Ameliyathaneler
Bu konu başlığı altında 70 tez
Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarının değerlendirilmesi
Bu araştırma, cerrahi birimlerinde çalışan hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırmanın evrenini, Tekirdağ ve Çanakkale illerinde yer alan 4 hastanenin cerrahi birimlerinde çalışan 409 hemşire, örneklemini ise, basit rastgele örneklem yöntemi ile seçilen 231 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan Çalışan Bilgi Formu ve Sexton ve diğ. tarafından 2006 yılında geliştirilen, Baykal ve diğ. tarafından 2010 yılında Türkçe'ye uyarlanan Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği ile toplandı. Veriler SPSS 18.0 programı ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak yapıldı. Hemşirelerin Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puan ortalamaları 123,170 ± 24,076 ve orta düzeyde bulundu. Ölçeğin alt boyutlarından, en yüksek puanın 'iş doyumu' alt boyutundan, en düşük puanın ise 'güvenlik iklimi' alt boyutundan alındığı belirlendi. Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puanları ile; hemşirelerin yaşları, mesleki deneyimleri ve haftalık çalışma saatleri arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farkın olmadığı, ameliyathane hemşirelerinin Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puanlarının, cerrahi servis ve yoğun bakım hemşirelerin puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulundu. 18-30 yaş grubunda olan hemşirelerin 'yönetim anlayışı' puanı, 31-40 yaş arası olan hemşirelerin puanlarından, haftada 40 saatten fazla çalışan hemşirelerin 'iş doyumu' alt boyutu puanları haftada 40 saatten az çalışan hemşirelerin puanlarından, ameliyathane hemşirelerinin 'ekip çalışması' ve 'güvenlik iklimi' alt boyut puanları cerrahi servis ve yoğun bakım hemşirelerinin puanlarından, ameliyathane hemşirelerinin 'yönetim anlayışı' alt boyutu puanı cerrahi servis hemşirelerinin puanlarından anlamlı derece yüksek bulundu. Cerrahi servis hemşirelerinin 'stresi tanımlama' alt boyut puanının en yüksek olduğu, onu sırasıyla ameliyathane ve cerrahi yoğun bakım hemşirelerinin takip ettiği belirlendi. Sonuç olarak, hemşirelerin hasta güvenliğine ilişkin tutumları orta düzeydedir ve geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Cerrahi Birimler, Hasta Güvenliği
Ameliyathanede gürültü düzeylerinin ameliyat ekibinin stres düzeyleri ve iş yüküne etkisinin değerlendirilmesi
Araştırma bir devlet hastanesinin ameliyathanelerinde, gürültü seviyesini ve gürültünün ameliyathane çalışanlarının iş yükü ve stres düzeyleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirildi. Araştırma verileri Temmuz-Ekim 2019 tarihlerinde genel cerrahi, ortopedi, üroloji ameliyathanelerinde hafta içi günlerde gerçekleştirilen 403 ameliyatta gürültü ölçümleri ve ameliyathane çalışanlarının stres düzeyleri ve iş yükleri değerlendirilerek elde edildi. Veri toplamada, CA 834 gürültü ölçüm cihazı, Durumluk Kaygı Ölçeği (STAI FORM TX-I), NASA-TLX İş Yükü Ölçeği ve Ameliyata ve Ameliyat Ekibine İlişkin Bilgi Formu kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Shapiro-Wilk, Student t, Oneway Anova, Bonferroni, Bonferroni-Dunn testleri, Pearson korelasyon analizi ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Örneklem grubuna alınan ameliyatların, %27.5'i üroloji, %41.4'ü genel cerrahi, %31.1'i ortopedi ameliyatı idi. Ameliyatların ortalama süresi 69.84±23.67 dakika sürmektedir. %63'ü açık ameliyat, %75.4'ü genel anestezi altında yapılmakta ve %59.3'ünde hastanın ASA I'dir. Ameliyathane çalışanların yaş ortalaması 34.89±7.41, ameliyathanede çalışma deneyimleri ise 8.00±5.82 yıldır. Çalışanların,%53,3'ü erkek,%37,8'inin (n=17) ameliyathane hemşiresi, %24,4'ü (n=11) cerrah ve %37,8'i (n=17) anestezi ekibindendir. Evre 1 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,00±3,50, evre 2 ortalama gürültü düzeyleri ise 62,94±3,75,evre 3 ortalama gürültü düzeyleri ise 63,67±2,81 olarak saptandı. Durumluk kaygı puan ortalaması ise 34,50±6,09 olarak saptandı. Toplam iş yükü düzeyi ise ortalama 56,91±15,67 olarak bulundu. Durumluk kaygı puanları (p<0,01) ve iş yükü puanları (p<0,01) ile gürültü düzeyleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptandı. Sonuç olarak, ameliyathanedeki gürültünün Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü'nün iş yerleri için önerdiği sınır olan 85 dB(A)'ya yakın olduğu, ameliyathanedeki gürültünün ameliyathane çalışanlarının algıladıkları iş yükü ve stres düzeylerini arttırdığı belirlendi. Ameliyathane çalışanlarına gürültü kontrolü eğitimi verilerek bilgilerinin ve farkındalıklarının arttırılması, gürültü ölçümlerinin belirli aralıklarla yapılması, ameliyathanelerde gürültü azaltılmasına ilişkin teknolojilerin kullanılması önerildi. Anahtar kelimeler: Ameliyathane, Gürültü Düzeyi, Stres, İş Yükü
Ameliyathane çalışanlarının ekip çalışmasına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi: Nitel bir çalışma
Araştırma, ameliyathane çalışanlarının, ekip çalışmasına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla nitel olarak yapıldı. Araştırma, Tekirdağ'da bulunan T.C. Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir devlet hastanesinde Kasım 2021-Şubat 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırma evrenini, çalışma yapılacak olan hastanenin ameliyathanelerinde çalışan 18'i ameliyathane hemşiresi, 6'sı anestezi uzmanı ve 20'si cerrah olmak üzere toplam 44 ameliyathane çalışanı oluşturdu. Araştırmaya, ölçüt örnekleme yöntemine göre seçilen toplamda 20 ameliyathane çalışanı dahil oldu. Veri toplama aracı olarak açık uçlu 11 sorudan oluşan ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' kullanıldı. Verilerin analizinde tematik analiz yöntemi çerçevesinde MAXQDA 2020 programı kullanıldı. Ameliyathanede ekip üyeleri, ekip çalışmasını güven, ortak amaç doğrultusunda birleşmek, iş doyumu, zincirin halkası olmak ve arı kovanındaki arılar gibi birlikte çalışmak olarak tanımladılar. Ekip çalışmasını etkileyen, bireylere ilişkin faktörler; mesleki deneyim, empati yapabilmek, fikirlerini açıkça söyleyebilmek, duygular, konuşma tarzı/aksanlı konuşma, yaş, cinsiyet farklılıkları ve stres yönetimi becerisi, ekibe ilişkin faktörler; durumsal farkındalık, liderlik, eş güdümlü çalışmak, iş birliği, hiyerarşi, ameliyat öncesi kısa toplantıların (brifing) yapılması, iletişim, ekip üyelerine aşinalık ve yıkıcı davranışlar, çevresel faktörler; ameliyathane trafiğinin yoğun olması, ameliyathanenin sıcaklığı, cerrahi aydınlatma, ameliyathanedeki fiziki alan yetersizlikleri, gürültü, vakanın acil veya elektif oluşu, yönetime ilişkin faktörler; uzun çalışma saatleri, gelir adaletsizliği, ödüllendirme/destekleme, ekipman eksikliği ve çalışan sayısında eksikliktir. COVID-19 pandemi sürecinde çalışanların anksiyete yaşamaları, iş yükünün artması, kişisel koruyucu ekipmanların kullanılması, ekip üyelerinin farklı birimlerde görevlendirilmesi nedenleriyle ekip çalışması olumsuz olarak etkilenmiştir.
