Uyum süreci
Bu konu başlığı altında 104 tez
The impact of the European Union membership on human development progress of candidate countries: Albania and Serbia
The European Union (EU) membership process is one of the main factors shaping the reform process and evolution of institutions in the Western Balkan countries. Following the end of the conflicts in the region in the 1990s, the EU membership process started for the countries in the region. The major question of the thesis concerns how the Western Balkan countries' economic and political institutions, which are also the major targets of the EU membership conditionality driven reform process, have developed and to what extent the reform process in these institutions relate to the human development in these countries. For this purpose, the literature on the institutional economics school is reviewed and the indicators related to the economic and political institutions of the Western Balkan countries are identified and demonstrated by years. Further, the progress in the human development index during these countries institituional reform process is also presented. In light of the observed difference in human development index values among the EU candidate countries' variance in reform process, Albania and Serbia are chosen for case study to examine the major question of the thesis. The findings of the study indicate that the EU's key priorities for full membership coincide particularly with the quality of institutions and democracy emphasized by the institutionalist economics. This thesis concludes that the reason for the difference in the progress of Albania and Serbia in terms of human development approach during the membership process is international integration.
LGBT+ bireylerin kariyer uyumuna yönelik nitel bir inceleme
Bu araştırmada lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve artı (LGBT+) bireylerin kariyer uyum süreçlerine ilişkin yaşantılarının Kariyer Yapılandırma Kuramının Kariyer Uyumu Modeli çerçevesinde derinlemesine bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan 15 LGBT+ birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, YarıYapılandırılmış Görüşme Formu ve Gelecek Kariyer Otobiyografisi Formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Kariyer Uyumu Modelinin dört boyutu ve alt boyutları korunarak her boyutun ve alt boyutun altında tema ve kategoriler oluşturulmuştur. Bu bağlamda bulgular; Kariyer Uyumu Modelinin (1) uyuma yönelik hazırbulunuşluk, (2) uyumluluk kaynakları (ilgi, kontrol, merak ve güven alt boyutlarını içerecek şekilde), (3) uyum sağlama davranışları ve (4) uyuma yönelik sonuçlar boyutları altında toplanmıştır. Toplam 14 tema, 31 kategori ve 100 kod oluşturulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre LGBT+ bireylerin kariyer kararı sürecinde ve kariyer seçeneklerini keşfetmede problemlerle karşılaştıkları görülmektedir. İş arama sürecinde ve çalışma yaşamında cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimlerine dayalı güçlüklerle karşılaştıkları ifade edilmiştir. Araştırmanın sonuçları LGBT+ bireylerin istihdam edilebilirliklerinde, iş dünyasındaki değişikliklerde ve kariyer gelişimlerinde karşılaştıkları zorlukları yönetebilmeleri ve başa çıkma stratejilerinin anlaşılması noktasında önemlidir. Bulgular literatür kapsamında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Avrupa Birliği sosyal politikasının gelişimi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği sosyal politikasına uyumu
Avrupa Birliği entegrasyon sürecinin önceliği ekonomik ve parasal birliği sağlamaktadır. Ancak, son yıllarda sosyal politika alanında yaşanan gelişmeler, Avrupa Birliği'nin sosyal konulara giderek daha fazla önem verdiğini göstermektedir. Küreselleşmenin, genişleme sürecinin ve refah uygulamalarında ülkeler arasında var olan farklılığının yarattığı baskıya rağmen, Avrupa devletleri sosyal alanındaki etkinliklerini korumaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği sosyal politikasına uyumu ve bu yönde gerçekleştirilen düzenlemeler üzerinde durulmaktadır. Uyum sürecinde yaşanan sorunlar, Türkiye'nin kendine özgü yapısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Devlet, Sosyal Politika, Avrupa Birliği
Türkiye ye gelen Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunları
2011 yılında Suriye'deki iç savaştan dolayı üç milyona yakın insan Türkiye'ye göç etmiştir. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvenlik nedeniyle ülkelerinden ayrılmışlardır. Kamplarda kalan mültecilere çeşitli imkanlar sunulurken, kayıt dışı olanlar bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Bu açıdan mülteci statüsündeki bireyleri önce acil yardım ve daha sonra ise rehabilitasyon ile desteklemek gerekmektedir. Çünkü mülteci konumunda olan bireyler suiistimale açık şartlarda yaşamaktadırlar. Suriyeli nüfusunun yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar için iltica sürecinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ülkelerinden farklı bir çevrede bulunmaları uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada Suriyeli çocukların uyum sorunları ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.
Farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki anaokuluna başlayan çocukların okula uyum süreci ve nörobilişsel bağıntıların incelenmesi
Okul öncesi dönem, bireyin hayatının en belirleyici dönemidir. Bu sebeple, çocuğun bu süreç içerisinde yetiĢtiği koĢullar büyük önem taĢımaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren kendini bir aile ortamında bulmaktadır. Erken dönemde ise, günün önemli bir bölümünü geçireceği okula uyum sağlama iĢlevi ile karĢılaĢmaktadır. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Okul öncesi eğitime baĢlama, çocuk ve aileler açısından okula uyumluluğunusergilemektedir. Ġlk kez okula baĢlayan çocuk, farklı eğitim ortamlarına girmiĢ olur. Sahip olduğu becerilerin tümü çocuğu ve onun kapasitesini uyum sağlama ve öğrenme açısından etkiler. Bu süreçte; dikkat, bellek ve zeka gibi nörobiliĢsel iĢlevler önem kazanmaktadır. Bu bağlamda çalıĢmanın amacı, sosyoekonomik düzeyleri farklı olan anaokulu öğrencilerinin okula uyum süreciyle nörobiliĢsel iliĢkilerin değerlendirilmesidir. AraĢtırmada anket ile soru-cevap modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma sonuçlarına göre davranıĢsal boyutun biliĢsel ve duyuĢsal boyut ile doğrudan ve anlamlı olduğu ve bunun da okul olgunluğunu etkilediği belirlenmiĢtir.
Avrupa Birliği ekonomi politikalarında uyum süreci: Türkiye ve Polonya arasında bir karşılaştırma
Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakereleri uzun yıllardır sürekli konuşulan ancak bir türlü neticeye bağlanamayan tam anlamıyla bir muammadır. Türkiye, sürekli Avrupa Birliği'ne üyeliği kabul edilen ülkelerle kıyaslanmış, eksikleri tamamlanmaya çalışılmış ancak bir türlü tam üyeliğe geçiş gerçekleşmemiştir. Bu çalışmada 2004 yılında tam üyeliğe kabul edilen Polonya ile üyelik müzakereleri hala devam eden Türkiye'nin ekonomik yapısı kıyaslanacaktır. Bu iki ülkenin ekonomik yapıları incelenirken Avrupa Birliği'nin ekonomik kriterleri içerisinde değerlendirdiği makro ekonomik göstergeler kıyaslanacaktır. Söz konusu bu göstergeler; Enflasyon Oranı, İstihdam Oranı, İhracat Oranı, GSMH büyüme oranı, Kişi başına düşen GSMH büyüme oranı, İthalat Oranı, Yurtdışından net gelir, Döviz Kuru, İşsizlik Oranıdır. Ayrıca ikinci aşama olarak bu iki ülkenin ekonomisini kıyaslamak amacıyla kümeleme analizi yapılacaktır. Kümeleme analizinde benzer değişkenler kullanılırken, 2004 yılından bu yana Avrupa Birliği'ne tam üyeliğe kabul edilen 11 ülke ve hala müzakere aşaması devam eden ve üyeliğe kabul edilmeyen 5 ülkenin verileri kullanılacaktır. Söz konusu bu ülkeler; Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Malta, Macaristan, Slovenya, Slovakya, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan, Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk'tur. 1980-2015 dönemi için 17 ülkeye ait 9 makro ekonomik değişken kullanılarak, SPSS ortamında kümeleme analizi gerçekleştirilecektir. Kümeleme analizi sonucunda söz konusu bu 17 ülkenin ekonomik açıdan birbirlerine olan benzerliği değerlendirilmiş olup, belirlenen dönemlere ve seçilen 9 makro ekonomik değişkenlere ait veriler ile yapılan analizlere baktığımızda Türkiye ekonomisi ve Polonya ekonomisi kısmen benzerlik göstermektedir. 1980-2004 dönemi hariç yani 2004 yılı sonrası dönemlerde Türkiye ekonomisinde meydana gelen olumlu değişimler sonucunda Türkiye ve Polonya benzer kümelerde çıkmıştır. Yapılan bu çalışmayı genel olarak değerlendirdiğimizde, Türkiye ve Polonya'nın ekonomik durumlarının kısmı olarak da olsa benzerlik gösterdiği sonucu elde edilmiştir. Ayrıca ilgili dönemde AB'ye tam üyeliğe kabul edilen devletler ile de Türkiye'nin benzer ekonomik yapıya sahip olduğu da gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği (AB) Ekonomi Kriterleri, Polonya, Türkiye, Kümeleme Analizi.
Türkiye-AB ilişkilerinin kadının siyasal hayata katılımına etkisi
Siyaset yüzyıllardır ata-erkil düzen ile inşa edilmiştir. Kadınlar anayasada hukuki anlamda siyasal katılım hakkı bulmuş olsalar da bu hakkın kullanılabilirliği tartışmalıdır. Yıllardır süregelen erkek egemen toplum özelliği ile kadınlar siyasete katılım konusunda hala yeterli seviyeye ulaşamamıştır. Demokratik bir devlet olmanın temellerini oluşturan eşit katılım ilkesi; kadınların siyasal katılımının göz ardı edilmesi ile zedelenmektedir. Ülkemiz için; kadınların siyasal hayattaki konumları, eşit katılım ilkesi ve temsilde adaletin sağlanması yönünde demokratik bir devlet olma yolunda gerekli adımlar atılmalıdır. Bu sebeple konuya uluslararası çerçeveden bakılarak ve Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimizin kadının siyasal hayata katılımında etkisi incelenmektedir. Siyasal katılım kavramı; cinsiyet temelli ayrım olmaksızın eşit şekilde gerçekleştirilmelidir. Avrupa Birliği mevzuatı ve ikincil kaynaklarında kadının siyasal hayata katılımına ilişkin, bu eşitliği sağlamak adına maddeler ve uygulamalar mevcuttur. Avrupa Birliği, Kuruluşunda ekonomik temelli sebepler ile kadın katılımı konusuna yer vermiştir Sonraki yıllarda kadının eşit katılımı ve cinsiyet ayrımcılığının önlenmesi temel prensip halini almıştır. Her yıl kadına ilişkin program düzenleyen Avrupa Birliği için kadının siyasal katılımı konusu oldukça önem taşır. 1959 yılında temeli atılan Türkiye-AB ilişkileri 2005 yılında başlanan müzakereler ile, Avrupa Birliğine uyum sürecinde cinsiyet eşitliği konusuna önem verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasal Katılım, Kadın, Türkiye, Avrupa Birliği
Avrupa Birliği üyelik koşullarına uyum: Türkiye örneği
Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, Türkiye'deki siyasi, akademik ve basın gündeminin en başat konularından biri olagelmiştir. Türkiye'nin adaylığı ile ilgili yapılan tartışmalar, anlaşılması güç ve karmaşık olan sürecin bilinmesi gerekmektedir. Bu aşamada bu araştırma Avrupa Birliği üyelik koşullarında uyumda ülkelerin yapması gerekenleri ortaya koymak amacıyla Türkiye örneği ifade edilerek hazırlanmıştır. Araştırmada literatür taraması kullanılarak bilgiler elde edilmiştir. Öncelikle Avrupa Birliği kuruluş süreci ve yapısı ifade edilmiştir. Çalışmanın devamında Türkiye tarafından Avrupa Birliği'ne üyelik için tarihsel kronolojide yapılanlar ifade edilmiştir. Son olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için eleştirilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği ile Uyum, Avrupa Birliği Üyelik Koşulları
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Avrupa Birliği'nin bölgesel politikalarının Türkiye'ye etkisi
Avrupa Birliği, kuruluşundan beri sürekli genişlemekte ve bünyesine yeni ülkeler almaktadır. Yaşanan bu genişlemeler neticesinde hem üye ülkeler arasında bulunan hem de ülkelerin kendi bölgeleri arasında bulunan, sosyo-ekonomik farklılıklardan kaynaklı sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla Avrupa Birliği, bu sorunları ortadan kaldırmak ve gerçek anlamda ekonomik bir bütünleşmeyi sağlamak amacıyla, "Avrupa Birliği Bölgesel Politikası" nı oluşturma gereği duymuştur. Dayanışma ve uyum kavramları üzerine inşa edilmiş olan bölgesel politikalar hem bir iş birliği aracı hem de ekonomik entegrasyonu destekleyen önemli bir faktördür. Avrupa Birliği, bölgesel politikalar kapsamında bölgeler arasında bulunan sosyo-ekonomik farklılıkları azaltmak amacıyla, AB üyesi ülkelere ve AB'ye girmeye aday ülkelere mali destekler sağlamaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa Birliği, Birliğe aday ülkelere ekonomik olarak yardım etmek için çeşitli fonlar oluşturmuştur. Türkiye'nin de on yıllardır devam eden, gelir düzeyi, nüfus yapısı, fiziki ve sosyal altyapı, eğitim seviyesi, sağlık hizmetlerine erişim, çevre kalitesi, yerel kaynakların etkin kullanılması gibi alanlarda bulunan farklılıklardan kaynaklanan, sosyo-ekonomik dengesizlikleri bulunmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa Birliği Bölgesel Politikaları, Türkiye'nin çeşitli nedenlerle ortaya çıkmış dengesizliklerinin azaltılması ve hatta ortadan kaldırılması için önemli bir doktrindir. Bu çalışmada, Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde, Türkiye'nin ve Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının analizi yapılarak, Avrupa Birliği Bölgesel Politikalarının Türkiye üzerindeki etkileri incelenmektedir.
Avrupa Birliğine uyum sürecinde Trakya'nın ekoturizminin gelişmesine yönelik bilinç algısı, tutum ve davranışları: Tekirdağ örneği
Bu araştırmada Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Trakya bölgesi halkının ekoturizme yönelik algı, tutum ve davranışları araştırılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler anket yardımıyla toplanarak SPSS 22.0 ve AMOS 26.0 programlarında analiz edilmiştir. Araştırmada ilk olarak katılımcıların demografik özelliklerine göre frekans analizi yapılmıştır. Daha sonra ekoturizm faaliyetleri algıları incelenmiştir. Son olarak katılımcıların ekoturizm algıları, ekoturizmin potansiyeline yönelik tutumları, AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulması yönelik ihtiyaç algıları ve ekogirişimcilik algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ekogirişimcilik algısı ve AB sürecinde ekoturizm birimlerinin kurulmasına yönelik ihtiyaç algısı ekogirişimciliği etkilemektedir. Anahtar Kelimeler : Ekoturizm, Trakya, Ekogirişimcilik, Ekoturizm Potansiyeli
Highly-skilled migrants' adaptation process through participatory urban interior design
In this thesis the migration process of highly-skilled migrants is examined from a psychological viewpoint, especially with regards to factors supporting or hindering the adaptation process. The terms migrant and urban interior are linked to each other as a notion, by their temporality and mobility. A participatory urban interior design project is proposed as a measure to ease the adaptation process of highly-skilled migrants. With creating a participatory urban interior design platform, it is argued that becoming citizen is a condition that appears through spatial and expressive negotiations between the local society and the mobile people.
Uluslararası karayolu taşımacılığında Avrupa Birliği mevzuatına uyum sorunu
Günümüz de bir malın taşınması sırasında zarar görmemesi en az malın kalite ve değeri kadar önem arz etmektedir. Malın hasar görmeden minimum süre içerisinde ucuz bir şekilde üretim yerinden Pazar noktasına nakliyesi rekabet faktörünün önemli bir etmeni hali ne gelmiştir. Bu husus nakliye mesafesinin arttığı ve tasıma olanaklarının çeşitlilik gösterdiği dış ticarette daha fazla bir önem kazanmıştır. AB, ticaretin her aşamasının konusunda gösterdiği hassasiyet gereği ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmeti gerek diğer pazarlara sunması gerekse kendi pazarına arz etmesi için ulaşım hatlarına ve dağıtım noktalarına gereksinim duyar. Bunun içinde geçmişteki deneyimlerini göz önüne alarak yeni planlamalar yapmıştır. Bu planlar ile geleceğin ticaret düzenini oluşturmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, AB'nin yeni ticaret düzeninin irdelemeyi ve Türkiye'nin bu düzen içerisinde alacağı yeri ve AB politikalarına uyum problemlerini belirlemeye çalışacağız.
Karapapak göçmenlerin uyum süreci üzerine bir çalışma: Tutak (Ağrı) örneği
İnsanların bulunduğu mekânI belli bir zaman için ya da dönmemek üzere değiştirmesi olayı olarak tanımlanan göç eylemi, aslında göründüğünden çok daha kompleks bir konudur. Zira göçe neden olan çok sayıda faktör olabildiği gibi göçün kendisinin de çok sayıda sonucu olabilmektedir. Bu açıdan göçün kökenine inmek; yani göç nedenlerini ortaya çıkarmak önemlidir. Çünkü zorunlu ya da isteğe bağlı göçler ve bunların doğurdukları sonuçlar çok farklı olmaktadır. Fakat neden ne olursa olsun uzun süre yaşadığı ve dolayısıyla alışmış olduğu toplumu bırakıp başka bir kültürel ortama dâhil olan insanların yaşadığı sorunların başında uyum sorunu gelmektedir. Bu açıdan göçe neden olan faktörler tekrar devreye girmektedir. Nitekim kendi rızası ile göç eden bireylerin uyum süreci ile zoraki sebeplerden göç edenlerin uyum süreci farklılık göstermektedir. Çünkü girdiği topluma uyum sağlayamayan bir kişinin tekrardan göç etme potansiyeli daha yüksektir. Bu açıdan zorunlu yer değiştirmiş kişilerin uyumu daha zor ve geç gerçekleşmekte olup tekrar yer değiştirme meselesi de ortaya çıkabilmektedir. "Karapapak Göçmenlerin Uyum Süreci Üzerine Bir Çalışma: Tutak (Ağrı) Örneği" adlı yüksek lisans tezi, Rusya'nın baskı politikaları karşısında direnemeyerek Türkiye'ye gelen ve Ağrı ilinin Tutak ilçesine iskânları sağlanan Karapapak göçmenlerinin uyum süreçlerini ele almak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; halk arasında 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı ile Rusların eline geçen Kars'tan göç eden ve Tutak'a yerleşen Karapapak göçmenlerin yerleştikleri yerdeki uyumlarını ele almaktır. Yerleşim yerlerinin zapt edilmesi sonucunda göç eden bu insanların Tutak'taki nüfus ve etkinlikleri zaman içinde erimiştir. Her yıl yüzlerce Karapapak'ın terk ettiği ilçede, Karapapak nüfusu 1950'li yıllara göre yarı yarıya azalmıştır. Göçe katılanların Ağrı'ya göç süreçlerini ortaya çıkarmak ve göçmenlerin uyum meselelerini belirlemek tez çalışmasının en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Zira 1990'lara kadar ilçede çok büyük ağrılıkları olan Karapapakların günümüzde varlıklarından bile çoğu kimse habersizdir. Farklı nedenlerden dolayı ilçede tutunamayan Karapapaklar batı illerine göç etmeyi tercih etmişlerdir. Kalanların ise topluma uyum gösterebilmek adına adeta kültürel değerlerinden feragat ettikleri görülmektedir. Bu noktada, ortaya çıkan bu tablonun nedenlerini araştırmak için ilçede yaşayan Karapapaklar ile hem mülakat hem de anket gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 250 anket ve 30 adet mülakat gerçekleştirilmiş olup bilimsel manada göçün tüm boyutlarını ortaya çıkarmak için ilçede yaşayan Kürtlerle de mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Dört bölümde tamamlanan tez çalışmasının ilk bölümünü araştırmanın yöntem ve metodoloji oluştururken ikinci bölümünü göç ve göçmenlikle ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturmuştur. Üçüncü bölümde göçe neden olan faktörler ve Karapapaklarla birlikte Anadolu'ya gelen diğer Kafkasyalı göçmenler ele alınmış olup, son bölümde çalışmamızın da aynı zamanda asıl konusunu oluşturan göç eden bireylerin uyum süreci üzerinde durulmuştur.
What do mothers of gay youth experience? a qualitative study
The main aim of the current study was examining parental experiences and the changes in the family system after young people who define themselves as gay explaining their sexual orientation to their parents in depth. A qualitative study was conducted to achieve this goal. The study sample consists of the mothers of six young people who define their sexual orientation as gay. Semi-structured interviews were conducted with the mothers and the obtained data were analyzed with Grounded Theory. As a result of the analyses, the experiences of the mothers were gathered under three main themes. These are (1) pre-coming out experiences, (2) experiences during coming out, and (3) post-coming out experiences, respectively. These themes and the sub-themes they cover were compared with the findings in the literature and discussed from a system perspective.
Adaptation process of the Syrian women living in Turkey
There is no much Literature on Arab Syrian women as immigrants and there is limited information about the nature and quality of their experiences. In spite of early Arab immigration to the different parts of the world, there are limited data regarding the problems they faced in their integration into their new society. The study describes the lived experiences of Syrian women who immigrated to Türkiye and the focus is on shedding light on the stress and suffering accompanied their immigration experience. The background of this study also focuses on understanding the Syrian refugee issue in the context of the adaptation to their current circumstances in Türkiye, and this was one of the main topics in collecting the required data related to the Syrian refugees based on textual analysis and personal observation. Women experience many challenges and annoyance in their daily routines while trying to settle down in their new environment and in their attempt to restore peace, comfort and tranquility. The current study focuses on the Syrian immigrant women, and it presents an overview of the challenges that these women face in order to support themselves and families and to maintain some sort of balance in work and life in Türkiye. The themes to be discussed are essential to decide on how to support them regarding social adaptation and health issues.
Geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin rolü: Holistik bir yaklaşım
Bu araştırmanın amacı geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin etkisini ortaya koymaktır. Uyum sürecinde okul iklimi okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, kişilerarası ilişkiler boyutları ile ele alınmış ve bu boyutlara ilişkin öğretmen, okul yöneticisi, geçici koruma altındaki öğrenci ve geçici koruma altındaki veli görüşleri incelenmiştir. Araştırmaya amaçlı örneklem yaklaşımlarından ölçüt örnekleme yöntemiyle Niğde İlindeki en fazla geçici koruma altındaki öğrenciye sahip resmi bir ilkokul dâhil edilmiştir. Nitel araştırma deseninde yürütülen çalışma, ele aldığı konu ve yöntem bakımından durum çalışmasıdır. Çalışmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak yarı-standartlaştırılmış gözlem kılavuzları ile yarı-yapılandırılmış görüşme formları oluşturulmuştur. Veri toplama süreci 2018-2019 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 16 öğretmen, 2 okul yöneticisi, 14 geçici koruma altındaki öğrenci ve 9 aile ile görüşmeler yürütülmüş, saha ve ders gözlemleri yapılmıştır. Araştırma verilerinin analiz sürecinde içerik analizine başvurulmuş ve alt problemler bağlamında temalar oluşturulmuştur. Okul güvenliği boyutunda okul kuralları ve fiziksel güvenlik; öğretme ve öğrenme ortamı boyutunda okul yönetiminin yaklaşımı, öğretmen ve akran davranışları ile öğrenci katılımı; kişilerarası ilişkiler boyutunda öğretmen-öğrenci ilişkisi, akranlar arası ilişki ve okul aile ilişkisi temalarına ulaşılmıştır. Her bir boyutun öğrencinin davranışsal, sosyal ve akademik uyumunu doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Bulgular ışığında uyum sürecini kolaylaştıracak, destekleyici ve kucaklayıcı bir okul ikliminin oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: geçici koruma altındaki Suriyeli öğrenciler, uyum, okul iklimi, okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, okulda kişilerarası ilişkiler
İngilizce öğretmenlerinin öğretim programlarındaki değişime uyum süreci
Bu araştırmanın amacı; İngilizce öğretmenlerinin öğretim programlarındaki değişime uyum sürecini incelemektir. Karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı sıralı karma desene göre tasarlanan araştırmada önce öğretmenlerin öğretim programlarındaki değişime uyum düzeyleri belirlenmiş; ardından Öğretim Programlarındaki Değişime Uyum ölçeğinden aldıkları puanlar bakımından alt ve üst gruplarda olan öğretmenlerin uyum süreci derinlemesine incelenmiştir. Nicel boyutta araştırmanın örneklemini Trabzon ilinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerindeki resmi okullarda görev yapan 241 İngilizce öğretmeni; nitel boyutta ise nicel boyuta da katılmış olan 34 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Öğretim Programlarındaki Değişime Uyum Ölçeği ve yarı yapılandırılmış bireysel görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplamak için gerekli izinlerin alınmasının ardından veriler 2020-2021 güz ve bahar yarıyılında toplanmıştır. Verilerin analizi için nicel boyutta betimleyici ve yordayıcı istatistiklerden; nitel boyutta ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda İngilizce öğretmenlerinin öğretim programlarındaki değişime uyum düzeyi algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Ölçekten aldıkları puan bakımından alt ve üst grupta olan öğretmenlerin öğretim programlarındaki değişime uyum süreçleri ise başlama, uygulama ve sürdürme aşamalarında benzer özellikler taşımakla birlikte; alt grupta olan öğretmenlerin uyum sürecinde yenilenen öğretim programlarını incelememe, program değişikliklerine yönelik daha olumsuz duygulara sahip olma gibi faktörler bakımından farklılaştığı ortaya konulmuştur. Bu bakımdan nicel ve nitel bulguların birbirlerini çoğu noktada (işbirliğine verilen önem, değişim farkındalığı gibi) desteklediği görülmüştür. Araştırma bulgularının öğretmenlerin öğretim programlarındaki değişime uyum düzeyi ve uyum sürecini bir bütün olarak ele alması yönüyle program geliştirme alanına katkı sağlaması beklenmektedir.
İlkokul birinci sınıf kaynaştırma öğrencisi otizmli bir çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi
Kaynaştırma eğitimi, özel ihtiyaçlı bireylerin toplum tarafından kabul görmelerini hedefleyip, bunun hayat boyu ilerlemesini sağlayan eğitimdir. Her birey birbirinden ayrı olarak, bireysel farklılıklarla dünyaya gelir. Tüm bireyler eşit eğitim görmelidir. Kaynaştırma eğitimi gören özel ihtiyaçlı bireylerde, tipik gelişim gösteren çocukların sınıfında eğitim görme hakkına sahiptir. Bu araştırmada, ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri desenlerinden biri olan eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Konya İlinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ilkokulda araştırmacının sınıfında kaynaştırma eğitimi gören otizmli bir öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formu, günlükler ve kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuk ve diğer tipik gelişim gösteren çocuklarla yapılan etkinlik kayıtları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi yaklaşımlarından içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocukların normal sınıf ortamına uyum sürecinde sınıf öğretmeninin rolünün çok büyük olduğu, sınıf öğretmeni derslerde bu tür çocukların bireysel farlılıklarını göz önüne alarak sınıfına kaynaştıracak etkinliklere yer vermesinin önemi görülmüştür. Bu aşamada otizmli çocuğun sınıf öğretmeniyle olan etkileşiminin de çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
Beşinci genişleme deneyimi ışığında Türkiye-Avrupa Birliği müzakereleri -hukuksal/politik sorun alanları-
Avrupa Birliği oluşumundan bu yana geçirdiği genişlemelerle, Avrupa bütünleşmesi yolunda başarılı olmuş bir örgütlenmedir. Bu örgütlenme, son on yılda Türkiye gündeminde de en üst sıralarda yer almıştır. Özellikle Aralık 2004 tarihli Brüksel Avrupa Konseyi'nde alınan Türkiye-AB katılım müzakerelerinin başlaması kararı, Avrupa ülkelerini, Avrupa bütünleşmesini tekrardan gözden geçirmeye zorlamıştır. Bu süreç içerisinde Hırvatistan ile Türkiye neredeyse eş müzakere çerçevesine tabi tutulmuştur. Ancak ?eşitlik? yalnızca farklı öznelere aynı biçimde davranmak şeklinde kavranamaz. Türkiye geçmiş genişleme deneyimlerindeki birçok özneden farklıdır ve bu farklılık uygulamada bir takım sorunlar doğurmaktadır. Bu çalışma, Soğuk Savaş sonrası eski Doğu Bloğu ülkelerinin AB ile bütünleşmesini ve Türkiye müzakerelerinin uygulamadaki sorunlarını konu almaktadır. Müzakerelerin başlamasıyla Türkiye-AB ilişkilerini farklı bir çizgiye sürükleyen gelişmeler yaşanmıştır. Bu tez çalışması, Türkiye'nin yalnızca teknik olmayıp aynı zamanda ?politik ve yakından izleyici? bir nitelikte gerçekleşecek olan müzakere sürecinde AB'nin diğer müzakerelerde görülmeyen bir yaklaşım sergileyerek öne sürdüğü bazı talepleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda Avrupa'nın genişleme tarihi, son üye olan 10 ülkenin performansları ve Türkiye'nin müzakerelerde karşılaşacağı politik ve hukuksal sorun alanları üzerinde durulmuştur.
Uluslararası öğrencilerin kültürel uyum sürecine yönelik bir çevrimiçi oryantasyon uygulamasının geliştirilmesi ve etkililiğinin incelenmesi
Uluslararası öğrenciler öğrenim amaçlı olarak misafir oldukları ülkelerde birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu sorunların çözümünde uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti vermek için üniversitelerin bünyelerinde danışmanlık merkezleri kurulmuştur. Ancak bu danışmanlık merkezlerinin kullanımı üzerine yapılan çalışmalarda, uluslararası öğrencilerin çoğunluğunun bu merkezlere ilgi duymadığı, yararlanmadığı ve hatta haberdar olmadığı görülmüştür. Danışmanlık hizmetlerinin sunulması için alternatif ve yeni bir yol olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması gündeme gelmiştir. Bu amaçla yapılmış uluslararası boyutta az sayıdaki araştırmada özellikle çevrimiçi teknolojilerin sunduğu avantajlar nedeniyle uluslararası öğrencilere danışmanlık hizmeti sunulması için kullanılması önerilmektedir. Bu araştırmanı amacı Eskişehir'de lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenim gören uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecine katkı sağlayabilecek bir çevrimiçi sistemi uluslararası öğrencilerin katılımı ile geliştirmektir. Araştırma; uluslararası öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum sürecinde yaşadıkları gereksinimlerin belirlenmesi, bu süreçte kullanılabilecek bir çevrimiçi sistemden içerik beklentilerinin belirlenmesi, bu çevrimiçi sistemin ve içeriğinin tasarlanması ve hazırlanan çevrimiçi sistemin etkililiğinin uluslararası öğrencilerin görüşlerine göre geliştirilmesi olmak üzere dört temel aşamadan oluşmaktadır. Uluslararası öğrencilerin uyum sorunlarının belirlenmesi amacıyla dokuz uluslararası öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde öğrencilerin Türk kültürüne ve çevreye uyum süreçlerinde kullanılabilecek bir çevrimiçi sistem hakkındaki içerik beklentileri de öğrenilmeye çalışılmıştır. Daha sonra öğrencilerin içerik konusundaki beklentileri dört uluslararası öğrenci ile yapılan mini odak grup görüşmeleri ile netleştirilmiştir. Uluslararası öğrenciler için açılan ERA-191 kodlu "Dijital Teknoloji ve Kültürel Entegrasyon" dersi kapsamında çevrimiçi sistemin tasarımı tamamlanmış ve içerik geliştirme çalışmalarına geçilmiştir. Bu aşamada yürütülen tasarım çalışmalarında tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılmıştır. Daha sonra yine ERA-191 dersi kapsamında başka bir grup uluslararası öğrenci ile çevrimiçi sistemin içeriği tamamlanmıştır. Son olarak geliştirilen çevrimiçi sistemin etkililiği ERA 198 kodlu "Türkiye'de Görsel Kültür" dersi kapsamında sekiz uluslararası öğrencinin görüşleri ile değerlendirilmiştir. Bu aşamalarda ise eylem araştırması yöntemi uygulanmıştır. Bu çalışmada nitel veriler; yarı yapılandırılmış görüşmeler, video kayıtları, öğrenci ve araştırmacı günlükleri, öğrencilerin elektronik ortamda yaptıkları tasarımlar, öğrencilerin sosyal paylaşım sitesi üzerindeki paylaşımları ve öğrencilerin çevrimiçi sistem üzendeki paylaşımları gibi değişik kaynaklardan toplanmıştır. Çevrimiçi sistemin etkililiğinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmadan elde edilen bulgulara göre çevrimiçi sistemi kullanan uluslararası öğrencilerin içerik beklentilerinin tamamen karşılandığı belirlenmiştir. Bu durum, çevrimiçi sistem ile uluslararası öğrencilere sunulan danışmanlık hizmetinin etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Çevrimiçi danışmanlık, uluslararası öğrencilerin sorunları.
Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD
Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları
Okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişki
Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının okula uyum süreci ile ebeveynlerinin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma karma yöntem desenlerinden, açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında eğitim gören çocuklar, çocukların öğretmenleri ve aileleri oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini belirlerken, olasılığa dayalı örnekleme yaklaşımlarından sistematik örneklemeden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklem grubunu, 380 çocuk, çocukların aileleri ve öğretmenleri oluştururken, nitel kısmının katılımcılarını ise okula uyum problemi yaşadığı belirlenen 9 çocuk,9 aile ve 9 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği", "Ebeveyn Tutum Ölçeği", "Yarı-Yapılandırılmış Öğretmen Görüşme Formu" ve "Yarı-Yapılandırılmış Ebeveyn Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öncelikle öğretmenlerden sınıflarındaki her bir çocuk için Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeğini, ailelerden de Ebeveyn Tutum Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Daha sonra Okula Uyum Öğretmen Değerlendirme Ölçeği puanlarına göre en düşük puana sahip 9 çocuk belirlenmiş ve bu çocukların aile ve öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde, annelerin çalışma durumları ve çocukların cinsiyeti ile çocuk yetiştirme tutumları arasında bir fark olup olmadığına bağımsız örneklemler için t testi ile bakılmıştır. Ayrıca, annelerin çalışma durumları ile çocukların cinsiyeti ve okula uyumları arasında bir fark olup olmadığını bulmak için t testi yapılmıştır. Anne ve babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde (dağılmış aile vb.) yaşayan çocukların okula uyumları arasındaki farka bakmak için Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin çözümlenmesinde betimlemenin daha ön planda tutulduğu betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan ebeveynlerin demokratik ve aşırı koruyucu tutum puan ortalamalarının yüksek, otoriter ve izin verici ebeveyn tutum puanlarının ise düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırmaya katılan çocukların okula uyum puanlarına göre 24 (%6,31)'ünün okula uyum problemi yaşadığı, 356 (%93,69)'sının ise okula uyum sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocuk yetiştirme tutumları arasındaki farka bakıldığında annelerin çalışma durumları ile aşırı koruyucu ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu ve çalışmayan annelerin, çalışan annelere göre daha koruyucu bir ebeveyn tutumu sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Annelerin çalışma durumları ile çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca, çocukların cinsiyeti ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anne babaları ile yaşayan çocuklar ile diğer ailelerde yaşayan çocukların okula uyumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmamasına rağmen, testin anlamlılık değeri ve sıra ortalamasına bakıldığında anne babasıyla birlikte yaşayan çocukların farklı yerlerde yaşayan çocuklara göre okula daha uyumlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin okula uyumu tanımlarken daha çok uyumlu çocukların özelliklerinden söz ettikleri görülmüştür. Ayrıca, çocukların okula uyumlarını sağlamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve bu süreçte ailevi bazı problemlerle karşılaştıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmak için okulun ilk günlerinde genellikle basit etkinlikler yaptıklarını, çocuklarla sohbet ettiklerini ve okula uyum çalışmaları yaptıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte kendisiyle görüşme yapılan öğretmenlerden bir bölümü sınıfında okulu sevmeme, okula gelmek istememe davranışını gösteren çocuklar olduğunu ailevi sorunlar, anneye aşırı bağımlı olma ve okula devamsızlık yapma gibi nedenlerden kaynaklanan sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin çocuklarla okulda veya evde yaşadıkları hakkında sohbet ettiklerini, okuldan şikâyet eden çocukları olmadığını ancak okul saatleri içerisinde "eve gitmeye ne kadar zaman kaldı?" gibi sorular soran ya da herhangi bir neden belirterek etkinliği bırakmak veya sınıftan çıkmak isteyen çocuklar olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin tamamı çocukların okul ya da çalışanlarla ilgili herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtirken bazı çocukların sınıfta arkadaşları ile sorunlar yaşadıklarını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ebeveynlerle çoğunlukla çocukları okula bırakırken ve daha az oranda veli toplantıları aracılığı ile iletişim kurduklarını bununla birlikte genellikle her gün görüştüklerini belirtmişlerdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmeler sonucunda, ebeveynler çocukların kendileri tarafından okul saatleri içerisinde bırakılıp-alındığını belirtmişlerdir. Bununla birlikte, ebeveynlerin bir bölümü çocuklarının evde oyuna dalma, uyku problemi (sabahları uyanamama), gitmemek için bahaneler üretme gibi nedenlerden okula gitmek istemediklerini dile getirmişlerdir. Çocukların yıl içerisinde okul değişikliği yapmadıklarını belirten ebeveynler çocukları ile eve geldikten sonra sohbet etmeye çalıştıklarını ancak çocukların okulda yaptıkları hakkında çok fazla konuşmak istemediklerini dile getirmişlerdir. Ebeveynlerin tümü çocuklarının okulu, öğretmenini ve arkadaşlarını sevdiğini okul ve çalışanlar ile ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını belirtmişlerdir. Ancak ebeveynlerin küçük bir bölümü çocuklarının arkadaşları ile sorun yaşadığını belirtmişlerdir. Ebeveynlerden bir bölümü öğretmenlerle her gün, bir bölümü ise işi oldukça veya çocukla ilgili bir şey olduğunda ya da veli toplantılarında görüştüklerini söylemişlerdir. Ebeveynlerin tümü öğretmenlerin kendileri ile olan iletişiminden memnun olduklarını belirtmişlerdir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda ailelere, eğitimcilere, araştırmacılara ve eğitim politikacılarına yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, Erken çocukluk eğitimi, Ebeveyn tutumu, Okula uyum, Karma yöntem.
1980 sonrası Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de vergi politikalarının dönüşümü
1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme olgusu ekonomi alanındaki en önemli etkilerinden birini vergi politikalarında göstermektedir. Küreselleşmenin hızlandırdığı küresel rekabet sürecinde, vergiler de etkin bir araç olarak kullanılmaktadır.1980 yılına kadar dışa kapalı, ithal ikameci bir görünüm arz eden Türkiye ekonomisi, 1980 sonrasında liberal ekonomik düzene ayak uydurma konusunda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda ve Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde; eğitim, kültür, sanat ve bilimde olduğu gibi ekonomide ve kamu maliyesinde de değişim ve dönüşümler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Türkiye'de söz konusu süreçte vergi politikalarında meydana gelen değişim ve dönüşümlerin incelenmesi önem taşımaktadır.Bu tez çalışmasının amacı, AB'de vergilerin uyumlaştırılması çalışmalarındaki temel ilkeleri, vergi politikaları konusundaki düzenlemeleri ve uyum çalışmalarını dikkate alarak, Türkiye'nin vergi politikası konusundaki uygulamalarını AB'nin vergi uyumlaştırma çalışmaları çerçevesinde değerlendirmek olmuştur. Özellikle Türkiye'nin vergi politikası uygulamalarının AB uygulamaları ile matrah, konu ve oran açısından bazı farklılıklara sahip olduğu noktalar vurgulanmıştır. Çalışmada ayrıca Türkiye'de vergi politikalarında yaşanan genel değişim ile Türk vergi politikalarının AB'ye uyum sürecinden ne kadar etkilendiği ortaya konmaya çalışılmıştır.
Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili yapısal ve yasal düzenlemeler ve sivil toplum kuruluşlarının farkındalığı
Türkiye'de 2000'li yıllarla birlikte Avrupa Birliği (AB)'ne uyum yolundaki çalışmalar hızlanmıştır.ilk olarak, 1999 yılında Türkiye'nin aday ülke kabul edilmesinin ardından, AB Konseyi Türkiye'nin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri içeren Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB)'ni 2000'de açıklamıştır. KOB'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanmasından sonra Türkiye KOB kapsamında yapacağı düzenlemeleri içeren ilk Ulusal Programını 2001'de hazırlamış, anayasa ve çeşitli kanunlarında Kopenhag Siyasi Kriterlerine uygun düzenlemeler yapmıştır. AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının 17 Aralık 2004 tarihli Zirvesinde aldığı karar doğrultusunda 3 Ekim 2005 tarihinde Lüksemburg'da yapılan Hükümetler Arası Konferans ile Türkiye resmen AB'ye katılım müzakerelerine başlamıştır. Yine aynı gün, Türkiye için, Müzakere Çerçeve Belgesi yayımlanmıştır. Böylece, Türkiye ile AB arasındaki inisli çıkışlı ilişkiler, çok önemli bir dönüm noktasını aşarak yepyeni bir sürece girmiştir. AB'ye uyum sürecinde yapılan düzenlemelerden önemli bir kısmı da Sivil Toplum Kuruluş (STK)'ları ve özellikle de derneklerle ilgilidir. Araştırmada AB'nin genişleme süreci, AB-Türkiye ilişkileri, AB'ye uyum sürecinde Türkiye'de STK'lara yönelik olarak yapılan başlıca düzenlemeler ve derneklerin bu düzenlemeler hakkındaki farkındalık düzeyi incelenmistir. Bu amaçla Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) statistikî Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre Düzey I (12 Bölge)'den seçilen 12 ilde (Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Malatya, Trabzon ve Zonguldak) faaliyet göstermekte olan derneklere yönelik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışma, AB'ye uyum sürecinde STK'lara yönelik olarak yapılan düzenlemeler hakkında derneklerin farkındalık düzeyini ortaya koyması, eksikliklerin tespit edilmesi ve giderilmesi noktasında bazı öneriler getirecek olması açısından önemli bir bosluğu doldurmaya yönelik olmustur. Bu noktada Türkiye'de konusunda ilk olacak çalışmanın, sonuçlarıyla bilim dünyasına olduğu kadar politika belirleyicilere ve uygulayıcılara da yol gösterici olması beklenmektedir. Proje 12 aylık zaman süresinde ve görece yapılabilir bütçe ile AB uyum süreci ve STK'lar alanında uzmanlığı ve çalışmaları bulunan proje ekibi tarafından anket tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir.