Üretim sektörü

67 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kantil regresyon ve en küçük kareler yöntemlerinin karşılaştırılması: Bir uygulama denemesi

Bu çalışmada işletme kârlılığını etkileyen faktörler kantil regresyon analizi ve en küçük kareler yöntemi ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş, asimetrik dağılıma sahip olduğu düşünülen işletme kazançlarının modellenmesinde, bu iki analiz ve yöntemin birbirlerine olan üstünlüklerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, işletmelerin kârlılığını etkilediği düşünülen finansal kaldıraç ve işletme büyüklüğü faktörleri ele alınmış, bu faktörlerin işletme kârlılığının dağılımının farklı kantilleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. İşletme büyüklüğü, finansal kaldıraç ve kârlılığın ölçülmesinde çeşitli finansal oranlar ve finansal tablo kalemlerinden yararlanılmıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da işlem gören imalat sektöründeki 183 firmanın 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılmış ve toplam 536 gözlemden oluşan bir örneklemden yararlanılmıştır. Özellikle asimetrik dağılıma sahip değişkenlerin modellenmesinde, en küçük kareler yönteminden daha doğru ve yansız sonuçlar üreten kantil regresyon analizi sayesinde dağılımın koşullu ortalaması yerine, kantilleri modellenmiştir. Böylece işletme büyüklüğü ve finansal kaldıraç faktörlerinin düşük ve yüksek kârlı işletmeleri farklı yönlerde ve düzeylerde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kantil regresyon, En küçük kareler, Finansal kaldıraç, İşletme büyüklüğü

En küçük kareler yöntemiFinansal kaldıraçlarKantil regresyon+4
Önder Dorak
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Krizlerin imalat sektörü üzerindeki etkilerinin finansal rasyolarla analiz edilebilirliği ve 2008 örneği

1990'lı yıllarda, dünyada yaşanan küreselleşme sürecinin etkisiyle ortaya çıkan neoliberal ekonomik sistem, ekonomi tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen sıklıkta finansal krizlerin oluşmasına neden olmuş ve bu krizlerin yarattığı olumsuzluklar da işletmelerin faaliyetleri üzerinde etkisini göstermiştir.?Krizlerin İmalat Sektörü Üzerindeki Etkilerinin Finansal Rasyolarla Analiz Edilebilirliği? başlığını taşıyan bu doktora tezi, bir üçüncü nesil finansal kriz modeli olan 2008 krizinin, imalat sanayi alt sektörleri itibari ile işletmelerin finansal göstergeleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacını taşımaktadır. Bu amaç ile hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören imalat sanayi işletmelerinin kriz öncesi, kriz süreci ve kriz sonrası dönemleri de kapsayacak şekilde, 2006-2010 yılları arası mali tablolarından, işletmelerin likidite, mali yapı, faaliyet etkinliği, karlılık ve büyüme oranlarına ilişkin 18 finansal rasyo ile 2008 krizinde Türkiye için belirlenen 5 kriz göstergesi araştırma değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Değişken sayısının fazlalığı ve değişkenlerden hangilerinin, hangi alt sektörlerde etkili olduğunun belirlenmesi amacı ile araştırmada faktör analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmada, bir üçüncü nesil kriz modeli olan 2008 krizinin, Türkiye'de imalat sanayi alt sektörleri itibari ile özellikle likidite oranlarını, faaliyet etkinliği oranlarını ve karlılık oranlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Bu tez ile imalat sanayide faaliyet gösteren işletmelerin, kriz riskini minimize edecek finansal politikalar geliştirebilmeleri için gerekli veriler elde edilmiş olmakta ve bu bulgular, tezin orijinal yönünü oluşturması yanında kriz riski karşısında uygulanması gereken finansal politikaların oluşturulmasına da katkı sunmaktadır.

Ekonomik etkiEkonomik kriz 2008Ekonomik kriz+2
Günay Deniz Dursun
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markasının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin belirlenmesine yönelik üretim sektöründe bir araştırma

Sanayi toplumunda beden gücü önemli iken, bilgi toplumunda nitelikli, bilgili işgücünün önemi artmıştır ve insan kaynağına duyulan ihtiyaç daha önemli hale gelmiştir. İşletmeler de beden gücü yanında yetenekli, nitelikli insanlara ihtiyaç duyar hale gelmiştir. İşletmeler de yetenekli işgücünü bünyesine çekmek için toplumda belirli imaj yaratma çabasına girişmişlerdir. Böylelikle insan kaynakları alanında yeni bir kavram olan işveren markası kavramı ortaya çıkmıştır. İşveren markası sayesinde işletmeler çekicilik yaratarak potansiyel nitelikli işgörenleri kendine çekmekte, mevcut işgörenleri ise örgütsel bağlılık yaratarak elde tutmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, işveren markasının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde işveren markası, ikinci bölümünde örgütsel bağlılık ve işveren markası ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar, son bölümünde ise üretim sektöründe gerçekleştirilmiş araştırmaya yer verilmiştir. Çalışma Kütahya'da seramik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın çalışanlarının katılımıyla yapılmıştır. Çalışanlara demografik özellikler, işveren markası ve örgütsel bağlılık ile ilgili ifadelerin yer aldığı anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada bağımlı değişken ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler regresyon ve korelasyon analizleriyle ortaya konulmuştur. SPSS 13 programı aracılığıyla frekans, faktör, güvenirlik analizleri ile işveren markasının örgütsel bağlılığa etkisini ve iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, işveren markası ile örgütsel bağlılık arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Örgütsel bağlılıkÖrgütsel çekicilikÜretim sektörü+1
Umahan Efe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry

From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.

Government supportEconometricsEconometric analysis+4
Ali Recai Direkçi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevre belirsizliği altında, rekabet stratejileri ile tedarik zinciri stratejilerinin firma performansına etkisi: İMKB imalat sektörü uygulaması

Firmaların daha fazla karlılık ve daha fazla büyüme gibi hedeflere ulaşma gayeleri vardır. Günümüzde firmaların bu amaçlarına ulaşmaları için bir yandan yerli ve küresel rakiplerle rekabet etmeleri gerekmektedir. Diğer yandan da mevcut yapılarını değişen ve gelişen koşullara göre revize etmeleri gerekmektedir. Rekabette ayakta kalabilmek için uzun dönemli rekabetçi yapılarını devam ettirmeleri aynı zamanda tüm kaynaklarını etkin kullanmaları gerekmektedir. Bu durum firmaların rekabetçi bir konum belirlemeleri ve rekabet stratejilerinden kendilerine uygun olan bir stratejiyi belirleyip kullanmalarını gerektirmektedir. Aynı zamanda kaynaklarının etkili kullanımı için de tedarik zinciri sistemi ve buna bağlı olarak da uygun bir tedarik zinciri stratejisi benimsemeleri gerekmektedir.Bu çalışmada Tedarik zinciri stratejileri ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Tedarik ve rekabet stratejileri arasındaki ilişki için firmaların finansal performansına olan etki kullanılmıştır. Ayrıca tedarik zinciri stratejilerini, rekabet stratejilerini ve firma performansını çevre belirsizliğinin etkileyip etkilemediği ölçülmüştür. Ölçme aracı olarak geçerliği ve güvenirliği başka bir ülkede hazırlanıp uygulanmış olan anket soruları kullanılmıştır. Gaziantep'te faaliyette bulunan 12 halıcılık sektörü firmasına pilot anket uygulanmıştır. Anket verileri SPSS 20,0 paket programında analize tabi tutulmuştur. Yeterli güvenirlik değeri sağlandığından İMKB imalat sanayindeki 16 firmaya ikinci pilot uygulama yapılarak ölçek güvenirliği hesaplanmış ve 0,856 bulunmuştur.Ana uygulama İMKB imalat sanayindeki 174 firmaya yapılmış ve 90 tanesinden geçerli anket alınarak analizlere tabi tutulmuştur. Ana uygulama faktör analizine tabi tutularak önce faktörler belirlenmiş ve daha sonra her faktörün güvenirliği hesaplanmıştır. Faktör yükü düşük olan maddeler analizden çıkarılmıştır. Daha sonra araştırma için belirlenen hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Bunun için AMOS 20,0 paket programı kullanılmıştır. Kurulan model yapısal eşitlik modeliyle test edilerek modelin doğruluğu belirlenmiştir. Analiz sonucunda; rekabet stratejilerinin tedarik zinciri stratejileri üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Çevre belirsizliği yüksek olduğunda maliyet liderliği stratejisinin ile yalın tedarik zinciri stratejisi kullanımının diğerlerine göre daha yüksek bir etki oluşturduğu, çevre belirsizliğinin düşük olduğu koşullarda ise farklılaştırma stratejisi ile yalın tedarik ve çevik tedarik stratejileri arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ayrıca yüksek belirsizlikte yalın tedarik zincirinin, düşük belirsizlikte ise çevik tedarik zinciri stratejilerinin firma performansını daha yüksek oranda açıkladıkları görülmüştür.Bu sonuçlar doğrultusunda firmalara belirsizliğin yüksek olduğu koşullarda maliyet liderliği stratejisi ile yalın tedarik zinciri stratejisini kullanmaları ve belirsizliğin düşük olduğu koşullarda ise farklılaşma stratejisi ile çevik tedarik zinciri stratejisini kullanmaları önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Finansal Performans, Yapısal Eşitlik Modeli, AMOS, Rekabet Stratejileri, Tedarik Stratejileri, Firma Performansı, İMKB.

Firma performansıPerformansRekabet+6
Yavuz Akçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim işletmelerinde örnekedinme sistem tasarımı

Rekabetin en üst düzeyde yaşandığı günümüz endüstri dünyasında, işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için yönetim tekniklerinde değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir. İşletmeler, gelişmeleri gereken önemli alanlarda dünya lideri işletmelerle nasıl karşılaştırma yapacaklarını ve dünya çapında kullanılan yöntemleri nasıl sağlayacaklarını belirlemelidirler. Süreç ve sonuçların etkinlik ve verimlilik yönünden sistematik olarak başka kuruluşlarla karşılaştırılması, en iyi uygulamaların belirlenerek, onlara ulaşmak için gerekli değişiklikleri, örnekedinme tekniği ile gerçekleştirebilecektir. Örnekedinme, en güçlü rakipler ya da endüstri lideri olarak bilinen işletmeler karşısında ürünlerin, hizmetlerin ve uygulamaların sürekli olarak ölçülmesidir. Örnekedinme tekniği ile işletmeler pazarda uzun dönemli rekabet üstünlüğü sağlayabilecektir. Örnekedinme toplam kalite yönetimi içerisinde yer almakta ve en güçlü kalite araçlarından birisi olarak nitelendirilmektedir. Pek çok işletme, kalite gelişim sürecini çeşitli araçlarla gerçekleştirilmektedir. Bu araçlardan biri de örnekedinmedir. Örnekedinme işletmelerin anahtar süreçlerinde çok belirgin iyileşmeleri sağlayabilmektedir. Örnekedinme, süreçlerin dönüş zamanlarının kısalması, toplam performans mükemmelliğini yakalama, kalite ve verimliliği arttırma, üretim maliyetlerini azaltma gibi olanaklar sağlayabilir. Buna bağlı olarak ürün-hizmet, satış, kâr, maliyet, müşteri memnuniyeti ve diğer bütün fınansal ve finansal olmayan başarıların sürekli bir gelişme sürecinde bulunmasını sağlayabilmektedir. Dünyada bu yöntemi uygulayan işletmeler önemli ölçüde maliyet azaltımı sağlayabilmişlerdir. Ülkemizde örnekedinme kalite tekniği pek yaygın olmamakla birlikte uygulayan büyük işletmeler bulunmaktadır. İşletmelerimizin küresel rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri için yeni yönetim sistemlerini uygulamaları zorunluluk haline gelmektedir.

