Esneklik
124 theses under this subject heading
3-dimensional moving load problems for elastic and coated elastic half-spaces
This study deals with 3-dimensional analysis of a point load moving at a constant speed along the surface of elastic and coated elastic half-spaces. Formulation of the problems is based on the framework of an asymptotic hyperbolic-elliptic model for the wave field developed to extract the contribution of surface waves. The validity of the model is restricted to the range of speeds close to the surface Rayleigh wave speed for both problems. It is also assumed that for the coated half-space the thickness of the coating is small compared to a typical wavelength of the surface wave. First, the uncoated elastic half-space problem is considered and both sub and super-Rayleigh cases are studied. The surface solutions for both cases are obtained through the fundamental solution of the differential operators. Then these solutions are restored over the interior of the half-space by the means of Poisson's formula. Thus the steady-state near-field solutions are derived in terms of the elementary functions. Finally numerical computations based on the derived approximate formulae are presented. In the coated half-space problem the surface solutions are given in integral forms obtained through the use of integral transforms for sub and super-Rayleigh cases. Then the integral solutions of the perturbed wave equation describing wave propagation along the surface are derived with their far-field asymptotic expansion using the uniform stationary phase method. Finally, numerical comparisons of exact and asymptotic results are presented for both cases.
Farklı bölgelere uygulanan kinezyo bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik üzerine etkisi
Bu çalışmada, farklı bölgelere uygulanan kinezyolojik bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 18-38 yaş aralığında 32 erkek birey oluşturmaktadır. Katılımcıların tanımlayıcı özellikleri ile boy ve vücut ağırlığı ölçümleri alınarak vücut kütle indeksleri (VKİ) belirlenmiştir. Quadriceps ve gastrocnemius kaslarına bir hafta ara ile ön test-son test modeli ile 4 farklı zamanda kinezyo bantlama uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Kinezyo Bantlama (KB) işlemi; önce quadriceps kas grubu ve daha sonra gastrocnemius kaslarına farklı zamanlarda uygulanmıştır. Ölçümler her iki kas grubu için, uygulama öncesi (1. ölçüm), uygulama sonrasında ise 30. dakika (2. ölçüm), 24. saat (3. ölçüm) ve 48. Saat (4. ölçüm) olmak üzere toplam 4 farklı zamanda yapılmıştır. Sürat ölçümü; 30 metre sürat testi ile, çeviklik ölçümü; T testi ile ve esneklik performansı otur uzan testi ile değerlendirilmiştir. Normal dağılan verilerin karşılaştırılmasında Independent Samples T-Testi, normal dağılmayan verilerin karşılaştırılmasında ise Mann Whitney U testi kullanıldı. Tekrarlı ölçümlerde Varyans analizi, Friedman testi ve Durbin-Conover testi kullanılmıştır. Anlamlı farklılığın etki büyüklüğünü hesaplamak için Cohen's d ve eta-kare (η2) kullanılmıştır. Kinezyo bantlamanın quadriceps ve gastrocnemius kaslarında sürat, çeviklik ve esneklik değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Quadriceps ve gastrocnemius kasları ayrı ayrı ve değerlendirildiğinde kinezyo bantlamanın çeviklik değerlerinde her iki kas grubunda da anlamlı derecede artışa neden olduğu (p<0,05), esneklik değerlerinde ise anlamlı bir değişikliğe neden olmadığı (p>0,05); sürat performansında ise quadriceps kasında anlamlı bir artış bulunmazken (p>0,05), gastrocnemius kasında anlamlı bir artış tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, farklı kas gruplarına uygulanan kinezyo bantlamanın sürat, çeviklik ve esneklik değerlerinde farklı sonuçlara yol açtığı görülmektedir.
11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların bazı temel motorik özelliklere etkisi
Oyunlar insanlık tarihi kadar eski etkinliklerdir ve nesilden nesile aktarılarak kültürel öğelerin taşınmasında aracılık ederler. Çocukların eğlenceli vakit geçirmelerinin yanında eğitimlerinin bir parçası olarak müfredatlarda yer verilmektedir. Beden eğitimi ve spor derslerinde oynatılan geleneksel oyunlar çocukların dijital oyunlardan uzaklaşmasında, bedensel, psikolojik, motorik ve sosyal açıdan gelişmesinde yardımcı olmaktadır. Gelişimlerinin önemli bir kısmını oluşturan motorik özellikler arasında sürat, esneklik, kuvvet, koordinasyon gibi unsurlar bulunur. Geleneksel oyunların içeriğinde bu özelliklerle ilişkilendirilen hareketler olduğundan çalışmamızın amacı 11-13 yaş arası bireylerde beden eğitimi dersinde uygulanan geleneksel oyunların belirlenen motorik özelliklere etkisi olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmanın amacı kapsamında Siirt Sancaklar Ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler evren olarak seçilmiştir. Gönüllülük esasına göre belirlenen örneklemde 11-13 yaş aralığındaki 30 kadın ve 30 erkek bulunmaktadır. Uygulanan ön test- son test yöntemi gereği 30'ar kişiden oluşan deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Her grup kendi içinde 15 kadın ve 15 erkek öğrenci barındırmaktadır. Uygulamalara başlanmadan önce öğrencilerin ön test ölçümleri yapılarak kayıt altına alınmıştır. Belirlenen beş farklı geleneksel oyun 8 hafta boyunca haftada bir gün ve iki ders saati süresince deney grubu öğrencilerine oynatılmıştır. Süre sonunda öğrencilerin son test ölçümleri yapılarak yeniden kaydedilmiştir. Elde edilen veriler SPSS25 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde ağırlık ve boy ölçümleri ön test- son test verilerinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı fark bulunmuştur. Fark toplamları değerlendirildiğinde ise anlamlı farklılık yoktur. Koordinasyon özelliğinde hem deney hem de kontrol grubunda anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca esneklik ve sürat ön test - son test sonuçlarında deney gruplarında anlamlı farklılık bulunurken, kontrol gruplarında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Bulgular sınırlı sayıdaki literatür araştırmalarıyla kıyaslanmış ve önerilerle desteklenmeye çalışılmıştır.
10 haftalık antrenmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan öğrencilerin kuvvet, dayanıklılık ve esneklik düzeyleri üzerine etkisinin araştırılması
ÖZETErcan, Ü. 10 Haftalık Antrenmanın İlköğretim Küçükler Kategorisinde Futbol Oynayan Öğrencilerin Kuvvet, Dayanıklılık ve Esneklik Düzeyleri Üzerine Etkisinin Araştırılması, Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi. Kütahya, 2012. Bu çalışmanın amacı; on haftalık çalışmanın ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 10-12 yaş grubu çocukların şınav, mekik, patlayıcı kuvvetleri, dayanıklılıkları ve esneklikleri üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır.Bu araştırmada Yalova Çınarcık İlçesi Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu ve ilköğretim küçükler kategorisinde futbol oynayan 5.ve 6. sınıflarda okuyan 11-12 yaşındaki erkek çocuklar çalışma evreni olarak belirlenmiştir. Örneklem grubu olarak Hüdaverdi Aydın İlköğretim Okulu'nda okuyan 11 ve 12 yaş grubu erkek çocuklar üzerinde uygulanmıştır. Çalışma kapsamında Beden Eğitimi öğretmenlerinden oluşan 3 kişilik ekiple hafta içinde her günde spor salonunda, birinci gün yaş, boy, kilo, uzan, eriş testi, şınav ve mekik ölçümleri, ikinci gün dikey sıçrama ve uzun atlama, üçüncü gün de mekik koşusu ölçümleri alındı. İstatistiksel olarak tekrarlı ölçümler arasında bir fark bulunup bulunmadığını belirlemede ?=0.05 olarak alındı. Tekrarlı ölçümlerde t testi kullanıldı.Test sonuçları boy, şınav, mekik, durarak uzun atlama, mekik koşusu ve esnekliliğe ait tekrarlı ölçümler arasındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Dikey sıçrama ve vücut ağırlığı 1. ve 2. ölçümleri arasındaki fark bulunmasına rağmen, bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Futbol, Aerobik Kapasite, Dayanıklılık.
