Anomaliler

Bu konu başlığı altında 70 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makine imalat sektöründe kullanılan takım uçları için yapay zekâ ile kestirimci bakım uygulamaları

Bu çalışmada verileri alınan makineler için anomali tespiti ile kestirimci bakım yaklaşımı gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın konusuyla ilgili literatür taraması yapılmıştır ve önceki çalışmalara ait görüşler açıklanmıştır. Makinelerin devam eden ömründe gerçekleşen olası arızaları önlemek veya önceden gerçekleşebilecek hatalardan haberdar olabilmek için, çalışmak istenen makinenin verileri toplanıp, belirli türlerde anomali tespiti yapılıp anomali durumlar tespit edilerek bu sayede gelecekte geçekleşebilecek olası arızalardan kaçınılmaya çalışılmıştır.

AnomalilerEndüstri 4.0Kestirimci bakım sistemleri+2
Mehmet Şahin
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kliniğimizde son beş yılda prenatal anöploidi taraması yapılan gebelerin postnatal bebeklerinde anomali görülme insidansının değerlendirilmesi

Çalışmamızda kliniğimize son beş yıl içinde başvuran prenatal anöploidi taraması yapılan gebelerin anomali görülme sıklığının ve bununla ilişkili maternal ve neonatal sonuçların araştırılması amaçlanmıştır 01.07.2017 ile 01.07.2022 tarihleri arasında hastanemize başvuran tamamı gebe olmak üzere toplam 542 olguyla çalışmamıza dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan gebelerin prenatal fetal anöploidi tarama sonuçları, bu sonuçlara göre amniosentez yapılan gebeler ve maternal sonuçları ve bebeklerde kromozomal anöploidi saptanma oranları retrospektif olarak incelenmiştir. İkili tarama testine göre olguların %22,4'ünün (n=121); üçlü tarama testine göre ise olguların %11,8'inin (n=6) kromozomal anöploidi açısından yüksek riskli olduğu görülmüştür. İkili tarama testinde yüksek riskli görülen 2 bebekte kromozomal anöploidi, düşük risk görülen 1 bebekte kromozomal anöploidi izlenmiştir (p=0,534). Araştırmaya katılan 199 olguya amniosentez önerilmiş ve bu olguların %17,6'sı (n=35) kabul etmiş ve amniosentez yapılanlar arasında %1,8'inin (n=3) test sonucunda kromozomal anöploidi saptanmıştır. Anöploidi saptanan 2 gebelik ailelerin istemi ile termine edilmiştir. Tarama testleri sonucunda yüksek risk saptanan olguların tanı testlerini yaptırma oranlarının da incelendiği çalışmamızda tanı testi yaptırmak istemeyen olgulara yapılan tarama testlerinin gebelerde oluşturabileceği kaygıyı ve yapılan çalışmalarda prenatal tarama testi yaptıran gebelerdeki kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda; tarama testi konusunda toplumun yeterli bilgilendirilmesi oldukça önemlidir. Postnatal bebeklerin yoğun bakım ünitesinde yatış ihtiyacı durumuna göre PAPP-A ve ß-hCG ölçüm değerlerinin karşılaştırılmasında,bebeklerin yoğun bakım ihtiyacı ile katılımcıların PAPP-A değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır(p>0,05). Olguların ß-hCG ölçüm değerleri ile APGAR 1.dk skorları arasında negatif yönlü (BHCG arttıkça, APGAR azalan) istatistiksel olarak çok zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,160; p=0,022; p<0,05). Olguların PAPP-A ölçüm değerleri ile APGAR 1.dk skorları arasında pozitif yönlü (PAPP-A arttıkça, APGAR artan) istatistiksel olarak çok zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,160; p=0,030; p<0,05). İkili tarama testinde risk görülen olguların kiloları, risk görülmeyenlerden istatistiksel olarak anlamlı seviyede yüksek saptanmıştır (p=0,001; p<0,01). Sigara içen olguların ikili veya üçlü tarama testinde risk görülme oranı, sigara içmeyenlerden istatistiksel olarak anlamlı seviyede yüksek saptanmıştır (p=0,049; p<0,05). Sonuç olarak fetal anöploidi tarama testleri yüksek oranlarda yanlış pozitif sonuçlar verebilmekte bu durum da maternal kaygı düzeyini dolayısıyla gebelik sonuçlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Prenatal tanı oranlarının maliyet etkin bir şekilde arttırılabilmesi için duyarlılığı arttıracak şekilde kombine testlerin yapılmasında yarar vardır ya da daha duyarlı testlere ihtiyaç vardır. Prenatal tanı testi gibi kesin sonuç vereceği şeklinde yanlış algılanan tarama testleri konusunda hastalara daha ayrıntılı danışmanlık yapılması ve toplumun daha çok bilgilendirilmesinin her hekimin en önemli sorumluluklarından olduğunu düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Amniosentez, Anöploidi,Birinci Trimester Tarama, İkinci Trimester Tarama, Prenetal Tarama

AmniosentezAnomalilerAnöploidi+3
Salih Demir
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İkinci trimesterde sağlıklı ve kromozomal anomalili gebeliklerde fetal nazal kemik, ense katlantısı, böbrek, karaciğer, barsak, plasenta ve maternal uterus kas tabakasının B-MOD histogram ve shear wave elastogram yöntemleri ile ı̇ncelenmesi

B-mod ultrasonografi Down Sendromu gibi fetal kromozom anomalilerin taramasında kullanılmaktadır. B-mod ultrasonografi taramasında hiperekojen barsak, geniş renal pelvis, nazal kemik hipoplazisi ve ense kalınlığında artış gibi yumuşak belirteçlerin varlığından yararlanılmaktadır. B-mod histogram, ilgilenilen dokunun B-mod ultrasonografisindeki siyah ve beyaz renk kodlarının ortalama değeri ve standart sapmasını hesaplamaktadır. Shear wave elastografi dokuların elastik özelliklerini ölçmede kullanılan yeni bir ultrasonografi yöntemidir. Bu çalışma, kromozomal anomalili ve sağlıklı gebeliklerde; fetal nazal kemik, ense katlantısı, böbrek, karaciğer, plasenta ve maternal uterus kas tabakasının B-mod ultrasonografi histogramı ve shear wave elastografi yöntemleri ile incelenmesini amaçlamıştır. Araştırmada yer alan gönüllüler, öploid (n=35) ve anöploid (n=14) fetüsü olan 19-23 gebelik haftalarında, tekil gebelerden oluşmaktadır. Fetal barsak, böbrek, karaciğer, nazal kemik, ense katlantısı, plasenta ve maternal uterus kas tabakasının hem B-mod ultrasonografi hem de shear wave elastografi görüntüleri alınmıştır. Görüntüler araştırmacı tarafından yazılan ve kalibre edilen veri analizi dosyasında, histogramları çıkarılarak ve shear wave hızları hesaplanarak incelenmiştir. İstatistiksel analiz SPSS Programı ile yapılmıştır. Normal dağılan değişkenler Student's t-test ile normal dağılmayan değişkenler Mann Whitney-U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Fetal nazal kemiğin shear wave hız ortalaması ile standart sapması anöploid fetüslerde anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Diğer dokuların shear wave hızı ile B-mod ultrasonografi histogramı arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, anöploid fetüslerin nazal kemiklerinin öploid fetüslerden daha elastik olduğu bulunmuştur.

AnomalilerAnöploidiElastografi+6
Gökçe Naz Küçükbaş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

In-memory (hafıza içi) veri tabanı sistemlerinde akıllı log analizi

Veri, tüm zaman ve çağlarda hep değerli olmuş, bilimin ilerlemesine ve toplumların gelişmesine öncülük etmiştir. İçinde bulunduğumuz Bilgi ve Teknoloji Çağı'nda, verinin değeri her geçen gün daha da önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde veriyi son derece önemli hale getiren en temel hususlardan birisi de, verilerin hızlı bir şekilde işlenebilmesi ve daha iyi analiz edilebilmesi olmuştur. Analiz sonucunda daha anlamlı veriler üretilmiş ve böylece verilerin çok daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi sağlanmıştır. Bu çalışmada, uygulama ve sistemlerin işleyişi sürecinde oluşan log verilerinin In-Memory Veri Tabanı sistemlerinde tutulması, YSA algoritmalarından SOM (kendi kendine organizasyonlu öğrenme) algoritması kullanılarak tutulan verilerin analiz edilmesi ve sistemdeki anomali durumlarının tespit edilmesi yaklaşımı esas alınmıştır. Anomali tespiti amaçlı veri analizlerinde, denetimli öğrenen (supervised) YSA algoritmalarının tek başına yeterli olmayacağı, denetimsiz öğrenen (unsupervised) YSA algoritmalarının da kullanılmasının gerektiği görüşü beyan edilmiştir. Diğer yandan büyük boyutlu verilerin analiz çalışmalarının hızlı yapılabilmesi için, In-Memory (Hafıza İçi) veri tabanı sistemlerinin kullanılmasının gerekliliğine değinilmiştir. Konuyla ilgili geliştirilen prototip uygulama detaylıca anlatılmıştır. Uygulamada, In-Memory veri tabanı tablolarında tutulan, BT sitemlerindeki Windows sunuculara ait olan ve WMI üzerinden alınan uygulama log verileri kullanılmıştır. Öncelikle SOM algoritması kullanılarak veriler analiz edilmiştir, sonra da çıktı verileri baz alınarak anomali tespiti yapılmış ve anomali seviyeleri derecelendirilmiştir.

AnomalilerBilgi teknolojisiYapay sinir ağları+2
Hayati Tutar
İstanbul Aydın University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Veri ambarındaki perakende verilerinde anomali tespiti ve aktarımı için yapay zeka tabanlı yaklaşımlar

Bu çalışma, veri ambarına alınan kaynak veriler üzerinden anomali tespiti için bazı öneriler sunmaktadır. Kirli ve gürültü verilerin veri ambarına girişinin engellenmesi için bazı yapay zekâ algoritmalarının testleriyle bilgi verilmeye çalışılmıştır. Veri ambarında temiz ve sağlıklı verilerin bulunması, veri bilimi çalışmaları gibi alanlar için oldukça faydalıdır. Günümüzde yaşanan çip krizi, fiziksel makinelerde tasarrufun önemini artırmıştır. Bu bağlamda, sunulan yaklaşımın fiziksel makinelerde tasarruf sağlama potansiyeli bulunmaktadır. LSTM, Isolation Forest, Local Outlier Factor ve SVM algoritmaları test edilmiştir. LSTM algoritmasının büyük verilerde zamansal olarak dezavantajlı olabileceği düşüncesiyle Local Outlier Factor ve SVM algoritmaları da değerlendirmeye dahil edilmiştir. Isolation Forest, LSTM, Local Outlier Factor ve SVM algoritmaları arasında çalışma yapılmıştır. Ancak, algoritmaların her birinin farklı anomalileri tespit ettiği gözlemlenmiştir, bu da anomali tespiti problemlerinde "tek en iyi algoritma" yaklaşımının yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, algoritmaların hibrit bir ensemble modeli olarak entegrasyonu, çeşitli algoritmaların güçlü yönlerinden faydalanarak ve zayıf yönlerini dengelerken, performansın artırılması yönünde önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu yaklaşımın uygulanabilirliği ve etkinliği, daha geniş veri kümeleri üzerindeki kapsamlı deneylerle doğrulanmalı ve belirli uygulama senaryolarına göre maliyet-fayda analizi ile değerlendirilmelidir.

AnomalilerVeri ambarıVeri temizleme
Onur Çirkin
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal finansın finansal piyasalar üzerine etkisi: BİST gıda sektörü üzerine bir uygulama

Bu çalışma Klasik İktisadı gölgede bırakacak günümüzde de oldukça gelişme gösteren davranışsal finansı açıklamaya çalışır. Yatırımcıların kararları üzerinde etkili olan davranışların piyasadaki önemi ve etkisi konusu ele alınmıştır. Anomali kavramı ile karar mekanizmalarının aldıkları kararlarda etkili olan nedenlerden bir kısmı açıklanmış ve son olarak BİST üzerinden alınan verilerle BİST GIDA (XGIDA) Sektörü üzerinde davranışsal finansın etkisi ve anomali kavramının piyasaya etkisi araştırılmıştır. Haftanın günleri anomalisi konusu analiz edilerek yorumlanmıştır.

AnomalilerBorsa İstanbulDavranışsal finans+4
Arzu Bilgin
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makine öğrenmesi yöntemleri ile web isteklerinde anomali tespiti

