Öfke

Bu konu başlığı altında 159 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antrenörlerin iş doyumu, sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki (Güneydoğu anadolu bölgesi örneği)

Bu çalışmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Gençlik Spor İl Müdürlüğü kadrosunda çalışan antrenörlerin iş doyumlarının sürekli öfke ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmamıza gönüllü olarak 56 kadın, 187 erkek toplam 243 antrenör katılmıştır. Araştırmaya katılan antrenörlerin iş doyum seviyelerini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği, öfke seviyelerini ölçmek için Spielberger Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için il olarak, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans/yüzde, normal dağılım testi, (Kolmogorov-Smirnov test) gibi betimsel istatistikler yapılmıştır. Veriler normal dağılım varsayımını karşılamadığı için, ikili karşılaştırmalarda t-testi (Mann-Withney U test), çoklu karşılaştırmalarda varyans analizi (Kruskal Wallis-H test) ve değişkenler arasındaki ilişkiyi saptamak için korelasyon testi (Spearman Correlation Test) uygulanmıştır. Sonuç olarak cinsiyetin, medeni durumu, branş, antrenörlük kademesi ve haftalık çalışma süresinin iş doyumu ile; yaşın, medeni durumun, eğitim durumunun, görev yapılan yerin, branşın, çalışma şeklinin, görev süresinin, haftalık çalışma süresinin sürekli öfke ve öfke ifade tarzları ile aralarında anlamlı farklılığa rastlanılmamıştır. Yapılan araştırmamızda iş doyumunu yaş, eğitim durumu, görev yapılan yer, çalışma şekli ve görev süresi etkilediği; Sürekli öfke ve öfke ifade tarzını ise cinsiyet ve antrenörlük kademesinin etkilediği anlaşılmıştır.

AntrenörKendini ifade etmeSpor+2
Emrah Bakır
Siirt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öfke duygusunun saldırgan davranışa dönüşmesinde kişilerarası ilişki boyutlarının rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öfke ve saldırganlık tepkileri ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'ne bağlı Fen Edebiyat, Sağlık Bilimleri, Eğitim ve Mühendislik Fakültesi'nin farklı bölümlerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 257'si kız, 223'ü erkek olmak üzere toplam 480 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için "Kişisel Bilgi Formu", öfke ve saldırganlık puanlarının belirlenmesi amacıyla "Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği" ve "Saldırganlık Envanteri" ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla "Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği", kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem, T-testi, ANOVA, Çoklu Regresyon Analizi ve Aracı Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin öfke, saldırganlık ve kişilerarası ilişki boyutları ile cinsiyet, bölüm, sorun paylaşımı, çocukken aile içi şiddete maruz kalıp kalmama ve bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucuna göre; öğrencilerin öfke duyguları ile fiziksel, sözel saldırganlık alt boyutları ve başkalarına güven alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; onay bağımlılık alt boyutunda ise negatif yönde anlamlıbir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukken anne ve/veya babaları tarafından aile içi şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre öfke duygusunu daha yoğun yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın aracı değişken analizi sonucuna göre ise, fiziksel saldırganlık davranışının ortaya çıkmasında intikam düşünceleri ile duygu farkındalığının birlikte güçlü bir etki yarattığı ve öğrencilerde görülen fiziksel saldırganlık davranışını açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Saldırganlık, Aile İçi Şiddet, Kişilerarası İlişki Boyutları

Aile içi şiddetKişiler arası ilişkilerSaldırganlık+3
Muhsine Toptaş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi

Araştırmada, üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerinin damgalama davranışıyla ilişkisinin öfke ifade tarzı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Aydın Üniversitesi' nin Fen-Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi' ne bağlı 6 farklı bölümde (Sosyoloji, Türkçe Öğretmenliği, Sınıf Öğretmenliği, Endüstri Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler) okumakta olan 360 gönüllü öğrencilerden oluşmaktadır. Çalışmanın evreni oluşturulurken Tabakalı Örnekleme Tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II, Damgalama Ölçeği, Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS programıyla bilgisayarda bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin istatiksel analiz sonuçları şöyle özetlenebilir: Kadınların erkeklere oranla daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Öfke İçte alt ölçeğinde cinsiyetin, anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Beklenilenin aksine erkeklerin kadınlara oranla daha fazla öfke içte skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Etiketleme, Ayrımcılık ve Dışlama alt ölçeğinde cinsiyetin anlamlı bir fark yarattığı bulunmuştur. Erkeklerin kadınlara oranla daha fazla etiketleme, ayrımcı ve dışlayıcı skora sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların yaşlarının kaygılı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. 18 yaş grubunda bulunanların 20 yaş grubuna oranla daha fazla kaygılı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Katılımcıların ebeveynlerinin birliktelik durumları kaçınmacı bağlanma alt ölçeğinde anlamlı şekilde ayrıştıkları tespit edilmiştir. Yine beklenenin aksi olarak anne ve babası sağ olup birlikte olanların, anne ve babası sağ olup ayrı olanlardan daha fazla kaçınmacı bağlanma skoruna sahip oldukları tespit edilmiştir. Erken yaşta zorunlu olarak sorumluluk üstlenen kişilerin, sorumluluk üstlenmek zorunda kalmayan kişilere göre; daha yüksek SL-Öfke ve Öfke İçte puanlarına sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde her iki grubu da ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Geçmiş yaşantısında herhangi bir türde şiddete maruz kalanların, şiddet mağduru olmayanlara göre daha yüksek Kaygılı Bağlanma ve SL-Öfkeye sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırdığı tespit edilmiştir. Şaşılacak başka bir tespit ise cinsel kimliği nedeniyle tepki gören kişilerin, tepki görmeyenlere göre daha yüksek Ayrımcılık Dışlamaya sahip olduğu ve bu farkın anlamlı şekilde iki grubu ayrıştırmasıdır. Ayrıca yapılan çalışmada SL Öfke' yi yordayan dört değişken bulunmaktadır. En güçlü yordayıcı değişkenler sırasıyla öfke dışa, anne eğitim seviyesi, öfke içte ve öfke kontroldür. Öfke İçte' yi yordayan en önemli değişkenler sırasıyla kaygılı bağlanma, sürekli öfke, cinsel kimliğe gösterilen tepki, ani kayıp ve öfkenin dışa yansıtılmasıdır. Öfke Dışa' yı yordayan en önemli değişkenler aile gelirinin düşüklüğü, sürekli öfke, öfke içte ve düşük öfke kontroldür. Öfke Kontrol' ünü yordayan en önemli değişkenler ise sürekli öfke ve öfke dışa değerlerinin düşük olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Damgalama, Öfke

BağlanmaBağlanma stilleriDamgalama+3
Merve Aydin
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yetişkin bağlanması ve varoluşsal öfke arasındaki ilişkide mentalizasyonun ve depresyonun aracılık etkisi

Bu çalışmada güvensiz bağlanmanın, özellikle bağlanma sistemini tetikleyen gerçek ya da olası bir kayıp, reddediliş veya terk edilme söz konusu olduğunda, mentalizasyon yetersizliğine bağlı olarak depresif semptomlara yol açabileceği ve depresyonun varoluşsal öfkeyi yordayacağı modellenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan varoluşsal öfke, hayatı anlamsız bularak kendi seçmediği bir hayata katlanmaya duyulan, en temelden gelen ve olası tüm anlamlara, duygulara zemin oluşturan yoğun bir öfkedir. Varoluşsal kaygı kavramından yola çıkılarak geliştirilmiş olan varoluşsal öfke, varoluşsal kaygının diğer türevlerinden farklı olarak anlamsızlık temasına yöneliktir ve bunun temelinde bir bağlanma sorunu olduğu öngörülmektedir. Araştırmanın aracı değişkeni olan mentalizasyon (zihinselleştirme), kişinin kendisinin ve ötekilerin davranışlarını, onların altında yatan duygu, düşünce, arzu, inanç, tutum, ihtiyaç, amaç, niyet gibi zihinsel durumları kavrayarak açıklayabilme kapasitesidir. Mentalizasyon açık ve içkin, duygusal ve bilişsel, geçmiş ve şimdiki zamanı kapsadığından, benzer kavramlar olan empati, biliçli farkındalık, psikolojik farkındalık gibi kavramları içinde bulunduran ancak her birinden fazlasını içeren bir üst kavramdır. Mentalizasyon yetersizliği hipomentalizasyon ve hipermentalizasyon olmak üzere iki alt boyutta incelenir. Mentalizasyonun ölçümünde Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aracı değişkeni olan depresyonun ölçümü için Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçekler Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ile Varoluşsal Öfke Ölçeği olup, ayrıca demografik bilgi formu ile bilgi toplanmıştır. Hipotezler 441 kişiden oluşan bir örneklem üzerinde, Yapısal Eşitlik Modellemesi tekniğiyle, içiçe geçmiş modeller yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygılı ve kaçınmacı bağlanmanın hipomentalizasyon aracılığıyla depresyonu yordamakta olduğu ancak hipermentalizasyonun bu ilişkide aracılık etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, kaçınmacı ve kaygılı bağlanmanın varoluşsal öfke üzerindeki yordayıcı etkisinde depresyonun aracılılık rolü olduğu bulgularla desteklenmiştir. Araştırmanın yan amacı olarak, katılımcıların K-means cluster analizi ile bağlanma örüntülerinin belirlenmiş olup, hangi demografik özelliklerin bağlanma stiline göre anlamlı fark oluşturduğu raporlanmıştır.

BağlanmaBağlanma kaygısıBağlanma stilleri+6
Pelin Buruk
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öfke ruminasyonunun çalışanların duygusal bağlılığına etkisi

Her türden olumsuz düşüncenin birey tarafından sürekli bir şekilde içsel olarak tekrarlanması anlamına gelen ruminasyon kavramı, özellikle öfke ile birleştiğinde, yani birey sürekli olarak öfkeyi veya öfkeyi tetikleyici duygular içinde olduğunda, aile ilişkilerinden iş ilişkilerine kadar sosyal hayatın her anında çeşitli tepkiler geliştirmekte ve bu tepkiler genellikle olumsuz olmaktadır. Yapılan araştırmaların bazılarında, öfkenin çalışma hayatında bazen ilerletici etkileri görülse de, genellikle negatif bir duygu olan öfkenin sonuçları da negatif olmaktadır. Sürekli öfke durumu yaşayan insanlar bu durumlarını genellikle işyerinde gizlemeye çalışsalar da, bazı durumlarda öfkeye engel olunamamakta ve bu durum örgütsel yaşamı olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmada çalışanların yaşadığı öfke ruminasyonunun, genelde örgütsel bağlılıklarını, özel de ise örgütsel bağlılığın duygusal yönüne olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, nicel araştırma teknikleri kullanılarak çalışan bireyler üzerinde anket çalışması yapılmış ve öfke ruminasyonunun çalışanların bağlılığına olan etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke Ruminasyonu, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık.

Duygusal bağlılıkRuminasyonÇalışanlar+1
Doğan Yıldız
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adam öldürme suçundan Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kadınların Öfke Tarzları, Problem Çözme Becerileri ve Anksiyete düzeyleri arasındaki ilişki

ÖZETADAM ÖLDÜRME SUÇUNDAN CEZA İNFAZ KURUMUNDA BULUNAN KADINLARIN ANKSİYETE DÜZEYLERİ, PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ VE ÖFKE TARZLARI ARASINDAKİ İLİŞKİHülya KIRANYüksek Lisans Tezi, Psikoloji Anabilim DalıDanışman: Yrd. Doç. Dr. Bayhan ÜGEHaziran, 2012Bu çalışmanın temel amacı; ceza infaz kurumlarında adam öldürme suçuyla bulunan kadınları, suça karışmamış kadınlarla öfke tarzları, problem çözme becerileri ve kaygı düzeyleri açısından karşılaştırmaktır. Ek olarak, suçlu kadınlardaki kaygıyı yordamada başetme becerilerinin temel değişken olup olmadığını test etmektir. Diğer bir ifade ile başetme becerilerinin kaygı düzeyini diğer değişkenlerin etkisi kontrol edildiğinde yordayıp yordamadığını araştırmaktır.Amaç doğrultusunda; Kişisel Bilgi Formu, Beck Kaygı Envanteri, Sürekli Öfke-Öfke İfade Tarzı Ölçeği ve Problem Çözme Ölçeğinden oluşan anket formu 2012 yılı mayıs ayında İstanbul ili Bakırköy Ceza İnfaz Kurumu Adam öldürme suçundan tutuklu/hükümlü bulunan 115 kadına ve herhangi bir suça bulaşmamış ve cezaevinde hiç bulunmamış tesadüfi olarak seçilmiş anket uygulamasını kabul eden 115 kadına uygulanmıştır.Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 20.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde; betimsel istatistiksel metotlarının yanı sıra (sıklık, yüzde, ortalama, standart sapma, korelasyon) Bağımsız Gruplar T-testi, One-Way ANOVA ve Hiyerarşik Regresyon yöntemleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; suça karışmamış ve suçlu kadınların kaygı düzeylerinin istatistiksel olarak farklılaştığı, suçlu kadınların kaygı düzeylerinin suça karışmamış kadınlardan yüksek olduğu, suça karışmamış kadınlar ile suçlu kadınların problem çözme becerilerinin istatistiksel olarak farklılaşmadığı, suçlu kadınlar ile suça karışmamış kadınların benzer problem çözme becerilerine sahip oldukları saptanmıştır. Ayrıca; suça karışmamış ve suçlu kadınların sürekli öfke düzeyleri ve öfkeyi dışa vurma düzeylerinin istatistiksel olarak farklılaşmadığı, öfkeyi içte tutma ve öfkeyi kontrol etme düzeylerinin ise istatistiksel olarak farklılaştığı görülmüştür. Suça karışmış kadınların öfkeyi kontrol etme düzeylerinin suça karışmamış kadınlardan yüksek olduğu, bununla birlikte suça karışmış kadınların öfkeyi içte tutma düzeylerinin kontrol grubundan istatiksel olarak daha düşük olduğu gözlenmiştir. Bu sonuçlara göre; adam öldürme suçu işlemiş kadınların kaygı düzeyini azaltmak için özellikle öfke ile ilgili değişkenlerin dikkate alınması gereklidir. Özellikle, öfke kontrolünün sağlanması ve öfkeyi içte tutma yerine etkin iletişim yöntemleri ile olumsuz duyguların ve öfkenin açığa çıkartılması önemli stratejiler arasında yer alacaktır.Hiyerarşik Regresyon sonuçlarına göre; problem çözme becerilerinin sosyo-demografik değişkenler, suça özgü değişkenler, sağlıkla ilgili değişkenler ve öfkeyle ilgili değişkenlerin ötesinde kaygıyı yordamadığı gözlenmiştir. Bununla birlikte, daha önceki intihar girişiminin, sürekli öfkenin, öfkeyi dışa vurmanın ve öfkeyi içte tutmanın suça karışmış kadınlarda kaygıyı yordamada önemli değişkenler olduğu ortaya konulmuştur. Adam öldürme suçu işlemiş kadınlarda; sadece baş etme becerilerine odaklanan uygulamalar yerine bireyin önceki intihar tarihçesini de dikkate alarak öfke düzeyi ve öfkenin ifade biçimleri üzerine odaklanan yöntemleri içeren paket programların geliştirilmesi önerilebilir. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde açıklanmış, uygulamaya yönelik önlemler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Suçlu kadınlar, anksiyete, problem çözme becerisi, öfke, öfke tarzı, Ceza İnfaz Kurumu

