76

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Jean-Michel Basquiat'nin eserleri̇nde postmodern eği̇li̇mler

Bu tez, Jean-Michel Basquiat'nın eserlerinde postmodern eğilimleri incelemektedir. Başlangıçta modernizm ve modern sanat kavramlarına değinilmiş, bu bağlamda modern resmin özellikleri ele alınmıştır. Modernizmin ardından postmodernizm kavramına geçilmiş, postmodern sanatın belirgin nitelikleri üzerinde durulmuştur. Bu teorik çerçeve, Basquiat'nın sanatsal yaklaşımını anlamak için bir temel sunmaktadır. Jean-Michel Basquiat'nın hayatı ve sanatsal kariyeri, postmodern sanatın dinamikleriyle örtüşen birçok özellik barındırmaktadır. Basquiat'nın New York'ta geçirdiği yıllar, onun sanatını şekillendiren kültürel ve sosyal unsurların anlaşılması açısından kritiktir. Sanatçının eserlerinde, dönemin şehir yaşamının kaotik doğası ve çok kültürlü etkileşimleri açıkça görülmektedir. Özellikle Afroamerikan kültürü, Basquiat'nın çalışmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Sanatçı, eserlerinde bu kültürel mirası ve toplumsal meseleleri çarpıcı bir şekilde işlemektedir. Basquiat'nın neo-ekspresyonist tarzı, onun postmodern eğilimlerini daha da belirgin hale getirmektedir. Eserlerinde rastlanan yoğun renk kullanımı, düzensiz kompozisyonlar ve özgün semboller, onun neo-ekspresyonist kimliğini vurgulamaktadır. Sanatçının çalışmalarında, farklı disiplinlerden ve kültürel referanslardan aldığı ilhamlar dikkat çekmektedir. Basquiat, tarihsel figürler, popüler kültür unsurları ve kişisel deneyimlerini harmanlayarak, izleyiciyi düşündüren ve etkileyen eserler yaratmıştır. Tezin sonunda, Basquiat'nın belirli eserleri postmodern sanatın özellikleri ışığında analiz edilmiştir. Bu analizler, sanatçının postmodern sanat hareketine olan katkılarını ve eserlerinin bu bağlamdaki önemini ortaya koymaktadır. Basquiat'nın eserleri, postmodern sanatın karmaşıklığını ve çok katmanlı yapısını yansıtmakta, sanatçının bireysel ve toplumsal anlatısını gözler önüne sermektedir.

Basquiat, Jean MichelNeo-ekspresyonizmPostmodernizm+1
Ömer Işıklı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kentin dönüşümünde gündelik hayatın yapıbozumu üzerine resimsel çözümlemeler

Sanat ve kent ilişkisini ele alan bu çalışmada, öncelikle kenti sosyolojik açıdan inceleyen sosyal bilimcilerin tanımları temel alınmıştır. Bu bağlamda kentin, geçmişteki unsurları koruyarak geleceğe taşıyan ve her dönemi birbirine kolajlayarak geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran bir sistemin ürünü olduğu söylenebilir. Devamında, kentlerin ortaya çıkışı ve sosyal gelişimi incelenmiş; kent-köy farkı, şehirleşme süreçleri ve kültür arasındaki bağlantılara değinilmiştir. Kent ve resim sanatının ilişkisine bakıldığında ise; resim sanatının tarih öncesi dönemde doğa üzerindeki kontrolün simgesi olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Bu doğrultuda, biyofilik tasarım başlığı altında, kentin dönüşümüyle birlikte doğayı kendi hakimiyeti altına alan bir ilerleyişin varlığı tartışılmıştır. 1980'lerden itibaren sanayileşme ve küreselleşmenin etkisiyle kentler, değişim ve dönüşüm süreçlerinde yeni bir aşamaya geçmiş; sanayi fonksiyonunu yitiren kentlerin kalkınmasında kültür ve kent politikalarını bütünleştiği gözlemlenmiştir. Bu süreçte, kentlerin tarihi merkezlerinin yeniden önem kazandığı belirtilmiştir. Şırnak kenti özelinde yapılan incelemede, 2016 yılında yaşanan toplumsal olaylar sonucunda, Şırnak'ın merkezinde bulunan 12 mahalleden 7'sinin yok olması, bu kültürel yapının ciddi bir şekilde zarar görmesine neden olmuştur. 2016 olayları sonrasında fiziksel değişimle birlikte, Şırnak adeta bir "Beton Kent"e dönüşmüştür. Tez kapsamında incelenen konu, bütünlük açısından üç bölüme ayrılmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde, kent ve kültür kavramlarının tanımlarına ve tarihsel gelişimlerine kısaca yer verilmiştir. İkinci bölümde, bu kavramların sanat ve kültürle olan bağları incelenmiş, özellikle postmodern dönemde resim sanatında kent imgesi pratikleri ele alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise bu bağlamda gerçekleştirilen uygulamalara yer verilmiş ve analiz edilmiştir.

Ferhat Sapmaz
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İnsanın toplumsal dayanışmasının resim sanatına konu olarak yansımasının plastik olarak değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı bireylerin toplumsal dayanışmasının resim sanatına konu olacak şekilde yansımasının plastik özelinde değerlendirilmesini yapmaktır. Geçmişten günümüze yaşanan toplumsal gelişmeler ekseninde bireyler, toplumlar, ülkeler ve dünya değişmektedir. XXI. yüzyıl ile birlikte teknoloji çağının getirdiği baş döndüren gelişmeler, bilginin çok hızlı bir biçimde paylaşılması ve tüketilmesi, beraberinde toplumsal yaşamı da değiştirmiş, söz konusu değişim, toplumu oluşturan bireylerin davranışlarına da doğrudan etki etmiştir. Daha öncesinde yüz yüze yapılan pek çok etkinlik ve görüşmeler sanal ortama taşınmış, bu durum "toplumsal dayanışma" özelinde de birtakım değişimleri beraberinde getirmiştir. Yaşanan bu değişimin sanata ve resim yansımaları ise bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Bireylerin toplumsal dayanışmalarında gözlemlenen değişikliklerin sanata, resme ve özelde plastiğe konu edildiği herhangi bir akademik çalışmaya rastlanmamış olması da konunun özgünlüğünü göstermektedir. Çalışma, bu alana ilgi duyan, araştırma yapmayı hedefleyen araştırmacılara, sanatçılara ve bireylere kaynak olması açısından da önem arz etmektedi

İshak Şafak
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl resim sanatında portre kavramı

ÖZET 20. YÜZYIL RESİM SANATINDA PORTRE KAVRAMI VARNA, Fırat Yüksek Lisans, Resim Bölümü Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Aligholi MARDANİ Aralık 2025, 107 sayfa Bu tez, 20. yüzyıl resim sanatında portre kavramının geçirdiği dönüşümü, sanatı tarihsel bağlamda ele alarak incelemeyi amaçlamaktadır. Sanat tarihinde uzun yıllar bireyin fiziksel görünümünü ve toplumsal statüsünü temsil eden bir araç olan portre, 20. yüzyılın başından itibaren, geleneksel tanımların ötesine geçerek bireysel, psikolojik ve toplumsal katmanlara açılan çok yönlü bir anlatım diline dönüşmüştür. Modernizmin getirdiği estetik kırılmalar, sanatta temsil anlayışını sorgularken; portre de bu dönüşüm sürecinde, sanatçının öznel bakış açısını ve dönemin ruhunu yansıtan önemli bir ifade alanı haline gelmiştir. Bu bağlamda tezde, Fovizm, Ekspresyonizm, Kübizm, Dada, Sürrealizm gibi erken dönem modernist akımların portre anlayışına etkisi incelenmiş; ardından Soyut Dışavurumculuk, Pop Art, Konseptüel Sanat ve Çağdaş Sanat pratikleri çerçevesinde portre kavramının nasıl yeniden tanımlandığı ele alınmıştır. Ayrıca, teknolojinin gelişimiyle birlikte fotoğraf, video ve dijital medya gibi yeni ifade biçimlerinin portre sanatına etkisi değerlendirilmiştir. Sanatçıların portreye yükledikleri anlamlar birey kimliği, toplumsal cinsiyet, aidiyet, yabancılaşma ve tüketim kültürü gibi kavramlar ekseninde analiz edilmiştir. Bu çalışma, portre kavramının yalnızca biçimsel bir temsil aracı olmaktan çıkıp, 20. yüzyılda bireyin ve toplumun değişen yüzünü yansıtan bir düşünsel ve eleştirel söylem alanına nasıl dönüştüğünü ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu yönüyle tez, portre sanatına yönelik disiplinlerarası bir bakış açısı sunmakta ve 20. yüzyıl sanatı içindeki dönüşümlerin izini portre üzerinden sürmektedir. Anahtar Kelimeler: 20. Yüzyıl, portre, resim, sanat, portre kavramı

Fırat Varna
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda kent ve mekânın dönemsel perspektiflerle estetik çözümlemesi

Avrupa sanatında Rönesans'la başlayan dönüşüm, Orta Çağ'ın kapalı ve dogmatik dünya görüşünden uzaklaşarak insan merkezli düşünceyi, gözleme dayalı bilgiyi ve doğanın rasyonel kavranışını öne çıkaran bir zihinsel devrimi yansıtır. Leonardo da Vinci ile Michelangelo'nun eserlerinde mekân, oran, anatomi ve kompozisyon matematiksel bir düzen içinde ele alınmış; kent ve mimari temsil ideal güzelliğin arayışıyla uyumlu bir biçimde kurulmuştur. Bunu izleyen Barok çağda ise Rönesans'ın dingin dengesi çözülmüş, yoğun duygusallık, dramatik ışık kullanımı ve hareket fikri ön plana çıkmış; kent mekânları ile anıtsal yapılar kilisenin ve mutlak iktidarın ihtişamını sergileyen teatral sahnelere dönüşmüştür. 19. yüzyılda Romantizm, Sanayi Devrimi'nin mekanikleşen yaşamına ve Aydınlanma Çağı'nın aşırı akılcılığına tepki olarak doğanın büyüsüne, bireysel duyguya ve imgesel özgürlüğe yönelmiş; endüstriyel kentler ise çoğu zaman eleştirel ya da hüzünlü bir tonla betimlenmiştir. 20. yüzyılın başında ortaya çıkan modern sanat akımları, mekânın ve kentin algılanışını fiziksel gerçeklikten bağımsızlaştırarak yeniden yorumlamıştır. Sürrealizm, Freud'un bilinçdışı kuramını temel alarak kenti rüyaların, rastlantıların ve gizil çağrışımların birleştiği irrasyonel bir evren olarak kurgulamıştır. Dışavurumculuk, büyüyen metropollerin birey üzerinde yarattığı baskıyı çarpıtılmış biçimler ve yoğun renk patlamalarıyla dışa vurmuş; Fütürizm ise geçmişi reddedip makineleşmeyi ve hızı kutsayarak kenti sürekli devinen enerjik bir mekanizma gibi resmetmiştir. Kübizm' in çoklu perspektif yaklaşımı ise nesne ve mimariyi parçalayıp yeniden düzenleyerek mekânı geometrik bir düşünce alanına dönüştürmüştür. Türk resminde kent ve mekânın işlenişi, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan modernleşme, kimlik inşası ve kültürel dönüşüm süreçlerinin izleriyle şekillenmiştir. Osman Hamdi Bey ile başlayan dönemde İstanbul'un tarihsel dokusu Doğu-Batı karşılaşmasının simgesi olarak ele alınmıştır. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra Anadolu coğrafyası ve yeni başkent Ankara, ulusal ideallerin taşıyıcısı olarak resimlerde önemli bir yer edinmiştir. 1930'lardaki D Grubu sanatçıları kübist çözümlerle kenti daha analitik bir yaklaşımla ele almıştır. Günümüz çağdaş sanatında Devrim Erbil gibi isimler İstanbul'un ritmini, tarihsel katmanlarını ve görsel karmaşıklığını soyutlamalarla yeniden kurarak kentsel deneyimi çağdaş bir estetikle yorumlamayı sürdürmektedir.

Fahrettin Kaya
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş paradigmada nesne yorumları

Natürmort resim geleneğinin esas aldığı nesne temaları zaman içerisinde değişip dönüşmüş ve çağdaş sanat uygulamalarında tarihsel avangardın açtığı yolda sınır tanımaz bir anlayışa bürünmüştür. Modern dönemde dünyayı görme biçimlerimiz genişlemiş ve değişen paradigma ile natürmort resim türünden ne resim ne de heykel olan melez yeni alternatifler doğmuştur. Natürmort ve günümüz üç boyutlu nesne düzenlemeleri arasındaki ilişkiler sanattaki paradigma değişimi çerçevesinde incelenmiştir. Kitle ve tüketim kültürünün tanımladığı yeni toplumsal düzende, insan nesneleri karşısında edilgen duruma düşmüştür. Nesneleri merkeze alan natürmort geleneğinin sembolik anlatım olanakları bugün her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Nesneler, toplumsal ve sanatsal söylemin dönüşümleri ile doğrudan ilişki içinde gelişen bir temsil tarzı haline gelmiştir. Bu çalışma kapsamında natürmort geleneğinin beş ana temasını oluşturan flora, fauna, gündelik ev eşyaları, yiyecekler ve vanitas resimleri, çağdaş sanatta nesnelerin yüklendiği metaforik roller bakımından, nesnenin beş yeni hali olarak yorumlanmıştır. Zamanın ruhunu yansıtan çağdaş paradigmanın en önemli özellikleri disiplinlerarasılık ve postprodüksiyondur. Bu doğrultuda natürmort geleneğinin ana temaları yeniden ele alınarak, geleneksel olanla güncel temaları birleştiren anlayışıyla öznel yorumlar ortaya konulmuştur. "Nafile Gerçeklik" başlığı altında üretilen yapıtlar, güncel toplumsal konulara eleştirel bir bakış sunarken diğer taraftan da yaratıcı özne olarak kişinin kendi yaşanmışlıkları, deneyimleri ve nesneleri ile kurduğu bağlarla oluşan otoetnografik içeriğe sahip yorumlardır.

Modern resim sanatıModern sanatNatürmort+5
Hatayhan Koraltan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk portrelerinde vatansızlık sorununun görsel yansımaları

"Çocuk Portrelerinde Vatansızlık Sorununun Görsel Yansımaları" isimli bu tez çalışmasında konuyla ilgili olarak Göç kavramı ve faktörleri, mültecilik kavramları ve mülteci çocuklar üzerinde nesne ve mekân olarak ev imgesinin ve sanayi devriminin göç üzerindeki etkileri, modern ve çağdaş sanatta göç ve mültecilik temaları, çağdaş sanatta yersizlik ve yurtsuzluk imgeleri üzerinden değişen çocuk imgeleri, uygulama olarak 'Çocuk Portrelerinde Vatansızlık Sorununun Görsel Yansımaları' gibi kavramlar incelenmiştir. Göç ve mülteci konusu üzerine çalışan bazı sanatçıların hayatlarından anektodlar sunularak, eserlerinin analizi yapılmıştır. Ayrıca mülteci veya göçmen sanatçıların yaşadıkları yeni ülkelerin, sanat yapıtlarına ve kültürlerine etkilerinin var olup olmadığı çözümlemeye çalışılmıştır. Tarihin dönüm noktasını oluşturan dönemlerin göç olgusuna etkileri ve bunlar üzerinden sanat üretimleri irdelenmiştir. Araştırmanın uygulama konusu olan çocuk portreleri ile mülteci çocuklarının portreleri kullanılarak, eski nostaljik perdeler üzerine yağlı boya, sulu boya ve desen çalışmaları uygulanmıştır. Böylece çocukların toplum içindeki konumları, kamusal durumları ve halleri gözetilerek onların sanat üzerindeki etkisi, sanata yön verişi ve hassasiyetlerinin bir bütün olarak çalışmalara ne ölçüde yansıdığının bir izdüşümü saptanılmaya çalışılmıştır. Resimlere yansıyan psikolojik durumları, geçmişe ait kültürlerinin yansımaları tartışılmıştır.