BenchmarkingKaliteKalite yönetimi+4
Tülay Cinel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Performans değerlendirme sisteminden duyulan memnuniyet üzerine üretim sektöründe bir alan araştırması

Performans değerlendirme sistemi insan kaynakları yönetiminin en önemli unsurlarından biridir. İşletmelerin, performans değerlendirme sisteminden bekledikleri en büyük fayda işletmenin karını arttırmaktır. İşletmenin karını arttırmayı hedefleyen örgüt uyguladığı performans değerlendirme sistemi konusunda çalışanların algısını dikkatten kaçırmamalıdır. Bu çalışmada, üretim sektöründe faaliyet gösteren ve performans değerlendirme sistemi uygulayan köklü bir firma baz alınmıştır. Çalışma kapsamında performans değerlendirme sisteminden duyulan memnuniyetin; algılanan sistem bilgisi, örgütsel adalet ve iş tatmini ile aralarındaki ilişkilere bakılmış olup aynı zamanda performans değerlendirme sisteminden duyulan memnuniyetin, cinsiyet ve eğitim değişkenlerine göre değişip değişmediği de incelenmiştir. Bu ilişkilerin tespitinde SPSS programından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda çalışanların performans değerlendirmeden duyduğu memnuniyetin; algılanan sistem bilgisi, örgütsel adalet ve iş tatmini ile pozitif yönde ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda performans değerlendirme sisteminden duyulan memnuniyetin cinsiyet değişkenine göre farklılık göstermediği tespit edilmiş olup eğitim düzeyi değişkenine göre ise farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Performans değerlendirme, algılanan sistem bilgisi,örgütsel adalet, iş tatmini.

PerformansPerformans değerlendirmeÖrgütsel adalet+2
Muammer İşleyen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat sektörü çalışanlarının güvenlik iklimine ilişkin algılarının değerlendirilmesine yönelik bir araştırma

İmalat sektöründe iş kazaları karşılaşılan en önemli sorunlardan biridir. Bu sektörde meydana gelen iş kazlarını önlemek ve ülke ekonomisine olan katkısını artırarak devamlılığını sağlamak için çalışma ortamlarındaki bireylerin güvenlik iklimi algıları önemle üzerinde durulan bir kavramdır. Çalışmanın amacı, imalat sektörü çalışanlarının güvenlik iklimi hakkındaki tutum ve algılarını ölçerek yapılacak değerlendirmelerle iş kazalarını azaltmak, iş kazalarının maliyetini düşürmek ve nihayet ekonomik büyümeyi teşvik etmektir. Bu araştırmada, imalat sektörü çalışanlarının güvenlik iklimine ilişkin algılarının; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, çalışma süresi, kaza veya ramak kala olay yaşama durumu ve iş kolu değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermedikleri incelenmiştir. Güvenlik iklimi algısını ölçmek amacıyla anketten faydalanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi amacıyla, frekans analizi, normallik testi, faktör analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), t testi (cinsiyet) ve güvenlik iklimi puanlarının farkını karşılaştırmak için Çoklu Varyans Analizi (MANOVA) yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çalışanların güvenlik iklimine ilişkin değerlendirmelerinin yaşlarına, tecrübelerine ve kaza veya ramak kala olay yaşama durumlarına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Güvenlik bilinci ve yetkinlik, güvenlik iletişimi ve güvenlik önlemlerinin imalat sektöründeki çalışanların güvenlik iklimi ölçümünde önemli faktörler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların güvenlik iklimine ilişkin değerlendirmelerinin cinsiyete, eğitim düzeylerine ve çalıştıkları iş koluna göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir.

GüvenlikGüvenlik iklimiÜretim sektörü+2
Fahri Oluk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nano kompozit ve hibrit kompozitlerin üretim ve deneyleri sırasında insan sağlığını etkileyen riskler ile alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin araştırılması

Araştırmacılar, endüstriyel malzemelerin dayanım özelliklerini, gün geçtikçe artan endüstriyel beklentileri karşılamak amacıyla, sürekli geliştirme çalışmalarına devam etmektedir. Ve çalışmaların birçoğu kompozit malzemelerin geliştirilmesi ve üretilmesi üzerinedir. Kompozit; metal, seramik, plastik ve refrakter gibi geleneksel malzeme gruplarına, çoğunlukla fiber, kılcal kristal, pulcuk ve parçacık formlarda takviye elemanı ilavesiyle elde edilen karma yapılı bir malzemedir. Kompozit malzemelerin genel üretim yöntemleri, ana fazın hal durumuna bağlı olarak değişik gruplar altında grupta toplana biliyor. Bu tezde yeni üretilen Nano Kompozit ve Hibrit Kompozit malzemenin üretim aşamasında ve üretim sonrası dayanıklılık ve kalite testleri sırasında insan sağlığını etkileyebilecek durumlar araştırılmış, alınabilecek önlemler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca üretilen yeni malzemenin fiziki yapısı incelenirken deney aşamasında deneyde uygulanan yöntemden kaynaklı hesaplamalardan kaynaklanacak farklılıkları hataların en aza indirilebilmesi için uygun hesaplamalar geliştirmek. Uygun hesaplama yapabilmek için yeni üretilen bir kompozitin yoğunluğunu uluslararası standartları kullanarak hesaplamak. Burada elde edeceğim sonucun insan sağlığını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve olası kazaların önüne geçmek.

Endüstriyel işletmelerHibrit malzemelerKompozitler+7
Mehmet Çolak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zinciri stratejilerinin lojistik performansına etkisi: Gaziantep imalat sektöründe bir uygulama

Önceden küreselleşme olarak nitelendirdiğimiz dönemin bir üst segmenti olan dijital çağın son sürat gelişmeye devam etmesiyle, ülkeler arasındaki fiziki sınırlar ortadan kalkmış neredeyse ulusal ticaret yapılan bir hal almıştır. Tüketim döngüsünün çok fazla arttığı bu çağda, üretim yapan birçok firmanın ayakta durmakta zorlandığını bunun yanında bazılarının da bu hızlı döngüyü fırsata dönüştürerek pazar paylarını artırdığını ve hızlı şekilde büyüdüğünü görmekteyiz. Bu başarıyı elde eden firmalar incelendiğinde arka planda iyi bir tedarik zinciri koordinasyonu ve stratejisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı da tedarik zinciri stratejisinin iki ana parametresi olan yalın ve çevik stratejilerinin, lojistik performans boyutlarından kalite, esneklik, maliyet, hız ve güvenirlilik boyutlarına olan etkisi, işletmelerin orta ve üst düzey yöneticilerinden, anket tekniğiyle toplanıp analiz etmektir. Araştırmanın evreni Gaziantep Sanayi Odasına üye toplam 463 imalat yapan firmadan oluşmaktadır Araştırmanın örneklemi, bu firmalar arasından kolayda örnekleme yöntemi ile 211 firma hedeflenmiştir ancak Covid-19 Pandemi dönemine denk gelmesinden dolayı 154 imalat firma örneklemimizi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modelinin analizi neticesinde çevik tedarik zinciri stratejisinin kalite, hız ve güvenilirlik, esneklik ve maliyet performanslarını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yalın tedarik zinciri stratejisinin ise lojistik performansı boyutlarını anlamlı olarak etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Yalın tedarik zinciri stratejisi ile ilgili hipotezlerin çalışmamızda doğrulanamamış olmasının temel sebebinin, çalışmanın döneminden kaynaklandığı ve araştırma için oluşturulan anket Covid-19 Pandemi döneminde toplandığından dolayı, beklenenin dışında sonuçlar elde edildiği düşünülmektedir. Yalın tedarik zinciri stratejisi tahminlerin doğruluğuna ve daha öngörülebilir ortamlara göre çalışmaktadır. Çevik tedarik zinciri stratejisinin kararsız ve belirsiz ortamlarda şirketlerin ortaya çıkan faktörleri yeniden yapılandırma ve uyarlama yeteneğine sahip olması yani böyle kaotik ortamlarda kendini sürekli hazır olarak tutması nedeniyle Covid-19 Pandemi süreci gibi öngörülemeyen ortamlarda çevik strateji izleyen şirketler bunu fırsata çevirebilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Tedarik zinciri stratejisi, lojistik performansı, yapısal eşitlik modeli