AnksiyeteCeza infaz kurumlarıCinayet+5
Hülya Kıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beş basamaklı öfke kontrol eğı̇tı̇mı̇nı̇n yetı̇şkı̇nlerdekı̇ öfke düzeyı̇ne etkı̇sı̇

Bu araştırmanın amacı Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi'nin yetişkinlerde görülen öfke kontrol problemine yönelik etkililiğini incelemektir. Buradan yola çıkarak hem literatürde hem de pratik alanda gözlemlenen boşluğu doldurmak ve öfke kontrolünü sağlamak adına kullanılabilecek müdahalelerin yaygınlaşmasını sağlayarak toplumsal ruh sağlığına yönelik çalışmalara katkıda bulunmak diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Prof. Dr. Medaim Yanık tarafından geliştirilen Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi çalışma kapsamında katılımcılara uygulanmış; ön test, son test ve izleme testi ile programın etkililiği ölçülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'da yaşayan, 18 yaş üstü yetişkin kadın ve erkekler oluşturmaktadır. Başakşehir'de bulunan İbn Haldun Üniversitesi Psikoterapi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (İPAM) aracılığıyla belirlenen tarihlerde öfke kontrol eğitimi verileceği duyurusu sosyal medyadan ve billboardlar üzerinden yapılmış, öfke kontrol problemi olduğunu düşünen, eğitime kayıt yaptıran ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 38 kişiden eğitim öncesinde, eğitimden bir ay sonra yapılan bireysel görüşmelerde ve eğitimden iki ay sonra yapılan izleme testinde veriler toplanmıştır. Araştırmanın verilerine Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği ile "Son bir ayda öfke patlamalarımı kontrol etme düzeyim" sorusuna katılımcıların 0 ve 10 arasında likert tipi yaptıkları puanlama aracılığıyla ulaşılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 istatistik paket programı kullanılmış, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Tüm bu işlemlerin sonucunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre sürekli öfke ve dışa yöneltilen öfkelerinde anlamlı derece azalma, öfke kontrollerinde de anlamlı v derecede artış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca eğitimden iki ay sonra yapılan izleme testinde her bir değişkendeki etkinin devam ettiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke Kontrolü, Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi

Beş basamaklı öfke kontrol eğitimiEğitimEğitim programları+5
Yağmur İskit
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

SCARE Öfke Müdahale Programı'nın, Suriyeli lise öğrencilerinin öfke kontrollerine ve psikolojik dayanıklılıklarına etkisi

Artan savaşlar ve göçlerden en çok etkilenen kitlelerden biri çocuk ve gençlerdir. Savaş ve göç sonucu yoğun bir genç nüfusu ruh sağlığına ilişkin bazı duygusal sorunlar yaşamaktadır. Bu çalışmada, SCARE Öfke Müdahale Programı'nın, Suriyeli öğrencilerin öfke kontrolü ve psikolojik dayanıklılıkları üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Çalışma çerçevesinde, kontrol ve deney grubu olmak üzere deney grubunda olan Suriyeli bir grup lise öğrencisine SCARE Öfke Müdahale Programı uygulanmıştır. SPSS programı ile ön test ve son test ölçek sonuçları analiz edilmiştir. Wilcoxon ve Mann Whitney-U Testi analizleri sonucunda, müdahale grubu öğrencilerinin sürekli öfke puanlarında ve sosyal davranışlarında anlamlı bir azalışın olduğu görülmüştür. Bu çalışma çerçevesinde SCARE Öfke Müdahale Programı'nın Suriyeli öğrencilerin öfke yaşama sıklıklarında anlamlı bir düşüşe sebep olduğu söylenebilir.

GöçmenlerLise öğrencileriMülteciler+7
Merve Çelik
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir grup çalışan yetişkinde kaygı düzeyi, mükemmeliyetçilik ve öfke arasındaki ilişki

Problemin tanımı: Bu araştırmada Bursa ili içerisindeki üç ayrı fabrikada çalışan sağlıklı yetişkin bireylerde kaygı, mükemmeliyetçilik ve öfke düzeyleri ölçülmüş ve aralarındaki ilişki sosyodemografik değişkenler ışığında incelenmiştir. Yöntem: Araştırmaya 115'i kadın ve 311'i erkek olmak üzere toplam 426 birey katılmıştır. Tüm katılımcılara Sosyodemografik ve Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği ile Sürekli Öfke Öfke Tarz Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis Testleri gruplar arası farkları belirlemek, Spearman Korelasyonu ise araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kullanılmıştır. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre anksiyete, öfke ve mükemmeliyetçilik düzeyleri açısından farklı demografik özelliklere sahip çalışanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar gözlenmemiştir. Örneklemin anksiyete düzeyleri ile öfke toplam puanı ya da alt boyut ortalamaları ile mükemmeliyetçilik toplam puanı ya da alt boyut ortalamaları arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Öte yandan, başkası odaklı mükemmeliyetçilik alt boyutu ile öfke boyutlarından içte, dışta öfke ve öfke kontrol alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki gözlenmiştir. Elde edilen bulgular mevcut literatür eşliğinde tartışılarak gelecekte yürütülecek araştırmalara ışık tutabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, mükemmeliyetçilik, öfke, çalışan yetişkin, fabrika.

