İttihat ve Terakki

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Türk militarizminin inşası: Silah gazetesinin söylem analizi

Çalışma, genel itibariyle toplumsallığın en önemli belirleyenlerinden olan devlet denilen yapıyı ve onun iktidarını tarihsel sosyolojik bir yaklaşımdan yola çıkarak anlamaya dairdir. Anti-statik işleyiş yapısıyla türlü mücadelelerin verildiği devlet arenası, kaynakları tekelinde toplamaya çalışan kişi ve grupların çatıştığı bir alandır. Bu mücadele hâlinde de kimi zaman altyapısal kimi zaman da müstebit iktidar biçimleri galebe çalma yolunda işe koşulur. Özel olarak bu çalışma da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin altyapısal iktidarını tahkim etmek için işe koştuğu basın faaliyetlerinin bir ürünü olan Silah gazetesinin söylemleri üzerinden tüm bu bağlamı kavramayı amaçlamaktadır. Bunları yaparken de özellikle popülerleştirilek itiyat hâline getirilen militarizmin ve sosyal Darwinizm'in kullanım biçimlerine odaklanılacaktır.

BekaDarwinizmGazeteler+7
Yasin Akgül
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Makedonya, Tarihçe-i Devr-i İnkılab'a (1908) göre Balkan Milliyetçiliği ve Osmanlı siyasi hayatı

Çalışmada ilk olarak, İslami Araştırmalar Enstitüsü'nden elde ettiğimiz eserin transkripsiyonunu yaparak başladık. Bu sürece ek olarak Atatürk Kitaplığı ve Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nden Mehmed Selahaddin, İbrahim Temo, Tahsin Uzer, Salih Münir Paşa gibi yazarların, birinci el kaynak olarak nitelendirilen eserlerini elde ettik. Böylelikle, Osmanlı Devleti'nin zor zamanlarını görmüş ve eserlerinde de bu dönem hakkında tecrübe ve fikirlerini aktaran yazarların da düşüncelerini de öğrenmiş olduk. Araştırmamızın birinci kısmına geldiğimizde; Osmanlı Devleti'nin XIX. ve XX. Yüzyıllardaki siyasi, iktisadi ve toplumsal durumuna değinmekteyiz. Bu bölüm XIX. Yüzyıl yönetici kesiminin, XV. Yüzyıldaki gibi ideal devlet düzeninde olmadığının bilincinde oldukları bir dönemdir. Osmanlı ricalinin bu bilinçle birlikte, Devlet-i Ebed-i Müdded düşüncesiyle, XIX. Yüzyıl süresince birçok değişimden geçtiğini de belirtmek zorundayız. Bu değişimleri özellikle daha iyi kavrayabilmek ve yorumlayabilmek adına Tarık Zafer Tunaya, M. Şükrü Hanioğlu, Gül Tokay, Fikret Adanır, Barbara Jelavich, Eric Zan Jurcher, gibi araştırmacıların çalışmalarından da faydalandık. İkinci bölümde ise Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, devletin yürüttüğü politikalarda oldukça etkin rolde olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin doğuşu ve kökensel bağlantıları hakkında bilgiler sunduk. Bu bağlamda cemiyetin oluşum sürecine; başta İngiltere'nin, Osmanlı içişlerine müdahale etmesi ile Balkanlarda yaşanan bağımsızlık süreçleri de etkili olmuştur. Bu çerçevede ikinci bölüm ağırlıklı olarak; Osmanlı yönetimine karşı bir muhalif çizgi olarak kurulan cemiyetin daha sonraları Osmanlı Devleti'nin siyasi hayatına ne tür etkileri olduğuna da değindik. Bu bölümde de İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni araştırmalarında yoğun bir şekilde bahseden Sina Akşin, Feroz Ahmad, Mehmet Hacısalihoğlu gibi araştırmacıların da eserlerini inceledik. Üçüncü bölümümüz ise Balkanlarda yaşanılan süreci birincil ağızdan anlatan Selanikli Şemseddin'in bizatihi yazdığı eserinde, Balkanlardaki Osmanlı Devleti politikaları ve dış devletlerin Balkanlardaki planlarının değerlendirilmesini yaptık.

Abdülhamid IIBalkanlarMakedonya+5
Media Şermet
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

I. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Meclis-i Mebusan seçimlerinin değerlendirilmesi

Günümüz demokratik toplumlarında seçim sistemleri ve seçimlerin önemi tartışılmaz bir gerçektir. En temel anlamıyla halkın kendini yönetenleri belirlenmesi demek olan seçimler Türk demokrasi tarihinin önemli kilometre taşlarındandır. Öncelikle son yıllarda ülkemizin bir biri ardına yaşadığı seçimler ve konunun son dönemde hayli canlı ve güncel olması bizi coğrafyamızda ilk yapılan seçimlere yöneltmişti. Türk siyasal hayatına seçim, seçme ve seçilme kavramının girdiği ilk günler olan Tanzimat'tan Osmanlı Devleti'nin tarih sahnesinden çekilmesine kadarki dönemde yapılan seçimler çalışmamızın konusunu teşkil etmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde seçim, seçim sistemleri kavramı ve dünyada uygulanan seçim sistemleri kavramsal çerçevede açıklanmış, Çoğunluk sistemi, Orantılı (Nisbi) seçim sistemi ve Karma sistem hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde Osmanlı seçimlerin başlangıcı, meclis kültürü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde I. Meşrutiyet öncesi Osmanlı Devleti'nin siyasi, fikri, ekonomik olarak genel durumu ortaya konulmuştur. Dördüncü bölümde Osmanlı I. Meşrutiyet ile başlayan seçimlerin Mondros Ateşkes Anlaşması sonrası yapılan son seçimlere kadar incelemesi yapılmıştır. Bu bağlamda 1877-1878 seçimleri, 1908 seçimleri, 1912 seçimleri, 1914 seçimleri, 1918 seçimleri genel hatlarıyla ele alınmıştır. Son bölümde ise genel bir değerlendirme ile çalışmamız sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Seçimler, Demokrasi, Osmanlı, Meşrutiyet, İttihatçılar,

DemokrasiMeclis-i MebusanOsmanlı Dönemi+4
Akif Peköz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde Serbesti gazetesi (1908-1920)

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 16 Kasım 1908 tarihinde yayına başlayan Serbesti gazetesi, döneminin en şiddetli muhalefetini yaparak ön plana çıkmıştır. Gazete, meşrutiyetin ilanından önceki 33 yılı bir esaret olarak değerlendirmiş, bu sebeple her fırsatta Sultan II. Abdülhamid ve istibdat olarak değerlendirdiği dönemini eleştirmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonraki dönem için de bazen ülkeyi doğrudan yöneten, bazen de dolaylı olarak yönetime müdahale eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni hedef almıştır. Üstelik Cemiyet'e yönelttiği eleştiriler daha şiddetli ve daha keskin olmuştur. Gazetenin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne yönelttiği eleştiriler, Cemiyet'in gazeteye gönderdiği tehdit mektuplarıyla karşılık bulmuşsa da Serbesti eleştiriden geri durmamıştır. Bu muhalefet, tarihe ilk basın şehidi olarak geçen Hasan Fehmi'nin öldürülmesine sebep olmuş, devamında ise 31 Mart Vakası'yla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla 31 Mart Vakası'nda Serbesti'nin yayın politikası önemli bir kilometre taşı olmuştur. Serbesti gazetesi, Balkan Harbi sıralarında orduya ve askere ciddi anlamda destek vermiştir. Fakat Milli Mücadele döneminde aksi istikamette hareket ederek Kuvâ-yi Milliye, Mustafa Kemal Paşa ve onun yol arkadaşlarına olanca gücüyle saldırmış; bağımsızlık mücadelesinin karşısında durmuştur. Kürt milliyetçiliğinin en ateşli savunucularından olan gazete, Kürtlere yeni ve müstakil bir kimlik oluşturmada büyük çaba harcamış; aynı zamanda bağımsız bir Kürt devleti kurulması için çok çalışmıştır. Bunların yanında, Serbesti yayın hayatında kaldığı on bir yılı aşkın sürede, eğitim, adalet, hürriyet ve temel insan hakları gibi konuları işlemiş, ülkede meydana gelen kanunsuz eylemlere, yolsuzluklara sütunlarında çokça yer vermiştir. Bu çalışmanın amacı, Serbesti gazetesinin ilk çıktığı günden, son sayısına kadar geçirdiği aşamaları, düşünce dünyasındaki değişimleri ve neden bu derece şiddetli bir muhalefete ihtiyaç duyduğunu anlatmaktır. Bu kapsamda gazetenin elde edilen tüm sayıları dikkatli bir incelemeye tabi tutulmuş, bunun yanında dönemin diğer gazeteleri ve arşiv belgeleri de değerlendirilmiştir. Netice itibarıyla, Serbesti'nin muhalefet politikasının altında yatan temel faktörler ortaya çıkarılmış, tarihe damga vuran önemli olaylarda Serbesti'nin ne derece etkisinin olduğu anlatılmıştır.

BasınGazetelerMevlanazade+7
Ahmet Aykut Horasanlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavut milliyetçiliği ve Derviş Hima (İbrahim Naci)

18. yüzyıl sonlarında Fransız İhtilâli ile birlikte ortaya çıkan milliyetçilik akımı, Napolyon'un gerçekleştirdiği seferler sonucu tüm Avrupa'yı kısa bir süre içerisinde etkisi altına almıştır. Aynı süreçte Balkan coğrafyasında yaşayan halklar, idari mekanizmada meydana gelen bozulmalar sebebiyle yerel yönetimlere karşı isyan hareketlerine başlamışlar ve bu durum 19. yüzyılın başlarında Hıristiyan Balkan halkları tarafından ulusal bağımsızlık hareketine dönüşmüştür. Ulus-devlet kurma mücadelesine girişen Balkan halklarından Yunanlar, Sırplar, Rumenler, Karadağlılar ve Bulgarlar sırasıyla bağımsızlıklarını elde ederken, heterojen bir yapıya sahip Arnavutlar arasında ise ulusal bağımsızlık fikri daha geç bir tarihte ortaya çıkmıştır. Yüzyıllar boyu imparatorluğun hem devlet idaresinde hem de askeri kanadında önemli görevler üstlenen çoğunluğu Müslüman Arnavut halkı, 19. yüzyılın son çeyreğinde ulusal harekete katılmış ve 1912 yılında bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı Devleti'nden ayrılan son Balkan milleti olmuştur. Arnavutlar arasında bağımsızlık fikrinin oluşmasında bilhassa aydın kesim ve yurtdışında yaşayan Arnavutlar etkili olmuş, gerek yaptıkları yayın çalışmaları gerekse yürüttükleri propaganda faaliyetleriyle halk arasında örgütlenmeyi sağlamışlardır. Bu süreçte yürüttüğü faaliyetler ve çetelerin kurulmasında üstlendiği kilit rolle, Arnavut ulusal hareketinin gelişmesini sağlayan en önemli isimlerden biri şüphesiz ki İbrahim Temo'nun yakın dostu Derviş Hima (İbrahim Naci) olmuştur. Kalemi kuvvetli olan Derviş Hima, hareketin seyrine ilk etapta yayınladığı yazı, bildiri, gazete, dergi ve broşür gibi yayın faaliyetleri ile destek vermiş, sonraki süreçte ise silahlı çetelerin kurulmasında aktif bir görev üstlenmiştir. Bu çalışmada Arnavut milli hareketinin gelişimi ve Arnavut milliyetçisi Derviş Hima'nın ulusal hareketin gelişim sürecine katkısı arşiv kaynakları, süreli yayınlar, ilgili telif çalışmaları ve biyografi eserleri temel alınarak incelenmiştir. Çalışma neticesinde, Arnavut ulusal hareketinin ortaya çıkışı ve tarihsel gelişimi tüm detaylarıyla ortaya konulurken, Derviş Hima'nın sürece katkısı yayınladığı eserler ve yürüttüğü çalışmalar vasıtasıyla arşiv kaynaklarına dayandırılarak değerlendirilmiştir. Radikal bir Arnavut milliyetçisi olan Hima'nın düşünce yapısının tam manasıyla anlaşılması için kaleme aldığı bazı bildiri ve yazılar tam metin olarak sunulmuştur.

Arnavut milliyetçiliğiArnavutlukBalkanlar+6
Betül Küçük
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk politik kültüründe ittihat ve terakki mirası: İdeolojik bağlamda bir değerlendirme

Çalışmada, Türk politik kültüründe önemli bir yer tutan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu, gelişimi, iktidar yılları ve sonrasındaki mirası incelenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme döneminde ortaya çıkan İttihat ve Terakki Cemiyeti, Batılılaşma hareketleri ve ıslahat girişimlerine paralel olarak gelişmiştir. Tezde, Cemiyetin kuruluş süreci, siyasi, ekonomik ve toplumsal fikirleri, öncü düşünürleri ve liderleri analiz edilmektedir. Cemiyet, II. Meşrutiyet Dönemi'nde güçlenerek iktidarı ele geçirmiştir. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetim anlayışı, uygulamaları ve politikaları mercek altına alınmaktadır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanda hayata geçirilen icraatlar ve bunların yarattığı sonuçlar incelenmektedir. Ayrıca, Cemiyetin Türkçülük ve milliyetçilik anlayışının gelişimi de bu süreçte değerlendirilmektedir. Cemiyet, ulus-devlet inşa etme, toplumsal ve kültürel dönüşümlere yön vermiştir. Çalışma, I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tasfiyesini de kapsamaktadır. Cemiyetin mirasının Cumhuriyet Dönemi'ne yansımaları, siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda analiz edilmektedir. Çalışmada Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar olan süreçteki Cemiyetin kadrolarının siyasette yer buluşu, Cemiyet düşünce yapısı ve ilkelerinin devlet mekanizmasında benimsenme tarzı, eğitim, kültür ve kadın hakları konusunda Cemiyetin bıraktığı miras incelenmiştir. Asıl olarak askerî alanda kendine yer bulan Cemiyetin bugün askerî olarak nasıl karşılık bulduğu ve darbe dönemlerine etkisi, son olarak da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin günümüz Türkiye'sindeki izleri tartışılmaktadır.

BatılılaşmaMilliyetçilikOsmanlı İmparatorluğu+1
Esat Kılıçoğlu
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz'in iki yakasında devrimsel durumlar: Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya

Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları uzun yıllar Avrupa siyasetinde baskın güç olmuş ve Avrupa'nın doğusundaki süper güç olagelmişlerdir. Ancak Batı'da üretim ilişkilerinde meydana gelen dönüşüm sonrası yeni, devrimci bir burjuva sınıfı doğmuştur. Bu iki imparatorluk ise bu dönüşüme karşılık verememiş ve birincil üretim yöntemi olan tarım gün geçtikçe kötüleşmiştir. Osmanlı'da devlet gelirlerinin düşmesi, Rusya'da ise toplumsal yapının hızlı ve plansız dönüşümü nedeniyle iki mutlak monarşi on iki yılda üç farklı devrim görmüştür. 1905'te Rusya'da yaşanan devrimin kazanımları Stolypin devlet darbesi yüzünden kaybedilmesine rağmen, Osmanlı'da 1908 Devrimi İttihat ve Terakki'nin mücadeleleri sonucu yerleşmiştir. Sonuçta iki imparatorluk sosyal değişime ayak uyduramamış ve Birinci Dünya Savaşı sonunda iki imparatorluk da çökmüştür.

DevrimlerKaradenizKaradeniz bölgesi+4
Emre Garip
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anılarda İttihat ve Terakki

Yakın dönem tarih çalışmalarında anı yazıları, sakıncalarına rağmen;oldukça önemli kaynaklardandır.Resmi kaynaklarda rastlanamayacak birçok bilgiye anılarda rastlamak mümkündür.Bu özelliğine rağmen akademik bir çalışma yaparken anı türünden yararlanma, titiz bir çalışma ve dikkati gerektirmektedir ki anılar, araştırmacıyı yanlış yöne götürebilecek bilgileri de içerebilmektedir. Siyasal tarihimizde önemli yer etmiş farklı düşüncelere sahip insanların ve İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarının anılarından yola çıkılarak ortaya konulmak istenen bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler dışında "giriş" kısmında Osmanlı Devleti'nin 1683 Viyana Bozgunu sonrasında yaşadığı siyasal sıkıntıların II. Abdülhamid dönemine kadar özeti yapılmaya çalışılmıştır. "Birinci Bölüm" de, "Jön Türk" kavramının ortaya çıkışı ve "İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu ile birlikte Meşrutiyet'in ilanına kadar olan yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleri ele alınmıştır. "İkinci Bölüm "de, Meşrutiyetin ikinci kez ilanı ile başlayan siyasallaşma süreci ve yaşanan çatışmalar, 31 Mart Olayı ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi sonrası kurulan hükümetler ve Babıali Baskını'na kadar olan gelişmelerden söz edilmiştir. "Üçüncü Bölüm" de, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin iktidara tamamen hâkim olması sonrasında yaşanan siyasal olaylar ve Birinci Dünya Savaşı'nın sonlanması ile birlikte Osmanlı Devleti'nin son dönemine damgasını vurmuş olan İttihatçı kadroların ülkeyi terk etmek zorunda kalmaları anlatılmaya çalışılmıştır. "Dördüncü Bölüm "de ise; İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Yapısı, Cemiyete Katılım (Yemin Töreni), Cemiyetin Gelir Kaynakları konuları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdullah Cevdet,Cemal Paşa,Enver Paşa,İbrahim Temo,İshak Sükûti, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Talat Paşa

AnılarMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti+3
Mehmet Turgaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Meclis-i Mebusan zabıt ceridelerine göre Saruhan mebuslarının meclisteki faaliyetleri (1908-1920)

20. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nde meydana gelen en önemli olay, İttihat ve Terakki Cemiyetinin çabaları sonucunda II. Meşrutiyet'in ilan edilmesi olmuştur. Bu durum parlamenter hayatın yeniden doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada 1908-1920 yılları arasında Saruhan/Manisa'da gerçekleştirilen genel seçimlere ve sonuçlarına değinilmiştir. Çalışmada seçimlerin nasıl gerçekleştiği, seçilen mebusların meclisteki faaliyetlerini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. 1908, 1912, 1914 ve 1919 yıllarında gerçekleştirilen seçimler sonucunda Meclis-i Mebusan'da Haydar, İlhami, Mansurizade Sait, Tokadizade Şekip, Mehmet Sabri (Toprak), Mustafa Fevzi (Sarhan), Tireli Mustafa, İbrahim Süreyya (Yiğit), Muvaffak (Menemencioğlu), Celal (Bayar) ve Reşit (Pshisov) Beylerin Saruhan mebusu olarak yer aldıkları tespit edilmiştir. İkinci Meşrutiyet dönemi Saruhan mebusları 1908-1919 Meclis-i Mebusanının birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü devrelerinde çalışmalarda bulunmuşlar. Çoğu İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olan Saruhan mebusları mecliste ağırlıklı olarak siyasi, hukuki ve mali konular üzerinde görüş belirtmişlerdir.

Meclis-i MebusanMilletvekiliOsmanlı Devleti+3
Gülçin Kocabıyık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İdman mecmuasının tranksipsiyonu ve değerlendirilmesi

Çalışmamıza konu olan ve hem dünya çapında hem de Osmanlı Devleti özelinde çok büyük olaylar arefesinde yayın hayatına başlayan İdman Mecmuası, yalnız Türk basın ve spor tarihi bağlamında değil, birtakım ilkleri barındırması noktasında da ayrı bir öneme sahiptir.Nitekim mecmuada yayınlanan haberler ve makaleler dikkatli bir incelemeye tabii tutulduğunda devlet-millet bütünleşmesi için yapılan uğraşı, batıda kullanılan sportif kavramların Türkçeleştirilme çalışmalarına verdiği destek, pasifize olmuş bir topluma dinamizm katmaya çalışması bu mecmuanın bir takım toplumsal ve siyasal hedefler doğrultusunda mücadele ettiğini de bize göstermektedir. Diğer bir ifadeyle değişen dünyaya uygun toplumsal yapılanmayı hedeflemiştir. Çalışmamıza konu olan İdman Mecmuası'nın yazar kadrosu ise Ali Sami YEN, Selim Sırrı, Aka GÜNDÜZ, Burhan Felek gibi Türk sporuna büyük hizmetleri bulunan ve modern Türk sporunun kurulmasına öncülük eden kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca İdman Mecmuası, dönem spor yayınlarından farklı olarak bütün sporlarla ilgili yazılar ve haberler yayınlaması İdman Mecmuası'nı Türk spor tarihinin ilk kapsamlı spor dergisi yapmaktadır. İdman Mecmuası'nın bu nitelikleri göz önünde bulundurularak çalışmamız beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde giriş, Osmanlı Basınının Genel Durumu, Materyal ve Yöntem kısımları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise 20. Yy 'a kadar Türk Spor tarihi anlatılmıştır. Üçüncü bölüm derginin içerisinde bulunan yazıların branşlara göre özetlerinin bulunduğu kısımdır. Dördüncü bölüm İdman Mecmuası'nın değerlendirilmesi kısmı ve beşinci bölümde ise İdman Mecmuası'nın transkripsiyonu bulunmaktadır.

Basın tarihiDergilerOsmanlı Devleti+7
Ünal Torun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelenin başlangıcında İttihad ve Terakki Fırkası (Ekim 1918-Mayıs 1919)

Osmanlı Devleti için Birinci Dünya Savaşı, birçok alanda önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu uzun savaş, sosyal ve ekonomik hayat üzerinde büyük çöküntüleri beraberinde ge¬tirmiştir. Özellikle siyasi alanda, ülkenin son on yıldır kaderine hükmetmiş bulunan İttihad ve Terakki Fırkası'nın sahip oldu¬ğu güçlü konum üzerinde olumsuz sonuçları olmuştur. Savaşın, Osman¬lı Devleti'nin aleyhinde neticeleneceğini fark eden İttihad ve Terakki Fırkası'nın lider kadrosu, fırkanın savaştan sonraki geleceğini düşün¬mek zorunda kalmıştır. Çünkü İttihadçılar, Osmanlı Devleti'nin savaşa girişi ve savaş yıllarındaki uygulamalardan İttihad ve Terakki Hükümet¬lerinin sorumlu olduğunu ve bundan dolayı da savaş sonrasında geçmi¬şin hesabının sorulacağını bilmekteydiler. Bu mesele 1918 Ekiminde İttihad ve Terakki Fırkası yöneticilerinin zihnini meşgul eden en önemli husus¬ olmuştur. Sahip oldukları güçlü teşkilatın mütarekeden sonraki durumu ne olacaktı, Osmanlı iç siyasetinin en önemli unsuru İttihad ve Terakki Fırkası nasıl bir şekil alacaktı, İttihadçılık son mu bulacaktı yoksa kendini ye¬ni şartlara uydurarak devam mı edecekti? İttihadçılar bütün bunları 01-04 Kasım 1918'deki son ve olağanüstü kongrelerinde tartışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı'nın kaybedilişinde en büyük sorumluluğu yüklenen fırka gerçekleştirdiği bu son kongre ile kendini feshetmiştir. Buna liderlerinin yurt dışına kaçması da eklenince artık fırkanın tarih sahnesinden çekildiği gibi bir izlenim uyanmıştır. Ancak durum böyle değildir. Fırka hala Osmanlı topraklarındaki en yaygın ve hatta tek örgütlü harekettir. Sivil ve askeri bürokrasideki kadroların neredeyse tamamı fırkanın üyesi veya sempatizanıdır. Fırka, mütarekenin imzalanmasından sonra başlayan işgal günlerinde, hem muhalifi olan güç odaklarına karşı yok olmamak için hem de vatanı korumak içgüdüsüyle direnişe geçmiştir. Dolayısıyla bu teşkilat, Milli Mücadele Hareketi'nin başlamasında da en önemli rolü oynamıştır.

Milli MücadeleOsmanlı Devletiİttihat ve Terakki
Oğuz Keklikci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Celal Nuri'nin yazılarında ittihat ve terakki: Ati gazetesi 30 Ekim 1918-19 Mayıs 1919

Osmanlı Devleti?nin son dönemlerinde bir yenileşme hareketi öncüsü olarak kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti döneminin en etkili örgütü olarak bilinmektedir. İttihatçılar yönetime geldikten kısa bir süre sonra Harb-i Umumi patlak vermiş bu sürede savaş koşulları içerisinde olan halk büyük sıkıntılar çekmiştir. Yaşanan tüm geçim zorluklarının yanı sıra çeşitli dış etkenlerin kışkırtması sonucunda Osmanlı tebaası birbirleriyle çatışmaya başlamış ve huzursuz bir ortam yaratılmıştır. Sömürgeci güçlerin Osmanlı üzerindeki emellerinin bir uygulaması olarak da algılanabilecek Harb-i Umumi Osmanlı?yı yıkıma uğratmaya zemin hazırlamış ve İttihatçı hükümeti zayıflatmıştır. Elbette ki bu zayıflamada Batılı güçlerin ekseninde hareket eden İstanbul gazetelerinin etkisi göz ardı edilemez. Bu çalışma mütareke döneminde Ati gazetesinin İttihatçı karşıtlığını 1918-1919 yılları arasında altı aylık bir süreç içerisinde incelemektedir.

Ati gazetesiGazetecilerGazeteler+3
Gülcan İyidoğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul basınına göre 31 Mart Vak'ası

Her geçen gün zayıflayan Osmanlı Devleti, ömrünü sürdürebilmek amacıyla Avrupalı devletlerin siyasetini yakından takip edip kendine hayat sahası bulmuştur. Fakat 1907 yılında Rusya-İngiltere ikilisinin Reval'de görüşmelerde bulunması ve burada İngiltere'nin Rusya'yı Osmanlı üzerinde serbest bırakması İttihat ve Terakki yanlılarını harekete geçirmiştir. Reval görüşmelerinin olumsuz etkisini kırmak için meşrûtiyeti ilân etmenin gerekli olduğu kanaatiyle İttihat ve Terakki yanlılarının harekete geçmesiyle ?II. Meşrûtiyet? ilân edilmiştir.Osmanlı toplumu meşrûtiyeti tam anlamıyla algılayamamıştır. Bu durum ileride çıkabilecek olası yıkıcı hareketlere ortam hazırlamıştır.İttihatçıların baskıcı tutumları muhalefeti artırmıştır. Halkın eğitim seviyesinin ileri düzeyde olmaması yüzünden dolayı da isyan kıvılcımları hızla tutuşmuştur. Rûmî takvimle 31 Mart 1325 tarihinde başlayan bu isyan hareketi Selanik'ten gelen ?Hareket Ordusu? tarafından bastırılmıştır. İsyanda parmağı olanlar kurulan Divan-ı Harb'ler vasıtasıyla yargılanmıştır. Çalışmamızda bu konular üzerinde durulmuştur.

31 Mart olayıBasınOsmanlı Devleti+5
Kamil Akyüz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Mahir Efendi: hayatı ve faaliyetleri

Araştırmanın konusu; Kastamonulu eğitimci ve İttihat ve Terakki Partisi Kastamonu Mebusu İsmail Mahir Efendi'nin hayatı ve çalışmalarıdır. Bu çalışmada İsmail Mahir Efendi'nin hayatı ve eğitimciliği yönü ile özellikle milletvekilliği yaptığı dönemlerdeki çalışmaları üzerinde durulmuştur. Türk tarihine genel olarak bakıldığında eserleri ve faaliyetleri ile büyük işler yapan insanların zaman içinde unutulduğu gözlemlenmektedir. İsmail Mahir Efendi de eğitimciliği yanında mecliste farklı alanlarda yapmış olduğu konuşmalar ve sunmuş olduğu öneriler ile Kastamonu tarihinde özel bir yere sahiptir. Yapılan bu çalışma, Kastamonulu bir siyasetçinin meclis çatısı altında yaptığı faaliyetlerinin ve kurumlaşmış olan düşüncelerinin toplu olarak verilmesi bakımından mühimdir.

BiyografiKastamonuMilletvekili+3
Davut Ay
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi basınında kadın dergileri

Tanzimat döneminde toplumun sosyal ve kültürel açıdan gelişmesiyle birlikte Türkiye'de kadın dergiciliğinde ilk girişimler Tanzimat döneminde gerçekleşmiştir. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki'nin devlet yönetiminde etkili olmasıyla birlikte kadınlara yönelik çalışmalara ağırlık verilmiştir. Kadınların toplumda sadece aile içindeki rolleri ile sınırlı kalmayıp toplumsal alanda da faaliyetler göstermelerinde olanak sağlanmıştır. II. Meşrutiyet döneminde basında özgürlüğün sağlanmasıyla kadın dergilerinde artış yaşanmıştır. Dergilerin yayınlanmasıyla birlikte kadınlar kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmede rahat bir ortam bulmuşlardır. Kadınlar dernekler kurmuşlardır böylece kadınların toplumsal hayatta aktif rol almalarında kolaylık sağlamıştır. Çalışmamızda ilk olarak Türk kadınının modernleşmesi yolunda değişimler, feminist düşünce, düşünce akımlarının kadınlara tanınan haklara yönelik düşünceleri, değerlendirmeleri, kadın dernekleri ve kadın dergilerinde yazıları olan kadın yazarlar hakkında bilgi verilmiştir

DergilerKadın dergileriKadın yazarlar+6
Nurcan Türeyen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Cumhuriyet dönemi kamu yönetiminin yapılanmasına etkileri

İttihat ve Terakki hareketinin arkasında "Yeni Osmanlılar" hareketi bulunmaktadır. Yeni Osmanlılar ya da Batı'daki adlandırmasıyla Jön Türk düşüncesi, anayasacılığın yanında, yerli burjuvazinin önünü açacak kontrolü bir iktisadi liberalizm ve bir "Osmanlı vatanı" fikrini esas alır. Cumhuriyetin başındaki düşünce yapısı, özellikle Osmanlı Devletinden, Türkiye Cumhuriyeti'ne gelişimlerle aktarılan, Batılı devletleri örnek alan Batılılaşma/Modernleşme sürecinde şekillenmeye başlamıştır. Genç aydın muhalefeti hareketi olarak ortaya çıkan İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908 sonrasında tedricen siyasal iktidarı üstlenmiş, Cumhuriyet kamu yönetimine aktardığı politikaları ve fikriyatı ile birçok devlet mekanizmasının dönüşümüne kaynaklık etmiştir.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiKamu yönetimi+3
Hanifi Tosun
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kara Kemal Bey'in hayatı ve millî mücadele'deki faaliyetleri

İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri arasında yer alan Ahmet Kemal Bey, Cemiyete Posta İdaresinde memur iken katılmıştır. 1909 yılında yapılan İttihat ve Terakki kongresinde öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Cemiyet içerisinde Büyük Efendi olarak bilinen Talat Paşa'ya yakınlığından dolayı Küçük Efendi olarak adlandırılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında Teşkilat-ı Mahsusa'nın Kafkasya bölgesindeki faaliyetlerinde görev almıştır. Örgütçü özelliği ile bilinen Kemal Bey esnaf birliklerini örgütleyerek önemli bir nüfuz kazanmıştır. İttihatçıların millî iktisat oluşturma düşüncesi ile millî şirketler kurulmasına öncülük etmiştir. I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesi ile Anadolu'da işgallere karşı başlatılan Millî Mücadele hareketine silâh ve mühimmat sevkiyatı için kurulan Karakol Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer almış ancak İngilizler tarafından Malta'ya sürgüne gönderilmiştir. Sürgünden firar eden Kemal Bey, Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde bulunduktan sonra İstanbul'a geri dönmüştür. 1926 yılında İzmir'de Mustafa Kemal Paşa'ya karşı planlanan suikast girişimi dolayısıyla İstiklal Mahkemesinde yargılanmış ve gıyaben idam cezasına mahkûm edilmiştir. Davaların devam ettiği sırada polis tarafından yakalandığı evde şüpheli bir şekilde intihar etmiştir.

BiyografiCumhuriyet tarihiKara Kemal+3
Gözde Nur Sürücü
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki Cemiyeti - Rusya ilişkileri

Tarihî olaylar devamlılık gösterdiği için olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi vardır; bir olay kendinden önceki bir olayın sonucu ve kendisinden sonraki bir olayın sebebini oluşturabilir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti içinde siyasi hak elde etme mücadelesi veren gurupların hareketleri birbirinden bağımsız değildir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki yaşanan siyasi, sosyal ve iktisadi buhranlar yöneticilere, özellikle de Sultan'a muhalif görüşlerin oluşmasına neden olmuştur. Özellikle Fransız Devrimi'nin getirdiği fikir akımlarından etkilenen aydınlar, mevcut düzene tepkilerini ortaya koymuşlardır. Tanzimat Fermanı ile başlayan yeni dönemin önemli neticelerinden birisi Genç Osmanlılar Cemiyeti'nin kuruluşudur. Bu cemiyeti II. Meşrutiyet'in ilanında büyük çaba gösteren İttihat ve Terakki Cemiyeti'nden tam olarak ayırmak mümkün değildir. İttihat ve Terakki Cemiyeti ülkedeki rejimin değiştirilmesi ve ülkeye birçok yeniliğin getirilmesi açısından Türk demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu çalışmada İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Rusya ile ilişkileri incelenmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Türk devlet yönetiminde etkin hale geldiği dönemlerde hem Rusya'da hem de Türkiye'de önemli gelişmeler yaşanmıştır. I. Dünya Savaşı öncesinde İttihatçılar Rusya ile ittifak yapmaya gayret göstermişse de bu ittifak girişimleri sonuçsuz kalmıştır. Bu büyük harpte Türkler ve Ruslar karşı cephelerde savaşmış ve savaş sonrası her iki ülke de yıkılmıştır.

Jön TürklerOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+3
Gökhan Güngör
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kadın Algısı (Selma Rıza örneği)

İttihat ve Terakki Cemiyeti hem Osmanlı Tarihi'nin hem de Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nin inceleme alanına giren ve genellikle siyasi yönüyle ele alınan bir oluşum olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bu cemiyet siyasi tarihimizin seyrini değiştiren bir yapı olmasının yanı sıra oldukça güçlü fikri temellere sahiptir. Genelde toplumsal sorunların tamamına özelde ise kadın sorununa sahip olduğu bu sağlam fikir yapısı çerçevesinde yaklaşan cemiyet,her fırsatta kadınların toplumsal yaşama daha çok dâhil olmaları gerektiğini vurgulamıştır. Cemiyet üyeleri yayınladıkları yazılarla, kadın derneklerine verdikleri desteklerle ve iş hayatında kadın çalışmacıları arttırmak adına yaptıkları çalışmalarla söylemlerinde ne kadar samimi olduklarını göstermişlerdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin liderlerinden Ahmet Rıza Bey'in kız kardeşi Selma Rıza Hanım'ın mücadelesini İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kadın algısı doğrultusunda ele alan bu çalışmada; dönemin düşünce yapısında kadının konumu ve özellikle de İttihat ve Terakki Partisi'nin yönetimi altındaki Osmanlı Devleti'nde bu konuda yapılan çalışmalar somut örneklerle değerlendirilmiştir.

Kadın olgusuKadınlarOsmanlı tarihi+4
Dilara Göktaş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyet-i Umûmiyyesi Teşkilât tarihi (1914?1922)

Bu tezde 1913 yılında Dâhiliyye Nezareti bünyesinde teşkil edilen İskân-ı Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyeti'nin genel müdürlüğe dönüşüm süreci ile Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyet-i Umûmiyyesi'nin kuruluşu, binası ilk önce ele alınmıştır.Çalışmanın devamında Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatları ayrıntılı olarak arşiv belgelere dayanılarak işlenmiştir. Merkez teşkilatındaki şubeler ile taşra teşkilatındaki müdürlük ve memurluklar işlenirken karanlıkta kalan kısımlar arşiv belgeleriyle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu teşkilat içinde çalışanların ele alındığı başlıklarda atama ve görevler aktarılmıştır.Genel Müdürlüğün çalışma yöntemi alt başlıklar halinde anlatılmıştır. Burada iskân hususu, araştırma ve inceleme çalışmaları ile Mondros Mütarekesi sonrasındaki faaliyetler yine belgeler doğrultusunda işlenmiştir.Böylece teşkilat tarihi açısından (Birinci Dünya Savaşı öncesi/esnâsı ve sonrası) üç dönemdeki yapısal durum ortaya konulmaya çalışılmış, kurumun bir sosyal yardım kuruluşu olduğu yönündeki düşünce kuvvetlenmiştir.

Aşair ve Muhacirin Müdiriyyet-i UmumiyyesiAşiretlerGöçler+6
Volkan Marttin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Basını'nda büyük kabine (21 temmuz 1912-23 ocak 1913)

II. Meşruiyet'in ilanı Türk siyasal hayatından büyük değişikleri,yenilikleri berberinde getirmiştir. Bu yeni edinimlerin en önemlisi şüphesizanayasal rejimdir. Mutlak monarşiden, anayasal monarşiye geçilmesi ilebirlikte devlet yönetiminde daha önce hiç denenmemiş olan bir sistemekabine sistemine geçilmiştir. Bu sistemde iktidar, padişah'ın ve meclisin ortakgücüdür. Meşrutiyet hayatı boyunca meclis, demokratik rejimlerin gereğiolarak kabinelerin denetim mekanizması olarak görev yapmış, iktidarmuhalefetilişkilerini işletmiştir.1908-1913 yılları arasındaki 5 yıllık kısa bir sürede 9 Kabine kurulmuşve yıkılmıştır. 22 Temmuz 1912'de iş başına gelen Gazi Ahmet MuhtarPaşa'nın sadrazamlık görevini üstlendiği, Kamil Paşa'nın Şurayı devlet Reisiolarak görev aldığı Büyük kabine, meşrutiyetin döneminin en büyükkabinelerinden biridir. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın oğlu Mahmut MuhtarPaşa'nın bu kabinede bahriye nazırı olarak görev alması nedeni ile "Babaoğul"kabinesi olarak da anılan bu kabine büyük ümitlerle iş başına gelmişti.Büyük Kabine iktidara geldiğinde, Osmanlı devleti dahili ve harici bir çokproblemle karşı karşıya kalmıştı. Dahilde İttihat Terakki Cemiyeti aleyhtarlığıciddi boyutlara varmış, cemiyetin devlet işlerine sürekli müdahil olmayaçalışan tavrı, bazı çevreler tarafından şiddetle eleştirilmeye başlanmıştı.Cemiyetin bu tavrına karşılık bütün muhalif kesimler 1911 yılında Hürriyet veİtilaf Partisi adı altından toplanmıştı. İttihat Terakki ve Hürriyet İtilaf Fırkasıarasındaki parti çekişmeleri toplusal gerilimi tırmandırmakta bu durumtoplumsal anarşiyi tetiklemekteydi.Hariçte ise Arnavutluk isyanı bütünsıcaklığı ile gündemdeki yerini korumakta idi. Öte yandan Hakkı Paşakabinesi zamanında başlayan Trablusgarp savaşı da devam etmekteydi.Böyle bir ortamda "Tarafsızlık" ve "Barış" parolaları ile Gazi Ahmet Paşaİktidara geldi. Büyük Kabine'nin iktidarı, toplumsal gerilimi düşüremedi.258İttihatçıların yönetimden uzaklaştırılmaya çalışılması,devletin önemlikadrolarından ittihatçıların tasfiye edilmesi, iktidara karşı cemiyetinmuhalefete geçmesine sebebiyet verdi. Hariçte ise Arnavutlara önemli bazıayrıcalıklar tanınmasına rağmen, Arnavutluk 1912'de bağımsızlığını ilan etti.Trablusgarp savaşı kaybedilerek Uşi anlaşması ile Trablusgarp İtalyanlarabırakıldı. Dahası dış politikasını "Barış" ilkesi üzerine kuran büyük kabine,Balkan savaşlarının çıkmasını engelleyememişti. Balkan savaşlarındaOsmanlı ordusunun kısa sürede büyük mağlubiyetler alması üzerine, KamilPaşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın yerine geçmiş ise de savaşlarda arzuedilen başarı sağlanamamış, Bulgarlar Edirne önlerine kadar gelerek şehrikuşatma altına almışlardı. Böyle bir ortamda, Düvel-i Muazzama devletleriEdirne'nin Bulgaristan' a terk edilmesini öngören bir nota'yı 17 ocak 1913'teOsmanlı Devleti'ne vermişlerdi. 22 Ocak 1913'te saltanat şurasında nota elealınmış ve Nota'ya verilecek cevap kararlaştırılmıştı. 23 Ocak 1913'te, KamilPaşa'nın başkanlığındaki devlet ricali Babıali de Düvel-i Muazzama'yaverilecek cevabi nota'yı yazdıkları sırada İttihatçılar, Kamil Paşa'nın Edirne'yiBulgarlara terk ettiğini ileri sürerek Babıali'yi bastılar. Harbiye Nazırı NazımPaşa'yı öldürerek kanlı bir darbe ile hükümeti devirdiler. Kamil Paşa'nın zorlaistifa ettirilmesiyle birlikte adı gibi büyük beklentiler ile birlikte iş başına gelenfakat kendisinden bekleneni yerine getiremeyen Büyük Kabine yıkılmıştır.Anahtar Kelimeler:1- Büyük Kabine,2- Gazi Ahmet Muhtar Paşa,3- Kamil Paşa,4- İttihat Terakki Cemiyeti,5- Trablusgarp Savaşı, 6- Balkan Savaşları.259

Ahmed Muhtar PaşaBasınMuhalefet+7
İbrahim Tavukçu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tanin gazetesine göre İkinci Balkan Savaşı sonrasından I. Dünya Savaşı başlangıcına kadar Balkanlar

ArnavutlukBalkanlarGazeteler+5
İbrahim Sakarya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Osmanlı Posta ve Telgraf Teşkilatı

ÖZET İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Osmanlı Posta ve Telgraf Teşkilatı arasındaki bağlantıyı ortaya koymayı amaçlayan bu tez, bir giriş, üç ana bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Giriş kısmında; Dünya Posta tarihine kısaca değinildikten sonra Osmanlı Posta ve Telgraf sistemi tarihi üzerinde durulmaktadır. Birinci bölümde, Osmanlı Posta ve Telgraf Mektepleri'nde öğrenci yetiştirilmesi üzerinde durulmaktadır. ikinci bölümde ise; Osmanlı Devletinde yenileşme çabalarına değinildikten sonra, Sultan II. Abdülhamit ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki mücadele üzerinde durulacak, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Posta ve Telgraf Teşkilatı arasındaki ilişkiye değinilecektir. Üçüncü Bölümde ise; Milli Mücadele sırasında Posta ve Telgraf Teşkilatı'nın durumu ve Posta ve Telgrafçıların Milli Mücadeleye olan katkıları üzerinde durulacak, en son Kurtuluş Savaşı sonrası Posta ve Telgraf Teşkilatı'nın yapısı üzerinde durulacaktır.

Abdülhamid IIOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+3
Seyfi Toptaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Mehmet Şemsettin Günaltay'ın hayatı, ilmi, , idari, siyasi faaliyetleri

İlim, fikir ve siyaset adamı M. Şemsettin GÜNALTAY 1883'te Erzincan'a bağlı Kemaliye (Egin)'de doğdu. Girdiği okulları başarılı bir şekilde bitiren Günaltay, Yüksek öğretmen Okulu fen şubesinden mezun olmasına rağmen ülkenin içinde bulunduğu felâket ortamında, ülkenin kurtuluşuna yönelik çözüm bulmaya çaba sarf edenler arasına katılıp, ortaya koyduğu çözümlerin ilmî, fikrî, sosyal temellerini araştırmaya başladı. İlk yazdığı eserlerle ve dinî mecmualardaki yazıları ile bir İslamcı olarak tanınmış ancak, Batı kültürü ile temasından kazandığı tenkit ruhu ile hareket etmişti. Koyu şeriatçılardan ve mutaassıp dindarlardan kolaylıkla ayrılıp, bu istikamette mümtaz bir yer almıştı, istanbul Üniversitesi fakültelerinde hocalığı devam ederken, 1915 yılında İttihat ve Terakkinin Ertuğrul (Bilecik) Mebusu olarak Meclise girdi. Meclisteki görüşmelerde yaptığı konuşmalarla O, alınacak kararların tashih edicisi gibiydi. Mecliste aldığı görevlerin yanı sıra İttihat ve Terakki ileri gelenlerini sorgulayan komisyonda da bulundu. Sorduğu sorular, devlet mekanizmasının gerektiği gibi niçin işlemediğine, Savaş neticesi ağır sonuçlarla karşılaşmamak ile ilgili alınması gereken tedbirler doğrultusundaydı. Teceddüt Fırkası kurucuları arasında da yer alan Günaltay, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-ı Hukuk Cemiyeti'nin İstanbul Teşkilâtında, bir süre sonra da Kuvây-ı Millîye içinde yer aldı. İstanbul Belediye Başkan vekilliği görevinde bulunan Günaltay'ın milletvekilliği Yeni Türkiye'de 1923'te Cumhuriyet Halk Partisi Sivas milletvekili olmasıyla başladı. Bu dönemler içerisinde Meclis Başkan vekili ve Parti Grubu Başkanı vb. görevlerde de bulunan Günaltay, yedi dönem arka arkaya Sivas, bir dönem Erzincan Milletvekili seçildi. Onun ilmî kişiliği, mutedil yapısı ve geniş deneyimi Başbakan olarak önerilmesinde etkili oldu. 15 Ocak 1949-22 Mayıs 1950 tarihleri arasında 27 yıllık C.H.P. iktidarının son Başbakanı idi. Onun işbaşına geçer geçmez taahhüdü, millet iradesini tam anlamıyla yansıtacak bir seçim kanunu idi. O, fedakâr ve olgun bir anlayışla her eleştiriye karşı sabırlı bir tutum sergilemiş, gayretleri ile 16 Şubat 1950 tarih 5545 sayılı gizli oy-açık tasnif hakim teminatına bağlı seçim kanunun çıkarılmasında birinci derecede rol oynayıp bunun icraatından da kendisini sorumlu tutmuştu. "İlk mekteplerde din derslerini okutturmaya başlayan, İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümetin Başkanıyım" diyen Günaltay'ın Din Eğitimi ve Din işleri organizasyonunda temel aldığı esas; dinî efsanelerin ve ülkeyi tahrip edici zihniyetin gelişmesine müsaade edilmemesi şeklinde cereyan etti. Atatürk'ün direktifi ile kurulan Türk Tarih Kurumunun kuruluşunda üye olduğu gibi 1941 yılından ölüm tarihi olan 1961 yılına kadar Başkanlığını yapmış, organizasyonları ile olduğu gibi bir kütüphaneyi hatırlatan bibliyografya ortaya koymuştur. O, Türk Tarih Tezinin kurucuları arasında yer aldı. Türk Tarihinde, sahasında otorite olan hocalar yetiştirdi. Kendi deyimi ile Milletine borcunu ödedi. Eserleri ile onun çabası, Türk milletinde mevcut olan millî ruh ve seciyelerin ortaya çıkarılmasını sağlamak, Millî enerji kaynağımızın sonsuzluğu ile geleceğin gene Türklerin olması amacına yönelik olmuştu. M. Şemsettin Günaltay, Türk milletine inanan, Türklerin her işi başaracağına, her zorluğu yeneceğine ve her vadide ilerleyeceğine dair en sağlam inancı taşıyan bir Türk'tür. Bir milliyetçidir. 1961 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciler Meclisi üyeliğine seçilen Günaltay, 20 Ekim 1961 'de İstanbul'da vefat etti. O. Türk tarihinde birden fazla yönüyle tanınan mümtaz şahsiyetlerden birisidir.

BiyografiCumhuriyet tarihiGünaltay, Mehmet Şemseddin+3
Yaşar Özüçetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00

Related subjects