LojistikPerformansStratejik çeviklik+6
Evrim Burcu Küllük Abdan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üretim sektöründe hata türü ve etkileri analizi: Elektronik işletmesine yönelik bir uygulama

Kalite hiç şüphesiz son yılların en önemli rekabet faktörlerinden birisi haline gelmiştir. Kaliteyi en uygun maliyet ile yakalayabilmek ve ürünü en kısa zamanda müşteriye ulaştırmak için işletmeler yeni üretim sistemlerine geçiş yapmaktadır. Firmalar, üretim maliyetlerini düşürürken kalitenin yükseltilmesi amaçlamaktadırlar. Üretimde otomasyon sistemlerinin kullanılması ile birlikte de üretim maliyetleri azalmış ve üretim hızı artış göstermiştir. Yeni üretim sistemlerinin kullanılması ile birlikte kalite iyileştirme konusunda da çalışmalar yapılması gerekmektedir. Üretim prosesinin ve ürünün kalitesinin sağlanmasına yönelik birçok farklı teknik kullanılmaktadır. Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA) de ortaya çıkan hataları engelleyerek ve hatanın oluşmadan önce tespit edilmesini amaçlayan ve risklerin ortadan kaldırılması ya da kabul edilebilir düzeye indirilmesini sağlayan tekniklerden biridir. Kalite iyileştirme uygulamalarından HTEA, sistem, tasarım, proses ve servis alanlarında kullanılmak üzere çeşitlere ayrılmaktadır. Tüm sektörler için uygulanabilir olması bu tekniği diğerlerine göre avantajlı hale getirmektedir. Bu çalışmada HTEA tekniğinin çeşitlerinden biri olan Proses HTEA kullanılmıştır. HTEA detaylı olarak anlatılmış ve elektronik sektörüne yönelik uygulaması beyin fırtınası tekniği kullanılarak değerlendirilmiş, düzeltici ve önleyici faaliyetler belirlenerek analiz sonuçlandırılmıştır. Risk öncelik göstergesi değerleri karşılaştırılarak bu proses için uygulanan kalite iyileştirme çalışmaları tamamlanmıştır. Bu sonuçlar değerlendirildiğinde analizin işletmedeki proses hatalarını ortadan kaldırarak üretim prosesini iyileştirdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA), Kalitee İyileştirme, Proses

Elektronik sektörüHata türleri ve etkileri analiziKalite+2
Mehmet Hasar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İmalat sektöründeki işletmelerde çalışma sermayesi yönetimi ve firma performansı ilişkisi

Firmaların bütün faaliyetlerini etkileyebilen ve bu açıdan son derece önemli olan çalışma sermayesi ile ilgili geniş bir akademik çalışma yelpazesi bulunmaktadır. Bu çalışmada da, Borsa İstanbul'da (BIST) işlem gören imalat sanayi firmalarının çalışma sermayesini etkileyen değişkenlerin tespit edilerek, çalışma sermayesinin hem faaliyet performanslarına hem de finansal performanslarına olan etkilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma sermayesi belirleyicilerinin ve çalışma sermayesi ile finansal performans arasındaki ilişkinin incelemesinde Panel Veri Analizi, faaliyet performansını yansıtan etkinlik ve toplam faktör verimliliği incelemesinde Veri Zarflama Analizi ve Malmquist Toplam Faktör Verimliliği Endeksi, çalışma sermayesi ve faaliyet performansı arasındaki ilişkinin incelemesinde ise Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak; çalışma sermayesi oranı ve nakit dönüşüm süresi, aktif karlılığı, özkaynak karlılığı arasında pozitif; çalışma sermayesi ve finansman gideri/net satışlar, duran varlıklar/aktif toplamı, stok/dönen varlıklar oranı arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Karlılık ve cari oran, dönen varlıklar/aktif toplamı arasında pozitif; karlılık ve borç/özkaynak oranı arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu gözlenmiştir. İncelenen dönem boyunca 112 firmadan sadece 6'sı göreli etkin faaliyet göstermektedir ve genel olarak azalan getiriye sahip firma sayısı oldukça fazladır. Pür teknik etkinlik iyileşmesine bağlı etkinlik kaynaklı verimlilik artışı tespit edilmiştir. Lojistik Regresyon Analizinde, cari orandaki bir birimlik artışın firmaların etkin olma olasılığını 1,5 ve net satış büyüme oranındaki bir birimlik artışın firmaların etkin olma olasılığını 4,3 kat arttırmakta olduğu tespit edilmiştir.

Firma performansıPerformansÜretim sektörü+2
Gülgün Karagözoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerdeki yönetim tarzı algısının çalışanların izlenim izlenim yönetimi ve kariyer tatmini ile olan ilişkisi: Düzce ili imalat sektöründe bir araştırma

Örgütler birbirinden farklı amaçlara sahiptir ve her örgüt bu amacını gerçekleştirmek için paydaşları ile işbirliği yapma ihtiyacı duymaktadır. Örgütlerin amaçları olduğu gibi ilişki içindeki paydaşlarında kendi amaçları vardır. Ortak amaç etrafında toplanan taraflar bile kendi özünde farklılaşan amaçlara sahip olabilir. Bu amaçların gerçekleştirilmesinde çeşitli yöntemler kullanan taraflar seçtikleri yöntemleri kendi yetenekleri ile uyumlu olarak seçerken aynı zamanda örgütün kültürüne ve yönetimin yönetme tarzına da uygun olarak seçerler. Çalışanlar ise, izlenim yönetimi taktiklerini kullanarak diğerlerini etkilemeye ve kendileri hakkında oluşacak fikirleri şekillendirmeye çalışırlar. İzlenimleri başarılı bir şekilde yönetebilen çalışanlar ise, kariyer hedeflerine daha kolay ulaşarak kariyerlerinden tatmin olmaktadırlar. Bu çalışmanın temel amacı, örgütlerdeki yönetim tarzı algısının çalışanların izlenim yönetimi davranışları ve kariyer tatmini ile olan ilişkisini incelemektir. Çalışmada, kişilerin algıladıkları yönetim tarzına göre kullandıkları izlenim yönetimi taktikleri ve kariyer tatminlerinin değişim gösterip göstermediği incelenmiş ve demokratik-katılımcı, tam serbestiyetçi, otoktarik yönetim tarzına göre ne tür izlenim yönetimi geliştirdikleri ve yine yönetim tarzı algılarına göre kariyer tatminlerinin olumlu ya da olumsuz olarak nasıl şekillendiği değerlendirilmiştir. Kişinin kullanacağı izlenim yönetiminin kişinin kariyer tatminine etkisinin olduğu görülerek, bu iki kavramın birbiri ile ilişkili olduğu değerlendirilmiştir. Düzce ili kapsamında gerçekleştirilen araştımanın evrenini Düzce ilindeki imalat sektörü çalışanları oluşturmaktadır. Nicel araştırma yönteminin tercih edildiği araştırmada veriler anket tekniği ile tam sayım yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri ölçmek için yapılan korelasyon ve regresyon analizleri sonucunda yönetim tarzı algısı, izlenim yönetimi ve kariyer tatmini değişkenleri arasında anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılıkları T-Testi ve ANOVA analizi kullanılarak test edilmiş ve analiz sonucunda anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

KariyerKariyer tatminiKurumsal izlenim yönetimi+6
Aysun Devrim Yemenici
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zekâ yöntemleri ile işletmelerin finansal başarısızlığının tahmin edilmesi: Bist imalat sektörü uygulaması

Finansal başarısızlık, işletmelerin geleceğini tehdit etmesi yanı sıra başarısız işletme sayısının artmasıyla ülkenin ekonomik büyümesi üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır. Başarısızlığı önceden öngörmek ve bunun neticesinde tedbirler alıp sıkıntılı durumdan kurtulmak, işletmeler açısından hayati derecede önemlidir. Finansal başarısızlığın önceden tahmini konusunda birçok modeller geliştirilmiştir. Bu modeller daha çok istatistiki teknikler ve yapay zekâ teknikleridir. Bu çalışmada finansal başarısızlık tahminleri yapay sinir ağları, destek vektör makineleri ve ensemble öğrenme modelleri kullanılarak yapılmıştır. BİST imalat sektöründe işlem gören/görmüş olan 140 şirket örneklem olarak alınmıştır. Modele girdi değişkenleri olarak literatürde sık kullanılan 26 finansal oran kullanılmıştır. Çalışmada modellerin sınıflandırma performansları karşılaştırılmış, yapılan sınıflandırmanın doğruluk, özgüllük ve duyarlılık yüzdeleri hesaplanmıştır. Ayrıca çalışmanın değişkenlerini teşkil eden 26 finansal oranın modeldeki önem değerleri hesaplanmıştır. Tahmin modellerinin performansları sınıflandırma problemlerinde kullanılan ROC eğrileri ile ölçülmüştür. Çalışma sonucunda yapay sinir ağları, destek vektör makinelerine göre daha iyi sınıflandırma performansı gösterirken, ensemble diğer iki makine öğrenmesi modeline göre daha iyi bir sınıflandırma yapmıştır.

BaşarısızlıkBorsa İstanbulFinansal başarısızlık+5
Muhammed Fatih Yürük
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal başarısızlık tahmininde veri madenciliğinin kullanılması: İMKB'de bir uygulama

Finansal başarısızlık tahmini, işletmelerin faaliyetlerine uzun süre devam edebilmeleri ve karşılaşabilecekleri güçlükleri önceden görebilmeleri açısından çok önemlidir. Özellikle 1970'li yıllardan sonra uluslar arası finansal sistemdeki gelişmeler paralelinde risk olgusundaki artışla birlikte firmalar daha fazla finansal sorunlar yaşamaya başlamıştır. Bu ortamda finansal başarısızlığı tahmin etmeye yönelik çalışmalar daha önemli bir hale gelmiştir. Tahmin konusunda yapılan çalışmalarda teorik olarak elde edilen bulguların pratik hayatta da uygulanabilirliği, bu konunun önemini daha da artırmıştır. Bu çalışmanın amacı İMKB'de işlem gören ve imalat sektöründe faaliyet gösteren firmaların finansal başarısızlıklarının tahminine yönelik faktörlerin belirlenmesidir. Tahmin modeli geliştirmek amacıyla son yıllarda sıklıkla kullanılmaya başlanan veri madenciliği yöntemlerinden karar ağaçları C5.0 ve sinir ağları teknikleri kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 2005-2010 yılları arası 12 aylık bilanço ve gelir tabloları verileri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre finansal başarısızlığı en fazla etkileyen değişkenin ?Faaliyet Kârı / Aktif Toplamı? oranı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sinir ağları tekniğinin finansal başarısızlığı tahminlemedeki performansının karar ağaçları C5.0 tekniğine göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BaşarısızlıkFinansal başarısızlıkHisse senetleri+6
Yunus Kılıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik krizilerin sektörel bazda işletmelere etkisi üzerine bir model çalışması

Dünya ekonomilerinde yaşanan ekonomik krizlere çözüm bulanabilmesi için krizin iyi tanımlanması, etmenlerine göre sınıflandırılması, modellenmesi ve modelin çözümü büyük önem arz etmektedir. Yanlış tanı konulan ve iyi bir şekilde sınıflandırılmamış krizlere yönelik oluşturulan politikaların sorunu başarılı bir şekilde çözmesi mümkün değildir. Bu düşünceyle işletmelerde kriz yönetimini ele alan çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada krizlerin makroekonomik göstergelerin seyrini hızlı bir şekilde değiştirdiği gerçeğinden hareketle Türkiye'de önemli ekonomik krizlerin sektörler üzerine etkisi belirlenerek hangi sektörün hangi değişkenler ile ilişkili olduğu ve yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada imalat sektörü, perakende sektörü, sağlık sektörü ve inşaat sektörü olmak üzere dört farklı sektör ele alınmış olup kriz durumunda oynaklığı yüksek makro değişkenlerin Türkiye'de seçilmiş sektörler üzerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Krizlerin etkisini belirlemek için bağımlı değişken olarak sektörlere ait açılan işletme sayısı ve kapanan işletme sayısı esas alınmıştır. Bağımsız değişkenler ise Tüketici fiyat endeksi (2005:100), Üretici fiyat endeksi (2005:100), Ticari (TL Üzerinden Açılan) (Akım Veri, %), Tüketici Kredisi (TL Üzerinden Açılan) (İhtiyaç+ Taşıt+ Konut) (Akım Veri, %), Ons Altın Londra Satış Fiyatı (ABD Doları/Ons) ve reel döviz kuru olarak belirlenmiştir. Aylık dönemler için 2010:01-2021:12 dönem aralığı esas alınmış ve veri seti Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Elektronik Veri Dağıtım Sitesi'nden derlenmiştir. Çalışmada 42 adet model kurulmuş ve bunun için RATS programından yararlanılmıştır. Sonuçta krize kırılgan sektörler belirlenerek kriz durumunda olumsuz etkinin azaltılması için politika önerileri geliştirilmiştir

Ekonomik krizKrizKriz yönetimi+4
İlkay Saltık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat sektöründeki ileri teknoloji kullanım düzeyleri: Malatya örneği

Endüstriyel internet uygulamaları, yapay zekâ, robot teknolojileri gibi ileri teknolojiler üretim ve iş yapış şekillerimizde devrimsel nitelikte değişimlere yol açıyor. Kimi zaman heyecan verici, kimi zaman hayrete düşüren ve kimi zaman da endişeye sevk eden bu radikal dönüşüm dijital devrim ya da 4. Sanayi devrimi olarak adlandırılmakta. Yeni bir sanayi devriminin başlangıcında olduğumuz bu dönemde, verimlilik artışı ve yenilik sağlayan ileri üretim teknolojileri, bilgi toplumu temelli dönüşüm ile birlikte üretimde katma değer artışı açısından da belirleyici etkenler olarak ortaya çıkmaktadır. Araştırmanın amacı Malatya İlinde organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren imalat sanayi firmalarının ileri teknoloji kullanım düzeylerini tespit etmektir. Bu çerçevede günümüzde yaygın olarak kullanılmakta olan ve yeni yeni kullanılmaya başlayan ileri iletişim, ileri yönetim ve üretim teknolojileri belirlenerek bir ölçek geliştirilmiştir. Malatya organize sanayi bölgesindeki imalat sanayinde faaliyet gösteren firmalara uygulanan anket ve yapılan görüşmelerle elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İmalat Sektörü, Teknoloji, İleri Teknoloji

Bilgisayar destekli üretimMalatyaTeknoloji+5
Tayyar Emre
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırım kaynaklı teknoloji yayılımları: Türkiye imalat sanayi örneği

Bu tezde, doğrudan yabancı yatırım kaynaklı teknoloji yayılımlarının yerel firma faaliyetleri üzerine etkileri, Mathews'un LLL (Linkage - Leverage – Learning) modeli temel alınarak açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışma doğrudan yabancı yatırım kaynaklı teknoloji yayılımlarının yerel firma faaliyetleri ve yerel firmaların uluslararasılaşması üzerine etkilerinin yanı sıra, endüstri teknoloji yoğunluğu ve köken ülke gelişmişliğinin söz konusu etki üzerindeki farklılaştırıcı rolüne odaklanmaktadır. İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayınlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" çalışmasında son beş yılın en az dört yılında yer alan 95'i yabancı, sermayeli 257'si yerli olmak üzere toplam 352 şirket veri setini oluşturmaktadır. Analiz bulguları, doğrudan yabancı yatırımların farklı düzeylerde yerel firma faaliyetleri üzerine etkileri olduğunu göstermektedir. Doğrudan yabancı yatırım (DYY) yoğunluğunun yerel firma kârlılığını düşürdüğü, buna rağmen yerel firma yenilikçiliğini arttırdığı tespit edilmiştir. DYY'lerin yatırım şeklinin ise yalnızca yerel firma yenilikçiliği üzerine olumlu etki yarattığı gözlemlenmiştir. Doğrudan yabancı yatırım değişkeni olarak ele alınan teknoloji açığının ise yerel firma faaliyetleri üzerinden zıt yönlü bir etkiye sahip olduğuna dair kanıtlar elde edilmiştir. Yapılan moderatör analiz sonuçlarına göre, endüstri teknoloji yoğunluğunun çeşitli boyutlarda DYY'lerin yerel firma faaliyetleri üzerine etkisinde farklılaştırıcı bir rolü olduğu ortaya çıkmaktadır. Bir diğer moderatör değişken olarak ele alınan köken ülke gelişmişliğinin ise doğrudan yabancı yatırımların yerel firma faaliyetleri üzerine etkisinde kısıtlı da olsa farklılaştırıcı etkiye sahip olduğuna dair kanıtlar söz konusudur. Analiz bulgularına göre, Türkiye imalat sanayiinde faaliyet gösteren yerel firmaların öğrenme yeteneklerinin sınırlı olduğu ve doğrudan yabancı yatırımların ev sahibi ülkeye aktardığı teknolojik bilgiyi yeterince içselleştiremedikleri ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Uluslararasılaşma, Teknoloji Yayılım

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıTeknolojiTeknoloji yayılımı+2
Fatih Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İmalat çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine Covid 19 pandemi şartlarının etkisi üzerine bir araştırma

Tükenmişliğin en gözle görülür etkisi çalışanın performansında meydana getirdiği değişmedir. Tükenmişlik yaşayan çalışan, işine karşı duyarsızlaşır ve bu durum kişisel başarısında azalmaya yol açar. Bununla birlikte çalışanın işe devamsızlığı artar, bağlılığı ve işinden almış olduğu tatmin düzeyi de azalır. Tükenmişlik örgüt içinde sinsi bir şekilde yayılarak çok tehlikeli bir durum arz edebilir. Bu çalışmada amaç Covid 19 pandemisinin kişilerin çalışma düzeninde neden olduğu değişiklikleri, çalışma arkadaşları ile ilişkilerinde meydana gelen değişmeleri ve pandemi sürecinde alınan önlemlerin tükenmişlik düzeylerine etkisini ortaya koymaya çalışmaktır. Araştırma nitel bir araştırma olup araştırma deseni olarak fenomenolojiden yararlanılmıştır. Çalışmada amaca yönelik örneklem seçilmiştir. Araştırmanın sonucunda Covid 19 sürecinde imalat sektöründe çalışanlarda duygusal tükenmişlik düzeylerinde artış gözlenmiştir. Özelikle sosyal mesafeye uyma zorunluluğundan kaynaklı olarak azalan sosyal ilişkiler tükenmişlik seviyesini ve duyarsızlaşmayı artırmıştır. Pandemi sürecinde işten çıkarılma korkusunun yaşanması, ölüm vakalarının artması duyarsızlaşmayı ve tükenmişliği artırmıştır.

COVID 19PandemilerTükenmişlik+5
Fatma Ergün
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomaliler: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat işletmeleri üzerine bir araştırma

Çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem görüp imalat sektöründe faaliyette bulunan firmalar üzerinde kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomali incelemesi yapmaktır. Bu amaçla; 2007Ç1-2021Ç4 dönemine ait veriler vasıtasıyla, kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomali incelemesi yapılmıştır. Çalışmada kesitsel anomalileri incelemek amacıyla; özsermaye/ödenmiş sermaye oranları, PD/DD oranları, firma büyüklükleri ve özsermaye karlılık oranları kullanılmıştır. Ekonomik faktörlere dayalı anomalileri incelemek amacıyla ise; faiz oranı, döviz kuru, para arzı, enflasyon ve sanayi üretim endeksi değerleri kullanılmıştır. İmalat sektörüne ait verilere uygulanan analiz sonuçlarına göre, firma büyüklüğü ve karlılık anormal getiriyi etkilemektedir. Makroekonomik değişkenlerden ise; faiz oranı, para arzı ve enflasyon oranı ile anormal getiri arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlıdır. Alt sektörlerde gözlemlenen ekonomik faktörlere dayalı anomaliler, imalat sektörü ile benzerlik göstermektedir. Gıda, içecek ve tütün ve kimya, ilaç, petrol, lastik ve plastik ürünler alt sektörlerine ait analiz sonuçlarına göre; firma büyüklüğü ile anormal getiri arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlıdır. Tekstil, giyim eşyası ve deri ve taş ve toprağa dayalı alt sektörlerine ait analiz sonuçlarına göre, firma değişkenlerinin tamamı anormal getiriyi etkilemektedir. Kağıt ve kağıt ürünleri basım ve ana metal sanayi ana metal sanayi alt sektörlerine uygulanan analiz sonuçlarına göre; özsermaye/ödenmiş sermaye oranı ve firma büyüklüğü değişkenleri ile anormal getiri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır. Metal eşya, makine, elektrikli cihazlar ve ulaşım araçları alt sektörüne ait analiz sonuçlarına göre, PD/DD oranı, firma büyüklüğü ve karlılık ile anormal getiri arasındaki ilişki anlamlıdır. Sonuç olarak çalışmada; imalat sektöründe geçerli olan anomalilerin, alt sektörlerde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

AnomalilerBorsa İstanbulEtkin piyasa teorisi+4
Özgün Şanlı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye genel imalat sektörlerinde likidite ve karlılık oranlarının analizi

Bu çalışmada, Türkiye genel imalat sektörlerinde likidite yeterliliğinin likidite ve karlılık oranlarıyla nasıl ölçülebileceği analiz edilmiştir. Yapılan analiz kapsamında 2003-2013 dönemlerine ait ortalama 3531 işletmeden oluşan genel imalat sektörlerinin bilançoları ve standart oranlarından (kartiller) elde edilen veriler kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda işletmelerin etkin bir likidite yönetimiyle karlılıklarını artırabilecekleri söylenebilir. Bunun yanında etkin bir stok yöntemi ve alacak tahsil politikasının karlılığı pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.

Alacak yönetimiKar analiziKarlılık+6
İdris Ay
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Teknoloji yönetimi yeteneği ve strateji tipinin firma performansına etkisi: İmalat sektöründe bir inceleme

Örgütlerin üstün performans elde etme yönündeki hedefleri ve küresel boyutta yoğunlaşan rekabet ortamı, yöneticileri ve araştırmacıları performansa etki eden unsurları belirleme yönünde çalışmalara yoğunlaştırmaktadır. Örgütlerin rekabet avantajı elde etmelerindeki etkin yöntemlere odaklanan çalışmalar, hızla değişen çevre koşulları ile uyumlu örgütsel yetenekler ve stratejiler geliştirmenin önemine vurgu yapmaktadır. Rekabetin yönünü belirleyen ve işletme amaçlarının gerçekleştirilmesinde temel unsurlardan biri olan teknoloji, hızla gelişmekte ve değişmektedir. Son yıllarda akademik bir disiplin olarak gelişimini sürdüren teknoloji yönetimi alanı, örgütlerin teknoloji kaynağını sistematik bir şekilde yönetmelerine katkı sağlayacak süreçlerin ve çerçevelerin belirlenmesine odaklanmıştır. Teknolojinin yönetilmesi kapsamındaki süreçlerin örgütlerde bir sistem çerçevesinde gerçekleştirilmesi, kaynak tabanlı yaklaşım kapsamında gelişen dinamik yetenekler kuramı bağlamında dinamik bir yetenek olarak değerlendirilmektedir. Alan yazında yer alan sınırlı sayıdaki çalışmalarda teknoloji yönetiminin üstün firma performansına etkisini destekleyen bulguların yanında, tutarsız bulgulara da rastlanmaktadır. Bilim ve teknoloji geliştiği müddetçe gelişmesi kaçınılmaz olan iş ve örgütsel çevrede teknolojinin yönetilmesinin, örgütlerin başarısında giderek artan bir öneme sahip olacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte, örgütlerin teknolojiye ilişkin faaliyetlerini amaçları doğrultusunda geliştirdikleri tutarlı stratejilerle birlikte değerlendirmesinin performansa anlamlı etkileri olacağı düşünülmektedir. Miles ve Snow'un (1978) tanımladığı strateji sınıflamasının çevreye uyum kapsamında geliştirilen stratejileri temel alması dolayısı ile teknoloji yönetimi yeteneği ile ilişkili olacağı düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı teknoloji yönetimi yeteneğinin ve strateji tipinin firma performansı üzerindeki etkisini görgül bir çalışma ile incelemektir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli bir paya sahip olan imalat sektöründe gerçekleştirilen uygulamada veriler, Adana ve Mersin illerinde faaliyet gösteren 119 imalat firmasından oluşan bir örneklemden anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen verilere dayanan bulgular teknoloji yönetimi yeteneğinin firma performansı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Teknoloji yönetimi yeteneği ile performans arasında orta düzeyde pozitif bir ilişkinin bulunması teknoloji yönetimi faaliyetlerinin gerçekleştirilme seviyesinin artması ile firma performansının da yükseleceğini ifade etmektedir. Miles ve Snow'un (1978) dört strateji tipi ile teknoloji yönetimi yeteneği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, strateji tipine göre firma performansında da anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Çalışmada yer alan imalat firmalarında en çok rastlanan strateji tipinin tepkici stratejiler olması ve savunmacı stratejiler uygulayan firmalardan daha yüksek performans elde etmiş olmaları çalışmanın ilgi çekici bulgularındandır.

Firma performansıMiles ve Snow strateji tipiPerformans+5
Elife Yılmaz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Motivasyon teorileri kapsamında işgücü özendirme araçlarının farklı işletmelerde analizi

Bu araştırmanın hazırlanmasındaki amaç, motivasyon teorilerinin incelenmesi. Bu motivasyon teorilerinden yola çıkarak kullanılan motivasyon (özendirme) araçlarının incelenmesi ve farklı işletmelerde hangi tür özendirme amaçlarının daha uygun olduğunu , incelemek ve analiz etmek. İşgörenlerden daha fazla yararlanmak için onların hangi faktör tarafından ve nasıl motive olduklarını, hizmet ve üretim sektöründe hangi tür özendirme araçlarının hangisinde daha etlin olduğunu belirlemektedir. Kazakistan Cumuryeti Almatı şehrinde faaliyette bulunan KAZPAK kağıt üretim fabrikası ve kcell iletişim hizmet sektöründeki bugünkü çalışma ortamındaki tatmin düzeylerini belirleyerek, çalışanların motivasyonunu arttırma konusunda hem üretim hem de hizmet sektörü çalışanlarına yardımcı olmak ve özendirme araçlarının kullanımda hizmet ve üretim sektöründe farklığın olup olmadığını test etmektir.Bu kapsam içine giren personel sayısı KAZPAK fabrikasında 1348 ve KCELL şirketi bünyesinde de yaklaşık 1800 civarında olduğu saptanmıştır. Kazakistan Cumhuriyeti Almatı şehrinde faaliyette bulunan KAZPAK kağıt üretim fabrikası ve kcell iletişim hizmet sektöründeki, işletme çalışanları üzerine etkisi konusunda çalışanların düşüncesini saptamak için 395 çalışana (196 çalışan hizmet sektöründe, 199 çalışan üretim sektöründe) anket çalışması yapılmıştır. Anketin ilk bölümünde çalışanların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik sorular vardır. Bu bölümde ankete katılanların yaş, cinsiyet, eğitim ve görev/unvan bazında dağılımları öğrenilmeye çalışılmıştır. Anketin ikinci bölümünde yer alan sorular ise katılımcıların motivasyon araçlarının hizmet ve üretim sektörü üzerine etkisi konusundaki değerlendirmelerine ilişkin soruları kapsamaktadır. Anketteki sorular beşli likert ölçeğinde hazırlanmıştır.Bu çalışma; hizmet ve üretim sektöründe çalışanın daha da verimli çalışmasına katkı sağlaması açısından Önemlidir.Anahtar Sözcükler1.Motivasyon2.Özendirme Araçları3.Yönetim4.Hizmet Sektörü5.Üretim Sektörü

Hizmet sektörüMotivasyonVerimlilik+3
Bauyrzhan Omırtay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

2001 yılı ekonomik krizin imalat alt sektörlerinin finansal yapıları üzerindeki etkisi

KISA ÖZET 2001 yılı ekonomik krizinin imalat alt sektörlerinin finansal yapıları üzerindeki etkisi Bu çalışmanın ana amacı; Türkiye'deki 2001 yılı ekonomik krizinin, imalat alt sektörleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı ise; ekonomik krizin imalat alt sektörlerinin finansal yapılan üzerinde farklı etkiler yaratıp yaratmadığım araştırmaktır. Yapılan çalışmalar sonucunda belirlenmiş olan imalat alt sektörlerinde yer alan tüm firmaların araştırma kapsamına alınması mümkün olmadığından, sadece İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda hisse senetleri işlem gören firmalar incelemeye dahil edilmiştir. Kriz öncesi dönemle kriz sonrası dönem finansal durum karşılaştırması olarak özetlenebilecek olan tez çalışması, 1998-2002 yılları arasındaki zaman dilimini kapsamaktadır. Bu bağlamda, 12 imalat alt sektöründen seçilmiş 148 firmanın 16 adet finansal oram 4 yıllık bir süre için hesaplanmıştır. 2001 yılında yaşanılan ekonomik krizin etkisiyle, imalat alt sektörlerinin finansal durumlarında istatistiksel bakımdan anlamlı bir değişim oluşup oluşmadığım tespit etmek amacıyla "Wilcoxon İşaretli Sıra Toplamı" istatistiksel testi, hesaplanmış olan tüm finansal oranlar üzerinde ve herbir alt sektör için uygulanmıştır Yapılan tüm bu çalışmalar sonucunda; 2001 yılı ekonomik krizinin imalat alt sektörlerinin finansal yapılan üzerinde yarattığı etkiler tespit edilmiştir. Buna ek olarak, ekonomik krizin imalat alt sektörleri üzerinde birbirinden farklı etkiler yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. m

Ekonomik etkiEkonomik krizEkonomik kriz Şubat 2001+4
Zeynel Abidin Şener
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Related subjects