FabrikalarKaygıKaygı düzeyi+4
Canan Cesur
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fazla kilolu ve obez yetişkin bireylerde yeme davranışlarının öfke ve ilişki bağımlılığı ile olan ilişkisi

Özet Amaç: Bu araştırmada fazla kilolu ve obez bireylerin, yeme davranışları, öfke, ilişki bağımlılığı ve sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma 01.11.2017 ve 01.02.2018 tarihleri arasında Slimcity Sağlıklı Beslenme Danışmanlığı Merkezine kilo verme amaçlı başvuran, 213 fazla kilolu ve obez birey ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna, Bilgilendirme ve Onam formu, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Hollanda Yeme Davranışı Anketi, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği verilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre, ilişki bağımlılığı ile dışsal ve duygusal yeme arasında ilişki bulunmuştur. İlişki bağımlılığı ve öfke ile ilgili düşünceler ölçeğinin bütün alt ölçekleri ile, öfke ile ilgili davranışlar ölçeğinin saldırgan ve kaygılı davranışlar alt ölçekleri ile ve kişiler arası öfke tepkileri ölçeğinin intikama yönelik, pasif agresif ve içe dönük tepkiler alt ölçekleri ile ilişki bulunmuştur. Yeme davranışları ve öfke alt ölçekleri arasında çok sayıda ilişkiye rastlanmıştır. Yeme davranışlarından oluşan dışsal ve duygusal yeme davranışı ve öfke davranışlarından oluşan saldırgan ve sakin davranışlar ile cinsiyet arasında farklılıklar olduğu bulunmuştur. Fakat ilişki bağımlılığı ile cinsiyet arasında bir fark bulunamamıştır. BMI ve dışsal ve duygusal yeme davranışı arasında ilişki bulunmuştur. Ayrıca kendine yönelik öfkeli düşünceler ve sakin davranışların duygusal yeme davranışını anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmada, kilo problemi yaşayan bireyleri sadece fizyolojik açıdan ele alıp kalori kısıtlaması ile zayıflatmak yerine fizyolojik, psikolojik ve çevresiyle olan ilişkileri ile bir bütün olarak değerlendirmenin önemi vurgulanmıştır. Elde edilen bulguların, bu alanda çalışan kişiler açısından faydalı olabileceği ve literatüre katkı sağlayabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: fazla kilo, obezite, yeme davranışları, öfke, ilişki bağımlılığı

Kilo almaObeziteYeme tutumu+4
Simay İlkyaz Yapabaş
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin Covıd-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, ana değişkenlerin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Diğer yandan, sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda ise Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu, annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğretim düzeyi, annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre, çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveynlik tutumlarının önemini ortaya koyacak ve pandemi sürecinde çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ile ilişkili tedavi planlarına katkı sağlayacaktır.

Aile tutumuAna-baba tutumuCOVID 19+7
Hilal Şişman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel öz yeterlik ve kişilerarası problemler arasındaki ilişkide utanç, suçluluk ve öfkenin aracı rolü

Bu çalışmanın amacı genel öz yeterlik ile kişilerarası ilişkilerde aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasındaki ilişkide utanç, suçluluk ve öfkenin aracı etkisinin araştırmasıdır. Genel toplumdan, yaşları 18 ile 65 değişen (Ortalama=33.75; Standart Sapma=11.86) değişen 331 yetişkin katılımcı (149 erkek ve 182 kadın) çalışmaya katılmıştır. Data, Demografik Bilgi Formu, Genel Öz-Yeterlilik Ölçeği (GÖYÖ), Suçluluk- Utanç Ölçeği (SUTÖ), Suçluluk Envanteri (SE), Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği (ÖİDDÖ) ve Kişilerarası Problemler Envanteri Döngüsel Ölçekleri Kısa Formu (IIP-C) ile toplanmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda, genel öz yeterlik ile utanç arasında anlamlı bir ilişkili bulunmazken, suçluluk ve öfke arasında negatif yönde zayıf düzeyde ilişkidir. Genel öz yeterlik ile kişilerarası güçlük düzeyi, aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasında negatif yönde zayıf düzeyde ilişkiler bulunmuştur. Utanç, suçluluk ve öfke ile aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasında pozitif yönde zayıf ilişkiler bulunmuştur. Genel öz yeterlik ile kişilerarası ilişkilerde aşırı uyumluluk ve sosyal çekiniklik arasındaki ilişkide suçluluğun aracı etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürün ışığında değerlendirilmiş, ileri araştırma ve klinik uygulamalar için öneriler eşliğinde sunulmuştur.

Kişiler arası problemlerSuçlulukUtanma duygusu+3
Hatice Hale Abay
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerde öfke biçimleri ile toplumsal cinsiyetçi roller arasındaki ilişkide psikolojik belirtiler, yansıtıcı işleyiş, bilişsel çarpıtmalar

Bu araştırmanın deseni, Genç Yetişkin Bireylerde Öfke Biçimleri ile Toplumsal Cinsiyetçi Roller arasındaki İlişkide Psikolojik Belirtiler, Yansıtıcı işleyiş, Bilişsel Çarpıtmalar ve Negatif Pozitif Duygular arasındaki ilişkiyi incelemek ve yordayanları belirlemek amacıyla oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini İstanbul Haliç Üniversitesi Yüksek Lisansı olmak üzere, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Psikoloji Lisansı, İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Pedagojik Formasyonda eğitim gören 137 kadın ve 52 erkek toplam 189 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sürekli Öfke Öfke Tarz Ölçeği, Tolumsal Cinsiyetçi Roller Tutum Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Pozitif Negatif Duygular Tutum Ölçeği, Düşünce Özellikleri Ölçeği, Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara ilişkin kişisel ve sosyodemografik bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Gerçekleştirilen araştırmada verilerin analizleri SPSS 23 paket programıyla yapılmıştır. Çalışmanın tüm değişkenleri arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla uygulanan korelasyon analizinin ardından, öfke ve öfke ifade tarzlarının diğer değişkenleri yordama gücünün incelenmesi amacıyla regresyon analizleri yürütülmüştür. Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Öfke İfade Biçimlerine yönelik regresyon analizinde Eşitlikçi Cinsiyet Rolünün Öfke Kontrolü en iyi yordayan cinsiyet rolü değişkeni olduğu, Erkek Cinsiyet Rolünün Öfke Dıştayı en iyi yordayan cinsiyet rolü değişkeni olduğu bulunmuştur. Psikolojik semptomlardan hangisinin öfke ifade biçimlerine etkisinin olup olmadığını öğrenmek adına yapılan regresyon analizinde Hostilite Toplam Puanı Öfke İfade Biçimlerinden Sürekli Öfke, Öfke İçte, Öfke Dışta ve Öfke Kontrolünü anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Hostilite arttıkça Sürekli Öfke, Öfke İçte, Öfke Dışta artarken, Öfke Kontrol azalmaktadır. Bunun yanında diğer regresyon analizi sonuçlarında sosyal içerikli düşünce hatalarının sürekli Öfke'yi anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Sosyal içerikli Düşünce Hataları arttıkça Sürekli Öfke artmaktadır. Öfke kontrol ile yansıtıcı işleyiş kesinlik alt ölçeği arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Yansıtıcı işleyiş kesinlik arttıkça öfke kontrol de artmaktadır. Olumsuz benlik öfke kontrolünü anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Son olarak kişinin eğitim düzeyi, anne eğitim düzeyi ve cinsiyetçi ifadelere maruz kalma durumu ile öfke kontrol arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öfke ve Öfke İfade Biçimleri, Toplumsal cinsiyet roller, Psikolojik belirtiler, Yansıtcı işleyiş, Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmaCinsiyet rolleriGençler+6
Özge Hıdıroğlu
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuk evlerinde kalmakta olan 12-18 yaş arası ergenlerde algılanan sosyal destek, sürekli öfke ve öfke ifade biçimleri ile duygusal davranışsal sorunların incelenmesi

Bu araştırmada amaç T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evlerinde kalmakta olan 12-18 yaş arası gençlerin, algılanan sosyal destek düzeyi, sürekli öfke ve öfke ifade biçimleri ile duygusal ve davranışsal sorunlarını incelemek ve bu durumların bazı değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul Avrupa ve Anadolu yakasında 12-18 yaş arasındaki çocuk evlerinde kalmakta olan 120 genç oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan gençlere Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Yıldırım 1997), Sürekli öfke ve Öfke İfade Biçimleri (Özer,1994), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) ve Sosyo-demografik Bilgi Formu olmak üzere toplamda 4 adet form verilmiştir. Araştırmada kullanılan sosyo-demografik bilgi formunda katılımcıların yaşı, cinsiyeti, biyolojik aile ile görüşme sıklığı, kurumda kalış süresi, kardeş sayısı, katılımcının kardeşlerine göre doğum sırası, geçmişte bir travmatik öykü var olup olmadığı ve psikiyatrik tanı var olup olmadığı ilgili bilgi toplanmıştır. Davranış sorunlarını yordayan değişkenlere bakıldığında, kurum çalışanından algılanan sosyal destek düzeyi ve sürekli öfke düzeyinin davranış sorunlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Yaş arttıkça öfke kontrol sorunları, öfkeyi dışa vurma düzeyi, aileden algılanan sosyal destek düzeyi ve kurum çalışanlarından algılanan sosyal destek düzeyinin azaldığı görülmüştür. Kurumda kalış süresi arttıkça, öfkeyi dışa vurma düzeyi ve aileden algılanan sosyal destek düzeyinin azaldığı saptanmıştır. Biyolojik aile ile görüşme sıklığı arttıkça öfkeyi dışa vurma düzeyi artmakta , sürekli öfke düzeyinin ise azaldığı saptanmıştır. İleri araştırmalar için, farklı yaş ve bakım modelleri (sevgi evleri, çocuk destek merkezleri, çocuk bakım merkezleri) içerisinde yeniden araştırılması öfke ifade ve davranış bozukluklarına ilişkin yeni bulguların elde edilmesi düşünülebilir. Anahtar Sözcükler: Çocuk Evleri, Ergenlik, Öfke İfade, Sosyal Destek, Davranış Bozuklukları

Algılanan sosyal destekDavranış bozukluklarıDuygusal davranışsal bozukluklar+7
Süleyman Emin Derya
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç erişkinlerde çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, genç erişkinlerde çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma grubunu Haliç Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan, araştırmaya gönüllü olarak katılan 370 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların kişisel bilgilerini toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu, çocukluk çağındaki travmatik yaşantılarını değerlendirmek amacıyla Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, yalnızlık duygusunu ölçmek amacıyla UCLA Yalnızlık Ölçeği ve öfke ifade tarzlarını belirlemek amacıyla Öfke İfade Tarzı ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.00 programından yararlanılmıştır. Sonuçlar; % 95 güven aralığında, p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Genç erişkinlerin %64.9'u kadın, %35.1'i erkekler oluşturmaktadır. Katılımcıların %31.9'unun 1. Sınıfta olduğu tespit edilmiştir. %24.9'u aile içinde kayıp yaşamışken %75.1'i yaşamamıştır. Katılımcıların %84.9'unun bebeklik/çocukluk dönemi bakımını ailesi üstlenmişken, %12.7'sinin anneannebabaanne ve %2.4'ünün ise bakıcı üstlenmiştir. Genç erişkinlerin çocukluk çağı travma toplam puanı ( ̅=40.65; ss=11.42) olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çocukluk çağı travmalarına ait alt boyutlar incelendiğinde; fiziksel istismarın ( ̅=9.04; ss=3.19) en yüksek ve duygusal ihmalin ise ( ̅=6.82; ss=2.31) en düşük alt boyut olduğu belirlenmiştir. Genç erişkinlerin öfke ifade tarzı toplam puanı ( ̅=76.29; ss=14.77) olarak tespit edilmiştir. Ayrıca öfke ifade tarzları ölçeğinin alt boyutları incelendiğinde; sürekli öfke boyutunun ( ̅=21.34; ss=5.88) en yüksek ve öfke dışa vurumunun ise ( ̅=16.74; ss=4.33) en düşük alt boyut olduğu belirlenmiştir. Genç erişkinlerin yalnızlık puanı ( ̅=35.89; ss=9.43) olarak tespit edilmiştir. Genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları çocukluk çağı travmalarının toplam puanında ve fiziksel ihmal alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarda (cinsel istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal, duygusal istismar ve travmayı küçümseme) erkek katılımcılarda yüksek çıkmıştır (t368=-2.86;p=.004). Genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları ve öfke ifade tarzları arasında pozitif ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Ek olarak, genç erişkinlerin öfke ifade tarzları ile yalnızlık düzeyleri pozitif ve anlamlı olarak ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, genç erişkinlerin çocukluk çağı travmaları, yalnızlık ve öfke ifade tarzları arasında ilişki saptanmıştır.

Genç yetişkinlerYalnızlıkÇocukluk çağı travmaları+2
Merve Okan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde dijital oyun bağımlılığı ve öfkeyi ifade etme biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Oyun bağımlılığı, günümüzde sıkça karşılaştığımız sorunlar arasında yer almaktadır. Bunun sebeplerinden biri gençlerin oyun anlayışlarının değişmesinden kaynaklanmaktadır. Önceleri sokaklarda top oynayan çocuklar, artık ellerinde telefon, bilgisayar vb. aletlerle istedikleri zaman, istedikleri kişilerle değişik oyunlar oynayabilmektedirler. Bazen gereğinden fazla şiddet içeren oyunlar da oynayabilmektedirler. Bu oyunlardan etkilenen bireylerin gündelik yaşamları, olumsuz yönde etkilenebilmektedir. Bu olumsuzluk, zaten çoğunlukla fırtınalı geçen ergenlik döneminin daha sıkıntılı geçmesine neden olabilmektedir. Yapılan bu araştırmada, ergenlerde dijital oyun bağımlılığı ve öfkeyi ifade etme biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini, 2017-2018 yılında İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Gülten Özaydın Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde okuyan 558 ergen oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise, evreni belli örneklem hesabına göre, Gülten Özaydın Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde okumakta olan 300 öğrenciden oluşmaktadır. Bireylerin cinsiyetleri, sınıfları gibi sosyo-demografik değişkenlere göre ilişki sonucunun değişip değişmediğini saptamak amacıyla, örneklem grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" verildi. Ergenlerin dijital oyun bağımlılığı düzeyini belirlemek amacıyla, Irmak ve Erdoğan'ın (2014) geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmasıyla Türkçe 'ye uyarlanan, "Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (DOBÖ-7)"; öfke duygularını ve ifade X tarzlarını ölçmek amacıyla, Özer (1994) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan "Sürekli Öfke ve Öfke Tarzı Ölçeği (SÖÖTÖ)" kullanıldı. Analizler için SPSS 21.0 istatistik paket programı kullanıldı. Analizlerde verilerin tanımlayıcı analizleri, kategorik değişkenler için sayı ve yüzdeler, sayısal değişkenler için ortalama ve standart sapma değerleri kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness, Kurtosis değerleri, normalite testleri (Kolmogorov-Smirnov) ortalama ve standart sapma değerleri (değişim katsayısı), histogram grafiklerinin incelenmesiyle değerlendirildi. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi uygulandı. Bağımsız iki grubun sürekli değişkenlerinin karşılaştırılmasında normal dağılım koşullarının sağlanamadığı için nonparametrik bir test olan Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grubun sürekli değişkenlerinin karşılaştırılmasında normal dağılım koşullarının sağlanamadığı için nonparametrik bir test olan Kruskal Wallis testi kullanıldı. Kruskall-Wallis Testi anlamlı çıktığında farkın kaynaklandığı grubu belirlemek için ikili karşılaştırmalarda ise Mann Whitney U testi uygulandı. Ölçümler arası ilişkilerin çözümü için ise Spearman Korelasyon tekniği kullanıldı. Elde edilen bulgular, %95 güven aralığında ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Çalışmada, ergenlerin dijital oyun bağımlılık düzeyleri ile öfkeyi dışa vurma alt boyutu arasında düşük düzeyde pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Ergenlerin dijital oyun bağımlılık düzeylerinin cinsiyete, sınıfa, anne eğitim düzeyine göre değiştiği bulunmuştur. Ergenlerin dijital oyun bağımlılığı düzeyinin; babanın eğitim düzeyine, evde bilgisayar olmasına, evde internet olmasına, internette vakit geçirme süresine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı saptanmıştır. Ergenlerin sürekli öfke ve öfke ifade biçimlerinin bağımsız değişkenlere değişip değiştirilmediği araştırıldığında, ergenlerin cinsiyetine, sınıfına, evde internet olma/olmama durumuna ve internette vakit geçirme süresine göre sürekli öfke ifade biçimlerinin farklılaştığı saptanmıştır. Ergenlerin sürekli öfke ve öfkeyi ifade etme biçimlerinin, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, evde bilgisayar olması açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur.

BağımlılıkErgenlerOyunlar+3
Gizem Çakıcı
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal kaygı, öfke, internet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığı, sosyal kaygı ve öfke değişkenlerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet davranışları üzerindeki yordayıcı rolü incelenmiştir. Çalışmanın evrenini, İstanbul ili Sütlüce ilçesinde bulunan Haliç Üniversitesi'nde farklı bölümlerde öğrenim gören 18-24 yaş aralığındaki üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Haliç Üniversitesi Sütlüce Kampüsü'nde öğrenim gören 375 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada verileri değerlendirmek amacıyla, Sosyodemografik Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Sürekli Öfke -Öfke Tarz (SÖÖTÖ) Ölçeği, İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Siber Zorbalık ve Siber Mağduriyet Ölçeği kulanılmıştır. Verilerin analiz etmek amacıyla, frekans analizleri, bağımsız örneklemler t testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Regresyon Analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, cinsiyet, sosyal kaygı, öfke ve internet bağımlılığı değişkenlerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet davranışlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal kaygı, İnternet bağımlılığı, Sürekli Öfke, Siber Zorbalık, Siber Mağduriyet

MağduriyetSiber zorbalıkSosyal kaygı+4
Ayça Önder
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil servise başvuran hasta yakınları ile genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerinin karşılaştırılması (Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği)

Bu araştırma, acil servise başvuran hasta yakınları ile genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerini karşılaştırmak, saldırganlık durumlarını analiz etmek, sağlıkta şiddetin nedenlerini hasta yakınları gözünden tespit edebilmek, sağlıkçılara yönelik gerçekleştirilen şiddetin türlerini ve oranlarını anlamlı bir şekilde belirleyebilmek, hasta yakınlarının öfke-tarz ifade ediş ölçek puanları ile demografik değişkenleri arasındaki ilişki düzeyini incelemek ve hasta yakınlarının öfke-ifade tarzları ile saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servis, genel cerrahi ve dahiliye servislerinde bulunan 18 yaş üstü hasta yakınlarından 425 birey dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, bireylere yönelik çeşitli demografik bilgilerin yer aldığı "Sosyodemografik Bilgi Formu", bireylerin öfke ve öfke ifade tarzlarını ölçmeye yönelik "Öfke ve Öfke İfade Tarz Ölçeği" ve bireylerin saldırganlık düzeylerini ölçmeye yönelik "Buss Perry Saldırganlık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre acil servise başvuran hasta yakınlarının öfke ifade tarzlarının toplamında ve sürekli öfke, öfke dışa vurumu, öfke içe vurumu gibi öfke ifade tarz puanları dahiliye ve genel cerrahi servislerine başvuran hasta yakınlarının puanlarına oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Cinsiyet, yaş grubu, çalışma durumu, eğitim düzeyi, madde kullanımı skorları arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Araştırmanın sonucunda Acil servise başvuran hasta yakınlarının öfke ve şiddet eğilimlerinin genel cerrahi ve dahiliye servislerine başvuran hasta yakınlarından daha yüksek olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Öfke, Şiddet Eğilimi, Sağlıkta Şiddet, Dahiliye Servisi, Öfke-İfade Tarz, Genel Cerrahi Servisi, Sürekli Öfke.

Acil servisDahiliyeGenel cerrahi+5
Menekşe Altunbaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öfke ifade tarzının çocukluk çağı travmaları ve kültürlenme tutumları ile ilişkisi

Bu çalışmada, üniversite eğitimi amacıyla İstanbul'a göç etmiş erişkin bireylerin öfke ifade tarzları ile çocukluk çağı travmaları ve kültürlenme tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek hedeflenmiştir. Çalışma İstanbul ilinde öğrenim gören 289 kadın ve 118 erkek olmak üzere toplamda 407 birey ile yürütülmüştür. Katılımcıların tamamına Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kültürlenme Tutumları Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS for Windows 24 programı kullanılmıştır. Eğitim durumları incelendiğinde katılımcıların çoğunluğunun yüksek lisans öğrencileri oluşturmaktadır. En az ön lisans öğrencilerinden katılımcı vardır. Kültürlenme tutumları ölçeğinin alt boyutu olan erime ortalama puanının beklenti düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği, en yüksek erime puan ortalamalarının beklenti düzeyi çok fazla olanlarda, en düşük erime puan ortalamalarının beklenti düzeyi düşük olanlarda olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre, gelmeden önce beklenti düzeyi çok fazla olanların; beklenti düzeyi biraz ve orta olanlar ile arasında anlamlı farklılık görülmezken, hiç beklentisi olmayanlar ve beklenti düzeyi fazla olanlar ile arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Beklenti düzeyi çok fazla olanların, erime puanlarının diğer beklenti düzeylerine göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Araştırmada istatistiksel açıdan, çocukluk çağı travması ile öfke düzeyi arasında pozitif yönde bir ilişki, öfke içe atma arasında pozitif yönde bir ilişki, öfke dışa vurma arasında pozitif yönde bir ilişki, öfke kontrolü arasında negatif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Diğer yandan çocukluk çağı travmasının öfke düzeyi, öfke dışa vurma ve öfke içe atmanın yordayıcısı olduğu ve pozitif yönde etkilediği; öfke kontrolünün de yordayıcısı olduğu fakat negatif yönde etkilediği de araştırmamızın bulguları arasında yer almaktadır. Çocukluk döneminde maruz kalınan travmaların yetişkinlik döneminde etkilerini gösterdiğini ve de hem bu çalışmada hem de alanyazın incelendiğinde çocukluk çağı travmalarının öfke düzeyini ve öfke ifade biçimine etkisinin olduğunu söylemek mümkündür. Kültürlenme tutumlarından bütünleşme ile çocukluk çağı travması, öfke düzeyi, öfke dışa vurma ve öfke içe atma arasında negatif yönlü ilişki olduğu; bütünleşmenin öfke düzeyi, öfke dışa vurma ve öfke içe atmanın anlamlı yordayıcısı olduğu ve negatif yönde etkilediği saptanmıştır. Ortaya çıkan bu sonuç, kültüre olumlu biçimde uyum sağlama tutumuna karşılık gelen bütünleşme tutumunun, uyumun ortaya çıkmasına engel teşkil edebilecek öfke düzeyi, öfke dışa vurma, öfke içe atma ve çocukluk çağı travması gibi değişkenleri dışladığı, bu kavramların ters orantılı olması sebebiyle de ortaya çıkan durumun doğal bir sonucu olduğu şeklinde yorumlanabilir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Kültürlenme Tutumları, Öfke İfade Tarzı

KültürleşmePsikolojik travmaÇocukluk çağı travmaları+3
Ebrar Sultan Güner
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fiziksel aktivite seviyesinin uyku kalitesi, yorgunluk ve öfke düzeylerine etkisi

Fiziksel Aktivite Seviyesinin Uyku Kalitesi, Yorgunluk ve Öfke Düzeylerine Etkisi Bu araştırma 18-28 yaş aralığındaki bireylerin fiziksel aktivite seviyelerinin uyku kalitesi, yorgunluk ve öfke düzeylerine etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma; 18-28 yaş aralığında, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden çalışmaya gönüllü olarak katılan toplam 1940 kişiye uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin %59.1'ni kadınlar (n=1146), %40.9'nu da erkekler (n=794) oluşturmuştur. Katılımcıların fiziksel aktivite seviyelerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kısa formu, uyku kalitelerini ölçmek için Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi, yorgunluk düzeylerini belirlemek için Checklist İndividual Strength yorgunluk ölçeği, öfke düzeylerini belirlemek için Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde; katılımcıların fiziksel aktivite seviyelerine bakıldığında %39.9'unun inaktif, %47.6'sının minimal aktif ve %12.4'ünün de çok aktif düzeyde olduğu görülmüştür. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerini gösteren MET puanları ile toplam yorgunluk düzeyleri arasında negatif yönde zayıf düzeyde bir ilişki bulunduğu görülmüştür (r= -0,270; p<0,01). MET puanları ile uyku kalite düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında ise negatif yönde çok zayıf düzeyde bir ilişki bulunduğu görülmüştür (r= -0,049; p=0,030). MET puanları ile öfke puanları arasındaki ilişkiye bakıldığında da MET puanları ile öfke içte boyutu arasında (r=0,062; p=0,006) ve öfke kontrol boyutu arasında (r=0,131; p<0,01) pozitif yönde çok zayıf düzeyde bir ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; bireylerin fiziksel aktivite seviyeleri artıkça yorgunluklarının azaldığı, uyku kalitelerinin düştüğü ve öfke kontrollerinin artmış olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Fiziksel Aktivite, Öfke, Uyku, Yorgunluk

Fiziksel aktiviteUykuUyku kalitesi+2
Mehmet Yıldız
Uşak University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Psychological well-being in adolescents with lower socio-economic status: The roles of emotions and system justification

