Anomaliler
58 theses under this subject heading
Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT) ile torakal aortik varyasyonlarının değerlendirilmesi
Amaç: Torasik aortun konjenital varyasyonları, klinik olarak sessiz olabilen veya özellikle tam vasküler halkalarla ilişkili olduğunda solunum veya özefagus semptomları ile ortaya çıkabilen çeşitli malformasyon alt gruplarını içerir. Bu varyasyonlar izole olabilir veya diğer konjenital kalp hastalıkları ve kromozomal anormallikler ile ilişkili olabilir. Görüntüleme, bu anomalilerin saptanmasında önemli bir rol oynar ve böylelikle preoperatif torasik cerrahi yönetiminde doğru kararlar vermede çok yardımcı olur. Torasik aort anomalileri, karotis stent prosedürleri dahil olmak üzere endovasküler operasyonun teknik zorluğunu ve nörolojik komplikasyon riskini artırabilir. Torasik aort anatomisinin bilgisi ve torasik aort anomalilerinin teşhisi, doğru cerrahi planlamasına izin verir ve olası komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Torasik aortun konjenital anormallikleri, embriyonik faringeal ark sisteminin bir veya daha fazla bileşeninin anormal gelişiminden kaynaklanan geniş bir varyasyon ve anomali yelpazesi sunar. Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT), torasik aorta ve dalları ile trakea ve özefagus arasındaki ilişkisi hakkında bilgi vererek ameliyat öncesi cerrahi planlamaya yardımcı olur. ÇKBT son zamanlarda torasik aort anormalliklerinin değerlendirilmesinde birincil tanı yöntemi haline gelmiştir. ÇKBT kullanımının üstünlüğü, yöntemin aynı çalışmada aortik ark anomalilerinin ve bitişik olduğu organlarla mekansal ilişkilerinin değerlendirilmesini sağlayan invaziv olmayan bir teknik olmasıdır. Bir radyoloğun ana rolü, bu anormallikleri tanımak ve daha da önemlisi, trakea ve özefagusun yüksek kompresyon riskini gösteren görüntüleme özelliklerini araştırmaktır. Yöntem: Retrospektif olarak 64 kesitli çok dedektörlü BT tarayıcılarından birini kullanarak elde edilen 2978 hastanın görüntülerine baktık. ÇKBT, 64 kesitli çok dedektörlü BT tarayıcılar (LightSpeed VCT, GE Healthcare, Waukesha, WI, ABD) x kullanılarak yapıldı. Tarama parametreleri 250 mA tüp akımı; 0.75 sn tüp dönüş süresi; 120 kVp tüp voltajı; 5 mm kesit kalınlığı; ve 20 cm görüş alanı idi. Bulgular: Toplam 2978 hasta analiz için araştırıldı. Bu hastaların yaş ortalaması 52,60 ± 6,24 ve % 60.54'ü kadındı. Kadınlarda (% 25,76, n = 279) Erkeklere (% 20,63, n = 391) göre daha fazla sıklıkta izlendi. 2978 çalışmamızın toplam analizinde, toplam 670 (% 22,50) hastada çeşitli torasik aort anomalileri saptandı. En yaygın varyant, innominat ve sol karotis kommunis arterin ("bovine" ark) ortak bir kökten çıkmasıydı (% 13.76, n = 410). Bu varyasyonu 220 erkek (% 11.60) hastada ve 190 kadın (% 17.54) hastada tespit ettik. İkinci en yaygın olanı % 5.37 insidansla vertebral arter orjinli varyasyonlardı (n = 160). Bu varyasyonda, sol vertebral arter direkt aort arkından çıkar. Bu varyasyonu 110 erkek (% 5.80) ve 50 kadın (% 4.61) hastada tespit ettik. Üçüncü en yaygın olanı, sol yerleşimli aortik ark ile birlikte aberran sağ subklavyen arter idi. Aberran sağ subklavyen arterin (ARSA) prevalansı % 1.61 idi (n = 48). Bu varyasyonu 27 erkek (% 1,42) ve 21 kadın (% 1,93) hastada tespit ettik. Sonuç: Birçok formda olan torasik aort anomalileri, embriyonik faringeal ark sisteminin bir veya daha fazla bileşeninin anormal gelişiminden kaynaklanır. Torasik aort anomalilerinin spektrum ve görüntüleme özelliklerine aşina olmak, doğru tanı ve sınıflandırma ve cerrahi tedaviye rehberlik etme açısından önemlidir. Bu varyasyonların çoğu asemptomatiktir, ancak bazıları da semptomatiktir ve tedavi edilmesi gerekir. Bu varyasyonların çoğu izole olarak meydana gelir, fakat konjenital intrakardiyak yapısal bozukluklar ve kromozomal bozukluklarla da ilişkili olabilir ve prognoz ve tedavi için önemli etkileri olabilir. ÇKBT ile noninvaziv görüntüleme, bu varyasyonların kapsamlı bir değerlendirmesini sağlar. Bir radyolog olarak, bu varyasyonları bilmek ve raporlarımızda belirtmek zorundayız. Anahtar Kelimeler: Torasik Aort Anomalileri, Komplet Vasküler Halka, Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi
Siber ağlarda anomali tespiti için topolojik veri analizi
Siber ağlar, global yapısı oldukça düzensiz olan, birbirine bağlı birçok birimden oluşan karmaşık sistemlerdir. Netflow verileri ile temsil edilen siber ağların graf gösterimleri ve graf algoritmaları ile elde edilen sonuçlar bu ağların güvenliği için oldukça önemlidir. Tez çalışmamız, bir siber ağda anomali tespiti için graf teorisi yardımı ile kurulan simpleks kompleksler üzerinden topolojik veri analizi yöntemi sunmaktadır. Bu yöntem, siber ağın kalıcı homolojilerini hesaplayarak, elde edilen barkodlar arasında bir benzerlik ölçümünün kullanılmasına dayanmaktadır. Bu ölçüm ile ağda anomali durumları tespit edilecek ve mevcut saldırı durumu için gerekli önlemler alınabilecektir. Ayrıca, veri analizi için bir temel olacak bu yöntem farklı disiplinlerce de kullanılabilir.
Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması
Başlık: Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması Amaç: Bu çalışma ile; izole trizomi 8 anomalisi saptanan AML ve MDS tanılı olgularda, IDH1 ve IDH2 genlerindeki mutasyonlar araştırılmıştır. Buna bağlı olarak ilgili genlerin mutasyonel durumunun; görülme sıklığı trizomi 8 ile ilişkisi ve klinik heterojeniteye olan katkısının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Konvansiyonel ve moleküler sitogenetik analizlerle izole trizomi 8 anomalisi saptanan 23'ü AML, 22'si MDS tanılı olmak üzere 45 hastada; IDH1 ve IDH2 genlerinin 4. eksonlarında IDH1 için R132, IDH2 için R140 hotspot mutasyonlarının analizi Real- time PCR yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı olgularda IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarına yönelik gerçekleştirilen Real- time PCR çalışmamızın sonucunda; çalışmaya dahil edilen 1 AML ve 1 MDS tanılı olmak üzere 2 hastada yalnızca IDH1, MDS tanılı 1 hasta da ise yalnızca IDH2 geninde heterozigot mutasyon varlığı saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi tanılı 1 hastada ise ilgili genlerin her ikisinde de heterozigot mutasyon saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı hastalarda +8 anomalisinin IDH1 ve IDH2 mutasyonlarının birlikte saptanması açısından aralarındaki ilişki, mutasyon saptanan hasta sayısının az olması sebebiyle istatistiksel olarak değerlendirilememiştir. Sonuçlar: Elde edilen veriler AML ve MDS olgularında +8 ile IDH1/2 mutasyonlarının birbirine eşlik etmediğini destekler niteliktedir. Ancak mutasyon saptanan olgular klinik verileriyle birlikte değerlendirildiğinde, ilgili gen mutasyonlarının ağır seyreden prognoz ve AML'de tedavi direnci ile ilişkili olabileceğini düşündürmüştür. Çalışmamızın sonucunda trizomi 8 saptanan AML ve MDS olgularında IDH1/2 mutasyonlarının olumsuz prognostik etki gösterdiğine dair bilgilerin kesin olarak ortaya koyulabilmesi için daha fazla vakada ilgili gen mutasyonlarının araştırılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.
Major ve/veya yapısal anomalili fetuslarda tüm ekzom analizinin (WES) tanı koyma gücünün retrospektif olarak değerlendirilmesi
Prenatal WES analizi, 2016 ve sonrasında literatürde daha sık olarak yer almaya başlayan, farklı katılımcı sayıları ve farklı fenotipik bulguları olan olgular üzerinde çalışılan ve dolayısıyla tanı koyma gücü literatürde değişen oranlarda olup %15-%42 arasında değişen gelişmeye açık bir prenatal genetik tanı yöntemidir. Şuana kadar literatürde bildirilen yayınlar, akraba evliliği prevelansının düşük olduğu toplumlarda ve pozitif aile öyküsü oranı düşük olan olgularla yapılan çalışmalarken, çalışmamız popülasyon özellikleri gereği, %50'sinde ebeveynler arası akrabalığın mevcut olduğu ve %25'inde pozitif aile öyküsü bulunan 20 olgu ile oluşturulmuş ve takibinde olguların postnatal değerlendirmelerinin yapıldığı literatürdeki ilk örneklerdendir. Çalışmamızda, kliniği açıklayacak kromozomal anomalilerin ekarte edildiği 20 olgunun 9'unda tüm ekzom sekanslama ile fetal fenotipi açıklayacak genetik etiyoloji bulunarak, prenatal tüm ekzom sekanslama analizinin tanı koyma oranı %45 olarak bulunmuştur. Ebeveynler arası akrabalık ve ailelerdeki benzer etkilenimli birey oranlarnın yüksek olması nedeniyle, tanı koyma oranının literatür ortalamasından yüksek saptandığı düşünülmüştür. Farklı sistem ve organ tutulumları olan fetuslar bulgularına ve sistem tutulumlarına göre sınıflandırıldığında, WES analizinin tanı koyma gücünün en yüksek olduğu grubun, fetal akinezi, santral sinir sistemi anomalisi ve iskelet sistemi tutulumları olduğu görülmüştür. Ek olarak literatürdeki yüksek sporadik oranların aksine, çalışmamıza dahil edilen, posterior ensefaloselli olguların tümünün sendromik olduğu ve monogenik genetik etiyolojilerle oluştuğu gösterilerek, ensefaloselli olgularda prenatal tüm ekzom sekanslama çalışmalarının planlanmasının önü açılmıştır. Çalışmamız, bilindiği kadarıyla Türk toplumunda çalışılan ilk prenatal ekzom sekanslama çalışmasıdır. Sonuçlar ile, akraba evliliğinin yaygın olduğu toplumumuzda, ekzom sekanslamanın tanı gücü ortaya konulmuş ve toplulumuzdaki uygulanabilirliği sorgulanmıştır. Ek olarak yüksek novel varyant oranı ile, nadir sendromlardaki tanımlanmış varyant oranlarının arttırılması sağlanmıştır.
Kazançların süreğenliği ve tahakkuk anomalisi: Borsa Istanbul üzerine bir araştırma
Bu çalışmada tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak Borsa İstanbul'da 2005-2012 yılları arasında işlem gören 158 şirketin kazanç ve bileşenlerinin süreğenliği panel veri analizi metodolojisi ile test edilmektedir. Çalışmanın sonuçları, Borsa İstanbul'da kazançların süreğen olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, kazançların süreğenliği üzerinde kazancın toplam tahakkuk bileşeninin nakit akımı bileşenine göre etkisi daha azdır. Bu duruma esas olarak kazancın anormal tahakkuk bileşeni neden olmaktadır. Çalışmada ikinci olarak ise, hisse senedi fiyatlarının, kazancın nakit akımı ve tahakkuk bileşenlerinin içerdiği gelecek dönem kazançları ile ilgili bilgileri doğru olarak yansıtıp yansıtmadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, Mishkin ve hedge portföy testleri uygulanmaktadır. Mishkin ve hedge portföy testi sonuçları, Borsa İstanbul'da kazanç ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığını ortaya koymamaktadır. Diğer taraftan, ilgili örneklemden zarar eden şirketlerin çıkartılmasıyla toplam tahakkuk ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığı bir başka ifadeyle tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı gösterilmektedir. Yatırımcılar, kar eden şirketlerin toplam tahakkuklarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri işlem stratejisinden %18,58'lik bir anormal getiri elde etmektedir. Bu sonuçlar, Borsa İstanbul'un yarı-güçlü formda etkin olmadığı anlamına gelmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular yatırımcılar, hisse senedi analistleri ve araştırmacılar açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazanç, Nakit Akımı, Tahakkuklar, Kazançların Süreğenliği, Tahakkuk Anomalisi, Hatalı Fiyatlama, Piyasa Etkinliği
Döviz piyasasında aşırı tepki anomalisinin ölçülmesi
Geleneksel finans; insanların her zaman rasyonel kararlar aldıkları, geleceğe ilişkin beklentilerinde önyargılı olmadıkları ve piyasaların etkin olduğu varsayımları üzerine geliştirilmiştir. Bu nedenle, geleneksel finans teorilerinde, insanların rasyonel davranması gerektiği için insan psikolojisinin hiçbir önemi yoktur; insan davranışı mekaniktir. Ancak ampirik çalışmalarda bu varsayımlarla çelişen sonuçlar belirlenmiş ve bireylerin belirsizlik ve risk altında her zaman rasyonel davranamayacakları gözlemlenmiştir. Bireylerin bu mantıksız davranışlarını açıklamak için başta psikoloji olmak üzere sosyolojinin katkılarıyla yapılan çalışmalar sonucunda "Davranışsal Finans" literatürdeki yerini almaya başlamıştır. Bireyler gelecekle ilgili beklentilerinde duygu, eğilim, önyargı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmekte ve yatırımlarını bu etki altında şekillendirmektedir. Davranışsal finans, bireylerin davranışsal eğilimlerini de dikkate alarak modeller oluşturarak geleneksel finansın açıklayamadığı piyasa anomalileri yaratmaktadır.
Vadeli işlem sözleşmelerini getiri, işlem hacmi ve volatilite bazında etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve etkilerinin analizi üzerine ampirik uygulamalar
Yatırımcılar finansal ve finansal olmayan birtakım risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu sebeple gelecekte karşılaşabilecekleri finansal risklerden kaçınabilmek için vadeli işlem piyasalarını tercih etmektedir. Dolayısıyla bu piyasalarda işlem gören vadeli işlem sözleşmelerini etkileyen faktörlerin neler olduğunun belirlenebilmesi yatırımcılar açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Birincisi Ocak2013-Aralık2017 döneminde Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasında işlem gören VİOP30, Dolar ve Euro vadeli işlem sözleşmelerini fiyat, getiri, işlem hacmi ve getiri volatilitesi bazında etkileyen makroekonomik değişkenleri adımsal regresyon, Granger nedensellik ve ARDL analizi yöntemleriyle incelemektir. Böylelikle analizin değişik yöntemlerle gerçekleştirilmesinin sonuçlarda oluşturabileceği farklılıkların gözlemlenebilmesi amaçlanmaktadır. İkinci amaç ise söz konusu vadeli işlem sözleşmelerinin getiri, işlem hacmi ve getiri volatiliteleri üzerinde haftanın günü, yılın ayı ve mevsim anomalilerinin etkisinin var olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analizler sonucunda bazı makroekonomik değişkenlerin incelenen vadeli işlem sözleşmelerinin fiyatı, getirisi, işlem hacmi ve getiri volatilitesi ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu, buna karşın bazılarının anlamlı bir ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anomalilerin varlığına ilişkin analiz sonuçlarında ise bazı sözleşme türlerinde anomalilerin varlığına dair bulgular elde edilirken bazı anomalilerin varlığına rastlanılmamıştır. Analiz sonuçlarının portföy yöneticilerinin performanslarını artırmalarına, riskten kaçınmak isteyen yatırımcıların risklerini yönetebilmelerine ayrıca yatırımcıların etkin olmayan piyasalarda yatırımlarını gerçekleştirirken teknik analiz yöntemlerini kullanmanın yanında ilgili piyasada görülen anomali türüne bağlı yatırım stratejisi geliştirmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Anomaly detection in network traffic using machine learning
A primary thematic of this study is centered on detecting anomalies and measuring the device health for Central Processing Unit (CPU), memory utilization, and allocation; for Key Performance Indicator (KPI) dataset which assembled throw twenty-one-day, by improving models using machine learning (ML) methods; namely, Convolutional Neural Network (CNN), and Long Short-Term Memory (LSTM), with Auto Encoders (AE), One-Class Support Vector Machine (Oc-SVM), also k-Nearest Neighbors (k-NN). The accuracy of all methods was measured by using a confusion matrix. According to the observed results, the deep learning methods yield great performance results compared to classification methods for all models. In general, CNN/AE and LSTM/AE models show higher accuracy than the other methods. The ranking of models from best to worst based on accuracy in the confusion matrix are; CNN/AE, LSTM/AE, as for the deep learning models, while for classification models the favorable order for the methods are; k-NN, and Oc-SVM.
1995-2000 döneminde İMKB`de işlem gören hisse senetlerinin piyasa değeri (firma büyüklüğü) ve fiyat/kazanç oranına göre oluşturulan potföylerinin performanslarının incelenmesi
ÖZET Yatırımcının en az risk ile en çok kazanç beklentisi, herhangi bir kişinin giriştiği bir faaliyetten en yüksek faydayı sağlama düşüncesi kadar rasyoneldir. Ancak şu bir gerçektir ki, insan psikolojik ve sosyolojik faktörler ile iç içedir. Başka bir deyişle bir takım yatırımcılar düşük bir risk düzeyi ile az bir geliri miktarını kabullenebileceklerken, bazı yatırımcılar ise daha yüksek bir getiri için daha yüksek düzeyde bir riske kazanabilmektedir. Finansal piyasaları milyonlarca yatırımcının işlem yaptığı bir oluşum olarak düşünürsek, piyasanın ortalama getirişi bu piyasalarda işlem yapan tüm yatırımcıların ortalama getirişi kadar olacaktır. Etkin Piyasa Kuramı' na göre etkin bir piyasada, pazar portföyünün getirişinin üzerinde bir getiri sağlanması olanaksızdır. Ancak 1970' li yılların sonlarına doğru yapılan araştırmalarda fiyat / kazanç oranı, firma büyüklüğü, piyasa değeri / defter değeri vb. oranlara göre oluşturulan portföylerin, pazar portföyüne göre daha yüksek performans sağladıkları gösterilmeye çalışılmıştır. Yapılan bazı araştırmalarda ise bu etkilerin gözlenemediği savunulmuştur. Sözü edilen ikilemden dolayı finans yazınında anomali kavramı hala bir bilinmeyen olarak yer bulmaktadır. Bu çalışmada, İMKB' de 1995 - 2000 döneminde fiyat / kazanç oranı ve firma büyüklüğü (piyasa değeri) anomalilerinin varlığı araştırılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle, birinci bölümde genel hatlarıyla Finansal Piyasalar ve biraz daha ayrıntılı olarak da Sermaye Piyasası, ikinci bölümde Etkin Piyasa Kuramı, Denge Modelleri ve Finansal Varlık Riskinin Ölçülmesi, üçüncü bölümde ise genel anlamı ile anomali, anomaliye yol açan olası nedenler, anomali çeşitleri ve performans kriterlerine değinilerek fiyat / kazanç oranı ve firma büyüklüğü anomalileri incelemeye çalışılmıştır.
Hisse senetleri piyasasında haftanın günleri etkisi: İMKB ortamında endeks bazında ampirik bir çalışma
Dönemsel anomaliler, hisse senetleri piyasasında Etkin Piyasa Hipotezinin varsayımları ve öngörüleri ile zıtlık oluşturan temel anomali gurubudur. ?Haftanın Günleri Etkisi?, finansal piyasalarda en çok gözlemlenen ve üzerinde araştırma yapılan dönemsel anomalilerden biridir. Günlük getirilerin haftanın günlerine bağımlılığını, GARCH Modeli ile araştıran çalışmada, İMKB ortamında haftanın günleri etkisinin, son dönem verilerinde de gözlendiği ortaya konmaktadır. Perşembe ve Cuma günlerinde oluşan istatistiksel olarak anlamlı getirilerin, piyasa etkinliği ve rasyonel fiyatlandırma modeli çerçevesinde piyasa risk faktörü tarafından da açıklanmadığı saptanmıştır.
Hisse senedi piyasalarında anomaliler: BİST 30 üzerine ekonometrik bir uygulama
Etkin Piyasa Hipotezi, menkul kıymet pazarlarında yer alan tüm bilgilerin piyasaya eksiksiz yansıdığını ve fiyatların rastgele meydana geldiğini bundan dolayı da beklenenin üzerinde gelir elde edilemeyeceğini ifade etmektedir. Ancak literatürü incelediğimiz zaman belirli faktörler göz önüne alındığında anormal getiriler elde etmenin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın amacı, menkul kıymet piyasasında işlem yapmak isteyen yatırımcılara oluşabilecek anomaliler hakkında bilgi aktarıp daha doğru şekilde karar vermelerine yardımcı olmaktır. Bu anlamda ilk olarak etkin piyasa hipotezi hakkında bilgi aktarıp daha sonra anomaliler açıklanmıştır. GARCH modelinden faydalanarak BIST 30 endeksi kapsamında 2003-2018 yılları günlük fiyat endeksinden yararlanılarak haftanın günü anomalisi, ay içi anomalisi, ay dönümü anomalisi, yıl dönümü anomalisi, ocak ayı anomalisi ve tatil etkisi anomalisi analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, haftanın günü etkisinde pazartesi hesaplanan değerin pozitif olduğu ve volatiliteyi arttırdığı, salı ve cuma günü değerin negatif ve volatilitenin azaldığı gözlemlenmiştir. Ocak ayı etkisinde BIST 30 endeks kapsamında Ocak ayında getirilerin yükseldiği ve volatilitenin arttığı sonucuna varılmıştır. Yıl dönümü etkisinin ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirilerin yükseldiği gözlemlenmiştir. Ay dönümü etkisinde volatilitenin arttığı gözlemlenmiştir. Ay içi etkisinde, ayın ilk yarısında getirilerin düştüğü ve volatilitenin azalış gösterdiği tespit edilmiş ve tatil etkisinin de ortalama getiriler üzerinde etkisinin olduğu ve getirileri arttırdığına rastlanılmıştır.
Prenatal fetal anomali nedenli terminasyonların genetik ve morfolojik incelenmesi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde fetal anomalilerle sıklıkla karşılaşılmakta ve tersiyer bir referans merkezi olan hastanemize sıklıkla yönlendirmeler yapılmaktadır. Çalışmamızda prenatal tanı konulmuş fetal anomali nedenli terminasyonların genetik ve morfolojik incelemesi yaparak, fetal anomalilerle genetik anomaliler arasındaki ilişkiyi araştırmak istedik. Çalışmaya 01.11.2018–28.02.2020 tarihleri arasında Anabilim Dalımız polikliniğine başvurmuş ve yapılan ultrason incelemeleri neticesinde terminasyon kararı alınmasına sebep olacak fetal anomali veya anomalilere sahip hastalardan genetik inceleme yapılması uygun bulunan 56 hasta dahil edildi. Çalışma retrospektif olarak yapıldı. Çalışmamızda toplam 56 hastadan 11'inde genetik inceleme için uygun ve yeterli materyalin olmamasına bağlı genetik değerlendirme yapılamadı. Genetik olarak incelenebilen 45 hastanın 10 tanesinde genetik anomali saptandı. Literatürde en sık rastlanan fetal anomali kardiyak anomaliler olsa da çalışmamızda en sık izlenen fetal anomali merkezi sinir sistemi anomalileri olarak tespit edildi. Bu durum ülkemizde yapılan eşdeğer çalışmalarla benzer bulundu. Literatürde fetal anomaliler nedeniyle terminasyon işlemi sonrası genetik inceleme yapılmasına ilişkin çok az çalışma olduğundan çalışmamız çok değerlidir. Çalışmamız terminasyon sonrası hangi hastalardan genetik incelemenin yapılması gerektiği hususunda yol gösterici olacaktır.
Ocak ayı anomalisinin davranışsal finans üzerindeki yeri: BİST'te bir uygulama
Yatırım kararlarında rasyonel davrandıkları kabul edilen yatırımcıların, gerçekte piyasa değerleme yöntemlerinden bütünüyle yararlanmadıkları, ampirik çalışmalar sonucunda piyasalarda gözlemlenen, etkin piyasa hipotezi ile örtüşmeyen anomalileri açıklamada geleneksel ve modern yöntemlerin eksik kaldığı gözlemlenmiştir. Bu noktada psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerin yardımıyla yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularla, yatırımcıların kararlarında rasyonel olmadıkları tespit edilmiş, gerçekte nasıl davrandıkları incelenmiştir. Yatırım kararlarını etkileyen içsel ve dışsal durumlar; iyimserlik, aşırı güven, temsilcilik, demirleme, ayarlama, zihinsel muhasebe, sürü davranışı, muhafazakârlık gibi faktörler incelenmiştir. Bu çalışmalar doğrultusunda yeni bir alanın ortaya çıkması sağlanmıştır. Bunun sonucunda davranışsal finans akademik çevrelerce kabul edilerek, literatürde yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı, finansal piyasalarda hisse senetlerinde zaman zaman görülen normalden fazla fiyat hareketlerinin nedenlerini, anomali türleri bakımından inceleyerek açıklamaya çalışmaktır. Borsa İstanbul'da yer alan BİST 100 endeksinin 2006-2016 dönemini kapsayan hisse senedi verilerinden yararlanılarak yapılan çalışmada dönemsel anomali türlerinden Ocak ayı anomalisinin varlığı sınanmıştır. Elde edilen sonuçlar BİST 100 endeksinde Ocak ayı anomalisinin varlığını destekler nitelikte olmuştur. BİST 100 endeksinin etkin olmadığı ve yatırımcıların Ocak aylarında normalden fazla kazanç sağlamalarının mümkün olduğu görülmektedir.
Kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomaliler: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat işletmeleri üzerine bir araştırma
Çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da işlem görüp imalat sektöründe faaliyette bulunan firmalar üzerinde kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomali incelemesi yapmaktır. Bu amaçla; 2007Ç1-2021Ç4 dönemine ait veriler vasıtasıyla, kesitsel ve ekonomik faktörlere dayalı anomali incelemesi yapılmıştır. Çalışmada kesitsel anomalileri incelemek amacıyla; özsermaye/ödenmiş sermaye oranları, PD/DD oranları, firma büyüklükleri ve özsermaye karlılık oranları kullanılmıştır. Ekonomik faktörlere dayalı anomalileri incelemek amacıyla ise; faiz oranı, döviz kuru, para arzı, enflasyon ve sanayi üretim endeksi değerleri kullanılmıştır. İmalat sektörüne ait verilere uygulanan analiz sonuçlarına göre, firma büyüklüğü ve karlılık anormal getiriyi etkilemektedir. Makroekonomik değişkenlerden ise; faiz oranı, para arzı ve enflasyon oranı ile anormal getiri arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlıdır. Alt sektörlerde gözlemlenen ekonomik faktörlere dayalı anomaliler, imalat sektörü ile benzerlik göstermektedir. Gıda, içecek ve tütün ve kimya, ilaç, petrol, lastik ve plastik ürünler alt sektörlerine ait analiz sonuçlarına göre; firma büyüklüğü ile anormal getiri arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak anlamlıdır. Tekstil, giyim eşyası ve deri ve taş ve toprağa dayalı alt sektörlerine ait analiz sonuçlarına göre, firma değişkenlerinin tamamı anormal getiriyi etkilemektedir. Kağıt ve kağıt ürünleri basım ve ana metal sanayi ana metal sanayi alt sektörlerine uygulanan analiz sonuçlarına göre; özsermaye/ödenmiş sermaye oranı ve firma büyüklüğü değişkenleri ile anormal getiri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır. Metal eşya, makine, elektrikli cihazlar ve ulaşım araçları alt sektörüne ait analiz sonuçlarına göre, PD/DD oranı, firma büyüklüğü ve karlılık ile anormal getiri arasındaki ilişki anlamlıdır. Sonuç olarak çalışmada; imalat sektöründe geçerli olan anomalilerin, alt sektörlerde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davranışsal finans anomalileri ve kripto para üzerinde bir analiz
Bu çalışmada ekonomik hayatta yer alan kripto para birimleri teorik olarak incelenmiş ve kripto para türlerinden olan Cardano ile Ethereum para birimlerinde haftanın günü anomalisinin var olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Haftanın günü anomalisinin varlığı araştırılarak, Cardano ile Ethereum para birimlerinin fiyat hareketleri sonucunda oluşan haftanın herhangi bir günündeki getirilerin diğer günlere kıyasla daha düşük ya da yüksek getiri sağlayıp sağlamadığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde davranışsal finansın ortaya çıkışı, amaçları ve ilgili olduğu bilim dalları hakkında bilgi verilerek yatırımcı eğilimleri tanıtılmış bu bağlamda anomali ve anomali türleri hakkında kavramsal bilgiler yer almıştır. İkinci bölümde para ve türleri, kripto para birimi ve kripto para türleri hakkında bilgiler verilmiştir. Son bölümde ise araştırmanın amacı, kapsamı, ilgili literatür, araştırmanın hipotezleri, veri seti, yöntem ve uygulama kısmına yer verilmiştir. Haftanın günü anomalisinin Cardano ve Ethereum kripto para birimlerinde varlığını incelemeye yönelik 31.12.2017-02.08.2021 tarihleri arasındaki 1310 günlük kapanış verileri kullanılmış ve logaritmik getirileri hesaplanmıştır. Analiz için ARCH modelleri kullanılarak Cardano için ARCH (3,0), Ethereum için GARCH (2,1)'in uygun model olduğu tespit edilmiştir. Uygun model üzerinden kukla değişkenler yardımı ile haftanın günü anomalisinin varlığı incelenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Cardano ve Ethereum kripto para birimi için haftanın günü anomalisinin var olduğu tespit edilmiş ve Cardano kripto para birimi için %1 anlamlılık düzeyinde Perşembe günü en düşük getiriyi sağlayan gün, %10 anlamlılık düzeyinde Cumartesi gününün en yüksek getiriyi sağlayan gün olduğu belirlenmiştir. Ethereum kripto para birimi için %5 düzeyindeki anlamlılık ile Perşembe günü en düşük getiriyi sağlayan gün, Cumartesi günü ise %10 anlamlılık düzeyinde en yüksek getiriyi sağlayan gün olduğu tespit edilmiştir.
Bireysel yatırımcıların yatırım kararı verirken etkilendiği faktörler
Bireysel yatırımcının kararları, finansal piyasalarda işlem yaparken psikolojik, kişilik unsurları, sosyal etkenler sebebiyle irrasyonel olmaktadır. Yatırımcı, çeşitli etkenler sebebiyle bilinçli ve bilinçsiz kararlar vermektedir. Davranışsal finans, rasyonelliği kısıtlayıcı unsurlar sebebiyle yatırımcıların karar verme aşamasını ve bu kararların finansal etkisini inceleyen, son yıllarda önem kazanmış bir alandır. Bu çalışma ile Adana ilindeki bireysel yatırımcıların yatırım kararı verme sürecinde etkili olan faktörlerin ele alınması amaçlanmıştır. Çalışmada, 338 yatırımcıya yüz yüze anket yöntemi uygulanmıştır. Ankette frekans analizi ile yüzde dağılımları ve özellikle yatırımcının davranışsal eğilimlere yönelimleri incelenmiştir. Anket sonuçlarının değerlendirildiği diğer bölümde crosstabs ile ki kare yöntemi uygulanmış ve cinsiyet ile yatırım profili arasındaki ilişki incelenmiştir. Sonuç olarak, Adana'daki bireysel yatırımcıların yatırım kararı verirken özellikle davranışsal eğilimlere yönelimlerinin olduğu görülmektedir. Cinsiyet ile yatırım profili arasında nasıl bir ilişki olduğu incelenmiştir
İç kulak anomalisi tespit edilen hastalarda sınıflandırma ve genetik analiz
Amaç Bu çalışmada sensörinöral işitme kaybıyla kliniğimize başvuran, görüntüleme yöntemleri ile iç kulak anomalisi tespit edilen hastaların değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve bu hastaların genetik mutasyon analizinin saptanması amaçlanmıştır. Materyal ve Metod Dicle üniversitesi Kulak Burun Boğaz hastalıkları polikliniğine 2016 ile 2019 yılları arasında işitme kaybıyla ile başvuran ve çekilen temporal tomografi (BT) ve kulak manyetik rezonans (MR) ile iç kulak anomalisi tespit edilen hastalar üzerinde çalışılmıştır. Hastaların ayrıntılı anamnezleri, muayeneleri, işitme eşikleri bt ve mr bulguları kaydedilmiştir. Hastaların kan örnekleri alınarak uygun şartlarda Ankara Üniversitesi Çocuk Genetik Bilim Dalı tarafından incelenmiştir. DNA dizi analizi yöntemi ile Konneksin 26 (GJB2) ve enzimle kesim yöntemi ile mitokondriyal gen mutasyonları taranmıştır. Konneksin 26 ve mitokondriyal gen mutasyonları saptanmayan hastaların DNA örnekleri Miami Üniversitesi John P. Hussman Institute of Human Genomics labaratuvarında yeni nesil sekanslama yöntemlerinden olan tüm ekzom sekanslama yöntemi ile diğer nonsendromik işitme kaybı yaptığı bilinen bütün gen mutasyonları ve iç kulak anomalisi ile ilişkili olabilecek gen mutasyonları taranmıştır. Bulgular Çalışmamız iç kulak anomalisi bulunan 22 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda 22 hastada 44 kulak değerlendirildi. Bunlar içerisinde 40 kulakta iç kulak malformasyonları izlendi. Hastaların 18'sinde her iki kulakta iç kulak malformasyonu mevcut iken 4 hastada tek kulakta iç kulak maformasyonu mevcut idi. Bu dört kulağın ikisi sağ kulak, diğer ikisi sol kulak idi. Çalışmamızda 40 kulakta tespit edilen iç kulak anomalileri 8 kulakta (%20) inkomplet partisyon tip 2 (mondini deformitesi), 7 kulakta (%17,5) inkomplet partisyon tip 1, 6 kulakta (%15) izole genişlemiş vestibuler akuadukt, 6 kulakta (%15) koklear hipoplazi, 5 kulakta (%12,5) michel anomalisi, 2 kulakta (%5) koklear aplazi, 1 kulakta (%2,5) ortak kavite ve 1 kulakta (%2,5) VII ve VIII kranial sinir agenezi izlendi. 4 kulakta (%10) koklear hipoplazi ve genişlemiş vestibuler akuadukt mevcut idi. Bu hastalarda vestibül normal izlendi. Hiçbir hastada sendrom bulgusu yoktu. Çalışmamızda iç kulak anomalisi tespit edilen yirmi iki hastamızın 12'sinin genetik analizleri sonuçlandırılabildi. Bu 12 hastanın altısında herhangi bir mutasyon saptanmadı. Dört hastada SLC26A4 mutasyonu, iki hastada GJB2(CX26) tespit edildi. SLC26A4 mutasyonu saptanan dört hastanın bir tanesinde bilateral hipoplazik koklea, birinde bilateral genişlemiş vestibuler akuadukt mevcut. Diğer iki hastada bilateral genişlemiş vestibuler akuadukt ve hipoplazik koklea saptandı. GJB2(CX26) mutasyon saptanan 2 hastamızdan birinde bilateral michel anomalisi mevcutken, diğerinde bir kulakta inkomplet partisyon tip-1, bir kulakta inkomplet partisyon tip 2 mevcut idi. Geri kalan 10 hastamızın genetik analizi devam etmektedir Sonuç Çalışmamızda bölgemizde tespit ettiğimiz iç kulak anomalileri sınıflandırıldı. 4 hastada iç kulak anomalileri ilişkili SLC26A4 gen mutasyonları tespit edildi. 2 hastada non-sendromik işitme kaybı ile ilişkili GJB2(CX26) geninde mutasyon tespit edildi. Diğer hastalarımızda iç kulak anomalisi ilişkili yeni bir gen tespit edilmedi. Anahtar sözcükler Anomali, gen, iç kulak, işitme kaybı, mutasyon, sensorinöral, tüm genom dizileme
Sodyum hipoklorit etkisine maruz kalan üreme çağındaki kadınların periferal kan lenfosit kültüründe kromozom aberasyonlarının araştırılması
Amaç: Bu çalışmamızın amacı; sodyum hipoklorit etkisine maruz kalan üreme çağındaki kadınların in vitro insan peripheral lenfositleri üzerindeki genotoksik etkilerinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Toplam 155 sağlıklı bireyden alınan periferik kan kültürü ile in vitro koşullarda çalışıldı. Kromozomların elde edilmesi için tüm kan tekniği olarak bilinen lenfosit doku kültürü yöntemi uygulandı. Oluşturulan deney, kontrol ve tekrarlı gruplar sitogenetik olarak incelenip değerlendirildi. Kromozom aberasyonları yapısal ve sayısal düzensizlik olarak iki başlık altında incelendi. Yapısal ve sayısal düzensizlikler başlığı altında toplam incelediğimiz 13 değişken bulunmaktadır. Değişkenlerimiz metafaz sayısı, kromatid gap, izokromatid gap, kromatid kırık, izokromatid kırık, delesyon, duplikasyon, fragment, endomitoz, endereoduplikasyon, disentrik, assosyasyon ve diğer düzensizliklerdir. Bulgular: Verilerimizle düzensiz hücre sayıları toplamını değerlendirdiğimizde NaOCI' ye maruz kalan bireylerin düzensiz hücre sayılarında anlamlı artış olduğu belirlenmiştir (p=0,000). NaOCI' ye maruz kalan bireylerin yapısal ve sayısal düzensizlikleri incelendiğinde NaOCI' ye maruziyet ile beraber yapısal ve sayısal düzensizliklerin anlamlı derecede arttığı gözlemlenmiştir (p=0,000). En sık görülen yapısal düzensizlik olan kromatid kırık sayısının da maruziyetle arttığı görülmüştür (p=0,000). Sonuç: NaOCI'ye uzun süre maruz kalmanın kromozomlar üzerinde negatif etki ederek kromozom aberasyonlarını tetiklediğini düşünmekteyiz. Literatür incelendiğinde ülkemizde bu konu ile ilgili çalışmanın yapılmamış olması bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Sözcükler: NaOCI, genotoksik etki, kromozomal aberasyon, sitogenetik analiz, yapısal anomaliler
Hisse senedi piyasalarında görülen anomaliler ve İMKB'de gün etkisi'nin incelenmesi
Etkin Piyasalar Hipotezi, etkin bir piyasada oluşan fiyatların önceden tahmin edilemeyeceği ve bu nedenle normalüstü kazançlar elde edilemeyeceğini varsayar. Ancak piyasalarda bu teoriyle çelişen birçok bulgu elde edilmiştir. Etkin Piyasalar Hipotezi'ne ters düşen her ampirik bulgu anomali (aykırılık) olarak adlandırılmaktadır.Çalışmada, İMKB'de mevsimsel (zamana dayalı) bir anomali olarak kabul edilen haftanın günü etkisinin varlığı araştırılmıştır. Bu amaçla, 01.01.1990?01.01.2010 dönemi İMKB?100 endeksinin günlük kapanış fiyatları kullanılmıştır. Söz konusu dönemde İMKB'nin işleme kapalı olduğu resmi tatiller çıkarılarak veri seti oluşturulmuş olup, toplam 4977 günlük veri kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca ele alınan dönemde ülkede yaşanan krizlerin piyasayı etkileyeceği düşünülerek, veri seti kriz dönemlerini içerecek şekilde alt dönemlere ayrılmış ve her bir alt dönem ayrı analize tabi tutulmuştur.Analizlerde günlük kapanış fiyatlarının ortalama büyüme oranları karşılaştırılması yapılmış olup, endekse etkileri ve farklılaştıkları noktalar belirlenmeye çalışılmıştır. Ortalama büyüme oranlarının karşılaştırılmasında istatistiki yöntemler kullanılmıştır. İMKB'de günlerin ortalama getirileri farklarının istatistikî olarak sıfırdan farklı olup olmadığının araştırılması için Tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca yapılan analiz sonuçlarını doğrulamak amacıyla parametrik olmayan Kuruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Bu test, gruplar arası tek yönlü varyans analizinin nonparametrik alternatifidir.Tüm dönem için yapılan varyans analizinde, %1 anlamlılık seviyesinde İMKB?100 Endeksi'nde, haftanın günlerinin ortalama getirileri arasında farklılık olduğu, yani İMKB'de haftanın günü etkisinin var olduğu gözlemlenmiştir. Söz konusu dönemde, Pazartesi günleri en düşük getirili gün olurken, en yüksek getirili gün Cuma olarak belirlenmiştir. Alt dönemler itibariyle yapılan analizde ise, 1994 ve 2001 krizlerinden sonra ki dönemlerde gün etkisinin varlığına dair bulgular elde edilmiştir. Analiz sonuçlarını doğrulamak amacıyla yapılan Kuruskal Wallis Testinde de Varyans analizini destekler niteliktedir.Anahtar Sözcükler: Etkin Piyasalar Hipotezi, Anomali, Gün Etkisi
Toraks ana vasküler yapı anomali ve varyasyonları
Amaç: İleri teknoloji ürünü olan 64 dedektörlü bilgisayarlı tomografi cihazı ile toraks incelemesi yapılan hastalarda, toraks ana vasküler yapı anomali ve varyasyonlarını tespit etmek ve sıklığını saptamaktır.Gereç ve Yöntem: Mayıs 2006 ile Ekim 2007 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi tıp fakültesi radyoloji anabilim dalında toraks tomografisi çekilen 2479 hasta incelenmiş olup, incelenen hastaların 1389'u erkek, 1090'ıda kadındır. Bu hastaların 1588'inde herhangi bir anomali veya varyasyon izlenmemiştir.Bulgular: İncelenen 2479 hastanın; 1588' inde (% 64.1) herhangi bir anomali veya varyasyona rastlanmamıştı. En sık görülen varyasyon sağ trunkus brakiosefalikus ile sol ana karotid arterin aortadan tek kök olarak çıkışı olup, hastaların 838'inde (% 33.8) saptandı.İncelemeye alınan 2479 hastanın; 74'ünde (% 3.0) sol vertebral arter arkus aortadan direkt çıkmakta olup 33 olguda ilave olarak sağ trunkus brakiosefalikus ile sol ana karotid arterin aortadan tek kök olarak çıkışı izlendi.Sonuç: İleri teknoloji ürünü olan çok kesitli BT ile toraks ana vasküler yapı anomalileri ve varyasyonlarını saptamak mümkün olmakta olup, tanısal amaçlı invaziv anjiografi yapılmasına gerek kalmamaktadır.
Kliniğimizde tanı konulan genital sistem anomalili olguların retrospektif analizi
Bu çalışmamızda Şubat 2005 ile Nisan 2010 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi (DÜTF) Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine tedavi amacıyla yatırılan genital sistem anomalisi tanısı alan 95 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi.Müller kanalları, kadın üreme sisteminin taslağını oluşturur. Organogenez sırasında tuba uterina, uterus, serviks ve vaginanın üst kısmının oluşumu ile sonuçlanan farklılaşma basamaklarına uğrarlar. Bu farklılaşma basamaklarında oluşabilecek herhangi bir hata birçok değişik malformasyonun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Müller anomalileri, uterus ve vaginanın agenezisi, uterus ve vaginanın duplikasyonu veya uterus kavitesinin minör anomalileri gibi farklı şekillerde kendilerini gösterebilirler.Tüm hastaların bilgileri hastane dosyalarından alındı. Tüm hastalar, Toshiba 140A ve Volusen 730 pro 4D ultrason cihazı ile transabdominal veya transvaginal ultrasonografi muayeneleri yapılmıştı.Bu çalışmaya dahil edilen hastaların: 34'ü (%35.80) primer infertilite, 21 (%22.20) pelvik ağrı, 11 (%11.60) habituel abortus ve 5'i (%5.26) akut batın şikayetleri ile kliniğimize başvurduğu saptandı. Çalışmada 35 (%36.84) hastada uterus septus, 15'inde (%15.78) uterin hornu olan uterus unikollis-unikornis tespit edilmiştir.Çok farklı klinik sunumlarından dolayı Müller kanalı anomalilerinin tanısı gecikmektedir. Doğru tanıya ulaşıldıktan sonra, her anomali tipi için geliştirilmiş birçok farklı tedavi seçeneğinden hastaya en uygun olanı seçilmelidir. Konjenital uterin anomalilerin genel popülasyondaki gerçek prevalansı tam olarak bilinmemekle birlikte, en sık görülen uterin anomali, uterus septus (%90) olup, bunu bikornuat uterus (%5) ve uterus didelfis (%5) izler.Sonuç olarak müller kanalı anomalilerinin farklı klinik tablolar ile karşımıza çıkabileceği, jinekolojik muayene ve ultrason ile kolay tanı konabileceği unutulmamalıdır.
Finansal anomalilerin test edilmesi: İMKB'de bir uygulama
Son otuz yıldır finansal piyasalar üzerinde ekonomi uzmanlarının araştırma konuları, 1965-1970 yıllarda Fama tarafından dile getirilen ve yine kendisi tarafından kısmi de olsa küçük çaplı revizyona uğratılan, Etkin Piyasa Hipotezi olmuşlardır. Finansal piyasaların etkinliği konusunda genel olarak üç temel kriter ileri sürmekte ve akademik çevresinde ampirik olarak test edilmektedir. Bu kriterler, kaynakların iyi kullanana dağılımını sağlamak bakımından ?dağıtımsal etkinlik?, kaynak aktarımını minimum maliyetle gerçekleştirmek bakımından ?faaliyet etkinliği? ve piyasa fiyatlarının butün mevcut bilgileri yansıtması açısından ?bilgisel etkinlik? adlandırılmaktadır. Zayıf etkinlik olduğu piyasalarda etkinlik testleri gelecekteki geçmiş getiriler ile yarı güçlü formda piyasaya ulaşan bilginin fiyatlara ne kadar hızlı yansıdığıyla ilgilidir.Zamana bağlı etkileri hisse senetleri piyasalarında önceden tahmin yürütülebilir bir getiri ihtimali doğurmakta ve böylece söz konusu piyasaların verimli olduğunun yarı güçlü oluşuna dair bir veri olarak öne sürülebilmektedir. Dolayısıyla bir çok araştırmacı, anomalileri inceleyerek piayasadaki etkinliğini tartışmaktadır. Etkin Piyasa Hipotezi ters düşen herhangi ampirik bulgunun olması, anomali olarak adlandırılmaktadır. Belli zaman aralıklarında gözlemlenen getirilerin kullanılarak gelecekte söz konusu olabilecek getirileri tahmin etmek ve bu yönden yatırım yaparak kazanç sağlamanın olanaksız olduğunu söyleyen etkin piyasalar hipotezinin aksine, dönemsel anomalilere dair yapılan ampirik çalışmalardan elde edilen bulgular böyle durumu aksi sonuçlar ile ulaşmaktadır. Etkin piyasalara karşı, hisse senetlerinin belli zaman dilimlerinde diğerlerine göre sürekli negatif veya pozitif getiri sağladığını gösteren bulgularla dönemsel anomalilerin varlığını ortaya çıkarmışlardır.Bu çalışmanın amacı 04.01.2000 ? 25.06.2012 dönemi için İMKB30, İMKB50 ve İMKB100 endeksileri için günlük kapanış fiyatlarından getiriler hesaplanarak İMKB'de zamana bağlı anomalilerin var olup olmadığını araştırmaktadır.Anahtar Kelimeler: Etkin Piyasa Hipotezi, İMKB, Anomali
Piyasa etkinliği analizi: İMKB'de haftanın günü ve yılın ayı etkisi
Çeşitli çalışmalarda, Etkin Piyasa Hipotezi'nin aksine piyasa anomalileri gözlemlenmiştir. Hisse senedi piyasalarında en çok araştırılan anomaliler ise haftanın günü ve yılın ayı etkisidir. Buna bağlı olarak bu çalışma, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda haftanın günü ve yılın ayı etkisinin varlığını, 1995?2011 dönemindeki İMKB 100 Endeksi getirileri bazında araştırmaktadır. Çalışmada İMKB'de söz konusu etkileri analiz etmek için Kruskal Wallis testi ve GARCH modelleri kullanılmıştır.1995?2011 döneminde haftanın günü etkisine ilişkin regresyon analizi sonuçlarına göre; Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerine ait getiriler pozitif ve istatistiki olarak anlamlıdır. Ayrıca, Çarşamba gününe ait getiriler diğer günlerin getirilerinden yüksek bulunmuştur. Aynı şekilde, 1995?2007 dönemi için haftanın günü etkisi tespit edilmiştir. 2008?2011 döneminde ise Cuma gününe ait getiriler pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Daha sonra 1995?2011 döneminde İMKB'de oluşan düşüş trendleri kukla değişken olarak modele eklenmiştir. Dolayısıyla, haftanın günü etkisi daha net ortaya çıkmış ve haftanın tüm günlerindeki getiriler pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ayrıca, en yüksek ortalama getiri Çarşamba günü gözlenmiştir.1995?2011 döneminde yılın ayı etkisinin regresyon analizi sonuçları; Mart, Nisan, Temmuz, Eylül, Ekim ve Aralık aylarına ait getirilerin pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, Ekim aylarının getirileri diğer ayların getirilerine göre daha yüksektir. Sonuç olarak, tüm analiz sonuçları göstermektedir ki, gözlenen söz konusu anomaliler nedeniyle, İMKB zayıf formda etkin bir piyasa değildir.Anahtar kelimeler: Piyasa Etkinliği, Etkin Piyasa Hipotezi, Piyasa Anomalileri, Haftanın Günü Etkisi, Yılın Ayı Etkisi.
Erişkin hastalarda trakeobronşial dallanma anomalileri
Amaç: Toraks BT çekilen erişkin hastalarda trakeobronşial dallanma anomalilerinin sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: 1000 erişkin hastanın Toraks BT tetkiki retrospektif değerlendirildi. İş istasyonunda, akciğer parankim penceresi kullanılarak aksiyal, koronal, sagittal planlar, minimum intensite projeksiyon (MinIP), 3-Boyutlu (3B), curved (eğimli) MPR görüntüler incelendi. Trakeal divertikül, trakeal bronş, aksesuar kardiyak bronş sıklığı, lokalizasyonu ve tipleri, bilateral üst lobların ve sağ akciğer orta lobun dallanma anomalileri, görülme sıklıkları, her iki akciğer alt lobda subsuperior ve suprasuperior bronş görülme sıklığı, tipleri, sağ ve sol izomerizm, situs inversus ve köprü bronş değerlendirildi. Sayısal değişkenler ortalama ± standart sapma ve minimum – maksimum değerler ile, kategorik değişkenler ise sayı ve yüzde ile gösterildi. Kadın ve erkek cinsiyette izlenen anomali sıklığı ki-kare testi ile karşılaştırıldı. İstatistiksel anlamlılık sınır değeri olarak p<0,05 kabul edildi. Bulgular: 491 kadın, 509 erkek toplam 1000 hastanın 102'sinde trakeobronşial dallanma anomalisi bulundu. 92 olguda tek anomali izlenmiş olup 5 olguda ise 2 anomali birlikteliği mevcuttu. 8 hastada preeparteriyel bronş, 2 hastada sol prehiparteriyel bronş, 9 hastada sağ suprasuperior bronş, 33 hastada sağ subsuperior, 38 hastada sol subsuperior, 7 hastada aksesuar kardiyak bronş izlendi. Sağ trakeal bronş, posteparteriyel bronş, sağ trakeal divertikül, yukarı yer değiştirmiş OLB ve situs inversus anomalisi 1'er hastada tespit edildi. Tespit edilen konjenital trakeobronşial anomalilerin 11'i yer değiştirmiş, 82'si süpernümerer bronş idi. Sonuç: BT, trakeobronşial dallanma anomalilerinin değerlendirilmesinde başarılı görüntüleme yöntemidir. Bu anomalilerin gözden kaçmaması için karinanın seviyesi ve üst lob bronşlarının pulmoner arterler ile ilişkisi gibi temel anatomik bilgilere sahip olunmalıdır. Lob temelli sınıflama kullanılması, anomalilerin saptanmasını ve sınıflandırılmasını kolaylaştıracaktır.