Bir websitesinin en önemli önceliklerinden biri kesintisiz olarak hizmet sağlamasıdır. Yoğun kullanıcı trafiğinin yanı sıra kötü niyetli saldırılar da sistem kaynaklarının yetersiz kalmasına ve hizmetin kesilmesine sebep olabilmektedir. Hizmetin kesilmesi, web sitesi için hem maddi kayıp hem de itibar kaybına neden olacaktır. Bunun yanı sıra insanlar üzerinde psikolojik etkileri dahi olduğu düşünülmektedir. Günümüzde, ülkemizde ve dünyada bu tarz kesintiler ve etkileriyle ilgili haberlere bolca örnek verilebilir. Bundan dolayı anomali tespiti ile ilgili geliştirmelere büyük bir ilgi vardır. Bu tarz hizmet kesintileri büyük şirketler için milyarlarca dolar kaybı, küçük şirketler için belki de piyasadan silinme tehlikesi içerir. Ek olarak; çok yoğun trafik alan herhangi bir web sitesi (sosyal medya devleri) kesintiye uğradığında, bu site için normal olan trafiğin büyük bir kısmı başka bir web sitesine yığılmakta ve bu da bir anomali oluşturmaktadır. Bu durum da, aslında bir saldırı olmayıp, dengelerin bozulması kaynaklı bir anomali oluşturur. Dengeler bozulduğunda, anomalilerin saptanması ve önlem alınması da zorlaşacaktır. Bu sebeplerle, bu çalışmanın günümüzdeki internet kullanımının boyutu ve önemi düşünüldüğünde, tüm alanlarda büyük yarar sağlayabileceği aşikardır. Bu tezin amacı, kullanıcı trafiğindeki anormal olan isteklerin tespit edilmesi ve hızlı bir şekilde engellenmesini sağlamaktır. Bunun temelinde, normal olan web istekleriyle, anormal olan web isteklerinin ayrıştırılması (isteklerin sınıflandırılması) yer almaktadır. Anormallik durumu belirli bir zaman aralığında (son 1 saat, son 6 saat gibi) yapılan isteklerin tümüne bakılarak hesaplanmıştır. Anlık ya da çok kısa sürede tespit edilen anormal trafik engellenerek, web sitesinin hizmet devamlılığı ya da çok kısa süreli kesinti sağlanabilecektir. Popüler makine öğrenmesi yöntemleri (yapay sinir ağı, desteklenmiş karar ağacı, Naive Bayes sınıflandırıcı, lojistik regresyon sınıflandırıcı, destek vektör makinesi, otomatik kodlayıcı) kullanılmuş ve karşılaştırmaları yapılmıştır. Çalışmanın temelinde, belirli bir zaman aralığındaki ziyaretlerin, belirli metriklerden faydalanarak, sınıflandırılmasını sağlamak yatmaktadır. Örneğin, ortalama bir isteğin işlem süresi 100 milisaniye ise, 500 milisaniyelik bir istek anomali oluşturabilir. Bu ve buna benzer birçok metrik kullanılarak, istek yapan IP adresinin normal davranıştan vektörel olarak ne kadar uzakta olduğu hesaplanacak ve eşik düzey aşılmışsa bunun bir anomali olduğuna karar verilmiştir. Yapılan karşılaştırmalar, doğruluk yüzdeleri, F1 skorları ve çalışma zamanı üzerinden olmuştur. Gerçek bir websitesine ait, IP adresi bazında isteklerden oluşan, belirli bir tarih aralığındaki oluşturulan veri üzerinde denemeler yapılmıştır. Ham olan bu veri öncelikle işlenecek ve makine öğrenmesi metodlarından birine başlamadan önce hazır hale getirilmiştir. Ham veri tarih bazlı ve istek özelinde satırlardan oluşmaktadır. Hazırlanmış veri ise IP adresi bazlı olup, o IP adresinin belirli zaman aralığında; saniyede kaç istekte bulunduğu, isteklerin ortalama kaç milisaniye sürdüğü, isteklerin boyutu gibi parametrelerden oluşmaktadır. Ayrıca bu veri gerçek bir saldırı durumu da içermektedir ve bunun hangi IP adresleri tarafından yapıldığı bilinmektedir. Yapılacak çalışmanın denemelerinde, gerçek anomali durumları, sonucun doğruluğunu güçlendirmiştir. Aynı zamanda makine öğrenmesine de destek olmuştur. Veri üzerinde çalışmak üzere en uygun programa dillerinden biri olan Python ile geliştirmeler yapılmıştır. Python programlama dilinin en güncel ve stabil versiyonlarından biri olan 3.7 versiyonu kullanılmıştır. Ayrıca veri işleme, makine öğrenmesi metodlarının algoritmaları ve veri görselleştirme işlemleri için dünyada en çok kullanılan "numpy", "sklearn" ve "tensorflow" kütüphanelerinden yararlanılmıştır. Her bir makine öğrenmesi, metodu aynı veri ile çalışan, ayrı birer proje şeklinde hazırlanacaktır. Böylece metodların birbiriyle kıyaslanması, verimliliğin daha doğru bir şekilde ölçülmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, birçok web sitesinin ve sağlayıcılarının kullanabileceği, web sitesinin ve trafiğin türünden bağımsız olarak çalışabilen bir uygulama oluşturulmaktadır. Bu sayede web siteleri maddi kayıplardan ve itibar kaybından korunarak, müşterilerine kesintisiz hizmet sağlayabileceklerdir.

AnomalilerMakine öğrenmesiSiber saldırı+1
Çağlar Ababay
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gözetim videolarında anomali tespit yöntemlerinin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi

Kameralar ile oluşturulan veriler çeşitli sebepler ile analize ihtiyaç duymaktadır. Bunlardan en önemlisi güvenlik sebebidir. Videolarda gerçekleşen istenmeyen ve nadir durumda olan olaylar anomali olarak nitelendirilir. Videolarda anomalilerin tespiti için son yıllarda oldukça fazla yöntem ve yaklaşım önerilmiştir. Çalışmaların çoğu doğruluk bazında yapılmış olsa da, uygulanabilirlik de önem arz etmektedir. Karmaşık mimariler ile mükemmele yakın doğrulukta performans elde etmek mümkün iken, ilgili mimarilerin karmaşıklığı arttıkça bellek ve işlem gücü ihtiyacı da artmaktadır. Bu durum gerçek hayatta uygulanabilirliğini azaltmaktadır. Bu çalışmanın amacı, görece olarak daha basit, literatürde sıkça kullanılan otokodlayıcı tabanlı mimariler ile iki yaklaşımın incelenmesidir. Bu yaklaşımlar ham veri yaklaşımı ve optik akış yaklaşımıdır. Ham veri yaklaşımında görüntü verileri direkt olarak eğitim ağına alınarak, görüntülerin uzay-zamansal öznitelikleri ile anomali tespiti yapılmaktadır. Optik akış yaklaşımında ise iki video karesi arasındaki değişimden optik akış özniteliği hesaplanarak mimariye girdi olarak alınmaktadır. Böylece hareket bazlı anomali tespiti yapılmaktadır. Çalışma üç farklı veri setinde ve üç farklı mimari ile test edilen iki yaklaşımdan hangisinin daha iyi olduğu sorusuna cevap aramaktadır.

AnomalilerBilgisayarlı görüntülemeOtokodlayıcılar+1
Cem Çetinkaya
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Identification of ship route anomalies on AIS data using DBSCAN algorithm

Maritime is frequently used for purposes such as trade, fishing and transportation. As the intensity of use increases, the safety of maritime transportation becomes an important issue. For this reason, the positions of the ships are constantly monitored by the AIS system. AIS data includes information such as the location of the ship, the type of ship, speed, and destination port. Although AIS data is aimed to be collected regularly, it may not always be recorded properly due to system errors and GPS errors. In the analyses made, firstly, erroneous data was removed and properly recorded data were obtained. An algorithm has been developed that estimates the journey times of passenger ships with the cleaned data. From the beginning of the journey, the ship is expected to travel the same route at the same time. For this reason, the journey is divided into 10-minute segments. All experiments are applied on segment based in whole thesis. DBSCAN algorithm was used for anomaly detection. The results obtained are called possible anomalies. Possible anomaly situations were examined with weather conditions and the effect of weather on travel times was examined. Weather data is obtained based on location via OpenWeatherMap. The data includes information such as wind speed, temperature, cloud rate. As a result, it has been observed that the weather conditions have an effect on the ship's journey times. It has been determined that 45% of possible anomaly points are due to wind speed. It is aimed that all experiments can be easily repeated by people who will do similar research. For this purpose, a Jupyter Notebook was prepared and shared as open source. All analysis were divided into 10 different functions. By following these steps, it was ensured that the analyses could be repeated.

AnomaliesShipsAutomatic identification+1
İhsan Buğra Coşkun
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

İç kulak anomalisi olan koklear implantlı bireylerde intraoperatif objektif test bulguları

Bu çalışmanın amacı; iç kulak anomalisi olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarında intraoperatif objektif test sonuçlarının karşılaştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya yaşları 1-10 arasında değişen, çalışma grubu için iç kulak anomalisine sahip 16, kontrol grubu için de iç kulak anomalisine sahip olmayan 13 koklear implantlı kulak dâhil edilmiştir. Bireyler, radyolojik ve odyolojik değerlendirmeler sonrasında iç kulak anomalisi belirlenmiş olan, koklear implant konseyi kararı sonrasında, iç kulak yapıları Medel marka intrakoklear elektrotlara uygun olan bireyler arasından iç kulak anomalisi ve normal kokleaya sahip olan bireyler, cinsiyet ve sosyal seviye farklılıkları gözetilmeksizin dahil edilmiştir. Uygulanan implantasyon cerrahisi sonrasında, rutin intraoperatif odyolojik test bataryası yapılmış kişiler yer almaktadır. Bu protokolde, koklea içine KBB cerrahı tarafından yerleştirilen, elektrotun bütünlüğü hakkında bilgi veren telemetri ve impedans ölçümü, e-SRT ölçümü, Medel yazılımında yer alan ART işleminin otomatik versiyonu, A-ART uygulanmış, e-CAP ölçümü yapılmıştır. Son olarak, e-ABR ölçümleri yapılmıştır. Kontrol grubunda, e-SRT ve A-ART elde edilme oranı, çalışma grubuna göre daha yüksektir. Çalışmada aynı zamanda e-ABR eşiklerinin iki grup arasında farklı latans süreleri ayrıca elektrotlarda yapılan ölçümlerde farklı şiddet seviyelerinde önemli ölçüde farklılık elde edilmiştir. e-ABR V.dalganın elde edilmesinde, latans süreleri açısından çalışma grubu ve kontrol grubu arasında farklılık olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, özellikle pediatrik grup olmak üzere iç kulak anomalisi olan koklear implantlı bireyler için objektif test teknikleri önem kazanmakta olup bu çalışma iç kulak anomalisi olan koklear implant grubu için e-ABR'nin, e-CAP veya e-SRT'den daha güvenilir bir ölçüm olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Koklear İmplant, İç Kulak Anomalisi, İntraoperatif görüntüleme, e-ABR

AnomalilerKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+3
Figen Gündüzer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebeklerde konjenital malformasyon sıklığı

Konjenital malformasyon veya doğum kusuru, doğumda mevcut olan, genetik olarak kalıtsal olabilen, gebelik sırasında edinilmiş veya doğumdan kaynaklanan yapısal veya işlevsel herhangi bir anormallik olarak tanımlanır. Konjenital malformasyonlar yenidoğan ve çocukluk çağı ölümlerinin, kronik hastalıkların ve morbiditenin en önemli nedenlerinden birini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatarak tedavi gören olgularda konjenital malformasyonları tanımlamak, sıklığını saptamak ve etiyolojide etkili olabilecek faktörleri araştırmaktır. 1 Ekim 2017 – 15 Ekim 2021 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan 4860 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Bu vakalar arasında malformasyon sıklığı %8.7 olarak saptandı. Organ sistemlerine göre malformasyonların dağılımına bakıldığında en sık etkilenen sistem kardiyovasküler sistemdi (%23,8). Bunu sırayla santral sinir sistemi (%21,6), genitoüriner sistem (%17,7), gastrointestinal sistem (%12,5), baş-boyun-yüz (%11,5), kas-iskelet (%7) ve solunum sistemi (%6) anomalileri izledi. En sık saptanan izole anomali ise hidronefrozdu (%11,5). Çalışma kapsamına giren olgularda ayrıca; cinsiyet, anne-baba akrabalık durumu, anne yaşı, antenatal tanı alıp almadığı, gebelik haftası, doğum ağırlığı, doğum şekli, fetüs sayısı, gebelik sayısı, eşlik eden sendromlar, maternal hastalıklar, maternal ilaç, sigara ve madde kullanımı, gebelik öncesi ve gebelikte folik asit replasmanı, önceki gebeliklerde düşük, malformasyon ve ölüm hikayesi, malformasyonlu bebeklerdeki ölüm oranı, malformasyonun tipi, tekli/çoklu oluşu araştırıldı, bu parametreler arasındaki ilişki arandı. Çalışma sonucunda, idrar yolu enfeksiyonu geçiren gebelerin bebeklerinde GÜS malformasyonları ve Covid-19 enfeksiyonu geçiren gebelerin bebeklerinde santral sinir sistemi malformasyonlarının görülmesi göze çarpmaktaydı. Ayrıca preterm bebeklerde kardiyovasküler ve gastrointestinal sistem anomalilerinin ortaya çıkması ve solunum sistemi malformasyonlarının ise yüksek oranda ölümle sonuçlanması diğer öne çıkan bulgular arasındaydı. Genel olarak konjenital malformasyon sıklığının belirlenmesi ve etiyolojide etkili olabilecek faktörlerin saptanıp buna göre önlemler alınması gerek morbidite ve mortalitenin azalmasında gerekse toplumların sosyoekonomik refahının artmasında önemli bir rol oynayacaktır.

AnomalilerBebek-yenidoğmuş hastalıklarıBebekler+4
Mustafa Öz
Necmettin Erbakan University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kripto para piyasasındaki volatilitenin davranışsal finans teorisi açısından incelenmesi

Hızla gelişen kripto para piyasası, yenilikçi yapısı ve geleneksel finansal sistemleri bozma potansiyeli nedeniyle son yıllarda büyük ilgi görmüştür. Bu piyasa, güvenli ve şeffaf işlemler sağlayan blokzincir teknolojisine dayanmaktadır. Kripto para birimleri, yüksek getiri beklentisi nedeniyle geniş bir yatırımcı kitlesinin ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada, öncelikle kripto para piyasası için uygun bir volatilite modeli belirlenmiştir. Günlük getiri verileri için uygun model; Bitcoin (BTC) için ARMA(1,0)-EGARCH(1,1), Ethereum (ETH) için ise ARMA(1,0)-GARCH(1,1) olduğu, saatlik getiri verileri için ise hem BTC hem de ETH için ARMA(2,1)-EGARCH(1,1) olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları, kripto para piyasasında negatif şokların pozitif şoklara kıyasla volatilitede daha belirgin bir artışa neden olduğu bir kaldıraç etkisine işaret etmektedir. Belirlenen volatilite yapısına dayalı olarak takvim anomalileri analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, kripto para piyasasında takvim anomalilerinin varlığını ortaya koymakta ve yılın belli aylarında, haftanın belirli günlerinde ve günün belirli saatlerinde potansiyel olarak daha yüksek getiri elde edebileceğini göstermektedir. BTC yatırımcıları en yüksek getiriyi ekim ayında, pazartesi günleri ve 07:00-14:00 ile 19:00-00:00 UTC saatleri arasında elde etmektedir. Buna karşılık, ETH yatırımcıları en yüksek getiriyi nisan ayında, cumartesi günleri ve 19:00-01:00 UTC saatleri arasında elde etmektedir. Aynı zamanda hafta sonları, özellikle pazar günleri daha düşük getirilerle ilişkilendirilmektedir. Çalışma ayrıca, takvim anomalilerin sadece getiride değil aynı zamanda volatilitede de olduğunu göstermektedir. Ocak ayında ve pazartesi günlerinde önemli ölçüde daha yüksek volatilite olduğunu ortaya koymuştur. Şangay ve Sidney Borsa'nın işlem gördüğü saat aralığı BTC üzerinde en fazla etkiye sahipken, ETH için ise New York Borsası'nın işlem gördüğü saat aralığı önemlidir. Cross-Sectional Standart Deviation (CSSD) ve Cross-Sectional Absolute Deviation (CSAD) modellerinden elde edilen sonuçlar, kripto para piyasasında belirli bir sürü davranışının gözlenmediğini ortaya koymaktadır.

AnomalilerBitcoinBlok zinciri sistemi+6
İbrahim Korkmaz Kahraman
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

F/K oranı ve firma büyüklüğü anomalilerinin bir arada ele alınarak portföy oluşturulması ve bir uygulama örneği

Etkin Piyasa Hipotezine aykırı olan Fiyat/Kazanç ve firma büyüklüğü anomalileri tek tek ele alınarak portföy oluşturulduğunda, yüksek ortalama getiriler sağlanabileceği birçok araştırmada gözlemlenmiştir. Eğer F/K oranı etkisi ve büyüklük etkisi birbirinden bağımsız ise piyasa değeri düşük firmalar ve düşük F/K oranı aynı anda kullanılarak oluşturulan portföylerin yüksek getirilen arttırabileceği varsayılabilir. Bu amaçla 01/01/1995 - 31/12/2000 dönemini kapsayacak şekilde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 'nda işlem gören hisse senetlerine ait F/K oranları, firma büyüklüğü ve ek olarak sistematik risk değerleri dikkate alınarak örnek bir uygulama yapılmıştır. İlk olarak F/K oranlarının kontrolünden sonra, farklı firma büyüklüğüne sahip portföylerin ortalama getirilen ve performansları karşılaştırılarak, büyüklük etkisinin varolup olmadığı araştırılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde özellikle düşük F/K oranı, yüksek sistematik risk değeri ve düşük firma büyüklüğüne sahip olan (DYD) portföyünün dikkati çektiği ve firma büyüklüğü etkisinin varlığını sürdürdüğü görülmüştür. Benzer çalışma firma büyüklüğü değerleri kontrol edildikten sonra farklı F/K oranına sahip portföyler için de yapılmış ancak düşük F/K oranını destekleyen sonuçlara ulaşılamamıştır. Ayrıca her bir portföy için oluşturulan regresyon modelleri incelendiğinde; portföylere ait sistematik risk, standart sapma ve IMKB 100 Endeks getirişinin portföy getirilerini açıklamada önemli bir payının olduğu bulunmuştur. Ek olarak modellerdeki bağımsız değişkenlerin birbiriyle ilişkili olduğunu gösteren Çoklu Bağlantı sorunun olduğu gözlemlenmiş ve Farrar-Glauber Testi' nden elde edilen sonuçlarla modellerde değişiklik yapılmıştır.

AnomalilerBorsaFirma büyüklüğü+6
Feride Hayırsever Baştürk
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT) ile torakal aortik varyasyonlarının değerlendirilmesi

Amaç: Torasik aortun konjenital varyasyonları, klinik olarak sessiz olabilen veya özellikle tam vasküler halkalarla ilişkili olduğunda solunum veya özefagus semptomları ile ortaya çıkabilen çeşitli malformasyon alt gruplarını içerir. Bu varyasyonlar izole olabilir veya diğer konjenital kalp hastalıkları ve kromozomal anormallikler ile ilişkili olabilir. Görüntüleme, bu anomalilerin saptanmasında önemli bir rol oynar ve böylelikle preoperatif torasik cerrahi yönetiminde doğru kararlar vermede çok yardımcı olur. Torasik aort anomalileri, karotis stent prosedürleri dahil olmak üzere endovasküler operasyonun teknik zorluğunu ve nörolojik komplikasyon riskini artırabilir. Torasik aort anatomisinin bilgisi ve torasik aort anomalilerinin teşhisi, doğru cerrahi planlamasına izin verir ve olası komplikasyonları önlemeye yardımcı olur. Torasik aortun konjenital anormallikleri, embriyonik faringeal ark sisteminin bir veya daha fazla bileşeninin anormal gelişiminden kaynaklanan geniş bir varyasyon ve anomali yelpazesi sunar. Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT), torasik aorta ve dalları ile trakea ve özefagus arasındaki ilişkisi hakkında bilgi vererek ameliyat öncesi cerrahi planlamaya yardımcı olur. ÇKBT son zamanlarda torasik aort anormalliklerinin değerlendirilmesinde birincil tanı yöntemi haline gelmiştir. ÇKBT kullanımının üstünlüğü, yöntemin aynı çalışmada aortik ark anomalilerinin ve bitişik olduğu organlarla mekansal ilişkilerinin değerlendirilmesini sağlayan invaziv olmayan bir teknik olmasıdır. Bir radyoloğun ana rolü, bu anormallikleri tanımak ve daha da önemlisi, trakea ve özefagusun yüksek kompresyon riskini gösteren görüntüleme özelliklerini araştırmaktır. Yöntem: Retrospektif olarak 64 kesitli çok dedektörlü BT tarayıcılarından birini kullanarak elde edilen 2978 hastanın görüntülerine baktık. ÇKBT, 64 kesitli çok dedektörlü BT tarayıcılar (LightSpeed VCT, GE Healthcare, Waukesha, WI, ABD) x kullanılarak yapıldı. Tarama parametreleri 250 mA tüp akımı; 0.75 sn tüp dönüş süresi; 120 kVp tüp voltajı; 5 mm kesit kalınlığı; ve 20 cm görüş alanı idi. Bulgular: Toplam 2978 hasta analiz için araştırıldı. Bu hastaların yaş ortalaması 52,60 ± 6,24 ve % 60.54'ü kadındı. Kadınlarda (% 25,76, n = 279) Erkeklere (% 20,63, n = 391) göre daha fazla sıklıkta izlendi. 2978 çalışmamızın toplam analizinde, toplam 670 (% 22,50) hastada çeşitli torasik aort anomalileri saptandı. En yaygın varyant, innominat ve sol karotis kommunis arterin ("bovine" ark) ortak bir kökten çıkmasıydı (% 13.76, n = 410). Bu varyasyonu 220 erkek (% 11.60) hastada ve 190 kadın (% 17.54) hastada tespit ettik. İkinci en yaygın olanı % 5.37 insidansla vertebral arter orjinli varyasyonlardı (n = 160). Bu varyasyonda, sol vertebral arter direkt aort arkından çıkar. Bu varyasyonu 110 erkek (% 5.80) ve 50 kadın (% 4.61) hastada tespit ettik. Üçüncü en yaygın olanı, sol yerleşimli aortik ark ile birlikte aberran sağ subklavyen arter idi. Aberran sağ subklavyen arterin (ARSA) prevalansı % 1.61 idi (n = 48). Bu varyasyonu 27 erkek (% 1,42) ve 21 kadın (% 1,93) hastada tespit ettik. Sonuç: Birçok formda olan torasik aort anomalileri, embriyonik faringeal ark sisteminin bir veya daha fazla bileşeninin anormal gelişiminden kaynaklanır. Torasik aort anomalilerinin spektrum ve görüntüleme özelliklerine aşina olmak, doğru tanı ve sınıflandırma ve cerrahi tedaviye rehberlik etme açısından önemlidir. Bu varyasyonların çoğu asemptomatiktir, ancak bazıları da semptomatiktir ve tedavi edilmesi gerekir. Bu varyasyonların çoğu izole olarak meydana gelir, fakat konjenital intrakardiyak yapısal bozukluklar ve kromozomal bozukluklarla da ilişkili olabilir ve prognoz ve tedavi için önemli etkileri olabilir. ÇKBT ile noninvaziv görüntüleme, bu varyasyonların kapsamlı bir değerlendirmesini sağlar. Bir radyolog olarak, bu varyasyonları bilmek ve raporlarımızda belirtmek zorundayız. Anahtar Kelimeler: Torasik Aort Anomalileri, Komplet Vasküler Halka, Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi

AnomalilerArterlerGöğüs arterleri+3
Murat Değer
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siber ağlarda anomali tespiti için topolojik veri analizi

Siber ağlar, global yapısı oldukça düzensiz olan, birbirine bağlı birçok birimden oluşan karmaşık sistemlerdir. Netflow verileri ile temsil edilen siber ağların graf gösterimleri ve graf algoritmaları ile elde edilen sonuçlar bu ağların güvenliği için oldukça önemlidir. Tez çalışmamız, bir siber ağda anomali tespiti için graf teorisi yardımı ile kurulan simpleks kompleksler üzerinden topolojik veri analizi yöntemi sunmaktadır. Bu yöntem, siber ağın kalıcı homolojilerini hesaplayarak, elde edilen barkodlar arasında bir benzerlik ölçümünün kullanılmasına dayanmaktadır. Bu ölçüm ile ağda anomali durumları tespit edilecek ve mevcut saldırı durumu için gerekli önlemler alınabilecektir. Ayrıca, veri analizi için bir temel olacak bu yöntem farklı disiplinlerce de kullanılabilir.

AnomalilerAğ güvenliğiFiltreleme+2
Alısh Guluzade
Muğla Sıtkı Kocman University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İdrar yolu enfeksiyonu geçiren yenidoğan bebeklerinson 6 yıllık retrospektif değerlendirilmesi

Amaç: İdrar yolu enfeksiyonu (İYE) yenidoğan döneminde sık rastlanan enfeksiyonlardan biridir. Hastaların erken tanı alması uzun dönemde İYE ile ilişkili komplikasyonları da önleyebilir. Çalışmamızda yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) İYE tanısıyla izlenen bebeklerdeki klinik ve laboratuvar bulguların gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmada Ocak 2015-Ocak 2021 tarihleri arasında YYBÜ'de İYE tanısı ile yatırılarak izlenen bebeklerin dosyaları geriye dönük incelendi. Hastaların demografik özellikleri, fizik muayene bulguları, laboratuvar değerleri, görüntüleme sonuçları, tedaviye yanıtları ve poliklinik izlem sonuçları değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 85 geç pretem ve term bebek alındı. Olguların ortalama gebelik yaşı 38.4 ± 1.5, doğum ağırlığı 3212.8±538.7 gram idi. Hastaların 48'i (%56.5) erkek, 66'sı (%77.6) term idi. Ortalama başvuru yaşı 14.6 ± 8.8 gün olup, 12 (%14) bebek hastane kaynaklı İYE tanısı aldı. En sık başvuru nedeni %29.4 oranında sarılık ve %25.8 oranında ateş idi. Olguların idrar tetkikinde %78.8'nde (n=67) piyüri, %11.8'nde (n=10) nitrit, %21.2'nde (n=18) lökosit esteraz pozitifliği vardı. İdrar kültüründe en sık üreyen mikroorganizmalar %12.9 (n=11) oranında Klebsiella spp. ve %11.8 (n=10) oranında E.Coli idi. Hastaların %4.7'de (n=4) antenatal dönemde yapılan ultrasonografide (USG) hidronefroz, %18.8'nde (n=16) postnatal dönemde hidronefroz saptandı. Olguların %20'sine (n=17) voiding sistoüretrografi yapıldı ve bunların %64.7'nde (n=11) üriner sistem anomalisi mevcuttu. Hastaların %11.8 (n=10) dimerkaptosüksinik asit sintigrafisi çekildi ve bunların ikisinde renal skar, ikisinde ise unilateral displastik böbrek olduğu saptanmıştır. Sonuç: İYE yenidoğanda sarılık, ateş, kilo almama, beslenme bozukluğu gibi spesifik olmayan bulgular verebilir. Bu bulgular varlığında bebekler İYE açısından değerlendirilmelidir. İYE geçiren tüm infantlara USG çekilmeli, gerekirse ileri incelemeler yapılmalıdır. Hastaların tedavi sonrasında da yakın izleme alınarak takip edilmesi önemlidir. Anahtar kelimeler: İdrar yolu enfeksiyonu, yenidoğan, hidronefroz, renal anomali

AnomalilerBebek-yenidoğmuşBebekler+4
Gulshan Humbatova
Muğla Sıtkı Kocman University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İn-vitro fertilizasyon uygulanan polikistik over sendromu tanılı hastalarda, serum anti-müllerian hormon ve androjen düzeylerinin müllerian anomali sıklığı ve gebelik sonuçları üzerine etkisinin araştırılması

AMAÇ: Çalışmamızın amacı in-vitro fertilizasyon uygulanan Polikistik Over Sendromu (PCOS) tanılı hastalarda, serum Anti-Müllerian Hormon (AMH) düzeylerinin Müllerian anomali sıklığı ve gebelik sonuçları üzerine etkisinin araştırılmasıdır. GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmamıza, 14/10/2020 tarihinden itibaren, Bursa Uludağ Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Üremeye Yardımcı Tedaviler Merkezi'ne başvuran, PCOS ve açıklanamayan infertilite tanılı hastalara ait IVF siklusları dahil edildi. Tüm hastaların demografik verileri, sistemik hastalık, hirsutizm, alopesi gibi hiperandrojenizm bulguları, FSH, LH ve estradiol düzeyleri, serum AMH düzeyleri, transvajinal USG veya histerosalpingografi ile saptanmış uterin anomalileri, siklus verileri; buna ek olarak PCOS tanılı hastaların DHEA-S, Total Testosteron, Serbest Testosteron, Androstenedion ve 17-OH Progesteron düzeyleri kaydedildi. Hastaların gebelik sonuçları, perinatal sonuçları ve komplikasyonları, doğum şekilleri, yenidoğan APGAR skorları analiz edildi. Sonuçlar açıklanamayan infertilite tanılı kontrol grubu ile karşılaştırıldı. SONUÇLAR: PCOS ve açıklanamayan infertilite grubu arasında uterin anomali insidansı açısından anlamlı farklılık saptanmadı. Subgrup analizine bakıldığında uterin anomali saptanan PCOS grubunda (n=6), yine uterin anomali saptanan açıklanamayan infertilite grubundaki hastalara (n=6) kıyasla serum AMH değeri istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksekti (p=0,002). PCOS grubunda ortalama AMH değeri 8,39 (1,97- 23,47) ng/dl iken, kontrol grubunda 2,92 (1,1-8,59) ng/ dl olarak saptandı(p=0,002). PCOS grubunda 33 hastanın 6'sında (%18,2) hastada uterin anomali saptandı. Açıklanamayan inferilite grubunda ise 50 hastanın 6'sında (%12) uterin anomali saptandı. PCOS grubunda klinik gebelik, abortus ve canlı doğum istatistiksel olarak anlamlı biçimde açıklanamayan infertilite grubuna oranla daha yüksek saptandı. TARTIŞMA: Bu çalışma, PCOS hastalarında serum AMH ve androjen düzeylerinin Müllerian anomali sıklığı üzerine etkisinin değerlendirildiği ilk prospektif çalışmadır. Uterin anomali saptanan PCOS grubunda, kontrol grubuna kıyasla AMH düzeyleri istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek saptanmıştır. PCOS grubunda rezorpsiyon anomalisi oranı yüksek bulunmuştur. Serum androjen düzeyleri ile korelasyon saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: CONUTA, PCOS, AMH, Uterin Anomali

AndrojenlerAnomalilerAntimüllerian hormon+6
Özge Albayrak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Davranışsal finans ve anomaliler: BIST üzerine bir analiz

Davranışsal iktisat teorisi günümüzde rasyonel ve mekanik birey anlayışı yerine sınırlı rasyonel bireyi ifade eden gerçekçi birey yaklaşımını ortaya çıkarmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda da bireylerin geleneksel iktisat modelindeki insan tanımına uymadığı saptanmıştır. Öte yandan davranışsal iktisat alanında yapılan çalışmalar ise insana özgü faktörlerin karar verme sürecinde etkili olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı; Bist-100 getiri fiyat dolar endeksindeki volatilitelerin sebebini davranışsal finans açısından açıklamak ve yatırımcıların karar verirken nasıl davrandıklarını tespit etmektir. Çalışma da bu konu üzerine, 2008 – 2021 yılları arasında Bist-100 fiyat dolar endeksi bağımlı değişken, CDS, RİSE, VIX ve reel TL faiz oranı bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Analizlerde sırasıyla birim kök testleri, ARDL sınır testi ve Toda Yamamoto nedensellik testi uygulanmıştır. Sonuç olarak, finansal kararların bireyler için karmaşıklık ve belirsizlik içerdiği gözlemlenmiştir.

AnomalilerBorsa İstanbulDavranışsal finans+4
Büşra Karademir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması

Başlık: Trizomi 8 anomalisine sahip AML ve MDS olgularında IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarının araştırılması Amaç: Bu çalışma ile; izole trizomi 8 anomalisi saptanan AML ve MDS tanılı olgularda, IDH1 ve IDH2 genlerindeki mutasyonlar araştırılmıştır. Buna bağlı olarak ilgili genlerin mutasyonel durumunun; görülme sıklığı trizomi 8 ile ilişkisi ve klinik heterojeniteye olan katkısının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Konvansiyonel ve moleküler sitogenetik analizlerle izole trizomi 8 anomalisi saptanan 23'ü AML, 22'si MDS tanılı olmak üzere 45 hastada; IDH1 ve IDH2 genlerinin 4. eksonlarında IDH1 için R132, IDH2 için R140 hotspot mutasyonlarının analizi Real- time PCR yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı olgularda IDH1 ve IDH2 gen mutasyonlarına yönelik gerçekleştirilen Real- time PCR çalışmamızın sonucunda; çalışmaya dahil edilen 1 AML ve 1 MDS tanılı olmak üzere 2 hastada yalnızca IDH1, MDS tanılı 1 hasta da ise yalnızca IDH2 geninde heterozigot mutasyon varlığı saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi tanılı 1 hastada ise ilgili genlerin her ikisinde de heterozigot mutasyon saptanmıştır. Akut miyeloid lösemi ve MDS tanılı hastalarda +8 anomalisinin IDH1 ve IDH2 mutasyonlarının birlikte saptanması açısından aralarındaki ilişki, mutasyon saptanan hasta sayısının az olması sebebiyle istatistiksel olarak değerlendirilememiştir. Sonuçlar: Elde edilen veriler AML ve MDS olgularında +8 ile IDH1/2 mutasyonlarının birbirine eşlik etmediğini destekler niteliktedir. Ancak mutasyon saptanan olgular klinik verileriyle birlikte değerlendirildiğinde, ilgili gen mutasyonlarının ağır seyreden prognoz ve AML'de tedavi direnci ile ilişkili olabileceğini düşündürmüştür. Çalışmamızın sonucunda trizomi 8 saptanan AML ve MDS olgularında IDH1/2 mutasyonlarının olumsuz prognostik etki gösterdiğine dair bilgilerin kesin olarak ortaya koyulabilmesi için daha fazla vakada ilgili gen mutasyonlarının araştırılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır.

AnomalilerGenlerLösemi+6
Tuğçe Pınar Köseoğlu
Eskişehir Osmangazi University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Major ve/veya yapısal anomalili fetuslarda tüm ekzom analizinin (WES) tanı koyma gücünün retrospektif olarak değerlendirilmesi

Prenatal WES analizi, 2016 ve sonrasında literatürde daha sık olarak yer almaya başlayan, farklı katılımcı sayıları ve farklı fenotipik bulguları olan olgular üzerinde çalışılan ve dolayısıyla tanı koyma gücü literatürde değişen oranlarda olup %15-%42 arasında değişen gelişmeye açık bir prenatal genetik tanı yöntemidir. Şuana kadar literatürde bildirilen yayınlar, akraba evliliği prevelansının düşük olduğu toplumlarda ve pozitif aile öyküsü oranı düşük olan olgularla yapılan çalışmalarken, çalışmamız popülasyon özellikleri gereği, %50'sinde ebeveynler arası akrabalığın mevcut olduğu ve %25'inde pozitif aile öyküsü bulunan 20 olgu ile oluşturulmuş ve takibinde olguların postnatal değerlendirmelerinin yapıldığı literatürdeki ilk örneklerdendir. Çalışmamızda, kliniği açıklayacak kromozomal anomalilerin ekarte edildiği 20 olgunun 9'unda tüm ekzom sekanslama ile fetal fenotipi açıklayacak genetik etiyoloji bulunarak, prenatal tüm ekzom sekanslama analizinin tanı koyma oranı %45 olarak bulunmuştur. Ebeveynler arası akrabalık ve ailelerdeki benzer etkilenimli birey oranlarnın yüksek olması nedeniyle, tanı koyma oranının literatür ortalamasından yüksek saptandığı düşünülmüştür. Farklı sistem ve organ tutulumları olan fetuslar bulgularına ve sistem tutulumlarına göre sınıflandırıldığında, WES analizinin tanı koyma gücünün en yüksek olduğu grubun, fetal akinezi, santral sinir sistemi anomalisi ve iskelet sistemi tutulumları olduğu görülmüştür. Ek olarak literatürdeki yüksek sporadik oranların aksine, çalışmamıza dahil edilen, posterior ensefaloselli olguların tümünün sendromik olduğu ve monogenik genetik etiyolojilerle oluştuğu gösterilerek, ensefaloselli olgularda prenatal tüm ekzom sekanslama çalışmalarının planlanmasının önü açılmıştır. Çalışmamız, bilindiği kadarıyla Türk toplumunda çalışılan ilk prenatal ekzom sekanslama çalışmasıdır. Sonuçlar ile, akraba evliliğinin yaygın olduğu toplumumuzda, ekzom sekanslamanın tanı gücü ortaya konulmuş ve toplulumuzdaki uygulanabilirliği sorgulanmıştır. Ek olarak yüksek novel varyant oranı ile, nadir sendromlardaki tanımlanmış varyant oranlarının arttırılması sağlanmıştır.

AnomalilerEkzom dizilemeFetüs+3
Ezgi Susam
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Study possible correlations among solar activities, geomagnetic storms, radon gas, ionospheric and atmospheric anomalies with some earthquakes

This study examined the variations of soil air radon gas concentration measured by an AlphaMETER-611 detector at 100 cm depth in Gebze station- Türkiye from 01-01-2006 to 01-04-2008. The main objective was to detect possible seismically generated radon anomalies after eliminating both normal variations like diurnal and seasonal and meteorological produced variations namely soil and atmospheric temperatures, relative humidity and precipitation. For this purpose, ARIMA, MCS, and forward-MLR were used and they simultaneously detected radon anomalies in 2007 prior to earthquakes. Then, an Actual Feed ARIMA was proposed to improve the predictability of the simple ARIMA model, it was observed that the AFARIMA model was superior ARIMA model in terms of longer Rn anomaly detection as the new approach used the actual data to predict the next forecasted data. Moreover, the previous techniques detected anomalies were confirmed by applying Rn-Rn anomaly detection methods. In 2006 and 2007, anomalies were observed 22 days and 21 days before the earthquakes, respectively. Moreover, another aim was to investigate possible radon-generated anomalies in atmospheric AT and ARH, and ionospheric TEC anomalies before the considered earthquakes due to the possible radon air ionization by applying µ±2σ technique. The observed TEC anomaly at the ista-station inside the preparation zone about three days before the earthquakes in 2006 can be viewed as a possible precursor because it is synchronized with Rn anomalies, and it is observed during a quiet geomagnetic storm and inactive solar activities.

ARIMAAnomaliesAtmospheric gases+3
Hemn Muhammad Salh
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kazançların süreğenliği ve tahakkuk anomalisi: Borsa Istanbul üzerine bir araştırma

Bu çalışmada tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak Borsa İstanbul'da 2005-2012 yılları arasında işlem gören 158 şirketin kazanç ve bileşenlerinin süreğenliği panel veri analizi metodolojisi ile test edilmektedir. Çalışmanın sonuçları, Borsa İstanbul'da kazançların süreğen olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, kazançların süreğenliği üzerinde kazancın toplam tahakkuk bileşeninin nakit akımı bileşenine göre etkisi daha azdır. Bu duruma esas olarak kazancın anormal tahakkuk bileşeni neden olmaktadır. Çalışmada ikinci olarak ise, hisse senedi fiyatlarının, kazancın nakit akımı ve tahakkuk bileşenlerinin içerdiği gelecek dönem kazançları ile ilgili bilgileri doğru olarak yansıtıp yansıtmadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, Mishkin ve hedge portföy testleri uygulanmaktadır. Mishkin ve hedge portföy testi sonuçları, Borsa İstanbul'da kazanç ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığını ortaya koymamaktadır. Diğer taraftan, ilgili örneklemden zarar eden şirketlerin çıkartılmasıyla toplam tahakkuk ve bileşenlerinin hatalı fiyatlandığı bir başka ifadeyle tahakkuk anomalisinin Borsa İstanbul'daki varlığı gösterilmektedir. Yatırımcılar, kar eden şirketlerin toplam tahakkuklarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri işlem stratejisinden %18,58'lik bir anormal getiri elde etmektedir. Bu sonuçlar, Borsa İstanbul'un yarı-güçlü formda etkin olmadığı anlamına gelmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular yatırımcılar, hisse senedi analistleri ve araştırmacılar açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazanç, Nakit Akımı, Tahakkuklar, Kazançların Süreğenliği, Tahakkuk Anomalisi, Hatalı Fiyatlama, Piyasa Etkinliği

AnomalilerBorsaBorsa İstanbul+7
Nasıf Özkan
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Gelişimsel venöz anomaliye eşlik eden flair hiperintensiteleri ile MRG bulgularının ilişkisi

Gelişimsel Venöz Anomali (GVA) benign bir vasküler malformasyondur. Komşuluğundaki beyaz cevherde FLAIR sekansında hiperintensite daha önce tanımlanmış bir bulgudur. Farklı teoriler olsada bu hiperintensitelerin niye meydana geldiği net değildir. Bu çalışmada GVA ların sahip oldukları morfolojik bulgularla FLAİR hiperintensite varlığı arasındaki ilişkiye bakarak hiperintensite oluşumunu etkileyen faktörler hakkında bilgi sahibi olmayı amaçladık. Materyal-Metod Çalışmaya 84 adet GVA tanısı alan vaka dahil edildi. Çalışmaya konvansiyonel MRG sekanslarına ek olarak DuAG yada postkontrast T1A sekansları olan hastalar dahil edildi. Hastalar GVA çevresinde FLAIR incelemede hiperintensite var FLAIR (+) ve yok FLAIR (-) olmak üzere iki gruba ayrıldı. FLAIR (+) grupta 24 hasta FLAIR (-) grupta 60 hasta vardı. GVA lokalizasyonları, drene oldukları venöz sistem, toplayıcı ven çapı, toplayıcı ven uzunluğu, GVA yerleşim derinliği ve hasta yaşları her iki grup için karşılaştırıldı. Bulgular İstatiksel değerlendirmede gruplarla değişkenlerin ilişkisine bakıldığında lokalizasyon, drene oldukları venöz sistem, derinlikleri ve toplayıcı ven uzunluğu açısından gruplar arasında fark saptanmadı. Gruplar arasında toplayıcı ven çapı ve yaş açısından anlamlı fark vardı. Sonuçlar Çalışmamızda toplayıcı ven çapı ve hasta yaşı ile saptanan ilişki hiperintensite oluşumu ile venöz konjesyon ilişkisini desteklemektedir. Çap ve yaşın ilişkisi venöz konjesyon derecesi ve süresi ile beyaz cevherde meydana gelen değişiklik arasında korelasyon olduğunu düşündürmektedir.

AnomalilerArteriovenöz malformasyonlarManyetik rezonans görüntüleme
Bahruz Hasanov
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Döviz piyasasında aşırı tepki anomalisinin ölçülmesi

Geleneksel finans; insanların her zaman rasyonel kararlar aldıkları, geleceğe ilişkin beklentilerinde önyargılı olmadıkları ve piyasaların etkin olduğu varsayımları üzerine geliştirilmiştir. Bu nedenle, geleneksel finans teorilerinde, insanların rasyonel davranması gerektiği için insan psikolojisinin hiçbir önemi yoktur; insan davranışı mekaniktir. Ancak ampirik çalışmalarda bu varsayımlarla çelişen sonuçlar belirlenmiş ve bireylerin belirsizlik ve risk altında her zaman rasyonel davranamayacakları gözlemlenmiştir. Bireylerin bu mantıksız davranışlarını açıklamak için başta psikoloji olmak üzere sosyolojinin katkılarıyla yapılan çalışmalar sonucunda "Davranışsal Finans" literatürdeki yerini almaya başlamıştır. Bireyler gelecekle ilgili beklentilerinde duygu, eğilim, önyargı gibi psikolojik faktörlerden etkilenmekte ve yatırımlarını bu etki altında şekillendirmektedir. Davranışsal finans, bireylerin davranışsal eğilimlerini de dikkate alarak modeller oluşturarak geleneksel finansın açıklayamadığı piyasa anomalileri yaratmaktadır.

AnomalilerAşırı tepki verme hipoteziDöviz kuru+4
Moustapha Issa Moumın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

İlgili konular