Alawis
145 theses under this subject heading
Gümüşhane ili Kelkit ilçesi Akdağ köyü Alevilerinin gelenek ve görenekleri
Toplayıcılıktan ve avcılıktan, tarım ve çobanlık aşamasına ardından yerleşik hayata geçen insanlık, tarih boyunca bir inanca ihtiyaç duymuştur. Mitlerle, totemlerle gelişen bu süreç, dinsel düşünüşün de süreklilik kazanmasıyla insani kültürün önemli bir unsuru haline gelmiştir. Türk İslam inançları ışığında Alevi- Bektaşi inancı, Türk İslam inançlarını kültür bakımından zenginleştiren bir inanç sistemidir. Alevilik, Anadolu'da gelişerek yayılan Türk tarikatlarındandır. Tasavvuftan etkilenen bu tarikatın felsefesi, örf ve adetleri Türklere ait özellikler gösterir. Bu inanç sistemi, Eski Türk din inançları ile Müslümanlığı kaynaştıran, tasavvufi olarak ifade edilen zengin kültürü, dili ve duyguları ile ulusal yapıda çevreleyen, akla ve bilime değer veren tarikatlardandır. Hacı Bektaş Veli önderliğinde, Güvenç Abdal halifeliğinde gelişen Gümüşhane Aleviliği 16. yüzyıla kadar büyüyerek gelmiştir. Güvenç Abdal'ın bölgeye intikalinden sonra gelişen süreç bir başarıdır. Kürtün'de Güvenç Abdal'ın şahsında temsil edilmeye başlayan ve kurduğu inanç-dede ocağı ile Doğu ve Orta Karadeniz'e yayılan öğreti; bölge insanına yaşamsal, inançsal ve tarihsel bir çıkış olmuştur. Alan araştırmasında Akdağ Köyünün âdet, gelenek ve göreneklerini derleyebilmek için gözlem ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Derlenen bu çalışmanın incelenmesinde, bağlam merkezli halk bilimi yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemler çerçevesinde "Karşılıklı Görüşme (Mülakat) Yöntemi" ve "Derleme Yöntemi" ile Akdağ Köyü Alevilerinin âdetleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, İnanç, Türk İslam, Gümüşhane
Alevîlik'teki Hak-Muhammed-Ali inancının Hıristiyanlık'taki teslis ile karşılaştırması: Teslis benzerliği eleştirisi
Alevîlik-Bektaşîliğin temel yapı unsuru Hak-Muhammed-Ali inancıdır. Bu inancın kendine has yapısı onun anlaşılmasını problemli hale getirmektedir. Bu sebeple pek çok yerli ve yabancı araştırmacı bu inancın temelinde Hıristiyanlığın teslis öğretisinin yattığını iddia etmektedir. Ancak tarihî süreç ve bu inancın oluşumunda etki eden unsurlar bütünlüklü olarak incelendiğinde bunun böyle olmadığı fark edilecektir. İşte bu çalışmanın amacı da, Hak-Muhammed-Ali inancının ortaya çıkış serüvenini gözler önüne sermek ve bu inancı teslis öğretisiyle mukayese etmek suretiyle onun Hıristiyanlığın teslis inancının bir kopyası olmadığını ortaya koymaktır. Bu çalışmanın yöntemi ise literatürde Alevîlik-Bektaşîlik tarihi ve inancı hakkında yazılmış çeşitli kaynakları incelemek ve onları analiz etmektir. Bu analiz sonucu ortaya çıkan bulgularsa şu şekildedir; Alevîlik-Bektaşîliğin oluşumunda Türkmenlerin yaşantıları ve onların İslam öncesi inançları etkili olmuştur. İslam'a yeni girmiş bu topluluklar, eski inançlarının mirası üzerinde Hak-Muhammed-Ali inancını inşa etmişlerdir. Bu yönüyle Hak-Muhammed-Ali inancının Hıristiyanlığın teslis öğretisinin bir kopyası olmadığı bilakis Alevîlik-Bektaşîliğin kendi iç dinamikleri ile oluştuğu söylenebilir. İkinci olarak vahdet-i vücûd öğretisinin etkisinde bir hayli kalan Hak-Muhammed-Ali inancının tevhid akidesine de çokça vurgu yaptığı görülmektedir. Bu yönüyle de teslis ile arasında bir farkın olduğu görülmektedir. Ortaya konan bu bulgular ise, Alevîlik-Bektaşîliği özünden kopararak değerlendirmek isteyenlere karşı bir temel direği vazifesi gerçekleştirmeyi ve Alevîlik-Bektaşîliğin daha doğru anlaşılmasını sağlayacaktır.
Radicalization and recruitment process of DHKP-C
DHKP-C, a terrorist organization with a radical revolutionary left-wing view, has sought an organic bond at various levels with the Alevi community, which has a unique ethnic and sectarian identity in Turkish society, instead of carrying out its activities as an international movement claimed by its founding ideology and it started to carry out radicalization and recruitment activities targeting the Alevi community. The main reason for this situation is the developments in domestic and international politics and, so the blows that the left ideology and communism received. The DHKP-C terrorist organization focused on its manipulation and politicization activities against the Alevi community to protect its existence and ensure its continuity as a reflex in the face of these developments at the national and international levels. The starting point of this thesis is 'Is there an attempt by DHKP-C to radicalize and recruit the Alevi community? If so, what is the reason?'. First of all, while seeking answers to these questions the concepts of radicalization and recruitment will be explained at the theoretical level. Then, the changes and transformations that the DHKP-C terrorist organization has experienced since its establishment will be discussed in the historical context. In the last section, the contrast between the discourses and actions of the DHKP-C terrorist organization will be revealed, and how the process of transition from radicalization to recruitment works within the organization will be tried to be explained, especially by using discourse analysis. As a result, I argue that terrorist organizations, can act against their founding ideologies and expand their fields of activity and influence when they see their existence under threat depending on cyclical developments.
Yazı - resim geleneğinin alevi - Bektaşi sanatındaki örnekleri ve günümüz sanatına yansımaları
Bu yüksek lisans çalışmasında, insanlığın resimden yazıya, yazıdan resme nasıl gelişim gösterdiği tarihsel süreç içerisinde verilmiştir. Kadim Anadolu topraklarında varlığını günümüze kadar getirebilmiş olan Alevi- Bektaşi inançlarının, kendilerini ifade etmek için kullandıkları yazı-resim sanatının vahdet-i vücûd düşüncesi üzerine inşa edilmesi, tasavvufi sembolizm içinde ne anlam barındırdıkları anlatılmaya çalışılmıştır. Alevi- Bektaşi inancının heteredox ve sekretizm problemine açıklık getirilerek, tarihsel süreç içerisinde birbirleri ile olan irtibatlarına değinilmiştir. Tekke sanatı olarak da ifade edilen yazı-resim örneklerinin anlam derinliklerine inilerek, bu konuda eserler üretmiş çağımız sanatçılarından Erol Akyavaş, Balkan Naci İslimyeli, Murat Morova'nın eserlerinden örnekler verilmiştir. Tezin amacı, üzerinde fazla araştırma yapılmamış olan Alevi- Bektaşi inancında ki yazı-resim sanatının heteredox inancı taşımadığı ve piktogram olmadığı; vahdet-i vücûd düşüncesinden kaynaklanan, tasavvuf sembolizmini en iyi şekilde anlatan tekke sanatı yazı-resim örneklerinin Alevi- Bektaşi kaynaklarıyla açıklamaktır. Anahtar Kelimeler: Alevi- Bektaşi, Yazı-resim, Vahdet-i Vücûd.
İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen cemevlerindeki cem törenlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince icra edilen müzikal eserlerin tespiti ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada, İstanbul'da iki farklı cemevinde tespit edilmiş Tokat Hubyar / Sıraç köylülerinin müzikal eserleri, usul ve dizi özellikleri bakımından incelenmiş, müzikal eserlerin benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılmıştır. Birinci bölüm olan giriş bölümünde, araştırmanın amacı, literatür özeti, araştırmanın yöntemi ve öne sürülen hipotezler açıklanmıştır. İkinci bölüm, Alevilik ve Cem kavramı ile ilgili genel bilgilerden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, İstanbul Alibeyköy ve Taşdelen Cemevlerinde Tokat Hubyar/Sıraç köylülerince yapılan Cem Töreni genel olarak anlatılmış, icra edilen eserlerin notaları sunulmuş ve ilgili müzik eserleri incelenip değerlendirilmiştir.
Manisa yöresinedeki Tahtacı semahlarının edebi ve müzikal açıdan incelenmesi
Tahtacılar, Anadolu'ya orta Asya'dan geldikleri düşünülen, adlarından da anlaşılacağı üzere ağaç işleriyle uğraşan bir topluluktur. Güney ve Batı Anadolu kıyılarında yaşamlarını sürdüren Tahtacıların, daha çok kendi içlerine dönük ve dolayısıyla kapalı bir topluluk oldukları bilinmektedir. Anadolu'da yaşayan Tahtacı Aleviler olarak adlandırılan topluluk, etnik kökeni ve gizli din anlayışı sebebiyle birçok araştırmacının dikkatini çekmiştir. Anadolu ve Tahtacı Alevileri ibadetleri ve birçok konuda benzerlik gösterseler de Tahtacıların konar-göçer yaşam biçimleri bakımından cem törenlerinin adlandırılması ve bölümlendirilmesi açısından küçük farklılıklar göstermektedir. Anadolu Aleviliği'nde cem törenleri görgü ve birlik cemi olarak adlandırılırken, Tahtacılarda ise içeri ve dışarı cem olarak adlandırılmaktadır. Cem törenlerinin ihtiva ettiği semahlar konusunda Anadolu Aleviliğinde dairesel olarak dönülen semahlar, Tahtacılarda karşılıklı olmak üzere değişkenlik göstermektedir. Müzikal olarak usul farklılığı ve semah dönerken yapılan figürler konusunda da küçük farklılıklar bulunmaktadır. Bu çalışmada tahtacıların kökenleri, Anadolu'daki yaşam yerleri, cem törenleri incelenmiştir. TRT repertuarında bulunan Manisa yöresinden derlenmiş ve kayda geçmiş yedi adet semah tespit edilmiştir. Bu semahlar edebi olarak incelenmiş, müzikal açıdan da melodik yapı üzerinden yapı ve biçim bakımından incelemeleri yapılmıştır.
