Burdur

76 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Burdur'un sosyal-kültürel ve ekonomik yapısı (1901-1916)

XX. yüzyılın başlarında (1901-1916) Burdur Sancağını konu alan doktora tezi çalışması, sancağın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda sancağın idari taksimatı ve demografik yapısı, toplumsal hayatı, sosyal yapıları, temel geçim kaynakları, eğitim, ibadet ve sosyal yardımlaşma kurumları gibi sancağı ilgilendiren önemli hususların değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın amaçları çerçevesinde Burdur şehrine ait siciller esas alınarak nüfus defterleri, salnameler, diğer arşiv kaynakları, dergi ve gazeteler, yıllıklar ve tetkik eserlerden faydalanılmıştır. Burdur'un toplum yapısı içerisinde aile birliğine önem verilerek merkezden gönderilen kararlara istinaden resmi nikah anlayışı esas alınmıştır. Sancakta nikah işleminin resmi olarak yapılması kararlaştırıldığı gibi evlilik birliğinin sona ermesi durumunda da hukuki prosedürler uygulanmıştır. Tez çalışmamızın sınırlılıkları kapsamında belirlenen tarih olan XX. yüzyılın ilk çeyreği, Osmanlı Devleti'nin savaş ve yıkılış sürecine tekabül etmesi açısından buhranlı bir dönemi kapsamaktadır. Bu buhranlı ve zorlu dönemden devlet merkezinin etkilendiği kadar Anadolu'da bulunan taşra şehirleri de etkilenmiştir. Anadolu'da bir taşra şehri olan Burdur'da savaş sebebiyle cepheye alınan erkeklerin önemli bir kısmı hayatını kaybetmiştir. Ayrıca 1914 yılında Burdur'da yaşanan deprem halkı daha da zora sokarak, şehirde tam bir kaos ortamı oluşturmuştur. Deprem ve savaşın etkisiyle şehirde işgücü potansiyelinin zayıflaması, aynı dönemlerde Burdur ve çevresinde görülen çekirge istilası ve kıtlık gibi afetlerin de vuku bulmasıyla halkın temel geçim kaynağı olan tarım üretimi büyük ölçüde sekteye uğramıştır. Sonuç itibariyle bu çalışmada, Burdur Sancağı'nın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ele alınarak şehir tarihine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

BurdurBurdur Kazası
Gülsüm Akça
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Burdur el dokuma kumaşlarının günümüz kadın giyim tasarımında kullanımı

Geçmişten günümüze dokumacılığın yapıldığı yerlerden biri olarak karşımıza çıkan Burdur, Alaca ve İbecik Bezi dokumalarıyla bilinmektedir. Geçmişte toplumun ihtiyacını karşılaması ve geçim kaynağı olması anlamında önemli bir rol üstlenen Alaca Dokuma ve İbecik Bezi teknolojinin gelişmesi ve sanayileşmeyle birlikte günümüzde eskisi kadar dokunmamaktadır. Alaca Dokuma ve İbecik Bezinin günümüzde üretimini canlandırmak, tanınırlığını artırmak, ekonomiye kazandırmak, günümüz moda anlayışına uygun tasarlanmış günümüz kadın giyim tasarımlarına uyarlamak, günlük hayatta giysi olarak kullanım alanını genişletmek ve sürdürülebilirliğine katkı sağlayarak gelecek nesillere aktarmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden alan yazın taraması yapılmış, kaynaklar arşivlenmiş, konu hakkında yapılan çalışmalar incelenmiştir. Alan yazın taramasına ek olarak alan araştırması yapılmış ve yüz yüze sözlü görüşme tekniği kullanılmıştır. Kurum ve kuruluşlardan yetkili kişiler ziyaret edilmiş, gerekli yazılı kaynaklar, görseller, dokumaların geçmiş ve günümüz örnekleri tespit edilmeye çalışılmış ve üretilen ürünler incelenmiştir. Araştırmanın kapsamında görüşme formları hazırlanmış, bu formlara verilen yanıtlara bağlı olarak edinilen bilgiler derlenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda Burdur el dokuma kumaşlarının günümüz örneklerinden yola çıkılarak sezonun moda eğilimlerine ve günümüz moda anlayışına uygun 17 adet tasarımdan oluşan günümüz kadın giyim tasarımları hazırlanmış ve üretilmiştir. Tasarım ve üretim sürecinde sezonun eğilimleri incelenerek ilham kaynağı ve hedef kitle belirlenmiş, ilham panosu, malzeme ve renk panosu oluşturulmuştur. Tasarımların eskiz ve teknik çizimleri dijital ortamda hazırlanmıştır. Kumaşlar ve malzemeler temin edilerek seçilen tasarımların kalıpları çıkartılmıştır. Giysi üretim raporları ve maliyet formu hazırlanmıştır. Kesim ve dikim işlemleri tamamlanarak tasarımlar ürün haline dönüştürülmüştür. Hazırlanan tasarımların moda fotoğrafları çekilerek koleksiyonun sunumu yapılmıştır. Burdur Alaca ve İbecik Bezi kumaşlarında olduğu gibi Anadolu'nun birçok yerinde üretilen yerel kumaşların günümüz giysi tasarımlarında kullanılabileceği gösterilmiştir.

BurdurDokuma kumaşlarEl dokumaları
Elvan Erdoğan
Süleyman Demirel University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Boylu ardıç'ta (Juniperus excelsa bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıklar

Bu çalışmada, Boylu Ardıç'ta (Juniperus excelsa Bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Isparta, Burdur ve Antalya illerinde türün doğal yayılış alanlarından 30 farklı populasyondan kozalak toplanmıştır. Toplanan kozalakların eni ve ağırlığı ile bu kozalaklardan elde edilen tohum sayısı, tohum eni, tohum boyu, bin tane ağırlığı, dolu tohum oranı ölçümleri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda tohum ve kozalak özellikleri bakımından populasyonları karşılaştırmak amacıyla varyans analizi ve Duncan testi yapılmıştır. Ayrıca, kozalak toplanan populasyonları bulundukları bakı ve rakıma göre iki gruba ayırarak gölgeli ve güneşli bakılar ile alçak ve yüksek rakıma göre tohum eni ve tohum boyu bakımından kıyaslamak amacıyla da "t" testi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, hem kozalak eni ve tohum sayısı hem de tohum eni ve tohum boyu bakımından populasyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Güneşli bakılarda ortalama tohum eni 2,52 mm, gölgeli bakılarda ortalama tohum eni 2,41 mm; güneşli bakılarda ortalama tohum boyu 4,54 mm, gölgeli bakılarda ise 4,40 mm'dir. Bin üç yüz metre rakımın üstündeki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,46 mm; ortalama tohum boyu 4,42 mm iken, bin üç yüz metrenin altındaki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,48 mm; ortalama tohum boyu 4,54 mm olarak ölçülmüştür. Tohum eni ve tohum boyunun gerek güneşli bakılarda gerekse bin üç yüz metre altındaki populasyonlarda daha yüksek değerlerde olduğu görülmektedir. Bu sonuçlardan hareketle Boylu ardıçta kozalak, tohum özellikleri ile tohumların çimlenme kabiliyetleri, morfolojik ve fizyolojik fidan özellikleri bakımından populasyonlar arası ve populasyon içi farklılıkların belirlenebileceği araştırma çalışmaları tamamlanarak kozalak ve tohum hasat alanlarının belirlenmesi uygun olacaktır.

AntalyaArdıçBurdur+7
Süleyman Demir
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ilinde anason üretim maliyeti ve kârlılığının analizi

Bu çalışmada anason üretimi yapan işletmelerin sosyo-ekonomik yapısının belirlenmesi, anason üretim maliyeti ve kârlılığının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Değişen ticaret ve tarım politikaları ile birlikte pazarlama yapısı da değişim göstermiştir. Bu değişimler sonucunda anason piyasasında fiyat istikrarsızlıkları yaşanmıştır. Araştırma bölgesinde anason önemli bir gelir kaynağıdır. Anason üretimi işletme düzeyinde üreticilere gelir sağlarken, ihracat yoluyla da ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. Anason üretiminde karşılan sorunlar ele alınmış ve bu sorunlara da çözüm önerileri geliştirilmiştir. Araştırma bölgesinin Burdur ili olarak belirlenmesinin nedeni, Burdur ilinin Türkiye anason üretiminde önemli bir yere sahip olmasıdır. Çalışmanın verileri, 159 adet anason üreticiliği ile uğraşan işletmelerden anket yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen verilerden yapılan hesaplamalar sonucunda anason üretiminde üretim maliyeti birim alana (dekara) 739.33 TL, GSÜD 1 224.27 TL, brüt kâr 635.38 TL ve nispi kâr 1.66 olarak tespit edilmiştir. ÜM/GSÜD oranı 0.60 olarak hesaplanmıştır. Bölgede anason üretiminde son yıllarda önemli düşüşler görülmüştür. Bu düşüşlerde diğer illerdeki ekim alanları artışının yanında anason üretici fiyatlarındaki dalgalanmalar ve oynaklıklar önemli etkide bulunmuştur. Bu çerçevede anason özelinde desteklemelerin verilmesi, ilgili kurumlar aracılığıyla üreticilere anason hakkında yayım faaliyetlerinde bulunulması önemli görülmektedir. Fiyat istikrarsızlığının önüne geçilebilmesi için, önceki yıllarda anason piyasasında belirleyici etkide bulunan TEKEL ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi kurumlar önemli idi. Böyle kurumların tekrardan faaliyette bulunabilmesi oldukça güç görülmektedir. Bu kapsamda anason üreticilerinin sorunlarının giderilmesi ve anason özelindeki fiyat istikrarsızlıklarının ortadan kaldırılması için anason üreticilerinin birlikte hareket edecekleri örgütleri kurmaları önerilmektedir.

AnasonBurdurKarlılık+1
Osman Fatih Yağız
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kojenerasyon tesislerinde güç üretim sistemlerinin ekserjik performans analizi Burdur şeker fabrikası

Bu çalışma, şeker fabrikalarında bulunan kojenerasyon güç üretimlerine enerji ve ekserji analizleri uygulanmıştır. Örnek olarak Burdur Şeker Fabrikası ele alınmıştır. Endüstriyel sistemlerdeki güç üretim sistemlerinin enerji ve ekserji analizleri termodinamiksel peformans açısından büyük öneme sahiptir. Yapılan bu analizler güç üretim sistemlerinin verimliliğini artırmaktır. Bu çalışmada yapılan analizler sonucunda güç üretim sisteminin bileşenlerinden olan Buhar türbini-I ve Buhar türbini-II üretilen güc sırasıyla 5141 kW ve 2247 kW, enerji verimlilikleri sırasıyla %13.12'ye %12.33 ve ekserji verimlileri sırasıyla %76.27 ve %79.26 olarak hesaplanmıştır. Ekserji yıkımları ise sırasıyla 1600 kW ve 588.1 kW olarak bulunmuştur. Ayrıca sistemin genel verimi %76 olarak bulunmuştur. Bu yüksek enerjiye sahip buharın proses ısısında şeker üretiminde kullanılmasının faydalı işe dönüştürülmesiyle elde edilmiş yüksek sistem verimi bu tesislerde bulunduğu görülmüştür.

BurdurEkserjiEnerji verimliliği+3
Ahmet Aksel
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur-Çavdır-Küçükalan basınçlı sulama sisteminin COPAM yazılımı ile performans analizi

Bu çalışmada, Burdur Çavdır Küçükalan basınçlı sulama sisteminin performans analizini yapmak için COPAM (Sınıflandırılmış Karakteristik Eğriler Modeli) bilgisayar yazılımı kullanılmıştır. Bu yazılım yardımıyla debi – su kaynağı kotu, bağıl basınç açısından yetersiz hidrantların tespiti, hidrant güvenilirliği, farklı kaynak yüksekliklerinde hidrantların yeterliliği, mevcut koşullarda boru çaplarının yeninden belirlenmesi, hesaplanan boru çaplarına göre sulama sisteminin eski ve yeni maliyetinin karşılaştırılması gibi analizler yapılmıştır. Çalışma sonunda, sulama sisteminin mevcut koşullarda % 90'lık bir verim ile çalışabileceği belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca, sistemde bulunan 42 adet hidrantın 2'sinde hem bağıl basınç açısından yetersizlik olduğu hem de güvenilirlik değerlerinin '0' olduğu saptanmıştır. Mevcut koşullarda boru çapları açısından yapılan değerlendirmede ise 26 boru hattında daha küçük çaplı borular kullanılması gerekirken (6818.50 m) 2 noktada ise daha büyük çaplı boruların kullanılması gerektiği (491.40 m) saptanmıştır. COPAM yazılımıyla hesaplanan boru çaplarının kullanılması durumunda, bağıl basınç eksikliği olan hidrant sayısı 1'e düşmüştür. Yapılan maliyet analizinde ise COPAM yazılımı ile belirlenen boru çaplarının kullanılması durumunda proje maliyetinden 57262.49 $ tasarruf edilebileceği saptanmıştır. Sonuç olarak, basınçlı sulama sistemlerinin performans analizinde COPAM programının kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. COPAM veya benzeri programların kullanılması durumunda, projelerin yatırım maliyetlerini düşürerek verimliliklerini yükseltmek mümkün olabilecektir. Bu nedenle COPAM veya benzeri programların basınçlı sulama sistemlerinin değerlendirilmesi amacıyla ilgili kurumlar tarafından kullanılması gerektiği düşünülmektedir.

Basınçlı sulama sistemleriBurdurPerformans
Can Özkaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Salda Gölü (Burdur) çevresinin geofit bitkileri

Ülkemizin doğal kaynaklarından biri olan Salda Gölü, Gölller Yöresinde bulunur. Göl genellikle suyunun berraklığı ve turkuaz rengiyle dikkat çeker. Son yıllarda ülkemizde ve dünyada yoğun bir ilgiye maruz kalmıştır. Bir turizm destinasyon alanı olarak görülen Salda Gölü'nün ziyaretçi sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Artan ziyaretçi sayısı sebebiyle bölgedeki bitki florası baskı altındadır. Bu çalışmada bölgenin doğal güzellikleriyle bilinen Salda Gölü çevresindeki geofit bitkiler tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında Amaryllidaceae (2), Apiaceae (1), Araceae (2), Colchicaceae (3), Geraniaceae (2), Iridaceae (6), Liliaceae (13), Orchidaceae (9), Primulaceae (1), Ranunculaceae (2) ve Valerianaceae (1) familyalarına ait 42 adet geofit bitki belirlenmiştir. Bu bitkilerden 42 adet bitkinin 5 tanesi endemiktir. Çalışmada geofit bitkilerin familya, yükselti, çiçeklenme zamanı, habitat, toplanma zamanı, botanik özellikleri, endemizm ve tehlike kategorisi bilgileri çizelge halinde verilmiştir. Ayrıca geofit bitkilerin göl çevresindeki yayılış alanları harita üzerinde gösterilmiştir. Endemik türlerin tehlike durumlarına göre koruma yöntemleri öneri olarak sunulmuştur.

