Kurumsal sürdürülebilirlik
83 theses under this subject heading
Ekofeminist aktivist Vandana Shiva üzerine siyasal ekolojik bir inceleme
Ekofeminist Aktivist Vandana Shiva'nın hayatının ve düşüncelerinin yer aldığı bu çalışma, Vandana Shiva'nın yaşam öyküsü ile başlamakta, Shiva'nın Hindistan'da başlayan yaşamı, Gandi başta olmak üzere esinlendiği yerel aktivistler ve Hindistan'daki ekolojik emperyalist yıkım sürecine birebir tanık olmasının düşünceleri üzerindeki etkisi bu bölümde konu edilmiştir. Nitekim Shiva'nın aktivist düşüncelerinin oluşumunda yaşamının azımsanamayacak bir etkisi mevcuttur. Çalışmanın bir diğer bölümünde bugün yaşanan ekolojik emperyalizm sürecinin tahakküm altına aldığı yaşamsal bir kaynak olan suyun ortak kullanımının engellenmesi ile canlıların suya erişiminin engellenmesi sonucunda doğan toplumsal yansımalar konu edilerek, Shiva'nın su tahakkümü üzerine tespitlerine, aktivistin tahakküme karşı su hakkı mücadelesine ve ayrıca çözüm önerilerine yer verilmiştir. Bunun yanı sıra ekolojik emperyalist sürecinin en başat tahakküm argümanlarından olan tarımsal gıda üretim sürecine değinilmiş ve tarımsal gıda üretimi ile ilgili biyoteknoloji kullanımını dayatan ve 'modern tarımsal üretim yöntemleri' olarak adlandırılan üretim süreci değerlendirilmeye alınmıştır. Gıda üretimi sürecinde gelişen monokültür aklın yönetim ve tahakkümüne karşı, Shiva'nın biyoçeşitlilik savunusu üzerinden tarımsal gıda üretimi sürecine dair tespitlerine yer verilmiş, ayrıca gıda hakkı mücadelesi değerlendirmeye alınmıştır. Ekolojik emperyalist sürecin üretim ve tüketim mekanizmasının ekosistem için en olumsuz sonucu olan iklim değişikliği ve Shiva'nın iklim adaleti mücadelesi, çalışmanın bir diğer ana konusunu oluşturmaktadır. İklim değişikliğinin öngörülebilir küresel olumsuz sonuçları değerlendirmeye alınmış ve ekolojik sorunların küreselliğine bu bölümde tekrar vurgu yapılmıştır. Ekolojik emperyalizm sürecinin sömürü, tahakküm ve baskıcı biçimine karşı Shiva'nın çözüm önerisi olan 'Yeryüzü Demokrasisi' kavramı, çalışmanın son ana temasını oluşturmaktadır. Bu bölümde tahakküm altındaki ekosistemin totaliter toplumsal yansımaları ele alınmış ve bu bağlamda; ortak kaynakların kullanımı, öz- yönetim, öz- denetim, katılımcı demokrasi, gıda güvenliği, cinsiyet eşitliği, barış, yaşam hakkı ve özgürlüğü tesis edecek yeni bir toplum modeli olan Yeryüzü Demokrasisi'nin detayları ele alınmıştır.
Kurumsal sürdürülebilirlik perspektifinde işletmelerin finansal performansının analizi ve yatırımcı davranışları üzerine bir araştırma: BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde bir uygulama
Artan teknolojik gelişmeler ile birlikte günümüzde işletmelerin küresel rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeleri, işletmelere bir takım avantajlar sağlamasının yanında sorunlar da getirmiştir. Karşılaşılan sorunlarla birlikte işletmelerin varlıklarını gelecekte nasıl sürdürebilecekleri konusunda tartışmalar ortaya çıkmış ve bunun sonucunda Sürdürülebilirlik kavramı doğmuştur. İşletmelerin var oldukları çevrelerine karşı bir takım sosyal ve çevresel sorumlulukları oluşmuştur. Günümüzde işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde ekonomik performanslarının yanında sosyal ve çevresel performansları da önemli hale gelmiştir. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmalarında sosyal, çevresel ve ekonomik performansları Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İktisadi bir kuruluş olan işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde kurumsal olarak sürdürülebilir çalışmalar yapmaları kaçınılmaz bir hale gelişmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de Borsa İstanbul bünyesinde kurulmuş olan Sürdürülebilirlik Endeksi işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarına olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de Borsa İstanbul BIST-Sürdürülebilirlik Endeksi'ne kote olan işletmelerin ekonomik açıdan kurumsal sürdürülebilirlikleri ile yatırımcı davranışları arasındaki ilişki istatistiksel analizler ve grafiksel çizimler yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda gelecekte yapılacak olan çalışmalara atıflarda bulunularak bir takım öneriler getirilmiştir.
Türkiye'de il halk kütüphanelerinde sürdürülebilirlik olgusu ve kurumsal sürdürülebilirlik izleği önerisi
Kütüphane türleri arasında, hizmet verdiği kullanıcı kitlesinin genişliği ve hizmet çeşitlilikleri kadar yenilikçi uygulamalara öncülük eden kimliği ile de ön plana çıkan halk kütüphaneleri, diğer unsurların yanı sıra, sürdürülebilirlik bağlamında da ilk elde ele alınması gereken kütüphane türüdür. Kütüphanecilik dünyası ile sürdürülebilirlik arasındaki bağlantının son dönemde literatürde kendine yer bulmaya başlaması, sürdürülebilirlik konusunun kütüphaneler için önemini vurgulama sorumluluğunu doğurmuştur. Bu bağlamda özellikle halk kütüphaneleri için sürdürülebilirlik ölçütleri belirlenerek bu konuda kurumsal rehberlik yapacak Türkçe literatürün henüz olmaması, konunun ve bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Çalışmanın nihai amacı Türkiye'deki il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirlik açısından sahip oldukları yapısal unsurlar bağlamında (bina, personel, kullanıcı, bütçe, derme, yönetici yaklaşımı, uygulamalar ve hizmetler) ne durumda olduklarını tespit edip, elde edilen veriler ışığında halk kütüphanelerinde kurumsal sürdürülebilirlik için bir izlek geliştirmektir. Buna göre araştırmanın kapsamı, araştırmanın sonuçlarının tüm Türkiye'deki durumu yansıtabilmesi için 81 il halk kütüphanesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda betimleme yöntemi, anket ve yarı yapılandırılmış görüşme teknikleri kullanılmıştır. Öncelikle Türkiye'deki il halk kütüphaneleri yöneticilerine uygulanan anket formu sonucunda elde edilen veriler kapsamında anketi yanıtlayan kütüphaneler arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile yedi coğrafi bölgeden seçilen kütüphane yöneticileri ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre literatürde henüz çok yeni bir kavram olan "sürdürülebilirlik" kavramına ilişkin il halk kütüphanesi yöneticileri, personeli ve kullanıcıları tarafından farkındalık ve bilgi eksikliği söz konusudur. Bu eksikliğin giderilmesinde yol gösterici olması amacıyla Türkiye'de il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirliği sağlayabilmek için sahip olması gereken temel özellikleri içeren bir izlek oluşturulmuştur. Bu izlek, başta il halk kütüphaneleri olmak üzere diğer kütüphane türleri için de bir örnek niteliğindedir. Söz konusu izleğin kütüphanelere, kütüphanelerin tüm paydaşlarına, bilgibilim alan yazınına önemli katkısı olacaktır. Ayrıca bu çalışma ve sonucunda ortaya çıkan izlek bu alanda yapılacak sonraki çalışmalar için de temel oluşturacağı düşünülmektedir.
Sürdürebilirlik yolunda kalkınma amaçlarına ulaşma yolunda bir halı fabrikasında karbon ayak izi azaltma stratejilerinin araştırılması
Bu tez çalışmasında, Gaziantep'te faaliyet gösteren bir halı fabrikasının 2024 yılı faaliyet verileri kullanılarak kurumsal karbon ayak izi (KKAİ) hesaplanması ve azaltım stratejileri geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında, firmanın organizasyonel ve operasyonel sınırları tanımlanarak, sera gazı emisyonlar Kapsam 1 (doğrudan emisyonlar), Kapsam 2 (satın alınan elektrikten kaynaklanan emisyonlar) ve Kapsam 3 (diğer dolaylı emisyonlar) başlıkları altında hesaplanmıştır. Hesaplamalarda ISO 14064-1:2018 standardı, IPCC yöntemleri ve uluslararası geçerli emisyon faktörleri (DEFRA, EPA) esas alınmış; ayrıca Türkiye'ye özgü elektrik emisyon değeri, iletim-dağıtım kayıpları ve kuyudan depoya (WTT) kaynaklı etkiler hesaplamaya dahil edilmiştir. Bulgular değerlendirildiğinde, özellikle hammadde tüketimi ve enerji kullanımının toplam emisyonlarda en büyük paya sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar doğrultusunda geri dönüştürülmüş hammaddelerin kullanımı, lojistik optimizasyonu, enerji verimliliği uygulamaları ve atık yönetimi gibi azaltım stratejileri Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. KKAİ hesaplamaları sonucunda, en yüksek emisyon kaynaklarının sırasıyla satın alınan ürünlerin üretimi, elektrik tüketimi ve atık oluşumu olduğu tespit edilmiştir.
Ekonomik özgürlüklerin sürdürülebilir ekonomik büyümede rolü: Seçilmiş ülke grupları analizi
Bu çalışma, ekonomik özgürlüklerin sürdürülebilir ekonomik büyüme üzerindeki etkisini E7 ve G7 ülkeleri için karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Ekonomik özgürlükler, insan hakları, düzenleyici kalite, emek, sermaye, karbondioksit salınımı ve ticaret açıklığı verileri; Dünya Bankası, Heritage Foundation ve V-Dem veri tabanlarından derlenmiş, 1995–2023 dönemini kapsayan verilerle panel veri yöntemi kullanılarak yapılan analiz sonuçlarında elde edilen bulgular; E7 ülkelerinde düzenleyici kalite ve sermaye sürdürülebilir büyümenin temel belirleyicileri olarak öne çıkarken, G7 ülkelerinde emek daha güçlü bir etkiye sahiptir. Her iki grupta da ekonomik özgürlükler büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki yaratmamıştır. Ayrıca, karbondioksit emisyonlarının büyümeyi pozitif yönde etkilemesi, sürdürülebilirlik açısından çevresel riskleri ortaya koymaktadır.
Kurumsal sürdürülebilirlik anlayışı ve uygulamaları: Türkiye'nin en değerli markalarının sürdürülebilirlik raporlarının incelenmesi
Son yıllarda dünyada yaşanan iklimsel ve çevreyle ilgili değişimlerin etkileri ve nedenleri birçok kavramla birlikte sürdürülebilirlik kavramının da görünürlüğünü arttırmıştır. Bu durum, toplumların, devletlerin ve işletmelerin her anlamıyla sürdürülebilirlik kavramına olan ilgisini arttırmış ve bu konu ile ilgili politika ve stratejiler tartışılmaya başlanmıştır. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarının çevre, toplum ve ekonomi üzerindeki etkisinin yanı sıra işletmelerin itibar ve imajlarına da katkısı vardır. Bu nedenle işletmeler yaptıkları katkıları duyurmak amacı ile sürdürülebilirlik raporları hazırlamaktadır. Sürdürülebilirlik raporları başlangıçta gönüllü bir hareket olarak başlayıp giderek artan önemi sebebiyle işletmeler ve kamuoyu tarafından hızla kabul görmüştür. İşletmeler sürdürülebilirlik raporu düzenleyerek ekonomik, çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim başarısını kamuoyu ile paylaşmakta; bunun sonucunda ise kurumsal itibarında ve işletmeye duyulan güvende artışla birlikte marka imajını güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi kullanılacaktır. Bu kapsamda, ilk olarak Brand Finance raporuna göre Türkiye'nin en değerli ilk otuz markasının web sitesi sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk konuları etrafında incelenecektir. Daha sonra bu otuz işletme arasından sürdürülebilirlik raporu yayınlayan işletmeler belirlenerek sürdürülebilirlik raporları içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri ile incelenecektir.
İşletmelerde kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşım ve uygulamaları: Manisa Organize Sanayi Bölgesi işletmeleri üzerine nitel bir çalışma
Bu çalışmada, Manisa Organize Sanayi Bölgesi (MOSB)'nde yer alan işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik konusunu nasıl ele aldıklarını ve sürdürülebilirlik boyutlarında ne gibi uygulamalar gerçekleştirdiklerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma tasarımı planlanmış, mülakat yöntemi gerçekleştirilerek MOSB'da yaklaşık 30 işletmeden görüşme ile veri toplanması amaçlanmış, MOSB yönetimi aracılığıyla davet edilmelerine rağmen geri dönüş yapıp görüşmeye katılan sadece 2 işletme olduğu için işletmelerin sürdürülebilirlik raporları incelenerek araştırma amacı gerçekleştirilmiştir. MOSB'da 26 işletmenin web sitelerinde yer alan sürdürülebilirlik raporları, doküman incelemesi yöntemi ile incelenmiş, elde edilen veriler MAXQDA 2024 nitel program ile analiz edilmiştir. İki işletme ile yapılan görüşme verileri betimsel analiz kullanılarak analiz edilmiş, bulgular paket program ile yapılan analiz bulgularına ilaveten sunulmuştur. Çalışma bulgularına göre; sürdürülebilirlik kavramı işletmeler için ağırlıklı olarak sürdürülebilir gelecek ve değer yaratma ve yenilikçi yaklaşım olarak tanımlanmıştır. Analizler sürdürülebilirliği ekonomik, çevresel ve sosyal uygulamaların hepsinin bir denge içerisinde ele alınması gerektiğini göstermektedir. İşletmelerin sürdürülebilirlik boyutları arasında en çok çevresel boyutta sürdürülebilirlik uygulamalarına yer verdikleri ve bu uygulamalar içerisinde en çok sera gazı ve karbon emisyonlarının azaltımı konusunu açıkladıkları belirlenmiştir. MOSB'daki işletmelerde sürdürülebilirliğin sosyal boyutta en fazla sayıda uygulamaları ise; fırsat eşitliği ve çeşitlilik konusudur. İşletmelerin ekonomik ve yönetişim boyutlarındaki sürdürülebilirlik uygulamalarının raporlarda az yer aldığı görülmüştür. İşletmelerin bu konudaki bilgilerini herkese açık paylaşmaktan kaçınmış olabileceği sonucunu düşündürmektedir. İşletmelerin sürdürülebilirlik raporlarının kapsamlı olmadığı, bilgileri açıklamada yetersiz kaldıkları görülmüştür. İşletmeler en çok yenilenebilir enerji ve verimlilik ile karbon emisyonlarının azaltımı konusunda hedef belirlemişlerdir. İşletmelerin en çok çevreyi koruma konularında hedefler belirledikleri görülmektedir. Ayrıca 2 işletmeyle yapılan görüşmede, devlet desteğinin önemi, Avrupa Birliği standartlarında çalışmalar gerçekleştirilmesi ve üniversitelerde sürdürülebilirlik bölümlerinin açılması, sürdürülebilirlik uygulamalarının ve işletmelerin performanslarının gelişimine hız kazandıracağı önerileri sunulmuştur.
Yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları: Literatür taraması ve bir ölçek uyarlama çalışması
Yeşil insan kaynakları yönetimi, işgücünün yeteneklerini, motivasyonunu ve bir kuruluşun ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğine katkıda bulunma fırsatlarını geliştirmeye ve sürdürmeye yönelik uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Bir başka ifadeyle yeşil insan kaynakları yönetimi öncelikle çevre dostu girişimleri tanıyan, üstlenen ve uygulayan bir işgücü oluşturmakla ilgilidir. Yeşil insan kaynakları yönetimi ile ilgili çalışmalar, insan davranışının çevre yönetimindeki rolünü araştırdığı için kritik öneme sahiptir. Bu bağlamda çevresel sürdürülebilirlik kültürünün oluşturulmasında insan kaynağının rolü önemlidir. Kurumlar, kurumsal sürdürülebilirlik açısından rekabet avantajı elde etmek için yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarını benimsemelidirler. Ayrıca tüketiciler karşısında marka imajı ve saygınlık oluşturma konusunda büyük öneme sahiptir. Yeşil İnsan Kaynakları konusunda gerek ülkemizde gerekse dünyada yeterince çalışma yapılmamış olması bu konuda yeni araştırmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu araştırmada günümüz işletmelerinin varlığını sürdürebilmeleri, rekabet edebilmeleri, özellikle sosyal sorumluluk bilinci çerçevesinde Yeşil İnsan Kaynakları uygulamalarının ne ölçüde öneme sahip olduğu bilincinin ortaya koyulması ve yeşil insan kaynakları yönetimi ölçeğinin Türkçe literatüre kazandırılması hedeflenmiştir. Çalışmada öncelikle Türkçe kaynakların yetersiz olmasından dolayı yabancı kaynaklardan yararlanılarak detaylı bir literatür taraması yapılmış ve kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Akabinde Business Strategy and the Environment isimli akademik dergide yayınlanan Dr. Muzammel Shah tarafından geliştirilen "Green human resource management: Development of a valid measurement scale" isimli araştırma yazısında yer alan "yeşil iş tasarımı, yeşil personel seçme ve yerleştirme, yeşil eğitim ve gelişim, yeşil performans yönetimi, yeşil ücret yönetimi, yeşil iş sağlığı ve güvenliği, yeşil çalışan ilişkileri" olmak üzere yedi boyuttan oluşan 28 maddelik ölçek Türkçe'ye uyarlanmıştır. Anket İzmir, Aydın, Denizli ve Muğla vi illerinde faaliyet gösteren firmaların İnsan Kaynakları departmanı yöneticileri ve personelleri tarafında ayrıca bir İnsan Kaynakları Yönetimi departmanı olmayan firmalarda ise üst, orta ve alt kademe yöneticilere birebir veya online yöntemlerle ulaşılarak 279 kişi üzerinde uygulanmıştır. Yapılan analiz çalışmalarında 28 maddelik ölçeğin iki maddesinin düşük yük değerine sahip olması ve binişik yapıda olmasından dolayı ölçekten çıkarılmıştır. Elde edilen bulgular, ölçeğin alt boyutlarının güvenilir olduğunu göstermiştir. Ölçeğin güvenilirlik katsayılarının 0.79 ile 0.91 arasında değiştiği görülmüştür. Ayrıca yapılan faktör analizi sonucunda, yeşil iş tasarımı, yeşil personel seçme ve yerleştirme, yeşil eğitim ve gelişim, yeşil performans yönetimi, yeşil ücret yönetimi, yeşil iş sağlığı ve güvenliği ve yeşil çalışan ilişkileri boyutlarını içeren yedi faktörlü yapı doğrulanmıştır. Sonuç olarak 26 maddelik güvenilir ve geçerli bir ölçüm aracı olan ölçeğin Türkiye'de yapılacak araştırmalarda kullanılabilir olduğu saptanmıştır. Diğer taraftan Yeşil İnsan Kaynakları Yönetimi Ölçeğinin toplam iş tecrübesine göre farklılık gösterdiği görülürken cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi, çalıştıkları firmada hangi pozisyonda görev aldıkları, kurumda çalışma süreleri, medeni durumları, çalıştıkları firmada toplam çalışan sayısı ve çalıştıkları firmanın sektörü değişkenlerine göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.