İntraoperatif kontaminasyon risk faktörlerine ilişkin kontrol listesinin geliştirilmesi
Bu araştırma, intraoperatif dönem kontaminasyon risk faktörlerinin saptanmasına imkân sağlayacak bir kontrol listesi geliştirmek amacıyla karma yöntem araştırmalarından sıralı araştırıcı desen kullanılarak 21 Şubat 2022-22 Temmuz 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma için etik kurul onayı ve kurum izinleri alınmıştır. Kontrol listesinin geliştirilmesinin birinci aşaması olan nitel çalışmada "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılarak Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gazi Üniversitesi Hastanesi ve Ankara Üniversitesi Hastanelerinde çalışan, maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemi ile belirlenen 24 ameliyathane hemşiresinin steril alan kurarken ve sürdürürken yaşadıkları deneyimler, derinlemesine bireysel görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Veriler Colaizzi'nin (1978) içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Ekip ve ameliyat sürecinden kaynaklı kontaminasyonlar, kontaminasyon türleri, steril ortamın sürdürülmesi ve steril alan bozulduğunda yeniden kurulması olmak üzere 5 ana tema oluşturulmuştur. İkinci aşamada intraoperatif dönemdeki kontaminasyon kaynaklarını ve cerrahi alan enfeksiyon risk faktörlerini belirlemek amacıyla sistematik literatür taraması Web of Science, Cochrane, PubMed veritabanlarından gerçekleştirilmiştir. Kontrol listesinin oluşturulmasında Stufflebeam (2000) tarafından geliştirilen kontrol listesi geliştirme basamakları takip edilmiştir. Geliştirilen kontrol listesi Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesinde orantılı tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 556 ameliyatta uygulanmıştır. Kontrol listesinden elde edilen toplam risk puanları incelendiğinde; hastaların %1,8'nin çok düşük riskli grupta, %16,2'sinin düşük riskli grupta, 39,3'ünün orta alt riskli grupta, %30,2'sinin orta üst grupta, %10,1'inin yüksek riskli grupta ve %2,5'inin çok yüksek riskli grupta olduğu saptanmıştır. Sonuçlar hastaların büyük çoğunluğunun kontaminasyon bakımından orta ve yüsek derecede riske sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle intraoperatif kontaminasyon risk faktörlerinin saptanması ve cerrahi alan enfeksiyonlarını önleyici müdahalelerin gerçekleştirilmesi için kontrol listesinin kullanımı önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cerrahi alan enfeksiyonu, ameliyathane, kontaminasyon, kontrol listesi
Bir üniversite hastanesinde ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkileri
Bu çalışma, ameliyathanede çalışan hemşirelerin çalışma ortamı ve koşullarının psikolojik sağlamlıkları üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak yapılmıştır. Çalışmanın verileri Kasım 2020 ve Haziran 2021 tarihleri aralığında, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan ameliyathane hemşirelerinden tam sayım yöntemiyle elde edildi (n=108). Araştırma verileri, hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini etkilediği düşünülen hemşirelerin sosyo-demografik, çalışma ortamı ve koşullarını içeren literatür doğrultusunda hazırlanan sorulara ilişkin "Bilgi Formu" ve hemşirelerin psikolojik sağlamlık düzeylerini belirlemek için "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde SPSS 15.0 for Windows programı kullanıldı. Bağımsız grupların sayısal değişkenlerinin karşılaştırmaları normal dağılım koşulu sağlandığında iki grupta Student t testi, ikiden fazla grupta OneWay ANOVA testi ile normal dağılım koşulu sağlanmadığında ise iki grupta Mann Whitney U testi, ikiden fazla grupta Kruskal Wallis testi ile yapıldı. İkiden fazla grupta alt grup analizlerinde nonparametrik testlerden Mann Whitney U testi kullanılarak, Bonferroni düzeltmesi ile yorumlandı. Örnekleme alınan 108 hemşirenin cinsiyet, yaş, aile tipi, medeni durum, eğitim durumu, meslekte çalışma yılı, ameliyathanede çalışma yılı, nedeni ve görevi, haftalık çalışma saati ve şekli, vakalar arasında dinlenme vaktinin olma durumu, ameliyathanedeki günlük vaka sayısı, çalışılan ortamda maruz kalınan riskler Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık ve alt ölçekleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmamızdan elde edilen sonuçlara göre; cinsiyet (p=0,018; p<0.05), medeni durum (p=0,049; p<0.05), meslekte çalışma yılı (p=0,027, p=0,026; p<0.05), ameliyathanede çalışma nedeni (p=0,047; p<0.05) ile Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Çalışmamızda, CD-RISC-25 Ölçek ve Alt Ölçek Puan Ortalamalarının Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ve çalışma koşulları ile ilişkisine bakıldığında; CD-RISC-25 ölçeği toplam puan ortalamasının meslekteki çalışma süresi ve ameliyathanede çalışma süresi ile pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu tespit edildi. Cerrahi dumana maruziyet ile azim ve kişisel yetkinlik, manevi eğilim, Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği puan ortalamaları arasında pozitif yönde, kemoterapi ilaçlarına maruziyet ile Negatif Olaylara Tolerans puan ortalamaları arasında negatif yönde, göze hasta salgısı sıçraması ile manevi eğilim puanı arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,008, p=0,003, p=0,013, p=0,014, p=0,013; p<0.05). Çalışmamızda ameliyathane hemşirelerinde psikolojik sağlamlık orta düzey (66,9±13,6) olarak bulunmuştur.
Ameliyathane hemşirelerinde mobbing ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma hastanelerde önemli bir yeri olan ameliyathane hemşirelerinin mobbinge maruz kalma durumlarını, mobbingin yarattığı etkileri, mobbinge verilen tepkileri ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini İstanbul Üniversitesi hastanelerinde çalışan 112 hemşire oluşturdu. Veriler demografik özellikler anket formu, mobbing ölçeği ve tükenmişlik ölçeği kullanılarak, Aralık-2017 / Mart-2018 tarihleri arasında toplandı. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS programında analiz edildi. Hemşireler; verdikleri kararların ve önerilerin eleştirilerek reddedildiğini, yaptıkları işin değersiz ve önemsiz görüldüğünü, başkalarının yanında küçük düşürücü mobbing davranışlarıyla karşılaştıklarını belirtti. İş yerinde mobbing davranışlarına maruz kalan (ortalama skor > 1 olanlar ) hemşirelerin %42,85 olduğu saptandı. Hemşirelerin; yapılan düşmanca davranışları hatırladıklarında şiddetli üzüntü duydukları, işlerine karşı bağlılıklarının azalması, sürekli stresli ve yorgun hissetmeleri ve baş ağrılarının olması mobbingin yarattığı etkilerdir. Mobbingle karşılaşan hemşirelerin eleştiri almamak için işine daha çok özen gösterdiği, hemşirelerin mobbing davranışlarıyla karşılaşma sıklığının lise mezunlarında (2.00±1.08), meslekte 16-20 yıl aralığında çalışanlarda (1.36±1.11), steril-sirküle (1.04±0.80) ve sterilizasyon (1.31±1.32) hemşirelerinde, çalıştığı birimden memnun olmayanlarda (1.52±0.76), çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşayanlarda (1.31±0.86) yüksek olduğu saptandı. Çalıştığı birimden memnun olmayan, ekonomik durumu yetersiz olan, çalışma arkadaşlarıyla sorun yaşayan hemşirelerde toplam tükenme puan ortalamaları daha yüksek bulundu. Toplam tükenmişlik ortalamaları incelendiğinde; hemşirelerin %23.2'sinde herhangi bir tükenmişlik durumu olmadığı, %23.2'sinin bir tükenmişlik durumu içinde olduğu ve %11.6'sının ise acilen yardım gerektiren bir tükenmişlik durumu içinde olduğu saptandı. Araştırma sonuçları, hemşirelerin mobbing davranışları ile karşılaşma sıklığı ile tükenmişlik düzeyleri ve tükenmişliğin tüm alt boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde kolerasyon olduğunu gösterdi.
Ameliyathane hemşirelerinin iş doyum düzeyinin değerlendirilmesi
Ameliyathanelerde çalışan hemşireler, sağlık kurumlarının önemli bir parçası ve ayrılmaz bir unsuru olarak kabul edilirler. Ameliyat sürecinin her aşamasında hem hasta bakımı hem de cerrahi ekipmanların yönetimi gibi kritik görevleri üstlenirler. Bu çalışmanın amacı, ameliyathane hemşirelerinin iş doyumu düzeylerini belirlemek ve etkileyen faktörleri analiz etmektir. Çalışma nicel yöntemle tasarlanmış ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın verileri ameliyathane hemşiresi olarak çalışan toplam 296 hemşire ile gerçekleştirilen anketlerden elde edilmiştir. Toplanan verilere t testi, ANOVA ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre hemşirelerin genel iş doyum puanları 3,28 olarak tespit edilmiştir. Araştırmada yaş, medeni durum ve eğitim durumu değişkenleri ile iş doyumu arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. İç tatmin ile dış tatmin arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r=,683, p<0,01). İç tatmin ile İş tatmin arasında pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r=,941, p<0,01). Dış tatmin ile İş tatmin arasında pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (r=,882, p<0,01).
Ameliyathanelerin performans yönetimi için bir karar destek sistemi tasarımı
Sağlık sistemi üzerindeki yük yaşlanan nüfus ve finansal maliyetler ile artmaktadır. Sağlık sisteminin şüphesiz en önemli parçası hastanelerdir. Ameliyathaneler hastanelerin en büyük gelir kaynağıdır. Ayrıca ameliyathaneler hasta memnuniyeti açısından da önemli bir yer tutmaktadır. Bütün bu sebeplerden dolayı ameliyathanelerin performanslarının değerlendirilmesi hastane yöneticileri için kritik önemdedir. Literatürde ameliyathane performansıyla ilgili çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ameliyathane performansını belirlemek için kullanılan farklı performans metrikleri vardır. Ancak metriklerden hangisinin kullanılması gerektiğine yönelik bir uzlaşı yoktur. Ameliyathane performansının doğru olarak belirlenmesi ameliyathane planlaması, kaynak kullanımı, hasta memnuniyeti, sağlık personeli memnuniyeti ve mali açıdan önemlidir. Hastane yöneticilerine ameliyathane performansını değerlendirmelerinde yardımcı olacak bir karar destek sisteminin oluşturulması gerekmektedir. Tez kapsamında farklı performans metrikleri arasında tercih yapılması için çok kriterli karar verme tekniklerinden biri olan AHP yöntemi kullanılmıştır. AHP ile farklı performans metrikleri, yöneticilerin önceliklerine göre sıralanmıştır. Bu sayede yöneticiler kendi tercihleri için en uygun olan performans metriğini kullanarak ameliyathane performansını takip edebilme imkanını elde etmişlerdir.
Hacettepe Üniversitesi ameliyathanelerinde 2018-2021 yılları arasında alınan robotik prostatektomi vakalarının anestezi yönetimi ve perioperatif komplikasyonlar açısından retrospektif değerlendirilmesi
Son yıllarda üroloji alanına büyük bir yenilik olarak giren robot yardımcılı laparoskopik prostatektomi işlemi, minimal invaziv olması, daha az kanamaya ve postoperatif ağrıya sebep olması gibi avantajlarının yanı sıra, cerrahi süresinin daha uzun olması, ileri derecede dik Trendelenburg pozisyonu gerektirmesi ve pnömoperiton nedeniyle hiperkarbi görülmesi gibi dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Bu alanda yeni karşılık bulan robot yardımcılı prostatektomi ameliyatlarının perioperatif olası komplikasyonlarına yönelik çalışmalar kısıtlı sayıdadır. Bu çalışmada 2018-2021 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Üroloji ameliyathanelerinde alınan robot yardımlı ürolojik ameliyatların anestezi yönetimini ve perioperatif komplikasyonlarını incelemeyi amaçladık. Etik kurul onayı alındıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri ameliyathanesinde Mart/2018 – Haziran/2021 tarihleri arasındaki robot yardımlı prostatektomi ameliyatlarının anestezi takip formları retrospektif olarak incelendi. Hasta demografikleri, anestezi yönetimi ve perioperatif komplikasyonlar açısından tarandı. Çalışmaya dahil edilen 86 hastanın ortalama yaşı 63,07 +/-8,02 yıl (44-80) ortalama vücut ağırlığı 81,38+/-11,64kg (55-120) ortalama vücut kitle indeksi (VKİ) 27.15+/-3,54kg/m2 (19,03-37,45) bulundu ve 64(%74) kişinin VKİ'si 25'in üstünde obez bulundu. Ortalama hastanede kalış süresi 3,09+/-1,04 gün(2-8) bulundu. Ortalama ameliyat süresi 218+/-34,6 dakika (155-320) ortalama anestezi süresi ise 274,78+/-36,04 dakika (210-385) bulundu. Ortalama hemoglobin düşüşü ise 0,99+/-0,81g/dl(-0,90-3,40) bulundu.Operasyon süresinin 2020 yılında 230 dakika iken 2021 yılında istatistiksel anlamlı olarak 200 dakikaya gerilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda operasyon süresinin VKİ değerlerinin artmasıyla beraber artış gösterdiği bulunmuştur. Bununla beraber obez hastalarda hiperkarbi sıklığının da daha fazla olduğu tespit edilmiştir. 32(%37) hastada intraoperatif hipotansiyon gelişmiş, 6 (%7) hastada hiperkarbi gelişmiştir. Hiçbir hastada intraoperatif hipoksi gelişmemiştir ve intraoperatif eritrosit süspansiyonu transfüzyonu ihtiyacı olmamıştır. Çalışmaya dahil edilen hastalarda uluslararası literatürle uyumlu şekilde, 2 (%2) hastaya postoperatif eritrosit süspansiyonu transfüzyonu 1 (%1) hastaya taze donmuş plazma transfüzyonu yapılmış, 1 (%1) hastada pulmoner tromboemboli gelişmiş, 1(%1) hastada periferik nöropati gelişmiş bir (%1) hastada ise ileus gelişmiştir. Korneal abrazyon, laringeal ödem izlenmemiştir. Robotik prostatektomi, radikal retropubik prostatektomiye önemli bir alternatif oluşturmaktadır. Fakat beraberinde gelen, anestezi açısından da önemli olan riskler göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle obez hastalarda hem ameliyatın süresinin uzayabileceği hem de karbondioksit retansiyonunun daha belirgin olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, olası komplikasyonlar açısından daha dikkatli olunması gerektiği görülmektedir.
