Arap edebiyatı

Bu konu başlığı altında 244 tez

Yüksek LisansAçık ErişimAR

Bağdat ve Musul lehçeleri arasında karşılaştırmalı fonemik çalışma

Tek bir dil, her biri kendi lehçesine sahip olan çeşitli dilsel ortamlara bölünebilir. Bu lehçenin belirli dilsel ve fonetik özellikleri vardır. Bir dilin lehçeden farkı, dilin genel olmasıdır. Lehçe ise kendine özgüdür ve dilin bir parçasıdır. Örneğin, Fasih Arapça tüm Arapların konuştuğu bir dildir, Araplar okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerilerini yerine getirirler. Ağız ise belirli bir çevreye ait olan ve bu çevrenin üyeleri tarafından gerçekleştirilen dilsel özellikler topluluğudur. Ağız ortamının geniş ve çoklu olduğunu söyleyebiliriz. Lehçe ortamının birçok farklı lehçeyi içermesi mümkündür. Bağdat ve Musul lehçelerinde belirgin bir fonetik ve sözcüksel çeşitliliğin bulunduğunu ve bu durumun onları iki farklı lehçe haline getirdiğini belirtmekte fayda vardır. Bu farklılıklar sosyal ve diğer coğrafi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Sosyal faktörün, insanların etnik kökenlerinin yanı sıra birbirleriyle karışması, bireylerin bir bölgeden diğerine göçetmesi ile temsil edildiğini görebiliriz. Coğrafi faktöre gelince, coğrafi bölge lehçeleri ve çeşitliliklerini etkileyen en önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilebilir. Bu, coğrafi çevrenin genişliği ve bölgelerin çokluğu açısındandır, dolayısıyla hem Bağdat hem de Musul lehçelerinin bazı özelliklerde yakınlaşırken bazılarında vurgu, yumuşama, ses gibi özellikler ve fonetik olgular açısından farklılaştığını görüyoruz. Tefhim, Terkik, Kalb, İbdâl, İmâle ve diğerleri gibi.

Sarah Yasir Abdulghafoor Abdulghafoor
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kalkaşandî'nin Subhu'l-Aʿşâ adlı eserinde üslûbu ve Arap diline yaklaşımı

Memlûkler, (648/1250) tarihinde Mısır'da kurulmuş bir devlettir. Bu dönemde, başta tarih olmak üzere hadis, fıkıh, tefsir, lügat, tabakât, terâcim gibi pek çok alanda eserler telif eden âlimler yetişmiştir. el-Kalkaşendî (ö. 821/1418) bu dönemin önde gelen âlimlerinden biridir. Bu çalışmada el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı ve Arap dili ve edebiyatına yaklaşımı incelenmiştir. el-Kalkaşendî, ilgili konuları divan katipliği yaptığı, alanında "Subhu'l-Aʿşâ" adlı eseriyle meşhur olduğu, divan katiplerinin bilmesi gerektiği bilgileri bu kitabında ele almış, bunların her birini detaylıca incelemiştir. Arap dilini bilmenin gerekliliği, fazileti, diğer dillere olan üstünlüğü, nahiv, sarf, şiir, belagat ilimleri ve atasözleri gibi birçok konuyu ele alması açısından Arap dili ve edebiyatına önemli ölçüde katkısının olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. "Birinci Bölüm" Memlûkler Döneminde yaşamış olan ansiklopedik özellikteki Subhu'l-Aʿşâisimli eserin sahibi el-Kalkaşendî'nin kısaca hayatı, eserleri, ilmi kişiliği, dönemin siyasi ve kültürel yapısı ile ilgilidir. "İkinci Bölümde" üslûba dair bilgiler, tanımı, önemi, mahiyeti ve üslûp çeşitleri; "Üçüncü Bölüm" Subhu'l-Aʿşâ'nın muhteviyatı ve çalışmanın esasını teşkil eden edebî üslûp açısından tahlili yapılmıştır.

Arap diliArap edebiyatıArapça
Sunullah İslam
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdurrahmân Şükrî ve Arap edebiyatındaki yeri

ÖZET Bu çalışmada Abdurrahmân Şükrî'nin (1886-1958) hayatı ve modern Arap edebiyatındaki yeri konu edilmiştir. Abdurrahmân Şükrî, Arap edebiyatında yenilikçi bir şair olarak öne çıkmaktadır. Klasik anlayışa sahip şairleri eleştirerek taklitçi geleneğin yıkılmasına ve Romantizm akımının Arap edebiyatında yayılmasına öncülük etmiştir. Abdurrahmân Şükrî, Arap edebiyatı ile İngiliz Romantik ekolün anlayışını birleştirerek yeni bir edebî anlayış ortaya koymaya çalışmıştır. Batı edebiyatından öğrendiği yenilikleri şiirlerinde uygulamaya ve Klasik edebiyatın aşırı şekilciliğine karşı, şiirin içeriğine ve şairin duygularına odaklanmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde, Arap edebiyatındaki yenilik hareketlerine, akımlara ve ekollere kısaca değinilmiştir. İlk bölümde Abdurrahmân Şükrî'nin hayatı, eserleri ve edebî anlayışı ele alınmıştır. İkinci bölümde ise şiir anlayışı, edebiyata getirdiği yenilikler, Abbasî Dönemi şairlerine yaptığı eleştiriler, onun Dîvân ekolündeki yeri, İbrâhîm Abdülkâdir el-Mâzinî ile aralarındaki edebî tartışmaları, modern Arap edebiyatındaki yeri ve yenilik hareketlerini savunması ele alınmıştır.

Arap edebiyatıDivan şiiriModern şiir+1
Necati Yaman
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necîb el-Kîlânî'nin et-Tarîku't-Tavîl adlı romanının tahlili

Bu çalışmamızda Necîb el Kîlânî'nin et-Tarîku't-Tavîl adlı romanı tahlil edilmiştir. Çalışmamız daha önce çalışılmadığından bizce önem arz etmektedir. et-Tarîku't-Tavîl romanı, yazarın hapishanede iken 3 hafta içerisinde yazdığı ilk romanı olmasına rağmen büyük ustalıkla kaleme alınmıştır. el-Kîlânî, Mısır'da doğmuş ve hayatını çeşitli ülkelerde geçirmiş İslamî edebiyatın öncülerinden olan büyük bir edebiyatçıdır. Mısır'da yaşadığı süre içinde İhvani Müslimin teşkilatına yakınlık göstermiş ve neticesinde hapishane süreci yaşamıştır. Onun bu süreci yaşaması kalemini durdurmamış aksine orada iken bile birçok eser yazmasına vesile olmuştur. Onun hapishanede yazdığı eserlerden biri olan et-Tarîku't-Tavîl adlı roman ise Mısır'ın bir köyünde yaşayan iki aileyi anlatmaktadır. İki aile anlatılırken Mısır'daki mevcut siyasi olaylar da romanı şekillendirmiştir. Eserin dili son derece sade, akıcı ve anlaşılırdır. Eserini, edebî sanatlara boğmayarak her türlü okuyucuya açık hale getirmiştir. Bu eseri 1957 yılında Mısır Eğitim ve Öğretim Bakanlığı tarafından birincilik ödülü kazanmıştır. 1959 yılında da aynı eseri Bakan Fethi Rıdvan'dan ödül almıştır. Günümüz yazarları bir eser yazdıklarında eserini aylarca bekletirken el-Kîlânî'nin kısa sürede eserini bitirip ödüller kazanması elbette takdire şayandır. Anahtar Kelimeler: Arap Dili ve Belagâtı, Necîb el-Kîlânî, Roman, Tahlil, Edebiyat