DevletsizGörsel anlatımGörsel hikayeleme+4
Nurcan Kaya
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Elişi net: Tekno kadın ve yeni materyalizm

Bu tez sosyolojik, politik ve ekonomik dinamiklerin cinsiyetçi yaklaşımına dahil edilen sanatın ve teknolojinin cinsiyetleştirilmesine karşı yeni bir method geliştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında ele alınan metod melez bir kurgu alanı yaratmaktadır, birleştirici, homojen, akışkan, yumuşak ve tümcül olmak üzerine kavramsallaşmaktadır. Kadın sanatı olarak tanımlanan elişini yüceltir ve dijitalinde bir elişi gibi işlenmesi arzusundadır ve bunun pratikteki olasılıklarını araştırır. Bu konuyu ele alınmasının bir diğer nedeni ise kadının obje ve materyalle olan ilişkisi üzerinden yaratılan ötekileştirme ve değersizleştirmeye karşı, kadının materyal ve teknolojiyle tarihsel ilişkisini anlamaktır. Bu bağlamda kişisel üretimde materyal ve teknoloji ile olan ilişki yeniden inşa edilirken, öte yandan sanat üretimine sağladığı olanaklarla yeni metodlar geliştirmeye yönelik alan açmaktadır. Böylelikle bugün dayatılan hipermaskülen, tamamen hıza ve güce dayalı nobran ve toksik dijitalleşmeye karşın; düşünceli, duyarlı ve incelikli bir dijital alan yaratabilmenin olanakları araştırılmaktadır. Global olarak deneyimlediğimiz siber alan ve fiziksel yaşam arasındaki farkın eridiği günümüze bu yıllara adaptasyon sürecindeyken, gelecek için nasıl bir siber toplum kurgulanmalı sorusunun sanırım tam zamanıdır. Bu tez kapsamında insan sonrası teorilerinin bir parçası olan cinsiyetcilik sorunsalına yanıt vermeden, baskıcı patriarkanın sadece insana değil tabiata ve objeye yönelik hegemonyasıyla başa çıkması mümkün görünmemektedir. Bu nedenle araştırma aynı temelden beslenen antroposentrik, cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı ve sınıfçı tüm yapılanmalara karşın, yeni materyalle ilişimizi farkındalıkla ve dirençle yeniden ekip, biçip, filizlendirmeyi ummaktadır.

CinsiyetçilikEl işlemeleriKadınlar+6
Cevahir Özdoğan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beden'in tekinsizliği ve sanata yansımaları

Bu sanat eseri raporu, Sergio De La Pava' nın "Çıplak Tekillik" romanında ele aldığı bireyin adalet arayışını, toplumsal çöküşü, suç ve bireyin mükemmelliğe ulaşma kavramları kavramları ile Sigmund Freud'un "Tekinsizlik" kavramı ışığında ele almaya çalışıyor. Rapor, birbirleri ile ilişkili halinde okuna bilindiği gibi, ayrı bir şekilde değerlendirilebilen dört bölümden oluşmaktadır. I. Bölüm, bedenin tarihsel, sosyolojik ve sanat bağlamlarında ki salt varlığının akıl ile yükselen statüsünü irdelerken, tekinsizlik hislerin ve olguların beden üzerinde yarattığı travmatik histerik hallerin beden üzerindeki etkilerini de irdelemektedir. II. Bölüm ise, din, kültür, siyaset mecralarının düşünce ve ifadeler yordamıyla toplumsal alanda yarattığı beden profilini ele almaya çalışıyor. Profil, toplumun uğradığı değişimlerin yeni yasasını oluşturan yeni ifade ve aidiyet kavramları çerçevesinde maskelenme, örtünme meselelerin beden üzerinde yarattığı tekinsiz halleri dilsel ve görsel halinde ifade edilmeye çalışılmıştır. III. Bölüm, kendi güncelliğime dair bedenin değişmeyen bilinçaltının yeni oluşumları ve bedensel eylemselliğini ele alarak görsel hali ile de irdelemektedir. Şimdi ki beden profili, geçmişin kalıntısından koparılmayan bilinçaltı ile ne şekilde ilerlediği ve de biçimlendirildiği halini sergilemektedir. Tüm bunlar Pava'nın romanında ki karakterlerin maruz kaldığı hem toplumsal ifadeler hem de siyasal ifadelerin ilişkisi halinde ele alınmıştır. IV. Bölüm ise, sanat çalışma raporu bağlamında irdelenen olay ve durumlar arasındaki ilişkilerin barındırdığı çelişkiler sonucunda bedenin geçmiş, şimdi ve gelecek yazgısının değişmeyen profiline varılan sonuç bölümünü oluşturmaktadır.

BedenSanat eserleriTekinsiz
Ramazan Ertuğrul
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta kurucu bir güç olarak parodi

Bu çalışma, parodi kavramından yola çıkarak, sanat eserinin türlere yönelik biçimsel ve tematik inşasının ötesine uzanmayı, teorik bir model kurmak suretiyle estetik üretim sürecini poetik ve politik açıdan yeniden temellendirmeyi ve bunu yaparken de -bugüne dek üretilmiş kişisel sanatsal uygulamalar da dâhil olmak üzere- sanat eserleri üzerinden yapılan karşılaştırmalı okumalarla meseleyi somutlamayı amaçlıyor. Böylelikle, mevcut tekil teorik bakış açılarının dışında, Rancière'nin çağdaş sanatın mantığında yatıyor olduğunu söylediği "karara-bağlanamazlık" içinde "ikâme bir politik işlev" taşımaktan öte parodiyi kurucu bir karaktere dönüştüren estetik bir söylemin kavranarak kavramsallaştırılabilmesi mümkün hâle gelebilir. Bu tez çalışması, tez kapsamında yapılan sanatsal çalışmalarda ve eserin üretim sürecinde etkisini izleyebileceğimiz bir duyarlığın, sanatın önemli uğrakları boyunca nasıl yıkıcı ve kurucu bir güç olarak biçimlendiğini, sanatsal üretimin taklit boyutunda ustayla, kuşakla ya da halefle -ister hürmet (homage) isterse red (rejection) şeklinde olsun- nasıl her karşılaşmanın yakıtı hâline geldiğini göstermeyi hedefliyor. Dolayısıyla bu tez ile birlikte sanatın dönemeçlerini tutan birçok önemli sanatçının, hangi kılığa bürünürse bürünsün, hangi teknik silahlarla kuşanırsa kuşansın, hangi teorik zeminden kalkış yaparsa yapsın, sanatta zamanın ruhuna yerleşen parodiyle iş görme dürtüsünden azade olmadığını söylememiz de gerekiyor. Anahtar sözcükler: Parodi, temellük, taklit, pastiş, alegori, montaj, orijinal, ironi, sanat, resim.

ParodiResim sanatıSanat+2
Hakan Şarkdemir
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Resimde insan ve doğa ilişkisi

İnsanlık tarihi insanın ilk varoluşundan itibaren doğa ile yan yana olmuştur. Dünya oluşumunun içerisinde diğer canlılarla beraber varlığını gösteren insan tıpkı başka canlılar gibi doğaya karşı bir uyum sağlamıştır. Daha sonra ise insan diğer varlıklardan farklı olarak düşüncelerini ortaya koyarak doğaya karşı üstünlüğünü kısmen de olsa sağlamıştır. İnsanın doğayı tanımaya başlaması varoluşu süresince yeni buluşlar bulmasına ve devrim niteliğinde keşifler yapmasına sebep olmuştur. Yani insan her zaman doğayla iç içe olmuş ve doğayı tanıyarak varlığını daha da güçlendirmiştir. İnsanın doğayla ilişkisi sanat alanında bile ilk çağlardan itibaren kendisini göstermiştir. Zamanla insanın farklı ve gelişen ihtiyaçları sanat alanında da kendini göstermiştir. Sanat çalışmaları bazen büyüsel anlamlar taşıyan semboller olmuş bazen de süs ve yazı diline dönüşmüştür. Sanat kimi zaman güçlerin yanında yer almış kimi zaman da toplumsal ifadeyi yansıtmıştır. Sanat her zaman doğayla olan ilişki varlığını sürdürecektir. Çünkü insan doğayla her zaman yaşayacak ve bu etkileşim var olduğu sürece insanın doğayala irtibatı bilim ve sanat anlamında kendini gösterecektir. Bu tezin konusu, insanın doğayla ilişkisini kişisel yorumumlarla görselleştirmektir. İnsan doğası gereği tıpkı doğa gibi bazen hüzünlü bazen de sıcak ve umutlu olmuştur. Bu uyum ve benzerliği yansıtmak ve bunu görsel formlarla resimlendirmek bu tezin ana hedefi olmuştur.

DoğaResim sanatıİnsan+1
Fereshteh Ghavanloo
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kavramsal sanatta bir metafor olarak nesnelerin izdüşümü

Kavramsal Sanat, sanatın fikir ve içerik yönünü ön plana çıkartır. Bu sanat hareketi, geleneksel sanattan farklı değerleri kullanarak izleyiciye yorumlama noktasında geniş bir perspektif sunar. 20. yüzyılın başlarında öncü sanat hareketleri ile başlayan sanatta değişim süreci, 1950 sonrasında birçok sanat oluşumunu etkilediği bilinmektedir. Bu süreçte toplumsal değişimler ve buna neden olan gerekçeler sanatçılar açısından dikkate alınarak sanat uygulamalarına yansıtılmıştır. Kavramsal Sanatın algılanabilmesi için bu sanat oluşumunun felsefi yapısının da bilinmesi gerekir. Bunun nedeni, sanatçıların eserlerini üretirken kullandıkları yöntem, teknik ve malzemelerin farklılaşan yapılarının izleyicide bıraktığı etkiler olarak belirtilebilir. Bazı çalışmalarda sanatçılar bir nesne ya da bir işaret ile duygu ve düşüncelerini aktarma çabasına girebilirler. Bu tür eserlerin yorumlanması/çözümlenmesi farklı değerlendirmeleri göz önünde bulundurarak gerçekleştirilebilir. 'Kavramsal Sanatta Bir Metafor Olarak Nesnelerin İzdüşümü' başlıklı bu araştırmada, Kavramsal Sanat eserlerinde kullanılan nesnelerin ya da göstergelerin çözümlenebilmesinde nesnelerin metaforik anlamlarının ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Sanatçılar eserlerinde kullandıkları nesnelere farklı anlamlar yükleyerek, bu nesneler aracılığıyla çalışmaların fikirsel yönünü ortaya koymaya çalışırlar. Birçok Kavramsal Sanat eserinde günlük hayatta kullanılan hazır nesneler ya da doğal malzemelere rastlanır. Sanatçılar malzemeleri estetik bakış açılarıyla yeniden tasarlayarak/kurgulayarak çalışmalarını üretirler. Yeniden kurgulanan bu nesnelere kodlanan anlamların 'metaforik' içerikleri barındırdığı söylenebilir. Bu içeriklerin doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için eserlerin odak noktasını oluşturan sosyokültürel durumlara değinmek gerekmektedir. Bu araştırmanın 'bulgular ve yorum' bölümünde Kavramsal Sanat bağlamında üretilen eserler incelenmiştir. Bu eserlerde kullanılan nesnelerin 'metaforik' izdüşümleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanat, Kavramsal Sanat, Nesne, Metafor, İzdüşüm

Kavramsal sanatMetaforNesne+2
Berna Şen
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk yüksek baskı resim sanatında figür

Baskı resim sanatının tarihi Milattan öncelere dayansa da ilk baskı ile yapılan resimlere Rönesans Döneminde Almanya'da rastlandığı bilinmektedir. Rönesans dönemine kadar uzanan ahşap baskı sanatı, sanatçılar tarafından yazı ve resimler için kullanılmıştır. Ahşap baskı sanatının gelişiminde önemli bir rolü olan, matbaanın kurucusu ve tipografinin mucidi Johannes Gutenberg'dir. Sanatçılardan önemli bir isim ise Albrecht Dürer'dir. Ahşap baskının gelişmesiyle birlikte baskı işleri kolaylaşıp, ağır ilerleyen baskı işi hız kazanmıştır. Yazıların hızlı basımı, kitapların çoğaltılmasına olanak sağlamıştır. Bu da daha çok kişiye ulaşımı ve okuma imkânını sağlamaktadır. Baskı resim sanatının avantajlarından biri olan çoğaltma işlemi, metin içerisine yerleştirilen ya da farklı amaçlarla kullanılan görsellerin değişime uğramadan seri baskılarda kullanımına da olanak tanımıştır. Yüzyıllar geçtikçe farklı tekniklerin de ilavesi ile baskı resim yapma işi Dünya'nın her tarafında ilgi görmüştür. 20. yüzyıla gelindiğinde özellikle Avrupa'daki türeyen Modern Sanat akımlarının da baskı resimden yararlandığı görülmüştür. Türkiye'de baskı resim süreci 18. yüzyılda başlar. İbrahim Müteferrika ile ilk baskı resim girişimlerinin başlaması, sonrasında Sanayi-i Nefise Okulunda baskı atölyesinin kurulması ve bunları diğer kurumların takip etmesi ile birlikte, özellikle Türk Yüksek Eğitim okullarında baskı resim sanatı gelişme göstermiştir. Bu okullardan yetişen ressamlar ve akademisyenler memleketin her bir yanına dağılarak baskı resim sanatlarının öğretilmesini ve geliştirilmesini sağlamışlardır. Son 20 yıl içinde özellikle uluslararası ve ulusal çaptaki baskı resim dallarında yapılan bienaller, yarışmalar vb. faaliyetlerin yanı sıra açılan müzeler de baskı sanatlarına olan ilgiyi arttırmıştır. Günümüzde deneysel baskı resim yapan sanatçılar ile özellikle figür resmine farklı bir bakış da getirilmiştir. "Türk Yüksek Baskı Resim Sanatında Figür" adlı çalışmamın giriş bölümünde araştırmanın konusu ve problemi, amacı, önemi, sınırlılığı, yöntemi ve evren örneklemi anlatılmıştır. Kavramsal Çerçeve Bölümünde Yüksek Baskı Resim Sanatının Tarihi Gelişimi ve Teknikleri değerlendirilmiştir. Bulgular ve Yorumlar Bölümünde Türkiye'de yüksek baskı resim tekniği ile figür çalışan sanatçılardan Turgut Zaim, Muammer Bakır, Mustafa Aslıer, Nevzat Akoral, Mürşide İçmeli, Ercan Gülen, Gören Bulut, Yunus Güneş, Hasan Kıran ve Ejmel Yalçıntaş'ın 3'er adet eserine yer verilip değerlendirilmiştir. Uygulama çalışmaları bölümünde ise bu tez kapsamında uygulama yapılma gerekliliğine değinilmiş ve Nimet Kaymaz'ın Yüksek baskı resim sanatında yapmış olduğu 10 adet çalışması ele alınarak figürlü eserleri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Resim, Baskı Resim, Ağaç Baskı, Linolyum, Avrupa, Türkiye

Ağaç baskıBaskı resimFigür+5
Nimet Kaymaz
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pop-Art resminde renk, biçim ve kompozisyon ilişkisi

Popüler kelimesi toplum arasında herkesçe bilinen ve sevilen yaşam şekli, alışkanlıklar, kıyafet tercihleri vb. verilerin anlatımında kullanılır. Eski çağlardan beri toplumlarda popüler olaylar veya durumlar olmuş, halk da dolaylı olarak bu olaylardan etkilenmiştir. Antik çağda yapılan festivaller, Yunan döneminde agora meydanlarında toplanıp felsefi konular üzerine tartışma yapmak dönemin popüler konularından biridir. Buna ek olarak Rönesans döneminde perspektif kullanılarak yapılan çalışmalar Rönesans çalışmalarının popüler görüntülerindendir. Barok, Romantizm, Realizm, Fovizm, Dadaizm, Ekspresyonizm, Kübizm ve Sürrealizm gibi sanat akımları da kendi içerisinde üslup bakımından popülaritesini barındırmaktadır. Tarihi süreç içerisinde hem farklı konularda hem de sanatsal alanlarda popüler olaylar ve gelişmeler olmuş, ancak bu tür olayların sanat diline dönüşmesi Pop-Art akımıyla gerçekleşmiştir. 1950 yılından itibaren eş zamanlı olarak İngiltere ve Amerika da başlayan Pop-Art resim sanatı konu olarak dönemin popüler kültürünü kullanmıştır. Özellikle Amerika'da hızla artan tüketim kültürüyle olgunlaşan popüler olayların hızla duyulması olayı toplum yaşantısının kaçınılmaz bir parçası haline gelmiştir. Pop-Art ve popüler kültür her zaman iç içe gelişmiş, bu iki durum her zaman birbirini tetiklemiş ve kendini güncel tutmayı başarmıştır. "Pop-Art Resminde Renk, Biçim ve Kompozisyon İlişkisi" adlı bu çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konu ve problem durumu, amacı, önemi, sınırlılığı, evren ve örneklemi ve yöntemi anlatılmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde Pop-Art düşüncesinin oluşumu ve dönemin popüler gelişmeleri ele alınmış, Pop-Art resim üslubu, renk kullanımı, kompozisyon ilişkisi ve diğer sanatsal özellikleri değerlendirilmiştir. Bulgular ve yorumlar bölümünde Pop-Art Resmin öncü ressamları olan Richard Hamılton, Roy Lıchtensteın, Andy Warhol ve David Hockney' in Pop-Art tarzında yaptıkları üçer adet eserine yer verilmiş, bu eserlerdeki renk, biçim ve kompozisyon yapıları ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Pop-Art' a öncülük etmiş ve değer katmış bu sanatçılar dönemin popüler kültürünü ve Pop-Art estetiğini yansıtması açısından önem arz etmektedir. Uygulama çalışmaları bölümünde bu tez kapsamında uygulama yapılma gerekliliğine değinilmiş ve Enes Kurt'un Pop-Art tarzında yapmış olduğu sekiz adet çalışması ele alınarak renk, biçim, kompozisyon ilişkisi açısından değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler; Pop-Art, Popülarite, Resim Sanatı, Renk, Biçim, Kompozisyon