Cerrahi dumanın ameliyathane çalışanları üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma, cerrahi dumanın ameliyathane çalışanları üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Deneysel olarak planlanan bu araştırma Haziran 2018 - Şubat 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Ameliyathanesinde üç aşamada tamamlandı. Araştırmanın birinci aşamasında Total Mastektomi ameliyatı sırasında ameliyathanenin farklı yerlerinden hava örnekleri alındı. İkinci aşamasında Total Mastektomi ameliyatı sırasında cerrahi ekibin solunum alanı içindeki uçucu organik bileşik ölçümleri yapıldı. Üçüncü aşamasında cerrahi ekibin Total Mastektomi ameliyatı öncesi ve sonrasında cerrahi dumanın etkilerini incelemek üzere kan ve idrar örnekleri alındı. Araştırmanın yürütülebilmesi için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurul'undan, araştırmanın yürütüldüğü kurumdan ve kişilerden yazılı izin alındı. Araştırmada veri toplamada hava örnekleri, kan ve idrar örnekleri ve veri toplama aracı olarak Birey Tanılama Formu, Ameliyat Veri Toplama Formu kullanıldı. Araştırma verileri IBM SPSS Statistics 25.0 istatistik programı kullanılarak analiz edildi. Kişilerin tanıtıcı özelliklerinin değerlendirilmesi için sayı ve yüzde, vakaların ameliyat öncesi ve sonrası analizlerinin karşılaştırılması için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanıldı. Tüm sonuçlar için p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Total mastektomi ameliyatı sırasında alınan hava örneklerinin ölçüm sonucunda uçucu organik bileşik tespit edilmedi, sonucun insan sağlığına etki edecek sınırların çok altında olduğu belirlendi. Bireylerin kişisel maruziyet ölçüm sonucuna göre solunum alanı içinde bulunan benzen; cerrahi asistanda, steril çalışan hemşirede, dolaşıcı hemşirede, yardımcı personelde sınır kabul edilen değerlerin üstünde bulundu. Ayrıca Kloroform yardımcı personelde sınır kabul edilen değerlerin üstünde saptandı. Ameliyatın N95 maske/koruyucu gözlük ve duvar tipi aspiratör kullanılarak tamamlandığı vakalarda çalışanların ameliyat öncesi kanlarında bulunan uçucu organik bileşiklerin ameliyat sonrasında azaldığı belirlendi. Aradaki farkın anlamlı olmadığı (p>0.05) belirlendi. Ameliyatta dumanın serbest uç duman tahliye cihazı ve kalem uç duman tahliye cihazı ile tahliye edilerek tamamlandığı vakalarda çalışanların ameliyat öncesi kanlarında bulunan uçucu organik bileşiklerin ameliyat sonrasında arttığı saptandı. Aradaki farkın anlamlı olmadığı (p>0.05) belirlendi. Sonuç: Bu çalışma sonucunda cerrahi dumanın ameliyathane çalışanlarının solunum alanı içinde sınır kabul edilen değerlerin üstünde olduğu belirlendi. Cerrahi dumanın içeriğinde bulunan kimyasal bileşenlerin (m-xylene, p-xylene) ameliyat sonrasında çalışanların kan değerlerinde artış gösterdiği saptandı. Bu nedenle sağlık kuruluşlarının ameliyathane çalışanlarını korumak için dumanın tahliyesini yapması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Cerrahi duman; ameliyathane; çalışan güvenliği; hemşirelik.
Ameliyathanede destek yüzey kullanımının ve pozisyonların arayüz basıncına etkisi
Amaç: Araştırma; ameliyathanede destek yüzey kullanımının ve pozisyonların arayüz basıncına etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Randomize kontrollü deneysel tipte planlanan bu araştırma Ekim 2018- Haziran 2019 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Ameliyathanesinde yürütüldü. Araştırmaya supine ve prone pozisyonda planlı ameliyat olan, 18 yaş üzeri, ameliyat öncesi dönemde basınç yarası olmayan, ameliyatı 2 saatten uzun süren ve çalışmaya katılmaya gönüllü hastalar dahil edildi. Örneklemin büyüklüğü %95 güç, α= 0.05 yanılma düzeyinde her bir gruba 12'şer olmak üzere, toplam 72 hasta seçildi. Gruplara eşit bir dağılım yapılabilmesi için blok randomizasyon yöntemi kullanıldı. Randomizasyon bilgisayar programından elde edilen rastgele sayılar tablosundan yararlanılarak oluşturuldu. Ameliyat öncesi dönemde araştırma kriterlerine uygun hastalar belirlendi, yazılı onamı alınıp Birey Tanıtım Formu dolduruldu ve Braden Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği ile basınç yarası riski değerlendirildi. Ameliyat günü örneklem kapsamına alınan hastalar üç gruba ayrıldı. Belirlenen randomizasyon tablosuna göre hastalar bu gruplara atandı. Birinci grupta yer alan hastalarda jel destek yüzeyi, ikinci grupta yer alan hastalarda viskoelastik sünger destek yüzeyi, üçüncü grupta yer alan hastalarda standart ameliyat masası kullanıldı. Hastanın ameliyatının gerçekleşeceği ameliyat masasında hasta ile destek yüzey arasına "basınç haritalama sistemi" ölçüm matı yerleştirildi. Ameliyat süresinde hastaların vücutlarında oluşan basınç kaydedildi ve Ameliyathanede Basınç Yarası Risk Değerlendirme Formu dolduruldu. Ameliyattan sonra ilk 24 saat Ameliyat Sonrası Basınç Yarası Gözlem Formu kullanılarak değerlendirildi. Çalışmada nümerik veriler ortalama, standart sapma, ortanca, minimum, maksimum değerler ile, kategorik veriler ise frekans ve oran değerleri kullanılarak IBM SPSS Statistics 25.0 paket programıyla yapıldı. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlendi (etkileşim hariç, p<0,1). Bulgular: Prone pozisyonunda destek yüzeyler arasında tüm vücut ortalama arayüz basıncı (mmHg) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı (p=0,179; p>0,05), supine pozisyonunda destek yüzeyler arasında tüm vücut ortalama arayüz basıncı (mmHg) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p=0,002; p<0,05) ve viskoelastik sünger destek yüzeyinde ölçülen ortalama arayüz basıncının; jel destek yüzeyi ve standart ameliyat masasına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu (sırasıyla p=0,033 ve p=0,002; p<0,05) bulundu. Prone pozisyonunda destek yüzeyler arasında tüm vücut en yüksek arayüz basıncı (mmHg) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,001), viskoelastik sünger destek yüzeyinde ölçülen en yüksek arayüz basıncının jel destek yüzeyi ve standart ameliyat masasına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu (sırasıyla p=0,044 ve p=0,000; p<0,05) görüldü. Supine pozisyonunda destek yüzeyler arasında tüm vücut en yüksek arayüz basıncı (mmHg) değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p=0,015; p<0,05) ve viskoelastik sünger destek yüzeyinde ölçülen en yüksek arayüz basıncının; standart ameliyat masasına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu (p=0,012; p<0,05) bulundu. Sonuç: Çalışmada ameliyathanede viskoelastik sünger destek yüzeyi kullanımının arayüz basıncını azaltmada standart ameliyat masası kullanımına göre daha etkili olduğu, jel destek yüzeyi kullanımının ise viskoelastik sünger destek yüzeyi kadar etkili olmadığı görüldü. Ameliyathanede basınç yaralanması açısından riskli olan hastalarda viskoelastik sünger destek yüzeyi kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; ameliyathane, basınç yarası, destek yüzey, cerrahi hemşireliği, ameliyathane hemşireliği
Ameliyathane çalışanlarında ekip çalışması tutumu ile hasta güvenliği tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan bu çalışma, ameliyathane çalışanlarında ekip çalışması tutumu ile hasta güvenliği tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Mart-Mayıs 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ameliyathanelerinde en az 6 aydır çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 135 ekip üyesi (cerrah, hemşire, anestezi hekimi ve anestezi teknisyeni) araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma verileri; "Kişisel Bilgi Formu", "Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği" ve "Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği" kullanılarak toplandı. Veriler, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim Anabilim Dalı'nda Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) for Windows 15.0 paket programında sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, kolerasyon analizi, Kruskall Wallis H Testi, Mann Whitney U testi ile değerlendirildi. Bulgular:Araştırmaya katılan ameliyathane çalışanlarının yaş ortalamasının 32.96±6.90 olduğu, ameliyathanede çalışma yılı ortalamasının 6.58±6.4 olduğu, %40'ının cerrah, %32.6'sının hemşire olduğu belirlendi. Ameliyathane çalışanlarının Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği toplam puan ortalamasının 113.3±9.6, Hasta Güvenliği Tutum Ölçeği toplam puan ortalamasının 121±21 olduğu belirlendi. Çalışanların yaşı, meslekte çalışma yılı ve ameliyathanede çalışma yılı arttıkça ekip çalışması tutumlarının arttığı belirlendi (p<0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda, ameliyathane çalışanlarının ekip çalışması tutumları puan ortalamaları iyi düzeyde, hasta güvenliği tutum ortalamaları orta düzeyde bulunmuştur. Ekip çalışması tutumları toplam puan ortalamasıyla hasta güvenliği tutum toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Açık kalp ameliyatı olacak hastalarda ameliyathane ortamına ilişkin verilen eğitimin anksiyete düzeyine etkisi
Araştırma, kalp ameliyatı olacak hastalarda ameliyathane ortamına ilişkin verilen eğitimin anksiyete düzeyine etkisini incelemek amacıyla tek kör, randomize kontrollü yarı deneysel tasarımda yapılmıştır. Araştırma, 28 Ocak 2019 – 04 Ekim 2019 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Sağlık Uygulamaları ve Araştırma Merkezi, Kalp Damar Cerrahisi Kliniği'nde kalp cerrahisi uygulanacak hastalar ile yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini; veri toplama aşamasının başlangıç tarihinden başlayarak araştırmaya dahil olma ölçütlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden, yaş ortalaması 50.86+8.60 (yıl) olan 58 hasta oluşturmuştur. Bireyleri belirlemede basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yazı-tura tekniği ile uygulama ve kontrol grubuna alınmışlardır. Yazı gelenler uygulama grubuna, tura gelenler ise; kontrol grubuna dahil edilmiştir. Hastalara araştırma ile ilgili, sözlü yazılı bilgi verilmiş, yazılı onam alınmıştır. Araştırmaya dahil edilen bütün hastalara ameliyattan bir gün önce sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp, onamları alınmış, ''veri toplama formu'' uygulanmıştır. Deney grubuna; ameliyathane ortamına ilişkin hazırlanan görsel flipchartla, ameliyattan bir gün önce 30 dakikalık eğitim verilmiş, ameliyathaneye geldiklerinde her iki gruba da anestezi hazırlık aşamasında ve ameliyatın başlamasından 15 dk öncesinde durumluk anksiyete ölçeği uygulanmıştır. Deney grubundaki hastalara ameliyathane ortamına ilişkin verilen eğitimden memnuniyet düzeylerini belirlemeleri için görsel kıyaslama ölçeği (GKÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizinde t testi, ANOVA, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Eğitimin anksiyete üzerindeki etki puan ortalamalarına baktığımızda deney grubunun kontrol grubundan daha düşük puana sahip olduğu saptanmıştır (p<0.001). Bekar olan hastaların anksiyete seviyesinin evli olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p: 0.036) (p<0.05). Deney grubunun 24-50 yaş grubunda görsel kıyaslama ölçek puan ortalaması 51 yaş ve üzeri gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p: 0.002) (p<0.005). Sonuç olarak; kalp ameliyatı olacak hastalarda ameliyathane ortamı hakkında verilen eğitimin anksiyeteyi azalttığı saptanmıştır. Cerrahi uygulanacak olan hasta gruplarına broşür, resim veya video ile eğitim verilmesi, eğitimlerin yaygınlaştırılması, çalışmanın farklı örneklem gruplarında tekrarlanması ve ileri çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete; kalp ameliyatı; eğitim; ameliyathane
Ameliyathanede hastaların basınç yarası riskinin belirlenmesi
Amaç: Bu çalışma, ameliyathanede hastaların basınç yarası riskinin belirlenmesi amacıyla planlanmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Mart - Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Ameliyathaneleri'nde yürütülmüştür. Çalışmaya, Genel Cerrahi, Plastik Cerrahi, Üroloji ve Göğüs Cerrahisi kliniklerinde ameliyat olan 187 hasta alınmıştır. Veriler literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından oluşturulan 'Hasta Tanıtım Formu' ve Soyer ve Özbayır tarafından geçerlik ve güvenirliği yapılan '3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu (3S RTÖTR)' ile toplanmıştır. Ameliyathaneye gelen hastalar ameliyat öncesi hazırlık ünitesinde, hasta tanıtım formu ve 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğinin ameliyat öncesi değerlendirilmesi gereken maddeleri ile değerlendirilmiştir. Ameliyat sırası dönemde, 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Tanılama Ölçeğinin ameliyat sırası değerlendirilmesi gereken maddeleri değerlendirilmiştir. Ameliyat sonrası dönemde ise tüm deri basınç yarası gelişimi açısından değerlendirilmiş Ulusal Basınç Ülser Tavsiye Paneli'nin (National Pressure Ulcer Advisory Panel - NPUAP) evrelendirme sistemine göre evrelendirilmiştir. Verilerin analizinde Statistical Package For Social Science (SPSS) 21 programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken Student t Testi, Kruskal Wallis Testi, Kappa Testi, Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Çalışmada araştırmacılardan '3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu (3S RTÖTR)'nin kullanımı için, bilimsel etik kurulundan, hastane yönetiminden ve hastalardan çalışmanın yapılabilmesi için yazılı izin alınmıştır. Bulgular: Hastaların %56,1'i kadın, yaş ortalaması 49,3±14,3 yıldır. Hastalara yapılan ameliyatlar incelendiğinde, safra kesesi (%17,6), herni (%15,5) ve tiroid ameliyatı (%13,4) olduğu saptanmıştır. Araştırmada hastaların %34,8'inde en az bir tane kronik hastalık olduğu bildirilmiştir. Hastaların %12,3'ünde Evre 1 basınç yarası geliştiği gözlenmiştir. Araştırmada kronik hastalığı bulunan ve basınç yarası Evre 1 olan hastaların 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçek Puanları diğerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksektir (p=0,02, p<0,01). Araştırmada hasta yaşı ile 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçek Puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ancak zayıf düzeyde ilişki (korelasyon) saptanmıştır (r=0,21, p<0,01). Sonuç: 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğine göre 8 hastanın 3S Test Puanı ">23" olup ameliyathanede basınç yarası gelişme riski olduğu saptanmıştır. 3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeğine göre ameliyathanede basınç yarası gelişme riski saptanan 8 hastanın %100'ünde Evre I basınç yarası geliştiği gözlenmiştir. Ameliyathanede hastaların basınç yarası riskinin belirlenmesinde hemşirelere yol gösterici olarak '3S Ameliyathane Basınç Yarası Risk Değerlendirme Ölçeği Türkçe Formu (3S RTÖTR)'nun kullanılması ve daha geniş örneklem ile çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Basınç yarası, Ameliyathane
