Türk müziği
169 theses under this subject heading
Devlet konservatuvarlarının türk müziği birimlerinde eğitimi verilmekte olan tar çalgısının temel öğretimi üzerine bir yöntem önerisi
Bu tez çalışmasında tar çalgısının, Devlet Konservatuvarlarının Türk Müziği Birimlerindeki temel öğretimi üzerine yaklaşımlarda bulunulmuştur. Bu bağlamda; Türk Müziği Devlet Konservatuvarlarında tar eğitiminde yaygın olarak kullanılan üç metot incelenmiş olup, bu metotların öğretim süreci hakkında yorumlar yapılıp, metotların arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Türk Müziği Devlet Konservatuvarlarında eğitimi verilmekte olan tar çalgısının temel öğretiminde yaşanan aksaklıklarla birlikte, öğrencilerin bu çalgıya uyum sağlama sürecinde yaşadığı zorluklar göze alınarak tespitler yapılmıştır. Öğrenci ve öğreticinin karşılaştıkları bu zorlukların üstesinden gelmek ve eğitim öğretim sürecini desteklemek adına bir yöntem önerisinde bulunulmuştur. Tezin ana eksenini oluşturan Tar çalgısının temel öğretimi hedefi üzerinden yola çıkılarak Türk müziği eğitimi alan öğrencilerin uyum sağlama sürecini destekleyici etütler yazılmış ve halk ezgileriyle pekiştirilmiştir. Alanda, konuyla ilgili yapılan ilk sistematik çalışma olması bakımından araştırma önemli görülmektedir.
Geleneksel Türk müziği öğelerinin flüt eğitiminde kullanılmasına yönelik bir model önerisi
Bu araştırmanın amacı, Geleneksel Türk Müziği öğeleri kullanılarak önceden belirlenmiş temel flüt tekniklerinin öğretimine yönelik bir program oluşturmak ve bu programın öğrenci başarısı üzerindeki etkisini tespit etmektir.Araştırma kapsamında ilk önce Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi alan öğrencilere, durum değerlendirmeye yönelik bir anket çalışması yapılmıştır. Bu anket çalışmasında öğrencilerin kişisel bilgilerine, müzik ve çalgı eğitimlerine ve Geleneksel Türk Müziği öğelerinin çalgı eğitiminde kullanılma durumuna ilişkin sorular yer almıştır. Daha sonra Klasik Batı Müziği çalgı eğitimi veren öğretim elemanları ile araştırmanın problemine ve amaçlarına zemin hazırlayacak verileri elde etmek için ?Standartlaştırılmış Açık Uçlu Görüşme? yapılmıştır. Bu görüşmeden elde edilen veriler içeriklerine göre kodlanarak analiz edilmiştir.Araştırmanın ikinci aşamasında önceden belirlenmiş olan 14 temel flüt tekniğine yönelik, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren çalışmalar yazılmıştır. Her teknik için yazılan 4 farklı çalışma, farklı kapsamlarda ve seviyelerdedir. Hüseyni makamı dizisinde yazılan bu çalışmalar basit birleşik ve aksak ritimler içermektedir. Yazılmış olan bu etütler, alanında uzman ve 10 kişiden oluşan bir uzman grubuna gönderilerek çalışmanın amacı ve etütler ile ilgili detaylar anlatılmış her bir teknik için görüşlerini rapor etmeleri istenmiştir. Uzmanlardan gelen raporlar araştırmacı tarafından belirlenen kategoriler çerçevesinde kodlanarak içerik analizi yapılmıştır.Araştırmanın son aşamasında deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları oluşturularak, deney grubuna Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programı, kontrol grubuna ise geleneksel flüt öğretim programı uygulanmıştır. Uygulama öncesi temel flüt tekniklerine göre düzenlenen eser, öntest ve sontest parçası olarak her iki gruba da çaldırılmıştır.Öntest ve sontest değerlendirmeleri alanlarında uzman 10 kişi tarafından, hazırlanmış olan performans değerlendirme ölçeği ile değerlendirilmiş, değerlendirme sonuçları da Non-Parametrik Wilcoxon Testi ve Man whitney U testi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonunda, Geleneksel Türk Müziği öğeleri içeren öğretim programının, belirlenen flüt tekniklerin öğretilmesinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Uygur klasik Türk halk müziğindeki on iki makamın geleneksel Türk müziğindeki karşılıkları üzerine bir inceleme
Bu araştırma; Uygur Klasik Türk Halk müziğindeki on iki makamın geleneksel türk müziğindeki makam yapıları ile karşılaştırılıp bu on iki makamın özellikle Geleneksel Türk Müziğindeki makam, dizi ve ritim yapıları ile olan ilişkilerinin incelenmesi ve buradan hareketle aynı kökenin izlerini taşıyabileceği düşünülen müzikal dokuların günümüze yansımalarını tesbit edip müzikoloji alanının bilgi birikimine olası katkılarını ön plana çıkarmaya odaklanmıştır.Araştırma; Nitel araştırma yöntemlerinden İçerik Analizi modeli ve Nicel Araştırma yöntemlerinden Tarama (Survey) modeli ile gerçekleştirilmiştir.Çalışma sonucunda özellikle müzik kültürlerine dayalı analizlerde, bazı farklılıklara istinaden Uygur Klasik Halk Müziği ile Geleneksel Türk Müziğinin aynı kökenden beslenmiş olmalarının yansıdığı müzikal olgu ve unsurlarla ilgili benzer müzikal yapıların çok fazla olduğu,Uygur Klasik Türk Halk Müziğindeki makamların incelenmesi sonucu; makamları oluşturan üçlü, dörtlü ve beşli yapıların Geleneksel Türk müziğindeki gibi üçlü, dörtlü ve beşli yapılardan oluştukları,Uygur makamlarında kullanılan üçlü, dörtlü ve beşlilerin tamamının Geleneksel Türk Müziğinde karşılıklarının mevcut olduğu (Örneğin Rast beşlisi, Eksik Segah beşlisi, Buselik dörtlüsü gibi?),Ancak, Uygur makamlarındaki üçlü, dörtlü ve beşlilerin Geleneksel Türk Müziğindeki; seyir karakteri, güçlü perdesi, dizi oluşturma sistemi ve asma kalışlar gibi makamı oluşturan özelliklerden farklı bir biçimde birbirlerine eklemlenmesi yolu ile oluşturuldukları,Yapılan analizler sonucu Uygur Klasik Halk Müziği'nde kullanılan Segah makamının Geleneksel Türk Müziğinde kullanılan Segah makamı ile gerek isim benzerliği, gerek makamsal yapı yönünden bire bir benzer olduğu bulgularına ulaşılmıştır.Anahtar KelimelerUygur, Makam, Analiz
Erken Cumhuriyet döneminde Türk müziğinde geleneğin icadı
Bir uluslar çağı olan 20. yüzyıl Türk ulus devletinin ortaya çıkışına da sahne olmuştur. Modernleşme hareketi ile birlikte ortaya çıkan ulus-devlet inşası gelenek ile olan ilişkisi bakımından önem arz etmektedir. Ulus-devletlerin milli kimlik inşası sürecinde başvurdukları kültürel unsurlardan birisi de müziktir. Cumhuriyet modernleşmesinin müzik geleneği ile olan karmaşık ilişkisi bu süreçte kendisini göstermektedir. Cumhuriyet'in milli kimlik tahayyülünün ürünü olan milli mûsikîye giden yolda geleneksel müzik, resmi söylem tarafından ötekileştirilerek dışlanmıştır. Osmanlı/Türk müziği, maruz kaldığı bu tutuma rağmen ayakta kalabilmek için kendisine meşruiyet sağlayacak yeni uygulamalara başvurmuştur. Bu çalışmada erken Cumhuriyet döneminde uygulanmış olan müzik politikalarının geleneksel müzik üzerindeki etkisini anlayabilmek için tarihsel süreçle bağlantılı olarak gelenek icadının Türk müziği üzerinden okunması amaçlanmaktadır. Burada hem resmi politik söylem tarafından icat edilen halk müziği geleneğinden hem de Türk müziği çevrelerinin söylemsel ve pratik olarak karşılaştıkları saldırılara yanıt olarak icat ettikleri geleneklerden bahsedilecektir.
Türk müziği devlet konservatuvarı öğrencilerinin çalgı eğitimine yönelik tutumları ve çalgı başarılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Gaziantep Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarında öğrenim gören öğrencilerin bireysel çalgılarına ilişkin tutumları ile çalgı icralarındaki başarılarını incelemektir. 2020-2021 akademik yılının bahar yarıyılında Türk müziği, Ses Eğitimi ve Türk Halk Oyunları bölümünde öğrenim gören toplamda 191 öğrencinin demografik özelliklerini belirleyen kişisel bilgi formu ile bireysel çalgı eğitimi dersine yönelik tutumlarını ölçmek için tutum ölçeği uygulanmış ve iç tutarlık katsayısı (α= .776) bulunmuştur. Öğrencilerin çalgı performanslarını değerlendirebilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzmanlar tarafından onaylanan "Çalgı Performansı Değerlendirme Formu" oluşturulmuştur. Elde edilen veriler istatistiki olarak incelenerek, geliştirilen bu formun güvenirlik katsayısının ortaya konması amacıyla değerlendirmede bulunan uzmanlar arası uyuma bakılmış (Kendall's W) ve uyuşum katsayısının W= ,897 ve p= ,000 olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin bireysel çalgı eğitimine yönelik olarak eğitim gördükleri çalgılara karşı yüksek düzeyde olumlu tutum sergiledikleri, çalgı performanslarının orta düzeyde olduğu, öğrencilerin akademik başarı puanlarının yüksek düzeyde olduğu, öğrencilerin çalgıya ilişkin yüksek tutumlarının akademik başarıları üzerinde olumlu etkisinin olduğu, öğrencilerin çalgı performans puanları ile çalgı eğitimine yönelik tutumları ve akademik başarı puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu ve çalgıya ilişkin yüksek tutumları ile başarıya ilişkin yüksek puanlarının icra performansları üzerinde etkisinin olduğu, bu sebeple tutum ve akademik başarının birlikte pozitif yönde artışlarının icra performansını da olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Tutum, Tutum ölçeği, Çalgı Performansı, Çalgı Eğitimi, Akademik Başarı.
Halk müziği eserlerinin video müzik kliplerindeki görsel tasarımıyla metinsel ve müzikal anlatımının incelenmesi
Yaşam serüveni boyunca duygu ve düşüncelerini ifade etmekte insanlığa eşlik etmiş olan müzik olgusu, eşlik ettiği ifade edilen yaşamı her yönüyle etkilemiş ve yaşamdan etkilenen çeşitli unsurlardan etkilenmiştir. Günümüzün tartışılmaz gerçekliği olarak teknolojik gelişmeler, insan yaşamının her yönünü olduğu üzere, müziği de etkilemektedir. Bu araştırmanın amacı, müziğin birlikte takdim edildiği video kliplerle arasındaki etkileşim ilişkilerini incelemektir. Bu doğrultuda öncelikle müzik video klipleri aracılığıyla toplumun büyük bir kesimine ulaşma imkânı bulan dijital iletişim araçlarının geleneksel müziğimiz üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırmada 2014-2023 yılları arasında YouTube isimli sosyal medya platformunda yayınlanan halk müziği eserlerinin müzik video kliplerindeki görsel tasarımla ilgili verileri elde edebilmek için nitel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bu kapsamda geleneksel Türk halk müziğinden belirlenen 34 eser; tüketicilerine takdim edildikleri video klipler, sözleri ve müzikal yapıları itibarıyla ele alınarak incelenmiştir. Video klipler yansıtıcı, resimleyici, genişletici ve ayırıcı olmak üzere dört kategori üzerinden kategorize edilmiştir. Araştırmanın sonucunda yansıtıcı müzik videolarında çoklukla üretim süreci ölçütünün, devamındaysa konser hikayesi ölçütünün kullanıldığı, resimleyici müzik videolarında ise çoklukla kurgu ölçütünün devamında renk etkisi ve romantizm ölçütlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Genişletici müzik video kliplerinde çoklukla sübliminal mesaj ölçütünün, devamında renk ve popülarite ölçütlerinin kullanıldığı, ayırıcı müzik video kliplerinde saygı ölçütünün çoklukla kullanıldığı, devamında renk etkisi ölçütlerinin kullanıldığı görülmekte olup müzik video klip türleri arasında ölçüt kullanımlarında farklılıklar dikkat çekmektedir. Müzik video klipleri ile eserin güftesi arasında incelenen eserlerin 10 tanesinin video kliplerinde eserlerin sözlerinden doğrudan doğruya, 8 tanesinde ise kısmen esinlendiğini görülmüştür. Ayrıca 16 eserin müzikal açıdan orijinal formuyla müzik video klibindeki formunun aynı olduğu, 18 eserin farklı icra edildiği görülmüştür.
Türk müziği makamları ile yazılmış keman için 24 kapris
ÖZET TÜRK MÜZİĞİ MAKAMLARI İLE YAZILMIŞ KEMAN İÇİN 24 KAPRİS Tuğrul GOĞÜŞ Yüksek Lisans Tezi, Müzik Anasanat Dalı Danışman: Doç. Ferhang HÜSEYÎNOV Şubat 2000, 78 sayfa Bu çalışmada Türk halkının kendine özgü müzik kültürü birikiminden yola çıkılarak uluslararası dizgede yer alabilecek seviyede bir keman çalışmalımı yaratmak amaçlanmıştır. Tamamen bireysel yaratıcılık unsuru kullanılarak ve bireysel birikimden yararlanılarak oluşturulan çalışma, alanında bir ilk olma özelliğini de taşımaktadır. Yakın çevreden uluslararası olana, kendi kültürümüzden evrensel kültüre bir geçit oluşturması hedeflenmiş ve kemanda belli bir ustalık düzeyini aşmış olanlar temel alınmıştır. Dolayısıyla kesinlikle bir etüd kitabı değildir. Geleneksel Türk Sanat Müziği'nde kullanılmış olan makamlar ile oluşturulan 24 kapris, calicinin geçmişinden getirdiği ile aldığı eğitim sonucu elde ettiği kültür arasında bir köprü niteliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Keman, Kapris, Makam
Çankırı kültüründe müzik uygulamaları
Geçmişten sürekli birikim oluşturarak günümüze ulaşan, toplumsal hayatın içinde varlığını sürdüren Türk örf, adet ve gelenekleri de zamanla değişmektedir. Bu tez çalışmasında, Çankırı'da sosyal hayatın merkezinde bulunan müzik pratikleri ve kültür içerisindeki müzik uygulamaları incelenmiştir. Çalışmanın amacı Çankırı kültüründe geçmişten günümüze uzanan süreç içerisinde yer alan müzik unsurlarını, yaşanan değişimi, eksilmeleri tespit etmektir. Müziğin yaşatıldığı en belirgin sahalar olan düğünler, yâran sohbetleri, Çankırı gezmeleri, panayırlar ve ayrıca şehir yaşantısı içerisindeki diğer müzik unsurları bu çalışmanın temel konuları olmuştur. Yaşanan değişimi anlayabilmek için, bu uygulamaların tarihi kökenleri ve Çankırı'daki icra alanları tespit edilmiştir. Literatür incelemesi, gözlemler, alan araştırmaları, icracı olarak katılımlar ve kişisel görüşmeler ile elde edilen bilgiler, ilgili görseller ile desteklenerek teze aktarılmıştır. Ayrıca, Çankırı müzik kültürüne ait olan, notaya alınmış ya da kaynaklarda sadece sözleri bulunan türkülerin güncel durumu ve icra alanları tespit edilerek tablo haline dönüştürülmüştür. Çankırı'da geçmişten günümüze çok zengin bir müzik belleğinin var olduğu, ayrıca kültür içerisinde pek çok gelişme ve değişikliğin gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır.
Cemal Reşit Rey'in çağdaş Türk müziğine katkıları
Bu Tezde;Türkiye'de çok sesli müziğin benimsenmesi yaygınlaşması ve sevilmesi için dolu dolu 60 yıl yaşayan bestecimiz Cemal Reşit Rey'in mücadelesi ve kat ettiği yol incelenmiştir.Bestecinin kimliği;?Yaşamı?Besteci, Eğitimci ve Şef Olarak Cemal Reşit Rey?Bestelerinin Dönemsel Olarak İncelenmesi?Eserleri?Türk Beşleri?Türk Beşlerinin Etkilendiği Akımlargibi başlıklar altında işlenerek anlatılmak istenmiştir.Ayrıca;?Türkiye'de Müzik İnkılâbının İlk Dönemi?Atatürk'ün Müzik Devrimi?Atatürk'ün Kültür Politikasıgibi başlıklar altında `Cumhuriyet'in İlanı ve Türkiyede Müzik İnkılabı' konusu işlenerek anlatılmak istenmiştir.Bu tezin oluşturulmasında Cemal Reşit Rey ile ilgili kaynaklardan, İnternet üzerinden yayınlanmış bilgilerden yararlanılmıştır.
Wolfgang Amadeus Mozart'ın klasik batı müziğine getirdiği müzikal yenilikler ve Türk müziği ile ilişkisi
Klasik dönem bestecilerinden birisi olan Wolfgang Amadeus Mozart, bestelediği ölümsüz eserler kadar, klasik batı müziğine getirdiği müzikal yeniliklerle de müzik tarihine damgasını vurmuştur. 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması'ndan sonra doğan Alla Turca akımından etkilenen besteciler arasında yer almaktadır. Bu stilde yazdığı birçok eseri bulunmaktadır. Türklerin Avrupa'da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, mehter marşının ritimlerinden esinlenmiş, bu ritimleri birkaç eserinde kullanmıştır.Mozart, eşsiz yeteneğiyle gerçek bir deha oluşunun yanı sıra, dehasının büyüklüğüne inancını ve kendine güvenini hiçbir zaman yitirmemesi sayesinde, o kadar eseri, kısacık ömrüne sığdırabilmiştir.Mozart on sekizinci yüzyılın dahi bestecisi olarak anılmaktadır. Yaşadığı dönemin en üretken, en etkili bestecisi olduğu tüm müzik tarihçileri tarafından onaylanmıştır. Onun kendine ait tarzı klasik batı müziğinin tamamının gelişimine paraleldir. Müzikte ?klasik dönem? derin anlamıyla Mozart ile temsil edilmiştir.Mozart duygularını notalarla insanlığa duyurabilmeyi ve bir o kadar üretken olabilmeyi başaran en önemli bestecilerden birisidir. Bu sebeptendir ki etkilediği bestecilerin ve çağdaşlarının sayısı, etkilendiklerinden çok daha fazladır.
Musical component in Ahmet Rasim's works
While being one of the prominent figures of Turkish literature, Ahmet Rasim was also a gifted composer and songwriter of Turkish-Ottoman classical music. Providing a clear, living portrait of the everyday life in late Ottoman İstanbul in many of his works and articles, he analyses with the same bright openness also Turkish music, one of its most typical and essential components. As an effective member of İstanbul's musical entourage during his entire life, Ahmet Rasim highlighted many times in his works the importance and profoundness of the trait d'union between literature and music in Turkish culture. Rasim's works have already been analysed many times from the literary and linguistic point of view but not from the musical one. The aim of this paper is pointing out how Ahmet Rasim, in our opinion one of the figures who better underlined the connection between music and literature in Turkey, denoted this strong relationship in his works and gained therefore a unique position in Turkish musical literature. KEYWORDS: Turkish Music, İstanbul, Ahmet Rasim.