BiçimKompozisyonModern resim+5
Enes Kurt
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında uçak figürü

Yüzyıllardır insanoğlunun ilgisini çeken en büyük eylemlerden biri 'uçmak' olmuştur. Uçma isteği, kimi zaman insanların hayallerini süslemiş, kimi zaman ise uçma eylemini gerçekleştirme planlarını kurdurmuştur. Sonunda insanoğlu birçok farklı alet yaparak uçmak isteğini eyleme dönüştürmeyi başarmıştır. Özellikle son yüzyılda yapılan uçma eylemleri sayesinde şehirler, ülkeler arası havadan yolculuk çok ileri boyutlara taşınmış, uzay araştırmaları alanında yapılan uçma eylemleri sayesinde gezegenler ve uzay hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Gelecekte hava yolu ile bireysel ulaşım isteği yeni uçuş eylemlerini de beraberinde getirecektir. Tarihi süreç içerisine bakıldığında Müslüman alimlerden Abbas İbn Firnas'ın uçuş çalışmaları yaptığı, Osmanlı Dönemi'nde Hezarfen Ahmet Çelebi'nin kollarına kendi tasarladığı kanatları takarak Galata Kulesi'nden Üsküdar'a kadar uçtuğu, Lagari Hasan Çelebi'nin kendi tasarladığı roket ile bir süre havada kalmayı başardığı görülmüştür. 20. yüzyılın başlarında da Vecihi Hürkuş, Emrullah Ali Yıldız, Nuri Demirağ ve Baykar Bayraktar uçak ve havadan ulaşım konusunda kayda değer gelişmelere katkı sağlamışlardır. Dünya ülkelerinde de uçma düşüncesi çok sayıda kişi tarafından eyleme dönüştürülmüştür. Rönesans Dönemi sanatçısı Leonardo Da Vinci kuşların uçuş şekillerinden ve kanatlarından yola çıkarak uçma konusunda tasarımlar yapmış, Otto Lilienthal uçuş çalışmalarında bulunmuş, 20. yüzyılın başlarında Wright Kardeşler ilk motorlu uçağı üreterek uçmayı başarmışlardır. Uçma isteği bilimsel gelişmelerle eyleme dönmeye başladıkça, sanatçılar tarafından da sanat yapıtlarında konu edilmeye başlamıştır. Leonardo Da Vinci'nin uçuş konulu çizimleri kayda değer ilk sanatsal çizimler olmuş, motorlu uçakların üretilmesi ve özellikle 1. Dünya Savaşında ve 2. Dünya Savaşında savaş uçaklarının kullanılması sürecinde ressamlar tarafından tuvallerde uçak figürleri yer almaya başlamıştır. Yolcu taşımacılığının toplumun çoğunluğunun hayatında yer almaya başlaması ile beraber hava taşıtları da toplum arasında ilgi odağı olmuştur. Bu gelişmelerden sanatçılar da doğal olarak etkilenmişlerdir. Resim sanatında da uçma düşüncesi ve uçak figürleri oldukça yer almıştır. Resim sanatında uçma ve uçak figürünün yer aldığı eserleri günümüzde bir araya toplama gereği duyulmuş ve konu ile ilgili olarak bu tez çalışması ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda konu ile ilgili yapılan çalışmalar araştırılarak bir araya getirilmiş, çalışma dahilinde yorumlanmıştır. Ayrıca konu ile ilgili uygulama çalışmaları da yapılmıştır. "Resim Sanatında Uçak Figürü" adlı bu tez çalışmasında Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, önemi, sınırlılığı ve yöntemi verilmiştir. Kavramsal Çerçeve bölümünde kaynaklardan yararlanılarak uçma isteğinin uçma eylemine dönüşünün tarihi sürecinden bahsedilmiş, uçma eyleminin gelişimi anlatılmış, Rönesans Döneminden başlayıp Leonardo Da Vinci'nin çalışmalarıyla devam eden ve 20. yüzyılda Empresyonizm başta olmak üzere, Fütürizm, Dadaizm, Süprematizm, Sürrealizm, Soyut Ekspresyonizm, Soyut Sanat, Pop Art Sanat akımlarında ve Çağdaş Sanat sürecinde sanatçılar tarafından uçma konusunda yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Bulgular ve Yorumlar Bölümünde ise yapıtlarında uçak figürü kullanan Batı Resim Sanatında Gerardo Dottori, Sonia Delaunay, Roy Lichenstein, Anselm Keifer ve Philippe Vercellotti, Türk Resim Sanatında Mehmet Gürbüz Gürer, Murat Ilgın, Osman Törer, Barış Sarıbaş ve Nihat Evren Derman'ın yapıtlarında yer alan uçak figürü sanatsal olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Uygulama Çalışmaları adlı son bölümde ise tez konusu kapsamına giren çalışmalar ele alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçmak, Uçak, Resim, Sanat.

Batı resim sanatıFigürResim sanatı+3
Raziye Yüzer
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde bir mitolojik unsur olarak nar

"Çağdaş Türk Resminde Bir Mitolojik Unsur Olarak Nar" konulu yüksek lisans tez çalışmasında amaç, nar imgesinin mitolojik olarak anlamlarının çağdaş Türk resim sanatındaki kullanımına dair örneklerinin incelenmesidir. Araştırmada literatür taraması yapılmış yurtiçi ve yurtdışı kütüphaneler ve arşivlerine ulaşılmış, makale bildiri ve tezler incelenerek konu özelindeki kısımlar çalışmada yer almıştır. Mitoloji masal, öykü ve efsanelerden oluşan sözlerdir. Toplumların köklerine ait bu söylencelerin, sanat yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılarak kalıcı hale gelmesi sağlanmıştır. Dolayısıyla kadim bir geçmişe sahip olan Türk toplumunun sanatına bakıldığında nar rastlantısal mitsel bir imge olmuştur. Türk sanatında Osmanlı devletinde batılılaşma dönemi resimlerinde nar imgesinin natürmortlarda kullanıldığı tespit edilmiştir 1980'lerde üniversitelerde mitoloji derslerinin verilmeye başlanmasıyla mitolojiye ilgi artmış ve sanatçılar bu yönde eserler üretmeye başlamışlardır. Tez çalışması, çağdaş Türk ressamlarından Arzu Karcı, Emin Güler, İsmail Acar, İlham Enveroğlu, Muzaffer Akyol ve Özdemir Yemenicioğluna ait eser örneklerinin analizleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırma sonucunda katalogda yer alan sanatçıların eser örneklerinde mitoloji ile bağlantılı nar imgesine yer verdikleri ve sembolik anlamda kullandıkları tespit edilmiştir.

Soyut resimTürk mitolojisiTürk resim sanatı
Şerife Konuş
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yöresellik bağlamında Nuri İyem'in eserlerinde kültürel imgeler

Kültür toplumların karakteristik özelliklerini yansıtan farklı birçok göstergeyi kapsar. Bu göstergeler ait oldukları toplumun geleneklerini, yaşam biçimlerini, beslenme alışkanlıklarını, giyim tarzlarını, vb. birçok yönünü ortaya koyar. Sanatçılar için kültürel değerler ortaya koydukları sanat eserleri için önemlidir. Türk resim sanatı özelinde düşünüldüğünde, sanatçılar eserlerinde kültürel imgeleri yoğun olarak kullandıkları söylenebilir. Bilindiği üzere Türk resim sanatı biçim, teknik ve yöntem bakımından zamanla değişim yaşamıştır. Bu değişimin en önemli nedenleri arasında batı sanatının özelliklerinden etkilenmesi olduğu ifade edilebilir. Bu etki 20. yüzyılın başından itibaren yoğun şekilde üretilen eserlerde görülmektedir. Türk resim sanatında 1940'lı yıllar sanatçılar için yeni yönelimlerin etkili bir şekilde ortaya çıktığı yıllar olmuştur. Batı etkisiyle oluşturulan resim sanatına yeni bir anlayış ya da bakış açısı kazandırmaya çalışan sanatçıların toplumsal gerçekçi anlayışla kültürel imgeleri kullanarak oluşturdukları eserler Türk resim sanatı açısından önemli bir süreci başlatmıştır. Anadolu insanının yaşamı, yöresel motifler, dönemin sosyokültürel durumların toplum üzerindeki etkileri, vb. konularda eser üreten sanatçılar, Türk resim sanatını kültürel imgeler ile yeniden kurgulamışlardır. Bu süreçte Nuri İyem'in eserlerindeki kültürel imgeler dikkat çeker. Yöresel konuları eserlerinde işleyen sanatçı, kendine özgü sanat üslubuyla Anadolu insanının yaşamını toplumsal gerçekçi bağlamda ele almıştır. Bu araştırmada, Nuri İyem'in kültürel imgeleri yansıttığı eserleri incelenmiştir. İncelenen eserlerde kullanılan imgeler dönemin sosyokültürel yapısının algılanması açısından önemlidir.

Türk resim sanatı
Ali Bağ
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş resim sanatında bir ifade biçimi olarak yalnızlık ve hüzün olgularının ele alınması

Yalnızlık ve hüzün olguları sanat içerisinde her zaman kendine yer bulmuştur. Sanatçılar, bu iki olguyu zaman zaman içerisinde bulundukları döneme göre değerlendirmiş, zaman zaman dönemin dışında kendi anlayışları ile ilişkilendirerek eserlerinde sergilemişlerdir. Bu noktada eserler sergilenirken birçok farklı duygu, anlam, düşünce vb. kavramlar, izleyici tarafından anlamlandırılmıştır. Sanatın en önemli olgularından ikisi olarak ele aldığımız yalnızlık ve hüzün olguları, geçmişten günümüze her dönemde kendini sanatsal eserler üzerinde göstermektedir. Sanatın bir ifade biçimi olarak resim, bu iki olguyu aktarmanın en önemli ve özel yollarından biri olmuştur. Hayatın bazen bir döneminde bazen ise uzun, hatta sürekli olarak yalnız ve hüzünlü hisseden insanoğlu, kendini resim sanatı ile ifade edebilmiştir. Bu durum göze alınarak diyebiliriz ki yalnızlık ve hüzün olguları, resim sanatının her döneminde, kendini bir ifade biçimi olarak göstermiştir. Geçmişten günümüze kadar kendini ifade eden bu iki olgu, süreç içerisinde belli bir ortak kültür, anlayış, duygu ve düşünce durumu meydana getirmiştir. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan, farklı sanatçılar, kendilerini bu olgular üzerinden benzer veya ortak bir dille ifade etmiştirler. Ortak bir benlik oluşturan bu olgular sadece sanatçı üzerinde değil, izleyici üzerinde de bir anlayış formu oluşturmuştur. Gelişen ve değişen dünya şartları ve standartları ile bu anlayış biçimi, daha genel kitlelere yayılarak ilerlemiştir. Kitlelere ulaşan bu form, çağdaş dünyanın getirdiği standartlar ile birlikte farklı din, dil, mezhep, cinsiyet, millet, topluluklardan kişiler ile etkileşime girerek, daha farklı görüşleri, yalnızlık ve hüzün olgusu üzerinde ortak bir dilde birleştirmiştir. Çağdaş resim sanatının global bir anlatı ve anlayış biçimine sahip olması dolayısı ile yalnızlık ve hüzün olgularının, sanatçı ve izleyici üzerindeki durumunu gözlemlememizde önemli bir role sahip olmuştur. Bu çalışmada, çağdaş resim sanatında yalnızlık ve hüzün olgularının nasıl ele alındığına odaklanılmıştır. Bu olguların ele alınması sanatçıların, farklı plastik nesneleri, materyalleri, teknikleri, anlayış ve üslupları kullanarak kendilerini yaratıcı bir şekilde ifade etmelerini anlamamızı sağlamıştır. Bu çalışma içinde çağdaş resim sanatındaki yalnızlık ve hüzün olgularının, insanların yaşamlarında nasıl etkili olduğunu ve sanatın bu duyguları ifade etmek için nasıl bir araç olduğunu incelenmiştir. Bu tezin giriş bölümünde araştırmanın konu ve problem durumu, amacı, önemi, sınırlılığı, evren ve örneklemi ve yöntemi anlatılmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde Yalnızlık ve Hüzün olgularının tanımı ve açıklanması ele alınmış ve resim sanatı ile bağlantıları açıklanmıştır. Devamında 20. yüzyıldan günümüze kadar çağdaş sanat sürecinde Yalnızlık ve Hüzün olguları ele alınarak değerlendirilmiştir. Bulgular ve Yorumlar bölümünde Adam Riches, Anne Magill, Jörn Peter Budesheim, Katja Lang, Lesley Oldaker, Schalk van der Merwe, Seiichi Terazono, Simona Cheli, Stefan Zsaitsits ve William Stoehr'in eserleri incelenmiş ve eserlerdeki yalnızlık ve hüzün olguları ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu sanatçılar eserlerinde yalnızlık ve hüzün olgularını birer ifade biçimi olarak barındırarak çağdaş resim sanatına bu bağlamda katkı sağlamışlardır. Uygulama çalışmaları bölümünde bu tez kapsamında yapılan yedi adet eser ele alınmış ve yalnızlık ve hüzün olguları bağlamında değerlendirmişlerdir.

Duyguları ifade etmeHüzünModern resim sanatı+5
Fatih Cihat Bolat
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel mitoloji bağlamında sanatta öznenin dönüşümü ve kimlik okumaları

Kişisel Mitoloji Bağlamında Sanatta Öznenin Dönüşümü ve Kimlik Okumaları Bu tez çalışmasının amacı öz yaşam öykülerinden yola çıkarak kişisel mitler yaratan sanatçıların eserlerini psikoloji, sosyoloji, felsefe ve sanatın kavramlarıyla irdeleyerek sanatsal imge üretme yöntemlerini ortaya koymaktır. Her sanat yapıtı benliğin bir yansımasıdır. Konusu ne olursa olsun sanatçının özünden bir şeyler barındırır. Öznesinin kaygılarını, korkularını, umutlarını, yaşamı nasıl kucakladığını ya da kendini nasıl algıladığını sezinleriz yapıt karşısında. Doğası gereği sanat yapıtı bir 'dil'dir ve sanatçıdan bağımsız olarak işler. Yapıt karşılaştığı her bir izleyicinin zihinsel dünyasına temas ederek benliğe bir yansıtma önerir. Dolayısıyla sanat yapıtı öznesinden bağımsız olarak sonsuz anlam üretme potansiyeline sahiptir. Böyle bir yaklaşım sanat yapıtlarını birer mit olarak ele alma imkanı tanımaktadır. Harald Szeemann'ın literatüre kazandırdığı 'kişisel mitolojiler' kavramı, bireysel kimliklerin deşifre edildiği sanatsal çalışmalara kuramsal bir çerçeve oluşturmaktadır. Bu tez kapsamında öz-hikayelerin şekillenmesinde önemli rol oynayan ben-özne, birey-bireysellik ve kimlik kavramları irdelenmiş, sanatçının öz hikayesinin -görece- dolaysız görünümünü sunan oto-portreler bu kavramlar üzerinden analiz edilmiş ve kendi kişisel dünyalarından yola çıkan ya da meselesi 'kendisi' olan sanatçıların mit üretme ya da mitleşme süreçleri araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: mit, bireysel mitoloji, özne, benlik, kimlik, oto-portre.