Cerrahi uygulanan hastalarda ameliyat günü ameliyathaneye alınmayı bekleme süresinin stres yanıta etkisi
Bu çalışma cerrahi tedavi uygulanan hastaların cerrahi günü ameliyathaneye alınmayı bekleme süresinin stres yanıta etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Çalışma, N=80 hasta ile gerçekleştirildi. Cerrahisi sabah 8-12 saatleri arasına alınan hastalar Grup A (N=41), cerrahisi 13-16 saatleri arasında başlayan hastalar Grup B (N=39) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Hastalar T0, T1, T2 olmak üzere toplam üç kez değerlendirildi. Her bir değerlendirmede hastaların serum kortizol seviyesi (µ/dl), serum glikoz seviyesi (mg/dl), durumluk kaygı (GKÖ), açlık seviyesi (GKÖ), susuzluk seviyesi (GKÖ), sistolik kan basıncı (mmHg), diyastolik kan basıncı (mmHg), nabız (vuru/dk), vücut sıcaklığı (°C), oksijen satürasyonu (%), solunum sayısı (dk) ölçüldü. Hastaların cerrahi öncesi aç kalma, susuz kalma ve uykusuz kalma süreleri Grup A'ya göre Grup B'de anlamlı ölçüde yüksekti (sırasıyla p=0.014, p=0.022, p=0.001). Grup A'ya göre Grup B'deki hastaların T2 değerlendirmesinde durumluk kaygı (GKÖ), açlık seviyesi (GKÖ), susuzluk seviyesi (GKÖ), sistolik arteriyel basınçlarının (mmHg) daha yüksek olduğu; karşılaştırıldığında ise aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (sırasıyla p=0.001, p=0.009, p=0.001, p=0.008). Grup A'ya göre Grup B'deki hastaların serum kortizol seviyesi (µ/dl), serum glikoz seviyesi (mg/dl) daha yüksek olmasına rağmen aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Öğleden önce ameliyata alınan hastalara göre öğleden sonra ameliyata alınan hastaların durumluk kaygı, açlık seviyesi, susuzluk seviyesi ve sistolik arteriyel basınçları daha yüksektir. Ameliyata alınmayı bekleme süresinin serum kortizol seviyesi ve serum glikoz seviyesine etkisi daha geniş örneklemli çalışmalar ile tekrar test edilmelidir.
Ameliyathanede cerrahi sayım sırasında bölünmelere neden olan etkenlerin belirlenmesi
Cerrahi sayım, cerrahi girişim sırasında hastada istenmeyen bir şekilde unutulan yabancı cisim oluşumunu önlemek için cerrahi ekip tarafından sürekli dikkat gerektiren karmaşık ve hasta güvenliği açısından önemli bir görevdir. Ameliyathanede cerrahi süreçlerde bölünmeler sık olarak görülmekte ve ameliyatların güvenli bir şekilde tamamlanmasını olumsuz etkileyebilmektedir. Bölünmelerin azaltılması, güvenli ve kaliteli hasta bakımı için oldukça önemlidir. Bununla birlikte, cerrahi sayımlar sırasında yaşanılan bölünmelerin değerlendirildiği araştırmalar literatürde sınırlı sayıda bulunmaktadır. Bu araştırma, ameliyathanede cerrahi sayımlar sırasında yaşanılan bölünmelerin değerlendirilmesi amacıyla prospektif gözlemsel olarak yapıldı. Araştırma verileri, literatür doğrultusunda hazırlanan 34 sorudan oluşan, 'Cerrahi Sayım Gözlem Formu' ile, Eylül-Kasım 2022 tarihleri arasında, 162 genel cerrahi ameliyatı gözlemlenerek toplandı. Araştırma sonucunda, ameliyathanede cerrahi sayımlar sırasında bölünmelerin sık yaşandığı bulundu. Bu bölünmelerin önlenebilmesi için öneriler sunuldu.
Ameliyathanede güvenli teknoloji kullanım ölçeği'nin geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, Ameliyathanede Güvenli Teknoloji Kullanım Ölçeği'nin geliştirilmesi ve etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Bu çalışmada karma yöntem kullanldı. Bu bağlamda nitel bölümde 25 sağlık çalışanı yer aldı. Veri analizinde MAXQDA 2022 programı kullanıldı. Sağlık çalışanlarına göre güvenli teknoloji zarar vermeme olarak tanımlanırken, ameliyathanede teknoloji kaynaklı hasta ve çalışan güvenliğini olumsuz etkileyen durumların başında "kontrollerin yapılmamasına bağlı olarak yaşanan kablo ve bağlantı sorunları, cihaz işlev sorunları" geldiği belirlendi. Katılımcılar ameliyathanede güvenli teknoloji kullanımında "rutin kontrol yapılması için listelerin kullanılması ve cihaz bakım ve kalibrasyonlarının yapılması" önerilerinde bulundular. Nicel bölüm de metadolojik olarak yürütüldü. Birinci aşamada taslak ölçek hazırlandı. İkinci aşamada kapsam, içerik ve dil uygunluğu değerlendirildi. Uzmanlardan gelen görüşler doğrultusunda genel uygulamalar (13 madde), cerrahi ekip (18 madde), anestezi ekibi (22 madde) olmak üzere üç farklı ölçek bölümünden oluşan 53 maddeli Ameliyathanede Güvenli Teknoloji Kullanım Ölçeği' ne son hali verildi. Üçüncü aşamada 54 sağlık çalışanı ile ön uygulama yapıldı. Dördüncü aşamada ise her bir ölçek bölümünün etkinliği ayrı değerlendirildi, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapıldı. Açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonunda üç ayrı ölçek bölümü ve 45 maddeden oluşan Ameliyathanede Güvenli Teknoloji Kullanım Ölçeği elde edildi. Ölçeğin genel uygulamalar, cerrahi ekip ve anestezi ekibi ölçek bölümlerine ait Cronbach alfa değerleri sırası ile 0,928, 0,906 ve 0,946 olarak hesaplandı. Yapılan analizler sonucunda Ameliyathanede Güvenli Teknoloji Kullanım Ölçeği ameliyathanede güvenli teknoloji kullanımını değerlendirmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane, Güvenli Teknoloji, Ölçek Geliştirme
Ameliyathane hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Araştırma, ameliyathane hemşirelerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını belirleyerek ve bu davranışları etkileyen faktörlerin belirlenmesini sağlamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, SBÜ Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Kanuni Kampüsü, Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü, KTÜ Farabi Hastanesi ameliyathanelerinde çalışan 100 ameliyathane hemşiresi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini araştırmayı kabul eden 80 ameliyathane hemşiresi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; sosyodemografik özellikler, hastane-ameliyathane çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler, sağlık durumları ve çalışma şartlarını içeren sorular ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Ameliyathane hemşirelerinin %90.0'ı (72 kişi) kadın, %10.0'ı (8 kişi) erkek olup yaş ortalamaları 36.05±8.11'dir. 1-3 saat dinlenmeden aralıksız çalışan ameliyathane hemşirelerinin SYBDÖ puan ortalamaları yüksek bulunmuştur (p=0.05, KW=2.9). Bu araştırmada ameliyathanede görev yapan hemşirelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur.