Anadolu âşıklık geleneğinde Alevi âşıkların yeri ve önemi: Âşık Seyit Meftuni örneği
Bu çalışmada Âşıklık ve Alevilik arasında yüzyıllara dayanan kadim bağ bir Alevi dedesi olan Âşık Seyit Meftuni örneğiyle incelenmeye çalışılmış ve söz konusu bağ üzerinden tarihsel süreç içerisinde çeşitli benzerlik ve farklılıkların neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada Alevilik ve Âşıklık arasındaki girift ilişkiden yola çıkılarak Seyit Meftuni örneklemi üzerinden "Alevi Âşıklığının" temel özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Âşık Seyit Meftuni'nin Alevi inanç önderi olarak "dede" vasfını taşımasının yanı sıra Âşıklığın en temel özelliklerinden birisi olan müzikal üretim yönünün de kuvvetli olması tezin örneklemi olarak seçilmesinde önemli bir etken olmuştur. Tezin birinci bölümüne konuyla ilintili olarak giriş niteliğinde bir takım genel bilgiler verildikten sonra çalışmanın önemi, amacı/kapsamı, temel ve alt problemlerinin yanı sıra yöntemi hakkından da detaylı bir bilgilendirme yapılmıştır. Ayrıca literatürde söz konusu alanlarla ilgili yapılan çalışmalara da yine bu bölümde yer verilmiştir. Âşıklık ve Alevilik Anadolu coğrafyasının en geniş kapsamlı iki konusu olması sebebiyle Âşıklığın etimolojik kökeninden hareketle Âşıkların geçmişten günümüze Anadolu'daki serüvenleri, kültürel varlıkları, Alevilikle olan bağları ve müzikal alt yapılarına tezin geniş kapsamında yer verilmiş ve önemli başlıklar olarak öne çıkarılmıştır. Bahsi geçen konular tezin ikinci bölümünü oluşturmuş çalışmanın üçüncü bölümü ise örneklem olarak seçilen Âşık Seyit Meftuni özelinde oluşturulmuştur. Bu bölümde Âşık Seyit Meftuni Dede'nin Âşıklık süreci, dedeliği, dedelik sürecinde gerçekleştirdiği çeşitli Alevi inanç geleneğine ait ritüeller ve müzikal yaşamı incelendikten sonra eserler örnekleri üzerinden yapılan bazı çıkarımlarla sonlandırılmıştır. Bir nitel araştırma olarak planlanan çalışmada literatür taramasının yanı sıra yarı yapılandırılmış kişisel görüşme tekniği uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşıklık, Alevilik, Âşıklık Geleneği, Müzik, Meftuni.
Anadolu Alevi ve Bektaşî müzik geleneği üzerine bir araştırma
Bu çalışma, Haliç Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü Türk Musikisi Ana Sanat Dalı Yüksek Lisans tez çalışması olarak yapılmıştır. Bu çalışmada, Türk toplumunun zengin kültür yapısını, saz ve söz birlikteliği ile geçmişten günümüze yaşatıp aktaran, Anadolu âşıklık geleneğinin büyük bir bölümünü oluşturan ve Orta Asya Türk uygarlıklarının dini inanç sistemleri ve uygulamaları ile benzerlik gösteren, Anadolu Alevi ve Bektaşî müziği incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Türk halk müziği ve bu müziğin ulusal kültür aktarıcılığı rolü ve önemi işlenmiş, Türk halk müziğinin temelini oluşturan, Orta Asya ozanlık geleneği ve bu geleneğin devamı olan âşıklık geleneği ve geleneğin temsilcileri olan ozan/aşık'lar genel olarak incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Anadolu insanının yüzyılları aşkın dini inanç değerlerinin ve kültürel birikiminin müzikal ifadesi olan, tasavvuf müziği içerisinde yer alan Alevi ve Bektaşî inanç değerlerini konu alan müziğin oluşumu, âşıklık geleneği içerisindeki yeri ve önemi, tarihsel bir perspektif oluşturularak genel hatlarıyla incelenemiştir. Çalışmanın son bölümünde Anadolu Alevi ve Bektaşî kültürü içerisinde yetişmiş ve bu müziğin önemli temsilcilerinden olan Ali Ekber Çiçek, Aşık Davut Sularî ve Aşık Daimi'nin hayatları, müzik çalışmaları incelenmiş, Alevi ve Bektaşî dini inanç değerlerini konu alan eserlerinden birer örnek incelenip açıklanmaya çalışılmış, gerekli çıkarımlar yapılarak sonuç kısmına yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi- Bektaşî, Tasavvuf, Müzik.
Anadolu Aleviliğinde tevellâ ve teberrâ inancı
Anadolu Aleviliği; kökeni yüzyıllar öncesine dayanan bir inanç sistemidir. Çeşitli düşünce akımlarından ve özellikle eski Türk inanç ve kültürlerinden etkilenerek günümüzdeki halini almıştır. Yazılı gelenekten daha çok sözlü kültüre dayanan ve sözlü kültürle nesilden nesile aktarılan Alevilik, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde önemli bir inanç, düşünce ve yaşayış biçimidir. Anadolu Aleviliği tarafından bir inanç maddesi olarak kabul edilen tevella ve teberra inancı, Alevilik açısından önemli bir yere sahiptir. Tevella; Hz. Ali ve soyunu dost saymak ve dost edinmek, Hz. Ali ve soyunu sevmek, Onlardan yardım ve şefaat dilemek anlamlarına gelmektedir. Teberra ise Hz. Ali'nin karşısında olan, Onun halifeliğini ve imametini tanımayan Muaviye, Muaviye'nin Oğlu Yezid'le ve Onun neslinden gelenlerle ilişkiyi kesmek, onları sevmemek, onlara buğz ve lanet etmek anlamlarına gelmektedir. Tevella ve teberra inancının temelini oluşturan Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, Anadolu Alevilerinin üzerinde en fazla durdukları mesele ve Aleviliğin esasını oluşturmaktadır. Anadolu Aleviliğinde, tevella ve teberra anlayışı da Ehl-i Beyt ve Ehl-i Beyt nesline duyulan sevgi ve muhabbetten kaynaklanan bir inanç esasıdır
Aydın Yılmazköy yöresi Tahtacılarında geçiş dönemleri
Merkezi Orta Asya olan Türk halkı, tarihi en eski milletlerden biridir. Türkler bu süreç içerisinde zengin bir kültürel miras oluşturmuş ve bunu kuşaktan kuşağa aktararak sahip oldukları kültürel kodları muhafaza etmişlerdir. Türk kültürünün renklerinden biri olan Tahtacılar, büyük göçle Orta Asya'dan gelmişlerdir. Ülkemizde Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde dağınık hâlde bulunmaktadırlar. Konar-göçer bir yaşam tarzı süren Tahtacılar, yakın zamana kadar ağaç işçiliğiyle uğraştıkları için bu isimle anılırlar. Alevî-Türkmen zümrelerden biri olan Tahtacılar, kapalı bir toplum olmuştur. Ancak Cumhuriyet'in ilanından sonra yerleşik düzene geçip kapılarını dış dünyaya açmaya başlamışlardır. Özgün bir kültüre sahip olan Tahtacılar, atalarından devraldıkları gelenek ve göreneklerini bugün de devam ettirmektedir. Bu kültürün önemli bir kısmını da insan hayatının geçiş dönemleri oluşturur. Tahtacılarda bu geçiş dönemleri etrafında birçok gelenek, inanç ve uygulama mevcuttur. Bu çalışmada Aydın Yılmazköy yöresi geçiş dönemleri inanç ve uygulamaları ele alınmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde; çalışmanın konusu, amacı ve derlemede kullanılan yöntemler hakkında bilgi verilmiş, Tahtacılar ve geçiş dönemleri hakkında literatür taraması yapılmıştır. Birinci bölümde; geçiş dönemlerinin ilki olan doğum ile ilgili inanç ve uygulamalar, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası alt başlıkları altında ele alınmıştır. İkinci bölümde; sünnet dönemi sünnet öncesi, sünnet sırası, sünnet sonrası, üçüncü bölümde; askerlik dönemi askerlik öncesi, askerlik sırası ve askerlik sonrası alt başlıkları altında çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise evlenme dönemi etrafında oluşturulan inanç ve uygulamalar, evlilik öncesi, evlilik sırası ve evlilik sonrası alt başlıkları altında incelenmiştir. Beşinci bölümde ise geçiş dönemlerinin sonuncusu olan ölüm, ölümü haber veren ve engelleyen inanç ve uygulamalar, ölüm anında gözlemlenen inanç ve uygulamalar, ölünün defne hazırlanması, defin sırasında ve sonrasında gerçekleştirilen inanç ve uygulamalar, yas tutma ve başsağlığı ile ilgili inanç ve uygulamalar, ölüyü anma törenleri ile ilgili inanç ve uygulamalar alt başlıkları altında ele alınıp incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise çalışmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak, çalışamaya dair genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmada Aydın Yılmazköy Tahtacılarının insan hayatının geçiş dönemleri etrafındaki inanç ve uygulamaları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen somut verilerle, Türk kültür varlığını geleceğe taşımak amaçlanmaktadır.
Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Diyarbakır'da Alevilik
Günümüzde Alevîliğin sağlıklı bir şekilde anlaşılması toplumsal birlik, kardeşlik ve güven ortamı için büyük önem taşımaktadır. Bu yüzden Alevîlik tarihsel süreç içerisinde ele alınmalı; gelenek, görenek, dini esas ve inançları bir bütün olarak incelenmelidir. Dolayısıyla bu çalışmada Alevîliğin inanç, ibadet, kültür ve ahlâk ilkelerinin bilimsel olarak incelenmesi, bu bağlamda Anadolu Alevîliğinin bir parçası olan Diyarbakır yöresindeki Alevîler (Diyarbakır'da Alevîlik), tarihsel süreç, inançları, ibadetleri, örf ve adetleri, ahlâkî kuralları, bakımından araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Alevi, Alevilik, Bektaşilik, Diyarbakır
Tarihsel ve kültürel boyutlarıyla Bingöl'de alevilik
Tarih boyunca birçok tanımı ve yorumu yapılan Alevîliği ele alan bu çalışmada; çıkış noktası olarak İslamın ilk yılları ele alınmıştır. Tarihi süreç içinde farklı tepkimeler sonucunda günümüze kadar ulaşan süreç neticesinde oluşan olaylar ve olaylara verilen tepkiler akademik tarafsızlık ilkesine bağlı kalınarak ele alınmıştır. Çalışmanın ana konusu olan bölge Alevîlerinin nereden geldikleri, nasıl yerleştikleri, demografik yapıları, inanç ve ibadetleri, farklı kültürlerle etkileşimleri ve inançlarının sosyal yaşamlarına etkileri ele alınmıştır. Çalışma; Kârer bölgesi merkeze alınarak bölge Alevîleri hakkında bilinen doğru ve yanlışların alana inilerek, klasik ve yakın çağ kaynaklarına dayandırılarak bilim dünyasına sunulması sürecini içermektedir. Anahtar kelimeler: Alevî, Alevîlik, Bektâşîlik, Şiâ, Bingöl
Arap alevi kadınlar üzerinde dinin etkisi ve ataerkilliğin yeniden inşası
Bu çalışmada birbirini takip eden üç tartışma yürütülmüştür. İlk bölümde, toplumsal cinsiyet rollerinin toplumdaki yansımaları ve aktarımı tarihsel bakımdan ele alınmış, ataerkil topluma geçiş, toplumsal cinsiyet rollerinin şekillenmesiyle oluşan yapılar ve kurumlar ve bunun dinle bağlantısı tartışılmıştır. İkinci bölümde, tarihler boyu anlam arayışında olan toplumlar, çoktanrılı dinlerde de tektanrılı dinlerde de "tanrısal belirleyicilik" rolünü erkeğe atfetme kültürü,bu belirleyicilikle erkeğin toplumdaki iktidarının güçlenmesi, ataerkil kodların toplumsal kodlara -"kabullere" dönüşmesi ve kadının bu aşamalardan etkilenme durumu anlatılmıştır. Bu toplumsal kabullerin, kadının sosyal yaşamda ikincil statüde olmasını "norm"alleştirmesi, heteronormatif, ataerkil ve kapitalist sistemin temel çekirdeklerinden biri olan dinin bu durumlarla ve süreçlerle bağlantısı tartışılmıştır. Son bölümde ise Arap Aleviliğin etno-dinsel bir kimlik olarak diğer dinlerle bağlantısı, kadının toplumdaki yaşamsal pratiklerinin bu çerçeveden nasıl etkilendiği ve kadınların kendi deneyimleriyle ataerkiye ile Arap Alevi kültürünün cinsiyet eşitliği iddiasına yönelik anlatımları analiz edilmiştir. Anahtar kelimeler: Din, Arap Alevi Kadın, ataerkillik, sosyal-toplumsal roller.
Tarsus Arap Alevilerinin sekülerleşme eğilimleri
Anadolu ve Levant'ın kadim halklarından olan Arap Aleviler, etno-dinsel örgütlenme biçimleriyle özgün niteliklere sahiptirler. Mistisizmi içeriğinde barındıran dinsellikleriyle azınlık konumlarını sürdüren Arap Aleviler, Türkiye'nin batılılaşma ve modernleşme serüveniyle birlikte seküler üst yapı kurumlarıyla karşılaşmış ve kültürlerini yeni bağdaştırma biçimleriyle güncellemiştir. Bu araştırma, "sekülerleşmek için önce kültürün dinsellikle eşlenimi" gerekliliğini göz önünde bulundurarak Tarsus Arap Alevilerinin dünyevileşen eğilimlerini çözümlemeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla önceki kuşaklarda ilişkisel bütünlüğü korunmuş mitsel tasarımlarla dünyayı anlamlandıranların hangi eklemlemelerle ve eksiltilerle çağa ayak uydurduğu ve faillerin Aleviliğe atfettikleri güncel anlamlar bu tezi içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Arap Alevileri, Sekülerleşme, Etno-dinsel kimlik
Alevi ocaklarında aile: Tunceli örneği
Araştırma, merkezi Tunceli'de bulunan ve hala aktif olarak devam eden yedi ana Alevi ocağının aile yapısı anlamaya odaklanmıştır. Araştırmanın amacı ise bu yedi ocağa mensup Alevi dedeleri ve aile üyelerinin aile yapılarını anlama, aile kurumunun ocaklarda ne gibi karşılıklar bulduğunu öğrenme ve böylelikle toplumsal değişim sürecinde ailede ne gibi değişimler olduğunu ortaya çıkartma olmuştur. Araştırmada ele alınan kuram ise ailenin niteliklerini ve yapısını anlamada yardımcı olan sistem yaklaşımı olmuştur. Saha araştırması dâhilinde Tunceli ve Elazığ'da bulunan Alevi dedeleri ve aile üyeleri ile görüşmeler yapılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniğine tabi tutularak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular aracılığıyla bölgede yaşayan dedeleri ve halkın aile yapılarına, aile içinde yaşanan sosyo-kültürel değişikliklere ve bu değişikliklerin ailelerinde ne gibi karşılıklar bulduğuna ışık tutulmaya çalışılmıştır. Buradan hareketle iki ana tema ve toplamda dört tane de alt temaya ulaşılmıştır. Araştırma temalarından elde edilen genel sonuca göre hem Alevi dedeleri hem de aile üyeleri, gerek bulundukları coğrafyada yaşayan Alevi toplumunun gerekse genel olarak tüm Alevi toplumunun aile yapılarının değişime uğradığını söylemişlerdir. Bu değişimi Alevi dedeleri, eskisi gibi Alevi inancına olan bağlılığın kalmadığına ve kentlere olan göçle birlikte Alevilikte uygulanan ritüellerde, gelenek ve göreneklerde çözülmelerin olduğuna bağlarken, aile üyeleri bu durumu genç kuşağın değişime çabuk adapte olmasına, zamanının ve mekânın gerekliliklerine ayak uydurabilmesine bağlamışlardır. Zamanının, mekânın ve yaşam biçimlerinin farklılaşmaya başlamasıyla birlikte diğer toplumlarda olduğu gibi Alevi toplumunda da değişimler yaşanmıştır. Görüşmeye katılan Alevi dedeleri ve aile üyeleri de bu değişimler sonucu farklı kültürlerle iç içe girerek değişimden etkilendiklerini ve bu toplumsal bazda yaşanan değişimlere direnç gösterememe konusunda hemfikir olduklarını dile getirmişlerdir. Dolayısıyla alan araştırmasına dahil edilen her iki grubunda bu konuda hem fikir olması, genel olarak aile yapısında değişimlerin meydana geldiğini ve böylelikle ailelerin değişen koşullara adapte olmada kendi iç mekanizmalarını devreye sokup uyum sağlamaya çalıştığına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Tunceli, Alevi, Ocak, Aile, Değişme, Aile Yapısı
Kemalpaşa Tahtacı kültürü: Çınarköy örneği
Çınarköy, İzmir'in Kemalpaşa ilçesine bağlı bir Tahtacı köyüdür. 1950'li yıllardan önce bir Tahtacı yerleşim bölgesi değilken, Nif Dağı'nın eteklerinde yer alması ve bu bölgenin ormancılık mesleği için uygun bir coğrafyaya sahip olması sebebiyle, Çınarköy geçimini bu meslekten sağlayan Tahtacılar tarafından ilgi görmüş ve 1950'li yıllardan itibaren giderek bir Tahtacı köyü haline gelmiştir. Günümüzde orman işçiliğini büyük ölçüde bırakmış olsalar da, Çınarköylüler Tahtacı inanç pratiklerini ve geleneklerini büyük ölçüde sürdürmeye ve gelecek kuşaklara aktarmaya devam etmektedirler. Literatür tarama, gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniklerine dayanan bu çalışma ile haklarında çok fazla araştırma bulunmayan Çınarköy Tahtacılarının inançları ve geleneklerini açığa çıkarmak hedeflenmektedir ve gelecekte bu kültürle ilgili başka çalışmaların da yapılması umut edilmektedir. Keywords: Animation, Movie, Gender, Walt Disney, Disney
Diyarbakır yöresi alevi ocakları: Tarih, inanç ve gelenek
"Diyarbakır Yöresi Alevi Ocakları: Tarih, İnanç ve Gelenek" adlı bu çalışmamızın Giriş kısmında, çalışmanın konu, kapsam, amaç ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın I. Bölümü'nde, Alevi inanç sistemi içerisindeki adlandırma sorunlarına tarihî referanslar aracılığıyla çözüm aranmış ve Aleviliğe özgü kavram ve terimler hakkında tespit, değerlendirme ve çözümlemelere yer verilmiştir. II. Bölüm'de yöredeki Alevi toplulukların tarihî geçmişi hakkında yazılı ve sözlü kaynaklar üzerinden tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bu bölümde, yöre tarihini konu edinen belge ve kaynakların yanı sıra, devlet arşivlerinden temin edilen Diyarbakır 16. yüzyıl tahrir defteri kayıtları ve saha çalışmalarında şahsî arşivlerden elde ettiğimiz şecerenâme, icâzetnâme ve erkân defteri gibi belgeler sözlü tarih ile karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bu doğrultuda değerlendirmelere yer verilmiştir. II. Bölüm'de yöredeki Alevi ocakları tarafından gerçekleştirilen ritüeller konu edilmiştir. Yörede icra edilen cem ritüelleri ve diğeri inanç merkezli ritüeller üç ana başlık altında sınıflandırılarak haklarında ayrıntılı olarak bilgi verilmiştir. Çalışmamızın III. Bölümü'nde yöredeki Alevi ocaklarına mensup topluluklar arasında icra edilen cem ritüelleri halk bilimi kuram ve yöntemleri çerçevesinde yapı bakımından çözümlenerek yapısal birimlerine ayrılmış ve formüle edilmiştir. Bu yapısal incelemenin ardından, cem ritüelleri içerisinde yer alan hizmetlerden işlevsel özellikleri ve bunların değişimi hakkında tespit ve değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamızın Sonuç kısmında ise yapılan tespit, değerlendirme ve incelemeler neticesinde elde edilen bulgu, öneri ve tartışmalara yer verilmiştir. Sonuç kısmının ardından, Kaynakça, Kaynak Kişi Dizini ve Ekler kısmı ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Alevi, Diyarbakır, Ocak, Cem, Ritüel.
Hatay ili Defne ilçesi Arap alevilerinde (Nusayri) düğün (Ferah) müzik kültürü
"Hatay İli Defne İlçesi Arap Alevilerinde (Nusayri) Düğün (Ferah) Müzik Kültürü" çalışmamızda Hatay ilinin çok kültürlülük yapısının bir parçası olan Arap Aleviliği (Nusayrilik) evlenme geleneğinin düğün müzikleri incelenmiştir. Bu çalışma giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşur. Birinci bölümde, Hatay ilinin ve Defne ilçesinin; coğrafik konumu, tarihsel geçmişi ve demografik yapısı gibi başlıklar ele alınmıştır. İkinci bölümde Arap Aleviliği (Nusayrilik) ile ilgili etimolojik inceleme, Arap Aleviliği tarihsel süreçleri, ayrıca Arap Alevilerinin kültürel kimlikleri; Arap Aleviliğine kabul edilme, ana dil olan Arapçanın günlük hayattaki ve düğün ritüelindeki yeri, ayrıca evlenme geleneğinde yer alan "kız isteme, nişan, çeyiz çıkarma, kına, gelin çıkarma" gibi olaylar da incelenmiştir. Üçüncü bölümde; Arap Alevilerinin müzik kültürü (mavval, 'ataaba, mijana) ve düğün ritüellerinde yer verilen müzikler incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, yaptığımız çalışmanın daha iyi anlaşılması için takip etmiş olduğumuz bir düğün ritüelinin betimlemesine de yer verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ekler bölümünde Arap Alevi düğünlerinde gelenekselleşmiş/karakteristik eserlerin notalarına yer verilmiştir.
Gaziantep Çepnilerinde ritüel ve müzik
Dünya tarihinde halkların çoğunun farklı sebeplerle göç ettikleri bilinmektedir. Nitekim bu göçlerin siyasi, doğal afetler, ekonomi, savaş, sürgün gibi nedenle yapılması söz konusudur. Bazı devlet politikalarında zorunlu göç durumları da vardır. Böyle durumlarda insanlar doğdukları yerlerini, yurtlarını bırakmak zorunda kalmışlardır. Çepniler de Anadolu'ya göç ile gelmiş ve yurdun muhtelif yerlerine dağılmıştır. Çepnilerin Anadolu'nun Türkleşmesinde oldukça etkili oldukları söylenebilir. Ancak temelde nereden geldikleri, nasıl yayıldıkları ve nerelere yerleştikleri hakkında kesin bilgiler elimizde bulunmamaktadır. Çepnilerin varlığından XII. ve XIII. Yüzyıldaki yazılı kaynaklardan söz edilmektedir. Bu bağlamda Çepnilerin kültürü ve sosyal yaşam bilgilerine XII. Yüzyıldan itibaren ulaşılabilmektedir. Çepni müziği Alevi Bektaşi kültürü ile yoğrulmuş eserlerden oluşmaktadır. Müzikal yapıları âşıklık geleneği üzerine kurulmuş deyiş, semah ve uzun havalardan oluşan bir yapıya sahiptir. Yörede yaşayan âşıklar hem inanca hitap eden deyişler hem de aşk, doğa, insan sevgisi, geçim sıkıntısı gibi sosyal hayatı konu edinen türküler de üretmişlerdir. Buna bağlı olarak da Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde yaşayan âşıklar dedelik görevini ifa ettikleri gibi halk ozanlığı görevini de üstlenmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Çepni, Çepni müziği, Alevi Bektaşi kültürü, inanç, Müzikal yapı.
The fragmentation of Alevilik as exemplified in the case of Gazi Mahallesi: Three Cemevis, three free spaces
This thesis scrutinizes the fragmentation of Alevilik as exemplified in the case of Gazi Mahallesi and three Cemevis. From a larger perspective, the Alevis have organized their own identity movement after the 1980s which has a fragmented characteristic. Cemevis have emerged as a result of this fragmented movement within the same fragmented characteristic. The 1990s are significant date for appearance of Cemevis in public sphere, and the thesis analyze the fragmented characteristic of Alevilik over Cemevis. In this regard, Gazi Mahallesi was chosen to conduct fieldwork. Existence of three Cemevis in the neighbourhood which addressed the fragmented characteristic of Alevilik was investigated as a case study. However, the reason of Gazi's unique situation required analyze the Cemevis within the framework of "free spaces". Therefore, It argues existence of three Cemevis in the neighbourhood indicates the fragmented characteristic of Alevilik. However, their ways of construction were intrinsic to the neighbourhood which caused to analyze as free spaces. This study involves extensive review of the current literature on Alevilik, and analysis of the many conversations and 20 in-depth interviews conducted by using participant observation method in Gazi Mahallesi and there Cemevis as well. Namely, this study aims to present the fragmented characteristic over three Cemevis in Gazi Mahallesi and its unique position as well.
Alevism in politics: Possibilities and limits of alevi identity politics
This dissertation scrutinizes the politicization of Alevism in the 1990s. The politicization of Alevi identity as the basis of a socio-political movement is shaped by culturel turn of politics stemming from debates on postmodernism, multiculturalism and globalization, but the Alevi movement has never been a classical identity movement. Its ambivalent characteristics, which derive from a heterodox cosmology, ethnic pluralism, and geographical distribution, makes Alevism's availability as a defining component of identity movement difficult. Despite this ambivalence, historical massacres provide Alevi identity with a stable foundation. The ambivalence of Alevi identity and fear of new massacres shape the dynamism of its politicization. In this regard, the Alevi movement, which politicizes without direct reference to Alevi identity, focuses on universal ideologies that provide for equal coexistence of Alevis and non-Alevis. Citizenship and secularism have thus become key concepts of the Alevi movement. After analysis of the structural framework of Alevi politicization, this dissertation examines its dynamism of Alevism through the main agents of the movement in the 1990s: Alevi associations and the Peace Party. Various definitions and historiographies of Alevism developed by these associations as well as their differentiated positions toward political parties and state structures demonstrate the contested associational domain of Alevi politics. At another level, discussions during the formation of the Peace Party and its subsequent failure demonstrate the difficulty of using Alevism as an ideological source for a party. Thus, this dissertation underscores the multidimensional relation between culture and politics.