Milli takım ve mahalli liglerde oynayan badmintoncuların antropometrik özellikleri ile çabukluk, esneklik ve dayanıklılıklarının araştırılması
Yılmaz, N. Milli Takım ve Mahalli Liglerde Oynayan Badmintoncuların Antropometrik Özellikleri ile Çabukluk, Esneklik ve Dayanıklılıklarının Araştırılması, Dumlupınar Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya, 2013. Bu çalışmanın amacı; milli takım ve amatör takım düzeyde spor yapan kız ve erkek badmintoncuların temel motorik özellikleri, esneklik, çabukluk, dayanıklılık, reaksiyon zamanı ve vücut yağ yüzdelerinin araştırılmasıdır.Bu araştırmada, Badminton Milli Takımlarında ve mahalli liglerde çeşitli spor kulüplerinde düzenli olarak antrenman yapan ve müsabakalara katılan kız ve erkek sporcular çalışma evreni olarak belirlendi. 2011 yılı Eylül ve Ekim aylarında çalışmalarına devam eden 37' si (21 erkek, 16 kız) Badminton Milli Takım sporcusu ile 55'i (31 erkek, 24 kız) Kütahya Gençlik ve Spor İl Merkezi'ne bağlı mahalli liglerde oynayan sporcular olmak üzere toplam 92 gönüllü sporcu çalışmaya katıldı.Deneklere ait genel özelliklerin (badminton oynama süresi, yaş, boy kilo) yanında; esneklik (uzan eriş, dinamik esneklik), denge (flamingo denge testi), dayanıklılık (20 metre mekik koşusu, 3 dakika basamak testi), sıçrama (dikey sıçrama, durarak uzun atlama), sürat ve çabukluk (20 metre koşu, zig zag koşu), reaksiyon (disklere dokunma), antropometrik (uzunluk, genişlik ve çevre ölçümleri) ve vücut yağ yüzdesi (biceps, triceps, pectoral, sub-scapula, abdomen, supra-ıliak, quatriceps, calf pazu bölgelerinden) ölçümleri alındı. Vücut Yağ Yüzdelerini (VYY) hesaplamada Durnin Womersley formülü uygulandı.İstatistiki yöntem olarak, çocukların sporculuk düzeyi (milli-amatör) ve cinsiyete (kız-erkek) bağlı olarak ölçülen özellik derecelerine öncelikli olarak homojenlik testi uygulandı. Homojenlik testinden sonra, sporculuk düzeyi ve cinsiyete bağlı olarak bu özellikler bakımından aralarında bir fark olup olmadığını belirlemek için ? = 0.05 anlamlılık düzeyinde çift yönlü varyans (Two Way Anova) testi uygulandı.Test sonuçları, sporculuk düzeyi (milli-amatör) ve cinsiyete (kız-erkek) bağlı olarak sporcuların esneklik, denge, dayanıklılık, sıçrama, sürat ve çabukluk, reaksiyon, antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçüm değerleri arasındaki farkın önemli olduğunu gösterdi. Genelde milli badmintoncuların ölçüm değerleri, vücut yağ yüzdesi hariç amatör badmintonculardan daha yüksek bulundu. Bu sonuçlar; uzun süreli ve yoğun çalışma ile spor dalı için fiziksel uygunluğun, esneklik, denge, dayanıklılık, sıçrama, sürat ve çabukluk, reaksiyon ve antropometrik özellikler üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Badminton, Antropometrik Ölçümler, Motor Testler.
Solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik performansına akut etkisi
Bu çalışmanın amacı solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik performansına akut etkisini incelemektir. Çalışmaya 18 sedanter erkek denek (n:18, yaş: 22,44±1,71) gönüllü olarak katılmıştır. Denekler randomize olarak kontrol, plasebo ve deney grubuna ayrıldı. Deneklere 2×30 nefes şeklinde ve setler arasında 1 dakikalık dinlenme verilerek maksimal inspiratuar basınç (MIP) değerinin %5 şiddetinde plasebo ve %40 şiddetinde solunum kas ısınma egzersizi uygulanarak akut-kalça hamstring, boyun gövde, omuz esneklikleri ve patlayıcı güçleri ölçüldü. Solunum kası ısınması için POWER®breathe, UK marka solunum kası antrenman cihazı kullanıldı. Patlayıcı güç için dikey sıçrama testi kullanıldı. Verilerin istatiksel analizi için SPSS paket programı kullanıldı. Normallik sınaması için Shapiro-Wilk testi uygulandı. Uygulamalar arasındaki farklılığın analizi için tekrarlı ölçümlerde tek yönlü varyans analizi yapıldı. Elde edilen sonuçlara göre patlayıcı güç ve otur-uzan, boyun-gövde esneklik ortalamalarında uygulamalar arası istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Tespit edilen anlamlı farklılıkların kontrol ve deney grubu uygulaması arasında deney grubu lehine olduğu tespit edildi. Omuz esneklik ortalamalarında ise uygulamalar arası istatistiksel olarak anlamlılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak, sedanterlere uygulanan solunum kas ısınmasının patlayıcı güç ve esneklik değerlerini pozitif yönde etkilediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Solunum, Patlayıcı Güç, Esneklik, Isınma.
Sedanter kadınlarda pilates egzersizlerinin vücut kompozisyonu ve esneklik üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı sedanter kadınlara uygulanan 6 haftalık pilates egzersizlerinin vücut kompozisyonu ve esneklik üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 20-35 yaş aralığında toplam 18 gönüllü sedanter kadın katıldı. Deney grubu (n:9 yaş:28.30±4.42) ve kontrol grubu (n:9 Yaş:28.70±5.41)olarak iki farklı grup oluşturuldu. Deney grubuna 6 hafta boyunca haftada 3 gün 60 dakikalık pilates egzersiz programı uygulandı. Pilates egzersizlerine başlamadan önce ve bittikten sonra ağırlık, vücut yağ yüzdesi, vücut sıvı oranı, vücut kas oranı değerleri ve esneklik değerleri ölçüldü. Verilerin istatistiksel analizleri içinSPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Tanımlayıcı verilerin istatistiğinde ortalama ve standart sapma değerleri kullanıldı. Verilerin normal dağılıp dağılmadıklarını tespit etmek için Shapiro-Wilk Testi kullanıldı. Grupların anlamlığın değerlendirilmesi için IndependentSamples T Testi, grup içi karşılaştırmalar için PairedSamples T Testi kullanıldı. İstatistiksel sonuçlar p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Deney grubunun ağırlık, vücut yağ yüzdesi, vücut sıvı oranı, vücut kas oranı değerleri ve esneklik skorlarında istatistiksel olarak anlamlılık bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlılık bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak sedanter kadınlara uygulanan 6 haftalık pilates egzersizlerinin vücut kompozisyonu ve esneklik üzerinde pozitif etkisi olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Pilates, Sedanter, Vücut kompozisyonu, Esneklik.