Ameliyathane hemşirelerinin hasta güvenliğine ilişkin tutumları ve etkileyen faktörler (Trabzon ili örneği)
Bu çalışma, ameliyathane hemşirelerinin hasta güvenliğine ilişkin tutumları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapılan kesitsel, tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışmanın evrenini, KTÜ Rektörlüğü'ne bağlı Farabi Hastanesi'ndeki ameliyathane birimlerinde çalışan 57 hemşire oluşturmuştur. Çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen, en az 4 aydır ameliyathanede görev yapan ve araştırma döneminde aktif çalışan hemşireler (52 kişi) örneklemi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; araştırmacı ve danışman tarafından literatür incelenerek oluşturulan bilgilendirilmiş onam formu, sosyodemografik özellikleri, kurumda ve meslekte çalışma özellikleri, çalışma koşulları ve hasta güvenliğini artırmaya yönelik düşünceleri içeren 23 adet soru ile GTÖ sorularından oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Hemşirelerin %84.6'sı kadın, %15.4'ü erkek olup yaş ortalamaları 34.1±7.1'dir. Güvenlik raporlama sistemini etkin kullanan hemşirelerin kullanmayanlara göre, bir hatayı rapor ettiğinde yönetimin kendilerini desteklediğini düşünen hemşirelerin düşünmeyenlere göre GTÖ puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Hemşirelerin hasta güvenliği tutumlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. GTÖ alt boyutları açısından en düşük puan ortalaması yönetimle ilgili düşünceler, en yüksek puan ortalaması ise stres düzeyinin belirlenmesi alt boyutu olarak saptanmıştır.
Sağlık çalışanlarının ameliyathanede kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının belirlenmesi
Bu kesitsel ve tanımlayıcı araştırma sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlandı. Araştırma, Temmuz 2023-Ağustos 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde görev yapan 303 sağlık çalışanı üzerinde uygulandı. Veriler "Bilgilendirilmiş Onam Formu (Yetişkinler İçin)", "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Sağlık Çalışanlarının Kesici-Delici Tıbbi Aletleri Güvenli Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği" ile toplandı. Araştırma verileri Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 25.0 programı kullanılarak analiz edildi. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarında en küçük yaş 20, en yüksek yaş ise 58 olup, yaş ortalamaları 32.52±7.76 olarak bulundu. Sağlık çalışanlarının %36.6'sının 26-30 yaşlarında, %53.5'inin erkek, %46.5'inin lisansüstü eğitimi, %46.9'unun doktor olduğu saptandı. Sağlık çalışanlarının %39.9'unun 1-5 yıl mesleki deneyiminin, %40.6'sının 1-5 yıl ameliyathanede çalışma deneyiminin ve %36.6'sının 41-59 saat aralığında haftalık çalıştığı belirlendi. Sağlık çalışanlarının ölçek toplamından aldıkları en küçük puan 25 en yüksek puan ise 79 olarak ölçülmüştür. Ölçek toplam puan ortalaması 38.50±9.76 olarak hesaplandı. Bu değer, en yüksek puan olan 125 puan üzerinden değerlendirildiğinde sağlık çalışanlarının "Kesici-Delici Tıbbi Aletlerin Güvenli Kullanımına Yönelik Tutumlarının" olumsuz olduğu söylenebilir. Alt boyutlar incelendiğinde, bilişsel tutum alt boyut puan ortalamasının 17.97±4.81 ile yetersiz, duygusal tutum alt boyut puan ortalamasının 9.48±2.71 ile olumsuz ve davranışsal tutum alt boyut puan ortalamasının 11.06±3.64 ile iyi olmadığı söylenebilir. Sonuç olarak sağlık çalışanlarının kesici-delici tıbbi aletleri güvenli kullanımına yönelik tutumlarının iyi olamadığı saptanmıştır. Riskleri en aza indirmek için düzenli aralıklarla bilgilendirme ve eğitim programları düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık çalışanları, Çalışan Güvenliği, Hemşire, Kesici delici tıbbi alet.
Ameliyathanede çalışan sağlık profesyonellerinin ekip çalışmasına ilişkin tutumlarının hasta güvenliği üzerine etkisinin belirlenmesi
Amaç:Bu araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesindeki ameliyathanede çalışan sağlık ekibi üyelerinin ekip çalışmasına ilişkin tutumlarının ve bunun hasta güvenliği üzerine etkisini belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmatanımlayıcı kesitsel olarak, 15.04.2019-15.07.2019 tarihleri arasında, bir üniversite hastanesi ameliyathanede çalışan sağlık profesyonelleri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma öncesi araştırmanın etik kurul onayı ve kurum izni alınmıştır.Uygulamaya başlamadan önce araştırmacı tarafından katılımcılara gerekli açıklamalar yapılmış, sözlü ve yazılı onamları alınmış ve katılımcıların ölçekleri içtenlik ve samimiyetle doldurmaları istenmiştir.Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Veri Toplama Formu , Ekip Çalışması Tutumları Ölçeğiformları ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler sayı yüzde, ortalama, Ki-kare analizi, Korelasyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca guruplar arasındakiortalama karşılaştırımlarda iki grup olması durumunda t testi ve /veya Mann-Whitney U testi, üç veya daha fazla grup olması durumunda ise Anova ve/veya Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan araştırma grubunun, %48.8'inin 10 yıldan fazla deneyimli olduğu, %29'unun 1-4 yıl ve yine %29'unun 10 yıldan fazla bu hastanede deneyimli olduğu görüldü.Ameliyathanede çalışan sağlık personellerin "Ekip Çalışması Tutum Ölçeğin" puanları arasında korelasyon analizi yapıldı."Ekip Çalışması Tutum Ölçeği Toplam Ölçeği" ,"İletişim", "Karşılıklı Destek", "Durum İzleme", "Ekip Yapısı" ve "Liderlik" incelendiğinde; "Ekip Çalışması Tutum Ölçeğin Toplamı" ile "İletişim" arasında s=0.681, p=0.00 istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır (p<0.05) . EÇTÖ toplam puan ortalaması en yüksek ameliyathane hemşireleri olarak belirlendi. Sonuç: Çalışanların tanıtıcı özellikleri ile genel ekip çalışmasına ilişkin tutum ölçeğinin aldıkları puan ortalamaları karşılaştırıldığında; eğitim durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmasına karşın, cinsiyet, yaş grubu, medeni durum, ekip içindeki pozisyon, meslekte çalışma süresi ve kurumda çalışma yılı arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.
Ameliyat sürecine yönelik görsel bilgilendirmenin durumluk - sürekli kaygı düzeyine etkisinin belirlenmesi
Bu araştırmada ilk kez ameliyat olacak hastalara ameliyat sürecine yönelik yapılan görsel bilgilendirmenin durumluk -sürekli kaygı düzeylerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın tasarımı, son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma olarak planlandı. Araştırma Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Genel Cerrahi Kliniğinde Aralık 2019 - Haziran 2021 tarihleri arasında 60 hasta ile gerçekleştirildi. Araştırmada 1 müdahale grubu ve 2 kontrol grubu mevcuttu. Müdahale ve birinci kontrol grubuna daha önce ameliyat deneyimi olmayan hastalar, ikinci kontrol grubuna ise daha önce ameliyat deneyimi olan hastalar dahil edildi. Araştırmada müdahale grubundaki hastalara görsel bilgilendirme yapılırken kontrol gruplarındaki hastalar klinikte yürütülmekte olan standart bilgilendirme süreçlerine dahil edildi. İstatistiksel analizler için SPSS 21.0 programı kullanıldı ve istatistiksel analizlerde tip I hata düzeyi %5 olarak kabul edildi. Araştırmaya dahil edilen gruplar demografik özellikler açısından benzerdi (p>0,05). Müdahale grubundaki hastaların sürekli ve durumluk kaygı puanları ameliyathaneye yönelik düşüncelerine göre incelendiğinde; olumlu düşünceye sahip olan hastaların kaygı puanları kontrol gruplarındaki hastalardan daha düşüktü (p=0,015 ve p=0,037). Erkeklerin kadınlara göre ameliyathaneye yönelik düşünceleri daha olumluydu (p=0,002). Sürekli ve durumluk kaygı puanlarına göre gruplar arasında farklılık yoktu (p=0,284 ve p=0,292). Üç grup arasında durumluk kaygı puanı ve sürekli kaygı puanı açısından anlamlı bir fark olmamakla birlikte, ameliyat öncesinde video ile eğitim verilen müdahale grubunda ameliyathaneye ilişkin düşünceleri olumlu olanların kaygı puanları daha düşüktü. Araştırma devam ederken Covid-19 salgınının ortaya çıkmasının araştırmayı olumsuz etkileyen bir faktör olduğu düşünüldü. Ameliyat öncesi kaygıyı azaltmayı amaçlayan araştırmalardan daha ayrıntılı ve kesin sonuçlar elde edebilmek için Covid-19 salgınına daha adapte şartlarda yeni araştırmalara ihtiyaç vardır.
COVID-19 pandemi sürecinde ameliyathanelerin yönetimi: Hastaneler arası karşılaştırma
Bu çalışmada COVID-19 pandemi sürecinde hastane ameliyathanelerinin yönetiminin değerlendirilmesi ve mülkiyetlerine göre bu süreçte yapmış oldukları uygulamaların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma, Aralık 2021 ile Mart 2022 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi ve bir Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede toplam 86 katılımcı ile yüz yüze görüşme yapılarak yürütülmüştür. Çalışmada nitel ve nicel yöntemlerin bir arada değerlendirildiği karma yöntem modeli benimsenmiştir. Bu çalışmanın nicel bölümünde hastanelerin pandemi döneminden önce, sırasında ve sonrasında yapmış oldukları ameliyat verileri değerlendirilmiştir. Çalışmanın nitel bölümünde ise pandemi döneminde hastane yöneticilerinin ve ameliyathane çalışanlarının deneyimleri keşfedilmeye çalışılmıştır. Yapılan içerik analizi sonucunda "COVID-19'a Yönelik Ameliyathanelerde Yapılan Düzenlemeler" ile "COVID-19 Sürecindeki Gereksinim ve Zorluklar" başlıklı iki ana tema belirlenmiştir. Ana temalar içerisinde de beş alt tema tespit edilmiştir. COVID-19'a Yönelik Ameliyathanelerde Yapılan Düzenlemeler" ana teması içerisinde "Enfeksiyonun Yayılmasını Önlemeye Yönelik Alınan Önlemler", "PCR Test Sonuçlarına Göre Yapılan Düzenlemeler" ve "Ameliyathanede Yapılan Düzenlemeler" adı altında üç alt tema oluşturulmuştur. "COVID-19 Sürecindeki Gereksinim ve Zorluklar" ana tema içerisinde ise "Süreçte Duyulan Gereksinimler" ve "Süreç İçerisinde Yaşanan Zorluklar" alt temaları belirlenmiştir. Her iki hastanenin de pandeminin ilan edildiği 2020 yılında ameliyat grup ve sayılarında bir önceki yıla göre azalma olduğu belirlenmiştir. Üniversite hastanesinde 2020 yılında yapılan ameliyatların 2019 yılına göre %40 azaldığı ve bu azalışın en fazla E grubu ameliyatlarda olduğu saptanmıştır. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede 2020 yılında hiç ameliyat yapılmadığı 2021 yılında yapılan ameliyatların 2019 yılına göre %87 azaldığı ve bu azalışında en fazla A grubunda olduğu belirlenmiştir. İki hastanenin de Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen protokollere uygun olarak süreci yönettiği belirlenmiştir. Her ki hastanenin de negatif basınç havalandırması, COVID-19 ameliyat odası belirleme, ameliyat odası ve tıbbi cihaz-aletlerin temizliği, maske-mesafe kuralları, ameliyata hazırlık ve cerrahi işlemlerin bütün süreçlerinde kişisel koruyucu ekipman kullanımı, hastaların transfer süreçlerinin izolasyonlu sedyeler ile yaptıkları belirlenmiştir. Her iki hastanenin de COVID 19 v pandemi sürecinde ameliyathane planlaması yaparken temiz ile kirli alan ayrımını yapamadıkları tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; pandemi döneminde sağlık çalışanlarına olan ihtiyaç göz önüne alınarak çalışan sayısının düzenlenmesi, bu dönemde iş barışının bozulmamasını önlemek amacıyla yapılan görevlendirmelerde eşit ve adil davranılması, sağlık çalışanlarına doğru bilgiye ulaşmalarının sağlanması ve sağlık çalışanlarını bu dönemde motivasyonlarını artırmak amacıyla manevi ihtiyaçlarının giderilmesi yanında maddi yönden iyileştirmelerin yapılması, hasta ve sağlık çalışanlarının ameliyathaneye giriş ve çıkış yerlerinin ayrı olması, COVID-19 ameliyat odasının mümkün olduğu kadar diğer odalardan izole bir yerde planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane, COVID-19 pandemi, hastane yönetimi.
Ameliyathane sistemlerinde sıra bağımlı hazırlık süreli çizelgeleme yaklaşımı
Bir hizmet işletmesi olan hastanelerde, en yüksek kazanç ve maliyet birimlerinden biri ameliyathanelerdir. Hastane yönetiminin, en düşük maliyetle yüksek kalitede cerrahi bakım sağlanması baskısı altında olan ameliyathanelerde çizelgeleme sürecine ve önemli bir kaynak olan ameliyat odası kullanımına ilişkin yaygın uygulanan genel bir yapının olmaması çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır.Belirsizlik ve değişkenliğin fazlaca yaşandığı ameliyathane ortamında, ameliyat odası kullanım oranının en büyüklenmesi, çalışma kapsamının amacını oluşturmaktadır. Ameliyat odasının kullanım etkinliği, gerçekleştirilen ameliyatların planlanan tamamlanma zamanından erken ve geç tamamlanmasıyla ölçülmektedir. Tıp fakültesi hastanesi ameliyathanesinde çocuk cerrahisi ameliyat odası, tek makineli bir iş ortamı olarak düşünülmüş ameliyatların çizelgelenme problemi ele alınmıştır. Çizelgeleme probleminin gerçek sistemi daha iyi yansıtması açısından ameliyatlar arasındaki sıraya bağımlı hazırlık süreleri ile ameliyat sürelerinin stokastik olarak ele alındığı çalışmada, ameliyatların sıralanmasına ilişkin bir sıralama kuralı geliştirilmiştir. Geliştirilen modelin, karmaşık ve risk taşıyan ameliyathane ortamına uygunluğunun sınanması gerektiği düşüncesiyle benzetim yöntemi kullanılmış ve Promodel Benzetim programından faydalanılmıştır.Tez kapsamında yapılan inceleme ve araştırmalar doğrultusunda önerilen modelin ameliyat odası kullanımı açısından gelişme sağladığı görülmektedir. Ameliyathanede farklı cerrahi birimlerde ve tüm ameliyathane ortamında kullanılabilecek modelin hem hasta, hem ameliyathane personeli hem de hastane ? ameliyathane yöneticileri açısından memnuniyeti artıracağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Sıraya Bağlı Hazırlık Süreli Tek Makine Çizelgeleme Problemleri, AmeliyathaneÇizelgelemesi, PROMODEL