DönüşümKimlikKimlik sunumu+6
Dilan Demirbağ
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğa kültür bağlamında ağaç ve kuş yuvası üzerine resimsel betimlemeler

Doğa kültür bağlamında ağaç ve kuş yuvası üzerine resimsel betimlemeler başlıklı bu tezde ağaç ve kuş yuvası ele alınarak doğal yaşamın bir parçası olan ağacın ve kuş yuvasının üzerinde durulmuştur. Sanat ve doğal çevre bağlamında ağaç ve kuş yuvasının yapısı incelenerek bunların hacimsel ve geometrik yapısı ile birlikte dokusal yapıları üzerin de detaylı çalışılmalar yapılmıştır. Kuşlar için yaşam alanı oluşturan yuvaların insanlar tarafından yapılması ve kültürel bir değer olarak kentsel mimaride kullanılmasıyla ilgili bilgilere değinilmiştir. Ağacın resim sanatındaki yeri ve konumu ele alınarak, canlıların yuva anlayışı ve içgüdüsel yapı bakımından benzerliği üzerinde durulmuştur. İnsanların dünya üzerinde ilkel yaşamdan, gelişen ve genişleyen teknolojik faaliyetlere yönelik ilerleyişiyle birlikte daha çok tüketim toplumu haline gelmesi, doğal yaşamdaki hayatı kısıtlamaya başlamıştır. Dünya üzerinde meydana gelen savaşlar, göçler, yangınlar ve sanayileşmenin getirdiği çevre tahribatı gibi birçok olgular üzerinde durularak, canlıların hayatta kalma mücadelesi içerisinde olmaları, yaşamlarını sürdürebilecekleri daha güvenilir ve daha korunaklı yerler aramaları sonucunda yaşanan kültürel çatışmaların ve yaşamsal sıkışmışlığın getirdiği birçok problemler tez kapsamında üretilen resimlerin çıkış noktasını oluşturmuştur.

Ömer Öztürk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
20
Master'sOpen AccessTR

Yalnızlık ve teklik yaşanmışlıklar kapsamında gemi imgesinin nesne-doğa ilişkisi bağlmanında plastik açıdan yorumlamaları

İnsanın bilinçaltında yer alan olgular, bireyin ve toplumun yaşam koşullarına bağlı olarak sürekli gelişim göstermektedir. Sosyal bir varlık olan insanı, gelişen teknoloji, sanayileşme, kentleşme, savaş gibi etmenler derinden etkilemiş, yalnızlaşmasına ve toplumdan uzaklaşmasına neden olmuştur. Resim sanatının gelişim sürecinde sanatçıları da derinden etkileyen bu olgular, yapılan sanat eserlerinde kendini göstermiştir. Bu durumla bağlantılı olarak yapılan sanat eserlerinde mutluluk, hüzün, acı, yalnızlık, yabancılaşma ve kaos gibi kavramlar ana tema olarak kullanılmıştır. Yalnızlık teması, resim sanatının her döneminde farklı tarz ve biçimlerde ele alınmıştır. Sanatçılar, doğadan edindikleri izlenimler ve deneyimleri bilinçlerinde şekillendirerek kendilerinde oluşan duygu durumlarını imgeler aracılığıyla çeşitli şekillerde göstermişlerdir. Bu çalışmada, bireysel deneyimlerden yola çıkılarak nesne-doğa ilişkisi bağlamında gemi imgesi incelenmiş ve yapılan resim çalışmaları ile resimsel bir dil oluşturulmaya çalışılmıştır. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde problem durumundan, problem cümlesinden, araştırmanın amacından, araştırmanın öneminden, sayıltılardan, sınırlılıklardan, araştırma yöntemi ile evren ve örneklemden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, literatür taraması yapılarak yalnızlık, imge ve nesne-doğa kavramları arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmış, çeşitli örnekler incelenerek ilgili dönemlere değinilerek irdelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmacının yapmış olduğu resimler ve bu resimlerin analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda; yalnızlık kavramının çoğu zaman sanatçının ruhsal durumu ile bağlantılı olduğu, insanoğlunun yaşadığı olumsuz durumlara karşı oluşturduğu savunma mekanizması, bir tepki olarak yalnızlığa sürüklenmesinde etkili olabilir. Sanatçıların geçmişten günümüze bilinçaltında gizli olan bu duygu durumlarını büyük bir ustalık ile eserlerine yansıttıkları görülmüştür.

Duygusal yalnızlıkGüzel sanatlarSosyal yalnızlık+2
Hüseyin Meydan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Çocukluğa ilişkin anı ve imgelerin resme yansımaları üzerine bir dizi resim önerisi

Bu çalışmada, sanatta geçmiş ve anıların özellikle de çocukluk döneminin etkisi, yapılan resimlerle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Oluşan bu resimler, tez içeriğinin belirlenmesinde etkin olmuştur.Sanat, öznel bir tavır olduğundan, öznelliğin ortaya çıkmasına neden olacak şeyler arasında yaşantılar da gelmektedir. Kişinin hayatında farklı dönemler yer alır ve bu dönemler farklı başlıklar altında isimlendirilir. Çocukluk dönemi gibi.Çocukluk dönemi araştırılarak bu dönemin en çok ilişkili olduğu aile, okul, oyun, anı gibi kavramlar da ele alınıp öznel yaşantıdan yararlanılarak anlatılmaya çalışılmıştır. Resimleri oluşturan konular, çocukluk dönemindeki öznel yaşantılara ait olduğundan, bu çalışmada yer alan ve çocukluk dönemini anlatan yazılarda da öznel aktarımlara başvurulmuştur. Bu aktarımlar da resimlerdeki ve yazılardaki ortak duyguları ortaya çıkarmaktadır.Resim sanatında geçmiş, anı, çocukluk dönemine ait imgeleri kullanan sanatçılar bulunmaktadır. Sanatta imge ve öznellik, sanatçının kendini ifade etme şeklidir. Tez kapsamında yapılan resimlerde konuyla ilgili imgeler ele alınırken öznel bir tavır da ortaya konulmaya çalışılmıştır.Sonuç olarak, resimlerde oluşan geçmişe ait imgeler bugün ele alındığından, dünle bugün arasında sanat yoluyla kurulmuş bir köprü gibidir. Düne ait `ben' ile bugünkü `ben'in içinde biriktirdikleri, resimsel bakış açısıyla şekillenerek ortaya çıkar.

Binnaz Koca
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Cumhuriyet sonrası Türk resminde sembol

Zamanın ve mekânın ötesinde evrensel bir dili olan semboller, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar filozofların, sanatçıların ve sanat tarihçilerinin üzerinde önemle durdukları bir kavram olmuştur. İnsanlığın ilkel dönemlerinden bu yana geçirmiş olduğu tüm süreçlerde sembol, siyasette, ekonomide, inanç sistemlerinde, savaşlarda ve barışlarda, bilimde ve sanatta kolay okunabilen ve kalıcı etkiler bırakabilen etkin bir rol üstlenmiştir. Hayatın her alanında karşımıza çıkan ve sanatın bütün dallarında etkin rolü olan sembol, tüm önemine rağmen sanat tarihinde sadece küçük başlıklar halinde incelenmiş olmakla beraber "Türk Resminde Sembol" konusunun özellikle de "Cumhuriyet Sonrası Türk Resminde Sembol" konusunda bir araştırma olmadığı yapılan ön çalışmayla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle yapılacak araştırmanın merkezine Cumhuriyet sonrası Türk resminde sembolün kullanımı alınmıştır. Bu araştırmada mevcut durumu saptamaya yönelik betimsel yöntem kullanılmıştır. Konunun derinlemesine araştırılmasında öncelikle ilk bölümde sembolün tanımı, sınıflandırılması ve sembol kavramı altında işaret edilen ve çoğu zaman bir biriyle karıştırılan kavramlar incelenecektir. Sonrasında Avrupa resimde sembol başlığı altında araştırmacının yurt dışındaki çeşitli müzelerde yaptığı saha çalışması neticesinde edindiği bilgiler ve kaynaklar yardımıyla sanat alanında iz bırakan ve resimlerinde sembol kullanan Avrupalı sanatçıların eserlerinden örnekler sembolik açıdan irdelenecektir. Daha sonrasında araştırmanın merkezinde yer alan Cumhuriyet sonrası Türk resmi ve sembolik anlatım içeren örneklerin incelenmesiyle sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır. Sonuçta olarak estetik değer ve içerik açısından sanatçının bir ifade dili olarak tercih etmiş olduğu sembol/sembollerin resim sanatında kazandığı anlam ya da büründüğü ifadenin izleyici boyutunda nasıl anlam kazandığı irdelenmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İmge, Sembol, Simge, Resim, Türk Resmi.

Resim sanatıResimlerSemboller+1
Meral Batur
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Modaya yön veren ressam "Victor Vasarely"

Konstrüktivizm ile güçlü bir bağ kuran Victor Vasarely, sanat ile mimarlığın iç içe geçebileceği düşüncesinden yola çıkarak, sanatın yalnızca estetik bir uğraş değil, aynı zamanda topluma fayda sağlayan bir araç olması gerektiğine inanmıştır. Sanatçının oluşturduğu evrensel görsel dil, insanlık için ortak bir iletişim biçimi kurma çabasının bir ürünüdür. Vasarely'nin sanatı, yalnızca bireysel bir ifade biçimi değil; kolektif algının, bilimin ve teknolojinin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Vasarely, Konstrüktivist prensipleri Op Art akımının dinamik yapısıyla birleştirerek özgün bir tarz yaratmıştır. Geometrik biçimleri soyutlama yöntemiyle yeniden yapılandırmış, matematiksel hesaplamalara dayalı kompozisyonları ile izleyicinin algısını yönlendiren optik illüzyonlar üretmiştir. Bu anlamda, Vasarely'nin sanatı hem Konstrüktivizm hem de Op Art bağlamında değerlendirilebilecek disiplinler arası bir niteliğe sahiptir denilebilir. Sanatçının eserlerinde kullandığı ritmik desenler, renk kontrastları ve mekânsal derinlik etkileri yalnızca sanat galerileriyle sınırlı kalmayıp zamanla gündelik hayatın pek çok alanına nüfuz etmiştir. Özellikle moda ve tasarım alanlarında, Vasarely'nin optik illüzyonlara dayalı biçim anlayışı, tekstil ürünlerinden mobilya yüzeylerine, duvar kâğıtlarından halılara kadar uzanan geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Moda tasarımında özellikle 1960'lı yıllarda Mary Quant gibi öncü isimlerin Op Art etkisinde geliştirdikleri koleksiyonlar, bu sanat akımının giyim üzerinden ifade bulan etkisini gözler önüne sermektedir. Günümüzde ise dijital baskı tekniklerinin gelişimiyle birlikte Op Art motiflerinin yeniden yorumlanarak tasarım ürünlerine aktarılması, bu akımın halen geçerliliğini koruduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, Victor Vasarely'nin sanatsal mirasını hem tarihsel hem de estetik bağlamda incelemek; onun Konstrüktivizmle olan etkileşimini, Op Art akımındaki belirleyici rolünü ve özellikle moda ile gündelik tasarım alanlarında yarattığı etkileri ortaya koymaktır. Çalışmada ayrıca Vasarely'nin geliştirdiği sanat dili ile bugünün grafik tasarımı, tekstil ürünleri, iç mekân dekorasyonu ve moda koleksiyonları üzerindeki izleri değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, Victor Vasarely yalnızca bir sanat akımının temsilcisi değil; aynı zamanda görsel algıyı sorgulayan, sanat ile toplum arasındaki bağı yeniden kurmayı amaçlayan öncü bir figürdür. Onun geliştirdiği Op Art anlayışı, günümüzde hem estetik hem de işlevsel yönleriyle sanat, tasarım ve moda dünyasında ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Halil İbrahim Gedik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal içerik ve biçim açısından çağdaş Türk resmi

Genel olarak, kaynaklarını toplumsal hayattan, toplumsal olgu ve değerlerden alarak topluma yönelik bir anlatımla biçim dili oluşturmuş sanat üslupları, cumhuriyet devrimleri sırasında ve sonrasında ABD, Meksika, SSCB, Almanya, İtalya, Fransa'da etkili olmuş, ekonomik ve politik gelişmeler ile güçlü bir etkileşim içinde olmuşlardır. Yapıtlarıyla toplumsal ve eleştirel bir tutum sergileyen sanatçılar gerçekçilik, toplumsal gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik, eleştirel gerçekçilik gibi üsluplarda sınıflandırılmışlardır. Tutumları yakınçağ ile ortaya çıkan cumhuriyetçi ve toplumcu düşüncelerle koşut olmuştur.Batı sanatındaki demokratik toplumsal hareketlilik Türk resmindeki toplumsal içerik ve biçim için bir kaynak oluşturmuş ve Türk resminin kendi yerel kaynaklarını oluşturmasına ve Türk siyasi tarihinin ve sosyal olaylarının paralelinde gelişimine etken olmuştur. Türkiye tarihinin kendine has karakteri sonucunda, toplumsal olayların ve güncel sorunların yapıtların içeriğini ve biçimini oluşturması, özellikle eleştirellik açısından Türk toplumcu resminin farklı bir karakterde oluşmasına neden olmuştur.Türk ressamlar arasından zengin bir dil geliştirmiş ve toplumsal tutumu istikrar ile sürdürmüş ressamların yapıtları toplumsal içerik ve biçim yönlerinden analiz edildiğinde, Türkiye resmindeki toplumsal gerçekçi plastik dilin, doğal ve toplumsal, güncel olguları analiz ederek betimleyebilecek ve estetik yargılara varabilecek olanaklara sahip bütünsellikte olduğu görülmektedir.

BiçimResim sanatıResimler+5
Ulaş Önder
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılın ilk yarısında Türk resminde manzara ve Nazmi Ziya Güran

Bu araştırmada "20. Yüzyılın ilk yarısında Türk Resminde Manzara teması ile birlikte Nazmi Ziya Güran"ın üslubunu ve eserlerini incelemektedir. Araştırma; manzaranın Türk resminde tarihsel gelişim evreleri, çeşitli sanat grupları tarafından yorumlanması, Nazmi Ziya Güran'ın yaşamı, sanatı ve eserlerinin incelenmesi açısından önemlidir. Araştırma betimsel tarama modelinde desenlenmiştir. Geleneksel Türk manzara resmi minyatür sınırları içinde gelişme göstermiştir. Osmanlı Mühendishanesine resim dersinin eklenmesiyle minyatür resmi önemini yitirmiş, zaman içinde resim dersleri sayesinde gelişen manzara resmi Primitif ressamların daha sonra da asker ressamların tuvallerinde ele alınmıştır. Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda manzara resmi birçok sanat grubu tarafından işlenip yorumlanmıştır. Nazmi Ziya Güran, manzarayı bireysel eğilimle resimlerine konu edinmiştir. Sanat anlayışındaki üretkenlik, özgünlük ve seçtiği konulardaki kararlı tavır ile Türk resim sanatında yer edinen önemli manzara ressamlarından biri olmuştur. Nazmi Ziya, yaşadığı şehrin doğasını, kent ve sokaklarını, deniz ve çeşmelerini büyük bir kararlılıkla resmetmiştir. Günün değişen anlarının resimlerini yapan sanatçı ışığın, geçici hava tabakalarının ve güneşin peşine düşmüştür. Paletinden karanlık renkleri uzaklaştırarak kendine daha aydınlık tonlarda bir palet oluşturmuştur. Resimlerinde puantilist tekniği hakim kılmış, tuş tuş kullandığı renk parçacıklarını karıştırmadan kullanmıştır. Yaptığı tüm çalışmalarında doğayı salt bir güzellikle değil, kendi ruhundan ve özünden geçirerek resmetmiştir. Anahtar Kelimeler: Çallı Kuşağı, Nazmi Ziya Güran, Manzara, Minyatür, Türk Resmi

20. yüzyılGüran, Nazmi ZiyaManzara+3
Yasin Çakır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

1950 sonrası Türk resim sanatında doku

Araştırmada 1950 sonrası Türk resim sanatında doku öğesi kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca resimlerinde dokunun öğesini kullanmasıyla öne çıkan sanatçıların doku öğesine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; doku'nun tanımı, dokuların ortak özellikleri, dokuların algılanması, dokuların oluşumları açıklanmış ve doku çeşitleri olarak; doğal doku, görsel (yapay) doku, güncel doku, optik doku ve dinamik dokulara yer verilmiştir. 1950 sonrasında Türk resim sanatına değinilmiş, Türk resim sanatında dokunun kullanımı, yeri ve öneminden bahsedilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, araştırmanın modeli, katılımcılar, veri toplama süreci, verilerin analizi ve yorumlanması yer almaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir.Araştırmada, amaçlı örnekleme yöntemi ile Türk resim sanatında, tuval resminde doku unsuru ile dikkat çeken altı sanatçı, örneklem olarak belirlenmiştir. Resimlerinde doku öğesine yer vermelerinden dolayı Devrim Erbil, Mehmet Güleryüz, Halil Akdeniz, Erkan Özdilek, Ahmet Yeşil ve Ünsal Kınıklı ile yapılan görüşmelere yer verilmiştir.Bu araştırmada, araştırmanın problemi doğrultusunda hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizleri yapılırken, içerik analizinden yararlanılmıştır. İçerik analizinde temelde yapılan işlem, birbirine benzeyen verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde bir araya getirmek ve bunları okuyucuların anlayabileceği bir biçimde düzenleyerek yorumlamaktır. Araştırmada, tanımlanan bulgular araştırmacı tarafından açıklanmış, ilişkilendirilmiş ve yorumlanmıştır. Bulguların yorumlanmasında, katılımcıların görüşlerinden doğrudan alıntılar yapılmıştır.Araştırmanın üçüncü bölümünde, görüşme yapılan sanatçıların, dokunun önemine ilişkin görüşleri, 1950 sonrası Türk resim sanatında doku unsurunun tuval resminde değişimine ilişkin görüşleri, Avrupa resim sanatçılarıyla Türk resim sanatçılarının yapıtlarındaki doku farklılıklarına ilişkin görüşleri, sanatçıların kendi resimlerindeki doku ve kullandıkları malzemelere ilişkin görüşleri yer almaktadır.

Modern resim sanatıResimlerSanat+2
Remziye Ercan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet sonrası Türk resim sanatında görülen peyzaj resimlerinin tasarım ilkelerine göre incelenmesi

Son yıllarda sanat alanında yapılan çalışmaların çoğunluğunda, sanat tasarım ilkelerinin önemi artmıştır. Günümüzde pek çok akademisyen, sanatta tasarım ilkelerinin ne ölçüde kullanıldığını gösteren araştırmalar ortaya koymaktadır. Öte yandan peyzaj resmi için bu alanda yapılan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Tasarım ilkeleri doğanın bütününde var olan şablonların isimlendirilmesini kapsar. Şu halde tasarım ilkelerinin peyzaj resminde ne derecede kullanıldığı önem arz eden bir konudur. Bu nedenle bu araştırmada peyzaj resminde tasarım ilkelerinin varlığı incelenmiştir.Araştırmada peyzaj resminde tasarım ilkelerinin varlığı incelenirken iki konuya dikkat edilmiştir. Bunlardan birincisi, klasik üslupta üretilen peyzaj resimleri ile modern üslupta üretilen peyzaj resimlerinin kıyaslanmasıdır. Bu anlamda seçilen dört klasik, iki modern üslup takipçisi sanatçının eserleri tasarım ilkelerine göre incelenmiştir. İkincil olarak, peyzaj resminde genel anlamda bir değerlendirme yapılarak, sanat tasarım ilkelerinin kullanılmasının miktar, derece ve yönüne dikkat çekilmiştir.Eser analizlerinin sonucunda, klasik üslupta üretilen eserlerde doğanın sahip olduğu tasarım ilkelerine uygunluğun ön plana çıktığı görülmüştür. Öte yandan, modern üsluptaki eserlerde de, her ne kadar çeşitlilik ilkesine başvurularak klasik üsluptan kaçınma eğilimi olsa da, bu resimlerde de kendi içerisinde tasarım ilkelerinin bütününe de bir uygunluk olduğu görülmüştür. Modern üslupta en fazla görülen tasarım ilkesi ise çeşitlilik ilkesidir.

PeyzajResim sanatıResimler+3
Tamer Bilgiç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1950 sonrası sanat oluşumlar ve Türkiye'deki alternatif sanat mekânlarına dair sanatçı, eleştirmen ve galerici görüşleri

Bu araştırma ?1950 Sonrası Sanat Oluşumları ve Türkiye'deki Alternatif Sanat Mekânlarına Dair Sanatçı, Eleştirmen ve Galerici Görüşleri? konusunu içermektedir. Araştırmada sanatçıların, eleştirmenlerin ve galeri yöneticilerinin; 1950 sonrası Türkiye'de ortaya çıkan sanat etkinlikleri ve bu oluşumların yansımaları, katılımcıların güncel sanat oluşumları ve Türkiye'deki Alternatif Sanat Mekânlarına yaklaşımlarıyla ilgili görüşleri ele alınmıştır. Bu araştırmada 1950 sonrası sanat oluşumları, özellikle güncel sanat yaklaşımları ve Türkiye'deki alternatif sanat mekânlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'de alternatif sanat mekânlarının yeterli olmadığı, İstanbul için bu talep karşılanmış olmasına rağmen Türkiye'deki diğer illerde hala yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de son yıllarda yeni sanatçıların yetişmesi, galerilerin çoğalması ve bienallerle hızlanan sanat aktivitelerinin gelişmesine karşın sanat yaklaşımlarının sergilendiği etkinliklere yeterli önem verilmediği belirlenmiştir. Katılımcılar güncel sanat sergilerinde mekân kullanımı konusuna bir kısıtlama getirilemeyeceğini, her yerde, her koşulda sergilerin açılabileceğini, Türkiye'de ki güncel sanat etkinliklerinin gelişmesi ve yeni sanatçıların yetişmesiyle ilginin arttığı, alternatif mekânların yeterli olup olmamasından ziyade bu mekânlarda sergilenen işlerin niteliğinin önemli olduğu ve gelecekte; sanatta, sanatçı-alıcı buluşmasındaki rolü galeriler, fuarlar ve bienallerin üstleneceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Güncel Sanat, Alternatif Mekânlar, 1950 Sonrası Sanat Oluşumları.

Alternatif sanat mekanlarıGüncel sanatSanat hareketleri
Ayşegül Kalkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal gerçekliğin Türk resim sanatına etkisi

19. yüzyılda Batı'da başlayan sanayileşme, kentleşme ve 20. yüzyılda politikleşen toplumsal yapıyla sanatın içinde toplumsal gerçekçilik bir anlatım biçimi olarak kendini göstermiştir. Avrupa, Rusya ve Meksika'daki toplumsal değişimlerle beraber, sanatçılar tarafından toplumsal gerçekçilik oluşumu içinde yeni bir boyut kazanmıştır.Bu araştırmada Batıda gelişen ?Toplumsal Gerçekçilik? akımının Türk Resim Sanatı'nı ve sanatçısını nasıl etkilediğini; bu etkileşimin eserlerine nasıl yansıdığı kuramsal bir çerçevede incelenmesi amaçlanmıştır.Bu araştırma toplumsal gerçekçiliğin Türkiye'de özellikle 1950-2010 yılları arasında ortaya çıkan sanat oluşumlarının yanında sanatçıların toplumsal gerçekçilik kavramına yaklaşımlarını, tutumlarını ve eserlerindeki yansımaları görmek açısından önemlidir. Bu araştırma, toplumsal gerçekçilik bağlamında 1950 ve sonrası eser üreten Türk resim sanatçıları ve eserleriyle sınırlıdır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada sonuç olarak; Türkiye'de toplumun ezilen kesimine dönük resimler yanında batılılaşma ve modernleşme olgusuna paralel olarak saniyeleşme, iş ve işçi sorunu, göç sorununun resimlere konu olduğu görülmüştür. 1960 ve 1980'lerde yaşanan askeri müdahaleler sonrası gerçekleşen kısıtlamalar edebiyatta olduğu gibi resim alanında da özgürlük, tutuklama, işkence gibi konular olarak dikkat çekmektedir. 1980 sonrası tüketim olgusuyla, yalnızlaşan, korkan, saldırganlaşan insanların konu edildiği resimler yanında güncel sanat yaklaşımlarında da sanatçıların toplumsal sorunları eleştirel bir dille yansıttıkları görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Gerçekçilik, Nuri İyem, Neşe Erdok, , Gürkan Coşkun, Cihat Burak, Hakan Gürsoytrak.

Burak, CihatErdok, NeşeGerçeklik+6
Melek Tan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Avrupa resim sanatında dinsel simgeler

ÖZET 20. YÜZYIL AVRUPA RESİM SANATINDA DİNSEL SİMGELER ELMAS, Ali Osman Yüksek Lisans Tezi, Resim Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Lale ALTINKURT Temmuz, 2014, 139 Sayfa Bilinen en eski mağara resimlerinin anlamları, gizemini korusa da dinsel ve büyüsel amaçlarla yapıldıkları tahmin edilmektedir. Doğanın gücü karşısında insanlar kendilerini koruyabilmek, avını yakalayabilmek, ayakta kalabilmek için çeşitli ritüeller geliştirmişlerdir. Avcı ve toplayıcı kültürün ilk resimlerinin, bir ritüelin parçası olarak, verimlilik sembolleri olarak gerçekleştirilmiş olduğu söylenebilir. Çok tanrılı inanış, insanın doğayı anlamlandırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal düzenin sağlanmasına katkı sağlayacak dinsel kurumlar, toplumlar üzerinde büyük bir güce de sahip olmuşlardır. Bu kurallar ve ritüeller bütünü, bazen savaşların nedeni olmuştur. Dinler çeşitli kuralları, ritüelleri, merasimleri, sembolleri ile toplumlar tarafından benimsenmişlerdir. Toplumun bireyi olan sanatçı da yaşadığı çağının dinsel kurumlarından, kurallarından etkilenmiştir. Sanat Avrupa'da belirli dönemlerde dinsel kurumlar tarafından desteklenmiştir. Bu etkileşim sırasında diğer sanat alanları gibi resim de yeri geldiğinde daha şematik sadeleştirilmiş bir dile dönüşürken, bazen konu, teknik ve plastik dilin kullanılışı açısından abartıya varan, dinsel konulara, sembollere yer verilen bir nevi araca dönüşmüştür. Bu araştırma; endüstrileşme, modernleşme sürecinde Avrupa sanatında resimlerinde dinsel simgelere yer veren sanatçılar ve yapıtlarını ele almaya çalışmıştır. Araştırmada toplumların inanış sistemlerine kısaca değinilerek, simgenin tanımına, tarihsel sürecine ve sembolizm akımına değinilmiştir. Endüstrileşme süreci, bilimsel ve teknolojik yeniliklerin etkisi ile toplumsal yaşam, düşünsel yapının ortaya koydukları, bu durumda sanatçıların ortaya çıkan akımlar içinde dinsel sembolleri ele alışları incelenmeye çalışılmıştır. Modernleşme sürecinde resim, ortaya çıkan kalıplaşmış, klişeleşmiş düşüncelere ve akademikleşmiş anlayışa karşı bir tavır sergilemiştir. Fakat çağın sancılı ortamını soluyan sanatçıların yaşadıkları dünyayı anlamlandırmasında, klişeleşmiş olsa da dinsel simgelere yer verdikleri görülmüştür. Bu bazen Dinsel tavra karşı bir eleştiri taşırken, bazen de geçmişe gönderme yapmak için, en anlaşılır şekil olması yönüyle dikkat çekmektedir. Ayrıca Chagall ve Nolde gibi sanatçıların resimlerinde ana tema içerisinde dinsel sembollerin şiirsel bir dil içerisinde yer verdikleri görülmektedir. Resimler içinde geçen dinsel semboller mesaj vermeyi amaçlamaktan ziyade sanatçıların geçmiş yaşamları, düşlemleri içerisinde kültürünün bir parçası olarak yaralan unsurlar olarak göze çarpmaktadır. Anahtar Kelimeler: Simge, Dinsel Resim

20. yüzyılAvrupa sanatıBatı resim sanatı+4
Ali Osman Elmas
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Savaş ve göç olgusunun sanatta yansımaları

İkinci Dünya Savaşından sonra Ortadoğu'da yaşanan savaşlar büyük toplumsal göçlere neden oldu. Bu savaşların beraberinde yaşanan göçlerin sanat alanına yansımaları bu tezin konusu olarak belirlenmiş ve incelenmiştir. Ancak bu konuya açıklık getirebilmek için öncelikle "savaş-sanat-göç" bağlamında savaşın insanlık tarihindeki yerine bakılmıştır. İncelenen dönemde savaş sebebiyle oluşan göçü sanat eserlerinde işleyen sanatçıların kullandıkları kavramlar ve imgeler, önem arz etmektedir. Bu kavramlar ve imgeler: göç eden insanlar, yuva, yaşam yerini terk etme, yeni yaşam alanı, taşınma, yürüme, göç yolu, sınırlar, sınır kapıları, mülteci olma hali, hatırlama, ayrılma, terk edilmiş insanlar, yıkılan evler olarak belirlendi. Belirlenen bu çerçevede göçün, sanatta kendine bulduğu yer ile sanatçıların yapıtlarında göç olgusunu nasıl işledikleri incelenmiştir. İncelenen sanatçı ve sanat eserleri tez konusuna göre seçilmiştir. Sanat tarihine yaklaşım da yine bu bağlamda gerçekleşmiştir. Bu temelde tezde araştırma yöntemi olarak literatür taraması ve niteliksel araştırma metotları benimsenmiştir. Literatür taraması konusunda sosyal bilimler ve siyasal bilimlerle ilişkili okumalar yapılmıştır. Sonuç olarak, bu tezde ele alınan konu küreselleşen dünyada sanatçılar için önemli bir konu olarak sunulmuştur. Göçü yaşayan sanatçıların bu konudaki sanatsal aktarımlarının kendi öznel yaşamlarından hareketle eserlerinde evrensel bir dil oluşturdukları ortaya çıkmaktadır. Farklı yerlerde ve farklı tarihlerde göçlerle ilgili ortaya çıkan sanat eserleri, göçün olgusal benzerlikleri nedeniyle günümüz sanatçıları tarafından yeniden yorumlanarak üretildikleri saptanmıştır. Bu konuda üretilen eserlerde renkli boya tekniklerinin yanında her türlü "güncel sanat teknikleri" kullanılmıştır. Alanla ilgili yaptığım araştırmalar neticesinde eserler üreterek sanat alanına katkıda bulundum. Yaptığım çalışmalarda incelediğim sanatçıların etkileri de görülmüştür. Bilinen insanlık tarihine bakıldığında tekrar eden göç olgusunun güncel sanat çalışmalarıyla sanat alanında günden güne daha fazla yer aldığı ve evrensel anlamda bir farkındalık yarattığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, Etki, Savaş, Göç, Güncel Sanat

GöçlerGüncel sanatSanat+1
Ersin Kayıkçı
Düzce University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnsanmerkezcilik ekseninde çağdaş sanatta hayvan bedeni

Bu tez, hayvan bedeninin sanatsal üretim biçimlerinde "nesne" haline gelmesini ve insanmerkezcilik üzerinden değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Hazır nesnenin sanata girmesiyle birlikte, yeni imge üretmeden var olanın kullanımı ve hayvan bedenlerinin canlı olarak sanatta yer almasının neden olduğu fiziksel ve duygusal şiddeti ele almaktadır. Bu kapsamda birinci bölüm insanmerkezcilik üzerine odaklanmıştır. İkinci bölüm insanın kendisini merkezi konuma koyduğu Rönesans ideolojisi ile başlamış ve sanatsal üretimler üzerinden hayvan bedeninin metafor, gösteri nesnesi, deneysel yöntemler ve imge olarak kullanılmasıyla devam etmiştir. Çağdaş sanatta hayvan bedeninin insanmerkezci bakış ile sergilenmesi ile hayvan bedenine olan tahakkümün izlerini aramıştır. Sanat yapıtları üzerinden hayvan haklarını düşünmeyi denemiştir. Tüm bu teorik ve uygulama süreci kişisel uygulamalar için zemin oluşturmuş ve kişisel çalışmalar bu çerçevede oluşmuştur. Hayvan bedeninin varlığı ve yokluğu ile oluşan uygulamalar insan ve hayvan arasındaki mesafeyi görünür kılmaya çalışmıştır. Araştırma süreci hayvan bedeni ve mahremiyeti hakkında 20. yüzyıldan günümüze hayvan bedeninin kullanımı üzerinden kişisel çalışmaları anlamlandırma ve şekillendirmede yol gösterici olmuştur. Tez süresince basılı ve elektronik kaynaklardan yararlanılmış, felsefe, sosyoloji gibi farklı alanlarda incelemeler yapılmış, sanatçı siteleri, söyleşileri ve sanat yazıları incelenmiştir.

BedenHayvanlarModern sanat+3
Meltem Çelik
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanat nesnesi olarak ağaç

İnsanlık tarihi boyunca doğa, sanatçılara üretim süreçlerinde ilham kaynağı olmuştur. Sanatçılar doğa üzerine düşünmüş ve onu eserlerinde kimi zaman gerçekçi, kimi zaman da soyutlama ağırlıklı ele almışlardır. Doğa ve doğada yer alan nesneleri sanatta konu edinirken sanatçılar, yaşadıkları dönemin, toplumsal, ekonomik, politik, çevresel tüm dinamikleri ile ilgilenmişlerdir. Bu dinamiklerin ışığında doğadan bir kesit olarak ele alınan ağaç kavramı da, sanat tarihinde geçmişten günümüze işlenmekte olan bir konudur. Sanatçılar içinde yaşadıkları dönemin üslup özellikleri, dünya görüşü, doğaya bakışı üzerinden ağaç kavramını ele almışlardır. Bu araştırma geçmişten günümüze resim sanatında ve günümüz sanat pratiklerinde ağacı ele alan öncü sanatçılar üzerine kurulmuştur. Araştırma ağaç temasını, mitolojiden çağdaş sanata kronolojik bir sıra ile ele alarak, resim sanatında ağaç konusunu eserler üzerinden ele alma amacını taşımaktadır. Çağdaş sanat nesnesi olarak ağacın kültürel açıdan yeri ve önemi incelenecektir. Bu bağlamda tezde modernizmden önce ağaç kavramına değinerek günümüz sanatında ağacın temsil ettiği anlamlar açıklanarak, kavramsal olarak ağacın sanattaki yeri ve işlevi açıklanacaktır. Günümüz sanatında bir anlatım dili olarak ağaç olgusu, kavramsal ve kültürel açıdan açıklanarak genel bir değerlendirme ile bir sonuca bağlanacaktır. Oldukça geniş bir tema olmakla birlikte ağaç kavramı, Batı Sanat Tarihi'nde iz bırakmış sanatçıların eserlerinden örnekler ile sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda tezin giriş bölümünde somut bir varlık olarak ağaç kavramı, geçmişten bugüne sanatın ve kültürlerin en önemli simgesel unsuru olarak açıklanmıştır. Ağaç kavramı kültürel olarak değişik anlamları bünyesinde barındırmaktadır. Ağaca yüklenen kültürel anlamlar kategorize edildiğinde, "dilek ağacı", "kozmik ağaç", "yaşam ağacı", "kutsal ağaç" gibi sınıflandırmalar ortaya çıkmaktadır. Toplumların kültürel unsurlarına bağlı olarak ağaç kavramına yükledikleri anlamlar farklılaşmaktadır. Giriş bölümünde ağacın mitolojiden modernizme kadar sanat tarihinde kavram olarak ele alınışı hakkında bilgi verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde doğadan bir kesit olarak ağaç kavramı ele alınmaktadır. Günümüz sanat anlayışında toplumların farklı kültürel yapılarına bağlı olarak sanata yükledikleri anlamlar değişmektedir. Bu değişimi de belirleyenler arasında mitoloji ve sanat tarihi önemli bir noktadadır. Mısır ve Uzak Doğu toplumlarında sanatsal yaratının nesnesi olan doğa ve doğanın bir parçası olan ağaç; ölümsüzlüğün, varoluşun simgesel yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Konfüçyüs, Tao, Zen Budacılığı doğada yaşanan olayları gözlemleyerek doğanın düzenini merak etmişlerdir. Bütün bu kültürel çeşitliliklere ve farklılıklar ışığında bu bölümde mitoloji ve ağaç teması işlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kültürel bir gösterge olarak ağaç kavramı ele alınmıştır. Ağaç kavramı da sanatta kendisine yüklenen anlamlar dahilinde, kimi zaman doğanın bir kesiti kimi zaman metaforik anlamlar yüklenerek sanatta yer almıştır. Doğadaki tüm elemanlar bir bütünlük ve entropi yasasına göre var olurlar. Sanatçının doğayı ele alışı da gerek malzeme gerek ise kavram boyutunda sonsuz bir çeşitliliğe sahip olabilir. Doğayı gözlemleyen bazı sanatçılar doğal dengenin, süreklilik ve bütünlük içinde var olan yapısını, ağaca indirgeyerek ifade etmeye çalışmışlardır. Tezin dördüncü bölümünde Batı Sanat Tarihi'nden bir kesit olarak ağaç konusu ele alınmıştır. Erken Rönesans Dönemi'nden modernizme kadar olan süreçte, dönem sanat özellikleri bağlamında ağacı ele alan örnek sanatçı eserlerine yer verilmiştir. Tezin beşinci bölümünü çağdaş sanatta bir anlatım dili olarak ağaç kavramı oluşturur. İlk olarak1960 sonrası sanatta yaşanılan değişimler açıklanmıştır. Müze ve galeri gibi sanat eserlerinin izleyici ile buluştuğu alanlara "alternatif bir mekan olarak doğa" konusu açıklanmıştır. Ağacın temsil problemi ve salt kendisinin sanat eserine dönüşme süreci, örnek eserler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Bu eserler ile biçimsel ve kavramsal yönden ilişkili bulunan kişisel üretim sürecindeki eserler, yine bu bölümde yer almaktadır. Sonuç bölümünde her bölümün özeti yapılmıştır. Özellikle çağdaş sanatta ağaç kavramı, kişisel eserler üzerinden açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Ağaç, Kültür, Çağdaş Sanat

Ağaç malzemelerAğaçlarModern sanat+2
Mustafa Oral Ünlü
Düzce University · Institute of Fine Arts
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sanatta görünürlük sorunu ve kendine mal etme üzerinden benin inşası

Bu tez çalışmasında, sanatta ifade ve görünür olma kavramlarını kendisine mal etme üzerine konumlanmaktadır. Bu kapsamda klasik dönemin belirgin yapıtları üzerinden başlayarak, çağdaş sanata uzanan süreçte, sanatın geçirdiği dönüşüm ele alınmaktadır. Modern ve post-modern dönemde meydana gelen gelişmeler, dijitalleşme ile birlikte sanatta görünürlük sorununa yeni boyut kazanmıştır. Klasik ve modern sanatın başlangıcından itibaren sanatın geldiği konum, dijital alanda sanat eseri üretimi ve paylaşımını mümkün kılan teknolojik yeniliklere borçlu olmuştur. 20. yüzyılın başlarından itibaren sanatçıları etkileyen teknolojik yenilikler, multidisipliner çalışmalara zemin hazırlamıştır. İmgelerin dijitalleşmesiyle birlikte, birçok sanatçı üretimlerini yeni bir çerçevede sunmaya başlamışlardır. Bu tez çalışmasında, teknolojik gelişmelerin ve dijitalleşmenin, resim sanatı içinde ele alınışı kendine mal etme eyleminin dönüşüm süreci kronolojik iz düşümlerle incelenmektedir. Nitel bir araştırma kapsamında, günümüze kadar gelen süreçte dijital sanat sisteminin ve görünürlüğün amacı ve etkisi değerlendirilmektedir. Teknoloji ve sanat arasındaki ilişki ve etkileşim, insanlık tarihiyle birlikte gelişim göstermiştir. Sanat, insanın kendini ifade etme ve tanıma aracı olarak ortaya çıkarken; teknoloji, bilimsel birikimin ilerlemesiyle ortaya çıkan gelişmelerdir. Özellikle 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan sinema, fotoğraf ve arttırılmış gerçeklik gibi teknolojik gelişmeler, sanatın kavram, içerik ve biçim dilini değiştirmiştir. Sanatçılar, çağın teknolojik imkânlarını kullanarak yeni sanat türleri ve ifade biçimleri geliştirmişlerdir. Sanatçılar başkalarına ait unsurları kendi yapıtlarına dâhil etmesi anlamına gelen kendine mal etme kavramı, modern ve çağdaş sanat tarihi boyunca sıklıkla kullanılmıştır. Kendine mal etme, sanatçılara yaratıcılıklarını ifade etme konusunda daha geniş imkânlar sunarken görünürlük sorununu da beraberinde getirmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde, post modern sanat uygulamaları içerisinde yer alan yeniden üretim, görünürlük ve dijitalin sanatta kullanımı bir yöntem olarak benimsenmiştir. Bu kapsamda, fotoğraf sanatı da dahil olmak üzere geleneksel ve modern çalışmalarda yeniden üretim örnekleri sunulmaktadır. Bu tez çalışması, sanatta görünür olma kavramını ve bireyin kendine mal etme sürecini, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme bağlamında ele alan üretim süreçlerinin yansımasıdır.

Kadir Akyol
Düzce University · Institute of Fine Arts
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş sanatta pasif özne bağlamında bedenin yeniden üretimi

"Çağdaş Sanatta Pasif Özne Bağlamında Bedenin Yeniden Üretimi" adlı sanatta yeterlik tezinde kullanılan 'pasif özne' kavramı, sosyal, politik ve kültürel ilişkiler temelinde beden imgesinin edilgen biçimini ifade etmek amacıyla ele alınmaktadır. Bu kavram, Michel Foucault'nun otorite ve iktidar temelli söylemlerinde ortaya koyduğu, iktidarın üretildiği kurumlar üzerinden şekillenen "Panoptikon" modeli/metaforu aracılığıyla; sürekli gözetlenme ve gözetlenebilirlik ilkeleri ekseninde değerlendirilir. Algı ve sanat bağlamında beden olgusu, hakikat ve yanılsama ikileminde ele alınarak, özellikle kitle iletişim araçları ve sosyal medya ile etkisini artıran popülizm üzerinden yeniden düşünülmektedir. Bu kapsamda, popülizmin günümüz sanatına etkileri incelenmekte ve post-truth kavramı üzerinden çağdaş sanatta beden temsiliyle ilişkisi kavramsal bir zemine oturtulmaktadır. Beden imgesinin tüketim kültüründeki konumu ise Jean Baudrillard'ın Tüketim Toplumu adlı yapıtında ele alınan nesneleşen ve edilgenleşen beden kavramı üzerinden kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir. Pasif özne bağlamında özellikle kadın bedeninin klasik ve çağdaş sanat yapıtlarında temsil ediliş biçimi, tarihsel olarak süreklilik gösterse de bu varoluş, genellikle uysal ve edilgen bir beden kurgusu içinde yer almaktadır. Cinsiyet ve cinsellik söylemleriyle biçimlenen beden idealleri, bedenin kendi öz varlığından uzaklaştırılarak dışsal kodlara göre şekillenmesine, yani uysal beden formuna dönüşmesine zemin hazırlar. Bu bağlamda dişil ve eril formlar, çoğunlukla yalnızca "bakılan" edilgen imgeler olarak konumlandırılmaktadır. Tezin araştırma ve gelişim sürecinde; klasik ve çağdaş sanat üretimlerinin günümüzde nasıl biçimlendiği, hazır-yapımlar ve türleri, bedenle kurulan ilişkiler, bedenin dönüşümü ve bedenin hem biçimsel hem de içkin yapısının yapıbozuma uğratılması gibi konular kuramsal ve kavramsal boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Post panoptikonSanatSanat eleştirisi+3
Adil Öksüz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta şiddet bağlamında ölüm kavramı

Yaşam var olduğu andan günümüze kadar devam eden ölüm gerçeği, beraberinde şiddeti de sürüklemiştir. Bu duruma çok uzun yıllardır tanıklık eden sanat, birçok alanda ifade gücünü yansıtmıştır. Yüzyıllar boyunca eserlerinde toplumsal sorunlara da yer veren sanatçılar, çağdaş sanat dönemiyle birlikte şiddet ve ölüm temalarını daha özgür bir şekilde sergilemeye başlamışlardır. Özellikle kadına yönelik şiddete bağlı ölüm temalarının fazla olması, bu problemin devam ettiğini ve kadının toplumdaki yerinin hak edilen konuma gelememiş olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda ele alınan tezde, sanat alanında ölüm ve şiddet temasının süreci görsel ve yazılı kaynaklarla sunularak, birçok sanatçı ve eser örneğiyle desteklenmiştir. Etkili bir sanat dalı olan sinema sanatından faydalanılmış ve uygulama çalışmalarında film sahnelerinden alınan görüntülerin çizildiği portrelere yer verilmiştir. Kişisel uygulama çalışmalarıyla beraber, yer yer eleştirel düşünceler ve özgün fikirler tezin temel unsurlarındandır.

Esra Alkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

1950-1970 yılları arasındaki klasik Amerikan otomobillerinde plastik değerler

Teknolojinin hızlı değişim ortamında günümüze kadar çeşitli otomobiller gelip geçmiş, sahipleri tarafından miadı dolduğuna inanılan araçlar kaderine terk edilmiştir. Ancak otomobile karşı sıradan bir ilgiden öte bir vefa borcu besleyen kişiler de vardır. Onlar için otomobiller yaşamlarının en güzel anlarını paylaştıkları bir dost gibidir ve daima nostaljik bir duygunun temelini oluştururlar. Zaman geçtikçe de bu değer yargısı yerini kalıcı ve silinmeyen bir değer olgusuna bırakmıştır. Ortaya çıkan ise artık eski bir otomobil değil, klasik bir otomobildir.20. yy başlarında ortaya çıkan yeni dostlarımız, önceleri ihtiyaçlarımızı karşılarken, savaş sonrası 50' li ve 60' lı yıllara gelindiğinde duygularımıza yönelerek göz zevkimize hitap etmeye başlamış, karakterimizin bir parçasını oluşturup neredeyse yaşam tarzımızı haykırarak imajı önemsemiştir. 1950'li ve 1970'li yıllar arasındaki Amerikan otomobillerinin günümüze kadar ki süreçlerinde, nerelerden esinlenilerek ve ne gibi plastik değişikliklere uğrayarak estetik harikalara dönüştüğüne dair analiz ve sonuçları ortaya koyan bu tez; tasarım ve estetik dialoğuna da dikkat çeken bir araştırmadır

Amerika Birleşik DevletleriOtomobilOtomobil sahipliği+1
Nalan Tüfekci
Gazi University · Institute of Fine Arts
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çallı kuşağı ve resim sanatında empresyonizm

Bir kuşağa isim vermek… İlkleri başarmak… İbrahim Çallı, resim alanında nadir sanatçılardan biridir. Bugün, Batılı anlamda Türk resminin öncülerinden olan İbrahim Çallı, ressam ve eğitmen olarak eşsizdir. Çallı Meşrutiyet Dönemi' nden başlayarak, uzun bir zaman sürecinde, Türk resminin geçirdiği evrelere ışık tutan, izlenimciliği yurda taşıyan ve resim öğrenimi gören aydınlar arasında yer alır. Çallı Kuşağının diğer önemli ressamlarından, empresyonizmin öncülerinden de söz edilerek, İbrahim Çallı' nın resimleri sanatsal açıdan incelendiği bu çalışma kaynak kitaplar, sempozyum bildirileri ve araştırma eserleri ile internet kaynaklarından yararlanılarak hazırlanmıştır. Yapılan bu çalışmada Empresyonizmin Türk resmine girişi hakkında analiz yapılmış, İbrahim Çallı' nın yerli ve yabancı empresyonistler arasındaki yeri tabloları yönüyle değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Türk resmine nü resmi getiren Çallı, fırçasını tuvalin üzerinde coşkuyla gezdirerek Türk resminin tarihini fırçasıyla yazmıştır. Anahtar Kelimeler: Empresyonizm, Çallı Kuşağı, Nü, Türk Resim Sanatı, Türk İzlenimciliği.

EmpresyonizmResim sanatıResimler+3
Esra Yıldırım
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Şeref Akdik yaşamı ve sanatı

Bu araştırmanın birinci bölümünde Şeref Akdik' in yaşam öyküsü, küçük yaşlarda sanata olan ilgisi, çevresinin etkisi ve geçirdiği eğitim evreleriyle gösterdiği gelişim, kendi evrenini yaratma süreci, yetiştiği sanat ortamı, Avrupa'ya gidişi, Cumhuriyet Dönemi Türk Resim Sanatına katkıları, çalışmalarından örneklerle desteklenerek araştırılmıştır. Sanatçının bulunduğu dönemin şartları, sanat eğitiminde karşılaştığı zorluklar, yurtdışı eğitiminden Türk Resim Sanatına kazandırdıkları çalışılmıştır. Batıda aldığı eğitimi, milli ve toplumsal kültürü çalışmalarına yansıtması vurgulanmıştır. Türk Resminde modernleşme eğilimlerine ilk adımları atan gruplar ve bu gruplardan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği kurucularından biri olan Şeref Akdik'in sanata katkıları ve çağdaşlaşma yolundaki serüveni bu bölümde incelenmiştir. İkinci bölümde Şeref Akdik' in sanatçı olarak aldığı eğitim, sanat çevresi, sanat anlayışı, üslup gelişimi, sanatçı, eğitimci ve izlenimci yönü, Hat ve Heykel Sanatına olan merakı, sanatçının aldığı ödül ve açtığı sergiler, izlediği sanat çizgisiyle kendini gerçekleştirme olgusu bu bölümde yer almaktadır. Bölüm içerisinde katalog kısmı olarak açılan alt başlıkta, sanatçının doğayı nasıl benimsediği, duruşu, davranışı ve sanatçı kişiliğiyle, peyzajları, natürmortları, figürlü kompozisyonları, portreleri, desen ve nü çalışmaları betimlenerek çözümlenmiş, belirgin bir üslup tutumunun yapıtlarına ne denli yansıdığı sentezlenmiştir. Çalışmanın Ekler bölümünde sanatçının İstanbul'da adının verildiği sokak, TRT aracılığıyla adına yapılan belgesel nitelikli hayatından kesitler, araştırma sürecinde ulaşılan gazete, dergi, takvim gibi medya haberleri ve diğer çalışmaları sunulmuştur. Ayrıca sanatçıyla ilgili ulaştığımız yapıtlar içinden, tez için doğrudan değerlendirdiklerimiz dışında kalan örnekleri, diğer resimler bölümünde vermenin daha sonra araştırma yapacak olanlar için yararlı olacağını düşündük. Çalışmada tarihi belli olan yapıtları kronolojik/zamandizinsel bir biçimde sıraladıktan sonra, tarihsiz olanlara da yer verdik. Bu çalışmada, bir sanatçıda bulunması gereken sanatsal niteliklerin gerektirdiği çok yönlülüğü, vatan sevgisi, cesur ve dolaysız anlatımı, çevreye ve toplumsal olaylara duyarlı yaklaşımı, geleneklerimize olan bağlılığı, Şeref Akdik' in kendi tarzı, özgünlüğü ve Türk Resim sanatındaki yeri vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şeref Akdik, Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi, İzlenimcilik, Portre ve Figüratif Çalışmalar, Müstakil ve Heykeltıraşlar Birliği.

Akdik, ŞerefEmpresyonizmFigüratif resim+4
Bilal Yazıcı
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli öğrencilerin modelaj-iş etkinliklerinin estetik beğenilerini güçlendirme düzeyine yönelik görüşleri

Görme engelliler okullarında sanat eğitiminin yerini tutan Modelaj- İş dersi öğrencilerin sanatsal ve estetiksel beğenilere sahip olmasını amaçlamaktadır. Bu çalışma görme engelliler okuluna giden öğrencilerin Modelaj- İş derslerinin estetik beğenilerine katkısını saptamak amacıyla yapılmıştır. Betimsel yöntemlerle gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu, Ankara ilinde MEB'e bağlı görme engelli ilköğretim okullarının 6, 7 ve 8. sınıflarında eğitim gören 74 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen üçlü dereceleme ölçekli bilgi toplama formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, görüşlerin dağılımını yansıtmak için f, % ve aritmetik ortalamaya bakılmıştır. İki başlık altındaki görüşler arasındaki ilişkiyi betimlemek için korelasyon katsayısı; görüşlerin cinsiyet, görme derecesi, sınıf gibi bazı değişkenlerle arasında anlamlı bir farkın olup olmadığının saptanması için de f testinden yararlanılmıştır.Bulgulara göre, Modelaj- İş dersinde kullanılan öğretim yöntemlerine bağlı olarak öğrenciler dersin hedeflerine kısmen ulaşmakta ve öğrencilerin estetik beğenileri yeterince gelişmemektedir. Öğrencilerin Modelaj- İş dersi ve estetik beğenilerine ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin Modelaj- İş dersi ve estetik beğenilerine yönelik görüşlerinde sınıf, cinsiyet, okul gibi faktörler arasında farklılıklar görülmüş; görme dereceleri arasında bir farka rastlanmamıştır.Araştırmanın sonuçlarına bağlı olarak; ders içeriği hedeflere uygun şekilde yeniden düzenlenmesi, öğretmenlere Modelaj- İş dersi ile ilgili hizmet içi eğitim verilmesi yönünde öneriler geliştirilmiştir.

Engelli kişilerEngelli çocuklarEstetik+6
Hale Yiğit
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe altıncı sınıf görme engelli öğrencilerin görsel sanatlar eğitimine yönelik bir inceleme

Araştırma; dört disipline dayalı sanat eğitiminin, -dokunma ve dinleme yöntemlerinin de ilave edilmesi ile- görme engelli öğrencilere de uygulanabileceğini savunmaktadır. Bu savın geçerliliği, uygulamalı bir çalışma ile ilköğretim ikinci kademe 6. sınıf görme engelli öğrenciler üzerinde denenmiştir. Ankara Göreneller Görme Engelliler İlköğretim Okulu 6. Sınıf öğrencileri ile 5 hafta süreli bir uygulama yapılmıştır. Uygulama kapsamında birinci haftada; sürrealist sanat akımı, ikinci haftada ise akımın önemli sanatçılarından sayılan Joan Miro Ferra'nın hayat hikâyesi işlenmiştir. Üçüncü haftada Miro'nun ?Kuşa Taş Atan Adam? isimli tablosunun araştırmacı tarafından hazırlanmış kabartma kopyası üzerinden işitme dokunma duyuları kullanılarak bir inceleme yapılmıştır. Dördüncü haftada ise aynı tablo eleştirel bir açıdan ele alınmıştır. Beşinci haftada yapılan kolâj çalışması uygulamanın son aşamasıdır. Araştırmada veriler, kontrolsüz ölçme araçlarından (ön test ve son test), video kayıtları aracılığı ile yapılan gözlemlerden ve kolâj çalışmalarından toplanmıştır. Değerlendirmeler verilerden yola çıkılarak önce her öğrenci için yapılmıştır. Daha sonra ise bu değerlendirmeler tekrar karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Bu araştırmada elde edilen sonuçlar, dört disipline dayalı sanat eğitiminin, dinleme ve dokunma yöntemlerinin ilavesiyle görme engelli öğrencilere uyarlanabileceğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Sanat, sanat eğitimi, görme engelliliği, görmenin ötesinde sanat, sürrealizm, görme engellilerin sanat eğitimi, dokunma ve dinleme yoluyla sanat eğitimi.

Lale Altay
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtuluş savaşının resim sanatına ve sanat eğitimine etkisi (1917- 1940)

Bu çalışmada, 1917-1940 tarihleri arasında Kurtuluş Savaşı'nın sanatçılarınbetimlediği resimleri ve sanat eğitimini ne derecede etkilediğini ve bu etkilenmeninsanat eserlerine nasıl yansıdığını ortaya koymak ana amaç olmuştur.Bu araştırma `Tarihi Örnek Eserlerin ncelenmesi'ne dayalı tarihi biraraştırmadır. Araştırmanın evrenini, 1917-1940 tarihleri arasında Kurtuluş Savaşı'nınbetimlendiği resimler ve bu resimleri ele alan dönemin sanatçıları oluşturmaktadır.Evrenden tesadüfi örneklem tekniği ile seçilmiş, 13 sanatçının 31 resmi; araştırmanınörneklemini oluşturmuştur.Sanatçıların Kurtuluş Savaşı'ndan ne oranda etkilendiğini ve bunuresimlerinde nasıl yansıttıklarını belirlemek amacıyla 3 bölümden oluşan bir resimanaliz formu hazırlanmıştır. Birinci bölümde; yapıtın bilgi objelerine ait verileritoplamak amaçlı, 19 soru, kinci bölümde; sanat elemanlarına ait bilgileribelirlemeye yönelik, 8 soru, Üçüncü bölümde ise; yapıtın özüne ait özellikleribelirlemeye yönelik, 10 soru ve bu sorulara ?evet, biraz, hayır? şeklinde 3 dereceliseçenekler verilmiştir.Bu form 7 konu uzmanı tarafından incelenmiş, gruplandırmış, karşılaştırılmışve yorumlanmıştır. Elde edilen verileri çözümleyebilmek için; resim analiz formununüç bölümünde yer alan her bir soru maddesi 31 resimde ortak ele alınmıştır. 13sanatçının 31 resminden ortak olarak elde edilen verilerin istatistiksel analizindeyüzde (%) hesapları yapılarak değerlendirilmiştir. Yüzde (%) hesaplanışında toplamsayı (217); 31 resim sayısı, 7 uzman sayısıyla çarpılarak elde edilmiştir.Bu bilgilerden elde edilen sonuçlar bulgular ve yorum bölümündegösterilmiş; yargı ve yorumu yapılarak değerlendirilmiş, sonuç ve öneriler ortayakonmuştur.Araştırmanın sonunda; Osmanlı döneminde temelleri atılan resim sanatının,Kurutuluş Savaşı'nın etkisiyle yeni bir boyut kazandığı görülmüştür. SanatçılarınKurtuluş Savaşı döneminde yaşanılan süreçten ve sürecin sonuçlarından etkilenerekresimlerinde ilgili plastik anlatım biçimlerini seçtiği, savaş odaklı temalarayoğunlaştığı gözlenmiştir.

Seda Genç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Arslanhane ve Ankara Alaeddin Cami minber süslemeleri

Anadolu Türk sanatı XI. yüzyılla birlikte gelişme göstermeye başlamıştır. Zengin bir kültür birikimine sahip Anado¬ lu'da Türkler yeni yaratma ortamı bularak günümüze kadar gelen güçlü bir sanat geleneği oluşturmuşlardır. XII. yüzyılla birlikte gelişme gösteren Anadolu Selçuklu sanatı son derece ilginç bileşimler sunarak kendinden sonraki sanat biçemlerine temel oluşturmuştur. Genel bir belirlemeyle iki yüzyılı aşan bu süreçte, Anadolu'nun farklı bölgelerinde farklı mal¬ zemelerde gözlenen ortak süsleme ilkeleri, Anadolu Selçuklularının bir sanat biçemi oluşturduklarının göstergesidir. Selçukluların geliştirdiği bu biçem, dinsel ve sivil mimari yapı un¬ surlarında izlendiği gibi, bu unsurların süsleme biçimleriyle de or¬ taya çıkmaktadır. Birçok malzemeyi ustaca kullanan Anadolu Selçukluları, ahşap malzemede de çok başarılı örnekler yaratmışlardır. Bu dönemden günümüze az sayıda ahşap eser kalmıştır. Bu eserler-94 den büyük bir çoğunluğu dinsel mimari elemanlarıyla, bu eleman¬ lara ait minber, rahle, sanduka, kürsü, tavan kirişleri, sütun, sütun başlıkları, pencere ve kapı kanatlandır. Anadolu Selçukluları ahşap işçiliğinde kullanılan malze¬ melerin fiziksel özelliklerine uygun teknikleri geliştirmiş ve ustalıkla kullanmışlardır. Daha çok ceviz, elma, armut, sedir, aba¬ noz, gül, şimşir ve çam malzemeyi tercih etmişlerdir. Bu malzeme¬ lerde kullanılan teknik, konu ve kompozisyonların da bu dönemde çeşitlilik gösterdiği gözlenmektedir. Anadolu Selçuklularının zengin biçim dağarcıkları, sonsuz bileşimleri içeren kompozisyon anlayışları ahşap sanatı üzerindeki başarılı uygulamalarla karşımıza çıkar. Ahşap işçiliğinin gazel örneklerini oluşturan minber süslemelerinde bu etki daha da yoğunlaşmaktadır. Günümüze az sayıda kalan Anadolu Selçuklu minber örneklerinden bir kısmı orijinal olarak camilerde, bir kısmı ise bütün ya da parçalar halinde müzelerde bulunmaktadır. Konya Alâeddin, Konya Beyşehir Eşrefoğlu, Ankara Alâeddin, Ankara Arslanhane, Kayseri Huand Hatun, Divriği Ulu, Afyon Ulu, Kayseri Ulu, Konya Küçük Ali Oğlu, Ankara Ahi Elvan, Ankara Kızılbey, Sahip Ata, Harput Sare Hatun, Siirt Ulu camileri¬ nin minberleri bu dönemin en güzel ahşap işçiliğine örnek oluşturmaktadırlar.95 Anadolu Selçuklu dönemi ahşap minberleri, çok zengin çeşitli tekniği ve bu tekniklerdeki ustalığı sergiler niteliktedir. Bu dönemde yaygın olarak k ü rı d e k ar i, taklit kündekâri, oyma (düz satıhlı derin oyma, yuvarlak satıhlı derin oyma, çift katlı rölyef), kafes, ajur, şebekeli oyma ve eğri kesim teknikleri birçok eserde birlikte ele alınarak kullanılmıştır. Anadolu Selçuklu minber süslemelerinde ortak konular, bitkisel bezemeler (palmet, lotus, kıvrık dallar, arabeskler), rûmiler, geometrik bezemeler ve hat olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine bu dönemde minberlerdeki ortak kompozisyon dizi¬ lişi, geometrik birimlerin sonsuz karakterli ve simetrik düzenlenişiyle oluşturulmuştur. Günümüzde orijinal haliyle bulunan Anadolu Selçuklu ahşap minberlerinden Ankara Arslanhane Camii ve Ankara Alâeddin Camii minberlerinde kullanılan teknik, konu ve kompozi¬ syon düzeni, aynı dönemde yapılmış olan diğer ahşap minber örnekleriyle yakın benzerlikler göstermektedir. Ankara Alâeddin Camii minberi bugün harap bir durumda bulunmaktadır. Bu minbere oranla Ankara Arslanhane Camii min¬ beri ise daha iyi durumdadır. Her iki minberde de kullanılan ortak malzeme ceviz ağacıdır.96 Araştırmaya konu olan Ankara Arslanhane ve Ankara Alâeddin camileri minber örneklerinde taklit kündekâri, kafes, yuvarlak satıhtı derin oyma, dûz satıhlı derîn oyma ve çift katlı rölyef ortak kullanılan tekniklerdir. Bu tekniklerden taklit kündekâri ortak olarak minberlerin yan aynalık ve şerefe altlarında, buna ek olarak Ankara Alâeddin Camii'nin minber kapı kanatlarında kullanılmıştır. Her iki minberde de taklit kündekârinin kullanıldığı yan aynalık ve şerefe altı panolarında boydan boya ayrılmalar gözlenmektedir. Kafes tekniği ortak olarak korkuluklarda uygulanmıştır. Yuvarlak satıhlı derin oyma tekniği motiflerde ve hafta, düz satıhlı derin oyma tekniği ile çift katlı rölyef tekniği ise minberlerin kapı kitabelerinde görülmektedir. Şebekeli oyma tekniği Ankara Arslanhane Camii kapı taç kısmı ve korkuluk gergiliğinde kullanılmıştır. Her iki minberde de adı geçen tekniklerin birlikte ele alındığı gözlenmektedir. Ankara Arslanhane ve Ankara Alâeddin camilerinin minberlerinde kullanılan ortak konular, geometrik birimler, bitkisel bezemeler (palmet ve arabesk), rûmi ve hat olarak belirlenmiştir. Geometrik birimlerde ortak olarak üçgen, dörtgen, beşgen, altıgen, sekizgen, yıldız ve dilimli formlar kullanılmıştır. Bu formlar minberlerin yan aynalık, şerefe altı. süpürgelik ve korkuluk bölümlerinde görülmektedir. Her iki minberde de bitkisel bezemeler, rûmilerle birlekte geometrik formların içlerinde ele alınmıştır. İncelenen örneklerde hafin minber kapı kitabelerinde ve korkuluk gergilikle- rinde yer aldığı görülmektedir. Kapı kitabesinde kullanılan hat, iki örnekte de bitikisel ve rûmi bezemelerle birlekte ele alınarak de-97 koratif bir nitelik göstermektedir. İncelenen minberlerde ahşabın doğal rengi dışında her hangi bir renk kullanılmamıştır. Ancak zamanın etkisi ile ahşabın renginde yer yer açılma ve solmaların olduğu gözlenmektedir. Ankara Arsfanhane ve Ankara Alöeddin camileri minberlerinde zemin dolgulu geçmeler, aralıksız bağlantılı tekrarlarla ele alınmıştır. Motifler simetri ve bağlantılı tekrar ilkeleriyle oluşturulmuştur. Her iki minberde de kullanılan iç ve dış bordürler, minber bölümlerini belirler ve minberi tamamlar niteliktedir. İncelenen örnekler doğrultusunda her iki caminin minber süslemelerinde malzeme, konu, teknik ve kompozisyon bakımlarından benzerlikler görülmektedir. Ancak birbirine aynen benzeyen iki ya da daha fazla motife rastlanmamıştır. Dönemin güzel örneklerinden olan bu minber süslemeleri gerçeklikten uzak, stilize bir eğilim göstermektedirler. Farklı yüzyıllarda farklı ustalarca yapılmış ahşap minber süslemelerinin temel özelliklerinde benzerlik gösteriyor olmaları Anadolu Selçuklularının ortak bir süsleme biçemi geliştirdikleriyle açıklanabilir. Bir dönemin kültür ve sanatını yansıtan ve zamanla yıpranan bu orijinal minber süslemelerinin zenginliği göz önüne98 alınarak, bu konuda daha ciddi ve ayrıntılı bilimsel çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bugün halka açık bulunan bu orijinal örneklerin ilgili kurum ve kuruluşlarca denetleme, bakım ve onarımlarının sürekli olarak yapılması, Türk sanat tarihi ve süsleme sanatları için gerekli ve ivedi önem taşımaktadır. Türk sanatı ve süsleme sanatlarının geliştirilmesi ve gele cek kuşaklara aktarılması ancak uzman kadrolarca orijinal örneklerin belgelendirilip arşivlenmesi ve bu alanla ilgili çizim ka taloglarının oluşturulması ile mümkün olacaktır. Anadolu Selçuklu dönemi Ankara Arslanhane ve Ankara Alâeddin camilerinin zengin ahşap minber süslemelerini oluşturan unsurları çizim, boyama ve fotoğraflarla ayrıntılı olarak incelemeyi amaçlayan bu çalışmanın Türk süsleme sanatlarına bir kaynak ola bilmesi dileğiyle.

Alaeddin CamiAnkaraArslanhane Cami+4
Kafiye Özlem Akgül
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Geç dönem tarihi Yozgat evlerinde süslemeler

450 SUMMARY Houses which are a fragment of humanlife, have come in to being as a necessity and in the caurse of time have lasted their progress by changing some of their characteristics. Houses have a specific structure that reflect the economic conditions, tradiation, life style; briefly the culture of people who lives in them. In Turks, we can perceive the progressing of house architecture and the examples of rich decoration dating from 17th and 18th century. However, decorates of Turk houses have been a secondary subject for long times and until XIX centuries and no scientific research has seen about it. The oldest historical house in the center of Yozgat City is dated 18th century's end. This house has been left and its impossible to use it. In this investigation which is made to remove the deficiency about this issue;- Çapanoğlu Başçavuşoğlu mosque and Nizamoğlu Mansion were accepted as foundation to confirm the history of samples. The Historical houses in the centre of Yozgat have great importance because of their function and decorates. Turkish Decorating art has been affected by many decorating tradiations. But it has the most important role for Turkish idea with its colour, composition, motif and ingenuousness peculiar to Turks. When the samples are analized it is seen that materials, technique, motif, colour and composition properties were alike with decorating arts of that century. And it is also seen that with their tecnique and esthetic, late term Yozgat Houses decorates are at a high level. West art's effects were seen in house decorating at the end of 18 th century. In this period many colours were used in ceiling, cupboards and tulips, roses, pinks and by them bunches of flowers in vase and every kind of motif were applied.449 19. yüzyıl süslemelerinde 18. yüzyılın devamı olmakla birlikte renk ve malzeme, teknik ve kompozisyonda artış gözlenmektedir. 19. yüzyıl sonunda ev süslemeleri yüzyıl başının tüm özelliklerini sürdürmekle birlikte, bu dönemde Barok Kokoko üslubu Ev süslemelerinde yoğun olarak görülmektedir. Bütün bu araştırmalar Yozgat ili tarihi evlerinin geç dönem, Türk süsleme sanatının üslup özelliklerini taşıdığını göstermektedir. Yozgat evleri, geç devirler Türk minyatür geleneğinin sonu ile Batı etkisinde gelişen sanat arasındaki geçiş dönemini yaşamıştır. Ve bu devire rastlay an duvar resimlerinin karakteristik özelliklerini vermektedir. Anadolu evlerinde ender görülen figürlü resmi göstermektedir. Bu araştırmanın sonucunda Orta Asyadan günümüze kadar evlerin genel özellikleri ile ilgili bilgiler verilmiş. Geç dönem Yozgat ili süslemelerinin özellikleri fotoğraf, slayt ve çizimlerle saptanmıştır. Türk sanatı, tarihi süslemesi ve kültürünün tanıtılıp yaşatılmasına katkıda bu lunacağına inandığımız bu araştırmanın, bundan sonraki araştırmacılar için kaynak olacağı inancındayız.

SüslemelerTarihi binalarTürk evi+2
Nefise Yüksel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat yapıtı ile sergileme pratiğinde değişen konumlar (Documenta 12 ve 4.tate trienali)

Yirminci yüzyıldan itibaren ?modernite? çağdaş kültürü tanımlamada, belirleyici bir referans noktası haline gelmiştir. Ortaçağdan sonra, Batı tarihi için Antik Yunan-Roma tarihinin oynadığı belirleyici rol, günümüzde modernitenin tarihine atfedilmektedir. Tarihselleştirme ve yeniden canlandırma tartışmaları altında modernite, karşı, diğer, alter, meta gibi birçok biçimde karşımıza çıkmaktadır. Akademik bir disiplin olarak sanat tarihinin ve modernizmin ortaya çıkışındaki kökensel ilişki nedeniyle, sanatın sunumu olarak sergileme pratiklerinde de benzer modernist sunumların yansımaları görülmektedir. Modernitenin tartışılan, bu geri dönüşlü yapısı, sanat uygulamaları ve sergileme pratikleri açısından, içinde yaşadığımız kültürden bağımsız değildir. Bu nedenle kültürün akış yönü içerisinde modernitenin yansımalarının günümüzde de devam ediyor olması, modernitenin ne gibi etkileri olduğunu sorgulamamızı kaçınılmaz hale getirmektedir. Sanat yapıtı ile paralel değişimler gösteren sergileme pratikleri çerçevesinde modernite tartışmalarını merkezine alan, Documenta 12 ve 4. Tate Trienali etkinlikleri, teori ve uygulamadaki yeni yaklaşımları ortaya koyan iki belirleyici sergidir. Modernitenin yeni görünümlerini, sergileme pratiklerinin sanat yapıtıyla olan dinamik ilişkiler çerçevesinde ele alan bu iki etkinlik, günümüz sanat ortamı konusunda da fikir verebilir. Bu kapsamda, sanat yapıtıyla sergileme pratikleri arasındaki değişen konumlar, içinde yaşadığımız kültür-sanat ortamının moderniteyle olan ilişkisi, güncel bir tartışma alanı açmaktadır.

Rabia Özgül Kılınçarslan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dışavurumcu tavrı oluşturan sanatçı kimliği ve yapıtlardaki psiko-sembolik öğeler

?Yeni Dışavurumcu Tavrı Oluşturan Sanatçı Kimliği ve Yapıtlardaki Psiko-Sembolik Öğeler? adı altında yapılmış olan bu çalışmada, öncelikle başlığı oluşturan bazı kilit kavramlar doğrultusunda bir içerik çıkarılmıştır. Birinci bölümde sanatçının kişiliğini ve psikolojisini anlamaya yönelik genel bir incelemeyle başlanmış, daha sonra bu anlama çabası Yeni Dışavurumcu sanatçı üzerinde özelleştirilmiştir. Genelden özele gitmeye çalıştığımız bu bölümde, sanatçının ruh durumu (yaratıcılık ve delilik ilişkisi, bilinçaltı ve etkileri gibi) tartışmaya açık olan konular üzerinden Sigmund Freud, Rollo May, Anthony Storr, Otto Rank, Abraham Maslow gibi isimlerin eşliğinde ele alınmıştır. Ayrıca Sürrealizmde ya da Ham sanatta (Art Brut) örnekleri görüldüğü üzere bilinçaltının sanatın konusu olarak işlenmesi üzerinde durulmuş; buradan Dışavurumcu sanatçılarında direkt böyle bir amaçla olmasa da, iç dünyalarının subjektif verilerini ortaya koymaları açısından bu anlayıştan pekte uzak olmadıkları sonucuna varılmıştır.Tabi oldukça geniş kapsamlı olan bu konu, burada özellikle Dışavurumculuğun, Alman Dışavurumculuğu ve Soyut Dışavurumculuktan sonra üçüncü ve son ayağı olan Yeni dışavurumculuğu benimsemiş sanatçılar ve yapıtlarındaki ayırıcı özellikleri üzerinde durularak sınırlandırılmıştır. Ayrıca Yeni Dışavurumculuğun oluşum süreci, etkileri ve dönemin sanatçıları görsel örneklerle birlikte ayrıntılı bir biçimde ikinci bölümde işlenerek akıma daha yakından bakılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Yeni Dışavurumcu resmi oluşturan biçim ve içerikteki ayırıcı özellikler; psiko-sosyolojik unsurların etkileri dahilinde incelenmiştir.

BilinçaltıEkspresyonizmKimlik+6
Özlem Tarzan
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de oluşum sanatının (happening art) ortaya çıkışı, müzik ve beden olguları arasındaki uyumun resimsel çözümlemeleri

Çağımızda sanat, üretilen ve izlenen bir nesne olmaktan çıkıp düşünce olgusuna dönüşmüştür. Bu dönüşüm, birbirini izleyen ve 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan sanatsal hareketler vasıtasıyla olmuştur. Bu sanat hareketlerinde, sanat nesnesi olarak bedenin kullanılması, disiplinler arası açılım ve izleyicinin katılımı önemli olmuştur. Bu sanat hareketlerinden biri, Allan Kaprow öncülüğünde ortaya çıkan "Happening"tir. ?Happening", disiplinler arası yaklaşımı ile müzik, dans, şiir, tiyatro, video, fotoğraf gibi diğer sanat alanlarını kapsamakta, eylem ve süreç odaklı özelliği ile performansa dayanan diğer sanat hareketleri için bir referans olarak güncel sanatta var olmaya devam etmektedir. Bu çalışmada da, "Happening"in güncel sanat içindeki yeri ve Türkiye?deki varlığı, müzik ve beden arasındaki uyum bağlamında incelenmiştir. Çalışma, bu doğrultudaki performans ve resim uygulamaları ile desteklenmeye çalışılmıştır.

Hacer Doğan
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanat üretiminde yapay ışık kullanımının mekân algısına etkisi

Estetiğin, post modern dönem sonrasında bağlamı değişmiştir. Böylece çağdaş sanatla birlikte, sanat üretiminde bu yeni bağlama uygun işler üretilmiş ve malzeme özgürlüğünün ortaya koyduğu geniş bir seçim yelpazesi oluşmuştur. Bu özgürlük sanatçıların, çalışmalarını oluştururken hazır nesneden, yazıdan, endüstriyel malzemelerden ve günümüz teknolojisinin sunduğu makinelerden faydalanmasını sağlamıştır. Böylece sanatçı yapıtını gerçekleştirirken üslubuna uygun olan materyali seçme imkânı elde etmiştir. 19. yüzyıl sonrası hazır nesne kullanımı ile birlikte, bir durumu, fikri ya da meseleyi, yapıtları ile ifade eden sanatçının, kullandığı malzemeler arasına, modern sanat sonrasında devreye giren kavramsal bakış açıları ve bu doğrultuda sanata dâhil olduğunu söyleyebileceğimiz yapay ışık, sanat nesnesi olarak kullanılmaya başlamıştır. Endüstriyel malzemeler içerisinde popülerliğini devam ettiren yapay ışığın sanat işi olarak kullanılması ve çağdaş sanatta endüstri ve teknolojinin etkileriyle yaygınlaşması üzerine, ışığın kullanım biçim ve amaçları değişim göstermiştir. Sanat materyali olarak kullanılan yapay ışık, günümüzde de pek çok sanatçının yapıt haline getirdiği bir nesne olmuştur. Sanatçıların ışığa biçimsel yaklaşımları ışığın kullanım biçimlerini değiştirirken mekân ile ilişkisi de üzerinde durulması gereken bir durumdur. Mekân olgusu, endüstriyel malzemelerin sanat medyumu olarak kullanılması noktasında yeniden yorumlanmıştır. Salt bir biçimde kullanılan yapay ışığın mekânda ve izleyici üzerinde nasıl algılandığı ve ışık enstalâsyonları, yapay ışığın form edinmesinde, sadece görsel değil dokunsal anlamda da üretilebilmesinin mekânda oluşan algının dönüşümleri araştırılması gereken bir konu olmuştur. Bu tez kapsamında sanat medyumu olarak yapay ışık kullanımının mekân algısında farklı etkilere neden olması ve mekân algısını değiştirip dönüştürme durumu irdelenerek, literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır.

Özlem Tekneci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta doğa ve çevre sorunlarına eleştirel yaklaşımlar

İnsanın doğa ile ilişkisi, tarihin başlangıcından itibaren hep var olmuştur. İnsan ve doğa arasında gerçekleşen bu ilişki insanlığın kültürel, ekonomik ve teknolojik gelişimleriyle paralel olarak evrilmiş ve değişim göstermiştir. Sanat alanında, ilk olarak manzara resimlerinde kendini gösteren doğa, keşfedilmeye açık bir dünya olarak ele alınmıştır. İnsanı merkeze koyan bakış açısı ile ortaya çıkan doğa-insan ilişkisi, gelecek sanat akımlarını da etkilemiştir. Sanatçılar için bir ifade aracı olmuş olan doğa, zaman içinde insan aklının hâkimiyeti altına girmiştir. Sanayi Devrimi ile birlikte endüstrileşmenin artışı, üretim ve tüketim alışkanlıklarında köklü değişimlere yol açmıştır. Bu dönemde doğa, insanın teknolojik ve endüstriyel ilerlemeleri karşısında giderek arka planda kalmaya başlamıştır. Bu değişim, doğanın insan karşısındaki üstünlüğünü yitirmesine ve insanın doğa üzerindeki hakimiyetinin artmasına neden olmuştur. İnsan ve doğa arasındaki ilişkide dengelerin tersine dönmesine tepki olarak birçok sanatçı da doğanın sömürülmesine yönelik tutumlarını ortaya koyan çalışmalara yönelim göstermişlerdir. Bu çalışmada, öncelikle 1960 yılından günümüze kadar süregelen doğa-insan ilişkisinin aşamaları incelenecek, daha sonra bu aşamalardaki değişimlerin nedenleri, sanatsal üretimler bağlamında çözümlemeler yapılarak ortaya koyulacaktır ve buna bağlı olarak insanın doğa üzerinde yarattığı tahribatın sonuçlarının görünür kılınması amaçlanmıştır. Araştırma, 1960 sonrası sanat hareketlerini ve çağdaş sanat arasında geçen süreçlerin doğa-insan ilişkileri etrafında ele alınmasıyla sınırlandırılmıştır. Araştırmanın temel kaynaklarını ise yazılı ve görsel materyaller oluşturacaktır.

Doğa tahribatıEkolojik çevreÖlü doğa+1
Eda Kaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00