11-12 yaş öğrencilerde uygulanan badminton temel antrenman programının motorik özelliklerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, 12 haftalık badminton temel antrenman programının 11-12 yaş grubu öğrencilerin motorik özelliklerine olan etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmaya, Bursa ili Özübir Spor Kulübünde rekreatif amaçlı aktivitelere katılan 11-12 yaş grubu 60 çocuk katılmıştır. 60 çocuktan 30'una toplam 12 hafta olmak üzere, haftada ikigün,80 dk.düzenli badminton antrenmanı yaptırılırken, diğer 30 kişilik kontrol grubu çocukları ise herhangi bir branş belirlenmeksizin oyun ve fiziksel aktivitelere ve sadece okullarındaki beden eğitim ve spor derslerine katılmıştır. 12 haftalık araştırma sürecinde; deneklerin performans parametrelerindeki değişim ve gelişimlerini saptamak amacıyla haftalık temel hazırlık dönemi çalışmalarının başında yapılan ön test ve 12. haftanın sonunda yapılan son test ölçümleri ile belirlenmiştir. Araştırma grubunun kilo, boy, BMI, çeviklik, esneklik, dikey sıçrama, pençe kuvveti, ayak güç, reaksiyon zamanı ve denge performansları test edilmiştir. Verilerin dağılım özelliği Shapiro Wilks testi ile değerlendirilmiştir. Verilerin normal dağılıma uygunluğu durumunda gruplar arası karşılaştırmalar t testi ile gruplar içi bağımlı karşılaştırmalar ise eşleştirilmiş t testi ile yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygun olmaması durumunda ise Maann Whitney U testi ve Wilcoxon testi ile istatistiksel analizler yapıldı. Gruplar arası karşılaştırmalarda ön test ve son test arası değişimler, ön teste göre yüzde değişim ( yüzde değişim= (son-ön)/ön ) değerleri hesaplanarak yapılmıştır. Kategorik verilerin analizi ki-kare testi ile yapılmıştır. İstatiksel analizlerde anlamlılık düzeyi α=0,05 olarak alınmıştır. Araştırmaya katılan badminton temel antrenman programı uygulanan 30 çocuktan (BG) 16 (%53,3) çocuk 11 yaşında ve 14 (%46,7) çocuk 12 yaşında, diğer 30 kişilik kontrol grubu çocukları (KG) ise herhangi bir branşbelirlenmeksizinoyun ve fiziksel aktivitelerde, 16 (%55,2) çocuk 11 yaşında ve 13 (%44,8) çocuk 12 yaşında bulunmuştur. Çocukların yaşlarına göre gruplara dağılışları homojendir (p=1,000) (Tablo1). Verilerin analizi sonucunda, her iki grubun (BG-KB) deneklerinin, motorik özelliklerin performanslarında gelişme olduğu tespit edilmiştir.Bununla birlikte BG grubu deneklerininKB grubuna görevücut yağ oranı, çeviklik, esneklik, dikey sıçrama, pençe kuvveti, ayak güç, reaksiyon ve denge değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. (p<0.05).Sonuç olarak, çalışmada yaptırılan 12 haftalık badminton temel antrenman programının11-12 yaş grubu öğrencilerin motorik özelliklerinin performans parametreleri üzerine olumlu yönde etkileri olabileceği, antrenman bilimindeki yüklenme normatifleri acısından yeterli kabul edilebileceği sonucuna varılmıştır. .Anahtar Kelimeler:Temel badminton antrenmanı, çeviklik, denge, reaksiyon, esneklik.
Yeni kapitalizm ve insan: Tüketim toplumunda yaşam pratikleri
1970'lerden itibaren kapitalist üretim tarzındaki değişimlerin yalnızca ekonomik değil, toplumsal ve kültürel alanlar üzerindeki etkileri sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde de üzerine yoğunlaşılan konulardan olmuştur. Esnek üretim tarzının yanında teknolojinin gelişiminin de etkisiyle ürünlerin nasıl üretileceğinden ziyade, nasıl pazarlanacağı kapitalist sistem için asıl sorun haline gelmiştir. Buna bağlı olarak kapitalist sistemin odak noktası üretimden satışa yani tüketime kaymıştır. Çeşitli adlandırmalarla karşımıza çıkan; çalışmada kapitalizmin yeni bir evresi olarak ele aldığımız ve yeni kapitalizm, esnek kapitalizm, yeni ekonomi, post-modern ekonomi olarak ifade edilen dönemde belirgin olan husus, esneklik ve tüketimin önemli bir rol almış olmasıdır. Üretimin her şeyden daha çok pazarlama imkânlarına göre gerçekleştirildiği ve çeşitli araçlar vasıtasıyla tüketimin teşvik edildiği bu toplum yapısı tüketim toplumu olarak adlandırılmaktadır. Çalışmada yeni kapitalizm ve tüketim toplumu tartışmalarına yer veren literatürden hareketle, kapitalist üretim tarzının dönüşümlerinin etkisinden yola çıkarak ve esnek üretim tarzının yeni normlarının sonuçlarıyla birlikte toplumun bir tüketim toplumuna dönüşümü ve tüketim toplumunda yaşayan insanların yaşam pratikleri araştırılmıştır. Bu anlamda kapitalizm ve insan ilişkisi ekseninde çalışmada, esnek üretim tarzının ön plana çıkardığı tüketim odaklı düzenlemelerin insanı hem üretim hem de tüketim alanında nasıl etkilediği konusu üzerine yoğunlaşılmıştır. Çalışmada tüketim kültürünün hâkim olduğu bir toplumda yaşayan insanın hayatının her anında tüketim yönlendirmesi ile karşılaştığı tespit edilmiştir. Tüketim araçlarının aynı zamanda bireylerin denetlenmesinin bir aracı olduğu iddia edilmiştir. Kapitalist sistemin kendini yeniden gerçekleştirmesi adına bir zorunluluk olan tüketimin devamlılığının sağlanması için, sistemin tüketiciler olarak ele aldığı insanlar için de tüketimin en önemli amaç haline getirilmekte olduğu görülmektedir. Kapitalist sistemin tüketimi arttırmak kaygısı ile kullanıma soktuğu çeşitli araçların insanların yaşamını derinden etkileyen sonuçlara sebebiyet verdiği ve bunun yanında tüketim toplumunun giderek bir borçlular toplumuna dönüştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Kapitalizm, Esneklik, Tüketim, Tüketim Toplumu, Borçlular Toplumu
Tüketici odaklı konut arzında esneklik ve yalınlık yaklaşımları
Konut üretimi, başta Hollanda ve Japonya gibi erken endüstrileşmiş ülkeler olmak üzere arz merkezli bir piyasadan talep merkezli bir piyasaya doğru dönüşmektedir. Bu durumun yapı sektörünün, başta gayrimenkul geliştirme grubu ve müteahhitler olmak üzere, konut üretimine katılan tüm aktörleri üzerinde ciddi etkileri olacaktır. Diğer taraftan, esnek/değişebilir konut yaklaşımı ve Yalın İnşaat (Lean Construction) anlayışlarının söz konusu ülkelerin toplukonut üretim politikalarını giderek daha çok yönlendirdiği de bilinmektedir.Bu çalışma, erken endüstrileşmiş ülkelerin konut piyasasında ağırlık kazanan tüketici odaklı konut üretiminin yakın bir gelecekte diğer ülkelerdeki konut tasarım, üretim ve inşaat süreçlerini de etkileyeceği hipotezi üzerine kuruludur. Böyle bir döneme girilmekte olduğunu gösteren deneyimler yaşanmaktadır. Almere (Hollanda) ve Osaka Next21 (Japonya) projeleri gibi uygulamalar esnek konut tasarım (Açık Yapı) ve üretim (yalın inşaat) felsefelerinin sentezinden oluşturulacak yeni bir anlayışın işaretlerini vermektedir (Agile Production). Yaşanan vakalar konu ile ilgili bir karşılaştırma ve değerlendirme yapılabileceğini göstermektedir.Bu çalışmada tüketici odaklı konut üretiminde, yalın inşaat ve esnek konut yaklaşımları üzerine odaklanılarak, talep merkezli bir karaktere bürünecek olan konut piyasasında yalınlık ve esneklik sorunsalı tartışılacak, konut piyasasının esnek konut üretimi konusundaki tutukluğunun nedenleri ve yaklaşımın önündeki engeller değerlendirilecektir. Arz ve talep arasındaki bu kopukluk meselesi çözülebilir mi? Yanıtı aranan sorun budur.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitelerinde değişik kullanıcı gereksinimlerine bağlı esnek tasarlama faktörlerinin belirlenmesi
ÖZET Yapılar, fiziksel ömürlerini tamamlamadan, birçok kullanım değişikliğine uğramaktadırlar. Bu değişmeler, yapı tarafından karşılanamadığı zaman, fonksiyonel eskimeler ortaya çıkmakta, sonuçta yapının yıkılmasına kadar, çeşitli karalar alınabilmektedir. Fonksiyonel eskimeleri olabildiği kadar geciktirebilmek için ise, esnek tasarların kullanılması gerekmektedir. Yapılarda, fonksiyonel eskimelerin geciktirilmesini amaçlayan, bunun için ise esnek tasarlamayı etkileyecek faktörlerin belirlenmesine yönelik çalışma, 7 bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde, bu tür bir çalışmaya yönelme nedenleri açıklanarak, konu kapsamında sorunun ne olduğu; nasıl belirlendiği; bu sorunların test edilmesine yönelik nasıl bir yöntem kullanıldığı tanımlanmıştır. Bölüm 2'de sorunları detaylandırmak, sorunların yaşandığı mekânları belirlemek amacıyla, seçilen çalışma alanındaki mekân ve kullanıcı ilişkisi literatürden araştırılmıştır. Bu amaçla, tez kapsamında önemli olan iki kavram üzerinde durulmuştur. Bunlar, çevresel etmenler ve kullanıcı gereksinimleridir. Bölüm 3 'de, fonksiyonel eskimelerin en önemli nedeni olan kullanıcı gereksinimlerindeki değişmelerin, mimari tasarıma etkilerine değinilmiştir. Bu değişmelerin mimari tasarımlarda ne tür eskimelere neden olduğu tanımlanmıştır. Çalışmanın ana konusunu oluşturan esnek tasarlamada, yapılardaki esneklik gereksininıinin ve sınırlarının neler olduğu konularına, bölüm 4'te değinilmiştir. Bu amaçla, esneklik tanımlan incelenmiş, kaç tür esneklik olduğu ve mimari tasarımlarda nasıl kullanıldığı açıklanmıştır. Bölüm 5 'de, literatür ve alan çalışmalarının bir analizi yapılmış ve bu araştırmanın teorik strüktürü sunulmuştur. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon üniteleri ile ankete katılan kullanıcılar ile ilgili bilgiler verilmiş ve bu çalışmada nasıl bir yöntem kullanıldığı anlatılmıştır. Bölüm 6, araştırmanın tamamen alan çalışmasını içermektedir. Bölüm 5 'de değinilen hipotezler, bu bölümde test edilmiştir. Bu amaçla, 198 kişi ile yapılan ankette, kullanıcıların mekânlarda yaşadıkları sorunlar belirlenmiş ve grafiksel olarak ifade edilmiştir. Böylece esnek tasarlamada etkili olan faktörler ortaya koyulmuştur.Tezin tüm bölümleri, 7 'inci bölümde değerlendirilmiş, esnek tasarlamada etkili olan faktörlere bağlı olarak esnek tasarlama akış şeması ve aşamaları elde edilmiştir. Daha sonra, esnek tasarımların kolaylıkla kullanılabilmesi ve ilerde araştınlabilecek konular ile ilgili öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: esneklik, uyabilirlik, eskime, kullanıcı gereksinimi, hastane. XI
Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algılanan stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algıladıkları stres arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, cinsiyet, yaş ve sosyo-ekonomik düzeylerine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır.Araştırma, Çukurova Üniversitesinin 2009?2010 eğitim - öğretim yılında, farklı bölümlerine devam eden 484 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden bilişsel esnekliği ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan, ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (Martin ve Rubin, 1995) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer bağımlı değişkeni olan algılanan strese ilişkin veriler ?Algılanan Stres Ölçeği? (Cohen, Kamarck ve Mermelstein, 1983) ile öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeylerine ilişkin veriler ?Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği? (Bacanlı, 1997) ile öğrencilerin kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Gruplar t Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H Testi kullanılmıştır.Bulgular, üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres ile bilişsel esneklikleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Algılanan stresin de bilişsel esnekliğin de öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre erkek öğrencilerin bilişsel esneklik düzeyleri kız öğrencilerden daha yüksektir. Bununla birlikte kız öğrencilerin algılanan stres düzeyi erkek öğrencilerin algılanan stres düzeyinden daha yüksektir. Bunun yanı sıra, sosyo-ekonomik düzey bilişsel esneklikle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Ancak algılanan stres düzeyi ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş ile algılanan stres arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte öğrencilerin yaşı ile bilişsel esneklik puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, Algılanan stres
Tip 1 diyabetli çocuklarda sistolik ve diyastolik fonksiyonlar ile aort elastikiyetinin değerlendirilmesi
Tip 1 diyabetes mellitus (DM), çocuklarda sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji kliniğinde tip 1 DM tanısı ile en az 4 yıldır takipli olan çocuklarda kardiyak fonksiyonları ve aort elastikiyetini değerlendirmeyi amaçladık. Çocuk kardiyoloji ekokardiyografi laboratuvarında,Vivid E9 XD Clear ekokardiyografi cihazıile ölçümleri yaptık. Çalışmamıza 17'si kız (%54,8), 14'ü erkek (%45,2) olmak üzere toplam 31 hasta katıldı. Yaş ortalamaları 11,25 yıl olarak saptandı. Kontrol grubunu ise 8'i kız (%42,1), 11'i erkek (%57,9) olmak üzere toplam 19sağlıklı gönüllü oluşturdu. Yaş ortalamaları ise 10.9 yıl olarak saptadık. Hastalar ile kontrol grubu arasında antropometrik ölçümler açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık (p>0.05). Hasta ve kontrol grubu arasında aort elastikiyeti, Tei indeksi, diyastolik disfonksiyon açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık (p>0.05). Aort gerilimi değerini hasta grupta anlamlı olarak düşük saptadık (p<0.05). Diyabet süresi ve glisemik kontrolün etkisini araştırmak için hastaları diyabet süresine ve HbA1c düzeylerine göre iki gruba ayırdık. Bu gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptamadık (p>0.05). Cinsiyetin kardiyak fonksiyonlar üzerine olan etkisini araştırmak için çalışma grubunu kız ve erkek olarak ayırdık. Hasta kız ve erkekler arasında istatiksel olarak bir fark saptamadık (p>0.05). Hasta erkekler ile sağlıklı erkekleri karşılaştırdığımızda aort elastikiyeti ve aort gerilimi değerlerini hasta erkeklerde anlamlı olarak düşük saptadık (p<0.05). Sonuç olarak biz çalışmamızda aort elastikiyeti ve kardiyak fonksiyonlar açısından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık saptamadık ama aort gerilimini anlamlı olarak daha düşük saptadık. Hasta erkeklerde bunun sağlıklı erkeklere göre daha belirgin olduğunu gördük.Çocuk ve adölesan hastalarda uzun süre HbA1c'nin takibinin yapıldığı, ventrikül fonksiyonlarının belli zaman aralıklarında değerlendirildiği ve hasta sayısının fazla olduğu çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Diyabetes mellitus, aort gerilimi, aort elastikiyeti, diyastolik fonksiyon, Tei indeksi
Örgütlerde sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansına etkisi: Türkiye'nin öncü sanayi işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu araştırma toplumsal kültürün bir boyutu olarak ortaya atılan sıkılık-esneklik boyutunun örgütsel bağlamda olası sonuç ve etkilerinin tartışılması ve bu boyutun örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yine çalışma kapsamında sıkılık-esneklik boyutunun sermaye yapısı, faaliyet gösterilen sektör, pazar boyut, yönetim felsefesi ve istihdam edilen personel sayısı vb. çeşitli örgütsel değişkenler ile ilişkisinin ortaya koyulması ve sıkılık-esneklik boyutu bakımında Türkiye'nin kültürel bir profilinin çıkarılması araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırma, İstanbul Sanayi Odasının (İSO) her yıl düzenlediği "Türkiye'nin birinci ve ikinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" listesinde yer alan öncü sanayi firmaları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan sıkılık-esneklik, örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı ölçeklerinin ve alt boyutlarının faktör yapısının geçerliliğinin doğrulanması amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli (YEM)'den yararlanarak doğrulayıcı faktör analiz uygulanmış ve faktör yapıları doğrulanmıştır. Yine araştırmada kullanılan tüm ölçekler ve alt boyutlarına ilişkin Cronbach Alpha katsayısı hesaplanarak ölçeklerin güvenirlik değerleri hesaplanmıştır. Araştırma kapsamında oluşturulan temel hipotezler ve çok değişkenli faktörler arasındaki ilişkilerin net olarak ortaya koyulabilmesi ve sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmesi için alt hipotezler oluşturulmuş ve test edilmiştir. Araştırmada dışsal bir değişken olarak ele alınan, sıkılık-esnekliği etkileyen ve modele dahil edilmeyen katılımcı örgütlere ve beyaz yakalı çalışanlara ilişkin demografik özelliklere göre anlamlı bir seyrinin olup olmadığı ise araştırma sorularıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel ve alt hipotezlerinin analizi için Pearson Korelasyon katsayısı ve Basit Doğrusal Regresyon katsayısı hesaplanmış, alt sorularının cevaplarını bulmaya yönelik ikili değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişken için ANOVA testi yapılarak örgütlerin demografik özelliklerine farklılıkları araştırılmıştır. Tespit edilen farklılıkların hangi gruptan kaynaklandığını bulmak amacıyla Scheffe testi kullanılmıştır. Örgütlerde sıkılık-esneklik ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı arasındaki ilişkileri belirlemeye yönelik analiz sonucunda "Ha: Sıkılık-esneklik boyutu ile örgütsel güven, kurumsal girişimcilik, firma performansı arasında ilişki vardır." hipotezi ve "Hb: Sıkılık-esneklik boyutu örgütsel güven, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkilidir." ana hipotezi kabul edilmiştir. Buna göre örgütsel bağlamda sıkılık-esneklik boyutu firmaların örgütsel güven algıları, kurumsal girişimcilik ve firma performansı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Yine Türkiye sanayi sektörünün sıkılık-esneklik boyutu bakımında kültürel bir profilinin çıkarılması amacıyla yapılan analizlerde Türkiye ekonomisinin nabzını tutan ve şekillendiren büyük sanayi işletmelerinin esnekliklerinin yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sıkılık-esneklik, örgütsel güven algısı, kurumsal girişimcilik, firma performansı
Ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 15-20 yaşları arasında, 538 kız, 472 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 1010 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan öğrenciler Adana ili, Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde yer alan 11 ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek amacıyla "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009a) ve karar stratejilerini belirlemek için ise "Karar Stratejileri Ölçeği" (Kuzgun, 1992) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler SPSS 18 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri puanları arasında cinsiyet ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır. Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre mantıklı ve kararsızlık stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, içtepisel ve bağımlı karar verme alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Katılımcıların öğrenim kademesi değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre içtepisel, mantıklı ve bağımlı karar verme stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, kararsızlık stratejisi alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Araştırma sonucunda bilişsel esneklik düzeyleri arttıkça mantıklı karar verme puanlarının da arttığı gözlenmektedir. Ancak bilişsel esneklik düzeyi arttıkça içtepisel, bağımlı ve kararsızlık stratejileri puanlarının azaldığı görülmektedir. Katılımcıların cinsiyet ve öğrenim kademesi değişkenlerinin bilişsel esneklik düzeylerinin ortak etkileşiminin ise karar stratejileri puanları aritmetik ortalamaları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, karar stratejileri, cinsiyet, öğrenim kademesi
Kardiyak sendrom X'li hastalarda aort elastikiyeti ve epikardiyal yağ doku kalınlığının değerlendirilmesi
Koroner arter hastalığı dünyadaki ölümlerin büyük kısmını oluşturur ve sıklıkla anjina pektoris tablosu ile karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çeşitli çalışmalarda anjina pektoris sebebi ile koroner anjiografi yapılan hastaların %10 ile 30'unda normal koroner arterler tespit edilmiştir. Kardiyak Sendrom X, anjinal semptomları olan ve non-invaziv tetkiklerde iskemi saptanıp (Efor testinde ya da miyokard perfüzyon sintigrafisinde iskemi saptanması) koroner arterleri normal tespit edilen hastaları tanımlamaktadır. Daha önceleri bu hastalığın prognozunu çok iyi olarak bilinse de son zamanlarda yapılan çalışmalarla anlaşıldığı üzere özellikle endotel disfonksiyonu gösteren kardiyak sendrom X hastalarında prognozun iyi olmadığı ve tanı alan hastaların %10-20'sinin 2 ile 3 yıl içinde akut koroner sendrom tanısı aldığı bilinmektedir. Çalışmamızda kardiyak sendrom X hastalarında aortun elastik özellikleri, epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ile ekokardiyografik bulguların kontrol grubuyla karşılaştırılarak bu parametlerin önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız prospektif olarak hazırlanmış olup 15 Kasım 2015 ile 15 Kasım 2016 tarihleri arasında Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı poliklinikiliğine göğüs ağrısı ile başvurup noninvaziv tetkiklerde iskemi saptanıp koroner anjiyografi planlanan 18 ila 55 yaş arasındaki hastalar çalışmaya dahil edilmek üzere değerlendirildi. Koroner anjiyografide normal koroner anotomiye sahip iskemik kanıtı mevcut olan hastalar dışlanma kriterlerini takiben çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların biyokimya değerleri, fiziksel ölçüleri kaydedildi. Çalışmaya katılanlan tüm hastaların klinik ve ekokardiyografik değerlendirilmesi yapıldı. Ekokardiyografik incelemede sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu, transmitral akım E ve A dalgaları, pulsed wave doku doppler ile lateral duvar E', A', Sm ölçümleri, kalp boşluklarının çapları, duvar kalınlıkları, M mode ile sistolik ve diyastolik aort çapları ile epikardiyal yağ dokusu kalınlığı ölçülerek kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Her iki grup arasında yaş, cinsiyet ve diğer demografik özellikler açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p>0,05). Hasta grubundaki aort sistolik ve diyastolik çapı anlamlı olarak yüksek saptandı (p=0,001). Yine hasta grubunda aortik stiffness'ı gösteren aortik sertlik indeksi kontrol grubuna göre yüksek çıkarken (p=0,001) aortik kompliyansı gösteren aortik distensibilite ise hasta grubunda düşük saptanmıştır (p=0,001). Kardiyak sendrom X grubunda epikardiyal yağ dokusu anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p<0,001). Hasta grubunda sol ventikül diyastolik fonksiyonları hakkında fikir veren transmitral akım ölçümleride E/A oranı anlamlı olarak düşük saptanmıştır (p<0,001). Yine diyastolik fonksiyonları gösteren pulsed wave doku doppler incelemesinde lateral duvar E' ve Sm dalgalarında istatistiksel olarak fark izlenmez iken A' dalgası anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p<0,001). E'/A' oranı ise hasta grubunda anlamlı olarak düşük saptanmıştır (p<0,001). Laboratuvar tetkiklerinde ise inflamasyon parametreleri olan beyaz küre sayısı ve C reaktif protein değerleri anlamlı olarak yüksek saptanmıştır (p<0,001). Sonuç olarak kardiyak sendrom X'li hasta grubunda aortik stiffness'ı gösteren aortik sertlik indeksi yüksek çıkmıştır, aortik kompliyansı gösteren aortik distensibilite düşüktür. Epikardiyal yağ dokusu kalınlığı fazladır. Sol ventrikül diyastolik fonksiyonlarının bozukluğnu gösteren transmitral akım E/A oranı ile lateral duvar doku doppler E'/A' oranı düşük saptanmış olup diastolik disfonksiyon lehine bozulmuştur. Ayrıca inflamasyon belirteçleri olan beyaz küre ve C reaktif protein yüksekliği mevcuttur. Anahtar kelimeler: Kardiyak sendrom X, Aortik stiffness, Epikardiyal yağ dokusu, Ekokardyografi
Profesyonel futbolcularda farklı yoğunluklardaki foam roller modelleri kullanımının hamstring kas sertliği ve esnekliği üzerine akut etkilerinin incelenmesi
Amaç: Profesyonel futbolcularda farklı yoğunluklardaki Foam Roller modelleri kullanımının hamstring kas sertliği ve esnekliği üzerine akut etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Gaziantep Futbol Kulübünde oynayan 18-40 yaş aralığında ki 21 erkek profesyonel futbolcuya, Myoton Pro cihazı kullanılarak hamstring kas sertliği ve unilateral otur- uzan testi ile hamstring kasının esnekliği değerlendirildi. Sporcular randomize olarak yedişer kişiden oluşan yumuşak, orta ve sert yoğunluklu Foam Roller kullanılmak üzere gruplara ayrılmıştır. Sporcular dominant taraf hamstring kasında birer dakikalık iki setten oluşan yöntemi uygulamıştır. Ölçümler uygulama öncesi [UÖ] ve uygulama sonrası [US] olmak üzere iki kez yapılmıştır. Bulgular: Futbolcuların kas sertliği ölçümü UÖ ortalaması 16,26 N/m ve US ort.'sı 16,17 N/m olarak belirlendi. Esneklik ölçümü UÖ ort.'sı 28,36 cm ve US ort.'sı 31,05 cm bulundu. Ön test ve son test ortalama ölçüm zamanlarına göre kas sertliği için istatistiksel farklılık göstermediği (p>0,05) fakat esneklik için istatistiksel açıdan farklılık gösterdiği (p<0,05) belirlendi. İki yönlü ANOVA testi sonucunda; farklı yoğunluklarda uygulanan foam roller modelleri arasında kas sertliği ve esneklik üzerine istatistiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı tespit edildi (p> 0,05). Sonuçlar: Kas esnekliğinin artırılması için foam roller uygulamasının önemli olduğunu ancak farklı yoğunluklarda uygulanan foam roller modelleri arasında kas sertliğinin giderilmesi ve esnekliğin artırılması açısından fark olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: esneklik, kas sertliği, köpük yuvarlama, myoton pro, spor
Sağlıklı bireylerde alet destekli yumuşak doku mobilizasyon tekniğinin fiziksel uygunluk parametreleri üzerine akut etkisinin araştırılması
Bu çalışma Alet Destekli Yumuşak Doku Mobilizasyon Tekniğinin (IASTM) sağlıklı erkek bireylerde fiziksel uygunluk parametreleri üzerinde akut etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 24 gönüllü birey dahil edilip IASTM ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin fiziksel aktivite seviyeleri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Değerlendirme Anketi'nin (IPAQ) kısa formu kullanılarak belirlenmiştir. Bireylerin; aerobik kapasiteleri Artan Hızda Mekik Yürüme Testi (AHMYT), kas kuvvet değerleri dijital dinamometre, kas esneklik değerleri otur-uzan ve quadriseps esneklik testi, yorgunluk değerleri Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) ve Modifiye Borg Skalası, çeviklik değerlendirmesi T-Test, denge değerlendirmesi ise stabilometre cihazı ile değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre; esneklik, aerobik kapasite, hamstring kas kuvveti ölçüm sonuçlarına göre birinci aşama ve ikinci aşama değerleri arasında anlamlı artış görülmüştür (p<0,05). Quadriceps kas kuvveti, yorgunluk, çeviklik değerlerinin ölçüm sonuçlarına göre birinci aşama ve ikinci aşama değerleri arasında anlamlı artış görülmemiştir (p>0,05). Denge ölçüm sonuçlarına göre sadece gözler kapalı pozisyondayken stabil yüzey üzerindeki birinci aşama ve ikinci aşama değerleri arasında anlamlı artış görülmüştür (p<0,05). Diğer parametre sonuçlarına göre birinci aşama ve ikinci aşama değerleri arasında anlamlı artış görülmemiştir (p>0,05). Çalışmanın sonuçlarına göre IASTM'nin akut dönemde esneklik, aerobik kapasite, hamstring kas kuvveti ve denge üzerinde etkili olduğu, quadriceps kas kuvveti, yorgunluk ve çeviklik üzerinde ise bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: IASTM, Esneklik, Kas Kuvveti, Aerobik Kapasite, Yorgunluk, Çeviklik, Denge
Türkiye'de ilaç firması çalışanlarının iş tecrübeleri, algıları ve nitelikli emeğin değersizleşmesi karşısındaki stratejileri
1990'ların başından bugüne sosyal bilimlerin en fazla tartıştığı kavramların başında hiç kuşkusuz küreselleşme ve neoliberal ekonomik dönüşümler gelmektedir. Çok farklı şekillerde tanımlansa da küreselleşme kapitalizmin yeni bir evresi olarak ortaya çıkmış ve dünyanın her köşesine sirayet ederek küresel çapta dönüşümlere sebep olmuştur. Farklı boyutları bulunan bu sürecin en başta gelen yönü neoliberal piyasa ekonomisinin küresel çapta etkinlik kazanması olmuştur. Yine bu dönemde gelişen neoliberal ekonomik politikalarla birlikte sermayenin küresel çapta hareketliliği ve yayılmasını da sağlarken emek ve sermaye arasındaki ilişkileri de derinden etkilemiştir. Ayrıca, bu politikalar II Dünya Savaşından beri gelişen üretim modelini, yani Fordist üretim modelinin yerine postfordist modeli geçirmiştir. Diğer bir deyişle sürekli, güvenceli kitlesel üretim modeli yerine süreksiz, güvencesi, örgütsüz, oldukça esnetilmiş bir üretim modeli ve iş gücü ortaya çıkmıştır. Bu dönem 2. Dünya Savaşı sonrası oluşan emek ve sermaye arasındaki göreli uzlaşmanın bozulduğu dönem olmuştur: önce mavi yakalı emeğin değersizleşmesi sürecini çok geçmeden beyaz yakalı emeğin dönüşümü izlemiştir. Nitelikli emeğin prekaryalaşma süreci 2000'li yılların başından itibaren ülkemizde de da yaygın olarak görülmektedir. Araştırma, küresel ekonominin başat aktörlerinden ilaç firmalarını temsil eden 'tıbbı satış temsilcilerinin' kendi anlatımlarından yola çıkarak; iş tecrübeleri, algıları, iş güvencesi ve mesleğin dönüşümü karşısında stratejilerinin incelemeyi amaçlamıştır. Türkiye'de faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin, serbest piyasa koşullarında pazarın lider şirketleri olduğu bilinmektedir. Bu anlamda ilaç sektörünün çalışanları olan Tıbbi Satış Temsilcileri, sermayenin emek gücü üzerindeki değişimlerini inceleyebileceğimiz bir sektörü temsil etmektedir. Özellikle yeni çalışma koşullarının nitelikli emek gücü üzerindeki etkilerini esneklik, güvencesizlik ve belirsizlik ekseninde etkilerini incelemek çalışmanın merkeze koyduğu irdeleme alanları olmaktadır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada farklı illerden ve farklı firmalardan otuz dört (n= 34) 'tıbbi satış Temsilcisi'yle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Pandemiden dolayı her türlü kısıtlamanın olduğu dönemde dahi, yoğun piyasa rekabetinde sermayenin nitelikli emek gücü üzerindeki otorite ve baskısı, iş güvencesizliğinin yarattığı kaygı netlikle görülebilir durumdadır. Sektörün çalışanlarında ortaya çıkan bu baskı ve kaygıyı nasıl yönettiklerine dair içerikler bulgularımızda ortaya çıkmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tıbbi Satış Temsilcileri, Belirsizlik, Esneklik, Güvencesizlik, Küreselleşme, Nitelikli Emek, İlaç Şirketleri
Hamstring esnekliğinin değerlendirmesinde yeni bir ölçme yaklaşımı: İzole hamstring esneklik testi
Yasin Talu, Hamstring Esnekliğinin Değerlendirmesinde Yeni Bir Ölçme Yaklaşımı: "İzole Hamstring Esneklik Testi", Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2019. Bu çalışmanın amacı, hamstring esnekliğinin değerlendirmesinde yeni bir ölçme yaklaşımı olarak "İzole Hamstring Esneklik Testi"nin (İHET) geçerlilik ve güvenirliğinin belirlenmesidir. Çalışmamıza 35 kız (%46,6), 40 erkek (%53,3) toplam 75 birey katıldı. Gönüllü olarak çalışmaya katılmayı kabul eden, ilgili evrende basit olasılıklı rastlantısal örnekleme yöntemine göre seçilen 105 birey arasından, 18-25 yaşları arasında, Beighton Horan ve Eklem Mobilite İndeksi skorlarına göre normal kabul edilen 75 birey şeçildi. Bireyler İzole Hamstring Esneklik Testi'nin geçerlilik güvenirliği için 1. ve 3. günlerde değerlendirildi. Ayrıca İzole Hamstring Esneklik Testinin uygulanabilirliğini belirlemek amacıyla, 75 birey içinden Aktif Diz Ekstansiyon Testine göre diz ekstansiyonu limitli 31 birey saptandı ve bu bireylere hamstringe yönelik 8 haftalık germe egzersizleri ev programı olarak veridi. Ev programı süresi içerisinde çeşitli sebeplerden dolayı 4 birey çalışmadan çıkarıldı ve ev programı ile takip süreci toplam 27 birey ile tamamladı. Bireylerin yaş, boy, vücut ağırlığı gibi demografik bilgileri alındıktan sonra, 1. gün kas kuvveti ve hamstring esneklik testleri (Otur-Uzan Test, Aktif Diz Ekstansiyon Testi, İzole Hamstring Esneklik Testi) uygulandı. Geçerlik güvenirlik protokolü için 3. gün İzole Hamstring Esneklik Testi tekrarlandı. 8. hafta sonunda ise İzole Hamstring Esneklik Testi'nin uygulanabilirliğini belirlemek amacıyla ölçümler tekrarlandı. Çalışmanın sonucunda, bireylerin Aktif Diz Ekstansiyon testi sonucunda limitli veya limitsiz oluşlarına göre kız ve erkeklerin kendi içinde manual kas testi skorları arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu (p<0.05). Çalışmamızda bireylerin 1. ve 3. gün ölçümleri arasında yüksek düzeyde pozitif korelasyon olması zamana bağlı ölçümlerde değişmezlik olduğunu gösterdi. İzole Hamstring Esneklik Testi için test-tekrar test güvenirliğine göre testimiz yüksek güvenirliğe sahip bulundu (ICC:0.993). Ayrıca, İzole Hamstring Esneklik Testi ile Otur-Uzan arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu bulunurken (p<0.05); İzole Hamstring Esneklik Testi ile Aktif Diz Ekstansiyon Testi arasında ise herhangi bir ilişki saptanmadı (p>0.05), böylece İzole Hamstring Esneklik Testi geçerli bulunmadı. Testler arası uyum saptanmadı. Bireylerin zamana karşı İzole Hamstring Esnek Testi, Otur-Uzan Test ve Aktif Diz Ekstansiyonu Testi ölçümleri karşılaştırıldığında her üç testte de egzersiz öncesi ve sonrası arasında anlamlı olarak azalmıştır (p<0.05). İzole Hamstring Esneklik Testi'nin bireylerin hamstring esnekliğini belirlemede güvenilir; ancak geçerli olmadığı bulundu. Geliştirdiğimiz bu test hamstring esnekliği hakkında bilgi verir, alternatif bir test olarak önerilebilir. Normalizasyon için daha ileriki çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Hamstring, Esneklik, Germe
Cari dengeyi etkileyen faktörleri açıklayan teorik yaklaşımlar: Farklı gelir grubu ülkeler üzerine bir uygulama
Cari işlemler hesabı, mal, hizmet ve para piyasası aracılığıyla portföy ve stok uyumlama süreçleri sonucunda ekonominin çeşitli faktörlerine bağlı hareket eden önemli bir makroekonomik göstergedir. İç dengeyi sağlayan toplam gelir ve harcamalar dengesi, tasarruf ve yatırım harcamaları dengesi, para arz ve talep dengesi ile dış dengeyi sağlayan ithalat ve ihracat dengesi bu faktörlere bağlı genel dengenin oluşumunda aktif bir rol oynamaktadır. Cari İşlemler Hesabında gerçekleşen bir dengesizliğin hangi ekonomik faktörden kaynaklandığını açıklayan ve temel iktisadi görüşlere dayalı bazı teorik yaklaşımlar literatürde geleneksel ve modern yaklaşım olarak iki başlık altında toplanmaktadır. Geleneksel yaklaşım, esneklikler yaklaşımı, gelir-harcama yaklaşımı ve parasalcı yaklaşımdan; modern yaklaşım ise dönemlerarası yaklaşımdan oluşmaktadır. Geleneksel yaklaşımlardan esneklikler yaklaşımı, cari işlemler hesabının, dış ticaret dengesinde gerçekleşen değişimlerden etkilediğini, gelir-harcama yaklaşımı, cari işlemler hesabının toplam gelir ve toplam harcamalar dengesindeki bozulmalardan etkilendiğini; parasalcı yaklaşım ise para arz ve para talebine bağlı finansal dengeyi bozan unsurların cari işlemler hesabını faiz ve milli gelir aracılığıyla etkilediğini ifade etmektedir. Geleneksel modellerin ötesinde dinamik bir yaklaşım sergileyen dönemlerarası yaklaşım ise cari işlemler hesabı dengesindeki bozulmaların yatırım ve tasarruf dengesindeki değişimlerden kaynaklı olduğunu ileri sürmektedir. Bu dört farklı yaklaşım doğrultusunda oluşan literatürde cari hesap hareketlerini hangi yaklaşıma ait faktörlerin veya teorilerin daha doğru açıkladığını analiz eden çalışmalar yer almaktadır. Bu tez çalışmasında cari işlemler hesabını açıklayan teorik yaklaşımların karşılaştırmalı bir analizi sunulmaktadır. Bu analiz gelişmiş ve gelişmekte olan iki ülke grubunun 1986-2017 dönemi ait veri seti ile panel veri analiz yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Çalışmada her ülke grubu için ayrı ayrı kurulan statik ve dinamik iki model, üç farklı tahminci ile test edilmektedir. Statik modeller, "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" ve "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" ile dinamik modeller "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" ile tahmin edilmektedir. Gelişmiş Ülkelere ait statik panel veri regresyon modeli için yapılan "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" sonuçları cari işlemler hesabını sadece gelir-harcama yaklaşımının; "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" sonuçları ise tüm geleneksel yöntemlerin cari işlemler hesabını açıkladığını göstermektedir. "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" sonuçları ise cari işlemler hesabını dönemlerarası yaklaşımın açıkladığını ifade etmektedir. Gelişmekte olan ülkelere ait statik panel veri regresyon modeli sonuçlarına bakıldığında ise "Genişletilmiş Ortalama Grup (AMG) Tahmincisi" ve "Ortak İlişkili Etkiler (CCE) Tahmincisi" sonuçlarının birbirini desteklediği görülmektedir. Bu sonuçlara göre gelişmekte olan ülkelerde cari işlemler hesabını gelir-harcama yaklaşımı ve esneklikler yaklaşımı açıklamaktadır. "Sabit Etkiler Genelleştirilmiş Momentler (FEGMM) Tahmincisi" sonuçları ise dönemlerarası yaklaşımın cari işlemler hesabındaki değişimleri açıkladığını ifade etmektedir. Bu ampirik bulgular cari işlemler hesabını açıklama konusunda hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde tek bir teorik yaklaşım yerine farklı yaklaşımların başarılı olabildiğini göstermektedir. Bu nedenle sadece tek bir yaklaşımın cari işlemler hesabının bütünüyle anlaşılması için yeterli olmadığı ve farklı yaklaşımları temsil eden değişkenlerin ülkeye özgü ekonomik, politik, kurumsal ve doğal niteliklere bağlı olarak analizlerde yer alması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca farklı varsayımlara dayalı tahmincilerin farklı sonuçlar vermesi, analizde kullanılan yöntemlerin seçiminin de önemli olduğuna dikkat çekmektedir.
6-8 yaş arası çocuklarda rekreasyonel bale ve jimnastik eğitiminin denge, esneklik ve eklem mobilitesine etkisinin araştırılması
Çalışmamızın amacı yaşları 6-8 yıl aralığında değişensağlıklı çocuklarda rekreasyonel jimnastik ve bale eğitiminin vücut esnekliği, denge ve eklem mobilitesi üzerine etkilerini araştırmaktır. Şanlıurfa'da bulunan çocuk gelişim merkezine gelen yirmi sağlıklı çocuk,bale (N=10, ortalama yaş: 6,5±0,7 yıl, vki 17,5±1,2 kg/m²) ve jimnastik grubu (N=10, ortalama yaş: 6,8±0,9 yıl, vki 17,3±1,1 kg/m²)olmak üzere iki gruba ayrıldı. Gruplardan birine altı haftlık rekreasyonel bale diğer gruba ise altı haftalık rekreasyonel jimnastik eğitimi verildi. Eğitim öncesi ve sonrası çocukların esneklik, denge ve eklem mobiliteleri değerlendirildi.Çocukların esneklikleri otur-uzan testi, dinamik dengeleri Y denge testi ve eklem mobilitesinin değerlendirilmesi için Beighton kriterleri kullanıldı. Altı haftalık egzersiz eğitimi sonrasında hem bale hem de jimnastik eğitimi verilen grupların dinamik denge ve esneklik değerlerinde artış (p<0,05), eklem mobilitesinde ise değişim gözlemlenmedi(p>0,05). Gruplar arası karşılaştırılmalarda, Y denge testinde anterior yönde eğitim sonrası gruplar arası fark bulunmadı (p>0,05). Altı haftalık rekreasyonel bale ve jimnastik eğitiminden sonra posteromedial ve posterolateral yönlerde her iki grupta artış saptandı (p<0,05).Y denge testinin poteromedial ve posterolateral yönler eğitim öncesi başlangıç değerleri farklı olduğundan posteromedial yöndeki artış oranı bale grubunda daha fazla iken posterolateral yöndeki artış oranları her iki grup için benzerlik göstermektedir (p<0,05). Altı haftalık rekreasyonel bale ve jimnastik eğitimi sonrası otur-uzan esneklik testinde eğitim sonrası gruplar arası fark bulunmadı (p>0,05).Altı haftalık rekreasyonel baleve jimastik eğitiminin 6-8 yaş arası çocuklarda denge ve esneklik parametrelerinde artış sağladığı görüldü.Sonuç olarak, çocukluk çağında, esneklik ve denge parametrelerini içeren fiziksel uygunluk düzeyinin artırılmasında planlanmış ve yapılandırılmış rekreasyonel aktivitelerin yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı, rekreasyonel aktivite, jimnastik, bale
Lojistik esneklik ve ilişki esnekliğinin lojistik hizmet kalitesi ve algılanan ilişki tatmini üzerine etkisinde çevresel belirsizliğin düzenleyici rolü
Bu tez çalışmasında lojistik esneklik, ilişki esnekliği, lojistik hizmet kalitesi ve ilişki tatmini arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Ayrıca, çevresel belirsizliğin bu ilişkide düzenleyicilik rolü olup olmadığı da incelenmiştir. Bu çalışma Gaziantep OSB'de (Organize Sanayi Bölgesinde) faaliyette bulunan firmaları kapsamaktadır. Gaziantep Sanayi Odası'ndaki kayıtlar esas alınarak e-posta listeleri oluşturulmuştur. Ölçekler, toplam 1627 firmaya e-posta ile gönderilmiş ve firma yöneticilerinden online anket formları doldurmaları istenmiştir. 366 firmanın yöneticisi sözkonusu ölçekleri tam olarak doldurmuştur. Elde edilen veriler YEM, ve düzenleyicilik testleri ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre lojistik esnekliğin ve ilişki esnekliğinin lojistik hizmet kalitesini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir. Lojistik hizmet kalitesi, ilişki tatminini pozitif ve anlamlı olarak etkilemektedir. Ayrıca ilişki esnekliğinin; ilişki tatmini üzerindeki etkisinde, lojistik esnekliğinin; lojistik hizmet kalitesi ve ilişki tatmini üzerindeki etkisinde çevresel belirsizliğin düzenleyicilik rolü olduğu tespit edilmiştir.
12-14 yaş erkek basketbolcularda ip atlama egzersizlerinin güç ve esnekliğe etkisi
Amaç: 12-14 yaş erkek basketbolcularda ip atlama eğitiminin güç ve esnekliğe etkisinin olup olmadığını incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya yaşları 12-14 arasında değişen toplamda 24 sporcu katılmıştır. Katılımcılar 12 deney (Xyaş=12,92; ss=,79), 12 kontrol (Xyaş =12,92; ss=,79) grubu olmak üzere iki eşit gruba ayrılmıştır. Kontrol grubu rutin Basketbol antrenmanlarına devam ederken deney grubu ise sekiz haftalık ip atlama eğitimi programına dâhil edilmiştir. İki grubunda ön test ve son test olmak üzere boy uzunluğu-vücut ağırlığı, 30 m Sprint testi ve Otur-eriş esneklik test verileri kaydedilmiştir. Bulgular: Deney grubunda 10 m. sprint (z = -2,49, p < 0,05), 10-30 m. sprint (z = -2,39, p < 0,05) ve Total 30 m. sprint (z = -3,06, p < 0,01) değerleri üzerinde artış meydana gelmiştir. Kontrol grubunda sadece 10 m sprint (z = -2,35, p < 0,05) de biraz artış görülmüş 10-30 m ve total 30 m sprint değerlerinde ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubunun Otur-eriş (z = -2,58, p < 0,05), Esneklik-sağ (z = -2,98, p < 0,01) ve Esneklik-sol (z = -3,13, p < 0,01) verilerinde öntest verilerine göre azalma meydana gelmiştir. Kontrol grubunda ise Otur-eriş (z = -,85 p > 0,05) ve Esneklik-sağ (z = -1,18, p > 0,05) ölçümlerinde anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Esneklik-sol verilerinde ise kontrol grubunun öntest ve sontest ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (z = -2,44, p < 0,05). Sonuç: İp atlayan grubun, ip atlamayan basketbolculara göre güç değerlerinde artış, esneklik değerlerinde ise düşüş olduğu görülmüştür. Kontrol grubunda genel olarak güç ve esneklik değerlerinde artış veya azalma saptanmamıştır. Fakat 10 m sprint degerindeki artışın ve esneklik-sol değerindeki azalmanın araştırma süresince basketbola özgü yapılan antrenman içeriğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Erkek Çocuk, Basketbol, İp atlama, Güç, Esneklik