BurdurEndemiklerGeofitler+2
Şule Ünal
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası uygulamalarının süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi: Burdur ili örneği

Bu çalışmada, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası (BHHS) uygulamalarının Burdur ili süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Burdur ilinde süt sığırcılığı yapan ve devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası kapsamında hayvanlarına sigorta yaptıran 52 çiftçi ve sigorta yaptırmayan 141 çiftçi olmak üzere toplam 193 çiftçi ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çiftçilerin sosyo-ekonomik, demografik ve teknik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Süt sığırcılığı işletmelerinin, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası yaptırma ve yaptırmama nedenlerine etki eden faktörlerin tespit edilmesinde Binary Logit Model ve Ki-Kare bağımsızlık testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, incelenen işletmelerde BHHS yaptıran çiftçilerin ortalama yaşının daha küçük (49.02 yıl), ortalama eğitim düzeyinin daha yüksek (9.73 yıl), ortalama hayvancılık deneyiminin daha düşük (22.63 yıl) ve ortalama hayvan sayısının daha fazla (66.04 baş), ortalama işletme arazi büyüklüğünün daha yüksek (150.13 dekar), ortalama mülk arazi büyüklüğünün daha yüksek ( 113.67 dekar) , ortalama sulanan arazi büyüklüğünün daha yüksek (74.88 dekar), ortalama çalışan kişi sayısının daha fazla (3.50 kişi) ve işletme faaliyet kayıtlarını tutma oranının daha yüksek (%86.54) olduğu saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, incelenen işletmelerde büyükbaş hayvan sayısındaki artışın, BHHS yaptırma olasılığını 1.06 kat artırdığı, tarımsal kredi kullanımının, BHHS yaptırma olasılığını %86.80 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma bölgesinde hayvan hayat sigortası uygulamalarının benimsetilmesi ve yaygınlaştırılmasına yönelik farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri için çiftçi eğitim programları hayata geçirilmelidir Ayrıca hayvan hayat sigortası uygulamaları öncesi ve sonrası yaşanan sorunlar ortadan kaldırılarak çiftçilerin hayvan hayat sigortası yaptırmaları yönünde isteklilikleri artırılmalıdır.

BurdurSüt sığırcılığı
Mehmet Akıncı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ilinde 19-65 yaş grubu bireylerde meyve suyunun besleyici özelliklerinin sağlık açısından algısı

Son yıllarda tüketiciler artan sağlık ve refah koşulları ile içtikleri içeceklerin daha sağlıklı ve doğal olması konusunda dikkat etmektedir dolayısıyla tüketiciler yapay aromalı içecekleri tercih etmemektedirler. Meyve suları doğal ve sağlıklı olmaları nedeniyle tüketiciler arasında popüler bir seçimdir. Bu araştırma, Haziran - Eylül 2018 tarihinde başvuran, yaş ortalamaları 27,43±7,10 olan (n:213) kadın ve (n:172) erkek toplam 385 bireyin demografik özellikleri, meyve suyu algıları hakkında bilgi elde etmek ve meyve suyu tüketimlerini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Veri toplama formu olarak, bireylerin demografik durumları ve meyve suyu tüketimi olmak üzere 2 ayrı bölümden oluşan araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan anket formu kullanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulguların istatistiksel analizlerleri SPSS Statistics 23 programı ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin meyve suyu tüketim sıklığı incelendiğinde, kadınların %44,6'sının ayda 1 kez, erkeklerin %30,2'sinin haftada 3-4 kez meyve suyu tükettikleri saptanmıştır (p<0,001). O günlerde meyve suyu öğün tüketimine göre kadınların %23'ü ve erkeklerin %34,9'u sabah öğününde tükettiklerini belirtmişlerdir (p<0,001). Bireylerin diyabet tanısında meyve suyu tüketimi incelendiğinde; kadınların %94,4'ünün ve erkeklerin %98,3'ünün etkisi olmadığını belirtmiştir (p<0,05). Diyabet hastası olan bireylerin meyve suyu tüketmelerinin yan etikisi olup olmadığı sorulduğunda; kadınların %5,6'sı ve erkeklerin %1,7'si yan etki görülmediğini belirtmişlerdir (p<0,05).. Meyve suyunun enerjisine dikkat etme durumu sorulduğunda; kadınların %43,2'si ve erkeklerin %33,7'sinin enerjisine dikkat ettiğini söylediği belirlenmiştir (p<0,05).

BurdurMeyve sularıMeyve suyu endüstrisi+3
Gülşah Özacar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkeleri

Sikkeler, uygarlık tarihi boyunca ait olduğu devletin tarihine, dini inancına, sanat anlayışına, ekonomisine, sosyal ve kültürel hayatına dair bilgilere ışık tutan tarihi birer vesika niteliğinde olup, adına darp yapılan hükümdarın gücünü de göstermişlerdir. Sikke, devletlerin her döneminde iktidarın/hükümdarın maddi ve kültürel sembolü olma özelliği taşımıştır. Tarihi bir hazine olan sikkeler, aynı zamanda ihtiva ettikleri yazılar, motifler, darp edildikleri dönemin inanış biçimini, şekillerini ve üslubunu da yansıtırlar. Birçok bilgiyi ortaya çıkararak şahısların ve olayların aydınlatılmasında da önemli rol oynarlar. Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerini ele alan bu çalışmada, müzenin depo bölümünde muhafaza edilen İslamî sikkelerden sadece idarece izin verilen 2476 adet sikkeden 201 tanesi araştırma kapsamında incelenmiştir. Çalışmamızda Anadolu Selçuklu Dönemi örneklerinden II.İzzeddin Kılıç Arslan, Süleyman Şah, I. Gıyaseddin Keyhusrev, I.İzzeddin Keykavus, I. Alaeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhusrev, II. İzzeddin Keykavus, Üç Kardeşler, IV. Rükneddin Kılıç Arslan (2. Saltanat), III. Gıyaseddin Keyhusrev, II. Gıyaseddin Mesud dönemlerine ait sikke örnekleri bulunmaktadır. Çalışmamızda en erken tarihli sikke II.İzzeddin Kılıç Arslan Dönemi H.551-588 (M.1156-1192) dönemine aittir. Çalışmada kronolojik olarak ele alınan sikkelerin, fotoğrafları çekilmiş, ölçüleri alınmış, malzemeleri belirlenmiş, üzerlerinde mevcut yazılar da okunarak katalog kısmı tamamlanmıştır. Sonrasında elde edilen veriler, genel bir değerlendirme ile sonuçlandırılmıştır. Burdur Müzesi'nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerinin daha önce bilimsel açıdan incelenmemiş olması, bizi böyle bir çalışmaya yönlendirmiştir. Anahtar Kelimeler: Sikke, Anadolu Selçuklu Dönemi, Burdur Müzesi