İlhan Usmanbaş'ın hayatı ve çağdaş Türk müziğine katkıları
İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk Müziği'nin en önemli temsimcilerinden biridir. Yeni kurulan Cumhuriyet'in aydınlanma devrimi sırasında kalıpları yıkarak, çağdaş müzik alanında yaptığı çalışmalarla önemli başarılara imza atmıştır. Besteci, viyolonsel icracısı ve orkestra şefi olarak birçok esere imza atmış, ünü yaşadığı coğrafyanın ötesine geçmiştir. Bu çalışmada dünyaca ünlü viyolonselci, besteci ve orkestra şefi İlhan Usmanbaş'ın yaşam öyküsü, etkilendiği müzik akımları ve besteciler, müzik tarihinde bıraktığı izler incelenmiştir. Belge tarama türündeki bu araştırmada Atatürk'ün başlattığı müzik devrimi, İlhan Usmanbaş'ın çocukluğu ve öğrenim hayatı, uluslararası kariyeri ve eserleri gibi dönemsel ve işlevsel açıdan ele alınan bölümler halinde aktarılmıştır. İlhan Usmanbaş bestecilik hayatında pek çok sanatsal akımdan etkilenerek, farklı müzik malzemeleri kullanarak birçok eser ortaya çıkarmıştır. Usmanbaş'ın eserlerinde, ister Neo-Klasik akımın diliyle yazılmış olsun, ister 12-ton sistemini ya da raslamsallık öğelerini kullanmış olsun, disiplinli ve özenli çalışmaları dikkat çeker. Yaşam öyküsünde aktarılan bilgilere dayanılarak, kendisinin müzik tarihindeki yeri saptanmış ve yaşam öyküsünün önemli notları kronolojik bir biçimde sıralanmıştır. Buna ek olarak yapıtları ve diskografisi aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Usmanbaş, Çağdaş Türk müziği, Viyolonsel, raslamsallık, 12-ton sistemi
Türkiye'de klarnet müziğinin gelişimi ve Cumhuriyet Dönemi bestecilerinin klarnet repertuvarına katkısı
Üflemeli çalgıların kökeni tarih öncesi çağlara dayanmaktadır. İnsanlar içi boş nesnelere üfleyerek ses çıkarabildiklerini fark ettikleri andan itibaren üflemeli çalgıları kullanmaya başlamışlardır. Klarnet; üflemeli çalgılar ailesinden, tahta üflemeli sınıfına ait ve tek kamıştan oluşan bir çalgıdır. Klarnetin atası sayılan Chalumeau (şalümo) adı verilen çalgının ortaya çıkışı orta çağa kadar geriye uzanmaktadır. Bu araştırma kapsamında klarnet çalgısının ortaya çıkışı, tarihsel gelişimi ve özellikleri incelenmiş, besteciler tarafından benimsenme ve orkestralarda yer bulma süreci de açıklanmıştır. Erişilebilen kaynaklardan faydalanılarak ve geniş çaplı literatür taraması yapılarak klarnet için bestelenen eserler ve önemli besteciler derlenmiştir. Literatürde, Türkiye'de ve özellikle cumhuriyet döneminde bestelenen klarnet eserleriyle ilgili kaynak eksikliği de göz önünde bulundurularak, Türkiye'de müziğin ve klarnet çalgısının gelişim süreci açıklanmış, Cumhuriyet Dönemi besteleri ve klarnet eserleri listelenmiştir. Türkiye'de müziğe olan ilginin ve sanatsal üretimin eser ve besteci bazında artırılabilmesi için yapılabilecek uygulamalara öneriler geliştirilerek sunulmuştur. Bu araştırmanın, klarnet ve müzik öğrencilerine, araştırmacılara ve sanatçılara faydalı bir kaynak olarak Türkçe literatüre önemli bir katkıda bulunacağı umulmaktadır. Anahtar kelimeler: Klarnet, Konçerto, Repertuvar
Türk müziği eğitimi alanlarda ses eğitiminin ses alanı ve ses kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmanın amacı Klasik Türk Müziği eğitiminin ses alanı ve kalitesi üzerine olan etkilerini incelemek ve bulguları Batı Müziği ile ilgili daha önceden yapılan çalışmalar ışığında değerlendirmektir. Çalışmaya Ege Üniversitesi Devlet Türk Müziği Konservatuarı 1. sınıfta olan 11 kişi, 2. sınıfta olan 9 kişi ve Celal Bayar Üniversitesi Türk Müziği korosundaki10 kişi alınmıştır. Deneklerin 8 aylık ses eğitimi öncesi ve sonrasında ses kayıtları alınmış, yarım ses hassasiyetle ses alanları belirlenip ses analiziyapılmıştır. Ses alanının 1. grupta 3 yarım ses (29'dan 32'ye), 2. grupta 2 yarım ses (30'dan 32'ye) ve 3. grupta 4,5 yarım ses (23'ten 28'e) genişlediği bulunmuştur. Ses eğitiminin, ses alanı daha dar olan amatör koroda daha fazla etkin olduğu, zaten geniş bir ses alanına sahip konservatuar grubunda ses alanınıgenişletmenin daha zor olduğu belirlenmiştir. Ses analizinde kullanılan jitter, shimmer, frekans tremor, amplitüd tremor, SDf, SD amplitüd değerlerinin konservatuar grubunda normal sınırlar içinde olduğu, ses eğitimi sonrası üç grupta da bütün parametrelerin anlamlı bir şekilde değiştiği görülmüştür. Sesin harmonik komponenti ile ilgili HNR, SNR, NNE gibi parametrelerin ses eğitimi sonrası üç grupta da anlamlı şekilde değiştiği, sesin algısal analizinde kullanılan kısıklık, solukluk, kabalık ve GRBAS skorlarının konservatuar grubunda ses eğitimi öncesi normal sınırla olduğu, ses eğitimi sonrası amatör koroda daha belirgin olacak şekilde üç grupta da anlamlı olarak düzeldiği belirlenmiştir. Eğitim sonrasında meydana gelen değişikliklerin gruplar arasında karşılaştırılmasında konservatuar 1. sınıf ve konservatuar 2. sınıf arasında anlamlı bir değişikliğin görülmediği; ancak, amatör koro ile konservatuar 1.sınıf ve konservatuar 2. sınıf karşılaştırıldığında 7 parametrede (amplitüd tremor, 107HNR, SNR, NNE, kısıklık, solukluk, GRBAS) anlamlı farklılığın görüldüğü tesbit edilmiştir. Cinsiyet, sigara, alkol, reflü, ameliyat, önceden alınan ses eğitimi gibi parametrelerin ses alanı ve ses kalitesi üzerinde herhangibir etkisinin bulunmadığı gösterilmiştir. Bizim araştırmamız Türk Müziği eğitimi ile ilgili olarak yapılan ilk çalışmadır. Sonuçlar önceki çalışmalarla mukayese edildiğinde, Türk Müziğinin de en az Batı Müziği eğitimi kadar ses kalitesinde artış sağladığı gösterilmişt
Yaran kültürü ve bu kültüre ait müzikal özelliklerin inclenmesi (Kastamonu-Tosya örneği)
Seyirlik oyunların oynandığı, halkın hep birlikte yemekler yediği, hoş sohbetlerin edildiği ve yaranlar tarafından oluşturulan bu topluluk Kastamonu'nun Tosya ilçesinde de varlığını sürdürmektedir. Kastamonu'nun Tosya ilçesinde varlığını 700 yıldır sürdüren bu gelenek, gerekli kültürel alt yapı sağlandıktan sonra 2009 yılından itibaren Yaran meclisleri kurularak aktif hale getirilmiştir. Bu çalışmada, Kastamonu Tosya ilçesinde yer alan yaranlık geleneğinin temel yapısını, sürdürülebilirliğini ortaya çıkarmak ve müzikal açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden katılımcı gözlem modeli kullanılarak bulgular elde edilmiştir. Araştırma kapsamında Tosya yöresinde bulunan 6 katılımcı ile görüşülerek, yaran geleneği hakkında bilgi, nota ve görsellere ulaşılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, yaran geleneğinin Tosya ilçesinde toplumsal yapıyı güçlendirdiği, ahlaki ve sosyal kuralları yazılı olmadan topluma benimsettiği görüşülmüştür.
Türk müziğinde temel nazarî bilgiler konulu etkileşimli öğretim yazılımı
Gerçekleştirilen araştırmanın amacı, ?Türk Müziğinde Temel Nazarî Bilgiler? konulu etkileşimli öğretim yazılımının geliştirilerek alan uzmanları ve öğrencilerin görüşüne sunulmasıdır. Bu genel amaç doğrultusunda, hedefler ve içerik belirlenerek öğretim yazılımı tasarlanmış; alt amaçlara uygun olarak hazırlanan 5?li Likert tipi değerlendirme ölçeği, araştırmanın çalışma grubunu oluşturan, seçkisiz örneklem yoluyla seçilen Güzel Sanatlar Liseleri 9. sınıflarından 40 öğrenci, 40 müzik alanı uzmanıile 40 grafik tasarım alanı uzmanına, öğretim yazılımı kullanımlarına sunularak uygulanmıştır. Ölçeğin kapsam geçerliliğini sağlamak için uzman grubun denetiminden yararlanılmıştır. Güvenirlik analizinde, iç tutarlılık Cronbach Alpha katsayısı ? = 0,970 olarak bulunmuştur. Verilerin aritmetik ortalamaları ve standart sapma değerleri hesaplanarak tablolaştırılmıştır, elde edilen bulgulara göre yorumlar yapılmıştır. Edinilen bulgular sonucunda; Öğretim yazılımı içeriğinin hedefler doğrultusunda, bütünlük sağlayacak nitelikte, programlı öğretimin dereceli ilerleme ve küçük adımlar ilkelerine uygun olarak geliştirilmesiyle yazılımın etkinlik ve verimliliğinin artırıldığı; giriş bölümü etkinliklerinde çeşitli görsel ve işitsel öğelerden yararlanılarak dikkat çekiciliğin ve güdülemenin sağlanması sâyesinde Türk müziği nazariyatı öğrenmeye teşvîk edici bir yapı oluşturulduğu saptanmıştır. İçerik aktarımının bilgilerle sistematik bir biçimde ilişkilendirilen renk düzenlemelerinden yararlanılarak görsel açıdan ve çeşitli etkileşimli öğeler yoluyla işitsel yönden desteklendiği; böylece akılda kalıcılığın güçlendirildiği ve yazılıma daha ilgi çekici ve işlevsel bir yapı kazandırıldığı anlaşılmıştır. Arayüz öğelerinin işlevsel açıdan yeterli oldukları, biçimsel açıdan ve renk bakımından bütünlük sağladığı; tipografik öğelerin font, punto ve renk seçimlerinin uygun olduğu ve okunabilirliğin sağlandığı belirlenmiştir. Etkileşimli öğretim yazılımının değerlendirme bölümünde, etkileşimli yapının olanaklarından yararlanılarak geliştirilen farklı soru tipleri ile ölçmede çeşitliliğin sağlandığı; değerlendirme sürecinin daha ilgi çekici bir hâle getirildiği; programlıöğretimin başarı ve anında düzeltme ilkelerine uygunluğun değerlendirme sürecine önemli katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Grafik tasarım, etkileşimli öğretim yazılımı, arayüz tasarımı, programlı öğretim, Türk müziği Nazariyat
Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti üzerine bir inceleme
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne müzik geleneğinin resmî ve devlet nezdinde sürekliliğinin gözlemlendiği en önemli kurum Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'dir. Cumhuriyet'in ilanından sonra görevine başkent Ankara'da devam eden Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti, orkestra, bando ve fasıl topluluğuyla Musıka-i Hümayûn'dan devraldığı teşkilat yapısını ve kadrolarını aynen sürdürmüştür. Ancak Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'nin orkestra ve bando şubeleri günümüzde aynı görevleriyle devam ederken Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti varlığını devam ettirememiştir. Atatürk'ün akşam fasıllarında ve sohbetlerinde yanından eksik etmediği, halka açık geleneksel müzik konserleri vermesini emrettiği, devlet ricalinde verdiği konserlerin yanında plak çalışmaları da yapan ve yurt gezilerinde kendisine refakat eden Fasıl Heyeti Atatürk tarafından büyük destek görmüştür. Bu desteğe rağmen Atatürk'ün vefatından altı yıl öncesine kadar faaliyetlerini sürdürmüş ve 1932 yılında görevini tamamlamıştır. Bu çalışmada; Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin müzik kültürü açıdan öneminin araştırılmasının yanında kurumun geçirmiş olduğu tarihsel süreci, kurumsal yapısı, mensupları ve sanat faaliyetlerine ait bilgilerin arşiv belgeleri aracılığıyla ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada ele alınan Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'ne ait belgelerin kullanımı, belgelerin tahlil edilerek elde edilen bulgular ile kuramsal bilgilerin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma neticesinde elde edilen kuramsal bilgilerin benzer ve farklılıklarının tespit edilmesi bakımından önem arz etmektedir. Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti hakkında gerçekleştirilen ilk lisansüstü tez çalışması olması, müzikoloji eğitimine katkı sağlaması, müzik tarihi alanında çalışma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturması ve buna benzer çalışmalara ışık tutması bakımından önemli olarak görülmektedir. Bu araştırmada; arşiv tarama, kaynak tarama, görüşme, doküman ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Kurumun tarihsel süreci, yapısı, faaliyet alanları ve mensuplarına ilişkin bilgilerin doğruluğu arşiv kaynaklarıyla tespit edilmiştir. Atatürk'ün hastalığının giderek kötüye gittiği dönemlerde fasıl heyetinin işlevini yitirdiği ve vefatından sonra lağvedilerek tarih sayfasından kaybolduğu görüşünün aksine Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin 1924-1932 yılları arasında beş dönemde varlık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Kurumun teşkilat yapısı, idareci ve sanatçıların tespiti, özlük hakları hakkındaki bilgiler ve gerçekleştirdikleri sanat faaliyetleri olmak üzere arşiv belgeleriyle ortaya konmuştur. Eldeki bulgular neticesinde Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin Atatürk'ün kişisel müzik düşüncesinden ziyade devletin müzik politikalarında gerçekleştirilen reformlar sebebiyle 1932 yılında personelin sivilleştirilerek heyetin işlevinin tamamlanmasının sağlandığı ve fiili hayatının sona erdiği sonucuna varılmıştır.
Meşk silsilesinin bestekârlarda makâm-terkîp seyri kullanımlarına etkisi (Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi örneği)
Meşk, makâm müziğinin repertuvar, tavır ve üslup aktarımında önemli bir eğitim-öğretim yöntemidir. Her hoca zihninde taşıdığı bilgiyi uygun gördüğü sırayla talebesine aktarır. Çalışmada, bu aktarım sonucu yetişen talebenin hangi seviyede hocasına benzer bir üslûb geliştirdiğini tespit etmek amacıyla araştırmaya dahil olan bestecilerin aynı makâm veya terkîpte besteledikleri eserler seçilip seyir analizleri yapılmıştır. İncelenen eserler, dönemin nazarî kaynaklarıyla da kıyaslanarak seyir analizleri yapılmıştır. Teori ve icra sahasının benzer ve farklı yönleri tespit edilmiştir. Şevkî Bey'in dinî formda sözlü eseri bulunmadığı için çalışma din dışı formlarda sözlü eserlerden oluşmaktadır. Şevki Bey ve Hacı Ârif Bey özelinde Uşşâk makâmında besteledikleri eserlerin sayıca çokluğu sebebiyle aynı seyir özelliğine sahip olanlar çalışmaya alınmamıştır. Yapılan analizler sonucunda makâm/terkip kullanımlarında benzer ve farklı yönler tespit edilmiştir. Kimi zaman bir besteci dikkat çeken bir farkla silsileden ayrılırken kimi zaman hepsi ortak bir çizgide eser ortaya koymuşlardır. Hüzzam terkîbinde bestelenen eserlerde seyir anlayışı bakımından meşkin bağlayıcılığı tespit edilmiş ancak Uşşâk makamında bestelenen eserlerde seyir anlayışlarında meşk silsilesi birbirinden ayrılmıştır. Dönemin nazarî kaynaklarının eserler ile kıyaslanması sonucu tarifler ile eserler arasında çok yönlü benzerlik ve farlılıklar elde edilmiştir. Uşşâk eserler Tedkîk ü Tahkîk ile seyre başlangıç yönünden kısmen uygunluk gösterirken Haşim Bey Edvârı ve Mûsîkî Istılâhatı ile benzer kullanıma sahiptir.
15. yüzyıl'dan günümüze nihâvend ve içinde nihâvend bulunduran terkîblerin karşılaştırmalı analizi
Türk mûsikîsi nazarî sistemi içinde önemli yere sahip olan "makâm" kavramını anlayabilmek için, nazarî tanımları ve besteleri göz önünde bulundurmak gereklidir. Nazarî tanımlar, sözel ifadede bir çıkış noktası olarak önem arz etmekte ve bulundukları dönemin anlayışını vurgulayan önemli yazılı kaynaklardır. Fakat bunun yanında nazarî tanımların uygulamada nasıl rol oynadığını anlayabilmek için bestelenen eserlerin de incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada; 15.yy'dan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkiblere ait nazarî tanımlar ile bestekârların bu makâmlarda bestelemiş oldukları eserlerin karşılaştırmalı analizi yapılarak; Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkiblerin nazarî tanımlarının uğradığı değişiklikler ile bestelenmiş eserlerin nazarî tariflerle benzerlik veya farklılıklarının tespit edilmesi, böylece Türk mûsikîsi tarihi için yeni bir kaynak temininin sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini; Türk mûsıkîsi nazariyecilerinin vermiş olduğu makâm/terkîb tanımlarının tamamı ile bestelenmiş eserler temsil etmektedir. Araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. 15.yüzyıldan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran makâmların / terkiblerin nazarî tanımları ile bu makâm/terkîblerde bestelenmiş Ali Ufkî, Kantemiroğlu Edvârı, Darülelhan / İstanbul Konservatuvarı Neşriyatı kapsamında kayıtlı toplam 55 eser araştırmanın örneklemini temsil etmektedir. Yapılan analiz sonucunda; 15.yüzyıldan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkîblerin nazarî tanımlarının değişikliğe uğradığı tespit edilmiştir. Ayrıca nazarî tariflerle bestekârların eserlerindeki seyir işlenişi yönünden benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir.
Makam, usûl ve form özellikleriyle Türk mûsikîsinde ilâhiler
İlâhîler, Türk mûsikîsinin câmî ve tekke mûsikîsi türleri altında, ibâdet ve zikir amaçlı vücuda getirilen, köklü bir tarihe, kültüre, geleneğe sahip mûsikîmizin en önemli beste formlarındandır. Yüzyıllar boyunca, mutasavvıf şâirlerin ilâhî aşk ile gönüllerinden süzülen nutk-i şerifler, bestekârlarımız tarafından ibâdete neş'e katma, zikir ve tevhîd inancını pekiştirmeye yönelik nağmeler ile bestelenmiş, bu yolla mûsikî hazinemize eşsiz eserler kazandırılmıştır. Bu çalışmada, devlet korosu arşivinde tespit edilen ilâhilerin; makam, usûl, güftekâr, güfte yapısı, bestekâr, beste yapısı yönü ile ortaya konması amaçlanmıştır. Arşivdeki İlâhîlerin incelemeleri yapılarak, elde dilen bulgular tablolar ve grafiklerle yorumlanmıştır. Çalışma, eser nüshalarının mukayeseli olarak irdelenmesi sebebi ve arşivdeki eserlerin künyeleri ve form yapıları hakkında bazı tespitlerin ortaya konması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışma ayrıca, Tarih, Edebiyat, Kültür, Sosyoloji, İlâhîyat, Matematik ve İstatistik gibi bilim ve ilim alanlarını kapsaması bakımından multi-disipliner bir çalışmadır. Bu çalışmada; arşiv taraması, kaynak tarama, alanında uzman kişiler ile görüşme, doküman ve içerik analizleri yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, ilahîlerde en çok tercih edilen makamların, usûllerin neler olduğu, ilâhî repertuvarına en çok katkısı bulunan güftekâr ve bestekârların kimler olduğu tesbit edilmiştir. Çalışmanın ulaşılabilir evrenini Devlet korosu arşivindeki İlâhiler oluşturmaktadır. İlâhî repertuvarında yer alan eserlerdeki güfte ve beste yapıları nota nüshaları üzerinden tek tek incelenerek ulaşılan bulgular bütün asarı kapsayan bir tablo çalışmamız ekinde sunulmuştur. Bulgularda elde edilen veriler üzerinde yapılan değerlendirmeler ile, devlet korosu arşivinde yer alan ilâhî formundaki eserlerde en çok tercih edilen makamlar, usûller, repertuvara katkısı bulunan bestekârlar, güftekârlar, ilâhîlerdeki güfte ve beste yapıları konusunda somut sonuçlara ulaşılmıştır.
Türkçede müzik üstdilinin biçimlenmesinde kavramsal metafor ve imge şemalarının rolü
Belli bir alana has uzmanlık bilgisini karakterize eden temel dilsel unsurlardan biri de o alana ait üstdildir. Terimler ve özelleşmiş ifade biçimleri açısından son derece zengin olan üstdillerin anlaşılması ve kullanımı zor ve karmaşıktır. Bu ifadelerin alana has bilgisel donanıma sahip bireylerce daha kolay anlaşılabildiği söylenebilir. Ancak üstdili oluşturan terimlerin biçimlenişindeki anlamsal süreçler incelendiğinde, terimlerin günlük dilde yaygın ve gayet kolay anlaşılabilir kelimelerden zihinsel araçlar olan imge şemaları ve metafor yoluyla dönüştürüldüğü görülebilir. Sözlüklerde yan anlam olarak verilen terimsel anlam çoğunlukla ilk sırada verilen temel anlam ile bağıntılıdır ancak yine de belli oranda anlamsal dönüşüme uğramıştır. Esasen birer terim olmayan ince veya kalın sözcüklerinin Türkçe müzik üstdilinde birer müzik terimi olarak kullanılması (ince ses/nota gibi) bunun iyi bir örneğidir. Nitel araştırma desenine sahip bu tezin amacı, Türkçe müzik üstdilinde sıklıkla kullanılan kimi terimlerin anlambilimsel analizini yaparak kavramsal metafor ve imge şemalarının söz konusu terimlerin anlamsal biçimlenişlerindeki rollerini betimlemektir. Bu maksatla, perde/frekans, sesin hareketi, tını ve aralık kavramlarının Batı Müziği teorisi ve Türk Müziği nazariyatı kaynaklarında ele alınış biçimleri incelenmiş ve bahsi geçen kavramların anlatımına dair üstdil örnekleri arasından bir seçki yapılarak bu örnekler analiz edilmiştir. Bulgular, gerek Batı Müziği teorisi gerekse Türk Müziği nazariyatında yaygın biçimde kullanılan Türkçe müzik terminolojisinin büyük oranda metafor ve imge şemaları üzerinden anlamsal olarak şekillenmiş kavramlardan oluştuğunu göstermiştir. Örneğin perde/frekans başlığı altında karşılaşılan ince/kalın, tiz/pes, aşağı/yukarı gibi terimlerde diklik ve kalınlık imge şemaları etkindir. Tını başlığı altında incelenen parlak, renkli, tatlı, keskin gibi terimlerin esasen müzik ve hatta ses dışındaki anlamsal alanlara ait niteleyici ifadeler olduğu görülmüştür. İki ses arasındaki perde/frekans farkının fiziksel mesafe cinsinden ifadesi olan aralık kavramının bizzat kendisi metaforik bir kavramdır. Özellikle sesin hareketine yönelik terimlerin Türk Müziği nazariyatında makamların seyir özelliklerinin aktarımında kullanıldığı ve bunda kaynak-yol-hedef imge şemasının etkin olduğu dikkat çekmiştir.
Hrant Kenkilyan'ın ud taksimlerinin transkripsiyonu ve icrâ tavrının incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Türk ve Ermeni Müziği'nin en önemli ud icrâcılarından biri olan Ûdî Hrant Kenkilyan'ın ud tekniğine katkıları, kendine özgü tavrı, Kenkilyan'a ait on üç adet ud taksimi üzerine yapılan transkripsiyonlar ve analizlerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda öncelikle; Kenkilyan'ın bu çalışma ile ilk kez yayınlanacak olan fotoğrafları, hayatı ve taksimlerini içeren dokümanlar, TRT Arşiv ve Müzik Dairesi Arşivleri, Ara Dinkjian, Mevlüt Mutlu, Tevfik Bildik, Aydemir Tuncer ve Raffi Koçun'un özel arşivlerinden ve gazete kupürlerinden elde edilmiştir. Bu dökümanlar içerisinden, sanatçının Sahibinin Sesi firması için doldurduğu plaklardaki taksimlerden her makamdan birer tane olmak üzere kayıtları en temiz ve anlaşılır olan on iki adet taksimin yanı sıra, Hicaz makamında yaptığı bir taksiminde kullandığı farklı akort sisteminden dolayı, bu makamdan iki tane olmak üzere; sırasıyla Hicaz (AX1828), Ferahnâk (AX2928), Hüseynî (AX1944), Kürdîlihicazkâr (AX1944), Hicaz Çifte Kiriş (AX2068), Rast (AX2145), Sabâ (AX2145), Acemaşîrân (AX2270), Hüzzam (AX2270), Nihâvend (AX2201), Uşşâk (AX2201), Karcığar (AX2032) ve Şedd-i Arabân (AX2422) makamlarından toplam on üç taksim çalışmamızın örneklemini oluşturmuştur. İlk olarak ilgili taksimler, transkripsiyon yapılarak günümüz nota sisteminde FINALE nota yazım programında yazılmıştır. Taksimlerin notasında icrâcının kullandığı süsleme ve ifade unsurlarına yer verilmiştir. Aynı zamanda taksimlerin ait olduğu makamların tarifleri 17. 18. 19. 20. yy. mûsikî kaynaklarından alınarak yazılmıştır. Daha sonra taksimler; süsleme teknikleri, müzikal ifade unsurları, motif ve cümle yapıları, makam ve form kullanımı, ritmik ögeleri ve icrâcının sağ ve sol el kullanımı, başlıkları altında incelenerek, sanatçının tavrı, üslûbu ve müzikalitesini ortaya çıkaran hususlara dikkat çekilmiştir. Kenkilyan'ın ud tavrının en dikkat çekici özellikleri olarak; değerini kendisinden önceki notadan alan çarpma, Glissando, çiftleme, geniş vibrato ve vibratolu tremoloları sıklıkla kullanması, uzun süre duyurmak istediği bir sesi, çoğunlukla bir oktavı aşan uyumlu aralıklarla güçlendirerek duyurması, taksimlerini klasik beste formuna benzer bir şekilde oluşturması görülmektedir. Bununla beraber, taksimlerdeki makam kullanımı değerlendirildiğinde, Ermeni azınlığına mensup olan bir sanatçı olmasına rağmen, Türk makam müziği icrâ anlayışını benimsediğini ve 17. 18. 19. yy. edvar kitapları ile 20. yy. Tanbûrî Cemil Bey'in Rehber-i Mûsıkî kitabındaki makam tasviri ile örtüştüğünü görmekteyiz. Tüm bu tespitlerin sonucunda Ermeni ve Türk müziği ud icracıları içerisinde kendine özgü tavrı ve müzikal anlayışı ile alanında ekol sahibi olmayı hak eden özellikler taşıdığını söyleyebiliriz.
Kanun çalgısında usta icracıların peşrev formundaki eserlerin icrasında benimsedikleri yaklaşımlar
Osmanlı/Türk müziği içerisinde en eski ve en bilinen Saz Eseri formu arasında yer alan "Peşrev Formu" ulaşılabilen en eski Osmanlı/Türk müziği arşivlerinde yer alan kadim formlardan biridir. Bu denli uzun tarihi birikimi olan peşrev formunun; farklı dönemler içerisinde askerî müzik, oda müziği, açık hava müziği, konser ve dinleti gibi farklı alanlarda yer aldığı bilinmektedir. Araştırmada; Peşrev formunun yüzyıllar içerisinde hangi alanda ve ne şekilde kullanıldığı ile birlikte gösterdiği değişimler tespit edilmiş, kuramsal çerçevede gösterilmiştir. Farklı yüzyıllarda bestelenmiş peşrevlerin ne şekilde yaklaşım gösterilerek icrâ edilmesi gerektiği konusu ise Bekir Reha Sağbaş, Celaleddin Aksoy, Deniz Göktaş, Ruhi Ayangil, Tahir Aydoğdu gibi usta kanun icrâcılarıyla yapılan görüşmelerde dört farklı yüzyılda ve farklı alanda kullanılan peşrev örnekleri doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile tartışılmış, peşrev örnekleri usta icrâcılar tarafından seslendirilmiştir. Usta icrâcılar ile yapılan bu görüşmeler "Peşrev İcrasına Yönelik Gerekli Bilgi ve Donanımlar" ve "Usta İcrâcılar Tarafından Seslendirilen Peşrevlerde Ortaya Çıkan İcrâ Özellikleri" başlıkları ile sınırlandırılmış ve bu araştırmanın alt problemlerini oluşturmuştur. Araştırmayla ilgili konular literatür taraması ile incelenmiş kuramsal temeller çerçevesinde bir araya getirilmiştir. Görüşme sonrasında elde edilen veriler dikte edilmiş, içerik analizi yöntemine dayalı olarak tema başlıklar halinde bulgular kısmında gösterilmiştir. Yapılan bu çalışma sonucunda; her peşrevin aynı eda ile icrâ edilmemesi, sâzendenin peşrev icrâsı motivasyonunda estetik kaygının ön planda tutulması ve eserin dönemine uygun üslûpla icrâ edilmesi, icrâcının peşrevin bestecisi ve dönemin dokusu hakkında bilgi sahibi olması gerektiği sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu çalışma; usta icrâcılardan elde edilen bilgiler doğrultusunda, Peşrev icrâsında teorik ve pratik gereklilikleri, genel estetik kaygının hangi motivasyon ile sağlanması gerektiği konusunu icrâcıya sunmayı hedeflemiştir. Usta icrâcılar ile görüşmeler dahilinde hazırlanmış çalışma; kanun ve peşrev icrâsı bağlamında ilk kaynak olması bakımından önemli olmakla birlikte müzik ile ilgilenen kimseler için literatürde yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda sâzendelerin bu çalışma ile temel davranış kazanmada olumlu yönde etkileneceği ve kalıcı müzik anlayışının oluşumu sürecinde katkı sağlayacağına inanılmaktadır.
Güzel sanatlar ve spor liselerinin müzik bölümlerinde okutulmakta olan müziksel işitme okuma ve yazma derslerindeki Türk müziğine dayalı etkinliklere ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırma, güzel sanatlar ve spor liselerinin müzik bölümlerinde okutulan ve temel alan dersi durumundaki müziksel işitme okuma ve yazma derslerinde yapılmakta olan Türk müziğine dayalı etkinlikler ile bu etkinliklerin yapısını ve genel özelliklerini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır.Araştırma, durum tespitine yönelik betimsel bir çalışma olup, literatür taramasının ardından, anket formlarıyla elde edilen verilerin, frekans ve yüzde değerleriyle çözümlenerek yorumlanmasından oluşmaktadır.Araştırmanın birinci evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı itibariyle en az 4 yıllık hizmet geçmişine sahip 55 GSSL, ikinci evrenini, bu okullarda görev yapmakta olan MİOY dersi öğretmenleri ile son sınıf öğrencileri; birinci örneklemini 28 GSSL, ikinci örneklemini ise bu okullarda görev yapan MİOY dersi öğretmeni ile son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Araştırmanın sonucunda, MİOY derslerinde yapılan Türk müziğine dayalı etkinliklerin kuramsal bilgiler, müziksel işitme, okuma, yazma ve yaratma gibi dersin temel çalışma alanları arasındaki ilişkiler göz önünde bulundurulmaksızın yapıldığı; bu alanlardaki çalışmalara yeterince yer verilmediği; kullanılan basılı-görsel kaynaklar ile çalgılar ve ses sistemi bakımından okullar arası bir birlikteliğin olmadığı belirlenmiştir.Ulaşılan bu sonuçlar doğrultusunda, MİOY derslerindeki Türk müziğine dayalı etkinlikleri daha yeterli, etkili ve verimli kılmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.