Kurumsal sürdürülebilirlik boyutuyla insan kaynakları yönetimi: BİST sürdürülebilirlik endeksinde bir araştırma
Küreselleşen dünyada çevresel, ekonomik ve sosyal sorunların artması teknolojik gelişmelere ayak uyduramamanın zorluğu ile işletmelerin rakipleri ile rekabet etmeleri giderek azalmaktadır. Bu noktada, sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmıştır. Bu kavram işletmelere rekabet avantajı sağlayıp yeni bir yönetim anlayışı sunmaktadır. Ayrıca çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlar arasındaki dengenin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Varlıklarının devamlılığını sağlamak isteyen işletmeler rekabet avantajını sürdürmek için kurumsal sürdürülebilirliği tam anlamıyla gerçekleştirme ve sahip olduğu kaynakları en iyi şekilde kullanabilmelidir. Bu açıdan işletmeleri, rakiplerinden farklı kılan ve onlara rekabet avantajı sağlayan en önemli kaynaklardan biri ''insan''dır. İşletmeler yönetimlerini gerçekleştirirken insan odaklı bir yaklaşımı benimsemeli ve bu durumu sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmelidirler. İnsan kaynakları yönetimini (İKY) sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek, işletmelerin rakiplerine yönelik önemli stratejik bir avantaj sağlamasına yardımcı olmaktadır. Çalışmanın örneklemini Türkiye Borsa İstanbul BIST-Sürdürülebilirlik Endeksi'nde kote (dahil) olan ve sürdürülebilirlik raporları yayınlayan 54 işletme oluşturmaktadır. İşletmelerin sürdürülebilirlik raporlarında yer alan insan kaynakları (İK) uygulamaları içerik analizi ile yüksek performanslı çalışma sistemine göre incelenmiştir. Yüksek performanslı çalışma sistemi Shih ve arkadaşları (2006) tarafından oluşturulan bir modeldir. Bu çalışmada işletmelerin İKY alanında ön planda olan konuları ortaya koymak amaçlanmıştır. Modelin içerisinde yer alan İK uygulamaları; iş yapma yeteneği (işgörenlerin seçimi ve gelişimini destekleyen uygulamalar), işin çalışan için anlamı (işgörenlerin katılımı ve ortak bilgi platformları), iş yapma motivasyonu (işgörenlerin performanslarını etkileyen terfi ve ücret olanakları) ve iş güvencesi olarak sıralanabilir. Çalışmanın sonucunda endekse kote (dahil) olan işletmelerin Shih ve arkadaşları (2006) tarafından oluşturulan YPÇS modelinin iş altyapısı başlığı altında bulunan İK uygulamalarının tercih edildiği belirlenmiştir. Ancak modelde yer alan temel uygulamaları destekleyen İK uygulamalarının işletmeler tarafından tercih edilmediği tespit edilmiştir.
Türkiye'de kurumsal sürdürülebilirlik yaklaşım ve uygulamaları: BİST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan işletmelere ait bir inceleme
Bu tez çalışmasında Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksinde yer alan imalat işletmelerinin kurumsal sürdürülebilirlikleri faaliyetleri kapsamında ekonomik, çevresel ve sosyal performanslarının ölçülerek değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İşletmelerin sürdürülebilirlik performansları, yeni geliştirilen Bütünleşik Kurumsal Sürdürülebilirlik Performans Değerlendirme Endeksi (BKSPDE)'nde yer alan göstergeler aracılığıyla Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi kullanılarak ölçülmüş ve ulaşılan sonuçlar birbirleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. AHP yöntemindeki uygulama basamakları kullanılarak işletmelerin sürdürülebilirliğin üç boyutundaki ekonomik, çevresel ve sosyal performanslarının puanları toplanmış ve işletmelerin ilgili yıldaki toplam sürdürülebilirlik puanı bulunmuştur. Yapılan hesaplama neticesinde en yüksek puanı alan işletmenin ilgili yılda en iyi kurumsal sürdürülebilirlik performansı gösterdiği kabul edilmiştir. Uygulanan yöntem ile işletmelerin belli bir zaman dilimindeki bireysel sürdürülebilirlik performansının değerlendirilmesi mümkün olduğu gibi birden çok işletmenin birbirleri ile mukayese edilmesi de mümkün olmuştur. Çalışmanın sonunda elde edilen çıktıların literatüre ve uygulamaya katkıları açıklanmış ve bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bütünleşik, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Analitik Hiyerarşi Süreci, Sürdürülebilirlik Puanı
Türkiye sürdürülebilirlik haritası bağlamında işletmelerin rekabet gücünün incelenmesi: Çok kriterli karar verme teknikleriyle bir analiz
Sürdürülebilir yaşamı tehlikeye atan uygulamalar, küresel iklim değişikliği, ormansızlaşma, çölleşme, biyolojik çeşitliliğin azalması, eşitsizlikler, yoksulluk gibi birçok soruna neden olmuştur. Bu sorunlar karşısında kuşaklararası adaleti öngören sürdürülebilir kalkınma anlayışı ülkelerce benimsenmeye başlanmıştır. Sürdürülebilir bir yaşam için gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneği tehlikeye atmaksızın (ekosistemin kendini yenileme hızı ve taşıma kapasitesi aşılmadan) bugünün ihtiyaçlarının rasyonel olarak karşılanması amaçlanmaktadır. Bu çalışmayla 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından deklare edilen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı doğrultusunda Türkiye illerinin ve bölgelerinin sürdürülebilirlikleri ortaya koyularak bu durumun işletmelerin rekabet gücüne olası etkileri ve BIST 100 Endeksinde yer alan işletmelerden sürdürülebilirlik uygulamalarını benimseyenlerin benimsemeyenlere göre rekabet gücü göstergesi olarak belirlenen kriterler (cari oran, vergi öncesi kar, pay başına kazanç, özkaynak ve aktif karlılığı) bazında durumlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Analizlerde; SWOT Analizi, finansal analiz tekniklerinden oran analizi, Çok Kriterli Karar Verme Tekniklerinden Entropi ve TOPSIS yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler kapsamında; genel olarak Türkiye illerinin ve bölgelerinin sürdürülebilirlik performansının yeterli düzeyde olmadığı ve bu durumun işletmelerin rekabet gücüne olumsuz yönde etkisinin olabileceği; iller arasında derin performans farklılıklarının olduğu doyasıyla dengeli bir kalkınmanın sağlanamadığı; sosyal sürdürülebilirliğe kıyasla özellikle çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlikte iller arasındaki performans farklılıkların daha yüksek olduğu; BIST 100 Endeksinde yer alan İşletmelerden BIST Sürdürülebilirlik Endeksinde de yer alanların rekabet gücünün göstergesi olarak belirlenen kriterler bağlamında daha iyi bir performansa sahip olmadıkları dolayısıyla sürdürülebilirlik uygulamalarını benimseyen işletmelerin benimsemeyenlere oranla daha başarılı olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Kurumsal sürdürülebilirlik oryantasyonun işletme performansına etkisinde sürdürülebilir tedarik ve ürün tasarımının aracılık ile tedarikcilerle entegrasyonun düzenleyici rolü.
Bu araştırma Türkiye'de üretim sektörlerinin lokomotifi durumunda olan ve çevreye verdiği zarar yönü ile öncü sektörlerden olan demir çelik işletmeleri arasında yapılmıştır. Türkiye'nin en büyük projelerinde kullanılan ürünleri üreten demir çelik işletmeleri çevreye saldıkları zaralı gazlar, atık sular, toz ve katı atıklar yönü ilede öncü durumdadırlar. Demir çelik işletmelerinin kurumsal sürdürülebilirlik oryantasyonun (yönelim) işletmenin ekonomik ve çevresel performansa etkisinde sürdürülebilir tedarik ve ürün tasarımının aracılık etkisi ile tedarikçilerle entegrasyonun düzenleyici etkisi araştırılmıştır. Demir çelik üretim işletmelerinin üst düzey yöneticilerine internet yoluyla ve anket yönetmi kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmada edilen veriler Smart PLS programı kullanılarak analizleri yapılmıştır. Araştırmada demir çelik işletmelerinin kurumsal sürdürülebilir oryantasyonları işletmelerinin ekonomik ve çevresel performanslarını anlamlı ve pozitif yönde etki ettiği, sürdürülebilir tedarik ve ürün tasarımının bu etkiye aracılık ve tedarikçilerle entegrasyonun düzenleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilirlik faaliyetlerinin incelenmesine yönelik bir araştırma
Gelişen endüstriler ve buna bağlı olarak artan üretim miktarı kaynakların sürdürülebilirliği konusunu gündeme getirmeye başlamıştır. Üretim faaliyetlerinin şuan devam etmesi değil gelecekte de devam ediyor olmasını sağlamak adına işletmelerin yapacağı bir takım faaliyetler vardır. Sürdürülebilirlik üretim öncesi süreçten, üretim sonrası süreçlere kadar oldukça geniş kapsamlı bir konudur. Sürdürülebilirlik çalışmaları için gerek hizmet sektöründe gerekse imalat sektöründe olsun tüm işletmelerin ortak bir bilinç ile hareket etmesi ve endüstride bir dönüşümü sağlaması gerekmektedir. Üretimin ana girdilerine sahip olan ve bunu etkin kullanmayan işletmeler sadece kendi faaliyetlerine yönelik değil çevreye yönelikte olumsuz etkiler oluşturmaktadırlar. Atıklarla çevreye zarar veren, kaynakları bilinçsizce kullanan ve paydaşlarına yönelik sorumluluklarını yerine getirmeyen işletmeler sürdürülebilirliği tehlikeye sokmaktadır. Bu sebeple artan bilinç ile birlikte işletmelerin sürdürülebilirlik çalışmalarına geçmişe kıyasla daha fazla odaklandıkları görülmektedir. Sürdürülebilirlik sadece çevresel ve ekonomik boyutta değil sosyal boyutta da ele alınan bir konudur. Sektörü ne olursa olsun birçok işletmenin sürdürülebilirlik ile ilgili yapacağı çalışmalar ile gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün olacaktır. Bu çalışmada hizmet sektöründe büyük bir paya sahip olan ve faaliyetleri nedeni ile diğer sektörleri de etkileyen bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik faaliyetleri incelenmiştir. Bankaların yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporları ve entegre raporları içinde yer alan sürdürülebilirlik ile ilgili bölümleri incelenmiş ve hangi konularda ne tür çalışmalar yaptıkları ile ilgili verilere ulaşılmıştır. Bankaların yapmış oldukları sürdürülebilirlik çalışmaları ekonomik, çevresel ve sosyal olarak üç boyutta değerlendirilmiş ve sürdürülebilirlik çalışmalarının öncülleri ile çıktıları belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile BİST Sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 8 bankanın faaliyet raporları değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, bankaların sürdürülebilirlik çalışmalarına önem verdikleri ve sürdürülebilirliğin üç boyutunda da faaliyet yaptıkları görülmüştür. Yapılan faaliyetlerin ulusallığın ötesine geçtiği ve uluslararası çalışmalara dönüştüğü ve ayrıca işbirlikçi bir yaklaşımla bu faaliyetlerin yapıldığı görülmüştür. Bankaların özellikle karbon ayak izinin azaltılası ile ilgili, enerji verimliliği ile ilgili, atık yönetimi ile ilgili çalışmalar yaptıkları ve bu faaliyetler içinde olan diğer işletmelerle ortak projeler de yürüttükleri görülmüştür.
Teknoloji şirketlerinde çevre, sosyal ve yönetişim (ÇSY) puanları ile kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, teknoloji şirketlerinin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) puanları ile Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) uygulamaları arasındaki ilişkinin analizini amaçlamaktadır. Günümüz iş dünyasında finansal performans kadar sürdürülebilirlik odaklı stratejiler de şirketlerin başarısında kritik rol oynamaktadır. Araştırmada, ÇSY puanlarının KSS uygulamaları üzerindeki etkileri incelenmiş ve bu ilişkinin işletmelerin sürdürülebilirlik hedefleri üzerindeki yansımaları değerlendirilmiştir. Araştırmada, öncelikle literatür taraması ile ÇSY ve KSS'nin teorik çerçevesi sunulmuş, ardından teknoloji sektörüne özgü uygulamalar detaylandırılmıştır. Çalışmanın yöntemi nicel analiz tekniklerini içermekte olup, veri toplama süreci sektör bazında örneklem grubu oluşturularak gerçekleştirilmiştir. ÇSY puanları ve KSS uygulamaları arasındaki ilişki, korelasyon ve regresyon analizleri ile test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yüksek ÇSY puanlarına sahip şirketlerin KSS uygulamalarında daha etkin olduğu, bu durumun hem toplumsal güven hem de paydaş bağlılığı üzerinde olumlu etkiler yarattığı tespit edilmiştir. Ayrıca, alt sektörlerdeki farklılıklar dikkate alındığında, ÇSY ve KSS arasındaki ilişkinin sektörel özelliklerden etkilendiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, teknoloji şirketlerinin sürdürülebilirlik stratejilerinde ÇSY ve KSS'nin bütüncül bir yaklaşım içinde ele alınması gerektiği, bu iki kavramın işletmelerin uzun vadeli başarılarına katkı sağladığı belirlenmiştir. Çalışma, özellikle dijital dönüşüm süreçlerinin bu ilişkiyi nasıl şekillendirdiğine dair önemli çıkarımlar sunmaktadır.
Gençlik hizmetleri ve spor il ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin tutumlarının belirlenmesi: Ege Bölgesi örneği
Bu araştırmada, Spor Genel Müdürlüğüne bağlı Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde görev yapan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada "betimsel tarama modeli" kullanılmıştır. Araştırma evrenini Ege Bölgesi Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde yönetici, spor uzmanı, antrenör ve sportif eğitim uzmanı olarak görev yapan 400 personel oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu kurumlarda görevli rasgele örnekleme yöntemiyle seçilmiş (Müdür, Şube Müdürü, İlçe Müdürü, Araştırmacı, Spor Uzmanı, Antrenör (Kadrolu, Sözleşmeli, Hizmet Alımı) ve Sportif Eğitim Uzmanı (Kadrolu, Sözleşmeli) 281 çalışan oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Koçak (2013) tarafından geliştirilen Sporda Sürdürülebilirlik Ölçeği (SSÖ) kullanılmıştır. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogorov-Simirnov testi ile analiz edilmiştir. Tüm değişkenlere göre veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerle analiz işlemi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 21.00 istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve elde edilen veriler tanımlayıcı (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler) istatistikler ile Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmaya katılan personelin SSÖ'nün tamamında ve alt boyutlarında olumlu sürdürülebilirlik tutumuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Netice itibari ile yapılan bu araştırmada; taşra teşkilatında kamusal hizmet sunan Gençlik ve Spor İl ve İlçe Müdürlüklerinde çalışan personelin sporda sürdürülebilirliğe ilişkin farkındalıklarının artması ile ülke genelinde sporun gelişimi, ve bu gelişimin sürdürülebilirliğinin sağlanarak gelecek nesillere sağlam temelli bir yapının bırakılması açısından bir kazanım oluşturacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Spor, Sürdürülebilirlik, Personel, Tutum
Kurumsal sürdürülebilirliğin firmaların finansal performansına etkisi: BİST kurumsal sürdürülebilirlik endeksindeki firmalar üzerinde bir araştırma
Kurumsal sürdürülebilirlik kavramı, Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu (WCED) tarafından 1987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu'yla birlikte tüm dünyada son derece önemli bir kavram haline gelmiştir. Brundtland Raporu, sürdürülebilir kalkınmayı "gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama becerisini tehlikeye atmadan günümüz kuşağının ihtiyaçlarının karşılanması" şeklinde tanımlamıştır. Geçmiş yıllarda işletmeler sadece mal ve hizmet üretip satarken, günümüz dünyasında işletmelerin sorumlulukları gitgide artmaktadır. İşletmeler artık sadece birer ekonomik varlık değil, sosyal ve ekonomik dönüşümün önderleri olarak sayılmaktadır. Bu bağlamda işletmeler de kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına her geçen gün daha fazla önem vermektedir. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının finansal performanslarına herhangi bir etkisinin olup olmadığının ortaya konulmasıdır. Çalışmada 2013-2016 yıllarında BİST Kurumsal Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan banka dışı 35 işletmenin 16 çeyrek döneme ait kamuya açık finansal bilgileri panel veri analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Modelde kullanılacak tahmincinin seçimine yönelik yapılan testler sonucunda model tahmincisi olarak Driscoll- Kraay dirençli tahmincisi belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda, kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının işletmelerin finansal performansına istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Türk bankacılık sektöründe kurumsal sürdürülebilirlik performansının entropi ve gri ilişkisel analiz yöntemleriyle değerlendirilmesi
Kurumsal sürdürülebilirliğe ilişkin kaygılar; sürdürülebilirliğin devamı için yeni arayışlara sebep olmuştur. Bu arayışların sonucunda ise Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetim Raporlaması (ESG), Küresel Raporlama Girişimi Raporlaması (GRI) ve Entegre Raporlama gibi finansal ve finansal olmayan raporlama girişimleri başlatılmıştır. Entegre raporlamalar; sosyal, çevresel, kurumsal yönetim ve finansal kriterler göz önünde tutularak yapılmaktadır. Bu çalışmada; Kurumsal Sürdürülebilirlik Kriterleri, Entegre raporlamanın tarihsel gelişimi göz önünde bulundurularak incelenmiştir ve Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri çok boyutlu olarak açıklanmaktadır. Çalışmada ağırlıklı olarak; 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Entegre raporlamanın nasıl ortaya çıktığı, Entegre raporlamanın kurumsal faydalarına ve Entegre raporlamaya yönelik tartışmalara yer verilmiştir. Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterleri ile Entegre rapor yayınlayan bankalar arasındaki sürdürülebilirlik ilişkisine yönelik analizleri yaparken; her bir kritere ilişkin ağırlıklar Entropi yöntemi ile hesaplanarak Çoklu Karar Verme yöntemi olan ve belirsizlik durumlarında kullanılan Gri İlişkisel Analiz Yöntemi ile bankalar arası sürdürülebilirlik sıralamaları yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; Bankaların Entegre raporlarından elde edilen Kurumsal Sürdürülebilirlik kriterlerinden; en fazla sosyal ve çevresel kriterlere yönelik daha sonra finansal ve kurumsal yönetim kriterlerine yönelik açıklamalara yer verdikleri anlaşılmaktadır. Kurumsal Sürdürülebilirliğin finansal boyutlarının bankalar için önemi; bankaların yeşil yatırımlara ayırdıkları her geçen yıl artan yeşil tahvil yatırım miktarlarından anlaşılmaktadır, buna rağmen bankaların Entegre raporlarında finansal konulara ilişkin açıklamalara, diğer kriterlere oranla daha az yer verdiği görülmektedir.
Kurumsal sürdürebilirliğin firma performansı üzerine etkisi: BİST yıldız pazarında imalat şirketleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmada kurumsal sürdürebilirliğin firma performansı üzerindeki etkisinin ölçülmesi amacıyla Borsa İstanbul 100' e kayıtlı 38 imalat firmasının 2010-2015 dönemi için finansal tabloları kullanılarak firma karlılığı belirleyicileri olan özsermaye karlılığı (ROE) ve varlık getirisi (ROA)'sı, hisse başı kar oranı (ESP)'si ve Pazar değeri (Tobin Q) hesaplanarak yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda, sürdürebilirlik endeksinde olan firmaların, sürdürebilirlik endeksin de olmayan şirketlere göre ROA, ROE, TOBİN Q oranları yüksek çıktığı görülmüştür.
Yöneticiler açısından etik iklimin kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarına etkisinde kurum itibarının rolü
Kurumların stratejilerini oluşturan, tabandan gelen öneri ve fikirleri analiz edip tekrar kuruma yayan yöneticiler, kurumda oluşan iklimde en kilit role sahiptir. Yöneticilerin bakış açısıyla etik iklimin kurumsal sürdürülebilirliğe etkisinde kurum itibarının aracı rolünün olup olmadığı, bir model oluşturularak Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Bu yöntem, birden fazla değişken arasındaki nedensel ilişkileri test etmede kullanılan en güvenilir analiz yöntemlerinden biridir. Analiz sonuçlarına göre, etik iklimin kurumsal sürdürülebilirliğe anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu kurum itibarının da bu etkide aracı rolünün bulunduğu tespit edilmiştir.
Şirketlerin kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik performanslarının finansal performansları üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul'da (BİST) 2013-2023 yılları arasında işlem gören şirketlerin kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik performanslarının finansal performansları üzerindeki etkisini muhasebe ve piyasa temelli performans göstergeleri aracılığıyla ampirik olarak analiz etmektir. Nicel araştırma yöntemiyle tasarlanan çalışmaya ait verilerin analizinde nedensellik ilişkilerinin testinde panel veri analizi; kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim bileşenlerine ait her bir değişkenin performans göstergeleri üzerindeki gerçek ve göreceli katkısının belirlenmesinde ise dominant analizi kullanılmıştır. Panel veri analizinin bulguları; çevresel, sosyal ve yönetişim sürdürülebilirlik skorlarının muhasebe (ROA, ROE) ve piyasa (HBK, PD/DD) temelli performans göstergeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Benzer şekilde, pay sahipleri ilkesi dışındaki diğer kurumsal yönetim bileşenlerine (kamuyu aydınlatma ve şeffaflık ilkesi, menfaat sahipleri ilkesi ve yönetim kurulu ilkesi) ait derecelendirme notlarının da muhasebe (ROA, ROE) ve piyasa (HBK, PD/DD) temelli performans göstergeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkilere sahip olduğu tespit edilmiştir. Dominant analizi bulguları sosyal sürdürülebilirlik skorunun muhasebe temelli performans göstergeleri üzerinde; yönetişim sürdürülebilirlik skorunun piyasa temelli göstergeler üzerinde en yüksek katkıyı sağlayan değişken olduğunu; yönetim kurulu ilkesi notunun da ROA dışındaki tüm performans göstergeleri üzerinde en yüksek katkıyı sağlayan değişken olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma Türkiye özelinde hem uluslararası geçerliliğe sahip kurumsal sürdürülebilirlik skorlarını hem de ulusal düzeyde uygulanan BİST Kurumsal Yönetim Endeksi derecelendirmelerini eş zamanlı ve karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alan sınırlı sayıdaki araştırmalardan birini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgularla literatüre katkıda bulunmakta; yöneticilere, yatırımcılara ve politika yapıcılara kurumsal yönetim ve sürdürülebilirlik uygulamalarının etkinliğine yönelik öneriler sunmaktadır.
Katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirliklerini etkileyen finansal performans göstergelerinin incelenmesi
Türkiye'de, faizsiz bankacılık uygulamalarına "özel finans kurumları" ismi ile 1985 yılında başlanılmıştır. 1999 yılında bankalar Kanunu kapsamına alınan ÖFK 2005 yılına gelindiğinde faaliyetlerine katılım bankacılığı adıyla devam etmiştir. Katılım bankalarının sadece faiz hassasiyetine sahip olan ekonomik aktörlerin ötesinde bir kitleye ulaşması ve mevcut finans piyasasında daha büyük bir yer edinmesi geleneksel bankalar ile yaşayacağı rekabet ile belirlenecektir. Katılım bankalarının geleneksel bankalar ile rekabeti ise sadece kâr odaklı olarak ekonomik alanda değil, sosyal ve çevresel alanda da gerçekleşmektedir. İşletmelerin uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmak amacıyla ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri, şirket faaliyetlerine ve karar mekanizmalarına uyarlaması kurumsal sürdürülebilirlik olarak adlandırılmaktadır. Bu tez çalışmasında katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirliklerinin belirleyicisi olan finansal performans göstergeleri incelenmiştir. Bu amaçla Türkiye'de faaliyette bulunan 5 katılım bankasının 2015-2020 yıllarını kapsayan 30 banka/yıl verisi kullanılmıştır. Panel Veri Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda, katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlikleri üzerinde en yüksek etkiye sahip olan finansal performans oranı ters yönlü bir ilişki saptanan Vergi öncesi kârın aktiflere oranıdır. İstatistiki açıdan ters yönlü bir ilişki bulunması nedeniyle oran arttıkça katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlik uygulamaları azalmaktadır. Ayrıca katılım bankalarının kurumsal sürdürülebilirlikleri ile aktif kaynak kârlılığı arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmada kontrol değişkeni olarak yer alan katılım bankalarının büyüklüğü ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında da anlamlı ve pozitif bir ilişki belirlenmiştir.
Değişen kütüphane hizmetleri: Çalışanların uyumu, beklentileri ve iş birliğinin rolü
Kütüphaneler, yalnızca bilgiye erişim sağlayan yapılar olmaktan çıkarak; bireylerin sosyo-kültürel, psikolojik ve ekonomik sorunlarıyla temas hâlinde olan, toplumsal dayanışmanın ve kapsayıcılığın kurumsal temsilcileri hâline gelmiştir. Türkiye'de ve dünyada halk ve üniversite kütüphaneleri, her geçen gün daha çeşitli kullanıcı profilleriyle karşılaşmakta; bu durum hem hizmetlerin kapsamını hem de personelin rollerini dönüştürmektedir. Yoksulluk, evsizlik, göç, dijital okuryazarlık eksikliği ve psikososyal sorunlar gibi çok katmanlı ihtiyaçlarla kütüphanelere başvuran bireyler, geleneksel bilgi hizmetlerinin ötesinde destek beklemektedir. Bu bağlamda, kütüphane personelinin yalnızca teknik değil; aynı zamanda sosyal sorumluluk temelli görevler üstlenmesi kaçınılmaz hâle gelmektedir. Bu çalışma, sosyal sorumlu kütüphanecilik anlayışını temel alarak, üniversite ve halk kütüphanelerinde çalışan personelin karşılaştığı yeni kullanıcı grupları ve hizmet ihtiyaçlarını analiz etmektedir. Literatürde sınırlı biçimde ele alınan bu konuya ilişkin özgün katkılar sağlamak amacıyla geliştirilen anket aracılığıyla, personelin eğitim, destek ve iş birliği ihtiyaçları nicel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular, halk kütüphanelerinde görev yapan personelin daha yoğun psikososyal taleplerle karşılaştığını ve bu nedenle daha fazla destek ve eğitime gereksinim duyduğunu ortaya koymuştur. Üniversite kütüphanelerinde ise dijital hizmetler, teknolojiye erişim ve akademik destek öne çıkan ihtiyaçlar arasında yer almıştır. Araştırma, kütüphanelerin sosyal değişim karşısında yeniden yapılandırılması gerektiğini, özellikle profesyoneller arası iş birliklerinin artırılmasının hizmet kalitesini yükseltebileceğini göstermektedir. Ek olarak, farklı kütüphane türlerinin hizmet sunduğu kullanıcı gruplarına göre farklılaştığı, buna bağlı olarak da kütüphanelerin yeniden yapılandırılması ve disiplinler arası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda çalışma, kütüphaneciliğin dönüşen rollerine dair özgün katkılar sunmaktadır.
BİST sürdürülebilirlik endeksindeki şirketlerin hisse senedi değeri üzerine bir analiz
Sürdürülebilirlik dünyanın son dönemlerde yaşamakta olduğu global kriz ile birlikte önemini daha da fazla artırmıştır. Yatırımcıların şirketlerden beklentilerinin sadece finansal boyutta değil sosyal boyutta da gün geçtikçe artması şirketlerinde kurumsal sürdürülebilirlik konusuna önemini arttırmıştır. Bu doğrultuda, Borsa İstanbul A.Ş.' de Sürdürülebilirlik Endeksi' ni 4 Kasım 2014 tarihinden itibaren XUSRD koduyla fiyat ve getiri olarak hesaplanmaya ve yayınlanmaya başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde yer almanın şirketlerin hisse senedi değerleri üzerine etkisinin ölçülmesidir. Bu amaç doğrultusunda korelasyon analizinde kurulan ilişkilere göre hisse senedi değeri ile beta, karlılık, hisse başına karlılık, fiyat kazanç, yatırılan sermaye getirisi, toplam borç öz sermaye oranı, cari oran, brüt karlılık, öz kaynak karlılık düzeyleri arasında çoklu düzeyde ilişkilerin incelenmesi için regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada 2015-2018 dönemleri arasında endekste işlem gören 65 firmanın 2010 – 2018 dönemlerindeki finansal verileri kullanılmıştır. Çalışma BIST Sürdürülebilirlik Endeksinde yer almanın şirketlerin finansal performansları üzerinde etkisinin olmadığını göstermektedir.
Yönetsel koçluk davranışı ve kurumsal sürdürülebilirliğin tedarikçi çevikliğine etkisi
Bu tez, yönetsel koçluk davranışının ve kurumsal sürdürülebilirliğin tedarikçi çevikliği üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Tezin kapsamı, yönetici koçluğunun ve kurumsal sürdürülebilirliğin, özellikle tedarik zinciri yönetimindeki çeviklik üzerindeki rolünü inceleyen literatüre ve araştırmaya dayanmaktadır. Çalışma, teorik literatür taramasına ek olarak çeşitli işletme modelleri ve stratejilerinin karşılaştırılmasını içermektedir. Araştırma yöntemi olarak nicel bir yaklaşıma dayalı anket yöntemi tercih edilmiştir. Tedarik zincirinde faaliyet gösteren işletmelerden toplanan veriler, istatistiksel analizler aracılığıyla değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde korelasyon ve regresyon analizleri gibi teknikler kullanılarak yönetsel koçluk, sürdürülebilirlik ve tedarikçi çevikliği arasındaki ilişki incelenmiştir. Sonuçlar, yönetsel koçluk davranışlarının ve kurumsal sürdürülebilirlik uygulamalarının tedarikçi çevikliğini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. İşletmelerin, yöneticilerinin koçluk becerilerini geliştirmelerinin ve sürdürülebilirlik stratejilerini benimsemelerinin, tedarik zinciri çevikliğini artırarak rekabet avantajı elde etmelerini sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.