Arap edebiyatıArapçaDil bilgisi+4
Feyza Nur Atabey
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Havle Hamdi'nin romanlarında İslami realizm

Çalışmamız yazar Havle Hamdî'nin dört romanı esas alınarak İslâmî realizm üzerine yoğunlaşmaktadır. Araştırmanın bilinci bölümde ilk önce genel olarak realizm kavramının açıklandıktan sonra özellikle İslâmî realizm kavramı ele alınmıştır. 19. yüzyılda ortaya çıkan realizmin tarihi arka planı, ortaya çıkış sebepleri ve Romansi akımının yayılmasına yönelik eleştiriler-reddiyeler incelenmektedir. Ayrıca araştırma ruhî realizm, şeklî realizm, ideal realizm gibi realizmin önemli akımlarına da değinmektedir. Daha sonra İslâmî realizmin ortaya çıkışı ele alınmaktadır. Esasen İslâmî realizm, Batı akımlarının yayılmasına reddiye niteliğindedir. Aynı şekilde araştırma İslâmî realizmin en önemli niteliklerinden sayılabilecek rabbanîlik, vazife ahlakı, sabır, insanilik, pozitif olma gibi özellikleri ele almaktadır. Keza araştırmada toplumsal yaşamın yüce yaratıcıyla olan ilişkisi gibi İslâmî realizmin önemi irdelenmektedir. İslâmî realizmin Birinci bölüm İslamî realizmin öncülerinden olan Seyyid Kutub, Muhammed Kutub ve Necip el-Kilanî gibi yazarların çalışmaları ve bu konuda yapılan araştırmalarla sonlanmaktadır. İkinci bölümünde Havle Hamdî'nin hayatı kısaca araştırmaya konu olan dört romanı özet olarak incelenmektedir. Üçüncü bölüm romanın mekan ve zaman öğelerini ve bunların zamansal ve mekansal olarak gerçek hayatla ilişkisiyle başlamaktadır. Şöyleki romanlarda anlatılan olayların bir kısmı Lübnan, Tunus, Fransa'da bir kısmı da özel olarak cami, kilise, ev ve tarım alanlarında geçmektedir. Keza yazarın romanlarında seçtiği modern zaman, romanı daha canlı ve kullanışlı kılmak için önemli bir rol oynamıştır. Yine rivayet akımının oluşumunda en hayati ve faydalı katkılar sağlayan çağdaş yazarlardan seçtiği kimseleri ele alır. Daha sonra çalışma yazarın romanlarında işlediği konular üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu bağlamda yazarın romanlarında konu edindiği dinî özgörlük, din değiştirme, farklı dine mensup olanlar arasında evlilik, Batının Müslümanlara karşı olumsuz bakışı ve Müslüman toplumların Batı toplumlarına karışması gibi konuları ele almaktadır. Çalışma, Doğulu birçok Müslümanın Avrupa şehirlerinde yaşamalarından dolayı, çağdaş Müslüman toplumlarda bu konuların insanların hayatlarıyla ne kadar olan ilişkili olduğunu göstermektedir. Araştırma daha sonra yazarın romanlarında yer verdiği gurbetçi, direnişçi, dini davetçi, anne ve öğrenci gibi ana karakterleri ve bu karakterlerin İslâmî değerlerle ilişkisi ve İslâmî değerlere olan bağlığının Batı toplumunda yaşamlarını ne derece etkilediğini irdelemektedir. Son olarak çalışma dilsel ve edebi açıdan yazarın ana karakterler için seçtiği isimler konusundaki ustalığı üzerine yoğunlaşmatır.

Abdulrhman Abdulfatah Challar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimAR

Çağdaş Arap romanında dini değerler -1990-2015-

Araştırmamız, çağdaş Arap romanında geçen dinî değerleri ele almakta ve araştırmaya konu olan romanların taşıdığı mesajların topluma aktarılması konusunda roman sanatının sahip olduğu güçlü ve eşsiz olanaklara değinmektedir. Araştırmanın öncelikli hedefi çalışmaya konu olan romanlardaki dinî değerleri objektif ve analitik bir yöntemle incelemektir. Ayrıca araştırmamız dinî değerlerin önemine, roman sanatını nasıl zenginleştirdiğine, roman karakterlerinin oluşumuna ve taşıdığı roller üzerindeki etkisine değinmektedir. Bunu dışında araştırmamız karakterlerin sosyal, psikolojik, fiziksel özelliklerini ve çerçevesini betimlemeye çalışmaktadır. Araştırmamız yöntem olarak analitik betimleme, tarihsel ve psikolojik yöntemi esas almaktadır. Öteyandan bu araştırmamız, sadece belirli bazı dinî, siyasî ve sosyal tasavvuru incelemekle yetinmemiştir. Aksine farklı konuları da kapsaması için konuların çerçevesi çok geniş tutulmuştur. Araştırmaya konu olan yirmi dokuz roman seçilirken Arap ülkelerinin çoğunluğuna şamil olması için coğrafî dağılıma dikkat edilmiştir. Bunun dışında araştırmanın son dönemlerde kaleme alınan çağdaş romanları kapsaması için seçilen romanların tarihsel aralığı 1990-2015 yılları ile sınırlandırılmıştır. Araştırmamız bir mukaddime, bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Mukaddimede; araştırmanın amacı, önemi, problematiği ve yöntemi açıklanmıştır. Ayrıca ilgili konuda ortaya konulan literatüre temas edilmiş ve araştırmamızın ayırıcı özelliğine değinilmiştir. Girişte; öncelikle çağdaş Arap romanının mefhumuna, ayırt edici özelliklerine ve geleceğine değinilmiştir. Daha sonra genel olarak değer kavramı tanımlanmış ve akabinde dinî değerlerin tanımı, önemi, kapsamı, hedefleri, özellikleri, kaynakları ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çerçevede Batılı ve Arap araştırmacıların dinî değerleri nasıl tasnif ettikleri geniş bir şekilde anlatılmıştır. Bu noktada araştırmada esas alınan tasnifin nasıl belirlendiğine değinilmiştir. Bu tasnif oluşturulurken Batı'da ve Arap dünyasındaki tasnifler ayrıntılı bir şekilde incelenip çalışmada esas alınacak dinî değerler listesi tespit edilmiştir. Oluşturulan dinî değerler listesi Arap dünyasında ve Türkiye'de edebiyat ve din eğitimi alanlarında uzman kişilere sunulduktan sonra onların görüşleri ve tespitleri doğrultusunda araştırmada esas alınan dinî değerler tasnifi belirlenmiştir. Çalışmada, roman karakterlerinin dinî değerlerden uzaklaşmaları ve dine aykırı değerlere tutunmaları üzerinde de durulmuştur. Sözgelimi dinî değerlerden uzaklaşma konusunda sapkın karakter, zalim, bozguncu, katil, rüşvet veren, nankör, zina yapan ve bunların dışında dinî değerlerden uzak kalışlarından dolayı psikolojik, sosyal ve fiziksel yapılarında bir karışıklıktan sıkıntı çeken karakterler gibi birtakım örnekler verilir. Bu nedenle söz konusu karakterlerde, diğer insanlarla doğru ve sağlıklı ilişkiler kurmalarını engelleyen birtakım psikolojik problemler meydana gelmektedir. Böylece asık suratlı, kurnaz, küçümseyici, şeytanî, toplumdan soyutlanmış, içine kapanık, ailevî olarak parçalanmış, kibir ve keder içinde yaşayan ve yakıcı bir vicdan azabı çeken karakterler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bunlar onların değerlerinden, âdetlerinden ve geleneklerinden uzaklaşmaları sebebiyledir. Çalışmada birçok sonuca ulaştık: En önemli sonuçlar şu şekildedir: Çağdaş Arap romanı daha önce mevcut olmayan, hedefi Arap toplumlarında gelişim ve ilerleme çarkını döndürmek olan birtakım değerler oluşturmayı başarabilmiştir. Keza çalışma bazı romanların okura fayda sağlayan güzel, eğitici ve kalıcı eserler olduğunu vurgulamakta, dinî değerlerin her zaman ve her yerde faziletli olduğuna, toplumları için vatanseverlik ve kültürel hüviyet sevgisiyle dolu olduğuna işaret etmektedir. Dinî değerleri taşıyan romanlara karşılık çalışma, dinî değerler aykırı romanların varlığına işaret etmektedir. Örneğin bu tür romanlarda cinsellikle ilgili detaylar Arap-İslâm medeniyetinin üzerine inşa edildiği dinî değerleri ortadan kaldırmaktadır. Öyle ki sanki romanın mesajı cinsellik ve bundan türeyen kötülük ve rezaletlere hasredilmiştir.

Majed Haj Mohammad
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap şiirinde dilencilik edebiyatı - Ebu'ş-Şamakmak örneği –

İnsanlık tarihi boyunca her memlekette zenginler ile birlikte fakirler ve yoksullar da varolmuştur. Dolayısıyla dilenciliğin de insanlık tarihiyle paraler olduğunu söylemek mümkündür. Arap toplumunun Cahiliye döneminde dilencilik olgusuna bir bütün olarak rastlanmasa da Nabığa ez-Zübyânî ve A'şâ b. Meymun gibi bazı şairlerin şiirleriyle kazanç elde ettikleri görülmüştür. İslamiyetin ilk yıllarında kısmen de olsa kaynaklarda dilencilik örnekleriyle karşılaşmaktayız. Emevi döneminde ise su'luk şairler diye tabir edilen ve eşkıyalığı meslek edinen şairlerin tarih sahnesine çıktığına müşahede etmekteyiz. Abbasi devletin ikinci döneminde gelirlerin halk arasında adil dağıtılmaması ve devleti yönetenlerin zevku sefaya dalmalarından kaynaklı ekonomik yapının bozulmasıda halkı farklı geçim yollarına itmiştir ki bir kısım insanlar en kolay geçim yolu olan dilenciliği tercihetmiştir. Abbasi döneminde tasavvuf, edebiyat vb. disiplinlere mensup kişilerin sahip oldukları meziyetleri dilenmek için kullandıkları görülmektedir. Bu çalışmada özelde Abbasi döneminde yaşamış ve dilenerek geçimlerini sağlamaya çalışan şairler araştırılmıştır. Dilenci edebiyatının ortaya çıkışı, nedenleri, dilenme yöntemleri ve bu amaçla inşad edilen örnek beyitler incelenmiştir.

Abbasiler DönemiArap edebiyatıDilencilik+4
Abdurrahman Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Postcolonial issues and literature: Najib Al-Kilani as an example

ABSTRACT What is post-colonialism theory? What is the basis, and methodology of this theory? Who are the important pioneers? What values does this have theoretically and in the application? Moreover, what are the main points of argumentation? Colonialism has been argued to be further beneficial to highlight the politics of disparity and differences among human beings and their widespread cultures, but how? A considerable number of studies on colonial readings in the past years mention to one of the most controversial literary theories and criticisms which carry a comprehensive concept from politics to economy to all other aspects of life, and is a critical approach aims to dismantle the colonial discourse and trying to review the history of colonized countries literature, by different methodologies, in the views of the colonized. There is a bit odd coincidence on the timing: academic attention in colonialism ascended when great powers had already missed their worldwide validity and trust. Previously when colonialism was a purpose of mobilization, researchers and the elite were most fascinated by the freedom activities and the likelihood of modernization and advancement of the societies, but nowadays they are not so optimistic about that. That is seen in the novels and writings of some important authors. Najib Al-Kilani as an effective Arab-African writer, in respect of presenting the subject of colonialism in the studies depending on literary art, but not based on the Western world views, was one of the pioneers in Arab African literature medium, and he could reveal the great effects for western colonialism movement in the societies that have been colonized. This study sheds light on his contributions in the pathways of contemporary Arabic literature, focusing on two of his famous novels Turkistan Nights and Napoleon in Al-Azhar which represent his prominent writing style and reflect post-colonial literature in the Arab world. Keywords: Post-colonialism, Colonialism, Orientalism, Novel, Najib Al-Kilani, Oppression, Freedom, Culture.

Arabian literatureLiteratureKilani, Necib+4
Abdullah Karim Saeed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Ziyad Muhabbık'ın kısa öykülerinde mekân olgusu

Mekân olgusu edebi metinlerde önemli bir yere sahiptir. Mekân olgusu incelenirken bu olguya sadece konum açısından bakmak doğru değildir. Zira mekân, anlatının bütün unsurlarıyla sıkı bir bağlantısı içindedir. Bu yüzden araştırma esnasında bu olgu, sadece fiziki özelliklere haiz bir unsur olarak değil, insanla kuvvetli bir etkileşimi bulunan ve kişisel analizlerde işlevsel rol üstlenen bir etken şeklinde incelenmeye tâbî tutulmuştur. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ahmed Ziyâd Muhabbık'ın hayatı ve eserleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde müellifin kaleme aldığı Yevmun li Raculin Vahid يوم لرجل واحد)), Hicârat-u Erdina حجارة أرضنا) ), Hilmu'l-Ecfani'l-Mutbeka حلم) الأجفان المطبقة) ), Arîşetu'l-Yasemin عريشة الياسمين) ), li Enneki Maiye لانك معي ) ), Ta'mu'l-Asâfîr طعم العصافير ) ), el - Avdetu ile'l-Bahr العودة إلى البحر) ), er-Rahîl min Ecli Meha (الرحيل من أجل مها)), Verdâtun fî'l-Leyli'l-Ahîr وردات في الليل الأخير) ), Rîşü Neam ريش نعام)), et'Tuffahu'l- Ahîra fî'l-Hakl التفاحة الأخيرة في الحقل)) , Fevka Sathi'l-'İmârat فوق سطح العمارة ) ), mâ Ezâlü Enteziru ما ازال أنتظر)) ve Ebu Mu'tez ve'l-Kenâriyât ابو معتز والكناريات) ) adlı hikâyelerinin her biri ayrı ayrı değerlendirilmiş ve söz konusu hikâyelerde yer alan mekânlara farklı bakış açılarıyla dikkat çekilmiştir. Üçüncü bölümde ise daha çok mekân çeşitleri üzerinde durulmuş ve mekânın, soyut, somut, açık, kapalı, ütopik/hayalî, fantastik, metafizik, duygusal, kapalı -dar ve açık-geniş şeklinde ondan fazla çeşidi üzerinde durulmuş ve her biri ayrı ayrı örneklendirilmeye çalışılmıştır.

Arap edebiyatıArapçaHikaye+3
Vefah Cihat
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

الوعي الشعري بالواقع السياسي في قصائد نزار قباني

Nizâr Kabbânî'nin Kasidelerinde Siyasi Realitenin Şiirsel Bilinci adlı çalışmamızda Şair'in siyasi kasidelerinin güzelliklerini konuşturmaya çalıştık. Ayrıca kasidelerdeki siyasi, sosyal ve tarihsel olaylara karşı derin şiirsel bilinci de ele almaya çalıştık. Zira onun kasideleri modern Arap toplumlarının bunalımlı siyasi ve sosyal durumuna karşı isyan etmeyi ve alay etmeyi somutlaştırmaktadır. Nizâr Kabbânî, şiiri Arap ülkelerindeki içi boş süslü sloganları yakmak için bir vasıta edinmiştir. Onun bu doğrultudaki şiirleri çeşitli, zengin ve anlamları derin olmuştur. Bununla birlikte bilinç, kişinin kendisinin yanı sıra analiz ve kavramaya olan güç ve yeteneğini idrak etmesini sağlayan bir durum ya da bireyin içinde yaşadığı bölgesel ve uluslararası toplum ve çevresini, çağının muhtelif sorunlarını, ulusal ve uluslararası kararların alınmasında aktif ve etkili gücü kavraması demektir. Kuşkusuz Arap toplumu sahip olduğu şairleri ile onu bölgede zülüm ve bozgunculuğu yayan egemen devletin esaretinden kurtaracak bir özgürlük eğilimine ev sahipliği yapmaya hazırdı. Nitekim bir grup şair siyasi şiir dünyasına atıldılar. Bunun sonucunda onlar siyasi görüşleri olan şairler olarak şöhret kazanıp zamanla onların şiirleri arasında siyasi hiciv formatında bir siyasi şiir türü ortaya çıktı. Nizâr Kabbânî de bu şairlerden biriydi. Onun şiirleri, ucuz siyasi ve sosyal realiteyi yeren ve kusurlarını açığa vuran sözcüklerle doludur. Çalışmamız önsöz, giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında bilinç kavramının tanımı, edebi bilinç ve sözlüklerde yer aldığı üzere ilgili kavramın geniş kullanımları üzerinde duruldu. Yine bu çerçevede muhtelif edebi ekollere göre edebiyatın siyasi, sosyal ve tarihsel olaylardaki rolü ve bu alanlardaki sorunlara karşı çözüm yöntemleri ile bu edebi akımların edebiyat kavramı etrafındaki tartışmaları da etraflıca irdelendi. Sonra şairin sanat hayatı boyunca yaşadığı siyasi ve sanatsal olayların en barizleri ele alındı. Bunlardan özellikle Haziran yenilgisinden sonra gelen ve şairin gazel şiirlerini yazan sıradan bir şairden ziyade şiirlerinde siyasi olaylara eğilen bir şaire dönüşmesini sağlayan aşama araştırmacıların dikkatlerine sunuldu. Birinci bölümde Arap devletlerinde yönetimi ellerinde bulunduran yöneticilerin yanlış siyasetlerinden kaynaklanan büyük felaket ve musibetlerin yanı sıra kadın, birey ve Arap petrolünde temessül eden toplum sorunlarının belirlenmesinden başlayarak Arap insanın hayatıyla ilgili toplumsal ve siyasal birçok olay ve sorunlar ortaya konulmaya çalışıldı. İkinci bölümde ise eski siyasi ve tarihi olayların yeni ve modern olaylarla ilişkilendirilmek suretiyle kadim Arap medeniyetinin klasik ve modern Arap tarihi ile ilişkisi konu edindi. Bu durum tarihsel, siyasi, edebi ve İslami bazı sembol ve şahsiyetlerden hareketle ortaya konulmaya çalışıldı. Bütün bunlara rağmen Nizâr Kabbânî'nin şiirleri içerisinde ulusal ve toplumsal olaylara dair siyasi kasideleri oldukça fazladır. Nitekim şair şiir divanlarından iki koleksiyonu bu tür kasidelere ayırmıştır. Ancak biz söz konusu kasidelerinden bu mütevazi çalışmamıza yetecek kadar yararlandık. Anahtar Kelimeler: Nizâr Kabbânî, şiirsel bilinç, siyasi kasideler, realite, şahsiyetler ve miras.

Shwan Mohammed Abdulraheem
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Âmâl el-Zahâvi'nin şiir referansları

Bu çalışma Al Zahavnin şirinin kaynakları çerçevesinde dönmektedir, Öyleki bu çalışma giriş, önsöz, iki bölüm ve sonuçtan oluşmakta. Giriş bölümü Şairin referans kaynaklarını tanıtmakta. Şair ile ilgili en önemli kavramları, hayat biyografisi ve kültürünün kaynağını açıklamakta. Birinci bölüm referans kaynaklarını kişilik, düşünce, zaman ve mekân açısından düzenleyen mekanizme içermekte, Şair metini içinde geçen konuları referansları ile birlikte ela aldı. İkinci bölüm ise referansların türlerini, dini, tarihi, edebi ve efsanevi yönünden ele alarak her birini tanımlamakta ve şair bu tür şiirleri kendi şirinde nasıl kullandığını ve kendisinin ürettiği şiir üzerindeki etkisi içermekte, dini referans kaynaklarında şair kuran metinlerini kullandı. Edebi referans kaynaklarında ise şair kendisinden daha önceki şairlerin deneyimlerine dayandı ve Amal Al-Zavadi'nin şiirinin oluşmasına bu şairlerin etkisi vardır, Ayrıca konuşma ve Atasözleri gibi Nesir şiirinin oluşmasında başarılı oldu. Tarihi referans kaynaklarında ise şair kendi şirine etkileyen tarihi olay ve olgulara dayandı. Efsanevi referans kaynaklarında ise şair eski efsanevi olaylardan etkilenerek bu efsanevi olayların şairin kendi şiirinin oluşmasında bariz katkıları vardır. Sonuç olarak şairin bu çalışmada referanslarını çeşitlendirdiği, kendi fikri ile uyumlu olan dini, mirasi, edebi ve her türlü kaynaktan yararlanarak kendi tarihsel ve efsanevi şiirinin kontrolünü ele aldı, öyle ki tarihsel ve efsanevi olaylardan yararlanarak asrın konularını açıklamaya çalıştı. Anahtar Kelimler:Âmâl EZ-Zahâvî, Referanslar, Irak Şiiri, Referans Türleri, Edebiyat. Sayfa: 113 Danışman: Abdulhadi TİMURTAŞ

Anwar Abdaljabar Satar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Subhî Fahmâvî'nin romanlarında üslûp

Üslûba dair bilgiler, eski Yunan ve Arap edebiyatında hitabet, belâgat, ve edebî eleştiri alanlarına dair eserlerde dağınık bir şekilde yer almıştır. Ancak eleştiri yöntemlerinin gelişmesi sonucunda, edebi metinlerin çeşitli yönlerden incelenebilmesi, bununla beraber belâgat ilminin dil alanında yaşanan gelişmelerden geri kalması, üslûbun müstakil bir bilim olma yolunda ilerlemesine katkı sunmuştur. Her ne kadar terimsel ve teorik alt yapısı oluşmamış ve uygulama yöntemi kesin sınırlarla çizilmemiş olsa da üslûp ve üslûpbilim, dilbilimin bir kolu olarak gelişimini sürdürmeye devam etmiştir. Şahsiyetin kendisi olarak tarif edilen üslûp, bireyin kendisine özgü dil kullanımının yanında edebî metni oluşturan dilsel öğelerin kullanılma biçimlerini, söz dizimsel özelliklerini ve bu özelliklerin anlama katkısını konu edinir. Üslûpbilim ise söyleyişin sahip olduğu ayırıcı özellikleri belirlemeye çalışan ve bu özellikleri belli ölçütlere göre değerlendiren alandır. Hikâye türünde yazdığı pek çok eserinin yanında, kaleme aldığı ondan fazla romanıyla çağdaş Ürdün romancılığının tanınmış simalarından biri olan Filistin asıllı Ürdün vatandaşı Subhî Fahmâvî (صبحي فحماوي), gerek yazdığı konularla gerekse de kullandığı dil ve dilsel öğelerle dikkat çekmektedir. Genellikle Filistin halkının 1948 ve 1967 yıllarında peş peşe yaşadığı felaketler ve sonrasında yaşanan üzücü olaylar, Fahmâvî'nin romanlarında işlenen başlıca konulardır. Bununla beraber Arapların toplumsal hayatlarına dair problem olarak gördüğü birçok konuyu ele alan yazar, anlatımda trajedi ile mizahı yoğurarak kendisine özgü "kahbuka" olarak nitelendirilen bir tarz benimsemektedir. Fahmâvî, anlatımını Kur'an-ı Kerim başta olmak üzere diğer kutsal kitapların metinleri, hadis-i şerifler, şiir, şarkı, atasözü, deyim, fıkra ve hikayelerle zenginleştirip sunmaktadır. Temel amacı düşüncelerini muhataba en doğru ve anlaşılır bir şekilde aktarmak olan Fahmâvî'nin eserleri sözel ve söz dizimsel açıdan da son derece özgündür. Genel olarak kolay, anlaşılır bir seviyede fasih Arapçayı tercih eden yazar, ihtiyaca binaen gerekli gördüğü yerlerde Mısır ve Filistin mahalli dilinden de istifade etmektedir. Sahip olduğu kültürel birikimi, romanlarına başarılı bir şekilde yansıtan Fahmâvî, kurduğu metinler arası bağlantılarla okuyucuyu farklı alemlerde dolaştırmaktadır. Özellikle anlatıcıya anlattırdığı fıkra ve hikayeler, genel olarak romanın ana konusuyla üzülen muhataba tebessüm ettirmektedir. Çalışmada, yazarı dil ve anlatım açılarından farklılaştıran bu ve buna benzer özellikleri belirlemeye çalıştık. Yazarın romanlarında kullandığı dili, belağat ilmi ve gramer başta olmak üzere farklı açılardan değerlendirmeye tabi tuttuk. Düşüncelerini okuyucuya aktarırken yazarın yararlandığı dilsel ve anlatımsal her malzemeyi tespit etmeye çalıştık.

Arap edebiyatıFahmavi, SubhiRoman+2
Mazhar Dede
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Cemîl Sıdkî Ez-Zehâvî'nin şiirlerinde kadın

Kadın meselesi, edebiyat tarihinde her dönemde yazar ve şairlerin ilgisini çeken temel temalardan biri olmuştur. Hem nesir hem de nazım türü eserlerde yer bulan bu tema, modern dönemde de önemini sürdürmüştür. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren 20. yüzyılla birlikte kadın hakları üzerine yürütülen tartışmalar, dönemin entelektüel çevrelerini derinden etkilemiştir. 1863-1936 yılları arasında yaşamış ve Osmanlı bürokrasisinde görev almış Iraklı düşünür ve şair Cemil Sıdkî ez-Zehâvî de bu tartışmalara kadınları savunma amacıyla dâhil olmuştur. Kadın taraftarları ile karşıtları arasında süregelen bu münakaşalar, kadınların mahrum bırakıldığı haklar, bu hakların nasıl elde edileceği ve kadının toplumsal konumunu belirleyen ölçütler etrafında şekillenmiştir. Zehâvî, bu çerçevede kadının ailevi, toplumsal ve dinî konumunu da şiirlerinde işlemiştir. Kadını bir eş ve anne olarak değerlendiren şair, onun aile içindeki yerine vurgu yapmış; toplumsal bağlamda ise kadının çalışma hayatına katılımı, eğitim alma hakkı ve toplumsal kalkınmadaki rolü üzerinde durmuştur. Şair, kız çocuklarının erken yaşta yaşlı erkeklerle evlendirilmesi, çok eşlilik ve boşanma gibi dönemin kronikleşmiş sorunlarını da eleştirel bir bakışla gündeme getirmiştir. Din adamlarının kadınlara bakışını ve din adına savunulan bazı yanlış inanç ve gelenekleri de şiirsel dille sorgulamıştır. Kadın meselesini Doğu-Batı ekseninde ele alan Zehâvî, Doğulu kadının Batılı hemcinsine kıyasla değersizleştirilmesini sert bir dille tenkit etmiştir. Zehâvî'nin şiirlerinde dikkat çeken bir diğer mesele ise kadına yönelik şiddettir. Ataerkil Irak toplumunda erkek egemen zihniyetin kadını ötekileştirmesi ve bir meta gibi görmesi, şairin şiirlerinde ele aldığı başlıca sorunlardan biridir. Ancak Zehâvî kadını yalnızca mağdur yönüyle değil, yaratılışın bir parçası olarak fiziksel güzelliğiyle de tasvir etmiştir. Nitekim yüz, yanak, göz, boy ve saç gibi unsurlar onun kendine has üslubuyla betimlenmiştir. Bu çalışma, Zehâvî'nin kadın konusuna dair şiirlerini esas alarak, metin analizi ve tahlil yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

Arap edebiyatıArapçaCemil Sıdkı el-Zehavi+3
Murat Güler
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Emevi ve Abbasi dönemlerinde Benî Tağlib şairlerinin edebi kişilikleri ve şiirlerinin tahlili

Bu araştırmada, Emevî ve Abbasî dönemlerinin önemli kabilelerinden biri olan Tağlib kabilesinin şiir ve şairleri araştırılmaktadır. Tağlib kabilesinin şairleri, Emevî ve Abbasî dönemi edebiyatında önemli bir rol oynamış şairlerdendir. Bilindiği gibi Arap edebiyatının her alanında Arap şiiri büyük önem taşımaktadır. Tağlib kabilesi ise bilinen Arap kabilelerinden biri olup köklü bir tarihe sahiptir. Kabilenin cahiliye dönemi savaşlarında büyük rol oynamış mensupları olduğu gibi şiir alanında büyük ün salmış mensupları da bulunmaktadır. Bu durum bizi, araştırma konusu kabilenin şairlerini araştırarak şiirlerini incelemeye ve hayat hikayelerinin yanı sıra şiirlerindeki konu ve temaları, ayrıca kendi kabileleri ile ilgili konuları ele almaya itmiştir. Özellikle araştırma konusu kabilenin Emevî ve Abbasî dönemlerindeki durumu ile ilgili herhangi bir bağımsız araştırma bulunmaması da Tağlib kabilesinin şairlerini ele alarak başta gelen şiirlerini ve bu şiirlerinde işledikleri övgü, yergi, övünme, ağıt, aşk ve tasvir gibi konu ve temaları araştırmanın konusunu teşkil etmiştir. Bu şairlerin önde gelenleri, Arap şairlerinin en önemlilerinden biri olan Tağlibli Ahtal, yine Tağlibli Ebu Firâs el-Hamdanî, İbn el-Hayyât, Kâ'b b. cuâil, A'şâ Benî Tağlib, el-Attâbî ve benzeri şairlerdir. bu şairleri araştırmada ele alıp haklarında bilgi verilmiştir.

Ramadan Ali
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ka'b b. Züheyr'in Kasîde-i Bürde'sinin şarihi meçhul Türkçe şerhleri (İnceleme–metin)

Arap edebiyatında "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki şiir bulunmaktadır. İlki Kaʿb b. Züheyr'in Hz. Peygamber'i hicvettiği bir şiirin ardından affına vesile olması için yazdığı "Bânet Suʿâd" cümlesiyle başlayan kaside; ikincisi ise ondan yaklaşık altı asır sonra yaşamış olan Busîrî'nin felçli bedeninin şifa bulması ümidiyle kaleme aldığı kasidedir. Ka'b bin Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"'sine yapılan şarihi meçhul Türkçe şerhleri tespit ve incelemeyi amaçladığımız bu çalışmada; Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi, numara 2132/2 ve Süleymaniye Kütüphanesi Mehmed Sefayihi, numara 15'te kayıtlı iki şerhin transkripsiyonu yapılmıştır. Giriş ve iki ana bölümden oluşan çalışmada öncelikle "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın 1. Bölümünde Ç ve S nüshalarının imla, şekil, dil ve üslup özellikleri ile şerh usulü incelenmiş, şerhlerdeki kelime ve kavramların mukayeseli sözlüğü hazırlanmıştır. Çalışmanın 2. Bölümünde ise metinlerin hazırlanmasında takip edilen yol açıklanarak Ç ve S nüshalarının transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın sonucunda "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside arasındaki farklar ortaya konulmuş ve Ka'b b. Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"sine yapılan şarihi meçhul iki Türkçe şerh bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Arap edebiyatıKa`b bin ZuheyrKarşılaştırmalı dil bilim+7
Büşra Esmer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mustafa Behcet'in telhîs şerhi: Behcetü'l-Erîb (İnceleme-çeviri yazılı metin)

Siraceddin es-Sekkâkî'nin, Miftâhu'l-'Ulûm adlı Arapça eserinin meânî ve beyân bilimlerini ele aldığı üçüncü bölümü daha sonra yazılacak eserler için temel oluşturmuştur. Eserin bu üçüncü bölümünü açıklamak üzere birçok şerh yazılmış, bunlardan Hatîb el-Kazvînî tarafından yazılan Telhisu'l-Miftâh adlı çalışma en çok dikkat çekeni olmuş, farklı dillere tercüme ve şerh edilmiş, bunun yanı sıra başka bağımsız çalışmalar da yapılmıştır. Osmanlı dönemi 20. yüzyıl âlimlerinden Mustafa Behcet b. Muhammed Sâlim tarafından yazılan Behcetü'l-Erîb fì Şerh-i Telhisi'l-Hatîb adlı eser Telhîs'in Osmanlı Türkçesi ile yazılmış mensûr bir şerhidir. Eserin el yazması tek nüshası Milli Kütüphane Yz A 4449 numarada kayıtlıdır. Eser, verdiği farklı örnekler ve şârihin yaptığı yorumlarla dönemin belâgat çalışmalarına ışık tutar niteliktedir. Tezin giriş bölümünde, Arap edebiyatında belâgat eserlerinin tarihsel süreçteki görünümleri, Arap belâgat ilmine yön yeren belli başlı belâgat âlimleri ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Miftâhu'l-'Ulûm'un yazarı es-Sekkâkî ve Telhîsu'l-Miftâh'ın yazarı elKazvînî, hayatları, edebî kişilikleri ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölüm Telhîsu'l-Miftâh üzerine yapılan Arapça ve Türkçe çalışmaların incelenmesine ayrılmıştır. Üçüncü bölümde incelenen el yazması şerhin yazarı Mustafa Behcet ve eserleri ele alınmış, yazma eserin teknik, dil ve imla özellikleri, içeriği, şârihin eserde izlediği şerh metodu gibi alt başlıklarla eser daha detaylı bir incelemeye tabi tutulmuştur. Tezin dördüncü bölümünde çeviri yazılı metnin okunmasında takip edilen yol ve çeviri yazılı metin verilmiş, metindeki Arapça bölümler sayfa altı dipnotlarda Türkçeye çevrilmiştir. Ayrıca metinde bahsi geçen kişi ve eser adları tezin sonunda yer alan açıklamalı sözlük içinde alfabetik olarak verilmiştir. Tez, Türkçe belâgat çalışmaları içinde Telhîsu'l-Miftâh adlı eserin hiç bilinmeyen yeni bir Türkçe şerhini araştırmacılara sunmaktadır. Anahtar Sözcükler es-Sekkâkî, Miftâhu'l-'Ulûm, el-Kazvînî, Telhîsu'l-Miftâh, Mustafa Behcet, Behcetü'lErib, şerh

Arap edebiyatıArapçaBelagat+7
Derya Adalar Subaşı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuzey Afrika Libya Trablus garb Müziği: "Muvaşşah"

Bu çalışmada, Endülüs halkının en önemli kültür miraslarından biri olan muvaşşah sanatı ele alınacaktır. Coğrafi olarak Libya'nın Trablus ve Endülüs bölgesinde edebiyat alanında ve hicri takvime göre üçüncü asırda, Endülüs halkı arasında doğmuş ve yayılmış bir şiir sanatıdır. Arap edebiyatındaki en önemli türlerinden biri olan muvaşşah tür, Endülüs halkının müziğe olan eğilimi ile bölgesel halk ağzıyla terennüm edilen şarkıların kaynaşması sonucu doğmuştur. Beş yüzyıl boyunca geçerliliğini koruyan bu tür, göçler yayılmıştır. X. yüzyılda doruk noktasına ulaşan muvaşşaha, matla, devr, sımt, kufl, gusn, beyt ve harce gibi kendine ait terminolojisi ile özelliğini belli etmektedir. Diğer taraftan Arapça olmayan kelimeleri içermesi sebebiyle Doğulu ve Batılı birçok araştırmacının da ilgisini çekmiştir. Muvaşşah sanatının doğduğu ve yayılmaya başladığı coğrafi konum, mavaşşah tanımı ve tarihi, bu sanatın içeriğindeki konuları, edebi alanda özelliklerinden yola çıkarak muvaşşah şiirlerini kullanan besteciler, bestecilerin belirgin özellikleri çalışmada yapılan analizlerle ortaya çıkarılacaktır. Muvaşşah sanatına işaret eden eski veya yeni tarihli araştırmaların içerisinde değişik görüş ve teoriler bulunmaktadır. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Müziği alanında aldığım yüksek lisans eğitimim sırasında, Arap kültürüne ait olan, aynı adla yazılmış şiirlerin müziksel kısımlarına dair bir çalışmanın yapılmamış olması, beni Muvaşşah sanatıyla ilgili araştırma yapmaya teşvik etti. Bu araştırmada hedefim, Muvaşşah okuma sanatında kullanılmış ritimsel, makamsal olguları ortaya koyarak, Muvaşşah bestelerinin Türk Müziği icra edenler tarafından da ulaşılabilir ve anlaşılarak icra edilebilir olmasını sağlamak amacıyla analizlerini yapmak olacaktır. Anahtar Kelimeler: Muvaşşah, Şiir, Endülüs.

Arap edebiyatıEndülüsLibya-Trablusgarp+5
Abdullah Hasan Alı Araıby
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Abdullah el-Fâkihî'nin Mücîbü'n-Nidâ ilâ Şerhi Katri'n-Nedâ adlı eserinde şiirle istişhad

Bu çalışmada, Abdullah el-Fâkihî'nin (d. 899-1493/ö. 972-1564) Mucîbu'n-nidâ ilâ şerḥi Ḳaṭri'n-nedâ adlı eserinde istişhâd ettiği beyitler tahlil edilmiştir. Bu çalışma, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, problemi, amacı, metodu, önemi ve kaynaklarına değinilmiştir. Birinci bölümde İbn Hişâm el-Ensârî ile el-Fâkihî'nin hayatları, ilmî şahsiyetleri ve eserlerine değinilmiştir. İkinci bölümde el-Fâkihî'nin Mucîbu'n-nidâ ilâ şerḥi Ḳaṭri'n-nedâ adlı eserin genel özellikleri, muhtevası ve eserinde kullandığı metoda değinilmiş ve İbn Hişâm el-Ensârî ile el-Fâkihî'nin şerhleri mukayese edilmiştir. Üçüncü bölümde ise Mucîbu'n-nidâ adlı eserde yer alan iki yüz yirmi yedi beyit tercüme edilerek istişhâdları tahlil edilmiştir. Anahtar kelimeler: el-Fâkihî, Mucîbu'n-nidâ, Ḳaṭru'n-nedâ, istişhâd, şiirler.

Abdullah el-FakihiArap edebiyatıArap şiiri+5
Faruk Polat
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cezayir millî şairi Mufdî Zekeriyyâ ve İlyâzetu'l-Cezâir adlı eseri

Cezayir edebiyatının önemli bir figürü olan Mufdî Zekeriyyâ, millî şair olmasının yanı sıra modern dönemde klasik Arap şiirini temsil etmesiyle öne çıkmaktadır. Şiirlerinde geleneğe bağlı kalarak, yaşadığı dönemin fikir ve düşüncelerini yansıtmıştır. Eserleri yalnızca Cezayir ile sınırlı kalmamış, Kuzey Afrika başta olmak üzere tüm İslam dünyasını etkilemiştir. Mufdî Zekeriyyâ'nın hayatı ve millî şair kimliği üzerine çalışmalar bulunsa da bugüne kadar herhangi bir eseri derinlemesine incelenerek edebî tarzının özellikleri ve estetik anlayışı hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Mufdî Zekeriyyâ'nın edebî kişiliğinin yaşadığı dönemin siyasî, sosyal ve kültürel şartlarının etkisiyle nasıl şekillendiğini ve onun düşünce ve sanat anlayışını en belirgin şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin muhtevası ile şekil ve üslup özelliklerini incelemektir. Bu doğrultuda şairin edebî kişiliğini yansıtan temel bir eser olarak İlyâẕetu'l-Cezâir ve ulaşılabilir diğer tüm eserleri doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma kapsamında, şairin İlyâẕetu'l-Cezâir'i kendi sesinden okuduğu kayıtların çözümlemeleri ile muhteva tablosu ve grafiği, nitel verilerin nicelleştirilmesi ve sayısal analizlerinin yapılmasıyla oluşturulmuştur. İlyâẕetu'l-Cezâir'de sonunda "lâzime" (nakarat) adı verilen tekrarların yer aldığı 100 kıtanın vezinli ve kâfiyeli olması, klasik Arap şiiri formlarından esinlenilerek yenilikçi bir yaklaşım sergilendiğini gösteren bulgulardandır. Eserin nazım biçiminin Mufdî Zekeriyyâ tarafından oluşturulmuş yeni bir tür olarak kabul edilebileceği çalışmanın sonuçlarından biridir. Mufdî Zekeriyyâ'nın sanat anlayışını en iyi şekilde yansıtan İlyâẕetu'l-Cezâir adlı eserinin incelenmesiyle şairin edebî tarzı ve estetik anlayışı üzerine yapılacak bir değerlendirme, Cezayir edebiyatının daha iyi tanınmasını sağlayacağı gibi modern dönemde klasik Arap şiirine dair yenilikçi yaklaşımların keşfedilmesine de olanak sağlayacaktır.

Arap edebiyatıArap şiiriBelagat+4
Furkan Yağcı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arap şairlerden Ebu'l-Bahr el-Hattî ve şiirleri

Bu çalışmada Ḳatîf'de doğmuş, hayat serüvenini Bahreyn'de sürdürmüş, daha sonra günümüzdeki adıyla İran'a göç edip orada vefat etmiş olan Ebu'l-Baḥr el-Hattî'nin hayatı ve şiirleri incelenmiştir. Çalışma, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı, problemi, yöntemi ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada kullanılan kaynaklara yer verilmiştir. Şairin yaşadığı dönem de bu bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde Ebu'l-Baḥr'ın hayatı ve edebî kişiliği incelenmiş ve Divân'ına dair genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde muhtevâ tahlili yapılmış ve medih, mersiye, ihvâniyyât, özlem, mektuba giriş, gazel, vasf, hamriyat, hezliyât ve dînî içerikli şiir muhtevâlarında kaleme aldığı şiirler örneklendirilmiştir. Şiirlerin ilgili yerlerinin metinleri ve tercümeleri aktarılmış ve bu şiirlerle ilgili yorumlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şairin şiirleri kasîde yapısı, vezin ve kâfiye, anlatım yöntemleri ve kullanılan sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç olarak Ebu'l-Bahr'ın, şiirlerinde Arap şiirinin ana muhtevâlarını ve diğer tâlî konularını başarılı şekilde şiirlerine yansıttığı tespit edilmiştir. Söz konusu şiirlerini, dil ve üslup özelliklerini başarılı şekilde kullanarak yazdığı belirlenmiştir.

Arap edebiyatıArap şiiriBiyografi+4
Abdullah Esat Bağcı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

18. asır Arap şairlerinden el-Emir es-San'ani ve divanı

Bu çalışmada 12/18. asır Arap şair ve âlimlerinden el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve Dîvân'ı incelenmiştir. Çalışma, bir giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde el-Emîr eṣ-Ṣan'ânî ve eserleriyle ilgili yapılan çalışmalar ve Yemen'in 12/18. asırdaki siyasî, ilmî ve ictimâ'î durumuyla ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin hayatı, ailesi, ilmî ve edebî kişiliği, hocaları, öğrencileri ve eserleri hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde eṣ-Ṣan'ânî'nin söylediği şiirler muhteva açısından incelenmiştir. Bu çerçevede şairin şiirleri konularına göre tanzim edilmiş ve bu konular edebiyat tenkitçilerinin eserlerinde belirlemiş oldukları kıstaslar bağlamında tahlil edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şiirler üslup ve şekil açısından incelenmiştir. Kasidenin yapısı, nazım biçimleri, vezin ve kafiye yapısı ve me'ânî, beyân ve bedî' ilimleri açısından incelenmeye tabi tutulmuştur.

18. yüzyılArap edebiyatıArap şiiri+5
İzzettin Bilgehan
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arap dili ve Kur'an'da te'kid üslubu

İletişim, dilin sözlü ve yazılı vasıtaları ile gerçekleşir. Kelimeler de sözlü ve yazılı iletişimi sağlayan dilin sesli ve yazılı vasıtalardır. Akleden ve düşünen insan bu vasıtalardan gelen veriler sayesinde hayatı anlamlandırmaktadır. Diğer semâvî kitapların vazifesi gibi Rab'le kul arasındaki bu iletişimi sağlayan ilâhî vasıta Kur'ân'dır. Bu vasıta geniş anlamda dil, dar anlamda da Arap dilini kullanmaktadır. Çünkü ilk muhatapların dili Arapçadır. Bu sebeple Kur'ân Arapçanın dilsel formlarıyla muhataplarına seslenir. Bu formlar kelime düzeyinde olduğu gibi, kelâm (Söz) düzeyinde de gerçekleşmektedir. Bu bakımdan bir yönüyle gramer kurallarıyla diğer yönüyle de nazmındaki anlam derinlikleriyle de ilişkilidir. Dil hayatın her evresinde kullandığımız bir varlık ve araçtır. Bu yönüyle her doğal dilin kendisinde evrensel gramatik bir temel yapı bulunmaktadır. Bu tüm dillerin insanî boyutuyla ilgilidir. Ancak dil, sosyal bir olgu olması nedeniyle de bir doğal dilin milli bir formu bulunur. Bu form Arap diline irca edildiğinde Arap dilinin özeliyle ilgili olur. Bu iki durumun dışında bir toplum tarafından kullanılan dilin daha özel boyutu bulunmaktadır. Bu ise bir şahsı diğerinden ayıran ferdî özellikleridir. Bu ferdî özellikler konuşulan dilde ortaya çıkarsa bu üslup olur. Zira bir şahsın diğer şahıstan konuştuğu kelâm vasıtasıyla farklı olduğunu biliriz. Bu aidiyetle ilgili bir durumdur. Bu durum konuşulan tüm sözler için geçerlidir. Kur'ân, doğal ve milli bir dil olan Arapça'ya rağmen ferdî üslup ve muhtevayı birleştirerek naziri bulunmayan kalıcı bir hitaptır. Bununla Kur'ân evrensel gramere bağlı kalarak, Arapçanın milli formuyla diğer dillerin doğal formlardan ayrıştığı gibi, üslubundaki ferdiyet özellikleriyle de diğer eserlerden ayrışarak mucizevî ilahî kitap olduğu anlaşılmış olur. Kur'ân muhataplarına hitap ederken birden fazla üslup türünü kullanmaktadır. Ancak göze çarpan üsluplarından biri te'kid üslubudur. Te'kid üslubu ise temelde evrensel gramere ve milli dil olan Arapça'nın kendine ait özellikleriyle sıkı ilişki içerisindedir. Zira bilginin kalıcı olması için tekrârlanması ve vurgulanması gereklidir. Neredeyse tüm dillerde mananın kesin bir şekilde anlaşılması için hitap esnasında te'kid unsurları kullanılır. Arap dili özelinde ise farklı parametreler kullanılır. Bunların tespiti Arap dil çalışmalarıyla bilinir. Arap diliyle ilgili çalışmalar, temelde sarf, nahiv ve belagat alanında gelişme göstermiştir. Bu sebeple Kur'ân hakkında yapılan dille ilgili çalışmalarda bu ilmi disiplinler üzerinden gerçekleştiğini görmekteyiz. Te'kid üslubu bu ilmi disiplinlere bağlı yollarla gerçekleşir. Zira te'kid muhatabın zihnindeki şüpheyi izale etmek, kelâmdaki ibahayı ortadan kaldırmaktadır. Çalışmamızda, 'lafzın fazlalığı mananın fazlalığına delalet eder' kaidesince kelimede fazlalık sarf ilmine, kelâmda fazlalık ise nahiv ilmine dâhil edilir. Ancak bu iki ilmin dışında kelâmdaki terkibin nazmından ortaya çıkan özel fazladan bir anlam vurgusu bulunur. Bu da te'kid manaları içerir ve belagat ilmiyle ilişkilidir. Kur'ân'daki te'kid üsluplarının gayesi, muhataplarını iknâ etmek ve hidayete sevk etmektir. Zira te'kid üsluplarının bilinmesi Kur'ân'ın anlaşılması ve vicdanlardaki şüphelerin izalesi için gereklidir.

Arap diliArap edebiyatıArap kültürü+6
Cemal Arbaç
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ümeyye b. Ebü's-Salt ve şiirindeki dini motifler

"O; Sakîf kabilesinin dâhi şahsiyetlerinden biriydi. Nitekim Sakîf kabilesi Arap kabileleri arasında yetiştirdiği dâhilerle tanınmış bir kabiledir. Ümeyye kendine olan güveni sebebiyle işi nübüvvet iddiasında bulunmayı aklından geçirecek kadar ilerletmişti. Üstelik bir kişinin peygamber olması için kendisinde bulunması gereken hasletleri bilirdi, hatta bunun için birçok kitabı okuyup inceleyerek kendini geliştirmiştir. Araplar arasında ilmî kişiliği ile tebarüz etmiş, şehirler arasında yaptığı seyahatleriyle tanınmış bir şahsiyet ve çok rivayetleri bulunan biriydi.'' Cahız'ın Ümeyye b. Ebi's-Salt için sarf ettiği bu sözlerden hareketle, bu çalışmada Câhiliye dönemi ve Sadru'l- İslâm dönemine şahit olan önemli şairlerden Ümeyye b. Ebi's-Salt; dönemin dinî anlamlarına ışık tutmak adına ele alınacaktır. Câhiliye edebiyatı için olağanüstü bir şahsiyet olarak addedilen Sakîf kabilesinin ileri gelen şairlerinden Ümeyye b. Ebi's-Salt'ın yaşamış olduğu dönemde Arap Yarımadası'nda meydana gelen iç savaşlar, istikrarsız yaşamlar, çeşitli dinî yönelimler gibi siyasî ve toplumsal olaylar; onu insanlığın kaderi üzerinde düşünmeye yönelterek gerçek inanç arayışında olanlardan eylemiştir. Şairin kişiliğini ve biyografisini ele alarak, sahip olduğu dinî ve kültürel birikim sebepleri ve şekilleri irdelenmiştir. Daha sonra konuya bağlı olarak çok arzuladığı peygamberlik beklentisi ele alınmıştır. Zira Araplardan bir peygamber geleceğini biliyor ve onun kendisi olacağını arzulayarak dindâr ruhanî bir atmosferde yaşamıştır. Entelektüel bir kişiliğe sahip, Hanîf dinini benimsemiş, semavî kitaplara vakıf, din adamlarıyla bir arada bulunmuş, büyük tüccarlarla yolculuklar yaparak çeşitli kültürlerle temas sağlamıştır. Sadru'l-İslâm döneminde de yaşamış olan şair Hz. Peygamberin Bi'setine şahit olmuştur ve arzuladığı peygamberlik iddiasından ötürü İslam'a karşı cephe alarak durumu kabullenmemiş ve iman etmeden irtihal etmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Ümeyyen'nin divanı incelenerek dinî motifler barındıran şiirler ayıklanmıştır. Ve bunlar üzerinden şairin tasavvurumuza sunduğu dünya çerçevesi çizilmiştir. Allah tasavvuru, tevhîd inancı, Kur'ân ile örtüşen fikirler, cennet cehennem gibi kavramlar, peygamber kıssaları gibi detaylar üzerinden Câhiliye dönemin yaşamış olduğu büyük dinî dönüşüm noktasına ışık tutmak adına araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hanîf, Ümeyye b. Ebi's-Salt, İnanç, Dinî Motifler, Tevhîd, Câhiliye, Sakîf, Arap.

Arap edebiyatıArap şiiriBiyografi+6
Nermin Sofuoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Büyük Selçuklular için söylenmiş Arapça şiirler

Tez konusu, büyük Selçuklu döneminin devlet adamları için söylenmiş Arap şiirine odaklanıyor. Araştırma, konunun özüne girmeden önce, büyük Selçuklular dönemindeki siyasi ve kültürel durumları gözden geçirip Abbasi dönemiyle karşılaştırır, ardından Cahili dönemden Selçuklu dönemi, özellikle büyük Selçuklu süresine kadar Arap şiirinin gelişimi ele almaktaadır. Selçuklu döneminde Arap şiiri bazı kitaplarda gördüğümüz gibi bir gerilemeye tanık olmadı. bu dönemin Arap edebiyatın gelişmesinin önemli bir parçası olduğu sonuçlanmaktadaır.

Arap edebiyatıArap şiiriBüyük Selçuklular+6
Abdulkadir Mehmetoğlu
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular