Akdeniz diyeti
Bu konu başlığı altında 79 tez
Trakya Üniversitesi Hastanesinde takipli erişkin Tip 2 Diyabetlilerde Akdeniz diyetine bağlılık durumu ve trigliserit-glikoz indeksi arasındaki ilişki
Diyabet yönetiminin en zorlu unsurlarından biri, hastaların yaşam tarzı değişikliklerine uyumunu objektif olarak takip edebilmektir. Yaşam tarzı değişiklikleri içinde tıbbi beslenme tedavisine uyum başat roldedir. Bu çalışmanın amacı, Trigliserit-Glikoz (TyG) indeksinin, Tip 2 Diyabetli hastalarda Akdeniz diyetine bağlılık durumuyla olan ilişkisidir. Kesitsel tasarımlı bu çalışma, Kasım 2024 – Nisan 2025 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Hastanesi Diyabet ve Obezite Polikliniği'nde takip edilen 252 Tip 2 Diyabetli hasta ile gerçekleştirilmiştir. Hastaların beslenme düzeni Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile puanlanmış, metabolik durumları ise hastane yönetim bilgi sisteminde son altı ay içindeki en güncel laboratuvar verileriyle hesaplanan TyG indeksi ile analiz edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmede diyet bileşenlerinin etkisi adımsal regresyon, indeksin ayırt etme gücü ise ROC analizi ile incelenmiştir. Çalışma grubunda, MEDAS toplam puanı ile TyG indeksi arasında çok güçlü bir ters orantı saptanmıştır (r = -0.765; p <0.001). Regresyon analizleri, TyG indeksini düşürmede en etkili beslenme alışkanlıklarının şekerli/gazlı içecek kısıtlaması, ana yağ olarak zeytinyağı kullanımı ve kuruyemiş tüketimi olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, TyG değeri 8,97'nin altında olan bireylerin Akdeniz diyetine güçlü bir bağlılık gösterdiğinin (MEDAS ≥9) %85,7 duyarlılık ve %85 özgüllük oranıyla tahmin edilebilmesidir. Ayrıca bu çalışmada düzenli fiziksel aktivite ve bu aktivitenin sıklığının hem diyet uyumunda hem de insülin direnci üzerindeki etkililiği gösterilmiştir. TyG indeksi, Tip 2 Diyabetli hastalarda sadece insülin direncini değil, aynı zamanda hastanın beslenme disiplinini de yansıtan güvenilir bir biyobelirteçtir. Çalışmamız, bu indeksin 8,97 değerinin altına çekilmesinin, hastaların metabolik profilini diyabet öncesi risk seviyelerine döndürebileceğini (metabolik reset) göstermektedir. Aile hekimleri, maliyetli testlere gerek duymadan TyG indeksini kullanarak hastalarının diyet uyumunu objektif olarak izleyebilir.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyeti ve beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu araştırma Ocak 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan gönüllü 174 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 18-24 yaş arasında olan dördüncü sınıflarda öğrenim gören 54, üçüncü sınıflarda öğrenim gören 65 ve ikinci sınıflarda öğrenim gören 59 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ve sağlıklı yaşam biçimleriyle ilgili akademik bilgilerini kendi yaşamlarına uygulayabilme yetenekleri ve sağlıklı beslenme takıntısının saptanarak Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ile antropometrik ölçümler arasındaki olası ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere yüz yüze görüşme yöntemiyle anket formu uygulanmıştır. Ayrıca anket formu uygulanan öğrencilerin antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonu saptanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi ortalamasının; 5,3±2,95; ORTO-11 ölçeği puan ortalamalarının ise 24,75±6,48 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ortalama vücut ağırlığı 59,7±11,1 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları ise 21,72±3,1 olarak saptanmıştır. Bu araştırmada öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça Akdeniz diyetine uyumun arttığı aynı zamanda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi puanları arttıkça beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ve ORTO-11 ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine uyumun bireylerin vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ile vücut bileşimini olumlu olarak etkilediği ve Akdeniz diyetine uyumun artması ile ortorektik davranışların arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı beslenme, Akdeniz diyeti, BKİ, Vücut kompozisyonu, Ortoreksiya Nervoza
Yetişkin bireylerde sürdürülebilir besin seçimi ve Akdeniz diyetine uyumun değerlendirilmesi
Bu çalışma sürdürülebilir besin seçimleri ile Akdeniz diyeti uyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmada kullanılan Sürdürülebilir Besin Seçimi Anketi (Sustainable Food Choice Questionnaire, SUSFCQ)'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği yapılmıştır. Bunun yanında bireylerin besin seçimlerine etki eden faktörler de incelenmiştir. Araştırma Türkiye'de yaşayan, yaş ortalaması 32,16±8,99 yıl olan, okur-yazar bireyler arasında çevrimiçi olarak yürütülmüştür. SUS-FCQ'nun geçerlilik ve güvenilirlik analizlerine bakıldığında 0,961 Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı ile çok yüksek düzeyde güvenilir olduğu tespit edilmiş ve yapı geçerliliği sağlanmıştır (RMSEA=0,080; GFI=0,904; AGFI=0,852; CFI=0,972; χ2=285,174). Tüm bu sonuçlara bağlı olarak SUS-FCQ, Türkçe'ye geçerlilik ve güvenirliliği kabul edilebilir ve uygulanabilirdir. Çalışmaya dahil edilen bireylerin besin seçimlerini sırasıyla duyusal çekicilik, doğal içerik ve uygunluk en fazla etkilediği; etik kaygının ise en az etkilediği belirlenmiştir (p<0,05). Bireylerin TFEQ sonuçları incelendiğinde bilinçli kısıtlama alt boyutu en yüksek, duygusal yeme ise en düşük skora sahiptir (p<0,05). Bireylerin SUS-FCQ skoru 89,35±21,8, genel sürdürülebilirlik alt boyutu skoru 74,03±18,82, yerellik ve mevsimsellik alt boyut skoru ise 15,33±4,9 olarak bulunmuştur. BKİ sınıflaması ve cinsiyete göre SUS-FCQ skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir (p<0,05). BKİ değerlerinin artmasıyla birlikte SUS-FCQ skorları da artmıştır (p<0,05). Kadınların SUS-FCQ skorları erkeklerin skorlarından yüksek bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin SUS-FCQ ve genel sürdürülebilir alt boyutu skorları ile FCQ sağlık, doğal içerik ve etik kaygı alt boyut skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişkiler belirlenmiştir (p<0,05). SUS-FCQ ile MEDAS skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca SUS-FCQ alt boyutlarından genel sürdürülebilirlik ile yerel ve mevsimsellikle MEDAS arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü bulunmuştur (p<0,05). Bireylerin MEDAS skorları ile süt ve süt ürünleri, meyve, sebze tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ilişkiler belirlenirken, yağlı/tatlı yiyecekleri tüketimi arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü ilişkiler belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma sonuçlarına göre SUS-FCQ, sürdürülebilir besin seçimlerinin altında yatan faktörlerin daha detaylı araştırılmasında kullanılabilecek bir ankettir. Sürdürülebilir besin seçimlerini bireylerin cinsiyet, BKİ, Akdeniz diyetine uyum, besinlerini seçerken sağlık, etik ve doğal içeriğe önem vermesi gibi faktörler etkiler. Bunun yanında bireylerin beslenme alışkanlıkları sürdürülebilir besin seçimlerinde farklılıklara neden olmaktadır. Sürdürülebilir besin seçimlerine teşvik etmek için Akdeniz diyetinin benimsenmesi yönünde bilimsel çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, besin seçimi, sürdürülebilir besin seçimi, Akdeniz diyeti
Behçet hastalığı olan yetişkin bireylerde akdeniz diyetine uyumun behçet sendromu aktivite skalası ve yaşam kalitesi ile ilişkisi
Bu çalışma, Akdeniz diyetine (AD) uyumun ve bağlılığın hem sağlığı koruyucu özelliklerin kalıcılığına yardımcı olması hem de kronik ve inflamatuar seyirli hastalıklar üzerine olan olumlu etkilerini düşünerek, otoinflamatuvar/otoimmün yapıda kronik multisistemik inflamatuar bir hastalık olan Behçet Hastalığına sahip bireylerde Akdeniz diyetine uyumun Behçet Sendromu aktivitesi ve yaşam kalitesi ile ilişkisini araştırmak ve bu konu ile ilgili kısıtlı olan literatüre katkı sağlamak amacı ile yapılmıştır. Çalışma, yaşları 25-50 yıl aralığında olan çalışmaya katılım koşulu sağlayan 34 kadın ve 34 erkek olmak üzere 68 Behçet hastası ile kesitsel bir çalışma olarak yürütülmüştür. Bireylere genel bilgiler, besin tüketim sıklığı, besin tüketim kaydı, Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, Behçet Sendromu Aktivite Skalası (BSAS) ve Behçet Hastalığı Yaşam Kalitesi Ölçeği'nden (BHYKÖ) oluşan bir anket formu çevrimiçi görüntülü veya sesli görüşme ile uygulanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 37,88±7,20 yıl olarak ve hastalık süresinin ortanca değeri 8,50(12,00) yıl olarak bulunmuştur. Çalışmada AD uyum skoru 10 ve üzeri olan birey saptanmamıştır. Akdeniz diyetine uyum skoru [6-9] puan aralığında olan bireylerin %64,7'si kadın ve %35,3'ü erkek, ≤5 puan olan bireylerin %38,2'si kadın ve %61,8'i erkek bireylerden oluşmaktadır (p=0,028). Erkek ve kadın katılımcıların BSAS skoru ortalaması sırası ile 30,12±16,29 ve 27,12±10,64 puan olarak bulunmuştur (p=0,372). Akdeniz diyeti uyum skoru ≤5 puan olan bireylerin hastalık aktivite skoru ortalaması 37,11±13,54 olarak ve [6-9] puan olan bireylerin ise 20,61±7,36 puan olarak saptanmıştır (p<0,001). Negatif değerlendirmeye sahip olan bir ölçek olan BHYKÖ'nün total puanı, AD uyum skoru arttıkça azaldığı tespit edilmiştir (p=0,001). Serum C-Reaktif Protein (CRP) değerinin Akdeniz diyeti uyum skoru ≤5 puan olan bireyler ile [6-9] puan aralığında olan bireyler arasındaki farkı anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Behçet hastalarının toplam Akdeniz diyeti uyum skoru ile Behçet hastalığı aktivite toplam skorunun ilişkisi negatif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı olarak elde edilmiştir (r= -0,577;p<0,001). Katılımcılarda toplam Akdeniz diyeti uyum skoru ile Behçet hastalığı yaşam kalitesi toplam skorunun ilişkisi negatif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı olarak bulunuştur (r= -0,328; p=0,007). Behçet hastalığı yaşam kalitesi toplam skoru ve Behçet hastalığı aktivite toplam skorunun ilişkisi pozitif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı olarak tespit edilmiştir (r=0,295 p=0,015). Akdeniz diyeti uyumu total skoru ile serum C-reaktif protein, beden kütle indeksi, bel çevresi ve bel/kalça oranı arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Akdeniz diyetine uyumun, Behçet hastalarında hastalık aktivitesini ve yaşam kalitesini pozitif etkilediği tespit edilmiştir. Akdeniz diyet modelinin içerdiği bir besin grubu veya bir besin öğesi ile hastalık aktivitesi arasında anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Bu durum bir besin grubu ya da besin öğesine odaklanmak yerine Akdeniz diyet modelinin tamamına odaklanmamız gerektiğini vurgular nitelikte olsa da bu konu ile ilgili ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.
Adölesanlarda yeme bozukluğu sıklığının saptanması ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi
Adölesan yaş grubunda çocuk ve adölesanlar için Akdeniz Diyet Kalitesi İndeksi (KIDMED) ile Akdeniz Tipi Diyete (AD) uyum ve Yeme Tutum Testi 40 (YTT-40) ile yeme bozukluğuna yatkınlık sıklığının saptanması amaçlanmıştır. Antakya bölgesindeki 46 lisede 27.000 öğrenci eğitim görmektedir. Evren büyüklüğü bilinen formüle göre p :0,50 seçilerek örneklem hesaplanmıştır. Basit rastgele örnekleme yöntemi ile çalışma yapılacak liseler ve sınıflar seçilmiştir. Kesitsel tipte epidemiyolojik bir çalışma yapılmıştır. Veriler çalışmanın amacına uygun yapılandırılmış anket formu ile gözlem altında Mart-Nisan 2022'de toplanmıştır. Veri formu; KIDMED ve YTT-40 ile toplanmıştır. Veri formunda kişilerin beden algısı sorgulanmış ve boy uzunluğu/vücut ağırlığı değerleri beyana dayalı toplanmıştır. KIDMED ölçeğinin değerlendirmesi ; ≥8 puan optimal AD, 4-7 puan AD uygunluğunun geliştirilmesi gerektiği , ≤3 puan ise çok düşük beslenme kalitesi ,YTT-40'soru formundan "≥30" puan alan kişiler "yeme davranışı bozukluğuna yatkın" olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi IBM SPSS 20® ile çalışmanın kesim noktası p:0,50 olarak alınarak yapılmıştır. Öğrencilerin belirttiği boy uzunluğu ve vücut ağırlığına göre beden kütle indeksi Z skorları (BAZ) hesaplanmış olup ; kiloluluk ve şişmanlık sıklığı erkeklerde %25,3, kadınlarda %12,9'dur. Öğrencilerin AD uyum sıklığı %53,7 orta düzeyde ve %9,5 optimal düzeydedir. Öğrencilerin yeme bozukluğuna yatkınlık sıklığı %13,7'dir. Erkek öğrencilerin AD uyumunun optimal olma sıklığı kadınlara göre anlamlı olarak daha yüksek iken (sırasıyla %13,5,%7,3) (p<0,05), kadın öğrencilerin yeme bozukluğuna yatkınlıklarının erkek öğrencilere göre daha yüksektir (sırasıyla %16,2, %9,5) (p<0,05). AD uyum düzeyi ve yeme bozukluğuna yatkınlık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Öğrencilerin BAZ 'a göre AD uyum ve yeme bozukluğuna yatkınlık arasında istatistiksel olarak fark saptanmamıştır (p>0,05). Diyet yapan öğrencilerin diyet yapmayanlara göre daha yüksek YTT-40 puanı aldığı bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin beden algısı ve yeme bozukluğuna yatkınlık sıklığı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,05).Bedeninin kilolu ve şişman olarak tanımlayan öğrencilerin yeme bozukluğuna yatkınlık sıklığı zayıf ve normal olanlarak tanımlayanlara göre daha yüksektir (p<0,05). Adölesan yaş grubundaki öğrencilere; sağlıklı beslenme, Akdeniz tipi beslenme, beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, yeme bozuklukları konularında muldisipliner yaklaşımlı eğitimler verilerek sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam davranışları geliştirmeleri farkındalığı arttırılmaldır. Öğrencilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu, yeme bozukluğu ve şişmanlık konularında izlem çalışmalarının sürekliliği sağlanması son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler : Adölesan, Akdeniz Tipi Diyet, Şişmanlık, KIDMED, YTT-40
Özel bir merkeze başvuran kişilerin Akdeniz diyeti beslenme düzeni ile depresyon düzeyinin saptanması
Bu çalışma Antalya'da bulunan bir Beslenme ve Diyet merkezine başvuran bireyler ile bir aylık akdeniz diyeti uygulaması sonrasında diyete uyumluluklarının antropometrik ölçümlerine ve depresyon durumlarına etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışma yaş ortalaması 30,127,34 olan, %69,2'si kadın %30,8'i erkek 52 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak; demografik özellikleri ile antropometrik ölçüm bilgilerinin yer aldığı form ve geriye dönük 2 günlük besin tüketim kaydı kullanılmıştır. Katılımcıların Akdeniz diyetine bağlılıklarını incelemek için Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ile depresyon için Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. Katılımcılara gereksinimlerine göre Akdeniz beslenme tipi uygulanmış olup her iki ölçek diyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Diyet uygulamasından sonra katılımcıların akdeniz diyeti uyumluluklarının arttığı ve bu artışın kadınlarda anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Diyet uygulaması sonrasında katılımcıların depresyon düzeylerinin azaldığı görülmüştür (p>0,05). Uygulama öncesinde katılımcıların MEDAS puanları ile BDÖ puanları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p>0,05). Diyet sonrası durumda katılımcıların BDÖ puanları ile karbonhidrat ve yağ alımları arasında zayıf derece anlamlı bir fark bulunmuştur(p>0,05). Katılımcıların BDÖ puanı arttıkça CHO (%) alımı azalırken, yağ (%) alımı artmıştır (p<0,05). Kadınların diyet öncesi ve sonrası besin ögesi alımları incelendiğinde TÜBER'e göre karşılama oranları sırayla enerji %82,7-%74,1, karbonhidrat (g) %106,8-%63,1, protein (g) %125,1-%95,2 olarak belirlenmiştir. Erkeklerin karşılama oranları sırayla enerji %81,4-%78,4; karbonhidrat (g) %158,8-%64; protein (g) %118,4- %72,8 olarak bulunmuştur. Tüm bu durumlar incelendiğinde bireyleri akdeniz diyetine teşvik etmek bireysel ve toplumsal sağlığı ve ekolojik dengeyi koruyacaktır. Bu nedenle elzem makro ve mikro besin öğelerini dengeli ve yeterli miktarda içeren akdeniz diyetinin depresyon üzerine etkileri geniş çaplı araştırılmalıdır.
Sürdürülebilir besin tüketim davranışı ölçeği'nin türkçe geçerlik-güvenirliği ve bazı sürdürülebilir diyet modelleriyle ilişkisinin incelenmesi
Küresel sera gazı emisyonlarının %26'sı gıda kaynaklı olduğundan sürdürülebilir olmayan besin sistemleri gezegen için bir risk oluşturmaktadır. Bu doğrultuda bireylerin sürdürülebilir beslenme konusunda farkındalıklarının artırılması ve bireylere sürdürülebilir besin tüketim davranışı kazandırılması önem taşımaktadır. Bu çalışmada Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği (SBTDÖ)'nin Türkçe geçerlik-güvenirliğinin ve bu ölçeğin, sürdürülebilir diyet modellerinden Akdeniz diyeti ve DASH diyeti ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Haziran-Temmuz 2021 tarihlerinde, Türkiye'de yaşayan ve en az okur-yazar düzeyinde olan 19-64 yaş aralığındaki 177 kadın ve 95 erkek olmak üzere toplam 272 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Çalışma anketi "Genel Bilgiler", "Sağlık Bilgileri", "Beslenme Alışkanlıkları", "Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği (SBTDÖ)", "Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS-Mediterranean Diet Adherence Screener)" ve "DASH Diyet Kalitesi Ölçeği (DASH-Q-DASH Diet Quality Scale)" olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Orijinali 17 maddeden oluşan SBTDÖ'ye doğrulayıcı faktör analizi uygulanarak "satın alma tercihleri" (Cronbach α= 0,69) ve "beslenme tercihleri" (Cronbach α= 0,81) olmak üzere iki boyuttan ve toplamda 11 maddeden oluşan haliyle ölçeğin yapı geçerliği sağlanmıştır (χ2/sd=3,75, RMSEA=0,10, CFI=0,96 ve TLI=0,95). Test-tekrar test güvenirliğinde sınıf içi korelasyon katsayıları (ICC); satın alma boyutu (ICC=0,88), beslenme tercihleri boyutu (ICC=0,86) ve tüm ölçek (ICC=0,89) için yüksek korelasyon göstermiştir. Bireylerin SBTDÖ puanları ile cinsiyet, yaş, sürdürülebilir beslenme kavramını önceden duyma ve sağlıklı beslenme düşüncesi değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki vardır (p<0,05). Vejetaryen olan bireylerin satın alma tercihleri boyutu puanları, vejetaryen olmayan bireylerin puanlarından daha yüksektir (p<0,05). Bireylerin MEDAS puanı ile beslenme tercihleri boyutu ve SBTDÖ puanları arasında pozitif korelasyon görülürken (p<0,05); DASH-Q Ölçeği puanı ile SBTDÖ'nün hem iki alt boyut hem de toplam puanı arasında pozitif korelasyon mevcuttur (p<0,001). Bu çalışmanın sonucunda Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği, Türk toplumuna uyarlanarak yetişkin bireylerde geçerli ve güvenilir bulunmuştur.
Yetişkin bireylerin yeme farkındalığı ile diyet kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, kadın ve erkek bireylerin yeme farkındalığının diyet kalitesi ile ilişkisini değerlendirmek için Ankara'da yaşayan, 20-50 yaş 207 gönüllü ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin demografik özellikleri, sağlık bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları yüz yüze anket ile elde edilmiştir. Ayrıca bireylere Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ-30), Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği (ADS) uygulanmış ve 24 saatlik hatırlatma yöntemi ile besin tüketim kaydından ulaşılan verilerle de Sağlıklı Yeme İndeski-2015 (SYİ-2015) puanı hesaplanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri biyoelektrik impedans analizi cihazıyla alınmıştır. Kadın bireylerin ADS puanı erkek bireylerden yüksek bulunurken (p<0.05) SYİ-2015 puanı kadın ve erkek bireyler arasında fark göstermemiştir (p<0.05). YFÖ-30 toplam puanı, düşünmeden yeme ve duygusal yeme alt faktör puanı erkek bireylerde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Tüm bireylerin yeme farkındalığı arttıkça BKİ azalmaktadır ve sadece kadın bireylerde bel çevresi, vücut yağ oranı ve bel/kalça oranı da azalmaktadır (p<0.05). YFÖ-30 toplam puanı arttıkça tüm bireylerin karbonhidrat alımının azaldığı ve kadın bireylerin enerji, protein, yağ, doymuş yağ alımının da azaldığı tespit edilmiştir (p<0.05). Yeme farkındalığı arttıkça koyu yeşil yapraklılar ve kurubaklagil tüketim puanının arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca yeme farkındalığı arttıkça kadın bireylerde süt ve süt ürünlerinin, erkekler bireylerde ise rafine edilmiş tahılların tüketiminin arttığı belirlenmiştir (p<0.05). YFÖ-30 alt faktörlerinden yeme disiplini puanı arttığında ve farkındalık puanı ise azaldığında SYİ-2015 puanının arttığı saptanmıştır (p<0.05). Ancak YFÖ-30 toplam puanı ile SYİ-2015 ve ADS puanı arasında anlamlı ilişki yoktur. Bireylerin yeme farkındalığının artması diyet kalitesinde iyileşmeler sağlayarak sağlığı geliştirici ve yaşam kalitesini artırıcı etkilere sahip olabilir.
Gebelikte yeme davranış bozuklukları ve depresyon görülme durumu ile beslenme arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Genellikle doğurganlık çağındaki kadınları etkileyen yeme davranış bozuklukları, bireylerin fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan sağlıklarını etkilemektedir. Gebelik döneminde görülen yeme davranış bozuklukları, maternal ve fetal sağlığı olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, gebelik döneminde beslenme durumu ve Akdeniz diyetine uyum ile perinatal depresyon ve yeme davranış bozuklukları görülme durumu arasındaki ilişkiyi tanımlamak ve değerlendirmektir. Bu araştırma, Aralık 2020 – Aralık 2021 tarihleri arasında çevrimiçi anket çalışması olarak, gebeliğinin ikinci (n=64) veya üçüncü (n=86) trimesterlerinde olan, 19-45 yaş aralığında 150 sağlıklı gebe üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılara Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği, Yeme Tutum Testi (YTT-26) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile çeşitli sosyodemografik özellikleri, antropometrik ölçümleri ve fiziksel aktivite durumlarını içeren bir anket formu uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, demir desteği kullanımı üçüncü trimesterdeki gebelerde anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Pika yeme davranışı görülme oranı %4 olarak bulunmuştur. Katılımcıların BDÖ puanları 11,1±8,1; YTT-26 ölçek puanları 13,4±8,8; Akdeniz Diyeti Bağlılık ölçek puanları 7,2±1,8'dir. İkinci trimesterdeki gebelerin YTT-26 ölçek puanları anlamlı olarak daha yüksektir (p<0,05). Yeme davranış bozukluğu görülme riskinin hareketli bireylerde hareketsiz bireylere göre 4,6 kat (p<0,01) daha fazla olduğu ve depresyon puanları arttıkça bu riskin arttığı bulunmuştur (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçları, gebelik dönemindeki kadınların diyet kalitesi ile yeme davranış bozukluğu ve depresyon gelişimi arasında bir ilişki olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, gebelik süresince olası yeme davranış bozukluklarının saptanması ve multidisipliner bir ekip ile tedavisi hem maternal hem fetal sağlığın korunması için oldukça önemlidir.
Akdeniz diyeti kalite indeksi 2.0'ın Türkçe uyarlaması ve geçerlilik-güvenilirliğinin değerlendirmesi
Amaç: Çalışmanın amacı güncellenen Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi 2.0 (KIDMED 2.0)'ın Türkçe uyarlamasını yaparak ölçeğin geçerlilik-güvenirliğini göstermek ve üniversite öğrencilerinin KIDMED 2.0 uyumunu ve diyeti etkileyebilecek sosyodemografik özellikleri değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Metodolojik tipteki bu araştırma üniversite öğrencilerden 2024 yılında 282 kişinin katılımıyla yürütülmüştür. KIDMED 2. 0 test-tekrar test güvenilirliği sınıf içi tutarlılık katsayısı ve iç tutarlılık katsayısı kullanılarak belirlenmiştir, maddelerin güvenirliği için Cohen'in Kappa değeri %95 güven aralığında alınmıştır. Geçerliliği değerlendirmek için 7 günlük diyet kaydı alınmıştır. Bulgular: Güvenirliği gösteren ilk test-tekrar test ve geçerliliği gösteren ilk test ve diyet kaydı Cohen'in kappa katsayısı iyi düzeydeydi (sırasıyla Ƙ=0,634; Ƙ=0,616)(p<0,001). Ölçeğin sınıf içi korelasyon katsayıları güvenirlik için yüksek düzeydi (ICC: 0,894; p<0,001). Katılımcıların (yaş ortanca:21(20-22)) KIDMED 2.0 uyumu 142'si (%50,4) düşük, 108'i (%38,3) orta ve 32'si (%11,3) yüksek şeklinde tespit edilmiştir. KIDMED 2.0 ile kronik hastalık, algılanan sağlık durumu, beyan edilen yaşam merdiveni, yaşam kalitesi ve etiket okuma alışkanlığı arasında ilişki tespit edilmiştir. Sonuç: Güncellenen KIDMED 2.0 Türkçe uyarlamasının geçerli ve güvenilir bir ölçüm formu olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların Akdeniz diyetine uyumu genel olarak düşük düzeydi. Bu durum, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinin ve Akdeniz diyetine uyumun teşvik edilmesinin halk sağlığı açısından taşıdığı önemi ortaya koymaktadır.
Fermente gıdaların spesifik diyetlere entegrasyonu
Bu araştırma, fermente edilmiş gıdaların çeşitli beslenme biçimlerine nasıl dâhil edilebileceğini kapsamlı biçimde analiz etmeyi hedeflemektedir. Probiyotik ve prebiyotik açısından zengin olan bu gıdalar, sindirim sistemini desteklemeleri, bağışıklığı kuvvetlendirmeleri ve genel sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle ön plana çıkmaktadır. Ketojenik, Akdeniz, Paleo diyetleri ile Aralıklı oruç uygulamaları gibi günümüzde sıkça tercih edilen beslenme modellerinde fermente ürünlerin rolü giderek daha da artmaktadır. Ancak bu ürünlerin söz konusu diyet sistemlerine dahil edilme süreci; bireysel tüketim alışkanlıkları, porsiyonlama, kişisel tercihler, kültürel alışkanlıklar ve bilgi eksiklikleri gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Araştırma sürecinde nitel bir yaklaşım benimsenmiş ve veri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Konusunda uzman katılımcılarla yapılan mülakatlardan elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, fermente ürünlerin genel olarak çeşitli diyetlerle uyum gösterdiğini ve sağlık açısından pek çok yarar sunduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, bu ürünlerin daha planlı, bilinçli ve sistemli bir şekilde beslenme programlarına entegre edilmesinin gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Özellikle porsiyon miktarlarının belirlenmesi, ev yapımı ve katkısız ürün tercihi, ürün çeşitliliğinin artırılması ve tüketim sınırlarının belirlenmesi gibi uygulama önerileri öne çıkmaktadır. Geleceğe yönelik olarak, fermente gıdaların kişiselleştirilmiş beslenme modellerinde daha fazla yer bulacağı ve bu alandaki gıda teknolojisi çalışmalarının artacağı öngörülmektedir. Bu tez çalışması, fermente gıdaların diyet sistemlerine entegrasyonu sırasında karşılaşılan olanakları ve engelleri detaylı bir biçimde inceleyerek, hem akademik alana katkı sağlamayı hem de uygulayıcılara yönelik pratik öneriler sunmayı amaçlamaktadır.
Tip 2 diyabetli bireylerde diyetle ileri glikasyon son ürünleri (AGES) alımının değerlendirilmesi
Tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olarak kabul edilen diyabetin yönetiminde, tıbbi beslenme tedavisi önemli bir yer tutmaktadır. Diyetin makro ve mikro besin ögesi içeriklerinin yanında, besinlere uygulanan hazırlama ve pişirme yöntemleri sonucu oluşan bileşenlerin de hastalık seyrini etkileyebileceği bilinmektedir. Son yıllarda, diyetle alınan Maillard tepkimesi ürünü olan ileri glikasyon son ürünlerinin (AGEs) diyabetin seyrindeki etkileri ilgi çekmektedir. Akdeniz diyetinin AGEs alımını sınırlayarak, glisemik kontrolün sağlanmasında etkili olabileceği ileri sürülmüştür. Bu çalışmada, Tip 2 diyabetli bireylerde, Akdeniz diyetine uyum ve diyet AGEs alımı ile diyabet göstergeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Çumra Devlet Hastanesi diyet polikliniğine başvuran 88'i diyabet tanısı almış, 88'i sağlıklı olmak üzere toplam 176 birey katılmıştır. Bireylerin beslenme alışkanlıkları, Akdeniz diyetine uyumları sorgulanmış ve 15 gün ara ile üç kez besin tüketim kayıtları kaydedilmiştir. Ayrıca katılımcıların fiziksel aktivite durumları değerlendirilmiş; antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal bulguları kaydedilmiştir. Bireylerin dosyalarından, açlık plazma glukozu (mg/dL), HbA1c (%), totat kolesterol (mg/dL), trigliserit (mg/dL), HDL kolesterol (mg/dL) ve LDL kolesterol (mg/dL) bulguları kaydedilmiştir. Diyet AGEs alımı hesaplamasında, 549 besinden oluşan Uribarri ve ark.'nın 2010'da olşturduğu veri tabanı kullanılmıştır. Diyetle AGEs alımının diyabetli bireylerde (17094,8±4610,96 kU/gün), sağlıklı bireylere (16243,1±4607,56 kU/gün) göre daha yüksek olduğu görülmüştür (p>0,05). Diyabet kontrolü kötü olan bireylerde (16426,8±5372,30 kU/gün) diyet AGEs alımı iyi kontrollü diyabetlilere (15989,8±3332,45 kU/gün) göre daha fazladır (p>0,05). Diyetle AGEs alımının cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyine göre, diyabetli ve sağlıklı bireylerde benzer olduğu bulunmuştur (p>0,05). Diyabetlilerde en yüksek diyet AGEs alımı 45-54 yaş aralığındadır (21390,6±5654,43 kU/gün) ve yaş diyet AGEs alımını etkilemektedir (p=0,006). Diyetle AGEs alımının, tüketilen ana ve ara öğün sayısı, dışarıda yemek yeme alışkanlıklarından etkilenmediği görülmüştür (p>0,05). Akdeniz diyetine uyumun, her iki grupta da diyet AGEs alımını önemli düzeyde etkilemediği görülmüştür (p>0,05). Sonuç olarak bu çalışmada diyabetlilerde ve kötü kontrollü diyabetlilerde diyetle AGEs alımı daha yüksek olmasına karşın, Akdeniz diyetine uyum, diyabet varlığı ve seyri ile diyet AGEs alımı arasında anlamlı bir ilişki gösterilmemiştir.
Polikistik over sendromlu kadınların akdeniz diyetine uyumlarının yaşam kalitesi, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketim durumları ile ilişkilerinin değerlendirilmesi
Polikistik Over Sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınları metabolik ve psikolojik açılardan etkileyen bir endokrin bozukluktur. PKOS'un yönetimi için yaşam tarzı müdahaleleri ve diyet yaklaşımlarıyla ilgili birçok araştırma yürütülmektedir. Bu çalışma, PKOS'lu kadınların Akdeniz tarzı beslenmeye uyumlarının, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketim durumları ile ilişkisini ele almaktadır. Bu amaçla, Mart 2021- Eylül 2021 tarihleri arasında çalışmaya katılan 18-40 yaş aralığındaki 387 PKOS'lu kadına çevrimiçi olarak sağlık durumları, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketimleri ile ilgili sorular yöneltilmiş ve Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda katılımcıların MEDAS puanı ortalaması 5,58+1,54 bulunmuştur. Katılımcıların MEDAS puanı ortalaması 7'nin altında olduğundan Akdeniz diyetine uyumlu olmadıkları görülmüştür. Katılımcıların MEDAS puanları ile VKİ grupları ve PKOS bulguları arasında anlamlı ilişki bulunduğu saptanmıştır (p<0,05). Akdeniz diyetine uyumun sağlık üzerinde birçok faydası olduğu bilinmektedir ve yapılan bu çalışmada PKOS bulguları ile VKİ üzerinde olumlu etkilerinin olabileceğini öngörülmüştür.
Düzenli egzersiz yapan bireylerde Akdeniz diyet kalitesi ve hedonistik yeme durumunun değerlendirilmesi
Bireylerin temel işlevlerinden biri olan fiziksel aktivite, iskelet kasları aracılığıyla üretilen ve bazal dinlenme hızından daha fazla enerji harcaması sağlayan beden hareketi olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin düzenli fiziksel aktivite yapmasıyla Tip II diyabet, depresyon, obezite, koroner kalp hastalığı dahil yirmiden fazla kronik hastalığın riskini azaltabilmektedir. Düzenli egzersiz yapan bireylerin beslenmesi, egzersizin türü, yoğunluğu ve şiddetine göre değişkenlik göstermektedir. Bu araştırmanın amacı; düzenli egzersiz yapan bireylerin Akdeniz diyetine bağlılıklarını saptayarak, bu bireylerin hedonistik yeme davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışma Haziran-Eylül 2023 tarihleri aralığında pilates stüdyo kurumlarında egzersiz yapan bireylere online anket yöntemi kullanarak katıldığı haftada 150-180 dakika egzersiz yapan ve 3 ay yaptığı bu egzersize devam eden 200 birey çalışmaya dahil edilmiştir. Anketin ilk kısmındaki demografik soruların ardından katılımcılara MEDAS, Besin Gücü Ölçeği (BGÖ-Tr) uygulanmış ve 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kayıtları alınmıştır. Çalışmamızın sonucunda besin gücü ölçeğinin tüm alt grupları kesme noktası olan 2,5 değerinden daha fazla bulunmuştur. Hedonistik yeme davranışı ve Akdeniz diyetine bağlılık ölçeğinde cinsiyetler arasında fark bulunmamıştır. Akdeniz diyetine uyum seviyesi arttığında hedonistik yeme alt faktörleri olan besin bulunabilirliği, besin mevcudiyeti ve toplam puan bakımından istatiksel olarak anlamlı bir düzeyde bu alt faktörlerin azaldığı gözlemlenmiştir. Fiziksel aktivite düzeyi arttığında ise Akdeniz diyetine bağlılık ölçeği toplam puanında istatiksel olarak pozitif korelasyon gözlemlenmiştir. Ek olarak düzenli egzersiz yapan bireyleri dahil ettiğimiz için katılan fazla kilolu ve obez bireyler hedonistik yeme davranışını diğer BKI değerlerine benzer oranda göstermiştir. Literatür incelendiğinde düzenli egzersiz yapanların Akdeniz diyetine bağlılığı ve hedonistik yeme davranışları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi hakkında yapılan çalışmalar sınırlıdır. Mevcut çalışmamızın gelecek dönemlerde yapılacak olan çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Non-alkolik yağlı karaciğer hastalarında ve sağlıklı bireylerde antropometrik ölçümlerin, akdeniz diyetine uyumun ve biyokimyasal parametrelerin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; NAYKH olan ve sağlıklı bireylerde hangi antropometrik ölçümün (BKİ, bel çevresi, kalça çevresi, bel kalça oranı, boyun çevresi, bel boy oranı, vücut şekil indeksi, vücut yuvarlaklık indeksi, visseral yağlanma indeksi) daha iyi bir gösterge olduğunu, Akdeniz Diyeti'ne uyumu ve biyokimyasal parametreleri değerlendirmektir. Çalışma 30-64 yaşları arasında 41 non-alkolik karaciğer yağlanması tanısı alan ve 41 sağlıklı birey ile Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin gastroenteroloji polikliniğinde yürütülmüştür. Çalışmada bireylere sosyo-demografik özelliklerin, beslenme alışkanlıklarının, NAYKH ile ilgili genel bilgilerin, antropometrik ölçümlerin, biyokimyasal parametrelerin, Akdeniz Diyeti'ne uyumun (PREDİMED), besin tüketim sıklığının ve 3 günlük besin tüketim kaydının sorgulandığı anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Çalışmada sağlıklı bireylerin %63,4'ünün, NAYKH olan bireylerin %48,8'inin kadın olduğu; sağlıklı bireylerin yaş ortalamasının 42,1410,29 ve NAYKH olan bireylerin yaş ortalamasının 46,9310,50 yıl olduğu belirlenmiştir. Sağlıklı bireylerin PREDİMED toplam puan ortalamaları (5,832,14); NAYKH olan bireylerden (5,021,85) daha yüksektir (p>0,05). Ayrıca PAL değeri sınıflandırmasına göre; NAYKH olan bireylerde yatağa veya sandalye bağımlı sınıflandırmasına giren bireyler olduğu ve NAYKH olan bireylerin fiziksel olarak daha az aktif oldukları belirlenmiştir (p>0,05). Çalışmada NAYKH olan bireylerin trigliserit, VLDL kolesterol, AST, ALT ve GGT seviyelerinin sağlıklı bireylerden daha yüksek, HDL kolesterol seviyelerinin ise daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,05). Non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı olan bireylerin vücut ağırlığı, BKİ, bel çevresi, bel boy oranı, kalça çevresi, bel kalça oranı, boyun çevresi, vücut yağ kütlesi, vücut şekil indeksi, vücut yuvarlaklık indeksi ve visseral yağ indeksi ortalamalarının sağlıklı bireylerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışmanın sonucunda NAYKH olan bireylerde kullanılabilecek en yüksek performans kriterlerine sahip antropometrik ölçümler sırası ile; bel çevresi, BKİ, bel boy oranı, vücut yuvarlaklık indeksi ve visseral yağlanma indeksi olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak; NAYKH için risk altındaki bireylerin bu antropometrik ölçümler kullanılarak diyetisyenler kontrolünde takip edilmesinin, Akdeniz Diyeti'ne teşvik edilmelerinin ve fiziksel aktivite düzeylerini arttırmalarının hastalığın seyrini, gelişimini ve komplikasyonlarını önlemede etkili rol oynayacağı düşünülmektedir.
Düşük asit yüklü (PRAL) akdeniz tarzı beslenme modelinin egzersiz performansı ve laktat eliminasyonu üzerine etkisi
Çalışmanın amacı, adölesan sporculara 15 gün boyunca uygulanan negatif PRAL değerine sahip akdeniz tarzı beslenme modelinin aerobik performans, antropometrik ölçümler ve vücut kompozisyonu üzerine etkisini araştırmaktır. Diğer bir amaç, performans sırasında biriken laktatın toparlanma boyunca uzaklaştırılması üzerine diyetin etkisinin olup olmadığını değerlendirmektir. Çalışma kayaklı koşu sporu yapan 13-18 yaş arası profesyonel erkek sporcular ile gerçekleştirilmiştir. Sporcular gereksinmeleri kadar enerji içeren, negatif böbrek asit yüküne sahip, akdeniz diyet kurallarına uygun bir menüyü 15 gün boyunca tüketmişlerdir. Diyet müdahalesi öncesi ve sonrası çeşitli antropometrik ölçümleri alınmış, vücut bileşimleri incelenmiş, performans ölçümleri yapılmıştır. Performans değerlendirmeleri dikey sıçrama testi, el kavrama kuvveti, 20-metre mekik koşusu testi ve Borg yorgunluk ölçeği ile ölçülmüştür. Laktat ölçümleri mekik koşusu öncesinde ve koşu sonrası her üç dakikada bir 30 dakika boyunca alınmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre mekik koşusu sırasında geçen süre, gidilen toplam mesafe, mekik sayısı ve maksimum oksijen tüketimi diyet müdahalesi sonrası artmıştır (p<0.05). Mekik koşusu sırasında algılanan yorgunluk puanları bazı kademelerde azalmıştır (p<0.05). Dikey sıçrama yüksekliği ve el kavrama kuvveti müdahale sonrası artmıştır (p<0.05). Sporcuların vücut bileşimi ve koşu sonrası toparlanma boyunca laktatın yarılanma süresi değişmemiştir (p>0.05). Sporcuların boy uzunluğu ortalama 0.8 cm artarken üst orta kol çevresi azalmıştır(p<0.05). Bu çalışmanın sonuçları aerobik performans artışı için akdeniz diyetinin uygulanabilir ve güvenli bir diyet yaklaşımını temsil edebileceğini göstermektedir.
Üniversite öğrencilerinde Akdeniz diyetine uyumun sağlıklı beslenme tutumu ve faz açısı ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Yeterli ve dengeli beslenme, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve kronik hastalıkların önlenmesi için gerekli etmenlerden biridir. Akdeniz diyeti ise beslenme açısından yeterli, dengeli ve sürdürülebilir; hücre zarı özelliklerini aktif olarak modüle ettiği bilinen sağlıklı bir diyet modelidir. Hücre zarı bütünlüğünün ve vücut hücre kütlesinin bir belirteci olarak kullanılan "Faz Açısı" çeşitli hastalıklarda morbidite ve mortalitenin bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma gözlemsel tanımlayıcı kesitsel bir çalışma olup, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinde Akdeniz diyetine uyumun sağlıklı beslenme tutumu ve faz açısı arasındaki ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Ağustos-Eylül 2022 arasında 18-33 yaş arası üniversite öğrencisi ile yürütülmüştür. Bireylerin sosyodemogrofik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları, hastalık durumuna ilişkin bilgiler ve antropometrik ölçümleri anket formuna kaydedilmiştir. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumu "Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği" ile beslenmeye ilişkin tutumları "Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği" ile değerlendirilmiştir. Bireylerin %8.3'ü zayıf, %66.7'si normal, %25'i hafif kilolu ve obezdir. Kadınların faz açısı ortancası 6.07° ve erkeklerin 7.3° olup tüm bireylerin faz açısı ortancası 6.26°'dır. Bireylerin Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği puan ortancası 6, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği puan ortalaması 74.3 olarak belirlenmiştir. Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği ve Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği ile faz açısı kesim noktası ≥5.94 bulunmuştur. Faz açısının, Akdeniz diyetine uyumu öngörmede tanısal değeri olduğu ancak bu durumun istatistiksel olarak önemli olmadığı görülmüştür (p>0.05). Akdeniz diyetine bağlılık ile sağlıklı beslenme tutumu arasında pozitif yönde önemli bir ilişki belirlenmiştir (r=0.310, p=0.001). Sonuç olarak, bireylerde biyoelektirik impedans analizi ile değerlendirilen faz açısı, hücre sağlığı ve kaliteli beslenmenin değerlendirilmesinde bir belirteç olarak kullanılabilir.
Adherence to the Mediterranean diet during pregnancy: A cross-sectional study
This study aims to investigate the effect of nutritional knowledge level on adherence to the Mediterranean diet (MD) in pregnant women. For this purpose, a questionnaire study was applied to 241 pregnant women in a clinic in Edirne between January 2024 and March 2025. The sociodemographic data collection form, Mediterranean Diet Adherence Scale (MEDAS) and Nutrition Knowledge Scale (NKS) were used as data collection tools. As a result of the research, it was found that 53.5% of the participants had low, 28.6% had moderate and 17.9% had high adherence to the MD. There is a statistically significant relationship between MEDAS and NKS levels (p<0.001). The proportion of participants with low NKS levels who had moderate and high MEDAS levels was found to be significantly lower than those with low MEDAS levels (p<0.05). In participants with high NKS levels, the proportion of those with moderate and high MEDAS levels was found to be significantly higher than those with low MEDAS levels (p<0.05). In those with very high NKS levels, the rate of those with medium and high MEDAS levels was found to be significantly higher than those with low MEDAS levels (p<0.05). Pregnancy is a risky period in terms of nutrition. Therefore, in order to increase adherence to the MD in pregnant women, pregnant women should be informed and encouraged by nutritionists on this subject.
The effect of nutrition education on mediterranean diet quality index (KIDMED) among adolescents
This study was conducted to evaluate affects of theory based nutrition education on adolescent's (mean age: 12.5±1.1 years, boy/girl=19/21) Mediterranean diet adherence in Pelitköy Halit Selçuk Ortaokulu Balıkesir. Study was conducted with 40 volunteered adolescents between 19th of February 2020 and 22nd of May 2020. Self-administered Mediterranean Diet Quality Index (KIDMED) used in this study to asses adolescent's Mediterranean diet adherence. Nutrition education program prepared based on Türkiye Beslenme Rehberi 2015 and presented ones during the study. Duration of the education was approximately 60minutes. Social Cognitive Theory was the theoretical framework of the intervention. The intervention has been given via a computer based presentation assistance (Microsoft® PowerPoint®) which was heavily consisted of related images rather then long and elusive sentences. SPSS version 21.0 for Microsoft was used for statistical analysis. No statistically significant difference found in physical activity status and adherence to the Mediterranean diet (F(2,37) = 2.896, p = 0.068) as well as body weight status and adherence to the Mediterranean diet (F(2,37) = 0.925, p = 0.405). On average, there were 0.93 points increase in KIDMED scores after intervention (95% CI [-1.5, -0,34]) which was statistically significant (p=0.003). Intervention achieved to produce significant change towards adolescents breakfast making habits (p≤0.05). As a conclusion study shown that theory based nutrition education interventions has a potential towards increasing MeD adherence of adolescents'. This potential will may strengthen with repetition (frequency) of the education, family participation to the education process, health professionals involvement during preparation and presentation of the education, an enhanced scope (number of participants) and a complementary approach which will also focus on physical activity.
The association between mediterranean diet and emotional status among university students
This study carried among university students in order to assess compliance with the Mediterranean diet and it is relationship between mood included 277 students from Yeditepe University, Faculty of Health Sciences. Participants' sociodemographic characteristics; income level; school performance; participation in social activities; willingly choosing the registered department were also asked as well as their anthropometric measurements. Mediterranean diet adaptation scale was used to determine Mediterranean diet adherence scores. Beck Depression Scale and Profile of Mood States were used to determine the mood states of individuals. As a result of our study, the majority of participants were found to be compatible with the Mediterranean diet (75.8%) and normal depression status (59.6%). A significant correlation was found between adherence to the Mediterranean diet and emotional states of tense, angry, energetic, fatigued (p <0.05). No significant relationship was found between the Mediterranean Diet scores and the Beck Depression scores. The relationship between Mediterranean diet and depression should be examined in more details and individuals' awareness of the relationship between mood and nutrition should be increased. Key words: Mediterranean diet, Profile of Mood States, Beck Depression Profile, University students.
Yetişkin bireylerin kronotipinin, bireyin akdeniz diyetine uyumu, uyku kalitesi, hedonik açlık düzeyi ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırma, yetişkin bireylerin kronotipinin kişinin beslenme alışkanlıkları, Akdeniz diyetine uyumu, uyku kalitesi, hedonik açlık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi amacıyla planlanmış, araştırmaya katılmayı kabul eden 18-65 yaş arası 1130 birey ile yürütülmüştür. Araştırmada bireylerin sosyodemografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları sorgulanmış, bireylere Sabahçıl- Akşamcıl Testi, Akdeniz diyetine uyum ölçeği, Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi, lineer Regresyon analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, LSD Post Hoc testi, Cronbach Alfa gibi istatistiksel analizler kullanılmış olup bu analizler SPSS 22.00 istatistik paket programı ile yapılmıştır. Bireylerin %81.3'ü ara tip, %5.1'i sabahçıl, %13.5'i akşamcıl kronotiptedir. Yetişkin bireylerin BKİ değerlerine göre kronotipleri açısından aralarındaki farklara ait ki-kare değeri p0.05). Yetişkin bireylerin kronotiplerine göre PUKİ puanları açısından aralarındaki fark anlamsız bulunmuştur (p>0.05). Zayıflamayı isteme nedeniyle öğün atlayanların, ara öğün yapmayanların, dışarıdan yemek yiyenlerin ve gece uyanıp yemek yiyenlerin daha çok akşamcıl tipler oldukları gösterilmiştir (p< 0.05). Obez bireylerin düşük kilolu, normal kilolu, fazla kilolu olanlara göre BGÖ puanları arasındaki farklar daha yüksek ve anlamlı bulunmuştur (p< 0.05). Beslenmeuyku sirkadiyen ritim-açlık etkileşimindeki davranışsal ve biyolojik mekanizmaların iv aydınlatılmasında biyokimyasal belirteçlerin de kullanıldığı iyi kontrollü fizyolojik çalışmalara ihtiyaç vardır.
Üniversite öğrencilerinin beslenme durumlarının Akdeniz diyet kalite indeksi ile değerlendirilmesi
Bu araştırma, Mersin ilinde eğitim gören üniversite öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini, beslenme alışkanlıklarını ve Akdeniz diyeti kalite indeksi ile beslenme durumlarını değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmaya %58,5'i erkek, %41,5'i kız olmak üzere gelişigüzel seçilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 400 öğrenci alınmıştır. Soru kağıdı ile öğrencilere ilişkin genel bilgiler, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı, besin tüketim sıklığı ve fiziksel aktivite kaydı alınmıştır. Ayrıca Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi (KIDMED) uygulanmıştır. Öğrencilerin yaş ortalaması erkek öğrencilerde 21,6±1,9 yıl, kız öğrencilerde 21,1±1,7 yıl bulunmuştur. Öğrencilerin büyük çoğunluğu normal BKI'ye (≥18,5-<24,9 kg/m²) (erkeklerde %61,5, kızlarda %73,0) sahiptir. Ortalama BKI erkek öğrencilerde 23,8±3,8 kg/m², kız öğrencilerde 21,5±3,2 kg/m²'dir. Öğrencilerin sigara kullanımı erkeklerde %54,2 kızlarda %35,5'tir. Alkol kullanımı ise erkek ve kızlarda sırasıyla %48,7 ve %35,5'tir. Erkeklerin %62,8'i, kızların %63,9'u öğün atlamaktadır. En çok atlanan öğün erkeklerde %68,0 ve kızlarda %53,8 ile kahvaltı öğünüdür. Öğün atlama nedenine erkeklerin %35,4, kızların %37,8 vakit yetersizliği cevabını vermiştir. Erkek öğrencilerin %51,7'si, kız öğrencilerin %29,5'i düzenli egzersiz yapmaktadır. Öğrencilerin çoğu her gün süt, yoğurt tüketmektedir (erkeklerde %29,1 kızlarda %27,7). Kırmızı et tüketimi genellikle haftada 1-2 kez (erkeklerde %36,3, kızlarda %31,3) iken balık tüketimi genellikle ayda 1 (erkeklerde %33,8, kızlarda %39,8) olmaktadır. Her iki grupta da öğrencilerin yarıdan fazlası beyaz ekmeği her gün tüketmektedir (erkeklerde %51,3, kızlarda %50,6). İçeceklerden kolalı içecekler (erkeklerde %29,1, kızlarda %25,9), çay (erkeklerde %73,9, kızlarda %63,9) ve kahve (erkeklerde %33,3, kızlarda %42,2) her gün tüketilmektedir. Öğrencilerin enerji gereksinimlerinin karşılama oranı erkeklerde %52,8, kızlarda %59,7'dir. Enerjinin her iki grupta da; karbonhidrattan sağlanan oranı ideal aralığın altında, protein ve yağdan gelen oranı ideal aralığın üstündedir. KIDMED puanı kötü (0-3 puan) olan erkek öğrencilerin oranı %50,0 kız öğrencilerin oranı %44,0 . Erkeklerin %10,3'ünün, kızların %6,6'sının KIDMED puanı iyi (8-12 puan) düzeydedir. Üniversite öğrencilerinin yeterli ve dengeli beslenme ve fiziksel aktivite düzeylerini artırmak için bilinç düzeylerini yükseltecek çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca ülkemiz için diyet kalitesini belirleyen basit ve kullanışlı bir kalite indeksi geliştirilmesi de araştırmalar açısından faydalı olacaktır.
11-15 yaş grubu çocukların antropometrik ölçümleri ile besin tüketim sıklığı ilişkisinin kidmed skoru kullanılarak saptanması
Elif Ceren Kalaycık, 11-15 Yaş Grubu Çocukların Antropometrik Ölçümleri İle Besin Tüketim Sıklığı İlişkisinin Kidmed Skoru Kullanılarak Saptanması. Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2020. Bu çalışmanın amacı 11-15 yaş grubu okul çağı çocuklarında antropometrik ölçümler ile besin tüketim sıklığı ilişkisinin KİDMED skoru kullanılarak Akdeniz diyetine uyumunun etkisini belirlemektir. Bu amaçla çalışma Aralık-Mart 2019 tarihleri arasında Adana ilinde eğitim gören Vakıfbank ortaokul öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmaya herhangi kronik rahatsızlığı, besin alerjisi ve malabsorbsiyon gibi hastalığı olan öğrenciler kabul edilmemiştir. Bu nedenle çalışmaya 151 erkek (%54.7), 125 kız (%45.3) olmak üzere 11-15 yaş arasındaki 276 ortaokul öğrencisi alınmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin IPAQ formundan elde ettikleri puan 0-9942 arasında olup IPAQ değerlendirmesi sonucunda öğrencilerden 145'inin (%52.5) orta, 82'sinin (%29.7) yüksek, 49'unun da (%17.8) düşük fiziksel aktivite gösterdiği saptanmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin KİDMED skoru ortalama 5.03±2.56 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç göz önünde bulundurulduğunda öğrencilerin Akdeniz diyetine uyum düzeyi ortadır. Akdeniz diyetinde yer alan besinleri tüketip tüketme durumlarına göre yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerden 154'ünün (%55.8) orta, 66'sının (%23.9) kötü, 56'sının da (%20.3) en iyi Akdeniz diyet kalitesine sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Çağı Çocukları, Beslenme, Akdeniz Diyeti Kalite İndeksi
Üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığı, fiziksel aktivite ve beslenme durumunun incelenmesi
Günümüzde sosyal medya insanların yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ancak sosyal medya kullanma alışkanlığı zamanla bağımlılığa dönüşebilmektedir. Sosyal medya bağımlılığı bireylerin fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve beslenme davranışları üzerinde zararlı bir etkiye sahip olabilmektedir. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığını saptamak ve sosyal medya bağımlılığının beslenme durumu ve fiziksel aktivite üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma korelasyonel (illişkisel) bir çalışmadır. Çalışmaya gönüllü 406 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veriler online anket formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada öğrencilerin demografik özellikleri, beslenme durumu, fiziksel aktivite düzeyleri sorgulanmış ve sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek için 'Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği' ve beslenme durumunu belirlemek için 'Akdeniz Diyeti' ne Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %25.6'sı erkek, %74.4'ü kız olup yaş ortalamaları 21.07±3.06'dır. Öğrencilerin %66.0'sı iki ana öğün tüketmektedir ve en çok atlanan öğün öğle öğünüdür. Erkek öğrencilerin %59.6'sının; kız öğrencilerin %57.9'unun Akdeniz Diyeti' ne uyumları orta düzeydedir. Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim gören öğrencilerin Akdeniz Diyeti' ne uyumları diğer fakültedeki öğrencilerden daha yüksektir (p<0.05). Ana öğün tüketirken öğrencilerin %6.3'ü her zaman, %20.0'ı sıklıkla sosyal medya kullanırken %18.9'u ana öğün tüketirken hiç sosyal medya kullanmamaktadır. Öğrencilerin %63.8'inde farklı düzeylerde sosyal medya bağımlılığı saptanmıştır. Öğrencilerin %45.6'sı hafif aktivite düzeyindedir. Akdeniz Diyeti' ne uyum azaldıkça sosyal medya bağımlılığında artış olmaktadır (p<0.05). Fiziksel aktivite düzeyi ve SMBÖ puanı arasında ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Sonuç olarak sosyal medya bağımlılığı öğrencilerin sağlıklı beslenme durumlarını etkilemektedir. Öğrencilerin sosyal medya kullanımı esnasında yemek yememe, ana öğün tüketirken sosyal medya kullanmama, sosyal medya kullanırken atıştırmalık tüketmeme ve doğru beslenme alışkanlıkları kazanma konusunda bilinçli olmaları sağlanmalıdır. En sağlıklı beslenme şekli olarak kabul edilen Akdeniz Diyeti' ne uyumlu beslenmeleri konusunda eğitilmelidir ve sağlık üzerine etkileri konusundaki farkındalıkları artırılmalıdır.