Anadolu SelçuklularıBurdurBurdur Müzesi+3
Merve Yaman
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

211 numaralı Burdur şer'iye sicilindeki tereke kayıtlarının değerlendirilmesi (1846-1854)

19. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nde modernleşme ve batıya yönelme anlamında önemli bir süreci ifade etmektedir. Bu süreçte birçok alanda yenilikler gerçekleştirilmiştir. Bunlardan birini hukuk alanında yapılan yenilikler oluşturmaktadır. Özellikle 3 Kasım 1839 tarihinde Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra hukuk alanında kurumsal ve kanunlaştırma çerçevesinde birçok reform yapılmıştır. Tereke kayıtları vefat eden kişilerin geride bıraktıkları borçları, birikimleri, vasiyetleri ve sahip oldukları eşya üzerindeki vergilerin kaydedildiği resmi belgeler olma özelliğini taşımaktadır. Tutuldukları dönemle alakalı birçok çıkarımda bulunulmaya imkan veren tereke kayıtları ait oldukları dönemlerdeki sosyal, ekonomik, kültürel, hukuksal ve demografik yapılarla ilgili çeşitli bilgilere ulaşabilmeyi mümkün kılmaktadır. Çalışmanın ana kaynağını 211 Numaralı Burdur Şer'iye Sicil Defterinde bulunan tereke kayıtları oluşturmaktadır. Bu çerçevede çalışmada miras paylaşımı, servet birikimi, etnografik malzeme, sosyo-ekonomik yapı ve aile yapısı hakkında değerlendirmeler yapılarak çıkarımlarda bulunulmuş, yeni bilgiler üretilmeye çalışılmıştır. Bu sayede hem Burdur'un ilgili dönemdeki durumunun gün yüzüne çıkarılması, hem mahallî tarih çalışmalarına katkı yapılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Burdur, Şer'iye Sicilleri, Tereke Kayıtları, Miras, Aile, İktisadi ve demografik yapı, Etnografik Malzeme

BurdurBurdur KazasıTarih+3
Safa Mustafa Özkan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Burdur ilinde 85 yaş ve üzeri nüfusa bakım verenlerin bakım yükünün tespiti

85 yaş üzeri ileri yaşlı birey sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu artışla birlikte bakım veren ihtiyacı ve bakım verenlerin bakım kaynaklı yükleri artmaktadır. Çalışmada, Burdur ilinde 85 yaş ve üzeri nüfusa bakım verenlerin yükünün tespiti ile bu konuda sahada yapılacak çalışmalara yön vermek amaçlanmıştır. Kesitsel tipteki araştırmanın evrenini Burdur ilinde yaşayan 85 yaş üzeri 3741 birey oluşturmaktadır. N=3741 kişi, p=0,50; q=1-p; t=1,96; d=0,05 olarak alınmış ve örneklem büyüklüğü 348 kişi olarak hesaplanmıştır. Ancak yaşlının ölmesi, hastanede yatması gibi olasılıklar da düşünüldüğünde örneklem sayısı 395 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden 85 yaş ve üzeri bireylere bakım verenlere Zarit Bakım Yükü ölçeği (ZBYÖ), Katz'ın Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (GYA) ve Lawton ve Brody'nin Enstrümantal Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (EGYA) içeren kendi hazırladığımız soru kâğıdı uygulanarak veriler toplanmıştır. Çalışmanın verileri anketörler tarafından yaşlıların evlerinde, yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmış, tanımlayıcı istatistik olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler kullanılmıştır. Analitik değerlendirmelerde ölçek puanları üzerinden t-testi ve ANOVA testleri uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık için sınır değer olarak p<0,05 alınmıştır. Farkın hangi gruptan kaynaklandığının tespiti amacıyla Bonferroni analizi yapılmıştır. Bakım yükünü etkileyen nedenlerini belirlemek amacıyla çok değişkenli analiz olarak Forward Lineer Regresyon yöntemi ile analiz yapılmıştır. Çalışmada örneklemin %95,2'sine (376 kişi) ulaşılmıştır. Yaşlıların yaş ortalaması 88,0 ve standart sapması 2,5'dir ve %79,5'i 85-89 yaş grubundadır. Yaşlıların %65,4'ü kadın iken %34,6'sı erkektir. %58,2'si ilkokul mezunudur. Yaşlıların %69,7'si dul ve %94,1 inin sağlık güvencesi vardır. Yaşlıların %77,4'ünün herhangi bir kronik hastalığı mevcut olup en sık görülen kronik hastalık (%43,6) hipertansiyondur. Yaşlıların %15,4'ü 5 ve üzerinde ilaç kullanmaktadır. Yaşlıların GYA'ne göre bağımlılık durumları değerlendirildiğinde; %3,6 tam bağımlı, %12,8 yarı bağımlı ve %84,0 bağımsız oldukları görülmüştür. EGYA'ne göre bağımlılık durumları değerlendirildiğinde ise; %10,1 tam bağımlı, %43,1 yarı bağımlı ve %46,8 bağımsız oldukları görülmüştür. Yaşlıların %68,4'üne (257) bir başkası tarafından bakım verilmekteyken %31,6'sının bir başkasının bakımına ihtiyacı bulunmamaktadır. Bakım verenlerin %52,9'u yaşlıların çocuklarıdır. Bakım verenlerin yaş ortalaması 60,3 olup standart sapması 13,1'dir. Bakım verenlerin %84,8'ini kadınlar oluşturmakta ve %54,9'u ilkokul mezunudur. ZBYÖ göre; bakım verenlerin %26,8'inde yük yok iken %38,5'inde hafif, %24,6'inde orta, %10,1'inde ise ağır bakım yükü tespit edilmiştir. Puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bulunan parametreler lineer regresyon analizine alındığında GYA ve EGYA indeksine göre bağımlı olmak, bakım verenin genel sağlık algısının kötü olması ve yaşlı ile aynı evde yaşıyor olmak bakım yükünü artıran riskler olarak tespit edilmiştir (p=0,004; p=0,004; p<0,001; p=0,026). Bakım verenlerin özelliklerinin bilinmesi; bakım yükü açısından risk altındaki grubun belirlenmesi ve destek gruplarının oluşturulması, hizmetin planlaması, kaynakların saptanması, sağlık ve sigorta kurumlarının vereceği hizmetin geliştirilmesi ve politikalarının oluşturulması açısından önemlidir. Anahtar kelimeler: Burdur; 85 yaş üstü yaşlılar; bakım yükü

Bakım verenlerBakım verme yüküBurdur+4
Sevinç Sütlü
Ege University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Burdur yöresinde ruminantlarda theileria ve babesia türlerinin reverse line blot hibridizasyon tekniği ile araştırılması

Bu çalışmanın amacı; hayvancılık faaliyetleri konusunda Türkiye'nin önde gelen illerinden biri olan Burdur ve yöresindeki sığır, koyun ve keçilerde, önemli hastalıklardan ve dolayısıyla ekonomik kayıplardan sorumlu olan Theileria ve Babesia türlerinin varlıklarının, yaygınlıklarının ve sığırlar ile koyun ve keçiler arasındaki olası çapraz enfeksiyon durumlarının reverse line blot hibridizasyon tekniği yardımıyla moleküler düzeyde araştırılmasıdır. Araştırma yöntemi olarak reverse line blot hibridizasyon yönteminin seçilme sebebi, bu yöntemin hızlı ve eş zamanlı olarak çok sayıda örneğin çok sayıda parazit türü yönünden incelenebilmesini mümkün kılmasıdır. Bu amaçla öncelikle Burdur'a bağlı Ağlasun, Bucak, Gölhisar, Merkez ve Yeşilova ilçelerindeki çeşitli yerleşim merkezlerinden ortak veya komşu meralarda otlatılarak aynı kene türlerinin enfestasyonuna maruz kalabilme ihtimali bulunan sürüler seçilmiş ve 334 sığır, 330 koyun ve 300 keçi olmak üzere toplam 964 büyük ve küçükbaş hayvandan kan örnekleri toplanmıştır. İkibin onbeş yılının Eylül ve Ekim ayları boyunca toplanan kan örneklerinden DNA izolasyonunu takiben bütün DNA örneklerine Theileria/Babesia soylarına ait 18S ssu rRNA geninin V4 değişken bölgesi içinde 460-540 bp'lık parçayı amplifiye eden genel primerler RLB-F2 ve RLB-R2 (biotinle işaretli) kullanılarak PCR işlemi uygulanmıştır. Sonrasında PCR ürünleri RLB yöntemi yardımıyla Theileria ve Babesia türleri yönünden incelenmiştir. Çalışma sonucunda; 330 adet koyun kan örneğinin 153'ü (% 46,3) T. ovis, 106'sı (% 32,1) T. ovis + Babesia spp., ikisi (% 0,6) Bm3 (B. crassa/Babesia sp. China/B. motasi) + BcG (B. crassa Türkiye/B. crassa İran), ikisi (% 0,6) T. ovis + Bm3, biri (% 0,3) Babesia spp., biri (% 0,3) T. ovis + Bm3 + BcG, biri (% 0,3) T. ovis + Bm3 + Bcİ (B. crassa İran) ve 64'ü (% 19,4) negatif olarak tespit edilmiştir. Tekli veya miks enfeksiyon olmasına bakılmaksızın T. ovis'in koyunlardaki yaygınlığı % 79,69 şeklinde bulunmuştur. İncelenen 300 adet keçi kan örneğinin 33'ü (% 11) Bm3, 10'u (% 3,3) Babesia spp., üçü (% 1) Theileria/Babesia spp., ikisi (% 0,6) B. ovis, biri (% 0,3) T. ovis ve 206 tanesi (% 62,4) ise negatif bulunmuştur. Taranan 334 sığır kan örneği içerisinde en yoğun karşılaşılan iki enfeksiyon B. bovis (% 3,3; 11/334) ve Babesia spp. (% 3,3; 11/334) enfeksiyonları olmuştur. Bunu bir sığırda (% 0,3) T. annulata ve yine bir başka sığırdaki (% 0,3) T. annulata + Babesia spp. enfeksiyonları izlemiş ve incelenen sığırların % 92,8 (310/334)'lik bir kısmı ise RLB analizleri sonucunda Theileria veya Babesia enfeksiyonları yönünden negatif bulunmuştur. Tekli veya miks enfeksiyon şeklinde olmasına bakılmaksızın T. annulata'nın yaygınlığı % 0,6 olarak tespit edilmiştir. Tekli ve çoklu enfeksiyon tablosunda hayvan türlerinin toplam sayıları incelendiği zaman; beş ilçeden toplanan toplam 330 koyunun 154'ü (% 46,6) tek türle, 110'u (% 33,3) iki türle, ikisi (% 0,6) üç türle, 300 keçinin 49'u (% 16,3) tek türle, 334 sığırın 23'ü (% 6,9) tek türle ve biri (% 0,3) de iki türle enfekte olarak tespit edilirken keçilerde ikili ve üçlü, sığırlarda da üçlü enfeksiyona rastlanmamıştır. Bu veriler incelendiği zaman ise; sığırlar ile koyun ve keçiler arasında Theileria/Babesia türleri yönünden her hangi bir çapraz enfeksiyon durumuna rastlanılmadığı görülmektedir. Bu çalışma sonucunda sığır, koyun ve keçilerde parazitlenen Theileria ve Babesia türlerinin Burdur yöresindeki yaygınlıkları ile ilgili güncel veriler elde edilmiş; bu verilerin hem bölgedeki parazit faunasının anlaşılmasına, hem de gelecekte bu bölgede veya diğer bölgelerde yürütülmesi planlanan konuyla ilgili benzer çalışmalar için altyapı anlamında faydalı olacağı kanısına varılmıştır. Ayrıca bu veriler ışığında; sığır, koyun ve keçi yetiştiricileri ve veteriner hekimlerle görüşülerek durumun bildirilmesi ve hayvan hareketleri, mera yönetimi ve sistemli ve sürdürülebilir kene mücadelesi konularında gerekli önlemlerin alınması tavsiyelerinin verilmesi uygun görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Theileria/Babesia, ruminant, RLB, Burdur

BabesiaBurdurHayvan hastalıkları+5
Onur Köse
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur düğer köyünde kırsal mimari mirasın izleri: Yerleşim dokusunun analizi ve geleneksel bir evin belgelenmesi

Bu tez çalışması, Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Burdur ili Düğer Köyü'ndeki geleneksel kırsal mimari mirası incelemeyi ve bu bağlamda seçilen özgün bir yapının belgelenmesini amaçlamaktadır. Kırsal yerleşimlerin sosyo-kültürel kimliğini yansıtan geleneksel yapılar, plan şemaları, malzeme kullanımları ve inşa teknikleri aracılığıyla yerel yaşam biçimlerinin izlerini taşımaktadır. Ancak günümüzde bu tür yapıların büyük bir kısmı bakımsızlık, göç hareketleri ve modern yaşamın getirdiği yeni talepler nedeniyle yok olma tehdidi altındadır. Bu bağlamda çalışmada, öncelikle Düğer Köyü'ndeki geleneksel mimari doku genel hatlarıyla değerlendirilmiş, ardından seçilen bir yapının ayrıntılı belgelenmesi gerçekleştirilmiştir. Yapıya ilişkin analitik rölöve hazırlanmış, restitüsyon araştırması yapılmış ve restorasyon müdahale önerileri geliştirilerek çizimlere işlenmiştir. Plan şeması, taşıyıcı sistem, malzeme özellikleri ve süsleme detayları üzerinden yapılan incelemeler, yöreye özgü mimari karakterin tanımlanmasını ve belgelenmesini sağlamıştır. Bunun yanı sıra, yapının korunarak geleceğe aktarılabilmesi için işlevsel sürdürülebilirliği gözeten yeni bir kullanım önerisi geliştirilmiştir. Yöntem olarak yerinde gözlem, ölçümleme, analitik rölöve çizimleri, fotoğrafik belgeleme ve literatür taraması kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, yapının kırsal mimari mirasın tipik özelliklerini yansıttığını ortaya koymuş; ayrıca 1971 Burdur Depremi'nin yol açtığı hasarların taşıyıcı elemanlarda bozulmalara neden olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma hem yerel mimari mirasın belgelenmesine ve korunmasına katkı sunmakta hem de kırsal yapılarda deprem gibi doğal afetlere karşı alınacak önlemler konusunda farkındalık geliştirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, elde edilen bulgular ve öneriler, kırsal mimarlık üzerine yürütülen akademik araştırmalara örnek teşkil edecek nitelikte bir kaynak oluşturmayı hedeflemektedir.

BurdurDepremKırsal konutlar+7
Sezen Özkan Çetin
Antalya Bilim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler dersinin ?gruplar, kurumlar ve sosyal örgütler? öğrenme alanı bağlamında Burdur Halkevi ve faaliyetleri (1935-1945)

Bu çalışma, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte art arda gerçekleştirilen sosyal ve kültürel inkılâpların, toplum nezdinde daha geniş kabul görmesi için 19 Şubat 1932'de kurulan halkevlerinin bir şubesi olarak 22 Mayıs 1935 tarihinde açılan Burdur Halkevi'ni konu edinmektedir.Dört ana bölüm üzerine kurgulanan bu çalışmanın birinci bölümünde öncelikle halkevinin bir kavram ve bir yapı olarak ne olduğu üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra bu tanım ve değerlendirmeler ışığında halkevlerinin açılış sebepleri, idarî ve teşkilât yapısı, gerçekleştirdiği faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde hem bir odak noktası, hem de bir örneklem oluşturması adına Burdur Halkevinin faaliyetleri hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Sosyal Bilgiler dersinin ?Gruplar, Kurumlar ve Sosyal Örgütler? öğrenme alanı incelenmiş ve bu öğrenme alanı bağlamında Burdur Halkevi'nin gerçekleştirdiği faaliyetler değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünü ise Burdur Halkevi ile ilgili olarak çeşitli görsel materyaller (fotoğraf, yazışma örnekleri v.s) oluşturmaktadır.Bu çalışmanın sonucunda Burdur Halkevi faaliyetlerinin Sosyal Bilgiler dersinin; ?gruplar, kurumlar ve sosyal örgütler? öğrenme alanıyla olan ilişkisi irdelenmiş, Halkevlerinin, birçok sosyal faaliyetleri bünyesinde barındırarak halkı birçok yenilikle tanıştırdığı, insanları bireyci toplumdan toplumcu topluma doğru yönelttiği sonucuna ulaşılmıştır.

BurdurDers programlarıEğitim+7
Ramazan Kayacan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bilgi sistemlerinin Burdur yerleşim alanına uygulanması

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), coğrafik verilerin gösterimi, toplanması, depolanması ve bir kaynak oluşturması için bilgisayar destekli bir sistemdir. CBS, software, hardware ve verilerin birlikte kullanımıdır. CBS teknolojisi, kaynak yönetimi, planlama gelişimi ve bilimsel araştırmalarda kullanılabilir. Bazı uygulama alanları, jeoloji, ziraat, arazi kullanımı ve coğrafi konulardır. Uzaktan Algılama (UA) objelerle fiziksel temasta bulunmadan herhangi bir uzaklıktan yapılan ölçümlerle yeryüzü hakkında bilgi edinme bilim ve sanatıdır. UA yöntemleriyle geniş alanların kısa zamanda analizi yapılabilmektedir. Kilometrelerce uzunluğundaki fay zonlan haritalanabilmekte, arazide izlenemeyen çok küçük faylar ya da kırık sistemleri gözlenebilmektedir. CBS ve UA tekniklerinin bir arada kullanımı oldukça yararlı sonuçlar doğurmaktadır. Günümüzde zaman ve iş gücünün önemi düşünülürse bu iki sistemin bir arada kullanımının artan önemini reddetmek mümkün değildir. Bu çalışmada CBS'nin Burdur ili yerleşim alanına uygulanması amaçlanmıştır. Bu amaçla bölgenin 1/5000 ölçekli şehir, mühendislik jeolojisi, hidrojeoloji, eğim ve sıvılaşma haritaları sayısallaştırılmıştır. Ayrıca Uzaktan Algılama teknikleri kullanılarak uydu görüntüsü üzerinden bölgenin jeolojik haritası yapılarak sayısallaştırılmıştır. Aynı şekilde uydu görüntüsü kullanılarak bölgenin kırık sistemleri incelenmiştir. Sayısal veri haline dönüştürülen ve ayrı katmanlar halinde oluşturulan bütün haritalar, Arc View programında üst üste çakıştırılmıştır. Bu haritalar üzerinde amaca yönelik olarak sorgulamalar yapılarak bölgenin yerleşime uygunluk haritası çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Sayısallaştırma, Uzaktan Algılama

BurdurCoğrafi bilgi sistemleriSayısallaştırma+2
Öznur Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Beşeri ve ekonomik sermayenin geliştirilmesinde bölgesel kalkınma ajanslarının rolü (TR61 düzey 2 bölgesi örneği)

TR61 Düzey 2 Bölgesi toplam 2 684 328 nüfusa sahiptir. Türkiye nüfusunun %3,7'ini ve 36 996 km2'lik alanla yüzölçümünün %4,7'sini oluşturmaktadır. Türkiye'deki bölgeler arası kalkınmışlık farkının ortadan kaldırılması ve ortak yerel sosyo-ekonomik büyüme potansiyeline sahip illerin birlikte kalkınması için benimsenen bölgesel kalkınma politikası neticesinde Bölgesel Kalkınma Ajansları kurulmuştur. Bu tezin amacı, bu ajansların faaliyetlerinin ekonomik kalkınmanın en önemli göstergelerinden olan beşeri ve ekonomik sermaye üzerindeki etkisini, bu politikanın başarılı olup olmadığını TR61 Düzey 2 Bölgesi Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) örneğinde açıklamaya çalışmaktır. Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi verimli toprakları, zengin su kaynakları ve ılıman iklimi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her çağda cazibe merkezi olmuş bir yerleşim alanıdır. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) aracılığıyla desteklen firmalar ile kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetlerin "Gayeli Örnekleme Yöntemiyle" ile seçilenlerden anket yoluyla birincil veriler toplanarak ikincil verilerle karşılaştırılmıştır. Sonuçta, BAKA aracılığıyla desteklen firmalar/ kurum\kuruluşlar tarafından yürütülmüş proje\faaliyetler sonucunda beşeri ve ekonomik sermayenin geliştiği ve buna bağlı olarak sürdürülebilir bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli bir paya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, anket uygulanan firmalar ile kurum\kuruluşların yasal statüleri, bulundukları iller ve faaliyet alanları gibi beşeri ve ekonomik sermaye ile bölgesel kalkınma kriterleri arasında ''ki-kare ( 𝜒2)'' analizi yapılarak arasındaki ilişki belirlenmiştir.

AntalyaBeşeri sermayeBurdur+3
Ahmet Başbaydar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği

Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.

AdanaAntalyaBurdur+7
Hediye Titiz
Çukurova University
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Akdeniz bölgesi boncuk oyalarından yapılan ürünlerin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, Akdeniz Bölgesinde yapılmakta olan boncuk oyalarının yapım özellikleri ve kullanım alanlarını belirlemektir Bu genel amaç doğrultusunda, yapılan boncuk oyalarının çeşitleri, boncuk oyalarında kullanılan malzemeler, uygulanan teknikler, kullanılan motiflerin genel özellikleri, boncuk oyalarının yapılış amaçları, kullanım yerleri, boncuk oyası yapan bireyler ve oya yapımında etkili olan faktörler incelenmiştir.Bu çalışmada, Burdur, Antalya, Mersin, Adana ve Kahramanmaraş illerinde yapılan boncuk oyaları, araç, gereç, teknik, renk, desen, kompozisyon özellikleriyle incelenmiştir. Evreni oluşturan 970 adet boncuk oyaları örneğinden kullanılan araç gereç, yapım teknikleri, renk, model özelliğine göre, 110 adet örneklem seçilerek, bunların fotoğraflarıyla birlikte bilgi formları düzenlenmiştir.Araştırmanın alt amaçlara ilişkin verileri toplamak amacıyla 34 adet çoktan seçmeli ve 5 adet açık uçlu olmak üzere, toplam 39 soruluk anket hazırlanmış, hazırlanan anket, örneklem olarak seçilen illerin her birinde boncuk oyası yapan 50 kişiye olmak üzere toplam 250 kişiye uygulanmıştır.Boncuk oyalarına ilişkin hazırlanan anket yoluyla elde edilen verilerin frekans, yüzde dağılım tabloları çıkarılarak yorumlanmıştır. Ayrıca örneklem olarak seçilen ürünlerin yapım özelliklerine ilişkin her verinin frekans ve yüzde tabloları hazırlanarak ürünlerin değerlendirmeleri yapılmıştır.Akdeniz Bölgesinde boncuk oyalarının iki ve üç boyutlu olarak yapıldığı, en çok tülbent kenarlarına dikildiği ve başörtüsü olarak kullanıldığı görülmektedir. Boncukla yapılan oyalarda en çok % 57.6 ile tığ ve % 25.2 ile iğne oyası teknikleri uygulanırken farklı oranlarda mekik, firkete ve şişle yapılan temel tekniklerde kullanılmaktadır. Boncuk oyalarında en çok % 89 işlem görmüş sentetik iplik kullanılırken ipek iplikle yapılan oya tespit edilmemiştir. Yapılmış boncuk oyası örnekleri model alınarak yapılan örneklerde en çok, % 100 geometrik, % 60.9 bitkisel, % 19 sembolik, % 10.9 figürlü, % 2.7 nesneli, bezemelerin farklı oranlarda, yer aldığı görülmektedir. Yapılan örneklerde kişilerin zevklerine göre her renk boncuklarla birlikte, tülbentlerde çoğunlukla % 85.4 ile beyaz iplik, yazmalarda ise renkli iplikler kullanılmıştır.Boncuk oyasını eğitim düzeyleri düşük, evli, genç yaş da kadınlar, çeyiz, kullanım, hediye ve gelir amacıyla yapmaktadır. Ayrıca Akdeniz Bölgesinde yapılan boncuk oyaları özel olarak yapılmış tülbent sandıklarında özenle muhafaza edilmektedir. Çeyiz amacıyla yapılan ve satın alınan boncuk oyaların da yoğun olarak yuvarlak cam renkli kum boncukların kullanıldığı görülmektedir. Boncuk oyalarının yapım teknikleri ve kullanımına ait verilerin değerlendirmeleri çalışmada yer almaktadır.Kullanımından kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle, boncuk oyalarının yapımında ve kullanımında azalma olduğu, renkli ipliklerle yapılan tığ oyalarının süslediği yazmaların tercih edilmeye başlandığı tespit edilmiştir. Oya olarak tülbentlerdeki kullanımı azalırken, yavaş yavaş farklı kullanım alanlarına yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Bu sonuçlara bağlı olarak boncuk oyacılığının geliştirilmesi ve farklı alanlarda kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuş yeni tasarım ve uygulamalar yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: El Sanatları, oya, boncuk oyası,

AdanaAkdeniz bölgesiAntalya+7
Gülten Kurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Halk hekimliği ve Burdur'da halk hekimliği ile ilgili geleneksel tedavi yöntemleri

Bu çalışmada, Burdur ilinde halk hekimliği uygulamalarını ve bu kapsamda kullanılan geleneksel tedavi yöntemlerini incelenmiştir. Araştırma alanı olarak Burdur merkez ve Ağlasun, Altınyayla, Bucak, Çavdır, Çeltikçi, Gölhisar, Karamanlı, Kemer, Tefenni, Yeşilova ilçeleri seçilmiş; toplamda 11 belediye, 193 köy ve 127 mahalle kapsam altına alınmıştır. Tez; giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve saha bilgileri verilmiş; ayrıca Burdur'un coğrafi ve sosyoekonomik özelliklerine yer verilmiştir. Birinci bölümde, halk hekimliği kavramı tanımlanarak Türk kültüründeki tarihsel gelişimi aktarılmış, şaman, kam, bakşı, otacı gibi geleneksel tedavi uygulayıcıları ile ateş, su, taş, ağaç gibi doğa unsurlarının sağlıkla ilişkilendirilmesi açıklanmıştır. İkinci bölümde, saha araştırmasına dayalı olarak Burdur yöresinde baş ağrısı, mide sorunları, kas-iskelet ve cilt hastalıkları gibi fiziksel rahatsızlıkların yanı sıra afakan, al basması gibi psikolojik durumlara yönelik uygulamalar ele alınmıştır. Ayrıca kadın, bebek ve çocuk sağlığına ilişkin geleneksel yöntemler de incelenmiştir. Üçüncü bölümde, halk arasında şifa amacıyla ziyaret edilen yatır, türbe, şifalı su ve dilek ağacı gibi kutsal mekânların işlevi ve inanç sistemindeki yeri değerlendirilmiştir. Bu tez, Burdur yöresine ait halk hekimliği bilgisini kayıt altına alarak geleneksel kültürün korunmasına ve bilimsel olarak incelenmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu araştırma, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri birimi tarafından desteklenmiştir (Proje No: 0996-YL-24).

BurdurHalk hekimliği
Fatma Yılmaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Burdur'daki Cumhuriyet dönemi eğitim yapılarının mimari açıdan belgelenmesi, irdelenmesi ve korunmasına yönelik öneriler

Bu tez Cumhuriyet'in kurulduğu yıllardan başlayarak 1928 yılından 1980 yılına kadar uzanan dönemdeki, Burdur merkez, ilçe ve köylerinde inşa edilmiş eğitim yapılarının tespit edilerek belgelenmesi, irdelenmesi ve mimari açıdan değerlendirilmesine yönelik kapsamlı bir çalışmayı içermektedir. Cumhuriyet döneminde birçok alanda reformlar yapılmış, bu reformlar toplumun yaşam tarzında değişikliklerin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Eğitim, Cumhuriyet'in ilk kurulduğu andan itibaren en önemli politikalardan biri olmuştur. Eğitime verilen önem ve hassasiyetin ne kadar güçlü olduğu bu değişiklikler ile anlaşılmaktadır. Cumhuriyet'in laik/modern ideolojisini temsil eden eğitim sistemi yeni/modern anlayışta inşa edilecek eğitim yapıları ile mümkündür. Eğitim reformu Cumhuriyet devrimlerinin çekirdeğini oluşturmaktadır. Şehirlerden köylere yurdun her bir köşesinde inşa edilen eğitim yapıları aracılığıyla ülkenin toplumsal ve sosyal standartlarının yükselmesi ve ekonomik gücünün artırılması hedeflenmiştir. Bu konuda da mimarlık amaçların gerçekleştirilmesinde önemli bir araç görevi üstlenmiştir. Her okul, her öğrenci Cumhuriyet'i benimsetmek için bir saha ve fırsat haline dönüşmüştür. Böyle bir ortamda oluşturulan eğitim alanları bizim için aslında bir ışık, bir çıkış noktasıdır. Eğitim yapıları bize öncülük etmekte, toplum ve ülke hakkında bize birçok bilgi vermektedir. Bu amaçla çıkılan yolda incelediğimiz her yapı ayrı bir önem arz etmektedir.

BurdurCumhuriyet DönemiEğitim+5
Meltem Yılmaz Özev
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Burdur eğitim kurumları tarihi (1850-1950)

Bu çalışmanın amacı, Burdur'un eğitim kurumları tarihini belli bir başlık altında, bilimsel metotlar çerçevesinde incelemektir. Burdur'u inceleyen ve anlatan eserler içinde nispeten ele alınan eğitimin, kronolojiden yoksun olduğu ve bir sistematik içinde verilmediği söylenebilir. Ayrıca, bu çalışma ile Burdur eğitim kurumları tarihi ile ilgili eksikliklerin giderilmesi ve bundan sonraki çalışmalara katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada izlenen yöntem başta arşiv belgeleri olmak üzere birinci elden kaynakların tespit edilerek incelenmesi, diğer kaynak eserlerin taranarak konuların kronolojik sıra içerisinde ele alınmaya çalışılmasıdır. Burdur Eğitim Kurumları Tarihi araştırılırken, konu ile ilgili eksiklerin giderilmesi için; 1850 ile 1950 yılı arasında eğitimde meydana gelen değişimler Türk Eğitim Tarihi ışığında incelenmeye çalışılmıştır. Burdur'da eğitimin özellikle Cumhuriyetten sonra ivme kazandığı görülmüştür. Burdur'da (1850-1950) açılan eğitim kurumları ve türleri, eğitim gören öğrenci sayısı ve eğitim veren öğretmenler tespit edilmiştir.

BurdurEğitim kurumlarıEğitim tarihi+3
Tuncay Sakar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur ili sınırları içerisinde yetişen kermes meşesinin (quercus coccifera L.) yıl boyunca besin maddesi içeriği ve in vitro sindirilebilirliğindeki değişimin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı Akdeniz bölgesinin birçok yöresinde yaygın olarak bulunan ve keçi sürüleri için ana yem kaynağı olan Kermes meşesinin (Quercus coccifera L.) besin madde içeriğinin, hücre duvarı bileşenlerinin, kondanse ve ekstrakte edilebilir tanen içeriği ile in vitro kuru madde sindirilebilirlik (İVKMS) düzeylerini araştırmaktır. Araştırmada Burdur ili sınırları içerisinde yer alan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, İstiklal Yerleşkesi alanında bulunan Kermes meşesi örneklenmiştir. Örnekleme keçi çobanları tarafından işaret edilen doğrultuda, meşenin keçiler tarafından tüketilen kısımları olan yaprak, genç sürgünler ile bazı dallarını içerecek şekilde yapılmıştır. Örnekleme söz konusu alan içerisindeki 3 farklı istasyondan yapılmıştır. Ocak 2017 ile Aralık 2017 arasında yapılan (12 x 3 = 36 adet) örneklemelerden elde edilen örneklerde ham besin madde miktarları (kuru madde (KM), ham kül (HK), ham protein (HP), ham selüloz (HS), ham yağ(HY)), hücre duvarı bileşenleri (Asit Deterjan Fiber (ADF), Nötral Deterjan Fiber (NDF), Asit Deterjan Lignin (ADL)), toplam çözünebilir tanen ve kondanse tanen içeriği ile iki aşamalı yöntem kullanılarak İVKMS derecesi tespit edilmiştir. Araştırmada Kermes meşesinin Burdur ili iklimi şartlarında HP içeriğinde mevsimler arasında önemli bir farklılığın olmadığı, diğer taraftan ilkbahar ve yaz ayları ortalama HS değerinin kış ayları ortalamasına göre önemli derecede düşük bulunduğu (P<0,05), yıl içerisindeki en yüksek HY değerinin de sonbahar ayları ortalamasında olduğu belirlenmiştir (P<0,05). Kış ayları ortalama İVKMS, yaz ve sonbahar ayları ortalamalarına göre önemli düzeyde düşük çıkmıştır (P<0,05). Toplam çözünebilir tanen içeriği açısından sonbahar ayları ortalaması kış ve ilkbahar ayları ortalamalarından önemli düzeyde düşük bulunmuştur (P<0,05). Bu çalışma sonucunda Burdur ili iklim şartlarında, 2017 yılı boyunca elde edilen veriler göz önüne alındığında Aralık, Ocak ve Şubat aylarında Kermes meşesinin düşük besin maddesi değerlerine ve İVKMS'ye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Besin maddesi, İn vitro yöntem, Kermes meşesi, Sindirilebilirlik

Besin değeriBurdurKermes meşesi+4
Ali Osman Türel
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel markalı süt ürünlerinde tetra pak ürün ambalajının tüketici tutumlarına etkisi: Burdur ili örneği

Son yıllarda, markalar tüketici tercihlerinde daha fazla belirleyici olmuştur. Tüketicilerin istek ve beklentilerine cevap verebilmek ve pazarda güçlü bir yer edinmek isteyen perakendeciler özel markalar ile ürünlerini satışa sunmaya başlamışlardır. Özel marka, perakendecilerin kendi ürettiği ya da üretim için aracı firma kullanılarak piyasaya sunulan ve aracının kendi ismini ya da perakendecinin kendi markasının ismini vererek piyasaya sunduğu markalardır. Özel marka kavramının giderek arttığı günümüz koşullarında tüketicilerin tercih sebeplerini yönlendiren bazı unsurlar bulunmaktadır. Tüketici tercihlerini yönlendiren unsurlardan biri olan ambalaj, tüketici tercih ve tutumlarında etkin rol oynamaktadır. Bu nedenle hem tüketici hem de perakendeciler açısından özel markalar önemli hale gelmiştir. Özel markalı ürünlerde ürün ambalajının tüketici tutumlarına etkisini ortaya koymak araştırmanın temel amacıdır. Araştırmanın ilk bölümünde marka kavramı, marka türleri, tüketici tutumları, özel marka kavramı tanımı ve kapsamı, özel markalı ürünlerde ambalajlama incelenmektedir. İkinci bölümde araştırmanın türü, problemi, önemi, amacı, yöntemi, araştırma evreni, araştırmanın sınırlılıkları ve sayıltıları, örneklemi, araştırma hipotezleri, veri toplama yöntemi ve anket formunun hazırlanmasına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise anket yöntemi ile elde edilen verilerin istatistiksel yöntemler aracılığı ile analizleri yer almaktadır. Bu araştırmada özel markalı süt ambalajlarının tüketici tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Burdur ilindeki tüketiciler oluşturmaktadır. Ambalaj bileşenleri ile tutumlar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonucu olarak; özel marka ambalajları ile tutumlar arasında ilişki bulunmuştur. Daha sonra özel marka süt ambalajı özellikleri ile algı ilişkisi incelenmiştir. Özel markalı sütler, ambalaj bileşeni özelliklerine göre farklı algılanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Özel Marka, Süt Ambalajı, Tüketici Tutumları, Gıda Ambalajı, Ambalaj Bileşeni

Ambalaj sektörüAmbalaj tasarımAmbalajlama+6
Gülsüm Ünsal
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects