Antik şehirler

56 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Turizm planlamasında bir antik kentten yerel beklentiler; Tyana alan araştırması

Tyana antik kenti geçmişten bugüne birçok uygarlığa, dine ve insanlığa ev sahipliği yapmıştır. Fakat günümüze kadar yapılan çalışmalarda Tyana'nın sahip olduğu kültürel miras değeri yeterince ortaya çıkarılmamıştır. Turizmde önemli bir konuma sahip olan Tyana antik kenti yerel halk tarafından da beklenilen değer ve potansiyeli gösterememektedir. Bu çalışmada Tyana antik kentin çevresinde yaşayan yerel halkın görüşleri ve bakış açısı ile turizme kazandırılması amaçlanmıştır. Araştırma yöntemi olarak röportaj yöntemi kullanılmıştır. Yerel halk ile yüz yüze görüşme sağlanmış ve röportajların analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları bulgular kısmında verilmiştir. Sonuçlara bakıldığında yerel halkın Tyana antik kentini yeterince tanıtılmadığı ve turizme kazandırılmadığından mağdur olduğu kanısına varılmıştır.

Antik şehirlerKültürel turizmTurizm+3
Esra Polat
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik

Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.

Antik şehirlerArkeolojik alanlarBizans Dönemi+7
Mehmet Cihangir Uzun
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Amorium Kazıları Büyük Mekân maden buluntuları

Bu çalışmada, Amorium Antik Kenti "Büyük Mekân" kazılarında ele geçmiş maden eserler konu edilmiştir. Amorium, M.Ö. 2000'li yıllardan itibaren Hitit, Frig, Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz yerleşim görmüş antik kenttir. Kent, Yukarı Şehir ve Aşağı Şehir olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Amorium'da ilk bilimsel çalışmalar, 1987 yılında Prof. Dr. R. Martin Harrison tarafından bir yüzey araştırması ile başlamıştır. Prof. Harrison 1988 - 1992 yılları arasında kentte kazı çalışmaları gerçekleştirmiştir. "Amorium Kazıları Projesi" ile 1993-2009 yılları arasında Dr. Chris S. Lightfoot tarafından devam ettirilmiştir. Kentteki kazı çalışmaları 2014 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Doç. Dr. Zeliha Demirel Gökalp'in kazı başkanlığında sürdürülmektedir. "Büyük Mekân", Aşağı Şehir Kilisesi'nin kuzeyinde, sit alanının neredeyse tam ortasında yer almaktadır. 1996-2008 yılları arasında, alanda gerçekleştirilmiş olan kazılarda MS. 6.-9. yüzyıllara tarihlenen bir Bizans Hamamı ortaya çıkartılmış ve ayrıca bu alanın, kentin önemli bir şarap üretim merkezi olduğu anlaşılmıştır. Büyük Mekân kazılarında bulunan demir, bronz ve kurşun malzemeden oluşan 217 adet parça tanımlanmış, türlerine göre sınıflandırılmış ve ele geçtikleri tabakadaki diğer buluntular ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Amorium, Bizans, Büyük Mekân, Maden, Malzeme

AmoryumAntik şehirlerArkeolojik kazılar+5
Berna Yıldırım
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Antik Yunan polislerinin tarihsel oluşum süreci ve yapısal karakteri

Yerleşik yaşama geçişin bir ürünü olan ve Antik Yunan Uygarlığında polis adı verilen kent-devletlerine benzer oluşumlar ilk olarak Yakındoğu'da; Eski Mezopotamya'da site, Eski Mısır'da nome ve Eski Anadolu'da beylik ya da kent-devleti şeklinde farklı isimlerle ve farklı niteliklerde ortaya çıkmıştır. İnsanlık yaşamında şüphesiz atılan en büyük adım olarak nitelendirilebilen yerleşik yaşama geçilmeden önce küçük topluluklar halinde, göçebe bir şekilde yaşayan ve avcılık ile geçinen insanların yaşamları Neolitik Dönem ile birlikte köklü bir şekilde değişmiş ve insan devrim niteliğinde kabul gören yeni bir yaşam şekline kavuşmuştur. Avcı-toplayıcı yaşamdan tarım temelli yerleşik bir yaşama geçiş olan bu yeni yaşamla birlikte göçebe insanın tüm alışkanlıkları değişmiş ve uygarlığın ilk temelleri oluşmaya başlamıştır. Ortaya çıkan bu yeniliklerden en mühimi, insanın bağını, bahçesini ya da tarlasını koruma amaçlı kalıcı yerleşimler kurması, bir arada yaşamaya başlaması ve bunun sonucunda doğal olarak ortaya çıkan küçük yerleşimlerin zamanla kentlere dönüşmesidir. İlk kentler daha ilksel bir ifadeyle ilk yerleşimler Yakındoğu'da ortaya çıkmış ve dünyanın diğer coğrafyalarına da buradan yayılmıştır. Sıklıkla nehir, göl, deniz gibi su kaynakları ve verimli vadiler etrafında konumlanan yerleşimler coğrafyanın sunduğu imkânlar dâhilinde gelişme göstermiştir. Coğrafi imkânlarını lehine kullanmayı başaran yerleşimler zamanla büyümeye, zenginleşmeye başlamış ve bu zenginliğin sonucunda gelen güç faktörü büyük yerleşmeleri kendi kendini yönetebilen, kendi kendine yetebilen bağımsız kent-devletçiklerine dönüştürmüştür. Her birinin kendine has politikası, yönetimi, dini, mimarisi daha genel bir ifadeyle kendi sosyo-politik bir karakteri olan ilk kent-devletleri Yakındoğu uygarlıklarında görülmektedir. Bu uygarlıkların ortaya çıktığı en erken coğrafyalardan biri olan Eski Mezopotamya'da kent-devleti ya da site devleti; uçsuz bucaksız arazinin kontrolünün sağlanamaması, bölgenin sürekli istilalara maruz kalması, coğrafi şartlar nedeniyle uzaktaki toprakların korunamaması ve sürekli ordu beslemenin getirdiği zorluklardan dolayı ortaya çıkmıştır. Mezopotamya'daki site-devletleri tam özerkliğe sahip olan, tarımsal bir temele dayanan ve sosyo-ekonomik merkezini tapınakların oluşturduğu, tapınak merkezli devletçiklerdir. Sıklıkla Eski Mezopotamya'dan sonra ikinci en erken uygarlık olarak kabul edilen Eski Mısır'da, Mezopotamya'daki site-devletine benzeyen ve nome adı verilen bölgesel krallıklar bulunmaktaydı. Aralarında farklılıklar bulunsada, temelde benzer ortak özelliklere sahip olan bu bölgesel krallıkların Mezopotamya'daki site-devletleri gibi, farklı bir yönetim sistemi ve farklı dinsel inanışları bulunmaktaydı. Eski Mezopotamya ve Eski Mısır'da görülen bu krallıkların başka ve benzer bir örneği de, güçlü bir merkezi imparatorluğun bulunmadığı dönemlerde Eski Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Beylik ya da kent-devleti olarak bilinen bu irili ufaklı devletçiklerin her biri kendi bölgesinden sorumluydu ve sıklıkla bölgesel güç üstünlüğünü ele geçirmek amacıyla birbirleriyle mücadele etmekteydi. Aralarında birçok farklılık bulunan bu bölgesel devletçiklerin en önemli ortak özelliği hepsinin güçlü bir merkezi imparatorluğun hâkimiyeti altında birleştirilmesidir. Aynı sonu paylaşan bu bölgesel yönetim merkezlerinin Antik Yunan Uygarlığı'nda ortaya çıkan ve polis adı verilen kent-devletleriyle ayrıldığı en önemli nokta budur. Çünkü polis uzun ömürlü olmayı başarabilmiştir. Antik Yunan'da polis olarak bilinen ve söz konusu uygarlığı sosyal, politik, kültürel, dini, mimari vb. her alanda şekillendiren kent-devletleri, hiçbir çaba gösterilmeksizin, kendiliğinden ve doğanın parçalanmışlığının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkışında coğrafyanın önemli bir yer edinmiş olması, polisin varlığını uzun bir süre devam ettirmesinde tek başına yeterli olan bir etken değildir ve aralarından dağ, tepe vs. gibi engeller bulunmayan fakat buna rağmen birleşmeyen polislerin uzun süreli olmasını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda ele alınması gereken polisin sahip olduğu özelliklerdir. Her polisin sahip olması gereken ve polisi polis yapan üç temel niteliği bulunmaktaydı. Bunlardan ilki kendi yurttaşları ve kendi yasaları aracılığıyla kendi kendini idare etme (autonomia); ikincisi, idari ve ekonomik açıdan kendi kendine yeterlilik (autarkheia) ve üçüncüsü ise bağımsız yani özgür (eleutharia) olmaktı ve bir polis bu niteliklerinden herhangi birini kaybederse polis niteliğini de kaybetmiş olurdu. Birçok anlamı bünyesinde barındıran polis, Antik Yunanlılar için, fiziksel olarak bir kent, politik olarak bir devlet ve sosyal olarak da bir yaşam alanıydı. Bir Yunanlıyı diğerlerinden ayıran, onu biricik ve özel kılan polis, bir Yunanlı için her şey demekti ve o tanrıların Yunanlılara bağışladığı en değerli armağandı. Bu nedenle uygarlığı her alanda şekillendiren polis diğer bölgesel devletlere kıyasla varlığını çok uzun bir süre korumuş ve Eski Yunan uygarlığının bir simgesi haline gelmiştir. Antik Yunan Polislerinin Tarihsel Oluşum Süreci ve Yapısal Karakteri adlı bu çalışmanın amacı; Antik Yunan uygarlığının en önemli birimi olan ve uygarlığa karakterini veren polisin, doğuşundan çöküşüne kadar olan süreçte gerek fiziksel gerek sosyal gerekse politik anlamda geçirdiği dönüşümleri irdelemektir. Bu bağlamda polisi daha iyi anlamak için, polisin öncülleri olan ve polisin her anlamda şekillenmesinde örnek teşkil etmiş olan Bronz Çağı (MÖ. 3.500-2.000) kentlerine yani Minos ve Myken kentlerine değinilmektedir. Ayrıca çalışmada, insanoğlunun yerleşik yaşama geçişiyle başladığı kentleşme ve kentleşmeyle doğan uygarlığın ve devletin farklı coğrafyalarda farklı uygarlıklarda nasıl ortaya çıktığı ve nasıl bir gelişim evresi geçirdiği, bu uygarlıklarda var olan kent-devletleri arasında herhangi bir bağın ya da etkileşimin olup olmadığı incelenmeye çalışılmıştır. Söz konusu amaçlar gerçekleştirilirken konu ile doğrudan bağlantılı temel kaynaklar (antik kaynak ve belgeler, arkeolojik veriler) ve modern literatür detaylı bir şekilde irdelenmeye gayret edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerleşik yaşam, kent, site, nome, Antik Yunan, polis.

Antik YunanAntik şehirlerKent tarihi+3
Defne Yılmazcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Germanicia antik kenti ve mozaikleri

Bu tez kapsamında, son yıllarda ortaya çıkarılan mozaiklerle lokalizesinin Kahramanmaraş İli olduğu kesinleşen Germanicia Antik Kenti ve kentin mozaikleri incelenmiştir. Kahramanmaraş Kenti, Mezopotamya, Suriye ve Anadolu arasında ticaret yolları üzerinde kavşak noktasında bulunmasından dolayı bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Binlerce yıllık kültürel mirası barındıran kentin bu bölgede kurulmasına etken olan jeolojik, jeomorfolojik yapısı, iklimi, bitki örtüsü ayrıca tez kapsamında araştırılmıştır. Bugüne kadar kentin topraklarında yaşamış olan uygarlıklar ele alınarak Roma Dönemi'nde Germanicia adını alan kentin tarihi ortaya konulmuştur. Antik kent M.S. I. yüzyılda kurulmuş olmasına karşın, 4-5. yüzyılda altın çağını yaşamış ve çok geniş bir alana yayılmıştır. Kentin adı antik haritalarda ve bilimsel yayınlarda Kahramanmaraş ve çevresi olarak gösterilmesine rağmen antik kente ait günümüzde ayakta bir kalıntı bulunmaması nedeniyle tam yeri tespit edilmemişti. Ancak son yıllarda ortaya çıkarılan mozaikler ve kalıntılarla Germanicia'nın yerleşim sahasının, bugünkü şehir merkezinin doğusunda yer alan Dulkadiroğlu, Şeyh Adil, Namık Kemal ve Bağlarbaşı Mahallelerinde 146 hektarlık bir alanı kapsadığı tespit edilmiştir. 19 değişik alanda bulunan mozaikler ve kalıntılar, bu tez kapsamında tek tek ele alınarak incelenmiş, mozaiklerin teknik ve ikonografik özellikleri saptanmış, figürlü mozaiklerin resimsel açıdan analizleri yapılmıştır. Tez kapsamında 18 değişik alanda tespiti-tescili yapılan mozaiklerin bulunuş öyküleri ve 2009-2010 yılı müze kurtarma kazıları ayrıntılı olarak ele alınarak bugün kalıntılarının % 80'i tek-iki katlı evlerin, okulların, arsaların altında bulunan Germanicia Antik Kenti'nin sınırları çizilmiştir. Yapıldığı dönemde güç, gösteriş ve zenginlik simgesi olarak Germanicia villalarının tabanlarını süsleyen mozaikler, günümüzde yok olmuş bir kentin yerinin tespitinde kaynak olmuştur. Mozaikler Germanicia Antik Kenti'nin fanuası, florası, sosyal yaşantısı ve kültürü hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamıştır. Tezde ayrıca mozaik sanatı, teknikleri ve tarihi incelenmiştir. Kazılar sonucunda bulunan buluntular ve mozaikler ışığında mozaiklerin yapıldığı dönem ile ilgili tarihlendirme yapılarak mozaikler M.S. 3-5. yüzyıllar arasına tarihlendirilmiştir.

Antik şehirlerGermaniciaKahramanmaraş+1
Ayşe Ersoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kremna antik kenti savunma sistemleri Cilt I

Kremna, Burdur İli, Bucak İlçesi, Çamlık Köyü sınırlarındaki Hacıbağ Mahallesi'nde yer almaktadır. Kent, antik Pisidia Bölgesi'nin dağlık kentlerinden birisidir. Konumu ve savunma yapıları, zapt edilmesi güç kentlerin arasında gösterilmesindeki önemli faktörlerdendir. Bu çalışmada, Kremna'nın savunma sistemleri incelenmiştir. Buna göre kentin savunmasını oluşturan sur duvarları, kule yapıları ve bastionlar ile kapılar ve antik karayolları, ayrı başlıklar altında açıklanarak mimari ve askeri özellikleri yönüyle ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Kentin savunmasını somutlaştırmak için haydut lideri Lydius'un kenti işgalinden sonra Roma İmparatorluğu'nun kenti tekrardan hakimiyetine almak amacıyla kentin batısında askeri mühendislerine yaptırdığı kuşatma alanı ve ilişkili yapılar da çalışmaya dahil edilmiştir. Böylelikle kenti korumak için inşa edilen yapıların geniş bir bakış açısıyla tartışılması ve açıklanması sağlanmıştır. Ayrıca, kentin khorasındaki kırsal yerleşimler ve kırsaldaki alanın güvenliği için yapılmış yapılar incelenerek kent merkezindeki savunma yapıları ile stratejik ilişkileri belirlenmiştir. Bununla birlikte kent ve territoryumundaki yapıların arasında güçlü bir ilişkinin olduğu ve kırsal çevrede hareketli bir siyasi, askeri ve sosyo-iktisadi hayatın sürdüğü anlaşılmıştır. Bu konudaki çalışmalarda Pisidia Bölgesi'nin ve kentin tarihsel olaylarının, kentteki seramik ve metal buluntular gibi arkeolojik bulguların yanı sıra, Anadolu'daki ve Kıta Hellas'taki kentlerin savunma unsurlarının mimari ve askeri özellikleri analojileri yardımı ile incelenerek kentin savunma yapılarının yaklaşık tarihlendirilmesi yapılmıştır. Dolayısıyla Kremna'nın savunma sistemlerinin stratejik ve plan özellikleri ortaya çıkarılmış, kentin savunma olgusunun Hellenistik Dönem'den başlayarak Roma ve Bizans dönemlerine kadar aktif bir şekilde kullanıldığı ve yapısal değişimlere uğramasına rağmen korunduğu sonucuna varılmıştır.

Antik şehirlerArkeolojiArkeolojik alanlar+4
Salih Soslu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antandros örneğinde sunu olarak hydriskoi

Bu tez, Antandros Antik Kenti 2006 yılı kazılarında1 Dereboyu (şimdiki adıyla Sur Sektörü) sektöründe açığa çıkarılmış olan, minyatür hydria buluntularının bir kısmının teknik ve ritüel açıdan incelenmesini amaçlamıştır. İlk bölümde Antandros'un MÖ 8. yüzyıl sonlarından günümüze kadar kısa tarihî çerçevesi çizilmiştir. Henüz yayını yapılmamış olan 2018 kazı sezonu çalışmaları ışığında kentin MÖ 2. binde iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kentin yerleşimcilerinin kimlikleri ve tarihçelerine de değinilmiştir. Diğer taraftan Antandros'un ilk olarak 19. yüzyılda keşfedilmesi ile başlayan araştırma ve çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. İkinci bölümde minyatür hydriaların ele geçtiği Dereboyu I-II sektörleri tanıtılmış, alandaki mimarî ve seramik kalıntılar hakkında bilgiler verilmiştir. Minyatür hydrialar tipolojik olarak incelenmiş, teknik bir değerlendirmeden geçirilmiştir. Sınıflandırma ve karşılaştırmalı analizler sonucunda, MÖ 4.-2. yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılan minyatür hydrialar ve diğer buluntuların, söz konusu tarihler içindeki kronolojik dizinleri ve işlevleri ortaya çıkarılmıştır. Üçüncü bölümde ise, öncelikle hydriaların ele geçtiği kutsal alanın niteliği ve yapısı hakkında tartışmalı bölüme yer verilmiş, minyatür hydriaların konumuna göre oikos, baitylos gibi olgular üzerinde durulmuştur. Ayrıca kutsal alanın kimlik sorunlarına değinilmiş, Demeter başta olmak üzere Artemis, Apollon, Kybele, Zeus gibi Antandros'ta tapınım gören tanrı ve tanrıçaların kültlerine dair veriler değerlendirilmiştir. Kültlerin siyaset ile ilişkisi, din olgusunun yönlendirici etkilerinden bahsedilmiştir. Son olarak Yunan Dünyası'nda hydriaların yeri ve kullanım alanları hakkında Antandros örnekleri de verilerek yorumlayıcı bir yaklaşım denenmiştir. (Anahtar Kelimeler: Antandros, Minyatür hydria, Demeter, Kutsal alan, Kült)

AntandrosAntik şehirlerArkeolojik yerleşim+7
Ertuğrul Kıraç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik veriler ışığında Antikçağ'dan günümüze Gaziantep'te yemek kültürü

İnsanın yeryüzünde görülmesinden günümüze gelinceye kadar doğada gösterdiği yaşam mücadelesi boyunca yaşam kalitesini belirleyen ve yaşamının devamlılığını sağlayan temel öge, beslenme ve yemek olmuştur. Yemek yapmak ve yemek yemek ise, insanlık tarihinde büyük bir değişime ve gelişime neden olmuştur. Antik yazarlar yaşadıkları dönemin beslenme kültürü hakkında eserlerinde birçok konuya değinmiş; arkeolojik kazılarda ele geçen hayvan kemikleri ile tüketilen hayvanların tarihsel geçmişleri hakkında bulgulara ulaşılmış; seramik, madeni ve cam kap formları ile, insanoğlunun yaşamıyla bire bir bağlantılı olarak beslenme kültürüne ait hem kültürel hem de ekonomik anlamda bilgilere ulaşılmıştır. Arkeolojik buluntular arasında yer alan mühürler, besin maddeleri, içecekler ve hayvan isimlerinin yer aldığı tabletler, levhalar, kabartmalar olmak üzere ele geçen tüm materyaller antik dönemden beri var olan köklü ve zengin yemek kültürüne ışık tutmuştur. Yemek kültürü, diğer tüm kültürler gibi coğrafi şartlara, çevreye ve inanışlara göre şekillenmiş; ilk yerleşik hayatın başladığı ve tarımın yapıldığı Mezopotamya, çeşitli mutfak kültürlerinin oluşumuna ev sahipliği yapmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi zengin mutfak kültürüne sahip bölgelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin "Bereketli Hilal" olarak anılan bölgede yer alması, farklı uygarlıklara ev sahipliği yapması ve tarihi derinliği, bölge mutfağının zengin olmasına zemin hazırlamış, bölgenin kendine has mutfak yapısını oluşmasına neden olmuştur. Tarihi çeşitliliği ve coğrafi konumu ile ülkemizin en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Gaziantep, yemeklerinin zenginliğiyle Türk mutfak kültürünü renklendiren kendine has bir kültürel dokuyu ortaya koymuş; zengin yemek çeşitleriyle dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur. Çok kültürlü bir geçmişe sahip olan bu topraklarda Gaziantep ve çevresinden ele geçen arkeolojik buluntular da yemek kültürünün öneminin ve çeşitliliğinin göstergesi olmuştur.

Antik kültürAntik ÇağAntik şehirler+3
Özge Uğraş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nazilli ilçe merkezindeki bir grup taş eser

Nazilli, Aydın İli'ne bağlı Menderes Nehri kenarına kurulmuş bir ilçedir. İlçe Kalkolitik Dönem'den günümüze kadar farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Menderes Nehri'nin sağladığı su imkanı, verimli ovaları, doğal savunma mimarisi, antik dönemde Ephsos'u Celenai'ye bağlayan önemli bir yol güzergahında günümüzde ise İzmir'i Denizli'ye bağlayan yol güzergahında olması Nazilli'yi hem geçmişte hem günümüzde önemli kılmıştır. Nazilli MÖ. 6. yy'a kadar kuzey Karia Bölgesi'nin bir parçası olmuştur. MÖ. 6. yy'dan sonra ise Nazilli'nin Büyük Menderes Nehri'nin güneyi Karia kuzeyi ise Lydia Bölgesi olarak isimlendirilmiştir. Nazilli'de en erken yerleşim Toygar Höyük ile birlikte Geç Kalkolitik Dönem'de başlamaktadır. Toygar Höyük ile başlayan bu yerleşimi Harpasa Antik Kenti, Anineta Antik Kenti, Mastaura Antik Kenti Ortaçağ'a kadar devam ettirmiştir. Günümüzde ise yerleşim Antik Dönem yerleşimleri ile iç içe geçerek devam etmektedir. Nazilli'nin ev sahipliği yaptığı bu yerleşimlerde günümüze kadar farklı çalışmalar yürütülsede tam kapsamlı bir kazı çalışması henüz yapılmamıştır. Nazilli tarihine en çok ışık tutacak olan bu kazı çalışmalarının en kısa sürede başlaması Nazilli tarihi için önemli bir gelişme olacaktır. Nazilli tarihini anlamamızı sağlayacak elimizdeki veriler ise Antik yazarlar ve Avrupalı Seyyahların bize aktardığı bilgiler, nümüzmatik veriler, seramikler, yapı kalıntıları ve tezin de ana konusunu oluşturan mimari taş eserlerdir. Nazilli İlçe Merkezinde bulunan bu mimari taş eserler Nazilli'de Yahya Paşa Cami, Ağa Cami, Çarşı Cami, Sümer Rekreasyon alanı ve Dallıca Mah. meydanı gibi yerlere taşıma yolu ile getirilmiştir. Bu eserler iki adet lahit, bir adet sunak, sekiz adet postament, iki adet kaide, on dört adet sütun tamburu, bir adet paye başlığı, bir adet sütun başlığı, bir adet arşitrav, iki adet yazıtlı blok olmak üzere toplam otuz iki adettir. Bu alanlanlara getirilen eserlerin en erkeni Hellenistik Dönem'e en geç Bizans Dönemi'ne tarihlendirilmiştir. Bu parçalarından Bizans Dönemi'ne tarihlenen parçalar teze dahil edilmemiştir.

Antik şehirlerAydın-NazilliLahitler+7
Emel Çapacı
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antik kent Seleucia Pieria

Bu belgesel projesi ile Hatay Samandağ İlçesi, Antik Çağ'daki adıyla Seleucia Pieria şehrinin günümüze kadar gelen Helenistik Dönem tarihi zenginliklerinin tanıtılması amaçlanmıştır. İmparator Vespasianus'un şehri ve limanı sel baskınlarından korumak için Musa Dağı'ndan çıkan derenin yatağını değiştirerek, sel sularını başka yöne akıtma düşüncesi hayata geçirilmiş; beden gücüne dayalı olarak yapılan çalışmalarla dağ oyularak, 1380 metre uzunluğunda bir tünel açılmıştır. Tünel, bir "Roma Mühendislik Projesi" olarak görülmektedir. Tünel yakınındaki Nekropol alanda Kaya Mezarları (Beşikli Mağara) yer almaktadır. Beşikli Mağaranın tavanındaki istiridye ve midye gibi deniz canlılarından oluşan motifler bir süsleme sanatı olarak görülmektedir. Dor Mabedi'nden kalan kalıntılar, yılın her mevsiminde yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir. Bu tarihi eserler, günümüzde gereken hassasiyetin gösterilmemesinden ötürü yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Antik ÇağAntik şehirlerBelgesel film+2
Ceyhun Kuseyri
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Teos antik kenti doğu Yunan kaseleri

Bu çalışmanın konusu, 1962-1965 yılları arasında Prof.Dr.Baki ÖĞÜN ve Prof.Dr.Yusuf BOYSAL tarafından Teos kentinde yürütülen kazı ve sondajlarda elde edilen bir grup Doğu Yunan seramiğidir. Çalışmaya konu olan 53 parça, Teos antik tiyatrosunun güneyinde açılan ?E? çukurundan gelmektedir. Kazı çalışmalarını yürüten hafirleri tarafından Rhodos kökenli Doğu Yunan üretimi seramik buluntularından bahsedilse de elimizdeki parçalar ilk kez bu çalışmayla ayrıntılı olarak incelenmiştir.Teos ?E? sondajı çalışmalarından ele geçen Doğu Yunan üretimi kotyle ve skyphoslar genel olarak M.Ö. 8. yüzyılın son yıllarından M.Ö. 6. yüzyılın sonuna uzanan bir zaman dilimine işaret etmektedir. Bu çalışma, Doğu Yunan seramik repertuarına bir yenilik getirmemekle beraber uzun yıllar müze deposunda unutulmuş Teos antik kentine ait bir grup malzemenin tanıtılması ile İonia Bölgesinde bu alanda yapılan çalışmalara ufak bir katkı sağlayacağına inanmaktayım.Anahtar Kelimeler: Teos, M.Ö. 8. ve 7. yüzyıl, Doğu Yunan Seramiği, kotyle, Kuşlu skyphos, rozetli skyphos, meanderli skyphos, bantlı skyphos, lotuslu skyphos.

Antik figürlerAntik şehirlerFigür+6
Seval Konak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kibyra kenti mimari bezemeleri

Çalışma kapsamında, kent tarihi ve konumu ile kentte şu ana kadar yapılan araştırmaların belirtildiği ilk bölümden sonra, kamu yapılarının mimarisi incelenmiş ve bu yapılarda bulunan bezemeli mimari elemanlar anlatılmıştır. Konumuzu oluşturan mimari bezemeler hakkında, kentte başka bir araştırmanın yapılmamış olması ve birçok yapıda henüz kazı çalışmasının başlamamış olması, tarihlemede ve yapıların mimarisini tam olarak çözümleyebilmede bazı sıkıntıları beraberinde getirmiştir. Henüz kazısı başlamamış olduğu için sınırlı verilerle değerlendirilen yapıların mimarileri hakkında, hiç kuşkusuz kazılar yapıldıkça yeni veriler ve beraberinde yeni öneriler ortaya çıkacaktır. Bu sebeple yapıların tarihlenmesi ve mimarileri hakkında önerilerde bulunulurken kesin ifadelerden kaçınılmıştır. Tipolojik özellikler kısmında, kentte bulunan mimari üst yapı elemanlarının kendi aralarında kaç tipe ayrıldığı ve nerelerde yoğun olarak kullanıldıkları incelenmiş, stilistik özellikler başlığı altında yapılarda kullanılan bezemeli blokların stilistik özellikleri incelenerek tarihleme önerileri yapılmıştır. Bezeksel özellikler bölümünde; lesbos kymationu, inci ? boncuk dizisi, yumurta dizisi, sarmaşık bezemesi ve palmet bezemesi alt başlıkları oluşturularak bezemelerin kent içinde kullanıldıkları yerler incelenmiştir. Kentte kullanılan mimari malzemeler, malzeme bölümünde belirtildikten sonra, sonuç başlığı altında kent içindeki genel yapılaşma süreci ile kentin etkilendiği bezeksel üsluplar değerlendirilmiştir.

Antik şehirlerArkeolojiKibyra+5
Mesut Can Kaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Hamam ve Latrinasında bulunmuş camlar

Hazırlanan bu tezin temel amacı Metropolis Hamam-gymnasium kompleksinde yapılmış kazılar sırasında bulunan camların form özelliklerini belirlemek ve bulundukları mekânlar ile aralarındaki bağlantıyı irdelemektir. Bu amaca yönelik olarak yapılan çalışmada 191 adet bir forma ait cam buluntu, 26 adet bilezik parçası ve pencere camları ele alınmıştır.Tez kapsamında ilk olarak Metropolis Antik Kentinin kısa bir tarihi anlatıldıktan sonra Hamam-gymnasium kompleksinin bulunduğu insula'da 1997-2000 yılları arasında yapılan kazılar kısaca anlatılmış.?Hamam-gymnasium buluntusu camların form özellikleri? başlığıyla katalogda değerlendirilmiş olan 217 adet buluntu kendi içinde kâseler, tabaklar, kavanozlar, unguanteriumlar, şişeler, bardaklar, kandiller, pencere camları ve bilezikler olarak ana gruplara, kendi aralarında ise alt gruplara ayrılmışlardır. Bu bölümde cam buluntular ile kompleks arasında daha kolay bağ kurulabilmesi için kompleksin kazıları yapılırken tutulan ?günlük kazı defterleri? nden de faydalanılmıştır. Katalog bölümünde formların tanımı, üretim tekniği, tarihlendirilmesi ve paralellerine yer verilmiştir.Sonuç bölümünde buluntu grupları kronolojik olarak değerlendirilmiştir. Hellenistik dönem tek bir parça ile temsil edilirken, buluntuların büyük bölümünü oluşturan Roma Dönemi camları kapsamlı olarak ele alınmıştır. Bu alanda üst kotlarda, dolgu toprak içinde ya da bu alana geç dönemde yapılmış mekânlar içerisinde bulunan Orta Bizans devrine tarihlendirilmiş camlar da görmezden gelinemeyecek kadar yoğun olduğu için bu tez kapsamında değerlendirilmiştir.Yapılan bu çalışmayla komplekste bulunan cam formları, bu formların yapım teknikleri, pencere camlarının yapı ile ilişkisi, kentte yerel üretimin varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cam, Cam Formları, Hamam-Gymnasium, Latrina, Metropolis.

Antik şehirlerArkeolojik kazılarCam+5
Emine Akkuş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaçağ'da Philadelphia/ Alaşehir

Philadelphia'nın İncil'in Vahiy Bölümü'nde, Îoannes tarafından Hristiyanlığın ilkyüzyılındaki yedi kilise arasında övgüyle söz edilen bir kent oluşu, yüzyıllar boyuncaözellikle Hristiyan din adamlarının dikkatini çekmiştir. Asya eyaletinin yedi kilisesine yapılanbir çok seyahat ve yedi kilise hakkında kaleme alınan bir çok yapıt bu ilginin bir sonucudur.M.Ö. 150- 138 yılları arasında Bergama Kralı II. Attalos Philadelphos tarafından kurulankent, M.Ö. 133'de vasiyet üzerine Roma topraklarına dahil edilmiştir. Philadelphia, özellikleRoma döneminden itibaren önemli bir yere sahip olmuştur. M.S. 17 depreminde büyük birzarar görse de, Tiberius'un desteğiyle yeniden inşa edilmiştir. Nitekim 3. yy. başlarındaTapınak Koruyucusu ünvanıyla onurlandırılmış, büyük festivalleri ve tapınaklarından dolayıKüçiik Atina olarak adlandırılmıştır.Dördüncü yy. ile Türklerin Anadolu'ya girdiği onbirinci yy. arası Philadelphia tarihihakkındaki bilgilerimiz kısıtlıdır. Ancak bu dönemde birçok bölgenin zarar görmesine hattabazılarının yıkılmasına sebep olan Arap veya Pers saldırılarından kentin pek fazlaetkilenmediği düşünülmektedir.11. yy.'dan 14. yy.'ın sonlarına kadar Philadelphia Türklerle yapılan birçok savaşa sahneolmuştur. 12. yy.'dan itibaren Thrakesion Theması'nm önemli bir merkezi haline gelen kent,ana istihkam özelliği kazanarak, İmparatorluğun doğuya karşı yaptığı seferler için bir üsniteliği kazanmıştır. 1335'de Aydınoğulları himayesi altında girmiş olsa da, 1390/91'deBayezid tarafından ele geçirilinceye kadar Batı Anadolu'da tek Hristiyan şehri olarak varlığınısürdürebilmiştir.Kentte tespit edilebilen Ortaçağ eserleri oldukça azdır ve çoğu yıkıntı halde günümüzeulaşabilmiştir: Şehir surlarının tamamına yakını apartmanlar arasında koybulmuş ve büyük birkısmı yıkıntı hale gelmiştir. İnşa edildiğinde muhtemelen kentin başkilisesi işlevi gören Azizİoannes Kilisesi'nden günümüze sadece üç paye ulaşabilmiştir. Henüz bir sene önce kaçakkazı sonucu ortaya çıkarılan mozaikli yapının büyük bir bölümü halen konutların temelialtındadır. Aynı şekilde 1976'da tespit edilebilen 12 hipojeden günümüze ancak 3 tanesigelebilmiştir. 20. yy.'ın başına ait tek bir fotoğrafı bulunan Peygamber Nahum Kilisesi'ninyeri tespit edilememiştir. Azıtepe'deki Theotokos Manastırı ve Ta Derma Huzurevi yıkıntıolmakla birlikte, bir kısmı halen toprak altındadır. Boreine'deki Theotokos Manastırıhakkkında elimizdeki en önemli veriler ise günümüze ulaşabilmiş manastır belgeleridir.

Antik şehirlerKiliselerOrta Çağ+4
Orçun Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Tyana Antik Kenti kazısı Bizans dönemi sırlı seramikleri (2002-2021)

Kapadokya bölgesinin tarihsel sürecinde öne çıkan kentlerden biri olan Tyana kenti, bölgeye farklı zamanlarda iki kez başkentlik yapmıştır. Arkeolojik veriler, kentte yaşamın bilinen en erken evresinin MÖ 2 binli yılların ilk yarısından başlatıp, günümüze dek getirmektedir. Kent, farklı dönemlerde farklı isimlerle anılmaktadır. Asur Ticaret Kolonileri döneminde Tuwana / Tuhana / Tukhana, Hitit ve Geç Hitit döneminde Tuwanuwa, Pers ve Hellenistik dönemde Dana, Roma ve Bizans döneminde Tyana, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde Kilisehisar, Cumhuriyet dönemi ile de Kemerhisar olarak isimlendirilmiştir. Uygarlıkların gelip art arda yerleşmeleri sonucunda yerleşim alanı 8 m. yüksekliğinde bir höyük oluşmuştur. Kentte yapılan kazı çalışmaları sonucu farklı uygarlıklara ait mimari kalıntılar ile birlikte önemli bir grubu seramik buluntular oluşturmaktadır. Kent, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olarak öne çıkmakta ve haç yolu üzerinde yer almaktadır. Kazı çalışmaları sırasında ele geçen seramik buluntularının önemli bir kısmını da Bizans dönemi seramikleri oluşturmaktadır. Çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan Bizans Dönemi sırlı seramik buluntuları çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Söz konusu seramik buluntularından 180 adedi bilimsel yöntemler kullanılarak malzeme, biçim ve bezeme teknikleri açısından incelenerek seramik gruplarına göre katalogları hazırlanmıştır. Çalışmalar sırasında incelenen seramikler beyaz ve kırmızı hamurlu seramikler olararak belirlenmiş ve seramikler kendi içerisinde tekniklere göre alt gruplara ayrılmaktadır. Bizans dönemi ardından kentte Türk yerleşiminin başlaması ve kalıntıların üzerine Osmanlı döneminde konutların inşa edilmesi nedeniyle stratigrafi takip edilememekte, seramiklerin tabaka verileri üzerinden tarihlendirilmesi güçleşmektedir. Bu nedenle ilgili seramikler hamur, form ve bezeme özellikleri göz önüne alınarak tarihlendirilmiştir. Bu bağlamda Tyana kazısı Bizans sırlı seramikleri, 10. – 14. yüzyıl arasına tarihlendirilmektedir. Tyana Antik Kentinin bulunduğu coğrafi konum ve Kilikya geçidi üzerinde yer alması nedeniyle ticari bakımdan da önemli bir kent olduğunu ortaya koymaktadır. Kentte ele geçen ve farklı üretim merkezlerine işaret eden seramikler ticari etkileşimi net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Antik kültürAntik şehirlerBizans Dönemi+5
Birgül Yonca Köksal Muştu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tralleis Latrinası ışığında Antik Dönemde latrinalar ve Tralleis Latrinası'nın 3D modellemesi

İnsanın beslenme kadar doğal bir ihtiyacı da sindirilen besinlerin vücuttan atılmasıdır. Erken dönemlerden itibaren insanoğlu bu ihtiyacını doğada gidermiştir. M.Ö. III. binden itibaren bu ihtiyaç için kapalı mekanların oluşturulduğu görülmektedir. Saraylarda ya da varlıklı kişilerin evinde kişilere hizmet eden küçük tuvaletlerin buluntuları tespit edilmiştir. Roma Dönemi'ne gelindiğinde bu yapıların anıtsal büyük ve çok kişiye aynı anda hizmet veren yapılara dönüştüğü anlaşılmaktadır. Kentin önemli mimari yapıları arasına giren bu yapılar "Latrina" olarak adlandırılmaktadır. Özellikle M.S. II. yy.da en görkemli örnekleri görülen latrinalar Akdeniz Dünyası'nda Afrika, İtalya ve Anadolu'da karşımıza çıkmaktadır.Birden fazla kişinin aynı anda ihtiyacını karşıladığı latrinalar sadece tuvalet ihtiyacının giderildiği yerler olmaktan çıkmıştır. Kullanıcıların bu esnada sohbet ettiği ve sosyalleştiği bir yapı olmuştur.Bu nedenle halka hitap eden, halkın ihtiyacını karşılamak amacı ile latrinaların kent içerisindeki konumu da ayrı bir öneme sahiptir. Latrinaların hamamların yakınında inşa edilerek, buradan gelen atık suların latrina kanalizasyonuna verildiği örneklerinin var olduğu gibi, ayrı olarak tek başlarına inşa edilmiş ve kendi özel su ve kanalizasyon sistemlerine sahip olan latrinalarda görülmektedir. Kent içerisinde latrina için ayrılan yere ve kentin ne kadar görkemli bir latrina yapmak istediğine bağlı olarak latrinalar farklı planlarda inşa edilmiştir. Altı grupta incelenen planlar; Peristilli, Eksedral, Yuvarlak, U, L, I planlarıdır.Her planda kullanıcılar oturma plakaları üzerine açılmış delikler üzerine oturarak ihtiyaçlarını giderirler. Oturma plakaları mermerden, taştan ya da ahşaptan yapılmışlardır. Oturma plakaları duvara yerleştirilmiş konsollar üzerinde taşınır. Plakaların alt kısmını da, üstteki deliğin hizasına gelecek şeklide üzerinde bir delik olan başka bir plaka desteklemektedir. Alt kısımda yer alan delik taharetlenme amacına hizmet etmek için yapılmıştır. Ayaklarını bastıkları alanın hemen önünde bir temiz su kanalı yer almaktadır. Bu kanal içerisinden temiz su kullanıcılara sağlanmaktadır.Latrinaların kullanıcılarına tam anlamıyla hizmet vermesi için atıklardan oluşan kötü kokunun engellenmesi ve kanallardaki atıkların hızlı uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu nedenle her latrina güçlü bir kanalizasyon sistemine sahip olmak durumundadır.Latrinaların tüm halkın kullandığı yapılar olduğu ya da düşük bir ücreti ödeyen herkesin kullanabildiği kabul edilmektedir. Latrina içerisinde herhangi bir statü ya da zümre ayrımına dair yorumlanabilen bir buluntu ele geçmemiştir.M.S. I. yy. da mimari olarak tam anlamıyla ortaya çıkan latrinalar, en görkemli dönemi M.S. II. yy. olarak değerlendirilmektedir. M.S. IV. yy. da kadın ve erkekler için ayrı latrinalar kullanılmıştır. M.S. VI. yy.a gelindiğinde artık latrinaların kullanımının son bulduğu anlaşılmaktadır.Çalışma da incelenen Tralleis Latrinası 20.20 x 15.00m. ölçülerindedir. Özenli bir işçilik ile yapılmıştır. Peristilli latrinalar grubu içerisinde yer alır. Oturma sıralarının düzeni U formundadır. Geniş temiz su kanallarına sahiptir. Oturma plakaları ve temiz su kanalları mermerden yapılmıştır. Kanalizasyonu latrinanın duvarları boyunca dolaşmaktadır. Latrina daha sonraki dönemlerde çok fazla tahribata uğramıştır. Ancak elde edilen buluntular Tralleis Latrinası'nın Anadolu'da yer alan en görkemli latrinalar arasında ilk sıralarda yer almasını sağlamaktadır.

Antik şehirlerKanalizasyonLatrina+4
Aysun Topaloğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tekekale Gözlem Karakolu

Kuzey Karia bölgesinde, 1900 yılında W. R. Paton, 1980'li yıllarda R. T. Marchese ve son yıllarda P. Debord tarafından yapılan araştırmalar dışında Bölgede çok fazla sistemli çalışmalar yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar ise genelde bilinen büyük yerleşimler etrafında yoğunlaşmaktadır. Tepe doruklarındaki ve ulaşılması güç alanlardaki kalıntılar üzerinde yapılan çalışmalar ise oldukça kısıtlıdır.Teke Kale, Bölgedeki diğer gözetleme ve ikaz amaçlı yapılmış kuleler ve kaleler gibi genel olarak M. Ö. 4. yüzyılda çok yaygın kullanılan atkılı duvar örgü sistemi kullanılarak inşa edilmiştir. Bölgedeki kaleler, Karia Bölgesinin gerek kuzey sınırlarının, gerekse yol güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bölgede Teke Kale ile benzer birçok askeri amaçlı yapıya rastlanılmaktadır. Ancak şehir surlarının tarihlendirilmesi, özellikle antik yazarların vermiş oldukları bilgiler ve bölgedeki tarihsel veriler yardımıyla daha kolay olmaktadır. Bu bağlamda çoğunlukla sadece Teke Kale'ye yakın kaleler değil aynı zamanda yakın yerleşimlerinin savunma sistemleri üzerinde çok detaylı olmasa da durulmuştur.Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz tüm veriler değerlendirildiğinde M. Ö. 4. yüzyıl ortalarında Bölge savunmasına yardımcı olarak Teke Kalenin inşa edildiği sonucuna varılmıştır.ANAHTAR SÖZCÜKLER: Teke Kale, Hellenistik Dönem, Kale, İsodomos örgü.

Antik şehirlerArkeolojik alanlarHelenistik Dönem+5
Yusuf Çorbacıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

17.yüzyılın sonu, 18. yüzyılın ortası ve 19. yüzyılın başında yabancı seyyahların gözünden Batı Anadolu antik kentleri

17.Yüzyılın Sonu, 18. Yüzyılın Ortası ve 19. Yüzyılın Başında Yabancı Seyyahların Gözünden Batı Anadolu Antik Kentleri? başlığı altındaki çalışmanın temelini seyyahların, ?Asia Minor? (Küçük Asya) adını verdikleri coğrafyadaki seyahatleri sonucunda yazdıkları seyahatnameler oluşturmaktadır. Seyyahlar, Rönesans'ın getirdiği fikir akımlarından etkilenmelerinin sonucunda Antik çağa ait sanat eserlerini aramaya başlamışlardır. Bunun sonucunda pek çok seyyah Anadolu'yu ve Batı Anadolu'da bulunan Assos (Behramkale), Troia (İlium, Willusa), Pergamon (Bergama), Ephesos (Efes), Tralleis (Tralles, Üçgözler), Smyrna(İzmir), Hierapolis (Pamukkale), Sardes Sart,Sardeis),Priene(Güllübahçe),Miletos(Miletus,Mile), Alexandria Troas (Eski İstanbulluk ,Dalyan Köyü), Ksanthos(Eşençay,Arnna) antik kentlerine gelmiştir.Batı Anadolu bölgesi dünya tarihinde çok önemli antik kentleri içine almaktadır. Bunun yanı sıra kentler Yunan - Roma eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Bir başka önemli faktörde Osmanlı Devleti'nin gerileme döneminde Batı Anadolu bölgesindeki kazıları yabancı kazı ekipleri gerçekleştirmiştir. Kazılarda çıkan eserlerin büyük bir kısmı yurtdışındaki müzelere taşınmıştır ve halen bu müzelerde sergilenmektedirler. Konun seçilme nedeni dönemin seyyahlarının anlatımıyla Batı Anadolu Bölgesinin antik kentlerinin sahip olduğu kültürel mirası tanımak ve eserlerin yurtdışına götürülme öyküleri, nedenlerini ve bunun nasıl gerçekleştiğini aydınlatmak istenmesidir. Bunun için seyahatnameler çalışmamızın temelini oluşturmaktadır. Seyahatnamelerde farklı bir bakış açısıyla ele alınan ve antik kentlerin bir değerlendirilmesi niteliği taşıyan 20 seyahatnameyi kaynak olarak belirledikAraştırmamızın birinci bölümü Batı Anadolu başlığını taşımaktadır. Bu bölüm kendi içerisinde 8 ayrı alt başlıktan oluşmaktadır. Batı Anadolu'nun tarihi coğrafyası hakkında bilgi verilmektedir. Troas, Lidya, Aeolis, İonia, Likya, Mysia ve Karia bölgelerinin coğrafi özellikleri, antik kentleri, uygarlıkları detaylı bir biçimde incelenmiştir. İkinci bölüm Batı'nın Doğu'ya bakışı adını taşımaktadır. Bu bölümde, seyyahları etkileyen ve antik eserleri bulma çabasına iten Oryantalizm akımının doğuşu ve özellikleri hakkındaki bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölüm Osmanlı Ülkesinde Seyahat başlığını taşımaktadır. Üçüncü bölümün iki alt başlığı bulunmaktadır. Birinci alt başlıkta yabancı seyyahlara verilen Mürur Tezkiresi'nin özelliklerinden bahsedilirken, ikinci alt başlıkta Geçmişin Gözleri adını verdiğimiz, Batı Anadolu'ya gelen seyyahlar ve seyahatnameleri hakkında bilgi verilmektedir. 17.Yüzyıldan 19.Yüzyılın ilk yarısına kadar olan dönemde yazılan seyahatnamelerin kronolojik sıralaması göz önünde tutulmuştur. Yararlanılan seyahatnamelerin araştırmamız açısından tarihi kalıntılara ve eserlere ev sahipliği yapan antik kentlere değinenler önceliklidir. Dördüncü bölüm Batı Anadolu Antik Kentleri başlığını taşımaktadır. Bu bölüm on iki alt başlıktan oluşmaktadır. Seçmiş olduğumuz kentler, coğrafi ve tarihi özelliklerinin yanında antik eserleri bakımında da seyahatnameler ışığında analiz edilmişlerdir. Seyyahların gerçekleri yansıtmadaki tutumları, görüşleri de göz önüne alınmıştır. Çalışmamızın beşinci bölümü, Gezgin Batılı Antikacıların Son Dönemi, Osmanlı Arkeolojisinin Kurulması başlığını taşımaktadır. Batı dünyasında antikacılığın son dönemine ait bilgiler verilmektedir. Alt başlığında, Müze-i Hümayun Müdürü Osman Hamdi Bey'in hayatına ve Osmanlı Devleti'nin eski eserlere bakış açısına, yabancıların yaptığı arkeolojik kazılara, çıkarılan eserleri korumak amacıyla çıkarılan Asar-ı Attika Nizamnamesi'nin özelliklerine değinilmiştir. Tüm bu değerlendirilmeler yapılırken, dönemin siyasi ve diplomatik durumu göz önüne alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Seyyah, Seyahatname, Antik Kentler.

17. yüzyıl18. yüzyıl19. yüzyıl+6
Ece Yüksel
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Akdeniz (Likya) tarihi yerleşim merkezlerinin su iletim sistemlerinin hidrolik ve hidrolojik açıdan incelenmesi

Bu çalışma kapsamında, Batı Akdeniz Bölgesindeki tarihi yerleşim merkezlerinden biri olan Lykia Bölgesi'nde yer alan kentlerin yerlerine, tarihçelerine ve yer üstündeki bulunan kalıtlara değinilmiş ve bunların su iletim sistemleri incelenmiştir. Lykia Bölgesi, Anadolu'nun (Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti) güneyinde, Akdenizin batısında yeralmakta olup, doğuda Pamphilia, kuzeyde Pisidia, Batıda Karia ve güneyde de Akdeniz ile sınırlanmaktadır.Yalnızca yüzey araştırmalarıyla sınırlı olan bu çalışma, T.C Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün onayı ile gerçekleştirilmiştir. İncelenen kentlerin bazıları üstünde daha önce çalışılmıştır. Bu çalışmayla antik kentlerin çoğu kez incelenmeyen tarafları ele alınmış, varoluşlarının diğer bir yüzüne böylelikle yeni bir bakış açısı getirilmiştir.Bu çalışma antik yerleşimlerin su yapılarını bir bütün olarak ve bölgesel bazda içine almaktadır. Lykia Bölgesindeki 55 kent araştırılmış ancak zaman kısıtı nedeniyle her kentte yeterli inceleme yapılamamıştır. Bu çalışmayla su yollarında arazi çalışmaları gerçekleştirilmiş, su yapılarının fotografları çekilmiş, arşivlenmiş ve çağdaş hidrolik yaklaşımlar ve formülasyonlar gözönünde tutularak kentlerdeki su kapasiteleri belirlenmiş ve bu kapasiteler ışığında antik kentlerin farklı varsayımlar altında olası nüfusları hesaplanmıştır.Bu kalıntılar insanlık aleminin ortak kalıtlarıdır. Keşfedilmeleri yalnızca bulundukları ülkedeki arkeolojik araştırmalara yeni ufuklar getirmeyecek, aynı zamanda tüm bilim dünyasına da katkıda bulunacaktır.

Antik şehirlerLikyaSu yapıları
Seyhun Türk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Susa'da çömlekçilik

Yakın Doğu'da ilk insan izleri, M.Ö. 30 binlere dayanır. Buzul Çağından sonra, elverişli alanlar arayan insan toplulukları, İran Platosunun verimli bölgelerinde çeşitli yerleşim alanları buldular. Küçük köylerden kentlere, tek katlı evlerden çok katlı yapılara doğru bir gelişim süreci yaşadılar. Başlangıçta, avcılık-toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürürken, tarımı, hayvancılığı ve ticareti öğrendiler. Kentlerin gelişimi ile değişen üretim ilişkileri ve statü farklarının oluşumu ile politikayı tanıdılar. Besinleri saklamak için çömlekçiliği keşfettiler. Yazının kullanımından çok önce çömlekler üzerinde stilize, özel bir sanatsal dil oluşturdular. Bu incecik, porselen gibi sert, harika çömleklere tüm duygularını ve yaşamlarını aktardılar. Ç ok katlı yapıların olduğu ilk kentsel uygarlık, Mezopotamya'dan önce İran Platosu'nun güneyinde bulunan Susa'da gelişti. Daha sonra burası kuzeyden gelen toplulukların oluşturduğu hanedanlar tarafından yönetildi. Elam İmparatorluğunu kuran bu hanedanlar, Susa'yı başkent yaptılar. Elam İmparatorluğu, Asur Banibal tarafından yıkılana kadar yaklaşık 1500 yıl kesintili olarak yaşadı. Daha sonra Med İmparatorluğundan da güç alan Akamenid Hanedanlığı, buraya hakim oldu ve Pers İmparatorluğunu kurdu. Pers İmparatorluğu, Batı Anadolu'dan, Mısır'a ve Hindistan'a kadar olan bir alana yayılan, antik dünyanın en büyük imparatorluğudur. Susa ise Akamenidler'in üç başkentinden biri olarak sanat ve uygarlık merkezi olmayı sürdürdü. Tüm bu süreç boyunca İran platosu ve özellikle de Susa'da üretilen sanat eserleri son derecede şaşırtıcıdır. Çömlekçilik geleneğinin kullandığı motifler, ilerleyen zamanlarda, bugün kaybolmuş olan bir teknikle üretilen altın ve bronz işler üzerine taşındılar. Bu dönem İran'ı, özellikle de Susa kenti antik dönemde sanatın kat ettiği aşama açısından çok ilginçtir. Araştırmacılara çok bilinmeyen, bakir bir alan sunar.

Antik ÇağAntik şehirlerEl sanatları+2
Sadiye Melis Ergi
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu antik yerleşimlerinde kentsel mekan kurgusu araştırması

IV ÖZET Batı Anadolu antik yerleşimleri belirli bir toplumsal örgütleniş biçiminin kent planlamasına bir yansıması olarak gelişmiş kentsel yerleşimlerdir. Bu çok sayıda bulunan kentsel yerleşimlerinin gerek kent planlamaları, gerek kent mekanları ve gerekse bu kentsel mekanların kurgulanması bağlanımda birçok ortak yönleri vardır. Bu tez kapsamında Batı Anadolu Antik yerleşimleri bu gözle incelenerek belirli kent planlamaları ve kentsel mekanlarının bu kent planı üzerinde kurgulanmaları kapsamında belirli bir sistematiğe gitmek hedeflenmiştir. Oluşturulan bu modeller çerçevesinde antik kent yerleşimlerinin henüz gün ışığına çıkmamış olan mekanları hakkında lahminler yürütülebilecektir. Yukarıda anlatılan kapsamda hazırlanan tezin birinci bölümünde amacı, kapsamı ve nasıl bir yöntem izlenerek çalışıldığı anlatılmaktadır. Toplumsal örgütlenmenin kent planlamasını ve kentsel mekan kurgularını doğrudan etkileyen bir faktör olması nedeniyle, ikinci bölümde Yunan kent devletlerinin oluşumları ve sosyal organizasyon süreçleri incelenerek tanıtılmıştır. Toplumsal örgütlenmesi incelenen Yunan toplumunun örgütlenmesinin planlamaya yansıması olan Arkaik dönemden Hellenistik dönem sonuna kadar Hellen kent planlamasının gelişimi incelenerek anlatılmıştır. Yunan kenti bu üç dönemde planlaması ve kentsel mekan kurgusu gelişimi, kentlerin nasıl planlandığı, yerleşim alam seçimi gibi başlıklar altmda incelenmiştir. Kent planlamaları incelenen Batı Anadolu antik yerleşimlerinin bu kent planlamaları doğrultusunda, kentsel mekanlarının arazi üzerinde nasılkurgulandıkları incelenmiştir. Arkaik dönemden Hellenistik dönemin sonuna kadar geçen süreçte kentsel mekanların oluşumları, gelişimleri, kent içerisinde kurgulandıkları alanlar araştırılarak aktarılmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümler sonunda Batı Anadolu'daki antik yerleşimlerinin iki farklı model kent planlaması oluştuğu savına varılmıştır. Bu farklılaşan iki model planlamanın birbirleriyle olan benzerlikleri ve farklılıklarının ortaya konabilmesi için her model kent kapsamında incelenecek somut bir kent örneği seçilmiştir ve bu kentler oluşum süreçleri ve gelişim süreçleri ile karşılaşılmışlardır. Oluşturulan bu modellerden birincisi olan ızgara planlı kentlere örnek olarak Priene kenti, ikinci kent modeli olarak da araziye bağımlı kent olarak ise Pergamon kenti incelenerek Batı Anadolu ölçeğinde antik kent planlamacılığı kapsamında iki kent modeli oluşturulmuştur. Bu modeller ışığında henüz çok sayıda kentsel mekanı gümşığına çıkarılmamış olan Metropolis antik kentine bir kent planı önerisi çizilmiştir.

Antik şehirlerHelenistik DönemKent planlama+1
Mine Tanaç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

İznik (Nicaea) tiyatrosu taş eserleri: Sütunlu galeriler ve çevresi

Bithynia sınırları içerisinde Askania Limne'nin (İznik Gölü) kıyısında konumlanan Nicaea antik kenti, Bithynia Krallığı'ndan itibaren sırasıyla Roma, Bizans, Laskarisler Dönemi, Anadolu Selçukluları ve Erken Osmanlı hakimiyetine girmiş, bu süreçte önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Roma Dönemi kalıntılarının çoğu modern yerleşim altında kalan ya da sonraki uygarlıklar tarafından zarar verilen kentte, bu döneme tanıklık eden ve bugün hala ayakta olan yapı Roma tiyatrosudur. Anadolu sınırları içerisinde düz bir alanda tonozlu galeriler ile oturma sırası elde edilen iki örnekten birini teşkil eden yapı, antik yazar Genç Plinius tarafından yapım tarihi ve mimari özellikleri hakkında bilgi verilmesi ve alt (ima) cavea'yı taşıyan trapezoidal tonozların kullanımda olması gibi özellikler ile diğer örneğinden ayrılır. Vali Plinius ve İmparator Traianus arasında yapılan mektuplaşmalarda MS II. yüzyılda yapım aşaması devam eden tiyatroda, kazı çalışmalarının başladığı dönemden günümüze kadar geçen süreç içerisinde mimari özellikleri ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapılmamıştır. Bu tez çalışmasındaki amaç, mimari özellikleri ile bir bütün halinde ele alınan tiyatronun ortaya çıkarılan farklı mimari kalıntıları ve taş eserleri ile bilim dünyasına kazandırmaktır. Bütün taş eserleri ve mimarisi çalışma kapsamına alınan tiyatroda, sütunlu galeriler ve çevresinde ele geçen taş eserler ve mimari kalıntılar daha ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Scaena'nın doğusunda ve batısında yer alan iki galeride Amorf/Profilsiz bloklar (111 adet), Postamentler (17 adet), Sütunlar (45 adet), Korinth Başlıkları (9 adet), Arşitrav+Friz (49 adet), Korniş/Geison+Sima/Dişli Geison+Sima (25 adet), Attik İon Kaideler (7 adet), Parapetler (37 adet), Hermeler (9 adet), Korniş/Geison+Sima/Konsollu Geison+Sima (27 adet), Alınlıklar (4 adet), işlevinin ne olduğu anlaşılamayan ve diğer başlığı altında değerlendirilen (18 adet) bloklar incelenmiştir. Yapılan çalışmalarda doğu ve batı galerinin iki katlı ve çevresinde yer alan yapı kalıntıları ile ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Çevresindeki mimari örüntünün sit alanını çeviren çitin dışına çıkmasından dolayı kazı çalışmaları yapılamamış, bu yüzden galeriler ile bağlantısı analojik örnekler üzerinden karşılaştırılarak olası restitüsyon önerisi üzerinde durulmuştur.

Antik mimariAntik şehirlerArkeolojik alanlar+7
Nihal Kardoruk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Olympos Antik Kenti 3 No.lu kilise mozaikleri

Bu çalışmada, Antik Dönem'de "Lykia" olarak adlandırılan bugünkü Teke Yarımadası'ndaki Olympos Antik Kenti'nin dokuz kilisesinden biri olan 3 No.lu Kilise'nin opus tessellatum tekniğindeki mozaikleri konu edilmiştir. 5. yüzyılın sonu-6. yüzyılın başı arasında inşa edilen, üç nefli bazilika tipindeki 3 No.lu Kilise'nin, şu ana kadar bilimsel kazı çalışması yapılan alanlarından güney nefte, kuzey nefte ve kuzeydoğu köşe odasında in-situ zemin mozaikleri tespit edilmiş olup duvar, kemer ve galeri katlarına ilişkin mozaikler ise ait oldukları yerlerden kopmuş parçalar halinde bulunmuşlardır. Zemin mozaiklerinde geometrik ve bitkisel desenler, duvar ve kemer mozaiklerinde ise geometrik ve bitkisel desenlerin yanı sıra figürler ve Grek harfleri tespit edilmiştir. Mozaikler, tasarım olarak dönem ve bölge özelliklerini yansıtmaktadırlar. Elde edilen veriler ışığında, ilgili mozaiklerin 5. yüzyılın sonu-6. yüzyılın ikinci yarısı arasında tamamlanmış olmaları uygun görülmektedir.

Antik ÇağAntik şehirlerArkeolojik alanlar+4
Uğurcan Koşdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Bangladeş antik kenti Mahasthangarh'ın miras alanı yönetimi; yeniden değerlendirme problemleri, beklentileri ve önerileri

Kültürel miras ve arkeoloji, geçmiş insan kültürüne, sosyal ve teknolojik gelişmeye dair anlayış seviyesini uzatan geçmişe açılan bir kapı açar. Arkeolojik alanlar veya mirasların korunması ve uygun yönetimi, profesyonellerin, akademisyenlerin, özellikle arkeologların ve genel olarak halkın, şimdiki ve gelecek nesillerin yararına olduğunu anlamasını sağlamak için kaçınılmazdır. Miras Yönetiminin (Heritage Management: HM) rolünün kabul edilmesi, dünya çapındaki birçok kültürel mirasın mevcut kritik durumunun iyileştirilmesine sayısız katkı sağlayabilir. Ulusal ve uluslararası alanda tanınmış miras alanlarının hem akademik hem de kültürel ilgisini çektiği Bangladeş'te, maddi ve manevi miras farklı sorunlardan muzdariptir. Mahasthangarh, Bangladeş'in kuzeybatı kesiminde şimdiye kadar keşfedilen en eski kentsel miras alanlarından biridir ve 1999 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne kaydedilmiştir. Örenyeri, Bengal uygarlığının geçmiş insan faaliyetlerinin kültürel gelişimi ile birlikte kronolojik tarihin anlaşılmasına yardımcı olan farklı antik hanedanların kültürel dizilimi, Ortaçağ İslam dönemi ve sömürge dönemi kalıntıları ile birlikte içerir. Son zamanlarda, Mahasthan miras alanı, vandalizm, hazine avcısı, cehalet, yağma, çeşitli koruma sorunları, yasadışı arazi kullanımı, tarım arazilerinin genişlemesi, turizm ve kalkınma baskısı gibi nedenlerden kaynaklanan çeşitli tehdit türleri ve ciddi yıkım zorluklarıyla karşı karşıyadır. Bangladeş hükümetinin Arkeoloji Departmanı'nın (DoA) yerel bir site sorumlusu, site bakım ve yönetim politikalarını yürütmektedir. Ne yazık ki, yönetim sürecini sistematik olarak yürütmek için kapsamlı bir Miras Alanı Yönetimi (HSM) planı ve politikası veya yönergesi bulunmamaktadır. Yerel topluluk, sitenin önemli bir parçası haline gelmiştir, çünkü site, topluluğun çoğunun miras alanları çevresinde bir tarım toplumu olduğu kırsal bir bölgede bulunmaktadır. Mahasthan'daki arkeolojik peyzajın çoğunun yer aldığı kale bölgesi bile yerel topluluklara aittir ve potansiyel alanları sürekli olarak yıkılmaktadır. Araştırma, Mahasthangarh'ı bir vaka çalışması olarak kullanarak, somut ve somut olmayan mirası korumak ve yönetmek için Miras Yönetimi'ni bir araç olarak kullanma olasılıklarını gösterecektir. Araştırma, Mahasthangarh bölgesinin hem somut hem de somut olmayan mevcut miras yönetimi senaryoları ile birlikte miras alanlarının mevcut koşullarına genel bir bakış sağlamıştır. Bu araştırmanın eleştirel tartışmaları teşvik edeceğini, Arkeoloji Departmanının (DoA) kapasitesini geliştireceğini ve artıracağını, daha fazla araştırmaya ilham vereceğini ve ulusal ve uluslararası düzeyde sürdürülebilir kültürel miras yönetimini ilerleteceğini umuyoruz. Anahtar Kelime: Arkeoloji; Miras; Site Yönetimi; Koruma; Paydaşlar; Turizm; Mahasthangarh; Bangladeş.

Antik şehirlerBangladeşKoruma+6
Mohammad Mahmudul Hasan Khan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects