Uyum süreci
Bu konu başlığı altında 86 tez
Uluslararası öğrencilerin kültürel uyum sürecine yönelik bir çevrimiçi oryantasyon uygulamasının geliştirilmesi ve etkililiğinin incelenmesi
Uluslararası öğrenciler öğrenim amaçlı olarak misafir oldukları ülkelerde birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu sorunların çözümünde uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti vermek için üniversitelerin bünyelerinde danışmanlık merkezleri kurulmuştur. Ancak bu danışmanlık merkezlerinin kullanımı üzerine yapılan çalışmalarda, uluslararası öğrencilerin çoğunluğunun bu merkezlere ilgi duymadığı, yararlanmadığı ve hatta haberdar olmadığı görülmüştür. Danışmanlık hizmetlerinin sunulması için alternatif ve yeni bir yol olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması gündeme gelmiştir. Bu amaçla yapılmış uluslararası boyutta az sayıdaki araştırmada özellikle çevrimiçi teknolojilerin sunduğu avantajlar nedeniyle uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti sunulması için kullanılması önerilmektedir. Bu araştırmanı amacı Eskişehir'de lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecine katkı sağlayabilecek bir çevrimiçi sistemi uluslararası öğrencilerin katılımı ile geliştirmektir. Araştırma; uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecinde yaşadıkları gereksinimlerin belirlenmesi, bu süreçte kullanılabilecek bir çevrimiçi sistemden içerik beklentilerinin belirlenmesi, bu çevrimiçi sistemin ve içeriğinin tasarlanması ve hazırlanan çevrimiçi sistemin etkililiğinin uluslararası öğrencilerin görüşlerine göre geliştirilmesi olmak üzere dört temel aşamadan oluşmaktadır. Uluslararası öğrencilerin uyum sorunlarının belirlenmesi amacıyla dokuz uluslararası öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum süreçlerinde kullanılabilecek bir çevrimiçi sistem hakkındaki içerik beklentileri de öğrenilmeye çalışılmıştır. Daha sonra öğrencilerin içerik konusundaki beklentileri dört uluslararası öğrenci ile yapılan mini odak grup görüşmeleri ile netleştirilmiştir. Uluslararası öğrenciler için açılan ERA-191 kodlu "Dijital Teknoloji ve Kültürel Entegrasyon" dersi kapsamında çevrimiçi sistemin tasarımı tamamlanmış ve içerik geliştirme çalışmalarına geçilmiştir. Bu aşamada yürütülen tasarım çalışmalarında tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra yine ERA-191 dersi kapsamında başka bir grup uluslararası öğrenci ile çevrimiçi sistemin içeriği tamamlanmıştır. Son olarak geliştirilen çevrimiçi sistemin etkililiği ERA 198 kodlu "Türkiye'de Görsel Kültür" dersi kapsamında sekiz uluslararası öğrencinin görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu aşamalarda ise eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışmada nitel veriler; yarı yapılandırılmış görüşmeler, video kayıtları, öğrenci ve araştırmacı günlükleri, öğrencilerin elektronik ortamda yaptıkları tasarımlar, öğrencilerin sosyal paylaşım sitesi üzerindeki paylaşımları ve öğrencilerin çevrimiçi sistem üzendeki paylaşımları gibi değişik kaynaklardan toplanmıştır. Çevrimiçi sistemin etkililiğinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmadan elde edilen bulgulara göre çevrimiçi sistemi kullanan uluslararası öğrencilerin içerik beklentilerinin tamamen karşılandığı belirlenmiştir. Bu durum, çevrimiçi sistem ile uluslararası öğrencilere sunulan danışmanlık hizmetinin etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Çevrimiçi danışmanlık, uluslararası öğrencilerin sorunları.
Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD
Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları
Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.
1982 Anayasası ile Avrupa Birliği Anayasası'nın insan hakları çerçevesinde ifade özgürlüğü açısından karşılaştırılması
Tüm insanların sahip olduğu haklar olarak tanımlanan insan hakları, her toplumun kendi dünya görüşü ile şekillenerek o toplumun anayasasında temel hak ve özgürlükler olarak yansıma bulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa Birliği Anayasası'ndaki temel hak ve özgürlükler de oluşturuldukları dönemin özellikleri ile şekillenmiştir. Bu temel hak ve özgürlüklerin içinde yer alan ifade özgürlüğü ise diğer hakların kullanılmasında önemli bir rol üstlendiği için ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu bağlamda; ?1982 Anayasası ile Avrupa Birliği Anayasasının İnsan Hakları Çerçevesinde İfade Özgürlüğü Açısından Karşılaştırılması? başlıklı çalışmamız açısından önem arz etmektedir. Çalışmamızda; Birinci bölümde; 1982 Anayasası'nın oluşturulması süreci üzerinde durulmuştur. Hak, temel haklar, insan hakları, ifade özgürlüğü kavramlarının analizi yapılarak 1982 Anayasası'ndaki yansıması incelenmiştir. İkinci bölümünde; Avrupa'da bir birlik yaratma fikrinin doğuşundan itibaren Avrupa Birliği'nin insan hakları alanında geçirmiş olduğu aşamalar ile AB Anayasasının referandum süreci, AB Anayasasının ikinci bölümünü oluşturan; insan hakları konusundaki gelişim sürecini ve bu hakları anayasal güvence altına alarak tamamlayan `Temel Haklar Şartı da bu bölümde incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Türkiye ? Avrupa Birliği ilişkilerinde gelinen nokta günümüze kadarki tarihsel süreç içerisinde ele alınmıştır. AB hukuk düzeninin tanımı, uluslararası hukuktan farkları; AB Anayasası'nda ifade özgürlüğünün yansıması olarak karşımıza çıkan Avrupa Konseyi'nin oluşturmuş olduğu ve Türkiye'nin de 1949 yılında imzalamasıyla iç hukukunda bağlayıcılık kazanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki (AİHS) ifade özgürlüğü üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde; bütün bu bilgiler ışığında konuyla ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Anayasası, 1982 Anayasası, İnsan Hakları, İfade Özgürlüğü, Uyum Yasaları, İlerleme Raporları.
Avrupa Birliği bölgesel politikaları ve yapısal fonlar: Uyum sürecinde Türkiye için bir değerlendirme
ÖZET Bu çalışmada, Avrupa Birliği(AB)'ne üye ülkelerin kendi bölgesel dengesizlikleri ve üye ülkeler arasındaki bölgesel dengesizliklerin azaltılması için, bu alanda kullanılan temel mali araçlar (Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, Avrupa Sosyal Fonu, Avrupa Tarımsal Garanti ve Yönverme Fonu) olan Yapısal Fonların işleyişi ve etkileri incelenmiştir. AB'ye Mayıs 2004'te yeni on ülkenin üye olmasıyla mevcut olan bölgesel dengesizlikler daha da artacak, yapısal fonların önemi ve etkisi hayati rol oynamaya devam edecektir. Bu gelişme Avrupa'nın bütünleşmesi projesi ve AB'nin geleceği için kritik bir gelişme olacaktır. AB'nin genişlemesi Birliğin alanını genişletecek ve Birlik içindeki ekonomik ve sosyal farklılıkları arttıracaktır. Bölgesel politikalar ve Yapısal Fonlar, AB 'de meydana gelecek olan bu değişiklikleri düzenlemede ana enstrümanlardır. Genişleme süreci doğal olarak bu fonlarda zaman içerisinde reforma gidilmesini gerekli kılmıştır. Bu çerçevede, Komisyon 2000-2006 periyodu için yeni bir mali çerçeve ve genişleme için önerilerde bulunmuş, AB devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı Mart 1999 tarihli Berlin Zirvesinde de Gündem 2000 Programı kabul edilmiştir. Gündem 2000'de, yapısal fonların öncelikli hedefleri, fonksiyonları ve organizasyonları, fonların idaresi ile ilgili kuralları, etkinliklerini sağlayacak gerekli hükümleri, ayrıca fonların kendi aralarında ve diğer finansman araçlarıyla koordinasyonlarının nasıl yapılacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte AB'nin az gelişmiş ülkelerin yararlandığı Uyum Fonu ile ilgili düzenlemeler de yapılmış ve Fonun 2000-2006 döneminde sürdürülmesi kararma varılmıştır. Tezde AB 'deki bölgesel politika ve yapısal fonların analizi yanında, Türkiye'deki bölgesel gelişme politikaları incelenmiş, Türkiye'nin tam üye olması durumunda, AB yapısal fonlarından yararlanma koşulları irdelenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'nin üyeliğinin AB bütçesine yapacağı katkılar da analiz edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuca göre Türkiye'nin bölgeleri itibariyle gelişmişlik düzeyleri AB ortalamasının oldukça altında olduğu görülmektedir.
Türk ve yabancı öğrencilerin üniversiteye uyum süreçlerinin incelenmesi: Nitel bir araştırma
Bu tezin konusu; Türk ve yabancı üniversite öğrencilerinin üniversiteye uyum sürecini nitel araştırma yöntemleri kullanılarak incelemektir. Araştırmada Türk ve yabancı öğrencilerin üniversiteye uyum deneyimlerini keşfetmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Bu tezin önemi; Türk ve yabancı üniversite öğrencilerinin üniversiteye uyum süreçlerini birlikte incelemesidir. Bu araştırmada çalışma grubu belirlenirken olasılığa dayalı olmayan örneklem türlerinden, kriter (ölçüt) örnekleme seçilmiştir. Çalışma grubunda verinin doygunluğa ulaşmasına dikkat edilerek 16 Türk, 12 yabancı üniversite 2. Ve 3. Sınıf öğrencisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Veri analizinde Giorgi'nin fenomenolojik analiz basamakları uygulanmış ve Maxqda Analytics Pro 20 yazılımı kullanılmıştır. Yapılan fenomenolojik analiz sonucunda üniversiteye uyum ile ilgili 5 tema elde edilmiştir. Bu temalar; "öğrenciler için uyumun anlamı ", "üniversiteye uyum sağlamak için yapılanlar "üniversiteye uyum sürecini kolaylaştıran faktörler", "üniversiteye uyum sürecinde karşılaşılan zorluklar"," ve "öğrencilerin üniversiteye uyum sürecindeki beklentileri" olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türk ve yabancı öğrencilerin üniversiteye uyum sürecini kolaylaştıran faktörlerin ortak faktörler olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra öğrencilerin üniversiteye uyum sağlamak için yaptıkları davranışlar, üniversiteye uyum sürecinde karşılaştıkları zorluklar ve üniversiteye uyum için beklentileri ile ilgili olarak Türk ve yabancı öğrencilerin farklı ve ortak yönleri olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara yönelik önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Üniversiteye Uyum, Yabancı Öğrencilerin Uyumu, Üniversite Öğrencileri, Yabancı Öğrenci, Fenomenoloji
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde rekabet stratejileri: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde izleyebilecekleri rekabet stratejilerinin geliştirilmesi üzerine bir araş
m ÖZET KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERDE REKABET STRATEJİLERİ: KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİNDE FAALİYET GÖSTEREN KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELERİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUM SÜRECİNDE İZLEYEBİLECEKLERİ REKABET STRATEJİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Doğan ÜNLÜCAN Doktora Tezi, İşletme Bölümü Danışman: Prof. Dr. Hüseyin ÖZGEN Haziran 2004, 255 sayfa Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC), hemen hemen her sektöründe faaliyet göstermelerinden dolayı, ekononıinin kalkınması ve ülke refahının artırılmasında önemli yere sahiptirler. Ambargolar ve KKTC'nin ada ülkesi olması KOBİ'lerin birçok sorunla karşılaşmasına neden olmaktadır. Bu sorunların en aza indirilebilmesi ve Avrupa Birliği (AB) sürecinde rekabet edebilecek işletmelerin yaratılması, ancak uygun rekabet stratejüerinin uygulanmasıyla gerçekleşebilecektir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, KKTC'de faaliyet gösteren KOBİ'lerde rekabet avantajı ile ilgili verileri toplamak ve bu işletmelerin izleyebilecekleri rekabet stratejileriyle ilgili öneriler sunma olarak belirlenmiştir. Araştırmanın uygulama alam kapsamında KKTC Sanayi Odasına bağlı KOBİ' ler seçilmiştir. Araştırma kapsamındaki KOBÎ'lerin rekabet avantajı yaklaşrrmnda nerede oldukları, bu işletmelerin güçlü ve zayıf yönlerinin neler olduğu belirlenmiş, ileride ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçilebilmesi için yapılması gerekenlere de işaret edilmiştir. Araştırmada, anket yöntemi kullanılmış olup, araştırmadan elde edilen bulgular SPSS 10.1 paket programıyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda, rekabetle ilgili saptanan eksiklikler ile bu eksik uygulamaların giderilebilmesi ve rekabet stratejilerinin en iyi şekilde uygulanabilmesi amacıyla birtakım önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Küçük ve Orta Ölçekli İşletme, Rekabet, Rekabet Avantajı, Avrupa Birliği.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde sermaye piyasalarının entegrasyonu
Avrupa Birliği, sermaye piyasalarında uyumlaşma ve bütünleşme sağlarken, Türkiye tam üyelik kapsamında sermaye piyasası ve borsası ile birlikte tüm finansal sistemini AB'ye uyumlaştırma çabasındadır. Üye ülke piyasalarında görülen aksaklıklar ve ülkelerarası fon hareketlerinde çıkan uyuşmazlıklar, topluluğu yeni standartlar belirlemeye ve uygulamaya yöneltmektedir. Bu nedenle, heterojen yapıya sahip üye ülkeler arasında işbirliği ve koordinasyonla birlikte kademeli yakınlaşma sağlanması esas alınmaktadır. 1992 yılında Maastrich anlaşması ile topluluk, AB olarak daha geniş boyutlu bir hedefe hazırlanmaktadır. Anlaşma ile, ekonomik ve parasal birlik kurmak, uyumlu ve dengeli olarak ekonomik faaliyetlerde süreklilik sağlamak, dışsal faktörleri de dikkate alarak enflasyonsuz bir büyümeyi gerçekleştirmek ve yüksek seviyede istihdam olanağı ve sosyal güvence amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Sermaye Piyasası, Entegrasyon. vıı
Avrupa Birliği' ne uyum sürecinde Türkiye' de yerel yönetimler alanında yapılan düzenlemeler
Bu çalışmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de yerel yönetimler alanında yapılan düzenlemelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Yerel yönetimlerin önemi ve işlevleri gün geçtikçe daha da belirginleşmektedir. Ülkemizde yerel yönetimlerin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinden önceki yapısı da ortaya konularak, uyum süreci düzenlemelerinden sonraki durumu ile kıyaslanabilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde yerel yönetimler, ikinci bölümde Avrupa Birliği'nde yerel yönetimler hakkında kavramsal bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de yerel yönetim alanında yapılan düzenlemeler hakkında bilgiler verilmiştir. Avrupa Birliği uyum sürecinde yerel yönetim alanında yapılan düzenlemelerde yerel yönetimlerin çalışma alanlarının kapsamı genişletilmiş, çalışmaları daha etkin hale getirmek amaçlanmıştır. Yapılan düzenlemelerle yerel yönetimlerin çalışmaları belirli ilkeler etrafında toplanarak yerel yönetimlerin idari vesayetten kurtularak çalışmalarını daha özgür, hızlı ve verimli yapmaları için uygun koşulların sağlanması amaçlanmıştır. Bu kapsamda yapılan düzenlemeler ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda da öngörülen hizmette yerellik ilkesine paralel olarak, belediye hizmetlerinin, halka en yakın yerlerde ve en uygun yöntemler ile sunulması temel alınmıştır. Yerel yönetimlerin yöneticilerin atanan kişilerden değil de seçilen kişilerden oluşması ve yönetim etkinliğinin sağlanması amacıyla; daha önceden merkezi yönetimin atadığı yöneticilerin değil, kent halkının doğrudan ya da dolaylı olarak yerel yönetimlerde görev alacak yöneticileri seçmesi sağlanmıştır. Avrupa Birliği uyum sürecinde yerel yönetim alanında yapılan düzenlemelere genel anlamda bakıldığında, söz konusu düzenlemelerin eksiklikleri olmakla birlikte, yerel yönetimlerin etkinliğini arttırmayı, halka daha hızlı ve etkin hizmet götürmeyi ve daha özgür bir yapı oluşturmayı hedeflediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Yerel Yönetimler, AB Uyum Süreci
European Union municipal waste management policy and Turkey's harmonization process. Case study of Manisa
This research aims to reveal the European Union (EU) Municipal Waste Management Policy and examine municipal waste management in Manisa city. Thanks to the findings of the study, Türkiye's adaptation process to these policies as a candidate member country has been analyzed. The method used to collect data is semi-structured interviews. The interviews were done with thirteen people working in waste management and environment departments in public and private organizations, and provincial and district municipalities serving in Manisa, in March 2022. The snowball sample was extensively used to choose the participants for the interviews. The finding of the study has been described under four main categories. The categories are as follows; Current Solid Waste Management Situation in Manisa; State of European Union Harmonization in Manisa; Main Challenges Faced in the Solid Waste Management in Manisa; and Possible Solutions to Those Challenges and the Future of Waste Management in Manisa. The legislation on waste management in the European Union and Türkiye are elaborated on in the first and second Chapters respectively. Per the findings of the study, it is concluded that Türkiye has good waste management legislation which is all-in-all compatible with the EU standards. However, the implementation of the objectives of this legislation is no longer compatible with the EU standards due to many reasons. One of the main reasons is that people are unconscious and uneducated about waste which leads to no diversification at the source. Other challenges include financial scarcity and less site control.
Mültecilerin yaşadığı iletişim engellerinin bütünleşme sürecine etkisi
Son otuz yılda Orta Doğuda sayısız çatışma ve iç karışıklık meydana gelmiştir. Bu kaotik ortam çeşitli göç hareketlerine sebep olmuştur. Suriye göçü bu hareketlerden biridir. Bilindiği üzere Suriye'de yaşanan iç savaş sonucunda bu ülkeden dünyanın birçok ülkesine göçler başlamıştır. Göçmenler vardıkları ülkede; kültürel yapıya, sosyal hayata ve ekonomiye katılmakta çoğu zaman güçlük çekmektedir. Bu zorlukları ortadan kaldırmak için entegrasyon çalışmaları gereklidir. Entegrasyonu, geçmiş göç yasa ve kavramları ile açıklamak neredeyse imkansızdır. Günümüz göç olgusunu açıklarken birey düzeyinde analizlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda çalışmada John Widdup Berry'nin kültürleşme modeline yer verilmiş olup, göçmenler için en doğru görülen bütünleşme boyutu üzerinde durulmuştur. Göçmenlerin bütünleşme sürecinde bir engel teşkil eden iletişim engeli irdelenmiştir. Hayatın her alanında gerekli olan iletişim kavramı göçmenlerle sağlıklı iletişim kurmak açısından hayati öneme sahiptir. Göçmen entegrasyonunu sağlamada, göçmenlerin iletişim engellerini belirlemek önem arz eden bir konudur. Göçmenlerin hangi iletişim engeline ne düzeyde maruz kaldığını ortaya çıkarmak ve bunun kültürleşme yönelimlerinden bütünleşme boyutunu ne düzeyde etkilediğini ortaya koymak gerekmektedir. Bu çalışma ile göç literatürüne ait kavram ve kuramlar açıklanmış, göçmenlerin iletişim engelleri belirlenmiş ve bütünleşme yönelimine etkileri ortaya konmuştur. Çalışmada 2011 Suriye iç savaşından kaçarak zorunlu olarak Türkiye'ye yerleşen göçmenlere anket yöntemi ile sorular yöneltilmiş ve bilimsel bulgular elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre göçmenler iletişim engeli yaşadığında ekonomiye katılımda zorlanmaktadır. Çalışmadan elde edilen bir diğer çıkarım ise katılımcıların göçmen statüsnden kaynaklı iletişim engeli yaşadığıdır. Anahtar Kelimeler: göç, göçmen, entegrasyon, iletişim, kültürleşme.
Çok kültürlü bir okul öncesi eğitim sınıfındaki çocukların okula uyum sürecinin öğretmen, ebeveyn ve akran ilişkileri bağlamında incelenmesi
Bu araştırma, çok kültürlü bir sınıftaki üç yaş grubu çocukların okula uyum sürecinin öğretmen-çocuk ilişkisi, ebeveyn-çocuk ilişkisi, akran ilişkileri ve öğretmen-ebeveyn etkileşimi bağlamında nasıl şekillendiğini ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır. Araştırma Antalya iline bağlı ilçelerden birinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokulunda 17 çocuk (11'i kız ve altısı erkek), sekiz ebeveyn ve bir öğretmenden oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yer alan 17 çocuktan sekiz çocuğun annesinin Rus kökenli olduğu görülmüştür. Bu durum, sınıfın çok kültürlü yapısına katkı sağlayan en önemli durumdur. Araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmacı, veri toplama süreci boyunca sınıfta katılımcı olmayan gözlemci rolüyle gözlemlerini yürütmüş ayrıca görüşme ve araştırmacı günlüğü kullanarak verilerini zenginleştirmeyi amaçlamıştır. Araştırmada gözlem süreci okula uyum günlerinde başlamış ve ilk bir ay aralıksız, daha sonra haftada bir gün olmak üzere iki buçuk ay boyunca devam etmiştir. Gözlem süreci boyunca araştırmacı, çocukların okula uyum süreçlerini öğretmeniyle, ebeveynleriyle akranlarıyla ilişkileri ve öğretmenin ebeveynlerle etkileşimi bağlamında gözlemlemiştir. Ayrıca öğretmen ve ebeveynlerle yarı yapılandırılmış birebir görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen ham veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi kapsamında veriler kod defterine kodlanmış, uygun kategoriler ve temalar oluşturulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, araştırmada farklı dilde konuşma, ortak dilde buluşamama, yüz yüze iletişim imkanı bulamama ve farklı aile yapısı unsurlarının kültürel unsurlar içerisinde yer aldığı görülmüştür. Kültürel unsurlardan kaynaklanan farklılıklar öğretmen ile ebeveyn arasında ilişki kurulamamasına neden olmuştur. Böylece öğretmen ile ilişki içerisinde olamayan ebeveynlerin çocukları, okul-ev arasındaki bağın kopuk olmasından dolayı, okula uyum sağlamakta güçlük çekmiştir. Araştırmada sınıf yönetimi uygulamaları çocuklara bireysel yaklaşım, eğitim ortamlarının düzenlenmesi ve davranış yönetimi unsurları yoluyla okula uyum sürecine ve öğretmen-çocuk ilişkisine yansımıştır. Okula uyum sürecinde öğretmen ile çocuk arasındaki ilişkide çatışma oluşumunun ve çözümünün öğretmen ile çocuğu birbirine yakınlaştırması veya uzaklaştırması yönleriyle çocukların uyum sürecine yansıdığı belirlenmiştir. Ebeveynin çocuğu okula bırakma sürecindeki vedalaşma tarzı ise ebeveyn ile çocuk ilişkisine yansıyarak okula uyum sürecinin belirleyicisi olmuştur. Buna göre ebeveyn ile çocuk arasında bir vedalaşmanın gerçekleşmediği durumlarda, çocuklar okuldan uzaklaşmıştır. Çocukların akranları ile ortak deneyimlere sahip olmaları ve aile dostluğu/akrabalığı şeklinde ortaya çıkan kültürel etkileşim ise okula uyum sürecinde akranları birbirine yakınlaştırarak süreçte rahatlatıcı rolüyle dikkat çekmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aile sisteminden okul sistemine geçiş sürecindeki ilişkilerde kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar önemli yere sahiptir. Kültürel etkileşimler ve kültürel unsurlar ilişkilerde ve çocukların okula uyum süreçlerinde olumlu ya da olumsuz roller oynayarak sürece yansımıştır. Ayrıca okula uyum sürecinde çocukların öğretmeniyle, ebeveyniyle ve akranlarıyla ilişkileri birbirinden bağımsız yol izlememekte ve sistemler arası bu geçişte ilişkiler (alt sistemler) birbirleriyle etkileşim içerisine girmektedir. Bu bağlamda çocukların öğretmeniyle ve akranlarıyla, kültürel etkileşimlerini güçlendirecek etkinliklerin, çalışmaların okula uyum sürecinden başlayarak yapılması; öğretmen ve ebeveynlerin daha sağlıklı etkileşim kurabilmelerine olanak sağlayacak planlamaların yapılması; çocukların okula ilgili, merakla, hevesle gelmesini sağlayacak ve akran ilişkilerine katkı sunacak şekilde öğretmenin sınıf ortamında düzenlemeler yapması; okula uyum sürecini sistemler arası bir geçiş olarak ele alan yeni araştırmaların yapılması önem taşımaktadır.
Avrupa Birliği'ne uyum süreci ve Türkiye'deki kırsal kalkınma etkileşimi: 3 ekim 2005 sonrası Manisa bölgesinin kırsal kalkınma analizi
Ankara Anlaşması'nın 12 Eylül 1963'de imzalanması ve 1 Aralık 1964'de yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ortaklık ilişkisi başlamıştır. 17 Aralık 2004 tarihinde alınan kararın sonrasında, 3 Ekim 2005'de Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerinin başlaması ile yeni bir sayfa açılmıştır. Bu çerçevede, kırsal kalkınma ile ilgili olarak dünyada değişen yeni yaklaşımları ön plana alan, Avrupa Birliği'ne uyum sürecini sürdüren, buna ilave olarak ülkenin gereksinimlerinin, önceliklerinin ve mevcut şartlarının farkındalığına sahip olan bir kırsal kalkınma planının ortaya konması kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ekonomik ve sosyal alanda uyumun oluşturulması sebebi ile kırsal anlamda gerekli görülen ve ihtiyaç duyulan adımların atılması ve bu çalışmaların sonuca ulaştırılması uyum sürecinin iyi bir şekilde sürdürülebilmesi yönünden kırsal kalkınma planı oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinin Türkiye'nin kırsal kalkınmasına olan etkileri ve bu bağlamda süreç içerisinde Manisa İline olan etkileri ve görülen değişiklikler ele alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kalkınma ve kırsal kalkınma kavramları, Türkiye'deki kırsal kalkınma faaliyetleri ve kırsal kalkınma politikaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Avrupa Birliği'nde kırsal kalkınma faaliyetleri, kırsal kalkınma politikaları ve Türkiye'nin kırsal kalkınma bağlamında Avrupa Birliği'ne uyum süreci irdelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise, Avrupa Birliği'ne uyum süreci bağlamında Manisa ilinin kırsal kalkınma analizi yapılmıştır.
Mülteci öğrencilerin uyum sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Araştırmanın amacı, ilkokul kademesinde mecburi sebeplerle Türkiye'ye gelen ve mülteci olarak kabul edilen öğrencilerin, eğitim ortamlarına ve sosyal ortamlara uyum sürecinde yaşadıkları tecrübeler ve yaşadıkları sorunların araştırılmasını içermektedir. Mülteci öğrencilerin yaşadıkları sorunlara okul müdürleri, öğretmenler ve veliler açısından da bakılarak çalışma grubu zenginleştirilmiş, ayrıca kapsayıcı eğitimin etkisi bu geniş yelpazeden incelenmiştir. Araştırma, Düzce Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre, il merkezinde yer alan en yüksek sayıda mülteci öğrenci barındıran üç okulda yürütülmüştür. Bir buçuk yıl süren ve tekrarlayan bir şekilde toplamda 44 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelere 12 mülteci öğrenci, 12 mülteci veli, 12 sınıf öğretmeni, üç okul müdürü, üç rehber öğretmen, bir kapsayıcı eğitim eğitmeni ve bir milli eğitim şube müdürü katılmıştır. Nitel yaklaşım ile tasarlanan, fenomenolojik olgu ile desenlenen bu araştırma, göç olgusunun çocuklar üzerindeki etkisini farklı değişkenler açısından inceleyip, en zor aşama olan uyum süreci içerisinde neler yaşadıklarının daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. Çalışmada, ülkenin geleceği açısından mülteci çocukların eğitiminin ve uyum sorunları nedeniyle başlayıp büyümesi muhtemel sorunların yolun başındayken tespit edilmesinin önemine dikkat çekilmiştir. Sağlıklı bir uyum süreci, sağlıklı bir gelişim sürecine zemin hazırlayacağından, bu araştırmanın sadece literatüre değil, kendisini ifade etme fırsatı bulacak yeni bir nesle de katkı sağlayacağı ümit edilmektedir.
Türkiye'de Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde doğrudan yabancı yatırımları berlileyen etkenler ve Türkiye uygulaması
Günümüzde doğrudan yabancı yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için çok önemli bir sermaye kaynağıdır. Bu yatırımlar sermaye sağlamanın yanı sıra büyümeyi, istihdamı, işgücü verimliliğini, ihracatı olumlu yönde etkiler ve yatırım yapılan ülkeye teknoloji, teknik bilgi, yönetim ve pazarlama bilgisi getirir.Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde olan Türkiye için doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri tespit etmektir.Uygulanan ekonometrik analizde Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımların girişinde etkili olduğu düşünülen faktörler test edilmiştir. Bu kapsamda kullanılan değişkenler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, dışa açıklık oranı, döviz kuru, sivil özgürlükler skoru ve kukla değişken olarak 2003 yılında çıkartılan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunudur.Yapılan ekonometrik analiz ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz ve sonuç bölümlerinde değerlendirilmiştir.
Finansal sistem içerisinde ödeme sistemleri ve hizmetleri: Türkiye örneğinde gözetim ve Avrupa Birliği uyum süreci
Bu çalışmada amaç, sorunsuz çalışan ödeme ve mutabakat sistemlerinin özelde finansal istikrar açısından merkez bankaları genelde de ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyabilmek ve bu konuda ülkemizde gözetim ve yasal altyapı konusunda yapılması gerekenler konusunda tavsiyelerde bulunmaktır.Ödeme sistemleri alanında gözetim rolü bulunan ve bu alana ilgisi son yıllarda giderek artan merkez bankalarının temel amaçlarından birisi, bu sistemlerin tasarım ve işleyişlerinde ortaya çıkabilecek risklerin azaltılmasını sağlayacak tedbirler almaktır. Finansal istikrarı sağlamayı temel hedeflerinden birisi kabul eden merkez bankalarının ödeme sistemlerinin gözeticisi olarak rolü, bu sistemlerden kaynaklanabilecek risklerin özellikle de sistemik riskin önlenmesidir.Ödeme ve mutabakat sistemleri alanında faaliyet gösteren CPSS veya IOSCO gibi kuruluşlar sistemlerinin tasarım ve işleyişinin daha etkin ve güvenilir olmasını sağlamak amacıyla temel ilkeler belirlemiş ve bu temel ilkelerin uygulanmasında da merkez bankalarının sorumluluklarını ortaya koymuştur. Söz konusu kuruluşlar aynı zamanda sistemlerin temel ilkelere uygunluğunun gözetimini yapacak merkez bankaları için gözetim alanında genel ilkeler ve yöntemler belirlemişlerdir.Ödeme ve mutabakat sistemlerinin gözetimi konusunda uluslararası uygulamalar incelendiğinde, merkez bankalarının bir çoğunun uluslararası standartlarla uyumlu ve belli bir yöntemle gözetim faaliyetini yürüttüğü tespit edilmiştir. Benzer şekilde, bazı ülkelerde söz konusu sistemlere ilişkin olarak merkez bankası kanunlarında yer alan genel hükümler dışında bu alanı düzenleyen özel kanunların yer aldığı görülmüştür. Bu özel kanunlar ödeme ve mutabakat sistemlerinin işleyişini ve gözetimini sağlam bir yasal altyapı ile desteklemektedir.Ülkemizde de söz konusu sistemlere ilişkin yürütülen gözetim faaliyeti yeterli görülmemektedir. Bu faaliyetin Merkez Bankasınca, uluslararası standartlara uygun olarak sistematik olarak ve ülkedeki tüm sistemleri kapsayacak şekilde yapılması gerekmektedir.Söz konusu gözetim faaliyetini desteklemek ve ödeme ve mutabakat sistemleri ile ödeme hizmetleri alanındaki yasal altyapıyı güçlendirmek için AB müktesebatını da dikkate alarak bu alana özel düzenlemeler yapılması, finansal istikrara katkı yapacak ve bu alandaki ihtiyacı da giderecektir.Anahtar Sözcükler1) Ödeme sistemleri2) Mutabakat3) Merkez bankaları4) Gözetim5) Finansal istikrar
Uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi: Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü örneği
Küreselleşen dünyada artan rekabet yoğunluğu, birçok şirketi ve kurumu personeline daha fazla özen göstermeye yönelik tedbirler almaya yönlendirmektedir. Şirketlerin personeline uyguladığı eğitimler her geçen gün artmaktadır. Resmi ya da özel kurum ve şirketlerde işe yeni başlayan personele verilen oryantasyon eğitimi, personelin kuruma ilk adımını attığı zaman başlar ve bir süre devam eder.Oryantasyon eğitimi, personelin ilk izlenimi üzerinde büyük rol oynar. Oryantasyon eğitimi alan personel işine daha çabuk adapte olduğu için kendisinden istenilenleri daha çabuk yerine getirmektedir. Oryantasyon eğitimi, işverene, oluşabilecek herhangi bir kazayı önlediği için ekonomik yönden ve zamandan tasarruf sağlar.Bu çalışma Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmenlere, oryantasyon eğitimi kapsamında verilen uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmış ve uyum eğitiminin personele etkisinin boyutları araştırılmıştır.Çalışmanım teorik kısmında, insan kaynakları yönetiminde eğitim kavramı, eğitim türleri ve eğitim ihtiyaçları incelenmiş, ayrıca, oryantasyon(işe alıştırma) eğitiminin amacı, kapsamı temelleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Bunun dışında Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmenlere oryantasyon eğitimi kapsamında verilen uyum eğitiminin kurumsal amacı, içeriği ve kapsamı anlatılmıştır.Çalışmanın uygulama kısmında Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yeni atanan öğretmelere verilen uyum eğitiminin etkililiğinin değerlendirilmesi üzerine yapılan araştırmanın istatistik analizleri ve elde edilen sonuçlar paylaşılmıştır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir.Sonuçta, uyum eğitiminin yeni atanan öğretmenler üzerinde olumlu etkilerinin olduğu ve konu bazında değişen oranlarda uyum eğitimi amaçlarına ulaşıldığı anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Oryantasyon, Uyum Eğitimi, Etkililik
Mesleki ve teknik eğitimde meslek standartları ve Avrupa Birliği'ne uyum sürecindeki yeri ve önemi
m ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ Mesleki ve Teknik Eğitimde Meslek Standartları ve Avrupa Birliği'ne Uyum Sürecindeki Yeri ve Önemi MURAT TUNCER FIRAT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI 2003-sayfa: vm+145 Çağımızda hızlı değişim sürecinin bir sonucu olarak yoğun bir rekabet yaşanmakta ve buna bağlı olarak yüksek nitelikli işgücü yetiştirme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Söz konusu nitelikli insan gücünü yetiştirmede mesleki ve teknik eğitimin önemli bir işlevi vardır. Günümüzde mesleki eğitim sonucu kişiye kazandırılan belge ya da diplomaların belirli bir standarda ulaşması, bir başka deyişle yapılan eğitimin belirlenen meslek standartlarına uygun olması gelişmiş ülkelerin üzerinde durduğu bir konudur. Bunlardan biri olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de meslek standartları konusunda önemli çalışmalar yapılmaktadır. AB'ye üye olmayı hedefleyen ülkemizde de meslek standartları konusunda özellikle Türkiye İş Kurumunun (İŞKUR) bünyesinde bazı çalışmalar yapılmaktadır. Araştırmanın genel amacı, Türkiye'de meslek standartları konusunda yapılan çalışmaları belirlemek, yapılan çalışmaları AB'ne uyum açısından değerlendirmek ve İŞKUR'un hazırlamış olduğu meslek standartlarından motor yenileştirmeci meslek standardının Endüstri Meslek Lisesi motor bölümü son smıf öğrencileri ve motor bölümü öğretmenleri ile öğrencilerin işletme stajlarını yaptıkları kuruluşlardaki usta öğreticiler açısından durumunu belirlemektir. Araştırmanın evrenini İŞKUR'un hazırlamış olduğu meslek standartları ve gelişmişlik düzeyine göre seçilen illerdeki KÖY (Kalkınmada Öncelikli YoreX NY (Normal Yöre), GY (Gelişmiş Yöre) mesleki teknik ortaöğretim kurumlan motor bölümü son smıf öğrencileri, öğretmen, ve işletmelerdeki usta öğreticiler oluşturmaktadır. Öfneklem olarak ise, öncelikle bünyesinde motor bölümü ve yeterli öğrencisi bulunan okulların bulunduğu illerin Devlet Planma Teşkilatı (DPT) verilerine göre yer aldıkları gelişmişlik durumları incelenmiştir. Buna göre Küme örnekleme yöntemi uygulanmış ve her gelişmişlik düzeyi bü küme olmak üzere üç küme belirlenmiştir. Böylece araştırmanın örneklemi 14 KÖY, 13 NY ve 6 GY ilinden 521 öğretmen, 540 öğrenci ve 142 usta öğreticinin katılımı ile oluşturulmuştur. Veriler literatür taraması yanında, İŞKUR'un hazırlamış olduğu Motor Yenileştirmeci Meslek Standartlarının beşli likert tipi anket biçiminde düzenlenmesi sonucu oluşturulan anket ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular şunlardır:. Motor yenileştirmeci meslek standardı konusunda öğrenci, öğretmen ve usta öğreticiler arasında görüş farklılığı tespit edilmiştir.. Araştırma kapsamındaki öğrenciler ilgili becerilerde kendilerini genellikle oldukça yeterli ve kısmen yeterli bulurken, öğretmen ve usta öğreticiler kısmen yeterli, az yeterli düzeyinde görüş belirtmişlerdir.. KÖY kapsamındaki motor bölümü son sınıf öğrencilerinden işletmede uygulama yapanların okulda uygulama yapanlara oranla kendilerini daha yeterli buldukları, NY ve GY kapsamındaki öğrencilerden okulda uygulama yapanların kendilerini daha yeterli gördükleri belirlenmiştir.. Özellikle ileri teknoloji ürünü araç-gereçlerin okullarda ve işletmelerde bulunmadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre şu önerilerde bulunulabilir:. Meslek standartları konusunda daha geniş tanımlara ve uygulamalara ihtiyaç vardır.. Meslek standartlarının belirlenmesi aşamasında mevcut altyapı ve eğitim aktiviteleri dikkate alınmalıdır.. İlgili araç-gereç eksiklikleri giderilerek, bireyden beklenen becerilere tam olarak ulaşılmasına çalışılmalıdır.. İşletmede meslek eğitimi konusunda belirlenen aksaklıklar bir an önce giderilmelidir.. Hazırlanan meslek standartları başka ülkelerde kullanılan benzer standartlarla karşılaştırılmalıdır. Anahtar kelimeler: Mesleki Eğitim, Meslek Standartları, Avrupa Birliği
AB müzakere sürecinde eğitim faslı ve AB eğitim sisteminin Türk eğitim sistemine muhtemel etkileri
ÖZET "AB MÜZAKERE SÜRECİNDE EĞİTİM FASILI VE AB EĞİTİM SİSTEMİNİN TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNE MUHTEMEL ETKİLERİ" Yunus GÜNEY Bu çalışmada Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci kapsamında AB eğitim politikaları araştırılmıştır. Bu perspektifte Türkiye'nin eğitim sistemi, Avrupa Birliği'nin eğitim sistemi ve eğitim politikaları, AB eğitim programları ve projeleri, Türkiye'de AB eğitim müktesebatına uyumu ile ilgili yapılan çalışmalar ve bu çalışmaların Türk eğitim sistemi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma betimsel nitelikte bir çalışma olup araştırmada, tarama modeli kullanılarak, bu konu hakkında mevcut durum ortaya konmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde Türkiye'deki eğitim sistemi ve eğitim politikaları açıklamıştır. İkinci bölümde AB'nin tarihsel süreci, örgütsel yapısı ve AB'nin Türkiye'nin Birlikle olan ilişkileri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, AB'nin kuruluş süreci, eğitim politikaları ve eğitim programları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, AB müzakere sürecinde ab eğitim sisteminin Türk Eğitim Sistemine etkileri, Türkiye'de eğitim alanındaki AB müktesebatına uyum çalışmaları üzerinde durulmuştur.
AB'nin entegre sınır yönetimi kurumu Frontex'in rolü ve Türkiye'nin uyum süreci
Avrupa Birliği (AB)'nin ortak göç ve sınır güvenlik politikaları geliştirmek amacıyla yaptığı antlaşmalar, programlar ve alınan zirve kararları neticesinde Entegre Sınır Yönetimi (ESY) modeli oluşturulmuştur. AB, ESY sisteminin en önemli argümanını dış sınır operasyonlarından sorumlu olarak faaliyet gösteren Frontex oluşturmaktadır. Bu çalışmada AB, ESY sisteminin gelişim süreci ve bu kapsamda AB'nin dış sınırlarında uyguladığı Frontex politikasının yasadışı (düzensiz) göçü önlemedeki etkisi 2014 yılına ait veriler doğrultusunda incelenmiş ve sonuçların değerlendirmesi yapılmıştır. AB üyelik sürecinde Türkiye'nin mevcut sınır yönetimi, göç ve sınır güvenliği alanlarında yaptığı AB müktesebatına uyum çalışmaları ve bu çerçevede gerçekleştirilmesi gereken hedeflerin belirlenmesi, araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Türkiye refah seviyesi yüksek ülkelere yakınlığının yanı sıra, iç savaş ve ekonomik ve siyasi sorunlar yaşayan ülkelere komşu olması sebebiyle bu bölgelerde yaşayan insanlar için önemli bir kavşak noktası olmuştur. Ayrıca Türkiye'nin çok geniş deniz sınırlarına ve kontrolü güç kara sınırlarına sahip olması, her türlü yasadışı eylemin kolayca gerçekleşmesine sebebiyet vermektedir. Uzun yıllar süren terörist eylemler, önlenemeyen kaçakçılık faaliyetleri ve son yıllarda yaşanan kitlesel göç hareketleri Türkiye'nin göç ve sınır güvenlik yönetiminin yeniden yapılandırılmasını zorunlu kılmaktadır. AB ESY'ne uyum çalışmaları kapsamında yapılacak tüm reformların Türkiye'nin ulusal çıkarları ve ihtiyaçları doğrultusunda olması gerektiği, AB müktesebatına ve standartlarına uygun olmakla birlikte ülkemize özgün bir göç ve sınır güvenlik modelinin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde uyum yasaları ve Anayasal dönüşüm
Cumhuriyetimizin ilk yıllarından itibaren benimsenen batılılaşma fikri Türkiye'nin yüzünü Avrupa da yaşanan birleşmelere dönmesine neden olmuş Avrupa Konseyi, Nato ve OECD üyeliğini 1959 yılında Avrupa Birliği'nin temeli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik başvurusu izlemiştir. Avrupa Birliğine tam üyelik şartları Kopenhag Kriterleri doğrultusunda ekonomik ve politik bir takım kıstasları gerektirmekte olup bu bağlamda Avrupa Birliği'ne başvuru Türkiye'de yaşanacak olan yasal dönüşüm çabasına zemin hazırlamıştır.Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik çabası sürecinde yaşanan yasal ve anayasal değişimler ele alınmaktadır. AB'ye uyum bağlamında Türkiye'de yaşanan bu değişimi aynı zamanda temel hak ve özgürlükler ve demokrasi açılarından değerlendirmek yerinde olacaktır. Türkiye'de son yıllarda ivme kazanan bu süreç uluslararası politikada AB'ye üyelik yolunda atılan adımlarla kalmayıp iç politikada anayasal ve yasal değişimlerle başlayarak nihayetinde toplumsal yaşamı düzenleyecek daha özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik bir yapının oluşmasına imkan vermektedir. Bu iddia bu çalışmanın temel konusudur.Çalışmanın birinci bölümünde Avrupa Birliği'nin oluşum süreci ve yapısı incelenmektedir. İkinci bölümde Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin tarihçesi ele alınmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise bu süreçte Maastricht ve Kopenhag kriterleri doğrultusunda Türkiye'de yaşanan dönüşümün gerekliliği, uygulamaya konulan Reform paketleri ve anayasa değişiklikleri irdelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Uyum Yasaları, Türkiye, Türkiye AB İlişkileri, Reform Paketleri
Kabin ekibi personelinin yetkinlik geliştirme ve işe uyum süreci; Havacılık sektöründe bir araştırma
İnsan kaynaklarında önemli olan yetkinlik geliştirme ve işe uyum konusunun sivil havacılık sektöründe kullanımına yönelik kabin ekiplerini kapsayan araştırmanın amacı kabin ekiplerinin yetkinlik geliştirme ve işe uyumda algı düzeylerini tespit etmek, gelişimi ve uyumu etkileyen demografik özelliklerin etkileme seviyesini görmek ve bu alanda yapılmak istenen yeni uygulamalar için veri oluşturmaktır. Sivil havacılık sektöründe aktif olarak görev yapmış,minimum 10 yıl tecrübesi olan farklı şirketlerde görev yapmış 386 kabin ekibine anket yoluyla uygulanmıştır.Uygulanan anketin içeriği 43 adet çoktan seçmeli ve 10 adet demografik sorudan oluşmuştur.yetkinlik geliştirme ve uyum olarak 2 ölçek oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda kabin ekiplerinin yetkinlik geliştirme ve işe uyum algılarının genel olarak yüksek olduğu görülmüştür. Cinsiyet, yaş ve medeni durum özelliklerden ziyade algı seviyesini belirleyici faktörler eğitim durumu, çalışma hayatı süresi, kurumda çalışma süresi ve iş yerindeki pozisyon olmuştur.Genel olarak mesleğinde yetkinliği geliştikçe sosyal statü olarak gelişme düşüncesinin yüksek olduğu ancak görev farkındalığı ve iletişimle ilgili bölümde ekip içindeki algının düşük olduğu görülmüştür. Literatür araştırmalarında, takım ve gruplar ya da farklı sektörlerde İK uygulamalar çalışılmıştır ancak sivil havacılık sektöründe kabin ekiplerine yönelik yetkinlik geliştirme ve işe uyum açısından yapılmış ilk çalışma özelliği vardır.
Öğretim elemanlarının uzaktan eğitim ortamlarına uyum süreçlerinin incelenmesi
Bu çalışmada öğretim elemanlarının uzaktan eğitim ortamlarına uyum süreçleri ve uyum süreçlerine etki eden faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın teorik çerçevesi ve planlaması oluşturulmuş ve belirlenen araştırma grubunda yer alan 3 öğretim elemanı ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Etnografik özel durum çalışması yönteminin uygulandığı bu çalışmada öğretim elemanları etnografik yöntemler ağırlıklı olarak kullanılarak 15 hafta süresince uzaktan eğitim ortamlarında öğretim elemanlarının uyum süreçleri ve uyum süreçlerine etki eden faktörler incelenmiştir. Çalışmanın verileri; gözlemler, alan notları, provokasyonlar ve mülakatlarla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel yaklaşımlar benimsenmiş olup, doküman analizi, söylem analizi ve içerik analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde bilgisayar destekli nitel veri analizi programlarından MAXQDA kullanılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde öğretim elemanlarının uyum süreçleri aşamalar halinde ortaya çıkarılmış ve literatürle ilişkilendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda ayrıca öğretim elemanlarının uyum süreçlerine etki eden faktörler nedenleri ve ilişkileri ile birlikte ortaya konmuştur.Öğretim elemanlarının uyum süreçlerinin; tanıma, farkında olma, değişim, dönüşüm ve uyarlama aşamalarından oluşan 5 aşamada gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Öğretim elemanlarının uzaktan eğitim ortamlarına uyum süreçlerine etki eden faktörlerin bireysel, çevrimiçi öğretim yeterlilikleri ve organizasyonel faktörler başlıkları altında toplandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının uzaktan eğitim ortamlarına uyum süreçlerinde bireysel faktörler ve organizasyonel faktörlerin öğretim elemanlarının çevrimiçi öğretim yeterliliklerine doğrudan etki ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonucunda ortaya çıkan sonuçlara bağlı olarak, öğretim elemanlarına, uzaktan eğitim organizasyonlarına ve sonraki çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Uzaktan Eğitim, Öğretim Elemanlarının Uyum Süreci, Öğretim Elemanlarının Uyum Sürecine Etki Eden Faktörler, Etnografik Özel Durum Çalışması.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde sahip olduğu avantajlar ve dezavantajlar
Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde sahip olduğu avantaj ve dezavantaj olarak görülen konuları açıklamaktır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ilk başvuru tarihinden itibaren yaşananlar açıklanmıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması halinde, Avrupa Birliği'ne sağlayacağı avantajlar anlatılmıştır. Üyelik sürecinde Avrupa Birliği'nin engel olarak gösterdiği konuların neler olduğu ve nasıl çözülebileceği açıklanmaya çalışılmıştır. Yöntem olarak, literatür taraması yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları; Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne fayda sağlayacak yönleri de vardır. Türkiye'nin üyelik sürecinde, Avrupa müktesebatına uyum çerçevesinde çalışmalarını sürdürdüğünü ve Avrupa Birliği'nin engel olarak ileri sürdüğü bazı konularda çözümün mümkün olabileceğini göstermektedir.