Mediterranean

91 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Trakya Üniversitesi Hastanesinde takipli erişkin Tip 2 Diyabetlilerde Akdeniz diyetine bağlılık durumu ve trigliserit-glikoz indeksi arasındaki ilişki

Diyabet yönetiminin en zorlu unsurlarından biri, hastaların yaşam tarzı değişikliklerine uyumunu objektif olarak takip edebilmektir. Yaşam tarzı değişiklikleri içinde tıbbi beslenme tedavisine uyum başat roldedir. Bu çalışmanın amacı, Trigliserit-Glikoz (TyG) indeksinin, Tip 2 Diyabetli hastalarda Akdeniz diyetine bağlılık durumuyla olan ilişkisidir. Kesitsel tasarımlı bu çalışma, Kasım 2024 – Nisan 2025 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Hastanesi Diyabet ve Obezite Polikliniği'nde takip edilen 252 Tip 2 Diyabetli hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastaların beslenme düzeni Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile puanlanmış, metabolik durumları ise hastane yönetim bilgi sisteminde son altı ay içindeki en güncel laboratuvar verileriyle hesaplanan TyG indeksi ile analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede diyet bileşenlerinin etkisi adımsal regresyon, indeksin ayırt etme gücü ise ROC analizi ile incelenmiştir. Çalışma grubunda, MEDAS toplam puanı ile TyG indeksi arasında çok güçlü bir ters orantı saptanmıştır (r = -0.765; p <0.001). Regresyon analizleri, TyG indeksini düşürmede en etkili beslenme alışkanlıklarının şekerli/gazlı içecek kısıtlaması, ana yağ olarak zeytinyağı kullanımı ve kuruyemiş tüketimi olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, TyG değeri 8,97'nin altında olan bireylerin Akdeniz diyetine güçlü bir bağlılık gösterdiğinin (MEDAS ≥9) %85,7 duyarlılık ve %85 özgüllük oranıyla tahmin edilebilmesidir. Ayrıca bu çalışmada düzenli fiziksel aktivite ve bu aktivitenin sıklığının hem diyet uyumunda hem de insülin direnci üzerindeki etkililiği gösterilmiştir. TyG indeksi, Tip 2 Diyabetli hastalarda sadece insülin direncini değil, aynı zamanda hastanın beslenme disiplinini de yansıtan güvenilir bir biyobelirteçtir. Çalışmamız, bu indeksin 8,97 değerinin altına çekilmesinin, hastaların metabolik profilini diyabet öncesi risk seviyelerine döndürebileceğini (metabolik reset) göstermektedir. Aile hekimleri, maliyetli testlere gerek duymadan TyG indeksini kullanarak hastalarının diyet uyumunu objektif olarak izleyebilir.

Aile hekimliğiAkdenizAkdeniz diyeti+7
Ekin Dikmen
Trakya University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'in doğu satranç tahtası

Bu çalışmanın amacı "Doğu Akdeniz" bölgesinin jeopolitiği, bölgede yaşanan gelişmelerin, global askeri, ekonomik ve siyasi sistemlerine etkisi ile Doğu Akdeniz'e kıyısı olan devletlerin bölge üzerinde ki yaklaşımlarını incelemektir. Bu kapsamda, "Doğu Akdeniz" bölgesinin coğrafi ve siyasi sınırlarını ortaya koymak, sahip olduğu enerji kaynakları ticaret yolları ile stratejik konumunu tanımlayabilmek, bölgenin günümüz enerji jeopolitiği üzerinden gelişen hamleleri değerlendirmek amacı güdülmektedir. Günümüzün en büyük ihtiyaçlarından birisi enerji kaynağıdır. Bu noktada Doğu Akdeniz enerji havzası olarak uluslararası ilginin toplandığı bir bölgedir. Bölgeden elde edilecek kazanımlarla ekonomik ve siyasi güç olma isteğinde olan aktörler Doğu Akdeniz'de boy göstermektedir. 20'inci Yüzyıl'ın ikinci yarısından itibaren deniz tabanında keşfedilen enerji kaynakları, satranç hamlelerinin enerji oyununa dönüşmesine neden olmuştur. Ancak oyun kurallarını uluslararası hukuka uygun hamleler ile şekillendirmeyen aktörler, hakkaniyete uygun olmayan kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda bölgede en uzun deniz kıyısına dolayısıyla deniz yataklarında bulunan kaynakların da hak sahibi devletlerden biri olan Türkiye'yi hukuksuz bir şekilde saf dışı etme çabaları devam etmektedir. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde deniz yetki alanları sorun sahaları ve enerji kaynakları paylaşım mücadeleleri ele alınmıştır.

AkdenizAkdeniz bölgesiDoğu Akdeniz+2
Ahmet Kemal Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliği etkisinde yayılış gösteren istilacı aslan balıklarının (Pterois miles) Gazipaşa-Alanya kıyılarındaki dağılımı

Gazipaşa Kıyılarında yapılan çalışmada istilacı olrak kabul gören aslan balıklarının güncel yoğunluğunu bulmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda söz konusu alanın bentik yapılarının özetler nitelikte 9 istasyon belirlenmiştir. Arazi çalışmaları 02.10.2022 ile 06.10.2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Gözlemler 0-25 metre aralığındaki derinliklerde gerçekleştirilmiştir. Arazi çalışmalarında su altı görsel sayım tekniği kullanılmış transektlerde gözlemlenen balık türlerine ait tüm bireyler su altı aksiyon kamerası görüntüleri yardımıyla sayılmış ve veri setine kaydedilmiştir. Aslan balığı yoğunluğunun ve sıklığının belirlenmesi için baskınlık analizi ve frekans analizi yapılmıştır. İklim değişikliği nedeniyle Akdeniz'in deniz suyu sıcaklığının artması tropik türler için yaşama elverişli hale gelmesine neden olmaktadır. Bu durum türlerde habitat kaymalarına neden olabilmektedir. Süveyş Kanalı'nın açılması ve iklim değişikliği ile Kızıldeniz'in faunası Akdeniz'e uyum sağlayabilmektedir. Akdeniz'e girmiş olan çok sayıda yabancı türün büyük çoğunluğunu termofilik türler oluşturmaktadır. Bu türlerin arasında aslan balığı gibi istila başarısı yüksek türler de yer almaktadır. Aslan balığı (Pterois miles) Hint-Pasifik bölgesine özgü ışınlı yüzgeçli bir balıktır. Kızıldeniz'den Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz'e giriş yapmıştır. Türkiye'de ise ilk kezii İskenderun Körfezi'nde 2014 yılında raporlanmıştır. Zaman içinde Ege kıyılarına kadar yayılmıştır. Aslan balığı obur beslenme davranışı ve yeterli avcısının bulunmaması nedeniyle Akdeniz'de başarılı bir yayılım göstermekte, yerli türleri avlamakta veya alan yarışına girerek yerli türler üzerinde habitat stresi yaratarak biyolojik çeşitliliği etkilemektedir.

Akdenizİklim değişikliği
Elif Uysal
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kapalı ve yarı kapalı denizlerde işbirliği ve Akdeniz

Kapalı veya yarı-kapalı denizler kavramı, Birleşmiş Milletler Üçüncü Deniz Hukuku Konferansı'nda gerçekleşen tartışmalar sonucunda 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin "Kapalı veya Yarı-Kapalı Denizler" adlı IX. Bölümü altında 122. ve 123. maddelerde düzenlenmiştir. Söz konusu 122. madde, kavramı tanımlarken; 123. maddede ise kapalı veya yarı-kapalı denizlerde kıyı devletleri tarafından uygulanacak işbirliği yükümlülüğü düzenlenmektedir. Ancak 123. maddenin emredici niteliği ve uygulanacak işbirliği yükümlülüğünün kapsamı bakımından birtakım belirsizlikler söz konusu olmaktadır. Ayrıca söz konusu maddede düzenlenen işbirliği alanları, Sözleşme'nin ilgili maddelerinde halihazırda düzenlenmiş bulunmaktadır. Buradan hareketle, Sözleşme'nin kapalı veya yarı-kapalı denizlerde işbirliği bakımından yeni bir işbirliği alanı oluşturduğu söylenememektedir. Diğer taraftan, kıyı devletlerinin bu tür alanlarda karşılaşmakta olduğu ve düzenleme kapsamına dahil edilmemiş birtakım sorunları mevcut bulunmaktadır. Bu sorunlar içerisinde deniz yetki alanlarının genişliğinin belirlenmesi ve doğal kaynakların araştırılması ve işletilmesi konuları ön plana çıkmaktadır. Bu konuların çözümü Sözleşme'nin genel kuralları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Çalışmada, Sözleşme'nin 122. ve 123. maddelerinde düzenlenen kapalı veya yarı-kapalı denizler kavramına eleştirel bir yaklaşım sunulması amaçlanmıştır. Bir kapalı veya yarı-kapalı deniz olarak Akdeniz, söz konusu işbirliği mekanizmalarının en iyi uygulandığı bölgelerden biri olarak değerlendirilmektedir. Bu bakımdan Akdeniz'in bir kapalı veya yarı-kapalı deniz olarak söz konusu niteliği ve bu deniz alanında uygulanan işbirliği mekanizmaları incelenmiştir. Ayrıca Akdeniz'de işbirliği ortamına engel oluşturan deniz yetki alanları ve doğal kaynak temelli uyuşmazlıklara da yer verilmiştir. Kapalı veya yarı-kapalı denizler kavramı ve bu bağlamda düzenlenen işbirliği yükümlülüğü Türkiye bakımından incelenerek Türkiye'nin Konferans'taki tutumu üzerinde durulmuştur.

AkdenizBirleşmiş Milletler Deniz Hukuku SözleşmesiDeniz hukuku+2
Ali Özgöktaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

XI Jinping Dönemi Çin'nin Akdeniz politikası

Dönemsel iniş çıkışları da olsa Çin tüm kayıtlı dünya tarihi sürecince dünyanın ağılık merkezlerinden biri olarak konumunu korumayı başarmıştır. Günümüz Çin Halk Cumhuriyeti baktığımızda ise şu an ülkenin kurucu lideri Mao ile neredeyse aynı güce ulaşmış bir devlet başkanının ülkeyi yönettiği görülmektedir. Xi Jinping'in liderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti, dünya siyasetindeki etkinliği giderek artmaktadır. Akdeniz coğrafyası da bu siyasetin parçalarından biri olarak görülmektedir. Coğrafi olarak Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının bir araya geldiği noktada bulunan Akdeniz havzası hem kara hem de deniz ticaret yollarının merkezinde yer almaktadır. Üstelik bölgede bulunan zengin yer altı kaynakları da burayı ekonomik ve siyasi alanda önemli hale getirmektedir. Kızıldeniz ile Akdeniz'i buluşturan; Süveyş Kanalı, Otranto Boğazı ve Çanakkale Boğazı'nı barındıran bölge dünya deniz trafiğinin neredeyse üçte birine ev sahipliği yapmaktadır. Dünya ticaretinde bu denli büyük rol oynayan ve jeopolitik olarak kritik öneme sahip Akdeniz coğrafyasına, on dört temel prensibinden biri ülkesindeki yaşam standartlarının yükseltilmesi ve garanti altına alınması olan Xi Jinping'in ilgisi giderek artmaktadır. Çin'in son dönemdeki en önemli projelerinden olan "Kuşak ve Yol", Akdeniz stratejisinde büyük rol oynamaktadır. Proje kapsamında özellikle Yunanistan ile deniz ticareti geliştirilmiş, ülkenin Pire Limanı üzerinden yapılan ticaret ''Çin'in Yeni İpek Yolu'' olarak adlandırılmıştır. Çin'in Yunanistan dışında ayrıca İtalya, İsrail ve Mısır gibi ülkelerde de deniz ticaretini geliştirmeye yönelik projeleri bulunmaktadır. Bu sayede tıpkı günümüzde olduğu gibi gelecekte de Akdeniz coğrafyasının ülkenin ekonomik faaliyetlerinde büyük rol oynayacağı açıktır. Üstelik Çin'in Türkiye'de bulunan Kumport Limanı'na yaptığı yatırımlar ülkenin ekonomik alanda etkisinin tüm Akdeniz coğrafyasında daha fazla genişleyeceğinin göstergesi olarak kabul edilebilir. "21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu" olarak da anılan yeni ticaret yolu sayesinde Çin'in Yunanistan üzerinden en büyük ticaret hacmine sahip olduğu Almanya ve çevresindeki ülkelere erişimi kolaylaşmıştır. Bu sayede Çin tıpkı Uzak Doğu'da olduğu gibi Avrupa genelinde de ekonomik alanda etkisini kısa sürede artırma fırsatı bulabilmiştir. Tüm bu kapsamlı projeler ve bölge ülkeleri ile kurulan barışçıl ilişkiler sayesinde Çin, Akdeniz havzasında son derece önemli bir konuma erişmiştir.

AkdenizAkdeniz bölgesiAkdeniz politikası+6
Cemal Kırman
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Modern Dönem Akdeniz hakimiyeti ve Osmanlı deniz gücü: 1578 - 1645

Akdeniz, 16. yüzyılın büyük bir bölümünde birbirine denk iki imparatorluğun hâkimiyet mücadelesine sahne oldu. 1574 yılında Tunus'un Osmanlı İmparatorluğu tarafından yeniden ele geçirilmesi bu mücadelenin son büyük hadisesiydi. Bu tarihten sonra, değişen siyasi ve iktisadi şartlar neticesinde Habsburg İmparatorluğu okyanus ötesi hedeflere yönelirken Osmanlı İmparatorluğu doğu sınırlarında uzun yıllar Safevilere karşı savaşmak zorunda kaldı. Ancak Osmanlı ve Habsburg İmparatorluklarının değişen politikaları Akdeniz'deki mücadelenin de tamamen sonlandığı anlamına gelmiyordu. Sadece Akdeniz'de yeni bir döneme girilmiş ve Osmanlıların Akdeniz'deki mücadelesi bu yeni dönemin koşullarına bağlı olarak devam etmiştir. Bu çalışmada, Osmanlı denizciliği erken modern dönemde Akdeniz'de hâkimiyet kurma yöntemi ile deniz gücü kavramı çerçevesinde incelenmiş ve Osmanlıların 1578-1645 tarihi aralığında Akdeniz'deki mücadelelerine dair yeni bir bakış açısı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AkdenizDeniz kuvvetleriDonanma+3
Osman Özkan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Doğu Akdeniz kıyılarındaki mürekkep balığının (Sepia officinalis L., 1758) farklı dokularında bazı ağır metal birikimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada Akdeniz bölgesinde farklı kirlilik yüklerine sahip istasyonlardan (İskenderun, Antalya, Kaş, Gazipaşa ve Anamur) avlanan dişi ve erkek S. officinalis bireylerinin solungaç, hepatopankreas, gonad (ovaryum ve testis) ve kas (manto) dokularındaki Cd, Co, Cr, Ni ve Pb metal birikim seviyeleri araştırılmıştır. Çalışılan tüm metaller için hepatopankreas dokuların diğer dokulara göre en çok metal birikimine sahip doku olduğu belirlenmiştir. Erkek bireylerin dokularındaki metal birikiminin dişi bireylerdeki birikimden daha fazla olduğu, Cd ve Ni birikimlerinin ise dişi bireylerde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Manto dokusunda ölçülen ağır metal seviyeleri bakımından metaller arası ilişki Co > Pb > Ni > Cd > Cr şeklindedir. Pb metali değerlerinin Anamur, Antalya ve İskenderun istasyonlarında limit değerlerinin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.

AkdenizAğır metallerBirikim
Erkan Uğurlu
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Balık bırakma takımlarının farklı balıkçılık operasyonlarında barotravma tedavi performansı

Bu çalışmanın amacı, farklı balık bırakma takımlarının barotravma tedavi performansını ve farklı balıkçılık operasyonlarına etkilerini analiz etmektir. Çalışma, Eylül 2017 ile Nisan 2018 arasında Doğu Akdeniz'de yer alan İskenderun Körfezi'nde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, parakete, olta ve dip trol balıkçılığı olmak üzere üç farklı balıkçılık faaliyetinde balık bırakma oltası (BO), balık bırakma kıskacı (BK) ve balık indirme sepeti (İS) olmak üzere üç adet balık bırakma takımı kullanılmıştır. Epinephelus aeneus, Epinephelus costae ve Nemipterus randalli türlerinin bireyleri balıkçılık operasyonlarından sonra denize bırakılmıştır. Çalışma sonuçları balık bırakma takımlarının barotravma tedavisi için çok etkili olduğunu göstermiştir. İS kullanımı dip trol balıkçılığına uygunken BO ve BK ise parakete ve olta balıkçılığında daha kullanışlıdır.

AkdenizBalıkçılıkBalıkçılık koruma bölgesi
Ozan Bayraktar
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde Su Ürünleri Kanunu çerçevesinde uygulanan cezaların karakterizasyonu ve bir karar destek sistemi oluşturulması

Bu çalışmada, Türkiye'nin Akdeniz Kıyılarında 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında yapılan ihlallerin karakterizasyonu ve ihlallere yönelik bir karar destek sistemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, yapılan su ürünleri ihlallerini sıklık ve idari para cezaları dikkate alınarak, yapılan ihlallerin av aracı, bölge, mevsim, bölge x mevsim interaksiyonu ve av aracı x bölge x mevsim interaksiyonları açısından karakterizasyonları yapılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın Antalya-Kaş ilçesinde bulunan Fırnaz koyu ile Hatay-Yayladağı Denizgören kıyıları arasında yaptığı 2014 yılına ait denetleme faaliyetleri kapsamında 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'na aykırı av faaliyetinde bulunanlardan elde edilen kayıtlar oluşturmuştur. İlgili dönemde çalışma alanında 491 su ürünleri ihlali ve bu ihlallere ilişkin 686 611 TL (312 095$) idari para cezası uygulanmıştır. En fazla ihlal tespit edilen bölge Antalya iken, en çok idari para cezası uygulanan bölge Adana-Mersin olarak belirlenmiştir. Akdeniz genelinde en fazla olta (114) ihlali yaşanırken olta ihlallerinin %62,28'i Antalya bölgesinde görülmüştür. En fazla toplam idari para cezası trol (316 591 TL) ihlallerinden kaynaklanmıştır. Gırgır ihlallerinin %68'inin Hatay-Adana bölgesinde yaşandığı ve av sezonun açılmasıyla en yüksek seviyeye çıktığı belirlenmiştir. Bölge x mevsim interaksiyonu açısından en fazla ihlal Antalya bölgesinde ilkbaharda (%13,03) görülürken, idari para cezası bakımından en fazla Adana-Mersin bölgesinde kış mevsiminde (%28,48) yaşanmıştır. Bölge x mevsim x av aracı interaksiyonunda, idari para cezası bakımından en fazla Adana-Mersin bölgesinde kış aylarında trol avcılığında (%25,42) yaşanırken, en fazla ihlal Antalya bölgesinde sonbahar ile yaz aylarında zıpkın avcılığı (%5,7), Adana-Mersin bölgesinde kış aylarında trol avcılığı (%5,5), Antalya bölgesinde sonbaharda olta (%5,5) ve Hatay-Adana bölgesinde sonbaharda gırgır avcılığı (%5,3) esnasında gerçekleşmiştir. Bir karar destek sistemine temel oluşturulması amacıyla veri madenciliği temel tekniklerinden biri olan "Birliktelik Kuralları" kullanılmıştır. Bu kapsamda destek, güven ve kaldıraç değerlerine göre toplam 14 adet anlamlı kural dikkate alınmıştır. Bu kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, gırgır avcılığı Hatay-Adana bölgesinde ve zıpkın/olta avcılığı Antalya bölgesinde yoğunlaşmaktadır. Bu kapsamda gırgır avcılığı için Hatay-Adana bölgesinde ve zıpkın/olta avcılığı için Antalya bölgesinde denetim faaliyetlerinin artırılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak yasa dışı balıkçılıkla mücadelede idari para cezalarının artırılması zorunlu gerekliliktir. Bununla birlikte MCS bileşenlerinin Karar Destek Sistemi içinde balıkçılık yönetim anlayışına entegre edilmesi ve avcılık faaliyetlerinin ekolojik temelli yönetim anlayışına dönüşmesi beklenmektedir.

AkdenizKarar destek sistemleriTürkiye
Hüseyin Barış Kaya
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İskenderun körfezi karides ve dil balığı uzatma ağ balıkçılığının genel durumu

İskenderun Körfezi'nde 2023-2024 yılları arasında yürütülen bu çalışma, küçük ölçekli fanyalı uzatma ağı balıkçılığının yapısal özelliklerini, av kompozisyonunu, kullanılan ekipman miktarını ve ekonomik sürdürülebilirliğini değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, bölgede aktif olarak faaliyet gösteren yaklaşık 50 tekneden örnekleme yoluyla seçilen 15 tekneye ait veriler anketler ve saha gözlemleriyle toplanmıştır. Balıkçı barınakları bazında kullanılan karides ve dil ağı parça sayıları belirlenmiş, mürettebat sayıları, tekne büyüklükleri ve yıllık av miktarları gibi teknik ve sosyo-ekonomik veriler analiz edilmiştir. Analizlerde, karides ağı parça sayılarının balıkçı barınakları arasında anlamlı bir fark göstermediği, dolayısıyla bu avcılık tipinin körfez geneline homojen şekilde yayıldığı belirlenmiştir (p>0,05). Buna karşın, dil ağı parça sayılarında barınaklar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlenmiştir (p<0,05). Özellikle Karataş barınağında dil ağı kullanımının yüksek olduğu saptanmıştır. Bu durum, dil balığı avcılığının bazı bölgelere yoğunlaştığını ve farklı teknik yoğunlukların bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ortalama karides ağı parça sayısı yaklaşık 30, dil ağı ise 47 olarak hesaplanmıştır. Toplamda örneklene 2.836 kg olarak kaydedilen karides avının tür kompozisyonunda en yüksek payı Farfantepenaeus aztecus oluşturmuş, bu türü Penaeus semisulcatus ve diğerleri takip etmiştir. Çalışmada ayrıca, balıkçıların yıllık karides toplam av miktarını ortalama 5,2 ton olarak beyan ettiği, ancak fiili ölçümlerde bu değerin oldukça altında kaldığı gözlenmiştir. Bu fark, stoklardaki azalmayı ve balıkçıların geçmiş deneyimlerine dayalı tahminlerinin güncel durumu tam olarak yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, küçük ölçekli balıkçılığın ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen önemli bir soruna işaret etmektedir. Bölgedeki balıkçıların karşılaştığı en önemli zorluklardan biri, ithal karides ürünlerinin iç pazarda oluşturduğu fiyat baskısıdır. Balıkçılar, yerli avladıkları karidesin piyasa fiyatının düşük olması nedeniyle maliyetlerini karşılamakta zorlandıklarını ifade etmişlerdir. Özellikle dondurulmuş ithal karidesin yaygınlığı, yerli üreticilerin rekabet gücünü azaltmakta ve avcılığın ekonomik cazibesini düşürmektedir. Sonuç olarak, İskenderun Körfezi'nde fanyalı uzatma ağıyla yapılan karides ve dil balığı avcılığı, teknik olarak yaygın kullanılan bir yöntem olsa da biyolojik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından riskler barındırmaktadır. Dil balıkçılığında erken yaşta bireylerin avlanması ve karides balıkçılığında düşük ürün fiyatları gibi sorunlar, yönetimsel müdahaleleri zorunlu kılmaktadır. Bu çalışma, bölgedeki mevcut durumu güncel verilerle ortaya koymakta ve kaynakların korunması, balıkçıların gelir güvencesinin sağlanması açısından bütüncül politikaların gerekliliğini vurgulamaktadır.

AkdenizDemersal balıklarıDoğu Akdeniz+2
Berna Funda Özbek
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Mediterranean Empires, mobility and multiculturalism in shakespeare's plays

This study is an exploration of multicultural exchanges in Shakespeare's plays within their Mediterranean context. It analyses the Mediterranean empires and their multiculturalism which are enabled by the mobility of people, information, and cultures in Shakespeare. The primary sources used in this thesis are Pericles, Antony and Cleopatra, Titus Andronicus, The Merchant of Venice, Othello, and The Tempest. The study argues that the mobility in the Mediterranean brings distortive and transformative impacts on individuals and societies in these six texts. It looks at how the people who frequently travel across the Mediterranean lose their identity and the empires which incorporate 'others' through territorial expansion are threatened by degeneration. This study argues that Shakespeare problematizes the mobility and multiculturalism in the Mediterranean that are analysed in his past, contemporary and future empires. Therefore, the thesis points out that Shakespeare's exploration of the dangerous intercultural exchanges in ancient and early modern Mediterranean empires functions as a historical foreshadowing for the newly emerging British Empire in his present time.

MediterraneanMobilityShakespeare, William+2
Zehra Haliloğlu
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Between reality and fiction: The Ottoman Empire in Miguel de Cervantes "La Gran Sultana Catalina de Oviedo" (1615)

The comedy "La Gran Sultana Catalina de Oviedo" (from now LGS) is one of the masterpieces of the well-known Spanish novelist and playwright Miguel de Cervantes, known by his famous novel "Don Quixote", which many critics consider the first modern European novel. Although the play has not attracted sufficient attention from literary scholars, it includes many interesting references to the two different worlds of the Mediterranean, the Muslim cum Orthodox East and the Muslim cum Catholic West. LGS depicts the political, social and ideological conflicts of the Mediterranean world during the 16th and 17th centuries, all introduced in a special 'Cervantine' style. In the play, Cervantes referred to his personal experiences as a Hidalgo of Spain, an expat living in Italy, a soldier of the Lepanto battle (1571), and a captive in Ottoman Algiers. In addition, he made use of Italian sources, dealing with the Orient in general and the Ottoman Empire in particular. The image he presents is fictitious, but with references to 'real life' that contributed to the shape of the main theme and plot of his play. Accordingly, this thesis examines LGS as a work suspended between historical realities and fiction, touching upon its symbols and 'orientalist' implications. In my thesis research, I used the qualitative method. I started with the close reading approach of analyzing, reading between the lines and teasing out the play's main themes, an enterprise that allowed me to comprehend crucial metaphors and symbols. In addition, I resorted to discourse analysis, studying the language used by the comedy's main characters such as Catalina, Sultan Murad III and Madrigal. Likewise, this approach allowed me to go beyond the direct statements of the characters to approach their implicit meaning(s) highlighting some orientalist connotations and flawed representations of the 'oriental' other. Especially in the two last chapters, I have approached the subject through the biography of Cervantes, a subject intensively studied by literary scholars. Apart from the author's life and experiences, it has proven helpful to include work on the biography of the Ottoman sultan Murad III (r. 1574-1595); for Cervantes has incorporated numerous references to this real-life monarch into The comedy "La Gran Sultana Catalina de Oviedo" (hereafter LGS) is one of the masterpieces of the well-known Spanish novelist and playwright Miguel de Cervantes (1547-1616), known by his famous novel "Don Quixote", which many critics consider the first modern European novel. Although the play has not attracted sufficient attention from literary scholars, it includes many interesting references to the two different worlds of the Mediterranean LGS depicts the political, social, and ideological conflicts of the Mediterranean world during the sixteenth and seventeenth centuries, all introduced in a special 'Cervantine' style. In the play, Cervantes refers to his personal experiences as a Hidalgo of Spain, an expat living in Italy, a soldier of the Lepanto battle (1571), and a captive in Ottoman Algiers. In addition, he made use of Italian sources, dealing with the Orient in general and the Ottoman Empire in particular. The image he presents is fictitious, but with references to 'real life' that contribute to the shape of the main theme and plot of his play. Accordingly, this thesis examines LGS as a work suspended between historical realities and fiction, touching upon its symbols and 'orientalist' implications. This thesis utilizes a close reading approach of analyzing by reading between the lines and teasing out the play's main themes, an enterprise that allowed me to comprehend crucial metaphors and symbols. In addition, it resorts to discourse analysis, studying the language used by the comedy's main characters such as Catalina, Sultan Murat III (r. 1574-1595), and Madrigal. Likewise, this approach allowed me to go beyond the direct statements of the characters to approach their implicit meaning(s) highlighting some orientalist connotations and flawed representations of the 'oriental' other. Especially in the two last chapters, I have approached the subject through the biography of Cervantes, a subject intensively studied by literary scholars. Apart from the author's life and experiences, it has proven helpful to include work on the biography of the Ottoman sultan Murat III; for Cervantes has incorporated numerous references to this real-life monarch into this comedy. Moreover, the (fictitious) histories of the other main characters are inventions that include stories of late sixteenth century current events, which match events in the play, while biographical narratives and documents of the time allow us to see how Cervantes filled 'raw reality' with meaning. By using these research methods, I found that almost all the characters mentioned in the play refer to real persons that lived either in Cervantes' environment or in the circle of Sultan Murat III. Furthermore, I have come to believe that Catalina is Cervantes and Cervantes is Catalina. Saavedra fantasized about Istanbul. He wished to discover the city of the famed wonders that he had read about. Thus, in his poetic imagination, he placed himself at the center of the Ottoman world, and as his favored site, he chose the imperial Harem, the most private and inaccessible place that he could imagine. Keywords: Mediterranean, Ottoman world, Orientalism, captive, fiction.

MediterraneanFictionOrientalism+5
Narıman Nabıl Mohamad Abugharbıeh
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ilinde zeytinyağı üreten işletmelerin teknik etkinliği

Zeytin tarih boyunca barışın simgesi, refahın kaynağı olarak görülmüştür. Sofralık ve yağlık değerinin yüksekliği ve sınırlı alanlarda yetiştiriliyor olması zeytinin ne kadar kıymetli bir bitki olduğunun göstergesidir. Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde İspanya, Tunus, İtalya ve Yunanistan'ın ardından beşinci sırada yer almaktadır. Son yıllarda Türkiye'nin zeytinyağı ithalatı çok hızlı artmış, buna rağmen ihracatı aynı hızla artmamıştır. Bu çalışmanın amacı Antalya ilinde faaliyet gösteren zeytinyağı işletmelerin teknik etkinliğini belirlemek, sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç için zeytinyağı üreten 30 işletme ile görüşülmüştür. Anketlerle elde edilen veriler 2022-2023 üretim sezonuna aittir. Etkinlik skorlarının tahmininde veri zarflama analizi kullanılmıştır. Sonuçlar işletmelerin etkinliklerinin %30.9 ile %100 arasında değiştiğini, ortalama etkinliğin ise %73.4 olduğunu göstermiştir. İşletmeler ortalama %58.83 kapasite ile Eylül-Şubat arasında faaliyet göstermektedir. İşletmelerin zeytinyağı satış fiyatı zeytinyağının kalitesine bağlı olarak ortalama 58.57 TL ile 93.69 TL arasında değişmiştir. Üretilen zeytinyağının %20.36'sı doğrudan tüketiciye satılırken, %71.71'i toptancıya ve %7.93'ü ise perakendeciye satılmıştır. İncelenen işletmelerde girdi maliyetlerindeki artış, fiyat istikrarsızlığı ve kaliteli hammadde teminindeki güçlükler en temel sorunlar olarak belirlenmiştir. Kaliteli hammadde temininin sağlanması için zeytin üreticileri tarafından modern tarım tekniklerinin kullanılması ve düzenli bakımın yapılması gerekmektedir. Son olarak üretimde kullanılan girdilerin daha etkin kullanılmasına yönelik bilincin ve iradenin ortaya koyulması en önemli konulardan biri olarak değerlendirilmektedir.

AkdenizEtkinlikTürkiye+2
Çetin Baver Salman
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sığ sularda ve yakın mesafelerde çalışacak bir turistik denizaltının kavramsal tasarımı

Bir bölgenin su altı zenginliği; o yerin canlı ekosistemi, tarihi ve kültürü hakkında derin bilgiler verir. Su altı yaşamı ve ortamı, kara ve havaya göre daha güç erişilebildiği ve hakkında daha az bilgi bulunduğu için tarih boyunca gizemli bulunmuştur ve insanlarda daima büyük merak uyandırmıştır. Bu anlamda su altı turizmi oldukça rağbet görmektedir. Su altında inşa edilmiş hoteller, akvaryumlar, tüple dalış, yarı batık araçlar ve turistik denizaltılar endüstrinin sunduğu olanaklardır. Denizaltı denilince akla askeri denizaltılar gelir. Çünkü denizaltıların eğlence ve bilim amaçlı olanları, askeri olanlara kıyasla çok daha yakın tarihe dayanırlar ve haklarında çok daha az araştırma-geliştirme yapılmıştır. Askeri denizaltılar hakkında bilgiye ulaşım kısıtlıdır. Buda bir denizaltı tasarlama problemini zor kılar. Özel olarak turistik denizaltıları askeri denizaltılardan ayıran en temel özellik, gövdelerinde sualtı ortamının çıplak gözle izlenebileceği şeffaf kısımlar bulunur. Bu önemli fark mühendisleri yeni çözümler sunmaya zorlar. Turistik denizaltı tasarımı konusu Türkiye'de oldukça yenidir. Bildiğimiz kadarıyla bu konuda daha önce yapılmış bir çalışma yoktur. Dünya'nın çeşitli yerlerinde kullanımda olan yaklaşık 30 turistik denizaltı vardır. Türkiye'de ise ilk ve tek turistik denizaltı 2017 yılının Mart ayında Antalya Kaleiçi'nde seferlere başlamıştır. Su altındaki nesnelere üzerlerinde bulunan su seviyesinin büyüklüğü ile doğru orantılı bir basınç etkir. Bu basınç hidrostatik basınçtır. Su altındaki hakim kuvvet budur. Dolayısıyla su altında çalışacak bir aracın buna dayanım gösterebilecek şekilde tasarlanması beklenir. Bir turistik denizaltının tasarımında, derinlikle artan hidrostatik basınca dayanımı sınırlayan şey akrilik pencerelerdir. Yani temelde gözlem pencereleri ne kadar müsade ederse o kadar derine yolcu taşınabilir. Hidrostatik basınç çevrelediği nesneleri çökmeye zorlar. Bu sebeple hidrostatik basınca en yüksek dayanım formu bir küredir. Dünyada sayıları birkaçla ifade edilebilecek kadar az da olsa, 3 bin metre kadar derine dalabilen turistik denizaltılar vardır. Bir firma yeni modeli ile okyanusların en derin noktası olan Mariana Çukuru'na dalınabilmesini hedeflemektedir. Mariana Çukuru'nun derinliği yaklaşık 10,994 metredir. Fakat tüm bu tasarımlar içlerine bir yada maksimum iki kişiyi alabilecek kadar küçük kabinli denizaltılardır. Kabinleri şeffaf ve küreye en yakın şekilde tasarlanmışlardır. Bu çalışmada sığ sularda ve yakın mesafelerde çalışabilecek bir turistik denizaltı tanımı ile konu, çok kapsamlı genel halinden kurtarılıp çalışma süresince yeterli detaya inilebilecek şekilde sınırlandırılmıştır. Ayrıca turistik denizaltılar üzerine az sayıda çalışma olduğu için, bu çalışmanın turistik denizaltıların en büyük kitlesini temsil etmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ele alınan turistik denizaltı, 36 yolcu kapasiteli ve 50 metre operasyon derinliği olan bir denizaltıdır. Denizaltının boyutlarının ve çalışma derinliğinin neden böyle seçildiği, çalışmanın içeriğinde mevcuttur. 36 yolcu kapasiteli bir denizaltıyı küre formunda tasarlamak pratikte mümkün değildir. 50 metre çalışma derinliği ise tasarımı küre formunda olmaya zorlayacak büyüklükte hidrostatik basınca sahip değildir. Çalışmanın kapsamı olan, yukarıda tanımlanan boyutlarda bir turistik denizaltıya nihai halini verecek şekilde baştan sona bir tasarım, farklı disiplinlerin ve uzmanlıkların iş birliği ile gerçekleştirilebilir. Bu uzun ve kapsamlı bir çalışmayla mümkündür. Ancak burada bir deniz teknolojisi mühendisinin gözünden meseleye bakılıp, bu bilgi alanının imkanları ile tasarımın ana hatları ortaya konmuştur. Bu çalışma bir kavramsal tasarım çalışmasıdır. Bu konudaki gelecek çalışmalara temel olacak bilgiyi sunmak amacıyla yapılmıştır. Yukarıda da bahsedildiği gibi Türkiye'de turistik denizaltı kavramı yenidir. Bu sebeple direkt olarak tasarımları hakkında bir kural ve işletilmeleri hakkında bir kanun yoktur. Bu noktada öncelikli olarak suda çalışan diğer eğlence araçları ve gemileri incelenmiştir. Tasarım gerçekleştirilirken Türkiye'de çalışan gemiler ve su araçlarına uygulanan kanunların ve kuralların uygun olanları takip edilmiştir. Denizcilik Müsteşarlığı'nın yayımladığı Gemilerin Teknik Yönetmeliği'nden ve Türk Loydu kurallarından faydalanılmıştır. Bunlara ek olarak ergonomi bilimi yardımıyla farklı mahallerin ölçüleri belirlenmiş ve hesaplanmıştır. Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği bilgi birikimi ve deneyimi ile de hesaplar tamamlanmış ve sonuçlara ulaşılmıştır. Turistik denizaltının; farklı mahallerinin boyutlarının, içerisinde bulunan sarnıçların hacimlerinin, seyir pencerelerinin ölçülerinin, formunun, sevk ve manevra kabiliyetlerinin, stabilite değerlerinin hesapları yapılmış ve çıkan sonuçlardan elde edilen veriler ışığında 3 boyutlu tasarım gerçekleştirilmiştir. Sonuçta 36 yolcu kapasiteli, 2 mürettebatlı, 50 metre derinlikte çalışacak bir turistik denizaltının kavramsal tasarımı tamamlanmıştır. Çalışmanın içerdiği çizimler ve şemalar nihai formun anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Çalışmada birtakım özelliklerin detaylıca açıklanması ve tasarımları sunulurken, diğer özelliklerin muhtemel gelecek çalışmalara yardımcı olacak maksimum ve minimum sınırları çizilmiştir. Böylece çalışma tamamlanmıştır.

Akdeniz
Fatih Tuncay Kolçak
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'de korsanlar ve esirler bağlamında Joseph Pitts ve esâretnâmesi

Bir çatışma ve buluşma alanı olan Akdeniz, özellikle XVI. ve XVII. yüzyıllarda korsanlar tarafından ele geçirilen çok sayıda esirin seyrüseferine şahit olmuştur. Bu esirlerden bazıları ülkelerine döndükleri vakit birçok sebepten dolayı esâret anılarını kaleme almış ya da başkalarına dikte ettirmişlerdir. Avrupa'nın "ötekisi" olan Müslümanlar arasında yaşayan bu esirlerin anlattıkları, toplum tarafından yoğun bir ilgiyle karşılanmış ve defalarca basılmıştır. Bu tez de ele alınan Joseph Pitts'in esâret anlatısı, erken modern dönemde bir esâret anlatısında üç niteliği bir araya getiren nadir örneklerden birisidir. Bu üç özellik ise esâret anlatısı, seyahat anlatısı ve son olarak İslamiyet'in kutsal mekânlarının tasviridir. Cezayir'in bir sınır toplumu olması ve korsanlık nedeniyle dünyanın pek çok ülkesinden esirin bulunması, Cezayir'i Akdeniz tarihinde çok önemli bir yere yerleştirmiştir. Pitts'in anlatısı bu bakımdan bu kozmopolitliği yansıtmaktadır. Bir denizci, esir, seyyah ve hacı olarak Pitts, anlatısında bu çeşitliliği yansıtmıştır. Ayrıca Pitts'in anlatısı İngiltere'de oldukça fazla rağbet görmüş ve İngiltere'deki erken modern dönemin İslam algısını hem yansıtmış hem de "içerden birisi olarak" mevcut bilgiye katkı da bulunmuştur.

AkdenizEsaretnameKorsanlar+2
Serkan Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'deki mülteci gemilerinin yaşam hakkı ikilemi

Yaşama hakkı, en temel haktır. Bu hak karşısında diğer insan hakları, ikincil haklar konumundadır çünkü diğer hakların kullanımı ve varlığı yaşam hakkına bağlıdır. Mülteci gemilerinin yaşam hakkı sorunu ise yalnızca yaşam hakkının dokunulmazlığı ile çözülememektedir. Arap Baharı ile birlikte Kuzey Afrika kıyılarından Akdeniz'e açılan mülteci gemilerinin sayıca artması sonucu ölen sığınmacıların sayısı tam olarak bilinmese de, on binlerle ifade edilmektedir. Sadece 2015 yılı boyunca Akdeniz'de ölen ya da kaybolan insan sayısının üç bini geçmesi, Akdeniz kıyılarında yaşanan bir insanlık trajedisi olarak, Avrupa liderlerini söz konusu soruna yönelik insani vazifelerini yerine getirmeye zorlamaktadır. Avrupa Birliği'nin uygulamaya koyduğu göç politikaları ve sistemleri mülteci gemilerinin durdurulması hususunda yeterli olmamıştır. Birlik; caydırıcı politikalar, dikenli teller, denizlerde geri itme, iltica başvuru hakkı tanımama gibi yöntemlerle sınırlarına dayanan sığınmacı sayısında bir azaltma yaratsa da yaşanan sığınmacı ölümlerinin yeniden yaşanması korkusu Avrupa Birliği'ni günden güne sıkıştırmaktadır. Akdeniz'de yol alan mülteci gemilerinin Avrupa Birliği kıyılarına kabulü ya da reddi hususunda incelenecek olan yaşam hakkı ikilemi, her iki duruma ait gerçekler ve yorumlarla sorunun çözümünü, mülteci gemilerinin menşe veya transit ülkeden hiç çıkmaması olduğunu vurgulayacaktır.

AkdenizAvrupa BirliğiDüzensiz göç+7
Merve Ayaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Akdeniz ve Atlas Okyanusu kökenli Çipura (Sparus aurata L., 1758) balıklarının gelişim ve büyüme performanslarının karşılaştırılması üzerine araştırma

Son yıllarda büyük bir hızla gelişen su ürünleri yetiştiriciliği, gelecek yıllar için de önemli bir sektör olma özelliğini sürdürecektir. Ülkemiz deniz balıkları yetiştiriciliğinde özellikle son 10 yıl içinde çok büyük bir gelişim göstererek, dünya pazarındaki yerini almıştır. Çipura ve levrek balıkları ile başlayan üretim serüveni, alternatif ve aday olan balıklarında ele alınması ile inanılmaz bir büyüklüğe ulaşmıştır. Yumurtadan itibaren yetiştiriciliği yapılan 20'ye yakın tür ile pazar genişletilmiş olup, önemli bir istihdam alanı da yaratılmıştır. Alternatif türler içinde yine son yıllarda aynı türün farklı orijinlerinin de devreye alınması söz konusu olmuştur. Bu alanda en yakın tür çipura (Sparus aurata Linnaeus, 1758) balığıdır. Genelde Ege, Tüm Akdeniz, kısmen Batı Karadeniz ve Atlas Okyanusu kıyılarında bulunan tür, özellikle Ege Denizi ve Atlas Okyanusunun farklı ekolojik özelliklerine bağlı olarak değişiklikler gösterebilmektedir. Morfolojik ve genetik farklılıklar gösterebilen bu tür son yıllarda yetiştiricilik içinde önemli bir konuma gelmiştir. Özellikle Yunanistan üretimi ile yaygınlaşan bu tür için genetik ve morfolojik özelliklerine ait çalışmalar olduğu halde, gelişim, yemden yararlanma performansları üzerinde çalışmaların net olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada bu balıkların tank koşullarında aynı içerikli yemler ile beslenmeleri, buna bağlı olarak gelişim performanslarının değerlendirilmesi, genetik olarak gelişimin değerlendirilmesi yapılmıştır. Buna göre balıklar A grubu Atlas Okyanusu orijinli, B grubu Akdeniz ve Ege Denizi orijinli olarak ele alınmış ve her bir grup 2'şer adet 16 m çaplı ve derinlikleri 12-13 m olan ağ kafeslerde 120 bin adet olacak şekilde stoklanmışlardır. Deneme Haziran 2011 ile Aralık 2012 yılları arasında toplam 19 ay sürdürülmüştür. Çalışma balıkların ticari canlı ağırlık olarak kabul edilen ortalama 400 g'a göre belirlenmiştir. Deneme başında balıkların ortalama canlı ağırlıkları A grubu için 4,24±0,17 ve B grubu için 4,28±0,19 g olarak belirlenmiştir. Deneme sonunda A grubu için 415,32±68,37 ve B grubu için 374,03±63,19 g olarak ölçülmüştür. İki farklı orijinli çipuraların aynı zamanda genetik farklılıkları da incelenerek büyüme ile ilgili veriler daha net bir biçimde ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaçla RAPD (Random Amplified Polymorphic DNA) analizleri yapılmış, bu sayede grupların genotipik parametreleri tahmin edilerek aralarında fark bulunmuştur. Grupların kendi içlerindeki varyasyonları allel frekanslarının hesaplanmasıyla, birbirlerine uzaklıkları heterozigotluk, F istatistikleri ve Gst değerleriyle ortaya konulmuştur. Sonuçta bulunan genotipik değerler büyüme performanslarının farklılıklarıyla ilişkilendirilerek, konuya daha net ve açık yorumlar getirilmiştir. Üretim periyodu içinde ağ kafeslerde gerçekleştirilen bu çalışma sonucunda Atlas Okyanusunun farklı ekolojik özelliklerine sahip çipura balıklarının daha iyi bir gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca balıkların FCR, SGR, KF, HSI, VSI değerleri ve mortalite oranları dikkate alınmış olup, değerlendirme sonucunda A grubu balıkların grup içi sonuçlarında önemli bir fark görülmemiştir. Buna karşılık iki grup arasında önemli farklar (p<0,05) olarak bulunmuştur. Genel olarak A grubu balıkların büyüme performanslarının daha iyi olduğu belirlenmiştir.

AkdenizBalık yetiştirmeEge Denizi+1
Sait Cenk Sert
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Improving physical parameterization for warm bias of RegCM4.0 on arctic and sub-arctic (Mid, Mid-east and Northeast) Asia regions

In this thesis, the semi-empirical cloudiness parameterization adapted to the regional climate model of the Abdus Salam International Center for Theoretical Physics (ICTP), RegCM to improve the model's ability to simulate the temperature climatology of Central Asia region. The new semi-empirical cloudiness parameterization was tested by using ERA-interim and ERA40 reanalysis data and the global climate model ECHAM5 as the boundary condition for different periods of time. The performance of the regional climate model RegCM in simulating the climate of the region were improved. Investigation of the future temperature and precipitation climatology of Central Asia was done for periods of 2010-2040, 2040-2070 and 2070-2100 with respect to the period of 1970-2000 by using RegCM4.3.5 which was driven by two global climate models. RCP4.5 and RCP8.5 emission scenario (IPCC) output of HadGEM2 and MPI-ESM-MR global climate model were dynamically downscaled to 50 km for the domain. Results showed that strong warming in the winter and a decrease in precipitation in almost all parts of the domain will be seen for the future periods. The future mean air temperature and precipitation climatology and variability were also projected over the Mediterranean region by using A2, A1B and B1 scenario outputs of 16 global climate models. Results showed that strong warming up to 6.5 °C in the summer and lowest warming in the winter season will be observed. Decrease in precipitation will be seen in all seasons excluding the Switzerland and Caucasian region during the winter season for future period of 2070-2100 with respect to reference period of 1970-2000.

MediterraneanMediterranean climateClouds+4
Tuğba Öztürk
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Maritime fortifications of Arwad and Alanya from the eleventh to the fourteenth centuries: Liminal shores

This thesis analyzes the fortresses built by the Ayyubids and Crusaders on Arwad Island in Syria between the 12th and 14th centuries, alongside Alanya's city walls, the Red Tower, and the Tersane, constructed by the Seljuks in the 13th century, from a maritime perspective. It examines how these constructions reflected the strategic motivations of their patrons, particularly Salah al-Din and Ala al-Din Kayqubad, to maintain a presence at sea, where the Crusaders held significant power. The thesis argues that the targeted audience of these fortifications extended beyond land to the sea, aiming to build visibility for maritime observers. This visibility was meticulously designed for distinct groups, such as the Crusader navy, the Italian city-states led by Venice, Lusignan Cyprus, and Muslim and non-Muslim merchants. The study highlights the deliberate efforts to integrate religious, political, and economic messages into these coastal fortifications by analyzing the architectural elements and decorative programs of Arwad and Alanya. Furthermore, by addressing the naval issues faced by both the Ayyubids and Seljuks and their strategies for maritime presence, this research fills a gap in the existing scholarship. It provides a new layer of understanding to the concept of maritime visibility in medieval Islamic architecture and demonstrates the importance of naval power and sea-oriented visibility in the architectural patronage of the liminal shores of Arwad and Alanya.

MediterraneanAnatolian SeljuksMaritime areas+5
Münevver Özdemir
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ramon Muntaner Kroniği: XIII-XIV yüzyıllarda Akdeniz'de Katalan yayılması ve Büyük Katalan Kumpanyası

Farklı dönemlerde farklı yazım usullerine ve özelliklerine sahip olan kronikler başta siyasi olaylar olmak üzere devre ait olaylar hakkında toplu bir bakış sağlaması nedeniyle tarihçiler için en verimli kaynaklar arasında yer almıştır. Bu öneme atfen Annales Ekolü'nden aldığımız ilhamla çalışmamızda Akdeniz tarihinin daha bütünlüklü olarak kavranmasında büyük fayda sağlayan kroniklerden olan Ramon Muntaner Kroniği tercüme edilerek tahlil edilecek ve Kroniğin ana konusunu teşkil eden Akdeniz'deki Katalan yayılmacılığı incelenecektir. Ramon Muntaner Kroniği'nin bizim açımızdan sahip olduğu önem Muntaner'in eserini kaleme almasının vesilesi olarak da belirttiği Katalan Kumpanyası'ndan kaynaklanır. XIV. yüzyılın başında Bizans'a yardım adı altında Anadolu'ya gelen Katalan Kumpanyası, yeni bir çağın arifesinde olan bölgenin şekillenmesindeki sürecin bir parçası olması nedeniyle ülkemiz tarihinin de özel bir merhalesinde yer tutmaktadır. Bu bakımdan çalışmamızla görece sınırlı kaynaklara sahip olduğumuz söz konusu dönemin tanığı olan Kronik sayesinde Akdeniz ve Anadolu tarihi çalışmalarına katkıda bulunmayı umuyoruz.

AkdenizKatalanlarKronikler+2
Hakan Kılınç
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

NATO'nun Akdeniz güvenlik rolü

In a changing global world, due to the new understanding of security, new threats and their changing importance some regions, which were not of a great deal of importance, has gained interest. Consequently this emerging importance took attraction of the international organizations. The big threat from the East to Europe was removed after the collapse of Soviet Union. With this development NATO, most of whose members are in Europe has increased its level of relationships with some regions especially to establish stability and peace. Among these regions is the Mediterranean Region. With the rise of threats (terror, migration, weapons of mass destruction, rapid population growth) NATO increased the focus on its perimeters. Mediterranean has a great importance for NATO. NATO has begun developing new relations with the countries in this region, especially the Middle Eastern and Northern African countries. Moreover it has formed some dialogues with the region. In this paper Mediterranean identity, the perception of understanding of security in this region, the effects of this security approach on the region and outside the region, especially the elements which could affect the security of the Mediterranean and in this context the Mediterranean dialogue of NATO, the reactions to this dialogue from the region and some measures NATO needs to take are studied. The purpose of this academic research was to tell the Mediterranean policy of NATO, which Turkey is a member of. Turkey both as a NATO member and a regional country will be affected by any positive or negative development in the area. Any security problem in the region will affect Turkey as well as any other Mediterranean country. XIV

MediterraneanMediterranean regionSecurity+5
Metin Bilgici
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Testing the Sea Power Theory by comparing the navies of the ottoman empire and the Holy League

In this thesis study, I will compare the navies of the Ottoman Empire and Holy Alliance in the 16th century and also test the Sea Power Theory of Alfred Thayer Mahan. For the sake of such test, I will review the sea power struggles of the Ottoman Empire and Holy Alliance in the 16th century on the basis of the Battles of Preveza and Leponto to help us figure out this subject and test the theory of Mahan. In this way, I will inspect the theory with a historical perspective and thus, we will see if the points handled by Mahan are satisfactory or not in terms of the Sea Power.

16. centuryMediterraneanSea Dominance Theory+5
Büşra Dede
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The new energy policies in the Eastern Mediterranean: Situation of Turkey's

The primary goal of this study is to analyze the influence of the newly discovered energy resources in the Eastern Mediterranean region on the relations among regional states. Especially, the potential regional cooperations on exploitation and transfer of the hydrocarbon resources that detected on the coasts of Cyprus Island and Israel will be examined. The possible changes in policies of the main actors, namely Turkey, Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC), Israel, Greece, Southern Cyprus and Egypt will be evaluated. It has been concluded that, a potential cooperation between Israel and Turkey for a Israeli-TRNC-Turkish pipeline could be the most economic(financially feasible), reliable and rational route for transferring of East Mediterranean energy resources to the European markets. From a realist point of view, such a development can separate Israel from the emerging anti-Turkey bloc in the region. On the other hand, from a liberal perspective, it can provide enormous economic benefits to both actors and pave the way for new future cooperations. This thesis consists of 4 main chapters. In the first chapters; the concept of energy security, in chapter 2; the energy policies of the great powers, in the chapter 3; the positions of regional states and in the final chapter the legal dimension are analyzed. Keywords: Eastern Mediterranean, gas, energy, pipeline, hydrocarbon resources

MediterraneanEast MediterraneanEastern Mediterranean region+6
Selim Başkar
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Offshore solar plants: A design study

Solar power is a significant contributor in renewable energy considering the solar energy potential of Turkey. A vast amount of investment has been made during the last decade on photovoltaic solar plants, with the deployed power having reached 6.2 GW in July 2020 and still growing. A global trend in solar power is the deployment of solar panels on water such as lakes and dam reservoirs with advantages given as reduction of land use, reduction of evaporation and provision of cooling for the solar panels. Some applications have been established globally, and a typical example has been deployed in Buyukcekmece Lake, Istanbul, Turkey. This study, differing from the actual works, aims to design an offshore deployment, which may be useful for the southern shores of Turkey and competitive with the proposed offshore wind farms in terms of cost and renewable energy production. For this purpose, seven locations along the Aegean and Mediterranean coasts of Turkey have been selected. The study presents the evaluated outputs for solar power production and compares them with the offshore wind alternative for the proposed study locations. A simple cost estimation for a fixed offshore photovoltaic power plant has also been worked out. It has been found out that offshore photovoltaic energy may be competitive with wind energy and even more feasible for some sites with a low wind energy potential, which may be the sole feasible solution regarding site-based potential of various renewable energy forms.

MediterraneanOffshore platformsAegean Sea+6
Cemre Yıldız
Yeditepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00

Related subjects