Previous studies have demonstrated that poverty is negatively related to psychological well-being among adolescents. Although there is an increasing interest in understanding psychological predictors behind well-being of adolescents from poor family backgrounds, most studies have largely focused on the role of family structure, such as parental support and parental cohabitation. However, since poverty occurs in a context of social relations embedded in power inequalities in society, it is also important to understand whether well-being of adolescents coming from lower socioeconomic status (SES) is related with how adolescents with low SES perceive inequality and what emotions they feel toward the affluent. Therefore, in the current thesis, it was focused on the well-being of the adolescents coming from lower SES family background, with a particular emphasis on the roles of emotions and system justification, which taps individuals' tendency to legitimize inequality. Specifically, in terms of emotions, the attention was narrowed to anger and admiration which are two important and prevalent emotions in the context of poverty. Moreover, it was attempted to examine not only admiration and anger as discrete emotions but also as a mixed emotional experience, which refers to affective experiences characterized by the co-activation of two emotions, usually opposite in valence. Combining knowledge from the domains of poverty among adolescents, system justification, admiration, anger, and mixed emotions, the goal of the thesis was to understand whether both system justification and emotions in relation with the affluent peers predicted well-being of adolescents coming from lower SES family. It was argued that justifying economic inequalities would positively predict well-being of adolescents coming from lower SES family. It was also claimed that both anger and admiration as discrete emotions and as a mixed emotional experience would negatively predict well-being. However, it was argued that the link between system justification and well-being would be mediated by both discrete emotions and mixed emotions. To do this, in one correlational study, data was collected from high school adolescents (N =219). As expected, results demonstrated that system justification predicted well-being through anger. However, although admiration and mixed emotion of admiration and anger were negatively associated with well-being, they were not related to system justification. Implications, future directions, and limitations of the study were discussed.

AdolescentsFandomHigh schools students+6
Ecem Altop
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of substance use among late adolescents in terms of its relationship with parental acceptance rejection, self-control, anger and peer deviance

Substance use is a multifaceted psychosocial problem resulting from interaction among several different level factors. The current thesis aimed to examine substance use problem among late adolescents in terms of its relationship with parental acceptance-rejection, self-control, anger, and peer deviance. Data were collected from 160 male using substances aged between 18-25 via using Demographic Information Form, Adult Parental Acceptance-Rejection Questionnaire, Brief Self-Control Scale, Trait Anger-Anger Expression Inventory, Peer Deviance Scale, Drug Use Disorders Identification Test, University Form of Risk Behaviors Scale. Two separate one-way Multivariate Analysis of Variance (MANOVA) and multiple regression analyses were conducted. According to the results, high severity and low severity substance use group differed significantly in terms of maternal hostility, maternal undifferentiated rejection, self-control, trait anger, anger control, anger-out expression, and peer deviance. Nevertheless, no significant group differences were observed in terms of total paternal rejection score and its sub-dimensions, maternal rejection total score, maternal warmth, maternal neglect, and anger-in expression. By contrast, the clinical group and non-clinical group showed significant differences in paternal hostility, paternal undifferentiated rejection, maternal hostility, maternal undifferentiated rejection, trait anger, anger-out expression, and peer deviance, while there were no significant differences in terms of paternal rejection total score, paternal warmth, paternal neglect, maternal rejection total score, maternal warmth, maternal neglect, self-control and anger-in expression. In addition, paternal undifferentiated rejection and peer deviation were found to significantly predict late adolescents' substance use problem. Obtained results were discussed in relation to the relevant literature, and clinical implications and limitations were presented.

Parantel acceptance-rejectionLate adolescenceDrug addiction+4
Ezgi Koşar
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin aile içi şiddete yönelik tutumları ile öfke ifade tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Gençlik araştırmaları, özellikle Türkiye gibi oldukça büyük ve genç nüfusa sahip, gelişmekte olan her ülke açısından daha da önem kazanmaktadır. Konuya bu açıdan bakıldığında gençliği araştıran, gençlik sorunları üzerinde duran, özellikle gençlik ve şiddet ile ilgilenen bilimsel araştırmaların, ülkemiz için önemi daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu çalışmada son zamanlarda çok fazla yaygınlık gösteren ve dikkat çeken aile içi şiddete yönelik tutumlar konusunun üniversite öğrencileri üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda üniversitede eğitim gören gençlere anket çalışması uygulanarak şiddetin sadece fiziksel şiddetle sınırlı kalıp kalmadığı ayrıca ekonomik, duygusal, sözel ve cinsel şiddetin de var olup olmadığı incelenecektir. Geleceğin anne babaları olacak gençlerin şiddet karşısında takındıkları tutumları, onların ilerleyen süreçte eşlerine ya da çocuklarına şiddet uygulayıp uygulamayacakları konusunda davranışlarını etkileyebileceğinden, gençlerin görüşleri tespit edilecek ve öfkelerini ifade ediş biçimleri ile aile içi şiddete yönelik görüşleri incelenecektir. Böylelikle bu tez çalışmasının gelecekte yapılacak şiddetin azaltılabilmesi ile ilgili teorik ve uygulamalı çalışmalara ışık tutması düşünülmektedir. Araştırma grubu, İstanbul Gelişim Üniversitesi, İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, Psikoloji Bölümü 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencisi olup gönüllü olarak çalışmaya katılan kişilerden oluşmaktadır. Araştırma grubunu, 2019-2020 yılları arasında eğitim ve öğretimine devam eden İktisadi İdari Ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji bölümü 1, 2, 3 ve 4. Sınıf öğrencilerinden rastgele ve gönüllülük esasına göre seçilen 200 lisans öğrencisi oluşturacaktır. Bu araştırma için veriler uygulanan anketler aracılığı ile toplanmıştır. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin, araştırmada kullanılacak olan Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği' ni ve Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği' ni içten ve doğru cevapladıkları varsayımından hareket edilmiştir. Sonuç olarak araştırma bulguları Birinci sınıf öğrencilerinin öfkeyi içselleştirme düzeyleri dördüncü sınıf öğrencilerinden daha fazla olduğunu ve erkeklerin şiddeti olağanlaştırma, şiddeti genelleştirme ve şiddeti saklama düzeyleri kadınlardan daha fazla olduğuna işaret etmektedir.

AileAile içi şiddetGençler+5
Gülşah Kılınç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasını sağlamaktır. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki de incelenecektir. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş aralığındaki 200 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların bağlanma stillerini belirlemek amacıyla Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılmış olan 'İlişki Ölçekleri Anketi' kullanılırken öfke durumlarının belirlenmesi için ise Türkiye de geçerlik güvenirlik çalışması Balkaya ve Şahin (2003) tarafından yapılan 'Çok Boyutlu Öfke Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada, betimleyici ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; bağlanma stilleri öfke boyutlarını etkilediği ve bağlanma stilleri ile öfke belirtileri alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeye yol açan durumlar alt boyutu arasında olumlu, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeyle ilişkili düşünceler alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve son olarak bağlanma stilleri ile öfkeyle ilgili davranışlar alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriDemografik özellikler+3
Bilge Çevik
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

İlgili konular