İş ortamı

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde pandemi kliniğinde en az 1 ay süre ile çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Karşılaştırmalı tanımlayıcı, karşılaştırmalı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 271 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama işlemleri sosyal medya üzerinden katılımcılara online anket gönderilerek 15 Ocak-15 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üniversite Sağlık Bilimleri Etik Kurulu'ndan etik onay ve katılımcılardan da onam alındı. Veriler, sosyo-demografik veri formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik dilimler, ki kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Tüm istatistikler p<.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi. Bulgular: COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların erkeklerden, çocuğu olan hemşirelerin çocuğu olmayanlardan, haftalık çalışma saati 40 saat üzeri olanların 40 saatten daha az çalışandan, ailesinde COVID-19 tanısı almış olanların olmayanlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkeklerin de kadınlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kişisel başarı alt boyut puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların endişe ve ankisyete ölçeği puan ortalamalarının erkeklerden daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<.05). COVID-19 kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve endişe ve anksiyete ile iş stresi ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif, endişe ve anksiyete ile duygusal tükenme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır (p<.05). Sonuç: COVID-19 kliniğinde çalışıp çalışmama durumunun hemşirelerin tükenmişlik, iş stresi, endişe ve anksiyete yaşamalarını etkileyen bir faktör olmadığı belirlendi. Ancak, COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerde kadın olma, çocuk sahibi olma, 40 saat üzeri çalışma, ailesinde COVID-19 tanısının varlığı gibi faktörlerin duygusal tükenme ile endişe ve anksiyete düzeylerini etkilediği belirlendi. Ayrıca COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkek hemşirelerin kişisel başarı düzeylerinin negatif etkilendiği saptandı. Hemşirelerin iş stersi arttıkça ile duygusal dükenme ve duyarsızlaşmanın azaldığı, endişe ve ankisyeteleri arttıkça iş stresi ve duygusal tükenmenin arttığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerin endişe ve ankisyeteleri arttıkça kişisel başarılarının azaldığı saptanmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Hemşireler+7
Hatice Hande Eldemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bir hastanede çalışan 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisi

Bu çalışmada, 40 yaş üstü hemşirelerde menopoz semptomları sıklığı ve bu semptomların yaşam kalitesi ve iş verimliliği üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, Mart 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 40 yaş üstü hemşireler, örneklemini ise184 hemşire oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze yapılan anket veri toplama yöntemiyle Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQoL-Bref), Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği ve Hemşirelik İş Yaşam Kalitesi Ölçeği (HİYKO) kullanılarak toplanmıştır.Menopoz semptomları değerlendirme ölçeğine göre katılımcılar, psikolojik şikayetler alt boyutundan 6.38±2.75 puan, somatik şikayetler alt boyutundan 11.57±4.33 puan, ürolojik şikayetler alt boyutundan 5.85±3.41 puan ve MSDÖ toplamından 23.78±9.54 puan almışlardır. Hemşirelerin menopozal semptomlarının şiddetinin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Katılımcılar hemşirelik iş yaşam kalitesi ölçeğine göreiş çalışma ortamı alt boyutundan 27.75±6.72 puan, yönetici ile ilişkiler alt boyutundan 16.49±3.04 puan, iş koşulları alt boyutundan 30.37±3.09 puan, iş algısı alt boyutundan 24.96±4.40 puan, destek hizmetler alt boyutundan 13.85±3.08 puan ve ölçeğin toplamından 113.43±16.01 puan almışlardır. Hemşirelerin menopoz semptomlarının orta düzeyde olduğu, menopoz semptomlarının hemşirelerin iş yaşamını ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirlenmiştir.

Belirti ve semptomlarHastane hemşireleriHemşireler+7
Nurşen Çekici
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerde çalışma ve dinlenme zamanları arasında kalp hızı değişkenliğinin karşılaştırılması

Amaç Vücudun fonksiyonel görevlerinin düzenlenmesinde otonomik sinir sisteminin önemli etkileri vardır. Otonomik sinir sistemi birbirinin çalışmasını dengeleyen sempatik ve parasempatik sinir sisteminden oluşur. Nöbet sistemi ile çalışan sağlık personelinde gündüz stres ve gece uykusuzluk nedeniyle bu otonomi bozulmaktadır. Özellikle nöbet geceleri baskın olması gereken parasempatik sistem baskılanmakta ve sonuçta vücutta stres ortamı oluşmaktadır. 24 saatlik elektrokardiyografi(EKG)-holter ile ölçülen kalp hızı değişkenliği sempatik ve parasempatik sistemin çalışmasını gösteren kolay ve girişimsel olmayan bir yöntemdir. Bu çalışmada nöbet ve istirahat olmak üzere 2 farklı günde yoğun bakım hemşirelerinin EKG Holter kaydını alarak aradaki kalp hızı değişkenliği farkını ölçmeyi planladık. Böylelikle nöbetlerinin vücudun çalışması üzerine oluşturduğu olumsuz durumları ve arttırdığı riskleri göstermeyi amaçladık. Yöntem Çalışmaya Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım ünitelerinde çalışan 51 hemşire dâhil edildi. Yoğun bakımda çalışan hemşireler vardiya sistemine göre çalışmaktadırlar. Nöbet günlerinde 24 saatlik (09.00-09.00) vardiya uygulanmakta ve nöbet ertesi günlerde ise nöbet izni kullanmaktadırlar. Bu çalışma hemşirelerin 24 saatlik hafta sonu vardiyası ve izin günlerinde istirahatteki 24 saatlik zaman diliminde yapıldı. Yirmidört saatlik vardiya günü çalışma grubunu ve istirahat günü ise kontrol grubunu oluşturmaktadır. Bu holter kayıtlarından ise kalp hızı değişkenliği parametleri olan 5 adet zaman alanı ve 7 adet frekans alanı değerleri elde edildi. Bulgular Kalp hızı parametreleri olan ortalama kalp hızı ve minimum kalp hızı değerleri nöbet günü lehine değeri anlamlı yüksek olacak şekilde saptandı. Toplam ortalama NN, gündüz ortalama NN ve gece ortalama NN değerleri ise istirahat günü lehine değeri yüksek olacak şekilde anlamlı çıkmıştır. Yirmidört saatlik kalp hızı değişkenliği parametrelerinden SDNN, SDANN, pNN50, TP, VLF, rMSSD, HF ve HFnu parasempatik sistemin indirekt belirteçleridir ve istirahat günü nöbet gününe kıyasla anlamlı olarak yüksek çıkmıştır. LFnu ve LF/HF oranı ise sempatik sistemin indirekt belirteçleri olup nöbet gününde istirahat gününe göre yüksek saptanmıştır. Gündüz vakti ve gece vakti kalp hızı değişkenliği parametreleri kıyaslandığında ise nöbet gününde istirahat gününe göre sempatik baskınlık görüldü. Ayrıca kalp hızı parametreleri 24 saat bazında kıyaslandığında ise nöbet günü sempatik sistemin, istirahat gününe nazaran daha yüksek olduğu görüldü. İstirahat ve nöbet günlerinin her ikisinde de gündüzleri geceye göre sempatik baskınlık olduğu izlendi. Nöbet gecelerinde sempatik baskınlığın oluşmasının, istirahat gecelerine nazaran daha erken saatlerde başladığı görüldü. Sonuç Sonuç olarak nöbet günlerinde sempatik aktivasyon artmaktadır. Bu etki 24 saaat boyunca devam etmektedir. Nöbet ya da istirahat gününden bağımsız olarak gündüz sempatik baskınlık, geceye göre daha fazla olmaktadır. Bu da sirkadiyen etkinin olduğunun göstergesi olarak yorumlandı. Ayrıca nöbet günlerinde geceleri sempatik etkinin başlama zamanının, istirahat gününe nazaran daha erken başlaması ise kortizol salınım zamanının daha erken başlamasıyla ilişkili olabileceği düşünüldü. Çalışmanın önemli kısıtlılıklarından biri katılımcı sayısının az olmasıdır ve daha ideal sonuçlar için geniş katılımcı grupları ile yapılacak çalışmalara ve yeni verilere gereksinim vardır. Anahtar kelimeler: Kalp hızı değişkenliği, otonom sinir sistemi, nöbet ve istirahat zamanı, yoğun bakım hemşiresi

DinlenmeHemşirelerHemşirelik araştırmaları+6
Mehmet Özgeyik
Kütahya Dumlupınar University
2017
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the role of English in business fields in non-English-speaking countries (A case study)

The aim of this study is to determine the importance of learning English to find jobs in sectors such as banks, education, and private companies. It also shows the importance of finding a platform with a designed curriculum for those who are interested in working in this field to facilitate their integration to improve employment opportunities with limited duration or based on the challenges that might come out. A questionnaire was conducted on 408 workers with higher levels of education, English speakers, and non-speakers in Gaziantep, in Turkey. The researcher found that English Language learning has a very important role in finding better job opportunities in Turkey. However, the main challenges facing the learners, according to the results, are learner's lack of confidence, teaching method, being with people who speak your mother tongue, limited learning environments, over-use of native language in the classroom, and inadequate learning materials. Difficulties such as time and cost are the least challenges facing them to learn English in the participants' opinion. Lastly, as solutions to overcome the learning challenge, the education process should focus more on motivation, speaking, learning vocabulary, using communicative language teaching, and improving teaching methods, social networks, reading, and school. However, living abroad, free and private courses, grammar, university, platforms, and family environment are the least effective supports to overcome those challenges. Keywords: Challenges Facing English Learners, Solutions to Overcome Challenges, Communicative Language Teaching, English as a Foreign Language, Studying English Abroad, Teaching Learning Materials, English Teaching Process.

Language educationEducation problemsSpeech+5
Shahd Haj Mohamad
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Organize sanayi bölgesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ile sağlıklı yaşam tarzı davranışlarının belirlenmesi

Çocuk işçiliği, düşük ücretli ve tehlikeli istihdam koşullarında çalışmak zorunda kalan 18 yaşın altındaki çocukların yaygın bir sorunudur. Bu çalışma, Gaziantep Küsget Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan çocuk işçilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 34 soruluk tanımlayıcı anket formu, Genel Sağlık Anketi (GSA-12) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ-II) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çalışan çocuk işçilerin %100'ü erkektir. Çocuk işçilerin %81,4'ü 15-18 yaşları arasında, %36,4'ü ortaokul mezunu, %31,3'ü liseye %12,2'si ilköğretime %4,9'u çıraklık eğitim lisesine devam etmektedir. Çocuk işçilerin %87,1'i otomotiv, %12,9'u diğer sektörlerde çalışmaktadır. Çalışma nedenleri ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı ilişki vardır(p<0,05). Çocuk işçilerin öğrenim durumları ile iş yerinde çalıştıkları süre arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur(p<0,05). Çalışmada GSA-12 puan ortalaması 5.92 ölçülmüştür. Genel Sağlık Anketi'nden alınan puanlara göre çalışan çocukların %90,8'i üç ve üzeri puan almıştır. Araştırmada üç ve üzerinde puan alanlar, GSA-12 sonucuna göre ruhsal sorunlar açısından risklili kabul edilmiştir. Çalışmada SYBDÖ-II ölçeğinin ortalaması 118.26 puandır. Ölçeğin puan ortalamasının altında puan alanlar %50,4'tür. Ölçeğin toplam puanı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları puanını vermektedir. Çalışan çocuk işçilerin genel sağlık taramaları yapılmalı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını artıracak politikalar belirlenip uygulanmalıdır.

Halk sağlığıOrganize sanayi bölgeleriSağlıklı yaşam+7
Abdullah Tanır
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin iş ortamındaki stresörlerinin incelenmesi

Bu araştırma, hastanede çalışan hemşirelerin iş ortamında yaşadığı stresörlerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.İş stresi; işin gerektirdikleri çalışanların ihtiyaçlarına ve kaynaklarına ya da kapasitelerine uygun olmadığında ortaya çıkan fiziksel ve duygusal zararlı yanıt? olarak tanımlanmaktadır.

HemşirelikStresStres faktörleri+2
Neslihan Özcanarslan
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kişilik özelliklerinin ve işe bağlı stres düzeylerinin bakım davranışlarına etkisi

Araştırma, hemşirelerin kişilik özelliklerinin ve işe bağlı stres düzeylerinin bakım davranışlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışmadır. Araştırma, 01.11.2020-.01.05.2021 tarihleri arasında, Yozgat İl merkezindeki Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan hemşirelerden gönüllü olarak çalışmaya katılan 252 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yapılabilmesi için etik kurul onayı ile kurum izinleri alınmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde, SPSS 23.0 programı kullanılarak tanımlayıcı istatistik testleri ile sayı ve yüzdelik dağılımlar, t testi, ANOVA varyans analizi, Tukey Post Hoc testi, Pearson Korelasyon analizi ve Lineer Regresyon analizi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde p<0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin İşe Bağlı Gerginlik Ölçeği'nden ortalama 35.96±6.29 puan ve Bakım Davranışları Ölçeği 24'ten ortalama 5.30±0.75 puan aldıkları belirlenmiştir. Araştırmada hemşirelerin dışadönük ve geçimlilik kişilik özelliklerindeki olumlu değişimin, işe bağlı stres düzeyini azalttığı; duygusal dengesizlik kişilik yapısındaki olumsuz değişimin, işe bağlı stres düzeyini artırdığı belirlenmiştir. Araştırmada hemşirelerin işe bağlı stres düzeyi ile bakım verme davranışları arasında negatif yönde ve düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu ve hemşirelerin işe bağlı stres düzeyindeki artışın, hemşirelerin bakım verme davranışlarını olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Araştırmada hemşirelerin kişilik yapısının, işe bağlı stres düzeyinin %20.9'unu anlamlı bir şekilde etkilediği, hemşirelerin kişilik yapısındaki duygusal dengesizlik özelliğinin işe bağlı stres düzeyini 0.402 kat artırırken, geçimlilik özelliğinin işe bağlı stres düzeyini 0.294 kat anlamlı bir şekilde azalttığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin işe bağlı stres düzeyinin, bakım davranışları düzeyinin %10.1'sini anlamlı bir şekilde etkilediği ve hemşirelerin işe bağlı stres düzeyindeki artışın bakım verme davranışını 0.317 kat anlamlı bir şekilde azalttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, araştırmada hemşirelerin olumlu kişilik özelliklerinin, olumlu bakım davranışlarını etkilediği ve işe bağlı stres düzeylerindeki artışın, bakım davranışlarını olumsuz yönde değiştirdiği belirlenmiştir.

Hasta bakımıHemşirelerHemşirelik+4
Büşra Alıç
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Presenteizm'in iş doyumu ve tükenmişlik düzeyine etkisi

Presenteizm (İşte var olamama) sorunu çalışanların iş doyumu, tükenmişlik düzeyleri ile yakından ilişkilidir. İş doyumu, çalışanların iş ile ilgili deneyimleri sonucunda edindikleri olumlu hislerdir. Tükenmişlik "profesyonel bir kişinin mesleğinin özgün anlamı ve amacından kopması, hizmet verdiği insanlar ile artık gerçekten ilgilenemiyor olması" olarak tanımlanmıştır. Çalışmanın temel amacı, presenteizm nedenlerini, sonuçlarını, mücadele etme yöntemlerini saptamak ve presenteizm ile iş doyumu, tükenmişlik düzeyi arasındaki etkileşimin belirlenmesidir. Bu araştırma Haziran-Aralık 2016 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Hastanesi, Gaziantep Dilek Halı Fabrikası ve Melike İplik Fabrikasında çalışan 415 işçiye uygulanmıştır. Araştırmada Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Minnesota Doyum Ölçeği ve Stanford Kendini İşe Verememe Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çalışanların; %65,8'inin geliri giderinden az, %35,4'ünün çalışma yılının 1-5 arası olduğu, %77,1'inin tatil yapamadığı, %53,3'ünün stresli yaşantısı olduğu, %34,2'sinin geçtiğimiz ay içerisinde presenteizm ile karşılaştığı ve yaşanan presenteizm sonucunda çalışanların %29,4'ünün motivasyonda azalma yaşadığı, presenteizm ile mücadele yöntemi olarak çalışanların %43,4'ünün yaşamak için çalışmak felsefesine başvurduğu tespit edilmiştir. Presenteizm'e sebep olan sorunların başında aşırı iş yükü, iş doyum eksikliği ve ekonomik sorunlar gelmektedir. Presenteizm ile iş doyumu ve duyarsızlaşma arasında ilişki bulunmuştur (p<0.05). Presenteizm yaşayan işçiler, presenteizm yaşamayan işçilere göre daha çok duyarsızlaşma ve daha az iş doyumu yaşamaktadır. Araştırmaya katılan işçilerin presenteizm'in kaynakları, sonuçları ve presenteizm ile mücadele etme yöntemleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı gözlemlenmiştir. Presenteizm sonucu örgüt içi verimliliğin artmasında, insan kaynaklarına önemli görevler düşmektedir. İşletmelerin etkin insan kaynakları yönetimi, çalışan sağlığını koruyan adımları ve çalışan memnuniyetini ön planda tutan uygulamaları ile bu sorunların önüne geçmesi mümkündür. Anahtar Kelimeler: Presenteizm, İş Doyumu, Tükenmişlik, İşte Var olamama

PresenteeizmTükenmişlikİş doyumu+1
Hakan Çelik
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Belediye çalışanlarında diyabet riski ve ilişkili faktörler

Amaç: Bu çalışmanın amacı; non-invaziv diyabet risk skoru olan FINDRISC kullanılarak Büyükşehir Belediyesi ofis çalışanlarında diyabet riskinin belirlenmesi ve yüksek diyabet riski ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipteki araştırma Manisa Büyükşehir Belediyesi Merkez Binası'nda ofis çalışanında yürütülmüş, Mayıs-Haziran aylarında veri toplanması tamamlanmıştır. Araştırmanın evrenini 451 ofis çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, çalışmayı kabul eden ve dahil olma kriterlerini karşılayan 449 kişiyle görüşülmüş, 437 kişiden veri toplanmıştır. Çalışmaya katılım oranı %97.2'dir. Çalışmanın bağımlı değişkeni FINDRISC ile değerlendirilen diyabet riskidir; ≥15 puan alanlar diyabet açısından yüksek/çok yüksek riskli kabul edilmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri sosyodemografik değişkenler, yaşam biçimi özellikleri, beslenme özellikleri, beden algısı, ko-morbid durumlar, sağlık hizmeti kullanımı, çalışma ortamı özellikleri, antropometrik ölçümler ve beslenme okuryazarlığıdır. Veriler SPSS 23.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler sayı, yüzde, ortalama, standart sapma ile değerlendirilmiştir. Tek değişkenli analizlerde, Ki kare ve Fischer'ın kesin testi, çok değişkenli analizlerde lojistik regresyon kullanılmıştır. Çözümleyici analizlerde tip 1 hata <0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Ofis çalışanlarının yaş ortalaması 37.9±7.4 yaştır ve çalışanların %17.1'inin diyabet riski yüksek/çok yüksektir. YBOYDA'ya göre katılımcıların %79.4'ünün beslenme okuryazarlığı yeterli düzeydedir. Çok değişkenli analizde diyabet riski, evlilerde (OR=2.4, %95 GA=1.1-5.2), ara öğün tüketmeyenlerde (OR=2.3, %95 GA=1.3-4.0), akşam yemeğini uyku saatine yakın yiyenlerde (OR=2.3, %95 GA=1.1-4.9), gece açlık süresi <8 saatten kısa olanlarda (OR=2.4, %95 GA=1.3-4.6), iş yerinde ≥2 saat yerinden hiç kalkmadan oturanlarda (OR=2.2, %95 GA=1.2-4.0), iş stresi düzeyi yüksek olanlarda (OR=2.5, %95 GA=1.2-5.5), beslenme okuryazarlığı düzeyi sınırda/yetersiz olanlarda (OR=2.3, %95 GA=1.2-4.2) daha yüksek saptanmıştır. Sonuç ve Öneriler: Araştırmamızda yaklaşık her beş ofis çalışanlarından birinin diyabet riski yüksek/çok yüksek olması çalışmanın genç yaş ortalaması göz önüne alındığında dikkat çekicidir. Sağlıklı beslenme ve beslenme zamanının yönetimi, uzamış oturma süresinin kısaltılması, işyerinde algılanan stres yönetimi bireysel düzeyde ve işyerinde sağlığı geliştirme bakış açısıyla diyabet riskini azaltmada etkili olacaktır. Ofis çalışanlarına beslenme okuryazarlığını geliştirecek, uzamış oturma süresinin molalarla bölünmesini hatırlatacak bilgisayar uygulamaları, merdiven kullanımının teşviki gibi davranış değişikliği ve stres yönetimi eğitimleri hayata geçirilmelidir.

BelediyelerBeslenme okuryazarlığıDiabetes mellitus+6
Zeynep Ceyda Buran
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil işletmesinde iş güvenliği açısından ortam ölçümlerinin ve L -tipi matris metodu ile risk değerlendirmesinin yapılması

İş sağlığı ve güvenliğinin kavramsal anlamı, işyerlerinde tehlikelerin yok edilmesi, risklerin öngörülerek değerlendirilmesi, risklerin tamamen ortadan kaldırılması ya da zararların en aza seviyeye indirebilmesi için yapılacak çalışmaları içermektedir. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliğinin ne kadar önemli olduğu ve risk değerlendirmesinin amacı ele alınmıştır. Gerçekleştirilen risk değerlendirmesi tekstil sektöründe yer alan bir iş yerinde gerçekleşmiştir. Bu çalışmada işletmedeki olası tehlikeler belirlenerek L Tipi (5x5) Matris Metodu ile risk değerlendirmesi yapılmıştır.

RiskRisk değerlendirmesiTekstil işletmeleri+3
Türker Karaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek algısı, mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Amaç: Tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının işyerinde sosyal destek düzeyleri ile mesleki benlik saygısı ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya Türkiye'deki tıbbi sosyal hizmet alanında çalışanların tümü dahil edilmiş, 203 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni yaşam doyumu, bağımsız değişkenleri sosyodemografik özellikler, mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek puanlarıdır. Araştırmada sosyodemografik özellikler bilgi formu, Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve İsveç İş Yükü, Kontrolü, Sosyal Destek Ölçeği'nin Sosyal Destek Alt Boyutu'ndan oluşan soru setleri kullanılmıştır. Elektronik form aracılığıyla toplanan veriler için sayı ve yüzde dağılımları ile korelasyon analizi, student's t testi, ANOVA ve doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Tek değişkenli analiz bulgularına göre evli sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumu ve mesleki benlik saygısı, bekar olanlardan daha yüksektir. Çalıştıkları birimi isteyerek tercih eden ve hizmet içi eğitim alanların mesleki benlik saygısının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca yaşam doyumu üzerinde mesleki benlik saygısı ve işyerinde sosyal desteğin anlamlı düzeyde etkili olduğu tespit edilmiştir. Çok değişkenli analizde ise mesleki benlik saygısı (β=0,446, p<0,001) ve iş yerinde sosyal desteğin (β=0,207, p<0,001) tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu anlamlı düzeyde arttırdığı bulunmuştur. Sonuç: Tıbbi sosyal hizmet mesleğinin sağlık çalışanları ve yöneticiler tarafından bilinmesi mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek algısı üzerinde anlamlı düzeyde etkidir. Mesleki benlik saygısı ve iş yerinde sosyal destek ise tıbbi sosyal hizmet uzmanlarının yaşam doyumunu olumlu yönde anlamlı düzeyde arttırmaktadır. Anahtar kelimeler: Tıbbi sosyal hizmet, tıbbi sosyal hizmet uzmanı, mesleki benlik saygısı, yaşam doyumu, iş yerinde sosyal destek.

Algılanan sosyal destekBenlik algısıMesleki benlik algısı+5
Elvan Özkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamında engellilerin karşılaştığı sorunlar ve sosyal hizmet

Amaç: Bu çalışma, ülkemizde özel ve kamu sektöründe çalışan engellilerin karşı karşıya kaldıkları sorunları tespit etmeyi ve sosyal hizmet disiplini bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma türü olan fenomenolojik tiptedir. Araştırma verileri Adana Kent Merkezinde özel ve kamu sektöründe çalışan engelliler arasından amaca uygun kartopu örnekleme yolu ile seçilmiş 20 katılımcıdan toplanmıştır. Açık uçlu soruların kullanıldığı ve ses kayıt cihazı ile kaydedilen derinlemesine görüşmeler, yazılı metin haline dönüştürüldükten sonra MAXQDA Programı kullanılarak incelenmiştir. Veriler, tümevarımsal tematik analiz yolu ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışan engellilerin görüşleri incelendiğinde, yaşadıkları sorunların iki temel başlık altında toplandığı görülmüştür. "Normal" olarak tanımlanan insanlardan farklı olmaları nedeniyle baş etmek zorunda kaldıkları sorunlar "engelli olma" başlığı altında kategorilere ayrılmıştır. "Engellenmek" başlığı altında ise toplumun neden olduğu engeller yer almaktadır. İstihdamda adalet sadece işe yerleşmeyi değil, aynı zamanda doğru işe yerleşmeyi de kapsamalıdır. Bunu başarmanın yolu eğitim, kurumsal ve sosyal destekten geçmektedir. Sonuç: Engellilerin çalışma yaşamında toplumsal önyargılar nedeniyle "engellendikleri" bu nedenle sosyal hizmet müdahalesinin öncelikle engelliye değil, topluma yönelik planlanması ve uygulanması gerekmektedir.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+2
Melike Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinin risk değerlendirmesi sonuçlarının analizi

Bu çalışmadaki amacımız Adana ili Çukurova Üniversitesi merkez yerleşkesindeki Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde risk değerlendirmesi yapmak ve analiz sonuçlarını yorumlayarak paylaşmaktır. Araştırmada 2018 yılı içerisinde tespit edilen riskler iki yıllık süreç içerisinde takip edilmiş ve tespit edilen risk etmenlerinin sayısal ve grafiksel sunumu yapılmıştır. 2019 yılında tehlikelerin giderilme durumu özetlenmiştir. Ayrıca risk değerlendirilmesinin teslim edilmesini takip eden bir yıllık süreçte iş kazalarının durumu ile önleme çalışmaları uygulandığında hangi oranda önleme yapılabileceği hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerlendirmesi, İşyeri Ortam Gözetimi, Hastane, Üniversite

HastanelerHastaneler-üniversiteRisk+5
Fatih Zengin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin iş-yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Çalışan Hemşirelerin İş-Yaşam Kalitesi ve Tükenmişlik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi. Bu çalışmada Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) çalışan hemşirelerin iş-yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya YYBÜ' de çalışan 80 hemşire dahil edildi. Çalışmaya alınan hemşirelerin iş yaşam kalitelerini ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Hemşirelik İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği (HİYKÖ) ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) kullanıldı. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi düzeylerinin çok yüksek olmamakla birlikte, ortalamanın üzerinde olduğu belirlendi. Çalışmada hemşireler iş yaşamlarını %11,2 oranında "iyi", %67,5 oranında "orta" ve %21,2 oranında "kötü" olarak belirtmiştir. Hemşirelerin HİYKÖ "iş koşulları" alt boyutu ile çocuk sahibi olma arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0.028). Çalışma saati ile hemşirelerin HİYKÖ iş/çalışma ortamı alt boyut puanlarıyla anlamlı ilişkisi olduğu gözlendi (p=0,036). YYBÜ'de çalışan hemşirelerin duygusal tükenme düzeyi ile duyarsızlaşma düzeyi orta ve kişisel başarı düzeyi yüksek düzeyde olduğu belirlendi. Vardiya sistemi ile çalışan hemşirelerin duygusal tükenmişlik düzeyleri sadece gündüz çalışan hemşirlerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulundu (p=0,047). Meslekte çalışma süreleri ile hemşirelerin duygusal tükenmişlik puan ortalamaları arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki olduğu görüldü (p=0.025). Hemşirelerin iş yaşam kaliteleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda negatif yönde anlamlı bir ilişki saptandı. Çalışma sonuçlarına göre; YYBÜ' de çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinde anlamlı bir düşüş olmadığı bulundu. YYBÜ' de çalışan hemşirelerin çocuk sahibi olmaları ve fazla çalışma saatlerinin yaşam kalitelerini olumsuz etkilediği belirlendi. Hemşirelerin çalışma şeklinin ve çalışma süresinin tükenmişlik düzeyini artırdığı saptandı. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi ile tükenmişlik düzeyleri arasında negatif bir ilişki olduğu bulundu.

Bebek-yenidoğmuşHemşirelerHemşirelik+5
Elif Karagöz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin işyeri nezaketsizliği ile karşılaşma durumları ve memnuniyet düzeylerine etkileri

Amaç: Bu çalışma, hemşirelerin işyeri nezaketsizliği ile karşılaşma durumları ve memnuniyet düzeylerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırmanın örneklemini Eylül-Aralık 2020 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesinde çalışmaya katılmaya gönüllü olan hemşireler oluşturdu (n=313). Veriler Bilgi Formu, İşyeri Nezaketsizlik Ölçeği ve memnuniyet düzeyini belirlemek için 0-10 indeksi ile toplandı. Verilerin analizi SPSS 22.0 programında yapıldı. Hemşirelerin sosyodemografik özellikleri ile ölçek puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek için; Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Benferroni düzeltmesi yapıldı. İşyeri Nezaketsizliği Ölçeği ve çalışan memnuniyeti arasındaki ilişkinin belirlenmesi için de Spearman korelasyon analizi yapıldı. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 29,78±6,24, %78,9'u kadın ve %41,9' u lisans mezunudur. Hemşirelerin İNÖ puan ortalaması 1,82±0,84 olarak bulundu. Hemşirelerin kurum memnuniyet ortalaması 7,49 ± 2,11; birim memnuniyet ortalaması ise 6,46 ± 2,09 bulundu. Hemşirelerin nezaketsizlik ölçeği toplam puanları ile birim ve kurum memnuniyeti puanları arasında negatif yönde, orta düzey ve istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Hemşirelerin medeni durum ve eğitim düzeylerine göre işyeri nezaketsizliği ölçeği puan ortalamaları arasında da anlamlı farklar bulundu (p<0,05). Evli hemşirelerin ölçek puan ortalamaları bekar hemşirelere göre lisansüstü eğitim düzeyindeki hemşirelerin lisans, önlisans ve lise düzeyinde eğitim almış hemşirelere göre İNÖ puan ortalamaları yüksekti. Sonuçlar: Hemşirelerin işyeri nezaketsizliği arttıkça çalışan memnuniyeti azalmaktadır. Sağlık kuruluşlarında hemşirelerin memnuniyetlerini artırmak için nezaketsizlik davranışlarını azaltmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Anahtar Kelimeler: İşyeri nezaketsizliği, çalışan memnuniyeti, hemşire.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Abdulkadir Utar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Diyetisyenlerin COVID-19 sürecinde çalışma koşulları ve kaygı durumları

COVİD-19 pandemisi tüm toplumları sosyal, ekonomik ve ruhsal olarak etkilemektedir. Sağlık hizmetlerinin tam olarak yerine getirilebilmesi ve sürdürülmesi için mücadele veren sağlık çalışanları, COVİD-19'dan en çok etkilenen gruptur. Bir sağlık çalışanı olan diyetisyenler de bu süreçten etkilenmişlerdir. Bu araştırma, Türkiye'de çalışan diyetisyenlerin COVİD-19 sürecinde çalışma koşullarını ve kaygı durumlarını araştırmak amacı ile yapılmış, tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya, gönüllü olarak 516 diyetisyen katılmıştır. Veriler, online anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Anket formunda demografik özellikler, çalışma durumları, beslenme alışkanlıkları sorgulanmış ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği (DSKÖ) uygulanmıştır. Katılımcı diyetisyenlerin %32.4'ü erkek, %67.6'sı ise kadın olup yaş ortalaması 29.52±6.77'dır. Diyetisyenlerin %36.8'inin COVİD-19 sürecinde çalışma alanı değişmiş ve bu diyetisyenlerin %47.3'ü evden çalışırken %34.8'i ise filyasyon ekibinde görevlendirilmiştir. COVİD-19 sürecinde hasta/danışan görüşme şekli %56 oranında kısmen yüz yüze kısmen online şeklinde gerçekleşmiştir. Bu süreçte diyetisyenlerin %69.1'i besin desteği kullanırken, en çok tercih edilen besin desteği D vitamini (%77.5) olmuştur. Araştırmada kullanılan KAÖ, DSKÖ ve ASÖ puanlarına göre COVİD-19 sürecinde diyetisyenlerin %88.8'i yüksek anksiyeteye, %11.0'i yüksek durumluk kaygıya, %16,3'ü yüksek sürekli kaygıya sahipken, %14.1'inin ise stres altında olduğu sonucu elde edilmiştir. Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, bu süreçte kadın katılımcılar erkek katılımcılardan daha az kaygılı ve streslidirler (p<0.05). Diyetisyenlerin yaş ve mesleki kıdemleri arttıkça bu süreçte stres düzeyleri azalmıştır (p<0.05). COVİD-19 sürecinde çalışma alanı değişen diyetisyenlerin stres ve durumluk kaygı düzeyleri daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Bu süreçte diyetisyenlerin günlük takip ettikleri hasta/danışan sayısı arttıkça stres ve kaygıları da artış göstermiştir (p<0.05). Pandemi sürecinde iştah durumunda değişiklik olan diyetisyenlerin daha stresli olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, çalışan diyetisyenler COVİD-19 sürecinde kaygılıdır ve bu kaygı çeşitli etkenlere bağlıdır. Kaygı ve stres durumunu azaltmak için iş yükü planlaması yapılması, kişisel koruyucu ekipman sağlanması, psikolojik ve sosyal destek verilmesi önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Diyetisyen, COVİD-19, çalışma koşulları, kaygı, stres

AnksiyeteCOVID 19Diyetisyenler+3
Sena Bekerecioğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların esnek çalışma uygulamalarına yönelik tutumları ve işte var olma sorunu ilişkisi: Bir kamu kurumu örneği

İşgörenin fiilen işte olması; ancak çalışıyor gibi gözükmesine rağmen kendini işe tam olarak verememesi olarak tanımlanan işte var olamama çalışma hayatında hem işgörenler için hem de örgüt için önemli bir problemdir. İşte var olamama nedeniyle işgörenin performansı ve verimliliği düşmekte ve bu durum genel performansı ve verimliliği de etkilemektedir. İşletmeler bu performans kayıplarını en aza indirmek için birtakım uygulamalar yapmaktadır. Bu uygulamalardan biri de esnek çalışma biçimlerinde iş yapmaya yönelmektir. Özellikle teknolojik gelişmelerin de etkisi ile son yıllarda artış gösteren bu tür uygulamalar kamuda da kendine yer bulmaya başlamıştır. Covid-19 sürecinde kamuda yaygın olarak kullanılan bu çalışma şeklinin, iş ortamlarında pek çok konuda etkisinin olduğuna yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu etkilerden birinin de işte var olmama olduğu varsayımı ile bu çalışmada, kamu çalışanlarının esnek çalışma uygulamalarına yönelik algılarının işte var olamama durumlarına etkileri araştırılmıştır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, kolayda örnekleme ile bir kamu kurumunda çalışan 385 kişi örnekleme dahil edilmiştir. Anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. Anket 5 dereceli likert tipi ölçektir. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda örneklem içinde yer alan kamu çalışanlarının esnek çalışma ya yönelik algılarının orta dereceli olduğu görülmüştür. Kurumlarındaki esnek çalışma uygulamaları onlar için yetersizdir. İşte var olamama sorunu yaşama durumlarına bakıldığında ise yüksek dereceli bir işte var olamama durumunun söz konusu olduğu görülmüştür. Araştırmanın cevap aradığı temel soru olan esnek çalışma uygulamalarının işte var olmamayı etkilemesi durumunun var olup olmadığı ile ilgili yapılan analizler sonucunda, kamu çalışanlarının algıladığı esnek çalışma uygulamalarının işte var olamama sorununu azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca esnek çalışma ve işte var olmama değişkenlerine yönelik algı demografik özelliklere göre farklılaşmaktadır.

Esnek çalışmaEsnek çalışma saatleriKamu kuruluşları+3
Eren Cebeci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici hemşirelerin çalışma ortamına ilişkin algıları ile iş doyumları arasındaki ilişki

Yönetici hemşireler sağlık kurumlarının başarısında önemlidir. Yönetici hemşirelerin performansı hasta bakım kalitesini etkilemektedir. Bu nedenle yönetici hemşirelerin çalışma ortamları ve iş doyumları önemli unsurlardır. Bu araştırma yönetici hemşirelerin çalışma ortamına ilişkin algılarıyla iş doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı-ilişki arayıcı olarak 201 yönetici hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, kişisel bilgi formu, yönetici hemşire çalışma ortamı ölçeği ve minnesota iş doyum ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde; yönetici hemşire çalışma ortamı ölçeği hasta güvenliği puanları ortalama 4,86± 0,60, kurum kültürü puanları ortalama 4,93± 0,67, mali kaynaklar 3,81 ± 1,01, üretkenlik 4,90±0,61, iş yükü 4,62±0,85, yönetici hemşire yönetici ilişkileri, 4,96±0,73, yönetici hemşire hekim ilişkileri 5,04 ±0,69, yönetici hemşire birim personeli etkileri 5,42± 0,57, yönetici hemşire çalışma ortamı ölçeği genel puanı 4,83±0,53 olarak saptanmıştır. İş doyumu ile ilgili veriler; içsel doyum faktörü puan ortalaması 3,80±0,56, dışsal doyum faktörü puan ortalaması 3,43±0,63 ve minnesota doyum ölçeği genel puan ortalama 3,65± 0,55 olarak belirlenmiştir. Yönetici hemşire çalışma ortamı ölçeği alt boyut puanlarının iş doyum puanları üzerine etkisine kurulan modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kurulan modelde anlamlı bulunan değişkenlerin (mali kaynaklar, üretkenlik, iş yükü, yönetici hemşire-yönetici ilişkileri) iş doyum puanlarındaki değişimin %49,8'ini açıkladığı görülmektedir (R2:0,498). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; yönetici hemşirelerin çalışma ortamını değerlendirmeleri olumludur ve iş doyumları orta düzeydedir ayrıca yönetici hemşirelerin çalışma ortamı algıları iş doyumunu etkilemektedir.

AlgıHemşirelerHemşirelik+4
Ahmet Bıçak
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara bakışı

Bu çalışma, sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara uğrama durumlarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 72 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş, istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırmaya kapsamına alınan bireylerin %33.3'ü 18 yaşında, %98.4'ünün erkek, %78.7'sinin ilköğretim mezunu, %59.8'inin çekirdek aileye mensup olduğu ve %39.8'inin 4-5 kardeşi olduğu bunların %49.4'ünün çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma katılanların annelerinin %44.2'sinin 45 yaş üzerinde olduğu, ailelerinin %77.5'inin, katılanın %74.3'ünün kötü alışkanlığı olmadığı tespit edilmiştir. Katılanların %10.4'ü kötü alışkanlığını arkadaş ortamı-sokakta edindiğini söylemiştir. Araştırmaya katılanların %32.9'unun oto-tamirinde çalıştığı, %87.6'sının çıraklık okuluna gittiği, gidenlerden %78.7'sinin haftada 10 saat ders aldığı; Katılanların %58.6'sının çalışmanın okul eğitimini engellediğini söylediği belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %82.3'ünün 9-12 saat çalıştığı, %77.5'inin yıllık izin kullanmadığı, %74.7'sinin işte bir öğün yemek yediğini, %66.7'si işi öğrenmek için çalıştığını söylemiştir. Araştırma katılanların %68.7'si haftalık 55-100 TL kazandığı, %57'sinin fazla mesai yaptığı, %78.3'ünün işyerinde sağlık güvencesi olmadığı belirlenmiştir. Katılanların %86.7'sinin işyerinde istismara uğramadığı, %85.5'inin ilgisiz bırakılıp ihmal edilmediği belirlenmiştir. Yapılan analizlerde, yaş ile çıraklık sözleşmesi imzalama, eğitim durumu ile günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel tam ilişki (p=0.00) tespit edilmiştir. Aile tipi ile ailenin çocukların sorunlarına destek olma, annelerin eğitimleri ile çocukların günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak çocuk işçilerin yasalarla belirlenmiş yaşın altında çalışmaya başladıkları, zorunlu eğitimlerini tamamladıktan sonra iş hayatına girip eğitimi terk ettiği, çalışma koşullarının kötü olduğu ve çoğu iş yerinde denetimin yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle, gerekli merci ve ailelerin bu duruma dikkatlerinin çekilmesi gerekmektedir.

Endüstri bölgesiÇalışan çocuklarÇalışma koşulları+4
Gülcihan Arkan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademisyenlere yönelik mobbing davranışları ile iş yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma üniversitelerin spor bilimleri fakülteleri, beden eğitimi ve spor yüksekokullarında ve beden eğitimi ve spor bölümlerinde görev yapan akademik personele yönelik mobbing davranışları ile iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada akademik personele yönelik mobbing davranışlarını tespit etmek amacıyla Leymann (1990)'ın çalışma hayatında mobbing davranışlarını belirlemeğe yönelik geliştirdiği Mobbing Ölçeğini düzenleyen ve geçerlilik güvenirlilik çalışmasını yapan Çöğen ve Asunakutlu (2014) Akademisyenlere yönelik mobbing ölçeği (AYMÖ) kullanılmıştır. Ölçeğinin güvenirliği Cronbach Alpha katsayısını ile belirlemişlerdir. Ölçeğin tamamına ilişkin güvenilirliği (Cronbach's Alpha) α=0,970 olarak ifade etmişlerdir. Katılımcıların iş yaşam kalitelerini belirlemek amacıyla Chen ve Farh. (2000)'ün geliştirdiği Yıldız, (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan ve geçerlilik güvenirlilik çalışması aşamasında 2 alan uzmanı tarafından incelenen ve Cronbach Alpha katsayısının α=0,839 olarak tespit edildiği İş Yaşamı Kalitesi ölçeği (İYKÖ) kullanılmıştır. Her iki ölçekteki ifadeler ("1=Hiç katılmıyorum", "2=Katılmıyorum", "3=Kararsızım", "4=Katılıyorum", "5=Tamamen katılıyorum" dan oluşan) Likert tipi 5'li derece ile belirlenmiştir. Araştırmanın evrenini spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik personel oluştururken, örneklemini ise evren içinden araştırmaya gönüllü olarak katılan akademik personeller oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması aşamasında daha önceden belirlenen evren içinden basit seçkisiz örnekleme (simple random sampling) yöntemi ile seçilen örneklem grubu esas alınarak veriler toplanması gerçekleşmiştir. Verilerin analizleri bilgisayar ortamında istatistik paket pragramı spss22 aracılığı ile yapılmıştır. Verileri öncelikle skewness ve kurtisos çarpıklık ve basıklık değerleri alınmış buna göre normal dağılım gösteren verilere parametrik testler uygulanmıştır. İki bağımsız değişken için independent-t testi ikiden fazla bağımsız değişken için ise tek yönlü varyans analizi anova uygulanmıştır. İş yaşam kalitesi ve mobbing arasındaki ilişkinin analizinde korelasyon testi uygulanmıştır. Sonuç olarak, mobbing davranışlarına maruz kalan akademisyenlerin iş yaşam kaliteleri negatif yönde etkilenmekte olup aynı zamanda kendilerini gösterme, iş yaşamı dengeleri, sosyal ilişkileri, yönetimsel ödül ve yararlanmaları ve mesleki psikolojik sağlıkları olumsuz yönde etkilenmektedir.

AkademisyenlerMobbingSpor+3
Yavuz Öntürk
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ahşap kapı imalatında gürültü maruziyetlerinin belirlenmesi ve risk analizi

Bu tez çalışmasında, ahşap kapı imalatı yapan bir fabrikada, çalışanların maruz kaldıkları gürültü seviyeleri araştırılmıştır. Buna ek olarak, işyerinde risklerin tespit edilmesi ve risk analizi çalışması yapılması amaçlanmıştır. Yayılan gürültünün olumsuz etkilerinden çalışanların etkilenmemesi için gürültünün azaltılması konusunda ne gibi önlemler alınabileceği tartışılmıştır. Fabrikada 22 noktadan ölçüm yapılmıştır. Bu çalışmaya göre hangi makinelerden daha çok gürültü yayıldığı belirlenmiş, gürültü seviyelerinin durumlarına göre saha çalışmasında renklendirme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre minimum ve maksimum değerler saptanmıştır. Fabrikada, en yüksek gürültü yayan makinenin kenar bantlama olduğu görülmüştür. Fabrika sahasında incelemeler yapılıp riskler belirlenmiştir. Fine Kinney metoduna göre risk değerlendirme tablosu oluşturulmuştur. Son olarak ise yapılan ölçüm sonuçları değerlendirilerek belirlenen maruziyetlerin mevzuatlara uygun olup olmadığı tartışılmıştır. Risk değerlendirme tablosunda mevcut tedbirlerden bahsedilmiştir. Bu tablo sonucunda riskleri önleyici veya en aza indirebilecek önleme faaliyetleri hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahşap kapı, gürültü, maruziyet, risk analizi, önlem

Ahşap kapılarGürültüGürültü analizi+4
Kadriye Kan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of transactional leadership on employees' productivity: Exploratory study; Duhok

We study how transactional leadership affects the employee's productivity in a number of companies in Duhok city. Due to the transformation of the business environmental, especially after COVID 19, it is important to understand how such leadership styles affect the organization's and employees' productivity. The participants within this study consisted of managerial leaders in the selected companies. There were a total of (120) questionnaires mailed out and (98) usable questionnaires were returned, yielding (87.5%) of percent response rate. Hence, by using hypotheses to evaluate a correlation that discovers the relationship between both variables of the study, the effect of transactional leadership on the employees' productivity and its dimensions. The study analysed the data to provide answer in the research sample, and hypothesis testing using a number of methods and statistical tools such as standard deviation, correlation, and regression and one-way ANOVA that was verified by the premise of research. The study found that there is a significant and positive correlation between transactional leadership and employees' productivity, this means that the more responsive managerial leaders are to depend on transactional leadership in their activities then this will lead to an increase in the level of productivity and organizational growth. An important conclusion is that the transactional leadership has positively contributed to an increase in employees' productivity in the companies of the study sample. Given these finding, we suggest that companies and managerial leaders actively increase their leadership abilities and enter the business competition in the market place. Moreover, the study found that state there are differences in transactional leadership and employee's productivity according to demographic characteristics except academic achievement differences. Furthermore, a set of recommendations are highlighted that mainly focus on the transactional leadership and the productivity of employees to sustain the organization growth and success.

Transactional leadershipIrak-DuhokLeadership+4
Ahmed Abdı Faqı Alabdullah
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanısı konan hastalarda bir işte çalışmanın ve derneğe üye olmanın işlevsel iyileşme, tedaviye uyum, ve stresli durumlarla baş etme üzerine etkisi

Bu araştırma çalışan ve derneğe üye olan şizofreni hastalarının işlevselliğini, tedaviye uyumunu ve stresle başetme tarzlarını belirlemek amacıyla karşılaştırmalı olarak tanımlayıcı türde yapılmıştır. Araştırma, Ankara Şizofreni Hastaları Ve Yakınları Dayanışma Derneği, Mavi At kafe, Gazi Üniversitesi Sağlık, Araştırma Ve Uygulama Hastanesi ve Ankara Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde yapılmıştır. Araştırmaya katılan bireyler derneğe üye olup çalışan/çalışmayan, derneğe üye olmayıp çalışan/çalışmayan olarak 4 gruba ayrılmış ve her grupta 15 kişi olmak üzere toplam 60 hasta örneklemi oluşturmuştur. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği, Şizofreni Hastalarında İşlevsel İyileşme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından 45-60 dakikada uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans ve yüzdeleme, T-testi ve ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz ve yorumları yapılmıştır.Araştırmanın bulgularında araştırmaya katılan şizofreni hastalarının derneğe üye olması ve bir işte çalışmasının sosyallik ve mesleki işlevsellik alanlarını, derneğe üye olmasının sosyallik, sağlık ve tedavi işlevsellik alanlarını ve bir işte çalışmasının mesleki işlevsellik alanını etkilediği, tedavi uyumlarını ve stresle başetme tarzlarını ise etkilemediği görülmektedir. Araştırmadaki bireylerin işlevsellik alanını etkileyen faktörlerin cinsiyet, tedavide ilk başlanan antipsikotik türü ve tedavi süresi olduğu, tedavi uyumlarını etkileyen özelliklerin de cinsiyet ve tedavi süresi olduğu saptanmıştır. Ayrıca hastalık süresi, tedavide ilk başlanan antipsikotik türü ve tedavinin yan etkisi de stresle başa çıkma tarzlarını etkilediği bulunmuştur. Son olarak hastaneye yatış sayısı ve şuanki kullanılan antipsikotik türü işlevsellik alanlarını, tedavi uyumunu ve stresle başa çıkma tarzlarını etkilemediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: şizofreni, işlevsellik, tedaviye uyum, stresle başetme, iş, dernek.

Dernek üyeliğiPsikiyatrik hastalarStres+3
Neşe Uğurlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarında iş yaşam kalitesi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu araştırmada 112 acil sağlık hizmetleri çalışanlarında iş yaşam kalitesi ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma, Haziran–Aralık 2022 tarihleri arasında komuta kontrol merkezi ve acil sağlık hizmetleri istasyonlarında görev yapan 250 sağlık çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Sosyo-Demografik Özellikler Formu" ve "Çalışanlar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda; gelir durumu, haftalık çalışma saati, yıllık izinleri düzenli kullanma durumu, çalışma biriminde iş yükünün fazla olması durumu, nöbet öncesi ve sonrası yeteri kadar dinlenme durumu, sosyal aktivitelere katılma durumu, mevcut işinden memnun olma durumu, çalışma esnasında şiddete maruz kalma, iş kazası geçirme değişkenleri ile iş yaşam kalitesi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu (p<0,05), buna karşın cinsiyet, medeni durum, yaşanılan yer, sürekli ilaç kullanma durumu, mesleki unvan, istihdam durumu, bulunduğu kurumdaki hizmet süresi, eğitimine uygun bir birimde çalışma durumu değişkenleri ile iş yaşam kalitesi arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur (p>0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda iş yaşam kalitesinin korunması ve geliştirilerek yükseltilmesine yönelik önlemler alınmalıdır. Alınacak bu önlemler hem iş yaşam kalitesini olumlu yönde etkileyecek hem de acil sağlık hizmetleri sunumunda kalitenin artmasına katkı sağlayacaktır.

112 Acil Çağrı MerkeziSağlık personeliYaşam kalitesi+1
Ali Gubuz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2023
00

Related subjects