Alevilikte duazimamlar ve Şah İbrahim Veli Ocağındaki örnekleri
Alevi inancında en temel ibadet biçimi cemdir. Cemler başta olmak üzere, geleneğin yansıdığı her ritüelde sözel ya da müzik eşlikli etkin işleve sahip duazimamlar; Hz.Ali'den başlayarak sırasıyla On İki İmam'ları öven aynı zamanda inanca ait kavramlara ve tarihsel olaylara vurgu yapan, hece veya aruz ölçüsüyle yazılan nazım biçimidir. Literatürde; düvaz, düvazimam, düvaz-ı imam, düvazdeh, düvazdeh imam, duvaz, duvazimam gibi kullanımları vardır. Bu araştırmada Şah İbrahim Veli süreği cemleri üzerinden duazimamların cem içindeki yeri ve anlamı nedir sorusuna cevap aranmış ve analitik bir bakış açısıyla analiz edilmiştir.
Yazılı basında Aleviliğin biz ve öteki(leştirme) pratiği: Cumhuriyet ve Türkiye Gazetelerinde 2 Temmuz 1993 Madımak Olayı'nın sunumu
1998 yılından itibaren Avrupa Birliği ilerleme raporlarında azınlık bir grup olarak ifade edilen Aleviler, Cumhuriyet tarihi boyunca bu toplumda barış ve huzur içinde yaşamalarını güçleştiren birçok linç ve saldırı girişimlerine maruz kalmışlardır. Özellikle bu çalışmaya konu olan Madımak Olayı, Alevi grubu özelinde ortaya çıkışı, sonuçları ve failleri açısından geniş bir tartışma sahası sunmakla birlikte, literatürdeki çalışmaların yaşanılanları aydınlatmada yeterli olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle çalışma Madımak Olayı'nı daha iyi aydınlatabilmek için Türk basınını söylem açısından incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada, Madımak olayı ile ilgili olarak Alevilere yönelik bu şiddet eylemlerinin medyada nasıl anlamlandırıldığı, gazetelerin bu olayla ilgili sundukları haberlerin hangi karşıtlıklar üzerinden ötekileştirme yaptıkları, gazetelerin haber sunumlarının dönemin siyasilerinin söylemleriyle olayın yeni bir inşasına girişip girişmedikleri irdelenmiştir. Cumhuriyet ve Türkiye gazetelerinin 1993-1994-1995 Temmuz ayları içerisindeki haber metinleri, Van Dijk'in eleştirel söylem analizine uygun çözümlenerek haber metinlerinin altında yatan ideolojik kurgular ortaya konulmaya çalışılmıştır. Her iki gazetenin biz ve ötekisinin kimlerden oluştuğuna ve bize/ötekine yüklenilen değerlerin neler olduğuna, incelenen haberlerden ortaya çıkan temalar üzerinden bakılmıştır. Buna göre, çalışmada her iki gazetenin de kendi ideolojik tutumlarına göre biz ve ötekisini oluşturduğu ve haber içeriklerini bu sınırlar çerçevesinde geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Türkiye Gazetesi biz olarak belirlediği 'öfkeli kalabalık'ın yanında yer alıp Aziz Nesin özelinde Alevileri ötekileştirmekte ve haberlerini, dönemin sağ siyasi liderlerinin söylemlerinden oluşturmaktadır. Buna karşıt bir şekilde Cumhuriyet Gazetesi ise biz olarak Nesin'in yanında yer almakta ve şeriatçıları, gericileri haberlerinde ötekileştirmekte ve haberlerini saldırıya uğrayan Aleviler ve Nesin'in söylemlerinden oluşturmaktadır.
Contested landscapes of belonging at the Turkish-Syrian border: the (re) making of Antakya and Defne
Based on the new metropolitan municipality system (Law No. 6360) Hatay, a multicultural province located at the Turkish-Syrian border, has undergone major cartographic changes. During this process, Defne has been crafted out of Antakya city as an ethnically and religiously segregated district. In this ethnographic study, I analyze the sociopolitical implications of this process. I examine how and why the Alawite and Christian Arab communities that identify themselves as indigenous peoples of Antakya have found themselves in the newly mapped Defne. I demonstrate how and through what spatial and identity practices these indigenous communities and key political stakeholders compete over the cultural heritage of Hatay and Antakya. Doing so, I aim to reveal the power relations behind the new cartography for Hatay while witnessing and documenting Antakya's (re)make and Defne's metamorphosis into the built and imaginary landscapes of the nation at the Turkish-Syrian border. My research has shown that Defne, now with its non-Sunni population, stands as a sign of difference and segregation in Hatay's new ethno-sectarian landscape, in contrast to Antakya, which has been Sunnified due to recent official districting practices. Nonetheless, the very same place (Defne) has proven to be a new public sphere for Hatay's Arab Alawites to negotiate their local identity by appropriating its space for political and communal engagements.