındaki korelasyonun belirlenmesi için Pearson korelasyonu uygulandı. İstatistiksel sonuçlar p<0.05 anlamlılık düzeylerinde değerlendirildi. Cinsiyet değişkenine göre fiziksel çevre alt boyutunda, yaş, medeni durum, eşin çalışma durumu, çocuk sayısı, aktif olarak fiziksel aktivite yapma, haftada fiziksel aktivite gün sayısı, günde yapılan fiziksel aktivite saati, idarecilik süresi ve gelir durumu, değişkenine göre bütün alt boyutlarda anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak, okullarda idareci olarak görev alan öğretmenlerin fiziksel aktiviteye katılımı cinsiyet, yaş, medeni durum, eşin çalışma durumu, çocuk sayısı, aktif fiziksel aktivite yapma durumu, haftada fiziksel aktivite yapılan gün sayısı, günde fiziksel aktivite yapılan gün sayısı, günde yapılan fiziksel aktivite saati, idarecilik süresi, gelir durumu ve çalışılan kurum türü değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar görülmektedir.
Üniversitelerde lisans düzeyinde eğitim verilen rekreasyon yönetimi bölümü müfredatlarının incelenmesi
Bireylerin hayatında olan problemler ile bilim ve teknoloji alanında meydana gelen gelişmeler boş zamanın genişlemesine neden olmuştur. Boş zamanın artması, bireylerin zamanlarını daha kaliteli ve verimli şekilde geçirmek istemeleri doğrultusunda ihtiyaçlarının doğru ve güzel bir şekilde değerlendirilmesi sonucunu getirmiştir. Bu durumda boş zamanın eş değeri olan rekreasyon kavramını da ortaya çıkarmıştır. Bireylerin boş zamanlarını verimli bir şekilde değerlendirebilmeleri için bu alanda uzmanlaşmış ve eğitimini almış kişilerin dahil olmasına sebebiyet vermiştir. Bu durumunda çözülebilmesi için üniversiteler de bulunun 'Rekreasyon Yönetimi Bölümü' önemli bir rol oynamaktadır. Bireylerin boş zaman etkinliklerine yönelmesi ve doğru faaliyetlerde bulunmasında ise bu bölümün eğitimini almış kişilerle mümkün olacağı belirlenmiştir. Rekreasyon Yönetimi eğitimi, boş zamanların artması ile önemli bir hale gelmiştir. Üniversitelere bu bölümün girmesi, bireylerin boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleri konusu hakkında bilgilendirmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye 'de bulunan rekreasyon yönetimi bölümü müfredatlarının incelenip literatüre katkı sağlanmasıdır. Çalışmanın bir diğer aşamasına bakıldığında ise yöntem ile ilgili bilgilere yer verilip çalışmanın modeli, yöntemi ve veri toplama sürecinden bahsedilmiştir. Bununla beraber çalışma ile ilgili elde edilen bulgulara da yer verilmiştir. Rekreasyon yönetimi bölümleri incelendiğinde alandan doktora eğitimi almış akademisyen sayısının zamanla arttığı, Türkiye'de 20 üniversitede 21 fakülte ve yüksekokulunda yer aldığı görülmüştür. Müfredatlara genel olarak bakıldığında rekreasyon yönetimi meslek dersleri ile spor ağırlıklı derslerin yer aldığı, bunun yanında başta dil dersleri olmak üzere işletme, yönetim organizasyon gibi derslerinde olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonucunda, bulgulardan elde edilmiş olan bilgiler doğrultusunda rekreasyon yönetimi bölümleri için örnek bir müfredat önerisi oluşturulmuştur.
Rekreatif alanların yerel halk tarafından değerlendirilmesi: Sinop ili örneği
Bireylerin refah düzeylerini artırmak ve mental açıdan iyi olmalarını sağlamak adına rekreatif alanlar önemlidir. Bu rekreatif alanlar, bireylerin boş zamanlarını değerlendirmelerini ve doğayla iç içe olmaları açısından önem arz etmektedir. Türkiye'nin en mutlu ili olarak kabul edilen Sinop'ta pek çok rekreatif alan bulunmaktadır. Bu çalışma, Sinop il merkezindeki rekreatif alanların kullanımını ve kullanıcı memnuniyetini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla toplanmış ve Sinop'taki rekreatif alanların durumu hakkında kapsamlı bir değerlendirme sunulmuştur. Araştırma sonuçları, rekreatif alanların kullanımının ve kullanıcı memnuniyetinin, alanların büyüklüğü, çeşitliliği, erişilebilirliği, bakımı ve güvenliği gibi faktörlerden etkilendiğini göstermektedir. Katılımcılar, rekreatif alanların yetersiz olduğunu ve parklar ile bahçelerin en çok kullanılan alanlar olduğunu belirtmişlerdir. Özellikle, engelli bireyler ve çocuklu aileler için mevcut alanlarda yeterli imkanların bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılımcılar, rekreatif alanlarda daha fazla spor aleti, bisiklet yolu ve oturma alanı talep etmektedir. Bu araştırma, Sinoptaki rekreatif alanların mevcut durumunu ve kullanıcı beklentilerini anlamak amacıyla önemli bir kaynak sunmaktadır. Elde edilen bulgular, rekreatif alanların daha etkili bir şekilde tasarlanması ve yönetilmesi konusunda yöneticilere ve tasarımcılara rehberlik edebilir.
Rekreatif faaliyetlere katılan yaşlı turistlerin boş zaman motivasyonu, boş zaman tatmini ve mental iyilik hallerinin tekrar ziyaret etme niyetlerine etkisi
Rekreasyon bireylerin eğlenmek, rahatlamak ya da sosyalleşmek gibi amaçlarla bireysel ya da grup halinde, kendi istekleri doğrultusunda katılım gösterdikleri etkinliklerdir. Turizm sektöründe çok büyük bir yere sahip olan rekreatif faaliyetler her yaş grubu birey için oluşturulacak birçok çeşit etkinliği içermektedir. Rekreatif faaliyetlere katılım sonucunda bireyler, fizyolojik, psikolojik, estetik, sosyal, eğitim ve rahatlama açısından büyük faydalar sağlamaktadır. Rekreatif faaliyetlere ve rekreatif faaliyetlerden elde edilecek faydaları deneyimleyen bir yaş grubu da 50 yaş ve üzeri bireylerdir. 55 yaş ve üzerindeki bireyler çalışma dönemi sonrasında farklı tatil deneyimlerinde bulunmak istemektedirler. Bu tez çalışmasının amacı, Antalya'da rekreatif faaliyetlere katılan 50 yaş ve üzeri turistlerin boş zaman motivasyonları, boş zaman tatminleri ve mental iyilik halleri ilişkisini saptamak ve bu faktörlerin tekrar ziyaret etme niyetleri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Araştırma da nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi için kolayda örnekleme yöntemi seçilmiştir. Veriler anket tekniği ile toplanmıştır. Anket formu Rusça, İngilizce, Almanca ve Türkçe olarak 4 dilde uygulanmıştır. Anket formu Antalya ili otellerinde rekreatif faaliyetlere katılan 55 yaş ve üzeri toplamda 394 katılımcıya uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, turistlerin boş zaman motivasyonu algılarında yaş, eğitim durumu ve gelir durumuna göre farklılık oluşmuş ancak cinsiyet ve medeni duruma göre farklılık oluşmamıştır. Turistlerin boş zaman tatmini algıları cinsiyet, medeni durum, gelir durumu, yaş ve eğitim durumuna göre farklılık oluşturmaktadır. Turistlerin mental iyilik hali algıları cinsiyet, medeni durum, yaş ve eğitim durumuna göre farklılık oluştururken gelir durumuna göre farklılık oluşmamıştır. Turistlerin tekrar ziyaret etme niyetleri medeni durum, yaş ve eğitim durumuna göre farklılık oluşturmuştur ancak cinsiyet ve gelir durumuna göre farklılık oluşturmamıştır. Rekreatif faaliyetlere katılan katılımcıların boş zaman motivasyonu, boş zaman tatmini, mental iyilik hali ve tekrar ziyaret etme niyetleri arasında pozitif ilişki olduğu saptanmıştır.
Sağlık turizmi kapsamında Antalya'da yoga turizmi örneği
Bu çalışma, sağlık turizmi kapsamında gelişmekte olan yoga turizmini ele alarak, Antalya'daki konaklama işletmelerinde yoga inzivasına katılan bireylerin yoga inanç düzeyleri, algıladıkları hizmet kalitesi, mental iyilik halleri ve davranışsal niyetleri arasındaki ilişkileri demografik değişkenler çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Rekreatif bir etkinlik olarak yoga, bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal dengeye ulaşmasını destekleyen bütüncül bir uygulama olup (Iyengar, 2021:19), turizm bağlamında hem bedensel hem de psikolojik faydalarıyla ön plana çıkmaktadır (Connell, 2006:1094). Araştırma sonuçlarına göre; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim ve gelir düzeylerinin yoga inancı ve davranışsal niyet gibi bazı değişkenler üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Örneğin, yaş arttıkça davranışsal bağlılık düzeyinin yükseldiği; eğitim düzeyi arttıkça bireylerin hizmete yönelik beklentilerinde artış gözlendiği ve daha eleştirel tutumlar benimsedikleri belirlenmiştir (Zeithaml vd., 1996; Baker ve Crompton, 2000). Mental iyilik hali düzeylerinde genel olarak demografik farklılık gözlemlenmemekle birlikte, evli bireylerin daha yüksek öznel iyi oluş düzeyine sahip oldukları görülmüştür (Dush ve Amato, 2005). Sonuçlar, yoga turizmi kapsamında sunulacak hizmetlerin, katılımcıların demografik özelliklerine duyarlı ve kişiselleştirilmiş biçimde yapılandırılmasının, hizmet kalitesi algısını ve tekrar ziyaret etme niyetini olumlu yönde etkileyebileceğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma hem akademik literatüre katkı sağlamakta hem de yoga turizmine yönelik stratejik pazarlama ve hizmet planlamaları için uygulayıcı düzeyde yol gösterici nitelik taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Yoga Turizmi, Sağlık Turizmi, Rekreasyonel Faaliyetler, Yoga İnancı, Mental İyilik Hali, Algılanan Hizmet Kalitesi, Davranışsal Niyet, Demografik Özellikler, Niş Pazarlama.
Sinop destinasyonuna ilişkin turistik ziyaretçilerin yorumlarının değerlendirilmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde turistlerin destinasyon seçim süreçleri dijital platformlarda paylaşılan yorumlarla ve değerlendirmelerle doğrudan şekillenmektedir. Özellikle seyahat öncesi bilgi arayışında olan potansiyel turistler bu platformlar aracılığıyla gitmeyi planladıkları destinasyonlar hakkında ön izlenim edinmektedirler. Bu durum turistik destinasyonların tanıtımı ve destinasyon pazarlaması açısından çevrimiçi kullanıcı yorumlarının önemini artırmaktadır. Sinop, Karadeniz Bölgesi'nin kuzeyinde yer alan, doğası ve tarihi dokusu ile bilinen önemli turistik destinasyonlardan biridir. Bu çalışmada Sinop destinasyonunu ziyaret eden turistik ziyaretçilerin Google yorumları incelenerek destinasyona dair görüşlerinin tematik bir çerçevede değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Google platformunda yapılan yorumların incelenmesi ile turistlerin destinasyona yönelik algılarını, beklentilerini ve deneyimlerini derinlemesine anlamak mümkün olacaktır. Böylelikle destinasyonun güçlü ve zayıf yönleri belirlenerek, Sinop'un turizm stratejilerine katkı sunabilecek bilgiler ortaya konacaktır. Bu kapsamda içerik analizi yöntemi kullanılarak Sinop destinasyonu hakkındaki yorumlar temalar ve kategoriler halinde değerlendirilecektir. Araştırma kapsamında öne çıkan sonuçlar ise şu şekildedir; Sinop'un doğal güzellikleri, tarihi mekanları ve sakin atmosferi, ziyaretçilerin büyük bir bölümü tarafından olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Sinop Kalesi, Hamsilos Koyu ve İnceburun gibi turistik alanlar, ziyaretçiler tarafından özellikle beğenilen ve sıklıkla önerilen yerler arasında yer almaktadır. Ziyaretçiler, Sinop'un özellikle bir stresli yaşamdan uzaklaşmayı düşünenler için cazip bir atmosferi olduğunu vurgulamaktadırlar. Ziyaretçi yorumlarında bazı olumsuz geri bildirimler de bulunmaktadır. Özellikle yaz aylarında artan kalabalık, ziyaretçilerin deneyimlerini olumsuz etkilemiştir. Yoğun kalabalıkların, doğal güzelliklerin keyfini çıkarma konusunda engel oluşturduğu ve Sinop destinasyonunun kalabalığa cevap verebilecek hizmet potansiyelinin olmadığı analiz edilmiştir. Ayrıca özellikle doğa ile iç içe olunan alanlarda karşılaşılan sivrisinek problemi, ziyaretçilerin olumsuz deneyim yaşamalarına neden olmuştur.
Rekreatif faaliyetlere katılan turistlerin boş zaman tatminlerinin destinasyon imajı ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, rekreatif faaliyetlere katılan turistlerin boş zaman tatmin düzeylerinin, destinasyon imajı (bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutlar) ve tekrar ziyaret etme niyetleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışma, Antalya ilinde yer alan beş yıldızlı otellerde konaklayan Türk ve yabancı (İngiliz, Alman, Rus vb.) turistlerden elde edilen verileri kapsamaktadır. Katılımcılar uygunluk örnekleme yöntemiyle belirlenmiş; uç değer analizi sonucunda 432 katılımcıdan elde edilen verilerden 376 geçerli form analizlere dâhil edilmiştir. Araştırmada, demografik değişkenlerin analizinde SPSS 25 programı; model testi için ise SmartPLS 4 programı aracılığıyla kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi (PLS SEM) tekniği kullanılmıştır. Analiz sonuçları, boş zaman tatmininin tekrar ziyaret etme niyeti üzerindeki etkisinin doğrudan değil; destinasyon imajı aracılığıyla dolaylı ve anlamlı olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, destinasyon imajının tam aracılık rolü üstlendiğine işaret etmekte ve modelin kavramsal yapısının istatistiksel olarak desteklendiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, boş zaman tatmininin, turistlerin destinasyon imajı algıları üzerinden tekrar ziyaret etme davranışını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.
Kent parkları ziyaretçilerinin boş zaman etkinliklerine yönelik tutumları: Mersin-Tarsus örneği
Günümüzde hızlı kentleşme, yoğun çalışma temposu ve artan yaşam stresi bireylerin boş zaman ihtiyaçlarını daha da önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda kent parkları, bireylere fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan rahatlama olanağı sunan önemli kamusal alanlar olarak öne çıkmaktadır. Kent parkları, kent sakinlerinin günlük boş zaman etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri önemli alanlar olarak kabul edilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, Mersin kentinde bulunan Tarsus Kültür Parkı ziyaretçilerinin boş zaman etkinliklerine yönelik tutumlarını incelemektir. Araştırma kapsamında nicel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Veri toplama aracı olarak konuyla ilgili literatürden yararlanılarak geliştirilen bir tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mersin il sınırları içerisinde yer alan Tarsus Kültür Parkı ziyaretçileri oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca tutum düzeylerinin demografik değişkenler (yaş, cinsiyet, eğitim durumu vb.) açısından anlamlı farklılıklar gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma bulguları, hem yerel yönetimlere hem de kent parkı planlamacılarına, ziyaretçilerin beklenti ve ihtiyaçlarına uygun, daha işlevsel ve katılımcı odaklı düzenlemeler yapılması açısından yol gösterici olabilecek niteliktedir.
Sosyal medya kullanım bozukluğunun yaşam doyumu ve iş performansı üzerine etkileri
Bu çalışmada, Sinop Üniversitesi'nde görev yapan akademisyenler özelinde sosyal medya kullanım bozukluğunun yaşam doyumu ve iş performansı üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sosyal medya kullanım bozukluğu, bireyin sosyal medya platformlarını kontrolsüz ve aşırı şekilde kullanmasıyla ortaya çıkan psikolojik ve davranışsal sorunlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medya kullanım bozukluğu, bireyin gündelik yaşamını, sosyal ilişkilerini ve iş hayatını olumsuz etkileyebilmekte; dikkat dağınıklığı, zaman yönetiminde zorlanma ve iş sorumluluklarını aksatma gibi durumlara neden olabilmektedir. Bu nedenle bu üç değişkenin birbirleri ile olan ilişkisinin ortaya konması işletmeler ve aynı zamanda kurumsal stratejilerin belirlenmesi açısından önemlidir. Dijitalleşmenin kullanım alanlarının artması ile birlikte sosyal medya, bireylerin günlük yaşamlarında vazgeçilmez bir unsuru hâline gelmiştir. Ancak sosyal medya kullanımının kontrolsüz hâle gelmesi, psikolojik ve davranışsal bazı sorunlara yol açabilmekte; özellikle çalışan bireylerde iş verimliliği ve yaşam doyumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Akademik çevre gibi yüksek düzeyde bilişsel dikkat ve üretkenlik gerektiren ortamlarda bu tür etkilerin daha belirgin olabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda araştırmada, sosyal medya kullanım bozukluğu ile yaşam doyumu ve iş performansı arasındaki ilişkiler bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Araştırmada veri toplama sürecinde nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda, Sosyal Medya Kullanım Bozukluğu Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılarak veriler onlie anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma evrenini oluşturan Sinop Üniversitesi Akademisyenlerinden, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 200 akademisyen örneklem havuzunu oluşturmuştur. Elde edilen veriler doğrultusunda sosyal medya kullanım bozukluğu, yaşam doyumu ve iş performansı arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleriyle değerlendirilmiştir. Ayrıca, cinsiyet, unvan ve yaş gibi demografik değişkenler bağlamında farklılıkları incelemek üzere bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Analiz sonuçları, sosyal medya kullanım bozukluğunun hem yaşam doyumunu hem de iş performansını negatif yönde etkilediğini göstermektedir. Sosyal medya kullanım bozukluğu ile yaşam doyumu ve iş performansı arasında negatif yönlü, yaşam doyumu ile iş performansı arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayanarak, akademik kurumların sosyal medya kullanımına yönelik bilinçlendirme çalışmaları yürütmesi, zaman yönetimi becerilerini geliştirmeye yönelik eğitimler sunması ve psikolojik destek sistemlerini güçlendirmesi önerilmektedir. Gelecek araştırmalarda sosyal medya kullanımının stres, tükenmişlik ve akademik üretkenlik gibi değişkenlerlev ilişkilerinin incelenmesi, ayrıca farklı meslek gruplarıyla karşılaştırmalı çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya Kullanım Bozukluğu, Yaşam Doyumu, İş Performansı. Haziran 2025, 91 Sayfa
Rekreasyon fırsat dağılımı: Bibliyometrik bir araştırma
Rekreasyonel alan ihtiyacının belirlenmesi, planlanması, kullanım, koruma ve sürdürülebilirlik koşullarının ortaya konması giderek daha çok önem arzetmektedir. Rekreasyon alanları planlamasında bir araç olan Rekreasyon Fırsat Dağılımı, ABD'de 1970'li yılların sonlarında ortaya çıkmış, birçok ülkede kullanım alanı bulmuştur. Araştırmanın amacı gelişmiş ve bilimsel çalışmaların yoğunlaştığı ülkelerde yaygın olarak kullanılan Rekreasyon Fırstlar Dağılımının bibliyometrik analiz yöntemiyle, ana hatlarını, etkin ülkeleri, yazarları, yayın türünü ve etkin kurumlarını ortaya koyarak bilimsel alana bu konuyla ilgili katkı sağlamaktır. Bilindiği gibi bibliyometri, alan yazınları konusunda yönetimlere bilim politikaları oluşturulmasında değerli bilgiler sunmaktadır. Rekreasyon Fırsat Dağılımı geniş bir uygulama alanı bulmasına rağmen yöntemle ilgili yeterli yayın sayısına sahip değildir. Bu sınırlılık yöntemin, rekreasyonun yeterli derecede anlaşılan, öneminin farkındalığının yüksek olduğu ülkelerde devlet politikası haline gelmesine rağmen, anlaşılmayan ve farkındalık oluşmayan ülkelerde yeterli derecede gündeme gelmemesine neden olmuştur. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak ikincil kaynaklardan elde edilen, nitel araştırma yöntemlerinden, doküman incelemesi kullanılmış, amaçlı örneklem tekniklerinden, ölçüt örnekleme yöntemi seçilmiştir. Çalışmada nicel verilere dayalı bibliyometrik verilerden yararlanılmış ve elde edilen veriler betimsel analizle açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada Scopus ve WoS (SCI ve ESCI indeksleri) veri tabanlarında mevcut tüm makaleler taranmış, veri temizliği uygulanmış, mükerrer olanlar analiz dışı bırakılmıştır. Araştırmanın baz aldığı tarih aralığı 1970 -2021 yıllarıdır. Başlangıç tarihinin 1970 alınması Rekreasyon Fırsat Dağılımının bu yıllarda ortaya çıkması sebebiyledir. Araştırma alanla ilgili kavramların açıklanması ile başlamış, yöntem anlatılmış, bibliyometri ile ilgili bilgiler verilmiş, analiz süreci anlatılmış, elde edilen verilerin bibliyometrik yasalara uygunluğu ve hipoteze uygun oluşturulan dokuz adet sorunun MS Exel ve VOSviewer programları yardımıyla cevapları aranmıştır. Veri analizleri sonucunda makalelerin bibliyometrik yasalara uymadığı tespit edilmiş, baskın dilin İngilizce, etkin kurumların ABD üniversiteleri, etkin ülkenin ABD olduğu, makale yayınlarının 2010 yıllarından sonra yoğunluk kazandığı, en fazla çevre ile ilintili yayınların yapıldığı, en etkili yazarların G.H. Stankey ile Paracchini ve arkadaşları olduğu tespit edilmiştir.